Son Dakika
|
Edirne-İstanbul arası 1,5 saate düşüyor, ilk test sürüşü başarılı geçti
Tefecilere şafak operasyonu: Evden servet çıktı
Bursa’da tekmeli sopalı kavga
Endonezya'da tren kazası: 14 ölü, 84 yaralı
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ederson, PFDK’ya sevk edildi
Trump’tan Merz’e: "Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor"
Bulgaristan İçişleri Bakanı Emil Dachev Selimiye Camii’ne hayran kaldı
ABD’den İran’ın "gölge bankacılık" sistemine yaptırım
Dışişleri Bakanı Fidan, Hırvat mevkidaşı Grlic-Radman ile bir araya geldi
Bakan Çiftçi: "Madenci eyleminin sağduyu ve ve nezaket içinde sona ermesi anlamlı bir tablo ortaya koymuştur"
Okul saldırısında hayatını kaybeden Belinay’ın babası konuştu
SAĞLIK
Efeler’de OED cihazları hizmete girdi
28 Nisan 2026 Salı - 17:04:45
Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, Aydın basınının unutulmaz ismi merhum Erman Çetin’in anısını yaşatan, modern tıbbın en önemli ilk yardım araçlarından biri olan OED cihazlarını hizmete sundu. Efeler Belediyesi ile Aydın Gazeteciler Cemiyeti (AGC) iş birliğiyle, kentin en işlek noktaları OED (Otomatik Eksternal Defibrilatör) cihazlarıyla donatıldı. Geçtiğimiz yıl 28 Nisan’da, geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Erman Çetin, vefatının yıl dönümünde anlamlı bir törenle anıldı. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ve yönetiminin tam kadro katıldığı programa; Erman Çetin’in ailesi, Aydın Büyükşehir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ümit Özmen, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, gazeteciler, sivil toplum kuruluşlarının, siyasi partilerin temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Çetin’in adı Efeler sokaklarında insanları hayata bağlayan bir simgeye dönüştü. Uğur Mumcu Parkı’nda düzenlenen etkinlikle birlikte; Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki Uğur Mumcu Parkı, Menderes Park, Fatih Mahallesi kapalı pazar yeri, İmamköy Mahallesi Doğa Otel, Zafer Meydanı’ndaki belediye otoparkı, Pınarbaşı Mesire Alanı, Efeler Belediyesi hizmet binası girişi ve ESKO iş hanı olmak üzere kentin 8 farklı noktasına yerleştirilen cihazlar hizmete girdi. Etkinliğin ardından katılımcılar, düzenlenen lokma hayrında bir araya geldi. Programda konuşan Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin, "Aydın Gazeteciler Cemiyeti’nin fikriyle yola çıktığımız bir sosyal sorumluluk projesinin paydaşı olmaktan mutluyuz. Geçen yıl; önceki dönem Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, Aydın’ın değerli gazetecisi kıymetli kardeşim Erman Çetin’in hiç beklenmedik kaybına uyanmıştık. Aydın kıymetli bir değerini kaybetti. Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş ile görüştük. Birlikte böyle bir sosyal sorumluluk projesi yaptık. Aydın’da 8 noktaya yerleştirdik. OED cihazı ani kalp durmalarında tamamen otomatik ilk yardım yapacak bir cihaz. Aydın’da bulunan spor salonlarından da bu cihazı temin etmelerini isteyeceğiz. Bundan sonra böyle acı kayıplar yaşamak istemiyoruz. Tekrar Erman Çetin’e Allah’tan rahmet, ailesi, yakınları, sevenleri ve basın camiasına baş sağlığı diliyorum. Proje fikrinin sahibi Aydın Gazeteciler Cemiyeti’ne de teşekkür ediyorum. Umarız birlikte ortak çalışmalarımıza devam ederiz" dedi. Erman Çetin’i çocukluğundan beri tanıdığını ifade ederek konuşmasına başlayan Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Naci Eriş, "Erman Çetin Başkanımız benim çocukluğumdan beri tanıdığım, biz daha okula giderken ilçemizde gazetecilik yapan bir ağabeyimizdi. Zaman geçti aynı şehirde gazetecilik yaptık, aynı cemiyette basın camiamız için sorumluluk aldık. Maalesef hiç beklemediğimiz bir anda Erman ağabeyimizi kaybettik. Erman Çetin şehrimiz için önemli bir değerdi ve ismini yaşatmak için, aynı zamanda da şehrimize faydalı olabilecek bir anı bırakmak istedik. Son dönemde erken yaşta gelen kalp krizi nedeniyle çok sayıda vatandaşımızı kaybettik. Başka değerlerimizi kaybetmeyelim, Erman Çetin’in de adını yaşatalım diye bu proje ortaya çıktı. Anıl başkanımıza projemizi ilettik ve hemen kabul etti. Bugün de ilk adımı attık. Umarım tüm Aydın’da bunu yaygınlaştırırız." diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 16:12
Tokat’ta 3 yaşındaki çocuğa kene tutundu, tedavi altına alındı
Tokat’ın Zile ilçesinde kene tutunması sonucu rahatsızlanan 3 yaşındaki çocuk, tedavi altına alındı. Edinilen bilgilere göre, Zile ilçesinde yaşayan 3 yaşındaki M. B.’nin vücuduna kene tutunmasının ardından bir süre sonra ateş ve halsizlik şikayetleri başladı. Durumunun kötüleşmesi üzerine ailesi tarafından sağlık kuruluşuna götürülen küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından ileri tetkik ve tedavi amacıyla Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan M. B.’nin sağlık durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenildi. Öte yandan Zile ilçesinde 10 gün önce S.G de kene tutunması sonucu kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.
28 Nisan 2026 Salı - 15:25
Burhaniyeliler kan bağışını sevdi
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kan bağısı kampanyası ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Kan vermeyi sevdiğini kaydeden Mahsum Kaya, "Kan verdim rahatladım. Kan verince rahatlıyorum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum" dedi. Kemal İşi de, "Bugün de kan vermeye geldim. 5-6 kere verdim. Bir hastaya vesile oldum. Herkesi kan vermeye davet ediyorum. Çok iyi oluyor. İnsan kendini çok iyi hissediyor" diye konuştu. Mustafa Sütçüoğlu ise, "Ben Kızılay’a devamlı kan veriyorum. Bu sene 8.yılım. Verdiğim zaman iyi hissediyorum kendimi. İyi oluyorum. Herkesin Kızılay’a kan vermesini tavsiye ediyorum" dedi.
28 Nisan 2026 Salı - 14:55
Uzmanı uyardı: Baharda cilt hastalıkları artıyor
Acıbadem Bodrum Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Prof. Dr. Muhsin Akbaba, bahar aylarında artan güneş ışınları, yükselen sıcaklık, polen yoğunluğu ve terleme gibi çevresel faktörlerin cilt sağlığını doğrudan etkilediğini belirterek, "Bu dönemde hem mevcut deri hastalıkları alevlenebilir hem de bazı cilt sorunları ilk kez ortaya çıkabilir" dedi. "Güneş alerjisi baharda daha sık görülüyor" Bahar aylarında cildin dış etkenlere karşı daha hassas hale geldiğini vurgulayan Akbaba, "Kış aylarında güneşten uzak kalan cilt, bahar aylarında ani şekilde güneşe maruz kaldığında savunmasız kalır. Bu nedenle baharın ilk dönemlerinde güneş alerjisi vakalarında belirgin bir artış gözlemliyoruz. Bu durum genellikle güneşe çıkıldıktan kısa süre sonra ortaya çıkar. Özellikle yüz, boyun, kol ve dekolte gibi güneşe açık bölgelerde kaşıntılı, kızarık ve kabarık döküntüler görülür" diye konuştu. "Bitki teması kalıcı lekeler bırakabilir" Açık havada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte bitkilerle temasın da arttığını belirten Akbaba, şu uyarılarda bulundu: "Özellikle limon, incir ve bazı yabani bitkilerle temas sonrası gelişen fitodermatit sık görülür. Bu durumda ciltte önce kızarıklık ve yanma hissi oluşur ardından güneş ışığıyla etkileşime girerek kahverengi lekeler ortaya çıkabilir. Bu lekeler bazı hastalarda uzun süre kalıcı olabilir." "Terleme mantar enfeksiyonlarını tetikliyor" Hava sıcaklıklarının yükselmesiyle birlikte artan terlemenin cilt üzerinde nemli bir ortam oluşturduğunu belirten Akbaba, "Bu durum mantar enfeksiyonları için uygun zemin hazırlar. Özellikle ayaklarda, kasık bölgesinde ve vücudun kıvrım alanlarında kaşıntılı, kızarık ve bazen pullanma ile seyreden lezyonlarla kendini gösterir. Kişisel hijyenin yanı sıra uygun kıyafet seçimi de mantarı önleme noktasında önemlidir. Sentetik ve hava almayan kıyafetler enfeksiyonları artırabilir" uyarısında bulundu. "Polen ve çevresel faktörler alerjiyi artırıyor" Bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla sadece solunum yollarının değil, cilt hastalıklarının da tetiklendiğini söyleyen Akbaba, "Kontakt dermatit vakalarında da bu dönemde belirgin artış görülür. Polenler, bitkiler ve bazı kozmetik ürünleri ciltte kaşıntı, kızarıklık ve hassasiyete yol açabiliyor. Ayrıca atopik dermatit (egzama) hastalarında da bu dönemde alevlenmeler görülebilir. Cilt bariyeri zaten hassas olan bireylerde çevresel alerjenler kaşıntı ve kuruluğu daha da artırır" dedi. "Ani güneş maruziyeti yanıklara neden olabiliyor" Bahar aylarında güneş daha masum gibi algılansa da UV etkisinin oldukça güçlü olduğunu söyleyen Akbaba, "Özellikle ilk güneşlenmelerde cilt korunmasız kalabiliyor. Bu durum güneş yanıklarına neden olabiliyor. Ciltte kızarıklık, hassasiyet, yanma hissi ve bazı durumlarda su toplaması gibi bulgular ortaya çıkabiliyor" diye konuştu. "Akne şikayetleri artış gösterebilir" Artan sıcaklık ve terlemeyle birlikte ciltte yağ üretiminin de arttığını belirten Akbaba, "Akneye yatkın bireylerde sivilce oluşumu artabilir. Gözeneklerin tıkanmasıyla birlikte iltihaplı lezyonlar oluşabilir. Bu dönemde uygun cilt temizliği ve bakımı önem kazanır" dedi. "Basit önlemlerle korunmak mümkün" Bahar aylarında cilt sağlığını korumak için alınacak basit önlemlerin büyük fark gösterebileceğini vurgulayan Akbaba, şunları kaydetti: "Güneşten korunmak en önemli adımdır. Yüksek koruma faktörlü güneş kremi kullanımının yanı sıra cilt tipine uygun nemlendiriciler düzenli olarak kullanılarak cilt bariyeri güçlendirilmeli. Ayrıca pamuklu ve hava alabilen kıyafetler tercih edilmeli, terleme sonrası cilt temizlenmeli ve bitki teması sonrası cilt yıkanmalıdır. Bahar aylarında ortaya çıkan veya artış gösteren cilt problemleri hafife alınmamalı özellikle uzun süren, şiddetlenen ya da yayılım gösteren lezyonlarda bir dermatoloji uzmanına başvurulması önemlidir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Nisan 2026 Salı- 10:46
Bağırsağı kangrene gidiyordu, kapalı ameliyatla kurtarıldı: "Bir gün geç kalsam bugün burada olmayacaktım"
2
28 Nisan 2026 Salı- 11:03
Yeni nesil ‘hücre kan kurtarma cihazı’ Mersin’de kullanılmaya başlandı
3
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
4
28 Nisan 2026 Salı- 12:26
Bolu’daki vahşetin sebebi Lohusa Depresyonu mu
5
28 Nisan 2026 Salı- 10:32
Doç. Dr. Murat Doğan: "Çocuklarda büyüme geriliğine dikkat"
26 Mart 2026 Perşembe - 09:30
İsimleri aynı hastalıkları aynı Akyıldız’ların, yolu da aynı hastanede kesişti
İzmir’de yaşayan ve aynı dönemde kolon kanseri tanısı alan İbrahim Akyıldız isimli iki hasta, Acıbadem Kent Hastanesi’nde aynı gün ameliyat masasına yattı. Hastane yönetimi, isim benzerliğinden kaynaklanabilecek muhtemel karışıklıkları önlemek amacıyla hastaların tedavi süreçlerini farklı günlere planlayarak özel önlem aldı. Acıbadem Kent Hastanesi’nde tedavi gören iki hastanın hikayesi, aynı gün ve yan yana ameliyathanelerde operasyona alınmalarıyla dikkat çekici bir boyut kazandı. Halsizlik ve hemoglobinde düşme şikayetleriyle hastaneye başvuran 72 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın kolonoskopi işleminde tümör tespit edildi. Bu hastanın cerrahi müdahalesi Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından gerçekleştirildi. Ailesinde kolon kanseri öyküsü bulunan ve daha önce iki ağabeyini bu hastalıktan kaybeden 62 yaşındaki diğer İbrahim Akyıldız ise rahatsızlığını dışkısındaki bulgular üzerine başvurduğu hastanede yapılan tetkikler sonucu öğrendi. Prof. Dr. Cem Terzi’nin gerçekleştirdiği açık kolon ameliyatı sırasında, 62 yaşındaki hastanın karaciğerinde de kitle tespit edilerek aynı seansta her iki bölgeye müdahale yapıldı. Başarılı geçen ameliyatların ardından onkoloji tedavisi için yine aynı hastaneyi tercih eden hastalar, Doç. Dr. Ahmet Özveren tarafından takibe alındı. Her iki hastanın da koruyucu kemoterapi sürecine başlanırken, ortaya çıkan isim ve hastalık benzerliği üzerine hastane yönetimi muhtemel karışıklıkların önüne geçmek için kemoterapi seanslarını farklı günlere planladı. Tedavi sürecini yürüten sağlık çalışanları, herhangi bir hataya mahal vermemek adına hastaların kimlik bilgilerini, anne-baba adlarını, doğum tarihlerini ve protokol numaralarını her aşamada birebir teyit ederek süreci kontrol altında tutuyor. Ziyaretçiler oda numarası sorunca ortaya çıktı Kolon ve karaciğerindeki rahatsızlıklar nedeniyle cerrahi müdahale geçiren İbrahim Akyıldız (62), rahatsızlığını tesadüfen öğrendiğini ancak ailesinde de aynı vaka öyküsü bulunduğunu ve daha önce iki ağabeyini bu sebeple kaybettiklerini belirterek, "Dışkımdaki bulgular üzerine başvurduğumuz Prof. Dr. Cem Terzi’nin yaptığı tetkiklerin ardından açık kolon ameliyatına alındım. Operasyon sırasında doktorumuzun elle yaptığı kontrolde karaciğerimde de bir parça olduğu tespit edilince, her iki bölgeden de gerekli cerrahi müdahale yapıldı. Şu anda Doç. Dr. Ahmet Özveren’in gözetiminde kemoterapi görüyorum ve üçüncü seansımı tamamladım. Sağlığımızı; süreci adım adım takip eden, sürekli iletişim halinde kalarak muhtemel bir aksilikte anında müdahale eden bu başarılı sağlık ekibine borçluyuz." dedi. Hastanede kendisiyle aynı adı ve soyadı taşıyan, aynı hastalıktan ameliyat olmuş başka bir hastayla karşılaşmalarının tesadüf eseri gerçekleştiğini söyleyen Akyıldız, "Ameliyattan çıktığım ilk gün ziyaretçilerimiz İbrahim Akyıldız ismini vererek oda numarası sorduklarında, hastanede bu isimde iki hastanın bulunduğu ortaya çıktı. Eşimin de bilgilendirildiği bu gelişmenin ardından bölüm sorumlusu Semra Hoca’nın inisiyatifiyle hasta katlarımız ayrıldı. Başlangıçta doğum tarihlerimizin de aynı olduğu söylenmişti ancak ben 1964 doğumluyum ve adaşım benden on yaş büyük. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına hem biz büyük özen gösteriyoruz hem de hastane personeli anne-baba adı, doğum tarihi ve sonu 85 ile biten hasta yatış numaramızı birebir teyit ederek muhtemel bir karışıklığı kesin olarak önlüyor." ifadelerini kullandı. Adaşından 10 yaş büyük Kolon kanseri tedavisi gören hasta İbrahim Akyıldız (72), hemoglobinde düşme ve halsizlik gibi şikayetlerle başvurduğu hastanede beklemediği bir teşhis aldığını belirterek, "Kendi neslimiz kansere alışık olmasına rağmen hiç beklemediğim bir kolon kanseri teşhisi aldım. Kolonoskopi neticesinde tespit edilen tümör, Uzm. Dr. Cezmi Karaca tarafından ameliyatla alındı ve patoloji sonuçları doğrultusunda kemoterapiye başlandı. Şu anki sağlığım gayet yerinde. Kanser tedavilerinde erken teşhis hayati önem taşıyor ve özellikle 50 yaş üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Daha önce hiç düşünmediğim bu taramayı önceden yaptırmış olsaydım hekimlerin karar süreci çok daha kolaylaşacaktı. Sağlığımı borçlu olduğum tüm sağlık ekibine minnettarım. Ayrıca ameliyat, tedavi ve hekim gibi birçok ortak noktamız bulunan benden daha genç adaşımla hastanede ilk kez tanışmaktan mutluluk duydum." diye ekledi. Kimlik bilgileri kontrol ediliyor Acıbadem Kent Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Ahmet Özveren, aynı isim ve soy isme sahip, her ikisi de kolon kanseri olan hastaların bu durumunun ilginç olduğuna dikkat çekerek, "Böyle durumlarda çoklu basamaklı hasta kontrolü büyük önem taşıyor. Kliniğe ilk gelişten itibaren tüm takip süreçlerinde kimlik bilgilerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor. Hastalarımızın tedavilerine yeni başladık, süreç başarılı bir şekilde ilerliyor ve ameliyatlarını olan her iki hastamıza da şu anda koruyucu tedavi veriyoruz. Herhangi bir karışıklığa mahal vermemek adına tedavileri aynı günlere denk getirmemeye özen gösterirken, her basamakta sadece isim ve soy isimlerini değil, hastane protokol numarasını da soruyor ve tedavi protokollerini detaylıca karşılaştırıyoruz. Hastalarımızın isim, soy isim ve tanıları aynı olmasına rağmen hastalık evreleri, risk faktörleri, yaş grupları ve hastalığa sebep olan etiyolojiler gibi birçok unsur farklılaşabiliyor. İsim benzerliği ve ortak tanıları dışında aslında pek çok farklılıkları bulunuyor" sözlerini kullandı. Görülme sıklığı 50 yaşın altına indi Acıbadem Kent Hastanesi Kolorektal Cerrahı Prof. Dr. Cem Terzi, ad ve soyadları aynı olan iki hastanın aynı gün, aynı hastanede ve aynı ameliyathanede iki ayrı cerrah tarafından ameliyat edilmesinin nadir bir durum olduğuna ifade ederek, "Ameliyatları çok başarılı geçen 60 ve 70 yaşlarındaki iki hastamızın şu an koruyucu kemoterapi sürecinde fiziksel durumları gayet iyi. Eskiden genellikle 60 yaş üstünde görülen bu hastalık günümüzde erken yaşlara kayarak 50 yaşın altına kadar inmiş durumda. Dünyada ve Türkiye’de cinsiyet ayrımı gözetmeksizin en sık görülen üçüncü, ölümlere en çok yol açan ikinci kanser türü olan bu rahatsızlığın cerrahi ve kemoterapi yöntemleriyle tedavisi mümkün. Pek çok hastada tam kür sağlanabilmesine rağmen asıl önemli unsur tarama programları, erken tanı ve koruyucu yaklaşımdır. 50 yaşın üzerindeki herkesin mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor ve bu işlemle tespit edilerek alınan polipler sayesinde kolon kanseri gelişimi tamamen engellenebiliyor." diye söyledi. Erken teşhisin önemi Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Cezmi Karaca, hastalardan 62 yaşındaki İbrahim Akyıldız’ın doktoru olduğunu belirterek, "Aynı ismi taşıyan iki hastayı aynı gün, aynı ameliyathanede ve kolonun başlangıç bölgesi tanısıyla ameliyat ettik. Hastaların yatış sürecinde fark edilmeyen bu isim benzerliğini sonradan öğrendik ve şu an her iki hastanın da sağlık durumu son derece iyi. Mart ayı dünya genelinde kolorektal kanser farkındalık ayı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de bu hastalığın görülme yaşı giderek düşüyor, bu nedenle kadın veya erkek fark etmeksizin herkesin 45-50 yaş civarında mutlaka kolonoskopi yaptırması gerekiyor. Erken teşhis sağlandığı takdirde tam kür elde edilerek problem ortadan kalkıyor. Aynı dönemlerde teşhis alarak ameliyat edilen her iki hastamız da şu an koruyucu kemoterapi görüyor ve ilerleyen süreçte rutin kontrollerine devam edecekler." sözlerini kullandı.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:18
Dirençli mantar enfeksiyonlarına karşı yeni tedavi yaklaşımı geliştiriliyor
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Dr. Yağmur Ekenoğlu Merdan, yürütücülüğünü üstlendiği projede, son yıllarda hastanelerde daha sık görülen ve tedavisi zorlaşan "candidozyma auris" adlı mantara karşı yeni bir tedavi yaklaşımının araştırıldığını söyledi. TÜBİTAK-ARDEB 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenmeye değer bulunan çalışmada, mevcut mantar ilaçlarının etkinliğini artırmaya yönelik yenilikçi bir yöntem laboratuvar ortamında inceleniyor. Projede ele alınan candidozyma auris’in, özellikle bağışıklık sistemi zayıf hastalarda ciddi enfeksiyonlara yol açabildiğini belirten Dr. Ekenoğlu Merdan, bu mantar türünün birçok yaygın ilaca karşı direnç geliştirebildiğine dikkat çekti. Dr. Ekenoğlu Merdan, "Hastane enfeksiyonları açısından önemli bir sorun haline gelen candidozyma auris, mevcut tedavilere her zaman yeterli yanıt vermeyebiliyor. Bu da yeni ve destekleyici tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor" dedi. Mevcut ilacın etkisini güçlendiren bir yaklaşım Araştırma hakkında bilgi veren Dr. Ekenoğlu Merdan, "Mantarların çoğalma ve iletişim mekanizmalarını baskılayabilen farnesol adlı bir maddenin, özel taşıyıcı yapılarla birlikte kullanılması ve yaygın olarak kullanılan flukonazol adlı mantar ilacıyla oluşturduğu birlikte etkinin değerlendirilmesini hedefliyoruz. Bu yaklaşımın, ilacın mantar üzerindeki etkisini artırarak daha etkili ve güvenli tedavi seçeneklerine katkı sağlayabileceğini öngörüyoruz" dedi. Laboratuvar sonuçlarıyla etkinlik değerlendiriliyor Çalışma kapsamında geliştirilen bu yeni kombinasyonun, mantarın çoğalmasını ne ölçüde baskıladığı ve tedaviye katkı potansiyeli laboratuvar ortamında test edildiğini söyleyen Dr. Ekenoğlu Merdan, "Amacımız mevcut antifungal ilaçların etkinliğini artırabilecek, uygulanabilir ve güvenli yeni yaklaşımlar ortaya koymak. Bu tür çalışmalar, dirençli enfeksiyonlarla mücadelede önemli bir bilimsel zemin oluşturuyor" diye konuştu. Gelecek çalışmalara bilimsel altyapı sunması bekleniyor Araştırmadan elde edilecek bulguların, dirençli mantar enfeksiyonlarına yönelik yeni tedavi stratejilerinin geliştirilmesine katkı sağlaması ve ileride yapılacak daha kapsamlı çalışmalara yol göstermesi amaçlanıyor.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:17
Çocuklarda hastalık belirtilerini göz ardı etmeyin uyarısı
Çocuk hastalıklarında en önemli rehberin çocuğun genel durumu olduğunu, hiçbir belirtinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Osman Vural, doğru zamanda doğru adımın atılmasının, tedavinin en önemli basamağını oluşturduğunu söyledi. Ateşten öksürüğe, kusmadan döküntülere kadar birçok belirti çoğu zaman hastalıkların doğal bir parçası olarak ortaya çıkıyor. Uzm. Dr. Osman Vural, her ateşin korkulacak bir durum olmadığını ancak hiçbir belirtinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade ederek, "Ancak bazı belirtiler beklemek yerine hızlı hareket etmeyi gerektirir. Belirtilerin doğru yorumlanması, gereksiz kaygıyı azaltırken ciddi durumların erken fark edilmesini sağlar. Ayrıca erkenden önlem alarak tedavi sürecinde daha kontrollü ilerleme yapılabilir" dedi. "Ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu daha belirleyicidir" Ateş, çocukluk çağında en sık görülen bulgulardan biri olurken, ölçüm yerine göre değişmekle birlikte genellikle 38 derece ve üzerinin ateş olarak kabul edildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Osman Vural, "Ancak ateşin yüksekliğinden çok çocuğun genel durumu daha belirleyicidir. Ateşi olan bir çocuk oyun oynuyor, sıvı alabiliyor ve genel olarak iyi görünüyorsa çoğu zaman evde takip edilebilir. Buna karşılık özellikle üç aydan küçük bebeklerde ateş varlığı, havale geçirilmesi, bilinç değişikliği, nefes darlığı ya da morarma gibi durumlar acil değerlendirme gerektirir ve zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Bununla birlikte döküntülerin değerlendirilmesinde ateşin eşlik edip etmediği, döküntülerin üzerine basıldığında solup solmadığı ve çocuğun genel durumu önemli ipuçları verir. Özellikle basmakla solmayan mor döküntüler ve ateşin birlikte olması acil değerlendirilmesi gereken ciddi bir durumda olabilir" ifadelerini kullandı. "Öksürüklerin büyük kısmı viral kökenlidir ve antibiyotik gerektirmez" Öksürüğün, çoğunlukla viral enfeksiyonların doğal bir parçası olduğunu ve iki ila üç haftaya kadar sürebileceğini ifade eden Uzm. Dr. Vural, "Bu durum tek başına endişe nedeni değildir. Ancak öksürüğün gece uykudan uyandırması, nefes almayı zorlaştırması, hırıltı ile birlikte olması veya morarma ile seyretmesi durumunda mutlaka değerlendirilmesi gerekir. Ayrıca toplumda sık yapılan hatalardan biri, öksürüğün ilk günlerinde antibiyotik beklentisidir. Oysa öksürüklerin büyük kısmı viral kökenlidir ve antibiyotik gerektirmez. Bu belirtilere ek olarak burun tıkanıklığı da özellikle küçük bebeklerde daha fazla önem taşır. Bunun nedeni bebeklerin ağızdan nefes alma becerisinin yeterince gelişmemiş olmasıdır. Burun tıkanıklığı olan bebeklerde emme sırasında sık bırakma ve nefes almakta zorlanma görülebilir. Bu durumda burun temizliği yapılması, ortam neminin uygun şekilde ayarlanması ve yeterli sıvı alımının sağlanması önemlidir" şeklinde konuştu. Kusma, bulantı ve iştahsızlık bulgularında neler yapılmalı Uzm. Dr. Osman Vural, çocuklarda kusma tek seferlik olduğunda çoğu zaman ciddi bir sorun oluşturmayacağını ancak kusmanın sürekli hale gelmesi, çocuğun sıvı tutamaması, şiddetli karın ağrısı ile birlikte olması ya da kusmanın yeşil veya kanlı olması durumunda acil değerlendirme gerekli olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: "Bu tür belirtiler altta yatan daha ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Kusma belirtilerine ek ya da kendi başına ayrıca bir bulgu olan ishalde en önemli risk, vücuttan sıvı kaybı yani dehidratasyondur. İdrar miktarında azalma, ağız kuruluğu, gözlerde çöküklük ve halsizlik gibi belirtiler sıvı kaybını düşündürür. Bu durumda en önemli yaklaşım, çocuğa sık aralıklarla sıvı verilmesi ve uygun beslenmenin sürdürülmesidir. Ancak kanlı ishal, yüksek ateş ya da genel durum bozukluğu varsa beklenmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. İştahsızlık gibi bir belirtinin olması durumunda da ayrıca incelenmesi gereken durumlar olabilir. İştahsızlık, çocuklarda sık karşılaşılan bir durumdur ve tek başına bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir. Burada önemli olan çocuğun büyüme süreci, enerjisi ve günlük aktiviteleridir. Ateşli hastalık dönemlerinde iştahsızlık tamamen normaldir ve bu süreçte öncelik beslenmeden çok sıvı alımının sağlanması olmalıdır. Çocuğu zorla yedirmeye çalışmak ise uzun vadede iştahsızlığı artırabilir." "Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması da bağışıklık sisteminin korunması açısından önemli" Bağışıklık sisteminin tek bir ürün ya da şurup ile güçlendirilemeyeceğini, düzenli uyku, dengeli beslenme, açık hava ve fiziksel aktivitenin bağışıklığın temel taşlarını oluşturduğunu ifade eden Uzm. Dr. Osman Vural, "Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması da bağışıklık sisteminin korunması açısından önemlidir. Takviyeler ise ancak gerekli durumlarda ve hekim önerisi ile kullanılmalıdır. Çocukları hastalıklardan korumada en etkili yaklaşım korunmadır. El hijyenine dikkat edilmesi, evin düzenli havalandırılması, oda sıcaklığının uygun aralıkta tutulması, sigara dumanından uzak durulması, düzenli uyku ve aşıların aksatılmaması temel koruyucu önlemler arasındadır" diye konuştu.
26 Mart 2026 Perşembe - 09:13
Gökçeada’da rahatsızlanan hasta helikopter ambulansla Çanakkale’ye sevk edildi
Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde göğüs ağrısı şikayei olan hasta, helikopter ambulansla Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Gökçeada ilçesinde göğüs ağrısı şikayeti olan hasta, Gökçeada Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne getirildi. Acil serviste yapılan ilk tetkiklerin ardından hastaya ’Miyokard Enfarktüsü’ tanısı konuldu. Hastaya ilk müdahale hastanede gerçekleştirildi. Hastanede ilk tetkikleri ve müdahaleleri sağlanan hastanın ileri tetkik ve tedavi ihtiyaçları nedeniyle Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevki kararlaştırıldı. Gökçeada Havalimanı’nda Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansı ‘Hava-17’ ekibine teslim edilen hasta, Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’ne sevk edildi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 21:00
Hekimsen duyurdu: Sağlık camiasında ortak iktisadi yapı
Hekimsen Sendikası, sağlık çalışanlarının ekonomik gücünün artırılması ve sosyal refahının desteklenmesi amacıyla ortak iktisadi yapı oluşturulacağını açıkladı. Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, planlanan ortak iktisadi yapı çalışmasının detaylarını paylaştı. Genel Başkan Uzm. Dr. Adil Kurban öncülüğünde başlatılan ortak iktisadi çalışma ile tamamen sivil toplum temelli bir yapı oluşturulması hedefleniyor. Çalışma kapsamında konut projeleri, kongre ve organizasyon merkezli konaklama tesisleri, hekim ve sağlık çalışanlarına yönelik bakım evleri, daha avantajlı araç alım imkanları, çeşitli ticari ve sosyal yatırım projeleri hayata geçirilecek. Projenin ilk aşamada yalnızca Hekimsen ile AL-KON Konfederasyonu üyelerini kapsayacağı, ilerleyen süreçte ise yapının genişletilmesinin değerlendirileceği öğrenildi. "Bütüncül model olacak" Hekimsen Sendikası Genel Başkanı Uzm. Dr. Adil Kurban, Hekimsen’in başlattığı bu girişimin sağlık çalışanlarının ekonomik, sosyal ve mesleki gücünü artırmayı hedefleyen bütüncül bir model olacağını dile getirdi. Uzm. Dr. Adil Kurban, "Sağlık camiasında dönüşüm başlatacak ortak iktisadi yapı çalışması, Türkiye’de sağlık çalışanları için yeni bir dönemin başlangıcı olacak" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 19:40
Vali Aydoğdu’dan hastalara ziyaret
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Belediye Başkanı Bekir Aksun ile birlikte Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören hastaları ziyaret etti. Vali Aydoğdu, hastanede tedavileri devam eden vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini iletti. Ziyaret sırasında Hastane Başhekimi Ufuk Kuyrukluyıldız ve doktorlardan hastaların durumu hakkında bilgi alındı. Vali Aydoğdu, tüm hastalara acil şifalar dileyerek, sağlık hizmetlerinin sunumunda özveriyle görev yapan doktorlar ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:48
"İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyasında Van öne çıktı
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, Van elde ettiği sonuçlarla öne çıkan iller arasında yer aldı. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen "İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa" kampanyası kapsamında Türkiye genelinde milyonlarca vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, fazla kilolu olduğu belirlenen vatandaşlar ise sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirilerek ücretsiz danışmanlık hizmeti almaya başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun öncülüğünde yürütülen kampanya kapsamında Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy ve kilo ölçümü yapılırken, sağlıklı hayat merkezlerinde takip edilen danışanlar sayesinde 10 ayda toplam 513 bin kilo verildi. Kampanya kapsamında elde edilen verilerde Van, hem verilen toplam kilo miktarı hem de danışanların takiplerine devam etmesi açısından Türkiye’de öne çıkan iller arasında yer aldı. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, kampanyanın Van’da önemli sonuçlar verdiğini belirtti. Tosun, "Sağlık Bakanlığımız tarafından yürütülen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında ilimizde vatandaşlarımız sağlıklı hayat merkezlerimize yoğun ilgi göstermiştir. Son bir yıl içerisinde merkezlerimize başvuran yaklaşık 9 bin vatandaşımız, uzman diyetisyenlerimizin hazırladığı kişiye özel beslenme programları ve düzenli takiplerle toplamda 28 bin kilo vererek önemli bir başarı elde etmiştir. Van, bu sonuçlarla Türkiye genelinde en fazla kilo verilen iller olan İstanbul ve Denizli ile birlikte öne çıkan iller arasında yer almıştır" ifadelerini kullandı. Sağlıklı hayat merkezlerinde vatandaşlara ücretsiz beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite danışmanlığı ve psikolojik danışmanlık hizmetleri sunulduğunu belirten Tosun, sağlıklı bir yaşam için destek almak isteyen tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:27
"İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyasıyla 513 bin kilo verildi
Sağlık Bakanlığı’nın geçen yılın mayıs ayında başlattığı ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla vatandaşlar, 10 ayda 513 bin kilo verdi. Sağlık Bakanlığı, geçen yılın mayıs ayında ’İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasını başlatmış, boy-kilo ölçümlerinde fazla kilolu çıkanlar Sağlıklı Hayat Merkezlerine (SHM) yönlendirilmişti. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, kampanyaya katılan vatandaşların SHM’lerde sunulan beslenme danışmanlığı ile 10 ayda yaklaşık 513 bin kilo verdiğini açıkladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’de ’İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyasıyla 10 milyon kişinin kilosunu ölçtüklerini, bu kampanyaya katılıp SHM’lerde takip ettikleri 211 bin vatandaşın ideal kilosuna ulaştığını belirtti. Beslenme alışkanlığı iyi olmayan kişilerin özellikle SHM’de hizmet aldığında kilolarını verdiklerini ve sağlıklı yaşama geçtiklerini belirten Memişoğlu, şimdiye kadar Türkiye’de bu kampanyayla 513 bin kilo verildiğini sözlerine ekledi. Türkiye genelinde 10 milyon vatandaşın boy-kilo ölçümleri yapılmıştı 10 Mayıs-10 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen kampanyada 10 milyon vatandaşa ulaşılmış, boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri tespit edilmişti. Ölçümler sonucunda ’fazla kilolu’ çıkanlar ücretsiz beslenme danışmanlığı için SHM’ye davet edilmişti. Kampanya sonrası vatandaşlara verilen beslenme danışmanlığının SHM’deki ilk çıktıları toplandı. Verilere göre, SHM’deki takiplerine devam eden yaklaşık 211 bin kişinin yaklaşık 513 bin kilo verdiği açıklandı. En fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildi Kampanyaya en fazla danışan sayısı 13 bin 75 kişi ile İstanbul’da kaydedildiği belirtilirken, İstanbul’u 10 bin 901 danışan ile Antalya, 8 bin 738 danışan ile Van’ın izlediği ifade edildi. Ayrıca SHM’lerde kişiye özel düzenlenen beslenme programları ve rutin kontroller neticesinde en çok kilo verilen iller toplamda 51 bin 81 kg ile İstanbul, 35 bin 113 kg ile Denizli, 27 bin 634 kg ile Van oldu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
Ankara’da Dünya Tüberküloz Günü kapsamında düzenlenen sempozyumda, dirençli tüberkülozda kısa süreli ilaç tedavisine geçiş süreci ele alındı. Dünya Tüberküloz Günü kapsamında, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi ev sahipliğinde, ‘Dirençli Tüberkülozda Kısa Süreli İlaç Tedavisine Geçiş’ konulu sempozyum düzenlendi. Programda konuşan, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, teknolojik imkanlardan yararlandıklarını belirterek, "2024 yılında toplam kaydedilen vaka sayısı yeni hastalarla beraber 387 olgu hızları da 2017’de 100 binde 13.8 iken 2024’te 100 binde 6.6’lara kadar düşmüş durumda açıkçası. Çoklu ilaca dirençli hasta sayılarımız da azalıyor. Bununla birlikte tabii ki tedavi başarımız da yüzde 80 ve üzerinde" ifadesini kullandı. "Korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor" Kişinin sağlığının öncelikli olarak korunması gerektiğini belirten Kurtcebe, "Birçok gelişmiş büyük şehir hastanelerimiz, eğitim hastanelerimiz, birçok imkanımız, donanımımız ve çok kıymetli sağlık çalışanlarımız, hocalarımız mevcut ve o konuda sıkıntı yaşamıyoruz. Ama biz ne kadar hastane yaparsak yapalım, içini ne kadar donatırsak donatalım, sizler orada çalışın hizmet verin ama önemli olan birinci planda, her zaman aslında bizim yıllardan beri dile getirdiğimiz, birinci basamak sağlık hizmetleri kişinin sağlığını öncelik olarak koruması. Tüberküloz da aynı şekilde, korunma hastalığı tedavi etmekten çok daha önce geliyor. O yüzden biz bu hastaları izole ediyoruz, o yüzden diğer hastalara bulaşmasını engellemeye çalışıyoruz ve bu risk ortamlarını azaltmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır" Tüberkülozun bulaşıcı bir hastalık olduğunu belirten Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Aydın Kurtcebe, "Tüberküloz bulaşıcı bir hastalıktır. Hızlı tanı koymak, her şeyden önce hızlı tedavi edilmesi gerekiyor. Bazen toplumda ve sağlık çalışanlarımızın arasında damgalama gibi bir takım yanlış hareketler olabiliyor. Bizim idare olarak sıkıntı yaşadığımız konulardan biri bu" ifadelerini kullandı. "Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor" Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısının bulunmadığına dikkati çeken Kurtcebe, "Türkiye’nin neresinde olursa olsun arayan hekim arkadaşlarımıza mesajla ya da telefonla olsun gerekli bilgi ve donanımlarını bu arkadaşlara sunuyorlar. Dünyada tüberküloza bakıldığı zaman nedir? Yılda 10,7 milyon yeni vaka çıkıyor. Bunların 1,25 milyonu maalesef kaybediliyor. Asya ve Afrika’da Türkiye’deki gibi güçlü bir sağlık altyapısı yok. Oradan da gelen hastalarımız oluyor. Oradan gelen hastalarımızı da ücretsiz bir şekilde, yine güvencesi olmayan Türkiye’deki vatandaşlarımıza da hiçbir ücret almadan bu hastalığın tedavisini sağlıyoruz" dedi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
Ağrı’nın Patnos ilçesinde sağlık alanında önemli bir gelişme daha yaşandı. Patnos Devlet Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmayı sürdürüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Can Berk Karabudak ile Op. Dr. Gülcan Karataş Gezen tarafından Total Laparoskopik Histerektomi (TLH) yöntemi başarıyla uygulandı. Kapalı ameliyat tekniğiyle gerçekleştirilen operasyon, hastaya daha hızlı ve konforlu bir iyileşme süreci sağladı. Alanında uzman hekimlerin özenli çalışmasıyla tamamlanan operasyon sonrası hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, modern cerrahi yöntemlerin ilçede başarıyla uygulanması dikkat çekti. Gerçekleştirilen bu operasyon, Patnos’ta sağlık hizmetlerinin her geçen gün daha da geliştiğini bir kez daha ortaya koydu.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:42
Lise öğrencileri tıp sempozyumuna katıldı
Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, hekimlik mesleğinin temelinin insan sevgisi olduğunu söyleyerek, "Bir daha dünyaya gelsem yine hekim olurdum" dedi. Adana’da İsmail Safa Özler Anadolu Lisesi öncülüğünde; Biyoloji Öğretmeni Gülden Kılınç ve Tarih Öğretmeni Çetin Öztürk koordinatörlüğünde düzenlenen "Tıp Sempozyumu", Nezihe Yalvaç Uygulama Oteli’nde gerçekleştirildi. Adana Anadolu Lisesi, Piri Reis Anadolu Lisesi, Adana Ticaret Odası Anadolu Lisesi, İsmail Safa Özler Anadolu Lisesi ve ÇEAŞ Anadolu Lisesi öğrencilerinin katılım sağladığı sempozyumda, tıp mesleğinin manevi boyutu ve güncel tıbbi gelişmeler ele alındı. "Bir daha dünyaya gelsem yine hekim olurdum" Sempozyuma katılan Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar, hekimlik mesleğinin temelinin insan sevgisi olduğunu ifade ederek, "Hekimlik, kaynağını saf insan sevgisinden alan, icrası yüksek bir huzur kaynağıdır. Tüm insanlığın sağlığından sorumlu olduğumuz bu kutlu yolda, her gün tıp hekimi olduğum için ayrı bir mutluluk duyuyorum. Şunu açık yüreklilikle ifade edebilirim ki; bir daha dünyaya gelsem, yine aziz milletimin sağlığına hizmet ettiğim bu mukaddes mesleği seçerim" diye konuştu. Program kapsamında kurulan Organ Bağışı, Sağlıklı Beslenme, Acil Sağlık Hizmetleri ve Bilinçli İlk Yardım standları öğrenciler tarafından büyük ilgi gördü. Etkinlik, geleceğin hekim adayı gençlerle çekilen hatıra fotoğrafları ile sona erdi.
25 Mart 2026 Çarşamba - 15:36
Sakarya’da uzmanlar böbrek sağlığı hakkında konuşacak
Sakarya Büyükşehir Belediyesi, böbrek hastalıklarına dikkat çekmek ve erken tanının önemini vurgulamak amacıyla "Herkes İçin Böbrek Sağlığı" başlıklı bir bilgilendirme toplantısı düzenliyor. Program, 26 Mart Perşembe günü Sosyal Gelişim Merkezi’nde (SGM) gerçekleştirilecek. Sakarya Üniversitesi ve Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Nefroloji Bilim Dalı iş birliğiyle hazırlanan etkinlik, saat 13.30’da SGM Konferans Salonu’nda başlayacak. Toplantıda böbrek sağlığının korunması, hastalıkların erken belirtileri ve risk faktörleri teknik detaylarıyla ele alınacak. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Hamad Dheir’in üstleneceği programda, Doç. Dr. Mahmud İslam konuşmacı olarak yer alacak. Katılımcılara; böbreklerin vücuttaki temel görevleri, hastalıkların erken uyarı işaretleri ve günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken hususlar aktarılacak.Program kapsamında ayrıca tansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların böbrek sağlığı üzerindeki etkileri ile toplumda yaygın olan yanlış bilgiler üzerinde durulacak. Uzmanlar, sağlıklı yaşam için uygulanması gereken pratik önerileri vatandaşlarla paylaşacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder