Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Servis minibüsü kaldırıma çarparak durağı yere serdi!
ABD basını: "Trump, İran’ın son teklifini beğenmedi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da film galasına katıldı
Irak’ta yeni Başbakan adayı Ali el-Zeydi oldu
Rubio: 'İran’a olağanüstü bir baskı uygulanıyor, bu baskı daha da artırılabilir'
Macron, İranlı yetkililerle Hürmüz Boğazı’nı görüşecek
Bakan Gürlek: "27 Nisan E-muhtırası, hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi"
SAĞLIK
Erzincan’da kene sezonu açıldı
28 Nisan 2026 Salı - 08:57:31
Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."
28 Nisan 2026 Salı - 08:41
Hindistan’dan Erzincan’a sağlık yolculuğu
Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık turizmi kapsamında Hindistan’dan gelen bir hastayı tedavi etti. Hindistan’da tıp eğitimi gören Abhishek Jatwal, estetik operasyon için Erzincan’ı tercih ederek hastaneye başvurdu. Sağlık turizmi sertifikasına sahip hastanede, hastanın sosyal medya üzerinden ulaştığı KBB Uzmanı İsmail Salcan ile yapılan görüşmelerin ardından tedavi süreci planlandı. Burun bölgesindeki fonksiyonel sorunlar ve göz kapaklarındaki şikayetler nedeniyle ameliyata alınan hastaya, Salcan ve ekibi tarafından burun ve göz kapağı operasyonları gerçekleştirildi. Hastanın bir haftalık klinik takip sürecinin ardından taburcu edildiği bildirildi. Başhekim Ufuk Kuyrukluyıldız, hastanenin sağlık turizmi vizyonu doğrultusunda uluslararası hasta kabulüne devam ettiğini belirterek, "Amacımız sahip olduğumuz tıbbi donanım ve personel tecrübesini uluslararası alanda da hizmete sunmaktır." dedi. Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Salcan ise hastanın sosyal medya aracılığıyla kendilerine ulaştığını ifade ederek, yapılan değerlendirmeler sonucunda cerrahi müdahale kararı alındığını kaydetti. Tedavi sürecinden memnun kaldığını belirten Jatwal da, doktorun daha önce gerçekleştirdiği operasyonları inceleyerek Erzincan’a gelme kararı aldığını dile getirdi.
28 Nisan 2026 Salı - 08:34
Sağlıklı Hayat Merkezi hizmetleri hemşirelik öğrencilerine tanıtıldı
Bayburt’ta Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencilerine yönelik tanıtım etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, merkezde sunulan koruyucu sağlık hizmetleri ile vaka koordinasyon süreçleri geleceğin sağlık profesyonellerine anlatıldı. Sağlıklı Hayat Merkezi personelleri, hemşirelik bölümü öğrencileriyle bir araya gelerek merkez bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Programda, vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlık danışmanlığı hizmetleri, koruyucu sağlık uygulamaları ve bireylerin ihtiyaçlarına göre yürütülen yönlendirme süreçleri ele alındı. Tanıtımda, Sağlıklı Hayat Merkezinde diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, çocuk gelişimci, sosyal çalışmacı, sigara bırakma polikliniği, koruyucu ağız ve diş sağlığı polikliniği ile gebe okulu gibi birimlerin hizmet verdiği aktarıldı. Etkinlikte öğrenciler, merkezde yürütülen hizmetlerin saha uygulamaları ve vatandaşlara sağlanan danışmanlık süreçleri hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:11
Hakkarili annenin yürek burkan bekleyişi: 8 yıldır kızı için kalp bekliyor
Hakkari’den Ankara’ya uzanan yaşam mücadelesinde bir anne, kalp nakli bekleyen kızını hayatta tutmak için 8 yıldır hastanede umutla bekliyor. Geçitli köyünde tedavi için yıllar önce Ankara’ya giden Ferah Demir, kalp yetmezliği nedeniyle iki çocuğunu kaybettikten sonra hayatta kalan kızı Avşin Demir’i yaşatabilmek için 8 yıldır hastanede mücadele veriyor. Yaklaşık 8 yıldır Ankara’daki bir hastanede kalp destek cihazına bağlı olarak yaşamını sürdüren 20 yaşındaki Avşin Demir’in başından bir an olsun ayrılmayan anne Ferah Demir, "Bu hastalık nedeniyle 27 yaşındaki kızımı ve 21 yaşındaki oğlumu kaybettim. Şimdi Avşin’i kaybetmek istemiyorum" dedi. Kızının yaşamını sürdürebilmesi için kalp destek cihazına bağlı olduğunu ifade eden Demir, "Kızım kalbini adeta elinde taşıyor. Bu cihazla hayatta kalmaya çalışıyor. 8 yıldır hastanedeyiz. Durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor" diye konuştu. Kalp nakli bekleyen genç kızın yaşam mücadelesi sürerken, anne Ferah Demir’in umut dolu bekleyişi de devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:10
Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"
3
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
4
27 Nisan 2026 Pazartesi- 09:56
Yenidoğan Cerrahisi Kursu Adana’da gerçekleştirildi
5
27 Nisan 2026 Pazartesi- 13:43
Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun"
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:44
Uzmanı açıkladı: "Prostat büyümesinde tedaviden korkmayın"
İdrar kesesinin altına yerleşmiş kestane büyüklüğünde erkek salgı bezi olan prostatın 40-50 yaş sonrası erkeklerde, bazı sorunlara neden olabildiğini ifade eden Medicana Sağlık Grubu Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökçe, prostat büyümesinin tedavi edilebildiğini söyledi. Prostatın büyümesiyle zayıf idrar yapma, gece idrara kalkma, sık idrara çıkma, idrarı kesik kesik yapma, idrar yapmada bekleme, idrarı tam boşaltamama gibi sorunlar meydana geldiğini kaydeden Medicana Sivas Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Gökhan Gökçe, "İdrar çok zayıfsa, hastanın şikayetleri çoksa, hastaya sonda konmuşsa, idrar kesesi tam boşaltılamıyorsa, ilaçlara rağmen düzelmiyorsa ameliyat yapılması gerekebilir. Prostat ameliyatında amaç, sonradan büyüyen adenom denilen dokunun çıkarılmasıdır" dedi. Çeşitli yöntemlerle tedavi yapılıyor Prostat büyümesinde çeşitli yöntemlerle tedaviler yapıldığını ifade eden Prof. Dr. Gökhan Gökçe, "TUR ameliyatı bu durumlarda uygulanır. Bu yöntemde hastaya genel veya spinal anestezi verildikten sonra prostat dokusunun idrar yolundan rezektoskop denilen özel bir alet ile girilerek parça parça kesilerek dışarı alınır. Plazmakinetik, Greenlight kullanılan diğer yöntemlerdir. Green Light prostat ameliyatı, bir lazer tedavisidir. Bu yöntemle büyüyen prostat bezi buharlaştırılır. Her yöntemin uygun olduğu vakalar vardır. Uygun hastaya doğru yöntemi uygulamak hastanın konforunu artırmaktadır. Hastanın şikayetleri, prostatın büyüklüğü ve hasta talepleri hangi yöntem ile ameliyatı gerçekleştireceğimiz konusunda bize yol gösteriyor" dedi. "HOLEP de uygulanabilir" HOLEP ile de tedavinin yapıldığını ve bunun prostatın lazer ile çıkarılması olduğunu ileten Prof. Dr. Gökhan Gökçe, "HOLEP ameliyatı, kalp akciğer hastalığı olanlara da yapılabilir. Bu tür operasyonlarda erkekler, cinselliğin etkileneceğini düşünebilir ama meni kanallarına hiçbir zarar verilmediği için, meni gelmeye devam eder ve tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olunabilir" şeklinde konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:55
Tedavi edilmeyen inmemiş testis ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir
Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Mustafa Yücel, çocukluk çağında tedavi edilmeyen inmemiş testis sorununun ileriki dönemde kısırlık başta olmak üzere birçok ciddi sağlık sorununa neden olabileceğini söyledi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Dr. Mustafa Yücel, inmemiş testis hakkında önemli bilgiler vererek, ailelere uyarılarda bulundu. Testislerin erkek üreme sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirten Dr. Mustafa Yücel, inmemiş testis sorununun çocukluk döneminde sık karşılaşılan bir hastalık olduğunu ifade etti. Dr. Yücel, "Testisler, erkeklerde sperm ve cinsiyet hormonu üretimini sağlayan, skrotum (torba) içerisinde yer alan organlardır. Normalde anne karnındaki gelişim sürecinde testisler, karın içinde oluşur ve doğuma kadar torbaya iner. Ancak bu iniş sürecinde yaşanan herhangi bir aksaklık, inmemiş testis problemine yol açabilir" dedi. İnmemiş testisin testislerin skrotumda bulunmaması ya da farklı bir bölgede ele gelmesiyle tespit edildiğini belirten Dr. Yücel, çocuk doktorunun muayenesi sırasında bu durumun fark edilebileceğini ancak kesin tanının çocuk cerrahisi uzmanı tarafından konulması gerektiğini vurgulayarak, "Fizik muayene ile testisin yerini kolaylıkla belirleyebiliyoruz. Eğer testis, kasık bölgesinde ya da karın içinde yer alıyorsa ilk 6 ay boyunca anneden geçen hormonların etkisiyle kendiliğinden inmesini bekliyoruz. Ancak 6 ayı geçmesine rağmen testis hâlâ inmemişse, genellikle 6 ile 12 ay arasında cerrahi müdahale ile testisin torbaya indirilmesi gerekiyor" diye konuştu. Tedavi gecikirse ne olur? İnmemiş testis tedavisinin gecikmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Dr. Mustafa Yücel, bu durumun ilerleyen yaşlarda kısırlık, testis torsiyonu (burkulma), travma riski ve testis kanseri gibi komplikasyonlara neden olabileceğini belirtti. Yücel, "Aileler, çocuklarının düzenli sağlık kontrollerini aksatmamalı. Özellikle erkek çocuklarda testislerin yerinde olup olmadığı mutlaka kontrol edilmeli. Erken dönemde yapılan muayene ve gerektiğinde cerrahi müdahale ile çocukların ileride karşılaşabileceği pek çok sağlık sorununun önüne geçmek mümkündür" ifadelerini kullandı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:50
Saruhanlı Devlet Hastanesi için ihale tarihi belli oldu
AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Saruhanlı Devlet Hastanesi için 8 Eylül’de ihalenin gerçekleştirileceğini söyledi. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’nın Saruhanlı ilçesine yapılacak olan 50 yataklı yeni devlet hastanesinin ihale tarihinin belli olduğunu bildirdi. Baybatur, "Ankara’da Sağlık Bakanlığımız tarafından yapılacak olan ihale, 8 Eylül’de açık ihale usulü ile gerçekleştirilecek. Manisa’mıza ve Saruhanlımıza hayırlı olsun" dedi. İlçeye yapılacak 50 yataklı devlet hastanesinin toplam inşaat alanı 14 bin 413 metrekareden oluşacak ve bodrum kat, zemin kat ile 3 katlı betonarme yapı olarak inşa edilecek. İhale ve yer teslimin ardından yüklenici firmaya işin tamamlanması için 450 gün süre tanınacak. Baybatur, yaptığı açıklamada, şu ifadeleri kullandı; "Manisa’mızın her köşesine modern ve nitelikli sağlık hizmetlerini ulaştırmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Saruhanlı ilçemize kazandırılacak 50 yataklı devlet hastanesi, hemşerilerimizin sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracak ve ilçemize önemli bir değer katacak. Bu yatırım, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, güçlü sağlık altyapısı hedefimizin bir parçasıdır. İnşallah en kısa sürede tamamlanarak vatandaşlarımızın hizmetine sunulacaktır." Manisa genelinde devam eden yatırımlarla sağlık altyapısının güçlendiğini vurgulayan Baybatur, şehrin sağlık hizmetlerinde bölgeye örnek bir konuma taşınacağını da sözlerine ekledi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:49
Okul öncesi dönemde dijital detoks uyarısı
Okullar açılmadan önce çocuklarda ekran süresinin sınırlandırılması gerektiğini belirten Psikolog Ozan Yazıcı, "Ekran yerine masal okuma, resim yapma, bloklarla oynama, bahçede keşif oyunları ya da ailecek masa oyunları gibi aktiviteler çocukların hayal gücünü ve odaklanma becerisini güçlendiriyor" dedi. Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde ailelere dijital detoks çağrısı yapan Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi Psikoloji Kliniği’nnde görevli Psikolog Ozan Yazıcı, tablet, telefon ve televizyon gibi ekranlara uzun süre maruz kalmanın çocuklarda dikkat süresinin kısalmasına, uyku düzeninin bozulmasına ve sosyal becerilerin gelişmesinde gecikmeye yol açabileceğini söyledi. Yazıcı, araştırmaların ekran karşısında fazla zaman geçiren çocukların oyun kurma ve akran ilişkilerinde daha fazla zorluk yaşadığını ortaya koyduğunu vurguladı. "Günlük rutine hareket ve üretici etkinlikler eklenmeli" Çocukların dikkat ve öğrenme becerilerinin gelişebilmesi için günlük rutinlerinde ekran yerine üretici etkinliklere yer verilmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, "Masal okuma, resim yapma, bahçede keşif oyunları ya da aile etkinlikleri çocuğun gelişimine katkı sağlar. Özellikle okul öncesi yaş grubunda ekranın yalnızca sınırlı süreyle ve ebeveyn eşliğinde kullanılmasının gelişim açısından daha sağlıklı olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu. "Ekran yerine aile alışkanlıkları geliştirilmeli" Yemek saatlerinde telefon ve tabletlerin kaldırılması, uyumadan önce ekrana bakılmaması ve ebeveynlerin kendi kullanım sürelerini azaltarak çocuklara örnek olmaları gerektiğini belirten Yazıcı, "Bu küçük değişiklikler çocukların dikkatini toplamasına, öğrenme ortamından keyif almasına ve okula uyum sürecini kolaylaştırır" dedi. Yaş gruplarına göre ekran süresi önerileri Yazıcı, ekran kullanımına ilişkin yaş gruplarına göre şu önerilerde bulundu: "2–5 yaş (okul öncesi): Günlük en fazla 1 saat, tercihen 30 dakika ekran süresi. Haftada en az 2 gün ekransız gün. Yemek ve uyku öncesinde tam ekran yasağı. 6–12 yaş (ilkokul): Eğitim dışı kullanım için günlük en fazla 1 saat. Hafta içi ekranın minimumda tutulması, hafta sonu ekransız aile etkinlikleri. 13–18 yaş (ergenlik): Eğitim dışı kullanım günlük en fazla 2 saat. Günlük 1–2 saatlik ekransız zaman dilimleri, ayda bir ekransız hafta sonu. Sosyal medya kullanımında ebeveyn kontrolü öneriliyor." "Dijital detoks süresi yaş küçüldükçe daha uzun olmalı" diyen Yazıcı, küçük yaşlardaki çocukların ekranın olumsuz etkilerinden daha hızlı etkilendiğini, büyük yaşlarda ise tamamen yasaklamak yerine süreyi yönetmek ve bilinçli kullanım alışkanlığı kazandırmanın daha etkili olduğunu vurguladı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:18
Beyoğlu’nda kanser hastalarına ücretsiz konaklama desteği
Türk Kanser Derneği, İstanbul dışından tedaviye gelen kanser hastaları ve refakatçilerine ücretsiz konaklama desteği sunuyor. Hastalar, tedavi sürecinde burada kalabiliyor ve tüm ihtiyaçları karşılanıyor. Türk Kanser Derneği, İstanbul dışından tedavi için gelen maddi imkanı kısıtlı kanser hastaları ve refakatçilerine ücretsiz konaklama desteği sağlıyor. Derneğin Beyoğlu’nda hayata geçirdiği ’Mucizevi Konaklama’ ve ’Yaşam Merkezi’’nde 50 oda ve 100 kişilik kapasiteyle hizmet veriliyor. Hastalara ve refakatçilerine 7 gün 24 saat yemek, psikolojik destek ve atölye imkanı sunuluyor. 1964’ten bu yana milyonlarca hastaya ücretsiz hizmet veren derneğin merkezinin tüm masrafları bağışlarla karşılanıyor. "Hastalar tedavi süresince hiçbir masraf yapmıyor" Anadolu’da birçok kanser hastasının tedaviyi reddettiğini söyleyen Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, "Anadolu’da kanser hastalığına yakalanan çoğu insanın tedaviyi reddettiğini gördük. Çünkü büyük onkoloji hastaneleri, tüm dünyada olduğu gibi büyük şehirlerimizde var. Ancak yatalak hastalık olmadığı için kemoterapiden sonra bağışıklık sistemi çok düşüyor. İnsanlar kalacak yer bulamıyor. Çoğunun sokaklarda, otobüs duraklarında yattıklarını biliyoruz. Bu şekilde yapılan tedavi işe yaramıyor. Bunun için çok uğraştık. Bir farkındalık olsun dedik. Onun için buraya mucize evi dedik. Aslında kanser hastası bakım konaklama merkezleri burası. Diyetisyenleri, yemekhaneleri, psikologlarıyla kendi özel odalarıyla, refakatçileri, çocuk oyun odaları ve çocuk sınıfları gibi tam teşekküllü bir kanser hasta bakım konaklama merkezi. Geçen sene yedi bin yataklama yapmışız. Bu çok önemli. İnsanlar tedavi boyunca bir iki sene kalabilirler. Hiçbir şeye para harcamak zorunda değiller. Burada en güzel şekilde üç öğün yemekleri, sıcak suları, oturma alanları ve moralleriyle beraber tedavi süreçlerindeki en büyük yan destek bu mucize evleri oluyor" diye konuştu. "Babamın vasiyetini yerine getirdim" Babasının pankreas kanserinden vefat ederken sadece burayı emanet ettiğini söyleyen Duruman, "Benim babam Türk Kanser Derneği’nin başkanıydı. Ben de bir iş adamı olarak babama yardım ediyordum. Ancak babam pankreas kanserinden vefat ederken, sana bir tek burayı emanet ediyorum dedi. Buradan ayrılmak yok. Ve tabii o vasiyeti yerine getirdim. Zor işmiş. Bilemedim aslında. Ondan sonra da ben işi gücü bıraktım. Bir aşka dönüştü. Allah’a bin şükür 60 yaşındayım. Bugünlere kadar güzel bir şekilde geldim. Benim de memleketime bir şey vermem lazım. Tam gaz babamın yolunda devam ettim" ifadelerini kullandı. "Kanserden korkmayın, geç kalmaktan korkun" ’’Kanser artık kronik bir hastalık, yeter ki erken teşhis edilsin’’ diyen Duruman, "Tarama çok önemli. Kanser hastalığı artık kronik bir hastalık. Yeter ki erken teşhis edilsin. Türk Kanser Derneği bu farkındalığı yapıyor ve aynı zamanda da nerede olursanız olun evinize en yakın yerde bu taramayı size yaptırıyoruz. Ulaşın diye, elimizden geleni yapıyoruz. Meme kanseri ve prostat kanseri en çok görülen hastalıklardır. Kanserden korkmayın. Geç kalmaktan korkun" dedi. "Buraya gelene kadar ben ne yapacağımı bilmiyordum" "Burası gibi bir yerin Türkiye’nin her yerinde olmasını diliyorum" diyen Seyfi Kaba ise, "Prostat kanseriyim. Buraya gelene kadar ben ne yapacağımı bilmiyordum. Buraya geldikten sonra psikolojik olarak tedavi oldum. Aklımda hiçbir olumsuz soru ve karamsarlık kalmadı. Burası gibi bir yerin Türkiye’nin her yerinde olmasını diliyorum" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:18
Niğde’de ilk defa anjiyo ile kalp deliği operasyonu yapıldı
Niğde’de nefes darlığı şikayetiyle başvurduğu Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalbinde doğuştan delik olduğu tespit edilen 14 yaşındaki Sami Atız, ilde ilk defa yapılan anjiyo ile kalp deliği operasyonu ile sağlığına kavuştu. Niğde’de ilk kez anjiyografi yöntemiyle ameliyatsız olarak gerçekleştirilen ’atriyal septal defekt kapatma’ işlemi, hem hastane hem de şehir için önemli bir gelişme oldu. Yapılan operasyonla ilgili bilgi veren Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Dursun Muhammed Dr. Özdemir, "Sami bize nefes darlığı şikayetiyle gelmişti. Yaptığımız değerlendirmede kalbin kulakçıkları arasında bir delik tespit ettik. Bu delik, sağ kalp boşluklarında genişlemeye neden olur. ASD tedavisinde kapalı yöntem dediğimiz anjiyografi ile kasıktan girilerek yapılan işlemler günümüzde rutin olarak uygulanmaktadır. Yaklaşık 2 santimetrelik deliği, ucu şemsiyeli özel bir cihaz yardımıyla kapattık. İşlem 40-60 dakika sürdü ve herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu anda kontrolleri de gayet iyi gidiyor. Taburcu edip ayaktan takiplerine başlayacağız" ifadelerini kullandı. Daha önce bu işlem için sevk edilen hastaların artık kentte tedavi edilebildiğini söyleyen hastane başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor ise, "Ağustos ayı itibarıyla ilk çocuk kardiyoloğumuz hastanemize atandı. Hocamız zorlu bir eğitim sürecinin ardından göreve başlayarak, çocuk hastalarımıza anjiyo girişimlerini başlatmıştır. Daha da önemlisi doğuştan olan atriyal septal defekt adlı kalp hastalığını anjiyo yöntemiyle başarılı bir şekilde tedavi etmiştir. Hastamıza geçmiş olsun diliyor, hocamıza şehrimiz ve hastanemiz adına teşekkür ediyorum" dedi. Sağlığına kavuşan Sami Atız ise yaşadığı süreci, "Kalbim ağrıyordu, nefes alamıyordum. Dursun Hocam’a geldik. Ameliyat oldum ve şu an çok iyiyim. Çok teşekkür ediyorum" sözleriyle anlattı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:54
Beyoğlu’nda kanser hastalarına ücretsiz konaklama desteği
Türk Kanser Derneği, İstanbul dışından tedaviye gelen kanser hastaları ve refakatçilerine ücretsiz konaklama desteği sunuyor.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42
Konyaaltı Belediyesi organ nakline farkındalık oluşturacak
Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Başkan Kotan, "Organ naklinin öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" dedi. Konyaaltı Belediyesi, organ nakli konusunda da adımlar atmaya hazırlanıyor. Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan ve yönetimiyle bir araya geldi. Görüşmede, iş birliği içerisinde yapılabilecekler ve organ naklinin önemi konuşuldu. Kotan, Türkiye’de yaklaşık 34 bin hastanın organ ve doku nakli beklediğine dikkat çekerken, Dernek Başkanı Hasan Kayhan Başkan Kotan’a, organ nakli başta olmak üzere sağlık konularındaki duyarlılığından dolayı duyduğu memnuniyeti ifade etti. "Organ naklinin hayati öneminin farkındayız" Kotan, "Öncelikle çalışmalarınızı yakından takip ettiğimi söylemek istiyorum. Çok kritik bir görev üstleniyor, insanların hayatına dokunuyorsunuz. Her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" dedi. Kendilerine her türlü desteği sağlayacaklarını ve birlikte çalışmaktan gurur duyacağını vurgulayan Başkan Kotan, "Organ naklinin hayati öneminin farkındayız. Organ yetmezliği olan hastalarımızın tek tedavi seçeneği olan nakil işlemi konusunda farkındalık kazandırılması için çalışmalarımıza hız kazandıracağız" diye konuştu. Konyaaltı’nda yapılan sağlık çalışmalarına değinen Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Derneği Başkanı Hasan Kayhan, "Konyaaltı’nda siz göreve geldikten sonra sağlık için atılan adımları takip ediyoruz. Atılan o adımlar gibi organ nakline de farkındalık sağlayacağınıza eminiz. Hassasiyetiniz ve çalışmalarınız için size ve tüm ekibinize teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:42
Sağlığınız gözünüzden okunsun
Göz sağlığıyla ilgili doğru kabul edilen yanlışları da açıklayan Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Bölümü’nden Op. Dr. Gökhan Kerci, "Göz, kalp hastalıklarından tansiyona, diyabetten şeker hastalığına kadar birçok hastalığın habercisi olabilir. O yüzden gözle ilgili hiçbir şikayet yokken bile yılda bir kez muayeneye gidilmeli" diye konuştu. Göz, yalnızca görme işleviyle değil, aynı zamanda insan vücudu hakkında önemli sağlık verileri sunmasıyla da dikkat çeken bir duyu organı. Kalp sağlığından tansiyona kadar birçok rahatsızlığın ipuçları gözde ortaya çıkabiliyor. Ancak toplumda göz sağlığıyla ilgili pek çok yanlış bilgi dolaşıyor. Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözler vücutla ilgili çok şey söyler. Kişinin ne kadar zamandır tansiyonu olduğunu göz doktoru tespit edebilir. Diyabet hastası için verilecek ilacı göz doktoru değerlendirebilir. Göz doktorları, hastanın gözünün içine bakarak kalp krizi geçirme riskini bile söyleyebilir. Bu yüzden düzenli göz muayenesi hayati önem taşıyor. En sağlıklı insanın bile yılda bir kez göz muayenesine gitmesi gerek" ifadelerini kullandı. Gözü hareket ettirmek numarasını azaltmaz Halk arasında doğru olarak kabul edilen yanlışlardan ilkinin gözlük kullanımıyla ilgili olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "Gözlük temel olarak görmeyi netleştirmek ve ağrıyı azaltmak amacıyla kullanılır. Miyop olan çocuklarda gözlük kullanılmaması ise numaranın artmasına neden olabilir. Eskiden çocuklara bilinçli olarak düşük numaralı gözlük verilirdi, ancak artık numarasına göre gözlük veriliyor. Bu da miyopi ilerlemesini yavaşlatıyor. Gözleri sağa, sola, yukarı, aşağı hareket ettirerek yapılan egzersizlerin göz numarasını azaltacağı inancı yanlıştır. Bunun yalnızca bazı kas bozukluklarında işe yaramaktadır" dedi. Güneş katarakt yapmaz ama göze zarar verebilir Halk arasında bilinen bir diğer mitin de Güneş ışınlarının katarakta neden olduğu yönündeki algı olduğunu aktaran Op. Dr. Gökhan Kerci, "Güneşli günlerde gözlük takmamak katarakt yapmaz ama güneş ışınları göz kapaklarına ve göz içine zarar verebilir. Sarı nokta hastalığının tetikleyicilerinden biri de güneştir" dedi. Fazla A vitamini tüketimine dikkat Bir diğer yanlış algının da A vitamini tüketimi hakkında olduğunu dile getiren Op. Dr. Gökhan Kerci, "A vitamininin fazla kullanılmasının göze ciddi zararları vardır. Fazla A vitamini alımı gözün içindeki bazı sinir hücrelerinin ölümüne neden oluyor. Bir hastalığınız varsa mesela fazla A vitamini aldığınızda hastalığınızın ilerlemesi hızlanabilir" mesajını verdi. Sadece ekrana bakmak gözü rahatsız etmiyor Göz numarasının artmasına neden olan 3 temel nedenin mesafe, süre ve ışık olduğunu vurgulayan Op. Dr. Gökhan Kerci, "Sadece ekrana bakmak değil; az ışıklı bir ortamda kitap okumak, görmek için dar bir mesafeden herhangi bir şeye bakmak, gözleri dinlendirmemek gibi etkenler miyopiyi tetikliyor. Bu nedenle her işinizi aydınlık bir ortamda, görüş mesafesini koruyarak ve gözünüze dinlenme süreleri tanıyarak yapmanız gerekir" dedi. Uyuyamıyorsanız nedeni ekran Mavi ışık filtresini her gözlüğe uygulamanın ne derece gerekli olduğu konusunda açıklama yapan Op. Dr. Gökhan Kerci, "İnsanlar artık mavi ışığı sadece güneşten almıyor. Cep telefonlarımız, tabletlerimiz, bilgisayarlarımız hepsinde çok yüksek mavi ışık var. Eğer siz gece 00.00’a kadar ekrana bakmaya devam ederseniz beyniniz hiçbir zaman gece olduğunu hissetmez ve melatonin salgılamaz. Uyku hormonu salgılanmadığı için, sağa sola dönseniz de uyuyamazsınız. Bizim karanlık olduğunu anlatabilmek için mavi filtreye ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:17
EÜTF Hastanesi Merkezi Ameliyathanede ilk operasyon yapıldı
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesinde kısa süre önce açılışı yapılan merkezi ameliyathanede hali hazırda devam eden günübirlik cerrahi işlemlere ek olarak Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı tarafından ilk cerrahi operasyon başarıyla gerçekleştirildi. İçerisinde 59 ameliyathane, 9 doğum odası, 8 endoskopi salonu ve 205 erişkin ve çocuk, 8 yenidoğan yoğun bakım odaları bulunan, ileri tıp teknolojileri ile donatılı dev sağlık kompleksi niteliğindeki merkezi ameliyathanede cerrahi operasyonlar yapılmaya başlandı. Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt ile birlikte Merkezi Ameliyathaneyi ziyaret etti. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, operasyonu gerçekleştiren Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün’den bilgi aldı. Prof. Dr. Budak, Türkiye’nin tıp eğitimi ve klinik araştırmalar başta olmak üzere sağlık hizmeti sunumunda uluslararası referans merkezi olan Tıp Fakültesi Hastanesinde açılışı yapılan Merkezi Ameliyathanede cerrahi operasyonların yapılmaya başladığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, "Tam akredite, sağlık temalı, araştırma üniversitemiz bünyesinde kısa süre önce Merkezi Ameliyathanemizin açılışını yaparak hizmet sunumuna başlamıştık. Üniversitemizin topluma katkı misyonu doğrultusunda özel ehemmiyet gösterdiğimiz konuların başında sağlık hizmetleri geliyor. Başta ilimiz ve bölgemiz olmak üzere vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak hedefi ile Tıp Fakültesi Hastanemizin altyapısını ve donanımını günün şartları doğrultusunda sürekli güncelledik ve son teknolojik cihazlarla donattık. Bu kapsamda; bünyesinde ameliyathaneler, doğum odaları, endoskopi salonları bulunan modern ameliyathanemizi hizmete açarak cerrahi işlemler yapılmaya başladı. Bugün nitelikli sağlık hizmeti vizyonumuz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz, ileri teknolojiyle donatılmış ve bölgemizin sağlık kapasitesine yeni bir boyut kazandıran Merkezi Ameliyathanemizi ziyaret ettik. Bölgemizin en kapsamlı cerrahi merkezlerinden ve güçlü bir sağlık üssü olarak konumlanan yeni merkezimizle; ileri teknolojiyle donatılmış altyapısı, güçlü araştırma ekosistemi ve uygulamalı klinik görüntüleme sistemleriyle kesintisiz ve sürdürülebilir sağlık hizmetleri sunuyoruz. Yenidoğandan yetişkinlere kadar her yaş grubunun ihtiyaçlarına yönelik donanımla hizmet veren Merkezi Ameliyathanemizde, Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalımız ilk cerrahi vakalarını başarıyla gerçekleştirdi. Emeği geçen sağlık ekiplerimize teşekkür ediyorum. Ege Üniversitesi olarak yalnızca akademik ve bilimsel üretimimizle değil; sağlık temalı araştırma üniversitesi kimliğimizle toplumun her kesimine sunduğumuz yüksek standartlı sağlık hizmetleriyle de öncü konumumuzu kararlılıkla güçlendirmeye devam ediyoruz" dedi. "Son teknoloji ile çeşitli sağlık hizmetleri sunuluyor" EÜ Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Akıllı ve ileri tıp teknolojileri ile donanımlı, modern imkânlara sahip yeni Merkezi Ameliyathanemizde hizmet üretmekten çok memnunuz. Hâlihazırda operasyonların devam ettiği Merkezi Ameliyathanemizin zemin katında; Preoperatif hasta değerlendirme ünitesi aktif olarak hizmet vermektedir. Bu ünitede, yapısı itibari ile cerrahi öncesi tüm tetkik ve konsültasyonların tek bir alanda yürütülmekte ve hastalara konforlu bir sağlık hizmeti sunulmaktadır. Radyoloji Merkezi; direkt röntgen, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve ultrason hizmetleri de hem operasyon öncesi tetkiklerde hem de ana binadaki hasta yükünü destekler şekilde aktif çalışmaktadır. Günübirlik ameliyathane odalarında aktif olarak göz operasyonları, çocuk cerrahisi operasyonları yapılmaktadır. 14 salonlu bu bölümde diğer branş operasyonları da en kısa zamanda başlatılacaktır. Çok yakın zamanda erişkin ve çocuk hastalara Bronkoskopi, Endoskopi, Kolonokopi, ERCP ve EUS gibi modern tedavilerin uygulanacağı 8 salonlu Endoskopi Ünitesi işler hale gelecektir. Yine akabinde 9 doğum odası, 2 sezaryen odası ve 8 yataklı yenidoğan yoğun bakım ünitesi olan doğumhane birimi hizmete açılacaktır" diye konuştu. Merkezi Ameliyathanenin yakın zamanda tam kapasite hizmete başlayacağını ifade ede Prof. Dr. Devrim Bozkurt, "Kaliteli ve konforlu sağlık eğitimi ve hizmeti verebilmemiz için üniversitemizin tüm imkanlarını seferber eden Rektörümüz Prof. Dr. Necdet Budak’a çok teşekkür ediyorum" dedi. "Hastamızın sağlığı gayet iyi" Gerçekleştirilen ilk ameliyatla ilgili bilgi veren Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Orkan Ergün ise "Merkezi Ameliyathanemizde ilk operasyonumuzu yaptık. ‘Portal Hipertansiyon’ hastası bir çocuğumuza bir şant revizyonu operasyonunu başarı ile gerçekleştirdik. Bu çok ender bir durum. Karaciğere giden portal venin tromboze (pıhtı ile tıkanma) olması sonucu sindirim sisteminde, yemek borusunun alt kısmında ve midede oluşan varisler ile karakterize bir klinik durum. Varislerin kanaması yaşamı tehdit edici olabiliyor. Bu hastalara değişik şant ameliyatı seçeneklerinden hasta için uygun olanını uygulayarak sindirim sistemindeki basıncı kontrol altına alıyoruz. Bu çocuk hastamıza daha önce sant ameliyatı yapılmıştı. Yaşına uygun olarak revizyon yaptık. Hastamızın sağlığı gayet iyi" diye konuştu.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 11:13
Atıl durumda bulunan bina Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek
Trabzon’un Akçaabat ilçesi Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ve uzun süredir atıl durumda duran bina restore edilerek Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak hizmet verecek. Merkezin 2026 yılı sonunda hizmete açılması hedefleniyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, Alzheimer Merkezi ve Gündüz Bakımevi projesini hayata geçiriyor. Akçaabat’ın Söğütlü Mahallesi’nde kapanan belde belediyesi tarafından sosyal tesis olarak yapılan ancak uzun süredir kullanılmayan binanın restore edileceği ve 2026 yılı sonunda Alzheimer Gündüz Bakımevi olarak vatandaşların hizmetine sunulacağı açıklandı. Bin 572 metrekare üzerine kurulu bina 6 kattan oluşuyor. En alt katında depo, üzerinde lavabolar ve şadırvan alanı, üst katta ise lokal alanları mevcut olan binanın diğer 3 katı ise sosyal alan olarak planlanıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, yaklaşık 3 ay önce Ankara’da Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı ziyaret etmiş ve Trabzon’a kazandırılacak iki önemli sosyal proje için destek talebinde bulunmuştu. Bakan Göktaş ile Engelsiz Yaşam ve Otizm Merkezi Projesi’nin başlatılması ve Söğütlü Alzheimer Gündüz Bakımevi Projesi’nin hayata geçirilmesi konusunda mutabakata varılmıştı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:34
"Düz tabanlık ve içe basma çocuklarda erken tanıyla düzelebilir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklardaki yürüyüş bozukluklarına ilişkin, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir. Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. Çocuklarda görülen yürüme bozuklukları ve ayak şekli farklılıkları, aileleri endişelendiren en sık ortopedik sorunlardan biri. Özellikle içe basma (intoeing) ve düztabanlık çoğu zaman büyüme sürecinin doğal bir parçası olabilirken, bazı durumlarda tedavi gerektirebiliyor. VM Medical Park Bursa Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Yalkın Çamurcu, çocuklarda sık görülen yürüme bozukluklarının erken dönemde fark edilip takip edilmesi halinde büyük oranda tedaviyle düzelebileceğini vurguladı. "Çocuk büyüdükçe kendiliğinden düzelebilir" Çocuklarda içe basmanın genellikle uyluk kemiği üst kısmı ya da kaval kemiği hizalanmasındaki farklılıklardan kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bu durum özellikle okul öncesi dönemde sık görülür ve çocuk büyüdükçe zaman içinde kendiliğinden düzelebilir. Ancak düzelmenin beklenmediği ya da sorunların ilerlediği vakalarda erken ortopedik muayene büyük önem taşır" dedi. Düztabanlığın ise ayağın kavisinin gelişmemesi ile ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Çamurcu, "Özellikle okul çağında fark edilen düztabanlık, ilerleyen yaşlarda ayak ağrısı, koşarken zorlanma, sık düşme ve hatta diz ile bel ağrılarına yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Erken teşhis önem taşır" Bursa gibi büyük şehirlerde çocukların hem okul hem de spor hayatının yoğun olduğunu dile getiren Prof. Dr. Çamurcu, basit görünen yürüme bozukluklarının zamanla ciddi ortopedik problemlere dönüşebileceğini söyledi. Prof. Dr. Çamur, "Günümüzde tabanlık uygulamaları, egzersizler, fizik tedavi yöntemleri ve gerekli olduğunda cerrahi tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Bu nedenle ailelerin düzenli kontrolleri ihmal etmemesi gerekir" dedi. "Aileler çocuklarının yürüyüşünü gözlemlemeli" Çocuklarda yürüme ve ayak problemlerinin her zaman ciddi bir hastalık anlamına gelmediğini ancak göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Çamurcu, ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Çocuğun yürüyüşü düzenli olarak gözlemlenmeli, ayakkabılarında tek taraflı aşınma olup olmadığı kontrol edilmeli, sık düşme veya sporda zorlanma takip edilmeli, çocuk ayağında veya bacaklarında ağrıdan şikayet ediyorsa vakit kaybetmeden uzman görüşü alınmalı." "Sağlıklı geleceğe adım atmak mümkün" Erken dönemde yapılacak müdahaleler sayesinde çocukların sağlıklı bir şekilde büyüyebileceğini belirten Prof. Dr. Çamurcu, "Bilinçli aile yaklaşımı, düzenli muayeneler ve doğru tedavi yöntemleriyle çocuklar sağlıklı bir geleceğe adım atabilir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder