SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Uzmanı uyardı: Okula kahvaltısız giden çocuklar derslere odaklanamıyor
06 Eylül 2025 Cumartesi - 09:38 Uzmanı uyardı: Okula kahvaltısız giden çocuklar derslere odaklanamıyor Kahvaltı yapmadan okula giden çocuklarda odaklanma ve ders başarısının olumsuz etkilendiğini belirten uzmanlar, büyüme ve gelişme çağındaki çocukların güne mutlaka kahvaltıyla başlaması gerektiği konusunda uyarıyor. Uzmanlar, kahvaltı yapmadan okula giden çocukların derse odaklanmakta zorlandığını, zihinsel performanslarının düştüğünü ve davranış problemleri yaşayabildiklerini belirtiyor. Kahvaltının büyüme ve gelişme çağındaki çocuklar için günün en önemli öğünlerinden biri olduğuna dikkat çeken uzmanlar, sağlıklı besinlerle güne başlamanın okul başarısında kritik rol oynadığını vurguluyor. Büyüme, gelişme çağındaki çocuklar için kahvaltının en önemli öğünlerden bir tanesi olduğunu söyleyen Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Kahvaltı, yeteri kadar protein, kompleks karbonhidrat, vitamin, mineral ve lif almanın en kolay yolu. Kahvaltısız okula giden çocuklarda hem büyüme, gelişme hem kemik sağlığında problemler, daha da ileri seviyelerde obeziteye bile yol açabiliyor. Çünkü kahvaltı yapmadan okula giden çocuklar uzun süre açlıktan sonra daha sağlıksız yiyeceklere eğilim gösterdikleri görülüyor. Kahvaltıda peynir, süt, yoğurt tüketmek D vitamini ve kalsiyum almanın kolay yolu. Yine D vitamini kaynaklarından yumurta olması, sebzeler ve meyveler lif sağladığı için çok önemli. Kompleks karbonhidratlar yani tam buğday, tam çavdar, yulaf gibi kompleks tahılların tüketilmesi, kan şekerini ani yükseltmeyeceği için, ani enerji vermeyeceği için de ani enerji düşüğüne sebep olmayacaktır. Gün boyu enerjilerini kontrol etmeleri için kahvaltı öğününü yapmalarını öneriyoruz. Kahvaltı yapmayan çocuklarda derse odaklanma, okulda uyum problemleri, davranış problemleri görülebiliyor. Zihinsel performansın artması için de en önemli öğünlerden bir tanesi kahvaltı" dedi. "Kahvaltı yapan çocukların zihinsel performansları artıyor" Kahvaltı alışkanlığının aileden geldiğini belirten Beyza Vural Öten, "Ailelerde sabahları zaman en büyük problemlerden bir tanesi, her zaman uzun bir kahvaltı sofrası hazırlamak zorunda değiliz. Bazen böyle kompleks karbonhidratların yani tahıllı ekmeklerin içine beyaz peynirli sandviçler, meyveli sütlü içecekle, kekler yapılabilir. Bir gece öncesinden hazırlanabilir. Bir 10-15 dakikalık zaman bile çocuklar için yeterli kahvaltıyı hazırlamaya yeterli olabilir. Kahvaltı yapan çocukların zihinsel performansları artıyor. Derslere olan uyum, odaklanma artmış oluyor" şeklinde konuştu. "Çocukların beslenmesinde, kahvaltısında mutlaka bir yumurta olmalı" Her gün bir tane yumurta tüketilmesi gerektiğini ifade eden Öten, "Yumurtanın içerisinde D vitamini var. Çok güzel protein kaynağı. Anne sütünden sonraki en değerli protein kaynaklarından bir tanesi. Demir içeriyor, B12 içeriyor. O yüzden çocukların beslenmesinde, kahvaltısında mutlaka bir yumurta olmalı. Peynir, kalsiyum seçeneği olarak en iyi seçeneklerden bir tanesi. Kemik gelişimi için kalsiyum çok önemli. Süt dışı kalsiyum kaynakları da var. Koyu yeşil yapraklı sebzeler, biberler, tahin çok önemli. Sağlıklı yağlar, E vitamini içeriyor. Ceviz, fındık, badem, avokado seviyorsa çocuk bunlar kahvaltısında sunulabilir. Meyveler, sebzeler, lif içerdiği için bağırsak hareketlerini artırıyor, tokluk veriyor. Bu mutlaka kahvaltıda olmalı. Kompleks karbonhidratlar, tam buğday ekmekleri, çavdar ekmekleri, bazen grissini, galetalar konulabilir. Ekmekler kızartılabilir, üzerine sevdiği bir bal, sevdiği bir marmelat sürülebilir. Tek başına yeterli olmaz ama proteinle birlikte desteklenebilir" diye konuştu.
Veliler dikkat: Çocuğunuzu kahvaltısız okula göndermeyin
05 Eylül 2025 Cuma - 18:20 Veliler dikkat: Çocuğunuzu kahvaltısız okula göndermeyin Okul çağındaki çocukların hem fiziksel hem de zihinsel gelişimlerini destekleyecek sağlıklı beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Tuğba Demircan, "Çocukların kahvaltı yapmadan okula gitmesi, gün içinde dikkat dağınıklığına ve öğrenme güçlüğüne yol açabilir" dedi. Okul dönemiyle birlikte çocukların beslenme düzeni de büyük önem kazanıyor. Özel Adatıp Hastanesi Diyetisyeni Tuğba Demircan, sağlıklı beslenmenin çocukların okul başarısını ve genel sağlık durumunu doğrudan etkilediğini vurguladı. Çocukların kahvaltı yapmadan okula gitmesinin, gün içinde dikkat dağınıklığına ve öğrenme güçlüğüne yol açabileceğine dikkat çeken Dyt. Demircan, "Güne mutlaka dengeli bir kahvaltıyla başlanmalı. Kahvaltıda tam tahıllı ekmek, yumurta, peynir, süt veya yoğurt, taze sebze ve meyveler yer almalı. Şekerli ve paketli gıdalar yerine doğal ve besleyici alternatifler tercih edilmeli" dedi. Ara öğünlerin de önemine değinen Dyt. Demircan, "Okul çantasında sağlıklı atıştırmalıklar bulundurmak, çocukların hem enerjisini yüksek tutar hem de abur cubura yönelmelerini engeller. Kuruyemiş, taze meyve, tam tahıllı sandviçler iyi seçeneklerdir" diye konuştu Beslenmenin çocukların bağışıklık sisteminde de belirleyici olduğunu vurgulayan Dyt. Tuğba Demircan, "Yeterli protein, vitamin ve mineral alımı hastalıklara karşı koruma sağlar. Düzenli su içmek, gazlı ve şekerli içeceklerden uzak durmak da sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazıdır" şeklinde konuştu. Velilere seslenen Dyt. Demircan, "Çocuklara sağlıklı beslenme alışkanlıklarını kazandırmak, yaşam boyu sürecek bir yatırım demektir. Ebeveynler bu konuda örnek olmalı ve çocuklarının beslenme düzenini yakından takip etmelidir" ifadelerini kullandı.
MUSKİ, Bozburun içme suyu projesinde 2. etap çalışmalarına başladı
05 Eylül 2025 Cuma - 17:26 MUSKİ, Bozburun içme suyu projesinde 2. etap çalışmalarına başladı Bozburun Yarımdası İçme Suyu Projesi 1. Etap çalışmaları kapsamında Marmaris’in 6 mahallesine kesintisiz su sağlayan MUSKİ Genel Müdürlüğü 73 Milyon 338 Bin TL maliyetle 2. etap çalışmalarını başlattı. Proje kapsamında Orhaniye ve Osmaniye Mahallelerine Atatürk Barajı’ndan 19 bin metre içme suyu hattı yapılarak su sorunu kalıcı olarak çözülecek. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın öncülüğünde içme suyu yatırımları hız kesmeden devam ediyor. MUSKİ Genel Müdürlüğü’nün dev projeleriyle Muğla’nın dört bir yanında vatandaşlara sağlıklı ve kesintisiz içme suyuna ulaşıyor. 2. Etapta Orhaniye ve Osmaniye’de kesintisiz suya kavuşuyor Bu kapsamda turizmin önemli noktalarından biri olan ve bu nedenle yoğun su tüketimine bağlı olarak özellikle yaz aylarında su sıkıntıları yaşanan Bozburun Yarımadası’nda çalışmalar sürüyor. Öncelikle ilk etap kapsamında yıllardır su sıkıntısı yaşayan Turunç, Bozburun, Selimiye, Söğüt, Taşlıca ve Bayır mahalleleri Atatürk Barajı’ndan gelen içme suyuna kavuşmuştu. Bu yatırım, bölge halkının yıllardır süren su hasretine son vererek büyük bir memnuniyete sebep oldu. Şimdi ise gözler 2. etaba çevrildi. Bu etap kapsamında Osmaniye ve Orhaniye mahallelerine Atatürk Barajı’ndan su ulaştırılacak. Sahada çalışmaları başladı Toplam 19 bin metre uzunluğunda isale hattı ve sanat yapıları imalatlarını içeren proje tamamlandığında, Osmaniye ve Orhaniye’nin de sağlıklı ve sürdürülebilir içme suyuna kavuşması sağlanacak. 73 Milyon 338 Bin TL’ye maliyeti bulunan projenin yapımı için saha çalışmaları kapsamında isale hattı güzergâhında yer alan maslak noktalarının kazı çalışmaları başlatıldı. Bölgede uzun yıllardır süregelen içme suyu sorununun tamamen ortadan kalkacağı bu yatırımın ile 2 mahallenin gelecek nüfus projeksiyonu da su sorunu yaşamayacak. Başkan Aras, "Gelecek nesillerin de sağlıklı ve kesintisiz suya ulaşması için çalışıyoruz" Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, çalışmalarının temelini günü kurtaran projelerin değil gelecek nesillere de hizmet edebilecek çalışmaların oluşturduğunu söyledi. Aras, "Göreve geldiğimiz günden bu yana en büyük önceliğimiz halkımıza temiz, sağlıklı ve kesintisiz içme suyu ulaştırmak oldu. Bu amaçla başlattığımız Atatürk Barajı İlave İçme Suyu Temini Projesi’nin 1. etabında Turunç, Bozburun, Selimiye, Söğüt, Taşlıca ve Bayır mahallelerimize suyu ulaştırdık. Hemşehrilerimizin yaşadığı sevinç bizler için büyük bir gurur kaynağı oldu. Şimdi ise 2. etap çalışmalarını başlattık. Osmaniye ve Orhaniye mahallelerimiz de kısa süre içinde Atatürk Barajı’ndan gelen suya kavuşacak. Toplam 19 kilometrelik isale hattı ve sanat yapılarıyla bölgenin içme suyu sorunu kalıcı bir şekilde çözüme kavuşacak. Biz günü kurtaran değil, geleceği planlayan yatırımlar yapıyoruz. Bu projeler sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de sağlıklı suya ulaşmasını güvence altına alıyor. Emeği geçen MUSKİ Genel Müdürlüğü çalışanlarına ve destek veren tüm hemşehrilerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu.
Böbrek sağlığını korumak için bilgilendirdiler
05 Eylül 2025 Cuma - 17:11 Böbrek sağlığını korumak için bilgilendirdiler Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü, 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’nde vatandaşlara böbrek sağlığı konusunda önemli bilgiler verdi. "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?" konulu konferansta böbrek sağlığını korumak için önemli notlar aktarıldı. Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen konferansta vatandaşlar, "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?" sorusuna uzman hekimlerden yanıt buldu. 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü münasebetiyle Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) düzenlenen konferansta, erken teşhisin önemine vurgu yapıldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Mustafa Özer ile İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir’in katıldığı programın Moderatörlüğünü Prof. Dr. Hamad Dheir yaptı. Dr. Öğretim Üyesi Mahmud İslam ise konuşmacı olarak yer aldı. Program öncesinde hemşireler, katılımcıların tansiyon ve kan ölçümlerini gerçekleştirdi. Alanında uzman isimler konferansta böbrek sağlığını korumak, takip etmek ve iyileştirmek için yapmaları gerekenleri öğrendi. "Erken farkındalık çok önemli" Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren İl Sağlık Müdürü Doç Dr. Kayhan Özdemir, "Erken farkındalık çok kıymetli. Hem vatandaşlarımıza hem siz kıymetli hastalarımıza birçok noktada bilgilendirme yapmak istiyoruz. Aslında size çok küçük gelen ağrının veya bir baş dönmesinin belki de daha ciddi bir şey olabileceğini buralarda sizlere anlatmaya çalışıyoruz. Bu eğitimler önemli katkılar sunuyor gerçekten. Küçük bir bulgu ile birlikte belki ileri derecedeki kanseri erken yakalama şansına sahip oluyoruz. Bu tür eğitimler bunun için çok kıymetlidir" dedi. "Kanserleşme riski olan kistler var" Konferansta böbrek kistleri hakkında bilgi veren Dr. Mahmud İslam ise, "Böbrek kistleri olan her hastamız hep endişe ile geliyorlar bize kistler kanserleşir mi diye. Basit kistlerde biz bir şey beklemiyoruz öyle kalır çoğu zaman. Kanserleşme riski olan kistlerde var. Onları da değerlendirip tedaviye alıyoruz. Tedavi edilmesi gerektiğinde boşaltılma yapılabilir. Cerrahi işlemlerle de alınabiliyorlar. Eğer total böbrek hacmi çok büyükse, idrarda kan çok sık oluyorsa bunlar iyiye işaret değildir" diye konuştu. "Bu ağrılar bazen taş ağrısı da olabilir" Dr. Mahmud İslam konuşmasını, "Nasıl takip edelim sorusu çok geliyor. Biz genelde ağrıyı kontrol etmek istiyoruz. Bazen ilaçlarla kist hacmini azaltan ilaçla birlikte ağrıyı dindirdiğimiz tek tük hastalarımız da var. Ağrı çok önemli gerçekten birçok hastamız mağdur oluyor. Bu ağrılar bazen taş ağrısı da olabilir. Bunu hastalarımızın ve hasta yakınlarımızın bilmelerinde fayda vardır. Bazı antibiyotikleri özellikle seçiyoruz ki iyi müdahale edebilsin. Onun haricinde böbrek destek tedavileri veriyoruz. Böbrek için kullanabileceğimiz ilaç var. Bu bir maraton en az 5-10 yıl kullanacağımız ilacımız var ve uygun hastalara veriyoruz. Bu ilaç SGK tarafından ödeniyor" sözleri ile sonlandırdı.
SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr.  BayTunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, Sağlık Turizmi ve Ekonomik ortaklıkta yeni ufukları değerlendirdi
05 Eylül 2025 Cuma - 16:36 SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. BayTunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, Sağlık Turizmi ve Ekonomik ortaklıkta yeni ufukları değerlendirdi "SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier, sağlık turizmi ve ekonomik ortaklıkta yeni ufukları değerlendirdi. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ile Ankara’da bir araya geldi. Görüşmede, Türkiye ve Tunus arasında sağlık diplomasisi, kaplıca & wellness turizmi ve ekonomik iş birliği konularında yeni fırsatlar değerlendirildi. Görüşmede ele alınan konular Sağlık Turizmi İş Birliği: Sınır ötesi hasta hizmetleri ve ortak medikal projelerde iş birliğinin güçlendirilmesi. Kaplıca ve Termal Turizm: Tunus’un zengin termal kaynaklarının ve kaplıca merkezlerinin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki deneyimiyle birlikte tanıtılması ve geliştirilmesi. Eğitim ve Kapasite Geliştirme: Tunuslu sağlık profesyonellerine yönelik Türkiye’de düzenlenecek sertifikalı eğitim programları ve uluslararası kongrelere katılım imkânları. Kültürel Diplomasi: Tunus heyetinin, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek "2025 1. Uluslararası Kongre: Sağlık Turizmi Köprüleri - Sağlık Diplomasisi ve Türkiye’de İnovasyon" etkinliğine daveti. Yatırım ve Teknoloji Transferi: Sağlık altyapısının geliştirilmesi amacıyla medikal teknoloji, inovasyon ve ortak yatırım projeleri üzerine değerlendirmeler. Prof. Dr. Aysun Bay, "Tunus’un doğal kaplıca ve wellness kaynaklarının, Türkiye’nin sağlık vizyonu ile bütünleşmesi, bölgesel iş birliğine değer katacak ve yeni ufuklar açacaktır" dedi. Tunus Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ahmed Ben Sghaier ise, "Tunus ve Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarını sağlık, turizm ve ticaret alanlarında daha da ileri taşımaktan mutluluk duyuyoruz. Yakın gelecekte ortak projeler geliştirmeyi arzuluyoruz" diye konuştu.
Okullar açılırken ebeveynlere 10 altın öneri
05 Eylül 2025 Cuma - 14:38 Okullar açılırken ebeveynlere 10 altın öneri Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek, okul dönemi boyunca ebeveynlerin anlayışlı ve destekleyici tutumunun çocukların kaygılarını azalttığını, motivasyonlarını artırdığını söyledi. Öğrenciler için yeni eğitim öğretim yılı başlıyor. Okul dönemi boyunca ebeveynlerin anlayışlı ve destekleyici tutumu, çocukların kaygılarını azaltıyor ve motivasyonlarını artırıyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Fulda Karaçiçek de bilgi vererek uyku düzeninden kahvaltıya, ders çalışma alışkanlıklarından sosyal uyuma kadar atılan olumlu adımların, çocuğun akademik ve duygusal olarak sağlıklı bir şekilde gelişmesini sağlayacağını kaydetti. Psikolog Karaçiçek, bu süreçte çocukların en büyük motivasyon kaynağının aileleri olduğunu hatırlatarak şu 10 öneriyi sıraladı: "1. Uyku düzenini sağlayın Okul başarısı için en önemli etkenlerden biri düzenli uykudur. Tatilde geç saatlerde yatmaya alışan çocukların okul başlamadan birkaç gün önce uyku saatlerini kademeli olarak erkene çekmeleri gerekir. Bu, sabahları daha dinç kalkmalarını, derslere daha kolay odaklanmalarını sağlar. 2. Kahvaltıyı ihmal etmeyin Okula giden çocuklar için güne sağlıklı bir kahvaltıyla başlamak çok önemlidir. Aç karnına okula giden çocuklarda dikkat dağınıklığı, halsizlik ve öğrenme güçlüğü daha sık görülür. Protein, süt ürünleri, tam tahıllar ve taze meyvelerden oluşan dengeli bir kahvaltı hem zihinsel hem de fiziksel enerji sağlar. 3. Okul hazırlıklarını birlikte yapın Okul çantası, defterler ve kırtasiye alışverişi çocuklar için heyecan verici bir süreçtir. Bu hazırlıkları çocuğunuzla birlikte yapmak, onun kendini sürecin bir parçası gibi hissetmesini sağlar. Kendi defterini, kalemini ya da çantasını seçmesine izin vermek, motivasyonunu artırırken sorumluluk duygusunu da geliştirir. 4. Çocuğunuzun kaygılarını dinleyin Okul başlangıcı bazı çocuklarda kaygı ve huzursuzluk oluşturabilir. Onları hemen yargılamak ya da ’abartıyorsun’ demek yerine sabırla dinlemek gerekir. Çocuğun duygularını ifade etmesine fırsat tanımak, kendini güvende hissetmesini sağlar ve okula daha kolay uyum sağlamasına yardımcı olur. 5. Sosyal uyuma öncelik verin Okulun ilk günlerinde derslerden çok arkadaş ilişkilerine ve sosyal uyuma önem vermek çocuğun adaptasyonunu kolaylaştırır. Yeni sınıf, öğretmen ve arkadaş ortamı çocuklarda heyecan ve bazen kaygı oluşturabilir. Ebeveynler, çocuğun bu süreçte arkadaşlıklarını güçlendirmesi ve sınıf ortamına alışması için destek olurken; oyun ve sohbetlerle de sosyal becerilerini pekiştirmesini teşvik etmelidir. 6. Evde ders çalışma saatlerini belirleyin Çocuğunuzun okul performansını artırmak için evde düzenli ders çalışma saatleri oluşturmak önemlidir. Günün belirli saatlerinde ders çalışmak hem zaman yönetimi becerilerini geliştirir hem de okul stresini azaltır. Ebeveynler, bu saatlerde çocuğun dikkatinin dağılmamasını sağlayacak ortamı hazırlamalı ve gerektiğinde destek olmalıdır. 7. Onu başkalarıyla kıyaslamayın Her çocuğun gelişim hızı ve yetenekleri farklıdır. Başkalarıyla kıyaslanmak, çocukta özgüven kaybına ve motivasyon düşüklüğüne yol açabilir. Aileler, çocuğun başarılarını kendi gelişimi üzerinden değerlendirmeli ve onu desteklemelidir. ’Daha iyi olmalısın’ yerine ’çabaların çok değerli’ gibi ifadeler kullanmak, çocuğun öğrenmeye ve denemeye olan ilgisini artırır. 8. Ekran süresini sınırlayın Çocuklar yaz tatilinde genellikle ekran başında daha fazla zaman geçirir. Okul döneminde ekran süresinin kontrol altına alınması, derslere ve sosyal aktivitelere odaklanmalarını kolaylaştırır. Ebeveynler, televizyon, tablet ve telefon kullanımını sınırlayarak, bunun yerine birlikte yapılabilecek oyunlar, kitap okuma veya açık hava etkinlikleri gibi aktiviteler önermelidir. Bu yaklaşım, sağlıklı bir rutin oluştururken aile içi iletişimi de güçlendirir. 9. Çabanın değerini vurgulayın Çocuklar yalnızca başarıyla değil, gösterdikleri çabayla da takdir edilmeye ihtiyaç duyar. Sadece notlara veya sonuçlara odaklanmak, onları baskı altında hissettirebilir. Ebeveynler, çocuğun emeklerini ve süreçteki ilerlemesini övmeli, küçük başarıları bile takdir etmelidir. ’Denemek ve gayret etmek önemli’ mesajı vermek, çocuğun motivasyonunu artırır ve öğrenme sürecini keyifli hale getirir. 10. Öğretmenlerle iletişimde kalın Çocuğunuzun okul hayatını yakından takip etmek için öğretmenlerle düzenli iletişim kurmak önemlidir. Öğretmenler, çocuğun akademik durumu, sosyal ilişkileri ve sınıf içi davranışları hakkında değerli bilgiler verecektir. Anne-babalar, bu bilgileri dikkate alarak evde destekleyici adımlar atabilir ve oluşacak sorunları erken fark ederek çözüm üretebilir. Böylece çocuk hem evde hem okulda güvenli ve destekleyici bir ortam bulmuş olur."