Son Dakika
|
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
SAĞLIK
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemlerinin önemi artıyor
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:52:20
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:37
Bayburt’ta öğrencilere "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" eğitimi verildi
"Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" Projesi kapsamında Bayburt Maden Anaokulu ve İlkokulu’nda öğrencilere yönelik sağlık eğitimi gerçekleştirildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü arasında yapılan protokol çerçevesinde düzenlenen etkinlikte sağlık ekipleri okulda öğrencilere çeşitli konularda bilgilendirme yaptı. Programda 112 Acil Sağlık Hizmetleri tanıtılırken, bulaşıcı hastalıklardan korunma yolları, hijyen ve kişisel temizlik uygulamaları ile ağız ve diş sağlığı konularında eğitim verildi. Eğitimler, çeşitli etkinliklerle desteklendi. Etkinlik öğrenciler tarafından ilgiyle karşılanırken, program sonunda öğrencilere "Sağlık Elçileri" belgeleri, ağız ve diş bakım setleri ile çeşitli eğitim materyalleri dağıtıldı.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:36
Emet’te sahipli kedi ve köpeklere mikroçip uygulaması, kimliklendirme ve pasaport tahsisi işlemleri
Emet İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli tarafından sahipli kedi ve köpeklere yönelik mikroçip uygulaması kapsamında kimliklendirme ve pasaport tahsis işlemleri gerçekleştirildi. Yapılan uygulamalarla ev hayvanlarının kayıt altına alınması, takiplerinin sağlanması ve muhtemel kaybolma durumlarında sahiplerine daha kolay ulaştırılması amaçlanıyor. Ayrıca mikroçip sistemi sayesinde hayvanların sağlık ve sahiplik bilgilerinin güvenli şekilde kayıt altında tutulduğu belirtildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 11:20
Sedef hastalığı kalbi tehdit edebilir
Halk arasında sadece bir ‘cilt döküntüsü’ olarak bilinen sedef hastalığı (psoriasis), aslında bağışıklık sisteminden kalp sağlığına kadar tüm vücudu etkileyebilen kronik bir süreci kapsıyor. Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını belirten Medicana Sağlık Grubu Dermatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi edilmediğinde eklemlerde kalıcı hasara yol açabileceğini, kalp damar hastalıklarına zemin hazırlayabileceğini belirterek uyardı. Deri üzerinde gümüş renkli, parlak pullanmalarla kendini gösteren ve adını bu görüntüsünden alan sedef hastalığı (psoriasis), dünya genelinde milyonlarca kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Neslihan Şendur, sedefin sadece estetik bir kaygı değil, vücudun içten dışa verdiği kronik bir ‘enflamasyon’ sinyali olarak kabul edildiğini belirtti. Prof. Dr. Neslihan Şendur, deri, saçlı deri ve tırnakları etkileyen bu hastalığın doğumdan itibaren her yaşta görülebileceğini ancak genellikle genç erişkinlik döneminde başladığını ifade etti. Sedef hastalığının nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak genetik faktörlerin önemli rol oynadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın genetik temelini inceleyen çalışmalar, oluşumunda tek bir genin değil, birden çok sayıda genin rolü olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkışında veya alevlenmesinde fiziksel, kimyasal ve ruhsal travmalar, çeşitli enfeksiyonlar, stres, bazı ilaçlar, güneş ışığı ve iklim değişiklikleri gibi birçok faktör tetikleyici olmaktadır. Ayrıca son yıllarda obezite, diyabet, hipertansiyon ve koroner kalp hastalığı gibi sistemik sorunlar da bu sürece eşlik eden önemli faktörler arasına eklenmiştir" dedi. Hastalığın tetikleyicisi stres Sedef hastalığının bulaşıcı olmadığını, hastalığın belirli bir gen ile aktarılmadığı için genetik hastalıklar arasında da yer almadığını vurgulayan Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalık en önemli tetikleyicisinin stres olduğunu belirtti. Şendur, "Stres sedef hastalığını başlatan ve artıran önemli bir faktördür. Araştırmalar duygusal faktörlerin sedef hastalığının oluşumunda, hastalığın şiddetlenmesinde çok önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Beslenme, hastalar tarafından çok üzerinde durulan ve sorulan bir durum. Akdeniz tipi beslenme, Omega-3 yağ asitleri, taze sebze ve meyve önerilen gıdalardır. Hastalığın seyri ve özellikleri nedeni ile eşlik eden insülin direnci, hipertansiyon, obezite, kalp-damar hastalıklarının kontrolü açısından da şeker, karbonhidrat, alkol, sigara, işlenmiş gıdalar ve benzerlerinden korunmak gerekir. Düzenli egzersiz ve Akdeniz diyeti ile beslenme tedavileri destekler ve eşlik edebilecek hastalıkları kontrol eder" açıklamasını yaptı. Sedef için tek bir reçete mümkün değil Sedef hastalığının tedavisinde tek bir reçetenin mümkün olmadığını ifade eden Prof. Dr. Neslihan Şendur, sözlerine şöyle devam etti: "Sedef hastalığında standart bir tedavi yoktur. Seçilen tedaviler hastaların yaşına, hastalığın tipine, yaygınlığına, daha önce aldığı tedavilere ve eşlik eden hastalıklarına bağlı olarak değişir. Tedavi belirlenmeden önce hastanın çalışma düzeninden ekonomik durumuna kadar birçok parametre gözden geçirilir. Özellikle uzun süreli ve yaygın hastalığı olan, yaşam kalitesi bozulan ve diğer tedavilere yanıt vermeyen hastalarda biyolojik tedaviler büyük önem kazanmıştır. Ayrıca topikal ilaçlara yanıt vermeyen veya sistemik tedavi alamayan hastalarda, özellikle çocuklarda fototerapi (ışık tedavisi) hala güncelliğini koruyan başarılı bir yöntemdir. Sedef, sadece bir deri hastalığı değildir; tedavi edilmediğinde kalp ve damar hastalıkları, diyabet ve metabolik sendrom riskini artırır. Ayrıca hastaların yüzde 5-30’unda gelişebilen psoriatik artrit (sedef romatizması), eklemlerde kalıcı ve dejeneratif hasarlar bırakabilir. Bu nedenle erken tanı hayati önem taşır." İzmir gibi bölgelerin iklimsel avantajına da değinen Şendur, "Sedef hastalığı, iklim değişikliklerinden etkilenen bir hastalık. İzmir gibi nemli ve güneşli iklim özellikleri hastalar için yararlı olacaktır. Güneşin ve sedanter yani stressiz, sakin yaşamın tedaviye olumlu etkileri vardır" dedi. Doktorun önerdiği ürünler kullanılmalı Sedef hastalığının uygun tedavi ile iyileştirilebileceğini ancak tedavi kesildiğinde hastalığın herhangi bir nedenle yeniden başlayabileceğini belirten Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastalığın tedavi yöntemleri ve yeni gelişmeler hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Neslihan Şendur, "Hastalığın ortaya çıkış nedenleri ve gelişim mekanizmasına uygun hedef tedaviler geliştirilmeye devam ediliyor. En önemli konu hastalığın kontrolü ile remisyonun sağlanabileceği konusunda kişilerin eğitilmesi, risk faktörleri konusunda uyarılmasıdır. Bazen hastalığın spontan iyileşebilmesinin yanı sıra hastalığın tekrarlayıcı olduğu ve hayat boyu süreceği konusunun vurgulanması da hastaların tedaviden beklentileri konusunda önemlidir" diye konuştu. Bitkisel çözümlerin hekime danışılmadan uygulanmasının hastalık sürecine olumsuz yansıyabileceğinin altını çizen Prof. Dr. Neslihan Şendur, hastaların özellikle banyoda deri bütünlüğünü bozacak uygulamalardan kaçınması gerektiğini ve dermatoloji uzmanlarının önerdiği krem, nemlendirici gibi bakım ürünlerini kullanmaları gerektiğini söyledi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:21
Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:56
Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır"
10 Temmuz 2025 Perşembe - 16:10
Kars VHO Başkanı Ercan Ödül "Sat-1 Serotipli Şap Hastalığı" hakkında bilgilendirme yaptı
Kars Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, ulusal düzeyde büyükbaş-küçükbaş hayvan hareketlerinin durdurulmasına sebep olan "Sat-1 Serotipli Şap Hastalığı" ile alakalı basın açıklaması yaptı. Başkan Ercan Ödül, Şap hastalığın geviş getiren hayvanlarda büyük ekonomik kayıplara neden olduğunu, ateş, ağızda köpük ve salya görülmesi, yem alımının azalması ve ayaklarda yaralar ile karakterize, özellikle 1 yaşından genç hayvanlarda ölüme sebebiyet veren, akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalık olduğunu belirtti. Ödül, "7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. South Africa Territories olarak adlandırılan Sat alt serotiplerinden Sat-1 Serotipi ülkemizde uzun yıllar sonra ilk defa tespit edilmiştir. Bu nedenle yetiştiricilerimiz tarafından uzun yıllardır bilinen standart şap hastalığı klinik tablosundan daha agresif seyirli olabilir. Şap hastalığı hayvanlardan insanlara da bulaşabilen fakat insanlarda (bağışıklık düzeyine bağlı olmakla birlikte) çok hafif seyirli bir hastalıktır. Şap hastalığı gösteren büyükbaş ve küçükbaş hayvanların etlerinin standart pişirme teknikleri ile tüketilmesinde hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Direkt temas, enfekte ve duyarlı hayvanlar arasında en yaygın bulaşma formudur. Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık %95’ inde bulaşma direk temasla olur. Şap virusu hayvanların soludukları havada enfeksiyondan beş gün sonrasına kadar bulunabilmektedir. Şap hastalığının en önemli epidemiyolojik özelliklerinden birisi de virusun hava yolu ile çok uzak mesafelere taşınması nedeniyle hastalığın yayılmasıdır" dedi. Ödül, "Bir de virusun mekanik olarak taşınması yolu ile bulaşma şekli vardır. İnsan ve hastalığın konakçısı olmayan hayvanlar (Kuşlar, fareler) kontamine materyaller (Yem, ot, su, vs.), nakil araçları, et, et ürünleri, süt, süt ürünleri, suni tohumlama ve embriyo transferi yolları ile virus mekanik olarak taşındığı için enfeksiyon kaynağı olabilir. Bu nedenle Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi tarafından hastalığın yayılmasını önlenmesi için şap hastalığına duyarlı tüm hayvanların il içi ve il dışı hareketlerini durdurma kararı alınmıştır" diye konuştu. Tüm üreticilerin ülke genelinde il içi ve il dışı hayvan hareketlerini durdurmaya yönelik alınan karara uymasının önemine değinen Ödül, "Köy içinde dahi işletmeler arası hayvan hareketi yapılmaması, bu süreçte farklı işletmelerin hayvanlarının ortak sulukları kullanmamaları, hayvan sahiplerinin birbirlerinin işletmelerine girmemeleri, işletmelerde giyilen elbiseler ve ayakkabıların işletme dışında kullanılmaması, enfekte işletmelerin düzenli bir biçimde dezenfeksiyon yaptırmaları ve tüm yetiştiricilerimizin bilinen biyogüvenlik önlemlerine uyması hastalığın bölgemizde yayılmasının önlememizi sağlayacaktır. Ulusal düzeyde hayvan hareketlerinin durdurulduğu bu sürecin uzamaması için yetiştiricilerimizin yukarıda bahsettiğimiz önlemleri alması ve hastalık belirtisi gördüklerinde hemen İl-İlçe Tarım Müdürlüklerimize bilgi vermelerini rica ediyoruz" şeklinde konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:50
Erdemli’de 7 ayda 110 kişi sigarayı bırakmak için başvuru yaptı
Mersin’in Erdemli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen sigara bırakma kampanyasının kamu kurumlarında devam ettiği, 7 ayda 110 kişinin sigarayı bırakmak için başvuru yaptığı bildirildi. İlçe Sağlık Müdürü Selim Mirza Loğlaroğlu’nun başkanlığında, Sigara Bıraktırma Polikliniği Sorumlu Hekimi Tuba Dilek Ateş’in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen program kapsamında, ilçede bulunan kamu kurumlarında her ay birim bazında sigara bağımlılığına yönelik farkındalık eğitimleri veriliyor. Eğitimlerin ardından sigarayı bırakmak isteyen gönüllü personel, İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren ’Sigara Bıraktırma Polikliniği’ne yönlendiriliyor. Burada kişiye özel uygulanan tıbbi destek ve danışmanlık hizmetleriyle sigarayı bırakma süreci yakından takip ediliyor. Bu kapsamda Erdemli Orman İşletme Müdürlüğü personeli Adem Coşar ve Erdemli İlçe Tarım Müdürü Mesut Yıldız sigarayı bıraktı. Sağlıklı bir yaşama adım atan Coşar ve Yıldız’a, başarı belgeleri Erdemli İlçe Sağlık Müdürü Selim Loğlaroğlu tarafından takdim edildi. 7 ayda 110 kişinin sigarayı bırakmak için başvuru yaptığını belirten Loğlaroğlu, sigaranın bırakılmasının hem bireysel sağlık, hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bu kampanya ile daha çok kişiye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İlçe genelinde sürdürülen bu çalışmanın, kamu çalışanları nezdinde örnek teşkil ettiğinin de altını çizdi.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:16
Uzmanı uyardı: "Şiddetli adet ağrısı normal değil"
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Tuncer Kumcular, her 10 kadından yaklaşık 1’ini etkileyen endometriozisin şiddetli ağrı, kısırlık ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabileceğine dikkat çekerek, "Şiddetli adet ağrısı normal değildir. Böyle bir durumda doktorunuza danışarak erken müdahale şansını yakalayabilirsiniz" dedi. Endometriozisin rahim içini kaplayan endometrium dokusunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden (Jinekoloji) Opr. Dr. Tuncer Kumcular, dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Endometriozis belirtilerinin genellikle göz ardı edildiğini belirten Opr. Dr. Kumcular, "Şiddetli adet ağrısı, kronik kasık ağrısı, cinsel ilişkide ağrı, idrar yaparken veya dışkılama sırasında ağrı ve kısırlık gibi sorunlar yaşanabilir. Bu belirtiler, erken teşhis için önemli ipuçlarıdır. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini önlemede kritik bir rol oynamaktadır" diye konuştu. "Tedavi seçenekleri" Tedavi yöntemleri arasında ağrı kesiciler, hormon terapileri ve cerrahi müdahalelerin bulunduğunu vurgulayan Opr. Dr. Kumcular, "Laparoskopik cerrahi günümüzde altın standart yöntemdir. Bu yöntemle hastalığın etkileri azaltılabilir. Kadınların ağrılarını ’normal’ olarak kabul etmemeleri, uzmana başvurmaları büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Erken müdahale hayat kurtarır" Şiddetli adet ağrısının normal olmadığını belirten Kumcular, "Doktorunuza danışarak erken müdahale şansını yakalayabilirsiniz. Unutmayın, sağlığınız her şeyden önce gelir" ifadelerini kullandı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 14:02
20 yıllık burun deformasyonu Siirt’te giderildi
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla bir hastanın burun yapısındaki ileri düzey deformasyonlar giderildi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gerçekleştirdiği nitelikli cerrahilerle bölgedeki sağlık hizmetlerinde dikkat çekmeye devam ediyor. Hastanede görev yapan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. İhsan Ceceli, gerçekleştirdiği revizyon burun ameliyatı ile hem estetik hem de fonksiyonel açıdan önemli bir başarıya imza attı. Yaklaşık 20 yıl önce geçirdiği ilk operasyon sonrası ciddi şekil bozuklukları ve nefes alma problemleri yaşayan bir hastanın burnu, kaburgasından alınan kıkırdak ile yeniden şekillendirildi. Operasyon sırasında hastanın burun yapısındaki ileri düzey deformasyonlar giderilirken, solunumu engelleyen yapısal bozukluklar da düzeltildi. Kaburga kıkırdağından alınan doku sayesinde hastaya doğal ve işlevsel bir burun yapısı kazandırıldı. Ameliyat sonrası açıklama yapan Op. Dr. İhsan Ceceli, "Hastamızın yaklaşık 20 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası burnunda ciddi şekil bozuklukları ve fonksiyonel sorunlar oluşmuştu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda revizyon cerrahisinin gerekli olduğuna karar verdik. Bu tür ileri düzey müdahalelerde vücut kaynaklı dokuların kullanılması, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan daha sağlıklı sonuçlar veriyor. Başarılı geçen operasyon sonrasında hastamız hem estetik olarak daha doğal bir burun yapısına kavuştu hem de nefes alma fonksiyonları düzeldi" ifadelerini kullandı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 13:44
Doç. Dr. Kader Uğur: "Hipofiz bezi hastalıklarında farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor"
Doç. Dr. Kader Uğur, hipofiz bezi hastalıklarında hormonların aşırı veya yetersiz salgılanmasının pek çok farklı belirti ve hastalığa yol açabildiğini belirterek, "Hipofiz bezi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kader Uğur, toplumda farkındalığın oldukça düşük olduğu hipofiz bezi hastalıkları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Uğur, "Hipofiz bezi beynin bir uzantısı olarak hormon salgılayan hayati bir iç salgı bezidir. Hipofiz bezi hastalıklarında hormonların aşırı veya yetersiz salınması pek çok farklı belirti ve hastalığa yol açabilir. Hipofiz bezini etkileyen tümörlerin çoğu iyi huyludur. En sık karşılaşılan tümör prolaktinomadır. Prolaktinoma, süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden olur. Bu durumda kadınlarda adet görememe, memeden süt gelmesi, cinsel istekte azalma ve fonksiyon bozuklukları gibi sorunlar görülebilir. Sinsi ve geç tanı alan bir hastalık, nadir görülen bir diğer hipofiz tümörü olan akromegalide ise baş ağrısı, yüz hatlarında kalınlaşma, ayakkabı numarasının büyümesi, yüzüğün parmağa olmaması, aşırı terleme gibi belirtiler öne çıkar. Belirtilerin yavaş ilerlemesi nedeniyle hastalık genellikle geç tanı alır. Cushing hastalığı; karında kırmızı çatlaklara dikkat edilmeli. Daha nadir görülen cushing hastalığında ise nedensiz kilo artışı, karın bölgesinde mor/kırmızı çatlaklar, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu hastalıklar nadir olmasına rağmen zamanında tanı ve tedavi ile hem hastaların yaşam kalitesi artırılabilir hem de ciddi sağlık riskleri önlenebilir. Hipofiz bezi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor" diye konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:32
Prof. Dr. Akpınar: "Kalbinde sorun olmayan kişiler de yaz aylarında dikkatli olmalı"
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Onur Akpınar, ani sıcaklık değişimleri ya da güneş altında uzun süre kalmanın kalp üzerinde stres oluşturabileceğini söyleyerek, "Kalbinde sorun olmayan kişilerin bile yaz aylarında dikkatli olması gerekir" dedi. Sıcak havaların etkisini gösterdiği yaz aylarında kalp sağlığını korumak belki de her zamankinden daha önemli hâle geliyor. Özellikle yaşlılar, kalp hastalığı olanlar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olması büyük önem kazanıyor. "Vücut ısısı, normalde metabolizma tarafından belirli bir dengede tutulur. Ancak dış ortam sıcaklığı yükseldiğinde kalp, vücut ısısını düşürmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu durum özellikle kalp-damar hastalıkları olan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Medline Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Onur Akpınar, sıcak havalarda kalp ile ilgili sorunlar yaşamamak için neler yapılması gerektiğini anlattı. Sıcak havalar tehdit ediyor Prof. Dr. Onur Akpınar, sıcaklık arttıkça vücudun terleme yoluyla serinlemeye çalıştığını ifade ederek, "Fakat aşırı terleme, vücuttan su ve elektrolit kaybına yol açar. Bu durum, tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi ve bayılma gibi sorunlara neden olabilirken, kalp ritmini de olumsuz etkileyebilir. Yeterince sıvı alınmadığında kan daha yoğun hale gelir ve kalbin pompalama yükü artar. Bu durum ise kalp krizine kadar uzanabilecek riskler oluşturur. Özellikle kalp yetersizliği ya da damar tıkanıklığı olan bireyler için sıcak havalar tehlikeli olabilir. Günün en sıcak saatlerinde (genellikle 11.00 ile 16.00 arası) dışarıda bulunmamak, doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak ve gölgede kalmak önemli koruyucu önlemler arasında yer alır. Ancak mutlaka dışarıya çıkmanız gerekiyor ise şapka veya şemsiye kullanın, açık renk ve pamuklu giysileri tercih edin" diye konuştu. Bol sıvı tüketin Bol su içmek, susamayı beklemeden sıvı almak ve tuz dengesine dikkat etmenin kalbin sağlıklı çalışmasına yardımcı olduğunu kaydeden Akpınar, "Ayrıca gazlı içeceklerden, aşırı kafeinden ve alkolden uzak durmak da faydalıdır. Yaz aylarında hafif, dengeli ve tuz oranı düşük beslenme tarzı tercih edilmelidir. Ağır, yağlı ve sindirimi zor yemekler kalbin yükünü artırır. Gün içerinde potasyum, magnezyun ve sodyum dengesini korumak için taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Serin ortamlarda bulunmak, gerekirse vantilatör veya klima kullanmak kalp sağlığını korumak açısından yardımcı olur. Ancak klimalı ortamlarda ani ısı değişimlerinden kaçının. Klimanın üflediği havanın doğrudan üzerinize gelmesine izin vermeyin" dedi. Doktor kontrollerini aksatmayın Prof. Dr. Akpınar, bazı tansiyon ilaçları ve idrar söktürücülerin vücuttan su kaybını artırabildiğini ifade ederek, "Bazı ilaçlar ise güneş ışığı hassasiyeti nedeniyle ciltte reaksiyona yol açabilir. Bu ilaçları kullanan bireyler yaz aylarında doktorlarına danışmalı, doz ayarlaması konusunda bilgi almalıdır. Sıcak havalarda yapılan ağır egzersizler kalbi zorlayabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Egzersiz yapmak isteyen kişiler, sporlarını sabah erkenden ya da akşam saatlerinde yapmalıdır. Yüksek sıcaklıklar yalnızca kalp hastalarını değil, sağlıklı bireyleri de etkileyebilir. Ani sıcaklık değişimleri ya da güneş altında uzun süre kalmak, kalp üzerinde stres oluşturabilir. Bu nedenle kalbinde sorun olmayan kişilerin bile yaz aylarında dikkatli olması gerekir" şeklinde konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:04
Yüksekten düştü, 2 gün sonra ayağa kalktı
Manisa Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen kompleks pelvis kırık-çıkığı (leğen kemiği) ameliyatı başarıyla sonuçlandı. Çoklu travması bulunan 58 yaşındaki hasta, Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Şen ve multidisipliner ekibin gerçekleştirdiği operasyon sonrası yalnızca iki gün içinde yürüteç yardımıyla ayağa kalktı. Yüksekten düşme sonucu vücudunda çoklu kırıklar oluşan Mehmet Sena Baycur isimli hasta, acil serviste yapılan tetkiklerin ardından yoğun bakımda beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, üroloji ve anestezi uzmanlarının ortak takibi altına alındı. Uygun şartlar sağlandığında ise ameliyata alındı. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Selçuk Şen, yapılan müdahale ve sürece ilişkin, "Hastamız Mehmet Sena Baycur, 58 yaş erkek hasta. Hastamız, 17 Haziran 2025 tarihinde yüksekten düşme sonucu acil servisimize başvurdu. Acil serviste yapılan tetkik ve muayeneler sonucu, halk arasında leğen kemiği olarak bilinen sakrum, ilium, ischium, pubis kemiklerinin oluşturduğu pelvis yapısının simfizis pubis ve sakroiliak eklem yapılarında çıkık olduğu; kürek kemiği olarak bilinen sol skapula kemiğinde kırık olduğu ve çoklu kaburga kırıklarının olduğu tespit edildi. Kürek kemiği ve kaburga kırıkları için cerrahi müdahale düşünülmedi. Multidisipliner değerlendirme sonucunda hastamızı yoğun bakım şartlarında takip etme kararı alındı. Hastamız yoğun bakım takibinde beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, üroloji ve yoğun bakım uzmanları tarafından takip edildi. Gerekli tedaviler uygulandı. Yapılan konsültasyonlar ve anestezi uzmanlarımızın değerlendirmesi ile hastanın genel durumunun operasyona uygun olduğu kararlaştırıldı" bilgisini verdi. "Hastamız, 20 Haziran tarihinde operasyona alındı" Ameliyat hakkında bilgi veren Şen, "Simfizis pubis ekleminin çıkığı açık yöntemle, sol sakroiliak eklem çıkığı kapalı yöntem ile implantlar, yani halk arasında bilinen ismiyle ‘platiler’ kullanılarak eklemler yerine oturtuldu. Operasyon yaklaşık 2 saat kadar sürdü ve başarıyla sonlandırıldı. Bu tip pelvis ve kalça eklemi yuvası kemiği olarak bilinen asetabulum kemiklerinin kırıkları ve çıkıkları oldukça zorlu cerrahi vakalardır. Bu tip vakaların eğitiminin ve ameliyatlarının yapıldığı merkez sayısı bölgemizde ve ülkemizde oldukça az sayıdadır. Bu vakaları yapabilmek için iyi bir eğitim almak şart ve bu konuda tecrübeli olmak çok önemlidir. Aynı zamanda bu ameliyatları yapan cerrah kadar önemli olan; uygun ameliyat masası, uygun röntgen cihazı, yeterli seviyede röntgen teknisyenleri, ameliyatta kullanılması gereken cerrahi aletlerin yeterliliği ve kalitesi, uzman anestezi hekimlerinin olması bu vakaların olmazsa olmazlarındandır. Sonuç olarak şartlarımızı sonuna kadar kullanarak bu operasyonu hastanemizde ilk defa Ortopedi Uzmanımız Oğuzhan Çetinarslan ve anestezi uzman hekimlerimiz ile birlikte başarıyla gerçekleştirdik. Bu tip pelvis asetabulum kırık çıkıklarında çoğu zaman cerrahi şarttır. Cerrahisiz yapılan tedaviler sonucunda hastanın desteksiz normal şekilde yürüyebilmesi ve hayatını idame ettirebilmesi çok zor hale gelmektedir. Hastamızı ameliyat sonrasında 2. günde yürüteç yardımıyla ayağa kaldırdık. Kendisi şu anda yürüteç ile rahat şekilde ayağa kalkıp yürüyebiliyor. Hastamız yaklaşık 6 hafta yürüteç, koltuk değneği gibi destekler ile ayağa kalkacak. Zaman içerisinde iyileşme tamamlandığında destekleri de bırakarak normal şekilde ayağa kalkıp yürüyebileceğini öngörüyoruz" dedi. Geçirdiği zorlu ameliyatın ardından 2 gün sonra yürüteç yardımıyla da olsa ayağa kalkmanın mutluluğunu yaşayan Mehmet Sena Baycur isimli hasta ise şunları söyledi: "Yüksekten düştüm. Odan sonra komşular telefonla ambulans çağırdılar beni buraya getirdiler. Ayaklarımı hissetmiyordum. Ameliyat oldum ve şu anda herhangi bir ağrım sızım yok."
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:01
Denizden tıbbi tahliye eğitimi verildi
DÜZCE (İHA) – Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Akçakoca’da bulunan Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndaki personellere denizden tıbbi tahliye eğitimi verdi. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Akçakoca’daki Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline denizden tıbbi tahliye eğitimi verdi. Düzce’de hava sıcaklıklarının artmasıyla Karadeniz’e girip serinlemek isteyenlerin sayısı her geçen gün artarken, Düzce İl Sağlık Müdürlüğü de çalışmalarını sürdürüyor. Bu çerçevede, Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi koordinasyonunda ve Akçakoca Sahil Güvenlik Komutanlığı’nın katkılarıyla, 112 Acil Sağlık Hizmetleri personeline yönelik "denizden tıbbi tahliye eğitimi" düzenlendi.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:48
Şanlıurfa’da 53 yaşındaki kadın ikiz bebek dünyaya getirdi
Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde 53 yaşındaki bir kadın ikiz bebek dünyaya getirdi.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:12
Ebelik mesleği yeniden yükselişte
Ebelik, uzun yıllar geçmişte kalmış bir meslek gibi algılansa da, yenilenen yetkiler, artış gösteren talepler ve güçlü eğitim programlarıyla Türkiye’de yeniden gözde meslekler arasında yerini aldı. Hem istihdam garantisi hem de bağımsız çalışabilme imkanı sunan ebelik, gençlerin en çok tercih ettiği sağlık mesleklerinden biri haline geldi. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi (KOSTÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen yeni nesil ebeliğin yükselişini anlattı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:10
4 ilden 125 personelin katılımıyla enkazda arama kurtarma tatbikatı
Van’ın Muradiye ilçesinde, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) koordinasyonunda 4 ilden 125 personelin katılımıyla düzenlenen eğitim kampı kapsamında enkazda arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Van İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim kampı çerçevesinde Muradiye ilçesine bağlı Ünseli Mahallesi’ndeki metruk binalarda tatbikat yapıldı. Van, Bitlis, Ağrı ve Hakkari’den gelen toplam 125 UMKE personelinin katıldığı tatbikatta, senaryo gereği ilçede 7.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem senaryosu sonrası olay yerine intikal eden UMKE ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalan yaralıları kurtararak Acil Müdahale Çadırı’na ulaştırdı. Burada ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Tatbikat ile ilgili İHA muhabirine konuşan Van İl Sağlık Müdürlüğü Afetlerde Sağlık Hizmetleri Sorumlusu Paramedik Levent Bayram, 2025 yılı bölge tatbikatının bugün itibariyle başladığını belirterek, "Ağrı, Bitlis, Hakkari ve Van illerinden toplam 125 personelin katılımıyla planladığımız tatbikatın startını verdik. Şu anda depremde arama kurtarma etabını tamamladık. Senaryo gereği 10 yaralı enkazdan çıkarıldı. Tüm müdahaleleri yapıldıktan sonra Acil Müdahale Çadırı’na taşındı. Burada ileri tetkik ve tedavileri yapıldıktan sonra hastanelere sevk edildi" dedi. Bayram, bu tür tatbikatların toplumda farkındalık oluşturmayı ve UMKE gönüllülerinin profesyonel yeterliliklerini artırmayı amaçladığını da sözlerine ekledi. Tatbikat kapsamında bugün ayrıca suda ve doğada kayıp arama, trafik ve helikopter kazalarında yaralı kurtarma uygulamaları da yapılacak.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:00
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde dünyaya gözlerini açan Vedat Eymen bebek, sağlıklı şekilde doğmasına rağmen akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakıma alındı. Yoğun bakımın 6. gününde mama aspirasyonu sonucu kalbi ve solunumu duran bebek entübe edildi ve o günden bu yana komada. Aile, sağlıklı doğan çocuklarının ihmal sonucu engelli kaldığını iddia ederek sorumluların yargılanmasını istiyor. İzmir’de 5 Temmuz 2024 tarihinde Özel Karataş Hastanesi’nde sezaryenle dünyaya gelen Vedat Eymen Dağlı isimli bebek, doğumunun hemen ardından akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Sağlıklı ve hareketli bir şekilde doğan bebeğin burada tedavi süreci başladı. Anne Esra Dağlı ve baba Mustafa Dağlı’ya doktorlar, sürecin 7 gün süreceğini iletti. Ancak tedavinin 6. gününde hastane tarafından aileye, çocuğun mama aspirasyonu yaşadığı, ardından kalp ve solunumunun durduğu ve entübe edildiği bildirildi. Ailenin iddiasına göre, yoğun bakıma sağlıklı giren çocuk, oksijensiz kaldığı süre nedeniyle ağır beyin hasarı aldı ve bir yıldır komada. Dış dünyaya tepki vermeyen çocuk artık ağır engelli durumda ve her geçen gün ailesiyle birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor. "Peşini Bırakmayacağız" 1 yıldır koma halinde yaşayan çocuğunun hastane ihmali yüzünden engelli kaldığını söyleyen anne Esra Dağlı, "5 Temmuz 2024 yılında Özel Karataş Hastanesinde sağlıklı bir şekilde sezaryenle doğum yaptım. Eymen’in doktor muayenesinde ciğerinde su olduğunu ama ağlayarak kendi kendine ciğerindeki suyu atacağını söyleyerek bebeğimi yoğun bakıma aldılar. Her şey iyi gidiyordu ama 6. gün sabaha karşı bize bir telefon geldi. Bebeğin kustuğunu, kusmuğunu yuttuğunu solunumun ve kalbinin durduğunu, entüübe edildiğini söylüyorlar. Bebeğe 1 dakika içerisinde müdahale edildiğini söylüyorlar. Hastaneye gittiğimizde çocuğumuzun o halini gördük ve yıkıldık. Çocuğumu tam teşekküllü bir hastaneye götürmemizi söylediler ve buraya geldik. Burada da çocuğumuzun durumunun hiç iyi olmadığını söylediler. Şimdi Eymen tam 1 yaşında ve o günden beri koma halinde. Hiç bir şeye tepki vermeden böyle duruyor. Hareketleri yok, solunum cihazına bağlı olarak nefes alıp verebiliyor, beslenmesini de boru yardımıyla sağlıyoruz. Hastane ve yetkililer hakında davacı ve şikayetçi olduk. İlk başta bize bebeğe 1 dakika içinde müdahale ettiklerini söylediler ancak gerçek, biz kamera kayıtlarını izleyince ortaya çıktı. Bebeğime müdahale edilmemiş. Biz tüm yetkililerden yardım bekliyoruz. Davamızda haklıyız ve peşini bırakmayacağız" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder