SAĞLIK
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12 Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09 Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
Gördes’te STK’lara yönelik ‘hayat kurtaran’ eğitimler başladı
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:37 Gördes’te STK’lara yönelik ‘hayat kurtaran’ eğitimler başladı Manisa’nın Gördes ilçesinde sivil toplum kuruluşlarına yönelik başlatılan ilk yardım eğitimlerinin ilk durağı Gördes Off-Road grubu oldu. Jandarma ve 112 Acil Servis İstasyonu iş birliğiyle düzenlenen eğitimler, ilçe genelindeki tüm STK’lara verilecek. Gördes’te olabilecek kaza ve acil durumlarda bilinçli müdahale kapasitesini artırmak amacıyla geniş kapsamlı bir eğitim seferberliği başlatıldı. Gördes 112 Acil Servis İstasyonu personelinin eğitim desteği verdiği, Gördes İlçe Jandarma Komutanlığının ise ev sahipliği yaptığı programın ilk konukları Gördes Off-Road Grubu üyeleri oldu. İlçe Jandarma Komutanlığı salonunda gerçekleştirilen eğitimde, 112 Acil Servis İstasyonu Acil Tıp Teknisyeni (ATT) İbrahim Arga tarafından hayati bilgiler aktarıldı. Özellikle doğa sporları ve zorlu arazi şartlarında faaliyet gösteren off-road ekibine, olay yerinde yapılacak ilk müdahalenin altın kuralları uygulamalı olarak anlatıldı. Jandarma Üsteğmen Ramazan Çetin’in de yakından takip ettiği eğitimde, doğru müdahalenin hayat kurtaracağı vurgulandı. Eğitim serisinin ilk katılımcısı olan Gördes Off-Road Grubu üyeleri, aldıkları bilgilerin sahada kendileri için kritik önem taşıdığını ifade etti. Grup adına yapılan açıklamada, "Doğada her an beklenmedik durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu eğitim sayesinde profesyonel ekipler gelene kadar neler yapabileceğimizi öğrendik. Bu anlamlı iş birliği için hem Jandarma Komutanlığımıza hem de 112 ekiplerine teşekkür ediyoruz" denildi. İlçe genelindeki tüm sivil toplum kuruluşlarını (STK) kapsayacak şekilde planlanan eğitim serisinin, belirlenen takvim doğrultusunda diğer gruplarla devam edeceği öğrenildi. Amaç, ilçedeki toplumsal duyarlılığı ve acil durumlara hazırlık seviyesini en üst düzeye çıkarmak olarak açıklandı.
Dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri
28 Mart 2026 Cumartesi - 12:01 Dijital çağın çocuk sağlığı üzerindeki etkileri Dijitalleşmenin çocukların yaşamına etkileri günümüzün en büyük problemlerinden birisi haline geldi. Dijital çağın getirdiği yeni tanımlanan çocuk hastalıkları, Türk Pediatri Kongresi’nde masaya yatırılacak. Artan postür bozuklukları, çocukluk çağı obezitesi ve azalan fiziksel aktivite gibi modern yaşamın getirdiği sağlık sorunları ve klinik yönetim yaklaşımları ele alınacak. Günümüz çocuklarının yoğun ekran maruziyeti, dikkat ve iletişim sorunlarıyla ilişkilendiriliyor. "Ekran, Dikkat ve İletişim" başlıklı oturumda pediatristlerin klinikte sık karşılaştığı bu zorlu durumlar bilimsel veriler ışığında masaya yatırılacak. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Bülent Karadağ’ın ev sahipliğinde, pediatri alanının ulusal ve uluslararası ölçekteki önde gelen uzmanları, çocuk sağlığını tehdit eden güncel sorunlar, değişen yaşam alışkanlıkları ve yeni klinik yaklaşımlar kongrede çok yönlü olarak ele alacak. Pediatri alanındaki güncel gelişmelerin ve yeni tedavi yaklaşımlarının masaya yatırılacağı kongrede; geleceğimizin umudu olan çocuk sağlığını yakından ilgilendiren pek çok kritik konu bilimsel oturumlarda gündeme taşınacak. Kongrede, pediatri pratiğinde giderek daha fazla önem kazanan hasta hakları ve hekim sorumluluğu konusu da ele alınacak. Çocuk hastaların korunması, ailelerle iletişim süreçleri, etik sorumluluklar ve hukuki boyutlar uzmanlar tarafından kapsamlı biçimde değerlendirilecek. Son yıllarda giderek artan vitamin, mineral ve protein takviyesi kullanımı, "Gerektiğinde mi, rutinde mi?" sorusu üzerinden masaya yatırılacak. Uzmanlar, çocuklarda bilinçsiz takviye kullanımının muhtemel risklerine dikkat çekerek bilimsel rehberler doğrultusunda doğru kullanım yöntemlerini paylaşacak. Özellikle sporcu sağlığı ile ilgili güncel yaklaşımlar dile getirilecek. Kongrede öne çıkan başlıklardan biri de çocukluk çağında sık görülen sağlık sorunlarından biri olan anemi olacak. Aneminin erken tanısı, nedenleri ve güncel tedavi yaklaşımları multidisipliner bakış açısıyla değerlendirilecek. Çocuklarda sık karşılaşılan zehirlenme vakalarında erken tanı, acil ve doğru müdahale ile klinik yönetim stratejileri değerlendirilecek. Ayrıca kronik hastalığı olan çocuklar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar veya özel sağlık durumları bulunan çocuklarda aşılama konusuna da yer verilecek. Uzmanlar, özel durumlarda uygulanması gereken aşı takvimlerini ve klinik yaklaşımları paylaşacak.
Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:07 Konya’da "Yara Okulu" projesi hayata geçirildi Konya Numune Hastanesinde özellikle uzun süre yatağa bağımlı kalan hastalar için hayati önem taşıyan bası yaralarını (yatak yaraları) önlemek ve tedavi sürecini profesyonelleştirmek amacıyla kurulan Yara Okulu, düzenlenen törenle hizmete açıldı. Hastanede düzenlenen açılış programında konuşan Başhekim Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, uzun süre yatmak zorunda kalan hastalar için bası yaralarının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, Yara Okulu projesi ile toplumda farkındalık oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ise, hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek yerine önleyici sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekti. Özellikle evde bakım ve yoğun bakım hastalarında bası yaralarının kısa sürede oluşabildiğini, ancak tedavi sürecinin aylar sürebildiğini belirten Doç. Dr. Yavuz, "Bu proje ile bir hastaya dahi dokunabilmek büyük bir kazanımdır" ifadelerini kullandı. Programa katılan hasta ve hasta yakınlarına Yara Okulu Katılım Belgesi takdim edildi. Program, yapılan sunumların ardından dualar eşliğinde gerçekleştirilen kurdele kesimi ile sona erdi. Programa, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Himmet Durgut, Personel Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Hakan Çetinkaya, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hasan Çifci, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Ergin, Beyhekim Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Halil Ekrem Akkurt, Meram Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Ömer Adil İlhan, Numune Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Ali Haydar Dadacı, merkez hastane idarecileri, sağlık çalışanları, hastalar ve çok sayıda hasta yakını katıldı.
Nosecraft’da eğitim ve canlı cerrahi bir arada
28 Mart 2026 Cumartesi - 11:04 Nosecraft’da eğitim ve canlı cerrahi bir arada Burun estetiği alanında önde gelen uzmanları bir araya getiren "NoseCraft:FromCrafttoArt" canlı cerrahi toplantısı, bu yıl üçüncü kez Medipol Eğitim ve Sağlık Grubu bünyesinde gerçekleştirildi. Organizasyonda, katılımcılar en güncel rinoplasti tekniklerini yakından takip etme fırsatı buldu. Toplantı kapsamında primer kadın rinoplasti, eğri ve deforme erkek rinoplasti ile zor bir revizyon vakası olmak üzere üç canlı cerrahi gerçekleştirildi. Rinoplastialanında uluslararası düzeyde dikkat çeken "NoseCraft:FromCrafttoArt" toplantısı, bu yıl da alanında uzman isimleri İstanbul’da buluşturdu. Medipol Eğitim ve Sağlık Grubu bünyesinde Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erkan Soylu öncülüğünde düzenlenen organizasyonda, canlı cerrahi uygulamalarıyla modern teknikler katılımcılarla birebir paylaşıldı. Programa Medipol Sağlık Grubu İşletme Direktörü Özer Koca ve Medipol Mega Üniversite Hastanesi Medikal Direktörü Prof. Dr. Gazi Yiğitbaşı da katılım sağladı. Üç farklı canlı ameliyat gerçekleştirildi Toplantı kapsamında üç farklı inoplasti ameliyatı canlı olarak gerçekleştirildi. Primer kadın rinoplasti, eğri ve deforme erkek rinoplasti ile zor bir revizyon rinoplasti operasyonları, konferans salonundan anlık olarak katılımcılara aktarıldı. Katılımcılar, ameliyat sürecini tüm detaylarıyla izleme ve teknikleri doğrudan öğrenmefırsatı buldu. Etkinlik boyunca rinoplasti alanında öne çıkan seçkin hekimler de deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Farklı vaka örnekleri üzerinden yapılan değerlendirmelerle, cerrahi teknikler ve hasta yönetimi konusunda önemli bilgiler aktarıldı. "Rinoplasti zanaattan sanata uzanan bir süreç" NoseCraft toplantısının temel yaklaşımını anlatan Prof. Dr. Soylu, rinoplastinin yalnızca teknik bir ameliyat olmadığını, aynı zamanda estetik bakış açısı ve deneyim gerektiren çok katmanlı bir süreç olduğunu vurguladı. Burun estetiğinin hem mühendislik hem de heykeltıraşlık yönü bulunduğunu ifade eden Prof. Soylu, "Öncelikle yüzün ortasında yer alan ve hem nefes alma fonksiyonunu sağlayan hem de dış görünümü belirleyen sağlam bir yapı kuruyoruz. Bu yapı; dayanıklı, dengeli ve uzun yıllar formunu koruyabilecek şekilde planlanmalı. Ardından bu iskeleti kişinin yüzüne en uygun, doğal ve estetik görünüme kavuşturuyoruz. İşte bu da işin sanatsal tarafını oluşturuyor" dedi. Her cerrahın kendine özgü bir tekniği var Rinoplastininameliyat öncesi planlamadan ameliyat sürecine ve sonrasındaki hasta yönetimine kadar her aşamasıyla oldukça zor bir alan olduğuna dikkat çeken Prof. Soylu,"20 yılı aşkın deneyimi ve binlerce ameliyata rağmen hâlâ her vakada yeni şeyler öğreniyoruz. Bu tür uluslararası toplantıların en büyük katkısı farklı bakış açılarını görmek oluyor.Her cerrahın kendine özgü bir tekniği var. Ancak başkalarının yaklaşımını görmek, farklı çözüm yollarını keşfetmek mesleki gelişim açısından çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Canlı cerrahilerle rinoplastinin geniş yelpazesi gösteriliyor Toplantının içeriğine ilişkin detayları paylaşan Prof. Dr. Soylu,"Organizasyonda canlı cerrahiler özellikle farklı hasta profillerini kapsayacak şekilde planlanıyor.Katılımcılar teorik bilginin ötesine geçerek ameliyat sürecini birebir izleme fırsatı buluyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da üç farklı cerrahi vaka planladık. Primer kadın rinoplasti, eğri ve deforme erkek rinoplasti ile zor bir revizyon rinoplasti operasyonları yapacağız. Bu üç farklı ameliyatın rinoplastinin önemli bir bölümünü kapsıyor. Canlı cerrahiler katılımcılara gerçek zamanlı öğrenme imkânı sunuyor" dedi.
Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor
28 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Kızamıkta aşı karşıtlığı çocukları ölümcül riskle karşı karşıya bırakıyor Son yıllarda dünya genelinde yeniden yükselişe geçen kızamık vakaları, özellikle çocuklar açısından ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamığın yıllar sonra bile beyin hasarına yol açabildiğini belirterek, "Son yıllarda aşı karşıtlığının artması ve çocukların aşılanmaması, bu ölümcül risklerle karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Korunmanın tek yolu aşıdır" dedi. Dünya genelinde yeniden artış gösteren kızamık vakaları, çocuklar açısından yalnızca hastalık döneminde değil, sonrasında da hayati risk oluşturuyor. Uzun yılların ardından birçok ülkede yeniden görülmeye başlayan vakalar ve buna bağlı ölümler, hastalığın önemini bir kez daha gündeme taşıdı. Üstelik kızamık, yalnızca hastalık döneminde değil, iyileştikten sonraki süreçte de ciddi riskler barındırıyor. Özellikle Covid-19 pandemisinin ardından çocukluk çağı aşılanma oranlarında yaşanan düşüşün, çocuklarda ölümcül seyredebildiği bilinen kızamık vakalarının artmasına yol açtığına dikkat çekiliyor. Medical Park Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferunda Demir, kızamık vakalarındaki artışın nedenlerini ve hastalıkla ilgili bilinmesi gerekenleri anlattı. "Salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" Kızamığın, rubeola adı verilen bir virüs hastalığı olduğunu belirten Uzm. Dr. Ferunda Demir, hastalığın özellikle döküntüyle seyreden ve toplumsal yayılım riski yüksek bir enfeksiyon olduğuna işaret etti. Uzm. Dr. Demir, "Kızamık hastalığı, rubeola dediğimiz bir virüs hastalığıdır. Özellikle döküntülerle seyreden bir hastalıktır ve salgınlar şeklinde kendini gösterdiği için çok ciddi önem taşımaktadır" dedi. Kızamık virüsünün özellikle kış sonu ve ilkbahar başında salgınlara neden olabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, çocuklar arasında bulaşmanın çoğunlukla damlacık yoluyla gerçekleştiğini belirtti. Demir, "Öksürmekle, hapşırmakla, bazen fiziksel temasla birbirlerine bulaştırabilirler. Kızamık virüsünün özellikle 20 ve 37 derece arasında canlı olarak yaşadığını biliyoruz ve havada da bir saat kadar asılı kalabiliyor. Bu yüzden de herhangi bir kızamıklı çocuğun bulunduğu ortamda diğer çocuklara bulaşma ihtimali birkaç saat daha devam edebiliyor, çocuk oradan ayrılmış olsa bile" şeklinde konuştu. "Yüksek ateşle başlıyor, döküntü tüm vücuda yayılıyor" Hastalığın kuluçka süresinin genellikle 10 ila 14 gün sürdüğünü belirten Uzm. Dr. Demir, bu sürecin ardından çocuklarda yaklaşık 40 dereceye ulaşabilen yüksek ateş görülebileceğini söyledi. Uzm. Dr. Demir, hastalığın belirtilerini, "Öksürük, burun akıntısı, boğaz ağrısı, halsizlik, gözlerde kızarma gibi semptomlarla gelebilir" sözleriyle anlattı. Kızamık tanısında ayırt edici bulgulardan birinin ağız içindeki lekeler olduğunu belirten Demir, "Özellikle hastalığı kapan çocukların bir kısmında yanak iç kısmında, ağız içinde gri renkli koplik lekesi dediğimiz lekelerin olması, hastalığın tanı koydurmada bize çok diagnostik bir veridir. Bu şikayetlerin arkasından 4. ya da 5. günde, boyun arkasından ve kulak arkasından başlayan, tüm vücuda yayılan kırmızı ve kahverengi renkli döküntüler meydana gelir. Bu döküntüler 4-5 gün kaldıktan sonra önce solar, ardından soyularak baştan aşağı kaybolur" diye konuştu. "Menenjitten zatürreye kadar ağır komplikasyonlara yol açabiliyor" Kızamığın yalnızca ateş ve döküntüyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Demir, ciddi komplikasyonlarla da seyredebileceğini söyledi. Demir, "Menenjit gelişebilir çocuklarda, orta kulak enfeksiyonu gelişebilir, zatürre bulguları gelişebilir ve çok ağır olan bu durumlar meydana geldiği zaman çocuklarda, hastanelerde yatışlı tedavi gerektirebilen bir hastalıktır" dedi. Hastalığın sinir sistemi üzerinde de yıkıcı etkiler bırakabildiğini ifade eden Uzm. Dr. Demir, kızamık geçirildikten sonra bile tehlikenin sona ermediğini kaydetti. İyileştikten sonra da risk sürüyor: SSPE uyarısı Uzm. Dr. Ferunda Demir, kızamık virüsünün özellikle beyin dokusunda hasarla seyreden çok ağır bir tabloya da neden olabildiğine dikkat çekerek, "Hastalık atlatıldıktan sonraki 2-3 yıl içinde beyin dokusunu zedeleyen kızamık virüsü, Subakut Sklerozan Panensefalit (SSPE) dediğimiz beyin hasarıyla giden ve ölümcül seyredebilen bir hastalıkla da sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı. Bu nedenle kızamığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Demir, hastalığın çocuk sağlığı açısından son derece önemli olduğunu belirtti. "Aşılanmama ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" Son yıllarda kızamık vakalarındaki artışın en önemli nedenlerinden birinin de aşı karşıtlığı olduğuna işaret eden Uzm. Dr. Demir, "Son yıllarda özellikle aşı karşıtı kişilerin artması, çocukların aşılanmaması bu tür ölümcül risklerle karşı karşıya kaldığımızı gösteriyor" dedi. Türkiye’de uygulanan aşı takvimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Demir, kızamık aşısının iki doz halinde uygulandığını belirterek, "Türkiye’deki aşı şemasında iki doz aşı var. 12. ay ve 4. yaşta. Son yıllarda salgınların artmasıyla birlikte 9. ayda da ek doz bir aşı önerilmekte" diye konuştu. "Korunmanın tek yolu aşı" Aşının kızamığa karşı en etkili korunma yöntemi olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demir, "Bizim için korunmanın tek yolu aşı diyoruz. Çünkü birinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 93, ikinci aşıdan sonraki koruyuculuk yüzde 97’nin üzerinde. Gördüğümüz hastaların çoğunun da aşısız vakalar olduğunu biliyoruz. Bu yüzden çocuklarımızın aşılarının mutlaka yapılmasını tavsiye ediyoruz. Kızamıklı bir çocukla temastan sonra ilk 3 gün içinde de aşının yapılmasını mutlaka öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat
28 Mart 2026 Cumartesi - 10:22 Bahar geldi, risk arttı: Yabani mantar tüketimine dikkat Erzincan’da baharın gelmesiyle birlikte doğada kendiliğinden yetişen mantarlara ilgi artarken, uzmanlar bilinçsiz tüketimin ciddi zehirlenmelere ve ölüme yol açabileceği uyarısında bulundu. Doğal alanlarda yetişen mantarların kontrolsüz şekilde tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, vatandaşların yalnızca denetimli ve onaylı kültür mantarlarını tercih etmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’de doğada yetişen yaklaşık 40 yenilebilir mantar türü bulunduğunu, buna karşılık yaklaşık 100 türün ise zehirli olduğunu ifade eden uzmanlar, bazı türlerin ölümcül etkilere sahip olabildiğine dikkat çekti. Zehirli ve zehirsiz mantarların dış görünüşle ayırt edilemeyeceğini belirten uzmanlar, "Birbirine çok benzeyen mantar çeşitlerinden biri zehirliyken diğeri yenilebilir olabilir. Bu nedenle doğadan toplanan mantarların tüketilmesi ciddi risk taşır." uyarısında bulundu. Mantar zehirlenmelerinin özellikle yağışlı ve nemli dönemlerde arttığını kaydeden uzmanlar, yabani mantarların tüketilmesi halinde başta sindirim sistemi olmak üzere merkezi sinir sistemi, karaciğer ve böbreklerde ciddi hasar oluşabileceğini bildirdi. Zehirlenmelerin önlenmesinin en etkili yolunun doğada yetişen mantarların tüketilmemesi olduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun yerine kültür mantarlarının tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Uzmanlar, mantar tüketimi sonrası sersemlik, mide bulantısı, kusma, ishal, terleme, bulanık görme, tansiyon düşüklüğü ve nabız artışı gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Zehirlenme belirtilerinin bazı durumlarda mantar tüketiminden saatler sonra ortaya çıkabileceğine işaret eden uzmanlar, ağır vakalarda karaciğer ve böbrek yetmezliği, koma ve ölüm riskinin bulunduğunu kaydetti.
Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu
28 Mart 2026 Cumartesi - 10:06 Almanya’dan Ankara’ya uzanan şifa yolculuğu: 75 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu Almanya’da yaşayan 75 yaşındaki Havva Daşdemir, yüz felci tanısı konmasının ardından Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde doğru tedaviyle sağlığına kavuştu. Almanya’da yaşayan 75 yaşındaki Havva Daşdemir, bir süre önce yeme bozukluğu, solunum problemi gibi şikayetlerle Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucunda yüz felci geçirdiği anlaşılan Daşdemir, uygun ve hızlı tedaviyle sağlığına kavuştu. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Geriatri Kliniğinde Uzm. Dr. Kübra Erdoğan, Havva Daşdemir’in, orta kulak yolu iltihabı ve yutma güçlü nedeniyle önce Almanya’da bir hastaneye gittiğini anlattı. Daha sonra yakınlarının tavsiyesiyle hastanın Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’ne başvurduğunu dile getiren Erdoğan, "Bize başvurduğunda hastanın yutma güçlüğü vardı, beslenmesi bozulmuştu ve kilo kaybetmişti. Bununla birlikte son birkaç gündür yüzünde de sağ tarafında güçsüzlük başlamıştı. Bir yüz felci olduğunu düşündük" diye konuştu. Hastane olarak pek çok yerden hasta kabul ettiklerini aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin birçok ilinden hasta geliyor. Almanya’dan da gelmiş oldu. Sağlık turizmi açısından Bilkent Şehir Hastanesi olarak birçok yerden hasta kabul ediyoruz" ifadelerini kullandı. Erdoğan, hastanın burada gerekli tetkik ve tedavilerinin yapılmasının ardından taburcu edileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Biz geriatri olarak hastayı taburcu ederken her şeyini düşünüyoruz. Bütüncül olarak yaklaşıyoruz hastaya. Sadece kronik hastalıkları, ilaçları değil. Bu hasta nerede kalacak? Sosyal açıdan kim destek verecek? Kim takip edecek? Yaşadığı ortam nasıl? Beslenmesi nasıl olacak? Gibi bir sürü faktöre bakıyoruz. Geriatri bilim dalı aslında hastayı sosyal, bilişsel, psikolojik fonksiyonellik açısından bütüncül değerlendiren bir bölüm. Bu vesileyle de 65 yaş üstü hastaların kapsamlı geriatrik değerlendirmelerini yaptırmak için geriatri bölümüne başvurmalarını öneririm." 75 yaşındaki hasta Daşdemir ise, Almanya’da tedavinin uzun sürdüğünü dile getirerek, "Ne yemek yiyebiliyordum, ne su içebiliyordum. Ağzım yamuluyordu. Çok şükür düzelttiler. İyiyim. Almanya’ya geri döneceğim" dedi.
Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 16:19 Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi, NEÜ Hemşirelik Fakültesi ve NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından, iç ve dış paydaşların katkılarıyla çocuk sağlığının üç farklı alanını tek çatı altında toplayan IMPEDCON 2026 etkinliğinin açılış programı düzenlendi. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan 1. Uluslararası Meram Pediatri Hemşireliği, 3. Uluslararası Meram Pediatri ve 4. Uluslararası J Project İmmün Yetmezlikler Kongrelerinin açılış programında konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ’nün öncülüğünde çok sayıda kongre ve sempozyumların gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Zorlu, üniversite olarak bu alanda marka haline geldiklerini belirterek, "Markalaşmış çok sayıda kongre ve sempozyumumuz var. Bir taraftan Konya da bu programların merkezi olmaya başladı. Aynı anda 3 farklı kongreyi tek çatı altında gerçekleştirebilmek de ayrı bir maharet. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden kıymetli bilim insanlarını bir araya getirmek, gerçekten ciddi bir organizasyon ve çalışma gerektirir" dedi. Son zamanlarda bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, "Bölgemiz adeta bir ateş çemberi içerisinde. Kongremize İran’dan katılan bilim insanlarının da bulunması bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Artık Orta Doğu’da kanın akmadığı, barışın hakim olduğu ve insanların korku içinde yaşamadığı bir dönemin başlamasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Kongrenin öneminden bahsederek konuşmasına başlayan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, böyle bir organizasyonun Konya’da gerçekleştiriliyor olmasının onur ve gurur verici olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. "Hepimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışıyoruz" IMPEDCON 2026’nın üç ana bakış açısıyla tasarlandığını ifade eden Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli ise, "Çocuk sağlığının sadece hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Koruyucu tıptan yenidoğan bakımına, kronik hastalık yönetiminden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzan geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle, çocuk sağlığı, disiplinler arası iş birliğinin en güçlü örneklerinden biridir. Ayrıca, güçlü bir hemşirelik altyapısı olmadan kaliteli çocuk sağlığı hizmetlerinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öte yandan bağışıklık sistemi ve hastalıkları, özellikle çocukluk döneminde günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu kapsamda İmmünoloji Kongresi, bağışıklık sisteminin temel mekanizmalarından klinik immünolojiye kadar geniş bir bakış açısı sunacaktır. Bu üç kongrenin eş zamanlı olarak düzenlenmesi, modern tıbbın ruhunu yansıtıyor: İş birliği, bilgi paylaşımı ve bütüncül bir yaklaşım. Çocuk doktorları, hemşireler, immünologlar ve diğer sağlık profesyonelleri olarak hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek. Bu kongre; yalnızca bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin temellerini atmayı, genç meslektaşlarımız için ilham verici bir bilimsel ortam oluşturmayı ve güçlü disiplinler arası etkileşimi amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. Çocuk sağlığının geliştirilmesinin ortak bir çaba gerektirdiğine yürekten inandıklarını söyleyen NEÜ Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Geçkil de "Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri, tek bir ekibin ayrılmaz parçalarıdır. Çocukların bakımına kattığımız her dokunuş, her karar ve her bilgi parçası, hayatları değiştirme ve geleceği şekillendirme gücüne sahiptir" ifadelerini kullandı. Açılış programına, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli, NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Nezahat Keleşoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Uludağ ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
27 Mart 2026 Cuma - 15:51 Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı
27 Mart 2026 Cuma - 15:39 Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.