Son Dakika
|
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
Parası çalınan askerin imdadına taksi şoförü yetişti
Bayraklı Belediyesi’nde memurların hak arayışı sürüyor
Siirt’te heyelan: Minibüs mahsur kaldı
Mabel Matiz’e 3 yıla kadar hapis talebi
Trendyol Süper Lig’de 32. hafta heyecanı
SAĞLIK
Kütahya’ya 500 odalı hastane müjdesi
30 Nisan 2026 Perşembe - 21:57:23
AK Parti Kütahya Milletvekilleri Adil Biçer, İsmail Çağlar Bayırcı ve Mehmet Demir, TBMM’de düzenledikleri basın toplantısında Kütahya’ya yapılacak yeni hastane projesini kamuoyuyla paylaştı. Milletvekili Bayırcı, uzun süredir üzerinde çalışılan projenin onaylandığını duyurarak Kütahyalılara önemli bir sağlık yatırımı müjdesi verdi. Millekvekilleri adına açıklama yapan Bayırcı, 90 bin metrekare kapalı alana sahip olacak ve 500 odadan oluşacak hastanenin, kentin doğu yakasında Zafertepe Mahallesi karşısında yer alan Hacıazizler bölgesinde, çevre yolu kenarında inşa edileceğini açıkladı. Projenin hayata geçirilmesi için göreve geldikleri ilk günden itibaren yoğun bir çaba içerisinde olduklarını belirten Bayırcı, başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı nezdinde yürütülen görüşmelerin olumlu sonuç verdiğini ifade etti. Sağlık yatırımlarının vatandaşla doğrudan temas eden en önemli hizmet alanlarından biri olduğuna dikkat çeken Bayırcı, Kütahya’da sağlık alanında son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını vurguladı. Özellikle 2024 yılı Mart ayında hizmete açılan şehir hastanesiyle birlikte sağlık hizmetlerinin hem fiziki kapasite hem de hizmet kalitesi açısından ciddi bir seviyeye ulaştığını belirtti. Vatandaşların daha konforlu ve kapsamlı sağlık hizmeti almaya başladığını ifade eden Bayırcı, buna rağmen yatırımların yeterli görülmediğini ve yeni projelerle kentin sağlık altyapısının daha da güçlendirilmesinin hedeflendiğini söyledi. "İlçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüyoruz" Yalnızca merkezde değil, ilçelerde de sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü aktaran Bayırcı, Çavdarhisar’da yapımı süren devlet hastanesinin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını ve yaklaşık 105 milyon TL’lik bir yatırım olduğunu belirtti. Bayırcı, Domaniç’te hastanenin hizmet vermeye başladığını, Tavşanlı’da ise 75 yataklı ek hizmet binasının inşaatının devam ettiğini kaydederek, çeşitli ilçelerde sağlık merkezleri ve toplum sağlığı merkezleri projelerinin sürdüğünü de dile getirdi. Sağlık yatırımlarının yalnızca bina ve fiziki kapasiteyle sınırlı olmadığını vurgulayan Bayırcı, doktor sayısının artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi için de yoğun girişimlerde bulunduklarını söyledi. Yapılan son atamalarla birlikte bazı ilçelerde ilk kez belirli branşlarda uzman doktor görevlendirmelerinin gerçekleştirildiğini ifade eden Bayırcı, bu gelişmenin il genelinde sağlık hizmetlerinin niteliğini artırdığını belirtti. Kütahya merkezde boşaltılan ve yıkım kararı alınan eski ek hizmet binasının yerine yapılacak projelere de değinen Bayırcı, bölgede vatandaşların poliklinik hizmeti alabileceği yeni bir sağlık kompleksi ile sağlıklı yaşam merkezi kurulmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü açıkladı. Bu projelerle birlikte şehir merkezinde sağlık hizmetlerine erişimin daha da kolaylaştırılmasının hedeflendiği ifade edildi. Açıklamasının sonunda projeye katkı sunan başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililere teşekkür eden Bayırcı, Kütahya’ya yönelik yatırımların artarak devam edeceğini vurguladı. Bayırcı, "Kütahya’mız için durmadan, yorulmadan çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:35
Zehra Kardaş: "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir"
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş, aşının önemine dikkat çekerek, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" dedi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı tarafından Mustafa Eraslan-Fevzi Mercan Çocuk Hastanesinde "24-30 Nisan Dünya Aşı Haftası" kapsamında bir etkinlik düzenlendi. Etkinlikte, sağlıklı bireyler ve güçlü toplumlar için aşının vazgeçilmez rolüne dikkat çekildi. ERÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Zehra Kardaş yaptığı açıklamada, "Aşılar, modern tıbbın en etkili ve güvenli koruyucu sağlık uygulamalarından biridir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre aşılar sayesinde her yıl milyonlarca insan ciddi hastalıklardan korunmakta ve yaşamını sürdürmektedir. Geçmişte büyük salgınlara yol açan pek çok hastalık, aşılama programları sayesinde ya tamamen ortadan kaldırılmış ya da nadir görülür hale gelmiştir" dedi. "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir" Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Aşılar, sağlıklı bir geleceğin en güçlü teminatlarından biridir. Çocukluk çağından erişkinliğe kadar yaşamın her döneminde aşılar, bireyleri enfeksiyonlara karşı korurken aynı zamanda toplum sağlığını da güçlendirir. Özellikle bebekler, yaşlı bireyler ve kronik hastalığı olan kişiler için yaygın aşılama, koruyucu bir kalkan oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı. Dr. Öğretim Üyesi Zehra Kardaş, "Ulusal aşı takvimine uygun olarak yapılan aşılar; kızamık, difteri, boğmaca ve daha birçok hastalığın önlenmesinde büyük başarı sağlamıştır. Aşılar sayesinde çocuklarımız daha sağlıklı büyümekte, hastalık yükü azalmakta ve yaşam kalitesi artmaktadır. Bu özel hafta kapsamında toplumumuzu, aşı takvimine uygun şekilde aşılarını yaptırmaya, sağlık profesyonellerinden doğru bilgi almaya ve koruyucu sağlık hizmetlerinden aktif şekilde yararlanmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:26
Aydın’da 11 ton süt ürünü imha edildi
Aydın’da süt ve süt ürünlerine yönelik eş zamanlı denetimlerde mevzuata aykırı olduğu belirlenen yaklaşık 11 ton ürün imha edildi. Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde, gıda güvenilirliğinin sağlanması ve halk sağlığının korunması amacıyla il genelinde süt ve süt ürünleri sektörüne yönelik kapsamlı denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm aşamalarda hijyen kuralları, soğuk zincirin korunması ve izlenebilirlik şartları kontrol edildi. Yurtlar, hastaneler, okul kantinleri ve yemekhanelerde yapılan incelemelerde toplam 92 adet süt ve süt ürünü numunesi alınarak analiz sürecine gönderildi. Ekipler tarafından onaysız üretildiği tespit edilen yaklaşık 11 ton süt ürünü ise imha edildi. Uygun olmayan ürünler muhafaza altına alınırken, ilgili işletmelere 5996 sayılı Kanun kapsamında idari para cezası uygulandığı bildirildi. Konu ile ilgili Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada "Gıda güvenilirliğinin sağlanması, halk sağlığının korunması ve tüketici haklarının gözetilmesi amacıyla süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin mevzuata uygun üretim yapmaları büyük önem taşımaktadır. Bu kapsamda çiğ süt temininden nihai ürüne kadar tüm süreçlerde hijyen kurallarına uyulması, soğuk zincirin kesintisiz korunması, üretim-depolama-dağıtım aşamalarında izlenebilirliğin sağlanması ve Türk Gıda Kodeksi ile ilgili mevzuata uygun üretim yapılması amacıyla İl Müdürlüğümüz kontrol görevlilerince ilimiz genelinde kapsamlı denetimler gerçekleştirilmiştir. Güvenilir gıda üretimi yalnızca işletmelerin değil, üreticiden tüketiciye tüm paydaşların ortak sorumluluğudur. Bu anlayışla toplum sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sürdürülebilirliği büyük önem taşımaktadır. ’Güvenilir Gıda, Sağlıklı Toplum’ ilkesiyle 81 il müdürlüğümüz kontrol görevlilerince eş zamanlı olarak başlatılan denetim ve numune alma çalışmaları kararlılıkla devam etmektedir" ifadeleri yer aldı.
30 Nisan 2026 Perşembe - 17:04
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasının 30. oturumunda, mahkeme, etkin pişmanlık kapsamında ifade veren tutuklu iş insanı Adem Soytekin’in de arasında bulunduğu 15 sanığın tahliyesine karar verdi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu’nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
29 Nisan 2026 Çarşamba- 10:56
Op. Dr. Şanal: "Verilen kiloların kalıcı olup olmayacağı hastanın ameliyat sonrasındaki yaşam tarzına bağlı"
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
25 Nisan 2026 Cumartesi- 10:31
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ebeler unutulmadı
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
07 Ağustos 2025 Perşembe - 11:28
Hepatit D’ye karşı yerli tanı kiti geliştirildi
Yakın Doğu Üniversitesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi iş birliği yaparak Hepatit Delta virüsünü erken evrede tespit edebilen ‘PCR tanı kiti’ geliştirdi. İş birliği ile geliştirilen ‘Hepatit D Virüs Real-Time PCR Tanı Kiti’, Hepatit Delta (HDV) virüsünün erken ve doğru şekilde saptanmasını sağlayarak bu alandaki tanı kiti eksikliğini gidermeyi hedefliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü (DESAM) ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi araştırmacılarının geliştirdiği bu yenilikçi tanı kiti, tanı süreçlerini hızlandırarak sağlık sistemi üzerinden büyük bir yükü alma potansiyeline sahip. Karaciğeri hedef alarak ciddi enfeksiyonlara yol açan Hepatit B virüsü (HBV), kan, cinsel temas ve anneden bebeğe doğum sırasında bulaşarak karaciğerde iltihaplanmaya neden oluyor. Akut enfeksiyonun yanı sıra bağışıklık sistemi virüsü tamamen temizleyemezse kronik hepatite de dönüşebiliyor. Bu durum ise siroz ve karaciğer kanseri gibi ciddi risklere zemin hazırlıyor. Hepatit D virüsü (HDV) ise tek başına enfeksiyon oluşturamaz; yalnızca HBV ile veya HBV taşıyıcısı bireylerde çoğalabilir. Hepatit D virüsünün varlığı, HBV enfeksiyonunun seyrini ağırlaştırır; daha hızlı ilerleyen karaciğer hasarı ve siroz riski ile ilişkilidir. Bu nedenle HBV ve HDV birlikte görüldüğünde, hastalık daha agresif seyreder. Karaciğerdeki enfeksiyonun hızlı bir şekilde kontrol altına alınabilmesi için ise erken tanı hayati öneme sahiptir. Enfeksiyon ilerlemeden tedaviye başlanması ise hastalığın yönetimi ve uygun tedavi planı için kritik bir rol oynar. Geliştirilen ‘Hepatit D Virüs Real-Time PCR Tanı Kiti’, halk sağlığını koruma açısından da bir rol oynayacak. Proje kapsamında geliştirilen moleküler tanı kitinin yanı sıra, elde edilen sonuçlar, uluslararası bilimsel yayınlarla bilim dünyası ile de paylaşıldı. "Bu başarı, üniversiteler arası iş birliğinin ve yerli biyoteknolojik üretimin ne denli önemli olduğunu gösteriyor" Yakın Doğu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, geliştirilen tanı kitinin bilimsel ve toplumsal açıdan önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek "Hepatit D virüsüne yönelik yerli tanı kitimizin geliştirilmesi, üniversiteler arası iş birliğinin ve yerli biyoteknolojik üretimin önemini de ortaya koyuyor" dedi. COVID -19 sürecinden bu yana pek çok salgın hastalığın tespitine yönelik tanı kiti geliştirerek kullanıma hazır hale getirdiklerini de söyleyen Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ, "Sahip olduğu donanım ve nitelikli araştırmacıları ile DESAM Araştırma Enstitüsü Kit Üretim ve Genom Analiz Laboratuvarımız, SARS-Cov-2’nin yanı sıra Dang Humması, Chikungunya Virüsü, Maymun Çiçeği, FIP Virüsü ve Batı Nil Virüsü gibi pek çok hastalığı kısa sürede tanılayan PCR kitleri geliştirdi" şeklinde konuştu.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 11:21
Robotik rehabilitasyon cihazı hastalara umut oluyor
Nörolojik, ortopedik veya çeşitli problemlere bağlı olarak yaşanan yürüme problemlerinde yürüme kabiliyetinin geliştirilmesi ve kazandırılması amacıyla uygulanan fiziksel tıp ve rehabilitasyon çalışmaları büyük önem taşıyor. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastaların tedavisinde kullanılan ‘Robogait’ Robotik Rehabilitasyon Cihazı’nın önemli katkılar sunduğunu aktaran Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Prof. Dr. Kadriye Banu Kuran, "Bir bebek nasıl emeklerken dikey konumla yürür hale geliyorsa aynı o şekilde başlıyoruz. Bu tür cihazlar sağ ve solla birlikte çalıştığı için öğrenmeyi kolaylaştırıyor, unutmayı engelliyor, çok yararlı. Hem ağrıların azalması hem hayata dönüş ve bağımsızlıklarının kazanılması açısından çok kazançlarımız olduğunu ve hastaların memnuniyetlerinin olduğunu görüyoruz" dedi. Nörolojik, ortopedik veya çeşitli problemlere bağlı olarak yaşanan yürüme problemlerinde yürüme kabiliyetinin geliştirilmesi ve yeniden kazandırılması amacıyla uygulanan fiziksel tıp ve rehabilitasyon çalışmaları büyük önem taşıyor. Şişli Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde hastaların tedavisinde kullanılan ‘Robogait’ Robotik Rehabilitasyon Cihazı’nın robot yardımlı yürüyüş rehabilitasyon sistemi olarak geliştirildiğini ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Eğitim ve İdari Sorumlusu Prof. Dr. Kadriye Banu Kuran da muayenelerde uygun bulunan hastaların tedavisine hızla başlandığını söyledi. Cihazın hastalarda etkisine yönelik bilgi veren Prof. Dr. Kuran, çok sayıda hastada önemli kazanımlar elde edildiğine dikkat çekti. Hasta ekrandan hareketlerini seyrediyor Öte yandan uzmanlar, cihaza yerleştirilen kişinin yürüyüşü sırasında karşısında yer alan ekranda gördüğü avatar ile bütünleşiyor olması ve avatarın hastanın hareketlerine göre yönlenmesinin görsel olarak da kişilere motivasyon sunduğunu aktarıyor. Bacakların kas kuvveti ve kontrolünde artış sağlanmasının yanı sıra tedavide temel yaklaşımın işlev görmeyen alt ekstremitelerin normal yürüyüş deseninde harekete geçirilmesi olarak ifade ediliyor. "Hala olanı ortaya çıkarmak açısından çok yararlı cihazlar" Cihazın yerli bir firma tarafından üretildiğini ifade eden Prof. Dr. Kadriye Banu Kuran, "Bir takım nörolojik hasarı olan hastalarda, vasküler nedenlerle inme geçiren, travmatik beyin hasarı, omurilik felci ve hareket bozukluğu olan insanlar multisikleroz, parkinson gibi hastalar ve kimi zaman da kalça ve diz protezli hastaların yürümeye yardımcı olması için kullandığımız robotik bir yürüme cihazı. Bu tür cihazlar sağ ve solla birlikte çalıştığı için öğrenmeyi kolaylaştırıyor ve unutmayı engelliyor. Bu cihazlar konvensiyonel rehabilitasyon yöntemlerinin yanı sıra motivasyonunu artırmak ve hastada hala olanı ortaya çıkarmak açısından bir potansiyeli artırmak konusunda çok yararlı cihazlar. Beyin damarlarında bir tıkanıklık olması halinde ilk hızlı ivme kazanan egzersizlerle beraber iyileşmeleri 3-6 ayda elde ediyoruz. Ünitemiz 30 yataklı, 10 tanesi nörolojik rehabilitasyona ayrılmış durumda. Hem geleneksel hem robotik rehabilitasyona almaya çalışıyoruz. Poliklinik kontrolüne gelen hastalarımız var, onlara da öneriyoruz, arzu ederlerse programlarımızdan yararlanıyorlar. Kişide kemik erimesi, ileri bası yarasının olması, bilişsel faaliyetlerin yapılan aktiviteyi algılama konusunda yeteri kadar iyi olmaması bunlar engel. Kilosu çok fazlaysa, boyu çok kısaysa; 1.40 cm’nin altındaysa bunlar hastanın cihaza uyumunu engelleyen şeyler" dedi. "Çok yavaştan ortalama bir yürüyüş hızına kadar artırabiliyoruz" Tedavi gören hastaların geri dönüşlere yönelik konuşan Prof. Dr. Kuran, "Hem ağrıların azalması hem hayat dönüş ve bağımsızlıklarının kazanılması, denge koordinasyonlarının olması, bir yürümede esas olan; resiprokal hareketler ve senkronizasyon açısından çok kazançlarımız olduğunu ve hastaların bu memnuniyetlerinin olduğunu görüyoruz. Tabi keşke olmasa koruyucu tıp her zaman en önemlisi. Çayırbaşı Kampüsümüzde pediatrik rehabilitasyon grubumuz da oluşacak. Tedavi süremiz yaklaşık 20-30 dakika en fazla, daha fazlasında hasta yoruluyor, hastalar günaşırı gelebiliyor. Her şeyden önce hastanın bir oturma dengesine kavuşmuş olması lazım. Bu cihazın harness dediğimiz bir korsesi var. Bu korse yukarıdaki askı sistemine asıldığı için hastanın yükünü alıyor. Örneğin; 70 kiloysanız neredeyse 40-50 kilogramlık bir yükle yürümeye başlıyorsunuz. Çok yavaş hızdan daha ortalama bir yürüyüş hızına kadar artırabiliyoruz, bu tamamen hastanın yürümesine bağlı. Bu harness ile yükünü aldığımız için ayakları hafiflemiş oluyor, dikleşmiş oluyor. Kollarını tutamaklara yasladığı için çok çok emniyetli oluyor. Düşme riskinin olmadığı, uyluk ve baldırlarına bir aparat giydirilerek bunların da eklem hareket açıklıkları ayarlanıyor" şeklinde konuştu. "Hareket etme korkusu olabiliyor, bize her zaman ulaşabilirler" "Hastayı öncelikle pasif, daha sonra kendi katılımı sonra da aktif yürüyebildiği bir duruma getiriyoruz" diyerek sözlerini sürdüren Prof. Dr. Kuran, "Burada gördüğümüz avatar onu orman içinde, dağlarda, göl kıyısında kendi hızına uygun bir şekilde yürütüyor. O, hem hastanın görsel olarak takip ettiği bir şey hem benzemeye çalıştığı bir durum. İsteriz ki; üst ekstremite, eller için de olsun bu robotlar çünkü genel olarak beynimizdeki temsiliyet anlamında ayaklarımız çok daha çabuk iyileşebiliyor. Hareket etme korkusu olabiliyor ama bize her zaman ulaşabilirler. Rehabilitasyon gerçekten önemli bir konu, devletimizin bu konudaki duyarlılığına gerçekten teşekkür ediyoruz. Tam anlamıyla bir bebek nasıl emeklerken dikey konumla yürür hale geliyorsa biz aynı o şekilde başlıyoruz. 50-60 kişilik bir ekibiz, farklı kampüslerde farklı tedavi ünitelerinde çalışıyoruz" ifadelerini kullandı.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:37
İbni Sina Kampüsü güçlenmeye devam ediyor
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversitenin sağlık alanındaki gelişmelerini yerinde görmek üzere İbni Sina Kampüsünü ziyaret etti. Ziyarette; Aile Sağlığı Merkezi, BEUN Hastanesi ve Ahmet Erdoğan Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulundaki çalışmaları yerinde gözlemleyen Rektör Prof. Dr. Özölçer, yürütülen projeler hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Ziyarette; Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir, BEUN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır ile birlikte akademik ve idari personel yer aldı. İncelemelerin ardından açıklamada bulunan Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversite hastanesinin ve tüm sağlık birimlerinin hem akademik hem de hizmet boyutunda her geçen gün güçlendiğini vurgulayarak sözlerinde şu ifadelere yer verdi: "Üniversitemizin sağlık alanındaki yatırımları yalnızca mevcut hizmeti güçlendirmekle kalmıyor, aynı zamanda geleceğe yönelik hedeflediğimiz güçlü vizyonumuzu da ortaya koyuyor. Hastanemiz; hasta memnuniyetine odaklanan yaklaşımı, akademik yetkinliği ve teknolojik altyapısıyla yalnızca Zonguldak’ın değil, Türkiye’nin dört bir yanından gelen hastalarımızın güvenle başvurduğu bir sağlık merkezi konumundadır. Meslek Yüksekokulumuz ise yenilenen yüzü ile hem öğrencilerimize hem akademik ve idari personelimize önemli katkı sağlayacaktır." Açılışı yakın zamanda yapılacak olan Aile Sağlığı Merkezinde tamamlanan çalışmaları yerinde inceleyen Rektör Prof. Dr. Özölçer, kampüste sürdürülen altyapı yenilemeleri, dış cephe tadilatları ve sosyal alanlara yönelik düzenlemelerin üniversitenin sağlık vizyonuna önemli katkılar sağladığını dile getirdi. Rektör Özölçer açıklamasında ayrıca, üniversite ve hastane yatırımlarına verilen desteklerden dolayı Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar ve ilgili tüm kurumlara teşekkürlerini ileterek şu sözleri dile getirdi: "Hastanemiz ve Üniversitemizin gelişiminde bizlerden desteğini esirgemeyen başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere, YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm YÖK ailesine şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde, bu gelişim sürecinde özveriyle görev yapan tüm sağlık çalışanlarımıza, akademik ve idari personelimize gönülden teşekkür ediyorum." Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi, sağlık alanındaki güçlü adımlarıyla hem bilimsel üretime hem de bölgesel kalkınmaya katkı sağlamaya devam ediyor.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:28
Adana’da bir ilk: Ameliyatsız yöntemle kalp kapakları onarıldı
Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde 70 yaşındaki bir hastaya aynı seansta hem MitraClip hem de TriClip işlemleri başarıyla uygulandı. Ameliyatsız yöntemle kalp kapakları onarılan hasta sağlığına kavuştu. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kardiyoloji Anabilim Dalı’nda görevli Uzman Dr. Samet Yılmaz, kalp kapağı hastalıklarının tedavisinde bölgede bir ilke imza attıklarını belirterek, 70 yaşındaki hastaya aynı seansta hem MitraClip hem de TriClip işlemlerinin başarıyla uygulandığını, bu tür girişimlerin cerrahi risk taşıyan hastalar için büyük avantaj sunduğunu belirtti. Kalp kapak yetmezliğinin ciddi bir sağlık sorunu olduğunu kaydeden Dr. Yılmaz, "Mitral ve triküspit kapakta oluşan ileri derecede kaçaklar, çoğu zaman açık kalp ameliyatı gerektiriyor. Ancak yaşlı veya ciddi ek hastalıkları olan hastalar için bu ameliyatlar yüksek risk taşıyor. Kapalı yöntemle uygulanan MitraClip ve TriClip işlemleri bu hastalar için umut verici" dedi. MitraClip’in sol karıncık ile sol kulakçık arasındaki mitral kapağa, TriClip’in ise sağ karıncık ile sağ kulakçık arasındaki triküspit kapağa yönelik bir tedavi yöntemi olduğunu anlatan Yılmaz, "Her iki yöntemde de kalbin durdurulmasına veya göğüs kafesinin açılmasına gerek kalmadan, kasık damarından girilerek kapaklara özel mandallar yerleştiriyoruz. Bu sayede kapaklardaki kaçaklar ciddi oranda azalıyor. Eğer mandallar yerlerinden oynamazsa, tekrar müdahale gerekmiyor. Ama ilerleyen dönemde kaçak artarsa, aynı yöntemle yeni mandallar ekleyerek tedaviye devam edebiliyoruz" şeklinde konuştu. İleri görüntüleme ile planlanan işlem Adana’da ilk kez uygulandı Bölgede ilk kez aynı seansta iki işlemi birden yaptıklarını vurgulayan Uzm. Dr. Yılmaz, "70 yaşındaki erkek hastamıza daha önce stent takılmıştı ve orta dereceli kalp yetmezliği vardı. Hem mitral hem triküspit kapakta ileri düzey kaçak mevcuttu. Ayrıca böbrek fonksiyonları da bozulmuştu. Bu nedenle hasta açık cerrahi açısından yüksek riskli olarak değerlendirildi. İşlem öncesinde transözofajiyal ekokardiyografi ve 3 boyutlu tomografi ile kapak yapısını inceledik. Müdahale sırasında mandalları hangi noktalara yerleştirmemiz gerektiğini bu görüntüler sayesinde netleştirdik. İşlem sonucunda her iki kapaktaki kaçakları hafif dereceye indirdik ve hastamızın klinik durumu belirgin şekilde düzeldi" diye konuştu. Dr. Yılmaz, kalp kapak hastalıklarında cerrahinin tek çare olmadığını hatırlatarak, "Bu yöntemler cerrahinin riskli olduğu durumlarda oldukça etkili alternatifler sunuyor. Özellikle ileri yaş ve çoklu organ problemi olan hastalarda hem güvenli hem de etkin bir tedavi seçeneğidir. Bu tür işlemlerin iyileşme süreci de oldukça hızlıdır. Başarılı geçen işlem sonrası hastamızı ikinci gününde taburcu ettik ve nefes darlığı, halsizlik, kalp yetmezliği gibi şikâyetlerde ciddi azalma gözlemledik" ifadelerini kullandı. Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulanıyor MitraClip ve TriClip teknolojisinin Türkiye’de henüz sınırlı sayıda merkezde uygulanabildiğine değinen Dr. Yılmaz, "Şu anda bu işlemler yalnızca 8-10 merkezde yapılabiliyor. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak bu alanda da öncü olmaktan gurur duyuyoruz" dedi.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:21
Güneş kremleri cildi tam korumayabilir
Yaz mevsimi ile birlikte güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korunmanın da zamanı da geldi. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde güneşe uzun süre maruz kalmak, deride su dolu baloncuk oluşturacak düzeyde güneş yanığı oluşması ilerleyen yıllarda deri kanseri gelişimi riskini artırıyor. Deri kanserlerini önlemenin yolları arasında güneşin zararlı ışınlarından korunma ilk sırada geliyor. Bunun için bazı önemli noktalara dikkat edilmesi ve düzenli güneş koruyucu kullanılması gerekiyor. Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, güneşin cilt üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. Güneşten korunmak için günlük olarak güneş koruyucuların düzenli kullanılması çok önemli. Ancak bununla birlikte koruyucu giysi giymek ve güneşten sakınmak gerekiyor. Son yüzyıl içinde güneşlenme alışkanlığının ortaya çıkmasıyla birlikte tüm dünyada deri kanserlerinde artış meydana geldiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, "Güneş ışınları, deri kırışıklığının, yaşlanmasının, lekelenmesinin ve kanserinin ana sebebidir. Dermatologlar genellikle hastalarına güneşten korunmalarını önerir. Toplumu bu konuda bilinçlendirme uğraşlarına rağmen deri kanseri sıklığı her geçen yıl artmaktadır" dedi. "Güneş koruyucu içindeki maddeler alerjiye sebep olabilir" Güneşten koruma faktörü (Sun Protectıon Factor-Spf) güneş koruyucu ürünün deriyi güneş ışınlarının ortaya çıkardığı deri kızarıklığından koruma yeteneğini ifade ettiğini belirten Uzm. Dr. Ümit Bostancı, "Bir güneş koruyucu kremin suya dayanıklı olması için 40 dakika su içinde kaldıktan sonra SPF değerinin değişmemiş olması yani aynen ilk sürüldüğü andaki gibi koruyor olması gerekir. Güneş koruyucular deride tahriş ve temas egzamasına sebep olabilirler. Bazı ülkelerde alerjik deri egzamasının en önemli sebebidir. Alerjiye güneş koruyucu içindeki kimyasal maddeler sebep olur" diye konuştu. Günlük düzenli güneşi koruyucu kullanımı deride D vitamini sentezini engellemediğini belirten Uzm. Dr. Ümit Bostancı, "Yine bu ürünlerin kanser yapıcı etkisi tespit edilmiştir. Losyon ve krem formunda güneş koruyucular en sık kullanılan ürünleridir. Yağlı ciltlerde losyonlar, kuru ciltlerde kremler tercih edilmelidir. Güneş kremleri 3-4 saat kadar koruma sağlar sonra tekrar sürülmesi gerekir. Güneşten korunmak için sadece güneş koruyucular yeterli olmaz. Onun için giysi ile korunduğumuz kadar dikkatli de olmalıyız. Özellikle pamuklu giysiler belirgin bir güneşten koruma sağlarken geniş kenarlı şapkalar yüz için özellikle iyi koruma sağlarlar. Piyasada pek çok güneş koruyucu ürün seçeneği bulunmaktadır. Hastaların cilt tiplerine ve ihtiyaçlarına göre koruyucuyu seçmesine yardımcı olmak çok önemlidir. Açık tenli sarışın kimseler en az SPF 50 güneş koruyucular kullanmalı. Öğle saatlerinde güneşte kalmamalıdır. Önemle belirtilmesi gereken nokta hiçbir güneş koruyucu kremi cildi tam olarak korumaz. Ürünler cildi sağlıklı ve genç tutmak için günlük düzenli kullanılmalıdır" ifadelerini kullandı.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:06
Çocuklardaki büyüme ağrılarını hafife almayın
Büyüme çağındaki çocuklarda eklem ağrılarının arkasında ciddi hastalıkların olabileceğini belirten Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özüm Cem Aslan, "Çocuklarımızda eklem ağrılarıyla beraber hareket kısıtlılığı var ise muhakkak bir uzmana görünmesi gerekiyor, tedavi edilmediği takdirde ilerleyen yaşlarda dizde kireçlenmeye yol açabilir" dedi. Özel Denizli Cerrahi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Özüm Cem Aslan, çocukların gelişim çağındaki eklem ağrıları hakkında açıklamalarda bulundu. Çocukların yetişkinlere göre çok daha farklı bir fizyolojik yapıya sahip olduğunu ifade eden Op. Dr. Özüm Cem Aslan, çocukların dizlerinde, ayak bileklerinde, kalçalarında ve eklem çevrelerinde büyüme plakları bulunduğunu belirtti. Çocukların 9-10 yaşlarında ve sonrasında ağrıların normal olduğunu dile getiren Op. Dr. Aslan, "Çocuklar hızlı büyüme dönemlerine girdikleri zaman ve hele ki spor dalıyla uğraşıyorlarsa dizlerde daha ön planda olmak üzere kalçada, dizde, ayak bileğinde ağrı hissedebilirler" dedi. "Ağrının arttığını dönemlerde soğuk uygulama ve esnetmelerle beraber toparlanabilir" Büyüme çağındaki çocukların ağrılarının asıl sebebi kemik çıkıntıları olduğunu ve fizik tedavi ile beraber düzeleceğini belirten Op. Dr. Özüm Cem Aslan, "Tendon yapıların zorlanmasına bağlı olan ağrılardır. En önemlisi dizin ön tarafından yani diz kapağının hemen alt tarafında oluşan kemik çıkıntılar. Bu kemik çıkıntılar genellikle yüzde 90 oranında herhangibi bir müdahale gerektirmeyecek şekilde sadece fizik tedavi ile beraber toparlanıyor. Ağrının arttığını dönemlerde soğuk uygulama ve esnetmelerle beraber toparlanabilecek ağrılardır" diye konuştu. "Çocuklarımızda hareket kısıtlılığı var ise mutlaka bir uzmana görünmesi lazım" Çocukların büyüme ağrılarıyla birlikte kızarıklık, şişlik gibi durumlarda mutlaka uzmana görünmesi gerektiğini ifade eden Op. Dr. Özüm Cem Aslan, "Çocuklarda eklem, diz ve ayak bileği ağrıları gibi özellikle herhangibi bir travma olmadan ortaya çıkıyorsa ve bu ağrıları eşlik eden eklem çevresinde bir kızarıklık, şişlik, morarma buna eşlik ediyorsa mutlaka bir doktora görünmesi gerekiyor. Çocuklarda kitleler, kötü huylu yapılar çok nadir gördüğümüz durumlar. Bizim için kırmızı çizgi ise, çocuklarımızda büyüm ağrıları her zaman olacak ama büyüme ağrılarına eşlik eden bir kızarıklık, şişlik, morarma, üzerine basamama ve hareket kısıtlılığı var ise mutlaka bir uzmana görünmesi lazım" dedi. "Çocukken yaşanılan bir sorun tedavi edilmezse gelecekte dizde kireçlenemeye kadar gidebilir" Büyüme çağındaki çocukların sürecinin dikkat takip edilmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Özüm Cem Aslan, "Çocuklarımızın bu ağırlarında tedavisi çok yüksek oranla ağrıların altında yatan nedenler büyümelerine bağlı olarak hızlı büyüme olarak oluşan kemik ağrılarıdır. Bunları herhangibi bir müdahalede bulunulmaması dahi kendiliğinden zaman içerisinde geçen ağrılardır. Çok düşük ihtimalle olabilecek bir şeyleri atlarsak ardından daha kötü sonuçlar çıkabilir. Örneğin çocuklarda kötü huylu bir şey olmasa bile menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ yırtıkları aynı yetişkinlerde olduğu gibi görülebilir. Bunları gördüğünüz zaman özellikle 18-20 yaşın altındaki hastalarda hem menisküs yırtıkları hem de ön çapraz bağ yırtıkları mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Eğer tedavi edilmediği takdirde ilerleyen yaşlarda daha erken çağlarda dizde kireçlenmeye gidebilir" ifadelerini kullandı.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 10:02
Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Çınar: "81 ilde yapılanan UMKE yaklaşık 19 bin gönüllüye ulaştı"
Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Eray Çınar, Marmara depreminin ardından ortaya çıkan tıbbi müdahale ekibi ihtiyacı doğrultusunda kurulan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi Birimi’nin (UMKE) 81 ilde yapılandığını ve yaklaşık 19 bin gönüllüye ulaştığını belirtti. Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Doç. Dr. Eray Çınar, her yıl ağustos ayının ilk haftası kutlanan UMKE Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Marmara depreminin ardından ortaya çıkan afetlerde tıbbi müdahale ekiplerinin gerekliliği doğrultusunda 2004 yılında hayata geçen UMKE ekiplerinin bugün 81 ilde yapılanmasını tamamladığını ve yaklaşık 19 bin gönüllüye ulaştığını belirten Çınar, "Toplu nüfus hareketliliği durumlarında, KBRN olaylarında, toplu trafik kazalarında, özellikle spesifik afete özel sel, çığ, deprem gibi afetlerde hastane öncesinde bir yaralıyı, afetzedeyi en yakın sağlık tesisine ulaştırıncaya kadar acil sağlık hizmeti sunmakla görevli, gönüllü sağlık personellerinden oluşmaktadır. Dünyada gönüllü sağlık çalışanlarından oluşan en büyük kapasite ülkemizde UMKE yapılanmasında mevcut. Yine UMKE personellerimiz özellikle aldığı eğitimlerle bu müdahaleleri yaparken, bu hizmeti sunarken bulundurduğu envanterle, çalışma disipliniyle ve iş algoritmalarıyla uluslararası verifikasyonunu da aldı" ifadelerini kullandı. "Ekipler özelleşmiş ileri eğitimler alıyor" Yurt içi ve yurt dışında özellikle afetlerde hastane öncesi sağlık sunumu görevi yapan UMKE ekiplerinin eğitimlere tabi tutulduğunu belirten Çınar, "Özellikle gönüllü başvurusunu yaptıktan sonra Sağlık Müdürlüğümüz tarafından organize edilen UMKE temel eğitimini alarak her biri UMKE gönüllüsü oluyor. Ardından ise yine özelleşmiş ileri eğitimler alarak afetlerde sunmuş oldukları hizmetleri daha profesyonelce yapıyorlar. Bunun bize olan kazancı tabii ki afetlerde profesyonelce yapılan medikal kurtarma sayesinde özellikle ölümlerin ve kalıcı sakatlanmaların önüne geçiliyor" dedi. UMKE ekiplerinin sadece afet alanlarında görev almadığını, aynı zamanda sağlık hzimeti sunumunu da kadrolarının olduğu yerlerde devam ettiğini belirten Çınar, afet anında ise UMKE ekiplerinin yapılan organizasyon doğrultusunda göreve gittiğini kaydetti. Afetin büyüklüğüne göre kurulan sahra hastanelerinde acil sağlık hizmeti sunduklarını da kaydeden Çınar, sözlerine şöyle devam etti: "Özellikle bu hastanelerimizde arkadaşlarımız çalışırken her türlü ameliyatın yapılabildiği, yoğun bakımlarının, servisin, acil servislerin, yine laboratuvar kapasitesinin, görüntüleme kapasitesinin, mobil tomografi hizmetinin olduğu yapılarda bu profesyonel hizmeti hem eğitimleriyle hem de profesyonel envanterlerle desteklenmiş bir şekilde hizmet sunmaktalar. Aynı zamanda olay yerlerine transferlerini sağlamak için personel nakil araçları, yine zorlu koşullarda, zorlu coğrafyalarda olay yerine intikallerini sağlayan 4x4 arazi araçları, yine özellikle haberleşme ihtiyacı olduğu için mobil komuta araçları, aynı şekilde olay yeri yönetim araçları da bu ekibimizin kullanımına sunulmuştur. Ayrıca müdahale süresini hızlandırmak amacıyla acil müdahale araçlarımız da mevcut." UMKE ekiplerinin Türkiye’de son günlerde meydana gelen orman yangınlarında da aktif bir şekilde görev aldığına dikkati çeken Çınar, ekiplerin geçmişte sel felaketleri, Kahramanmaraş merkezli depremler, çığ faciası gibi birçok toplumsal olayda sağlık hizmeti sunduğunu sözlerine ekledi.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:33
Uzmanından uyarı: "Anne sütü obezitenin kalkanı"
Anne sütüyle beslenen bebeklerin açlık ve tokluk hissini tanımayı öğrenerek obeziteye karşı doğal bir direnç kazandığını vurgulayan Medican Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, "Anne sütü obezite ile mücadelenin en güçlü kalkanıdır" dedi. Anne sütü, her yeni doğan bebeğin sağlıklı büyümesi ve gelişimi için vazgeçilmez bir besin kaynağı olmasının yanı sıra, hem bebekler hem de anneler için sağlık açısından birçok fayda sunuyor. Medicana International Ankara Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. İrem Alyazıcı Küçükyıldız, emzirme konusunda toplumsal farkındalığın artması gerektiğine dikkat çekerek, anne sütünün sağlık üzerindeki etkileriyle ilgili önemli bilgiler paylaştı. Bağışıklık silahıdır Anne sütünün kadınları meme, yumurtalık ve rahim kanserlerinden koruduğunu ve bebekleri de yaşamı tehdit eden hastalıklardan önemli ölçüde koruduğunu vurgulayan Doç. Dr. Küçükyıldız, bu hastalıklara dair şu bilgileri paylaştı: "Anne sütü, bebeğin ilk aşısıdır; onu ishalden zatürreye, menenjitten sepsise kadar birçok ölümcül enfeksiyona karşı korur. Sadece besin değil, tam bir bağışıklık silahıdır. Her damlasında hastalıklara karşı savaşan yüzlerce koruyucu madde taşır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde solunum yolu ve sindirim sistemi enfeksiyonlarına yakalanma riski ciddi oranda azalır." "Anne sütü, obezitenin en etkili kalkanıdır" Küresel bir sağlık sorunu olan obezite ile emzirme arasındaki bağlantıya değinen Küçükyıldız, emzirmenin çocukluk çağı obezitesine karşı güçlü bir koruyucu olduğunu söyleyerek "Her yıl 4,6 milyon çocukta obezite anne sütü sayesinde önlenebiliyor. Anne sütü ile beslenen bebekler, doyduklarında emmeyi kendiliğinden bırakır. Bu durum, bebeğin açlık ve tokluk sinyallerini tanımasını sağlar ve ileride aşırı yemeye eğilimli olma riskini azaltır. Ayrıca anne sütünde leptin ve adiponektin hormonları bulunur. Bu hormonlar, vücuttaki yağ miktarını düzenlemeye ve açlık-tokluk hissini kontrol etmeye yardımcı olur.Anne sütündeki leptin ve adiponektin de bebeğin enerji dengesini sağlamasına ve sağlıklı kilo gelişimine destek olur. Bu etkileri ile anne sütü, obezitenin en etkili kalkanıdır" ifadelerini kullandı. Akademik başarıda da etken Anne sütünün sadece fiziksel değil, zihinsel gelişim üzerinde de büyük etkisi olduğunu ifade eden Küçükyıldız, Oxford Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmanın sonuçlarına değinerek şu bilgileri paylaştı: "En az bir yıl boyunca emzirilen çocukların, ileriki eğitim hayatlarında daha başarılı oldukları ortaya kondu. Bu çocukların sınavlardan yüksek not alma ihtimali, emzirilmeyen çocuklara göre yüzde 38 daha fazla."
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:28
Şerbeti, çayı, meyvesi oluyor! Kalbi koruyor, enfeksiyonu düşürüyor
Uzmanlar tarafından yüksek besin maddesi ve antioksidan içeriği nedeniyle sağlıklı bir besin olarak ifade edilen kızılcık, Erzincan’ın Üzümlü ilçesinde oldukça fazla bulunuyor. Bu günlerde yörede kızılcık hasadına başlanılırken, köylerde bununla alakalı telaşlı bir koşturmaca yaşanıyor. Toplanan kızılcığın az bir kısmı iç pazarda satılırken önemli bir bölümü vatandaşların kendi ihtiyaçları için değerlendiriliyor. Kızılcık doğal olarak yetişiyor ve hasat zamanı köy sakinlerini de bir araya getiriyor. Kızılcığın doğal bir tansiyon düzenleyicisi olması onu daha cazip bir meyve haline getiriyor. Marmelat, şurup ve çay formu olan kızılcığın faydaları saymakla bitmiyor. Kızılcıklar çeşitli türde vücut için faydalı biyoaktif bileşenler içeriyor. Bilim insanları 20. yüzyıldan bu yana kızılcığın insan sağlığı üzerinde etkilerini araştırmaya devam ediyor. Kızılcığın bilimsel çalışmalarca ispatlanmış faydaları şöyle: İdrar yolu enfeksiyonuna iyi gelir, kalp sağlığını korur. Kızılcık, antosiyaninler, proantosiyanidinler ve kersetin gibi kalp sağlığını korumaya yardımcı antioksidanlar içeriyor. İnsanlar üzerinde yapılan çalışmalarda kızılcık suyu veya özlerinin çeşitli kalp hastalığı risk faktörlerine karşı faydalı olduğu, HDL iyi kolesterol seviyesini artırdığı, kötü kolesterolü, yüksek tansiyonu düşürdüğü, kandaki homosistein düzeylerini azaltarak kan damarlarındaki iltihaplanma riskinizi azalttığı görüldü. Sindirim sisteminin çalışmasını destekler. Kızılcık suyunun veya kızılcıkların midede H. Pylori bakterisini engellediği ve bağırsak iltihabına karşı koruduğu tespit edildi. CRP oranını düşürür. CRP, C-Reaktif Protein demektir, vücuttaki iltihap oranını gösteren bir belirteçtir. CRP erken yaşlanmanın, kronik hastalığın ve bilişsel gerilemenin tetikleyicisi olabiliyor. Kızılcık tüketen kişilerin C-reaktif protein düzeylerinin daha düşük olduğunu gösterdi. Kan dolaşımını artırır. Kızılcığın damarlardaki esnekliği artırdığı görüldü. Bu durum kalp üzerindeki baskıyı azaltıyor ve kan basıncını düşürmeye yardımcı oluyor. Dolaşım sisteminin iyi olması ise enerjiyi ve bilişsel işlevi de yükseltebiliyor. Bağırsak sağlığını destekler. Kızılcık tüketmenin bağışıklık, ruh hali ve sindirim sağlığına bağlı faydalı bağırsak bakterilerinde olumlu değişimlere yol açtığı görüldü. Beyni güçlendirir. Kurutulmuş kızılcığın yaşlı yetişkinlerde bilişsel işlev ve sinirsel işlevsellik üzerindeki etkisini değerlendirildi. Yaşları 50 ile 80 arasında değişen 60 yetişkin, 12 hafta boyunca günde bir küçük fincan kızılcık tüketti. Deneme süresinden sonra araştırmacılar, plaseboya kıyasla katılımcılarda görsel epizodik hafıza ve sinirsel işlevlerde iyileşmeler ve müdahale sırasında LDL kolesterolünde önemli bir azalma gözlemledi.
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:13
Egzamalı kişilerin yazı rahat geçirmeleri için uzmanından 5 tavsiye
Yaz mevsiminde egzamalı bireylerin yaşam kalitesini korumaları için bazı önlemler önem taşıyor. Uzm. Dr. Salih Küçükoğlu, yaz aylarında egzama şikâyetlerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilecek beş öneriyi paylaştı. Sıcak havalarla birlikte egzama belirtilerinde artış yaşanması, yaz aylarını özellikle hassas cilt yapısına sahip bireyler için daha zor hale getirebiliyor. Terleme, güneş ışığı, deniz suyu ya da havuzdaki kimyasallar gibi dış etkenler; egzamalı bireylerde kaşıntı, kızarıklık ve ciltte tahrişe neden olabiliyor. Bu tür durumlarda doğru cilt bakımı ve tetikleyicilerden uzak durmak büyük önem taşıyor. Egzamanın yaz döneminde daha sık alevlendiğini belirten Medicana Kadıköy Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Salih Küçükoğlu, şöyle konuştu: "Egzamalı bireylerde cildin doğal bariyeri zaten zayıftır. Sıcak ve nemli hava, aşırı terleme gibi yaz aylarına özgü durumlar bu bariyerin daha da bozulmasına neden olabilir. Bu da ciltte kuruluk, kaşıntı ve kızarıklığın şiddetlenmesine yol açar. Cilt yapısını korumak ve egzama ataklarını önlemek için bazı basit ama etkili adımlarla yaz mevsimi daha konforlu hale getirilebilir." Dr. Salih Küçükoğlu, egzamalı bireylerin yaz aylarında alması gereken önlemleri şöyle sıraladı: Serin ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli "Sıcak havalarda sentetik kumaşlar, ciltte terlemeyi artırarak egzama belirtilerini kötüleştirebilir. Bu nedenle, açık renkli ve teri emen pamuklu kıyafetlerin tercih edilmesi cildin rahatlamasını sağlar. Dar ve vücuda yapışan giysiler yerine, bol kesimli giysiler ciltle sürtünmeyi azaltır." Güneş koruyucu seçimi dikkatle yapılmalı "Egzamalı ciltler için parfüm ve alkol içermeyen, mineral içerikli güneş koruyucular tercih edilmelidir. Kimyasal içerikli koruyucular ciltte irritasyona neden olabilir. Uzun süre güneş altında kalınması durumunda ise gölgede kalmak ve şapka kullanmak önerilir." Terleme sonrası duş ihmal edilmemeli "Ter, egzamalı ciltlerde irritan bir madde haline gelebilir. Gün içinde özellikle terleme sonrası mümkün olduğunca ılık su ile duş alınmalı, cilt nazikçe kurulanmalı ve nemlendirici uygulanmalıdır. Sabun ya da duş jeli seçiminde de parfümsüz ve cilt bariyerini destekleyici ürünler kullanılmalıdır." Deniz tercih edilmeli, havuzdan sonra cilt bakımı yapılmalı "Tuzlu deniz suyu egzamalı ciltte iyileştirici etkiye neden olurken, havuzlardaki klor ise cildi tahriş edebilir. Deniz sonrası ılık duş ve nemlendirici uygulaması önerilirken, havuza girildiyse cilt hemen durulanmalı ve uygun bakım ürünleriyle desteklenmelidir." Düzenli nemlendirici kullanımı ihmal edilmemeli "Egzamanın en temel tedavi adımlarından biri, cildin düzenli olarak nemlendirilmesidir. Yaz aylarında da bu alışkanlığa ara verilmemeli, özellikle duş sonrası ve gün içinde ihtiyaç duyuldukça nemlendirici uygulanmalıdır. Nemlendirici ürünlerin parfümsüz, renklendiricisiz ve dermatolojik olarak test edilmiş olması tercih edilmelidir."
07 Ağustos 2025 Perşembe - 09:13
Yüksekova Devlet Hastanesine seyyar diyaliz cihazı
HAKKARİ (İHA) – Hakkari’nin Yüksekova Devlet Hastanesine kazandırılan seyyar diyaliz cihazı sayesinde hastaların başka merkezlere sevk edilmesine gerek kalmadı. Hastane Müdürü Osman Kaynar, yeni cihazın sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracağını belirterek, "Bu cihaz sayesinde hastalarımız artık sevk edilmeden yerinde ve anında diyaliz hizmeti alabilecek" dedi. Yeni cihazla birlikte özellikle acil müdahale gerektiren böbrek rahatsızlıkları olan hastaların tedavi süreçlerinin hızlanacağını belirte Kaynar, bu yatırımın hastaların yaşam kalitesine doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı.
06 Ağustos 2025 Çarşamba - 18:20
Türkiye ve Avusturya arasında sağlıkta yeni iş birliği köprüsü kuruluyor
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF), Avusturya ile sağlık turizmi alanında ortak yatırımlar, eğitim projeleri ve hasta yönlendirme sistemlerini kapsayan yeni iş birliği adımlarını değerlendirdi. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF), uluslararası iş birliği çalışmaları kapsamında Avusturya Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarlığı Ankara Ofis Yöneticisi Manuela Görgü’yü genel merkezinde ağırladı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleşen görüşmede, Türkiye ve Avusturya arasında sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatları masaya yatırıldı. Toplantıda, sağlık turizminde karşılıklı iş birliği modelleri, hasta yönlendirme sistemleri, sağlık yatırımları ve teşvik mekanizmaları, ortak eğitim ve araştırma projeleri ile kültürel diplomasi alanlarında yapılabilecek çalışmalar değerlendirildi. "Sağlık turizmi, insanlığın ortak geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır" Görüşmenin ardından açıklama yapan SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, "Sağlık yalnızca bir tedavi alanı değil, aynı zamanda insanlığın ortak geleceğine yapılan stratejik bir yatırımdır. Sağlık turizmi ise bu yatırımın küresel yansımalarından biridir" dedi. Bay, görüşmede hasta yönlendirme sistemlerinden dijital sağlık çözümlerine, yatırım teşviklerinden ortak eğitim projelerine kadar birçok konuda verimli fikir alışverişinde bulunduklarını ifade ederek, Avusturya’da açılması planlanan SATKOF ofisinin çok taraflı ortaklıklara zemin hazırlayacağını belirtti. "Her türlü desteğe hazırız" Avusturya Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarlığı Ankara Ofis Yöneticisi Manuela Görgü ise SATKOF’un sağlık turizmi alanındaki çalışmalarını takdir ettiğini belirterek, "Özellikle hastaların sigortalanması, süreç yönetimi ve etik altyapı konularında ortaya koydukları model etkileyici. Önümüzdeki süreçte, SATKOF’un Avusturya’da açacağı temsilcilik, düzenlenecek konferanslar ve kurulacak ortaklıklar için her türlü desteğe açığız" ifadelerini kullandı. Görüşmenin sonunda, iki ülke arasında sağlık turizmi alanında somut iş birliklerinin başlatılması yönünde karşılıklı temenniler dile getirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder