SAĞLIK
Uzmanından yaz öncesi güneş lekelerine karşı uyarı: "Güneşten korunmadan yapılan hiçbir tedavi kalıcı olmaz" 07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:49:13 Özel Maltepe Ersoy Hastanesi Cildiye-Dermatoloji Uzmanı Uz. Dr. Hasan Tak, yaz mevsimi öncesi güneş lekelerine karşı dikkatli olunması için uyarılarda bulunurken, "Güneş lekeleri doğru tedavi ve düzenli bakım ile büyük oranda kontrol altına alınabilir. Ancak en önemli nokta, erken müdahale ve profesyonel destek almaktır" dedi. Özellikle yaz mevsiminde cildin uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmasıyla birlikte ortaya çıkan güneş lekeleri, estetik açıdan en sık şikayet edilen cilt problemlerinden biri haline geliyor. Özel Maltepe Ersoy Hastanesi Cildiye-Dermatoloji Uzmanı Uz. Dr. Hasan Tak, güneş lekelerinin oluşumunda birden fazla faktörün etkili olduğunu dile getirirken; güneş lekelerini geçirme yöntemleriyle ilgili bilgilendirmelerde bulundu. Güneş lekelerinin tedavisinde doğru yöntem seçiminin çok önemli olduğunun altını çizen Uz. Dr. Tak, özellikle yaz öncesi cildi güneş lekelerinden korumak için dikkat edilmesi gerekenleri aktardı. Güneş lekesinde tedaviye göre değişmekle birlikte genellikle birkaç hafta ile birkaç ay arasında sonuç alındığını ifade eden Uz. Dr. Hasan Tak; doğru korunma sağlandığı takdirde özellikle lazer tedavisinin uzun süre kalıcı olabileceğini dile getirdi. Tak, güneş lekeleri tedavisi için en uygun dönemin ise kış mevsimi olduğunu belirtti. Hormonal değişiklikler ve yanlış ürün kullanımları güneş lekelerine yol açabiliyor Güneş lekelerinin oluşumunda birden fazla faktörün rol oynadığını belirten Özel Maltepe Ersoy Hastanesi Cildiye-Dermatoloji Uzmanı Uz. Dr. Tak, şu ifadelere yer verdi: "Güneş lekeleri cildin güneş ışınlarına uzun süre maruz kalması sonucu oluşan, genellikle kahverengi veya koyu tonlarda görülen pigmentasyon artışıdır. En sık yüz, alın, yanaklar, burun üstü, omuz ve ellerde ortaya çıkar. Güneş lekelerinin oluşumunda birden fazla faktör rol oynar. Bunlardan en önemlisi UV ışınlarına maruz kalmak, hormonal değişiklikler ve özellikle gebelikte melazma, doğum kontrol hapları, genetik yatkınlık, yanlış kozmetik ürün kullanımı, ciltte tahriş ve yanlış uygulamaları örnek verebiliriz. Güneş lekesi türlerine ilişkin olarak melazma (gebelik maskesi) daha çok kadınlarda görülür; simetrik ve yaygın lekeler şeklindedir ve hormonal etkilerle ortaya çıkar. Solar Lentigo (yaşlılık lekesi) da güneşe maruz kalan bölgelerde oluşur ve yaş ilerledikçe artar. Postinflamatuar Hiperpigmentasyon ise sivilce, yara veya tahriş sonrası oluşur." "Güneş lekelerinde en etkili tedavi yöntemlerinden biri lazer tedavisi" Güneş lekelerinin tedavisinde doğru yöntem seçiminin önemini vurgulayan Uz. Dr. Tak, "Güneş lekeleri doğru tedavi ve düzenli bakım ile büyük oranda kontrol altına alınabilir. Ancak en önemli nokta, erken müdahale ve profesyonel destek almaktır. Çünkü amaç yalnızca lekeyi azaltmak değil; tekrar oluşumunu da engellemektir. Güneş lekelerinin tedavisi için medikal kremler, leke açıcı kremler, retinoik asit içeren ürünler, C vitamini ve antioksidanlar hafif lekelerde etkili olabilir. Yanı sıra kimyasal peeling dediğimiz işlemle birlikte ise cildin üst tabakası yenilenir ve leke görünümü azalır, bu da seanslar halinde uygulanabilir. En etkili tedavi yöntemlerinden biri olan lazer tedavisi ise direkt leke pigmentini hedef alır ve daha hızlı sonuç alınabilir. Son olarak mezoterapi ve PRP dediğimiz uygulamalar da cilt yenilenmesini destekler ve ton eşitsizliğini azaltmaya yardımcı olur" dedi. Yüzeysel güneş lekelerinin büyük oranda geçebilir olduğunu söyleyen Uz. Dr. Tak, derin lekelerin (melazma) ise kontrol altına alınabileceğini; tamamen silinmese de doğru tedavi ile belirgin şekilde azaltılabileceğini aktardı. "Yazın herkes, kışın ise ciltleri ışığa hassas olan bireyler güneş koruyucularını düzenli kullanmalı ve 3-4 saatte bir yenilemelidir" Özellikle açık tenli bireylerin, hamilelerin, güneşte uzun süre kalanların ve hormonal ilaç kullananların risk altında olduğunu dile getiren Uz. Dr. Tak, güneş lekelerinden korunmak için en önemli yöntemin düzenli güneş kremi uygulaması olduğunu ifade etti. Tak, "Güneşten korunmadan yapılan hiçbir tedavi kalıcı olmaz; güneş koruyucuları düzenli kullanmak şart. Bu yüzden en az SPF 50 güneş koruyucu kullanılmalı, Yazın herkes, kışın ise ciltleri ışığa hassas olan bireyler güneş koruyucularını düzenli kullanmalı ve 3-4 saatte bir yenilemelidir. Bununla birlikte direkt güneşten kaçınmak, şapka ve gözlük kullanmak ve cilt bakımını doğru yapmak da güneş lekelerinden korunma noktasında büyük öneme sahip" uyarısında bulundu. Son olarak evde uygulanan yöntemlerin güneş lekesi tedavisinde sınırlı bir etki sağladığını ve ciltte tahrişe neden olabileceğini belirten Tak, "Limon ve karbonat gibi yöntemler cildi tahriş edebilir ve bilinçsiz uygulamalar lekeleri artırabilir. Bu nedenle mutlaka dermatolog kontrolü öneriyoruz" dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:13 Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu Güven Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hakan Emmez, mobil MR (manyetik rezonans görüntüleme) sisteminin dünyada ilk kez ameliyatlarda kendi merkezlerinde kullanıldığını belirterek, bu yöntem sayesinde ameliyat güvenliğinin önemli ölçüde arttığını söyledi. Güven Hastanesi, yapay zeka destekli görüntüleme altyapısı ve ultra düşük manyetik alan teknolojisini bir araya getiren mobil MR sistemini dünyada ilk kez klinik uygulamada kullanıma sundu. Prof. Dr. Hakan Emmez, mobil MR sisteminin ameliyat süreçlerine ve hasta sağlığına sağladığı avantajlar ve cihaz hakkında açıklamalarda bulundu. Yoğun bakımda bulunan çocuk hastaların ve durumu kritik olan bazı hastaların standart MR cihazlarına taşınmasının her zaman mümkün olmadığını belirten Emmez, "Bu cihazın asıl geliştirilme sebebi ise MR’a taşıyamadığımız hastanın yanına MR’ı götürmek. İkinci problem de standart MR’larda yüksek manyetik alan varken, bu cihazlarda çok düşük manyetik alan kullanılıyor. Bu sayede mobilize etme şansımız oluyor. Birçok hastada implantlar yüzünden MR çekemiyoruz. Düşük manyetik alan sayesinde bu implantlı hastalar gibi MR’a uyumlu olmayan hastaların hepsini MR’a alma şansımız var. Yüksek manyetik alan bize çok iyi görüntü sağlıyor. Düşük manyetik alanın bu handikabını yapay zeka özelliği sayesinde görüntü kalitesini artırıyoruz. Bir standart MR kalitesinde görüntü kalitesi elde etmem mümkün değil, ancak son derece güvenli ve yeterli bilgi verecek düzeyde MR görüntüsü elde etmek mümkün oluyor" ifadelerini kullandı. "Dünyada ilk defa 30’a yakın hastanın beyin ameliyatlarında mobil MR’ı kullanmaya başladık" İlk kez klinik uygulamalarda kullandıkları mobil MR sistemi ile 30’a yakın hastanın beyin ameliyatını gerçekleştirdiklerini dile getiren Emmez, "Sonuçlar son derece iyi. İlk olarak bu cihaz ameliyatın güvenliğini artırıyor. İkinci olarak ise hastanın güvenliğini ve ameliyatın kalitesini artırıyor. Bazı beyin ameliyatlarında bazı tümörlerin kritik bölgeye yakınlığını mikroskop görüntüleriyle saptamakta zorluklar yaşıyorsunuz. Dünyada birçok firma da bu handikapı ortadan kaldıracak teknolojiler üzerinde çalışıyor. Biz hasta henüz ameliyatı sonlandırmadan MR’ı hastanın başına getiriyoruz ve MR’a alıyoruz. Ameliyat sırasında görüntülerimizi alıyoruz ve gözle göremediğimiz herhangi bir alanda sorun olup olmadığını saptayıp, ona göre ameliyatı sonlandırıyoruz ya da devam ediyoruz. Şu anda biz bu cihazı ameliyat amacıyla dünyada kullanan ilk merkeziz diyebilirim" dedi. "Sonuçları üretici firma ile paylaştık, onlar için de şaşırtıcı oldu" Emmez, Amerika Birleşik Devletleri’nde üretilen mobil MR sisteminin ameliyatlarda kullanılmasının üretici firmanın da dikkatini çektiğini söyleyerek, "Biz sonuçları onlarla da paylaştık. Onlar için de şaşırtıcı oldu. Şimdi ortak çalışmalarla bu yöntemi daha ileriye nasıl götürebiliriz diye planlamaları yapıyoruz. Yapay zeka burada çok kıymetli. Yapay zekanın da en önemli özelliği veri. Siz veri girdikçe elinizdeki sonuçları daha başarılı hale getiriyorsunuz. Dolayısıyla bu sistemin bu günden daha iyiye gideceği çok aşikar "ifadelerini kullandı. Kapalı alan fobisi yaşayan hastalar için de avantaj sağlıyor Mobil MR cihazının kapalı alan fobisi yaşayan hastalar için de avantaj sağladığını dile getiren Emmez, "Kapalı, büyük bir tünel gibi bir şeye girmiyorsunuz. Bunu sadece kafanızın içine girdiği küçük bir kutu gibi düşünün. Tekrar söylüyorum; bu bir ayırıcı tanı da değil ama beynin içinde bir sorun olup olmadığını bize tomografiden daha iyi ama standart MR’dan biraz daha alt kalitede gösteren bir sistem. Bu anlamda da birçok hastaya fayda sağlayacağını düşünüyoruz" ifadelerine yer verdi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 13:04 Elazığ’da ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması Elazığ’da ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması kapsamında gebe kadınlar ebeler tarafından ziyaret edilerek bilgiler verdi. Sağlık Bakanlığı’nın anne ve bebek ölümlerini azaltmak amacıyla ülke genelinde başlatmış olduğu "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gebelere yönelik ev ziyaretleri uygulaması başlatıldı. Toplum Sağlığı Merkezlerinde görevli koordinatör ebeler tarafından gerçekleştirilen ev ziyaretler sırasında özellikle ilk gebeliğini yaşayan ve gebeliğinin son üç ayında olan gebelere doğum öncesi, sırası ve sonrasındaki tüm süreçlerde gebelere birebir rehberlik edilerek destek sağlanıyor. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından konuyla ilgili yapılan açıklama, "Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun talimatları doğrultusunda İlimiz genelinde başlatılan uygulama kapsamında riskli ve çoğul gebelikler yakından izlenirken, anne adaylarının genel sağlık durumları değerlendirilmekte ve gebelik sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için gerekli danışmanlık hizmetleri sunulmaktadır. Bununla birlikte gebe vatandaşlarımızın gebelik süreçlerini daha bilinçli takip etmeleri için ’Annelik Yolculuğu’ mobil uygulaması hakkında bilgilendirmede bulunuyoruz. Bu sayede gebelikten doğuma ve doğum sonrası sürece kadar güvenilir sağlık bilgilerine kolay erişim sağlanması amaçlanmaktadır. Ziyaretlerimiz sırasında uzman ebelerimiz tarafından ilimizdeki gebe okullarına yönlendirilen anne adaylarına; gebelikte beslenme, düzenli fiziksel aktivite, güvenli ilaç kullanımı, ağrıyla baş etme yöntemleri, masaj, pilates, nefes egzersizi ve doğuma hazırlık süreci yanında doğum çantasının hazırlanması, doğum sonrası anne ve bebek bakımı, emzirme ve bebeğin altını değiştirmeye kadar uygulamalı pratikler gösterilmektedir. Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı çerçevesinde yürütülen ’Her Gebeye Bir Ebe’ projesindeki amacımız; anne adaylarının sürece dair kaygılarını azaltmak ve bilinçli bir gebelik dönemi geçirmelerini sağlamakla birlikte anne adayına ihtiyaç duyduğu her an sağlık personeli ile iletişim kurabileceği hatırlatılmaktadır" denildi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 12:54 Hani Devlet Hastanesi hizmete açıldı Diyarbakır’ın Hani ilçesinde yapımı tamamlanan Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi, güçlü teknik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle dikkat çeken hastane, bölge halkına daha erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunacak. Toplam 10 bin 750 metrekare kapalı alana sahip hastane, 35 yatak kapasitesiyle hizmet vermeye başladı. İhtiyaç halinde kapasitesi 64 yatağa kadar artırılabilecek şekilde planlanan hastane, polikliniklerden ameliyathanelere, yoğun bakım ünitelerinden hemodiyaliz hizmetlerine kadar birçok alanda kapsamlı sağlık hizmeti sunuyor. Hastanede 12 poliklinik odası, 3 ünitli ağız ve diş sağlığı polikliniği, gebe okulu ve ebe polikliniği, 2 ameliyathane, yoğun bakım üniteleri, 8 yataklı hemodiyaliz ünitesi ile evde sağlık hizmetleri birimi yer alıyor. Anne ve bebek dostu yaklaşımıyla öne çıkan hastanede ayrıca, anne adaylarının doğum süreçlerini daha konforlu geçirebilmesi amacıyla modern TDL (Travay, Doğum, Lohusa) odaları da hizmete sunuldu. Acil servis bölümü ise erkek, kadın ve çocuk müşahade alanları, travma ve müdahale odaları, canlandırma ünitesi ile kapsamlı bir yapıda planlandı. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, sağlık yatırımlarının vatandaşların sağlık hizmetine erişimini güçlendirdiğini belirterek, "Hani Devlet Hastanemiz, yalnızca bir sağlık tesisi değil; vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı, güvenli ve modern şartlarda ulaşabilmesi adına önemli bir yatırımdır. Modern altyapısı, donanımlı birimleri ve güçlü sağlık kadrosuyla İlçemize uzun yıllar hizmet verecek önemli bir sağlık kompleksini vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle İlimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye ve vatandaşlarımıza daha kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz’’ dedi. Hani Devlet Hastanesinin, ilçe merkeziyle birlikte çevre mahalleler ve kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşlara da 7 gün 24 saat kesintisiz sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.
Antioksidan zengini böğürtlen vitamin ve mineral kaynağı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:20 Antioksidan zengini böğürtlen vitamin ve mineral kaynağı Prof. Dr. Turan Karadeniz, kansere karşı böğürtlen tüketilmesinin faydalı olacağını belirterek, "Yapılan araştırmalar böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koymuştur" dedi. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu anlatan Prof. Dr. Karadeniz, "Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır. Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır" diye konuştu. Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır: Antioksidan zengini Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır. Vitamin ve mineral kaynağı Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir. Yüksek lif içeriği Böğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler. Kalp sağlığını destekler Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Kan şekerini düzenler Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır. Beyin sağlığına faydaları Böğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler. Cilt sağlığını destekler Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır.
Hava değişikliklerine karşı çocukları koruyun
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:07 Hava değişikliklerine karşı çocukları koruyun Sık sık değişen hava sıcaklığı en fazla çocukları tehdit ediyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrenciler değişen hava sıcaklıklarından en fazla etkilenen grup içinde yer alıyor. Uzmanlar, ilköğretim ve ana sınıflarına devam eden öğrenciler arasında soğuk algınlığının çok sık görüldüğünü ve bunun ihmal edilmesi halinde daha ağır hastalıklara sebebiyet verdiğini söylüyor. Çocukların kolay hastalanmasının, beslenmede eksiklikler olduğunu gösterebileceğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların özellikle bu mevsimlerde bol sıvı ve C vitamini ihtiva eden gıdalarla beslenmesi gerektiğini vurguluyor. Hava sıcaklıklarının sürekli farklılaştığı bu dönemde havaları günlük güneşlik görüp çocuklara ince giydirmemek gerektiğini söyleyen uzmanlar, mevsim değişiklikleri yüzünden çocukların en çok hastalandığı dönemde olduğumuza işaret ediyor. Çocuklarda vücut ısısı 38 derecenin üzerine çıktığında ateşlenmenin başladığına dikkat çeken uzmanlar, ateşin dereceyle yapılan koltuk altı ölçümlerinden anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, vücut ısısının 38 dereceyle 38.9 derece arasında olduğunda, eğer çocuk iyi görünüyorsa ve herhangi bir rahatsızlık belirtisi yoksa endişelenecek bir durum olmadığını söylüyor. Ateşin yükselmesi durumunda ailelerin doktora başvurmadan önce, kendi imkânlarıyla ateşi düşürmek için uğraşmasını tavsiye eden uzmanlar, "Çocuğunuz ateşlendiğinde önce soyulması gerekir. Ortam ısısı 22-24 derecenin üzerinde olmamalı, bol sıvı verilmelidir. Ilık duş aldırılabilirse bu da faydalı olur. Eğer çocuğun yaşı 12’den büyükse, bazı ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir’’ dedi.
"Uzun süre güneşlenmek varis şikayetlerini artırabilir"
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:00 "Uzun süre güneşlenmek varis şikayetlerini artırabilir" Sıcak havaların varis hastalarında şikayetlere neden olabileceğini belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Gürer, "Aşırı sıcak, damar genişlemesini artırdığı için varisli bireylerde şikâyetlerin artmasına neden olabilir. Uzun süre güneş altında kalmak ya da çok sıcak suyla banyo yapmak, damar içi basıncı yükseltir. Bu yüzden bu kişiler, güneşlenme süresini kısıtlamalı ve banyo sırasında aşırı sıcak su kullanmamalıdır" dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Gürer, varis hakkında açıklamalarda bulundu. Varisin kısaca tanımını yapan ve belirtilerinden bahseden Prof. Dr. Gürer, "Varis, toplardamarların işlevini tam yerine getirememesi sonucu damar duvarının genişleyip kıvrımlı bir hal almasıdır. Genellikle bacaklarda görülür. En sık karşılaştığımız belirtiler arasında bacaklarda dolgunluk hissi, ağrı, yanma, gece krampları ve uzun süren oturma veya ayakta kalma sonrası belirginleşen şişlik yer alır. İlerleyen evrelerde ciltte renk değişikliği ve yara oluşumu da gözlenebilir" diye konuştu. "Sıcak havalar şikayetlerde artışa yol açabilir" Sıcak havaların varis hastalarında şikayetlere neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Gürer, "Sıcaklık, damar yapısını doğrudan etkileyen bir faktördür. Yüksek sıcaklık toplardamarların gevşemesine, dolayısıyla çapının genişlemesine neden olur. Bu genişleme, damar içindeki kanın geri dönüşünü zorlaştırır ve bacaklarda göllenmeye sebep olur. Özellikle yaz aylarında hastalarımızın şikâyetlerinin artmasının temel sebebi budur" dedi. "Yüksek sıcaklıklar damar genişlemesine neden olabilir" Yüksek sıcaklıkların damar genişlemesine neden olabileceğini de ifade eden Prof. Dr. Gürer, "Isı, damar duvarında bulunan düz kas hücrelerinin gevşemesine yol açar. Bunun sonucunda damar çapı genişler ve kan akışı yavaşlar. Sağlıklı bir toplardamar bu değişikliği kaldırabilirken, yapısı bozulmuş varisli damarlar bu durumdan olumsuz etkilenir ve şikâyetler artar" şeklinde konuştu. "Bacaklarda yanma ve ağrı hissi varisle ilgili olabilir" Yaz aylarında bacaklarda görülen şişlik, ağrı ve yanma hislerinin varisle ilgili olabileceğini aktaran Prof. Dr. Gürer, "Bu tip şikâyetler sıklıkla varis hastalığının belirtisidir. Özellikle sıcak havalarda damar genişlemesiyle birlikte toplardamarlarda biriken kan, dokularda ödem ve basınç artışına sebep olur. Bunun sonucunda hastalar ağrı, şişlik ve yanma hissinden yakınır. Bu belirtiler, altta yatan bir damar probleminin işareti olabilir" dedi. "Güneşlenmek veya sıcak duş almak riskli" Güneşlenmek veya sıcak duş almanın varis hastaları için riskli olabileceğini belirten Prof. Dr. Gürer, "Aşırı sıcak, damar genişlemesini artırdığı için varisli bireylerde şikâyetlerin artmasına neden olabilir. Uzun süre güneş altında kalmak ya da çok sıcak suyla banyo yapmak, damar içi basıncı yükseltir. Bu yüzden bu kişilere güneşlenme süresini kısıtlamalarını ve banyo sırasında aşırı sıcak su kullanmamalarını öneriyorum" açıklamasında bulundu. "Özellikle 11.00 ila 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı" Sıcak havalarda varisli bireylerin dışarı çıkış saatlerine dikkat etmeleri gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Gürer, "Özellikle 11.00 ila 16.00 saatleri arası, sıcaklığın en yüksek olduğu dönemdir. Bu saatlerde dışarı çıkmak, varis şikâyetlerini artırabilir. Eğer dış ortamda bulunmak gerekiyorsa gölge alanlar tercih edilmeli ve mümkünse hareket edilmelidir" dedi. "Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalı" Sıvı tüketiminin öneminden bahseden Prof. Dr. Gürer, "Yeterli sıvı alımı, kanın akışkanlığını koruması açısından son derece önemlidir. Susuzluk durumunda kanın kıvamı artar ve dolaşımı zorlaşır. Bu da toplardamarlarda basınç yükselmesine neden olabilir. Özellikle sıcak havalarda su tüketimini artırmak, varis şikâyetlerini hafifletmeye yardımcı olur" dedi. "Yüzme oldukça faydalıdır" Fiziksel aktivitelerin ihmal edilmemesinin altını çizen Prof. Dr. Gürer, "Bacak kaslarını çalıştıran her hareket, toplardamarların işlevini destekler. Yüzme, bu açıdan en faydalı egzersizlerden biridir. Bisiklet sürme ve yürüyüş de benzer şekilde dolaşımı artırır. Yaz aylarında bu egzersizleri sabah erken veya akşam saatlerinde yapmak daha sağlıklı olur" şeklinde konuştu. "Varis çorabında ince ve nefes alabilen modeller tercih edilmeli" Varis çoraplarının, toplardamar basıncını düzenlemek adına oldukça etkili olduğunu anlatan Prof. Dr. Gürer, "Yaz aylarında ince ve nefes alabilen yazlık modeller tercih edilmelidir. Aşırı sıcak günlerde çorabı günün serin saatlerinde kullanmak ya da mümkünse bacakları sık sık yüksekte tutmak, dolaşımı desteklemek adına alternatif yöntemler arasında sayılabilir" dedi. "Köpük tedavisi uygulanabilir" Yaz aylarında varis tedavilerinin (lazer, köpük vb.) yapılabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Gürer, şu bilgileri paylaştı: "Özellikle köpük skleroterapisi, işlem süresi kısa, anestezi gerektirmeyen ve hasta konforu oldukça yüksek bir tedavi yöntemidir. İşlem sonrası hasta hemen günlük yaşantısına dönebilir, yürüyerek taburcu edilir. İyileşme süresi kısadır ve tedavi sonrası ciddi bir iş gücü kaybı yaşanmaz. Yaz döneminde yapılmasının tek dezavantajı, işlem sonrası varis çorabı kullanımı ve güneşten korunma gerekliliğidir. Ancak modern tekniklerle bu süreç hastalar için oldukça konforlu ve güvenli şekilde yönetilmektedir." "Tatil sürecinde varisli bireylere öneriler" Varisli bireylerin tatilde nelere dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gürer, "Uzun süre hareketsiz kalınan yolculuklarda damar içi basınç artabilir. Bu nedenle yolculuk sırasında kısa yürüyüşler yapmak, bol su tüketmek ve varis çorabı kullanmak faydalı olur. Ayrıca aşırı sıcak saatlerde uzun süre güneş altında kalmaktan kaçınılması, akşamları bacakların yukarı kaldırılarak dinlendirilmesi önerilir" ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş’ta glütensiz gıda desteği
10 Temmuz 2025 Perşembe - 08:26 Kahramanmaraş’ta glütensiz gıda desteği Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, çölyak hastalarına yönelik glütensiz gıda paketi desteğini kesintisiz sürdürüyor. Çölyak hastalarının diyetlerine uygun olarak hazırlanan destek paketleri, vatandaşların beğenisini kazanıyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda Başkan Fırat Görgel öncülüğünde hayata geçirdiği destek projeleriyle vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda çölyak hastalarına yönelik başlatılan glütensiz gıda paketi desteği aralıksız sürüyor. Çölyak hastalarının hayatını kolaylaştırmak ve onların özel beslenme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlatılan projede, glütensiz ürünlerden oluşan özel gıda paketleri vatandaşlara ulaştırılıyor. Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından özenle hazırlanan paketlerde; glütensiz makarna, un, arpa şehriye, tarhana çorbası, susamlı çubuk kraker, puding, gofret, pirinç, bulgur, kuru fasulye ve kakaolu helva gibi gıda ürünleri yer alıyor. Glütensiz gıda paketleri, çölyak hastalarının diyetlerine uygun olarak hazırlanıyor ve hastaların güvenle tüketebileceği şekilde vatandaşlara teslim ediliyor. Destekten yararlanan vatandaşlar, duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Fırat Görgel’e ve Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Glütensiz gıda desteğinden faydalanan Ayşegül Yenisolak, "Çocuğum 10 yıldır tıbbi diyabet, 1 yıldır da çölyak hastası. Büyükşehir Belediyemiz sağ olsun bizlere destek olmak için glütensiz gıda paketi gönderiyor. Marketlerde bulmakta zorlandığımız birçok ürün bu paketlerde yer alıyor. Başkanımız Fırat Görgel’e çok teşekkür ediyoruz" dedi. Bir diğer vatandaş Gülendam Göde ise, "Kızım çölyak hastası. Büyükşehir Belediyemiz bizlere glütensiz gıda paketi desteğinde bulunuyor. Bu destekten çok memnunuz. Teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. 2023 yılında oğluna çölyak tanısı konulduğunu belirten Ayça Ağaoğlu da, "Glütensiz ürünlere ulaşmakta güçlük çekiyorduk. Büyükşehir Belediyemiz bu konuda bizlere büyük bir destek sağladı. Glütensiz gıda paketleri sayesinde bu sorunumuz ortadan kalktı. Oğlum da biz de çok mutluyuz" şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği glütensiz gıda paketi desteğinden faydalanmak isteyen vatandaşlar, https://kahramanmaras.bel.tr/duyuru/2024/12/09/glutensiz-gida-paketi-basvuru-formu adresi üzerinden çevrimiçi başvuru yapabiliyor.
Sıcak havalarda susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli
10 Temmuz 2025 Perşembe - 08:21 Sıcak havalarda susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmeli Uzmanlar aşırıcı sıcaklara karşı vatandaşları uyararak, sıcak havalarda susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre sıvı tüketilmesi gerektiğini belirtti. Aşırı sıcakların çeşitli sağlık problemlerini de beraberinde getirdiğine dikkat çeken Dr. Rengin Yiğit, sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının arttığı ifade etti. Normalde terleme ile vücut ısısısın dengede tutulmaya çalışıldığını kaydeden Dr. Yiğit, "Ancak aşırı sıcaklarda sadece terleyerek vücut ısısı dengede tutulamaz. Yaşlılar, bebekler ve kronik hastalığı olanlarda terleme mekanizması ile vücut ısısının dengede tutulması her zaman mümkün olmayabilir. Yine ortamdaki nem oranı yüksekse terleme suretiyle vücut ısısı yeterli düzeyde düşmeyebilir. Ayrıca şişmanlık, herhangi bir hastalığa bağlı yüksek ateş, aşırı sıvı kaybı (dehidratasyon), kalp hastalığı, ruh ve sinir hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde kullanımı ile tedavi amaçlı bazı ilaçların (tansiyon düşürücüler, idrar söktürücüler vb.) kullanımı da sıcak havalarda terlemeyi etkileyen diğer faktörlerdendir. Bu gibi durumlarda yükselen vücut ısısı beyin ve diğer hayati organlarda hasara yol açabilir" dedi. Aşırı sıcaklardan 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, 4 yaşından küçük çocuklar, bakıma ihtiyacı olanlar, hamileler, açık alanda çalışanlar, aşırı kilolular, kronik hastalığı (şeker hastalığı, kalp-damar hastalıkları, beyin-damar hastalıkları, psikolojik hastalıklar, kronik solunum sistemi hastalıkları, karaciğer hastalıkları, böbrek hastalıkları) olanlar sürekli ilaç (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kullanan kişiler, sokak çocukları ve evsizlerin etkilenen gruplar olduğu belirten Dr. Rengin Yiğit, özellikle kronik hastalığı bulunan ve yalnız yaşayan yaşlıların en çok risk taşıyan gruplar olduğunun altını çizdi. Aşırı sıcaklardan korunmak için 10.00-16.00 saatleri arasında mecbur kalınmadıkça dışarı çıkılmaması gerektiğini belirten Dr. Yiğit, şu açıklamada bulundu: "Dışarıda çalışması gerekenler mümkün oldukça güneş altında korunmasız kalmamaya, aşırı hareketlerden kaçınmaya, sık sık tuz içeren sulu gıdalar almaya dikkat etmelidirler. Açık havada geçirilen zamanlarda açık renkli, hafif, bol ve sıkı dokunmuş kumaşlardan yapılan giysiler tercih edilmeli; geniş kenarlı ve hava delikleri olan şapka giyilmeli ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde (10.00-16.00) denize girilmemeli ve güneşlenilmemelidir. Bu saatlerin dışında denize girmek isteyenler güneşten koruyucu krem kullanmalı, şapka ve gözlük gibi gerekli koruyucu önlemleri almalı ve uzun süre kesintisiz güneşlenmemelidir. Yoğun fiziksel aktivite ve spor yapmak için sabah ve akşam saatleri tercih edilmeli, her bir saatlik spor için en az 2-4 bardak sıvı alınmalıdır. Ağır fizik aktivitelerden kaçınılmalıdır. Risk altındaki yetişkinler ve yaşlılar, günde en az iki kez güneş veya sıcak çarpması yönünden izlenmelidir. Bebekler ise bu açıdan daha sık izlenmelidir. Bebek, çocuk, engelliler ve hayvanlar kapalı ve park etmiş araçlarda kesinlikle bırakılmamalıdır. Araçların iç ısıları, klima olsa dahi park edildikten çok kısa süre sonra yükselmektedir. Araç terk edilirken herkesin dışarı çıktığından emin olunmalıdır. Kapalı alanlar iyi havalandırılmalıdır. Güneş gören pencereler perde vb. güneşliklerle gölgelendirilmelidir. Vücut ısısının yükselmemesi için sık sık duş alınmalı; bunun mümkün olmadığı durumlarda ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı veya silinmelidir. Susuzluk hissi olmasa bile her gün en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) sıvı tüketilmelidir. Kahvaltıda az yağlı peynirler, zeytin ve taze sebzeler bulunmalı, kafein içeren içecekler yerine de süt, meyve suyu, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki çayları tercih edilmelidir. Yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemeklerde bitkisel sıvı yağlar kullanılmalıdır. Yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda veya az suda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalıdır. Vücut direncini artırmak ve vücudun yeterli miktarda vitamin ve mineral almasını sağlamak için bol miktarda sebze ve meyve tüketilmelidir. Terleme ile artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her zamankinden daha fazla miktarlarda sıvı alınmalıdır. Sıvı alımında su içmek esas olmakla beraber, su dışı sıvı alımında kahve, çay ve gazlı içecekler yerine süt, ayran ve meyve suyu gibi içecekler tercih edilmelidir. Eğer doktor tarafından sıvı alımı kısıtlanmış veya idrar söktürücü ilaç kullanılması söz konusu ise ilgili doktora başvurmak gerekir. Mide kramplarına neden olabileceği için çok soğuk ve buzlu içecekler tercih edilmemelidir. Kafein, alkol ve fazla miktarda şeker içeren içecekler vücuttan daha fazla sıvı kaybına yol açtığı için tüketilmemelidir. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, çabuk bozulma riski olan besinler (et, yumurta, süt, balık vb.) açıkta bekletilmemeli, besinlerin hazırlanması ve pişirilmesi aşamalarında hijyen kurallarına özen gösterilmelidir"
Ayder Yaylası’nda ‘Sağlık Halkası’
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 18:01 Ayder Yaylası’nda ‘Sağlık Halkası’ Rize’nin dünyaca ünlü Ayder Yaylası’nda "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi çerçevesinde kilosuna bakılan turistler horon halkasında birleşerek kalori yaktı. Sağlık Bakanlığı tarafından sağlıklı yaşam bilincini artırmak amacıyla başlatılan "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Ayder Yaylası’nda turistlere yönelik ortaya renkli görüntülerin çıktığı bir etkinlik düzenlendi. Düzenlenen etkinlikte Ayder Yaylası’nda kurulan stantta ilk etapta vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak vücut kitle endeksi hesaplandı. Hesaplamalara göre normal değerlerin üzerinde olan turistler tulum ezgileri eşliğinde kurulan horon halkasına davet edilerek kısa süreli de olsa horon ederek kalori yakmaya teşvik edildi. Obezitenin tüm dünyada bir pandemi olarak kabul edildiğine değinen Rize İl Sağlık Müdürlüğü, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Tahsin Gökhan Teletar, "Günümüzde obezite ve fazla kilolu olmak çok ciddi bir sağlık sorunu. Hatta tüm dünyada bir pandemi salgını olarak kabul ediliyor. Tek başına fazla kilonun oluşturduğu sorunlar dışında başka hastalıklara da sebep oluyor. Şeker hastalığı, tansiyon hastalığı gibi bunlar bütün dünya için sağlık hizmetlerine ciddi bir yük getiriyor. İnsan hayatını çok olumsuz etkiliyor. Bu konuda farkındalık oluşturmak için Sağlık Bakanlığımız ideal kilonu öğren diye bir kampanya başlattı. Bütün illerde açıldı bununla ilgili farklı faaliyetler yapılıyor. Bizim de Çamlıhemşin Toplum Sağlığı Merkezi Başkanımız bu faaliyeti organize etti. Bugün burada çok kalabalık bir yerdeyiz, Ayder’deyiz. Rize’nin en gözde turistik mekanlarından birisi. Burada bu kalabalıkta hem faaliyetimizi hayata geçirmek istiyoruz. İnsanların farkındalığını arttırmak mümkün olduğunca fazla insana ulaşmak istiyoruz" dedi. Çamlıhemşin İlçe Devlet Hastanesi’nde görevli Dr. Havva Hasret Kuru ise, "Buraya Sağlık Bakanlığımızın başlattığı tüm Türkiye genelinde olan ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası amacıyla Ayder bölgemize bir stand kurduk. Burası çok turistik biliyorsunuz. Hem kendi vatandaşlarımız hem de yabancı uyruklu çok insan var. Bir farkındalık oluşturmak amacıyla buradayız. Kilo dediğimiz sadece fiziksel bir aşırı yağ birikimi değil, aslında birçok kronik hastalığın, psikolojik hastalıkların alt yapısını oluştuyor. O yüzden biz tartıya ufacık bir adım atarak sağlığımız için büyük adımlar atmayı hedefliyoruz. Biz Çamlıhemşin bölgesi olarak yaklaşık iki aydır ölçüm yapıyoruz. Çeşitli bölgeler de ölçüm yaptık. Halkımızın ilgisi var ama birazcık da çekiniyorlar. Beklentisel olarak ben vücut kitle endeksini daha fazla bekliyordum, beklentimin altında çıktı. Ama bölgesel olarak normalin üzerindeyiz" ifadelerini kullandı. Ayder Yayla’sının bu etkinlikle daha cazip hale geldiğini savunan Bahar Altınkaya isimli vatandaş ise, "Bu yapılan rutin kontrollerin bu kadar kolay bir şekilde elimizin altında olmuş olması biz halk açısından oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Özellikle böyle yaylada sizi görmek beni çok şaşırttı, beklemiyordum. Yaylada bile sağlık için peşimizi bırakmıyorsunuz, teşekkür ederim. Kilomuz ne kadar çıkacak diye endişe ederken tulum eşliğinde bizim biraz endişemizi hafifletiyorsunuz, bizi mutlu da ediyorsunuz. Ben zaten Karadenizliyim alışık olduğum görüntüler. Bu kontrolle birlikte daha da cazibeli hala gelmiş oldu" dedi. Uygulama sayesinde standartların üzerinde olduklarını fark ettiklerini ifade eden Oğuzhan Öztürk, "Trabzon’dan geldik, turizm sektöründeyiz. Sağlık Bakanlığının güzel bir uygulaması birkaç defa denk geldim ama kilolu çıkacağımı düşünmediğimden dolayı hiç katılmamıştım da fakat kilolu çıktım. Evet, kiloluyum bir 15 kilo fazlam varmış, 100 kiloymuşum. Yani 3 defa çıktım tartıya hiç yanılmadı her seferinde 100 gösterdi, güzel bir uygulama. Türk insanı, hamur işi olsun yemeği seven bir insan ve toplumuz. Fakat şunu öğrendim ki standartların üzerindeyiz. Tulum biraz hızlansın kalori yakmak açısından katılmak gerekiyor. Şoför olduğumuz için devamlı direksiyon başındayız mecburen biraz böyle oluyor, zayıf şoförler de var demek ki onlar bekar" şeklinde konuştu.
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sterilizasyon birimi yenilendi
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 16:07 Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sterilizasyon birimi yenilendi Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Çocuk Ek Binası’nda yer alan sterilizasyon birimi, sağlıkta kalite standartlarına uygun şekilde yenilendi. Fiziki olarak genişletilen ve işleyiş açısından yeniden yapılandırılan birim, yalnızca ameliyathanelere değil; tüm hastane birimlerine daha hızlı, güvenli ve etkili hizmet verecek şekilde yeniden düzenlendi. Yenilenen yapı sayesinde sterilizasyon birimi hem daha fonksiyonel hale getirildi hem de birimden ayrılan alanlarla ameliyathaneye iki adet yeni ameliyat odası kazandırıldı. Bu sayede artan ameliyat taleplerine daha hızlı yanıt verilmesi hedefleniyor. Sterilizasyon birimi ameliyathanenin yanı sıra; çocuk anjiyografi, çocuk kalp damar cerrahisi (KVC), yoğun bakımlar, yeni doğan yoğun bakım ünitesi, doğumhane, acil servis gibi kliniklerin malzeme ihtiyacını da karşılamakta. Bu alanlara steril malzeme desteği sağlayan ünitede yapılan bu yenileme, tüm hastanenin hizmet sürekliliği açısından büyük öneme sahip. Yeni sterilizasyon biriminde kirli alan, katlama, paketleme, destek, hemşire, temiz malzeme ve steril depo gibi bölümler ayrı ayrı planlandı, tüm alanlar temiz-kirli ayrımı ilkesine uygun şekilde yerleştirildi. İki adet yeni otoklav, iki yıkama cihazı ve üç paketleme cihazı ile altyapı güçlendirildi. Bu dönüşüm sayesinde hem sterilizasyon süreçlerinin kalitesi artırıldı hem de hastanenin tüm birimlerine kesintisiz ve güvenli hizmet sunma kapasitesi üst düzeye çıkarıldı.
Turgutlu Devlet Hastanesi’nde gerçeği aratmayan HAP tatbikatı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:51 Turgutlu Devlet Hastanesi’nde gerçeği aratmayan HAP tatbikatı Manisa’nın Turgutlu ilçesinde hizmet veren Turgutlu Devlet Hastanesi’nde 08 Temmuz 2025 Salı günü geniş katılımlı bir HAP (Hastane Afet ve Acil Durum Planı) Tatbikatı gerçekleştirildi. Saat 10.30’da başlayan tatbikat, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı ekiplerin gözetim ve desteğiyle düzenlendi. Senaryosu ve uygulama disipliniyle dikkat çeken tatbikat, hem sağlık personelinin reflekslerini hem de kurumun kriz yönetimi kapasitesini ölçme açısından önemli bir sınav oldu. ’Serada zirai daz sızıntısı’ Hazırlanan senaryoya göre, Turgutlu’da faaliyet gösteren bir serada meydana gelen zehirli zirai gaz sızıntısı nedeniyle çok sayıda vatandaş etkilenerek ambulanslarla Turgutlu Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Olay yerine ilk ulaşan ekiplerin yönlendirmesiyle başlayan süreçte hastane personeli, afetzedelere yönelik hızlı ve organize bir şekilde triyaj (öncelik belirleme), dekontaminasyon (kimyasal temizlik), tetkik ve tedavi uygulamalarını başarıyla gerçekleştirdi. Tüm birimler koordineli çalıştı Tatbikatta; hastane yönetimi, acil servis ekipleri, hastane sivil savunma birimi, hemşireler, teknisyenler, destek personelleri ve güvenlik görevlileri aktif olarak görev aldı. Ekipler, kriz anlarında olması gereken müdahale yöntemlerini adım adım uygularken, senaryoya uygun şekilde organize olarak zamanla yarıştı. Tatbikat sürecinde özellikle kimyasal madde teması riski taşıyan hasta vakalarında koruyucu ekipman kullanımı, giriş-çıkış kontrolü, izolasyon alanlarının oluşturulması, hasta sevk zincirinin yönetimi gibi kritik adımlar başarıyla simüle edildi. Hazırlık seviyesi test edildi Gerçeği aratmayan tatbikat ile Turgutlu Devlet Hastanesi’nin olası bir kimyasal tehlike, afet veya toplu yaralanma durumuna karşı hazırlık düzeyi test edilmiş oldu. Tatbikatın ardından gerçekleştirilen değerlendirme toplantısında, ekiplerin başarılı bir organizasyon örneği sergilediği ve olası kriz senaryolarına karşı yüksek düzeyde hazırlıklı olduğu vurgulandı. "Bu tatbikatlar hayati öneme sahip" Tatbikata ilişkin açıklamada bulunan hastane yetkilileri, bu tür çalışmaların sağlık personelinin kriz anlarında panik yapmadan hızlı ve etkin müdahale edebilmesi, vatandaşlara doğru ve zamanında sağlık hizmeti sunulabilmesi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Yetkililer, "Amacımız sadece bir tatbikat yapmak değil, her an her koşulda hazır olmaktır. Sağlık çalışanlarımızın bu tür durumlara karşı bilgi, beceri ve reflekslerinin güçlü olması, halk sağlığı açısından hayati öneme sahiptir. Tatbikata katkı sunan tüm personele teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.