Son Dakika
|
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
MSB: İran'dan atılan balistik füze engellendi
Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İsrail, İran'da füze ve savunma sistemlerinin bulunduğu tesisleri vurdu
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
İsrail Savunma Bakanı Katz: "Hamaney'in halefi de kesin bir hedef olacak"
İran: "Avrupa Birliği, uluslararası hukuka bağlılığını sürdürmeli"
Pezeşkiyan: "Ülke durma noktasına gelmedi"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ömer Halisdemir Anıtı’nda dua etti
Pezeşkiyan'dan İspanya'ya: "Batı dünyasında hala duyarlı vicdanlar var"
ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği'nden Irak'taki ABD vatandaşlarına acil tahliye çağrısı
Putin: "Belki de Avrupa pazarlarına doğal gaz tedarikini hemen şimdi durdurmamız mantıklı olurdu"
Bakan Kacır: "İhracatımızı 273 milyar dolara çıkardık"
Laricani: "Trump, Netanyahu’nun palyaçoluklarıyla ABD halkını İran’la haksız bir savaşa sürükledi"
SAĞLIK
Kalp hastalarının oruç tutarken dikkat etmesi gerekenler
04 Mart 2026 Çarşamba - 18:02:03
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, Ramazan ayında kalp hastalarının oruç kararı almadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini belirterek, "Her kalp hastası için tek tip bir kural yok. Karar hastalığın tipi ve hastanın klinik durumuna göre verilmelidir" dedi. Ramazan ayının hem manevi hem de fiziksel disiplin gerektiren özel bir dönem olduğunu ifade eden Doç. Dr. Mustafa Kaplangöray, kalp-damar hastalıklarının geniş bir yelpazeye sahip olduğunu ve bu nedenle genel bir ’yasak’ ya da ’serbest’ yaklaşımının doğru olmadığını vurguladı. Uygun şartlarda ve hekim kontrolünde birçok kalp hastasının oruç tutabileceğini belirten Doç. Dr. Kaplangöray, özellikle tansiyonu ilaçla kontrol altında olan ve klinik olarak stabil seyreden hastaların dikkatli bir planlamayla bu süreci geçirebileceğini söyledi. Ancak bazı hasta gruplarında orucun risk oluşturabileceğine dikkat çeken Kaplangöray, "İleri evre kalp yetersizliği olanlar, son 6 ay içinde kalp krizi geçirenler, yeni stent veya bypass operasyonu yapılanlar, kontrolsüz hipertansiyonu bulunanlar ve ciddi ritim bozukluğu yaşayan hastalar doktorlarına danışmadan oruç tutmamalıdır" diyerek uyarıda bulundu. "İlaç düzeni mutlaka yeniden planlanmalı" Ramazan ayında en sık yapılan hatanın ilaç saatlerini rastgele değiştirmek olduğunu belirten Doç. Dr. Kaplangöray, bunun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Oruç sürecinde ilaç saatleri mutlaka yeniden planlanmalıdır. Özellikle kan sulandırıcı kullanan hastalarda düzensiz kullanım pıhtı riskini artırabilir. Atriyal fibrilasyon, mekanik kapak ya da stent sonrası tedavi gören hastalar Ramazan öncesinde kardiyoloji kontrolünden geçmelidir" ifadelerini kullandı. Kalp hastaları için Ramazan önerileri Doç. Dr. Kaplangöray, oruç tutabilen kalp hastaları için şu önerileri paylaştı: "İftar, ara öğün ve sahur şeklinde üç öğün düzeni oluşturulmalı, lifli sebzeler, baklagiller, tam tahıllar ve protein ağırlıklı besinler tercih edilmeli. Aşırı yağlı, tuzlu ve şekerli yiyeceklerden kaçınılmalı. Sahura mutlaka kalkılmalı ve iftar ile sahur arasında yeterli su tüketilmeli." "Oruç kararı kişiye özeldir" Bireysel değerlendirme ile karar verilmesi gerektiğini vurgulayan Kaplangöray, "Ramazan ölçü ve denge ayıdır. Bu denge korunursa hem manevi hem de bedensel kazanç sağlanabilir. Ancak kalp sağlığı riske atılmamalıdır" dedi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:50
Obezite Merkezi ile sağlıklı hayata adım atıyorlar
Sağlıklı Bakanlığınca, kilo fazlalığı (Obezite) ile mücadele kapsamında kararlı adımlar atılıyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda geçtiğimiz yıl faaliyete giren Bursa Şehir Hastanesi Obezite Merkezi, multidisipliner tedavi yöntemleriyle kilo fazlalığından şikâyetçi bireylerin hayatına dokunmaya devam ediyor. Açıldığı günden bu yana 2 binin üzerinde vatandaşa hizmet veren merkeze başvuranlar; uzman hekim, diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist eşliğinde sağlıklı bir yaşama adım atıyor. Merkezde verilen hizmetlerle ilgili açıklamalarda bulunan Bursa Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği’nde görevli Prof. Dr. Nizameddin Koca, obezitenin yalnızca fiziksel bir görünüm değil, tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalık olduğunu vurguladı. Merkezin sunduğu imkânları sıralayan Prof. Dr. Koca, "Merkezimizde hekim tarafından muayene edilen hastalarımız diyetisyen, psikolog ve fizyoterapist tarafından düzenli olarak değerlendirilmektedir. Hastalarımız diyet ve egzersiz programlarına dâhil edilmekte, ihtiyaç duyulan vakalar için medikal tedavi önerilerinde bulunulmaktadır. Bu tedavilerin yetersiz kaldığı hasta grupları ise gastroenteroloji cerrahisi, genel cerrahi, endokrinoloji ve dâhiliye uzmanlarının bulunduğu cerrahi konseyimiz tarafından değerlendirilerek, cerrahi kararı verilebilmektedir" dedi. 200’den fazla hastalığın sebebi Obeziteyi bir hastalık olarak fark edip, mücadeleye çocuklardan başlanması gerektiğinin altını çizen Koca, "Biz obeziteyi bir hastalık olarak algılamakta maalesef çok geç kaldık. Obeziteyi adeta normalin bir varyasyonu gibi değerlendiriyoruz, ’kahverengi gözlü, yeşil gözlü veya obez’ diyerek normalleştiriyoruz. Oysa obezite, 200’den fazla hastalığa sebep olduğu bilinen çok önemli bir hastalıktır. Dünya istatistikleri, sağlık harcamalarının en fazla yapıldığı alanın obezite kaynaklı sorunlar olduğunu açıkça göstermektedir. Diyabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, osteoartrit ve obstrüktif uyku apnesi gibi 200’den fazla hastalığın temel sebebi obezitedir" şeklinde konuştu. Koca son olarak, obezite merkezinde tedavisi tamamlanan bireyleri, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı sağlıklı hayat merkezlerine yönlendirdiklerini ve diyetisyen eşliğinde sağlıklı beslenme alışkanlıklarını devam ettirmelerini tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi. 11 ayda 30 kilo verdi Yalova’dan gelerek obezite merkezine başvuran 33 yaşındaki Şeyma Taşan, 11 aylık süreçte yaşadığı büyük değişimi anlattı. Merkeze bir arkadaş tavsiyesiyle geldiğini belirten Taşan, "Yaklaşık 11 aydır bu obezite ünitesine devam ediyorum ve bu süreçte 30 kilo verdim. Aldığım hizmetten çok memnunum, buradaki ekip her geldiğimde çok ilgili. Tedavi sürecimiz başladığında önce mevcut rahatsızlıklarım iyileştirildi, ardından diyetisyen yardımıyla kilo verme aşamasına geçtik. 30 kilo verdiğim için çok mutluyum ve şu an bu kiloyu korumaya çalışıyorum. Beslenme alışkanlıklarım tamamen değişti, hayata bakışım ve öz güvenim tazelendi. Artık çocuklarımla daha fazla vakit geçirebiliyor, spor yapabiliyorum. Spor artık hayatımın merkezinde. Buraya gelmek, hayatımda yaptığım en iyi işlerden biri oldu" diye kullandı. "Hayat kalitem arttı" Merkeze başvuran ve 6 ayda 20 kilo veren bir diğer hasta Arzu Ordu ise obezitenin bir hastalık olduğunu buraya geldikten sonra öğrendiğini ifade etti. Merkeze başvurmak isteyip de çekingen davrananlara seslenen Ordu, "Başta çok çekinmiştim ancak buradaki ilgiyi görünce tüm kaygılarım geçti. Dört farklı doktorun bir arada çalışması, diyetisyenin sağlıklı beslenmeyi öğretmesi ve psikoloğun yeme krizlerine karşı verdiği destek çok kıymetli. Burası insana ’her ay düzenli geleyim, tedavi olayım’ dedirtiyor. Kilo verdikten sonra hayat kalitem arttı. Her ay randevu tarihimin gelmesini ve verdiğim kilolarla doktorlardan tebrik almayı büyük bir motivasyonla bekliyorum" ifadelerini kullandı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:48
"İşitme Kayıplı Çocuklarla Çalışma" semineri
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü tarafından 3 Mart Dünya İşitme Günü kapsamında "İşitme Kayıplı Çocukla Çalışmak: İşitme Kaybı ve Eğitsel Müdahaleler" başlıklı seminer düzenlendi. Eğitim Fakültesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını Özel Eğitim Bölüm Başkanı Prof. Dr. Yasemin Ergenekon yaptı. Seminere konuşmacı olarak Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz katıldı. Etkinliğe çok sayıda öğretim elemanı ve öğrenci katılım gösterdi. Dr. Öğr. Üyesi Öz: "İşaret diline dayalı ve sözel dile dayalı iki temel yaklaşım var" Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Özel Eğitim Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Hatice Öz konuşmasında işitme kayıplı çocuklara yönelik yaklaşımları şu sözlerle anlattı: "İşaret diline dayalı yaklaşımlar ve sözel dile dayalı yaklaşımlar olmak üzere iki temel yaklaşım bulunmaktadır. Ülkemizde geçmişte işaret diline karşı ciddi bir önyargı vardı ancak son yıllarda bu önyargının büyük ölçüde kırıldığını söyleyebiliriz. Buna rağmen alanda yeterli sayıda uzman bulunmaması önemli bir sorun olarak devam etmektedir. İşitme kayıplı çocukların erken dönemde taranması ve tanılanmasıyla birlikte sözel yaklaşımlar günümüzde daha baskın biçimde kullanılmaya başlanmıştır. İşitsel-sözel terapi aslında aile merkezli bir yaklaşımdır. Haftada iki saatlik bir eğitimle ana dil öğretmenden öğrenciye kazandırılamaz. Bu nedenle aileyi sürece aktif olarak dahil ediyoruz. Ailelerin, çocuklarının dil, dinleme ve konuşma becerilerini geliştirirken birincil kolaylaştırıcı olmalarına rehberlik ediyoruz. Günlük rutinler içinde bu becerileri destekleyecek ortamların oluşturulmasına yönelik çalışmalar yürütüyoruz." İşitsel-sözel terapi stratejileri ele alındı Seminerde işitsel-sözel terapi kapsamında kullanılan stratejiler de ayrıntılı biçimde ele alındı. Hata analizi sürecinde "Ne duydun?" sorusunun kullanılmasının ve çocuğun kendi işitmesine güveninin desteklenmesinin önemine değinildi. Yeni bilgilerin çocuğun mevcut bilgileri üzerine inşa edilmesi gerektiği vurgulanırken, özellikle eylem ve kavramların öne çıkarılmasının dil gelişimine katkı sağladığı ifade edildi. Dil gelişiminde önce alıcı dilin (anlama), ardından ifade edici dilin geliştiğini belirten Öz, çocuğun çıkardığı sesleri taklit etme, genişletme yöntemiyle ifadeye yeni kelime ekleyerek modeli zenginleştirme ve hataları doğrudan eleştirmek yerine doğru biçimi model olarak sunma gibi stratejilere dikkat çekti. Ayrıca yansımalı kelimelerle ses-nesne ilişkisi kurma, uygun mesafe ve gürültü kontrolü sağlama, sözel yönlendirme yapma, işitsel tamamlama etkinlikleri uygulama, duraklama ve beklenti oluşturma yoluyla ortak dikkati destekleme, gerektiğinde görsel stratejilerden yararlanma ve nesneye işaret ederek ortak dikkat başlatma gibi uygulamalara da yer verildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 15:27
Selçuk Üniversitesinde Göğüs Cerrahisinde bir ilk: Robotik Cerrahi uygulandı
Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde robotik cerrahi teknolojisi, göğüs cerrahisi alanında ilk kez uygulanmaya başlandı. Küçük kesilerle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastalar daha az ağrı duyuyor ve günlük yaşamlarına hızlı uyum sağlıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde kullanılan son teknoloji robotik cerrahi sistemiyle ameliyatlar invaziv yöntemle gerçekleştiriliyor. Bu sistem, özellikle akciğer kanseri ve göğüs kafesi içindeki çeşitli hastalıkların tedavisinde önemli avantajlar sunuyor. Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Yıldıran, robotik cerrahinin küçük kesilerle yapılan ve hastaya daha az travma veren bir yöntem olduğunu belirterek, "Robotik cerrahi, son teknoloji bir sistem. Biz de göğüs cerrahisi olarak birçok vakada bu yöntemi kullanmaya başladık. Akciğer kanseri başta olmak üzere göğüs kafesi içindeki hastalıkların cerrahi tedavisini birkaç santimetrelik küçük kesilerle gerçekleştirebiliyoruz. Bu yöntem hastaya daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve günlük yaşama daha çabuk dönüş imkanı sağlıyor" dedi. Robotik yöntemle ameliyat edilen bir hastanın bronşektazi nedeniyle operasyona alındığını ifade eden Yıldıran, "Bronşektazi, akciğerde kronik enfeksiyona bağlı olarak hava yollarının genişlemesiyle ortaya çıkan bir hastalık. Uygun hastalarda cerrahi tedavi önemli bir seçenek oluşturuyor. Biz de ameliyatı dört küçük giriş noktasından gerçekleştiriyoruz. Robotik sistemin üç boyutlu görüntü sağlaması ve cerraha kapalı alanda hassas hareket imkanı sunması sayesinde ameliyatı daha kontrollü ve etkili bir şekilde yapabiliyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mart 2026 Salı- 11:19
Tokat’ta şap hastalığına karşı yoğun mesai
2
01 Mart 2026 Pazar- 11:03
Kapalı damarı Almanya’da açılmayınca, Elazığ’a gelip sağlığına kavuştu
3
03 Mart 2026 Salı- 10:00
Uzmanından açıklama: "Erişkin her 3 kişiden biri hipertansiyon hastası"
4
03 Mart 2026 Salı- 13:48
Yeşilay’dan Uşak’ta farkındalık yürüyüşü
5
03 Mart 2026 Salı- 13:10
Uzmanlardan kritik "ekran" uyarısı
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:37
"Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" sempozyumu düzenlendi
Sağlık Bakanlığı, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi (TÖTM) ve Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneğinin iş birliğinde "Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" adlı sempozyum gerçekleştirildi. Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezinde yapılan sempozyuma; İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Özbekistan Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rashid Yusupovich Ruzibaev, Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Davronbek Yusupovich Batirov, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Özer, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz, dekanlar, akademik ve idari personel ile öğrenciler katıldı. Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Rektör Prof. Dr. Akpolat, İnönü Üniversitesinin ulusal ve uluslararası hedeflerini anlattı. İnönü Üniversitesinin küresel ölçekte bir marka haline geldiğini söyleyen Akpolat, "İş birliği ile yapılan yayın ve proje sayılarını arttırmak istiyoruz ve bu anlamda Türkiye’ye ve dünyaya bilim alanında katkı sağlamak istiyoruz. Üniversitemizin bir dünya markası haline geldiğini ifade etmiştim. Özellikle karaciğer naklinde şu an Türkiye’de bir numarayız. Avrupa’da bir numarayız. Dünyada da bir numarayız. Çapraz karaciğer nakline başladıktan sonra çapraz karaciğer naklinde de artık dünyada rakipsiz konumdayız" dedi. Pediyatrik kemik iliği naklinde de önemli bir konumda olduklarını söyleyen Akpolat, "En fazla kemik iliği nakli yapan, Türkiye’de erişkin kemik iliği nakli yapan merkez konumundayız. Ayrıca pediyatrik kemik iliği naklinde de Samsun’dan Adana’ya bir hat çektiğinizde o hattın doğusunda kalan bölgede tek merkeziz. Tüm bölgeye hizmet ediyoruz. Bu anlamda çok önemli bir sağlık hizmetini de ifa etmiş oluyoruz" şeklinde konuştu Rektör Akpolat, sempozyuma katkı veren herkese teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Ürgenç Tıp Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rashid Yusupovich Ruzibaev Urgenç, Ürgenç Tıp Üniversitesi hakkında bilgi verdi. Türkiye-Özbekistan arasındaki akademik ve bilimsel iş birliğinin artarak devam edeceğini belirterek katkılarından dolayı İnönü Üniversitesi önceki dönem rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay’a ve Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat’a teşekkürlerini iletti. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan, sempozyumun bilim dünyası ile sağlık camiası için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu. TÖTM Başhekimi Prof. Dr. Erol Karaaslan, yoğun bakım hemşirelerinin hayatla ölüm arasındaki süreçte üstlendiği hayati role dikkat çekerek hemşirelerin bu anlamda "sessiz kahramanlar" olduğunu ifade etti. Sempozyum Onursal Başkanı ve Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe Belin Özer, yoğun bakım hemşirelerinin mesleklerini yalnızca teknik bilgiyle değil, güçlü bir vicdan ve insani duyarlılıkla icra ettiğini belirtti. Sempozyum Başkanı ve Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ebru Kıraner de dernek hakkında bilgi verdi. Kıraner, Türkiye’nin dört bir yanında düzenlenen toplantılarla mesleki birlikteliğin güçlendiğini söyledi. Sempozyumun bir diğer başkanı TÖTM Hemşirelik Hizmetleri Müdürü Gönül Gül Er ise, hemşireleri sağlık alanında kilit roller üstlenen sağlık profesyonelleri olarak niteledi. 350 sağlık personelinin katıldığı sempozyum, açılış konuşmalarının ardından 4 ayrı panel ile devam etti. Panellerde, yoğun bakım hemşireliğinde güncel yaklaşımlar, enfeksiyon kontrolü, organ destek tedavileri, monitorizasyon, mobilizasyon ve kanıta dayalı uygulamalar multidisipliner yaklaşımla ele alındı. Alanında uzman konuşmacıların yer aldığı "Yoğun Bakım Hemşireliğinde Güncel Yaklaşımlar" sempozyumu, hemşirelik mesleğinin güçlendirilmesine katkı sağladı.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 15:03
Manisa’nın acil gücüne güç katıldı
Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’ya tahsis edilen 8 yeni ambulansın teslim edilmesiyle kent genelindeki acil yardım ambulans sayısı 94’e yükselirken, yeni araçlarla birlikte acil sağlık istasyon sayısı da 67’ye çıkarıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’ya tahsis edilen 8 ambulans için teslim töreni gerçekleştirildi. Manisa Cumhuriyet Meydanında gerçekleştirilen törende Törende konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren acil yardım ambulans sayısının Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından devredilen 8 yeni ambulansın da eklenmesiyle 94’e ulaştığını ve yeni ambulanslar ile acil sağlık istasyon sayısının da 62’den 67’ye ulaştığını açıkladı. Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren, "Bugün Sağlık Bakanlığımız tarafından ilimize tahsis edilen 8 yeni ambulansın teslim törenine hoş geldiniz. Manisa İl Sağlık Müdürlüğümüz bünyesinde hizmet veren acil yardım ambulans sayımız acil sağlık hizmetleri Genel Müdürlüğümüzü tarafından devredilen 8 yeni ambulansın da eklenmesiyle 94’e ulaşmıştır. Yeni ambulanslar ile acil sağlık istasyon sayımız 62’den 67’ye ulaştırılacaktır. Acil sağlık hizmetleri zamanla yarışılan ve insan hayatının merkezinde yer alan son derece önemli bir hizmet alanıdır. Bugün teslimini gerçekleştirdiğimiz bu yeni ambulanslar sayesinde ilimizde sunulan acil sağlık hizmetlerinin kapasitesi ve etkinliği daha da artacak. Vatandaşlarımıza daha hızlı ve daha nitelikli hizmet sunulacaktır" dedi. Manisa Valisi Vahdettin Özkan ise yeni ambulansların Manisa’ya hayırlı olmasını dileyerek şunları söyledi: "Çalışan bütün personele huzur içinde faaliyet icra etmesini temenni ediyorum. Bütün hekimlerimize minnettarız diyorum. Hayırlı uğurlu olsun." Manisa İl Müftü Vekili Mehmet Nurlu’nun yaptırdığı duanın ardından ambulansların anahtar teslimleri Manisa Valisi Vahdettin Özkan ve İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren tarafından acil sağlık istasyonları müdürlerine teslim edildi. Kurdele kesimi ile ambulanslar yeni hizmet yerlerine gitmek üzere yola çıktı. İlk ambulansı ise Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Fatih Zeren kullanırken, yeni ambulansların Akhisar, Demirci, Gördes, Köprübaşı, Saruhanlı, Salihli, Sarıgöl ve Selendi ilçelerine teslim edildiği öğrenildi. Manisa’da 112 sistemine gelen acil çağrılar nedeniyle 2015 yılında 96 bin 447 vakaya 112 ambulansının çıkış yaptığı, 2025 yılında ise ambulansların 157 bin 260 vakaya çıkış yaptığı öğrenildi. 2025 yılında 112 acil yardım istasyonu başına düşen vaka sayısı 2 bin 575 olarak gerçekleşirken, açılacak 5 yeni istasyonla bu sayının 2 bin 350’ye düşeceği öğrenildi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 14:05
Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı gerçekleştirildi
Kayseri Sağlık Hizmetleri Kapasite Değerlendirme Toplantısı Vali Gökmen Çiçek başkanlığında gerçekleştirildi. Valilik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıya Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Vali Yardımcısı Şenol Esmer, İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan ve Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın katıldı. Toplantıda; il genelinde sunulan sağlık hizmetlerinin mevcut kapasitesi, sağlık tesislerinin fiziki imkânları, personel durumu ve hizmet sunumunda karşılaşılan ihtiyaçlar ele alındı. Toplantı; İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan tarafından Kayseri’deki sağlık altyapısının mevcut durumu ve hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar hakkında yapılan sunumun ardından sona erdi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 13:39
Ağrısız bir dünya için Manisa’dan küresel mesaj
Tüm kıtalarda eş zamanlı olarak tek günlük düzenlenen ve Türkiye’de 3 ilde gerçekleştirilen 3. Dünya Rejyonel Anestezi ve Ağrı Tedavisi Günü programlarından biri, Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi’nin ev sahipliğinde Manisa’da gerçekleştirildi. MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen program, ’Ağrısız Bir Dünya için El Ele Kampanyası’ kapsamında Türkiye’de İstanbul, Ankara ve Manisa’da eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Manisa’daki toplantı, Yunusemre ilçesinde bulunan Elginkan Vakfı Eğitim Salonu’nda yapıldı. Tek günlük toplantı hakkında açıklamalarda bulunan MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, kendisinin Rejyonel Anestezi Derneği’nin eski başkanlarından biri olduğunu belirterek, derneğin koordinasyonunda tüm dünya genelinde eş zamanlı olarak 3. Dünya Rejyonel Anestezi ve Ağrı Tedavisi Günü kursunun düzenlendiğini söyledi. Türkiye’de yapılan 3 ilden biri Manisa Kursun tüm kıtalarla birlikte Türkiye’de Manisa, İstanbul ve Ankara’da eş zamanlı olarak yapıldığını kaydeden Prof. Dr. Topçu, "Bugün ağrısız bir dünya için el ele kampanyasını yürüten Avrupa’daki dernek ve bununla birlikte 5 kıtanın dernekleri tarafından 80’in üzerinde ülke, 200’ün üzerinde şehir ve 15 binin üzerinde katılımcıyla küresel bir kampanya gerçekleştiriyoruz. Ağrı konusunda adeta bir eğitim seferberliği yapıyoruz. Bizim toplantımıza bugün 120’ye yakın ağrı ile ilgilenen doktor katılıyor. Sabah teorik dersler, öğleden sonra ise mankenler üzerinde uygulamalı olarak ağrı tedavisine yönelik girişimleri öğrenecekler." dedi. Böylesine önemli bir bilimsel etkinliğe Manisa’da ev sahipliği yapmanın kendileri için gurur verici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Topçu, "Şu an Ege ve Marmara bölgelerinden çok sayıda öğretim üyesi ve araştırma görevlisi hekim burada. Katılımcılar bilgi ve deneyimlerini artırmaya çalışıyor. Bilimsel etkinliğin kapsamı; rejyonel yani bölgesel anestezi ile hastaları uyutmadan ameliyata hazır hale getirme yöntemlerinin öğretilmesi esasına dayanıyor. Bunun yanında kronik ağrıların tedavi yöntemleri de ele alınıyor. En yeni gelişmeler ve güncel uygulamalar paylaşılıyor. Hem teorik hem de pratik anlamda yoğun ve heyecan verici bir eğitim programı." diye konuştu.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:57
Tatvan Devlet Hastanesi’nde uyku laboratuvarı hizmete açıldı
Bitlis-Tatvan Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan ‘Uyku Laboratuvarı’ hizmet vermeye başladı. Uyku bozukluklarının tanı ve tedavisinde bölge halkına daha erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmeti sunulmasının hedeflendiği belirtilirken, laboratuvarın teknik altyapı ve tıbbi donanım çalışmalarının tamamlanmasının ardından faaliyete geçtiği ifade edildi. Uyku laboratuvarında yürütülecek tıbbi süreçler hakkında bilgi veren Nöroloji Uzmanı Uz. Dr. Çağla Tomris, uyku hastalıklarının multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Uz. Dr. Tomris, "Uyku laboratuvarları; uyku sırasında solunum, kalp ritmi ve beyin aktiviteleri gibi fizyolojik süreçlerin eş zamanlı olarak izlendiği bilimsel değerlendirme alanlarıdır. Uyku apnesi, huzursuz bacak sendromu, narkolepsi ve parasomni gibi hastalıkların tanı ve tedavisi bu merkezlerde yapılmaktadır. Amacımız, hastaların uyku kalitesini objektif verilerle değerlendirmek ve buna uygun bir tedavi planı oluşturmaktır" dedi. Tatvan Devlet Hastanesi’nde uyku laboratuvarının hizmete girmesiyle birlikte horlama şikâyeti olan, uykuda nefes durması yaşayan ya da genel uyku problemleri bulunan hastaların başvuruda bulunabileceğini belirten Tomris, tetkik sürecine ilişkin şu bilgileri verdi: "Uyku şikâyetiyle başvuran hastalar için en az 8 saatlik uyku tetkiki planlıyoruz. EEG elektrotlarıyla beyin aktivitelerini, EMG elektrotlarıyla kas ve hareket aktivitelerini takip ediyoruz. Aynı zamanda solunum ve kardiyak aktiviteleri, hastanın uyku pozisyonlarıyla birlikte grafikler eşliğinde izliyoruz." Elde edilen tüm verilerin bilgisayar destekli sistemler aracılığıyla değerlendirildiğini ifade eden Tomris, hesaplanan indeksler doğrultusunda uyku apnesi ve uykuda periyodik hareket bozukluğu gibi hastalıkların tespit edilerek kişiye özel tedavi sürecinin planlandığını söyledi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 12:12
Uzmanı anlattı: Fonksiyonel tıp yol haritası çizer
Fonksiyonel tıpın kişinin hikayesini merkeze alan bir yaklaşımı temsil ettiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, "Herkese aynı diyet listesi veya aynı tetkik paketleri uygulanmaz. Bunun yerine vücutta sorunlara yol açan temel mekanizmalara odaklanılır" dedi. Fonksiyonel tıp, hastalıklara sadece tanı üzerinden bakmak yerine kişiyi bir bütün olarak değerlendiren ve sorunun kökenine inmeyi amaçlayan bir sağlık yaklaşımı olarak tanımlanıyor. Özellikle son yıllarda daha sık gündeme gelen bu yaklaşım, belirsiz kalan ve çoğu zaman göz ardı edilen şikayetlerin nedenlerini anlamaya odaklanıyor. Kimi zaman yapılan tetkiklerde ciddi bir hastalık tespit edilmese bile dile getirilen yakınmalar bireyin günlük yaşam kalitesini belirgin şekilde düşürebiliyor. Konu hakkında önemli bilgiler veren Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, "Fonksiyonel tıp, birkaç cümlelik tanılarla yetinmeyip kişinin hikayesini merkeze alan bir yaklaşımı temsil eder. Burada amaç hastaya özel bir iyilik hali sağlamaktır" dedi. Hasta bütün olarak ele alınıyor Fonksiyonel tıpın hastalığı yalnızca bir tanı başlığı altında değerlendirmek yerine kişiyi bir bütün olarak ele alan ve bilimsel temellere dayanarak kişiye özel planlamayı merkeze koyan bir klinik yaklaşım olduğunu kaydeden Dr. Coşkun, "Bu anlayışta temel soru yalnızca ‘Hangi hastalık var?’ değildir. Aynı zamanda ‘Bu durum neden ortaya çıktı?’ ve ‘Günlük yaşamda nelerin değişmesi gerekiyor?’ sorularına da yanıt aranır. Çünkü aynı tanıya sahip iki kişinin beslenme alışkanlıkları, stres yükü, uyku düzeni ve metabolik yapısı gibi unsurlar birbirinden tamamen farklı olabilir. Fonksiyonel tıpta ilk değerlendirme, klasik bir muayeneden daha kapsamlıdır. Tetkik sonuçlarda elde edilen veriler doğrultusunda vücutta en fazla etki oluşturan temel sorun alanları belirlenir. Bunun yanı sıra kişinin uyku düzeni, beslenme alışkanlıkları, gün içindeki enerji dalgalanmaları, stres düzeyi, fiziksel aktivite durumu ve sindirim sistemiyle ilgili yakınmaları ayrıntılı şekilde ele alınır. Gerektiğinde ilaç düzenlemeleri ve bilimsel kanıta dayalı vitamin-mineral destekleri bu sürece eklenir. Ardından, tüm bu adımlar düzenli takip randevuları ve ölçülebilir hedeflerle izlenir" diye konuştu. "Herkese aynı diyet listesi veya aynı tetkik paketleri uygulanmaz" Bu yaklaşımın olağanüstü çözümler vaat etmediğinin altını çizen Coşkun, "Tek bir testle ya da tek bir takviye ile her şeyin düzeleceğini iddia etmez. Herkese aynı diyet listesi veya aynı tetkik paketleri uygulanmaz. Bunun yerine vücutta sorunlara yol açan temel mekanizmalara odaklanılır. İnsülin direnci, kronik inflamasyon, uyku ve stres dengesi, hormon sistemi, bağırsak sağlığı ve mikro besin eksiklikleri bu sürecin önemli başlıkları arasında yer alır. Gerekli görülen durumlarda çevresel faktörler ve yaşam şartları da değerlendirmeye dahil edilir. Fonksiyonel tıp yaklaşımı; kronik yorgunluk, uyku bozuklukları, insülin direnci, kilo yönetimi sorunları, hashimoto dahil olmak üzere tiroid hastalıkları, bağırsak problemleri, vitamin ve mineral eksiklikleri, karaciğer yağlanması, trigliserid yüksekliği ve hipertansiyon gibi yaygın sağlık sorunlarında destekleyici bir yol haritası sunmak için devreye girer. Bunun yanı sıra ailesinde kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan bireylerde, kardiyometabolik risklerin daha ayrıntılı değerlendirilmesine de imkan tanır" ifadelerini kullandı.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:38
Menteşe Devlet Hastanesi’nde kaliteli hizmet toplantısı yapıldı
Menteşe Devlet Hastanesi, çalışan memnuniyetini artırmak ve sağlık hizmet kalitesini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla düzenlediği personel buluşmalarına bir yenisini ekledi. 2026 yılının ilk geniş katılımlı toplantısında, idare ve personel "daha kaliteli hizmet" hedefiyle bir araya geldi. Hizmet süreçlerini geliştirmek ve kurum içi koordinasyonu en üst seviyeye taşımak amacıyla düzenlenen toplantı, hastanede görev yapan tüm meslek gruplarının katılımıyla gerçekleştirildi. Hekimlerden hemşirelere, teknik personelden idari birimlere kadar her branştan çalışanın yer aldığı buluşmada, "ortak akıl" vurgusu yapıldı. Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı ve hastane idari ekibinin bizzat katılım sağladığı toplantıda, çalışanların talep, öneri ve geri bildirimleri tek tek not edildi. Menteşe Devlet Hastanesi yönetiminden yapılan açıklamada, bu tür nitelikli toplantıların periyodik olarak devam edeceği belirtildi. Çalışan memnuniyetinin, sunulan sağlık hizmetinin kalitesine doğrudan yansıdığı ifade edilirken; personelin görüş ve geri bildirimlerinin yönetim kararlarında belirleyici bir rol oynamaya devam edeceği vurgulandı.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 11:04
"Zor Vakalar, Canlı Çözümler"
Samsun Şehir Hastanesinde düzenlenen "Zor Vakalar, Canlı Çözümler" toplantısına Karadeniz Bölgesi başta olmak üzere farklı şehirlerden 100’ün üzerinde hekim katılırken, canlı yayınlanan zorlu vakalar üzerinden güncel tedavi yöntemleri ele alındı. Samsun Şehir Hastanesinde kardiyoloji alanında "Zor Vakalar, Canlı Çözümler" başlıklı bilimsel toplantı gerçekleştirildi. Toplantı kapsamında Samsun Şehir Hastanesi anjiyografi laboratuvarında 4 zorlu vaka ele alındı. Gerçekleştirilen girişimler, canlı yayınla hastanenin konferans salonuna aktarılarak Karadeniz Bölgesi’nin farklı illerinden toplantıya katılan hekimlere sunuldu. Canlı yayın sırasında vakalar üzerinden değerlendirmeler yapılarak tedavi süreçleri tartışıldı. Günün sonunda ele alınan 4 vakanın da başarıyla tamamlandığı belirtilirken, en güncel tedavi yöntemleri bölgedeki kardiyoloji hekimleriyle birlikte ele alındı. Toplantıya ilişkin açıklamalarda bulunan Samsun Şehir Hastanesi Kardiyoloji Klinik Sorumlusu ve Samsun Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Karagöz, bu tür toplantıların güncel tedavi yöntemlerini takip etmek isteyen hekimler için önemli bir rehber niteliği taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Karagöz, Samsun Şehir Hastanesini bölge halkına sağlık hizmeti sunan bir merkez olmasının yanı sıra, bilimsel ve eğitsel faaliyetlerin gerçekleştirildiği bir eğitim üssü haline getirmeyi hedeflediklerini ifade etti.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:49
TVHB Başkanı Eroğlu: "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, "Göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, sulak alanların tahribinin toplum sağlığını tehdit etmesi ile ilgili bir açıklama yayımladı. Eroğlu, göçmen kuşların da mola alanı olan sulak alanların tahribine dayalı, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkıp yayılma riskinin arttığını açıkladı. "Sulak alanların tahribi zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır" Ali Eroğlu, yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 2 Şubat, 1971 yılında İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar (Ramsar) Sözleşmesi’nin kabul edildiği güne atfen Dünya Sulak Alanlar Günü olarak ilan edilmiştir. Türkiye’nin de taraf olduğu sözleşmeyi 172 ülke imzalamıştır. Sulak alanlar; dünyamızın biyolojik çeşitliliğinin korunması, iklim dengesinin sürdürülebilirliği ve su kaynaklarının devamlılığı açısından hayati öneme sahip doğal ekosistemlerdir. Bu alanlar yalnızca çok sayıda canlı türü için yaşam alanı oluşturmakla kalmamakta; suyun doğal filtrasyonu, taşkınların dengelenmesi, karbon tutumu, mikroklimanın düzenlenmesi ve ekosistem sürekliliğinin sağlanması gibi hayati işlevleri de yerine getirmektedir. Ancak son yıllarda hızlanan kentleşme, plansız arazi kullanımı, kontrolsüz tarımsal faaliyetler, endüstriyel kirlilik ve iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle sulak alanlarımız ciddi baskı altındadır. Sulak alanların kirlenmesi ya da yok olması, yaban hayatındaki hassas dengeyi bozarak yabani türlerin insan ve evcil hayvanlarla temasını artırmakta; bu durum halk sağlığı açısından önemli biyolojik riskler doğurmaktadır. Özellikle göçmen kuşların mola alanı olan sulak alanların tahribi, kuş gribi, Batı Nil virüsü ve benzeri zoonotik enfeksiyonların ortaya çıkma ve yayılma riskini artırmaktadır." "Ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, yeni risk alanları oluşturmaktadır" Sulak alanların aynı zamanda, antimikrobiyal dirençle mücadelede ’doğanın böbrekleri’ işlevini gördüğünü belirten Eroğlu, "Hayvansal ve tarımsal atıkların su kaynaklarına karışmasını engelleyen, patojen yükünü azaltan bu doğal filtrasyon sistemlerinin bozulması; dirençli mikroorganizmaların doğrudan çevreye ve gıda zincirine karışmasına zemin hazırlamaktadır. Sulak alanlar; hayvancılık, balıkçılık ve tarımsal üretim açısından stratejik öneme sahip olmasının yanı sıra, zoonotik hastalıkların izlenmesi, çevresel risklerin erken tespiti ve biyogüvenliğin sağlanması bakımından da kritik alanlardır. Bu ekosistemlerde meydana gelen bozulmalar, ekosistem dengesini zayıflatmakta ve toplum sağlığını tehdit eden yeni risk alanlarının oluşmasına neden olmaktadır" şeklinde konuştu. "Kamu kurumları, yerel yönetimleri duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" ’Tek sağlık’ yaklaşımına değinen Eroğlu, "Veteriner hekimler; hayvan hastalıklarının kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve sulak alanlarda yaşayan canlıların sağlığının korunması süreçlerinde bilimsel ve kamusal sorumluluk üstlenmektedir. İnsan, hayvan ve çevre sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu esas alan ’tek sağlık’ yaklaşımı, sulak alanların korunmasında temel bir yol haritası niteliği taşımaktadır. Ülkemiz, uluslararası sözleşmeler kapsamında sulak alanların korunmasına yönelik önemli yükümlülükler üstlenmiş bulunmaktadır. Ancak mevcut tehditlerin boyutu dikkate alındığında; bu taahhütlerin sahaya etkin biçimde yansıtılması, koruma-kullanma dengesini esas alan, bilimsel temelli, şeffaf ve denetlenebilir politikaların kararlılıkla uygulanması gerekmektedir. Biyolojik çeşitliliğin korunması, ekosistem sağlığının sürekliliği ve doğal mirasımızın gelecek kuşaklara aktarılabilmesi için sulak alanların korunması zorunludur. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak; ilgili kamu kurumlarını, yerel yönetimleri, meslek örgütlerini ve toplumu, sulak alanlarımızın korunması konusunda daha duyarlı olmaya ve somut adımlar atmaya davet ediyoruz" diye konuştu.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:40
Kırsalda yaşayan vatandaşların kanser taramaları için ulaşım desteği sağlanıyor
Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından her ay düzenli olarak yürütülen kanser taramaları kapsamında kırsalda yaşayan ve ulaşım imkânı kısıtlı olan vatandaşlar köylerinden alınarak, Bayburt Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM birimine ulaştırılıyor. Tarama işlemleri tamamlanan vatandaşlar, tekrar yerleşim yerlerine geri götürülüyor. Ocak ayının Serviks Kanseri Farkındalık Ayı olması dolayısıyla Demirözü ilçesinde ikamet eden vatandaşlar, Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda Sağlıklı Hayat Merkezi KETEM birimine getirildi. KETEM’de taramaları gerçekleştirilen ve bilgilendirme yapılan vatandaşlar, işlemlerinin tamamlanmasının ardından yine il sağlık müdürlüğü tarafından Demirözü’ne ulaştırıldı. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarla, erken teşhisin önemine dikkat çekilirken, kanser taramalarının belirlenen program doğrultusunda düzenli olarak sürdürüleceği belirtildi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:11
‘Gece terlemesi’ ciddi hastalıkların habercisi olabilir
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yasemin Turgut Sezgin, gece terlemesinin çoğu zaman göz ardı edildiğini ancak önemli sağlık sorunlarının işareti olabileceğini söyledi. Gece uykusundan sonra sabahları yastık kılıfları ve çarşafları ıslatacak kadar yoğun terlemenin basit bir durum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade eden Büyük Anadolu Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Yasemin Turgut Sezgin, gece terlemesinin uyunan ortamdan bağımsız olarak ortaya çıkan aşırı terleme şeklinde tanımlandığını dile getirdi. Dr. Sezgin, "Gece terlemesi; uyunan odanın fiziksel koşullarından bağımsız olarak kişinin kıyafetlerini değiştirecek, yastık ve yatak kılıflarını ıslatacak kadar fazla terleme şeklinde olmasıdır. Uyku bozuklukları ve kullanılan bazı ilaçların gece terlemesine yol açabileceği gibi; lösemi ve lenfoma gibi kanser hastalıkları, verem ve brusella gibi enfeksiyon hastalıkları, kan şekerinin aşırı düşmesi veya yükselmesi, tiroit bezinin hızlı çalışması, böbrek üstü bezi tümörleri, menopoz ve diğer hormonal değişiklikler gece terlemesinin altında yatan nedenler arasında yer almaktadır. Gece terlemesi, uyku sırasında kişinin uykusunu bölecek kadar yoğun terleme ile kendini göstermektedir. Uzun süredir devam eden, tekrarlayan veya ateş, kilo kaybı, halsizlik gibi başka şikâyetlerle birlikte görülen gece terlemelerinin ihmal edilmemesi gerekmektedir. Tek başına bir hastalık olmayan gece terlemelerinin altta yatan nedenin doğru şekilde tespit edilmelidir. Basit ortam düzenlemeleri yeterli olmayabilir. Uzun süredir devam eden veya başka şikâyetlerle birlikte görülen gece terlemelerinde mutlaka uzman hekime başvurulmalıdır" dedi.
02 Şubat 2026 Pazartesi - 10:06
Medical Point Gaziantep Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Kubba’dan Berat Kandili mesajı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hayrullah Kubba, Berat Kandili dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Berat Kandili’nin affın, arınmanın ve manevi huzurun sembolü olduğunu belirten Kubba, bu mübarek gecenin toplumda birlik, beraberlik ve dayanışma duygularını güçlendirdiğini ifade etti. Kubba mesajında, "Berat Kandili, kalplerimizi arındırmak, kırgınlıkları geride bırakmak ve umutlarımızı tazelemek için önemli bir fırsattır" dedi. Sağlığın insan hayatındaki en kıymetli değerlerden biri olduğuna dikkat çeken Hayrullah Kubba, Medical Point Gaziantep Hastanesi olarak insanlarımız için sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp aynı zamanda toplumsal ve manevi değerlere de büyük önem verdiklerini vurguladı. Kubba, "Bu mübarek gecenin, başta hastalarımız ve sağlık çalışanlarımız olmak üzere tüm İslam âlemine sağlık, huzur ve hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Berat Kandili’miz mübarek olsun" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder