Son Dakika
|
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
İngiltere: "3 Britanyalı, hantavirüse yakalandı"
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
SAĞLIK
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52:35
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:08
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:02
Konya’da Dünya Çölyak Günü etkinliği
9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla Konya İl Sağlık Müdürlüğünce çölyak hastaları ve aileleriyle etkinlik düzenlendi. Konya Şehir Hastanesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, çölyak hastalarının yaşadığı sorunlara dikkat çekilirken, toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte, çölyak hastalığıyla yaşayan bireylerin günlük hayatta karşılaştığı zorluklar ele alındı. Programda konuşan Konya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Cüneyt Çiçek, "Çölyak hastalığında en etkili tedavi yöntemi ömür boyu glütensiz beslenmektir. Bu durum yalnızca çocuklarımız için değil, aileler için de ciddi bir yaşam düzeni anlamına gelmektedir. Bu süreçte çocuklarımızın yanında olmak, onların sosyal hayatta desteklemek, toplum olarak bilinçli davranmak hepimizin sorumluluğundadır" dedi. Sadece çocuklar için değil, glütenli beslenmeden herkesin uzak durması gerektiğini belirten İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, "Aslında biz burada çocuklarımız değil, kendimizi eğitmemiz, kendimizin de sağlıklı beslenmeye olan inancını değiştirmemiz gerekiyor. Çocuklar burada önümüzü açan bir nefer ama bizlerin de aslında bu glüten belasından biraz daha kendimizi uzak tutmamız sağlığımız açısından gayet önemli" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
01 Temmuz 2025 Salı - 11:59
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi kas hastalarına umut oluyor
Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesindeki Nöromüsküler Kas Hastalıkları Merkezi, 400’e yakın hastaya multidisipliner yaklaşımla tedavi sunuyor. Türkiye’deki 23. yetkili merkez olan ünite, çevre illerden gelen hastalara da umut oluyor. Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi bünyesinde geçtiğimiz yıl hizmete açılan Nöromüsküler Kas Hastalıkları Tanı ve Tedavi Merkezi, bölge halkına umut olmaya devam ediyor. Elazığ başta olmak üzere Malatya, Diyarbakır, Bingöl, Tunceli, Muş, Sivas, Şırnak ve Siirt gibi çevre illerden gelen hastalara da düzenli hizmet veriyor, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinden yoğun başvuru alan merkezde ise, 400’e yakın hasta aktif olarak takip ediliyor. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Şüheda Kaya, merkezin çocuk ve erişkin nöroloji ile fizik tedavi uzmanlarının iş birliğiyle hizmet verdiğini belirterek, "Bölgemizdeki tanı ve tedavi süreçlerini hızlandırarak uluslararası standartlarda bakım sunuyoruz" dedi. "İlimiz bu anlamda bir bölge hastanesi" Nöromusküler merkezlerin son dönemde yeni gelişen tedaviler ve özellikle tanı genişliği sebebiyle oldukça önem kazandığını dile getiren Çocuk Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Serkan Kırık ise "İlimiz Türkiye’de 23. merkez olarak kas hastalıkları merkezi onayını aldı. Nöromusküler merkezler son dönemde yeni gelişen tedaviler ve özellikle tanı genişliği sebebiyle de oldukça önem kazanmaktadır. Multidisipliner yaklaşımlar, nöromüsküler merkezlerinin birincil odağını oluşturmaktadır. Burada bize en çok destek veren fizik tedaviden kıymetli hocalarımız, buna ek olarak skolyoz gelişen hastalarda ortopedi desteği, beslenme açısından çocuk gastroenteroloji desteği ve tıbbi genetik desteğiyle beraber hastalar çoklu kliniklerde takip edilmekte. Bu merkezlerin artmasıyla beraber hem ulaşılabilir olmak hem de ailelerin bilgilendirilmesi ile bu hastalıkların artık olumlu yönde seyir gösterebileceği de görülmektedir. Ailelerin ve bizlerin çabası Sağlık Bakanlığımızın çabalarıyla beraber hastaların belirgin klinik iyileşmesini görmek bize mutluluk vermektedir. Kas hastalıkları son yıllarda gelişen tedavi ve teknolojiyle beraber önem kazanmakta. Bununla ilgili olarak da birçok kas hastalığı tanımlanmış, Merkezimizde yaklaşık olarak 400 kadar kas hastasının takip ve tedavilerini yapmaktayız. İlimiz bu anlamda bir bölge hastanesi. Çevredeki şehirlerden Tunceli, Bingöl, Muş, Malatya, Diyarbakır gibi merkezlerden buna ek olarak daha uzak Şırnak, Bitlis, Siirt, Adıyaman ve Sivas’tan da birçok hasta kliniğimizde aralıklı olarak düzenli takiplerine gelmektedir" diye konuştu. "Hastalarımızın günlük aktivitelerini kolaylaştırıyoruz" Multidisipliner bir yaklaşımla hizmet sunduklarını ifade eden Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Nevsun Pıhtılı Taş da "Merkezimizde takip ettiğimiz birçok kas hastamız var. Hastalarımız bize başvurduklarında bizim Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon hekimleri olarak ilk amacımız öncelikle kas hastalıklarının yan etkisi veya komplikasyonlar dediğimiz hastalarımızda oluşabilecek sıkıntılarını önlemeye çalışmaktayız. Çocuk nöroloji hocalarımız tanılarını koyup medikal tedavilerini başladıklarında bize yönlendiriyorlar. Bu konuda çocuk nöroloji kliniğimizle beraber çok güzel işbirliği içerisinde çalışıyoruz. Her hastamız bize başvurduğunda hastamıza göre değerlendirip rehabilitasyon programlarını planlıyoruz. Gerekli tedavilerini yapıyoruz. Bununla beraber spastisite dediğimiz kas kasılmaları, istemsiz kasılmaları oluştuğunda gerekli medikal tedavilerin yanında ultrasonografi eşliğinde uyguladığımız botilinium toksin enjeksiyonlarıyla da hastalarımızın günlük aktivitelerini kolaylaştırıyoruz. Bağımsız hareket etmelerini sağlıyoruz" şeklinde konuştu.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:55
Büyükşehirden ücretsiz ve steril ortamda sünnet hizmeti
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez İlçesi Sakarya Bulvarı’ndaki sağlık merkezinde çocuklara sünnet hizmeti veriliyor. 2022 yılından bu zamana kadar yaklaşık 3 bin çocuk, ücretsiz sünnet hizmetinden yararlandı. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Kepez ilçesi Sakarya Bulvarı’ndaki Sağlık Merkezi’nde verilen ücretsiz sünnet hizmetlerinde okulların kapanmasıyla büyük yoğunluk yaşanıyor. Büyükşehir Belediyesi, Sağlık Merkezi bünyesinde sunduğu sünnet hizmetiyle hem ailelere ekonomik açıdan destek sağlıyor hem de çocuklara güvenli ve hijyenik bir ortamda sünnet hizmeti sunuyor. Ücretsiz ve güvenli sünnet hizmeti Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezi Sünnet Kliniği’nde görevli Dr. Ömer Şinasi Üstün, kliniğin hem sağlık standartlarına uygun şekilde tasarlandığını hem de çocukların konforu gözetilerek işlemlerin özenle yapıldığını belirterek, "Sünnet işlemleri, uzman ekipler tarafından tamamen steril şartlarda gerçekleştiriliyor. Ailelerden aldığımız geri dönüşler çok olumlu. Hizmetin ücretsiz olması ekonomik açıdan destek sağlarken, hijyen ve güvenlik konusunda da ailelerin içi rahat ediyor" dedi. Steril ortamda sünnet işlemi Sünnet hizmetlerinin işleyişi hakkında da bilgi veren Dr. Üstün, "Vatandaşlarımız öncelikle randevu alıyor. Çocuklarımızı öncelikle muayene ediyoruz. Sağlık açısından uygunluklarına göre işlemleri planlıyor ve aileye uygun bir tarih belirliyoruz. Belirlenen günde steril ortamda sünnet işlemini gerçekleştiriyoruz. Ardından aileleriyle birlikte çocukları evlerine gönderiyoruz. Sünnet sonrası bakımın takibi için de 15 gün sonra kontrollerini tekrar yapıyoruz" diye konuştu. 3 bin çocuğa sünnet hizmeti verildi Sünnet hizmetlerine olan talebin özellikle yaz aylarında yoğunlaştığını vurgulayan Dr. Üstün, "Okulların kapandığı bu dönemde, özellikle 6-12 yaş grubundaki çocuklar için talep oldukça fazla. Okullar açıkken ise daha çok 0-3 yaş aralığındaki bebeklerimizin sünnetlerini yapıyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 3 bine yakın çocuğumuz bu hizmetten yararlandı" dedi. Özel hastane standartlarında bir ortam Çocuklarını sünnete getiren Hatice Celep, Büyükşehir Belediyesi’nin sünnet hizmetinden memnuniyet duyduğunu belirterek, "Bu hizmetten yaklaşık bir yıl önce yakınım aracılığıyla haberdar oldum. Daha önce büyük oğlumun sünnetini hastanede yaptırmıştım, ancak buranın hijyen ve konfor açısından hastane standartlarında olduğunu söylediler. Gerçekten de Antalya’ya yakışır modern ve temiz bir ortam. Küçük oğlum ana sınıfına gidiyor, bu nedenle okullar kapandıktan sonra başvurumuzu yaptık. Randevu süreci oldukça hızlıydı, yoğunluk olmasına rağmen 15 gün içinde sünnet işlemi gerçekleştirildi. Herkese gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum" diye konuştu.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:46
Organ bağışı 3 hastaya umut oldu
Afyonkarahisar Devlet Hastanesi’nde beyin ölümü gerçekleşen bir hastanın organlarının bağışlanmasıyla üç ayrı hasta yeniden hayata tutunacak. Merhumun ailesinin örnek teşkil eden onayıyla alınan organlar, zamanla yarışan sağlık ekiplerinin özverili çalışmasıyla hızla alıcılara ulaştırıldı. Bir karaciğer ve iki böbrek, nakil bekleyen hastalara başarıyla transfer edilirken, alınan bir kornea da görme yetisini kaybetmiş bir hastanın yeniden ışığa kavuşabilmesi amacıyla Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Kornea Bankasına gönderildi. İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk yaptığı açıklamada, "Gerçekleştirilen bu anlamlı bağış üç hastamıza umut oldu. Bir karaciğer ve iki böbrek, organ nakli bekleyen bireylere ulaştırıldı. Ayrıca bir kornea da ilerleyen süreçte yeniden görebilmeyi bekleyen bir hastaya ulaştırılmak üzere Kornea Bankası’na teslim edildi. İnsan hayatına dokunan bu hayati süreçte emeği geçen her bir sağlık çalışanımızla gurur duyuyoruz. Onların titiz, koordineli ve özverili çalışmaları, sağlık sistemimizin gücünü bir kez daha göstermiştir" dedi.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:42
Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’dan kanser araştırmasına tebrik
Bağırsak sağlığı ve kolon kanserine dair gerçekleştirilen araştırma Nobel ödüllü Prof. Dr. Aziz Sancar’dan tebrik aldı. Dr. Öğr. Üyesi Lutfiye Karcıoğlu Batur, "Kolon kanseri araştırmamızın değerli bir bilim insanından tebrik alması bizi çok mutlu etti. Çalışmalarımıza içtenlikle ve azimle devam edeceğiz" dedi.
01 Temmuz 2025 Salı - 11:41
Doç. Dr. Günay: "Mide koruyucu ismini hak etmiyor"
Mide rahatsızlığı olanlar, genellikle çareyi "mide koruyucu" olarak bilinen ilaçlarda arıyor. Genellikle alanında uzman hekimlere danışılmadan, bilinçsiz bir şekilde tüketilen bu ilaçların göründüğü kadar masum olmadığına dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ismini hak etmiyor. Bilinçsiz kullanımında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyerek uyarıda bulundu. Mide koruyucu hapların uzman bir hekim önerisi olmadan tüketilmesi, halk arasında yaygın olarak görülen yanlış ilaç kullanımlarından biri. Vatandaşın mide rahatsızlıkları nedeniyle yöneldiği bu ilaçların aslında göründüğü kadar masum olmadığını ve olumsuz yan etkileri olabileceğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ismini hak etmiyor. Günlük pratikte mide koruyucu olarak bilinen ilaçlar, özellikle proton pompa inhibitörleri (PPİ) olarak adlandırılan bir ilaç grubunu kapsar. Bu ilaçlar, mide asidini azaltarak reflü, ülser ve bazı ilaçların mideye zarar verici etkilerine karşı koruma sağlamak amacıyla kullanılır. Ancak halk arasında bu ilaçların zararsız bir koruyucu gibi görülmesi ve hekim önerisi olmadan uzun süreli kullanılması, ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. İlacın adı yanılsamaya neden oluyor "Mide koruyucu" ifadesinin yanlış bir algıya sebebiyet verdiğinin altını çizen Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide koruyucu ifadesi, bu ilaçların yanlışlıkla her derde deva ya da tamamen zararsız olduğu algısını doğurabiliyor. Oysa bu ilaçların uzun süreli ve kontrolsüz kullanımı ciddi yan etkiler oluşturabilir" diye konuştu. İlacın yan etkileri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Süleyman Günay, "Vitamin ve mineral emilim bozuklukları (özellikle B12, demir, magnezyum); kemik erimesi ve kırık riskinde artış, clostridium difficile gibi bağırsak enfeksiyonlarına yatkınlık, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve kronik böbrek hastalığı riski, bağırsak florasında bozulma ve bağışıklık sisteminin zayıflaması gibi sorunlara neden olabilir" sözlerini kaydetti. Doç. Dr. Süleyman Günay, "Mide asidi, vücudun doğal bir savunma mekanizmasıdır. Zararlı mikroorganizmaları yok eder ve sindirimi başlatır. Bu asidin uzun süre baskılanması, bağışıklık sistemi, kemik sağlığı ve besin emilimi gibi bir çok sistemi olumsuz etkileyebilir" mesajını verdi. Sırf midem zarar görmesin diye başlamak yanlış Mide koruyucu ilaçların doktor kontrolünde ve gerekli olduğunda tüketilmesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Süleyman Günay, uzun süreli NSAİİ (ağrı kesici) kullanan hastaların, aktif mide veya onikiparmak bağırsağı ülseri olan kişilerin ve reflü nedeniyle tedavi gören hastaların (belirli bir süre için) bu ilaçları kullanabileceğini söyledi. Doç. Dr. Süleyman Günay, "Ancak sağlıklı bireylerde rutin olarak kullanılması tıbben önerilmez. Özellikle, sırf ‘midem zarar görmesin’ düşüncesiyle koruyucu amaçla başlanan mide ilaçları, uzun vadede faydadan çok zarar getirebilir" ifadelerini kullandı. Mutlaka gastroenteroloji uzmanına danışılmalı İlaç tüketimi konusunda toplumsal bilinçlenmenin artması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Süleyman Günay, sözlerine şöyle devam etti: "Bu ilaçların güvenli olduğu düşüncesi yanıltıcıdır. ’Koruyucu’ ifadesi, ilaçların risksiz olduğu anlamına gelmez. Mide asidi, bağışıklık ve sindirim sistemi için gereklidir. Onu sürekli baskılamak, zararlı sonuçlar doğurabilir. Her ilacın olduğu gibi bu ilaçların da doğru hasta, doğru doz ve doğru süre ile kullanılması gerekir. Özellikle reçetesiz temin edilerek başlanan uzun süreli mide koruyucu kullanımları sakıncalıdır. Sağlık okuryazarlığının artması, ilaçların yalnızca doktor önerisiyle ve kontrolünde kullanılması gerektiğinin anlaşılması açısından son derece önemlidir. Mide rahatsızlığı şikayetleri olan hastaların mutlaka bir gastroenteroloji uzmanına başvurması, gerekirse endoskopi ile değerlendirme yapılması daha doğru bir yaklaşım olacaktır."
01 Temmuz 2025 Salı - 10:57
Lazer göz cerrahisinin yeni trendi ‘Smile Pro’ yöntemi Denizlililerin hizmetine girdi
Göz sağlığı alanında son yıllarda büyük bir yenilik olarak öne çıkan Smile Pro Lazer yöntemi, Denizli’de Prof. Dr. Cem Yıldırım ve Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Şefik Can İpek tarafından başarıyla uygulanmaya başladı. Klasik yöntemlere alternatif olan hızlı ve konforlu yeni tedaviyle, binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cem Yıldırım, göz sağlığında yaşanan teknolojik gelişmelerin başında Smile Pro yönteminin geldiğini söyledi. Prof. Dr. Cem Yıldırım, klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv bir yöntem olan Smile Pro yönteminin hem iyileşme sürecini hızlandırdığını hem de hasta konforunu artırdığını belirterek; "Bu yöntem, hastaların günlük yaşamlarına çok daha kısa sürede dönmesini sağlıyor. Aynı zamanda ameliyat sonrası yaşanan rahatsızlıklar da minimum düzeyde kalıyor" dedi. Smile Pro yönteminin, femtosaniye lazer teknolojisinin kullanıldığı, minimal invaziv bir lazer göz cerrahisi yöntemi olduğunu belirten Prof. Dr. Cem Yıldırım, bu yöntemin uygulama süreci hakkında şu bilgileri verdi: "Gözde yalnızca 2 ila 3 milimetrelik küçük bir kesi açılarak, korneanın içerisinden ince bir doku tabakası, yani lentikül çıkarılır. Böylece gözdeki kırma kusurları düzeltilmiş olur. Smile Pro yönteminde diğer lazer tedavilerinden farklı olarak, geniş bir kornea kesisi oluşturulmadığı için kornea dokusuna daha az müdahale edilir, dolayısıyla daha az doku müdahalesiyle sonuç verir" Hızlı ve Konforlu Bir Süreç Prof. Dr. Cem Yıldırım, işlemin gelişmiş lazer sistemleri sayesinde yalnızca saniyeler içinde tamamlandığını vurgulayarak, "Bu hız, hastaların işlem sırasında daha az stres yaşamalarını sağlıyor. Ayrıca, kornea sinirleri daha az etkilendiği için ameliyat sonrası kuru göz gibi şikâyetler oldukça nadir görülüyor. Uygun göz yapısına sahip hastalar, genellikle birkaç gün içinde görme netliğine kavuşup günlük aktivitelerine dönebiliyor" diye konuştu. Daha Net Bir Gelecek İçin İleri Teknoloji Görme bozukluklarının tedavisinde hem konforu hem de güvenliği bir araya getiren Smile Pro yönteminin geleceğin lazer teknolojisi olarak değerlendirildiğini kaydeden Prof. Dr. Cem Yıldırım, "Bu yöntem sayesinde binlerce hasta, gözlük ve kontakt lens kullanımına veda ediyor. Smile Pro, görme kalitesini artırmak isteyenler için modern ve etkili bir çözüm sunuyor" şeklinde konuştu. Kimler Smile Pro için uygun? Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şefik Can İpek ise klasik lazer tedavilerine kıyasla daha az invaziv olan Smile Pro yönteminin miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde daha hızlı ve daha konforlu bir iyileşme süreci sunduğunu belirtti. Smile Pro yönteminin her göz yapısına uygun olmadığını hatırlatan Dr. Şefik Can İpek, bu cerrahinin genellikle 18 yaşını geçmiş, göz numarası en az bir yıldır sabit olan ve kornea kalınlığı yeterli düzeyde olan bireyler için önerildiğine dikkat çekerek, "Yöntem, miyop, hipermetrop ve astigmat tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar sunuyor. Ancak her birey bu yöntem için uygun olmayabilir; bu nedenle detaylı bir göz muayenesi şarttır" ifadelerini kullandı.
01 Temmuz 2025 Salı - 10:53
Uzm. Diyetisyen Erden: "Beslenmeniz ebeveyn olmanıza engel olabilir"
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzm. Diyetisyeni Ayşegül Akkaya Erden, "Ülkemizde çiftlerin yaklaşık yüzde 15’i kısırlık sorunu ile karşı karşıya kalıyor. Nedenler arasında biyolojik faktörler olabileceği gibi, geç yaşta evlilik, çevresel etkenler ve sağlık hizmetine erişim kısıtlılığı, yanlış beslenme alışkanlıkları gibi durumlar da yer alabiliyor" dedi. Kısırlık sürecinde hem erkeklere bağlı nedenler hem de kadınlara bağlı etkenler olduğu gibi çiftin her ikisinden kaynaklanan sorunlar da söz konusu olabildiğinden bahseden Uzm. Diyetisyen Erden, "Kısırlık sorununun önleyici tedavileri arasında ilk sırada yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek geçiyor. Kadın ve erkek üreme sistemi çeşitli kimyasal ve fiziksel ajanlara karşı ciddi duyarlılık göstermektedir. Bu ajanlar genellikle mesleki ortamda ve çevrede yaygın olarak bulunmaktadır. Bu çevresel faktörlerin başlıcaları arasında; radyasyon maruziyeti, hareketsiz yaşam tarzı, devamlı kullanılan ilaçlar, yoğun sigara ve alkol tüketimi, kurşun-arsenik-hidrokarbonlar gibi toksinler, çeşitli hormonların alımı sayılabilmektedir. Sigaranın dumanının bile kısırlık üzerinde etkili olduğu güncel bilimsel çalışmalarla desteklenmektedir" şeklinde konuştu. "Alkol tüketimine dikkat" Yoğun alkol alımı hem fiziksel hem de zihinsel iyilik halini bozduğu gibi üreme sisteminde de çeşitli sorunların temek kaynağı olabildiğini vurgulayan Uzm. Diyetisyen Erden, "Kısa süreli veya aralıklı alkol alımında bu etkiler daha az görülmektedir. Alkol aynı zamanda beyin ile üreme sistemi arasındaki dengeyi etkileyerek hormon üretimini bozabilmektedir. Böylelikle kısırlık görülme durumu tetiklenmektedir. Kısırlık sorununda önemli konulardan biri de beslenme alışkanlıklarıdır. Vücut sağlığımız için yeterli ve dengeli beslenmek her hastalık için önleyici bir faktördür. Bunun yanı sıra vücut ağırlığı da üreme sistemi üzerinde bir faktördür. Obezite, erkeklerde testosteron miktarında azalmaya yol açmaktadır. Bu da vücuttaki hormonal dengeyi değiştirdiği için (testosteron-östrojen-SHBG-FSH-LH) üreme sistemi üzerine negatif etki yapmaktadır. Obezite kadar yetersiz enerji alımı da üreme sistemini olumsuz etkilemektedir. Erkekler düşük kalorili beslendiklerinde sperm hareketlerinde düşmeler olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Kısa sürede hızlı kilo kaybına neden olan düşük kalorili diyetler, beslenme dengesinin bozulması (karbonhidrat-protein-yağ oranı) üreme sağlığını olumsuz etkileyerek kısırlığa yol açmaktadır. Kadınlarda da bu durum benzer şekildedir. Aşırı kilolu olmak veya aşırı zayıf olmak, her ikisi de östrojen hormonunun üretimini olumsuz etkiler. Vücut kitle endeksini 19-24 arasında tutmak doğurganlığı olumlu etkileyecektir" ifadelerini kullandı. "Beslenmenizde rafine karbonhidratlardan ve yağlardan olabildiğince uzak durun" Bebek sahibi olmak isteyen çiftlere bazı önerilerde de bulunan Uzm. Diyetisyen Erden, sözlerine şöyle devam etti: "Sigara içiyorsanız bırakın, nikotin ve sigaradaki diğer zararlı maddelerin yumurta kalitesini bozduğu kesin olarak gösterilmiştir. Alkol tüketimini azaltın, fazla alkol üreme hücrelerinin kalitesini bozmaktadır. Fazla kafeinden kaçının, kahveyi kafeini azaltılmış içebilirsiniz ya da günde 2 fincandan fazla içmeyin. Egzersiz yapın, hücrelerin oksijenizasyonunu artırırken kilo vermeye de yardımcı olacaktır. Beslenmenizde rafine karbonhidratlardan ve yağlardan olabildiğince uzak durun. Gerek fazla miktarda hayvansal yağ gerekse tatlılar ve unlu gıdalar üreme sağlığı üzerinde olumsuz etkiye sahiptir. Antioksidanların üreme hücresi kalitesini arttırdığı artık kesin olarak biliniyor. Antioksidan içeren yiyecekler (Koyu yeşil sebzeler, kırmızı üzüm, avokado, yaban mersini, fındık, fıstık, ceviz, yeşil çay, tam tahıllar, mercimek, fasülye, nohut gibi kuru baklagiller, balık, zerdeçal ve benzeri) bebek sahibi olmak isteyen çiftlerde başarıyı arttırıcı rol oynayacaktır."
01 Temmuz 2025 Salı - 10:47
MEAH’ta yoğun bakım yatak kapasitesi artırıldı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH), yoğun bakım hizmetlerinde kapasite artışına giderek sağlık hizmetlerinin kalitesini ve erişilebilirliğini artırmaya devam ediyor. Menteşe Kaymakamı Mehmet Eriş, Adalet ve Kalkınma Partisi İl Başkanı Haluk Laçin ve İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça’nın katılımıyla hastane acil servis alanında 2. Seviye, 6 yataklı yeni bir erişkin yoğun bakım ünitesi hizmete açıldı. Yeni yoğun bakım ünitesinin hizmete girmesiyle birlikte, hastanede mevcut bulunan 86 erişkin yoğun bakım yatağı sayısı 92’ye çıkarıldı. Bu artışla birlikte, hasta mağduriyetlerinin önlenmesi ve özellikle il dışı hasta sevklerinin azaltılması hedefleniyor. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde ayrıca 18 küvöz kapasiteli Yenidoğan Yoğun Bakım Üniteleri ile 6 yataklı Çocuk Yoğun Bakım Ünitesi de aktif olarak hizmet vermeye devam ediyor. Böylece hastanenin toplam yoğun bakım yatak sayısı 116’ya ulaştı. Yoğun bakım kapasitesindeki bu artışla birlikte, kritik hastaların il içinde tedavi edilmesi sağlanarak sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkin bir şekilde erişim sağlanması amaçlanıyor. Muğla halkının sağlık ihtiyaçlarına daha kapsamlı yanıt verebilmek adına yapılan bu yatırım, bölgedeki sağlık altyapısının güçlendirilmesi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
01 Temmuz 2025 Salı - 10:44
Hastaneye gitti, karnına yapışan kene ile karşılaştı
Kahramanmaraş’ta hastaneye başvuran bir kadının, yapılan muayenesinde karın bölgesine yapışmış bir kene ile karşılaşıldı. Uzman dermatolog tarafından çıkarılan kene sonrası hasta sağlığına kavuştu.
01 Temmuz 2025 Salı - 10:41
Yaz aylarında bağırsak enfeksiyonlarına karşı uyarı
Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte artan sıcaklıklar, gıda güvenliğini doğrudan etkiliyor. Uygun koşullarda saklanmayan yiyecekler ve hijyen eksiklikleri nedeniyle bağırsak enfeksiyonlarında artış yaşandığını belirten uzmanlar, özellikle çocuklar ve ileri yaştaki bireylerde bu durumun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurguluyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ömer Burçak Binicier, yaz aylarında dış ortamda tüketilen ve uygun koşullarda saklanmayan gıdaların bağırsak enfeksiyonlarına zemin hazırladığını ifade etti. Binicier, "Yazın açıkta satılan ya da uzun süre uygun sıcaklıkta bekletilen süt ürünleri, et ve deniz ürünleri gibi gıdalar, mide-bağırsak sistemi üzerinde ciddi tehdit oluşturabilir. Bu tür enfeksiyonlar genellikle ishal, karın ağrısı, mide bulantısı ve ateşle kendini gösterir. Özellikle çocuklar ve yaşlılarda sıvı kaybı çok daha tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Şikayetler birkaç gün içinde geçmiyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Bu dönemde bol sıvı alımı ve hijyen kurallarına azami dikkat, korunmada en etkili yöntemdir." dedi. El hijyeni hastalıkların yüzde 50’sini önleyebilir İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mirkan Bulğak, yaz aylarında bakteriyel ve viral kaynaklı bağırsak enfeksiyonlarında belirgin artış gözlemlediklerini söyledi. İyi yıkanmamış çiğ sebzeler, yeşillikler ve hijyenik olmayan su kaynaklarının en yaygın bulaş yolları arasında yer aldığını kaydeden Bulğak, "Özellikle çiğ olarak tüketilecek gıdaların önce bol suyla yıkanması, ardından sirkeli suda bekletilmesi önem taşıyor. Ayrıca su ve sabunla doğru teknikle yapılan el yıkama, bu enfeksiyonların yaklaşık yüzde 50’sini önleyebilir. El hijyeni, sadece bireysel korunma için değil, toplum sağlığı açısından da büyük önem taşır. Çocuklara bu alışkanlığın erken yaşta kazandırılması oldukça kritiktir." diye konuştu.
01 Temmuz 2025 Salı - 10:36
Düzce 19 yıldır bebek dostu il
DÜZCE(İHA) – Altın Bebek Dostu ve Bebek Dostu İl unvanına sahip Düzce’deki hastaneler ulusal değerlendirme ekibi tarafından denetlendi. 2006 yılında ‘Bebek Dostu İl’ ilan edilen Düzce, 2008 yılında da ‘Altın Bebek Dostu İl’ unvanını alarak örnek oldu. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı’ ile ‘Tamamlayıcı Beslenme Programı’ kapsamında; bebeklerin ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslenmesi, 6 aydan sonra ise uygun tamamlayıcı besinlerle birlikte emzirmenin 2 yaş ve sonrasına kadar sürdürülmesi hedefleniyor. Bu doğrultuda tüm sağlık kuruluşlarında başarılı emzirmenin 10 adımı stratejisinin uygulanması esas alınıyor. Çocuk sağlığının iyileştirilmesine yönelik olarak uygulanan Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı kapsamında, bu programa dahil olan hastaneler yılda 4 kez başarılı emzirmenin 10 adımı ve bebek formüllerinin pazarlanmasına dair uluslararası yasa çerçevesinde değerlendirmeye tabi tutuluyor. Bu dahilde, Düzce’de ‘Bebek Dostu Hastane’ unvanı taşıyan Düzce Atatürk Devlet Hastanesi, Akçakoca İlçe Devlet Hastanesi, Düzce Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Düzce Özel Çağsu Hastanesi Ulusal Değerlendirme Ekibi tarafından ziyaret edildi. Gerçekleştirilen ziyaretlerde ilgili değerlendirme formları kullanılarak yapılan incelemeler sonucunda, Düzce’deki hastanelerin Bebek Dostu Hastane unvanını devam ettirdiklerini gözlemlediler. "Teşvik ediyoruz" Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, "Anne sütünün teşviki ve bebek dostu sağlık kuruluşları programı çerçevesinde, ilimizdeki kamu, üniversite ve özel hastanenin bebek dostu hastane unvanına sahip olduğunu belirtmek isterim. Düzce’de dünyaya gelen bebeklerin sağlıklı bir hayata başlaması, beslenme yetersizliklerinin önlenmesi ve sağlıklı beslenmenin sürdürülebilmesi amacıyla anne sütünün önemine dikkat çekiyoruz. Kamu, üniversite ve özel hastanelerimizle birlikte bu doğrultuda özverili çalışmalar yürütüyoruz. Düzce olarak 2006 yılından bu yana ‘Bebek Dostu İl’, 2008 yılından bu yana ise ‘Altın Bebek Dostu İl’ unvanına sahibiz. Bu süreçte emeği geçen başta değerlendirme ekibimiz olmak üzere, tüm hastane yöneticilerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" ifadelerinde bulundu.
01 Temmuz 2025 Salı - 10:35
Dondurma alırken dikkat: Sentetik renklendiriciler sağlığı olumsuz etkileyebiliyor
Bilecik’te 50 yıldır dondurma satışı yapan İbrahim Özdemir, "Meyveli dondurma yaparken doğal renklendiriciler sağlık açısından bir risk oluşturmuyor ancak sentetik renklendiriciler sağlığı olumsuz etkileyebiliyor. Bizler ise bunu çözüm olarak doğal ve organik meyve kullanıyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder