Son Dakika
|
Van’da sokak köpeği dehşeti: Parçalanmaktan son anda kurtuldu
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
SAĞLIK
Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:29:19
Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, bacaklarda cilt altında belirginleşen mavi, mor ve yeşil renkli damar görüntüleriyle ortaya çıkan varisin, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin bacaklardaki yüzeyel toplardamarların genişleyip belirgin hale gelmesiyle oluştuğunu belirterek, "Varis, toplardamar kapakçıklarının bozulmasına bağlı gelişen venöz yetmezlik sonucunda ortaya çıkar. Cilt altında yeşil, mavi veya mor renkli damarlar şeklinde görülebilir" diye konuştu. "Her hastada farklı belirtiler gösterebiliyor" Varis hastalarının büyük bölümünde ağrı ve şişlik şikayetlerinin görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Gelişen, "Hastalarda bacak ağrısı, ödem, geceleri huzursuzluk hissi ve kramp gibi yakınmalar olabilir. Ancak varis her hastada aynı şekilde seyretmez. Çok az görünür varisi olup şiddetli ağrı yaşayan hastalar olduğu gibi ileri düzey varisleri olmasına rağmen hiç ağrı hissetmeyen hastalar da vardır" ifadelerini kullandı. "İleri düzey varislerde cerrahi yöntem uygulanabiliyor" Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın derecesine göre belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Gelişen, "Cerrahi stripping ameliyatını genellikle çok ileri düzey varisi olan ve toplardamar çapı yaklaşık 8.5-9 milimetrenin üzerinde bulunan hastalarda tercih ediyoruz" dedi. Gelişen, radyofrekans ablasyon ve damar yapıştırma yöntemlerinde belirli damar çaplarının üzerinde başarı oranının düşebildiğini belirterek, "Bu nedenle ileri genişlemiş damar yapılarında klasik cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir" açıklamasında bulundu. "Lazer yöntemi daha az tercih ediliyor" Lazerle yapılan varis tedavilerinin günümüzde daha sınırlı kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Lazer yöntemlerinde uzun dönemde tekrarlama ihtimali daha yüksek olabildiği için artık daha az tercih edilmektedir" dedi. Cerrahi işlem nasıl uygulanıyor? Stripping ameliyatına ilişkin bilgi veren Gelişen, "Kasık bölgesinden ve ayak bileği hizasından yapılan küçük kesilerle yetmezlik bulunan toplardamar bağlanır ve özel bir tel yardımıyla damar çıkarılır" diye konuştu. Cerrahi yöntemin daha travmatik bir işlem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gelişen, iyileşme sürecinin diğer yöntemlere göre daha uzun sürebildiğini ifade etti. "Köpük tedavisi küçük damarlar için uygulanıyor" Skleroterapi olarak bilinen köpük tedavisinin daha küçük çaplı damarlar için kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Bu yöntemde damar içine özel bir ilaç verilerek damar kapatılır. Özellikle estetik açıdan kesi ve dikiş izi oluşmaması nedeniyle tercih edilebilmektedir" dedi. Skleroterapi sonrasında hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gelişen, "İşlem sonrasında hastalar normal hayatlarına hemen dönebilir. Ancak damar çapına göre birkaç gün bandaj kullanılması gerektiği için bu süreçte banyo önerilmez" ifadelerini kullandı. Yürüyüş ve yüzme önerisi Varis oluşumunun ilerlememesi için yaşam tarzının önem taşıdığını vurgulayan Gelişen, "Varis hastalarına düzenli yürüyüş ve yüzme öneriyoruz. Hareketli yaşam toplardamar dolaşımını desteklediği için şikayetlerin ilerlemesini azaltabilir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:14
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dağlı, Anneler Günü’nü kutladı
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, "Anneler Günü" dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Annelerin toplumun en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, "Annelerimiz yalnızca aile hayatında değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın şekillenmesinde de büyük rol üstlenmektedir" dedi. Bilinçli ve güçlü toplumların yetişmesinde annelerin emeğinin belirleyici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı, "Aile Türk toplumunun temelidir. Annelerimiz ise bu temelin en güçlü dayanağıdır. Sevgi ve şefkatleriyle hayatımıza yön veren annelerimiz, yaşamın her anında varlıklarıyla bizlere güç vermektedir. Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen sevgilerini ve desteklerini esirgemeden bizlere yol göstermektedirler. Annelerimiz yalnızca hayatı öğretmekle kalmaz; aynı zamanda ahlaki değerleri, vicdanı ve insan olmanın sorumluluğunu da öğretirler. Aile bağlarının güçlenmesinde ve toplumsal değerlerin korunmasında büyük sorumluluk üstlenen annelerimiz, üstlendikleri bu kutsal görevle her türlü takdiri hak etmektedir. Onların emeği, fedakârlığı ve rehberliği, daha aydınlık ve daha sağlam bir geleceğin inşasında en değerli güçtür" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Dağlı, "Aile Yılı’nı kutlarken, en büyük gücümüz olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; ebediyete irtihal eden annelerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan annelerimize sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yaşam diliyorum" diyerek mesajını sonlandırdı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
Eskişehir’de Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli 15 Acil Tıp Teknisyenine (ATT) Sürüş Güvenliği Eğitimi (ASGE) verildi. Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü, Eskişehir Ambulans Servisi Başhekimliği’nde görevli Acil Tıp Teknisyenleri’ne Sürüş Güvenliği Eğitimi verildi. Hastane öncesi acil sağlık hizmetlerinde personelin güvenli, hızlı ve kontrollü sürüş teknikleri kazanmasını sağlamak amacıyla teorik ve uygulamalı eğitimlerin ardından Sürücü Paramatik adaylarından sınavda başarılı olanları göreve başlıyorlar. Sürücü ATT’lerin trafikte karşılaşabileceği muhtemel durum ve zorlukların simüle edildiği parkurlarda 9 eğitmenden, 15 Acil Tıp Teknisyeni eğitim aldı. "Toplamda 17 tane parkurumuz var" 13 yıldır görevli Ambulans ve Acil Bakım Teknikeri (AABT) ve 5 yıldır Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Meltem Tunç, "Arkamızda yapılan parkur paralel park parkuru. Bu iki araç arasında ambulansın güvenli bir şekilde sürücülerin park etmesine yardımcı olan bir parkur. Bunun haricinde toplamda 17 tane parkurumuz var; kaçamak parkurumuz var, kontrollü fren parkurumuz var, slalom parkurlarımız var, bunlar hızlı parkurlarımız. Yine aynı şekilde yavaş olan parkurlarımız arkada gördüğümüz paralel park, T sokak ya da dokuma gibi parkurlarımız var. Bunda da ambulans sürücülerinin ayna derinlik algısını artırmaya çalışıyoruz. Yine T sokakta da normalde zaten araç kullanırken iki sokak arasında geri dönmemiz gerektiği zamanlar oluyor; bu parkurumuz da aslında buna yardımcı oluyor. Slalom, hızlı şerit değiştirmedeki amaca yardımcı oluyor, kontrollü bir şekilde şerit değiştirmeye yardımcı oluyor. Kaçamak parkurumuz yine uzun yol yaptığımız zamanlarda, hastaneler arasındaki yaptığımız zamanlarda önümüze herhangi bir yabani hayvan çıkabilir ya da yabancı bir cisim varsa çevre yolunda, buna karşı alabileceğimiz önlemleri anlatıyor bize. Bu şekilde ilerliyoruz" diyerek verilen eğitimler hakkında bilgi verdi. "Trafikte mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz" Fermuar sisteminin daha oturmadığını belirten Tunç, trafikteki yaşadıkları sorunlar hakkında ise şöyle konuştu; "Eskişehir’de yaklaşık 4 dakika içerisinde ambulans hastaya ulaşmış oluyor. Trafikteki sürücüler siren sesi duyuyorlar ya da bir tepe lambası görüyorlarsa sürücülerin sakin kalmasını istiyoruz ve bize mümkün olduğunca yol vermelerini talep ediyoruz. Sol şerittekiler sola, sağ şerittekiler sağa yaklaşırlarsa bize geçiş üstünlüğümüzü sağlayacak bir adım oluştururlar çünkü ortadaki alan boş kalacak ve fermuar sistemini oluşturmuş olacaklar. Eğer ki iki şeritli yollardaysalar araçlarını mümkün olduğu kadar sağa çekebilirler ya da durabilirler, biz kontrollü bir şekilde soldan yanlarından geçmiş olabiliriz." "Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil" Eğitimlerde adayların hangi hareketlerine dikkat ettiklerine değinen Meltem Tunç, "Ambulans sürücülerinin direksiyondaki el hareketlerine, debriyaja ne kadar uzun süre basıyor, sadece debriyajda mı araç kullanıyor, onun haricinde aynaları ne kadar kontrollü bir şekilde takip ediyor; bunlara ince ince dokuya dokuya puanlama sistemi yapıyoruz. Zor bir eğitim, normal bizim verdiğimiz salon eğitimleri gibi bir eğitim değil. Birazcık pratiğin artmış olması gerekiyor, araç kullanımının normal hayatta da araç kullanıyor olması gerekiyor" dedi. "Kadınlar her zaman bir adım önde" 15 yıldır sürücü Acil Tıp Teknisyeni (ATT) ve 5 yıldır da Ambulans Sürüş Güvenliği Eğitmen’liği yapan Ezgi Boztay, kadın sürücü ATT’lerin daha dikkatli olduklarına değinirken şu ifadelre yer verdi; "Kadınlar her zaman bir adım önde; sürüş olarak da önde aslında, daha dikkatliyiz, daha güçlüyüz bu konuda. Tabii ki erkek arkadaşlarımız da çok küçük yaştan itibaren direksiyon başında oldukları için oldukça başarılılar ancak kadın olarak bizim de içimizden gelen bir güç var. Eğitim sistemimiz şu şekilde; biz burada kontrollü hız yapmayı öğreniyoruz. Trafik kurallarına uyarak, trafik kuralları çerçevesinde en uygun hızda hastaya en uygun ulaşımını öğreniyoruz, arkadaşlarımıza da öğrettiğimiz aslında bu."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:02
Annelere en değerli hediye yüklerini paylaşmak
Günlük yaşamda annelerin üstlendiği sorumlulukların çoğu fiziksel gibi görünse de zihinsel ağırlığı daha baskın bir yük oluşturuyor. Anneler günü yaklaşırken, uzmanlar bu özel günün, sadece çiçek ya da ev eşyası almakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirtiyor. Klinik Psikoloğu Aleyna Damla Özcan, annelerin çoğu zaman fark edilmeyen zihinsel yüküne dikkat çekerek, gerçek hediyenin bu yükü hafifletmek olduğunu vurguladı. Özcan, "Annelik, yalnızca yapılan işlerden değil; planlama, hatırlama ve sürekli düşünme halinden oluşan görünmez bir sorumluluklar bütünüdür. Anneler sadece ev işi yapan veya sadece çalışan kişiler değil; aynı zamanda herkesin ihtiyaçlarını düşünen, planlayan ve organize eden görünmez bir sistemin merkezinde yer alıyor. Bu zihinsel yük çoğu zaman fark edilmiyor. Evin ve çocukların sorumluluğunu belirli bir süre tamamen devralmak, günlük planlamayı üstlenmek, annenin gerçekten boşluk yaşayabileceği zaman oluşturmak gerçek anlamda sevgiyi göstermenin en önemli adımları. Yoran çoğu zaman yapılan iş değil, o işi sürekli akılda tutma zorunluluğudur. Hediyenin maddi değerinden çok, taşıdığı anlam önemli. Bir çocuğun yaptığı resim, yazdığı bir not ya da emek verilmiş küçük bir sürpriz; görülme ve değerli hissetme duygusunu güçlendirir. Anneler gününü anlamlı kılan şey, sadece kutlama olmamalıdır, asıl meselenin emeği ve görünmeyen yükü fark etmek olduğunu unutmayalım. Çünkü çoğu zaman en değerli hediye; anlaşılmak, görülmek ve yükü tek başına taşımadığını hissetmektir" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 16:28
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Enerji Verimliliği KABEV Projesi hayata geçiyor
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Kamu Binalarında Enerji Verimliliği (KABEV) Projesi kapsamında enerji tasarrufu ve sürdürülebilirliğe yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, KABEV Projesi’nin bölgedeki en önemli uygulama alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Yaz mevsiminin sonuna doğru hayata geçirilmesi planlanan proje ile birlikte hastane ana binası ve kadın doğum ek binasına toplam 1400 kWe gücünde Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulacak, ısıtma ve soğutma sistemleri yenilenecek, enerji izleme sistemleri devreye alınarak tüketim anlık olarak takip edilecek. Proje sayesinde hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanacak hem de hastanenin enerji maliyetlerinde önemli oranda tasarruf elde edilecek. Kapsamlı dönüşüm ile Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bölgenin örnek çevreci kamu sağlık tesisi olma yolunda önemli bir adım atmış olacak. Enerji verimliliğini artırmak ve kamu kaynaklarını etkin kullanmak amacıyla geliştirilen proje, hem çevresel hem de ekonomik anlamda önemli kazanımlar sağlayacak. Yer teslimi için sözleşmenin Haziran ayı sonunda imzalanması bekleniyor. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı’na, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Teknik Hizmetler Müdürlüğü’ne ve projeye katkı sunan tüm mühendis ve teknik personele teşekkür ederiz. Bu iş birliği sayesinde hastanemiz, sadece sağlık hizmetlerinde değil, enerji yönetiminde de örnek gösterilecek bir kurum olma yolunda ilerliyor.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 16:06
DSÖ’den Türk Kızılay’a kan bağışı
Türk Kızılay, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğinde gönüllü kan bağışının önemi konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kan bağış etkinliği düzenledi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 15:10
Her 100 kişiden 85’inde yaşanıyor, kötü duruş ve stres ortaya çıkarıyor
Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Erkan Özduran, miyofasiyal ağrı sendromunun tedavisinde sadece ilaçların değil, kasların verdiği sinyalleri dikkate almanın büyük önem taşıdığını söyledi. Sivas Numune Hastanesi’nde görev yapan Algoloji Uzmanı Doç. Dr. Erkan Özduran, halk arasında kulunç ya da kas tutulması olarak bilinen miyofasiyal ağrı sendromu hakkında bilgilendirmede bulundu. Kas, bağ ve tendonlarda ağrı, hassasiyet ve sertlikle karakterize olan miyofasiyal ağrı sendromunun; kötü duruş postürü, stres ve tekrarlayıcı hareketler nedeniyle ortaya çıktığını ifade eden Doç. Dr. Özduran, "Toplumda her 100 kişiden 85’i, yaşamlarının bir döneminde en az bir kez kulunç ya da kas tutulması yaşamaktadır" dedi. "Kasların fısıltısı olan kulunçları dinlemek, ağrıyı önlemenin anahtarıdır" Miyofasiyal ağrının tedavi yöntemleri hakkında da bilgi veren Özduran, "Tedavi yaklaşımları ise ağrı kesici ve kas gevşetici ilaç kullanımından çeşitli fiziksel modalitelere kadar uzanır. Bu yaklaşımlar germe ve postür egzersizleri, tens cihazları, şok dalga tedavisi (ESWT) ve masaj olarak sıralanabilir. Tedaviye dirençli olgularda kuru iğneleme ya da ağrılı kastaki gergin bant içerisine lokal anestezi enjeksiyonu girişimsel tedaviler başlığı altında sıralanabilir. Tüm tedaviler içerisinde stres yönetimi, uyku hijyenin sağlanması ve ev/işyerindeki vücut postürümüzü iyileştirici ergonomik düzenlemeler önemli rol oynamaktadır. Zira kasların fısıltısı olan kulunçları dinlemek ve yeniden doğrulmak, ağrıya geçit vermemenin anahtarıdır" ifadelerine yer verdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 13:59
Tedavi gördüğü hastanede ikinci baharını yaşadı
Bursa Ali Osman Sönmez Onkoloji Hastanesinde tedavi gören 49 yaşındaki kanser hastası Yaşar Ünsever, yakın zamanda tanıştığı 45 yaşındaki Hatice Sağılır ile hastanede evlendi. Yaklaşık 6 aydır kemik kanseri tedavisi gören ve hastalık nedeniyle belden aşağısı felç olan Yaşar Ünsever, yakınları vasıtasıyla İzmir’de yaşayan Hatice Sağılır ile tanıştı. Kısa sürede muhabbetleri ilerleyen ikili, hayatlarını birleştirmeye karar verdi. Ünsever’in tedavisi devam ettiği için hastane yönetimi duyarlı hareket ederek konferans salonunda uygun ortamı hazırladı. Ünsever ve Sağılır çifti, nikah şahitliğini Bursa Vali Yardımcısı Mustafa Güney, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Faruk Uysal’ın yaptığı törenle dünya evine girdiler. Tören sonunda duygularını aktaran Yaşar Ünsever, "Telefon aracılığıyla tesadüfen tanıştık. Halamın kızı, onun arkadaşı oluyor. Ben halamın kızı ile konuşurken onun sesini duydum. Evli mi, bekar mı? Diye sordum. Bekar dediler. İlk tanışmamız o şekilde oldu. Daha sonra İzmir’e ziyaretine gittim" şeklinde konuştu. "Belden aşağımı hiç hissetmiyorum" Kemik kanseri tedavisi gördüğünü belirten Ünsever, "Omuriliğimde olduğu için sinire baskı yapıyor ve yürüyemiyorum. Yaklaşık iki buçuk ay oldu. Belden aşağımı hiç hissetmiyorum. Yüksek İhtisas’ta teşhis aldım. Belim ağrıyor diye gittim ilk ameliyatımı orada oldum. Çimentolama yaptılar. Tekrar çıktı ve burada ikinci kez ameliyat oldum. Platin taktılar. Kemoterapi görüyordum. Üçüncüye tekrardan çıktı. Sinire baskı yapınca belden aşağımı hissetmemeye başladım" dedi. Hastane odasında nikâh yapılacağını beklerken büyük bir organizasyon ile karşılaştıklarını dile getiren Hatice Sağılır ise, "Buraya gelince şaşırdık. Beklemiyorduk. Vesile olan herkesten Allah razı olsun. Bizim için çok güzel oldu" ifadelerini kullandı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 13:18
Sıcak çarpmasında ilk yardımın önemi
Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanı Dr. Özkan Akyol, sıcak çarpmasının önemli bir durum olduğunu belirterek, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa getirilmesine odaklanıldığını söyledi. Yaz döneminin gelmesiyle sıkça karşılaşılan sıcak çarpmasının (hipertermi) önemli bir rahatsızlık olduğunu ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirten Liv Hospital Samsun Dâhiliye Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Sıcak çarpması anlaşıldığında ilk müdahale oldukça önemlidir. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Sıcak çarpması ya da güneş çarpması olarak da bilinen hipertermi, genellikle yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalmanın, uzun süreli veya yoğun fiziksel eforun veya ilaç kullanımın bir sonucu olarak bireyin vücudunun ısı düzenleme mekanizmalarının yetersiz kalarak aşırı ısınması durumuna verilen isimdir. Isıdan dolayı yaralanmanın en ağır ve ciddi türlerinden birisi olan sıcak çarpması, insan vücut ısısının 40 derece veya üstüne çıktığı durumlarda meydana gelebilir. Sıcak çarpması, acil tedavi ve müdahale gerektirir. Tedavi edilmeyen sıcak çarpması bireyin beynine, kalbine, böbreklerine ve kas dokusuna hızla kalıcı zarar verebilir. Tedavinin gecikmesi hasarı ağırlaştırır, ciddi komplikasyon veya ölüm riskini artırır" dedi. Sıcak çarpması belirtilerini doğru anlamanın önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Akyol, sıcak çarpması belirtileri ve ilk müdahale ile ilgili, "Yüksek derece ısı ve nem sonucu vücut ısısının ayarlanamaması sonucu ortaya bazı bozukluklar çıkar. Sıcak çarpmasının belirtileri şunlardır: Adale krampları, güçsüzlük, yorgunluk, baş dönmesi, davranış bozukluğu, sinirlilik, solgun ve sıcak deri, bol terleme (daha sonra azalır), mide krampları, kusma, bulantı, bilinç kaybı, hayal görme, hızlı nabızdır. Hasta serin ve havadar bir yere alınır. Giysiler çıkarılır. Sırt üstü yatırılarak kol ve bacaklar yükseltilir. Bulantısı yoksa ve bilinci açıksa su ve tuz kaybını gidermek için 1 litre su, 1 çay kaşığı karbonat, 1 çay kaşığı tuz karışımı sıvı ya da soda içirilir" diye konuştu. "Güneş gözlüğü korunmak için tercih edilmelidir" Sıcak çarpmasına karşı alınması gereken önlemlere dikkat çeken Uzm. Dr. Akyol, tedavi yolları hakkında da şunları söyledi: "Özellikle güneş gözlüğü ve şemsiye gibi güneş ışığından koruyacak aksesuarlar kullanılmalıdır. Mevsim şartlarına uygun, terletmeyen, açık renkli ve hafif giysiler giyilmelidir. Bol miktarda sıvı tüketilmelidir. Vücut temiz tutulmalıdır. Her öğünde yeteri miktarda gıda alınmalıdır. Gereksiz ve bilinçsiz ilaç kullanılmamalıdır. Direkt güneş ışığında kalınmamalıdır. Kapalı mekânların düzenli aralıklarla havalandırılmasına özen gösterilmelidir. Sıcak çarpması tedavisi, bireyin beynine ve hayati organlarına zarar gelmesini önlemek veya zararı azaltmak için vücudun bir an önce normal bir sıcaklığa soğutulmasına odaklanır. Birey soğuk suya daldırılır. Soğuk veya buzlu su banyosunun, vücut sıcaklığını hızla düşürmenin en etkili yolu olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Birey ne kadar çabuk soğuk suyla temas ederse, ölüm ve organ hasarı riski o kadar az olur. Soğuk suya daldırmanın mümkün olmadığı durumlarda sağlık çalışanları buharlaştırma yöntemi kullanarak vücut sıcaklığını düşürmeye çalışabilir. Bireyin vücudu üzerinde soğuk su buharlaştırılarak cildin soğumasını sağlayabilir. Buz torbaları veya özel soğutma battaniyeleri, bireyin vücut ısısını düşürmek için kullanılabilir. Buz torbaları özellikle kasıklara, boyuna, sırta ve koltuk altına konulabilir. Titreme görülen vakalarda, titremeyi durdurmak için ilaç verilebilir. Vücut ısısını düşürmeye yönelik tedaviler bireyde titremeye yol açarsa, doktor bireye bir kas gevşetici verebilir. Normal şartlarda titreme bireyin vücut ısısının artması için gösterdiği bir tepkidir ve hipertermi durumunda tedaviyi daha az etkili hale getirebilir."
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:58
’Anoreksiya nervozayı sosyal medya ve akran baskısı tetikleyebilir’
Anoreksiya nervozanın özellikle ergenlik çağındaki gençlerde, sosyal medya ve akran baskısı sebebiyle tetiklenebileceğinin altını çizen Psikolog İrem Naz Kırım, "Anoreksiya, yalnızca kilo verme çabası değil; bireyin kendilik algısındaki derin çatışmaların, kontrol arayışının ve görünür olmakla görünmez kalma isteğinin psikolojik bir yansımasıdır" dedi. Medical Park Ordu Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psikolog İrem Naz Kırım, özellikle ergenlik döneminde artış gösteren yeme bozukluklarından anoreksiya nervoza hakkında önemli uyarılarda bulundu. "Zamanla bedeninin alarm sinyalini dahi anlamaz" Anoreksiya nervozanın yalnızca bir kilo problemi değil, kökeninde çok daha derin psikolojik nedenlerin yattığı bir yeme bozukluğu olduğunu belirten Psk. Kırım, bu hastalığın genellikle mükemmeliyetçi, kaygılı, duygularını ifade etmekte zorlanan bireylerde görüldüğünü vurguladı. Psk. Kırım, "Kişi ne kadar zayıflarsa, kontrolü elinde tuttuğunu hisseder. Bu bir başarı gibi görülür. Ancak zamanla bedenin alarm vermesi bile bu algıyı değiştirmez" diye konuştu. . "Hızlı kilo kaybı görülebilir" Anoreksiya nervozanın fiziksel belirtileri arasında hızlı kilo kaybı, adet düzensizlikleri, saç dökülmesi, cilt kuruluğu ve tansiyon düşüklüğü bulunduğunu ifade eden Psk. Kırım, "Ne yazık ki bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık genellikle ilerlemiş oluyor. Bu nedenle erken farkındalık, tedavi sürecinin en önemli basamağıdır" dedi. "Aileler kilo üzerinden eleştiri yapmamalı" Özellikle ergenlik çağındaki gençlerde, sosyal medya ve akran baskısının yeme davranışları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çeken Psk. Kırım, "Aileler çocuklarının yeme alışkanlıklarını, beden algısı hakkındaki söylemlerini ve sosyal çevresini dikkatle gözlemlemeli. Zayıflık övülmemeli, kilo üzerinden eleştiri yapılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Tedavi mümkün" Anoreksiyanın psikolojik destekle tedavi edilebileceğini vurgulayan Psk. Kırım, "Multidisipliner bir yaklaşımla psikolog, psikiyatrist, diyetisyen ve gerektiğinde iç hastalıkları (dahiliye) uzmanının birlikte çalışması gerekir. En önemlisi ise kişinin yalnız olmadığını hissetmesidir" ifadelerine yer verdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:55
Kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle risk büyük ölçüde azaltılabiliyor
Denizli Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Kenan Arıcan, ölümlere yol açan kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle risk büyük ölçüde azaltılabildiğini belirtti. Özel Egekent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Ramazan Kenan Arıcan, ölümlere kadar gidebilen kene ısırmalarına karşı uyarılarda bulundu. Havaların ısınmasıyla birlikte doğada vakit geçirenlerin sayısı artarken, kene ısırmalarının da ciddi bir sağlık tehdidi oluşturmaya başladığını kaydeden Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, özellikle piknik alanları, ormanlık bölgeler ve otlaklarda bulunan kenelerin ölümcül olabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gibi hastalıkları bulaştırabildiğini söyledi. Uzm. Dr. Arıcan, "Keneler küçük ve zararsız gibi görünse de taşıdığı virüsler nedeniyle hayati risk oluşturabilir. Kene ısırmalarına karşı alınacak basit önlemlerle, bu riski büyük ölçüde azaltılabiliriz. Vatandaşlarımız doğa yürüyüşlerinde açık renkli, uzun kollu giysiler tercih etmeli, pantolon paçalarını çoraplarının içine almalıdır. Oturulan alanların kontrol edilmesi, yere serilen örtülerin temiz olması çok önemli. Ayrıca, doğa gezileri sonrasında vücudun mutlaka kene yönünden kontrol edilmesi gerekiyor" dedi. "Zaman kaybetmeden uzmanla görüşün" Kene ısırması durumunda neler yapılması gerektiğini de açıklayan Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, "Keneyi kendi başınıza çıkarmaya çalışmak yerine en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurun. Uygun şekilde çıkarılmayan keneler hastalığın bulaşma riskini artırabilir. Ayrıca ateş, halsizlik, kas ağrısı gibi belirtiler gelişirse zaman kaybetmeden doktora gidilmelidir" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Ramazan Kenan Arıcan, özellikle kırsal bölgelerde yaşayanların ve çiftçilerin bu konuda daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizdi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 12:16
NÖHÜ Diş Hastanesi ilklere imza atmaya devam ediyor
Üçüncü basamak ağız ve diş sağlığı tedavi hizmeti sunan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi, ilk kez ortodonti ve endodonti alanlarında eğitim kliniği olma hakkı kazandı. İki yıl gibi kısa sürede sağlık turizmi belgesi alan ve bölgesinin en yeni teknolojik altyapısına sahip olan hastane, bu önemli gelişmeyle birlikte, DUS ile her branşa ikişer asistan alacak. Uzmanlık eğitimi alan diş hekimi adayları, ileri düzey tedavi imkânları ve akademik altyapı ile desteklenecek ve modern bir ortamda geleceğin önde gelen uzman diş hekimleri olacak. Böylelikle 2 yıl gibi kısa bir süre içerisinden şehrimizde hem sağlık turizm belgesi alan hem de klinikleşen en modern altyapıya sahip önemli bir kurum olan hastane bu yeni gelişmeyle büyümesini sürdürüyor. Rektör Uslu: "Bölgemizdeki standartları biz belirliyoruz" Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hasan Uslu konuyla ilgili yaptığı açıklamada, üniversitenin sadece eğitim öğretimde değil sağlık hizmetlerinde de bölgesine öncülük ettiğini belirtti. Diş Hekimliği Fakültesinin ortodonti ve endodonti alanlarında eğitim kliniği yetkisi almasının hem akademik kapasite hem de teknolojik altyapının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Rektör Uslu, "En güncel dijital sistemlerle donatılmış Hastanemiz kaliteli sağlık hizmeti sunmakla birlikte geleceğin uzmanlarını en iyi şartlarda yetiştirecek. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi olarak nitelikli sağlık hizmeti ve akademik gelişim yolunda kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz" dedi. Rektör Uslu gelecek yıllarda diğer ana bilim dallarına da asistan alımı için akademik kadronun güçlendirilmesi çalışmalarının hızla devam edeceği ifade etti.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:53
Prof. Dr. Tartar: "KKKA’da farkındalık ve erken teşhis oldukça önemlidir"
Kırım Kongo Kanamalı Ateş (KKKA) hastalığında farkındalığın ve erken teşhisin oldukça önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "Özellikle kırsal alanda uzun kollu ve açık renkli giysi giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, doğadan döndükten sonra tüm vücudun özellikle kıvrım bölgeleri kene açısından kontrol edilmelidir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, KKKA hastalığı hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Ayşe Sağmak Tartar, "KKKA hastalı Nairovirüs ailesinden bir virüsün neden olduğunu ve genellikle keneler aracılığıyla insanlara bulaşan ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Virüsün en önemli bulaşma yolları enfekte kenelerin ısırması, enfekte hayvanların kan ve vücut sıvılarıyla doğrudan temas veya nadiren hasta kişiler ile kan yoluyla bulaştır. KKKA hastalığının ilk belirtileri genellikle ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, bulantı, kusma, iştahsızlık ve halsizliktir. Hastalık ilerlediğinde kanama eğilimi artar. Deri altında morluklar, burun kanamaları ve iç organlarda kanamalar görülebilir. Çok ciddi seyrederek ölümle sonuçlanabilir. Türkiye’de Kırım Kongo Kanamalı Ateşi özellikle İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde görülmektedir. Bölgesel farkındalık ve erken teşhis oldukça önemlidir. En önemli korunma yolu kene ile teması önlemektir. Özellikle kırsal alanda uzun kollu ve açık renkli giysi giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı, doğadan döndükten sonra tüm vücudun özellikle kıvrım bölgeleri kene açısından kontrol edilmeli, keneye açık elle dokunulmamalı ve vücutta eğer kene saptanırsa, kenenin usulüne uygun şekilde çıkarılması sağlanmalıdır. Ayrıca sağlık çalışanları da hasta ile temasta mutlaka eldiven, maske, gözlük gibi kişisel koruyucu ekipmanları doğru şekilde kullanmalıdır" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:51
Madencilerden kan bağış kampanyasına ilgi
Bartın’da madenciler Kozılay’ın düzenlediği kampanyaya katılarak, kan bağışında bulundu. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı, Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı iş birliğiyle kan bağış kampanyası düzenlendi. Madenciler kampanyaya yoğun ilgi gösterdi. Kampanyaya ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanı Emrah Açıkgöz, madencilere katılımları ve destekleri için teşekkür ederek, "Bugün iş yerimizde Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı olarak Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı ile ortaklaşa düzenlediğimiz kan bağışı kampanyasını büyük bir katılımla gerçekleştirdik" dedi. Madencilerin bu tür kampanyalardaki duyarlı davranışlarının önemine vurgu yapan Açıkgöz, "Madenci her zamanki gibi yine hassas davranarak, duyarlı davranarak görevini yaptı. Bu tür kampanyalar çok önemli. Madencinin duyarlılığı, madencinin hassas davranması, hassas hareket etmesi bütün kamuoyuna örnek olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı. Türk Kızılayı yetkilileri ise kanın önemine dikkat çekerek, gösterdiği duyarlılık nedeniyle madencilere ve sendika yönetimine teşekkür etti.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:47
Bozüyük Devlet Hastanesinde ’Turuncu Kod’ tatbikatı yapıldı
Bozüyük Devlet Hastanesi Acil Servis ve KBRN Ünitesi ekipleri tarafından, AFAD ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri iş birliğiyle Turuncu Kod tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. Tatbikat saneryosunda hastanede Tıbbi Atık Ünitesi’nde çalışan bir personelin kimyasal bir maddeye maruz kaldığı ve baygın halde bulunduğu ihbarı üzerine, hızlıca harekete geçildi. Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde değerlendirmesinin ardından, olay yeri güvenlik altına alınarak olay yönetim ekibi toplandı yolcu. Risk durumu değerlendirilmesi sonrası, olayın ciddiyeti göz önünde bulundurularak MOR Kod verilerek hazırlık aşaması başlatıldı. Yapılan analizler sonucunda, olayın kimyasal bir tehlike taşıdığı belirlenmiş ve Turuncu Kod verilerek bölgesel ve kurumsal alarm seviyesine geçirildi. AFAD ekipleri, olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerini alarak maruz kalan kişiyi güvenli alana taşıdı ardından 112 sağlık ekiplerine teslim edildi. Personel, özel koruyucu ekipmanlar eşliğinde hastanenin KBRN Ünitesi’ne sevk edilerek burada detaylı arındırma işlemlerine tabi tutuldu. Arındırma sonrası güvenli bölgeye alınan personelin tedavisine başlanarak, süreç boyunca tüm müdahaleler profesyonel ekipler tarafından dikkatle yürütüldü. Tatbikat sonunda, HAP Başkanı tarafından yapılan durum değerlendirmesi sonucunda olayın başarıyla kontrol altına alınması sonrası Yeşil Kod verilerek tatbikat sonlandırıldı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:41
İEÜ Medical Point Hastanesi Akciğer Sağlığı Merkezi’nde EBUS ile ameliyatsız tanı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi bünyesinde hizmet veren Akciğer Sağlığı Merkezi, göğüs hastalıklarında tanı süreçlerine yeni bir boyut kazandıran Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS) yöntemiyle hastalarına konforlu, hızlı ve güvenli tanı imkanı sunuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdal İn, EBUS’un özellikle akciğer kanseri olmak üzere birçok göğüs hastalığında başarılı sonuçlar sağladığını belirtti. Prof. Dr. Erdal İn ,"EBUS teknolojisi sayesinde artık doğrudan görünmeyen, bronşların arkasında yer alan lezyonlara zarar vermeden ulaşarak doku örneği alabiliyoruz. Daha önce cerrahi müdahaleyle yapılan bu işlem, günümüzde yaklaşık 30 dakikalık bronkoskopik bir yöntemle, çok daha güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor" dedi. Tanıda yeni nesil yaklaşım: Ameliyatsız, hızlı, güvenli Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS), bronkoskopi ve ultrason teknolojisinin birleşiminden oluşuyor. Bu yenilikçi yöntem sayesinde, özellikle akciğer kanseri evrelendirmesi, lenf nodu büyümeleri, lenfoma ve tüberküloz gibi hastalıkların tanısı daha hassas, etkin ve düşük riskle yapılabiliyor. EBUS gibi ileri düzey tanı yöntemlerinin başarıyla uygulandığı Medical Point Akciğer Sağlığı Merkezi, alanında uzman hekim kadrosu ve güçlü teknolojik alt yapısıyla tanı, takip ve tedavide referans merkezi konumunda bulunuyor. Merkezde hastalara yalnızca tanı değil, aynı zamanda bütüncül ve hasta odaklı bir sağlık hizmeti sunuluyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder