Son Dakika
|
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Barış Göktürk: "Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız"
Ehliyetsiz sürücü zorluk çıkarınca biber gazı yedi
4 çocuk annesi kayıp kadın sırra kadem bastı: Avukattan JAK talebi!
Sarıyer’de hastanede yangın paniği
Bursa’da inşaatta kavga: İşçiler birbirine girdi
Eczacıbaşı Dynavit finalde
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
SAĞLIK
Üniversiteli sağlık öğrencilerinden köyde sağlık taraması
03 Mayıs 2026 Pazar - 19:03:47
Balıkesir Üniversitesi öğrencileri, Balya ilçesine bağlı Kayalar Mahallesi’nde sağlık taraması gerçekleştirdi. Balıkesir Üniversitesi Sağlık Akademisi Grubu tarafından düzenlenen etkinlikte vatandaşların temel sağlık kontrolleri yapılırken, ilk yardım konusunda da bilgilendirmede bulunuldu. Etkinliğe İvrindi Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri aktif olarak katıldı. Programın danışmanlığını İvrindi Meslek Yüksekokulu öğretim elemanlarından Öğr. Gör. Naciye Kaya yürütürken, topluluk başkanlığını Esmanur Yıldırım üstlendi. Öğrenciler, Kayalar kırsal mahallesi sakinlerinin tansiyon, nabız ve genel sağlık kontrollerini gerçekleştirerek, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturdu. Etkinlik boyunca özellikle kırsal bölgelerde sağlık farkındalığının artırılmasının önemine dikkat çekilirken, öğrenciler hem mesleki deneyim kazanma hem de toplumla doğrudan temas kurma fırsatı buldu. Kayalar Mahallesi sakinleri, gerçekleştirilen çalışmadan duydukları memnuniyeti dile getirerek, Balıkesir Üniversitesi öğrencilerine ve akademisyenlerine teşekkür ettiler. Üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluk odaklı çalışmalarının ilerleyen süreçte farklı bölgelerde de devam edeceği belirtildi.
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:32
Bayburt TRSM’den hastalar ve ailelerine sosyal destek
Bayburt Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından nisan ayı boyunca hastalar ve ailelerine yönelik sosyal rehabilitasyon etkinlikleri düzenlendi. Eğitimden spora, sosyal yardımlaşmadan motivasyon programlarına kadar farklı alanlarda gerçekleştirilen etkinliklerle hastaların toplumla bütünleşmesine ve moral motivasyonlarının artırılmasına katkı sunuldu. Program kapsamında ekonomik yönden desteklenmesi gereken hastalar ve aileleri, ücretsiz giysi mağazasına götürüldü. Hastalar burada kendi ihtiyaç ve beğenilerine göre kıyafet seçme imkânı buldu. TRSM tarafından ayrıca Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle ’Aile Beceri Eğitimi" düzenlendi. Eğitimde sosyal medya kullanımı ve dijital oyunların ruh sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Ailelerin de sürece dahil edildiği etkinliklerle hastaların sosyal hayata katılımı desteklenirken, ailelerin dijital dünyaya karşı bilinçlenmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri geliştirmesi sağlandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:08
Kopan sinirler bacağından alınan nakille onarıldı: Genç hastaya ikinci şans
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:39
Sinop’a 10’u uzman 11 hekim atandı
27 Temmuz 2025 Pazar - 23:45
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nden "kimsesiz hasta" ile ilgili açıklama
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, sosyal medyada yer alan kimsesiz hasta ile alakalı görüntüler hakkında açıklamada bulundu. Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Sosyal medyada konu olan Çekirge Devlet Hastanesi önünde yatan kronik alkol bağımlısı A.U. isimli kimsesiz hasta, ilgili paylaşımlar olmadan önce hastane personelleri tarafından temizlenip, kıyafetleri değiştirilip, beslenme ihtiyacı karşılandıktan sonra acil servisten kaçmıştır. Birkaç saat sonra vatandaşlar tarafından hastane dışında yerde yatarken bulununca 112 tarafından tekrar Çekirge Devlet Hastanesi Acil Servisine getirilmiştir. Hastane personelleri tarafından yeniden temizlenip, kıyafetleri değiştirilip, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra Sosyal Hizmet uzmanları tarafından bakımevine yerleştirilinceye kadar hastanede yatışı yapılmıştır. Daha önce de Çekirge Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet uzmanları tarafından aynı hasta ile ilgili prosedürler yapılarak bakımevine yerleştirilmiş, ancak alkol bağımlılığından dolayı bulunduğu bakımevinden kaçmış olduğu öğrenilmiştir" denildi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 14:29
Şehit yakınları ve gazilere, MHRS randevu önceliği ile ücretsiz sağlık raporu hizmeti
Sağlık Bakanlığınca, şehit ve gazi yakınlarına, poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde de (MHRS) randevu önceliği ile aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı ücretsiz sağlık raporu hizmeti sağlanacak. Sağlık Bakanlığı, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda; son 1 yılda MHRS üzerinden yaklaşık toplam 150 bin kişi öncelikli randevu hizmetinden faydalandı. Aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelirken, gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu. Şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarına MHRS’de randevu önceliği Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi; MHRS’de de randevu önceliği sağlanıyor. Geçen bir yıllık sürede MHRS üzerinden bu kapsama giren yaklaşık 150 bin kişiye öncelikli randevu hizmeti sunuldu. Şehit yakınlarına ve gazilere ücretsiz rapor hizmeti Resmi Gazete’de 15 Ocak tarihinde yayımlanan kanun değişikliği ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nda yapılan düzenleme kapsamında, aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelmişti. Gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu. Sürücü belgesi ve iş sağlığı ve güvenliği raporu da ücretsiz veriliyor Düzenleme kapsamında; sürücü belgesi, sporcu lisansı, genel tıbbi değerlendirme, iş sağlığı ve güvenliği, akli meleke, yivsiz av tüfeği ruhsatı ve hac/umre için gereken parmak izi gibi isteğe bağlı özel amaçlı sağlık raporları, şehit yakınları ve gazilere ücretsiz olarak sunuluyor.
27 Temmuz 2025 Pazar - 13:50
Kayseri’de sigaraya savaş açıldı
Kayseri Şehir Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı tütün ve tütün ürünleriyle mücadelenin 16. yılı kapsamında "Dumansız Türkiye" temalı yeni kampanyaya 2 sigara bırakma polikliniği ile destek veriyor. Sağlık Bakanlığı tarafından tütün ve tütün ürünleriyle mücadele çalışmalarına yeniden hız kazandırmak için "Dumansız Türkiye" vizyonu belirlendi. Kampanya kapsamında Kayseri Şehir Hastanesi’nde bulunan 2 sigara bırakma polikliniğindeki sağlık çalışanları da vatandaşların sigarayı bırakması için mücadele ediyor. Kayseri Şehir Hastanesi Aile Hekimi Polikliniği Sigara Bıraktırma Polikliniği Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Hümeyra Aslaner, "Sağlıklı bir gelecek için ve dumansız bir Türkiye için sigara ile olan mücadelenin daha kararlı olması gereken bir dönemdeyiz. Dünyada yaklaşık olarak 1 milyar 300 milyon kişi tütün ve tütün ürünü kullanmaktadır. Türkiye’de de yaklaşık olarak 20 milyon kişi sigara ile bağımlılık ile mücadele etmektedir. Sigara sadece bağımlılık yapmaz. Bunun yanı sıra her yıl yaklaşık 8 milyon kişi sigaraya bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Bu da Türkiye’de 100 bin kişiye tekamül etmektedir. Bu 8 milyon kişinin yaklaşık 1 milyon 200 bini sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kaldığı için yaşama veda etmektedir. Bu tablo çok iç karartıcı gözükebilir. Lakin ülkemiz bu konuyla ilgili güzel bir mücadele vermektedir. Sigara ile mücadele konusunda ülkemiz en başarılı ülkelerden bir tanesidir. Gerek farkındalık oluşturmak için kampanyalar yapılmakta gerek yasalarla gerek denetimlerle bu süreç başarılı bir şekilde devam ettirilmektedir. Bunun yanı sıra dumansız hava alanları artırılmakta ve sigara bıraktırma poliklinikleri yaygınlaştırılmaktadır. Sigara bıraktırma poliklinikleri bizde de olduğu üzere ALO 171 ve MHRS randevu sistemi üzerinden ulaşabileceğiniz polikliniklerdir. Hastalarımız istedikleri şekilde bize başvurabilirler. Biz burada bilimsel yöntemlerle ilaç vererek ve psikososyal danışmanlık hizmetleri vererek süreci kolaylaştırıyoruz. Dumansız bir Türkiye için sağlıklı bir gelecek için dumansız bir hayata geçin" ifadelerini kullandı. "Hastalarımızı yakın takiple gerek psikososyal destekle gerek ilaç tedavisiyle destekliyoruz" Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Fatma Özdemir de, "Yaklaşık 25 yıldır bakanlığımızın yürüttüğü ‘Dumansız Hava Sahası’ projesi ülkemizde fazlasıyla ses getirdi. Bizde hekimler olarak elimizden geldiğince buna destek vermek istedik. Hastalarımızın bu anlamda farkındalığı da arttı. Hastanelere başvurmaları gerektiğini bunun bir hastalık olduğunu fark ettiler. Son zamanlarda da dumansız Türkiye ile ilgili çalışmalar bakanlığımız tarafından hızlandırıldı. Kişilerin bilinçlendirilmesiyle de başvurularımız arttı. Bize ulaşmak çok kolay. Bir polikliniğe randevu alır gibi hastalarımız MHRS üzerinden sigara bıraktırmak polikliniklerine randevu alarak gelebiliyorlar. Hekimleriyle birlikte değerlendirmeler yapılıyor. Bağımlılığın derecesi belirleniyor. Bizim bir bağımlılık ölçeğimiz var. Kişinin derecesi yüksek geldiğinde kişiye bir ilaçla bırakma imkanı sunuyoruz. Türkiye’de ve dünyada bu ilaç kullanılıyor. Sağlık Bakanlığı’mız tarafından bu ilaç ücretsiz karşılanmaktadır. Kişi bu ilacı kullanıyor ve 3 hafta sonra tekrardan muayene için çağırıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan kişinin sigarayı bırakması değil. Bunun sürdürülebilir olması çok önemli. Hastalarımızı yakın takiple gerek psikososyal destekle gerek ilaç tedavisiyle destekliyoruz. Burada önemli olan bu batağa tekrar düşmemeleri ve tekrar bu bağımlılığa geri dönmemeleri. O yüzden biz Kayseri Şehir Hastanesi olarak aktif olarak hizmet vermekteyiz" diye konuştu. 15 yıllık sigara bağımlısı sigaradan kurtuldu Kayseri Şehir Hastanesi’nde bulunan sigara bırakma polikliniğine başvuran ve burada sigarayı bırakan 15 yıllık sigara tiryakisi Yaşar Güney de, "Daha önceden defalarca sigarayı bırakmayı denedim. En sonunda ALO 171’den bura ile irtibata geçtim. Sigara Bıraktırma Polikliniğine MHRS üzerinden randevu aldım. Doktorlarımıza muayenemi oldum. Bana ücretsiz olarak Melikgazi Sağlık Merkezi’nden ilaç yazdılar. İlacımı kullandım. 25 gün sonra tekrardan kontrole geldim. Ben bu süre içerisinde sigarayı bıraktım. Kontrollerim hala devam ediyor. Sigarayı bırakmak kullandığım ilaçla zor olmadı. Ben daha önceden Ramazan aylarında bırakmayı çok denedim ama bırakamadım. Bu ilacı kullanmaya başladıktan sonra ilk 3 gün ilaçla birlikte sigarayı da kullandım. Sonrasında zaten vücut kendisi istemiyor. Sağlık Bakanlığımıza ilacımızı ücretsiz olarak verdiği için teşekkür ederim" dedi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 13:21
10 yaşındaki Merve’nin kalbindeki iki delik kapatıldı
MANİSA (İHA) – Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde yapılan operasyonla, 10 yaşındaki Merve’nin kalbindeki iki delik kapatılarak sağlığına kavuşması sağlandı. Bursa’da yaşayan Erhan ve Emir Demirhan çifti, kızları Merve’nin kalbinde biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki delik bulunduğunu, uzun süredir çözüm aradıklarını belirtti. Birçok doktora başvurmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade eden baba Erhan Demirhan, "Kızımın kalbinde biri büyük diğeri küçük iki delik vardı. Çok sayıda doktora ve üniversite hastanesine gittik ama çözüm bulunamadı. En sonunda Bursa’da hocamızı bulduk. Kendisi o süreçte Manisa’ya atanmıştı, biz de arkasından geldik. Doktor bey koltuk altından girerek ameliyat edebileceğini söyledi. Söylediği gibi de MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde ameliyatı yaptı. Doktorumuza ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz, kızımız çok iyi" dedi. Başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuşan 10 yaşındaki Merve Demirhan ise "Ağustos ayında 11 yaşına gireceğim. Tedavi için Bursa’dan geldik. Benim kalbimde iki tane delik vardı, bir tanesi küçük öbürü büyüktü. Büyük olan 6 milim kadar falandı. Bu yüzden ameliyat ile kapatmak lazımmış. İkisi ayrı yerlerde olduğu için de anjiyo ile kapatılamazmış. Bu yüzden Manisa’da CBÜ hastanesinde ameliyatımı gerçekleştirdiler. Biraz ağrım var ama ameliyat sonrası normal olduğunu söylediler. Ben kolay yorulan biri değildim fakat yorulduğumda kalbim acıyordu, bu biraz sıkıntı oluşturuyordu. Şimdi inşallah artık kalbim ağrımayacak" diye konuştu. Ameliyatı gerçekleştiren MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Serkan Seçici, yaklaşık 2 aydır Manisa’da görev yaptığını belirterek, "Hastamızı Bursa’dan tanıyordum. Manisa’ya geldikten sonra ameliyat olmak istediler. Yaklaşık 2 gün önce Merve’yi koltuk altından küçük bir kesiyle ameliyat ettik, kalbindeki iki deliği kapattık. Süreç sorunsuz geçti, yarın taburcu etmeyi planlıyoruz. Bundan sonra daha kompleks ameliyatları da yapmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, Manisa’da çocuk kalp damar cerrahisi alanında yeni bir dönemin başladığını vurgulayarak, "Manisa ve bölgemiz için büyük bir eksiklikti. Serkan hocamızın gelmesiyle birlikte artık çocuk kalp cerrahisi gerektiren vakalar üniversite hastanemizde yapılabilecek. Bursa’dan gelen hastamız şifa buldu, bu bizim için bir ilk oldu" dedi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 12:25
Prof. Dr. Özkan: "40’lı yaşlarda diş kaybı alarmı nedeni erken menopoz"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, özellikle menopoz sonrası dönemde kadınların diş eti hastalıklarına karşı çok daha savunmasız hale geldiğini vurgulayarak, "46 yaş menopoz çağına giren bir kadında diş kaybı riski 3 kat artıyor. Diş eti hastalıkları fark edilmeden ilerlediğinde çene kemiği kaybı ve kalıcı diş kayıplarına neden olabiliyor" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada Sağlık Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre Türkiye’de kadınların ortalama menopoz yaşının 49’dan 46’ya düştüğünü, bu değişim, diş ve çene sağlığı açısından sessiz ama ciddi bir tehdit barındırdığını ifade etti. Özkan, menopozu sadece adet döngüsünün sona ermesi olmadığını belirterek, "Aynı zamanda östrojen hormonunun ani azalması anlamına geliyor. Östrojen; kemik yapımı, bağ dokularının gücü, bağışıklık sistemi ve damar yapısı gibi birçok alanda etkili olduğu gibi, diş eti ve çene kemiği sağlığı açısından da hayati rol oynar. Menopoz sonrası kadınlarda diş eti çekilmesi, çene kemik kaybı ve diş kayıpları çok daha sık görülüyor. Araştırmalara göre menopoz sonrası periodontitis görülme sıklığı yüzde 58, osteoporozlu kadınlarda çene kemik kaybı hızı 4 kat fazla. Türkiye’de ise menopoz yaşı düşüyor, risk daha erken başlıyor. Güncel araştırmalar, Türkiye’de kadınların artık ortalama 46 yaşında menopoza girdiğini ortaya koyuyor. Bu yaş, dünya ortalamasının altındadır. Bu da diş ve kemik sağlığına yönelik koruyucu önlemlerin artık 40’lı yaşların başında konuşulması gerektiğini gösteriyor. Menopoz sonrası ilk 5 yılda kadınlar kemik kütlesinin yüzde 20’sini kaybedebiliyor. Bu sadece omurga ya da kalça kemiği değil; dişleri destekleyen alveolar kemiği de içeriyor. Sonuç olarak dişlerde sallanma, diş eti iltihabı, dişler arası aralıklar ve kayıplar başlıyor" diye konuştu. Özkan şöyle devam etti: "Neden östrojen azalınca dişler zarar görüyor? Östrojen, kemik yıkımını baskılayan ve yapımını destekleyen bir denge sağlar. Osteoblastları (kemik yapan hücreler) destekler. Osteoklastları (kemik yıkan hücreler) baskılar. 2025 tarihli bilimsel verilere göre, östrojen seviyesi düştüğünde osteoklast aktivitesi artıyor ve kemik yıkımı hızlanıyor. Süngerimsi yapıya sahip kemikler -özellikle çene kemiği- ilk etkilenen alanlardan biri. Yeni araştırmalar, menopoz sonrası kadınlarda çene kemiğinde yılda yüzde 3 ila yüzde 5 oranında kemik kaybı olabileceğini gösteriyor. Diş etleri neden daha savunmasız? Östrojen azalmasıyla birlikte, diş etlerinin bağ dokuları zayıflar, damar yapısı bozulur,, yenilenme kapasitesi düşer. Bu durum, bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olur ve diş eti enfeksiyonlarına karşı direnci düşürür. Menopoz döneminde yaygın görülen belirtiler: diş eti kanaması, diş eti çekilmesi, ağız kuruluğu, tat değişiklikleri. Bu semptomlar yaşlanmanın doğal süreci sanılsa da kemik yıkımının habercisi olabilir. Menopoz döneminde tükürük bezlerinin aktivitesi azalır. Tükürük hem ağız florasını korur hem de çürüklere karşı savunmadır. Tükürükteki bu azalma, çürük sıklığını artırır, Çürüklerin ilerleme hızını yükseltir." Özkan, erken müdahalenin hayat kurtardığına dikkat çekerek şunları kaydetti: "Menopozdan korkmayın ama hazırlıksız da yakalanmayın. Bu dönemde kemik sağlığıyla birlikte diş eti sağlığı birlikte ele alınmalı. Menopoz sonrası her 6 ayda bir diş eti muayenesi, dijital radyografik takip ile çene kemiği kaybının erken teşhisi, hormonal hassasiyeti gözeten periodontolojik bakım protokolleri, kalsiyum ve D vitamini desteği ile kemik yoğunluğunun dengelenmesi. Osteoporoz tedavisinde kullanılan bifosfonat grubu ilaçlar, çene kemiğinin yenilenmesini baskılar. Bu ilaçları kullanan kişilerde, diş çekimi veya implant sonrası çene osteonekrozu (kemik ölümü) riski ciddi oranda artar. Bifosfonat kullanan hastalar, diş hekimine mutlaka bilgi vermeli. Bu tedaviyi almayı planlayanlar, öncesinde dental muayeneden geçmeli. Kemik yoğunluğu (DEXA) ölçülerek kişiye özel dental plan oluşturulmalı." Dişlerin menopozda daha fazla ilgi beklediğine işarete eden Özkan, "Menopoz, bir son değil; yeni bir başlangıç. Ancak bu başlangıcın sağlıklı devam edebilmesi için diş ve çene sağlığınız özenli takip gerektiriyor. Unutmayın, 46 yaş menopoz çağı, 50 yaş dişsizlik kaderiniz olmasın. Menopoz teşhisi alır almaz diş hekiminize başvurun. Kaybedilen her diş, kalp hastalığı riskinizi yüzde 28; KOAH alevlenmelerini yüzde 41 artırıyor" dedi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 11:11
Akciğer hastası şahıs ambulans helikopter ile Van’a getirildi
Van’ın Bahçesaray ilçesinde akciğer hastası şahıs, ambulans helikopter ile Van’a getirildi. Bahçesaray Devlet Hastanesinde tedavi gören 79 yaşındaki akciğer ödemi tanılı hasta; ileri tetkik ve tedavisi için SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Van İl Sağlık Müdürlüğü ile iletişime geçilerek helikopter ambulans talep edildi. Kısa sürede Bahçesaray’a giden helikopter ambulans hastayı alarak Van’a nakli sağlandı.
27 Temmuz 2025 Pazar - 10:07
Yaz aylarında artan mide üşütmesine dikkat!
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sıcak havalarda bozulmaya daha yatkın gıdalar ve hijyen kurallarına yeterince dikkat edilmemesi sonucu akut gastroenterit, halk arasındaki adıyla mide üşütmesi vakalarında artış yaşanıyor. Medicana Bursa Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Murat Keskin, mide üşütmesinin genellikle virüs, bakteri veya parazitlerle enfekte olmuş su ve gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıktığını belirterek şöyle devam etti: "Akut gastroenterit, mide ve bağırsak sisteminin iltihabıdır. En yaygın belirtisi ani başlayan ishaldir. Bununla birlikte bulantı, kusma, karın ağrısı, ateş ve halsizlik gibi şikayetlerle seyredebilir. Hastalık, her yaş grubunu etkileyebilir; ancak özellikle çocuklarda, yaşlılarda ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha ciddi tablolarla karşılaşabiliriz." Antibiyotik kullanımı her zaman gerekmez. Toplumda hâlâ ‘ishalim var, antibiyotik almalıyım’ anlayışı oldukça yaygın. Ancak akut gastroenteritlerin çoğu viralkaynaklı olduğu için antibiyotik tedavisi genellikle gereksiz ve faydasızdır. Doç. Dr. Murat Keskin, yanlış antibiyotik kullanımının bağırsak florasını bozabileceğini ve iyileşme sürecini uzatabileceğini belirtti.Sıvı ve elektrolit desteği tedavinin temeli tedavide en önemli yaklaşımın vücudun sıvı ve elektrolit dengesini korumak olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Murat Keskin "Bol sıvı tüketilmeli. Gerekirse eczanelerde satılan elektrolit içeren solüsyonlar tercih edilmeli. Ağızdan sıvı alamayan hastalarda ise damar yoluyla serum tedavisi uygulanabilir. Şiddetli karın ağrısı, yüksek ateş ve dışkıda kan durumlarında mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır." Doç. Dr. Murat Keskin, akut gastroenterit döneminde beslenmeye dikkat edilmesi gerektiğini belirtti, "Yağlı, baharatlı, lifli ve sütlü gıdalardan uzak durulmalı. Pirinç lapası, haşlanmış patates, muz, elma püresi gibi sindirimi kolay ve bağırsağı yormayan besinler tercih edilmelidir" önerisinde bulundu. Doç. Dr. Murat Keskin, mide üşütmesi şikâyetlerinin hafife alınmaması gerektiğini ve şiddetli durumlarda mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurulmasının hayati önem taşıdığını hatırlatarak sözlerini şöyle tamamladı: "Basit gibi görünen bir ishal tablosu, özellikle risk gruplarında ciddi sıvı kayıplarına ve hastane yatışlarına yol açabilir. Bu nedenle erken tanı, doğru tedavi ve hijyen kurallarına dikkat etmek büyük önem taşıyor. Bunun yanında korunmak da önemlidir. Ellerin sık ve doğru şekilde yıkanması, güvenilir su kaynaklarının tercih edilmesi ve dışarıda yemek yerken hijyenik olmasına özen gözterilmesi büyük önem taşıyor. Ayrıca çocuklara rotavirüs aşısı yapılması da viral kaynaklı ishallere karşı etkili bir koruma sağlar."
27 Temmuz 2025 Pazar - 09:48
Bayburt’ta artan sıcaklarla beraber güneş çarpması tehlikesi de büyüyor
Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte uzmanlar, aşırı sıcaklık ve yüksek nemin neden olabileceği sağlık sorunlarına karşı vatandaşları uyarıyor. Özellikle güneş çarpmasının ciddi ve hayati tehlike oluşturabilecek düzeyde risk taşıdığına dikkat çekiliyor. Güneş çarpması; vücudun, yüksek sıcaklık ve nem nedeniyle ısı dengesini kaybetmesi sonucu ortaya çıkan ve erken fark edilmediğinde kalıcı hasarlara ya da ölüme yol açabilen ciddi bir sağlık sorunu olarak tanımlanıyor. Uzmanlar, özellikle 65 yaş üstü bireyler, küçük çocuklar ve bebekler, kronik rahatsızlığı olanlar, açık alanda çalışanlar ile sporcuların risk grubunda yer aldığına dikkat çekiyor. Bu kişilerin sıcak havalarda daha fazla etkilendiği, dolayısıyla korunma önlemlerini mutlaka uygulamaları gerektiği belirtiliyor. Güneş çarpmasının başlıca belirtileri arasında 39 dereceyi aşan yüksek ateş, ciltte kuruluk ve kızarıklık, baş ağrısı, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, kalp atışlarında hızlanma, bilinç bulanıklığı, davranış bozuklukları ve bayılma yer alıyor. Uzmanlar, 10.00 ile 16.00 saatleri arasında güneşe çıkılmaması gerektiğini vurgularken, güneş koruyucu krem kullanılması, açık renkli ve bol giysiler tercih edilmesi, şapka takılması, bol sıvı tüketilmesi ve gölge alanların tercih edilmesinin güneş çarpmasından korunmada etkili olduğunu ifade ediyor. Güneş çarpması şüphesi bulunan kişilerin derhal serin ve gölge bir ortama alınması, üzerindeki sıkı kıyafetlerin gevşetilmesi, soğuk suyla ıslatılmış bezlerle vücudunun silinmesi öneriliyor. Eğer kişinin bilinci yerindeyse su veya ayran içirilmesi, bilinç kaybı varsa ise zaman kaybetmeden 112 acil servisin aranması gerektiği hatırlatılıyor. Yetkililer, hava sıcaklıklarının artmaya devam edeceğini belirterek, vatandaşların önlemleri ihmal etmemeleri çağrısında bulundu.
27 Temmuz 2025 Pazar - 09:19
Uzmanı uyardı: Çocuklarda alerjik reaksiyonlar artışta
Çocuklarda ani başlayan kırmızı, kabarık ve kaşıntılı döküntüler, besinlerden ilaçlara, hava şartlarından deterjanlara kadar birçok nedene bağlı olarak gelişebiliyor. Uzmanlar, özellikle nefes darlığı ve şişlik gibi belirtilerle birlikte görülen durumlarda hızlı şekilde acil servislere başvurmak gerektiğine dikkat çekiyor. Çocuklarda ani başlayan kırmızı, kabarık ve kaşıntılı döküntüler çeşitli nedenlere bağlı olarak artış gösteriyor. Alerjik döküntülerin çocuklarda özellikle kırmızı renkte, vücutta kabarık ve kaşıntılı olan lezyonlar şeklinde oluştuğunu belirten Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hikmet Akbulut, "Bunların en sık sebebi gıdalar, ilaçlar, polen, ev tozu akarı, sıcak veya soğuğa maruziyet ya da hiç bilmediğimiz etkenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Bazen ilk defa aldığı bir mama, antibiyotik, çamaşır deterjanı, havaların çok soğuk ya da sıcak olması maalesef çocuklarda alerjik döküntüleri tetikleyebilmektedir" dedi. "Her döküntü alerjik döküntü olarak geçmiyor" Döküntülerin genellikle ani başlangıçlı şekilde olduğunu ve kaşıntılı lezyonlar halinde ortaya çıktığını ifade eden Dr. Hikmet Akbulut, "Eğer bu döküntülere nefes almada zorluk, halsizlik, dudaklarda, gözlerde ya da yüzde şişlik meydana gelmesi eşlik ediyorsa mutlaka hızlı şekilde acil servislere başvurmak gerekiyor. Özellikle etkenin ortaya koyulması ve etkenin ortadan uzaklaştırılması tedavinin temel prensibini oluştursa da antihistaminik dediğimiz alerji ilaçları tedavide bir basamak olarak kullanılabilmektedir. Her döküntü alerjik döküntü olarak geçmiyor. Ama eğer döküntü uzuyorsa, tekrarlıyorsa ve süren bir hal alıyorsa mutlaka bir çocuk uzmanına başvurmak gerekiyor. Çocuk uzmanına başvurduktan sonra çocuk uzmanının önerisiyle çocuk alerji hekimlerine, çocuk alerji uzmanlarına da başvuru yapmak gerekiyor" şeklinde konuştu. "Alerji yatkınlığı olan bir çocuk daha sık hastalanır" Bu durumların genetik bir alt yapısı olduğunu ifade eden Dr. Hikmet Akbulut, "Yani annede, babada ya da akrabalarında herhangi bir köken varsa astım gibi, mevsimsel alerjik rinit, besin ya da gıda alerjileri, ilaç alerjileri gibi durumları varsa maalesef çocuklarda olma ihtimali biraz daha artıyor. Özellikle beyaz tenli, renkli gözlü, sarışın çocuklarda bir miktar daha fazla alerjik durumlarını görüyoruz. Alerji yatkınlığı olan bir çocuk daha sık hastalanır. Vücudunda daha fazla döküntü olur. Bazen kilo ya da boy ile ilgili sıkıntıları daha fazla olabilir. Genelde mevsimsel alerjik rinit dediğimiz hastalıkta burunda akıntı, gözlerinde yaşarma, sürekli hapşırma, sürekli burnu temizleme gibi durumlar ortaya çıkar. Çocuklarda ilk başta besin alerjileriyle bu durum başlarken devamında astım gibi durumlar ya da mevsimsel alerjik rinit dediğimiz durumlar ortaya çıkmaktadır" diye konuştu.
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 22:43
Orman yangınında yaralanan Kader Dereli’nin tedavisi yoğun bakımda sürüyor
Eskişehir’in Seyitgazi ilçesindeki orman yangınında yaralanan ve hastanede tedavisi devam eden Kader Dereli, Yoğun Bakım Servisi’nde gözetim altında tutuluyor. Seyitgazi ilçesinde çıkan ve rüzgarın Afyonkarahisar’a sıçrayan yangın söndürme çalışmalarına Denizli’den gelerek katılan Kader Dereli, alevlerin arasında kalarak yaralanmıştı. Vücudunun çeşitli bölgelerinde yanıklar oluşan Dereli, ekiplerce kurtarılıp Eskişehir Şehir Hastanesi’nde sevk edilmişti. Dün, Yoğun Bakım Servisi’ne alınan Dereli’nin tedavisinin devam ettiği öğrenildi. Dereli’nin vücudundaki yanıklar için bir ameliyat daha geçirdiği ve gözetim altında tutulduğu bilgisi edinildi. Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde başlayan ve Afyonkarahisar’ın İhsaniye ilçesine sıçrayan orman yangınına müdahale edilirken alevlerin aniden parlaması sonucunda 10 görevli personel şehit olurken, orman işçisi Kader Dereli yaralandı. Ekiplerce kurtarılarak ambulansla Eskişehir Şehir Hastanesi’ne sevk edilen Dereli, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, şehit Tolunay Kocaman ve Eyüp Dereli’nin ailelerine taziye ziyaretlerinde bulundu. Ardından Eskişehir Şehir Hastanesi’ne gelen Bakan Göktaş, Kader Dereli’nin sağlık durumu hakkında bilgi alıp yaralı orman işçisine geçmiş olsun temennisinde bulundu. "Hastanemizde 1 yaralımız var, durumu iyiye gidiyor" Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Bakan Göktaş, "Bugün Eskişehir’deyiz. Eskişehir’de orman yangınlarında 5 orman çalışanımızı ve 5 AKUT gönüllümüz bildiğiniz üzere şehit düşmüştü. Biz de bugün şehit ailelerimizi ve yaralılarımızı ziyaret ettik. Şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Hastanemizde 1 yaralımız var, durumu iyiye gidiyor ve çok yakın takip ediliyor. Biz de bu süreçte bakanlık olarak sahadaydık. Afyon, Eskişehir, Denizli, Karabük ve Ankara başta olmak üzere 140 psikososyal destek personelimizle 490 vatandaşımıza psikososyal destek sağladık. 7/24 çalışma esasına göre psikososyal desteklerimizi sürdürmeye devam ediyoruz. Tekrardan hepimize geçmiş olsun. Rabbimin ülkemizi bu tür afetlerden, felaketlerden korumasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 19:43
İngiltere’ye sevk edilen hastaya Türkiye’de oksijen ikmali yapıldı
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Tayland’dan İngiltere’ye nakil sırasında Türkiye’ye acil iniş yapan hasta için Trabzon’da oksijen ikmali yapıldığını açıkladı.
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 18:09
Uzmanlar uyarıyor: Yaz aylarında yeterli sıvı tüketimi hayati önem taşıyor
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uzman Diyetisyeni İsmail Çevik, yaz aylarında artan sıcaklıkların vücudun sıvı ihtiyacını önemli ölçüde artırdığını belirterek, özellikle risk grubundaki bireylerin su tüketimine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini söyledi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Uzman Diyetisyeni İsmail Çevik, sıcak havalarda vücudun terleme yoluyla ısı dengesini korumaya çalıştığını ancak bu süreçte ciddi sıvı kaybı yaşandığını vurguladı. Kaybedilen sıvının yeterince yerine konmaması halinde dehidratasyon (sıvı kaybı) gelişebileceğini ifade eden Çevik, bu durumun halsizlik, baş ağrısı, kas krampları, baş dönmesi, çarpıntı ve düşük tansiyon gibi şikayetlere yol açabileceğini söyledi. İleri düzeyde sıvı kaybının ise bilinç bulanıklığı, böbrek fonksiyonlarında bozulma gibi hayati riskler taşıyan sağlık sorunlarına neden olabileceği belirtildi. Uzman Diyetisyen İsmail Çevik, yeterli sıvı tüketiminin vücut ısısının düzenlenmesi, organların sağlıklı çalışması, toksinlerin atılması, cilt sağlığının korunması ve sindirim sistemi fonksiyonlarının desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Yetişkin bireylerin yaz aylarında günlük ortalama 2,5 ila 3 litre su tüketmesi gerektiğini belirten Çevik, bu miktarın kişinin yaşı, kilosu, sağlık durumu ve fiziksel aktivite düzeyine göre değişebileceğini ifade etti. Terleme yoluyla sıvı kaybı yaşayan bireylerin su tüketimini artırması gerektiğini vurguladı. Suya ek olarak; ayran, maden suyu, şekersiz taze meyve suları, komposto, çorba gibi sıvı içeceklerin ve karpuz, salatalık, çilek, domates gibi su oranı yüksek meyve ve sebzelerin de vücudun sıvı ihtiyacını karşılamaya yardımcı olduğu hatırlatıldı. Açıklamasının sonunda su tüketiminin basit bir alışkanlık değil, sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu belirten Çevik, "Sıcak havalarda vücudun dengesini korumak için düzenli su tüketimi şarttır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder