Son Dakika
|
Van’da sokak köpeği dehşeti: Parçalanmaktan son anda kurtuldu
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
SAĞLIK
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18:50
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 11:33
Bayburt’ta ‘Menopoz Okulu’ eğitimleri devam ediyor
Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ’Menopoz Okulu’ programı kapsamında Bayburt’ta kadınlara eğitimler veriliyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelindeki çeşitli merkezlerde düzenlenen eğitimlerde, kadınlara menopoz sürecinde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler hakkında bilgilendirme yapılıyor. Eğitimlerde, sağlıklı beslenme, kilo kontrolü, kemik sağlığının korunması, egzersizin önemi ve ruh sağlığının desteklenmesi gibi konular ele alınıyor. Eğitimler ile kadınların menopoz dönemini sağlıklı, bilinçli ve güçlü bir şekilde geçirmeleri; doğru bilgi, profesyonel destek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla bu süreci en iyi şekilde yönetebilmeleri amaçlanıyor. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından toplum sağlığını güçlendirmeye yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının aralıksız devam edeceği bildirildi.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57
Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli
Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:34
Uzmanı uyardı: "Kenenin vücutta kalma süresi hastalığın bulaşma riskini yükseltiyor"
Son yıllara oranla bu yıl daha fazla artan kene popülasyonu, kırsal bölgeleri tedirgin etmeye devam ediyor. Kene vakalarında doğru bilinen birçok yanlışın olduğunu ifade eden Enfeksiyon Hastalıkları Hekimi Dr. Dilek Yılmaz, "Kene, vücutta ne kadar uzun süre kalırsa hastalığın bulaşma ihtimali o kadar fazla" dedi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:18
"Migren aşısıyla kronik ağrılara yüksek teknolojiyle çözüm"
Nöroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Daldal, migren tedavisinde son yıllarda geliştirilen, doğrudan migrene yönelik etki gösteren ve halk arasında ‘migren aşısı’ olarak bilinen yeni tedavi yöntemi hakkında önemli bilgiler verdi. "Migren aşısıyla kronik ağrılara yüksek teknolojiyle çözüm sağlanabiliyor" dedi. Migrenin ortaya çıkmasında etkili olan kalsitonin gen ilişkili peptid (CGRP) adlı maddenin beyinde yaygın olarak bulunduğunu belirten Uzm. Dr. Daldal, bu maddenin reseptörlerinin bloke edilmesiyle migren ataklarının sıklığında ve şiddetinde belirgin azalma sağlandığını ifade etti. Migren aşısı aslında bir monoklonal antikor ilacı BHT CLINIC İstanbul Tema Hastanesi’nden Nöroloji Uzmanı Dr. Ayşegül Daldal, ilacın antikor bazlı olması nedeniyle klasik anlamda bir aşı olmadığını, koruyucu etkisi olmasına rağmen bağışıklık sağlamadığını ve bu nedenle "ilaç" olarak tanımlanmasının daha doğru olduğunu vurguladı. Dr. Daldal, "Migren aşısı ya da migren iğnesi olarak bilinen ve ülkemizde "Emgality" ismiyle ruhsatlandırılmış olan bu ilacın etken maddesi galcanezumab. Çin hamster overi (CHO) hücrelerinde üretilen rekombinant humanize monoklonal antikor, doğrudan CGRP maddesine etki ederek migrenin gelişmesini engellemektedir. 2018 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından migrenin koruyucu tedavisinde onay alan ilaç, Türkiye’de 2021 yılında kullanım izni aldı" dedi. Bugüne kadar migrenin önlenmesinde kullanılan ilaçların, aslında epilepsi, hipertansiyon ya da depresyon gibi farklı hastalıklar için üretilmiş ilaçlar olduğunu belirten Dr. Daldal, galcanezumab gibi migren iğnelerinin bu alanda doğrudan migrene yönelik mekanizmalara etki etmek üzere geliştirilen ilk tedavi yöntemi olduğunu söyledi. Bu yönüyle migren tedavisinde önemli bir dönüm noktası oluşturduğunu da ekledi. Hangi migren hastaları için uygun "Migren iğnesi; hem auralı hem aurasız migreni olan, ayda dört ya da daha fazla atak yaşayan hastalarda etkili sonuçlar verebiliyor" diyen Dr. Daldal, ayrıca kronik migren hastalarında, aşırı ağrı kesici kullanımına bağlı gelişen baş ağrılarında ve küme tipi baş ağrısı bulunan hastalarda da bu tedavinin tercih edebileceklerini ve hastaların yaşam kalitesinde belirgin bir iyileşme sağlandığını söyledi. Dr. Daldal, "Özel otoenjektör kalemlerle sunulan migren aşısı, tıpkı insülin enjeksiyonu gibi hasta tarafından evde kendi kendine uygulanabiliyor. Ancak ilk uygulamanın muhtemel alerjik reaksiyonlara karşı mutlaka klinik ortamda, hekim gözetiminde yapılması öneriliyor. İlacın ilk dozu yükleme dozu olarak iki enjeksiyon şeklinde uygulanıyor, sonrasında her ay tek doz enjeksiyon şeklinde devam ediliyor. İlk aydan itibaren migren ataklarının sıklığında azalma gözleniyor. Eğer ilk iki ay içinde yanıt alınamazsa tedavi sonlandırılıyor. Etki görülen hastalarda tedavi 6 ay ila 1 yıl sürdürülüyor. Tedavinin sonlandırılmasının ardından da migren ataklarının sıklığında azalma genellikle 2 yıla kadar devam edebiliyor. Atakların yeniden başlaması durumunda ise 4 ay ara verildikten sonra tedaviye tekrar başlanabiliyor" açıklaması yaptı. Migreni tamamen yok ediyor mu "Migren aşısının her hastada migreni tamamen ortadan kaldırması mümkün olmasa da yapılan klinik çalışmalarda hastaların yüzde 50’sinden fazlasında ağrılı gün sayısının ciddi oranda azaldığı ve atakların şiddetinde düşüş sağlandığı tespit edilmiş durumdadır" diyen Dr. Daldal, "Migren iğnesinin bilinen başlıca yan etkileri arasında enjeksiyon bölgesinde hafif ağrı ve rahatsızlık hissi, üst solunum yolu enfeksiyonu benzeri bulgular ve kabızlık yer alıyor. 75 yaşına kadar kullanımı güvenli olabilir ancak gebelik döneminde kullanılması önerilmiyor" şeklinde konuştu. İlaç etkileşimi yok, ek tedavi gerekmez Migren iğnesinin diğer ilaçlarla bilinen bir etkileşiminin bulunmadığını belirten Dr. Daldal, düzenli ilaç kullanan hastalarda da güvenle tercih edilebileceğini belirtti. Ayrıca ek bir tedavi gerektirmemekle atak sıklığı çok fazla olan bazı hastalarda migren iğnesine ek olarak Botoks uygulamasının da önerilebileceğini ifade ederek konuşmasını sonlandırdı.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:16
Sağlık-Sen Başkanlar Kurulu ‘Toplu Sözleşme’ gündemiyle toplandı
Sağlık-Sen 7’inci dönem 10’uncu başkanlar kurulu ‘Toplu Sözleşme’ gündemiyle toplandı. Sağlık-Sen 7’nci dönem 10’uncu Başkanlar Kurulu Toplantısı, 81 ilden gelen şube başkanlarının katılımıyla gerçekleştirildi. ‘Toplu Sözleşme’ gündemiyle yapılan toplantıda, Ağustos ayında başlayacak toplu sözleşme görüşmelerine yönelik talepler üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda konuşan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, "Hekim, hemşire, ebe, paramedik, röntgen teknisyeni, sosyal hizmet uzmanı yani sağlıktaki 40 branşta görevli çalışanların hakkı için mücadele ediyoruz. Toplu sözleşme masasında da terimizin son damlasına kadar mücadele edeceğiz. 850 binden fazla sağlık ve sosyal hizmet profesyonelinin sorumluluğu omuzlarımızda. Bu bilinçle hareket ediyor, bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi. Genel Başkan Doğan, teşkilat mensuplarına teşekkür etti Doğan, yetki sürecini geride bıraktıklarını ve emek, alın teri ve gayret ile yine yetkili sendika olmanın gururunu yaşadıklarını söylerek, "Şube başkanlarımızdan yönetim kurullarına, kadın ve gençlik kollarından temsilcilerimize kadar tüm teşkilatımıza gönülden teşekkür ediyorum" dedi. 8’inci Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerinin başlamasına bir ay kaldığını hatırlatan Doğan, bugüne kadar gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi verdi. Doğan, Sağlık-Sen olarak çalışmalarına 10 ay öncesinden başladıklarını dile getirerek, "Nitelikli bir ekip kurduk ve kademe kademe ilerledik. Eylem planımız çerçevesinde çalışmalarımızı sürdürdük. Sağlık-Sen olarak sağlık ve sosyal hizmet kolunda görev yapan tüm emekçilerimizin haklarını geliştirmek için yoğun bir gayret gösteriyoruz. Tüm platformlarda çalışmalarımızı sürdürdük. Hem sahada, hem ilgili bakanlıklarda hem Meclis’te hem de medya kuruluşlarında sağlık ve sosyal hizmet profesyonellerimizin hakkı için gece gündüz demeden mücadele ettik, etmeye de devam ediyoruz" diye konuştu. "Terimizin son damlasına kadar mücadele edeceğiz" Sağlık ve sosyal hizmet profesyonellerinin hakkı için hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmediklerini aktaran Doğan, "Hekim, hemşire, ebe, paramedik, röntgen teknisyeni, fizyoterapist, sosyal hizmet uzmanı yani sağlıktaki 40 branşta görevli çalışanların hakkı için mücadele ediyoruz. Toplu sözleşme masasında da terimizin son damlasına kadar mücadele edeceğiz. 850 binden fazla sağlık ve sosyal hizmet profesyonelinin sorumluluğu omuzlarımızda. Bu bilinçle hareket ediyor, bu bilinçle çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı. Bugünkü gerçekleştirilen toplantıda sahadan gelen şube başkanlarının görüş ve taleplerini aldıklarını söyleyen Doğan, daha sonra toplantıdan çıkan talepleri Sağlık-Sen uzmanları ile değerlendirerek 8’inci Dönem Toplu Sözleşme tekliflerini hazırlayacaklarını ve kamuoyuna duyuracaklarını bildirdi. "Kamu çalışanları enflasyon altında ezilmemeli" Toplu sözleşme masasında sahanın sesi olacaklarını belirten Doğan, ayrıca bugüne kadar önemli kazanımlara da imza attıklarını söyledi. Kamu çalışanlarının beklentilerinin yüksek olduğunu vurgulayan Doğan, "Ülkemizde bir enflasyon gerçeği var. Kamu çalışanları enflasyon altında ezilmemeli. Biz Memur-Sen ve Sağlık-Sen olarak çalışanlarımızı enflasyon altında ezdirmemek için ve hakları için mücadele edeceğiz" ifadelerini kullandı. 8’inci Dönem Toplu Sözleşmeye yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgi verilen toplantıda, Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Irgatoğlu da taleplere yönelik bilgilendirmelerde bulundu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 10:02
Boyunda fark edilen şişlikler ciddiye alınmalı
Boyun bölgesinde fark edilen şişliklerin tiroit nodülü olabileceğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Özellikle kadınlarda daha sık görülen bu nodüller bazı durumlarda kansere dönüşebilir. Hastalık genellikle belirti vermeden ilerleyebilir. Düzenli doktor kontrolü ihmal edilmemelidir. Ailede tiroit kanseri öyküsü olanlar, sesinde değişiklik yaşayanlar ya da boynunda büyüyen şişlik fark eden kişiler zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Arıcı, tiroit nodülü hakkında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Arıcı, "Özellikle kadınlarda daha sık görülen bu nodüller bazı durumlarda kansere dönüşebilir. Hastalık genellikle belirti vermeden ilerleyebilir. Düzenli doktor kontrolü ihmal edilmemelidir" şeklinde konuştu. Tiroit ameliyatlarında gelişen teknolojiyle birlikte cerrahi güvenliğin arttığını ifade eden Doç. Dr. Arıcı, sinir monitörizasyonu sayesinde ses tellerine zarar verme riskinin büyük ölçüde azaldığını belirtti. Doç. Dr. Arıcı, "Bu teknoloji, ameliyat sırasında ses tellerine giden sinirin yerini net şekilde tespit etmemizi sağlıyor. Böylece hem hasta konforu hem de operasyon başarısı artıyor" diye konuştu. "Belirtiler göz ardı edilmemeli" Belirtilerden bahseden Doç. Dr. Arıcı, "Tiroit bezinde gelişen iyi ya da kötü huylu kitleler olarak tanımlanan tiroit nodüllerinin çoğu belirti vermese de bazı nodüller zamanla büyüyerek yutma güçlüğü, boğazda dolgunluk hissi, ses kısıklığı ve nefes darlığına neden olabiliyor. Boyunda ele gelen her şişliğin ciddiyetle değerlendirilmesi gerekir. Hızlı büyüyen, sert yapılı kitlelerde ya da aile öyküsü bulunan vakalarda mutlaka detaylı inceleme gerekir. Ultrason ve biyopsi ile riskli nodüller belirlenebiliyor" diye konuştu. "Ameliyatlarda sinir monitörizasyonu dönemi" Tiroit ameliyatlarında karşılaşılan en büyük risklerden birinin, ses tellerine giden sinirin zarar görmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Arıcı, "Bu sinir zarar görürse hastada geçici veya kalıcı ses kısıklığı, hatta konuşma güçlüğü gibi ciddi problemler ortaya çıkabiliyor. Ancak artık ameliyat esnasında sinir monitörizasyonu kullanarak bu siniri sürekli izliyor, cerrah olarak yerini net biçimde görebiliyoruz. Böylece hem ses tellerini koruyabiliyor hem de hastanın yaşam kalitesini güvence altına alabiliyoruz" dedi. Risk altında olan bireyler Tiroit nodüllerinin, özellikle iyot eksikliğinin yaygın olduğu coğrafyalarda daha sık görüldüğünü hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Ailede tiroit kanseri öyküsü olanlar, sesinde değişiklik yaşayanlar ya da boynunda büyüyen şişlik fark eden kişiler zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" ifadelerini kullandı. "Erken tanı önemli" Doç. Dr. Arıcı, gelişmiş cerrahi teknikler sayesinde tiroit ameliyatlarının hem güvenli hem de konforlu hale geldiğini ifade ederek sözlerini şöyle noktaladı: "Tiroit nodülleri doğru takip ve zamanında müdahale ile kontrol altına alınabilir. Özellikle sinir monitörizasyonu kullanılan operasyonlarda komplikasyon riski önemli ölçüde azalır. Şikayetlerinizi hafife almayın, erken tanı hayat kurtarır."
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:42
O hastalığın sessiz ilerlemesine izin vermeyin
Uterin kanserin erken teşhisinin hayati önem taşıdığını ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. M. Burak Akselim, Uterin kanser, özellikle menopoz sonrası dönemde görülen anormal vajinal kanamalarla kendini gösterebileceğini söyledi. Ne yazık ki bu belirtiler çoğu zaman göz ardı edildiğini ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. M. Burak Akselim, "Oysa erken evrede yakalanan uterin kanserin tedavi başarısı oldukça yüksektir. Kadınlarımızın bu konuda bilinçli olması büyük önem taşıyor. Bazı kadınlar uterin kanser açısından daha yüksek risk taşımaktadır. Menopoz sonrası kadınlar, obezite problemi olanlar, uzun süre östrojen maruziyeti yaşayanlar, polikistik over sendromu bulunanlar ve doğum yapmamış kadınlar risk grubunda yer alır. Bu kişilerin düzenli jinekolojik kontrolleri kesinlikle ihmal etmemesi gerekir" dedi. Doç. Dr. Akselim, rahim kanserinin en yaygın belirtisinin menopoz sonrası vajinal kanama olduğunu hatırlatarak şunları ekledi; "Menopoz öncesinde ise düzensiz, uzun süren ya da ara kanamalar; cinsel ilişki sonrası kanama; pelvik bölgede ağrı ve açıklanamayan kilo kaybı dikkatle değerlendirilmelidir. Bu tür belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir kadın doğum uzmanına başvurulmalıdır. Uterin kanseri tamamen önlemek her zaman mümkün olmasa da, risk faktörlerini azaltmak ve düzenli jinekolojik muayenelerle erken teşhis koymak mümkündür. Kadınlarımızdan isteğimiz, vücutlarındaki sinyalleri ciddiye almaları ve yılda en az bir kez kadın doğum muayenesi yaptırmalarıdır."
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:41
Beyin ölümü gerçekleşen kişinin organları 3 kişiye umut oldu
Samsun’da beyin ölümü gerçekleşen 64 yaşındaki vatandaşın iki böbreği ve karaciğeri 3 kişiye umut oldu. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi yoğun bakımında beyin kanaması nedeniyle tedavi gören Arif G., 24 Haziran’da hayatını kaybetti. Hastanenin organ nakli birimi, hayatını kaybeden kişinin aile bireyleriyle görüşerek organ bağışı için izin istedi. Ailenin onay vermesinin ardından hastanın iki böbreği ve karaciğeri OMÜ Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Karaciğer Nakil Sorumlu Yardımcısı Doç. Dr. Kağan Karabulut ile Tıp Fakültesi Gastroentoloji Cerrahi Bilim Dalı Başkanı ve Karaciğer Transplantasyonu Sorumlu Uzmanı Doç. Dr. Oğuzhan Özşay koordinasyonunda yapılan ameliyat ile başarıyla alındı. Organlar Samsun’da 3 kişiye umut oldu. Yetkililer organ naklinin hayat kurtardığını belirterek bağış çağrısında bulundu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:38
Toplumsal bilinç için skolyoz balonları havalandı
Skolyoz Farkındalık Ayı’na özel düzenlenen etkinlikte konuşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, skolyozun korkulacak bir rahatsızlık olmadığını, tedavide erken teşhisin önemine değindi. Akgül, "Tedavi için elimizde çok etkili yöntemler var. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:30
Onikişubat’ta ’Sağlıklı Yaşam’ semineri
Kahramanmaraş’ın Onikişubat Belediyesi ’Sağlıklı Yaşam’ noktasında personellerini alanının uzmanlarıyla buluşturdu. Onikişubat Belediyesi ve İlçe Sağlık Müdürlüğünün iş birliğiyle düzenlenen seminerde, sağlıklı yaşam, koruyucu sağlık hizmetleri ve toplumsal farkındalık konularına odaklanıldı. Sağlık alanındaki güncel başlıkların ele alındığı eğitim, personelin bilgi düzeyinin artırılması ve bilinçli hizmet üretimine katkı sağlama hedefiyle gerçekleştirildi. Eğitim programı kapsamında İlçe Sağlık Müdürü Dr. Gülsüm Kerkütlüoğlu, Sağlıklı Hayat Merkezleri’nin işleyişi ve sunduğu hizmetler hakkında bilgilendirme yaptı. Merkezlerin birey ve toplum sağlığı açısından oynadığı rol, örnek uygulamalarla aktarıldı.Eğitim sonunda katılımcılara yönelik soru-cevap bölümüyle program tamamlandı. Onikişubat Belediyesinin farklı başlıklarda düzenlediği kurumsal eğitimlerin yıl boyunca periyodik olarak sürdürüleceği bildirildi.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:27
Toplumsal bilinç için skolyoz balonları havalandı
Skolyoz Farkındalık Ayına özel düzenlenen etkinlikte konuşan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, skolyozun korkulacak bir rahatsızlık olmadığını, tedavide erken teşhisin önemine değindi. Akgül, "Tedavi için elimizde çok etkili yöntemler var. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz" diye konuştu. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, ’Skolyoz Farkındalık Ayı’ kapsamında farkındalığı artırmak, bilimsel bilgi ve deneyim paylaşımını teşvik etmek ve hasta hikâyelerini kamuoyuyla buluşturmak amacıyla kapsamlı bir etkinlik düzenledi. ‘Skolyozda Bilgi ve Tecrübe Paylaşımı Beraber Mücadele’ Programı’ etkinliğinde, skolyozun tanı ve tedavi süreçleri ele alınırken hastalığa dair farkındalık oluşturulması için önemli mesajlar da paylaşıldı. Etkinlikte; Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Abdullah sert, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Turgut Akgül, Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Özcan Kaya, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Çiğdem Çınar, Tıbbi Genetik ve Genetik Hastalıklar Değerlendirme Merkezi Uzmanı Prof. Dr. Zeynep Ocak ile Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Günay Budagova skolyozla ilgili tüm detayları anlattı. Korkmaya gerek yok, ilerlemeyi durduruyoruz Prof. Dr. Turgut Akgül, "Skolyoz korkulacak bir rahatsızlık değil. Bu yüzden skolyozla karşılaşıldığında sakin kalmalarını öneriyoruz. Skolyozun tedavisi var ve elimizde çok etkili yöntemler bulunuyor. Önemli olan, tedaviye erken başlamak. Erken teşhis edilen skolyozlarda, ameliyat dışı yöntemlerle hastalığın ilerlemesini başarıyla durdurabiliyoruz. Eğer skolyoz ilerler ve ameliyat gerektiren bir duruma gelirse korkmaya gerek yok. Günümüz teknolojisiyle çok başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Ameliyat olmuş çocuklarımız hayatlarından memnun ve normal yaşamlarına sorunsuz devam edebiliyorlar" açıklaması yaptı. "Skolyozu en çok terziler fark ediyor" Tedavi yöntemlerinin her hasta için aynı sonuç veremeyebileceğini belirten Prof. Dr. Akgül, "Bu yüzden genç hekimlerimiz ve hastalarımız yeni yöntemler peşinde koşuyor. Ancak her tedavi her hastaya uygun olmayabilir. Bu nedenle, hastaya özel doğru tedaviyi seçmek çok önemli. Uygun tedaviyle çok başarılı sonuçlar alabiliyoruz. Skolyozun neden olduğu şekil bozukluklarını en çok kim fark ediyor? Genellikle beden eğitimi öğretmenleri, spor hocaları ve terziler. Özellikle genç kızlarda, mezuniyet veya balo gibi özel günlerde kıyafet provaları sırasında terziler veya aile büyükleri asimetriyi fark edebiliyor. Eğer vücutta bir asimetri gözlemlenirse, mutlaka skolyoz açısından değerlendirilmeli" dedi. Prof. Dr. Akgül sözlerine son olarak şunları ekledi: "Sporun skolyoz üzerinde etkisi var mı? Hayır, ne olumlu ne de olumsuz bir etkisi yok. Skolyozlu çocuklar normal bireylerden farklı değil. İstediği her şeyi yapabilirler. Spor yapmaları skolyozu ne düzeltir ne de kötüleştirir. Ancak spordan uzak durmalarına gerek yok. Maraton koşup altın madalya alan, yüzmede başarı elde eden skolyozlu çocuklar var. Spor skolyozu iyileştirmez, ama çocukları spordan koparmak da doğru değil. Spor yapmalarını teşvik ediyoruz." "Sosyal medyadaki bilgi kirliliği yersiz endişelere yol açıyor" "Skolyoz, günümüzde en bilinen omurga deformitelerinden biri" diyen Doç. Dr. Özcan Kaya, "Bu bilinirliğin artmasında sosyal medyanın payı oldukça büyük. İnsanlar sosyal medyada skolyoz hakkında bilgi arıyor ve bu konuda daha bilinçli hale geliyor. Ancak bu durum, aynı zamanda bilgi kirliliği nedeniyle endişe ve korkuları da beraberinde getiriyor. Toplumda skolyozla ilgili ciddi bir korku oluşmuş durumda. Uzmanlar olarak bizler, bu durumun korkulacak bir şey olmadığını insanlara anlatmak zorundayız" dedi. "Sosyal medyadaki bilgi kirliliği, ailelerde ve çocuklarda skolyozun tedavisi konusunda yersiz endişelere yol açıyor" diyen Doç. Dr. Özcan Kaya sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu yüzden skolyoz farkındalığını artırmak ve bu endişeleri gidermek için bir çaba gerekiyor. Dünya Skolyoz Araştırma Cemiyeti öncülüğünde başlatılan bir hareketle, her yıl Haziran ayı dünya genelinde Skolyoz Farkındalık Ayı olarak kutlanıyor. Bu kapsamda, 21 Haziran’da İstanbul’da Boğaziçi Köprüsü yeşil renk ile ışıklandırıldı. Neden yeşil? Çünkü skolyozun rengi yeşildir. Skolyoz Farkındalık Ayı’nın amacı, insanlara bu durumun var olduğunu, ancak korkuya kapılmadan neler yapılabileceğini anlatmak. Hastalarımıza ve ailelere şunu söylüyoruz: Endişelenmeye gerek yok, korkmayın. Skolyozun tedavisi mümkün. Korse tedavisi, fizik tedavi ve skolyoza özgü egzersizlerle bu sorunu kontrol altına alabiliyoruz. Gerektiğinde ise cerrahi tedavi, bu problemi çözmede son derece etkili bir yöntem." Programın sonunda, toplumsal farkındalığın simgesi olarak hastane önünde gökyüzüne balonlar uçuruldu. (NŞ-
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:21
Anneliğin görünmeyen yüzü: Lohusalık sendromu
Psikolog İrem Durna, lohusalık sendromunun korkulacak bir durum olmadığını, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebileceğini söyledi. Uzmanlar, doğumu bir kadının hayatında hem fiziksel hem de duygusal olarak derin değişimlere yol açan bir deneyim olarak tanımlıyor. Ancak bu büyük dönüşüm süreci her zaman mutluluk tabloları ile uyuşmuyor. Doğum sonrası dönemde bazı kadınlar lohusalık sendromu diye bilinen, duygusal olarak zorlu bir süreçle karşılaşabiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Psikoloğu İrem Durna, lohusalık sendromu ile başa çıkmanın yollarını aktardı. Lohusalık sendromunun belirtilerinden bahseden Psikolog İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli belirtileri; aşırı duygusal tepkiler, enerji kaybı ve halsizlik, konsantrasyon zorluğu, başkalarından uzaklaşma, değersizlik veya suçluluk hissi, keyif alamama (anhedoni), kendi duygularını tanımlayamama, baş ağrısı, mide rahatsızlıkları, hızlı kalp atışı gibi stres kaynaklı fiziksel şikayetler. kaygı bozukluğu ve obsesif düşüncelerdir. Bu belirtiler, annenin günlük yaşamını olumsuz etkileyebileceği gibi, bebekle sağlıklı bir bağ kurmasını da zorlaştırabilir" dedi. "Lohusalık sendromunun üstesinden gelmek mümkün" Sendromun çözümü hakkında da bilgi veren İrem Durna, "Lohusalık sendromunun en önemli özelliklerinden biri, profesyonel destekle tamamen çözülebilir olmasıdır. Psikoterapi, annenin duygularını anlamasına ve bunlarla başa çıkmasına yardımcı olabilir. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT) gibi yöntemler, annenin olumsuz düşüncelerle baş etmesine yardımcı olur. Lohusalık sendromu, korkulacak bir durum değildir; aksine, anlayış ve destekle kolaylıkla üstesinden gelinebilir. Bu dönemde annenin kendisine şunu hatırlatması önemlidir; ‘mükemmel olmak zorunda değilim, elimden gelenin en iyisini yapıyorum.’ Unutmayın, yalnız değilsiniz. Lohusalık sendromuyla baş etmek, hem bireysel hem toplumsal bir farkındalık meselesidir. Annelerin bu süreci paylaşması, yalnızca kendilerini değil, aynı zamanda diğer anneleri de güçlendirecek bir adımdır" diye konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:14
Uzmanı uyardı: Kız çocuklarında anoreksiya nervoza riski daha fazla
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın hayatını kaybetmesiyle son günlerde gündeme gelen anoreksiya nervoza hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, sosyal medyanın da etkisiyle özellikle kız çocuklarının risk altında olduğunu belirtti. Arslan, anoreksiya nervoza hastalarının bazı yemek ritüelleri geliştirdiği uyarısında bulundu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:11
"Kalp ve böbrek hastaları sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olmalı"
Yaz aylarında artan sıcak çarpması riski hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve yüksek nem seviyeleri, sıcak çarpmasına yol açabilir. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler, sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir" dedi. Medical Park Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, sıcak çarpması hakkında açıklamalarda bulundu. Sıcak çarpmasının, vücut sıcaklığının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturan bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Cenzgin, "Normalde vücut, sıcaklık dengesini korumak için terleme yoluyla ısısını düzenler. Ancak aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak veya yoğun fiziksel aktivite sırasında bu mekanizma başarısız olabilir. Sonuçta vücut aşırı ısınır ve ısı düzenleme sistemi etkilenir. Aşırı sıcaklık, vücut organlarının ve sistemlerinin normal işlevlerini etkileyebilir ve hayati organlara zarar verebilir" diye konuştu. "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları neden olabilir" Sıcak çarpmasının nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları sıcak çarpmasına neden olabilir. Bu koşullar altında vücut, terleme yoluyla ısısını düzenleyemez ve sıcaklık artışı oluşur. Aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak, sıcak çarpmasının riskini artırır. Özellikle açık havada çalışan işçiler, sporcular, askerler ve açık hava etkinliklerine katılan bireyler bu risk altındadır. Sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite de sıcak çarpmasına neden olabilir. Vücut ısısının artmasına ve terleme oranının yükselmesine yol açar. Bu da sıcak çarpması riskini artırır. Özellikle aşırı egzersiz yapan sporcular ve fiziksel işlerde çalışan bireyler bu risk altındadır" şeklinde konuştu. "İleri yaştakiler risk altında" İleri yaş ve kronik hastalığı olanların da risk altında olduklarının altını çizen Uzm. Dr. Cezgin, "İleri yaştakiler ve çocuklar sıcak çarpması açısından daha savunmasızdır. Vücut ısı düzenleme mekanizmalarının daha az etkili olduğu yaşlılarda sıcak çarpması riski artar. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler de sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. *Bunların dışında bazı ilaçlar, vücut ısı düzenlemesini etkileyerek sıcak çarpması riskini artırabilir. Özellikle antidepresanlar, antihistaminikler ve bazı tansiyon ilaçları bu riski artırabilir" dedi. "Yüksek ateş ve baş dönmesi görülebilir" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasında görülebilecek belirtileri şöyle açıkladı: Yüksek ateş: Vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere yükselirken, kişinin ateşi hızla artar. Genellikle 40 derece veya daha yüksek bir ateş görülebilir. Nabız hızlanması: Kalp, vücudu soğutmak için daha fazla çalışır. Bu nedenle nabız hızlanır ve derinleşir. Nabız, normalden daha hızlı atar. Baş dönmesi ve sersemlik: Kişi baş dönmesi ve sersemlik hissi yaşayabilir. Denge sorunları ortaya çıkabilir ve kişi zorlukla ayakta durabilir. Ciltte değişiklikler: Sıcak çarpması durumunda cilt renginde değişiklikler görülebilir. Cilt kızarabilir veya solgunlaşabilir. Cilt sıcak ve kuru olabilir. Şiddetli baş ağrısı: Yoğun baş ağrıları ortaya çıkabilir. Baş ağrısı genellikle şiddetli ve dayanılmaz olabilir. Halsizlik ve yorgunluk: Vücut sıcaklık düzenlemesindeki bozukluk nedeniyle enerji düşebilir ve kişi halsizlik ve yorgunluk hissi yaşayabilir. Nefes darlığı: Nefes alıp vermede zorluk yaşanabilir. Nefes darlığı hissi oluşabilir. Bulantı ve kusma: Sıcak çarpması belirtileri arasında bulantı ve kusma da görülebilir. Vücutta su ve elektrolit dengesindeki bozulma nedeniyle sindirim sistemi etkilenebilir. "Sıcak çarpmasını önleyecek tavsiyeler" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasından korunmak için şu önerilerde bulundu: "Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir. Özellikle su, elektrolit içecekleri veya sporcu içecekleri gibi hidrasyonu destekleyen içecekler tercih edilmelidir. Sıvı alımı düzenli ve sürekli olarak yapılmalıdır. Yüksek sıcaklık ve nemin olduğu zamanlarda, mümkün olduğunca serin bir ortamda kalınmalıdır. Klima kullanmak, gölgeli veya havalandırmalı alanlarda bulunmak, sıcak çarpmasını önlemek için önemlidir. Sıcak çarpmasından korunmak için nefes alabilen kumaşlardan yapılmış giysileri tercih etmek uygun olur. Hafif renkli ve gevşek giysiler, terlemeyi artırarak vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olur. Yoğun fiziksel aktiviteler, en sıcak saatlerde yapılmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle öğle saatlerindeki güneşin en yoğun olduğu dönemde aktiviteleri sınırlamak veya gölgeli alanlarda gerçekleştirmek önemlidir. Şapka veya şapka benzeri bir başlık takmak, güneş ışınlarından korunmaya yardımcı olur. Hava durumu raporlarını düzenli kontrol etmek, yüksek sıcaklık ve nem koşullarında bilinçli olmanızı sağlar. Buna göre planlar yapmak ve gerektiğinde önlemler almak önemlidir." "Sıcak çarpması durumunda vücut sıcaklığı düşürülmeli" Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Cezgin, "Sıcak çarpması durumunda en önemli adımlardan biri, vücut sıcaklığını hızlı bir şekilde düşürmektir. Hasta serin bir ortama alınır, giysileri çıkarılır, soğuk kompres veya buz uygulanır. Sıcak çarpması durumunda vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesinin düzeltilmesi önemlidir. Sıvı kaybını yerine koymak için oral veya intravenöz yolla sıvı takviyesi yapılır. Hastanın semptomlarına yönelik tedavi önlemleri alınır. Baş ağrısı için ağrı kesiciler, bulantı ve kusma için bulantı kesiciler kullanılabilir. Bilinç değişiklikleri varsa, hastanın solunumu ve dolaşımı desteklenir. Sıcak çarpması ciddi bir durum olduğunda hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. Hastanede, durumu izlenir ve gerektiğinde ileri tedavi yöntemleri uygulanır" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder