SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Diş Hekimi Prof. Dr. Özkan: "GLP-1 türevli obezite ilaçları ağız kuruluğu ve diş kaybını artırıyor"
07 Eylül 2025 Pazar - 09:27 Diş Hekimi Prof. Dr. Özkan: "GLP-1 türevli obezite ilaçları ağız kuruluğu ve diş kaybını artırıyor" Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, son yıllarda hızlı kilo verme amacıyla dünya genelinde ve Türkiye’de yaygınlaşan GLP-1 reseptör agonisti içeren obezite ilaçlarının, zayıflama sürecine katkı sağlarken ağız ve diş sağlığı üzerinde ciddi yan etkiler oluşturabildiğini belirterek, "Bu ilaçların uzun vadeli kullanımı ağız kuruluğu, diş eti hastalıkları, çürük artışı ve çene kemiği erimesi gibi ciddi sonuçlar doğurabilir" dedi. Özkan, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ağız kuruluğunun gözardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, "GLP-1 türevli ilaçlar mide boşalmasını geciktirerek tokluk hissi sağlar. Ancak bu mekanizma, tükürük salgısını azaltarak ağız kuruluğu (kserostomi) gelişimine yol açabilir. Tükürük, ağız florasını dengeler, çürükleri önler ve diş etlerini korur. 2023-2024 tarihli bilimsel çalışmalarda, GLP-1 grubu ilaç kullanan bireylerin, yüzde 30-40’ında ağız kuruluğu görüldüğü, ağız kuruluğuna bağlı diş çürüklerinde yüzde 25 artış saptandığı, 2024 Journal of Dental Research verilerine göre ise bu oran bazı hastalarda yüzde 65’e kadar çıktığı rapor edilmiştir" diye konuştu. Özkan, sık atıştırma ve asitli gıdalara yönelimin diş minesini tehlikeye sokacağının altını çizerek şöyle devam etti: "GLP-1 kullanıcılarında sık görülen mide bulantısı, karbonhidratlı veya asitli gıdalarla sık sık atıştırmaya neden olabilir. Bu alışkanlıklar, ağız pH’ını düşürerek diş minesinin erimesine ve çürük riskinin artmasına yol açar. 2025 Diş Hekimliği Birliği Raporu’na göre, bu ilaçları kullananlarda ağız kuruluğuna bağlı çürük insidansı yüzde 30 oranında artmıştır. Diş eti hastalıkları ve periodontitis riski artıyor. Ağız kuruluğu, bakteriyel dengeyi bozarak diş etlerinde hassasiyete, kızarıklığa ve çekilmeye neden olur. Bu durum, zamanla periodontitis adı verilen ciddi diş eti enfeksiyonlarına ve ayrıca erken diş kaybına yol açabilir. GLP-1 türevli ilaçların uzun süreli kullanımında: diş eti hastalıklarında yüzde 35’e varan artış, dişlerin tutunduğu çene kemiğinde yoğun erime, tedavi gereksinimlerinin artması gözlemlenmiştir." Çene kemiğinin, dişlerin sağlam durmasını sağlayan temel yapı olduğunu anlatan Özkan, "Diş eti hastalığıyla birlikte çene kemiği yoğunluğu azaldığında, implant gibi ileri tedavi yöntemleri de riskli hale gelir. Çene kemiğinde meydana gelen erime, implant tedavisini zorlaştırır, iyileşme sürecini uzatır ve enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle erken önlem şarttır. Yaz aylarında ağız kuruluğu daha tehlikelidir. Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar ve terleme nedeniyle vücut sıvı kaybeder. Bu durum, zaten düşük olan tükürük salgısını daha da azaltır ve ağız kuruluğuna bağlı komplikasyonları artırır" dedi. Özkan, kilo verme sürecinde olan hastalara şu önemli tavsiyelerde bulundu: "Günlük su tüketimini artırın. Şekerli ve asitli gıdalardan uzak durun. Günde en az iki kez dişlerinizi fırçalayın ve diş ipi kullanın. Altı ayda bir diş hekimi kontrolüne gidin. Ağız kuruluğu hissediyorsanız mutlaka diş hekiminize danışın. Ağız sağlığı, genel sağlığın vazgeçilmez bir parçasıdır. Sağlıklı kilo vermek isteyen herkes, diş ve diş eti sağlığını ihmal etmemelidir. Tükürük bir savunma kalkanıdır; bozulursa dişleri, diş etini ve çene kemiğini tehlikeye atarsınız. Sonuç olarak kilo verme yolculuğunuzda ağız sağlığınızı kaybetmeyin. GLP-1 türevli ilaçlar, obezite tedavisinde önemli bir yer tutsa da, yan etkileri doğru yönetilmezse kalıcı diş ve çene sorunlarına yol açabilir. Kilo verme hedefi sağlıklı ağız ve çene yapısı ile desteklenmelidir."
Başkan Karaaslan ’sahte ilaç’ konusuna dikkat çekti
06 Eylül 2025 Cumartesi - 18:25 Başkan Karaaslan ’sahte ilaç’ konusuna dikkat çekti 21. Bölge Aydın Eczacı Odası’nda genel kurul heyecanı bugün gerçekleştirilen toplantı ile başlarken, Aydın Eczacı Odası Başkanı Sefa Karaaslan internet üzerinden yapılan sahte ilaç satışlarına dikkat çekti. Aydın Eczacı Odası 2025 Yılı Olağan Seçimli Genel Kurulu bugün gerçekleştirilen toplantı ile başladı. Mevcut başkan Sefa Karaaslan’ın aday gösterildiği genel kurulda, başkanlık seçimi ise 7 Eylül Pazar günü gerçekleştirilecek. Tek adaylı gidilen seçimler öncesinde gerçekleştirilen toplantıda konuşma yapan Başkan Karaaslan, internet üzerinden kontrolsüzce satışı yapılan ve ölümle sonuçlanabilen sonuçlara sebep olan sahte ilaç satışlarına dikkat çekti. Açılış konuşmasına İsrail’i lanetleyerek başlayan Karaaslan; "Dünya yine zor bir dönemden geçiyor. Gazze’de İsrail zulmü artarak devam ederken, yakın coğrafyamız da dahil olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinde savaşlar ve gerginlikler devam ediyor. Terör devleti İsraili lanetliyor, dünyanın bir an önce daha istikrarlı hale gelmesini diliyorum" dedi. "Maalesef ders alınmadan unutulup gidiyor" Eczanelerin güven merkezi ve eczacıların da bu güvenin simgesi olduğunun altını çizen Başkan Karaaslan; "Hep vurguladığımız bir konu var. Yıllardır eczane güven merkezidir diyoruz. Bugün okuduğum bir haberde berberinin önerdiği şampuanı alıp kullanan kişi gözlerini kaybetme riski yaşadığını söylüyor. Geçtiğimiz günlerde Van’da internetten sipariş ettiği kremi kullanan kişilerin ölümcül risk yaşadığı haberi basına yansıdı. Yıllardır yüzlece benzer olay yaşanıyor ve maalesef ders alınmadan unutulup gidiyor. Daha vahimi, geçtiğimiz günlerde basına yansıdığı kadarıyla 5 milyon kutu sahte ilaç ele geçirildi ve bunların çoğu kanser ilacı. 14 Mayıs Eczacılık Günü’nde yaptığımız basın açıklamasında Tarım Bakanlığı ruhsatlı vitamin ve minerallerin kontrolsüzce internetten satılıyor olmasının, ülkemizin giderek bir vitamin ve mineral içeren ürünler çöplüğüne dönmesinin risklerine dikkat çekmiştik. Olayın giderek daha tehlikeli boyutlara ulaştığını, umut arayan kanser hastalarının ve yakınlarının umutlarını hiçe sayan canilerin olduğunu gördük. Gıda güvenliği, ilaç güvenliği ülkenin güvenliği kadar önemli. Bu konıda kamu otoritesinin ve halkımızın üstüne düşen sorumluluklar var. Kamı otoritesinin etkin denetimler ve gerekli yasal düzenlemeleri yapması, caydırıcı tedbirler ve cezaların uygulanması yanında halkımızın bilinçli davranarak internet başta olmak üzere eczane dışından sağlığa ilişkin ürünler almamsı büyük önem taşıyor. Çünkü eczaneden aldığımız ürünler güvenlidir. Ülkemizde ilaç takip sistemiyle bütün ilaçların üretim aşamasından başlayarak, depoya, eczaneye ve hastaya hangi gün ve saatte teslim edildiği anlık ve geriye dönük olarak görülebilmektedir. Sahte bir ürürünün bu döngüye girmesi imkansıza yakındır. Aynı şekilde Tarım Bakanlığı ruhsatlı vitamin ve mineraller de Sağlık Bakanlığ tarafından ruhsatlandırılmalı, bu ürünler de karekodlu olarak piyasaya sunulmalı ve uygulanabilir bir takip sistemi aracılığıyla eczaneden ve eczacı danışmanlığında halkımıza sunulmalıdır. Çünkü eczaneler güven merkezidir ve eczacı bu güvenin simgesidir" şeklinde konuştu.
Klinik Psikolog Selin Zivane’den velilere uyarı
06 Eylül 2025 Cumartesi - 15:55 Klinik Psikolog Selin Zivane’den velilere uyarı Doruk Nilüfer Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Zivane, okulların açılmasıyla birlikte öğrenciler arasında sıkça karşılaşılan akran zorbalığına dikkat çekerek "Zorbalık fark edildiğinde sessiz kalmayalım. Çünkü bir çocuğun zorbalığa maruz kalması sadece onun değil, pek çok çocuğun hayatını olumsuz etkileyebilir" dedi. Yeni eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla beraber, çocukların akademik başarılarının yanı sıra sosyal ilişkileri de gündeme geliyor. Ancak uzmanlara göre okul ortamında çocukların sıklıkla karşılaştığı en ciddi problemlerden biri de akran zorbalığı. Klinik Psikolog Selin Zivane, bu konuda hem aileleri hem de öğretmenleri uyardı. Klinik Psikolog Selin Zivane açıklamasında, akran zorbalığının yalnızca fiziksel olmadığını vurgulayarak, "Zorbalık psikolojik, sözel ve siber yollarla da ortaya çıkabilir. Mağdur çocuklarda kaygı, özgüven eksikliği, akademik başarıda düşüş ve sosyal hayatta içe kapanma görülebilir. Zorbalığı yapan çocuklarda ise öfke kontrolü problemi, empati yoksunluğu ve duygusal ihmal dikkat çeker. Her iki taraf da aslında acil yardıma ihtiyaç duyar" şeklinde konuştu. "Sessiz Kalmayın" Zivane, ailelere ve öğretmenlere önemli tavsiyelerde de bulunarak, "Çocuklarınıza empati, iletişim ve sınır koyma becerilerini küçük yaşlardan itibaren kazandırın. Onları yargılamadan dinleyin, öğretmenler sınıfta böyle bir durumla karşılaştığında mutlaka rehberlik servisine bildirsin. En önemlisi de sessiz kalmayalım" dedi. Günümüzde giderek artan siber zorbalığa da dikkat çeken Zivane, "Çocuğunuzun sosyal medyada geçirdiği zamanı, kullandığı uygulamaları takip edin ve gelişim dönemine uygun olup olmadığını kontrol edin. Bu konuda bilinçli rehberlik çok önemli" şeklinde konuştu. Doruk Nilüfer Hastanesi Klinik Psikoloğu Selin Zivane açıklamasında son olarak akran zorbalığının sadece okul içinde değil, çocukların geleceğini de etkileyen çok yönlü bir sorun olduğunun altını çizdi. Zivane sözlerini, "Bir çocuğun yaşadığı zorbalık, arkadaş çevresinden aile ilişkilerine, akademik başarısından ruh sağlığına kadar geniş bir alanı etkiler. Bu nedenle ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun tüm bireylerinin duyarlı olması gerekir" diyerek tamamladı.
Okula dönüş sürecinde hata yapılmamalı
06 Eylül 2025 Cumartesi - 14:29 Okula dönüş sürecinde hata yapılmamalı Okul sezonu için ebeveynlerde hazırlık telaşı başlarken, çocuklarda heyecan ve stres dönemi de başladı. Klinik Psikoloğu Ayşe Topak, okul sezonunun başlamasıyla birlikte ebeveynlere büyük görevler düştüğünü belirterek, "Eylül ayı hem çocuklar hem de aileler için bir yeniden yapılanma dönemidir" dedi. Topak, bu süreçte çocuklarda heyecan, kaygı, uyum güçlüğü gibi tepkilerin görülebileceğini, ailelerin ise sabırlı ve destekleyici yaklaşımının çocuğun okul ve sosyal ilişkilerinin başarılı sonuçlar vermesi açısından büyük önem taşıdığını kaydetti. Anaokuluna başlayan çocukların ilk kez ebeveynden uzun süreli ayrıldığını hatırlatan Topak, bu süreçte ağlama nöbetleri, karın ağrısı gibi psikosomatik belirtiler görülebileceğine dikkat çekti. İlkokul döneminde ise çocukların "başarı" ve "aidiyet" kavramlarını ön plana aldığını belirten Topak, ’ya yapamazsam’ kaygısının sık görüldüğünü ifade ederek, ebeveynlere ise şu önerilerde bulundu: "Çocuğun çabasına odaklanın, sadece akademik başarıya değil öğrenme sürecine değer verin. Sınıf dışında da spor, sanat gibi sosyal etkinliklere yönlendirin. Akşam sohbet ve uyku rutinleri oluşturarak güven ortamı sağlayın". Ergenliğe geçişin ilk basamağı olan ortaokul döneminde çocukların akran ilişkilerine yoğunlaştığını dile getiren Topak, "Çocuğun arkadaşlarını tanıyın ama seçimlerine saygı gösterin. Baskıcı olmadan sınırlar koyun (ekran süresi, uyku düzeni). İlgi alanlarına değer vererek kabul gören bir ortam oluşturun" dedi. Lise çağında gençlerin akademik baskı, sınav kaygısı ve kimlik oluşumu sürecinde zorlandığını aktaran Topak, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu: "Yalnızca sınav başarısına değil, duygusal desteğe odaklanın. Bağımsızlaşma ihtiyacını tehdit değil gelişimsel gereklilik olarak görün. Gelecek planlarında yönlendirici değil, yol gösterici bir tavır takının. Öğüt veren değil, yanında duran bir pozisyon benimseyin". Topak, okulun ilk haftalarında uyku düzeni, sabah rutini ve çocuğun duygularını paylaşmasına fırsat vermenin önemine değinerek, "Uyum süreci birkaç hafta sürebilir. Ancak kaygı, sosyal iletişim güçlüğü veya uyum problemleri uzun sürerse bir uzmandan destek almak gerekir" dedi.
Uzmanından velilere önemli uyarı: "Okula gitmeden önce bu kontrolleri yaptırın"
06 Eylül 2025 Cumartesi - 12:31 Uzmanından velilere önemli uyarı: "Okula gitmeden önce bu kontrolleri yaptırın" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Buket Taneri, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde çocukların kapsamlı sağlık kontrolünden geçirilmesinin önemine dikkat çekti. Taneri, "Eğitim yılı başlamadan önce yapılacak kapsamlı sağlık taraması, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirir ve muhtemel sağlık sorunlarını erken dönemde tespit ederek okula uyum sürecini kolaylaştırır" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Buket Taneri, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde yapılacak rutin sağlık kontrolleri ve aşı takibi konusunda velilere uyarılarda bulundu. Taneri, bu kontrollerin hem okul başarısı hem de çocukların genel gelişimi açısından önem taşıdığını vurguladı. Çocukların akademik ve sosyal hayata sağlıklı bir şekilde uyum sağlayabilmesi için detaylı bir değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Buket Taneri, "Yeni eğitim-öğretim yılı öncesi çocuklarda yapılacak rutin sağlık kontrolleri, hem okul başarısı hem de çocukların genel gelişimi açısından büyük önem taşımaktadır. Çocukların akademik ve sosyal hayata sağlıklı olarak uyum sağlayabilmesi için bu dönemde detaylı bir değerlendirme yapılmalıdır. Düzenli sağlık kontrol muayeneleri muhtemel sağlık sorunlarının erken tespit edilmesini ve önleyici tedbirlerin zamanında alınmasını mümkün kılar. Çocuğun yaşına uygun gelişimi, boy-kilo persentilleri, görme-işitme taraması, kas-iskelet muayenesi, ağız-diş değerlendirmesi, dikkat-odaklanma, uyku düzeni, beslenme düzeni değerlendirmede önemli yer tutmaktadır. Rutin bakılan kan ve idrar tahlilleri, çocuklarda kansızlık, vitamin eksikliği, beslenme yetersizliklerini ortaya koyabilir. Öykü ve fizik muayeneye göre vitaminler, tiroit fonksiyonları, açlık glukozu ve lipid profili gibi testler tetkiklere eklenebilir. Enfeksiyon ya da organlarda olabilecek fonksiyon bozukluğunun erken teşhisi, sorunların ilerlemesini önleyerek çocuğun fiziksel ve zihinsel gelişimini destekler" diye konuştu. Eğitim yılı başlamadan önce kapsamlı bir sağlık taraması yapmanın önemine değinen Taneri, aşı takvimine dikkat edilmesi gerektiğini de söyledi: "Okul öncesi dönemde aşı takviminin gözden geçirilmesi ve eksik ya da gecikmiş dozların tamamlanması çok önemlidir. Aşılar, çocukların hem okul ortamında hem de sosyal yaşamda bulaşıcı hastalıklara karşı korunmasında en etkili yöntemdir. Aşı karnesindeki eksikler tamamlanarak, özellikle KKK (kızamık, kızamıkçık, kabakulak), suçiçeği ve menenjit gibi okul döneminde hızla yayılabilen hastalıklara karşı tam koruma sağlanmalıdır. Muayene ve tetkiklerle desteklenen eksiksiz bir aşı değerlendirmesi, çocuğunuzun yalnızca okula değil, sağlıklı bir yıla hazırlanmasında önem taşır. Sonuç olarak, eğitim yılı başlamadan önce yapılacak kapsamlı sağlık taraması, çocukların bağışıklık sistemini güçlendirmek ve mevcut ya da muhtemel sağlık sorunlarını erken dönemde tespit ederek okula uyum sürecini kolaylaştırmak açısından büyük değer taşır. Düzenli takip ve bilinçli yaklaşım, çocukların hem sağlıklı hem de başarılı bir yıl geçirmesinin temelini oluşturur."
Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Uzun süre tablet ve telefona bakmak akademik başarıyı çok düşürüyor"
06 Eylül 2025 Cumartesi - 11:53 Halk Sağlığı Genel Müdürü Demirkol: "Uzun süre tablet ve telefona bakmak akademik başarıyı çok düşürüyor" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, "Yemekte ve anne babalarla beraber olunan saatte telefonsuz birkaç saati akşam mutlaka öneriyoruz. Çünkü uzun süre tablet ve telefona bakmak akademik başarıyı çok düşürüyor" dedi. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, tatil dönemlerinde artan ekran kullanım sürelerinin akademik başarıyı etkilediğine ve psikolojik sorunlara neden olduğunu anlattı. Demirkol, uyumadan 2 saat önce dijital mecralardan uzaklaşmak gerektiğini aktardı. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nün en önemli konularından birinin dijital bağımlılık olduğuna değinen Demirkol, şu ifadelere yer verdi: "Bu konuda yoğun bir mücadele yürütmeye çalışıyoruz. Bu 3 aylık süre içerisinde çocuklarımızın ekran sürelerinde artış olduğunu hepimiz biliyoruz. Tablet ve telefonlar, bilgisayar oyunlarıyla fazlaca vakit geçirmiş olabilirler. Uzun dönemli ekran sürelerinin artması ve başta yaz tatili olmak üzere bu dönemlerde artan oyun bağımlılıkları tablet ve telefonda geçirilen sürelerin akademik başarı noktasında olumsuz etkileri var. Çocuklarımızın derste ve okulda konsantrasyonunu düşürüyor. Bu 3 ay yoğun ekran süreleriyle geçmiş olabilir fakat bundan sonrası için özellikle ailelerimize birkaç önerimiz var. Akademik derslerde öğrencilerimizin başarılı olması, derslere konsantre olması, yaz tatilinden çıktıktan sonra ödevler ve ders takipleri konusunda aksamalar olmaması için ebeveynler kontrolü hızlıca ele almalılar. Kademeli olarak tablet ve telefondan çocuklarımızı uzak tutmaları gerekiyor. Ekran sürelerini kademeli olarak azaltmalarını tavsiye ediyoruz." "Uzun süre tablet ve telefona bakmak akademik başarıyı çok düşürüyor" Özellikle yemek yerken ekrana bakmanın, video izlemenin, oyun oynamanın çocukların ne yediğini ve nasıl yediğini fark etmemesine sebep olduğunu belirten Demirkol, "Her yemekte özellikle tablet ve telefon konusunda anne babaların biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Önümüzdeki hafta halk sağlığı haftamız. Bir günümüzü ‘Dijital dünyanı yönet’ sloganıyla çocuklarımızın ekrandan uzak kalabilmesi noktasında bir farkındalık oluşturmaya çalıştık. Ayrıca, anne babalar her akşam işten geldiklerinde ne kadar yorgun olurlarsa olsun çocuklarıyla bir istişare ya da sohbet saati oluşturmalı. Dijitalsiz bir dönem tabii ki düşünülemez fakat anne babaların kendileri de telefonlarını çocuklarına derken bırakmaları gerekiyor. Beraber sohbet edip beraber akşam yemeği yiyip gerekirse akşam belirli bir saatte yürüyüş yapmaları, hareket etmeleri, birlikte faaliyetlerde bulunmaları çok önemli. Sohbet yapacağımız, onların dünyalarına değineceğimiz faaliyetleri öneriyoruz. Yemekte ve anne babalarla beraber olunan saatte telefonsuz birkaç saati akşam mutlaka öneriyoruz. Çünkü uzun süre tablet ve telefona bakmak akademik başarıyı çok düşürüyor" diye konuştu. "Uzun ekran süreleri hiperaktivite başta olmak üzere birçok psikososyal probleme zemin hazırlıyor" Kısa videolarda sürekli kaydırmanın çocuklarda odaklanma problemleri oluşturduğuna değinen Demirkol, "Hiperaktivite başta olmak üzere birçok psikososyal probleme zemin hazırlıyor. Başta aile hekimliklerimiz olmak üzere ve en önemlisi Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde bu yavrularımız için mutlaka destek almalarını öneriyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde hem sosyal çalışmacımız hem çocuk gelişimcimiz var. Burada ücretsiz verilen hizmetlerde başta kreş, anaokulu, ilkokul olmak üzere ortaokul ve lisedeki tüm evlatlarımıza bu branşlarda hem akademik derslerine katkı sağlayıcı hem problemleri varsa onların o dünyalarına aileyle birlikte girerek birlikte olmaları, çocuğun kendini yalnız hissetmemesi, sosyal medyada doğal ortamda bulamadığı ve eksikliğini hissettiği şeyler yüzünden boğulma olmasını engelleyici profesyonel destek sağlıyoruz. Bu konuda çocuğunuzda bir anormallik hissediyorsanız belki ailenin hep beraber bir terapi ve danışmanlık hizmetiyle fayda göreceklerine inanıyorlarsa mutlaka Sağlıklı Hayat Merkezlerimizdeki bu ücretsiz danışmanlık hizmetine başvurmalarını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Uykudan 2 saat önce ekrana bakmayı kesin" Uzun süre ekrana bakmanın başta göz sağlığı olmak üzere obeziteden göz bozukluklarına, odaklanma probleminden hiperaktiviteye, ders başarısından düşmeye, sosyal başarının azalmasına kadar birçok olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Demirkol, "Uyku kalitesini bozuyor. Yatmadan 2 saat önce yemeyi içmeyi kesin diyorsak artık yeni dijital ortamın bu kadar yaygın olduğu dönemde de 2 saat önce ekrana bakmayı da kesin diyoruz. Uzun süreli ekran kullanımları çok büyük problemlere sebep oluyor. Ekrandan uzak kaldıkları akademik ve sosyal çevreyle akademik başarıyla güzelleştikleri bir dünya olsun" dedi.