SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Sıcak havalarda terlemeyle birlikte kaybedilen sıvı ve mineraller hayati önem taşıyor
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 15:24 Sıcak havalarda terlemeyle birlikte kaybedilen sıvı ve mineraller hayati önem taşıyor Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu günlerde, uzmanlar vatandaşları sağlıklı beslenme ve sıvı tüketimi konusunda uyarıyor. Diyetisyen Dilara Mutlu; sıcak havalarının iştahı da etkilediğini söyleyerek kahvaltı ve akşam yemeğinin önemli olduğunu vurguladı. Niğde’de beslenme danışmanlığı hizmeti veren Diyetisyen Dilara Mutlu; özellikle yüksek sıcaklıkların yaşandığı günlerde vücudun kaybettiği sıvı ve minerallerin mutlaka yerine konulması gerektiğini söyledi. Yaz aylarında terle birlikte vücudun ciddi miktarda sıvı kaybettiğini söyleyen Mutlu; günlük su tüketiminin en az 2-2,5 litre olması gerektiğini, sıvı ihtiyacını karşılamak için suya ek olarak ayran, maden suyu, yoğurt ve ev yapımı kompostoların tercih edilebileceğini, ancak çay ve kahvenin bu gruba dahil olmadığını da hatırlattı. "İştahınız azalabilir ama öğün atlamayın" Sıcak havaların iştahı azaltmasının normal olduğunu ifade eden Diyetisyen Mutlu; buna rağmen özellikle sabah kahvaltısı ve akşam yemeği gibi iki ana öğünün asla atlanmaması gerektiğinin altını çizdi. Mutlu; "Vücut sıcak havalarda enerjisini iç ısıyı dengelemek için harcar. Bu da sindirim sistemine daha az enerji kalmasına ve iştah kaybına yol açar. Ancak sabah ve akşam öğünleri hafif de olsa mutlaka yapılmalıdır" diyerek; kahvaltıda yumurta, peynir, zeytin ve çiğ sebzelerle dengeli bir tabak, akşam yemeklerinde ise ızgara et, tavuk, zeytinyağlı sebzeler, soğuk çorbalar ve salataların tercih edilebileceğini önerdi. "Meyve ile ana öğün geçiştirmek büyük hata" Diyetisyen Dilara Mutlu, yazın yapılan bir diğer hatanın ise öğünleri sadece meyveyle geçiştirmek olduğunu vurguladı. Mutlu; "Karpuz, kavun gibi sulu meyveler ara öğün için uygundur, ancak kesinlikle ana öğün yerine geçmemelidir. Gün içinde iki ana öğün mutlaka yenilmeli öğünler arasına yoğurtlu, ayranlı veya sulu meyvelerle ara öğünler mutlaka eklenmeli" şeklinde konuştu. Son dönemde popülerleşen detoks içecekleri ve sıvı diyetlerin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini de belirten Mutlu, özellikle böbrek ve karaciğer sağlığı açısından dikkatli olunması gerektiğini de söyledi. Diyetisyen Dilara Mutlu uyarılarını; "Kısa süreli, ödem atmaya yönelik hafif uygulamalar düşünülebilir. Ancak haftalar süren sıvı diyetler sağlık açısından tehlike arz ediyor. Kronik hastalığı olan bireyler bu tür diyetlerden uzak durmalı" şeklinde tamamladı.
Mide şikayetiyle geldi, akciğer kanserinden kurtuldu
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 12:04 Mide şikayetiyle geldi, akciğer kanserinden kurtuldu İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde 76 yaşındaki Fatma Slem’in rutin mide şikayetleri nedeniyle başvurduğu kontrolde, erken evrede fark edilen bir akciğer nodülü sayesinde hayatı değişti. İlk olarak başka bir sağlık kuruluşunda çekilen tomografide fark edilen ve "buzlu cam nodülü" olarak adlandırılan kitle, Medical Point Hastanesi’nde takip altına alındı. Mide şikayetleri nedeniyle İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’ne başvuran 76 yaşındaki Fatma Slem’in, erken evrede fark edilen bir akciğer nodülü sayesinde hayatı değişti. İlk olarak başka bir sağlık kuruluşunda çekilen tomografide fark edilen ve "buzlu cam nodülü" olarak adlandırılan kitle, takip altına alındı. Fatma Slem, büyüyen kitlenin yeniden değerlendirilmesiyle Prof. Dr. Hakkı Ulutaş ve multidisipliner onkoloji konseyi tarafından ameliyata alındı. Kapalı (uniportal VATS) yöntemle yapılan başarılı operasyon sonrasında, Fatma Slem kısa sürede sağlığına kavuştu. Yaşadığı bu durumla ilgili erken tanının önemine dikkat çeken Slem, "Aslında mide problemim için başvurmuştum. Tomografide akciğerimde bir nodül tespit edildi. Ameliyatım kapalı yöntemle gerçekleşti. Çok kısa sürede toparladım ve şu anda gayet iyiyim" dedi. Bölgede bir ilk gerçekleşti Medical Point Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Hakkı Ulutaş, operasyon süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: "Hastamızın sağ üst apikal segmentinde, halk arasında ’buzlu cam’ olarak bilinen bir nodül tespit edildi. Gözlem sürecinde nodülün büyüdüğünü gördük. Onkoloji konseyinde değerlendirme sonucu cerrahi kararı verildi." Cerrahi müdahale, minimal invaziv tekniklerden biri olan uniportal VATS (video yardımlı torakoskopik cerrahi) yöntemiyle gerçekleştirildi. Nodülün yerinin belirlenmesinde girişimsel radyoloji ile iş birliği yapılarak, ameliyat öncesinde işaretleme yapıldı. "Patoloji sonucunda erken evre akciğer kanseri olduğu belirlendi. Lenf nodlarında herhangi bir yayılım tespit edilmediği için hastamıza ek bir tedavi gerekmedi" diye konuştu. Ayrıca Prof. Dr. Ulutaş, girişimsel radyoloji destekli bu uygulamanın hastanede ve bölgede ilklerden biri olduğunu vurguladı.
Kemik kısalığı olan Efe’nin önce sağ kolu uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 11:02 Kemik kısalığı olan Efe’nin önce sağ kolu uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor Kahramanmaraş’ta doğuştan kol ve bacak kemiklerinde kısalık bulunan 14 yaşındaki Efe’nin sağ kolu tedavi ile uzatıldı şimdi ise sol kolu için tedavi görüyor. Kahramanmaraş’ta doğuştan kemik kısalığı tanısı konulan aynı aileden 4 çocuk, Özel Sular Akademi Hastanesi’nde tedavi altına alındı. Genetik geçişli bu nadir durum nedeniyle çocukların kol ve bacak kemiklerinde farklı seviyelerde kısalık tespit edilirken, tedavi süreci ilk olarak 14 yaşındaki Efe ile başladı. Yaklaşık 4 yıldır tedavisi süren Efe’nin ardından, kardeşlerine de müdahale edileceği bildirildi. Kemik gelişiminin tamamlanmasından önce yapılan müdahalelerin, ileride oluşabilecek kalıcı deformiteleri ve ağrıları önlediğine dikkat çeken uzmanlar, erken yaşta başlatılan bu sürecin hayati önemde olduğunu belirtti. Efe’nin sağ kolundaki uzatma işlemi tamamlanırken, şu an sol koluna yönelik operasyon sürüyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Operatör Doktor Ramazan Danışman, "Efe doğuştan kol ve ayak kemiklerinde kısalık nedeniyle bize başvurdu. Yaklaşık 4 yıldır takibini sürdürüyoruz. Sağ kolunu uzattık, şimdi sol koluna müdahale ediyoruz. Bu genetik geçişli bir rahatsızlık ve maalesef aynı ailedeki diğer 3 kardeşte de benzer hastalıklar mevcut. Onlara da ulaşarak gerekli tetkikleri yaptık. İnşallah hepsine sırayla yardımcı olacağız. 18 yaşından sonra kemik şekillenmesi tamamlandığı için kalıcı deformiteler ve ağrılar oluşabiliyor. Bu nedenle erken yaşta müdahale şart. Kemiğin uzama döneminde yapılan işlemler hem daha başarılı oluyor hem de ileride oluşabilecek fiziksel sıkıntıların önüne geçiliyor" dedi. Dr. Danışman, Efe’nin tedaviye en erken başlayan kardeş olduğunu belirterek, "Efe bize düzenli olarak geliyor. Kısa kalan kemiklere zaman içinde kontrollü uzatma işlemleri uyguluyoruz. Kardeşlerinde de benzer tedavi planları oluşturduk. Her birine sırayla müdahale ederek süreci sağlıklı şekilde yöneteceğiz" diye konuştu. Anne Rahime Erol, "Tedaviye Efe ile başladık. İnşallah diğer kardeşleri de düzelecek. Ameliyat olmazlarsa kolları bükülüyor. Yürümekte zorlu çekiyorlar. Önce Allah sonra Ramazan hocamın sayesinde çocuklarım sağlığına kavuşacak inşallah" diye konuştu.
"Antibiyotik direnci, salmonella enfeksiyonlarını daha tehlikeli hale getiriyor"
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:56 "Antibiyotik direnci, salmonella enfeksiyonlarını daha tehlikeli hale getiriyor" Salmonella enfeksiyonlarında antibiyotik direncinin dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi olabileceğini belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Artık bazı salmonella türleri üç ya da daha fazla antibiyotiğe karşı dirençli. Bu da tedaviyi zorlaştırıyor ve komplikasyonları artırıyor" dedi. Salmonella ve Salmonelloz hakkında bilgi veren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Gram negatif bir bakteri olan salmonella, hem hayvanlarda hem insanlarda enfeksiyonlara neden olabiliyor. Salmonella cinsinde, Salmonella bongori ve Salmonella enterica olmak üzere iki tür bulunur. Salmonella bongori esas olarak soğukkanlı hayvanlarda bulunmasına karşın insanları da enfekte edebilir. Yaygın olarak bulunan S. enterica, insanlarda ve hayvanlarda çok çeşitli gıda ve su kaynaklı enfeksiyonlara neden olur. S. enterica, 2600’den fazla serotip içerir ve dünya genelinde (tifo hariç) S. enterica serotip Typhimurium ve S. enterica serotip Enteritidis alt serotipleri insanlardan en sık izole edilen (yaklaşık yüzde 50) patojenlerdir" diye konuştu. Gıda kaynaklı bulaşmanın yaygın olduğunu belirten Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, çiğ veya az pişmiş et ve kümes hayvanları, yumurta, süt ve süt ürünleri, yeşil yapraklı sebzeler ve pastörize edilmemiş meyve sularının en riskli besin grupları arasında yer aldığını ifade etti. Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, "Yıkanmamış sebzeler, az pişmiş kümes hayvanı eti, pastörize edilmemiş süt ve çiğ yumurta gibi gıdalar salmonella ile kontamine olabilir. Ayrıca, kontamine su, hayvan teması ve uluslararası seyahatler de enfeksiyonun bulaşmasında etkili olabilir" uyarısında bulundu. Her yıl milyonlarca kişiyi etkiliyor Prof. Dr. Müzeyyen Mamal Torun, dünya genelinde her yıl yaklaşık 93,8 milyon Salmonella kaynaklı gastroenterit vakası ve 155 bin ölüm bildirildiğini söyledi. Türkiye’de de geçmiş yıllarda fıstıklı kakaolu kremalar, kumpir ve bazı çikolatalar, Sezar salata sosu gibi çiğ veya az pişmiş yumurta içeren yiyecekler, sashimi ve suşi dahil olmak üzere çiğ veya az pişmiş balık veya kabuklu deniz ürünleri aracılığıyla salgınların yaşandığını belirten Torun, bu bakterinin sadece bireysel sağlığı değil, toplum sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı. Prof. Dr. Torun, Salmonella enfeksiyonunun her yaş grubunu etkileyebileceğini ancak özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve hamileler için daha tehlikeli olduğunu söyledi. Antibiyotik direnci artıyor Prof. Dr. Torun, özellikle son yıllarda antibiyotik direncinin Salmonella vakalarında belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek, Avrupa’da 2022 yılında Salmonellaların, florokinolonlara yüzde 18.7, azitromisine yüzde 0.6 ve üçüncü kuşak sefalosporinlere yüzde 12 oranında direnç geliştirdiğini bildirdi. Torun, "Avrupa’da insanlardan izole edilen salmonella türlerinde çoklu ilaç direncinin (MDR) yüzde 22’ye kadar ulaştığı hayvan kaynaklı bakterilerde ise bu oran yüzde 40’lara yaklaşıyor" dedi. Dirençli bakterilerin oluşturduğu enfeksiyonlarda tedavinin zorlaştığını, daha uzun süren enfeksiyonlara ve artan ölüm riskine neden olduğunu ifade eden Torun, "XDR (yaygın ilaç dirençli) ve PDR (tüm antibiyotiklere dirençli) bakteriler artık nadir de olsa karşımıza çıkabiliyor" dedi. Direncin başlıca nedenleri Antibiyotiklerin tarımda ve hayvanların beslenmesi sırasında büyümeyi destekleyici olarak kullanılması, sağlık alanında gereksiz ve kontrolsüz antibiyotik tüketimi ve hijyen eksikliğinin bu direncin başlıca nedenleri arasında yer aldığını belirten Torun, "Hastalara tanı konulmadan rastgele antibiyotik verilmesi dirençli bakteri türlerinin çoğalmasına zemin hazırlıyor" diye konuştu. Korunma için çapraz bulaşma önlenmeli Salmonella enfeksiyonlarından korunmak için başta hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Torun, şu önerilerde bulundu: "Çiğ ve pişmiş gıdalar ayrılmalı, çapraz bulaşma önlenmelidir. Et ve yumurta gibi ürünler yeterince pişirilmelidir. Meyve ve sebzeler iyice yıkanmalıdır. Soğuk zincir bozulmamalıdır. Hayvanlarla temastan sonra eller mutlaka yıkanmalıdır" Antibiyotik duyarlılık testi önemli Salmonella gastroenteritlerinin tedavisinde, hastaların çoğu sadece destekleyici bakım tedavisine ihtiyaç duyduğunu dile getiren Prof.Dr. Mamal Torun, "Antibiyotik tedavisine ihtiyaç duyulan durumlarda; önerilen birinci basamak antibiyotiklerden florokinolonlar (siprofloksasin), azitromisin ve üçüncü kuşak sefalosporinler (seftriakson, sefotaksim) kullanılabilir. Ancak antibiyotik direncini önlemek ve antibiyotik seçimini en doğru şekilde yapmak için önce duyarlılık testi yapılması gereklidir" ifadesini kullandı. Tifo için kullanılan Ty21a aşısının yalnızca Salmonella Typhi’ye karşı koruma sağladığını hatırlatan Torun, "Ancak bu aşılar tüm salmonella türlerine karşı etkili değildir. Salmonella enfeksiyonlarının bildiriminin Türkiye’de yasal zorunluluk kapsamında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Torun, "Tifo ve paratifo gibi enfeksiyonlar 24 saat içinde Sağlık Bakanlığı’na bildirilmelidir. Gastroenterit yapan diğer türler için ise haftalık sürveyans kaydı yapılmalıdır" dedi. "Akılcı antibiyotik kullanımı hayati önemde" Prof. Dr. Torun, salmonella gibi dirençli bakterilerle mücadelede One Health (Tek Sağlık) yaklaşımının önemine vurgu yaparak, "İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte düşünmeliyiz. Tarımda, veterinerlikte ve tıpta antibiyotiklerin akılcı kullanımı sağlanmadan bu sorunun üstesinden gelmek mümkün değil" dedi. "Toplum bilgilendirilmeli, sistem denetlenmeli" Salmonella’nın yol açtığı sağlık sorunlarını azaltmak için sadece bireysel değil, toplumsal önlemler gerektiğini vurgulayan Torun, "Gıda üreticileri denetlenmeli, etiketleme sistemi güçlendirilmeli, halk bilinçlendirilmeli ve antibiyotik kullanımına ilişkin yasal düzenlemeler sıkılaştırılmalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
Fatih Tekke’ye gece kayağı fotoğrafı sürprizi
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:30 Fatih Tekke’ye gece kayağı fotoğrafı sürprizi Erzurum Palandöken Yüksek İrtifa Kamp Merkezi’nde sezona hazırlanan Trabzonspor, üçüncü ve son defa taraftarıyla buluştu. Taraftar buluşmasında en çok ilgi gören isimlerinden birisi olan Fatih Tekke’ye Erzurumlu duayen foto muhabiri ve gazeteci Cem Bakırcı sürpriz yaptı. 2010 yılında Erzurum Palandöken Kayak Merkezi’nde tatil yapan Fatih Tekke’yi gece kayağı yaparken fotoğraflayan Cem Bakırcı, o yıllarına anınsan çektiği bir fotoğraf karesini çerçeveleterek kendisine hediye etti. Cem Bakırcı, "Trabzonspor A Takımı forması giymeye 1994-95 sezonunda başlayarak milli takıma yükselen milli oyuncu Fatih Tekke, 2004-05 sezonunda 31 kez fileleri havalandırarak gol kralı oldu. Fatih Tekke, 2009 yılında Zenit’te futbol oynadı. Erzurum Palandöken’e tatile gelmişti. Palandöken pistlerinde gece kayağı kursu aldı. Ben de o dönem Hürriyet Haber Ajansı’da foto muhabiriydim. İstihbarat alarak dağa çıktım ve bu fotoğrafı çektim. Yıllar sonra bu vesile hem onu görmek hem de fotoğrafı hediye etmek beni mutlu etti" dedi. Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke’de kendisini yıllar öncesine götüren fotoğraf karesinden dolayı Gazeteci Cem Bakırcı’ya teşekkür ederek, "Devamlı söylediğim gibi; ülkem, dünyanın en güzel yeri. 2010 yılında Erzurum Palandöken’de bir anım da var. Kaçak bir kayak yapmıştım. Çok da kötü düşmüştüm. Allah korumuş, sakatlanmamıştı" dedi.
Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Velioğlu: "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak"
26 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:05 Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Velioğlu: "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak" Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, "Vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakli ihtiyacı olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek" dedi. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Hasan Basri Velioğlu, organ bağışına yönelik düzenlemelere ilişkin açıklama yaptı. Sağlık Bakanlığı’nda gerçekleştirilen açıklamada konuşan Velioğlu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen, Resmî Gazete’de yayımlanan kanunî düzenlemelerin hayırlı olmasını diledi. Velioğlu, Türkiye’nin canlı nakillerinde en ön sıralarda olmasına rağmen vefat sonrası bağışta yapılan nakillerde geride olduğunu belirterek, "Ülkemizde 30 bine yakın kişi hayata tutunmak için organ nakli bekliyor. İnşallah bu yeni düzenleme, bu kişilere umut olacak" diye konuştu. "Vatandaşlarımız artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışı yapabilecek" Yapılan değişikliklere ilişkin bilgi veren Velioğlu, "Vatandaşlarımız artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden hızlı ve kolay bir şekilde organ bağışı yapabilecek. Önceden nasıl yapılıyordu? 18 yaşını dolduran, akıl sağlığı yerinde olan herkes organ bağışçısı olabiliyordu, gönüllülük esasına dayanıyordu ve kişi organ bağış noktasına gidip 2 tanık huzurunda form imzalayıp bağış kartı almak suretiyle organ bağışçısı oluyordu. Bu yönteme ilave olarak da artık e-Devlet ve e-Nabız üzerinden de organ bağışçısı olunabilecek" açıklamasında bulundu. "Organ bağışı yapan kişinin birinci derece yakınları ihtiyaç halinde öncelikli olacak" Velioğlu aynı zamanda, organ bağışçısı olmak isteyenlerin bu kararlarını hangi yakınlarıyla paylaşmak istediğine kendilerinin karar vereceğini belirtti. Bu uygulamaların toplumsal dayanışmayı artıracağına dikkati çeken Velioğlu, diğer düzenlemelerle ilgili olarak, "Vefatından sonra organları nakledilen bağışçıların eş ve birinci derece yakınlarına, organ nakli ihtiyacı olması halinde acil hastalardan sonra gelmek üzere öncelik verilecek. Bu uygulama, inanıyorum ki toplumsal dayanışmayı artıracaktır" ifadelerini kullandı. "Halkın sağlığını olumsuz etkileyecek yanıltıcı, aldatıcı reklamlar, bildirimler yapıldığında, gerekli müeyyideler uygulanacak" Velioğlu, sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerini sorumluluk bilinciyle yapması gerektiğini vurgulayarak şunları kaydetti: "Bir diğer düzenleme de halkı yanıltan, tıbbî gerçeklikten uzak ve gereksiz talep oluşturan içeriklerle ilgili. Bunlara asla izin verilmeyecek. Sağlık hizmetleri, insan hayatını doğrudan ilgilendiren bir alan. Bu nedenle tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinde tüm sağlık kuruluşlarının sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerekmekte. Tabii ki sundukları sağlık hizmeti hakkında bilgilendirme yapabilirler. Ancak bu bilgilendirmeler tıbbî gerçeklikten uzak olamaz. Öncelikle şunu vurgulamak isterim: Artık sosyal medya, internet, yazılı ve görsel basında yapılan tanıtımlar takip edilecek. Halkın sağlığını olumsuz etkileyecek yanıltıcı, aldatıcı reklamlar, bildirimler yapıldığında, Bakanlığımız tarafından gerekli müeyyideler uygulanacak. Bir diğer düzenleme de Bakanlığımızın sağlık hizmet sunumunda, ‘nükleer tıp teknikerliği’ unvanında yeni bir sağlık meslek tanımı getirildi. Bu unvana sahip olanlar hastanelerimizde, nükleer tıp merkezlerinde görev yapabilecek. Böylelikle gençlerimize de yeni bir istihdam alanı açılmış oluyor."