SAĞLIK
Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" 30 Nisan 2026 Perşembe - 17:35:33 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26 Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04 ‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 16:21 Yaz mevsimi öncesi diyet uyarısı: Yanlış yöntemler sağlığı tehdit ediyor KIRŞEHİR (İHA) – Kırşehir’de Beslenme ve Diyet Uzmanı Batuhan Dokumacı; yaz mevsimi öncesinde hızlı kilo vermek isteyen vatandaşlara yönelik uyarılarda bulundu. Dokumacı; doktor ve uzman kontrolü olmadan zayıflamanın sağlığı tehdit edebileceğini söyledi. Yaz mevsiminin yaklaşılmasıyla birlikte hızlı kilo verme çabasının arttığını belirten Dokumacı; "Yaz mevsimine girişte hızlı kilo kaybetmek için doğru bilinen yanlışlar uygulanabiliyor. Bu listenin başında yetersiz protein alımı geliyor. Kalori alımını kesmek uğruna çok kısıtlı diyetler uygulanıyor" dedi. Aktarlarda satılan bitki çayları ve ürünlerin her metabolizmaya uygun olmadığını ifade eden Dokumacı, bu tür ürünlerin bilinçsiz kullanımının sağlık sorunlarına yol açabileceğini kaydetti. Sağlıklı kilo vermenin temelinin dengeli beslenmeden geçtiğini vurgulayan Dokumacı, "Doğru zayıflamak için yapılacak en önemli şey yeterli protein alımıdır. Aynı zamanda karbonhidrat alımlarına dikkat etmek, su tüketimini artırmak ve hareketli bir yaşam tarzı benimsemek gerekmektedir" diye konuştu. Zayıflama sürecinin mutlaka uzman kontrolünde yürütülmesi gerektiğini aktaran Dokumacı; "Bizim için önemli olan diyet uzmanı ve doktor kontrolü, düzenli kan sonuçlarının takip edilmesidir. Hızlı kilo kayıpları normal değildir. Hızlı verilen kilolar, aynı şekilde hızlı bir şekilde geri alınır" ifadelerini kullandı.
İzmir’de "İşimiz dişleriniz" projesiyle gülümseten hizmet
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:46 İzmir’de "İşimiz dişleriniz" projesiyle gülümseten hizmet İzmir’in Menemen ilçesinde başlatılan "İşimiz Dişleriniz" projesi, sağlık hizmetlerini vatandaşla buluşturuyor. Menemen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi tarafından yürütülen projeyle özellikle yaşlı, engelli ve çocuk hastalar, mobil diş sağlığı aracıyla kendi mahallelerinde tedavi ediliyor. Menemen’de Mobil Diş Sağlığı Aracı Mahalle Mahalle Vatandaşa Sağlık Hizmeti Ulaştırıyor. 2025 yılı başında hayata geçirilen sosyal sorumluluk projesi, merkezde tedaviye ulaşmakta zorluk yaşayan bireyler için umut oldu. Projenin çıkış noktası ise yeni doğum yapmış ve diş ağrısı çeken bir annenin Ağız Diş Sağlığı Merkezi’ne gelememesi üzerine ekibin mahallesine giderek tedavisini gerçekleştirmeleri oldu. Proje kapsamında bugüne kadar 8 mahalleye gidilerek 223 hasta muayene edildi. Mobil araçta dolgu, çekim, diş taşı temizliği gibi 316 girişimsel işlem gerçekleştirildi. Tedavisi mobil ortamda yapılamayan 141 hasta için ise Merkezde randevu oluşturuldu. "Hizmet vatandaşa güven veriyor" Menemen Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Nursel Adar, mobil hizmetin ayda ortalama 10 gün sürdüğünü ve araçta diş hekimi, klinik destek, bilgi işlem, röntgen ve sterilizasyon personellerinden oluşan tam donanımlı bir ekibin görev yaptığını belirtti. Yapılan tüm işlemlerin bilgi yönetim sistemine kayıt altına alındığını ifade etti. Proje sayesinde sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştığını vurgulayan Dt. Adar, erken tanı ve tedavinin önünün açıldığını söyledi. Vatandaşların verilen hizmetten memnun kaldığını da dile getiren Adar, "Geri dönüşler bizleri hem mutlu ediyor hem de daha çok kişiye ulaşmak için motive ediyor" dedi.
Kayseri’nin Acil Sağlık Hizmetleri Filosuna 3 yeni ambulans daha katıldı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:22 Kayseri’nin Acil Sağlık Hizmetleri Filosuna 3 yeni ambulans daha katıldı Sağlık Bakanlığı tarafından Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü’ne tahsis edilen 3 yeni tam donanımlı ambulans; görev yapacakları istasyonlara teslim edilerek hizmete alındı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, ambulans sayısının 89’a ulaştığını kaydederek; "İlimizde sunulan hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinin gücünü en üst seviyeye taşımak ve vatandaşlarımıza hızlı, yerinde ve etkin bir hizmet sunmak adına çalışmalarımız kesintisiz olarak devam etmektedir. Bu istikamette Sağlık Bakanlığı’mız tarafından ilimize kazandırılan 3 yeni tam donanımlı ambulans ile il genelindeki ambulans sayımız 89’a ulaşmıştır. Filomuzda ayrıca; 4 paletli ambulans, 1 obez ambulansı, 1 yenidoğan ambulansı ve 1 dört sedyeli ambulans da bulunmaktadır. Kayseri’de, biri helikopter ambulansın konuşlandığı Hava 38 İstasyonu olmak üzere toplam 60 acil sağlık hizmetleri istasyonumuz ve 844 sağlık personelimizle 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunmaktayız. 2025 yılının ilk 6 ayında 85 bin 799 vakaya hızlı ve etkin şekilde müdahale ederek vatandaşlarımızın yanında olduk. Güçlü altyapımız, modern araç filomuz ve özverili ekiplerimizle, acil sağlık hizmetlerinde her zaman vatandaşlarımızın yanındayız. Bu süreçte desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sahada büyük bir gayretle görev yapan tüm 112 personelimize şükranlarımı sunuyorum" dedi.
Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 13:11 Sıcak hava ve yanlış klima kullanımı burun kanamasına yol açabiliyor Klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğünü dikkat çeken Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir" dedi. Burun kanaması, özellikle yaz aylarında oldukça sık rastlanan ancak endişe verici gibi görünse de genellikle ciddi olmayan bir durum olduğu biliniyor. Burun içindeki kılcal damarlar oldukça hassas olduğu, sıcak hava, kuru ortam, burna darbe alınması, karıştırılması ya da tansiyon yükselmesi gibi nedenlerle kolayca kanayabildiği belirtildi. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, burun kanamalarının yüzde 90’ının hafif seyirli olup genellikle kendiliğinden geçtiğini, yaklaşık yüzde 10’unun ise tansiyon yükselmesi gibi ciddi sorunların habercisi olabileceğine dikkat çekerek uyarı ve önerilerde bulundu. Genellikle kolay kontrol ediliyor Burun kanamalarının ‘ön burun kanaması’ ve ‘arka burun kanaması’ olarak ikiye ayrıldığını kaydeden Arslanhan, "Burnu besleyen damarların burun deliğine yaklaşık 1 santim uzakta olması sebebiyle, travma, bir cisim veya parmak sokulması, mukoza kuruluğu gibi lokal nedenlerle oluşan kanamalar ön burun kanamaları olarak tanımlanır. Genellikle daha hafif ve kolay kontrol altına alınabilen bu tür kanamalar, toplumda en sık görülen burun kanaması tipidir. Öte yandan, arka burun kanamaları ise burnun daha derin bölgelerindeki damarların çatlamasıyla ortaya çıkar ve genellikle ileri yaşlarda, yüksek tansiyon veya kafa içi tümörler gibi altta yatan sağlık sorunlarına bağlı olarak gelişir. Arka burun kanamaları daha şiddetli olabilir ve tıbbi müdahale gerektirebilir" dedi. Klima kullanımı olumsuz etkileyebilir Sıcak havalarda serinlemek için tercih edilen klimaların ortam havasını kurutarak solunan havanın da nem oranını düşürdüğüne dikkat çeken Dr. Arslanhan, "Bu durum, burun mukozasının kurumasına ve yüzeysel damarların hassaslaşarak çatlamasına neden olabilir. Sonuç olarak burun kanamaları meydana gelebilir. Bu tür sorunlarla karşılaşmamak için klimalar bilinçli kullanılmalı; bulunduğunuz ortam zaman zaman havalandırılmalı ve nem dengesi korunmalıdır. Özellikle klima kullanılan odalarda pencerenin bir miktar açık bırakılması, hava sirkülasyonu ve nem açısından fayda sağlar. Burun kanamasını önlemek amacıyla, burun içinde kuruluk hissedildiğinde nemlendirici burun damlaları kullanılabilir. Gün içinde yeterli miktarda su tüketmek de mukozanın nemli kalmasına yardımcı olur. Burun temizliği sırasında aşırı ve sert sümkürme hareketlerinden kaçınılmalıdır. Ayrıca, özellikle hipertansiyon hastalarının hava sıcaklığının yüksek olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında mümkünse dışarı çıkmamaları, burun kanaması riskini azaltmak açısından uygun olacaktır" diye konuştu. Dr. Arslanhan, burun kanamalarının endişe verici gibi görünse de çoğu olayda korkulacak bir durum bulunmadığını tedavisinin ise genellikle basit müdahaleler ile gerçekleştirildiğini söyledi. Arslanhan, böyle bir durumda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Sakin olun. Panik yapmak kanamanın artmasına neden olabilir.Başınızı öne doğru eğin. Bu, kanın boğaza akmasını ve mide bulantısını engeller.Burun kanatlarını parmaklarınızla sıkın. Her iki burun deliğini nazikçe bastırarak 5-10 dakika boyunca sıkın.Ağzınızdan nefes alın. Kanama durana kadar ağızdan nefes almaya devam edin.Soğuk uygulama yapın. Burnun üzerine veya enseye soğuk kompres koymak damarları büzerek kanamayı durdurmaya yardımcı olabilir.Kanama durduktan sonra burnunuzu temizlemeyin. Kan pıhtısını çıkarmak yeni bir kanamaya yol açabilir.Kanamanın 15-20 dakikadan fazla devam etmesi veya kanın ağızdan gelmesi halinde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun. Sürekli ya da tekrarlayan burun kanamaları altta yatan bir hastalığın habercisi olabilir."
Yaz sıcaklarında gebelere uyarı: Bol su için, hafif giysiler giyin ve serin saatlerde dışarı çıkın
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:52 Yaz sıcaklarında gebelere uyarı: Bol su için, hafif giysiler giyin ve serin saatlerde dışarı çıkın Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Servisi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Şeyhmus Tunç, yaz aylarında artan sıcakların gebeler için zorlayıcı olabileceğini belirterek, bol su içmeleri, hafif giysiler giymeleri ve serin saatlerde dışarı çıkmaları tavsiyesinde bulundu. Doç. Dr. Şeyhmus Tunç, hamilelik döneminde sıcak havaların vücut ısısını daha fazla artırabileceğini belirterek, bunun da halsizlik, baş dönmesi, ödem ve hatta erken doğum gibi ciddi riskleri beraberinde getirebileceğini söyledi. Bu nedenle gebelerin özellikle günün sıcak saatlerinde dışarıya çıkmamaları ve yeterli sıvı tüketmelerinin büyük önem taşıdığını ifade eden Tunç, anne adaylarının sıcak havalarda dikkat etmesi gereken 6 temel öneriyi şöyle sıraladı: "Bol su için; günde en az 2-3 litre su tüketilmeli. Dehidrasyon riski erken doğumu tetikleyebilir. Pamuklu, hafif giysiler; açık renkli ve hava geçiren kıyafetler vücut ısısını dengede tutar. Serin saatlerde dışarı çıkın; özellikle 10.00-16.00 arasında dışarı çıkmaktan kaçınılmalı. Ayaklarınızı yüksekte tutun; ödemi azaltmak için ayaklar dinlenme esnasında yüksekte tutulmalı. Ilık duş ve ıslak havlu; ani ısı değişimlerinden kaçınılmalı, serinlemek için boyna ıslak havlu konulabilir. Tuz ve şekeri dengede tutun. Tuz ödemi, şeker ise susuzluğu artırabilir. Sulu meyveler öneriliyor." Dr. Tunç, aşırı halsizlik, kas krampları, nefes darlığı ve baş dönmesi gibi belirtilerin dikkate alınması ve böyle durumlarda mutlaka hekime başvurulması gerektiğinin altını çizdi.
Tunceli UMKE, kentin zorlu şartlarında görev başında
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:49 Tunceli UMKE, kentin zorlu şartlarında görev başında Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) Tunceli, kentin zorlu doğal şartlarına rağmen 7/24 görev yapıyor. Son zamanlarda turizmin canlanmasıyla artan vakalara diğer ilgili kurumlarla birlikte müdahale eden gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan ekip, vatandaşlar tarafından da taktirle karşılanıyor. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, 4-10 Ağustos tarihleri arasında kutlanan "Ulusal UMKE Haftası" nedeniyle kentin zorlu şartlarında görev yapan UMKE personelini ziyaret ederek hem haftalarını kutladı hem de başarılarından ötürü tebrik etti. Kentte, doğal afetlerin yanı sıra dağda düşme, trafik kazaları ve sağlık tedbirlerine katılım sağlayan 76 UMKE gönüllüsü bulunduğunu dile getiren İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, "UMKE, Sağlık Bakanlığımızın koordinasyonunda kurulan afet ve olağanüstü durumlarda hızlı ve etkin sağlık hizmeti sunmayı amaçlayan, alanında eğitimli ve donanımlı profesyonel bir ekiptir. Sadece büyük afetlerde değil ulaşılması güç coğrafyalarda, toplu kazalarda, doğal felaketlerde görev alarak adeta yaşama umudu olmaktadır" dedi. Kentte görev yapan UMKE personelinin bir çok kritik olayda sergilediği üstün çaba ve başarılarla hem kendilerini hem de vatandaşların takdirini kazandığına vurgu yapan Dr. Duran, "Hazırlıklı olmak, eğitimli olmak ve koordineli hareket edebilmek bu ekibin en temel özelliklerindendir. Tüm bu başarıların temelinde gönüllülük ruhuyla harmanlanmış bir meslek ahlakı ve insan sevgisi yer almaktadır. Depremlerden sel felaketlerine, yangınlardan kazalara kadar birçok zorlu alanda zamanla yarışarak hayat kurtaran, insan sağlığını korumak için her şartta mücadele veren bir ekibin adıdır UMKE. UMKE, sadece bir arama-kurtarma ekibi değil aynı zamanda dayanışmanın, fedakarlığın ve kamu hizmetine adanmışlığın sembolüdür. Sahada ve eğitimde gösterdikleri gayretlerle her zaman göreve hazır olan tüm UMKE görevlilerimize yürekten teşekkür ediyorum. Bazı hikayelerin kahramana ihtiyacı yoktur. Bazı hikayeler başlı başlına bir kahramanlıktır" diye konuştu. Tunceli UMKE Sorumlusu Yoldaş Altaş, "İlimizin şartları gereği dağlık alanlarda gayret ve özverili şekilde çalışıp fedakarlık yapan arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum ve haftalarını kutluyorum" dedi. 5 yıldır UMKE gönüllüsü olarak çalışan Murat Demir, "Aslında 112’de paramedik olarak çalışıyorum. Dağlık alanda, depremde, heyelanda, sel felaketinde gruba gelen bir mesajla bu işe gönüllülükle çıkan arkadaşlarız. Bizim ekip 5 kişiden oluşuyor. İçinde teknik personel, uzman doktor, parademik, acil tıp teknisyeni ve hemşire bulunmakta" diye konuştu. Tunceli 112’de paramedik olarak çalışan Rojda Yerlikaya, 2 yıldan bu yana UMKE personeli olarak çalıştığını belirterek "UMKE’yi çok seviyorum. Çünkü insanların zorlu zamanlarında yanında olmak, onlara yardımcı olmak beni çok mutlu ediyor. UMKE haftamız kutlu olsun" dedi.
Epilepsi kontrol altına alınabilir: Düzenli rutin, tedavi başarısını artırıyor
07 Ağustos 2025 Perşembe - 12:27 Epilepsi kontrol altına alınabilir: Düzenli rutin, tedavi başarısını artırıyor Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Hatice Şap, epilepsi hastalarının yaşam kalitesini artırmak için düzenli rutinlere dikkat etmesi gerektiğini belirterek, tetikleyici faktörlerden uzak durmanın tedavi sürecinde önemli rol oynadığını söyledi. Halk arasında ’sara hastalığı’ olarak da bilinen epilepsi, her yaşta görülebilen nörolojik bir rahatsızlık olup tekrar eden nöbetlerle karakterizedir. Uzm. Dr. Hatice Şap, doğru tanı, düzenli tedavi ve yaşam alışkanlıklarının hastalığın kontrolünde büyük önem taşıdığını vurguladı. Epilepsinin, beynin elektriksel aktivitesindeki geçici bozulmalar sonucu gelişen, nöbetlerle seyreden nörolojik bir hastalık olduğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hatice Şap, nöbetlerin; kasılmalar, istemsiz hareketler, bilinç kaybı ve duyusal değişikliklerle kendini gösterebileceğini belirterek, doğru tanı ve düzenli tedavi ile epilepsinin büyük oranda kontrol altına alınabildiğini söyledi. ’’Her yaşta görülebilir, çocuklarda daha sık rastlanır’’ Epilepsinin sadece genetik bir hastalık olmadığını vurgulayan Dr. Şap, "Epilepsi her zaman genetik geçişli olmayabilir. Ancak bazı ailelerde yatkınlık bulunabilir. Hastalığın ortaya çıkmasında doğumsal sorunlar, travmalar, felç, bazı enfeksiyonlar ve ilaçlar gibi çevresel faktörler de etkili olabilir" dedi. Epilepsinin yaşamın herhangi bir döneminde başlayabileceğine dikkat çeken Dr. Şap, sözlerine şöyle devam etti; "Epilepsi her yaşta görülebilir; ancak çocukluk ve gençlik döneminde daha sık rastlanır. Çocuklukta görülen nedenler arasında doğumsal yaralanmalar, hipoksi (yetersiz oksijen maruziyeti), ateşli hastalıklar, travmalar ve bazı sendromlar bulunur. Erişkinlerde ise beyin damar hastalıkları (felçler), multiple skleroz (MS), beyin ameliyatları, kafa travmaları, demans (bunama), bazı ilaçlar ve alkol kullanımı epilepsiyi tetikleyebilir. Ancak bazı durumlarda hastalığın nedeni belirlenemeyebilir." "Tetikleyicilerden uzak durmak tedaviye destek olur" Epilepsi hastalarının sağlıklı, üretken ve kaliteli bir yaşam sürmesinin mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Hatice Şap, tedavi süreci hakkında şu bilgileri paylaştı: "Tedavi seçenekleri arasında antiepileptik ilaçlar ve dirençli epilepsi vakalarında cerrahi tedaviler yer almaktadır. Hastalığı tetikleyici faktörler göz ardı edilmemelidir. Uykusuzluk, açlık, stres ve ani ışık gibi durumlar nöbetleri tetikleyebilir. Hastaların bu konularda bilinçlenmesi ve yaşamlarını buna göre düzenlemeleri tedavinin başarısı açısından büyük önem taşır."
Sıcak havalarda diyabet hastalarına sıvı uyarısı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 11:34 Sıcak havalarda diyabet hastalarına sıvı uyarısı Sıcak havaların şeker hastalarını olumsuz etkileyebileceğini belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, "Diyabetli olsanız da olmasanız da bu çok sıcak ve nemli yaz günlerinde, sıvı kaybı yaşanması kaçınılmazdır. Diyabetiniz varsa, kan şekeri değerlerinin kontrol altında olmadığı durumlarda da su kaybı yaşanabilir. Sıvı kaybını önlemek için bol bol su, sade maden suyu, şekersiz buzlu çay ve limonata, kafeinsiz içecekler tüketilmelidir" dedi. Yaz aylarında sıcak artışı, özellikle şeker hastalığı (diyabet) gibi kronik rahatsızlıkları olan kişileri etkiliyor. Vücutta başta cilt olmak üzere, böbrekler, akciğerler vücut ısı dengesini düzenliyor. Nem artışı hissedilen sıcaklığı daha da artırıyor. Bu yüzden özellikle şeker hastalarının bazı konularda yazın biraz daha dikkatli olması gerekiyor. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gülçin Cengiz Ecemiş, şeker hastalarına yaz mevsimi için önemli uyarılarda bulundu. "Yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmeli" Sıvı tüketimine dikkat edilmesini vurgulayan Doç. Dr. Ecemiş, "Diyabetli olsanız da olmasanız da bu çok sıcak ve nemli yaz günlerinde sıvı kaybı yaşanması kaçınılmazdır. Diyabetiniz varsa, kan şekeri değerlerinin kontrol altında olmadığı durumlarda da su kaybı yaşanabilir. Sıvı kaybını önlemek için bol bol su, sade maden suyu, şekersiz buzlu çay ve limonata, kafeinsiz içecekler tüketilmelidir. Alkolden kesinlikle uzak durulmalıdır" şeklinde konuştu. "Güneş çarpması tehlikeli olabilir" Güneş çarpmasına karşı önlemler alınması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ecemiş, "Özellikle açık havada çalışıyorsanız veya egzersiz yapıyorsanız daha dikkatli olmalısınız. Diyabet veya kalp hastalığı gibi kronik hastalığı olan kişiler aşırı sıcağa daha duyarlıdır. Güneş çarpması durumunda baş dönmesi veya bayılma, aşırı terleme, kas krampları, nemli veya soğuk cilt, baş ağrısı, hızlı kalp atışı ve/veya bulantı olabilir. Eğer bu belirtilerden herhangi birini yaşıyorsanız, ilk olarak akla gelmesi gereken ve müdahale edilmesi gereken en önemli durum hipoglisemidir. Bu durumda bir an önce serin bir ortama geçerek öncelikle kan şekerinin yükseltilmesi için meyve suyu gibi şekerli gıda tüketilmelidir ve mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır" dedi. "Serin bir yerde spor yapılmalı" Serin bir yerde spor yapılmasına dikkat çeken Doç. Dr. Ecemiş, "Örneğin, klimalı bir spor salonunda veya hava sıcaklığının daha makul olduğu sabah veya akşam saatlerinde egzersiz yapmalısınız. Diyabetiniz kontrol altındaysa ve komplikasyonlarınız yoksa diyabeti olmayan insanlar gibi hemen her türlü fiziksel aktiviteyi yapabilirsiniz. Fakat bu aktiviteler kan şekerinizi etkileyebilir. Diyabeti olan hastalarda özellikle diyabete bağlı komplikasyonlar varsa egzersiz çeşidi ve süresi ile ilgili mutlaka doktorlarına danışmaları gerekmektedir" açıklamasında bulundu. "Kan şekeri takibini ihmal etmeyin" Kan şekeri takibinin önemine değinen Doç. Dr. Ecemiş, "Diyabetik hastalarda özellikle yaz mevsiminde insülin kullananlarda günde en az 4 kez, oral antidiyabetik kullanıyorsanız günde en az 1 kez kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Kendinizi iyi hissetmiyorsanız daha da sık kontrol etmelisiniz. Sıcakların, kan şekeri değerlerinde dalgalanmaya neden olabileceğini unutmayın. Yanınızda bolca su ve atıştırmalık ve sağlıklı yiyecekler bulundurmaya özen gösterin. Kan şekeri ölçüm cihazı, stripleri ve insülini serin ve kuru yerde muhafaza edin. İnsülini aşırı sıcak veya aşırı soğuk yerlerde muhafaza etmeyin. İnsülini asla doğrudan güneş ışığı alan yerlerde, derin dondurucuda, arabada veya torpido gözünde muhafaza etmeyin. İnsülinlerinizi her zaman el bagajınızda saklayın. İnsülin kutusu açıldığında kullandığınız insülin dışındaki diğer insülinler dolap kapağında tutulmalıdır. Kullanamadığınız insülinleri oda sıcaklığında 21 güne kadar saklayabilirsiniz. Cebinizde veya çantanızda taşıyabilirsiniz" ifadelerini kullandı.
Hepatit D’ye karşı yerli tanı kiti geliştirildi
07 Ağustos 2025 Perşembe - 11:28 Hepatit D’ye karşı yerli tanı kiti geliştirildi Yakın Doğu Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliği yaparak Hepatit Delta virüsünü erken evrede tespit edebilen ‘PCR tanı kiti’ geliştirdi. İş birliği ile geliştirilen ‘Hepatit D Virüs Real-Time PCR Tanı Kiti’, Hepatit Delta (HDV) virüsünün erken ve doğru şekilde saptanmasını sağlayarak bu alandaki tanı kiti eksikliğini gidermeyi hedefliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü (DESAM) ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği bu yenilikçi tanı kiti, tanı süreçlerini hızlandırarak sağlık sistemi üzerinden büyük bir yükü alma potansiyeline sahip. Karaciğeri hedef alarak ciddi enfeksiyonlara yol açan Hepatit B virüsü (HBV), kan, cinsel temas ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşarak karaciğerde iltihaplanmaya neden oluyor. Akut enfeksiyonun yanı sıra bağışıklık sistemi virüsü tamamen temizleyemezse kronik hepatite de dönüşebiliyor. Bu durum ise siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi risklere zemin hazırlıyor. Hepatit D virüsü (HDV) ise tek başına enfeksiyon oluşturamaz; yalnızca HBV ile veya HBV taşıyıcısı bireylerde çoğalabilir. Hepatit D virüsünün varlığı, HBV enfeksiyonunun seyrini ağırlaştırır; daha hızlı ilerleyen karaciğer hasarı ve siroz riski ile ilişkilidir. Bu nedenle HBV ve HDV birlikte görüldüğünde, hastalık daha agresif seyreder. Karaciğerdeki enfeksiyonun hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesi için ise erken tanı hayati öneme sahiptir. Enfeksiyon ilerlemeden tedaviye başlanması ise hastalığın yönetimi ve uygun tedavi planı için kritik bir rol oynar. Geliştirilen ‘Hepatit D Virüs Real-Time PCR Tanı Kiti’, halk sağlığını koruma açısından da bir rol oynayacak. Proje kapsamında geliştirilen moleküler tanı kitinin yanı sıra, elde edilen sonuçlar, uluslararası bilimsel yayınlarla bilim dünyası ile de paylaşıldı. "Bu başarı, üniversiteler arası iş birliğinin ve yerli biyoteknolojik üretimin ne denli önemli olduğunu gösteriyor" Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, geliştirilen tanı kitinin bilimsel ve toplumsal açıdan önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek "Hepatit D virüsüne yönelik yerli tanı kitimizin geliştirilmesi, üniversiteler arası iş birliğinin ve yerli biyoteknolojik üretimin önemini de ortaya koyuyor" dedi. COVID -19 sürecinden bu yana pek çok salgın hastalığın tespitine yönelik tanı kiti geliştirerek kullanıma hazır hale getirdiklerini de söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, "Sahip olduğu donanım ve nitelikli araştırmacıları ile DESAM Araştırma Enstitüsü Kit Üretim ve Genom Analiz Laboratuvarımız, SARS-Cov-2’nin yanı sıra Dang Humması, Chikungunya Virüsü, Maymun Çiçeği, FIP Virüsü ve Batı Nil Virüsü gibi pek çok hastalığı kısa sürede tanılayan PCR kitleri geliştirdi" şeklinde konuştu.