Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Van’da sokak köpeği dehşeti: Parçalanmaktan son anda kurtuldu
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan, BAE Başkanı Zayed Al Nahyan ile telefonda görüştü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen turist hayatını kaybetti
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
SAĞLIK
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26:28
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:14
Uzmanı uyardı: Kız çocuklarında anoreksiya nervoza riski daha fazla
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın hayatını kaybetmesiyle son günlerde gündeme gelen anoreksiya nervoza hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, sosyal medyanın da etkisiyle özellikle kız çocuklarının risk altında olduğunu belirtti. Arslan, anoreksiya nervoza hastalarının bazı yemek ritüelleri geliştirdiği uyarısında bulundu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 09:11
"Kalp ve böbrek hastaları sıcak çarpmasına karşı daha dikkatli olmalı"
Yaz aylarında artan sıcak çarpması riski hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve yüksek nem seviyeleri, sıcak çarpmasına yol açabilir. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler, sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir" dedi. Medical Park Ataşehir Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Kamil Cezgin, sıcak çarpması hakkında açıklamalarda bulundu. Sıcak çarpmasının, vücut sıcaklığının aşırı yükselmesiyle ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturan bir durum olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Cenzgin, "Normalde vücut, sıcaklık dengesini korumak için terleme yoluyla ısısını düzenler. Ancak aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak veya yoğun fiziksel aktivite sırasında bu mekanizma başarısız olabilir. Sonuçta vücut aşırı ısınır ve ısı düzenleme sistemi etkilenir. Aşırı sıcaklık, vücut organlarının ve sistemlerinin normal işlevlerini etkileyebilir ve hayati organlara zarar verebilir" diye konuştu. "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları neden olabilir" Sıcak çarpmasının nedenlerinden bahseden Uzm. Dr. Cezgin, "Yüksek sıcaklık ve nemli hava koşulları sıcak çarpmasına neden olabilir. Bu koşullar altında vücut, terleme yoluyla ısısını düzenleyemez ve sıcaklık artışı oluşur. Aşırı sıcak ve nemli bir ortamda uzun süre kalmak, sıcak çarpmasının riskini artırır. Özellikle açık havada çalışan işçiler, sporcular, askerler ve açık hava etkinliklerine katılan bireyler bu risk altındadır. Sıcak havalarda yoğun fiziksel aktivite de sıcak çarpmasına neden olabilir. Vücut ısısının artmasına ve terleme oranının yükselmesine yol açar. Bu da sıcak çarpması riskini artırır. Özellikle aşırı egzersiz yapan sporcular ve fiziksel işlerde çalışan bireyler bu risk altındadır" şeklinde konuştu. "İleri yaştakiler risk altında" İleri yaş ve kronik hastalığı olanların da risk altında olduklarının altını çizen Uzm. Dr. Cezgin, "İleri yaştakiler ve çocuklar sıcak çarpması açısından daha savunmasızdır. Vücut ısı düzenleme mekanizmalarının daha az etkili olduğu yaşlılarda sıcak çarpması riski artar. Kalp hastalığı, solunum problemleri, diyabet, obezite ve böbrek hastalığı gibi kronik sağlık sorunları olan bireyler de sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır. *Bunların dışında bazı ilaçlar, vücut ısı düzenlemesini etkileyerek sıcak çarpması riskini artırabilir. Özellikle antidepresanlar, antihistaminikler ve bazı tansiyon ilaçları bu riski artırabilir" dedi. "Yüksek ateş ve baş dönmesi görülebilir" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasında görülebilecek belirtileri şöyle açıkladı: Yüksek ateş: Vücut sıcaklığı tehlikeli seviyelere yükselirken, kişinin ateşi hızla artar. Genellikle 40 derece veya daha yüksek bir ateş görülebilir. Nabız hızlanması: Kalp, vücudu soğutmak için daha fazla çalışır. Bu nedenle nabız hızlanır ve derinleşir. Nabız, normalden daha hızlı atar. Baş dönmesi ve sersemlik: Kişi baş dönmesi ve sersemlik hissi yaşayabilir. Denge sorunları ortaya çıkabilir ve kişi zorlukla ayakta durabilir. Ciltte değişiklikler: Sıcak çarpması durumunda cilt renginde değişiklikler görülebilir. Cilt kızarabilir veya solgunlaşabilir. Cilt sıcak ve kuru olabilir. Şiddetli baş ağrısı: Yoğun baş ağrıları ortaya çıkabilir. Baş ağrısı genellikle şiddetli ve dayanılmaz olabilir. Halsizlik ve yorgunluk: Vücut sıcaklık düzenlemesindeki bozukluk nedeniyle enerji düşebilir ve kişi halsizlik ve yorgunluk hissi yaşayabilir. Nefes darlığı: Nefes alıp vermede zorluk yaşanabilir. Nefes darlığı hissi oluşabilir. Bulantı ve kusma: Sıcak çarpması belirtileri arasında bulantı ve kusma da görülebilir. Vücutta su ve elektrolit dengesindeki bozulma nedeniyle sindirim sistemi etkilenebilir. "Sıcak çarpmasını önleyecek tavsiyeler" Uzm. Dr. Cezgin, sıcak çarpmasından korunmak için şu önerilerde bulundu: "Sıcak havalarda vücudun su kaybını önlemek için yeterli miktarda sıvı tüketmek önemlidir. Özellikle su, elektrolit içecekleri veya sporcu içecekleri gibi hidrasyonu destekleyen içecekler tercih edilmelidir. Sıvı alımı düzenli ve sürekli olarak yapılmalıdır. Yüksek sıcaklık ve nemin olduğu zamanlarda, mümkün olduğunca serin bir ortamda kalınmalıdır. Klima kullanmak, gölgeli veya havalandırmalı alanlarda bulunmak, sıcak çarpmasını önlemek için önemlidir. Sıcak çarpmasından korunmak için nefes alabilen kumaşlardan yapılmış giysileri tercih etmek uygun olur. Hafif renkli ve gevşek giysiler, terlemeyi artırarak vücut sıcaklığının düzenlenmesine yardımcı olur. Yoğun fiziksel aktiviteler, en sıcak saatlerde yapılmaktan kaçınılmalıdır. Özellikle öğle saatlerindeki güneşin en yoğun olduğu dönemde aktiviteleri sınırlamak veya gölgeli alanlarda gerçekleştirmek önemlidir. Şapka veya şapka benzeri bir başlık takmak, güneş ışınlarından korunmaya yardımcı olur. Hava durumu raporlarını düzenli kontrol etmek, yüksek sıcaklık ve nem koşullarında bilinçli olmanızı sağlar. Buna göre planlar yapmak ve gerektiğinde önlemler almak önemlidir." "Sıcak çarpması durumunda vücut sıcaklığı düşürülmeli" Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Cezgin, "Sıcak çarpması durumunda en önemli adımlardan biri, vücut sıcaklığını hızlı bir şekilde düşürmektir. Hasta serin bir ortama alınır, giysileri çıkarılır, soğuk kompres veya buz uygulanır. Sıcak çarpması durumunda vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesinin düzeltilmesi önemlidir. Sıvı kaybını yerine koymak için oral veya intravenöz yolla sıvı takviyesi yapılır. Hastanın semptomlarına yönelik tedavi önlemleri alınır. Baş ağrısı için ağrı kesiciler, bulantı ve kusma için bulantı kesiciler kullanılabilir. Bilinç değişiklikleri varsa, hastanın solunumu ve dolaşımı desteklenir. Sıcak çarpması ciddi bir durum olduğunda hastanın hastaneye yatırılması gerekebilir. Hastanede, durumu izlenir ve gerektiğinde ileri tedavi yöntemleri uygulanır" şeklinde konuştu.
25 Haziran 2025 Çarşamba - 08:59
Uzmanı uyardı: Kız çocuklarında anoreksiya nervoza riski daha fazla
Sosyal medya fenomeni Nihal Candan’ın hayatını kaybetmesiyle son günlerde gündeme gelen anoreksiya nervoza hastalığı hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, sosyal medyanın da etkisiyle özellikle kız çocuklarının risk altında olduğunu belirtti. Arslan, anoreksiya nervoza hastalarının bazı yemek ritüelleri geliştirdiği uyarısında bulundu. İstanbul Aydın Üniversitesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Şule Arslan, anoreksiya nervozanın ölüm riski en yüksek psikiyatrik hastalık olduğunu belirterek, hastalığın belirtileri, ilerleyişi ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Hızlı kilo verme eğiliminin anoreksiya nervozaya kadar götürebildiğini belirten Arslan, "Günümüzde estetik kaygılar, sosyal medya baskısı ve diyet kültürü gibi sebeplerle kişiler çok hızlı bir şekilde kilo verme eğilimi göstermeye başladılar. Çok kısa sürede sonuç almak isteyen bireyler, çok düşük kalorili diyetler, öğün atlama, yanlış beslenme modelleri ya da çok yüksek yoğunluklu egzersiz yapma gibi bazı davranışlara yönlenebiliyorlar" dedi. "Adet döngüsünün durması ve kemik erimesine neden oluyor" Hızlı kilo kaybı sonucu vücutta kas kütlesi ve su kaybı meydana geldiğini belirten Dr. Şule Arslan, "Vücuttaki kas kütlesinin kaybı da vücut fonksiyonlarının bozulmasına ve bazal metabolizma hızının azalmasına sebep oluyor. Çok düşük kalorili diyetler de bazal metabolik hızın azalmasına neden oluyor. Hızlı kilo kaybı sırasında elektrolit kayıpları da meydan geliyor. Özellikle potasyom, sodyum ve magnezyum kayıpları kalp debisinin bozulmasına, ritim bozukluklarına ve ani ölümlere yol açabiliyor. Kadınlarda çok düşük kalorili beslenme adet döngüsünün durmasına sebep olabiliyor. Bu durumda kemik mineral yoğunluğunun azalmasına osteopeni ve osteoporoza (kemik erimesi) sebep olabiliyor" diye konuştu. "İntihara sebep olabiliyor" Dr. Şule Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anoreksiya nervoza aslında kişinin beden algısının bozulması, çok düşük kalorili yemek yemeyle karakterize psikiyatrik bir hastalık, fiziksel belirtileri arasında yorgunluk, organ hasarları, kadınlarda adet döngüsünün bozulması gibi durumlar söz konusuyken psikolojik olarak da depresyon, anksiyete hatta intihar yönelimleri söz konusu olabiliyor." Boy kilo endeksi (BKE) değerinin 17’nin altına indiği durumlarda anoreksiya nervozanın başladığını söyleyen Dr. Arslan, 15’in altında olduğu durumlarda ise hastalığın çok ciddi boyutlara ulaşmış olduğunu belirtti. "Açlık nedeniyle çektikleri ağrıdan mutluluk duyuyorlar" Anoreksiya nevroza hastalarının yemekle ilgili bazı takıntılı davranışlar geliştirme eğilimi gösterdiğini belirten Dr. Şule Arslan, şu ifadeleri kullandı: "Anoreksiya nervoza hastaları yemekle ilgili bazı ritüeller geliştirebiliyorlar, yemek tariflerine çok meraklı oluyorlar, beslenmeyle ilişkili çok araştırma yapıyorlar ve başkalarına çok lezzetli yemekler hazırlayabiliyorlar. Ancak kendileri bu yemekleri tüketmekten kaçınıyorlar. Genelde çok yavaş yemek yiyorlar ve sayarak çiğniyorlar. Hastalığın başlangıç evrelerinde meyve ve sebze gibi çok yüksek miktarda su içeren, çok düşük kalorili besinleri tercih ediyorlar. Bir süre sonra vücutlarında meydana gelen açlık ağrılarından bile zevk aldıklarını ifade edebiliyorlar. Kendi ifadelerine göre bu ağrılar, aslında bedenlerini kontrol edebilmenin bir göstergesi olduğu için bu ağrılardan mutluluk duyuyorlar." "Vücut kitle indeksi 17’nin altına düşmeden müdahale edilmeli" "Anoreksiya nervoza sadece bir yeme bozukluğu hastalığı değil, yaşamla ilgili çok katmanlı bir psikiyatrik bozukluk. Bu sebepten dolayı multidisipliner bir yaklaşım gerekiyor" diyen Arslan, "Bir psikiyatrist, psikolog, diyetisyen ve dahiliye uzmanıyla birlikte müdahale ediliyor olması gerekiyor. Hastalığın başlangıç evresinde yani boy kilo endeksinin 17 olduğu evrede yeme davranışını düzelterek ve düzenli kan testleri yaparak kişiye özel müdahalelerde bulunmamız gerekiyor. Ancak ilerleyen safhalarda hastaneye yatışı ve klinik takibi gerektirebilir" diye konuştu. "Geç kalındığında organlarda kalıcı hasara neden oluyor" Özellikle sosyal medya ve akran zorbalığı nedeniyle hızlı kilo verme isteminde bulunan ergenlik dönemindeki kız çocuklarında anoreksiya nervozanın daha sık görüldüğünü ifade eden Arslan, tüm bireylerin risk altında olduğunu da sözlerine ekledi. Uzun süreli açlığın kalp, böbrek, beyin gibi hayati organlarda geri dönüşü olmayan bazı hasarlara sebep olduğunu ifade eden Dr. Şule Arslan, "Bu sebepten ötürü hastalığı erken fark edip doğru bir yaklaşımla tedavi etmek önemli. Çünkü anoreksiya nervoza psikiyatrik hastalıklar arasında ölüm riski en yüksek olan hastalık. Kişinin bu durumu erkenden fark edip tedavi olmayı kabul etmesi ve ekibe dahil olması gerekiyor. Maalesef yaşanılan en büyük zorluk da bu" diyerek sözlerini tamamladı. (EK-
24 Haziran 2025 Salı - 16:40
Bakan Memişoğlu’ndan sağlık alanındaki düzenlemelere ilişkin paylaşım
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sağlık alanında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yasa değişikliğine ilişkin paylaşım yaptı. Bakan Memişoğlu, sosyal medya hesabından TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin başladığını açıkladı. Bakan Memişoğlu, çok kısa bir süre içinde yeni dönem başlayacağını aktararak, "Sağlık sistemimizi ileri taşıyacak bir dizi köklü değişiklik hayata geçirilecek. Organ bağışında dijital başvuru imkânının sunulduğu ve bağışçı kararının esas alındığı yeni bir yapıya kavuşulacak. Özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Kazançları hem kıdem tazminatlarına hem de emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Sağlık hizmetleri yeni sağlık meslek tanımlarıyla güçlendirilecek ve optisyenlerin meslek örgütleri aktif hâle getirilecek" ifadelerini kullandı. Öte yandan tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve hasta yakınlarının onayının artık dijital ortamda alınabileceğini belirten Memişoğlu, "Onay süreçleri daha pratik biçimde tamamlanarak acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmeti sunumunda kolaylık sağlanacak" açıklamasında bulundu. Memişoğlu, ilaç tedarik zinciri ve tıbbi cihaz alanlarında denetimleri artırılarak bir dizi yeni güvenlik adımının hayata geçirileceğini dile getirerek yapılan yeniliklere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Özel sağlık kurum ve kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleri daha sıkı biçimde takip edilecek. Aldatıcı ve yanıltıcı tanıtım-reklam faaliyetlerinde bulunarak ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeliyle tıbbi kenevirden elde edilen ilaçların, özel tıbbi amaçlı gıdaların ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı daha sıkı kurallara bağlanacak. Ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Bakanlığımızca yürütülecek." Bakan Memişoğlu, bugün gelinen noktada sahip oldukları bilgi birikimi, teknik kapasite ve nitelikli insan gücü ile çok daha ötesini hedeflediklerini anlatarak, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı ve Küresel Sağlıkta Lider Türkiye vizyonumuza emin adımlarla ilerlediğimizin bir kez daha altını çiziyorum. Yasa değişikliği teklifinin hazırlanmasında emeği geçenlere gönülden teşekkür ediyor; ülkemiz, milletimiz ve büyük sağlık ailemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum" ifadelerine yer verdi.
24 Haziran 2025 Salı - 15:40
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi merkez laboratuvarı yeni yerleşkesine taşındı
Diyarbakır’ın ve bölgenin en büyük sağlık kurumlarından biri olan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, merkez laboratuvarını daha modern, geniş ve güvenli bir alana taşıyarak önemli bir dönüşüme imza attı. Yılda yaklaşık 3 buçuk milyon hastaya hizmet veren hastane, bu değişiklikle laboratuvar hizmet kalitesini ciddi şekilde artırdı. 800 metrekare alanda hizmet sunan laboratuvar, yeni yerleşkede bin metrekarelik kullanım alanı ile hizmet vermeye başladı. Genişleyen alan sayesinde hem ferahlık hem de işlevsellik sağlanırken, birimler arası geçiş kolaylaştı ve iş akışları hızlandı. Yeni laboratuvar yerleşkesinde en dikkat çeken yeniliklerden biri de her birime özel bağımsız odaların tahsis edilmesi oldu. Moleküler ve tüberküloz laboratuvarları ise özel olarak tasarlanmış geniş alanlara alındı. Bu kritik birimlerde, temiz ve kirli alanlar ayrılarak çapraz bulaşma riski en aza indirildi, biyogüvenlik standartları artırıldı, Ekipman yerleşimi ergonomik hale getirilerek çalışma verimliliği üst seviyeye çıkarıldı. Ayrıca yeni laboratuvarda kurulan gelişmiş havalandırma sistemi, ortam havasının kalitesini yükseltti. Bu sistem, hem sağlık çalışanlarının güvenliği hem de laboratuvar testlerinin güvenilirliği açısından büyük önem taşıyor. Bu modernizasyon, Diyarbakır ile sınırlı kalmayıp bölge illerinden gelen hastaların da daha etkin tanı ve teşhis hizmeti almasını sağlanacağı aktarıldı. Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu altyapı yatırımıyla sadece tedavide değil, laboratuvar hizmetlerinde de bölgenin öncü sağlık kurumu olma konumunu pekiştirmiş oldu.
24 Haziran 2025 Salı - 15:32
Müdür Zeren, köylerdeki sağlık hizmetlerini yerinde inceledi
Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, kırsal bölgelerde sunulan sağlık hizmetlerini yerinde görmek ve değerlendirmek amacıyla köy aile sağlığı merkezlerine saha ziyaretlerinde bulundu. Ziyaret kapsamında Aşağı Çobanisa, Karaoğlanlı, Sancaklı Bozköy ve Sancaklı İğdecik Aile Sağlığı Merkezleri’nde incelemeler yapan İl Sağlık Müdürü Zeren, burada görev yapan sağlık çalışanlarıyla birebir görüşerek sohbet etti. Çalışanların ihtiyaçlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini dinleyen Zeren, bu notları dikkatle kayıt altına aldı. "Sağlık hizmetleri bütündür" Ziyaret sırasında Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı ve Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı da hazır bulundu. İl Sağlık Müdürü Zeren, tespit edilen ihtiyaçların en kısa sürede giderilmesi için gerekli adımların atılacağını belirtti. Sağlık hizmetlerinin bir bütün olduğunu ifade eden Zeren, "Şehir merkezinde sunulan hizmetler kadar, köy ve diğer mahallelerde sunulan sağlık hizmetleri de son derece kıymetlidir. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımız ve orada görev yapan sağlık çalışanlarımız da bizim için en az merkezdeki kadar değerlidir." dedi. Ziyaretler devam edecek Manisa’nın kırsal bölgelerindeki sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı hedeflediklerini vurgulayan Zeren, köy ziyaretlerinin düzenli aralıklarla devam edeceğini söyledi. İl Sağlık Müdürü Zeren, özverili çalışmaları için tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, "Sağlık hizmetlerinin her vatandaşımıza eşit şekilde ulaştırılması için gece gündüz çalışıyoruz. Çalışanlarımızın şartlarını iyileştirmek için üzerimize düşen her görevi yerine getireceğiz." ifadelerini kullandı.
24 Haziran 2025 Salı - 14:48
Sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidiliyor
Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) sunulan yasa değişikliği teklifi ile sağlıkta yeni bir dönemin kapıları aralanacak. Sağlık Bakanlığı, TBMM’ye sunulan yasa değişikliği teklifiyle sağlık alanında pek çok başlıkta yeni düzenlemeye gidildiğini açıkladı. Değişiklik teklifi ile organ bağışından ilaç tedarik zincirine, tıbbi cihazlardan aldatıcı reklamlara, özel sağlık kuruluşlarından hekimlerin özlük haklarına kadar birçok alanda önemli değişikliklere imza atılıyor. Organ bağışında ‘dijital başvuru’ dönemi başlıyor TBMM’ye sunulan teklif ile organ bağışı sürecini kolaylaştıran, bağışçının iradesini esas alan ve organ bağışını teşvik eden bir düzenleme getiriliyor. Bu düzenlemeyle organ bağışçısı olmak daha kolay hale gelecek. Meclis gündemine gelen teklifin, böbrek nakli bekleyen 25 bin, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 500 ve kalp nakli bekleyen 1.500’den fazla hastaya umut olması bekleniyor. E-Devlet’ten tek tıkla bağış mümkün olacak Yeni düzenlemeyle birlikte vatandaşlar, e-Devlet üzerinden kolayca organ bağışçısı olabilecek ve dijital ortamda işlemlerini hızlıca gerçekleştirebilecek. Bağışçılar, organ bağışı yaptıklarını hangi yakınları ile paylaşmak istediklerine de kendileri karar verecek. Bağışçının iradesi esas alınacak, Organ bağışlayanların yakınlarına öncelik tanınacak Vatandaş, hayattayken organ bağışına karar vermişse, öldükten sonra da bu iradesi geçerli sayılacak. Bu sayede, bağışçının iradesi korunacak, organ bekleyen vatandaşların umudu artacak. Organı nakledilen bağışçının birinci derece yakınlarına, organ nakline ihtiyaç duymaları halinde öncelik hakkı tanınacak. Tıbbi işlemlerde elektronik onay sistemine geçilecek Meclis gündemine getirilen yeni düzenleme ile tıbbi işlem ve uygulamalar için hasta ve yakınlarının onayı, elektronik ortamda da alınabilecek. Bu sayede daha pratik bir onay süreci işletilirken özellikle acil vakalarda ve uzaktan sağlık hizmet sunumunda hastalara ve sağlık personeline kolaylık sağlanacak. İlacın üretiminden kullanımına kadar tüm süreçlere dijital takip sistemi geliyor Her ilaç, üretim veya ithalat aşamasından hasta tedavisinde kullanımına kadar Takip Sistemi ile izlenebilecek. İlaç tedarik zinciri sürecinde Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü güçlendirilecek. Aynı Takip Sistemi ile (üretici/ithalatçı, ecza deposu, eczane, hastane, geri ödeme kurumu) ruhsatlı ilaçların stok kontrolleri ile üretim ve dağıtım planlaması takip edilecek. İlaca erişimde kesintiye mahal verilmeyecek. Düzenlemelere aykırı hareket edenlere ise yeni yaptırımlar uygulanacak. Tıbbi cihaz denetimlerinde yeni dönem Tıbbi cihazlara dair yapılan düzenleme ile piyasada yalnızca standartlara uygun ürünler yer alacak; aksi yönde faaliyet yürütenlere uygulanan idari para cezaları ağırlaştırılacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, özel sağlık kuruluşlarının tanıtım ve bilgilendirme faaliyetleriyle ilgili daha titiz bir izleme süreci devreye alınıyor. Hasta vatandaşın iyileşme umudunu yanıltıcı-aldatıcı tanıtım ve reklam yoluyla suiistimal etmek ve bu sayede ticari kazanç elde etmek isteyenlere geçit verilmeyecek. Yeni düzenleme kapsamında, kenevirden elde edilen ilaç, özel tıbbi amaçlı gıdalar ve kişisel bakım ürünlerinin üretimi ve satışı sıkı kurallara bağlı olacak. Tıbbi kenevirden elde edilen ürünlerin ruhsatlandırma ve takip işlemleri yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek. Bu ürünler sadece eczanelerde reçete karşılığı sunulabilecek. Sürdürülebilir ve kontrollü üretim modeli ile ‘sağlıkta yerli üretim’ ve ‘küresel açılım’ eş zamanlı olarak desteklenecek. Hekimlerin özel sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışma esasları yeniden düzenleniyor Yeni düzenleme ile özel hastane kadrosunda çalışan hekimlerin iki sağlık kuruluşunda hizmet sunabilmesi mümkün olacak. Özel hastanede çalışan hekimlerin kazançları, kıdem tazminatları ile emeklilik kazanımlarına yansıyacak. Ayrıca açıklamada, 1 Haziran 2026 tarihine kadar uyum sürecinin tamamlanacağı da belirtildi. ‘Nükleer Tıp Teknikerliği’ ve ‘Diş Protez Teknisyenliği’ sağlık meslekleri arasında yer alacak ve istihdamın önü açılacak. ‘Ebe Yardımcılığı’ ve ‘Hemşire Yardımcılığı’ unvanları ise ‘Sağlık Bakım Teknisyeni’ adı altında birleştirilecek. Optisyenlerin meslek örgütleri aktif hale getiriliyor Meclis gündemine sunulan yeni düzenleme ile optisyenlerin meslek örgütü Türk Optisyen-Gözlükçüler Birliği’nin faaliyetlerini yürütebilmelerine imkan sağlanacak.
24 Haziran 2025 Salı - 13:42
Kayseri Büyükşehir’den kan bağışına anlamlı destek
Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Erciyes Üniversitesi Kan Merkezi iş birliğiyle anlamlı bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Belediye personeli, belediye hizmet binasında kurulan stantta gönüllü olarak kan bağışında bulunarak örnek bir dayanışma sergiledi. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, sosyal sorumluluk projeleriyle sadece şehir hizmetlerinde değil, toplum sağlığı ve dayanışma alanlarında da örnek olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, toplumsal duyarlılığı arttırmak ve hayati bir konuya dikkat çekmek amacıyla Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Kan Merkezi iş birliğiyle kan bağışı kampanyası düzenledi. Büyükşehir Belediyesi hizmet binasında kurulan geçici kan bağışı standına personel yoğun ilgi gösterdi. Gönüllü bağışçılar, bağış öncesi sağlık taramasından geçirilerek uzmanlar tarafından bilgilendirildi. Uygunluk testlerinin ardından stantta kayıt işlemlerini tamamlayan personel, bağış sürecine katılarak kanın hayati önemine dikkat çekti. Kampanyaya sadece belediye çalışanları değil, belediyeye işlem için gelen vatandaşlar da destek verdi. Bağışçılar, bu tür sosyal projelerin hem bilinç oluşturduğunu hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirdiğini ifade ederek, kan vermekten büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. ERÜ Kan Merkezi yetkilileri ise kampanyaya katkı sunan tüm gönüllülere teşekkür ederek, bu tür iş birliklerinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ayrıca organizasyonun hayata geçirilmesinde öncülük eden Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’a da özel teşekkürlerini ilettiler.
24 Haziran 2025 Salı - 12:57
Odunpazarı’nda kadın dayanışması büyüyor
Odunpazarı Belediyesi, kadınların ekonomik, sosyal ve psikolojik olarak güçlenmelerini desteklemek amacıyla yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. Odunpazarı Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü "Odunpazarı’nda Kadın Dayanışması Başlıyor" isimli bir etkinlik düzenledi. "Birer kahve içelim mi?" sloganıyla düzenlenen etkinlikte, katılımcılar sağlıklı yaşam konularında farkındalık kazandı. Diyetisyen Kübra Albayrak’ın katılımıyla interaktif olarak gerçekleştirilen etkinlikte, doğru beslenme, hareketin yaşam kalitesine etkisi ve günlük hayatta doğru bilinen yanlışlar gibi önemli konular ele alındı. Katılımcılar, etkinlik boyunca merak ettikleri soruları sorma fırsatı buldu ve hem keyifli hem de bilinçlendirici bir deneyim yaşadı. Kadınların toplumsal yaşamda daha güçlü bireyler olarak yer almasını hedefleyen Odunpazarı Belediyesi, bu tür etkinlik ve projeleriyle kadın dayanışmasını büyütmeye ve desteklemeye kararlılıkla devam edecek.
24 Haziran 2025 Salı - 12:54
İstenmeyen kiloların kaynağı lipödem olabilir
Genellikle bacaklarda aşırı yağ birikimiyle ortaya çıkan bir yağ dokusu rahatsızlığı olan lipödeme genellikle geç teşhis konulduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Lipödem tedavisinde esas olan yalnızca kilo vermek değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmektir" dedi. Pek çok kadının, bacaklarında açıklanamayan kalınlaşma, ağrı ve ödemle baş ederken; yaşadığı durumu sadece "kilo problemi" sandığını ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Oysa gerçek bambaşka olabilir. Lipödem, özellikle kadınlarda görülen, simetrik yağ birikimi, hassasiyet, kolay morarma ve dokunmaya duyarlılık gibi belirtilerle ortaya çıkan, kronik ve ilerleyici bir rahatsızlıktır. Ve bu tablonun en sık ihmal edilen ama en temel bileşenlerinden biri beslenmedir" dedi. "Vücudun üst ve alt kısmı orantısızdır" Lipödemin genetik ve hormonal kökenli bir bağ dokusu hastalığı olduğunu kaydeden Diyetisyen Sayer bu hastalığın ergenlik, gebelik, menopoz gibi hormonal geçiş dönemlerinde alevlendiği bilgisini verdi. Genellikle alt vücutta kalça, basen, uyluk ve bazen kollarda görülen bu yağ birikiminin; simetrik olduğuna ama vücudun üst kısmı ile orantısız bir görüntü oluşturduğuna dikkat çekerek bu durumun diyetle ve egzersizle kolay kolay geçebilen bir tablo olmadığını söyledi. Bu sebeple birçok kadının, yıllar boyunca pek çok "diyet" deneyimi yaşamasına rağmen, bacaklarındaki inatçı yağlanma nedeniyle kendini irade konusunda yetersiz ve başarısız hissettiğini anlatan Diyetisyen Sayer "Halbuki burada sorun motivasyon değil; fizyolojik direniştir. Yani lipödemli bir bireyin ihtiyaç duyduğu şey, sıradan bir zayıflama diyeti değil; hedef odaklı, bireyselleştirilmiş ve bütüncül bir beslenme yaklaşımıdır" diye konuştu. "Kilo vermek için değil iyileşmek için beslenin" Tedavide esas olanın yalnızca "kilo vermek" değil; vücudu bir bütün olarak iyileştirmek olduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer lipödem hastalarının beslenme planlamasındaki hedefleri "inflamasyonu (iltihabi süreci) azaltmak, lenfatik ve dolaşım sistemini desteklemek, ödemi azaltmak, insülin direncini ve kan şekeri dalgalanmalarını dengelemek, duygusal yeme ve beden algısıyla ilgili farkındalık oluşturmak" şeklinde sıraladı. Her hastanın durumunun kendine özgü olsa da temel ilkelerin genellikle aynı olduğuna değinen Diyetisyen Sayer şunları söyledi: "Anti-inflamatuvar beslenme yani lipödemde aktif olan iltihabi (inflamasyon) süreci baskılamak için bazı gıdaların öne çıkması gerekir: Mevsiminde, renkli ve çeşitli sebzeler, taze meyveler (özellikle yaban mersini, frambuaz, böğürtlen, nar gibi antioksidan içeriği yüksek kırmızı ve mor meyveler), soğuk sıkım gerçek zeytinyağı, avokado, çiğ kuruyemişler, Omega-3 içeriği yüksek balıklar (somon, uskumru, sardalya) zerdeçal, zencefil gibi doğal anti-inflamatuvar baharatlar. Bu besinler hem ödemi hem ağrıyı azaltmada yardımcı olabilir". "Diyabet eşlik ediyorsa ödem ve inflamasyon artıyor" Lipödemli bireylerde insülin direncinin de sık görüldüğüne işaret eden Diyetisyen Sayer bunun sadece kilo kontrolünü zorlaştırmakla kalmadığını; ödem, yorgunluk, tatlı isteği ve inflamasyon riskini de artırdığını anlattı. Bunun için basit şekerden, beyaz unlu ve işlenmiş karbonhidratlardan uzak durulmasını; tam tahıllar, kuru baklagiller ve yüksek lifli gıdaların tercih edilmesini; öğünlerde proteinin (yumurta, yoğurt, baklagil, et-tavuk-balık) mutlaka yer almasını tavsiye etti. Lenf sistemini destekleyerek hücre içi dengeyi koruyan minerallere dair ise "Su tüketimi günde en az 2-2,5 litre olmalı. Koyu yeşil yapraklılar, badem ve kakao tüketilerek magnezyum ihtiyacı karşılanmalı. Potasyum için muz, avokado, patates, pancar; C vitamini için ise maydanoz, kivi, turunçgiller yenilebilir" dedi. Her birey için geçerli olmasa da, bazı lipödemli hastaların süt ürünleri ve glutene hassas olabildiğinden bahseden Diyetisyen Sayer bu gıdaların vücutta inflamasyonu artırabildiğini ancak bu grupları tamamen beslenmeden çıkarmak yerine bir beslenme uzmanı eşliğinde gıdaları eleyerek ilerlemek gerektiğini dile getirdi. "Sadece fiziksel değil duygusal yükü de ağır" Lipödem yalnızca fiziksel bir durum değil; duygusal yükü de ağır olan bir tanı olduğunun altını çizen Diyetisyen Sayer "Kendi bedenini anlamaya çalışan bir kadın, yıllarca suçluluk, utanma ve dışlanmışlık hisleriyle boğuşabilir. ‘Ne yaparsam yapayım bu bacaklar değişmiyor’ düşüncesi; umutsuzluğu ve yeme davranış bozukluklarını tetikleyebilir. Lipödem bir yaşam biçimi haline getirildiğinde, doğru adımlar atıldığında kontrol altına alınabilir. Sürdürülebilir bir beslenme modeliyle, birey yalnızca fiziksel değil; zihinsel ve duygusal olarak da güçlenebilir" diye konuştu.
24 Haziran 2025 Salı - 12:43
"Akciğer hastaları yaylalardan uzak durmalı"
Akciğer hastalarının, havanın daha temiz olduğu düşüncesiyle yüksek rakımlı bölgelere yönelme eğilimi taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, bu tercihin her zaman doğru olmadığını vurguluyor.
24 Haziran 2025 Salı - 12:23
Siirt’te bir sağlık çalışanından sihirli dokunuş
Siirt’te omzu çıkan vatandaşın yardımına ATT personeli yetişti. Siirt’in Kurtalan ilçesinde omzu yerinden çıkan bir vatandaş, 112 ekipleri tarafından Siirt’e sevk edilmek üzere ambulansa alındı. 112 acil sağlık ekibinde bulunan Murat Dayan, olay yerine geldikleri sırada müdahalede bulunarak vatandaşın acısını dindirdi. Vatandaşın omzunu bir süre masaj yaparak yerine oturttu. Büyük bir rahatlama yaşayan vatandaş, ATT personeline sarılarak teşekkür etti. Yaşanan olay çevredeki vatandaşların takdirini toplarken, sağlık personeli Murat Dayan’ın olay anındaki soğukkanlı müdahalesi takdirle karşılandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder