SAĞLIK
Bingöl’de PNL yöntemiyle böbrek taşı tedavisinde sevkler azaldı 30 Nisan 2026 Perşembe - 15:59:34 Bingöl Devlet Hastanesi’nde uygulanan Perkütan Nefrolitotomi (PNL) yöntemi sayesinde büyük böbrek taşı hastalarının il dışına sevk edilme oranında önemli düşüş yaşandı. Bingöl Devlet Hastanesi’nde son yıllarda yaygın olarak uygulanmaya başlanan PNL yöntemi, 2 santimetreden büyük böbrek taşlarının açık ameliyata gerek kalmadan kapalı yöntemle kırılıp çıkarılmasını sağlıyor. Modern tekniklerle gerçekleştirilen bu yöntem, hastalara daha küçük kesi, daha az ağrı, kısa hastanede kalış süresi ve yüksek başarı oranı gibi önemli avantajlar sunuyor. Uzmanlar, hastaların genellikle 1-2 gün içerisinde taburcu edildiğini, işlem sonrası rutin stent uygulamasına çoğu zaman ihtiyaç duyulmadığını belirtiyor. Ortalama ameliyat süresinin 60-90 dakika olduğu ifade edilirken, bazı vakalarda bu sürenin 30 dakikaya kadar düşebildiği kaydedildi. Operasyonları üç yıldır başarıyla gerçekleştirdiklerini belirten Üroloji Uzmanı Doktor Yunus Emre Kızılkan, "Son olarak sağ böbreğinde 4 santimetre büyüklüğünde taş bulunan bir hastaya hastanemizde başarıyla PNL ameliyatı uyguladık. Kendiliğinden düşmesi mümkün olmayan ve tedavi edilmediğinde böbrek yetmezliği ile ciddi enfeksiyon riskine yol açabilecek taş, kapalı yöntemle tamamen temizlenmiştir. Ameliyat sonrasında hastanın böbrek fonksiyonlarında belirgin düzelme gözlenmiştir. Hastalarımızın bu konuda il dışına gitmelerine gerek yok. Yaptığımız operasyonlar neticesinde hastalarımız son derece memnun bir şekilde hastanemizden ayrılmaktadır" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 15:13 Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy: "Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyor" Dünya Aşı Haftası etkinlikleri kapsamında açıklamalarda bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy, aşıların bireysel ve toplumsal sağlık açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek "Aşı tereddüdü toplum sağlığını tehdit ediyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl Nisan ayının son haftasında küresel ölçekte kutlanan Dünya Aşı Haftası, 2012 yılından bu yana milyonlarca sağlık çalışanı, gönüllü kuruluş ve bireyin katılımıyla yürütülen en kapsamlı koruyucu sağlık kampanyalarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yıl 24-30 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlikler, "Her Nesil İçin Aşılar İşe Yarar" temasıyla düzenleniyor. Tema kapsamında, aşıların yalnızca çocukları değil, her yaştan bireyi koruduğu ve kuşaklar boyunca toplum sağlığının sürdürülebilirliğine katkı sağladığı vurgulanıyor. KTÜ Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Firdevs Aksoy, aşıların kızamık, boğmaca ve difteri gibi çocukluk çağı hastalıklarının önlenmesinde büyük rol oynadığını belirterek, aynı zamanda Hepatit B ve HPV gibi uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına ve kansere yol açabilen enfeksiyonlara karşı da etkili koruma sağladığını ifade etti. Aşılamanın özellikle bağışıklık sistemi zayıf bireyler açısından hayati önem taşıdığına dikkat çeken Aksoy, birçok enfeksiyon hastalığına karşı en etkili korunma yönteminin aşı olduğunu söyledi. Türkiye’de Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "Ulusal Bağışıklama Programı" kapsamında bebek ve çocuklara yönelik aşıların ücretsiz olarak uygulandığını belirten Aksoy, bu program sayesinde pek çok aşıyla önlenebilir hastalığın görülme sıklığında önemli düşüşler yaşandığını kaydetti. Ayrıca yetişkinler, yaşlı bireyler, risk grupları ile seyahat ve göç kaynaklı aşı gereksinimlerine yönelik çalışmaların da sürdüğünü ifade etti. Dünya Aşı Haftası’nın, çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar tüm yaş gruplarında eksik aşıların tamamlanması ve aşı tereddüdüyle mücadele edilmesi açısından önemli bir fırsat olduğuna dikkat çeken Aksoy, toplum sağlığının korunması için aşı takvimine uyumun büyük önem taşıdığını belirterek vatandaşları aşı konusunda bilinçli davranmaya davet etti.
30 Nisan 2026 Perşembe - 14:44 Hasta, doktoruna böbreğini verdi Kilis’te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan ve böbrek yetmezliği yaşayan doktor Turgay Happani, yıllardı muayene ettiği hastasının bağışladığı böbrekle hayata tutunarak sağlığına kavuştu. Kilis’te aile sağlığı merkezinde hekim olarak görev yapan, daha önceleri ise Çorum ve Kilis İl Sağlık Müdürlüğü görevlerini de yürüten Turgay Happani (56), yıllardır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) rahatsızlığıyla mücadele ediyordu. Yıllar içerisinde hastalığı giderek ilerleyen Turgay Happani’ye böbrek nakli yapılması kararlaştırıldı. Bu kez hasta doktora şifa oldu Uzun arayışların ardından uygun donör bulunamayan, kan uyuşmazlığı nedeniyle yakınlarının da organ bağışlayamadığı Happani’ye, görev yaptığı Kilis’te hastası Mehmet Kın (52) böbreğini vermek istedi. Hastasının duyarlı düşüncesine teşekkür edip ilk etapta organ verme teklifini kabul etmeyen Happani, Mehmet Kın’ın ısrarlarının ardından nakil teklifini kabul etti. Yapılan tetkiklerin ardından uygun görülen böbrek, Gaziantep’te Kahraman Eruslu Böbrek Nakil Hastanesi’nde başarılı bir operasyonla nakledildi. Kronik böbrek hastalığıyla mücadele eden doktor 35 yıl sonra sağlığına kavuştu Yapılan nakilin ardından yıllar sonra tekrar sağlığına kavuşan doktor Turgay Happani, yaklaşık 35 yıldır kronik böbrek hastalığıyla mücadele ettiğini ve tedavi gördüğünü belirterek tekrar sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi. Happani, "Yaklaşık 30-35 yıldır proteinüri (idrarda protein yüksekliği) diye bilinen kronik bir böbrek hastasıydım. Nakil için ailemde uygun donör araştırdım ama maalesef kan grubum uymadı. Ailemde uygun bir donör bulamadım. Mehmet Kın kardeşim, aynı zamanda yıllardır hastam. Benim bu durumu görünce çok üzülmüş. Sonrasında böbreğini bana vermek istedi. Yanıma gelerek böbreğini vermek istediğini söyledi. İlk başta açıkçası bunu çok ciddiye alamadım. Çünkü hekim olarak, bu tür durumlarda aile bireylerinin bile bağış konusunda ne kadar zorlandıklarına defalarca şahit olmuştum. Ben de Mehmet beye teşekkür ettim ama ısrarla yine geldi. Hatta ortak tanıdıklarımızı araya koyarak ne kadar ciddi olduğunu anlatmaya çalıştı. Sonrasında eşiyle birlikte yanıma geldi. Bu kararlılığı ve samimiyeti karşısında artık durumu ciddiye aldım ve tahliller yapılarak organ nakli gerçekleştirildi. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "İlk başta kabul etmedi" Kendisini defalarca tedavi eden doktoruna böbreğini verdiğini söyleyen Mehmet Kın ise "Kendisi yıllardır aile hekimimizdi. Çocuklarımıza ilaçlarımızı yazdı, her zaman yardımcı oldu. Gerçekten yardımsever ve iyi niyetli bir insandır. Hocamın rahatsızlandığını, ailesinden uygun donör bulunamadığını ve arayış içinde olduklarını duydum. Bir gün tesadüfen kimliğime ve ehliyetime bakarken kan gruplarımızın aynı olduğunu fark ettim. Buna gerçekten çok sevindim. Hocamın yanına gidip durumu anlattım, böbreğimi veririm dedim. Hiçbir karşılık beklemeden, sorgusuz, sualsiz bunu yapabileceğimi söyledim. Hocam bana teşekkür etti ve kabul edemeyeceğini söyledi. Aradan yaklaşık bir hafta geçti. Bu süreçte hocamın durumunu takip ediyordum ve iyiye gitmediğini hissediyordum. Daha sonra hemşirelerle birlikte tekrar yanına giderek niyetimizin ciddi olduğunu söyledim. Hocam da bir süre sonra bizi kırmadı ve bu isteğimizi kabul etti. Ardından tahliller yapıldı ve güzel çıktı. Bu işe gönüllü olarak helali hoş olsun. Rabbim kendisini de bana da sağlık, sıhhat, mutluluk ve huzur versin" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 14:31 Şırnak’ta sağlık gündemi masaya yatırıldı Şırnak Devlet Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen "Değişen Dünyada Güncel Sağlık Sorunları ve Hemşirelik" paneli, sağlık çalışanları, öğrenciler ve davetlilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Programda, değişen dünya koşullarında sağlık hizmetlerinin dönüşümü ve hemşirelik mesleğinin sağlık sistemindeki stratejik rolü ele alındı. Panelin açılış konuşmasını yapan Şırnak Devlet Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Hüseyin Çakır, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, bilgi, emek, sabır, fedakârlık ve insan sevgisini bir arada taşıyan kutsal bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Hemşirelerin sağlık hizmetlerinde üstlendikleri kritik role dikkat çeken Çakır, kaliteli bakım, güvenli hizmet ve şefkatli yaklaşımın en önemli temsilcilerinin hemşireler olduğunu belirtti. Sağlık sisteminin her alanında özveriyle görev yapan hemşirelerin, hastalar için umut ve güven kaynağı olduğunu vurgulayan Çakır, panel kapsamında yapılacak değerlendirmelerin tüm katılımcılar açısından önemli katkılar sağlayacağını söyledi. Konuşmasında birlik ve dayanışma mesajı veren Çakır, emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek panelin verimli, faydalı ve güzel sonuçlara vesile olmasını temenni etti. Program boyunca güncel sağlık sorunları, küresel değişimlerin sağlık sektörüne etkileri ve hemşirelik mesleğinin geleceği üzerine kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Katılımcılar, panelin mesleki gelişim ve farkındalık açısından önemli bir platform sunduğunu ifade etti.
Kütahya’da 12 yaşındaki çocuğun kalbindeki delik ameliyatsız yöntemle kapatıldı
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:32 Kütahya’da 12 yaşındaki çocuğun kalbindeki delik ameliyatsız yöntemle kapatıldı Kütahya Şehir Hastanesi’nde ilk kez uygulanan transkateter yöntemiyle, 12 yaşındaki bir çocuğun kalbindeki delik başarılı bir şekilde kapatıldı. Çocuk Kardiyoloji ve Erişkin Kardiyoloji uzmanlarının ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen işlem sonrası küçük hasta sağlığına kavuştu. Çocuk Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ahmet Sarı, hastaneye başvuran çocuk hastada yapılan ekokardiyografi ve tetkikler sonucunda Atrial Septal Defekt tespit ettiklerini belirtti. Sarı, çocuklarda en sık görülen doğuştan kalp hastalıklarından biri olduğunu ifade ederek, "Küçük boyuttaki delikler genellikle zararsızdır ve kendiliğinden kapanabilir. Ancak büyük boyuttaki defektler zamanla kalp yetmezliğine yol açabilir" dedi. Tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Sarı, "Büyük defektlerde cerrahi tedavi ya da transkateter yöntemi uygulanabilir. Transkateter kapatma işlemi, genel anestezi altında kasıktaki damardan girilerek kalbe ulaşılıp özel bir cihazla deliğin kapatılması şeklinde yapılır. Bu yöntem, iyileşme sürecini hızlandırır ve komplikasyon riskini azaltır" diye konuştu. Hasta ve ailesinin bilgilendirilmesinin ardından, Erişkin Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Taner Şen ve Dr. Öğr. Üyesi Halil İbrahim Durmuş’un desteğiyle operasyonun transkateter yöntemiyle yapılmasına karar verildi. Kütahya Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen işlem başarıyla tamamlanırken, Dr. Sarı, "Bu başarı, hem hasta ve ailesi hem de bizim için moral kaynağı oldu. Emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde anne sütünün önemine dikkat çekildi
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:31 Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde anne sütünün önemine dikkat çekildi Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Kilim ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli, emzirme haftası dolayısıyla anne sütünün önemine dikkat çekti. Uzman Dr. Öznur Kademli, "Emzirme, bebeklerin sağlıklı gelişimi için en doğal ve etkili beslenme yöntemidir. Anne sütü, bebeklerin ilk altı ay boyunca ihtiyaç duyduğu tüm besin öğelerini içerdiği gibi, bağışıklık sistemlerini güçlendiren antikorlar ve enzimler de barındırır. Bu nedenle, Dünya Sağlık Örgütü, bebeklerin ilk altı ay yalnızca anne sütüyle beslenmesini ve ardından ek gıdalarla birlikte en az iki yıl süreyle emzirilmeye devam edilmesini tavsiye etmektedir. Emzirmenin sayısız sağlık faydası vardır. Anne sütü, bebekleri hastalıklara karşı korurken, aynı zamanda beslenme bozuklukları riskini de azaltır. Araştırmalar, emzirilen bebeklerin emzirmeyenlere kıyasla daha az enfeksiyon ve hastalık geçirdiğini ortaya koymaktadır. Özellikle ishal, zatürre ve kulak enfeksiyonları gibi yaygın hastalıkların riski, emzirme sayesinde önemli ölçüde azalır. Emzirme, yalnızca bebekler için değil, anneler için de pek çok fayda sağlar. Düzenli emzirme, annelerin doğum sonrası kilo vermelerine yardımcı olurken, meme ve over kanseri risklerini de azaltmaktadır. Ayrıca, emzirme süreci annelerin ruh sağlığı üzerinde olumlu etkiler yapar. Emzirme sırasında salgılanan hormonlar, annelerin stres seviyelerini düşürür ve kendilerini daha mutlu hissetmelerini sağlar. Ancak, emzirme süreci bazı anneler için zorluklarla dolu olabilir. Doğum sonrası hormonsal değişiklikler, yorgunluk ve emzirme konusunda yetersiz bilgi gibi etmenler, annelerin bu dönemde zorlanmasına neden olabilir. Bunun yanı sıra, emzirme ile ilgili yaygın yanlış anlamalar ve toplumsal baskılar da, annelerin süreci daha da güçlükle atlatmalarına yol açmaktadır" dedi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Kilim ve Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli emzirme haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunarak, "Sağlıklı nesiller yetiştirmek için en iyi başlangıç, emzirme ile yapılır. Gaziantep Hastanesi olarak, tüm anneleri ve aileleri bu anlamlı haftada yanımızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Birlikte, sağlıklı ve mutlu bireyler yetiştirmek adına emzirmenin önemini vurgulayalım ve birbirimize destek olalım. Unutmayalım ki emzirme, sadece bir beslenme şekli değil; aynı zamanda sevgi, bağlılık ve güven duygularının pekiştiği özel bir süreçtir" diye konuştu.
Beynin derinliklerine uzanan umut: DBS
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:24 Beynin derinliklerine uzanan umut: DBS Beynin belirli bölgelerine yerleştirilen elektrotlarla uygulanan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS), Parkinson’dan epilepsiye kadar birçok hastalıkta yaşam kalitesini artırıyor. Gelişmiş görüntüleme ve yapay zeka destekli teknikler sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Her insan beyninde milyarlarca nöron bulunuyor ve bu hücreler elektriksel ve kimyasal sinyaller kullanarak birbirleriyle iletişim kuruyor. Çeşitli rahatsızlıklar, beynin farklı bölgelerindeki nöronların daha az aktif olmasına neden olabiliyor. Etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak o bölgede kontrol edilen yeteneklerde bozulmalar yaşanabiliyor. Bu durumda önemli bir gelişme olarak kaydedilen Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile Parkinson, epilepsi gibi hastalıkların tedavisinde umut olarak görülüyor. Medicana Sağlık Grubu Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, DBS yöntemi hakkında önemli bilgiler verdi. Parkinson hastalığı, distoni, epilepsi gibi hareket bozukluklarının yanı sıra tedaviye dirençli depresyon, takıntı hastalığı (OKB) ve bağımlılık gibi psikiyatrik hastalıklarda son yıllarda kullanılan Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) pek çok hasta için umut olabiliyor. 3. Avrupa Nöroloji ve Nöropsikiyatri Kongresi’nde Derin Beyin Stimülasyonu (DBS) ile ilgili klinik sonuçlar ve güncel teknolojik gelişmelerle ilgili bilgi veren Medicana International İzmir Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, bu yöntemin sadece motor semptomları değil, aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini de belirgin şekilde artırabildiğini vurguladı. Bilimsel olarak umut oluyor Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Artık beynin içindeki devreleri görüntüleme ve hedefe yönelik elektriksel uyarılarla yeniden dengeleme imkanına sahibiz. Bu, hem bilimsel hem insani anlamda büyük bir umut kaynağı" dedi. Ayrıca DBS’nin geleceği hakkında da bilgi veren Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Gelişmiş görüntüleme yöntemleri ve yapay zekâ destekli programlama sayesinde her hastaya özel tedavi planları yapılabiliyor. Özellikle Parkinson hastalarında kullanılan yeni nesil ‘yönlendirilmiş elektrot’ sistemlerinin, beyin içindeki hedef alanlara daha hassas uyarılar gönderebiliyor" ifadelerini kullandı. Her hastada aynı düzey yanıt olmayabilir Derin Beyin Stimülasyonu’nın, beyinde milimetrik düzeyde belirlenen hedeflere elektrot yerleştirilerek uygulanan cerrahi bir girişim olarak tanımlandığını söyleyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "DBS, yalnızca hareket bozukluklarında değil, bazı psikiyatrik tablolarda da umut verici sonuçlar verebiliyor ancak her hastada aynı düzeyde yanıt beklemek doğru olmaz. Bu yöntem dikkatli hasta seçimi, detaylı değerlendirme ve deneyimli merkezlerde uygulama gerektiriyor" değerlendirmesinde bulundu. Detaylı değerlendirme şart "DBS tedavisi öncesinde hastalar detaylı nörolojik ve psikolojik değerlendirmelerden geçirilir. Doğru hasta seçimi, tedavinin başarısında kritik bir rol oynar" diyen Op. Dr. Kaan Tuğberk Özdemir, "Cerrahi işlem sonrası hastalar birkaç gün hastanede izlenir ve ardından evde iyileşme sürecine devam eder. Tedavi sonrası, hastaların büyük bir kısmı hareket kontrolünde ve yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler bildirmiştir. Araştırmalarda DBS tedavisi uygulanan hastalar, günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebildiklerini ve bağımsızlıklarını yeniden kazandıklarını ifade etmektedir. Parkinson hastaları, titreme ve kas sertliğinde azalmalar yaşarken, esansiyel tremor hastaları ise titremenin büyük ölçüde kontrol altına alındığını belirtmiştir" şeklinde görüş verdi.
Erzincan MGEAH’ta kornea nakli başarıyla yapılıyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:17 Erzincan MGEAH’ta kornea nakli başarıyla yapılıyor Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Kemal Bayrakçeken tarafından, görme duyusunu kaybeden 49 yaşındaki Ersin B.’ye kornea nakli yapıldı. 1997 yılında Bingöl’ün Genç ilçesi kırsalında karakola mühimmat taşırken meydana gelen patlamada şarapnel parçasının göze gelmesi sonucu sol gözünde görme duyusunu kaybeden Ersin B. Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yapılan ameliyat ile yeniden görme duyusunu kavuştu. Görme duyusunu yeniden kazanan hasta Ersin B., Dr. Öğretim Üyesi Kemal Bayrakçeken’e teşekkür ederek yeniden görebildiği için çok mutlu olduğunu belirtti. Başarılı bir şekilde kornea nakli yapan Dr. Kemal Bayrakçeken, "Kornea gözün ön kısmında bulunan, saat camına benzeyen berrak şeffaf bir dokudur. Korneanın hasar görerek veya bir hastalık nedeniyle kalıcı olarak bulanıklaşması görme kaybına neden olmaktadır. Bu hastaların tedavisi ancak kornea nakli ile mümkün olabilmekte. Bu operasyonlarda en önemli nokta kornea temin etmektir. Kornea naklinde gözün tamamı alınmamaktadır, sadece tırnak kadar küçük bir doku nakledilmektedir. Burada organ ve doku naklinin çok önemli olduğunu belirtmek istiyorum. Bir donörden alınan 2 adet kornea, görmeyen 2 farklı hastanın görmesini sağlayabilmektedir." dedi. Dr. Bayrakçeken ve ekibi tarafından kornea nakli yapılan hasta Ersin B., ameliyat sonrası dördüncü günü taburcu edildi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz"
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:09 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz" Yaz aylarında gebelerin su tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, yaz aylarında gebelerin dikkat etmesi gerektiği konular hakkında açıklamalarda bulundu. Özellikle ileri hafta gebelik dönemlerinde yaz dönemlerinde su tüketiminin çok önemli olduğunu belirten Diribaş, "Bebeğin sağlığı açısından çok önemli. Bu nedenle yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü yaz dönemlerinde özellikle sıcak havalarda terlemeye ve efora bağlı olarak su tüketimi artmaktadır. Bu nedenle biz hastalarımızın yaz döneminde sıklıkla su tüketmelerini öneriyoruz. Gebelerde su tüketme problemi de olabiliyor çünkü gebelerde özellikle erken dönemlerde bulantı ve kusma çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Suyu tüketirken bir seferde bardak bardak içmek yerine azar azar veya yudum yudum gün içerisine yayarak günlük 3 buçuk 4 litrenin altına düşürmemelerini öneriyoruz. Bizim açımızdan gebelerin su tüketimi çok önemli olduğu kadar böbrek fonksiyonları için de çok önemlidir. Gebelikte böbrek fonksiyonları süzme fonksiyonu yüksek olduğu için bunlarda süzme olayı normalden daha fazla oluyor. Bu nedenle kreatin ve üre miktarları normalin altına düşüyor. Bu da aslında sağlıklı bir durumdur. Böbrek hacminde de bir buçuk katına kadar bir büyüme olduğu için fonksiyonlar böbrekler açısından önemlidir. Bu nedenle su miktarını arttırmak hem bizim açımızdan hem de bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir" diye konuştu. Yaz aylarında özellikle tatile giden gebelere çok önem verdiklerini dile getiren Uzman Dr. Diribaş, "Güneş altında çok kalmamalarını öneriyoruz. Denize gölgede girmelerini istiyoruz. Deniz kenarında dinlenirken mutlaka güneş altında değil de gölgede dinlenmelerini öneriyoruz. Meyve ve sıvı ürünleri bol bir şekilde tüketsinler. Güneş çarpmalarına karşı da güneş koruyucu kullanmalarını istiyoruz" dedi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz"
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:07 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Diribaş: "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz" Yaz aylarında gebelerin su tüketimine dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kemal Diribaş, yaz aylarında gebelerin dikkat etmesi gerektiği konular hakkında açıklamalarda bulundu. Özellikle ileri hafta gebelik dönemlerinde yaz dönemlerinde su tüketiminin çok önemli olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kemal Diribaş, "Bebeğin sağlığı açısından çok önemli. Bu nedenle yaz dönemlerinde gebelerin su tüketimini yaklaşık 2 kat arttırmalarını öneriyoruz. Normalde bir kişi gündelik hayatında 3 litre su içmesi gerekiyor ama gebelerin bu miktarında üstünde su tüketmelerini öneriyoruz. Çünkü yaz dönemlerinde özellikle sıcak havalarda terlemeye ve efora bağlı olarak su tüketimi artmaktadır. Bu nedenle biz hastalarımızın yaz döneminde sıklıkla su tüketmelerini öneriyoruz. Gebelerde su tüketme problemi de olabiliyor çünkü gebelerde özellikle erken dönemlerde bulantı ve kusma çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Suyu tüketirken bir seferde bardak bardak içmek yerine azar azar veya yudum yudum gün içerisine yayarak günlük 3 buçuk 4 litrenin altına düşürmemelerini öneriyoruz. Bizim açımızdan gebelerin su tüketimi çok önemli olduğu kadar böbrek fonksiyonları için de çok önemlidir. Gebelikte böbrek fonksiyonları süzme fonksiyonu yüksek olduğu için bunlarda süzme olayı normalden daha fazla oluyor. Bu nedenle kreatin ve üre miktarları normalin altına düşüyor. Bu da aslında sağlıklı bir durumdur. Böbrek hacminde de bir buçuk katına kadar bir büyüme olduğu için fonksiyonlar böbrekler açısından önemlidir. Bu nedenle su miktarını arttırmak hem bizim açımızdan hem de bebeğin sağlığı açısından çok önemlidir" diye konuştu. Yaz aylarında özellikle tatile giden gebelere çok önem verdiklerini dile getiren Uzman Dr. Diribaş, "Güneş altında çok kalmamalarını öneriyoruz. Denize gölgede girmelerini istiyoruz. Deniz kenarında dinlenirken mutlaka güneş altında değil de gölgede dinlenmelerini öneriyoruz. Meyve ve sıvı ürünleri bol bir şekilde tüketsinler. Güneş çarpmalarına karşı da güneş koruyucu kullanmalarını ve şapka takmalarını istiyoruz" cümlelerini kullandı. (MK-CK-
Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:05 Kendini anlatamayan çocuk, davranışıyla konuşur Çocuklarda erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. Psikolog Eda Kalaycıoğlu, modern yaşamın getirdiği değişimlerin, aile yapısındaki dönüşümlerin, dijitalleşme ve akademik baskıların çocukların omuzlarına daha küçük yaşlarda ağır duygusal yükler bindirdiğini, bu yüklerin çocukların davranışlarında çeşitli bozulmalara, uyum sorunlarına yol açtığını söyledi. Kendini anlatamayan çocuğun davranışlarıyla konuştuğunu belirten Kalaycıoğlu, "Tırnak yeme, alt ıslatma, öfke patlamaları, uyku sorunları gibi davranışlar çoğu zaman "geçici bir dönem" olarak görülse de, bunlar çocuğun ruhsal dünyasında yaşadığı stresin ve baskının birer yansıması olabilir. İyileştirici güç ailenin elindedir" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi’nden Klinik Psikolog Eda Kalaycıoğlu çocukluğun, bireyin sosyal, duygusal ve bilişle ilgili gelişiminin temelinin atıldığı kritik bir dönem olduğunu söyledi. Bu dönemde ortaya çıkan bazı davranışların, gelişimin doğal bir parçası olmaktan öte, altta yatan psikolojik zorlanmaların işareti olabileceğine dikkat çeken Kalaycıoğlu, "Süreklilik gösteren ve işlevselliği bozan davranışlar genellikle kaygı, stres, travma ve güvensizlik gibi duygularla yakından ilişkilidir. Çocuklar her zaman duygularını kelimelerle ifade edemezler." diyerek şöyle konuştu: "Özellikle erken yaşlarda yaşanan duygusal zorluklar, bazen sessiz bir içe kapanışla, bazen ise dışa dönük davranışsal tepkilerle kendini gösterebilir. Saldırganlık bu tepkilerden biridir. Vurma, bağırma, eşya fırlatma gibi fiziksel ya da sözel agresyonlar, genellikle bastırılmış öfkenin veya ev içi çatışmaların dışa vurumudur. Bu tür davranışlar çocuğun duygularını kontrol edemediği anlarda kendini gösterir. Bir diğeri içe kapanmadır. Sosyal ortamlardan uzak durmak, konuşmaktan kaçınmak ya da arkadaş edinmekte zorlanmak gibi durumlar, çoğu zaman özgüven eksikliği ve sosyal kaygıya işaret eder. Akran zorbalığı, aile içi ilgisizlik veya yüksek akademik beklentiler bu durumu tetikleyebilir. Bir diğer tepki olarak regresif davranışları (Çocukların yaşının gerisinde davranışlar sergilemesi) görürüz. Alt ıslatma (enürezis), parmak emme gibi yaşa uygun olmayan davranışlar; taşınma, boşanma, yeni kardeşin doğumu gibi yaşam olaylarına karşı verilen tepkilerdir. Tekrarlayıcı alışkanlıklar olarak tanımladığımız tırnak yeme, saç çekme, kalem ısırma gibi davranışlar, çoğu zaman gerginlik ve ruhsal huzursuzluğun dışavurumudur. Özellikle sınav dönemi gibi stresli zamanlarda artış gösterebilir." İyileştirici güç; aile Öte yandan, çocuğun psikolojik iyi oluşunu şekillendiren en temel unsurun, aile ortamı olduğunu ifade eden Kalaycıoğlu, "Sevgi dolu, tutarlı ve destekleyici bir aile yapısı, çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar." dedi. Ailenin çocuğun duygusal ihtiyaçlarını fark ederek işe başlaması gerektiğini kaydeden Kalaycıoğlu, ebeveynlere "tehditkar olmayın, pozitif disiplin" uygulayın önerisinde bulundu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çocuğun neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmak, onunla açık ve empatik bir iletişim kurmak gerekir. Ceza odaklı yaklaşımlar yerine, olumlu pekiştirme ve problem çözme stratejileri çocukların davranışlarını düzenlemeyi öğrenmelerine yardımcı olur. Çocuğun verilen ödevi, görevi yapmayı sürekli ertelemesi durumunda ‘Bir daha yapmazsan tabletini alırım!’ gibi tehditkâr bir yaklaşım yerine, ‘Ödevini bitirdiğinde birlikte en sevdiğin oyunu oynayabiliriz.’ gibi olumlu bir pekiştirme yapılması, çocuğun motivasyonunu artırır. Pozitif disiplin, çocuklara hem sınırlar koyar hem de bu sınırların içinde nasıl hareket edeceklerini öğretir. Bu yaklaşım sayesinde çocuklar, davranışlarının sonuçlarını anlamayı, sorumluluk almayı ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğrenirler."
Medical Point’te 72 saatte 6 hayat kurtaran operasyon
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:03 Medical Point’te 72 saatte 6 hayat kurtaran operasyon İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, sadece 72 saatte 3’ü böbrek, 3’ü karaciğer olmak üzere 6 başarılı organ nakline imza attı. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, gerçekleştirdiği yoğun nakil programıyla 72 saatte 6 organ nakli operasyonuna imza attı. Kadavradan karaciğer nakliyle başlayan süreç, çocuk bir hastaya gerçekleştirilen canlı vericili karaciğer nakliyle devam etti. Aynı gün içerisinde çapraz böbrek nakli yapılan iki hasta ve yine kadavradan bir karaciğer nakli başarıyla gerçekleştirildi. Kadavradan böbrek nakliyle haftanın altıncı nakli tamamlandı. Organ nakli ekibi her an hazır İEÜ Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi, multidisipliner yapısı, yüksek deneyime sahip cerrahi ve medikal kadrosu ile yalnızca İzmir’in değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalara hayat veriyor. Hem kadavradan hem canlıdan nakil süreçlerinde etik ilkelere bağlı, bilimsel verilerle desteklenen yaklaşımıyla hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırmayı hedefliyor. ‘Bir sorumluluk’ İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Dr. Zafer Beken Organ Nakli Merkezi’nden şu açıklama yapıldı: "Her başarılı nakil, yalnızca bir hastanın değil, bir ailenin, bir hayatın yeniden başlaması demek. Organ nakli sadece bir cerrahi müdahale değil; umudu, sabrı ve bilimi içinde barındıran çok özel bir süreçtir. Biz bu sürecin her anında hastalarımızın yanındayız. Haftanın her günü, her saati; bir kalbi yeniden attırmak, bir çocuğa oyunlara dönme şansı vermek, bir genci yeniden hayata bağlamak için buradayız. Yaşamı yeniden inşa etmek bizim için bir görev değil, bir sorumluluktur."
Zamanında müdahale edilmeyen menisküs yırtıkları kalıcı hasara yol açabiliyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 10:00 Zamanında müdahale edilmeyen menisküs yırtıkları kalıcı hasara yol açabiliyor DENİZLİ (İHA) – Menisküs yırtıklarında erken teşhis ve tedavinin önemine dikkat çeken Denizli Özel Egekent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Erken tanı, dizdeki kalıcı hasarların ve kireçlenmenin önlenmesinde kritik rol oynar" dedi. Denizli Özel Egekent Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, menisküs yırtıkları ve tedavi süreci hakkında bilgiler verdi. Menisküsün dizdeki denge ve hareket kabiliyetini sağlayan önemli bir yapı olduğunu ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Menisküs yırtıkları, diz ekleminde sıklıkla karşılaşılan ve özellikle sporcularda yaygın olan ciddi bir yaralanmadır Menisküs yırtıkları, dizde ani hareketler, burkulma veya travma sonucu oluşabilir. Belirtiler arasında dizde ağrı, şişlik ve hareket kısıtlılığı yer alır" dedi. "Menisküs yırtıklarının tedavisinde başarılı sonuçlar alınıyor" Menisküs yırtıklarında tedavi sürecinin yırtığın büyüklüğü ve yerine göre değişiklik gösterebildiğini kaydeden Op. Dr. Özdemir Öztekin, "Hafif yırtıklar genellikle konservatif yöntemlerle yani istirahat, buz uygulaması ve fizyoterapi ile iyileşebilir. Ancak, daha büyük ve hareketi kısıtlayan yırtıklar için cerrahi müdahale gerekebilir. Günümüzde artroskopik cerrahi yöntemi ile menisküs yırtıklarının tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar alınabiliyor" diye konuştu. Hastaların erken teşhis ve tedavi için uzman bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurmasının önemine vurgu yapan Op. Dr. Özdemir Öztekin, şu uyarılarda bulundu: "Menisküs yırtıklarında erken tanı, dizdeki kalıcı hasarların ve osteoartritin (kireçlenme) önlenmesinde kritik rol oynar. Dizde ani ağrı ve şişlik hisseden kişilerin, vakit kaybetmeden uzman kontrolüne gitmesini öneriyoruz"
Prof. Dr. Gözel: "Hiperkolesterolemi hastaları yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri gerekiyor"
08 Ağustos 2025 Cuma - 09:54 Prof. Dr. Gözel: "Hiperkolesterolemi hastaları yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri gerekiyor" İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Hiperkolesterolemi hastalarının beslenmelerine dikkat etmeleri, kontrollerini düzenli aralıklarla yaptırmaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekiyor" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, hiperkolesterolemi hastalığı hakkında açıklamalarda bulunarak hiperkolesterolemi hastalığının kolesterol değerinin kandaki normal sınırın üstünde olduğunu ifade etti. Hastaların yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri, egzersiz yapmaları ve ilaç tedavilerine özen göstermeleri gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Hastalar arasında kolesterol ilacını kullanmanın veya kolesterolü düşürmenin vücuda zarar vereceği gibi yanlış bir algı var. Hekimlerin tedavi esnasında kolesterolü normalin altına düşürmedikleri, aksine yüksek olan kolesterolü normal sınırlara getirmeye çalışıyor. Birçok kronik hastalığı olan hastalarda hiperkolesterolemi hastalığının daha da önemli olduğunu, kronik hastalığının yanı sıra hiperkolesterolemi hastalığı olan kişilerde yaşam tarzı, beslenme değişikliği, hasta eğitimi ve kolesterol ilacı önemlidir. Hasta eğitiminin, hastaların beslenmelerine dikkat etmeleri, kontrollerini düzenli aralıklarla yaptırmaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gerekiyor. Bu hastaların yağdan ve şekerden fakir beslenmeleri, egzersiz yapmaları ve ilaç tedavilerine özen göstermeleri lazım. Kolesterol ilacının hastaya zarar vereceği kanısı yanlıştır. İlacını kullanmayıp bırakan hastaların bir süre sonra ciddi komplikasyonlarla karşı karşıya kalıyorlar. Hastanın ilacın yan etkisi ile karşılaşması halinde hekime danışmadan ilacını bırakmasının, dozunu azaltmasının veya ilacını değiştirmesi doğru olmayacaktır. Bu değişimlerin hekim kontrolünde yapılması önem arz ediyor" diye konuştu.
UMKE’nin sessiz kahramanları hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor
08 Ağustos 2025 Cuma - 09:31 UMKE’nin sessiz kahramanları hayat kurtarmak için zamanla yarışıyor Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), afet, kaza, yangın, sel ve kriz anlarında en zorlu şartlarda görev yaparak hayat kurtarıyor. Bünyesinde 263 gönüllü personel bulunan Malatya UMKE aktif olarak çalışan 12 kişilik ekip, üçer kişilik gruplar halinde dönüşümlü şekilde hizmet veriyor. UMKE ekipleri yalnızca Malatya’da değil, Elazığ’da da kritik görevlerde bulunuyor. Olaylara hızlı müdahale Malatya UMKE sorumlusu Hasan Vural, büyük afetlerde hızlı hareket etmenin önemine değinerek, "Deprem gibi durumlarda ilk yarım saat içinde 54 gönüllü personelimiz sahaya ulaştı. Ailelerini bırakıp koşarak geldiler ve müdahalelere başladılar. Hepsine duyarlılıkları için teşekkür ediyorum" dedi. Donanımlı araç filosu UMKE envanterinde 5 adet 4x4 arazi aracı ve 2 adet Acil Müdahale Ünitesi (AMİ) bulunduğunu kaydeden Hasan Vural, "Bu araçlarla kitlesel olaylarda 20 dakika içinde olay yerine ulaşılabiliyor ve 30-40 metrekarelik müdahale alanı kısa sürede kurulabiliyor" ifadelerini kullandı Görev öncesi özel eğitim Personel, görev öncesinde enkazda müdahale, zorlu doğa şartlarında yaşamı sürdürme, yaralı tahliyesi, enkaz güvenliği, ilk yardım, müdahale teknikleri ve psikolojik dayanıklılık konularında kapsamlı eğitimden geçirildiğini ifade eden, Vural, "UMKE bünyesinde ayrıca Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) olaylara müdahale edebilecek donanıma sahip özel bir ekip bulunuyor. Bu ekip, olay yerine ilk ulaşarak güvenliği sağlıyor ve diğer sağlık personelinin risk altına girmesini önlüyor" dedi "Cesaretin ve fedakarlığın sembolü" Vural, UMKE’nin yalnızca bir sağlık birimi olmadığını belirterek, "UMKE cesaretin, fedakarlığın ve insan hayatına verilen değerin sembolüdür. Görevde zamanla yarışırız. Bir cana dokunabilmek, bir kalbi yeniden çalışır hale getirebilmek tarif edilemez bir duygudur" diye konuştu UMKE Haftası dolayısıyla tüm gönüllülere teşekkür eden Vural, hayatını kaybeden sağlık şehitlerini rahmetle andıklarını, sahada görev yapan tüm personele güç ve kolaylık diledi.