SAĞLIK
Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı 04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27:19 Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17 "Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor" Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:15 Gürpınar Devlet Hastanesi hemodiyaliz ünitesi hizmete başladı VAN (İHA) – Van’daki Gürpınar Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan hemodiyaliz ünitesi hasta kabulüne başladı. Kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar için hayati önem taşıyan hemodiyaliz tedavisi, genellikle haftada iki ya da üç gün düzenli olarak uygulanıyor. Ulaşım imkânının sınırlı olduğu kırsal ilçelerde ise bu süreç, hastalar açısından hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorluklara yol açabiliyor. Özellikle kış aylarında ağırlaşan hava şartları, tedaviye erişimi daha da güçleştiriyor. İlçede uzun süredir ihtiyaç olarak dile getirilen hemodiyaliz ünitesinin hizmete alınmasıyla birlikte diyaliz hastaları il merkezine gitmek zorunda kalmadan tedavilerini yaşadıkları ilçede sürdürebilecek. Hastane Başhekimi Dr. İshak Peynirci, daha önce hastane bünyesinde diyaliz ünitesinin bulunmadığı için hastaların il merkezine veya başka ilçelere gitmek zorunda kaldıklarını ifade ederek, "Bölgemizde kış şartlarının zaman zaman ağır seyretmesi nedeniyle ulaşımda ciddi sıkıntılar yaşanabiliyordu. Özellikle yatalak bir hastamız için bu gidiş gelişler daha da zorlayıcı oluyordu. İnşallah ünitenin hizmete açılmasıyla birlikte bu sıkıntıları büyük ölçüde aşacağız. Hastalarımız artık daha rahat bir şekilde gelip, diyalizlerini yaptırarak evlerine dönebilecek. Şu an 5 hastamızı takip ediyoruz. Yaz aylarında hasta sayısının artmasını bekliyoruz. İl dışında ikamet eden bazı hastalarımız kışın farklı illerde kalıp, yazın bölgemize dönüyor. Bu nedenle yaz döneminde hasta sayısının 13-14’e çıkabileceğini öngörüyoruz" dedi. Organ naklinin önemine de dikkat çeken Peynirci, "Organ nakli ise hemodiyalize kıyasla hem hasta konforu hem de maliyet açısından daha avantajlı bir tedavi yöntemi. Ancak ülkemizde organ nakli sayıları istenilen düzeyde değil. Dünya genelinde kadavradan nakil daha yaygınken, ülkemizde canlı vericiden yapılan nakiller kadavradan yapılan nakillerin önünde yer alıyor. Bu durum, toplumda organ bağışı bilincinin yeterince gelişmediğini gösteriyor. Sağlık Bakanlığı da organ bağışının artırılması ve vatandaşların bu konuda teşvik edilmesi amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyor" diye konuştu. "Evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum" 6 yıllık diyaliz hastası Vehbi Güngör (60), daha önce yaşadıkları ulaşım zorluklarına dikkat çekerek, "Gelip giderken elbette zorluk yaşıyorduk. Allah, buranın açılmasına vesile olanlardan binlerce kez razı olsun. Şimdi evimden çıkıp 5 dakika içinde diyalize gelebiliyorum. Seans bittikten 5 dakika sonra da servisle evime dönüyorum. Artık yorulmuyorum. Daha önce gidiş gelişler bizi çok yıpratıyordu. Sürekli yolu düşünüyorduk, diyalizi değil" diye konuştu. "Kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu" Özellikle kış aylarında ulaşımın kendileri için oldukça zorlayıcı olduğunu dile getiren 2 yıllık diyaliz hastası Adem Koç (35) da, "Daha önce Van merkezine giderken hem yol hem de hava şartları nedeniyle ciddi zorluklar yaşadık. Özellikle kış aylarında ulaşım bizim için oldukça yıpratıcı oluyordu. İlçemize böyle bir hizmetin kazandırılması bizim için iyi oldu. Gerçekten çok güzel bir hizmet. Her hasta aynı imkânlara sahip olamıyor. Yağmur, kar, kış demeden yollara düşüyorduk ve zaman zaman zor durumda kalıyorduk. Hava şartları çoğu zaman elverişli olmuyordu. Elbette kimse diyaliz hastası olmak istemez, ancak bu tedavi bizim için bir zorunluluk. Bu nedenle ünitenin ilçemizde açılması büyük bir ihtiyaçtı. İlçemiz adına çok önemli ve değerli bir hizmet oldu. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:07 Başkan Çerçioğlu, Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni Aydın’a kazandırdı Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Aydın’a kazandırılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmet vermeye başladı. Nazilli’nin ardından Aydın kent merkezine de kazandırılan poliklinik, ilk günden vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaştı. Aydın Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamen ücretsiz olarak hizmete açılan Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği; modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başladı. Kemer Mahallesi 1757 Sokak’ta bulunan Atatürk Spor Kompleksi’nde hizmet vermeye başlayan poliklinikte, ağız ve diş sağlığı alanında kapsamlı hizmetler sunuluyor. Hizmete açıldığı ilk gününde, sabahın erken saatlerinden itibaren randevu oluşturan ve başvuruda bulunan vatandaşlar, sunulan hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Aydın’ın dört bir yanında yatırımların artarak devam edeceğini belirten Başkan Çerçioğlu, "Nazilli’nin ardından Aydın merkezde de Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniğimizi hemşehrilerimizin hizmetine sunduk, kentimize hayırlı olmasını diliyorum. Aydınımız için üretmeye, yatırımlarımızı vatandaşlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar 0256 502 40 01 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebiliyor.
Düzensiz uyku çocukların fiziksel ve duygusal gelişimini yoruyor
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:21 Düzensiz uyku çocukların fiziksel ve duygusal gelişimini yoruyor Çocukların sağlıklı büyüme ve gelişimi için uyku, en az beslenme ve hareket kadar önemli bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Ancak düzensiz uyku alışkanlıkları ve yetersiz uyku süresi, çocuklarda hem fiziksel hem de ruhsal pek çok soruna zemin hazırlayabiliyor. Medipol Sağlık Grubu’ndan Çocuk Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Gaye Türkmen Noyan, çocukluk çağında kaliteli uykunun önemine dikkat çekerek aileleri önemli uyarılarda bulundu. Çocukların fiziksel, bilişsel ve duygusal gelişiminde uyku temel bir rol oynuyor. Ancak günümüzde düzensiz yaşam alışkanlıkları ve sağlıksız uyku rutinleri, çocuklarda ciddi sorunlara zemin hazırlayabiliyor. Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Çocuk Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Gaye Türkmen Noyan, çocukluk çağında uykunun önemine dikkat çekerek aileleri uyardı. "Uyku, büyüme ve öğrenmenin temelidir" Uykunun yalnızca dinlenme süreci olmadığını belirten Dr. Noyan, "İnsan hayatının yaklaşık üçte biri uykuda geçer. Uyku, beslenme ve barınma gibi temel bir ihtiyaçtır. Metabolizmanın düzenlenmesi, dikkat ve öğrenme süreçleri, doku onarımı ve büyüme hormonlarının salgılanması uykuda gerçekleşir. Kaliteli uyku bağışıklık sistemini güçlendiriyor.Özellikle büyüme çağındaki çocuklar için hayati önem taşıyor" dedi. Yetersiz uyku saadece yorgunluk yapmıyor Çocuklarda uyku eksikliğinin yalnızca gün içinde halsizlikle sınırlı kalmadığını belirten Dr. Noyan, "Uzun vadede bağışıklık zayıflığı, enfeksiyonlara yatkınlık, büyüme ve gelişmede duraksama, obezite gibi metabolik sorunlar görülebilir. Ayrıca kaygı, depresyon, davranış problemleri ve öğrenme güçlükleri de ortaya çıkabilir. Uyku problemleri dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu belirtilerini taklit edebilir. Dikkat eksikliği şikayetiyle başvuran çocuklarda uyku mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmelidir. Şiddetli bir uyku bozukluğu varsa, öncelikle uykunun ele alınması gerekir" şeklinde konuştu. Sağlıklı uyku için ailelere öneriler Uyku sorunlarının en sık nedeninin yetersiz uyku hijyeni olduğunu belirten Dr. Noyan, "Düzenli yatma ve uyanma saatleri oluşturulmalı, yatmadan önce ekran kullanımı sınırlandırılmalı, kafeinli ve aşırı şekerli gıdalardan kaçınılmalı ve gün içinde doğal gün ışığından faydalanılmalıdır. Uyku problemleri her zaman alışkanlıklardan kaynaklı değildir. Horlama, nefes durması, ağız açık uyuma, ani irkilmeler, gün içinde aşırı uyku hali veya davranış değişiklikleri varsa çocuk mutlaka farklı branşlarca değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. "Kaliteli uyku bir lüks değil" Dr. Noyan, sözlerini şöyle tamamladı: "Kaliteli uyku bir lüks değil, bir ihtiyaçtır. Çocuğun akademik başarısı, ruh sağlığı ve yaşam kalitesi için sağlıklı bir uyku düzeni şarttır. Günlük yaşamda yapılacak küçük değişiklikler bile büyük fark oluşturabilir."
TÖTM’de yüksek riskli trakea ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
05 Şubat 2026 Perşembe - 09:20 TÖTM’de yüksek riskli trakea ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde (TÖTM) Türkiye’de yalnızca sınırlı merkezlerde yapılabilen yüksek riskli soluk borusu (trakea) ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Yüksekten düşmeye bağlı olarak uzun süre entübe edilmesi sonucu şiddetli nefes darlığı şikayeti yaşayan 33 yaşındaki Fatih Evren, başvurduğu farklı merkezlerde denenen çeşitli yöntemlere rağmen şikayeti tekrarladı. TÖTM’e başvuran Evren, İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Anabilim Dalından Prof. Dr. Ahmet Kızılay ile Doç. Dr. Mehmet Turan Çiçek, Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Murat Kılıç ve Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Arş. Gör. Dr. Merve Bıyıklı’nın ortak operasyonuyla ses tellerine zarar verilmeden yüksek riskler barındıran soluk borusu ameliyatıyla eski sağlığına kavuştu. Konuyla ilgili İNÜHABER’e açıklamalarda bulunan Dr. Öğr. Üyesi Murat Kılıç, riskleri fazla olan soluk borusu ameliyatını multidisipliner bir çalışmayla başarılı şekilde tamamladıklarını söyledi. Nefes borusunda bulunan birinci kıkırdak ameliyatının çok nadir merkezlerde yapıldığını belirten Kılıç, "Nefes borusu ile genelde göğüs cerrahları uğraşıyor. Çünkü nefes borusundaki darlıkları normalde daha aşağı bölgelerde görüyoruz. Ama hastamızın darlık seviyesi daha yukarıda, ses tellerinin hemen altında bulunuyordu. Ses tellerini uyaran sinirler o bölgeden gelip ses tellerine giriyor. Oraya yapılacak müdahaledeki en ufak bir dikkatsizlik ses tellerini kaybetmesine neden olabilirdi. Hastaya başarılı bir ameliyat yaptık. Bronkoskopiyle de kontrollerimizi yaptık. Hastanın durumu şuan da iyi. Prof. Dr. Ahmet Kızılay hocamızla birlikte ameliyatı gerçekleştirdik. Onun da çok değerli katkıları oldu" dedi. Kılıç, ameliyat sonrası yapılan kontrollerde hastanın ses tellerinin fonksiyonlarını koruduğunu ve hastayı taburcu ettiklerini söyleyerek sözlerini tamamladı. Fatih Evren ise sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. Evren, "Yüksekten düşme sonucu bir buçuk ay entübede kaldım. Entübeden çıktıktan sonra nefes darlığı yaşadım. Nefes alamaz hale geldim. 3 sefer nefes borusu genişletme ameliyatı oldum. En son bu ameliyat için ses tellerime çok yakın olduğu için bana riskli olduğunu ve ses tellerimin gidebileceğini söylediler. Ameliyat çok şükür başarılı geçti. Ameliyata giren tüm hocalarıma teşekkür ederim. Allah hepsinden razı olsun. Çok şükür nefesimi eskisine göre çok daha rahat alıyorum" diye konuştu.
Türkiye-Singapur arasında stratejik sağlık teması
05 Şubat 2026 Perşembe - 00:26 Türkiye-Singapur arasında stratejik sağlık teması Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ile Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON), Singapur Cumhuriyeti Büyükelçisi Kok Li Peng ile sağlık turizmi, ileri sağlık teknolojileri, inovasyon ve yatırım iş birlikleri ekseninde stratejik bir görüşme gerçekleştirdi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın liderliğinde yürütülen temaslarda; sağlık diplomasisi, kamu-özel sektör iş birlikleri (PPP), Ar-Ge ve teknoloji transferi, yapay zeka destekli sağlık çözümleri ile Asya-Türkiye sağlık yatırımları ve fon mekanizmaları başlıkları ele alındı. Görüşmede, Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve sağlık turizmi potansiyeli ile Singapur’un yüksek inovasyon kapasitesi, finansal gücü ve küresel teknoloji ekosisteminin bir araya getirilmesinin, iki ülke arasında uzun vadeli, sürdürülebilir ve kurumsal ortaklıklar için önemli bir zemin oluşturacağı vurgulandı. Prof. Dr. Aysun Bay, görüşmeye ilişkin değerlendirmesinde, "Türkiye ile Singapur arasında kurulacak sağlık, inovasyon ve yatırım temelli stratejik iş birlikleri; yalnızca iki ülke için değil, bölgesel ve küresel sağlık ekonomisi açısından da yüksek katma değer üretecektir. SATKOF ve USTKON olarak bu süreci kurumsal, şeffaf ve sürdürülebilir bir vizyonla yönetmeye kararlıyız" ifadelerini kullandı. Görüşmede ortak proje geliştirme, karşılıklı yatırım ziyaretleri ile akademik ve teknolojik iş birlikleri yoluyla somut adımlara dönüştürülmesi konusunda mutabakata varılırken, önümüzdeki dönemde teknik heyetler düzeyinde çalışmaların başlatılması kararlaştırıldı.
Uzmanı uyardı: "Meme kanseri riskini artırıyor"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 16:42 Uzmanı uyardı: "Meme kanseri riskini artırıyor" Genel Cerrahi ve Onkoloji Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Yol, meme kanserinin nedeni tam olarak bilinmese de gelişen teknoloji, değişen yaşam koşulları, çalışma şartları, yetersiz beslenme ve kilo gibi birçok etkenin bu hastalığa yol açabildiğini söyledi. Meme kanserinin dünyada ve Türkiye’de kadınlarda en sık görülen kanser türü olarak bilindiğini ifade eden Liv Hospital Samsun Genel Cerrahi ve Onkoloji Cerrahisi Kliniği’nden Prof. Dr. Serdar Yol, hastalığın en çok 40-50 yaş ve sonrasında ortaya çıktığının altını çizdi. Prof. Dr. Yol, "Yaşın ileri olması (45-55 yaş arası en sık görülen yaş aralığıdır, yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar), annede 50 yaş altında meme kanseri görülmesi veya annenin her iki memesinde de meme kanseri olması, hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşın üstünde yapmak (20 yaş altında doğum yapanlarda meme kanseri daha az görülür), emzirememek, ilk âdetin 12 yaş altında görülmesi, geç menopoza girmek (55 yaş üstü), menopoz sonrası dönemde gelişen şişmanlık, yumurtalık ya da rahim kanseri olmak, beslenmede doymamış yağların aşırı kullanımı (margarinler) meme kanseri riskini artırıyor" diye konuştu. Meme kanserinin en sık 50 yaş üzerinde görüldüğünü söyleyen Prof. Dr. Yol, "Ancak bu gençlerde meme kanseri olmayacağı anlamına gelmez. 20 yaş itibarıyla kişinin ayda bir kendisinin, yılda bir doktorunun yapmış olduğu muayene çok önemlidir. Erken teşhis hayat kurtarır. Günümüzde meme kanseri belirtilerinin çoğu kişinin kendisi tarafından bulunuyor. Kanserli kitleler nispeten sert, düzensiz kenarlı, yüzeyi pürtüklü görünüyor ve meme dokusu içinde rahatça oynatılamıyor. Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik), meme başında içe doğru çekilme, çökme veya şekil bozukluğu, meme başı derisinde değişiklikler (soyulma, kabuklanma), meme cildinde yara veya kızarıklık, meme cildinde ödem, şişlik ve içe doğru çekintiler olması (portakal kabuğu görünümü), memede büyüme, şekil bozukluğu veya asimetri ya da renginde değişiklik (kızarıklık vs.), bu belirtilerden en az biri var ise hemen doktora gösterilmesi gerekmektedir" şeklinde konuştu. Erken tanının meme kanserinde yaşamı etkileyen en önemli faktörlerden biri olduğunun altını çizen Prof. Dr. Yol, erken tanı sayesinde günümüzde meme kanserinden ölümlerin yarıya indiğini söyledi. Bu hastalığın tedavi yöntemlerinden de bahseden Yol, şu bilgileri verdi: "Meme kanseri tespit edilmiş hastaların kanserin boyutuna göre tedavi yöntemleri değişmektedir. Erken dönemde gelen hastaların tedavisinde memesinin tamamı alınmamakta, sadece tümörlü kısım etrafındaki sağlam doku ile çıkartılmaktadır. Eğer koltuk altında yayılma varsa, tedaviye radyoterapi veya kemoterapi ilave edilmektedir."
Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Vatandaşlarımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz"
04 Şubat 2026 Çarşamba - 16:03 Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Vatandaşlarımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" Ankara İl Sağlık Müdürü Kurtcebe: "Aile sağlığı merkezlerimizi çok daha güvenilir hale getirmeye ve vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini de çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" dedi. 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde ‘Bütünleşik ve Önleyici Onkoloji Sempozyumu’ düzenlendi. Sempozyumda; kanser hastalarına multidisipliner ve bütünleşik yaklaşımlar, önleyici kanser merkezleri amaçları, geriatrik kanser hastalarında onkolojinin önemi ve hasta deneyimleri konuları ele alındı. Düzenlenen programda açılış konuşmasını yapan Ankara İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Ali Niyazi Kurtcebe, onkoloji hastanelerinde kanser hastalarına uygulanan onkolojik tedavilerde sınır olmadığını belirterek, "Bu saydığım hastanelerde en güncel, en modern tedavilerin tamamı gerçekleştiriliyor. Dünyada hangi tedavi varsa bu hastanelerin hepsinde bu tedaviler burada çalışan meslektaşlarımız tarafından hastalarımıza verilmeye çalışılıyor" diye konuştu. "Vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz" Erken tanı ve önleyici yaklaşımın önemine vurgu yapan Kurtcebe, "İl Sağlık Müdürlüğü olarak, Sağlık Bakanlığı olarak vatandaşımıza sunduğumuz hizmetler var. Bizim geniş basamak sağlık hizmetleri dediğimiz aile sağlığı merkezlerimiz ve sağlık hayat merkezlerimizde verilen hizmetlerin sayısı, özelliği ve kapasitesi çok fazla arttı. Aile sağlığı merkezlerimizin çok daha güvenilir hale getirmeye çalışıyoruz ve vatandaşımızla aile sağlığı merkezlerimizin ilişkilerini çok daha sıkı hale getirmeye çalışıyoruz. Aile hekimlerimizin gerçekten vatandaşımızın bütün sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıran bir ilk giriş kapısı, bütün sağlık hizmetlerine ulaşımını sağlayan ilk basamak olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı. "Geçtiğimiz sene başında Ankara’da 9 olan sağlıklı hayat merkezi sayısını şu anda 12’ye çıkarttık" Kurtcebe, sağlıklı hayat merkezlerinde pek çok alan olduğunu söyleyerek, "Geçtiğimiz sene başında Ankara’da 9 olan sağlıklı hayat merkezi sayısını şu anda 12’ye çıkarttık. İnşallah bu sene sonuna kadar bu sayı 15’e çıkacak. Bu sağlıklı hayat merkezlerinde kanser, erken teşhis ve tedavi merkezi tarama merkezlerimiz var. Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezlerimiz (KETEM) var. Şu anda Ankara’da sayısı 20. KETEM’ler vasıtasıyla geçtiğimiz yıl boyunca yaklaşık 900 bin vatandaşımızın kanser taramasını gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.
Medical Point Gaziantep’ten ’Dünya Kanser Günü’ farkındalık etkinliği
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:36 Medical Point Gaziantep’ten ’Dünya Kanser Günü’ farkındalık etkinliği Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önemi vurgulandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ dolayısıyla farkındalık etkinliği düzenlendi. Program kapsamında yapılan bilgilendirmelerde, erken tanının tedavi sürecindeki rolüne dikkat çekilirken, farkındalık etkinliğinin ardından pasta kesildi. Etkinlikle hastalara moral ve motivasyon verilmesi amaçlandı. Düzenlenen programa hastanede tedavi gören kanser hastalarının yanı sıra Şehitkamil Belediye Başkanvekili Hülya Kılıç, Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Ekber Şahin ve hastanede görevli doktorlar katıldı. "Hastalarımızla birlikte iç içeyiz" Dünya kanser günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak adına güzel bir organizasyon yaptıklarını belirten Medical Point Gaziantep Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin, "Bugün 4 Şubat, Dünya Kanser Günü. Dünya Kanser Günü’ne dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak için böyle bir organizasyon düzenledik. Kanser asrımızın vebası. Veba çok eskilerde kaldı ama bu artık bizim vebamız. Fakat çokta korkulacak bir hastalık değil bu. Zamanında yakalanmış, zamanında uygun tedavi verilmiş hastalarımızda sağ kalım oranlarımız son derece yüksek. Bu olaya farkındalık oluşturmak adına güzel bir organizasyon yaptık. Başkanımız da sağ olsun bize destek verdi. Hülya Hanım kırmadı bizi geldi. Hocalarımızla birlikte, hastalarımızla birlikte iç içeyiz, el eleyiz. Biz bu hastalığın üstesinden hep birlikte geleceğiz" dedi. "Düzenlenen etkinlikler hastalarımıza şifa ve umut oldu" Düzenlenen etkinliğin ses getirdiğini, hastalara umut ve şifa olduğunu aktaran Şehitkamil Belediye Başkanvekili Hülya Kılıç, "Burada hastalarımızla tanıştık, hocalarımızla tanıştık. Ben böyle bir etkinlik düzenlendiği için başhekimimize, müdürümüze, doktorlarımıza, hepinize buradaki çalışanlara çok teşekkür ediyorum, bir farkındalık oluşturmuşuz. Biz daha önceki yıllarda da 4 Şubat kanser günü dolayısıyla etkinlikler yapmıştık. Görüyorum ki o etkinlikler ses getirmiş. Hastalarımıza şifa olmuş, derman olmuş, umut olmuş. Ben çok teşekkür ediyorum böyle güzel bir organizasyon yaptığınız için" ifadelerini kullandı. Dünya kanser gününde erken tanıya dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, belli bir yaşın üzerine gelen vatandaşların doktor kontrollerini yaptırması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Sevinç, "Hastalar bazen bize ilk geldiklerinde çok ciddi zorluklarla geliyorlar. Bazen öyle oluyor ki bir inkar dönemi oluyor. Bazen öyle bir dönem oluyor ki bir isyan dönemi oluyor. Bazen öyle bir dönem oluyor ki üzüntü dönemi oluyor. Ama bu dönemler geçtikten sonra da işte o dördüncü dönem dediğimiz bir dönemde de artık hayata sımsıkı sarılıp bilimsel veriler ışığında doktorlarımızın çabasıyla beraber bu tedavilere hastalarımız başlıyor. Ben buradan tüm ülkemize seslenmek istiyorum. Kanser konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mutlaka belli bir yaşın üzerinde kontrollerimizi yaptırmamız gerekiyor. Antep özelinde kilolarımızı vermemiz gerekiyor ve özellikle egzersiz konusunu gündeme getirmek istiyorum. Yürümeliyiz, belki biraz tempolu yürümeliyiz. Kilolarımızdan kurtulmalıyız. Eğer sigara alkol tüketiyorsak bunları azaltmalıyız" ifadelerine yer verdi. "Yeni araştırmalar, yeni ilaçlar, yeni bilimsel çalışmalar tedavi şansını arttırıyor" Yeni araştırmaların, yeni ilaçların, yeni bilimsel çalışmaların tedavi şansını arttırdığını söyleyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kalender, "Kanser ismi çok korkunç ama artık yeni tedavi yöntemleriyle, erken tanılarla artık ölümcül bir hastalıktan çok artık kronik bir hastalığa dönüşmek üzere. Her gün yeni araştırmalar, yeni ilaçlar, yeni bilimsel çalışmalarla tedavi şansı daha artmaktadır. Ben de bu etkinlik düzenlendiği için başhekimimize, başkanıma bu vesileyle çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Psikolojik destek almaktan da çekinmemek gerek" Kanser hastalığı sürecinde psikolojik destek almaktan çekinmemek gerektiğini anlatan Kln. Psk. Selin Seda Koçakgöl, "Kanser öncelikle, bedensel anlamda insanı yorduğu gibi ruhsal anlamda da bir mücadele gerektiren bir süreçtir. Bu yolculuk inişlerin çıkışların olduğu bir yolculuk ama bu yolculukta yalnız olmadığımızı sizlere hatırlatmak isteriz. Psikolojik destek almaktan da çekinmemek ve bu yükü paylaşmak gerektiğini de tekrar hatırlatmak isteriz" dedi. "Her geçen gün çok daha iyi sonuçlar alıyoruz" Doktorlar, sağlık çalışanları ve toplum olarak hastaları destekleyince daha iyi sonuçlar alındığını aktaran Doç. Dr. Gökmen Aktaş ise, "Bugün 4 Şubat Dünya Kanser Günü. Hastalarımızla birlikte kutladık. Aynı pastamızda yazdığı gibi birlikte güçlüyüz. Bugün aslında bir birlikte güçlenme günü. Biz doktorlar, sağlık çalışanları, yöneticilerimiz ve toplum olarak hastalarımızı destekledikçe ve birlikte kanserle savaştıkça her gün, her geçen gün çok daha iyi sonuçlar alıyoruz. Bugün burada olan hastalarımız da bunların en güzel kanıtı ve göstergesi. Hepsine çok teşekkür ediyorum ve kanser farkındalığının artmasını umuyorum" diye konuştu.
3 temel alışkanlık kanser riskini azaltıyor
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:28 3 temel alışkanlık kanser riskini azaltıyor Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Birol Ocak, sağlıklı beslenmenin, hareketli yaşamın ve tütün gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın kanser riskini azalttığına dikkat çekti. Dünya Kanser Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ocak, kanserin dünyada ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile birçok kanser türünde başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Ocak, "Kanserle mücadelede en etkili silahlarımızın başında erken tanı gelmektedir. Meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve akciğer gibi kanser türlerinde tarama programları sayesinde hastalık henüz belirti vermeden belirlenmekte ve tedavi şansı önemli ölçüde artmaktadır. Bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi, vücutlarındaki değişiklikleri ciddiye alması büyük önem taşımaktadır" dedi. Ücretsiz taramanızı yaptırın Sağlık Bakanlığı’nın kanserle mücadelede önemli bir rol üstlendiğine dile getiren Ocak, "Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal kanser tarama programları, ülke genelinde ücretsiz olarak sunulmakta erken tanı, tedaviye erişim ve hasta takibi sistemli bir şekilde sürdürülmektedir. Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla toplumun her kesimine ulaşılması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. Sağlıklı yaşamak önemli Kanserden korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları da büyük önem taşıdığının altını çizen Ocak, "Tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, fiziksel olarak aktif olmak ve ideal kiloyu korumak kanser riskini azaltan temel faktörlerdir. Bu konuda toplum bilincinin artırılması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Dünya Kanser Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki kanser şansa bırakılmaz. Erken teşhis, doğru bilgi ve güçlü bir sağlık sistemiyle kanserle mücadelede umut her zaman vardır" diye konuştu.