Son Dakika
|
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
MSB: İran'dan atılan balistik füze engellendi
Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İsrail, İran'da füze ve savunma sistemlerinin bulunduğu tesisleri vurdu
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
İsrail Savunma Bakanı Katz: "Hamaney'in halefi de kesin bir hedef olacak"
İran: "Avrupa Birliği, uluslararası hukuka bağlılığını sürdürmeli"
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Kar yolları kapattı, öğretmenler yolda kaldı
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
İran'daki okul saldırısında ölenler için cenaze töreni
Hamaney saldırısının istihbaratını Trump’a Netanyahu’nun verdiği iddia edildi
Kuveyt ordusunun engellediği füzenin enkazı evin üzerine düştü: 1 ölü, 4 yaralı
Suudi Arabistan 2 seyir füzesi ve 9 İHA’nın engellendiğini açıkladı
ABD’nin Dubai Konsolosluğu’na İHA saldırısı
SAĞLIK
Obezite Merkezi ile sağlıklı hayata adım atıyorlar
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:50:41
Sağlıklı Bakanlığınca, kilo fazlalığı (Obezite) ile mücadele kapsamında kararlı adımlar atılıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda geçtiğimiz yıl faaliyete giren Bursa Şehir Hastanesi Obezite Merkezi, multidisipliner tedavi yöntemleriyle kilo fazlalığından şikâyetçi bireylerin hayatına dokunmaya devam ediyor. Açıldığı günden bu yana 2 binin üzerinde vatandaşa hizmet veren merkeze başvuranlar; uzman hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde sağlıklı bir yaşama adım atıyor. Merkezde verilen hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Nizameddin Koca, obezitenin yalnızca fiziksel bir görünüm değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı. Merkezin sunduğu imkânları sıralayan Prof. Dr. Koca, "Merkezimizde hekim tarafından muayene edilen hastalarımız diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist tarafından düzenli olarak değerlendirilmektedir. Hastalarımız diyet ve egzersiz programlarına dâhil edilmekte, ihtiyaç duyulan vakalar için medikal tedavi önerilerinde bulunulmaktadır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı hasta grupları ise gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahi, endokrinoloji ve dâhiliye uzmanlarının bulunduğu cerrahi konseyimiz tarafından değerlendirilerek, cerrahi kararı verilebilmektedir" dedi. 200’den fazla hastalığın sebebi Obeziteyi bir hastalık olarak fark edip, mücadeleye çocuklardan başlanması gerektiğinin altını çizen Koca, "Biz obeziteyi bir hastalık olarak algılamakta maalesef çok geç kaldık. Obeziteyi adeta normalin bir varyasyonu gibi değerlendiriyoruz, ’kahverengi gözlü, yeşil gözlü veya obez’ diyerek normalleştiriyoruz. Oysa obezite, 200’den fazla hastalığa sebep olduğu bilinen çok önemli bir hastalıktır. Dünya istatistikleri, sağlık harcamalarının en fazla yapıldığı alanın obezite kaynaklı sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, osteoartrit ve obstrüktif uyku apnesi gibi 200’den fazla hastalığın temel sebebi obezitedir" şeklinde konuştu. Koca son olarak, obezite merkezinde tedavisi tamamlanan bireyleri, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelerini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. 11 ayda 30 kilo verdi Yalova’dan gelerek obezite merkezine başvuran 33 yaşındaki Şeyma Taşan, 11 aylık süreçte yaşadığı büyük değişimi anlattı. Merkeze bir arkadaş tavsiyesiyle geldiğini belirten Taşan, "Yaklaşık 11 aydır bu obezite ünitesine devam ediyorum ve bu süreçte 30 kilo verdim. Aldığım hizmetten çok memnunum, buradaki ekip her geldiğimde çok ilgili. Tedavi sürecimiz başladığında önce mevcut rahatsızlıklarım iyileştirildi, ardından diyetisyen yardımıyla kilo verme aşamasına geçtik. 30 kilo verdiğim için çok mutluyum ve şu an bu kiloyu korumaya çalışıyorum. Beslenme alışkanlıklarım tamamen değişti, hayata bakışım ve öz güvenim tazelendi. Artık çocuklarımla daha fazla vakit geçirebiliyor, spor yapabiliyorum. Spor artık hayatımın merkezinde. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri oldu" diye kullandı. "Hayat kalitem arttı" Merkeze başvuran ve 6 ayda 20 kilo veren bir diğer hasta Arzu Ordu ise obezitenin bir hastalık olduğunu buraya geldikten sonra öğrendiğini ifade etti. Merkeze başvurmak isteyip de çekingen davrananlara seslenen Ordu, "Başta çok çekinmiştim ancak buradaki ilgiyi görünce tüm kaygılarım geçti. Dört farklı doktorun bir arada çalışması, diyetisyenin sağlıklı beslenmeyi öğretmesi ve psikoloğun yeme krizlerine karşı verdiği destek çok kıymetli. Burası insana ’her ay düzenli geleyim, tedavi olayım’ dedirtiyor. Kilo verdikten sonra hayat kalitem arttı. Her ay randevu tarihimin gelmesini ve verdiğim kilolarla doktorlardan tebrik almayı büyük bir motivasyonla bekliyorum" ifadelerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:48
"İşitme Kayıplı Çocuklarla Çalışma" semineri
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından 3 Mart Dünya İşitme Günü kapsamında "İşitme Kayıplı Çocukla Çalışmak: İşitme Kaybı ve Eğitsel Müdahaleler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Özel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yasemin Ergenekon yaptı. Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Öz: "İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik yaklaşımları şu sözlerle anlattı: "İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımlar günümüzde daha baskın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. İşitsel-sözel terapi aslında aile merkezli bir yaklaşımdır. Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz. Günlük rutinler içinde bu becerileri destekleyecek ortamların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz." İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde "Ne duydun?" sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı ifade edildi. Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini belirten Öz, çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni kelime ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti. Ayrıca yansımalı kelimelerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27
Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:17
"Obezite, kişinin yaşam kalitesini düşürüyor"
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Obezite Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İhsan Solmaz, 4 Mart Dünya Obezite Günü dolayısıyla obezitenin sağlık üzerindeki etkilerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Obezitenin, vücutta sağlığı bozacak düzeyde aşırı yağ birikimi olarak tanımlandığını belirten Doç. Dr. İhsan Solmaz, Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücut kitle indeksine göre sınıflandırdığını ifade etti. Vücut kitle indeksinin, kilonun metre cinsinden boyun karesine bölünmesiyle hesaplandığını belirten Solmaz, 25 ile 30 arasındaki değerlerin fazla kilolu, 30’un üzerindeki değerlerin ise obez olarak değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’de fazla kilolu ve obez birey sayısının giderek arttığına dikkat çeken Solmaz, obezitenin birçok kronik hastalığın ortaya çıkmasına zemin hazırladığını belirtti. Solmaz, obezitenin diyabet, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile uyku apnesi gibi sağlık sorunlarına neden olabildiğini, ayrıca boyun ve bel fıtığı ile diz kireçlenmesi gibi kas-iskelet sistemi problemlerini de beraberinde getirdiğini ifade etti. Obezitenin bireylerin yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürdüğünü vurgulayan Solmaz, tedavide en önemli adımın yaşam tarzı değişikliği olduğunu söyledi. Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin obeziteyle mücadelede büyük önem taşıdığını belirten Solmaz, özellikle yüksek kalorili un ve hamur işi ürünlerin azaltılması gerektiğini ifade etti. Haftada en az dört gün 45 dakika ya da haftanın her günü en az 30 dakika tempolu yürüyüş yapılmasının önerildiğini dile getiren Solmaz, hastanın vücut kitle indeksine göre gerekli durumlarda medikal tedavi seçeneklerinin de uygulanabildiğini kaydetti. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü ve Kardiyoloji Uzmanı Dr. Emre Asiltürk ise obezitenin kalp sağlığı açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekerek, fazla kilonun kalbin iş yükünü artırdığını ve bu durumun zamanla hipertansiyon, damar sertliği ve kalp krizi riskini yükseltebildiğini belirtti. Asiltürk, sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin hem obeziteyi önlemede hem de kalp sağlığını korumada büyük önem taşıdığını vurguladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
03 Mart 2026 Salı- 10:00
Uzmanından açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"
3
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
4
03 Mart 2026 Salı- 13:48
Yeşilay’dan Uşak’ta farkındalık yürüyüşü
5
03 Mart 2026 Salı- 13:21
Her üzüntü depresyon değildir
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:36
Medical Point Gaziantep’ten ’Dünya Kanser Günü’ farkındalık etkinliği
Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla farkındalık etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, kanserle mücadelede erken teşhisin hayati önemi vurgulandı. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde ‘4 Şubat Dünya Kanser Günü’ dolayısıyla farkındalık etkinliği düzenlendi. Program kapsamında yapılan bilgilendirmelerde, erken tanının tedavi sürecindeki rolüne dikkat çekilirken, farkındalık etkinliğinin ardından pasta kesildi. Etkinlikle hastalara moral ve motivasyon verilmesi amaçlandı. Düzenlenen programa hastanede tedavi gören kanser hastalarının yanı sıra Şehitkamil Belediye Başkanvekili Hülya Kılıç, Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Ekber Şahin ve hastanede görevli doktorlar katıldı. "Hastalarımızla birlikte iç içeyiz" Dünya kanser günü dolayısıyla farkındalık oluşturmak adına güzel bir organizasyon yaptıklarını belirten Medical Point Gaziantep Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin, "Bugün 4 Şubat, Dünya Kanser Günü. Dünya Kanser Günü’ne dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak için böyle bir organizasyon düzenledik. Kanser asrımızın vebası. Veba çok eskilerde kaldı ama bu artık bizim vebamız. Fakat çokta korkulacak bir hastalık değil bu. Zamanında yakalanmış, zamanında uygun tedavi verilmiş hastalarımızda sağ kalım oranlarımız son derece yüksek. Bu olaya farkındalık oluşturmak adına güzel bir organizasyon yaptık. Başkanımız da sağ olsun bize destek verdi. Hülya Hanım kırmadı bizi geldi. Hocalarımızla birlikte, hastalarımızla birlikte iç içeyiz, el eleyiz. Biz bu hastalığın üstesinden hep birlikte geleceğiz" dedi. "Düzenlenen etkinlikler hastalarımıza şifa ve umut oldu" Düzenlenen etkinliğin ses getirdiğini, hastalara umut ve şifa olduğunu aktaran Şehitkamil Belediye Başkanvekili Hülya Kılıç, "Burada hastalarımızla tanıştık, hocalarımızla tanıştık. Ben böyle bir etkinlik düzenlendiği için başhekimimize, müdürümüze, doktorlarımıza, hepinize buradaki çalışanlara çok teşekkür ediyorum, bir farkındalık oluşturmuşuz. Biz daha önceki yıllarda da 4 Şubat kanser günü dolayısıyla etkinlikler yapmıştık. Görüyorum ki o etkinlikler ses getirmiş. Hastalarımıza şifa olmuş, derman olmuş, umut olmuş. Ben çok teşekkür ediyorum böyle güzel bir organizasyon yaptığınız için" ifadelerini kullandı. Dünya kanser gününde erken tanıya dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Alper Sevinç, belli bir yaşın üzerine gelen vatandaşların doktor kontrollerini yaptırması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Sevinç, "Hastalar bazen bize ilk geldiklerinde çok ciddi zorluklarla geliyorlar. Bazen öyle oluyor ki bir inkar dönemi oluyor. Bazen öyle bir dönem oluyor ki bir isyan dönemi oluyor. Bazen öyle bir dönem oluyor ki üzüntü dönemi oluyor. Ama bu dönemler geçtikten sonra da işte o dördüncü dönem dediğimiz bir dönemde de artık hayata sımsıkı sarılıp bilimsel veriler ışığında doktorlarımızın çabasıyla beraber bu tedavilere hastalarımız başlıyor. Ben buradan tüm ülkemize seslenmek istiyorum. Kanser konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mutlaka belli bir yaşın üzerinde kontrollerimizi yaptırmamız gerekiyor. Antep özelinde kilolarımızı vermemiz gerekiyor ve özellikle egzersiz konusunu gündeme getirmek istiyorum. Yürümeliyiz, belki biraz tempolu yürümeliyiz. Kilolarımızdan kurtulmalıyız. Eğer sigara alkol tüketiyorsak bunları azaltmalıyız" ifadelerine yer verdi. "Yeni araştırmalar, yeni ilaçlar, yeni bilimsel çalışmalar tedavi şansını arttırıyor" Yeni araştırmaların, yeni ilaçların, yeni bilimsel çalışmaların tedavi şansını arttırdığını söyleyen Tıbbi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Kalender, "Kanser ismi çok korkunç ama artık yeni tedavi yöntemleriyle, erken tanılarla artık ölümcül bir hastalıktan çok artık kronik bir hastalığa dönüşmek üzere. Her gün yeni araştırmalar, yeni ilaçlar, yeni bilimsel çalışmalarla tedavi şansı daha artmaktadır. Ben de bu etkinlik düzenlendiği için başhekimimize, başkanıma bu vesileyle çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. "Psikolojik destek almaktan da çekinmemek gerek" Kanser hastalığı sürecinde psikolojik destek almaktan çekinmemek gerektiğini anlatan Kln. Psk. Selin Seda Koçakgöl, "Kanser öncelikle, bedensel anlamda insanı yorduğu gibi ruhsal anlamda da bir mücadele gerektiren bir süreçtir. Bu yolculuk inişlerin çıkışların olduğu bir yolculuk ama bu yolculukta yalnız olmadığımızı sizlere hatırlatmak isteriz. Psikolojik destek almaktan da çekinmemek ve bu yükü paylaşmak gerektiğini de tekrar hatırlatmak isteriz" dedi. "Her geçen gün çok daha iyi sonuçlar alıyoruz" Doktorlar, sağlık çalışanları ve toplum olarak hastaları destekleyince daha iyi sonuçlar alındığını aktaran Doç. Dr. Gökmen Aktaş ise, "Bugün 4 Şubat Dünya Kanser Günü. Hastalarımızla birlikte kutladık. Aynı pastamızda yazdığı gibi birlikte güçlüyüz. Bugün aslında bir birlikte güçlenme günü. Biz doktorlar, sağlık çalışanları, yöneticilerimiz ve toplum olarak hastalarımızı destekledikçe ve birlikte kanserle savaştıkça her gün, her geçen gün çok daha iyi sonuçlar alıyoruz. Bugün burada olan hastalarımız da bunların en güzel kanıtı ve göstergesi. Hepsine çok teşekkür ediyorum ve kanser farkındalığının artmasını umuyorum" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:28
3 temel alışkanlık kanser riskini azaltıyor
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Birol Ocak, sağlıklı beslenmenin, hareketli yaşamın ve tütün gibi zararlı alışkanlıklardan uzak durmanın kanser riskini azalttığına dikkat çekti. Dünya Kanser Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Ocak, kanserin dünyada ve Türkiye’de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirtti. Erken tanı, doğru tedavi ve düzenli takip ile birçok kanser türünde başarılı sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Ocak, "Kanserle mücadelede en etkili silahlarımızın başında erken tanı gelmektedir. Meme, rahim ağzı, kalın bağırsak ve akciğer gibi kanser türlerinde tarama programları sayesinde hastalık henüz belirti vermeden belirlenmekte ve tedavi şansı önemli ölçüde artmaktadır. Bu nedenle vatandaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemesi, vücutlarındaki değişiklikleri ciddiye alması büyük önem taşımaktadır" dedi. Ücretsiz taramanızı yaptırın Sağlık Bakanlığı’nın kanserle mücadelede önemli bir rol üstlendiğine dile getiren Ocak, "Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ulusal kanser tarama programları, ülke genelinde ücretsiz olarak sunulmakta erken tanı, tedaviye erişim ve hasta takibi sistemli bir şekilde sürdürülmektedir. Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM) aracılığıyla toplumun her kesimine ulaşılması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu. Sağlıklı yaşamak önemli Kanserden korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıkları da büyük önem taşıdığının altını çizen Ocak, "Tütün ürünlerinden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, fiziksel olarak aktif olmak ve ideal kiloyu korumak kanser riskini azaltan temel faktörlerdir. Bu konuda toplum bilincinin artırılması, hepimizin ortak sorumluluğudur. Dünya Kanser Günü vesilesiyle bir kez daha vurgulamak isterim ki kanser şansa bırakılmaz. Erken teşhis, doğru bilgi ve güçlü bir sağlık sistemiyle kanserle mücadelede umut her zaman vardır" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:02
Doç. Dr. Çolak: "Aile desteği yolculuğu güçlendiriyor"
Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanser hastalarında aile desteğinin tedavi sürecini güçlendirdiğini belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü nedeniyle değerlendirmelerde bulunan Güven Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Dilşen Çolak, kanserin toplumda hala tek bir hastalık gibi algılandığını ancak bu yaklaşımın günümüz tıbbını yansıtmadığını belirtti. Kanserin köken aldığı organa, hücre tipine ve biyolojik özelliklerine göre çok farklı seyirler gösterebilen bir hastalık grubu olduğunu vurgulayan Çolak, "Bugün kanseri tek başına bir tanı olarak değil, kişiye özel değerlendirilmesi gereken bir süreç olarak ele alıyoruz" dedi. Erken tanı tedavinin seyrini doğrudan etkiliyor Kanserde erken tanının hayati önem taşıdığını ifade eden Çolak, tanı sürecinde doğru zamanda yapılan tetkiklerin ve multidisipliner değerlendirmenin hastalığın gidişatını belirlediğini söyledi. Erken evrede tespit edilen kanserlerde tedavi başarısının ve yaşam kalitesinin belirgin şekilde arttığını belirten Çolak, düzenli kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiği konusunda uyarılarda bulundu. Kanser tedavisinde bütüncül yaklaşım öne çıkıyor Günümüzde kanser tedavisinin yalnızca ilaç ya da cerrahi girişimlerden ibaret olmadığını belirten Çolak, "Bütüncül yaklaşım hastayı fiziksel, psikolojik ve sosyal yönleriyle bir bütün olarak ele almak anlamına geliyor" diye konuştu. Çolak, tedavi sürecinde psikolojik destek, beslenme, yaşam tarzı düzenlemeleri ve yan etki yönetiminin de en az tıbbi tedaviler kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Aile desteği tedavi yolculuğunu güçlendiriyor Kanser tedavisinin yalnızca hastayı değil, ailesini de kapsayan bir süreç olduğunu dile getiren Çolak, aile desteğinin hastanın motivasyonunu ve tedaviye bağlılığını olumlu yönde etkilediğini ifade etti. Çolak, ailenin doğru bilgilendirilmesinin hastanın duygusal yükünü hafiflettiğini ve süreci daha yönetilebilir kıldığını belirtti. 4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle topluma mesaj veren Çolak, kanserle ilgili en yanlış algının ’çaresizlik’ olduğunu söyledi. Çolak, farkındalığın ve bilginin kanserle mücadelenin en güçlü unsurları olduğunu vurgulayarak, "Kanser, erken tanı ve doğru tedavi yaklaşımlarıyla yönetilebilen bir hastalık grubudur" dedi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 14:22
Kanserde erken teşhisin önemine dikkat çekildi
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi, Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında meme, rahim ağzı ve kalın bağırsak kanseri taramalarının belirli yaş gruplarına ücretsiz olarak yapıldığını hatırlattı. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi, yaptığı bilgilendirme paylaşımıyla kanser taramalarının Türkiye’de tamamen ücretsiz olarak gerçekleştirildiğini hatırlattı. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında belirli yaş gruplarındaki vatandaşlar, hiçbir ücret ödemeden kanser taramalarından yararlanabiliyor. Paylaşımda yer alan bilgilere göre, meme kanseri taraması 40-69 yaş arası kadınlara 2 yılda bir yapılırken, rahim ağzı kanseri taraması 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir uygulanıyor. Kalın bağırsak kanseri taraması ise 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere 2 yılda bir gerçekleştiriliyor. Öte yandan kanser taramalarının, Aile Sağlığı Merkezlerinde (ASM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezlerinde (KETEM), Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) ve mobil kanser tarama araçlarında yapılabildiği belirtildi. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada erken teşhisin hayat kurtardığı vurgulanırken, vatandaşları düzenli taramalarını yaptırmaları konusunda uyardı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:38
Uzmanlardan kanser uyarısı: "Erken tanı hayat kurtarıyor"
Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserden korunma, erken tanı ve güncel tedavi yöntemlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniğinde görev yapan uzman hekimler, Dünya Kanser Günü kapsamında kanserden korunma, erken tanı ve tedavideki güncel gelişmeler hakkında bilgilendirmede bulundu. Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Feyza Fırat Atay, kanserin vücuttaki hücrelerin kontrolsüz şekilde çoğalması sonucu ortaya çıkan kötü huylu kitleler olduğunu belirterek, Türkiye’de her yıl yaklaşık 250 bin yeni kanser vakasının teşhis edildiğini söyledi. Dr. Atay, dünya genelinde ise 2030 yılına kadar yaklaşık 27 milyon yeni kanser vakası görülmesinin beklendiğini ifade etti. Koruyucu sağlık önlemlerinin önemine dikkat çeken Atay, obezitenin önlenmesi, tütün kullanımının azaltılması, alkol tüketiminin sınırlandırılması ve güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından korunmanın kanser riskini önemli ölçüde azalttığını vurguladı. Erken tanının hayati önem taşıdığını belirten Dr. Atay, tarama programlarının herhangi bir şikayeti olmayan bireylere uygulandığını ve kanserin erken evrede tespit edilmesini sağladığını söyledi. Erken teşhis edilen kanserlerde tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu ifade etti.Kanser taramalarının KETEM (Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri) ile Aile Sağlığı Merkezlerinde ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatan Atay, vatandaşları düzenli taramalara katılmaya davet etti. Akciğer kanserinde en büyük risk faktörünün tütün kullanımı olduğunu belirten Atay, tütün kullanımının azaltılmasıyla akciğer kanserlerinin büyük bölümünün önlenebileceğini söyledi. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser türü olduğunu vurgulayan Atay, düzenli kendi kendine meme muayenesi ve mamografinin erken tanıdaki önemine dikkat çekti.Kolon kanserinin genellikle belirti vermeden ilerlediğini ifade eden Atay, 50 yaşından sonra düzenli taramaların erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Serviks kanserinin HPV ile ilişkili olduğunu aktaran Atay, aşılama ve düzenli taramalarla bu kanser türünün büyük ölçüde önlenebileceğini söyledi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Furkan Günen ise, kanser tedavisinde kişiselleştirilmiş yaklaşımların öne çıktığını belirtti. Günen, akıllı ilaçlar ve immünoterapilerin, bağışıklık sistemini kanser hücrelerine karşı harekete geçirerek bazı hastalarda uzun süreli yanıtlar sağladığını ifade etti. Kanserin artık birçok türde kronik bir hastalığa dönüşebildiğini belirten Günen, erken tanı ve doğru tedaviyle kanserle mücadelede umutların her geçen gün arttığını kaydetti.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:20
Sinop’ta Dünya Kanser Günü farkındalık etkinliği
Sinop’un Boyabat ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından, 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla kanserle mücadelede farkındalık oluşturmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Etkinlikler kapsamında vatandaşlara kanser türleri, erken teşhisin önemi ve korunma yolları hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Sağlık personelleri tarafından broşürler dağıtılırken, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kanser riskini azaltmadaki rolüne dikkat çekildi. Boyabat İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, kanserle mücadelenin en etkili yolunun erken tanı ve düzenli taramalar olduğunu vurgulayarak, vatandaşları sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak yapılan kanser taramalarından faydalanmaya davet etti. Düzenlenen farkındalık faaliyetleriyle toplumda bilinç düzeyinin artırılmasının hedeflendiği belirtildi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:05
Diyarbakır’da ev hemodiyalizi ile hastalara konforlu tedavi imkanı
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği, böbrek yetmezliği yaşayan hastalar için yaşam kalitesini artıran ev hemodiyalizi uygulamasıyla dikkat çekiyor. Hastane bünyesinde iki yılı aşkın süredir sürdürülen uygulama sayesinde hastalar, hastane ortamına bağlı kalmadan kendi evlerinde diyaliz tedavisi alabiliyor. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise Diyarbakır’da sağlık hizmetlerinin yalnızca hastane duvarlarıyla sınırlı kalmadığını vurguladı. Asiltürk, ‘’Sağlık hizmetini vatandaşımızın ayağına götürmek, yaşam kalitesini artıran uygulamaları yaygınlaştırmak temel önceliğimizdir. Ev hemodiyalizi uygulaması, hastalarımızın hem tedavi konforunu hem de günlük yaşamlarını doğrudan olumlu etkileyen çok kıymetli bir hizmettir. Bu hizmetin ilimizde başarıyla uygulanıyor olması bizim için gurur vericidir’’ dedi. İç Hastalıkları ve Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Enver Yüksel, böbrek yetmezliği gelişen hastalarda renal replasman tedavilerinin zorunlu hale geldiğini belirterek, "En iyi tedavi seçeneği böbrek naklidir. Ancak nakil şansı olmayan hastalarda diyaliz tedavileri devreye girer. Bu noktada ev hemodiyalizi, hastalarımıza hem tıbbi hem de sosyal açıdan önemli avantajlar sunmaktadır" diye konuştu. Ev hemodiyalizinin, hastaların haftanın üç günü merkeze gitme zorunluluğunu ortadan kaldırdığını ifade eden Doç. Dr. Yüksel, hastaların eğitim sürecinin ardından tedaviyi kendi evlerinde, hekim ve hemşirelerin rehberliğinde güvenle uygulayabildiğini vurguladı. Doç. Dr. Yüksel, "Ev hemodiyalizinde seanslar hastanın ihtiyacına göre daha sık ama daha kısa süreli yapılabiliyor. Bu sayede kan daha iyi temizleniyor, sıvı kontrolü daha etkin sağlanıyor ve hastaların ilaç ihtiyacı belirgin şekilde azalıyor. Merkezimizde ev hemodiyalizi uygulayan hastalarımızda böbrek yetmezliğine bağlı ilaç kullanımının yok denecek kadar azaldığını gözlemliyoruz" şeklinde konuştu. Uygulama kapsamında hastaların evlerine ücretsiz olarak su arıtma cihazı ve diyaliz cihazı kurulduğunu belirten Doç. Dr. Yüksel, şu ana kadar 5 hastanın eğitim sürecini tamamlayarak evde diyalize başladığını, yeni hastalar için de değerlendirmelerin sürdüğünü kaydetti. Ev hemodiyalizi hakkında bilgi almak veya bu tedaviye geçiş yapmak isteyen hastaların, hastanenin diyaliz ünitesine başvurabilecekleri belirtildi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 13:05
Kızının karaciğeri ile hayata tutundu
Bursa’nın Orhangazi ilçesinde uzun süredir karaciğer yetmezliği yaşayan 55 yaşındaki Recep Özcan, 31 yaşındaki sağlık görevlisi kızı Ayşenur Gürleyen’den alınan karaciğer ile hayata tutundu. Edinilen bilgiye göre, Bursa’daki Özel Acıbadem Hastanesi’nde, yapılan 10 saatlik operasyon sonrası genç kadından alınan karaciğer babasına nakledildi. Gerekli tüm kontrolleri ve tedavileri tamamlanan Ayşenur Gürleyen sağlıklı bir şekilde taburcu edilirken, Orhangazi’de ikamet ettiği öğrenilen Recep Özcan ise doktorlarının yakın gözetiminde hastanedeki tedavisine devam ediyor. "Kızım bana canından can verdi" Duygularını paylaşan Recep Özcan, yaşadığı mutluluğu şu sözlerle dile getirdi: "Evladım bana canından can verdi. Onun sayesinde bugün yeniden nefes alıyorum. Başta Doç. Dr. Hikmet Aktaş ve Dr. İmam Bakır Batı olmak üzere, bu operasyonu gerçekleştiren tüm sağlık ekibine ve Özel Acıbadem Hastanesi’ne sonsuz teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. Hepsi bizim için birer kahraman."
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:54
Dr. Hale Moral uyardı: "KOAH’ta en büyük risk sigara"
Eskişehir Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hale Moral, "KOAH’ta en büyük risk sigaradır. Sigara bırakıldığında hastalar çok daha sağlıklı ve kaliteli bir yaşam sürebiliyor" dedi. Dr. Hale Moral, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. KOAH’ın hava yollarının kalıcı ve kronik şekilde daralmasıyla ortaya çıkan ciddi bir solunum hastalığı olduğunu belirten Dr. Moral, hastalığın en önemli nedeninin sigara olduğunu vurguladı. Günde bir paket sigara içen bireylerde ortalama 20 yıl sonra KOAH geliştiğini ifade eden Moral, "Bu hastalar genellikle 40 yaş civarında bize başvuruyor. Ancak çoğu hasta öksürük, balgam ve nefes darlığını sigaraya bağlayarak şikâyetlerini ciddiye almıyor ve geç dönemde hekime geliyor" şeklinde konuştu. "Hasta öyküsü ve sigara geçmişi bizim için çok önemli" KOAH’ın yalnızca sigarayla sınırlı olmadığını belirten Dr. Hale Moral, özellikle kırsal bölgelerde ısınma amacıyla kullanılan hayvan atıkları gibi biyokütle yakıtların ve mesleki toza maruz kalmanın da hastalığın gelişiminde etkili olduğunu söyledi. Tanı sürecine ilişkin bilgi veren Dr. Moral, "Hasta öyküsü ve sigara geçmişi bizim için çok önemli. Fizik muayenenin ardından Solunum Fonksiyon Testi, KOAH tanısında önemlidir. Akciğer grafisi ve kan tetkikleri de tanıya yardımcı olur" diye belirtti. "Erken tanı ve doğru tedaviyle bu noktaya gelmeden hastalık kontrol altına alınabilir" Asıl mücadelenin tanı konulduktan sonra başladığını vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hale Moral, tedavinin temelini zararlı etkenlerden uzaklaşmanın oluşturduğunu belirtti. Sigaranın bırakılması, ev içi duman ve mesleki risklerin ortadan kaldırılmasının şart olduğunu ifade eden Dr. Moral, bronşları gevşetici inhaler tedavilerin nefes darlığını önemli ölçüde azalttığını söyledi. Aşılar ve egzersizin hayati derecede önemli, KOAH ataklarının ise en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğuna dikkat çeken Dr. Moral, hastalara grip ve zatürre aşılarını önerdiklerini belirtti. Ayrıca solunum ve vücut egzersizleriyle hastaların yaşam kalitesinin artırılabileceğini ifade eden Dr. Moral, hastaların büyük bir bölümünün doktora geç evrede başvurduğunu dile getirerek, "Bu durumda oksijen tedavisi ve solunum cihazları gerekebiliyor. Oysa erken tanı ve doğru tedaviyle bu noktaya gelmeden hastalık kontrol altına alınabilir" ifadelerini kullandı.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:45
"Bir kereden bir şey olmaz" demeyin
YEDAM Klinik Psikoloğu Tuğçe Üstüntaş, kumar bağımlılığının beyindeki ödül sistemini uyuşturucu madde gibi etkilediğini belirterek, "Kumar bağımlılığı, genellikle ’bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlar. İlk kazanımlar oynama isteğini artırırken, kayıplar telafi etme arzusuna dönüşür. ’Bir dahaki sefere kazanacağım’ gibi yanlış düşünce kalıpları bağımlılığı besler ve kişi bir kısır döngüye girer. Süreç yalnızca bireyi değil, ailesini ve yakın çevresini de etkiler" dedi. Çayırova Belediyesi’nin destekleriyle 2021 yılında hizmete giren Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), "2026 Bağımsızlık Yılı" çalışmaları kapsamında kumar bağımlılığıyla mücadeleye ağırlık verdi. Merkez, bağımlı bireylere ve yakınlarına ücretsiz, gizlilik esasına dayalı psikoterapi desteği sunuyor. Soma Şehitleri Parkı içerisinde faaliyet gösteren YEDAM Çayırova, son yıllarda yaygınlaşan kumar bağımlılığına karşı uzman kadrosuyla mücadele ediyor. YEDAM Klinik Psikoloğu Tuğçe Üstüntaş, kumar bağımlılığının kişinin olumsuz sonuçlara rağmen durduramadığı davranışsal bir sorun olduğunu belirtti. Bu bağımlılığın beyindeki ödül sistemini tıpkı alkol ve madde kullanımı gibi etkilediğine dikkati çeken Üstüntaş, "Kişi zamanla kontrolünü kaybeder. Bu durum maddi kayıplar, aile içi sorunlar, sosyal ve psikolojik çöküşlere yol açabilir. Dünya genelinde en yaygın dürtü kontrol bozukluklarından biridir" dedi. "Kumar bağımlılığı, genellikle ’bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlar" Üstüntaş, bağımlılık sürecinin genellikle masum görünen denemelerle başladığını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Kumar bağımlılığı, genellikle ’bir kereden bir şey olmaz’ düşüncesiyle başlar. İlk kazanımlar oynama isteğini artırırken, kayıplar telafi etme arzusuna dönüşür. ’Bir dahaki sefere kazanacağım’ gibi yanlış düşünce kalıpları bağımlılığı besler ve kişi bir kısır döngüye girer. Süreç yalnızca bireyi değil, ailesini ve yakın çevresini de etkiler." Tedavide psikolojik desteğin temel unsur olduğunu aktaran Üstüntaş, Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemiyle tetikleyici düşüncelerin değiştirilmesinin hedeflendiğini bildirdi. Kumar ortamlarından uzak durulması, bütçe planlaması yapılması, kredi kartı limitlerinin kısıtlanması gibi önlemlerin önemine değinen Üstüntaş, vatandaşların 115 YEDAM Danışma Hattı’nı arayarak uzmanlardan ücretsiz destek alabileceğini sözlerine ekledi.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:24
Kanser tedavisinde kişiye özel yaklaşım
Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. İdris Yücel, kanser tedavisinde kişiye özel yaklaşımların ön plana çıktığını belirterek, "Artık aynı kansere sahip iki hastaya aynı tedaviyi uygulamıyoruz" dedi. Kanser tedavisinde geçmişte belli kalıplar üzerinden ilerlendiğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yücel, bilgi birikiminin özellikle moleküler düzeyde büyük ölçüde arttığını söyledi. Kanser hücresinin mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasıyla birlikte her kanser türü için farklı biyolojik yolların ortaya konduğunu vurgulayan Yücel, bu gelişmelerin kişiye özel tedavilerin önünü açtığını kaydetti. "Hastaya ait biyolojik özellikleri ileri moleküler düzeyde tespit ediyoruz" diyen Prof. Dr. Yücel, hastanın kanserinin hangi profilde öne çıktığının belirlendiğini ve buna uygun özgün ilaçlarla tedavi planlandığını aktardı. Bu tedaviler arasında akıllı ilaçların da yer aldığını belirten Yücel, kişiselleştirilmiş tedavi kapsamında hastaya özgü ilaçların devreye sokulduğunu ifade etti. Her kanser türü için kişiselleştirilmiş tedavi çalışmalarının yürütüldüğünü dile getiren Prof. Dr. Yücel, erken teşhisin önemine de dikkat çekerek, "İnsanlar vücutlarında en ufak bir değişiklik hissettiklerinde gecikmeden hekime başvurmalı" diye konuştu. Onkoloji uzmanlarına erişimin geçmişe göre çok daha kolay olduğunu vurgulayan Yücel, "Eskiden onkoloji uzmanı sayısı azdı ve ulaşmak zordu. Günümüzde ülkemizde yeterli sayıda onkoloji uzmanı bulunuyor. Vatandaşlarımız mutlaka onkologlara başvursun" şeklinde konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 12:23
Van’da riskli glomus tümörü ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
Türkiye’de en çok Van ve çevre illerde görülen glomus (şah damarı tümörü), Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde başarıyla gerçekleştirilen ameliyatlarla tedavi ediliyor. Van’ın İpekyolu ilçesinde yaşayan 4 çocuk babası ve Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi personeli olan Şahyeddin Şabu (66), rahatsızlığı nedeniyle görev yaptığı hastaneye başvurdu. Yapılan tetkiklerde glomus teşhisi konulan hasta, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin ve ekibi tarafından ameliyata alındı. Riskli ve özellikli olarak değerlendirilen operasyon, uzman ekip tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası hastanın sağlık durumunun iyi olduğu, kısa süre içinde taburcu edilmesinin planlandığı bildirildi. Öte yandan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bugüne kadar glomus tanısıyla toplam 32 hastanın başarıyla ameliyat edildiği belirtilirken, hastanenin bu alanda bölgenin önemli merkezlerinden biri haline geldiği vurgulandı. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, glomus tümörünün bölgede endemik olarak sık görüldüğünü belirtti. Kalp merkezine Türkiye’nin dört bir yanından hastaların operasyon için geldiğini ve bu cerrahilerin güvenli bir şekilde başarıyla gerçekleştirildiğini ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Bugün tedavi ettiğimiz hastamız aynı zamanda kurumumuzda görev yapan bir çalışma arkadaşımızdır. Bir çalışanın kendi kurumunu tercih etmesi, sağlık hizmetinin kalitesi açısından son derece kıymetlidir. Çünkü burada görev yapan bir kişi, sunulan hizmetin kalitesine birebir tanıklık etmektedir. Kendi tedavisini de bu merkezde yaptırmayı tercih etmesi bunun en somut göstergelerinden biridir. Çalışanlarımızın kendi sağlık süreçlerinde de merkezimize güven duyması, sunduğumuz hizmet kalitesinin önemli bir göstergesidir. Bu vesileyle ameliyatı gerçekleştiren ekibimize teşekkür ederiz" dedi. "Bölgemizde glomus tümörü maalesef oldukça sık görülmektedir" Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Sezgin ise glomus tümörünün şah damarının çatal bölgesinde yerleşen iyi huylu bir tümör türü olduğunu dile getirerek, "Bu hastalıkla sıklıkla karşılaşmaktayız. Bugün ameliyatını gerçekleştirdiğimiz hastamız, aynı zamanda ameliyathanede birlikte çalıştığımız değerli bir çalışma arkadaşımızdır. Ameliyatı başarıyla tamamladık ve bugün ameliyat sonrası üçüncü gününde hastamızı taburcu ettik. Bölgemizde glomus tümörü maalesef oldukça sık görülmektedir. Bu ameliyatla birlikte merkezimizde gerçekleştirdiğimiz 32’nci glomus tümörü ameliyatıdır. Yıllık ortalama 10-12, bazı yıllarda ise 13’e kadar bu tür ameliyatları başarıyla gerçekleştirmekteyiz. Bu tümörlerde nüks oranı genellikle yüzde 1 ile 3 arasında değişmekte, nadiren yüzde 5’e kadar çıkabilmektedir. Tümör en sık sağ tarafta görülmekle birlikte hem sağ hem de sol tarafta yerleşim gösterebilmektedir. Bölgemizde sık görülmesinin; yüksek rakım, hipertansiyon ve bazı genetik faktörlerin birlikte etkili olabileceğini düşünüyoruz" diye konuştu. "32’nci ameliyatımızı da başarıyla gerçekleştirdik" Glomus tümörlerinin iyi huylu ve genellikle tek bir ameliyatla tamamen tedavi edilebildiğini ifade eden Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Herhangi bir yayılım özelliği göstermemektedir. Ancak sinir ve damar yapılarına çok yakın yerleşim göstermesi nedeniyle cerrahisi oldukça zordur. Tümör; ses telleri, ses sinirleri ve şah damarlarıyla iç içe yerleştiği için bu yapıların korunarak çıkarılması büyük önem taşımaktadır. Bu alanda edindiğimiz tecrübe sayesinde 32’nci ameliyatımızı da başarıyla gerçekleştirdik. Hastamızın genel durumu iyi, şu anda stabil ve herhangi bir komplikasyon söz konusu değildir." "Ameliyatım son derece başarılı geçti" 66 yaşındaki Şahyeddin Şabu isimli hasta da, "Bu ameliyatı nerede olmam gerektiği konusunda farklı yerlerde araştırmalar yaptım. Görüştüğüm kişiler bana, ‘Böyle bir değer varken başka bir yerde tedavi olmanın bir anlamı yok’ dediler. Dr. Murat Sezgin’i yakından tanıyan biri olarak, bu ameliyat için en doğru adresin burası olduğuna karar verdim. Doktorumuz gerçekten çok güzel bir süreç yönetti. Ameliyatım son derece başarılı geçti. Kendisine ve emeği geçen tüm ekibe teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder