Son Dakika
|
Van’da sokak köpeği dehşeti: Parçalanmaktan son anda kurtuldu
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
SAĞLIK
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57:03
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:38
Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk anjiyo başarıyla yapıldı
Aydın’ın Efeler ilçesinde yapımı tamamlanan ve ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da hizmet vermeye başlarken, hastanede ilk anjiyo işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Kardiyoloji Polikliniği’ne kontrol amacıyla başvuran bir hasta, hastane bünyesinde yapılan ilk anjiyo işleminin hastası oldu. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Abdullah Güven ve ekibi tarafından gerçekleştirilen işlem sorunsuz şekilde tamamlandı. Hastanenin sağlık alanındaki hizmet kapasitesine önemli katkı sağlayan işlem sonrası İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul da hastaneyi ziyaret etti. İlk anjiyo işlemini gerçekleştiren Uzm. Dr. Abdullah Güven ve sağlık ekibiyle bir araya gelen Şenkul, hastanın sağlık durumu hakkında bilgi aldı. Başarıyla tamamlanan işlem dolayısıyla hekim ve sağlık çalışanlarını tebrik eden Şenkul, emeği geçen personele teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi. Anjiyo işlemi uygulanan hastayı da ziyaret eden İl Sağlık Müdürü Şenkul, geçmiş olsun dileklerini iletip acil şifalar temennisinde bulundu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:29
Uzmanından uyarı: "Varis sadece estetik değil, yaşam kalitesini de etkileyen bir sorun"
Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, bacaklarda cilt altında belirginleşen mavi, mor ve yeşil renkli damar görüntüleriyle ortaya çıkan varisin, yalnızca estetik bir problem olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin bacaklardaki yüzeyel toplardamarların genişleyip belirgin hale gelmesiyle oluştuğunu belirterek, "Varis, toplardamar kapakçıklarının bozulmasına bağlı gelişen venöz yetmezlik sonucunda ortaya çıkar. Cilt altında yeşil, mavi veya mor renkli damarlar şeklinde görülebilir" diye konuştu. "Her hastada farklı belirtiler gösterebiliyor" Varis hastalarının büyük bölümünde ağrı ve şişlik şikayetlerinin görüldüğünü dile getiren Uzm. Dr. Gelişen, "Hastalarda bacak ağrısı, ödem, geceleri huzursuzluk hissi ve kramp gibi yakınmalar olabilir. Ancak varis her hastada aynı şekilde seyretmez. Çok az görünür varisi olup şiddetli ağrı yaşayan hastalar olduğu gibi ileri düzey varisleri olmasına rağmen hiç ağrı hissetmeyen hastalar da vardır" ifadelerini kullandı. "İleri düzey varislerde cerrahi yöntem uygulanabiliyor" Tedavi yönteminin hastanın damar yapısına ve hastalığın derecesine göre belirlendiğini ifade eden Uzm. Dr. Gelişen, "Cerrahi stripping ameliyatını genellikle çok ileri düzey varisi olan ve toplardamar çapı yaklaşık 8.5-9 milimetrenin üzerinde bulunan hastalarda tercih ediyoruz" dedi. Gelişen, radyofrekans ablasyon ve damar yapıştırma yöntemlerinde belirli damar çaplarının üzerinde başarı oranının düşebildiğini belirterek, "Bu nedenle ileri genişlemiş damar yapılarında klasik cerrahi yöntemler daha uygun olabilmektedir" açıklamasında bulundu. "Lazer yöntemi daha az tercih ediliyor" Lazerle yapılan varis tedavilerinin günümüzde daha sınırlı kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Lazer yöntemlerinde uzun dönemde tekrarlama ihtimali daha yüksek olabildiği için artık daha az tercih edilmektedir" dedi. Cerrahi işlem nasıl uygulanıyor? Stripping ameliyatına ilişkin bilgi veren Gelişen, "Kasık bölgesinden ve ayak bileği hizasından yapılan küçük kesilerle yetmezlik bulunan toplardamar bağlanır ve özel bir tel yardımıyla damar çıkarılır" diye konuştu. Cerrahi yöntemin daha travmatik bir işlem olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Gelişen, iyileşme sürecinin diğer yöntemlere göre daha uzun sürebildiğini ifade etti. "Köpük tedavisi küçük damarlar için uygulanıyor" Skleroterapi olarak bilinen köpük tedavisinin daha küçük çaplı damarlar için kullanıldığını belirten Uzm. Dr. Gelişen, "Bu yöntemde damar içine özel bir ilaç verilerek damar kapatılır. Özellikle estetik açıdan kesi ve dikiş izi oluşmaması nedeniyle tercih edilebilmektedir" dedi. Skleroterapi sonrasında hastaların günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gelişen, "İşlem sonrasında hastalar normal hayatlarına hemen dönebilir. Ancak damar çapına göre birkaç gün bandaj kullanılması gerektiği için bu süreçte banyo önerilmez" ifadelerini kullandı. Yürüyüş ve yüzme önerisi Varis oluşumunun ilerlememesi için yaşam tarzının önem taşıdığını vurgulayan Gelişen, "Varis hastalarına düzenli yürüyüş ve yüzme öneriyoruz. Hareketli yaşam toplardamar dolaşımını desteklediği için şikayetlerin ilerlemesini azaltabilir" dedi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:14
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Dağlı, Anneler Günü’nü kutladı
SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, "Anneler Günü" dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Annelerin toplumun en güçlü yapı taşlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Dağlı, "Annelerimiz yalnızca aile hayatında değil, aynı zamanda toplumsal yaşamın şekillenmesinde de büyük rol üstlenmektedir" dedi. Bilinçli ve güçlü toplumların yetişmesinde annelerin emeğinin belirleyici olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Dağlı, "Aile Türk toplumunun temelidir. Annelerimiz ise bu temelin en güçlü dayanağıdır. Sevgi ve şefkatleriyle hayatımıza yön veren annelerimiz, yaşamın her anında varlıklarıyla bizlere güç vermektedir. Karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen sevgilerini ve desteklerini esirgemeden bizlere yol göstermektedirler. Annelerimiz yalnızca hayatı öğretmekle kalmaz; aynı zamanda ahlaki değerleri, vicdanı ve insan olmanın sorumluluğunu da öğretirler. Aile bağlarının güçlenmesinde ve toplumsal değerlerin korunmasında büyük sorumluluk üstlenen annelerimiz, üstlendikleri bu kutsal görevle her türlü takdiri hak etmektedir. Onların emeği, fedakârlığı ve rehberliği, daha aydınlık ve daha sağlam bir geleceğin inşasında en değerli güçtür" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Dağlı, "Aile Yılı’nı kutlarken, en büyük gücümüz olan tüm annelerimizin Anneler Günü’nü en içten dileklerimle kutluyor; ebediyete irtihal eden annelerimizi rahmetle anıyor, hayatta olan annelerimize sağlık, mutluluk ve huzur dolu bir yaşam diliyorum" diyerek mesajını sonlandırdı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
4
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:40
Diyarbakır’a iki büyük sağlık müjdesi
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:51
Madencilerden kan bağış kampanyasına ilgi
Bartın’da madenciler Kozılay’ın düzenlediği kampanyaya katılarak, kan bağışında bulundu. Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı, Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı iş birliğiyle kan bağış kampanyası düzenlendi. Madenciler kampanyaya yoğun ilgi gösterdi. Kampanyaya ilişkin açıklamalarda bulunan Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanı Emrah Açıkgöz, madencilere katılımları ve destekleri için teşekkür ederek, "Bugün iş yerimizde Türkiye Maden İşçileri Sendikası Amasra Şube Başkanlığı olarak Hattat Madencilik ve Türk Kızılayı ile ortaklaşa düzenlediğimiz kan bağışı kampanyasını büyük bir katılımla gerçekleştirdik" dedi. Madencilerin bu tür kampanyalardaki duyarlı davranışlarının önemine vurgu yapan Açıkgöz, "Madenci her zamanki gibi yine hassas davranarak, duyarlı davranarak görevini yaptı. Bu tür kampanyalar çok önemli. Madencinin duyarlılığı, madencinin hassas davranması, hassas hareket etmesi bütün kamuoyuna örnek olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı. Türk Kızılayı yetkilileri ise kanın önemine dikkat çekerek, gösterdiği duyarlılık nedeniyle madencilere ve sendika yönetimine teşekkür etti.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:47
Bozüyük Devlet Hastanesinde ’Turuncu Kod’ tatbikatı yapıldı
Bozüyük Devlet Hastanesi Acil Servis ve KBRN Ünitesi ekipleri tarafından, AFAD ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri iş birliğiyle Turuncu Kod tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. Tatbikat saneryosunda hastanede Tıbbi Atık Ünitesi’nde çalışan bir personelin kimyasal bir maddeye maruz kaldığı ve baygın halde bulunduğu ihbarı üzerine, hızlıca harekete geçildi. Hastane Afet Planı (HAP) çerçevesinde değerlendirmesinin ardından, olay yeri güvenlik altına alınarak olay yönetim ekibi toplandı yolcu. Risk durumu değerlendirilmesi sonrası, olayın ciddiyeti göz önünde bulundurularak MOR Kod verilerek hazırlık aşaması başlatıldı. Yapılan analizler sonucunda, olayın kimyasal bir tehlike taşıdığı belirlenmiş ve Turuncu Kod verilerek bölgesel ve kurumsal alarm seviyesine geçirildi. AFAD ekipleri, olay yerinde gerekli güvenlik önlemlerini alarak maruz kalan kişiyi güvenli alana taşıdı ardından 112 sağlık ekiplerine teslim edildi. Personel, özel koruyucu ekipmanlar eşliğinde hastanenin KBRN Ünitesi’ne sevk edilerek burada detaylı arındırma işlemlerine tabi tutuldu. Arındırma sonrası güvenli bölgeye alınan personelin tedavisine başlanarak, süreç boyunca tüm müdahaleler profesyonel ekipler tarafından dikkatle yürütüldü. Tatbikat sonunda, HAP Başkanı tarafından yapılan durum değerlendirmesi sonucunda olayın başarıyla kontrol altına alınması sonrası Yeşil Kod verilerek tatbikat sonlandırıldı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:41
İEÜ Medical Point Hastanesi Akciğer Sağlığı Merkezi’nde EBUS ile ameliyatsız tanı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi bünyesinde hizmet veren Akciğer Sağlığı Merkezi, göğüs hastalıklarında tanı süreçlerine yeni bir boyut kazandıran Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS) yöntemiyle hastalarına konforlu, hızlı ve güvenli tanı imkanı sunuyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdal İn, EBUS’un özellikle akciğer kanseri olmak üzere birçok göğüs hastalığında başarılı sonuçlar sağladığını belirtti. Prof. Dr. Erdal İn ,"EBUS teknolojisi sayesinde artık doğrudan görünmeyen, bronşların arkasında yer alan lezyonlara zarar vermeden ulaşarak doku örneği alabiliyoruz. Daha önce cerrahi müdahaleyle yapılan bu işlem, günümüzde yaklaşık 30 dakikalık bronkoskopik bir yöntemle, çok daha güvenli şekilde gerçekleştirilebiliyor" dedi. Tanıda yeni nesil yaklaşım: Ameliyatsız, hızlı, güvenli Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS), bronkoskopi ve ultrason teknolojisinin birleşiminden oluşuyor. Bu yenilikçi yöntem sayesinde, özellikle akciğer kanseri evrelendirmesi, lenf nodu büyümeleri, lenfoma ve tüberküloz gibi hastalıkların tanısı daha hassas, etkin ve düşük riskle yapılabiliyor. EBUS gibi ileri düzey tanı yöntemlerinin başarıyla uygulandığı Medical Point Akciğer Sağlığı Merkezi, alanında uzman hekim kadrosu ve güçlü teknolojik alt yapısıyla tanı, takip ve tedavide referans merkezi konumunda bulunuyor. Merkezde hastalara yalnızca tanı değil, aynı zamanda bütüncül ve hasta odaklı bir sağlık hizmeti sunuluyor.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:28
Muğla’dan Türkiye’ye Zeytinyağı eğitim modeli
Muğla Büyükşehir Belediyesi Duyusal Analiz Laboratuvarı Sürekli Eğitim Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimlerde katılımcılara, zeytinyağının duyusal analizi hakkında teorik ve uygulamalı bilgiler aktarıldı. Eğitimde; profesyonel tadım teknikleri, meyvemsi, acılık ve yakıcılık gibi olumlu özelliklerin değerlendirilmesi, ransitlik, küf, metalik tat gibi kusurların ayırt edilmesi gibi temel tadım kriterleri anlatıldı. Ayrıca zeytinyağının kimyasal analizine dair asitlik derecesi, peroksit değeri, UV absorbansı ve polifenol oranları gibi kalite göstergeleri anlatılırken; doğru etiket okuma ve tüketici bilinci oluşturma konularına da değinildi. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Duyusal Analiz Laboratuvarı’nda farklı gruplara yönelik zeytinyağı tadım ve kalite eğitimlerine devam ediyor ve bu alandaki eğitim taleplerini karşılamayı sürdürüyor. Dr. Sibel Eşmeli: "Zeytinyağının Kalite Kriterlerini Yerinde Öğrendik" Zeytinyağı Tadım Eğitimi’ne katılan Kadın Hekimler Eğitime Destek Vakfı (KAHEV) üyesi Dr. Sibel Eşmeli, eğitim süreciyle ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen bu eğitim bizim için hem öğretici hem de son derece farkındalık artırıcı bir deneyim oldu. Zeytinyağının yalnızca lezzet değil, kalite ve sağlık açısından da değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha gördük. Tadım tekniklerinden kimyasal analizlere kadar birçok konuda bilgi edindik. Özellikle günlük hayatımızda tükettiğimiz zeytinyağının niteliğini doğru değerlendirmek açısından bu eğitimin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Bu imkânı bizlere sunan Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne ve Zeytindostu Derneği’ne teşekkür ediyorum." Başkan Aras: "Zeytinyağında Kalite Bilincini Yaygınlaştırmak İstiyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, düzenlenen eğitimle ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Muğla’mızın verimli topraklarında yetişen zeytinlerden elde edilen zeytinyağının değerini hem ulusal hem uluslararası düzeyde artırmak istiyoruz. Bu amaçla kurduğumuz Duyusal Analiz Laboratuvarı, yalnızca bilimsel analiz değil aynı zamanda tüketici ve üretici eğitimi açısından da önemli bir merkez. KAHEV gibi duyarlı kurumlara verilen eğitimler kaliteli üretimi desteklemek ve farkındalığı artırmak açısından çok kıymetli. Zeytinyağında kalite bilincini yaygınlaştırmaya ve bu yöndeki çalışmalarımıza devam edeceğiz"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:19
"Telefonunuzu tuvalete götürmeyin: Sağlığınızı tehdit eden bakteriler olabilir"
"Tuvalet veya toplu durulan yerlerde cep telefonu kullanımı bazı sağlık sorunlarına neden olabiliyor" diyen İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Betül Bal, "Tuvalette telefon kullanmayın" diyerek cep telefonu kullanıcılarına uyarılarda bulundu. Cep telefonu, akıllı tabletler her zaman işleri kolaylaştırsa da doğru yerde kullanılmadığında pek çok sağlık sorununa neden olabiliyor. Leicester Üniversitesi’nde yapılan bir çalışmada, cep telefonu ve tabletlerin banyo, tuvalet gibi yerlere taşınmasının onları tehlikeli mikroorganizmaların yuvası haline getirebileceği ifade edildi. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Betül Bal, bu tip alışkanlıkların ishal ve mide-bağırsak enfeksiyonlarına neden olabilen E-coli ile akciğerde enfeksiyonla yol açabilen Pseudomonas tehlikesi taşıdığını belirtti. "Eller sabunla yıkansa bile her yere temas eden telefon ya da tablete yeniden dokunulduğunda bulaş mümkündür. Bu nedenle bu tür ürünlerin düzenli olarak dezenfektanlarla temizlenmesi önemlidir" açıklaması yaptı. Şahsi eşyalar iyi dezenfekte edilmeli Sadece cep telefonu değil havlu, diş fırçası, tarak ve bunun gibi tüm şahsi eşyaların özellikle de klozet bölgesinden uzak tutulması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Betül Bal, "Çıplak gözle görülmeyen bakteriler şahsi eşyaların üzerinden kişiye bulaşabilir. Mümkün mertebe şahsi eşyaların yüzde 70 alkol içeren dezenfektanlarla temizlenmesi, toplu kullanım alanlarından çıkarken el temizliğinin doğru yapılması hastalıklardan koruyucu olmaktadır" ifadelerini kullandı. Besin temizliğinden emin olun Özellikle yaz sürecinin geldiği son dönemlerde E.coli bakterisiyle daha sık karşılaşılabildiğini kaydeden Uzm. Dr. Betül Bal, "Genellikle şiddetli ishale neden olan çoğu escgerichia coli vakaları dışkı veya ağız yoluyla bulaşır. Bu, görülemeyecek kadar küçük dışkıdaki bakterilerin ağız ve sindirim sistemine girmesiyle meydana gelir. Buna neden olan kaynaklar ise bozulmuş veya çiğ besinlerle kirli sulardır. Temizliğinden emin olunmayan besinlerin, pastörize edilmemiş sütlerin tüketilmemesi önemlidir. Ev ve bulunulan bölgelerin hijyen içinde olması, eğer artan yemek varsa güvenli biçimde muhafaza edilmesi bu bakteri ve etkilerinden koruyucu olmaktadır" şeklinde konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 11:06
"Şehrim Spor Yapıyor" etkinliğinde sağlıklı yaşam vurgusu
Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından Yakutiye Tartan Atletizm Pisti’nde düzenlenen Şehrim Spor Yapıyor Etkinliği’nde, İl Sağlık Müdürlüğü "Spor ve Sağlık El Ele" ve "Sporun Yanında Sağlık da Var!" sloganlarıyla yerini aldı. Etkinlik, Erzurum Vali Yardımcısı Mustafa Berk Çelik başkanlığında; Erzurum Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile İl Sağlık Müdürü Dr. Gürsel Bedir ve çeşitli kamu kurumlarının müdürlerinin katılımıyla gerçekleştirilen yürüyüş ile başladı. İl Sağlık Müdürlüğü ve Yakutiye İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" ve "Sigarayı Bırak, Hayatını Değiştir" kampanyaları kapsamında katılımcılara boy, kilo ve karbonmonoksit ölçümleri yapıldı. Ayrıca sağlıklı hayat merkezlerinin tanıtımı gerçekleştirildi. Diyetisyen ve fizyoterapistlerin eşliğinde, sağlıklı yaşam konularında bireysel bilgilendirme ve yönlendirmeler yapıldı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:52
Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalık riski o kadar azalır
Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şebnem Şenol Akar, yaz aylarında artış gösteren Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı vatandaşları uyardı. Kenelerin vücuttan mümkün olan en kısa sürede çıkarılmasının hayati öneme sahip olduğunu belirten Doç. Dr. Akar, "Unutmayın. Kene vücuttan ne kadar erken çıkarılırsa KKKA hastalık riski o kadar azalır. Kendinizi ve çevrenizdekileri korumak için bu bilgiler hayat kurtarıcı olabilir" dedi. Hastalığın özellikle kırsal bölgelerde bahar ve yaz aylarında sık görüldüğüne dikkat çeken Akar, KKKA’nın kenelerin yanı sıra enfekte hayvanların kanı, eti, dokusu ve sıvılarıyla temasla da bulaşabileceğini vurguladı. Aynı zamanda hastanın kan ve vücut sıvılarıyla temasta bulunan sağlık çalışanlarının da risk altında olduğunu söyleyen Akar, uygun korunma önlemleri alınmadığında hastanelerde dahi damlacık yoluyla bulaşmanın mümkün olabileceğine dikkat çekti. Sokak hayvanları da risk taşıyor Sokak hayvanlarının da hastalık açısından risk oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Akar, "Sokak hayvanları keneleri taşıyabilir ve özellikle kenelerin yoğun olduğu kırsal alanlarda risk artar. Bu nedenle temas ederken dikkatli olunmalı, düzenli kontrol sağlanmalıdır" dedi. Her kene virüs taşımıyor Her kenenin KKKA virüsü taşımadığını dile getiren Akar, "Sığır, manda gibi büyükbaş hayvanlar, koyun ve keçi gibi küçükbaş hayvanlar, tavşan, kirpi, kemirgenler, geyik ve domuz gibi yabani hayvanlar, ayrıca kümes ve yabani kuşlar enfekte kenelere ara konak olabilir. Bu hayvanlar hastalanmaz, fakat virüsü taşır ve kenelerin döngüsüne katkı sağlarlar" şeklinde konuştu. KKKA’nın belirtileri neler? Hastalığın aniden başlayan yüksek ateş, baş ağrısı, halsizlik, yaygın vücut ve eklem ağrıları gibi belirtilerle ortaya çıktığını belirten Doç. Dr. Akar, "İleri evrelerde burun, ağız, diş etleri ve deri altında kanamalar görülebilir. Kırsal bölgede yaşayan ya da hayvan teması olan kişiler bu belirtileri yaşıyorsa zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalı" dedi. Tedavide kesin ilaç ve aşı yok Hastalığın kesin bir ilacı ya da yaygın kullanılan bir aşısının olmadığını ifade eden Akar, "Tedavide destekleyici yaklaşımlar ön planda. Ribavirin adlı antiviral bazı durumlarda kullanılabilir, fakat etkinliği kesin değil. Aşı çalışmaları sürüyor ancak henüz rutin kullanımda bir aşı yok" diye konuştu. "Manisa’da hastalık 20 yıldır görülüyor" KKKA hastalığının Manisa’da yaklaşık 20 yıldır görüldüğünü belirten Doç. Dr. Şebnem Şenol Akar, "Bazı yıllar hiç vaka görülmese de genellikle yılda 1-2 vakayı geçmiyor. Ancak Türkiye genelinde artış söz konusu. Sağlık Bakanlığı verilerine göre 2002-2024 yılları arasında ülke genelinde 17 bin 132 vaka ve 819 ölüm kaydedildi. Manisa özelinde ise vaka sayısı oldukça düşük" dedi. Korunmak için neler yapılmalı? Doç. Dr. Akar, kenelerden korunmak için şu önerilerde bulundu: "Uzun kollu ve paçaları çorap içine sokulmuş kıyafetler tercih edin. Açık renkli giysiler giyin ki keneyi fark etmek kolay olsun. Vücudu kulak arkası, koltuk altı, kasık gibi bölgelerde kontrol edin. Keneyi çıplak elle değil, eldiven ya da naylon poşetle çıkarın. Çıkarılan keneyi alkol içeren bir kavanoza koyun. Kene çıkarıldıktan sonra 10 gün boyunca vücut belirtilerini takip edin." Hayvanlar da korunmalı Kenelerin sadece insanları değil hayvanları da etkilediğini belirten Akar, "Hayvan barınakları düzenli temizlenmeli, veteriner kontrolünde kene ilaçlamaları yapılmalı. Hayvan tüyleri düzenli kontrol edilmeli ve keneler uygun şekilde uzaklaştırılmalı. Mezbaha ve hayvan pazarlarında da önlemler artırılmalı. Hayvanlarda hastalık genellikle belirti göstermiyor, bu nedenle koruyucu önlemler ön planda tutulmalı" ifadelerini kullandı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:44
Erken tanı hayat kurtarıyor: Kadın kanserlerinde yüzde 100 tedavi mümkün
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Yanık, rahim ağzı kanserinde erken tanı konulması durumunda tedavinin yüzde 100 mümkün olduğunu belirterek, tarama testlerinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kadınlarda en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alan kanserler, erken tanıyla tamamen tedavi edilebilir olması ile dikkat çekiyor. Sivas Medicana hastanesinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Ali Yanık, düzenli tarama testleriyle kadın kanserlerine bağlı ölümlerin önüne geçilebileceğini söyledi. Prof. Dr. Ali Yanık, dünya genelinde en sık görülen kanser türlerinin başında meme, kolorektal ve tiroid kanserlerinin geldiğini belirtti. Bu kanserlerin ardından ise kadın genital kanserlerinin dördüncü veya beşinci sırada yer aldığına dikkat çeken Yanık, kadın sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturan rahim ağzı, rahim içi ve yumurtalık kanserlerine karşı erken tanının büyük önem taşıdığını vurguladı. "Rahim ağzı kanseri erken tanıyla yüzde yüz tedavi edilebilir" Tüm kanserlerde erken tanının önemini vurgulayan Prof. Dr. Ali Yanık, "Bugün dünyada meme kanserinden, kolorektal kanserlerden, tiroid kanserinden sonra, sıklık açısından 4 veya 5’inci sırada kadın genital kanserleri geliyor. Bu anlamda çok çok önemli ve kadın kanserlerinin en önemli özelliklerinden bir tanesi de özellikle rahim ağzı kanserlerinin erken tanısının yapılabilmesi ve erken tanı yaptığımız zamanda yüzde yüz tedavisinin olabilmesi. Az gelişmiş ülkelerde en sık rastlanılan kanser rahim ağzı kanserleridir. Gelişmiş ülkelerde ise rahim içi kanserleridir. Daha sonra da yumurtalık kanserleri geliyor. Rahim ağzı kanserlerinin erken tanısı çok büyük önem arz ediyor. Bunu simir dediğimiz ve HPV dediğimiz yöntemle sağlıyoruz" diye konuştu. "HPV pozitif olmak, kanser olmak demek değildir" HPV testi pozitif çıktığı takdirde kanser olunmadığını ifade eden Yanık, "Halkımız çok yanlış anlıyor. HPV pozitif çıktı hemen kanser olduk biz, diyerek büyük bir depresyon ve yıkım içerisine giriyor. Bu böyle değil. HPV vücuda girdikten sonra vücut, immün sistem yani savunma sistemimiz bu virüsü bir şekilde vücuttan temizliyor. Bu temizleme süreci ortalama 16 ayla 36 ay arasında devam ediyor. Ve bu oran yüzde 95’lerin üzerinde oluyor. Bunların içerisinde sadece yüzde 1,3’ü HPV pozitif olan hastaların ya aynı kalıyor ya da ilerliyor. İlerleyen HPV, kanser ya da kanser öncüsü lezyonlara sebep oluyor. Kanser öncüsü lezyonlar HPV kaptıktan sonra rahim ağzında ortalama 10 yılda gelişebiliyor. Kanser ise 15 yılda gelişiyor. Eğer aldığımız biyopside kanser öncüsü bir lezyon varsa, basit bir yöntem olan leep ya da konizasyonla yüzde yüz tedavi edebiliyor. Erken evrelerde tedavi, rahim ağzı kanserlerinde başarılı ancak evre 3-4 dediğimiz ileri evrelerde ne yazık ki başarılı değil. Burada ışın tedavisi ve kemoterapi veriyoruz. Ama sonuçlar o kadar yüz güldürücü değil. Rahim ağzı kanseri için bugün Dünya Sağlık Örgütü, önümüzdeki 30 ile 50 yıl içerisinde tamamıyla dünyadan silmeyi planlıyor. Bunu planlama iyi bir tarama ve erken tanı ile tedavi etme ve aşılamayı yapmaktır. Aşı, bugün yaygın kullanılan ülkelerde ciddi bir şekilde rahim ağzı kanser öncüsü lezyonları ve kanserleri anlamlı bir şekilde düşürmüştür" şeklinde konuştu. "Erken tanı, kanserden kurtulmak demektir" Kadın kanserlerinden korunmanın en iyi yolunun erken tanı olduğuna dikkat çeken Yanık, "Kadınlarımıza şunları söylüyoruz. Bir, kanserden korunmanın en önemli özelliği erken tanı açısından mutlaka tarama testlerinizi yaptırın. İki, başta fazla kilolarınız olmak üzere obeziteyle mücadele edin, sağlıklı beslenin. A vitamini, C vitamini, E vitamini, karoten dediğimiz vitaminler önemlidir. Rahim ağzı kanseri bazında da ve diğer kanserler bazında sigaradan uzak durun. Mutlaka her yıl jinekoloğa gidin. 5 yılda bir HPV, 3 yılda bir simiri ihmal etmeyin. Erken tanı, başta meme ve rahim ağzı kanserlerinde olduğu gibi, tüm kanserlerde hayat kurtarıcıdır" dedi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:39
Uzmanı uyardı: "Kenenin vücutta kalma süresi hastalığın bulaşma riskini yükseltiyor"
Bu yıl daha artan kene popülasyonu, kırsal bölgeleri tedirgin etmeye devam ediyor. Kene vakalarında doğru bilinen birçok yanlışın olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Hekimi Dr. Dilek Yılmaz, "Kene, vücutta ne kadar uzun süre kalırsa hastalığın bulaşma ihtimali o kadar fazla" dedi. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının endemik olduğu bölgelerdeki vatandaşların sürekli yetkililerce uyarıldığını söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları Hekimi Dr. Dilek Yılmaz, hayvan hareketliliği nedeniyle farklı bölgelerde de görülebildiğini kırsal alana giderken açık renkli kıyafetler girmeyi tercih etmeleri gerektiğini ve eve döndüklerinde de kene açısından kontrol etmeleri gerektiğini hatırlattı. KKKA hastalığının keneler yoluyla buluşan viral kanamalı bir enfeksiyon hastalığı olduğunu ve şu an Türkiye’de en çok Tokat, Sivas, Erzurum, Gümüşhane, Erzincan ve Yozgat’ta görüldüğünü söyleyen Dr. Dilek Yılmaz kenenin vücutta kalması ne kadar uzarsa o kadar hastalığının bulaşma riskinin çoğaldığına dikkat çekti. Yılmaz, "Vatandaşlarımız vücudunda kene gördüğünde kendileri çıkarabiliyorsa bir cımbız veya eldiven yardımıyla çıkarsınlar. Çıkaramıyorlarsa en yakın sağlık kuruluşuna başvursunlar. Kene, vücutta ne kadar uzun süre kalırsa hastalığın bulaşma ihtimali o kadar fazla. Kenenin ısırdığı kişiler kendilerini 10 gün boyunca takip etsinler. Baş ağrısı, ateş, bulantı, kusma, ishal, kas- iskelet ağrısı ve halsizlik gibi şikayetler olmadığı sürece hastaneye gelmelerine gerek yok. Ama bu şikayetlerden 2 veya daha fazlası olursa zaman kaybetmeden hastaneye başvursunlar" ifadelerini kullandı. Uz. Dr. Dilek Yılmaz kene popülasyonun önüne geçmek için ise kuş türlerinin uygunsuz avlanmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:36
Elazığ’da sigara bırakma kampanyası etkinlikleri sürüyor
Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, sigara bırakma kampanyası kapsamında "Hepimizin Sağlığı İçin" sloganıyla Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü çalışanlarına yönelik etkinlik düzenlendi. Murat Harmanşa Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği hekimi Halide Akbulut’un sunumuyla gerçekleştirilen etkinliğe Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü idareci ve çalışanları katıldı. Katılımcıların farkındalık düzeylerinin artırılmasının amaçlandığı eğitim sırasında sigara bırakma kampanyasının amacı, tütün ürünlerinin kullanımının zararları, bırakma sürecinde karşılaşılan zorluklar ve baş etme yolları, tütün ürünü bırakma yöntemleri ve bırakmanın faydaları hakkında çeşitli bilgiler verildi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:34
Uzmanı uyardı: "Kenenin vücutta kalma süresi hastalığın bulaşma riskini yükseltiyor"
Son yıllara oranla bu yıl daha fazla artan kene popülasyonu, kırsal bölgeleri tedirgin etmeye devam ediyor. Kene vakalarında doğru bilinen birçok yanlışın olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Hekimi Dr. Dilek Yılmaz, "Kene, vücutta ne kadar uzun süre kalırsa hastalığın bulaşma ihtimali o kadar fazla" dedi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:18
"Migren aşısıyla kronik ağrılara yüksek teknolojiyle çözüm"
Nöroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Daldal, migren tedavisinde son yıllarda geliştirilen, doğrudan migrene yönelik etki gösteren ve halk arasında ‘migren aşısı’ olarak bilinen yeni tedavi yöntemi hakkında önemli bilgiler verdi. "Migren aşısıyla kronik ağrılara yüksek teknolojiyle çözüm sağlanabiliyor" dedi. Migrenin ortaya çıkmasında etkili olan kalsitonin gen ilişkili peptid (CGRP) adlı maddenin beyinde yaygın olarak bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Daldal, bu maddenin reseptörlerinin bloke edilmesiyle migren ataklarının sıklığında ve şiddetinde belirgin azalma sağlandığını ifade etti. Migren aşısı aslında bir monoklonal antikor ilacı BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Daldal, ilacın antikor bazlı olması nedeniyle klasik anlamda bir aşı olmadığını, koruyucu etkisi olmasına rağmen bağışıklık sağlamadığını ve bu nedenle "ilaç" olarak tanımlanmasının daha doğru olduğunu vurguladı. Dr. Daldal, "Migren aşısı ya da migren iğnesi olarak bilinen ve ülkemizde "Emgality" ismiyle ruhsatlandırılmış olan bu ilacın etken maddesi galcanezumab. Çin hamster overi (CHO) hücrelerinde üretilen rekombinant humanize monoklonal antikor, doğrudan CGRP maddesine etki ederek migrenin gelişmesini engellemektedir. 2018 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından migrenin koruyucu tedavisinde onay alan ilaç, Türkiye’de 2021 yılında kullanım izni aldı" dedi. Bugüne kadar migrenin önlenmesinde kullanılan ilaçların, aslında epilepsi, hipertansiyon ya da depresyon gibi farklı hastalıklar için üretilmiş ilaçlar olduğunu belirten Dr. Daldal, galcanezumab gibi migren iğnelerinin bu alanda doğrudan migrene yönelik mekanizmalara etki etmek üzere geliştirilen ilk tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Bu yönüyle migren tedavisinde önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu da ekledi. Hangi migren hastaları için uygun "Migren iğnesi; hem auralı hem aurasız migreni olan, ayda dört ya da daha fazla atak yaşayan hastalarda etkili sonuçlar verebiliyor" diyen Dr. Daldal, ayrıca kronik migren hastalarında, aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı gelişen baş ağrılarında ve küme tipi baş ağrısı bulunan hastalarda da bu tedavinin tercih edebileceklerini ve hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlandığını söyledi. Dr. Daldal, "Özel otoenjektör kalemlerle sunulan migren aşısı, tıpkı insülin enjeksiyonu gibi hasta tarafından evde kendi kendine uygulanabiliyor. Ancak ilk uygulamanın muhtemel alerjik reaksiyonlara karşı mutlaka klinik ortamda, hekim gözetiminde yapılması öneriliyor. İlacın ilk dozu yükleme dozu olarak iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyor, sonrasında her ay tek doz enjeksiyon şeklinde devam ediliyor. İlk aydan itibaren migren ataklarının sıklığında azalma gözleniyor. Eğer ilk iki ay içinde yanıt alınamazsa tedavi sonlandırılıyor. Etki görülen hastalarda tedavi 6 ay ila 1 yıl sürdürülüyor. Tedavinin sonlandırılmasının ardından da migren ataklarının sıklığında azalma genellikle 2 yıla kadar devam edebiliyor. Atakların yeniden başlaması durumunda ise 4 ay ara verildikten sonra tedaviye tekrar başlanabiliyor" açıklaması yaptı. Migreni tamamen yok ediyor mu "Migren aşısının her hastada migreni tamamen ortadan kaldırması mümkün olmasa da yapılan klinik çalışmalarda hastaların yüzde 50’sinden fazlasında ağrılı gün sayısının ciddi oranda azaldığı ve atakların şiddetinde düşüş sağlandığı tespit edilmiş durumdadır" diyen Dr. Daldal, "Migren iğnesinin bilinen başlıca yan etkileri arasında enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı ve rahatsızlık hissi, üst solunum yolu enfeksiyonu benzeri bulgular ve kabızlık yer alıyor. 75 yaşına kadar kullanımı güvenli olabilir ancak gebelik döneminde kullanılması önerilmiyor" şeklinde konuştu. İlaç etkileşimi yok, ek tedavi gerekmez Migren iğnesinin diğer ilaçlarla bilinen bir etkileşiminin bulunmadığını belirten Dr. Daldal, düzenli ilaç kullanan hastalarda da güvenle tercih edilebileceğini belirtti. Ayrıca ek bir tedavi gerektirmemekle atak sıklığı çok fazla olan bazı hastalarda migren iğnesine ek olarak Botoks uygulamasının da önerilebileceğini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder