Son Dakika
|
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisinde tahliyeler başladı
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Pakistan’da karakola bombalı saldırı: 12 ölü, 2 yaralı
Belçika Kraliçesi Mathilde, Türkiye’de
Bağdat Caddesi’nde tansiyon yükseldi, polis önledi
Galatasaraylı futbolculardan, basın toplantısında sulu kutlama
Okan Buruk: "Şampiyonluğu yakaladığımız için çok mutluyum"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
SAĞLIK
Denizli sağlık için hareket etti
10 Mayıs 2026 Pazar - 15:05:57
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yenişehir Yürüyüş yolunda düzenlenen ve büyük bir katılımın gerçekleştirildiği etkinliğe Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, Sağlık Hizmetlerinden Sorumlu Vali Yardımcısı Nurettin Ateş, Merkezefendi Kaymakamı Abdullah Demir, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Mevlüt Dirim, Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, İl Müftüsü Abdullah Pamuklu, sağlık çalışanları, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş saat 10.30’da Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger’in startıyla başlarken, yürüyüşte katılımcılar sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekmek amacıyla hep birlikte yürüdü. Yürüyüşte fiziksel aktivitenin kalp sağlığı, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüş sonrasında Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından kurulan bilgilendirme stantlarında fiziksel aktivite sağlıklı beslenme ve kronik hastalıklarla mücadele konusunda bilgilendirme yapılarak vatandaşlara broşür dağıtıldı. Katılımcılara sağlıklı atıştırmalıklar ve su ikram edildi. Tansiyon, boy-kilo ölçümü gibi sağlık taramaları da yapıldı. Etkinlik boyunca sağlık çalışanları tarafından vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirmeler yapılırken, fiziksel aktivitenin ruhsal ve bedensel sağlık üzerindeki olumlu etkileri anlatıldı. Denizli Valisi Sayın Yavuz Selim Köşger, sağlıklı bir toplum oluşturmanın ancak sağlıklı bireylerle mümkün olacağını belirterek vatandaşları günlük yaşamlarında daha aktif olmaya davet etti: Köşger, "Düzenli yürüyüş ve egzersiz yapmak kalp-damar hastalıkları, obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi sağlık sorunlarının önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde günlük yaşamda fiziksel aktivite düzeyini artırmak amacıyla Sağlık Bakanlığımız tarafından hedefler belirlenmiş ve toplumu fiziksel aktiviteye özendirmek için çalışmalar yürütülmektedir. Bugün de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü kapsamında toplumda sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması ve her yaş grubunda hareketli yaşam kültürünün geliştirilmesini hedefleyerek İl Müdürlerimiz, vatandaşlarımız ve öğrencilerimizle birlikte yürüyüşümüzü gerçekleştirdik. Başta Sağlık Müdürlüğümüz olmak üzere emeği geçen tüm kurumlara teşekkür ediyorum. Tüm halkımızı kaliteli ve sağlıklı yaşam için hareketli yaşama davet ediyoruz" dedi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 14:25
Çine’de astım hastalığına karşı vatandaşlar bilgilendirildi
Aydın’ın Çine ilçesinde Çine Devlet Hastanesi tarafından astım hastalığına dikkat çekmek ve toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla bilgilendirme standı açıldı. Çine Devlet Hastanesi’nde kurulan stantta, alanında uzman sağlık personelleri tarafından vatandaşlara astım hastalığının belirtileri, tetikleyici faktörleri ve korunma yolları hakkında bilgi verildi. Etkinlikte ayrıca doğru inhaler (nefes açıcı) cihaz kullanım teknikleri uygulamalı olarak anlatılırken, tedaviye uyumun önemine de dikkat çekildi. Hastalar ve hasta yakınlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlik kapsamında broşür ve çeşitli eğitim materyalleri dağıtıldı. Vatandaşların soruları uzman ekipler tarafından yanıtlandı. Çine Devlet Hastanesi yetkilileri, toplum sağlığını korumaya ve geliştirmeye yönelik eğitim ile bilgilendirme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 13:56
İnme hastasına hayat kurtaran müdahale
Sakarya’da Akyazı Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan tPA (pıhtı eritici) tedavisiyle 73 yaşındaki hasta kalıcı felç riskinden kurtarıldı. Edinilen bilgiye göre, kol ve bacağında güç kaybı ile konuşma bozukluğu şikayetiyle hastaneye getirilen 73 yaşındaki Süleyman Aydın’a, Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Bölgesel Kapsamlı İnme Merkezi koordinatörlüğünde anında müdahale edildi. İhtisasını SEAH Nöroloji Kliniğinde tamamlayan Uzm. Dr. Şule Dalkılıç ve Akyazı Devlet Hastanesi acil ekibi tarafından hastaya ilk kez tPA (trombolitik) tedavisi başarıyla uygulandı. Bölgedeki inme tedavisinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendirilen bu hayat kurtarıcı müdahalenin ardından Aydın’ın şikayetleri tamamen giderilerek kalıcı felç riski ortadan kaldırıldı. "10 Mayıs İnme Farkındalık Haftası"nın son gününde kamuoyuyla paylaşılan vaka, inmede erken teşhis ve doğru koordinasyonla hastalığın tedavi edilebilir olduğunu gösterdi. Öte yandan, Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir ve SEAH Başhekimi Doç. Dr. Fatih Güneysu, sağlık ekibini tebrik etti.
10 Mayıs 2026 Pazar - 11:34
Prof. Dr. Koca: "Manuel Terapi" ile ameliyatsız tedaviyi anlattı
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, uygun hastalarda uygulanan manuel terapinin ameliyatsız rehabilitasyon yöntemleri arasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapinin bilimsel değerlendirme sonrası uygulanan özel bir rehabilitasyon yöntemi olduğunu belirtti. Prof. Dr. Koca, "Manuel terapi; kas, eklem, bağ dokusu ve omurga üzerine uygulanan bilimsel temelli özel tekniklerden oluşan bir rehabilitasyon yöntemidir. Amaç ağrıyı azaltmak, hareket kısıtlılığını gidermek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" dedi. "Her ağrının nedeni aynı değil" Prof. Dr. İrfan Koca, toplumda en sık yapılan hatalardan birinin her bel ve boyun ağrısını "fıtık" olarak değerlendirmek olduğunu ifade ederek uygulama öncesinde detaylı değerlendirme yapılmasının önemine dikkat çekerek, "Kas spazmları, postür bozuklukları, eklem problemleri, sinir basıları veya romatizmal hastalıklar benzer şikâyetlere yol açabiliyor. Bu nedenle her hastaya aynı yaklaşım uygulanmaz. Öncelikle ağrının gerçek nedeni ortaya konulmalıdır" şeklinde konuştu. "Amaç sadece ağrıyı azaltmak değil" Prof. Dr. İrfan Koca’ya göre manuel terapinin temel hedeflerinden biri yalnızca mevcut ağrıyı baskılamak değil; hareket kabiliyetini artırmak, kas-iskelet sistemi dengesini yeniden sağlamak ve günlük yaşam fonksiyonlarını iyileştirmek olduğunu ifade etti. Özellikle; Bel ve boyun ağrıları, Kas spazmları, Hareket kısıtlılıkları, Duruş bozuklukları, Spor yaralanmaları sonrası rehabilitasyon, Omuz ve sırt bölgesi problemleri gibi durumlarda manuel terapiden fayda görülebileceği belirtiliyor. "Bütüncül yaklaşım tedavi başarısını artırıyor" Prof. Dr. İrfan Koca, son yıllarda fizik tedavi ve rehabilitasyon alanında kişiye özel ve bütüncül yaklaşımların daha fazla önem kazandığını ifade etti. Manuel terapinin; Nöral terapi, Proloterapi, Kinezyobant uygulamaları, Kuru iğne uygulamaları ve Medikal egzersiz programları ile birlikte planlanmasının tedavi başarısını artırdığını belirten Koca, "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında artık daha bütüncül bir yaklaşım benimsiyoruz. Manuel terapinin nöral terapi, proloterapi, kinezyobant uygulamaları ve egzersiz programlarıyla birlikte planlanması; hem ağrı kontrolü hem de hareket kapasitesi açısından daha etkili sonuçlar sağlamaktadır" ifadelerini kullandı. "Bilinçsiz uygulamalar risk oluşturabilir" Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi uygulamalarının mutlaka eğitimli sağlık profesyonelleri tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak bilinçsiz müdahalelerin bazı hastalarda mevcut problemleri artırabileceğini söyledi. Özellikle travma sonrası gelişen ağrı, kol veya bacakta güç kaybı, ileri derecede uyuşma ya da idrar kaçırma gibi belirtilerin varlığında vakit kaybetmeden uzman değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade eden Koca, "Doğru hasta seçimi, doğru tanı ve kişiye özel rehabilitasyon planlaması rehabilitasyon sürecinin en önemli basamaklarıdır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
10 Mayıs 2026 Pazar- 09:48
Karnındaki devasa şişlik 22 kiloluk tümör çıktı: "Kabızlık diye düşündüm" dedi
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:46
Yaz aylarında güneş çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmelerine dikkat
Yaz mevsiminin etkisini artırmasıyla birlikte yüksek seyreden hava sıcaklıklarında halk sağlığı açısından risk oluşturan durumlara karşı dikkatli olunması uyarısında bulunan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, yaz aylarında sık karşılaşılan sıcak çarpması, klima kullanımı ve gıda zehirlenmesi gibi sağlık sorunlarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yüksek sıcaklıkların özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı olan bireyler için tehlikeli olabileceğini vurgulayan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcak çarpması, bayılma ve ciltte yanıklar gibi durumlara karşı uyarılarda bulundu. Öztürk: "Sıcak çarpması; yüksek sıcaklıklara uzun süre maruz kalma, susuz kalma veya aşırı fiziksel aktivite nedeniyle vücudun ısı dengesini sağlayamaması sonucu ortaya çıkan, acil müdahale gerektiren ciddi bir sağlık sorunudur. Yüksek ateş (40C ve üzeri), ani baş ağrısı ve sersemlik, aşırı terleme ya da terleyememe, hızlı nabız, bulantı, kusma, ciltte kuruluk ve sıcaklık, çarpıntı, bilinç bulanıklığı, bayılma veya nöbet geçirme gibi durumlar sıcak çarpması belirtileridir. Bu gibi durumlar oluştuğunda hemen müdahale edilmelidir; kişi serin bir ortama alınmalı, giysileri gevşetilmeli veya çıkarılmalı, vücut ıslak bezlerle silinerek ya da soğuk su, soğutucularla (vantilatör, klima vb.) soğutulmaya çalışılmalı, bilinci kapalıysa kesinlikle içmesi için sıvı verilmemeli ve en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Gerekli durumlar da hava yolu açılmalı ve suni solunum yapılmalıdır. Sıcak havalardan en çok etkilenen gruplar; 65 yaş ve üzerindeki yaşlılar, bakıma ihtiyacı olanlar (engelliler, yalnız yaşayanlar), 4 yaşından küçük çocuklar, hamileler, aşırı kilolular, açık alanda çalışanlar, kronik hastalığı olanlar ve sürekli ilaç kullanan (özellikle tansiyon düşürücü, idrar söktürücü, depresyon ve uyku ilaçları) kişilerdir. Sıcak çarpması ve güneş yanıklarından korunmak için günün en sıcak 11.00 - 16.00 saatleri arasında gerekmedikçe dışarı çıkılmamalı, bol su tüketilmeli, aşırı kafein ve şekerli içeceklerden kaçınılmalı, hafif, bol, açık renkli ve pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, güneşe çıkmadan önce en az 30 SPF (güneş koruma faktörü) içeren güneş kremi kullanılmalı, her 2-3 saatte bir güneş koruyucu kremi yenilenmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı, kapalı ortamlarda mümkünse güneşlik kullanılmalı, serin alanlarda istirahat edilmelidir. Güneş yanığı oluştuğunda ise; soğuk kompres uygulanmalı, enfeksiyon riskinden dolayı kabarcıklar patlatılmamalı, şiddetli yanıklarda veya ateş varsa bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" şeklinde konuştu. Yaz aylarında klima kullanımı ve gıda zehirlenmeleri uyarısı Serinlemek amacıyla kullanılan klimaların bilinçsiz kullanımının da sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade eden İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; "Ani sıcaklık değişimi nedeniyle solunum yolu enfeksiyonları (nezle, boğaz ağrısı, sinüzit), kas tutulmaları, boyun ve sırt ağrıları, astım ve alerjik reaksiyonlar, özellikle bakımı yapılmayan klimalar nedeniyle legionella bakterisinin çoğalması sonucu Lejyoner Hastalığı görülebilir. Bu nedenle yaz aylarında klimaların filtresi düzenli olarak temizlenmeli, klima sıcaklığı dış ortamdan çok düşük olmamalı, ideal iç ortam sıcaklığı 23-26C olmalı, uzun süre doğrudan klimaya maruz kalınmamalıdır. Yine sıcak havalar; bakteri, virüs ve toksinlerin gıdalarda hızla çoğalmasına neden olduğundan dolayı ishal, kusma, mide krampları gibi belirtilerle seyreden gıda zehirlenmeleri de yaz aylarında sıkça görülebilmektedir. Gıda tüketiminde özellikle şunlara dikkat edilmelidir; sokakta, açıkta satılan yiyecekler tüketilmemeli, et, süt, yumurta gibi kolay bozulan ürünler mutlaka buzdolabında saklanmalı, pişmiş gıdalar uzun süre dışarıda bekletilmemeli, eller yemek öncesi mutlaka yıkanmalı, tat ve koku değişimi olan gıdalar asla tüketilmemelidir" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:07
Eskişehir’de yetişkin ve bebek ölüm hızı arttı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ‘Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri, 2024’ verilerine göre, Eskişehir’de geçen yıl bir önceki yıla göre yetişkin ve bebek ölüm hızında artış yaşandı. Ülke genelindeki ölüm sayısı 2023 yılında 526 bin 416 iken, 2024 yılında 489 bin 361 oldu. Ölen kişilerin 2024 yılında yüzde 54,8’ini erkekler, yüzde 45,2’sini kadınlar oluşturdu Eskişehir’de ise geçen yıl bir önceki yıla göre ölen kişi sayısı 6 bin 409 dan 6 bin 662’ye yükseldi. Eskişehir’de 2023 yılında 3 bin 419 erkek ve 2 bin 990 olmak üzere 6 bin 409, 2024 yılında ise 3 bin 650 erkek, 3 bin 47 kadın olmak üzere 6 bin 652 kişi öldü. Ülke genelinde düştü, Eskişehir’de arttı Kaba ölüm hızı ise 2023’de ülke ortalaması 6,2’den 5,7’ye düşerken, Eskişehir bir önceki yıl 7,0 olan ortalama 7,2’ye yükseldi. En çok ölüm sebebi dolaşım sistemi hastalıkları Eskişehir’de ölüm sebepleri başında dolaşım sistemleri hastalıkları geldi. Geçen yıl 2 bin 349 kişi bu rahatsızlıktan, bin 43 kişi iyi ve kökü tümör, 982 kişi solunum sistemleri, 264 kişi sinir sistemi ve duyu organı, 397 kişi iç salgı bezi, beslenme ve metabolizma ve 202 kişi de dış yaralanma ve zehirlenmeden hayatını kaybetti. Bebek ölüm hızı arttı Bebek ölüm hızı 2023’de ülke ortalaması 10,1 den 9,0 düşerken, Eskişehir’de 4,9 dan 5,6 ya yükseldi. Beş yaş altı ölüm hızı ise 6,8’den 6,5 düşerek ülke ortalaması olan 11,1’in altıda gerçekleşti.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:04
Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı
Tunceli’de bayramda kabir ziyaretinde koca engerek yılanı tarafından bacağından ısırılan kadının tedavisi sürüyor. Kadına ilk müdahaleyi yapan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan hastaya yapılan müdahaleyi, yılan ısırması durumunda yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda önemli bilgiler verdi. Tunceli merkezde yaşayan 76 yaşındaki Emine Gündüz, bayramda Kutudere’deki aile mezarlığına ziyarete gitti. Bu esnada koca engerek yılanı tarafından ısırılan kadın, yanında bulunan oğlu tarafından hastaneye götürülmek üzere yola çıkarıldı. 112 ekiplerine haber verilmesi üzerine hastayı yolda karşılayan ekipteki acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, kadının engerek tarafından ısırıldığı söylemesi üzerine hemen yılan serumu yaptı. Tunceli Devlet Hastanesine kaldırılan kadının tedavisine dahiliye servisinde devam ediliyor. Yaşadığı talihsiz olayı anlatan Emine Gündüz, "Bayramda mezar ziyaretine gittim, mum yaktım. Su getirip mezara dökecektim. Yılanı ne hissettim ne de sesini duydum. Sadece bir anda sanki bacağıma kurşun sıkıldı. Pantolonumu tutup çekince bacağımdan kocaman bir yılan düştü. Yere düştü. Bağırıp oğlumu çağırdım. Yılan oğluma da saldırmaya çalıştı. Kafasına su şişesi attı yine durmadı sonra taş vurdu yılana. Beni oğlum son sürat Kutudere’ye kadar getirdi. Bir yandan da 112 ile konuşuyordu. Oradaki doktor hızlıca gelmesini söyledi. Ben bilemedim oğlumun son sürat gelmesine mi dayanayım yoksa acıma mı dayanayım. Yolda ambulans bizi aldı. Yılanın ısırdığı yeri yıkayıp ambulansta ilk müdahaleyi yaptılar" dedi. ’’Dünyada yılda binlerce insan yılan ısırığından ölüyor’’ Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, yılandan kaynaklı ölümler hakkında bilgi vererek, "Literatürde 3 bin civarında yılan olduğu belirtilmektedir. Bunların bazı kaynaklarda yüzde 15 bazı kaynaklarda yüzde 25 oranında zehirli olduğu yönünde yayınlar mevcut. Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu yayınlarda yıllık yaklaşık 4 buçuk milyon ile 5 milyon 400 bin arasında değişen yılan ısırığı vakası var. Ve bu vakaların 81 bin ile 138 bin arasında ölümle sonuçlanıyor. Dolayısıyla önemli. Yaz dönemlerinde bu vakalar görülüyor. Yaz dönemiyle birlikte üreme, yavruların çıkmasıyla birlikte popülasyon artıyor. Türkiye’de yılan popülasyonu genelde en çok güney bölgesi ile Güneydoğu Anadolu bölgesi. Fakat iklim değişikliğiyle birlikte bana göre kuzeye doğru bu popülasyon gittikçe artacak" diye konuştu. Türkiye’de 59 yılın türü bulunduğunu, bunlardan 17’sinin zehirli, zehirli olan 17 türden 14’ünün ise engerek kategorisinde bulunduğunu kaydeden Dr. Doğan, "Vakamız geldiği zaman sol ayak bileğinin yaklaşık on santim kadar üst kısmında iki diş izi vardı. Hastamız hayvanı tanıyordu ve engerek yılanı olduğunu söyledi. Bu aslında tanımlama açısından önemli. Çoğunlukla bu hasta grubu panik atak ve anksiyoz tarzı bir tabloyla acil servise başvuruyor. Dolayısıyla hangi hayvanın ısırdığı yılanın türü muğlak olarak kalmakta. Genelde eskiden yılan ısırdığı zaman turnike bağlamak, veya yara yerini kesmek, ısırılan yeri emerek tükürmek gibi yöntemler artık önerilmiyor. Bunun bazı nedenleri var. Yılan ısırığının içinde bir çok enzim, proteinleri parçalayarak hastalık tablosunu veya zehirlenme tablosunu oluşturuyor. Hastamız geldiğinde ayak bileğinde lezyon giriş izi vardı, ağrı ön plandaydı. Şişlik geldiği ilk dönemde klinik olarak yansımadı. Özellikle bu tür ısırıklarda yüzde 80-90 oranında bacaklarda ısırık izi oluyor. En tehlikeli grup başında ve gövdesinde olan ısırıklar. Bunların ölümle sonlanma ihtimali biraz daha yüksek oluyor" diye konuştu. ’’Isırıklar evre evre tanımlanıyor’’ Isırıkların evreleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Zeki Doğan, "Bazı ısırıklar evre sıfır olarak tanımlanan kuru ısırık olan geçen, ısırma olan, zehrin vücuda naklinin olmadığı evredir. Bunlar genelde acil servislerde 8 saatlik bir gözlemin ardından taburcu edilir. Evre birde ise ağrı ve kızarıklık ile kılcal damarların çatlaması, kısmen kanama dolayısıyla morluklar oluşur. Onun dışında herhangi bir bulgusu olmayan hastalar genelde 12 saatlik gözlemden sonra taburcu edilir. Evre iki ve üçte ise, kalp, böbrek, beyin fonksiyonları etkilenebiliyor. Mide, bağırsak sisteminde kanamalar olabiliyor. Dolayısıyla hastane yatırılması gerekiyor. Hastamızın evresi bir. Normalde sıfır ve birde yılan serumu verilmez. Fakat hastamızın tabiri engerek olduğu için biz direkt başladık. Takiplerinde herhangi bir problem, patoloji yoktu. Fakat uzayan süreçlerde lenf ödem tablosu ortaya çıkabiliyor. Çünkü ısırılan yerin lokalizasyonu, kanamasına bağlı olarak bazen toksinler kan vasıtasıyla bazen de lenf kanalları vasıtasıyla yayılır. Kan yoluyla yayılan vakalarda ölüm ihtimali çok daha yüksek. Bizim vakamızda ise daha sonraki süreçte lenf ödem tarzı bir klinik ortaya çıkıyor. Zehirli yılan ısırıklarında bazen el ve ayak kesilmesine kadar gidebilen patolojiler ortaya çıkabiliyor. Tehlikeli evre üç ve dördü bulan vakalarda genelde yoğun bakımda bazen yılan serumunun tekrar tekrar verilmesi gerekebilir. İlk bize başvurduğunda tansiyonu, çarpıntıları olan bir hastaydı; stabildi. Ağrı ön plandaydı. Ağrı biraz süreç gerektiren bir yapı. Bacaklarda ödem artması, morarmanın artması yani donanım bozukluğu ortaya çıkması halinde hastaneye tekrar başvurması önerisiyle hasta gönderilir. Takiplerinde bir patoloji yoktu. Ciddi bir problem yok fakat bazen damar tıkanıklığına neden olan bilmekte bu tür hastalarda. Aynı zamanda bazı hasta gruplarında şeker hastalığı veya damar hastalıkları gibi yaşa bağlı olarak damarlarda daralma olan hastalarda bu yılan ısırıkları daha patolojik bir sonuç getiriyor. Beslenmeyi sağlayan damarlarda bozulma ön planda olduğu için o hasta grubunda daha dikkat etmek gerekiyor. Tedaviyi aslında hastaya göre seçmek gerekiyor. Dolayısıyla dikkatli bir bilgi alışverişi açısından bu önemli" şeklinde konuştu. Sahada alınması gereken önlemler Sahada alınması gereken önlemlere ilişkin konuşan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, "Sahada çizme giyilmesi, eldiven takılması, sopa taşımak, biraz gürültü yürümek hayvanın kaçmasına yardımcı olacak. Kendi doğası içinde çok zararlı olduğunu düşündüğüm bir varlık değil. Sonuçta kemirgenleri tüketerek kendi yaşamını sürdüren bir canlı türü. Belki bizler onun yaşam alanlarına müdahale ettiğimiz için bunlarla sık karşılaşmaya başlıyoruz. Onun da yaşam alanına saygı göstererek bir biçimde yaklaşım sergilemek, önleyici olarak yaklaşmak gerekiyor. Bu tür ısırıklarda her hastanın engerek deme şansı olmayabilir. Üçgen kafa, göz bebeğinin horizontal görüntüsünün dikey seyretmesi ayırıcı tanılar içerisinde. Yine dişlerin ön tarafta ve kesin olması. Zehirsizlerin dişleri küçük ve geride oluyor. Böyle bir olayla karşılaşan bir insanın bunu tanımlaması biraz düşük olabiliyor. Acil servislere başvuran hastalara zehirli yılan ısırdı protokolü üzerinden müdahale etmek daha mantıklı geliyor bana. Evre sıfır ve birde yılan serumu yapılmıyor fakat bekleme süreci çok uzadığı zaman klinik artabiliyor. Zehir aktive olacak, etkinliği çok daha fazla olacak. Evre sıfır ve bir kitabi bir bilgidir. Kronik hastalıkları da düşünecek olursak verilmesi gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Doğan, bu tür vakalarda turnike yapılmaması, kesilmemesi, emilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Sadece yılanın ısırmış olduğu yerin temiz suyla yıkanması sahada yeterli bir yaklaşım tarzı olur. Ondan sonra 112 aracılığıyla direkt acile başvurmak gerekiyor" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:03
Niğde’de kalp cerrahisinde bir ilk: Aort replasmanı ve bypass aynı anda yapıldı
Niğde’de ilk kez gerçekleştirilen asendan aort replasmanı ve koroner arter bypass ameliyatı, başarılı bir şekilde tamamlandı. Ameliyat, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi ekibinden Dr. Öğr. Üyesi Faruk Serhatlıoğlu ve Op. Dr. Mehmet Kağan Usca tarafından gerçekleştirildi. Aort anevrizması tanısıyla ameliyata alınan hastada yapılan değerlendirmeler sonucu kalp damarlarında ciddi darlık olduğu belirlendi. Bunun üzerine hastanın asendan aort damarı değiştirilirken, aynı seansta göğüs bölgesinden alınan damar kullanılarak koroner bypass işlemi de uygulandı. Ameliyat sonrası açıklamalarda bulunan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor, operasyonu gerçekleştiren ekibi tebrik ederek, "İlimizde ilk kez gerçekleştirilen bu tür zorlu ve çok aşamalı bir cerrahi müdahalenin başarıyla tamamlanması, hastanemizin ve hekimlerimizin yetkinliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kalp ve damar cerrahisi ekibimiz Dr. Faruk Serhatlıoğlu ve Op. Dr. Mehmet Kağan Usca ile Anestezi Uzmanımız Doç. Dr. Mustafa Kaçmaz’a koordineli çalışmaları için teşekkür ediyorum" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 12:00
‘Sağlık İçin Sigara Alarmı’ dergisi yeniden yayın hayatına başlıyor
Sağlığı Geliştirme ve Sigara İle Mücadele Derneği tarafından 1993 yılında yayın hayatına başlayan ve bir süre ara veren ‘Sağlık İçin Sigara Alarmı’ dergisi uzun bir aradan sonra yeniden yayın hayatına başlıyor.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:58
Tunceli’de koca engerek yılanının ısırdığı kadın, tedavi altına alındı
Tunceli’de bayramda koca engerek yılanı tarafından bacağından ısırılan kadının tedavisi sürüyor. Kadına ilk müdahaleyi yapan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan hastaya yaptıkları müdahaleyi, yılan ısırması durumunda yapılması ve yapılmaması gerekenler konusunda önemli bilgiler verdi. Tunceli merkezde yaşayan 76 yaşındaki Emine Gündüz, bayramda Kutudere’de bulunan aile mezarlığına ziyarete gitti. Bu esnada koca engerek yılanı tarafından ısırılan kadın, yanında bulunan oğlu tarafından hastaneye götürülmek üzere yola çıkarıldı. 112 ekiplerine haber verilmesi üzerine yolda hastayı yolda karşılayan ekipte bulunan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, kadının engerek tarafından ısırıldığı söylemesi üzerine hemen yılan serumu yaptı. Tunceli Devlet Hastanesine kaldırılan kadının tedavisine dahiliye servisinde devam ediliyor. Yaşadığı talihsiz olayı anlatan Emine Gündüz, "Bayramda mezar ziyaretine gittim, mum yaktım. Su getirip mezara dökecektim. Yılanı ne hissettim ne de sesini duydum. Sadece bir anda sanki bacağıma kurşun sıkıldı. Pantolonumu tutup çekince bacağımdan kocaman bir yılan düştü. Yere düştü. Bağırıp oğlumu çağırdım. Yılan oğluma da saldırmaya çalıştı. Kafasına su şişesi attı yine durmadı sonra taş vurdu yılana. Beni oğlum son sürat Kutudere’ye kadar getirdi. Bir yandan da 112 ile konuşuyordu. Oradaki doktor hızlıca gelmesini söyledi. Ben bilemedim oğlumun son sürat gelmesine mi dayanayım yoksa acıma mı dayanayım. Yolda ambulans bizi aldı. Yılanın ısırdığı yeri yıkayıp ambulansta ilk müdahaleyi yaptılar" dedi. ’’Dünyada yılda binlerce insan yılan ısırığından ölüyor’’ Tunceli Devlet Hastanesi Acil Servis Sorumlusu acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, yılandan kaynaklı ölümler hakkında bilgi vererek, "Literatürde 3 bin civarında yılan olduğu belirtilmektedir. Bunların bazı kaynaklarda yüzde 15 bazı kaynaklarda yüzde 25 oranında zehirli olduğu yönünde yayınlar mevcut. Dünya Sağlık Örgütünün yapmış olduğu yayınlarda yıllık yaklaşık 4 buçuk milyon ile 5 milyon 400 bin arasında değişen yılan ısırığı vakası var. Ve bu vakaların 81 bin ile 138 bin arasında ölümle sonuçlanıyor. Dolayısıyla önemli. Yaz dönemlerinde bu vakalar görülüyor. Yaz dönemiyle birlikte üreme, yavruların çıkmasıyla birlikte popülasyon artıyor. Türkiye’de yılan popülasyonu genelde en çok güney bölgesi ile güneydoğu Anadolu bölgesi. Fakat iklim değişikliğiyle birlikte bana göre kuzeye doğru bu popülasyon gittikçe artacak" diye konuştu. Türkiye’de 59 yılın türü bulunduğunu, bunlardan 17’sinin zehirli, zehirli olan 17 türden 14’ünün ise engerek kategorisinde bulunduğunu kaydeden Dr. Doğan, "Vakamız geldiği zaman sol ayak bileğinin yaklaşık on santim kadar üst kısmında iki diş izi vardı. Hastamız hayvanı tanıyordu ve engerek yılanı olduğunu söyledi. Bu aslında tanımlama açısından önemli. Çoğunlukla bu hasta grubu panik atak ve anksiyoz tarzı bir tabloyla acil servise başvuruyor. Dolayısıyla hangi hayvanın ısırdığı yılanın türü muğlak olarak kalmakta. Genelde eskiden yılan ısırdığı zaman turnike bağlamak, veya yara yerini kesmek, ısırılan yeri emerek tükürmek gibi yöntemler artık önerilmiyor. Bunun bazı nedenleri var. Yılan ısırığının içinde bir çok enzim, proteinleri parçalayarak hastalık tablosunu veya zehirlenme tablosunu oluşturuyor. Hastamız geldiğinde ayak bileğinde lezyon giriş izi vardı, ağrı ön plandaydı. Şişlik geldiği ilk dönemde klinik olarak yansımadı. Özellikle bu tür ısırıklarda yüzde 80-90 oranında bacaklarda ısırık izi oluyor. En tehlikeli grup başında ve gövdesinde olan ısırıklar. Bunların ölümle sonlanma ihtimali biraz daha yüksek oluyor" diye konuştu. ’’Isırıklar evre evre tanımlanıyor’’ Isırıkların evreleri hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Zeki Doğan, "Bazı ısırıklar evre sıfır olarak tanımlanan kuru ısırık olan geçen, ısırma olan, zehrin vücuda naklinin olmadığı evredir. Bunlar genelde acil servislerde 8 saatlik bir gözlemin ardından taburcu edilir. Evre bir de ise ağrı ve kızarıklık ile kılcal damarların çatlaması, kısmen kanama dolayısıyla morluklar oluşur. Onun dışında herhangi bir bulgusu olmayan hastalar genelde 12 saatlik gözlemden sonra taburcu edilir. Evre iki ve üçte ise, kalp, böbrek, beyin fonksiyonları etkilenebiliyor. Mide, bağırsak sisteminde kanamalar olabiliyor. Dolayısıyla hastane yatırılması gerekiyor. Hastamızın evresi bir. Normalde sıfır ve birde yılan serumu verilmez. Fakat hastamızın tabiri engerek olduğu için biz direkt başladık. Takiplerinde herhangi bir problem, patoloji yoktu. Fakat uzayan süreçlerde lenf ödem tablosu ortaya çıkabiliyor. Çünkü ısırılan yerin lokalizasyonu, kanamasına bağlı olarak bazen toksinler kan vasıtasıyla bazen de lenf kanalları vasıtasıyla yayılır. Kan yoluyla yayılan vakalarda ölüm ihtimali çok daha yüksek. Bizim vakamızda ise daha sonraki süreçte lenf ödem tarzı bir klinik ortaya çıkıyor. Zehirli yılan ısırıklarında bazen el ve ayak kesilmesine kadar gidebilen patolojiler ortaya çıkabiliyor. Tehlikeli evre üç ve dördü bulan vakalarda genelde yoğun bakımda bazen yılan serumunun tekrar tekrar verilmesi gerekebilir. İlk bize başvurduğunda tansiyonu, çarpıntıları olan bir hastaydı; stabildi. Ağrı ön plandaydı. Ağrı biraz süreç gerektiren bir yapı. Bacaklarda ödem artması, morarmanın artması yani donanım bozukluğu ortaya çıkması halinde hastaneye tekrar başvurması önerisiyle hasta gönderilir. Takiplerinde bir patoloji yoktu. Ciddi bir problem yok fakat bazen damar tıkanıklığına neden olan bilmekte bu tür hastalarda. Aynı zamanda bazı hasta gruplarında şeker hastalığı veya damar hastalıkları gibi yaşa bağlı olarak damarlarda daralma olan hastalarda bu yılan ısırıkları daha patolojik bir sonuç getiriyor. Beslenmeyi sağlayan damarlarda bozulma ön planda olduğu için o hasta grubunda daha dikkat etmek gerekiyor. Tedaviyi aslında hastaya göre seçmek gerekiyor. Dolayısıyla dikkatli bir bilgi alışverişi açısından bu önemli" şeklinde konuştu. Sahada alınması gereken önlemler Sahada alınması gereken önlemlere ilişkin konuşan acil tıp uzmanı Dr. Zeki Doğan, "Sahada çizme giyilmesi, eldiven takılması, sopa taşımak, biraz gürültü yürümek hayvanın kaçmasına yardımcı olacak. Kendi doğası içinde çok zararlı olduğunu düşündüğüm bir varlık değil. Sonuçta kemirgenleri tüketerek kendi yaşamını sürdüren bir canlı türü. Belki bizler onun yaşam alanlarına müdahale ettiğimiz için bunlarla sık karşılaşmaya başlıyoruz. Onun da yaşam alanına saygı göstererek bir biçimde yaklaşım sergilemek, önleyici olarak yaklaşmak gerekiyor. Bu tür ısırıklarda her hastanın engerek deme şansı olmayabilir. Üçgen kafa, göz bebeğinin horizontal görüntüsünün dikey seyretmesi ayırıcı tanılar içerisinde. Yine dişlerin ön tarafta ve kesin olması. Zehirsizlerin dişleri küçük ve geride oluyor. Böyle bir olayla karşılaşan bir insanın bunu tanımlaması biraz düşük olabiliyor. Acil servislere başvuran hastalara zehirli yılan ısırdı protokolü üzerinden müdahale etmek daha mantıklı geliyor bana. Evre sıfır ve birde yılan serumu yapılmıyor fakat bekleme süreci çok uzadığı zaman klinik artabiliyor. Zehir aktive olacak, etkinliği çok daha fazla olacak. Evre sıfır ve bir kitabi bir bilgidir. Kronik hastalıkları da düşünecek olursak verilmesi gerekir diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Doğan, bu tür vakalarda turnike yapılmaması, kesilmemesi, emilmemesi gerektiğinin altını çizerek, "Sadece yılanın ısırmış olduğu yerin temiz suyla yıkanması sahada yeterli bir yaklaşım tarzı olur. Ondan sonra 112 aracılığıyla direkt acile başvurmak gerekiyor" dedi. (ET-YRT
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:49
Uzmanından uyarı: "Yaz sıcaklarında kalbinize özen gösterin"
Acıbadem Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Müjgan Tek, aşırı sıcaklık ve nem artışıyla birlikte vücudun terleme yoluyla sıvı kaybına uğradığını; bunun da kanın yoğunlaşması, kalbin yükünün artması ve kalp krizine yol açabildiğini söyledi. Acıbadem Ankara Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Müjgan Tek, dünyada ve Türkiye’de önde gelen ölüm nedenlerinden biri olan kalp krizi hakkında önemli bilgiler verdi. Kalp krizinin kalbe kan taşıyan damarların tıkanması sonucu meydana geldiğini belirten Doç. Dr. Tek "Birçok kalp krizi, zamanında müdahale ile önlenebilir ya da hayati riskler azaltılabilir. Bu nedenle halkımızın hem kalp krizi risklerinin arttığı durumlar hem de kalp krizi belirtileri konusunda bilinçli olması hayati önem taşımaktadır" dedi. Kalp krizinin temel nedeninin damar sertliği (ateroskleroz) olarak bilinen damar içi yağ birikimleri olduğunu hatırlatan Tek, bu süreci hızlandıran başlıca risk faktörlerini "Yüksek tansiyon, şeker hastalığı, sigara kullanımı, yüksek kolesterol ve trigliserit düzeyleri, ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü, obezite ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları, hareketsiz yaşam tarzı ve stres" olarak sıraladı. Özellikle yaz aylarında sıcak havanın da kalp sağlığını olumsuz etkilediğinin altını çizen Doç. Dr. Tek "Sıcak hava vücudun ısı düzenleme mekanizmalarını zorlayıp kalp atışlarını hızlandırabilir. Kan damarları vücut sıcaklığını dengelemek için genişler, böylece kalp daha fazla kan pompalamaya başlar. Bu durum, özellikle sıcak çarpması veya dehidrasyon gibi faktörlerle birleştiğinde kalp çarpıntısına yol açabilir" dedi. Aşırı sıcaklık ve nem artışıyla birlikte vücudun terleme yoluyla sıvı kaybına uğradığını; bunun da kanın yoğunlaşması, kalbin yükünün artması ve kalp krizine yol açabildiğini sözlerine ekledi. "Bazı kişilerde ‘sessiz kalp krizi’ görülebilir" Kalp krizinin belirtilerinin kişiden kişiye değiştiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tek, bazı kişilerde ‘sessiz kalp krizi’ görülebileceğini; özellikle kadın ve yaşlılarda farklı semptomların da gözlemlenebileceğini ifade etti. Bununla birlikte en yaygın belirtilerin göğüs ortasında baskı, sıkışma, sol kola, boyuna, çeneye veya sırta yayılan ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, mide bulantısı ile baygınlık hissi olduğunu söyledi. Bu belirtilerden bir ya da birkaçını yaşayan kişilerin zaman kaybetmeden 112 Acil Servis’i aramaları konusunda uyarıda bulunan Doç. Dr. Tek, "Kalp krizinde erken müdahale, kalp kasının zarar görmesini azaltır ve hayat kurtarır. Kendi imkanlarınızla hastaneye gitmek zaman kaybına ve daha kötü sonuçlara neden olabilir" diye konuştu. "Düzenli doktor kontrollerini ihmal etmeyin" Bazı bireylerde kalp krizi önceden hiçbir belirti vermediği için sağlıklı görünen bireylerin bile risk altında olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Tek, bu nedenle de düzenli doktor kontrollerini ihmal etmemek gerektiğini dile getirdi. Tansiyon, şeker ve kolesterol düzeylerinin takip edilmesini, sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesini tavsiye etti. Sigaranın kalp krizi riskini 2-4 kat arttırdığına işaret eden Tek, sigaranın mutlaka bırakılması gerektiğini söyledi Tek, sözlerine şöyle devam etti: "Az tuzlu, az yağlı, bol sebze meyve içeren diyetler ile sağlıklı beslenilmeli. Düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmak, örneğin haftada en az 150 dk egzersiz yapmak, alkol kullanımını sınırlamak gerekir. Meditasyon ve nefes egzersizleri gibi stres yönetimi tekniklerini uygulamak iyi olabilir. Ayrıca kalp krizi belirtilerinin öğrenilip çevreyle paylaşılması da fayda sağlar" dedi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:33
4. bölge 13. ASKOM toplantısı Tunceli’de yapıldı
Acil sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesine yönelik bölgesel koordinasyon toplantısı Tunceli’de yapıldı. 2025 yılı birinci 4. bölge illeri 13. Acil Sağlık Koordinasyon Merkezi (ASKOM) toplantısı, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü başkanlığında, Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünün ev sahipliğinde düzenlendi. Toplantıya Elazığ, Bingöl ve Malatya İl Sağlık Müdürlükleri ile bölgedeki kamu ve özel sağlık kurumlarının temsilcileri katılım sağladı. Ev sahibi kurum adına toplantıya katılan Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran, katılımcıları selamlayarak toplantıya ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti ifade etti. Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Malatya İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca, acil sağlık hizmetlerinin önemine değinerek bölgesel iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Toplantıya ayrıca Bingöl İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Samet Tatlı ve Elazığ Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Ramazan Gürgöze de katılım sağladı. İl temsilcileri tarafından yapılan sunumlarla, illerdeki mevcut acil sağlık hizmetlerinin genel durumu değerlendirildi. Toplantı kapsamında, 4. bölge illerinde yürütülen acil sağlık hizmetlerinin işleyişi, karşılaşılan sorunlar, çözüm önerileri ve iyi uygulama örnekleri detaylı şekilde ele alındı. Özellikle vaka yönetimi, ambulans hizmetleri, hastane öncesi acil sağlık müdahaleleri ile hastane transfer süreçlerinde yaşanan aksaklıkların giderilmesine yönelik öneriler gündeme taşındı. Toplantının kapanışında, bölge illerinde sunulan acil sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi ve bu hizmetlerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması açısından ASKOM toplantılarının taşıdığı stratejik öneme dikkat çekildi. Ayrıca sağlık hizmet sunucularının kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmalarının, acil sağlık hizmetlerinin kalitesini ve etkinliğini artıracağı vurgulanarak, bu doğrultuda kurumsal iş birliğinin güçlendirilmesi yönünde ortak temenniler dile getirildi.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:16
2024’te Antalya’da günde ortalama 38 kişi hayatını kaybetti
TÜİK’in açıkladığı 2024 verilerine göre Antalya’da 13 bin 864 kişi yaşamını yitirdi. Ölüm nedenlerinin başında dolaşım sistemi hastalıkları gelirken, tümörler ve solunum sistemi hastalıkları da öne çıktı. Türkiye genelinde ise ölüm sayısı 489 bini aştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2024 yılına ait Ölüm ve Ölüm Nedeni İstatistikleri’ni açıkladı. Türkiye genelinde geçen yıl toplam 489 bin 361 kişi hayatını kaybetti. Antalya’da 2024 boyunca 13 bin 864 kişi yaşamını yitirirken, Isparta’da 3 bin 366, Burdur’da ise 2 bin 355 ölüm kaydedildi. Türkiye genelinde ölümler nedenlerine göre incelendiğinde, yüzde 36’sının dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığı belirlendi. Bu grubu yüzde 16,3 ile iyi huylu ve kötü huylu tümörler, yüzde 15 ile solunum sistemi hastalıkları izledi. Ölüm nedenleri arasında sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları, iç salgı bezi, beslenme ve metabolizmayla ilgili hastalıklar ile haricî yaralanma ve zehirlenmeler de yer aldı. Antalya’da en çok ölüm kalp ve damar hastalıklarından Antalya’da 13 bin 864 ölümün 5 bin 207’si dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Bunu 2 bin 294 ölümle iyi huylu ve kötü huylu tümörler, bin 911 ölümle solunum sistemi hastalıkları takip etti. Kentte 759 kişi iç salgı bezi, beslenme ve metabolizmayla ilgili hastalıklar, 821 kişi haricî yaralanmalar ve zehirlenmeler, 412 kişi ise sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetti. COVID-19 kaynaklı ölüm sayısı 1 olarak kaydedilirken, 2 bin 5 kişi diğer nedenlerden, 454 kişi ise nedeni bilinmeyen sebeplerle yaşamını yitirdi. Isparta’da ölümlerin üçte biri dolaşım sistemi kaynaklı Isparta’da 2024 yılında gerçekleşen 3 bin 366 ölümün bin 218’i dolaşım sistemi hastalıklarına bağlı olarak yaşandı. Tümörler nedeniyle 428, solunum sistemi hastalıkları nedeniyle 454 kişi hayatını kaybetti. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıklarına bağlı ölümler 112, iç salgı bezi ve metabolizmayla ilgili hastalıklara bağlı ölümler ise 148 olarak kayıtlara geçti. Haricî yaralanma ve zehirlenmeler nedeniyle 146, diğer nedenlerle 699, nedeni bilinmeyen sebeplerle ise 161 kişi yaşamını yitirdi. Burdur’da en çok ölüm kalp hastalıkları nedeniyle Burdur’da geçen yıl 2 bin 355 kişi hayatını kaybetti. Bu ölümlerin 915’i dolaşım sistemi hastalıklarından, 311’i iyi ve kötü huylu tümörlerden, 315’i solunum sistemi hastalıklarından kaynaklandı. Sinir sistemi ve duyu organları hastalıkları 114, iç salgı bezi ve metabolizmayla ilgili hastalıklar 156, haricî yaralanma ve zehirlenmeler 137 ölüme yol açtı. Şehirde diğer nedenlerden 360, nedeni bilinmeyen sebeplerle ise 47 ölüm gerçekleşti.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:13
Uzman uyardı: "Yazın çocuklarda El-Ayak-Ağız Hastalığı artışa geçebilir"
Yaz aylarında El-Ayak-Ağız Hastalığının (EAAH) toplu yaşam alanlarında hızla yayılabildiği uyarısında bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Seda Göçer, ’’EAAH yazın özellikle 5 yaş altı çocuklarda daha sık rastlanır. Tedavisi ihmal edilirse, nadiren de olsa tırnak dökülmesi, kalp ve nörolojik sistem tutulumu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Seda Göçer, özellikle yaz aylarında ve toplu yaşam alanlarında hızla yayılabilen, 5 yaş altı çocuklarda daha sık rastlanan El-Ayak-Ağız Hastalığı (EAAH) hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Göçer, hastalığın genellikle hafif seyretse de dikkatli takip edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabileceğini belirterek ebeveynlere uyarılarda bulundu. "Belirtiler hafif başlasa da takip şart" EAAH çoğu zaman basit semptomlarla başladığını ifade eden Uzm. Dr. Seda Göçer, şu bilgileri paylaştı: "Hastalık genellikle hafif ateş, boğaz ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtilerle başlıyor. EAAH’nın kuluçka süresi 3 ila 6 gün arasında değişiyor. Ardından ağız içinde ağrılı yaralar, el ve ayaklarda döküntüler veya küçük su kabarcıkları ortaya çıkıyor. Bu döküntüler bazen kalça ve kasıklarda da görülebiliyor. Bazı çocuklarda bulantı, karın ağrısı ve ishal gibi ek semptomlar da gözlemlenebiliyor." "Bazı vakalarda ateş, vücut döküntüleri ve sıvı kaybı görülebilir" Hastalığın çoğu zaman kendiliğinden iyileştiğini vurgulayan Uzm. Dr. Göçer, bazı vakalarda ise yüksek ateş, yaygın vücut döküntüleri ve sıvı kaybı gibi daha ağır bir tabloyla karşılaşılabileceğine dikkat çekti. Nadir de olsa tırnak dökülmesi (onikomadezis), kalp ve nörolojik sistem tutulumu gibi ciddi komplikasyonların gelişebileceğini belirten Göçer, bu gibi durumlarda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğinin altını çizdi. Bulaşma yolları ve korunma önlemleri Hastalığın oldukça bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Göçer, virüsün hem doğrudan temasla hem de öksürük-hapşırık yoluyla havaya yayılan damlacıklarla bulaşabildiğini söyledi. Ayrıca virüsün dışkı yoluyla da yayılabildiğini belirten Göçer, bu nedenle özellikle hijyen kurallarına sıkı şekilde uyulması gerektiğini vurguladı. Ebeveynlere 4 önemli uyarı Uzm. Dr. Göçer, çocukların bu tür enfeksiyonlardan korunabilmesi için basit ama etkili önlemlerin alınmasını söyleyerek şu önerileri paylaştı: "Ellerin sık sık ve doğru şekilde yıkanmalı. Özellikle tuvalet sonrası ve yemek öncesi hijyen alışkanlığı kazandırılmalı. Hasta bireylerle temastan kaçınılmalı, kardeşler arasında bile yakın temas bulaşı kolaylaştırabilir. Oyuncaklar ve kişisel eşyalar düzenli olarak dezenfekte edilmeli. Toplu yaşam alanlarında oyuncak paylaşımı enfeksiyon riskini artırır. Bu nedenle bu davranıştan kaçınılmalı. Hastalığa yakalanan çocuklar okula veya kreşe gönderilmemeli. Dinlenme süreci evde geçirilerek yayılım riski azaltılmalı." Tedavi ve iyileşme süreci Hastalığın spesifik bir antiviral tedavisinin bulunmadığını belirten Uzm. Dr. Göçer, tedavinin semptomlara yönelik olduğunu ifade etti. Ateş düşürücüler, ağrı kesiciler ve bol sıvı tüketiminin önerildiğini söyleyen Göçer, döküntülerin genellikle bir hafta içerisinde kendiliğinden geçtiğini aktardı. Uzm. Dr. Göçer, "Hastalık genellikle basit önlemlerle kontrol altına alınabiliyor. Bu nedenle özellikle ebeveynlerin, eğitimcilerin ve çocuklarla teması olan herkesin bilinçlendirilmesi, salgınların önlenmesinde büyük önem taşıyor. Hijyenin ön planda tutulduğu ortamlarda virüsün yayılımı ciddi oranda azaltılabiliyor" diye konuştu.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:08
Muş ve Ağrı’dan iki yenidoğan için hava ambulans seferberliği
Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde dünyaya gelen ve kalp rahatsızlığı bulunan prematüre bir bebek ambulans uçakla Ankara’ya sevk edilirken, Muş’ta doğan bir diğer bebek ise "soğutma tedavisi" ihtiyacı nedeniyle helikopter ambulansla Ağrı’ya getirildi. Edinilen bilgiye göre, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 34 haftalık ve 2 bin 240 gram olarak dünyaya gelen Behram Ali Talay adlı prematüre bebek, doğum sonrası kalpte kapanması gereken damarın açık kalması olarak bilinen Patent Ductus Arteriosus teşhisiyle tedavi altına alındı. Durumunun ileri düzey cerrahi müdahale gerektirmesi üzerine, bebeğin Ankara’ya sevkine karar verildi. 112 Acil Sağlık ekipleri tarafından ambulansla Ahmed-i Hani Havalimanı’na götürülen bebek, buradan Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçakla Ankara Etlik Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne nakledildi. Öte yandan, Muş Devlet Hastanesi’nde 39 hafta ve 3000 gram olarak doğan Bebek Ekelik ise "soğutma tedavisi" ihtiyacı nedeniyle Sağlık Bakanlığı’na bağlı helikopter ambulans ile Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne getirildi. Hastanede tedavisine hızla başlanan bebeğin durumu yakından takip ediliyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin artık tam donanımlı bir merkez haline geldiğini belirterek, "Artık başka illerden hasta kabulü yapıyoruz. Bu, hizmet kalitemizin ve sağlık altyapımızın geldiği noktayı gösteriyor." ifadelerini kullandı.
19 Haziran 2025 Perşembe - 11:04
"Yaz ayları sünnet için daha elverişli"
Sünnetin her mevsimde yapılabileceğini ancak yaz aylarında bazı şartların çocuklar için daha elverişli olabileceğini işaret eden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, "Aileler tarafından sünnet işlemi için yazın daha sık tercih edilmesinin nedeni okulların tatil olması, çocuğun daha rahat kıyafetler giyebilmesi gibi pratik nedenlerdir. Ayrıca, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi soğuk havalarda daha sık görülen hastalıklar da yaz aylarında daha az görüldüğünden bu mevsim tercih edilmektedir" dedi. VM Medical Park Gebze Hastanesi’nden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, sünnet operasyonları öncesi ve sonrasında dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgiler paylaştı. Sünnetin özellikle sünnet derisi darlığı, sünnet derisi iltihabı gibi durumlarda tedavi edici bir işlem olduğunun altını çizen Op. Dr. Coşkun Köse, ayrıca erkeklerin erişkin yaşamında çeşitli hastalıklar ve durumlara karşı koruyucu olduğu gösterildiğini vurguladı. Op. Dr. Coşkun Köse, "Sünnet işlemi yenidoğan döneminden başlayarak her yaşta yapılabilir ancak 2 ila 5.5 yaş aralığında yapılması, çocuğun psikolojik gelişim süreçleri nedeniyle önerilmez" diye konuştu. "Yazın üst yolunum enfeksiyonları daha az görülüyor" Aslında sünnetin ideal bir mevsimi olmadığını, her mevsim yapılabileceğini işaret eden Op. Dr. Köse, "Yazın tercih edilmesinin nedeni okulların tatil olması, çocuğun daha rahat kıyafetler giyebilmesi gibi pratik nedenlerdir. Ayrıca, üst solunum yolu enfeksiyonları gibi soğuk havalarda daha sık görülen hastalıklar da yaz aylarında daha az görüldüğünden, bu mevsim tercih edilmektedir" şeklinde konuştu. "Yazın daha ince kıyafetler ve çamaşırlar giyilebilmesi bir avantaj" Yaz tatilinin sünnetin iyileşme süreci açısından da bazı avantajları olduğunu vurgulayan Op. Dr. Köse, "Sünnet sonrası bakım açısından daha ince kıyafetler ve çamaşırlar giyilebilmesi, sünnet bölgesine daha az baskının olması ve bu bölgenin daha fazla hava alabilmesi bir avantajdır. Ayrıca, okul çocuklarının okuldan geri kalmaması ve sürekli ebeveynin yanında olabilmesi dolayısıyla daha yakın bakım sağlanabilmesi de önemli bir avantajdır" ifadelerini kullandı. Her şeye rağmen, yaz aylarında da hijyen açısından dikkat edilmesi gereken bazı özel durumlar olduğuna dikkat çeken Köse, "Yaz aylarında havanın sıcaklığına bağlı olarak terleme daha fazla olacağından, sünnet bölgesi nemli kalabilir. Dolayısıyla, çocukların hafif kıyafetler giymesi, aşırı terlemeden kaçınması, sık sık o bölgenin açık bırakılarak kuru kalması ve hava almasını sağlayarak genel hijyen kurallarına uyulması yeterlidir" dedi. "Yöntem çocuğa özel belirlenmeli" Klasik cerrahi sünnetin, günümüzde en çok tercih edilen sünnet yöntemleri arasında ilk sırada geldiğini vurgulayan Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Köse, "Bu teknik uzun yıllardır uygulandığından uzun vadede sonuçları en iyi bilinen yöntemdir. Damar ve sinirlerin korunması, estetik görünüm, komplikasyon oranları açısından özellikle yaygın şekilde tercih edilmektedir. Yenidoğan sünnetinde genellikle lokal anestezi tercih edilmektedir. Daha büyük çocuklarda ise her iki yöntem de tercih edilebilir. Her ikisinin de kendine göre avantajları dezavantajları vardır. En uygun yöntem, çocuğa özel olarak aile ile birlikte belirlenmelidir" diye konuştu. "Enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonlara dikkat edilmeli" Sünnet sonrası bakımın da önemli olduğuna değinen Coşkun Köse, "Sünnet sonrası bakım oldukça kolaydır. En önemlisi, genel hijyen kurallarına uyulmasıdır. Bakım genel olarak ılık oturma banyoları ve yara bakım kremleri kullanılarak yapılmaktadır. Sünnet sonrası önerilere tam uyulduğu takdirde süreç sorunsuz ve zahmetsiz atlatılabilmektedir. Dikiş alınması ya da pansuman gerekmemektedir. Aileler, enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonlara dikkat etmelidir. Bu komplikasyonlar son derece nadirdir. Enfeksiyon riski genel hijyen kurallarına ve hekim önerilerine uyulduğu takdirde neredeyse hiç görülmez. Kanama ise nispeten daha fazla görülen bir komplikasyondur. Travmadan kaçınılması, hekimin önerdiği dışındaki ağrı kesicilerin kullanılmaması yara bakım kremlerinin doğru ve düzgün kullanımı gibi koruyucu yöntemlerle bunun önüne geçmek mümkündür" dedi. "Abartılı ifadelerden kaçınılmalı" Ailelerin çocuklarına sünnet sürecini doğru bilgilerle ve yaşına uygun şekilde anlatması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Köse, şunları söyledi: "Sünnet öncesinde çocuğun özellikle kaygı duymasına neden olacak abartılı ifadelerden kaçınılmalı, ailenin sünnetin sağlık gerekçeleri ile inanç meyanında gerekliliğini sade ve sakin bir şekilde aktarması önemlidir. ‘Kesilecek, ucundan azıcık alınacak’ gibi abartılı ifadeler ile ‘hiç canın yanmayacak’ gibi gerçek dışı ifadeler kullanılmamalı, baskı ya da zorlama yapılmamalıdır. Sürecin tamamının uygun şekilde anlatılması, hem aile hem de çocukta kaygıyı azaltmaktadır. Ayrıca, oluşabilecek küçük aksiliklerde de kaygı duyulmamasını sağlamaktadır" "Ameliyathanede ve steril şartlarda yapılmalı" Sünnetin cerrahi bir işlem olması nedeniyle mutlaka her cerrahi işlem gibi bir cerrah hekim tarafından steril şartlarda ameliyathanede yapılması gerektiğini belirten Op. Dr. Köse, "Uzman tarafından yapılmayan ya da gerekli sterilite şartları sağlanmadan yapılan sünnetlerde düzeltilmesi zor hatta imkansız komplikasyonlar gelişebilir. Genel kanının aksine, oldukça incelikli ve teknik olarak uzmanlık gerektiren karmaşık bir işlemdir" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder