SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58 Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40 KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde "Hareket Analiz Laboratuvarı" açılışı gerçekleştirildi
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 17:06 Kartal Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi’nde "Hareket Analiz Laboratuvarı" açılışı gerçekleştirildi Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniği bünyesinde kurulan ve Türkiye’de sayılı merkezler arasında yer alan ’Hareket Analizi Laboratuvarı’ açılışı gerçekleştirildi. Analiz laboratuvarı sayesinde hastaların yürüme, denge ve kas aktivitesi gibi fonksiyonel hareketleri, yüksek teknoloji cihazlar ile objektif olarak analiz edilebilecek. Hareketin sayısal olarak değerlendirilmesi, tanımlanması ve yorumlanması anlamına gelen ’Hareket analizi’ sayesinde; hastaların normal ve normal dışı hareket mekanizmaları objektif bir şekilde değerlendirilebiliyor. Bu kayıtlar tanı koymaya, tedavi planlamasına, yeni tedavi biçimlerinin geliştirilmesine, halihazırda bulunan tedavi yöntemlerinin iyileştirilmesine, cerrahi gerekliliğe ve cerrahi sonrası iyileşme sürecini objektif takibine, farklı tedavi biçimlerinin karşılaştırılmasına ve eğitim verilmesine imkan sağlıyor. Kartal Dr. Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji kliniği bünyesinde kurulan Hareket Analizi Laboratuvarı bu noktada, Türkiye’de sayılı merkezler arasında yer alıyor. Laboratuvarda özellikle, ortopedik hastalıklarda (diz, kalça, ayak bileği problemleri, cerrahi öncesi ve sonrası değerlendirme, deformiteler) fonksiyonel durumu değerlendirerek hem tedavinin planlanmasında hem de takibinde altın standart ileri düzey teknolojiler kullanılarak bilimsel ve klinik analizler yapılacak. "Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabiliyor" Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Engin Eceviz, laboratuvarın kapsamlı bir şekilde analiz edeceğini ve hem teşhis hem de tedavi süreçlerinde hastaya büyük bir kolaylık sağlayacağını dile getirdi. Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabildiğini belirten Doç. Dr. Eceviz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Merkezimiz Türkiye’de sayılı merkezlerden birisi. Burası bir hareket analizi laboratuvarı ve iki bölümden oluşuyor. Burada gördüğünüz cihaz ile ayak basınç ölçümleri yapılmakta. Diğer bölümde ise sabit konumda bulunan sekiz adet kamera, hasta üzerine yerleştirilen sensörlerden sürekli veri alarak hareketin nasıl gerçekleştiğini ölçmekte. Sağlıklı bir yaşam için sağlıklı hareket şart; dolayısıyla biz de hastanın hareketlerinin ne kadar sağlıklı olduğunu objektif verilerle değerlendirmeye çalışıyoruz. Buradaki cihazlar sayesinde hastanın yürüyüşü, denge durumu ve kuvvet dağılımı gibi konularda detaylı analizler yapabiliyoruz. Bu sayede hareketin nasıl gerçekleştiğini derinlemesine anlayabiliyoruz. Sürekli veri akışı sayesinde hastanın hareketlerindeki tüm anormallikleri en ince detayına kadar tespit edebiliyoruz. Böylelikle, normal bir klinik gözlem sırasında fark edilemeyebilecek ayrıntılar da ortaya çıkıyor ve tedavi planlamasını buna göre şekillendirebiliyoruz. Tedavi öncesi ve sonrası iyileşme durumunu çok net bir şekilde sayısal verilerle elde ediyoruz. Eğer iyileşme sürecinde geri kalan bir bölge varsa, bu bölgeye özel olarak odaklanarak tedavinin daha düzenli ve etkili şekilde sürdürülmesini sağlıyoruz. Ayrıca, ameliyat öncesi ve sonrası iyileşme sürecini detaylı bir şekilde gözlemleyebiliyor; bu veriler üzerinden bilimsel çalışmalar planlayarak dünya bilimine katkı sunmayı hedefliyoruz. Özellikle kalça, diz, ayak ve ayak bileği hastalıklarında bu merkez sayesinde doğru teşhis konulabiliyor; böylece hastaya en uygun ve etkili tedavilerin uygulanması mümkün hale geliyor." Bununla birlikte Hareket Analiz Laboratuvarı’nda "Üç Boyutlu Yürüme Analizi (Vicon Motion Capture)", "Yüzeysel Kas Aktivitesi Ölçümleri EMG (Noraxon Wireless EMG)", Basınç Dağılım Analizleri Pedobarografi (Zebris FDM), "Yüksek Çözünürlüklü Video Analizleri", Hareket Algılama ve Farkındalık Ölçümleri (Propriosepsiyon), "Kas Kuvveti Ölçümleri (CSMI Cybex İzokinetik Sistem)" gibi ileri düzey teknolojileri kullanılıyor. Hareket Analiz Laboratuvarı açılış töreni ve tanıtımı, Lütfi Kırdar Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Recep Demirhan, Ortopedi ve Travmatoloji Klinik Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Engin Eceviz ve beraberindeki sağlık personelleri tarafından gerçekleştirilen kurdele kesimiyle birlikte yapıldı.
Yazın en sık yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 16:39 Yazın en sık yapılan beslenme hatalarına dikkat çekti Yaz tatilinde sağlıklı ve dengeli beslenmenin mümkün olduğunu belirten Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, yaz aylarında en sık yapılan beslenme hatalarının dışarıda yemek yeme sıklığının artması, sebze ve protein tüketiminin azalması ve gece geç saatlerde yüksek kalorili tatlıların tüketilmesi olduğunu söyledi. Arabalı, bu yanlış alışkanlıkların birkaç gün içinde halsizlik, sindirim sorunları ve kilo artışıyla sonuçlanabileceğini vurguladı. Plajda geçirilen uzun saatlerin öğün düzenini bozabileceğine dikkat çeken Arabalı, "Ancak planlama yaparak ve sağlıklı atıştırmalıklar hazırlayarak bu süreci hem keyifli hem sağlıklı geçirebiliriz" dedi. Kahvaltıda meyveyle birlikte yoğurt ya da tam tahıllı ekmekle hazırlanmış sandviç tüketmenin gün boyu enerji sağlayacağını belirten Arabalı, öğle yemeklerinde hafif sandviç ya da peynirli salataların, akşam yemeklerinde ise ızgara balık ve zeytinyağlı sebzelerin tercih edilmesini önerdi. "Mini soğutucu sizi fast food’dan korur" Arabalı, sıcak havalarda açıkta satılan sütlü tatlılar, dondurmalar ve mayonezli yiyeceklerin gıda zehirlenmesi riskini artırdığını, bunun yerine evden çıkarken soğuk yoğurt, meyve, sandviç dolu bir çanta hazırlamanın daha sağlıklı olacağını ifade etti. Haşlanmış yumurta, tam buğday ekmekle yapılmış sandviçler, ev yapımı yulaf barlar, şekersiz enerji topları, kuruyemiş, taze yaz meyveleri, salatalık, havuç ve küçük domates gibi atıştırmalıkların hem serinletici hem de besleyici olduğunu vurgulayan Arabalı, düzenli aralıklarla bu tarz yiyeceklerin tüketilmesinin kan şekerini dengede tuttuğunu söyledi. "Su tüketimini ihmal etmeyin" Terleme ve tuz kaybıyla birlikte yaz aylarında vücutta sıvı dengesinin kolayca bozulabileceğine dikkat çeken Arabalı, "Su, ayran, şekersiz buzlu çay ve nane-limonlu maden suyu sıcak günler için iyi alternatiflerdir. Güneş altında uzun süre kalmamalı ve her zaman yanınızda bir su şişesi taşımalısınız. Kısa yürüyüşlerde bile birkaç yudum su içmek gerekir" dedi. "Mutfaklı konaklamaları tercih edin" Yaz tatilinde tüm öğünlerde dışarıda yemek zorunda kalmamak için mutfaklı konaklama seçeneklerinin değerlendirilebileceğini belirten Arabalı, "Yemeklerinizi planlayın. Ne zaman ve nerede ne yiyeceğinize önceden karar vermek sürprizleri azaltır. Kızartmalardan uzak durun, kalamar, sigara böreği ve patates gibi yiyecekler yerine ızgara ve haşlama tercih edin" dedi. "Deniz kenarında ızgara balık ve salata en iyi tercih" Deniz kenarında yemek yiyenler için önerilerde bulunan Arabalı, ızgara balık ve salatanın en iyi seçeneklerden biri olduğunu belirterek, "Zeytinyağlı sebzeler -örneğin enginar, kabak, taze fasulye- ile yoğurtlu mezelerden cacık ve haydari, tam buğday ekmeğiyle dengelenmiş porsiyonlar, pilav yerine bulgur ya da salata tercih edebilirsiniz" dedi. Arabalı, uzak durulması gereken yiyecekleri ise şöyle sıraladı: "Her ne şekilde olursa olsun kızartmalar; gıda zehirlenmesine yol açabilen açıkta satılan dondurma ve sütlü tatlılar; vücudu susuz bırakan kavrulmuş çekirdek, tuzlu kuruyemiş ve işlenmiş etler ile su kaybını artıran şekerli ve alkollü içecekler."
Kars Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Şap hastalığı açıklaması
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:47 Kars Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Şap hastalığı açıklaması Kars Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden Şap hastalığıyla ilgili açıklama yapıldı. Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada, "Şap hastalığı, başta sığır, koyun ve keçi olmak üzere çift tırnaklı hayvanlarda görülen, son derece bulaşıcı viral bir hastalıktır. Etkeni olan Şap virüsü (FMDV), birbirinden farklı yedi (O, A, C, SAT-1, SAT-2, SAT-3 ve Asia-1.) serotipe sahiptir. İlimizde mera hayvancılığının yaygın olarak yapılması, hayvanların toplu bir şekilde otlatılmasını beraberinde getirmektedir. Bu durum, şap hastalığının hayvanlar arasında hızla yayılması açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır" denildi. Açıklamada, "İlimizde yapılan ihbarlar üzerine, İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerimizce aynı gün mihrak bölgelerine intikal edilerek hasta hayvanlar yerinde muayene edilmiş, Şap hastalığı şüphesiyle hasta hayvanlardan alınan numuneler Şap Enstitüsü Müdürlüğü’ne ivedi bir şekilde gönderilmiştir. Daha sonra laboratuvar sonucunu beklemeksizin, hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla, Kars İli Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu toplanarak, İlimiz genelindeki tüm hayvan pazarlarının kapatılması, Büyükbaş ve küçükbaş hayvanların il içi ve il dışı tüm hareketlerinin durdurulması kararları alınmıştır. Şap Enstitüsü Müdürlüğünden gelen laboratuvar sonucuyla, hastalığın SAT-1 serotipi olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda, Bakanlıkla iletişime geçilerek SAT-1 serotipine yönelik şap aşısı talebinde bulunulmuş ve hızlı bir mücadele süreci İlimizde başlatılmıştır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada özetle şu ifadelere yer verildi. "Ankara Şap Enstitüsü Müdürlüğü’nden temin edilen aşılar Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüze ulaştırılmıştır. Hastalığın görülmediği ve bulaşma riski bulunan köylerden başlanmak üzere, koruyucu aşılama çalışmaları devreye alınmıştır. Hastalık mihrakları ve riskli bölgelerde, hastalığın görüldüğü ilk günden itibaren dezenfeksiyon çalışmaları mesai mevhumu gözetilmeksizin sürdürülmektedir. Yetiştiricilere yönelik bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları; mahalle, köy, mera ve yaylalar dâhil olmak üzere sahada aktif olarak yürütülmektedir. İlimizdeki özel veteriner klinikleri ve eczanelerde, ilaç ve biyolojik ürün denetimleri düzenli olarak yapılmakta olup, ilaç temini ve uygulamasında herhangi bir aksaklık bulunmamaktadır. Vatandaşlarımızın sağlıklı, güvenilir ve kaliteli gıdaya ulaşımını sağlamak amacıyla kasap ve et satış yerlerinin denetimleri aralıksız şekilde devam etmektedir. Özellikle son günlerde çeşitli mecralarda yer alan asılsız ve panik havası oluşturmaya yönelik haberlere itibar edilmemesi büyük önem taşımaktadır. Bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi ancak yetiştiricilerimizin sağduyulu yaklaşımı, İl Müdürlüğümüz ekipleriyle koordineli hareket etmesi ve sürece aktif katılımıyla mümkün olacaktır. Bu kapsamda gösterilecek iş birliği ve duyarlılık, yürütülen mücadelenin başarısını doğrudan etkileyecektir. Yetiştiricilerimizin alınan tedbirlere hassasiyetle uymaları ve ekiplerimizle koordineli şekilde hareket etmeleri önem arz etmektedir. Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak, Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda, İl ve İlçe Müdürlüklerimizle koordineli şekilde yürütülen bu çalışmalar neticesinde, şap hastalığının yayılımının önlenmesi ve hayvan sağlığının korunması yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Kars Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak profesyonel bir ekiple sürekli sahadayız, denetimlerimize devam ediyoruz. Hastalığın ortadan kalkması için tüm desteğimiz ile üreticilerimizin yanındayız."
Güneş çarpması çocuklarda ölümcül olabilir
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:47 Güneş çarpması çocuklarda ölümcül olabilir Yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte çocukların dışarıda geçirdiği süre de uzuyor. Özellikle küçük çocukların yüksek sıcaklıkta uzun süre güneşe maruz kalmasının ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceğini belirten VM Medical Park Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Selami Ay, "Güneş çarpması basit bir sıcak çarpması değildir; zamanında müdahale edilmediğinde hayati risk taşır" dedi. Uzm. Dr. Selami Ay, güneş çarpmasının vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkmasıyla ortaya çıkan, vücudun ısı düzenleme mekanizmalarının bozulduğu ciddi bir tablo olduğunu söyledi. "Çocuklar, ter bezlerinin tam gelişmemesi, metabolizmalarının daha hızlı çalışması ve su kaybına karşı daha hassas olmaları nedeniyle güneş çarpmasına daha yatkındır" şeklinde konuştu. "Belirtiler hafife alınmamalı" Güneş çarpmasında görülebilecek belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Ay, "Genellikle uzun süre güneşte kalma, sıcak ve nemli havalarda yoğun fiziksel aktivite ya da yetersiz sıvı alımı sonrası görülür. Halsizlik, baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı ve kusma gibi belirtilerle başlayan tablo, ileri düzeyde bilinç bulanıklığı, nöbet, hızlı nabız, düşük tansiyon ve komaya kadar ilerleyebilir. Bu nedenle erken müdahale büyük önem taşır" dedi. Tanının genellikle klinik örneklerle konduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ay, "Rektal ateş ölçümünde 40 derecenin üzerindeki değerler, güneş maruziyeti öyküsü ve sistemik belirtiler tanıyı destekler. Gerekli durumlarda kan testleri ile böbrek, karaciğer fonksiyonları ve elektrolit dengesi değerlendirilir" açıklamasında bulundu. "Tedavi kadar korunmak da önemli" Hafif vakalarda iyileşmenin 1-2 gün içinde sağlanabildiğini, ancak orta-ağır vakalarda iyileşme süresinin 3 ila 7 günü bulabileceğini belirten Uzm. Dr. Ay, "İleri düzey güneş çarpması vakalarında karaciğer, böbrek ve sinir sistemi etkilenebilir. Bu nedenle tedavi sonrası çocukların en az 48 saat gözlem altında tutulması gerekir" diye konuştu. Tedavi kadar koruyucu önlemlerin de önemli olduğunun altını çizen Dr. Ay, "Çocuklar 10.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe çıkarılmamalı, açık renkli, ince, pamuklu giysiler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanılmalı, bol sıvı tüketimi sağlanmalı, güneş koruyucu kremler (SPF 30 ve üzeri) dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmeli ve 2-3 saatte bir yenilenmeli, küçük çocuklar kapalı araçta kesinlikle yalnız bırakılmamalı" bilgilerini verip, çocukları ve ebeveynleri uyardı. Özellikle 1 yaş altı bebekler, kronik hastalığı olan çocuklar, aşırı kilolu çocuklar ve sıvı alımı yetersiz bireylerin daha dikkatli izlenmesi gerektiğini dile getiren Uzm. Dr. Ay, "Çocukların yaz mevsiminde sağlıklı ve güvenli şekilde vakit geçirebilmesi, ancak ebeveynlerin bilinçli yaklaşımıyla mümkündür. Güneşin keyfini çıkarırken sağlığı riske atmamak hepimizin önceliği olmalıdır" ifadelerini kullandı.
Sağlık-Sen Başkanı Anmal, İdil İlçe Sağlık Müdürüne birinci basamak sağlık hizmeti sorunlarını iletti
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:32 Sağlık-Sen Başkanı Anmal, İdil İlçe Sağlık Müdürüne birinci basamak sağlık hizmeti sorunlarını iletti Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem ile makamında görüşüp birinci basamak sağlık hizmeti sorunlarını iletti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, sendika yöneticileri ile birlikte İdil İlçe Sağlık Müdürü olarak göreve başlayan Dr. Mehmet Öktem ile biraraya gelip ilçenin birinci basamak sağlık altyapısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Köy sağlık evlerinin fiziki yetersizliği ve hizmet verimliliği ile Aile hekimleri ve sağlık çalışanlarından gelen talepleri İlçe Sağlık Müdürüne ilettiklerini belirten Anmal, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem’in aile hekimliğinden gelmesi ve bu konuda bilgi sahibi olduğu aile hekimleri ve sağlık çalışanları için büyük bir şans olduğuna inanıyoruz" dedi. İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem ise "görevimiz ve sorumluluğumuzda bulunan birinci basamak sağlık hizmetin güçlendirilmesi için ilgili kurum ve yetkili mercilerle görüşmektir. Bu anlamda da vatandaşlara verimli sağlık hizmeti vermeyi amaçlıyoruz. Sağlık taramaları programları ile hastalıkları erken teşhis etmeye özen göstererek vatandaşlarımızı kronik hastalıklardan korumayı ve sağlıklı bir yaşama vesile olmayı hedefliyoruz" dedi. Ökten, Sağlık-Sen yöneticileri ve sendika üyelerine yapmış olduğu ziyaretten dolayıda teşekkür etti. Görüşme sonunda Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal tarafından İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem’e plaket takdim edildikten sonra sendika üyeleri ile birlikte hatıra fotoğrafı çekildi.
Kedi tüyü değil akciğer kanserine yenilmiş
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:13 Kedi tüyü değil akciğer kanserine yenilmiş Sakarya’da akciğerine kedi tüyü kaçtığı için hayatını kaybettiği iddia edilen Okan Diköz’ün ölüm sebebinin kedi tüyünden değil, akciğer kanserinden kaynaklandığı belirtildi. Evcil hayvan besleyen birçok kişiyi tedirgin eden haber üzerine Diköz’ün yakın akrabası Prof. Dr. Murat Alemdar, açıklamada bulundu. Evinde beslediği kedilerin yanı sıra sokak hayvanlarına gösterdiği ilgiyle çevresinde sevilen ve tanınan bir isim olan Okan Diköz (55), 25 Temmuz Cuma günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Diköz’ün ölüm sebebinin ise akciğerine kaçan kedi tüyü olduğu iddia edildi. Evinde hayvan besleyen birçok kişiyi tedirgin eden olayın ardından, Okan Diköz’ün yakın akrabası Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinden Prof. Dr. Murat Alemdar, kamuoyuna yansıyan olayla ilgili bilgi verdi. Diköz’ün ölümünün, kedi tüyü yutması ile bir ilgisi olmadığını belirten Alemdar, ölüm sebebinin akciğer kanseri olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Murat Alemdar, "‘Kedi tüyü sebebiyle vefat etti’ haberleri, muhtemelen kendisinin çok bilinen hayvanseverliği nedeniyle oluşan yanlış algıya bağlı yapılmıştır. Gerçek ölüm sebebi, akciğerlerindeki kanser tutulumu olup kamuoyunun bu konuda doğru bilgilenmesini isteriz. Ölüm nedeninin kedi tüyü yutmasıyla bir ilgisi yok" dedi. Parazitler ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı önlem şart Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinden Prof. Dr. Aziz Öğütlü ise evcil hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve ‘zoonotik hastalıklar’ olarak adlandırılan bazı enfeksiyonların gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtti. Öğütlü, "Özellikle pandemi sonrası dönemde evde geçirilen sürenin artmasıyla birlikte kedi, köpek ve diğer evcil hayvanlara ilgi büyük ölçüde arttı. Ancak evcil hayvanlarla birlikte yaşarken dikkat edilmesi gereken bazı sağlık riskleri tabi ki var. Özellikle kedilerden bulaşabilen toksoplazmozis hamile kadınlar için risk oluştururken, kedi tırmığı hastalığı (Bartonella) da bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Köpek ve kedilerden bulaşabilen iç ve dış parazitler ile sürüngen ve kuşlardan kaynaklanabilen salmonella gibi bakteriyel enfeksiyonlara karşı da dikkatli olunması gerekir" diye konuştu. Temizlik ve hijyen en önemli koruyucu Evcil hayvanların tüyleri, tükürükleri ve derilerinden dökülen partiküllerin bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabildiğini de dile getiren Öğütlü, "Astım hastaları başta olmak üzere solunum yolu rahatsızlığı olan kişilerin, hayvanlarla temas konusunda daha hassas davranmaları gerekir. Hayvanların yaşam alanlarının düzenli olarak temizlenmesi ve dışkı gibi biyolojik atıkların hijyenik şartlarda bertaraf edilmesi, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynar. Ayrıca hayvanlarla temas sonrası ellerin mutlaka yıkanması, muhtemel mikropların yayılmasını önler. Evcil hayvanların düzenli olarak veteriner kontrolünden geçirilmesi, aşılarının tam olması ve parazit tedavilerinin aksatılmaması da hem hayvanın hem de sahibinin sağlığını korumak adına kritik önem taşır. Her ne kadar bazı sağlık riskleri taşısa da evcil hayvanların, özellikle yalnız yaşayan bireylerde psikolojik destek sağladığı, stres ve anksiyete düzeyini düşürdüğü bilimsel olarak da kanıtlanmış durumdadır. Ayrıca çocuklarda empati ve sorumluluk duygusunu geliştirici etkileri olduğu da bilinmektedir. Aşı takvimi, temizlik, hijyen ve bilinçli bakım ile hem insanlar hem de hayvanlar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilir" şeklinde konuştu.
Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:10 Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale Çanakkale’de boğazına mama kaçarak nefessiz kalan 21 günlük bebek, acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde hayata döndü. Çanakkale’de 112 Acil Sağlık ekipleri, durumu kritik hastaların sağlık kuruluşlarına yetiştirilmesi için zamanla yarışıyor. Gelen çağrılar üzerine hızla harekete geçen ekipler, olay yerine en kısa sürede ulaşmayı hedefliyor. Anlık müdahale gerektiren bazı acil durumlarda ise 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden doğru ilk yardım müdahalesi konusunda kişilere yönlendirme yapılıyor ve olay yerine ambulans ekipleri yönlendiriliyor. Çanakkale’de yaşayan bir aile geçtiğimiz pazar günü 21 günlük bebeğinin boğazına mama kaçması ve nefes alamaması nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Çağrıyı yanıtlayan görevli Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Emine Çakır, hızla adrese ambulans yönlendirdi ve telefonda panikleyen anne ve babayı sakinleştirmeye çalışarak, bebeğe ilk müdahaleyi nasıl yapması gerektiğini adım adım anlattı. Acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde bebek nefes alarak hayata döndü. 21 günlük bebeğin nefessiz kalma ihbarına hızlı ve etkili tıbbi yönlendirme yaparak bebeğin tekrar nefes almasını sağlayan ATT görevlisi Emine Çakır’ı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, başarı belgesi ile ödüllendirdi. Vali Toraman, Emine Çakır’a teşekkür ederek, görevinde başarılar diledi.
Diş hekimi, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:57 Diş hekimi, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu Tunceli’de diş hekimi Cemal Ayyıldız, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu. Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde diş hekimi olarak çalışan ve 2 yıldır sigara içen diş hekimi Cemal Ayyıldız, Sağlık Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği sayesinde bu zararlı alışkanlıktan kurtuldu. Süreçte psikososyal destek ve medikal tedavi desteği sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer, merkezde vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sunduklarını söyledi. Tunceli’de tütün ürünleri ile mücadele kapsamında hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniğine başvurarak bağımlılıktan kurtaran Diş Hekimi Cengiz Ayyıldız, "2 senedir sigara içiyordum ve bırakmaya düşünüyordum. Sağlıklı hayat merkezine başvurdum. Hüseyin hoca ile tanıştım. Kendisi psikososyal destek ve medikal tedavi uyguladı. Kısa sürede başarılı bir sonuç aldık. Yaklaşık 5 aydır sigara içmiyorum" dedi. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer ise "Merkezimizde sigara bırakma polikliniğinde bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sağlamaktayız. Psikososyal destek ve medikal tedaviyle vatandaşlarımız bu zararlı alışkanlıktan kurtulabilmektedir. Ayrıca Tunceli Devlet Hastanesi’nde de sigara bırakma polikliniğinden de vatandaşlarımız yararlanabilmektedir" diye konuştu. Dr. Ezer, sigara kullanan vatandaşları merkezden ücretsiz ve profesyonel destek almaya davet etti.