Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58
Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş"
KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:43
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ziyaret saatleri açıklaması
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hasta ziyaretlerine ilişkin düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, hastaların daha sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir ortamda tedavi görebilmesi amacıyla ziyaret saatlerinin yeniden belirlendiği bildirildi. Açıklamaya göre, hasta ziyaretleri her gün 13:30-14:30 saatleri arasında ve akşam 19:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilebilecek. Bu saatlerin, hastaların bakım, tedavi ve dinlenme süreçleri dikkate alınarak düzenlendiği ifade edildi. Hastane yönetimi, hastanın sağlık durumuna bağlı olarak ziyaretlerin hekim kararıyla sınırlandırılabileceğini ya da tamamen yasaklanabileceğini vurguladı. Ayrıca, ziyaretçi sayısının sınırlı tutulması ve ziyaret süresinin mümkün olduğunca kısa olması gerektiği belirtildi. Yetkililer, özellikle enfeksiyon riskini azaltmak ve sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesi için belirlenen saatler dışında hasta ziyaretine kesinlikle izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:08
Kopan sinirler bacağından alınan nakille onarıldı: Genç hastaya ikinci şans
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:39
Sinop’a 10’u uzman 11 hekim atandı
31 Temmuz 2025 Perşembe - 10:53
Denizli Tekden’de 2 ayda 6 kişi kalp kapağı onarımıyla sağlığına kavuştu
Özel Denizli Tekden Hastanesinde 6 hasta sürekli ilaç kullanımından kurtaran kalp kapağı onarım ameliyatı yapıldı. Kalp kapağı onarım ameliyatlarını başarı ile gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Profesör Doktor Ali Vefa Özcan, "Bizler biraz daha mükemmele yakın tedavi yapmaya çalışarak kitaplarda olan tedaviyi hastalarımıza uygulamaya karar verdik" dedi. Hastaların daha konforlu ve sağlıklı hayat sürmeleri için protez kalp kapağı kullanmak yerine hastanın kendi kalp kapağını tamir eden ve iki ayda 6 hastaya sağlığına kavuşturan Özel Denizli Tekden Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Prof. Dr. Ali Vefa Özcan, kalp kapağı onarım ameliyatı ile ilgili verdiği bilgilerde, "Kalp kapak tamiratı kabul edilen bir tedavi yöntemidir. Son iki ayda da Özel Denizli Tekden Hastanesi’nde bu ameliyatı hastalarımıza uygulama fırsatı bulduk. Hepsi de başarıyla sonuçlandı. Tüm hastalarımızda mitral yetmezlik vardı. Akciğer basınçları yüksekti ve daha çok nefes darlığı ve çarpıntı şikayetleri ön plandaydı. Konvansiyonel tedavi olarak kalp kapağının protez bir kapakla değiştirilmesi sıklıkla yapılan bir tedavi yöntemi. Bizler biraz daha mükemmele yakın tedavi yapmaya çalışarak kitaplarda olan tedaviyi hastalarımıza uygulamaya karar verdik. Protez kapak daha garanti bir ameliyat şekliyken kalp kapağının tamir edilmesi ise çok riskli bir ameliyattır. Eğer ameliyat sonrası tamir sonrası bir sorun olursa hasta psikolojik olarak etkilenerek daha da kötüye gidebilir. Bizler iki ayda 6 hastamıza kapak onarma ameliyatı yaparak güzel ve kaliteli bir hizmet sunarak mutluluğu paylaşıyoruz. Tedavi şeklinde bir adım daha atarak hastalarımıza normal konvansiyonel yöntemle iman tahtasını keserek, sternotomi dediğimiz yöntemle tedavi ettiğimiz hastalar da oldu. Sağ meme altından küçük kesi ile tedavi yaptığımız hastalar da oldu. Sağ meme altından kesi ile yapılan hastalar, "Ameliyat sonrası daha konforlu olduğunu söyleyebilirim." ifadelerini kullandı. "Kalp kapağının kireçlenme ve daralması durumları dışında saf yetmezliklerde onarım mümkün" Bazı istisna durumlar dışında kalp kapağı onarım ameliyatının mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, "Hastaların, ameliyat oldukları cerrahtan iyi bilgi almaları gerekiyor. Eğer kapakta kireçlenme ve daralma varsa bu kapakların tamir şansı zordur. Romatizmalı kalp kapaklarında genelde daralmalı yetmezlik olur. Bu tür kapaklarda en iyi yöntem protez kapak kullanmaktır. Ama saf yetmezliklerde tamir şansı yüksektir. Kalp kapağını tamir ettiğimiz zaman hasta anasından doğduğu kapakla yaşadığı için hem daha az kan sulandırıcı kullanacaktır ve dolayısıyla ameliyattan sonra günlük yaşamda çıkabilecek diğer organlar ile ilgili sorunlarda ameliyat olduğu kalp kapağı ona büyük bir engel olmayacaktır" şeklinde konuştu. "Başka hastaneler yanlış tedaviler önerdi" Kalp kapağı onarım ameliyat sonrası herhangi bir ilaç ve perhize bağlı yaşamamanın mutluluğunu yaşayan hasta Gonca Dura, "Ben İzmir’de yaşıyorum. İzmir’de gitmediğim doktor kalmadı. Farklı tedavi yöntemleri uygulanmak istendi. Mitral klips denilen tedavi yönteminden bahsettiler ve kapak denişimi olmadan bu işin çözüm olabileceğini söylediler. Yaptığım araştırmalar sonucunda mitral klips yönteminin benim için uygun olmadığını öğrendim ama yine de uzman bir görüş almak için yolumuz Özel Denizli Tekden Hastanesi Ali Vefa Hocamız ile kesişti. Hocamız bize mitral klips tedavisinin benim yaşım için uygun olmadığını, doğabilecek tüm sıkıntıları teker teker anlattı. Benim tedavimde kalp kapağı tamiri uygulanabileceğini anlattı. Ben en çok kan sulandırıcı ilaç kullanmaktan korkuyordum. Tamir olabilme ihtimali beni çok mutlu etti. Kendi kalp kapağım tamir olduğu için herhangi bir ilaç kullanmam gerekmiyor ve herhangi bir yeme içme sorunu yaşamıyorum. Kalp kapağında bir sorun olan hastaların öncelikli olarak Özel Denizli Tekden Hastanesi Ali Vefa Hocaya muayene olmalarını tavsiye ederim" diye konuştu. "Hocamızın deneyim ve bilgisi sayesinde gözü kapalı ameliyat oldum" 3 yıldır kalp kapağı hastası olduğunu ve gittiği diğer hiçbir hastanede kalp kapağı onarım ameliyatı hakkında bilgi verilmediğini ifade eden hasta Kudret Balaban, "Ben 3 yıldır ciddi kalp kapağı hastasıyım. Bu süreçte farklı farklı doktorlara, hastanelere gittim. Her doktorun söylediği, kalp kapağının değişmesiydi. Kalp kapağının tamiratı konusunda bizlere bir bilgi veren olmadı. Son olarak Ali Vefa Hocamızla yollarımız kesişti. Bu süreçte hem bilgisi hem de deneyimi ile kalp kapağını tamir edebileceğini söylemesi bende ayrı bir mutluluk oluşturdu. Gözüm kapalı şekilde gönül rahatlığı ile ameliyata girdim. Ali Vefa Hocam sayesinde sağlığıma kavuştum. Bu tür hastalığı olan kişilerin gönül rahatlığı ile Özel Denizli Tekden Hastanesi’ne gelerek Ali Vefa Hocamıza muayene olmalarını tavsiye ediyorum" dedi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 10:45
Küçükçekmece Belediyesi personeline ‘Sağlıklı Hayat’ eğitimi
Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi. Seminerde güneş ışınlarının cilt kanseri için risk faktörü olduğunu belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Cilt kanseri riskini azaltmak için mümkünse saat 12.00 ile 16.00 arasında dışarı çıkılmamalı, çıkmak zorunda olanlar ise şapka ve uzun kollu kıyafetler gibi fiziksel koruyucu ekipmanlar ile güneş koruyucu kullanılmalı’’ dedi. Küçükçekmece Belediyesi İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü, personele yönelik ‘Sağlıklı Hayat’ konulu eğitim düzenledi. Eğitimde Doktor Ebru Aldal Gerboğa ve Doktor Büşra Özkan, ilçedeki koruyucu sağlık hizmetleri merkezleri ile ilgili bilgi verdi.Psikolog Ebru Aşılı ise, ruh sağlığı, teknoloji bağımlılığı, bağımlılıkla mücadele ve iletişim becerileri gibi konularda personeli bilgilendirerek, yardım alabilecekleri merkezler hakkında personeli bilgilendirdi. "Vatandaşların sağlık alanında bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz" Sağlıklı Hayat Akademisi eğitimlerini daha fazla kişiye ulaştırabilmek amacıyla eğitimler düzenlediklerini belirten Doktor Ebru Aldal Gerboğa, ‘’Eğitimde Sağlıklı Hayat Merkezlerini duyuruyor ve vatandaşların sağlık alanında temel bilgi sahibi olmasını hedefliyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; fizyoterapist, diyetisyen, psikolog ve çocuk gelişim uzmanları vatandaşlara hizmet veriyor. Ayrıca ücretsiz kanser taraması yapılıyor. Küçükçekmece’de Soğuksu, Kemalpaşa ve Atakent’te Sağlıklı Hayat Merkezleri bulunuyor. Vatandaşlar telefonla ya da direkt başvurarak merkezlerden randevu alabilirler’’ dedi. Psikolog Ebru Aşılı ise günümüzün en önemli sorunlarından biri olan teknoloji bağımlılığı konusunda, ‘’Teknoloji bağımlılığında çeşitli tedavi yöntemleri mevcut. Tıbbi tedavi, psikolojik destek, aile desteği ve sosyal destek kanalları var. Ergenlik çağındakiler ve üniversite öğrencileri teknoloji bağımlılığı en çok görülen yaş grubu. Bu eğitimlerde de teknoloji bağımlılığı konusunda ebeveynleri bilgilendirmeye, farkındalık kazandırmaya çalışıyoruz’’ diye konuştu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 10:42
Sıcak çarpması hayati risk taşıyabilir
Sıcak çarpmasının, vücut ısısının hızla 40 derece ve üzerine çıkması ile ortaya çıkan, hayati tehlike barındıran klinik bir tablo olduğunu vurgulayan Medicana Bursa Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Kemahlı, "Normal şartlarda vücut sıcaklığımız terleme ve susama gibi mekanizmalarla dengede tutulur. Ancak yüksek sıcaklık ve nem şartlarında bu sistemler yeterli olmazsa, vücut ısısı hızla yükselir. Bu durum, beyin başta olmak üzere hayati organlara zarar verebilir" dedi. Yaz mevsiminin etkisini yoğun şekilde hissettirdiği son günlerde, en çok sıcak çarpması önemli bir sağlık sorunu olarak öne çıkabiliyor. Özellikle 65 yaş üzeri bireyler, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık alanda çalışanlar için sıcak havaların ciddi sağlık riski oluşturuyor. Medicana Sağlık Grubu İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Kemahlı, sıcak çarpması konusunda uyarıda bulundu. Uzm. Dr. Kemahlı, sıcak çarpmasının belirtilerini ani yüksek ateş, kuru ve sıcak cilt, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, halüsinasyon, kalp atışlarında hızlanma ve bulantı-kusma olarak sıralarken, riskli grupları ise 5 yaş altı çocuklar ve 65 yaş üzeri bireyler, kalp, tansiyon, diyabet ve böbrek hastalığı olanlar, hamileler, aşırı kilolu bireyler, güneş altında çalışanlar, yalnız yaşayan yaşlı bireyler ve özel hastalar diye sıraladı. İlk müdahale hayat kurtarabilir Sıcak çarpmasına maruz kalan bir kişiye yapılması gereken ilk müdahaleleri sıralayan Uzm. Dr. Kemahlı, "Kişi hemen gölge ve serin bir ortama alınmalı, giysileri gevşetilmeli, boyun ve koltuk altına soğuk bez uygulanmalı, şuuru açıksa su içmesi sağlanmalıdır. Ancak durum ciddiyse hiç vakit kaybetmeden 112 acil sağlık hizmetlerinden yardım alınmalıdır" diye konuştu. Sıcaklardan korunmak için 8 önemli tavsiye Uzm. Dr. Murat Kemahlı, sıcak havalarda korunmak için 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmaktan kaçının, ince, bol ve açık renkli giysiler tercih edin, güneş gözlüğü kullanın, yeterli miktarda su tüketin, ağır egzersizlerden kaçının, serin ve gölgeli ortamlarda bulunun, risk grubundaki kişileri yalnız bırakmayın, beslenmede yağlı ve ağır gıdalardan kaçının, şekerli içecek yerine su ve doğal maden suyu tercih edin önerilerinde bulundu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 10:23
Karpuzu sağlıklı tüketmenin en pratik yolları
Yaz aylarının vazgeçilmezi karpuzu nasıl sağlıklı tüketebileceğimize dikkat çeken Diyetisyen Pınar Doğan, "Karpuzu dilimlenmiş olarak yemek, en yaygın tüketim şeklidir. Özellikle yaz aylarında serinletici bir atıştırmalık olarak tercih edilir. Taze karpuz dilimlerinin yanında karpuz salatası da oldukça popülerdir. Beyaz peynir ve zeytinyağı ile hazırlanan bu salata, hem hafif hem de sağlıklı bir seçenektir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Diyetisyen Pınar Doğan, karpuzun faydaları hakkında açıklamalarda bulundu. Karpuzda bulunan besin değerlerinden bahseden Doğan, "Karpuz, magnezyum, potasyum, A ve C vitaminleri de dâhil olmak üzere çeşitli besin maddeleri barındıran bir meyvedir. Aynı zamanda en çok su içeren ve kalorisi düşük besinler arasında yer alır. Karpuz, A vitamini sayesinde göz ve cilt sağlığını destekler, kan basıncını dengeler. Özellikle içerisinde yer alan karotenoidler damarların sertleşmesi, kan pıhtıları, felç ve kalp krizi riskini azaltarak kalp sağlığını korur" diye konuştu. "Karpuz tüketimi kas ağrılarını azaltır" Karpuzun faydalarına değinen Doğan, "Günlük C vitamini ihtiyacının yüzde 16’sını karşılar. Dehidrasyonu ve damar sertleşmesini önler. Oksitatif stresi azaltarak kalbi korur. Sindirimi düzenleyip, kabızlığı ve hazımsızlığa iyi gelir. Kan basıncını düzenlemeye ve tansiyonu kontrol altına almaya yardım eder. Diyabet, obezite ve kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır. Vücutta yağ birikimini engeller. Saç hücrelerini destekler. İçerdiği kolin sayesinde hafızayı güçlendirir. Karpuz tüketimi kas ağrılarını azaltır. Diüretiktir, doğal bir idrar söktürücüdür. Güçlü bir antioksidan olan likopen içerir. Kolajen üretimini artırır, cildi nemlendirir" şeklinde konuştu. "Susuzluğu giderebilir" Yüzde 92’si su olan karpuzun tüketildiği zaman susuzluğu giderebileceğini dile getiren Dyt. Doğan, "Su sağladığından vücut direncinin korunmasını sağlayarak bağışıklık sistemini destekler. Karpuz, su oranı çok yüksek bir meyve olduğundan diüretik özelliği bulunur, yani sık sık idrara çıkarır. Bu yüzden ödem problemi yaşayanlar için yaz aylarında ilaç gibi bir besindir. Yüksek su oranı sayesinde vücudu nemli tutmasını sağlar. Su ve elektrolit dengesini destekleyen yapısı, sıcak havalarda sıvı kaybını önler ve vücudu ferahlatır" dedi. En sağlıklı şekilde karpuzun nasıl tüketilmesi gerektiğinden bahseden Dyt. Doğan, "Karpuz, taze ve ferahlatıcı tadıyla farklı şekillerde tüketilebilen bir meyvedir. Dilimlenmiş olarak yemek, en yaygın tüketim şeklidir ve özellikle yaz aylarında serinletici bir atıştırmalık olarak tercih edilir. Taze karpuz dilimlerinin yanında karpuz salatası da oldukça popülerdir. Beyaz peynir ve zeytinyağı ile hazırlanan bu salata, hem hafif hem de sağlıklı bir seçenektir. Evde hazırlanan karpuz püresiyle yapılan dondurma ise tatlı ihtiyacını sağlıklı bir şekilde karşılayabilir. Spordan hemen sonra karpuz ve karpuz suyu tüketilmesi kas ağrısını azaltmaya yardımcı olur, kasları güçlendirir, egzersiz sonrası toparlanma sürecini hızlandırır. Hızlı kas toparlanması için spordan hemen sonra 1 bardak karpuz suyu içilebilir" açıklamasında bulundu. "Karpuz çekirdeği kan basıncına iyi gelebilir" Karpuzu çekirdeği ile tüketmenin de faydalı olabileceğine dikkat çeken Dyt. Doğan, "Karpuz çekirdeği, içinde bulunan ‘cucurbocitrin’ adlı madde ile kan basıncını düşürmek ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesi gibi birçok fayda sağlar. Her gün 1 avuç karpuz çekirdeği tüketmek yeterlidir. Çekirdeği çiğnemek veya doğrudan yutmak fark etmez. Çiğ olarak tadını sevmeyenler fırında kavurarak da tüketebilir. Karpuz çekirdeğinin tüketirken miktarın aşırıya kaçılmadan tüketilmesi gerekir, bu yüzden özellikle diyabet hastalarının dikkatli tüketmesi önerilir. "Hamilelik sürecinde karpuz kabuğu tüketmek mide yanmasına iyi gelir" Karpuz kabuğunun içerisinde yer alan lif içeriğinin bağırsak sistemine katkı sağlayabildiğini söyleyen Dyt. Doğan, "Aynı zamanda karpuz kabuğunun içinde lif bulunması kişilere uzun süre tokluk hissi de sağlar. Karpuz kabuğunda yer alan vitamin ve mineraller uyku rutinini düzene sokarak geceleri huzurlu bir uyku deneyimi yaşamanızı sağlar. Özellikle kalp ve damar sağlığını korumada etkili bir aminoasit olan sitrülin içerir. Sitrülin, kan basıncını ve LDL kolesterolü düşürmeye yardımcı olabilir. Karpuz kabuğunun hamile kadınlar için de faydaları mevcuttur. Hamilelik süreci boyunca karpuz kabuğu tüketmek özellikle bu dönemde yaşanan mide yanması probleminin önüne geçer. Karpuz kabuğu özellikle erkeklerde görülen prostat kanserini önlemeye yardım eder" dedi. "Karpuz tüketimi günde 300 gramla sınırlandırılmalıdır" Karpuzun günlük tüketiminin ne kadar olması gerektiğinden bahseden Dyt. Doğan, "Karpuz tüketimi günde 2 porsiyon (300 gram) ile sınırlandırılmaya çalışılmalıdır. Fazlası karın ağrısına, şişkinliğe, gaza, kan şekeri düzeylerinde ani artışa, nadir durumlarda cildin turuncu renk almasına ve kilo artışına neden olabilir. Karpuz ana öğün yerine ara öğünlerde tüketilmelidir" ifadelerini kullandı. "Diyabet hastaları dengeli tercih etmelidir" Diyabet hastalarının karpuzu dikkatli tüketmelerini öneren Dyt. Doğan, "Diyabet hastalarının, şeker oranı ve glisemik indeksi yüksek bir meyve olan karpuzu tüketirken dikkatli olmaları önerilmektedir. Gebelik diyabeti olan kadınlar ise şeker oranı ve glisemik indeksi yüksek olan karpuzu büyük porsiyonlar halinde tüketmekten kaçınmalıdır" dedi. "Fazla tüketilmemeli" Aşırı karpuz tüketiminin farklı sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dyt. Doğan, "Karpuzun aşırı tüketimi kan şekeri seviyelerinin hızlıca yükselmesine neden olabileceğinden diyabet hastalarının çok dikkatli olması gereklidir. Aşırı miktarda karpuz tüketimi likopenemi adı verilen geçici bir cilt rahatsızlığına yol açabilir. Karpuz tam bir potasyum deposudur ancak fazla alımı bazı kişilerde kalp fonksiyonlarını etkileyebilir, düzensiz kalp atışı veya zayıf nabız gibi sorunlara yol açabilir. Karpuz, yüksek su içeriği nedeniyle nemlendiricidir, ancak elektrolitleri (sodyum, potasyum ve magnezyum gibi) dengelemeden aşırı miktarda tüketilmesi potansiyel olarak elektrolit dengesizliklerine yol açabilir. Karpuz potasyum açısından oldukça zengin bir meyve olduğu için, aşırı tüketimi kronik böbrek hastalığı ve böbrek yetmezliği olan bireylerde sorun oluşturabilir" dedi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 10:18
Sıcak havalarda enerjik kalmanın sırrı: Su
Diyetisyen Kader Ergün, yaz aylarında artan su kaybının halsizlik ve baş ağrısı gibi sorunlara yol açabileceğini belirterek, "Enerjinizi yüksek tutmak istiyorsanız su tüketimini ihmal etmeyin" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Kliniğinden Diyetisyen Kader Ergün, sıcak havalarda vücudun su ihtiyacının arttığını ifade ederek, "Yeterli su içmemek; halsizlik, baş ağrısı ve enerjide düşüşe neden olabilir. Bu nedenle yaz aylarında su tüketimi daha da önem kazanır" açıklamasında bulundu. "Günde en az 8-10 bardak su için" Sağlıklı bir yaşam için günde en az 8-10 bardak su içilmesi gerektiğini vurgulayan Ergün, "Dışarıda zaman geçirme süresi arttıkça bu miktar da artırılmalı. Su tüketimini gün içine yaymak, vücudun ihtiyaç duyduğu sıvıyı daha verimli karşılamayı sağlar" diye konuştu. "Suyu aromalandırmak içmeyi kolaylaştırır" Su içme alışkanlığını artırmanın yollarına da değinen Ergün, "Suya limon, nane veya salatalık gibi doğal aromalar ekleyerek hem lezzet katabilir hem de su tüketimini daha keyifli hale getirebilirsiniz" dedi. "Yaz meyveleri su ihtiyacını destekler" Su oranı yüksek besinlerin de günlük sıvı alımına katkı sağladığını dile getiren Ergün, "Karpuz, salatalık ve çilek gibi yaz meyve ve sebzeleri, vücudun su ihtiyacını karşılamak açısından oldukça faydalıdır" ifadelerini kullandı. "Sağlığınızı ihmal etmeyin" Yeterli su tüketiminin enerjiyi yükseltmesinin yanı sıra genel sağlığın korunmasına da yardımcı olduğunu vurgulayan Diyetisyen Kader Ergün, "Unutmayın, sağlığınız her şeyden önemli. Su içmeyi alışkanlık haline getirin" çağrısında bulundu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 09:50
Prof. Dr. Mehmet Duru: "Yaz mevsiminde artan mide-bağırsak enfeksiyonlarına karşı dikkat"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Acil Servis Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Duru, yaz mevsiminin getirdiği risklere karşı vatandaşları uyardı. Prof. Dr. Duru, "Son günlerde acil servisimize başvuran hastaların önemli bir kısmı ani başlayan mide ve bağırsak şikayetleriyle geliyor. Bu vakaların çoğu viral enfeksiyon kaynaklı. Özellikle çocuklar ve yaşlılar bu durumdan daha fazla etkileniyor" dedi. Hijyen ve gıda güvenliğine dikkat Yaz sıcaklarının etkisiyle gıda kaynaklı enfeksiyonlarda artış gözlemlendiğini belirten Prof. Dr. Duru, "Açıkta satılan yiyecekler, yeterince soğukta muhafaza edilmeyen sütlü tatlılar ve güvenilir olmayan içme suları enfeksiyon riskini ciddi ölçüde artırıyor. Özellikle çocuklar ve ileri yaş grubundaki bireyler bu tür enfeksiyonlara karşı daha savunmasız. Bu yüzden ilk belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Sıvı kaybı hayati risk oluşturabilir Mide ve bağırsak enfeksiyonlarında en büyük tehlikenin vücudun hızla sıvı kaybetmesi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Duru, evde basit önlemlerle sürecin yönetilebileceğini, ancak belirtilerin devam etmesi veya şiddetlenmesi durumunda mutlaka profesyonel yardım alınması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Duru, "Yaz aylarında hijyene dikkat etmek, gıdaların saklamalarına özen göstermek ve dışarıdan alınan içeceklerin güvenilirliğini sorgulamak çok önemli. Basit görünen bir ishal bile müdahale edilmediğinde ciddi sonuçlara neden olabilir. Bu nedenle belirtileri geciktirmeden değerlendirmek gerekiyor" diye konuştu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 09:43
Doç. Dr. Demir: "Bir sıcaklık tuzağına düşebilirsiniz"
DÜZCE(İHA) – Doç. Dr. Mehmet Cihat Demir, yaz sıcağında proteinli ve yağlı yiyeceklerden kaçınılması gerektiği sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Cihat Demir, yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla birlikte güneş çarpması riskinin de artış gösterdiğini belirterek, yaz sıcaklarından korunmak için dikkat edilmesi gerekenleri anlattı. Sıcaklığın sadece havayı değil, vücudu da ağır ağır yakabildiğini ifade eden Demir, "Gölgeler kısalırken ve asfaltın üzerinden dalgalar yükselirken, farkında olmadan bir sıcaklık tuzağına düşebilirsiniz. Yaz aylarının getirdiği neşe ve canlılık, bazen fark edilmeyen bir tehdit olan güneş çarpmasını beraberinde taşır. Tıbbi adıyla sıcak çarpması, vücudun ısıyı düzenleyememesi sonucu gelişen, merkezi sinir sistemini etkileyen ve hızlı müdahale edilmediğinde ölümcül olabilen bir klinik tablodur. Isı regülasyonunun bozulduğu bu durumda, vücut sıcaklığı 40C’nin üzerine çıkar ve hücresel düzeyde zarar başlar" şeklinde konuştu. "Beyin ödemi, organ yetmezlikleri ve dolaşım bozuklukları görülebilir" Vücut sıcaklığının normalde terleme yoluyla dengelendiğine dikkat çeken Doç. Dr. Demir, "Ancak ortam sıcaklığı çok yüksekse ya da nem oranı terlemeyi zorlaştırıyorsa bu sistem çöker. Vücut, özellikle hipotalamus aracılığıyla ısıyı kontrol eder. Ancak bu mekanizma yetersiz kaldığında, sıcak çarpması gelişir. Beyin ödemi, organ yetmezlikleri ve dolaşım bozuklukları görülebilir. Bu hastalar yakın izlem gerektirir; hiponatremi, rabdomiyoliz, koagülopati, akut böbrek yetmezliği gibi komplikasyonlar açısından dikkatli olunmalıdır. Yaşlı ve çocuklar, kalp hastalığı, diyabet gibi kronik rahatsızlığı olanlar, dış ortamda çalışanlar (tarım, inşaat, güvenlik vs.), spor yapanlar, özellikle uzun mesafe koşucuları, alkol, amfetamin ve türevleri, diüretikler ve bazı antipsikotik/antidepresan ilaç kullananlar için sıcak havalar risk teşkil etmektedir" dedi. Sıcak çarpması belirtileri Sıcak çarpması belirtilerini yüksek ateş (40C ve üzeri), terleme durması, kuru, sıcak ve kırmızı cilt, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kas krampları, bilinç değişiklikleri, bayılma, nöbet geçirme olarak sıralayan Demir, bu belirtilerle karşılaşılması durumunda yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı: "Kişi hemen gölge veya serin bir yere alınmalıdır. Sıkı kıyafetler çıkarılmalı, vücut soğutulmalıdır. Islak bez, soğuk duş ya da vantilatörle serinletme yapılmalıdır. Bilinci açık olan kişiye yavaş yavaş su içirilmelidir. Derhal 112 Acil Çağrı Merkezinden yardım çağrılmalıdır. Sıcak çarpmasından kaçınmak için güneşe öğle saatlerinde doğrudan maruz kalmaktan (10.00-16.00), ağır egzersizleri sıcak saatlerde yapmaktan, koyu renkli ve sentetik giysilerden, alkol ve kafeinli içeceklerden uzak durulması gereklidir." Korunmak için neler yapabiliriz? Sıcak çarpmasından korunmak için önerilerde bulunan Demir, "UV korumalı güneş gözlüğü kullanın. Bol, açık renkli ve pamuklu giysiler tercih edin. Bol sıvı tüketin; özellikle su ve maden suyu önerilir. Sık sık duş alın veya serinletici spreyler kullanın. Günde en az 2-2,5 litre su içmeyi hedefleyin. Kapalı alanlarda serinlik sağlayan vantilatör veya klima kullanın. Gereksiz dışarı çıkışları, özellikle öğle saatlerinde, sınırlandırın. Araç içinde kesinlikle çocuk, yaşlı veya evcil hayvan bırakmayın. Yaz sıcağında proteinli ve yağlı yiyeceklerden kaçının; sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeye dikkat edin" şeklinde konuştu. Yangınlar ve aşırı sıcaklara dair uyarı "Ateşin rengi kırmızıysa, tehlikenin dili siyahtır" diyen Doç. Dr. Demir, "Yaz aylarının artan sıcaklıklarıyla birlikte sadece sağlık değil, doğa da tehdit altında. Özellikle orman yangınları, insan hataları ve ihmallerle birleştiğinde telafisi zor kayıplara yol açabilmektedir. Bu nedenle; ormanlık alanlara girmemeye özen gösterin. Piknik veya kamp sırasında kesinlikle ateş yakmayın. Cam ve şişe gibi güneş ışığını yoğunlaştırabilecek maddeleri doğaya bırakmayın. Yangın ihbarlarını vakit kaybetmeden 112’ye yapın. Yangın bölgelerine yaklaşmayın, merakla izlemeye gitmeyin. Duman solunması da sıcak çarpması kadar tehlikelidir. Özellikle KOAH, astım gibi solunum hastalığı olanlar serin ve kapalı yerlerde kalmalıdır. Evcil hayvanlarınızı ve yaşlı bireyleri sıcak saatlerde dışarı çıkarmaktan kaçının. Unutmayalım: Ateşi önlemek, söndürmeye çalışmaktan çok daha kolay ve değerlidir. Unutmayalım, sıcak çarpması sadece bireysel bir sağlık sorunu değil, toplumsal bir farkındalık konusudur. Yaz aylarını sağlıklı geçirmek ve sevdiklerimizi korumak için bu önlemleri göz ardı etmeyelim" şeklinde açıklamasını tamamladı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 09:41
Almanya’da obezite cerrahisinde çalışan hemşire, eşinin ve kızının ameliyatını Türkiye’de yaptırdı
Almanya’nın Fulda kentinde bir hastanenin obezite bölümünde hemşire olarak görev yapan Olga Mıttelsteın, eşinin ve kızının mide küçültme ameliyatlarını Türkiye’de yaptırma kararı alarak Elazığ Medilines Hastanesi’ni tercih etti. Son yıllarda dünya genelinde hızla artan obezite vakaları, bu alandaki cerrahi müdahalelere olan ilgiyi de beraberinde getiriyor. Özellikle Avrupa ülkelerinde sağlık sistemindeki yoğunluk, uzun bekleme listeleri, yüksek maliyetler ve prosedür engelleri nedeniyle birçok hasta farklı ülkelerdeki alternatifleri araştırıyor. Türkiye ise bu noktada hem sağlık altyapısı hem de alanında uzman doktorlarıyla öne çıkan ülkelerin başında geliyor. Obezite cerrahisinde sağlanan başarılı sonuçlar, hastalara sunulan birebir ilgi ve sürecin hızlı yönetilmesi, yurt dışından gelen hastalar için Türkiye’yi cazip hale getiriyor. Bu tercihlerin son örneklerinden biri de Almanya’nın Fulda kentinde yaşayan Olga Mıttelsteın oldu. Almanya’da bir hastanenin obezite bölümünde hemşire olarak görev yapan Mıttelsteın, eşi Wilherm ve kızı Ingrıd’ın tedavisi için Elazığ’ı tercih etti. Almanya’da görev yaptığı hastanede ameliyat öncesi süreçlerin uzunluğu ve sonucun belirsizliği nedeniyle bu kararı alan Olga, Almanya’da aynı hastanede çalıştığı bir meslektaşının yönlendirmesiyle İstanbul yerine Elazığ Medlines Hastanesine gelerek Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Fatih Erol’da eşinin ve kızının sağlıklı bir şekilde ameliyat olmalarını sağladı. "Eşim çok kötü durumdaydı, aşamalı olarak her şey çok yolunda gitti" Eşinin ve kızının ameliyatlarını Türkiye’de yaptırma kararı alan Olga Mıttelsen, "Ben Almanya’da bir hastanede obezite bölümünde çalışan bir hemşireyim. Orada bu mesleği yapan Sinan diye bir arkadaş vardı, Türkiye’den. Onunla görüştüm, ilk gördüğümde şişmandı. Sonradan gördüğümde neredeyse yarı yarıya küçülmüştü. Almanya’da obezite ameliyatını sordum. Olup olamayacağına dair net bir açıklamada bulunmadılar. Yarı ihtimal dediler, olabilir ya da olamaz. Olsa da çok uzun sürer. Ben de bu yüzden buraya gelmeye karar verdim. Eşim burada ameliyat oldu, doktorun söylediklerini harfiyen yerine getirdik. Eşim çok kötü durumdaydı, aşamalı olarak her şey çok yolunda gitti. Eşim 180 kilodan 120 kiloya geriledi. Artık merdiven çıkabiliyor, spor yapabiliyor, fitnese gidebiliyor ve çok rahat nefes alabiliyor. Bu yüzden kızımı da alıp buraya getirdim. Şimdi çok memnunum, inşallah bundan sonra da her şey yolunda gidecek. Burada kalmaktan çok memnunum, sadece doktorlar değil bütün yardımcı personeller de bize çok yardımcı oldular. Bunu gittiğim her yerde anlatacağım" dedi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 09:21
Yaz aylarında artan arı temaslarına karşı uzmanlardan uyarı
Yaz aylarında artan arı temaslarına karşı uzmanlar, özellikle alerjisi olan bireylerin daha dikkatli olması gerektiği belirtildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Gündüz, arı sokmalarının bazı bireylerde hayati tehlike oluşturabileceğine dikkat çekerek "Nefes darlığı, hırıltı, tansiyon düşüklüğü, bayılma, göz kararması, vücutta yaygın kızarıklık, ciltte solukluk ve ishal gibi belirtiler, şiddetli alerjik reaksiyonlara işaret edebilir. Bu bulgular ortaya çıktığında hiç vakit kaybetmeden tıbbi yardım alınmalıdır" dedi. Arı zehrine karşı alerjisi bulunan bireylerin yanlarında mutlaka adrenalin oto-enjektörü (adrenalin pompası) taşımaları gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Gündüz, "Bu tür acil durumlarda ilaç, doğrudan kıyafet üzerinden kas içine uygulanabilir. Aynı zamanda 112 Acil Çağrı Merkezi’ne derhal ulaşmak, hayat kurtarıcıdır" diye konuştu. Arı sokmalarının genellikle hafif seyrettiğini kaydeden Gündüz, "Arı sokmaları genellikle hafif seyreder ve sokulan bölgede şişlik, kızarıklık, ısı artışı gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu tür durumlarda şu önlemler önerilmektedir: Arının iğnesi, cımbız benzeri bir aletle dikkatlice ve hızlıca çıkarılmalı. Sokulan bölge sabunlu suyla yıkanarak temizlenmeli. Soğuk kompres (buz torbası) uygulanmalı. Kaşıntı için antihistaminik kremler, bulaş riskine karşı antibiyotikli pomatlar kullanılmalı. Isırılan bölgenin biraz yüksekte tutulması önemlidir. Hafif alerjik reaksiyon gösteren vakalarda bu bulgular genellikle 2-3 gün içinde kendiliğinden kaybolur. Ancak açık alanda çalışanlar ya da doğada vakit geçiren vatandaşların arı sokması riskine karşı bilinçli ve hazırlıklı olmaları hayati önemlidir" uyarısında bulundu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 08:52
Hatay’da güvenilir gıda için denetimler sürüyor
Hatay’da İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, halk sağlığını korumak amacıyla gıda işletmelerine yönelik denetimlerini sürdürüyor. Hatay İl Tarım ve Orman Müdürü Abdurrahman Türkmen, Defne İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü denetim ekipleriyle birlikte Kültür Çarşısı’nda gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere yönelik denetim gerçekleştirildi. Halk sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması amacıyla yürütülen denetimlerde, hijyen kuralları, ürün etiket bilgileri, son tüketim tarihleri ve mevzuata uygunluk konularında titizlikle kontroller gerçekleştirildi. Vatandaşların sağlığına zarar verebilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyeceğini söyleyen İl Müdürü Abdurrahman Türkmen, gıda denetimlerinin aralıksız sürdürüleceğini ifade etti.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 17:31
Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde "Hareket Analiz Laboratuvarı" açıldı
Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği bünyesinde kurulan ve Türkiye’de sayılı merkezler arasında yer alan ’Hareket Analizi Laboratuvarı’nın açılışı gerçekleştirildi. Analiz laboratuvarı sayesinde hastaların yürüme, denge ve kas aktivitesi gibi fonksiyonel hareketleri, yüksek teknoloji cihazlar ile objektif olarak analiz edilebilecek. Hareketin sayısal olarak değerlendirilmesi, tanımlanması ve yorumlanması anlamına gelen ’hareket analizi’ sayesinde hastaların normal ve normal dışı hareket mekanizmaları objektif bir şekilde değerlendirilebiliyor. Bu kayıtlar tanı koymaya, tedavi planlamasına, yeni tedavi biçimlerinin geliştirilmesine, halihazırda bulunan tedavi yöntemlerinin iyileştirilmesine, cerrahi gerekliliğe ve cerrahi sonrası iyileşme sürecini objektif takibine, farklı tedavi biçimlerinin karşılaştırılmasına ve eğitim verilmesine imkan sağlıyor. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği bünyesinde kurulan Hareket Analizi Laboratuvarı da Türkiye’de sayılı merkezler arasında yer alıyor. Laboratuvarda özellikle ortopedik hastalıklarda (diz, kalça, ayak bileği problemleri, cerrahi öncesi ve sonrası değerlendirme, deformiteler) fonksiyonel durumu değerlendirerek hem tedavinin planlanmasında hem de takibinde altın standart ileri düzey teknolojiler kullanılarak bilimsel ve klinik analizler yapılacak. "Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabiliyor" Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Engin Eceviz, laboratuvarın kapsamlı bir şekilde analiz edeceğini ve hem teşhis hem de tedavi süreçlerinde hastaya büyük bir kolaylık sağlayacağını dile getirdi. Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabildiğini belirten Doç. Dr. Eceviz, şunları söyledi: "Merkezimiz Türkiye’de sayılı merkezlerden birisi. Burası bir hareket analizi laboratuvarı ve iki bölümden oluşuyor. Burada gördüğünüz cihaz ile ayak basınç ölçümleri yapılmakta. Diğer bölümde ise sabit konumda bulunan sekiz adet kamera, hasta üzerine yerleştirilen sensörlerden sürekli veri alarak hareketin nasıl gerçekleştiğini ölçmekte. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı hareket şart; dolayısıyla biz de hastanın hareketlerinin ne kadar sağlıklı olduğunu objektif verilerle değerlendirmeye çalışıyoruz. Buradaki cihazlar sayesinde hastanın yürüyüşü, denge durumu ve kuvvet dağılımı gibi konularda detaylı analizler yapabiliyoruz. Bu sayede hareketin nasıl gerçekleştiğini derinlemesine anlayabiliyoruz. Sürekli veri akışı sayesinde hastanın hareketlerindeki tüm anormallikleri en ince detayına kadar tespit edebiliyoruz. Böylelikle, normal bir klinik gözlem sırasında fark edilemeyebilecek ayrıntılar da ortaya çıkıyor ve tedavi planlamasını buna göre şekillendirebiliyoruz. Tedavi öncesi ve sonrası iyileşme durumunu çok net bir şekilde sayısal verilerle elde ediyoruz. Eğer iyileşme sürecinde geri kalan bir bölge varsa, bu bölgeye özel olarak odaklanarak tedavinin daha düzenli ve etkili şekilde sürdürülmesini sağlıyoruz. Ayrıca, ameliyat öncesi ve sonrası iyileşme sürecini detaylı bir şekilde gözlemleyebiliyor; bu veriler üzerinden bilimsel çalışmalar planlayarak dünya bilimine katkı sunmayı hedefliyoruz. Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabiliyor; böylece hastaya en uygun ve etkili tedavilerin uygulanması mümkün hale geliyor." Üç boyutlu yürüme analizi (Vicon Motion Capture), yüzeysel kas aktivitesi ölçümleri EMG (Noraxon Wireless EMG), basınç dağılım analizleri pedobarografi (Zebris FDM), yüksek çözünürlüklü video analizleri, hareket algılama ve farkındalık ölçümleri (Propriosepsiyon), kas kuvveti ölçümleri (CSMI cybex izokinetik sistem) gibi ileri düzey teknolojilerin bulunduğu Hareket Analiz Laboratuvarı açılış töreni ve tanıtımı, Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan, Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Engin Eceviz ve beraberindeki sağlık personelince gerçekleştirilen kurdele kesimiyle yapıldı.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 17:31
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nefroloji uzmanı atandı
Siirt’te uzun süredir yaşanan nefroloji uzmanı eksikliği sona erdi. Siirt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, 27 Mart 2023 tarihinden bu yana boş bulunan nefroloji kadrosuna atama yapıldı. Uzm. Dr. Kerem Derya, Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde göreve başladı. Yeni atama ile birlikte böbrek hastalıkları ve nefroloji alanındaki sağlık hizmetlerinin bölgede daha hızlı ve etkin bir şekilde sunulması hedefleniyor. İl Sağlık Müdürlüğü, vatandaşlara daha kaliteli sağlık hizmeti sunmak adına çalışmaların aralıksız sürdüğünü belirterek, Uzm. Dr. Derya’ya yeni görevinde başarılar diledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder