Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Başkentte dolu yağışı
Bolu Belediyesi’ne 5’inci dalga operasyonu
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
Uşak’ta tarım arazisinde erkek cesedi bulundu
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:12
20’li yaşlarda kolon kanseri alarmı: Belirtiler hemoroidle karışıyor
4
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 09:32
Adana kebabı ve salata ikilisi ’glutatyon’ seviyesini artırıyor
5
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
16 Haziran 2025 Pazartesi - 09:23
Beyin kanaması geçiren prematüre bebek ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi
Ağrı’nın Patnos ilçesinde beyin kanaması geçiren prematüre bebek ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi. Patnos ilçesinde 28 haftalık ve bin 350 gram olarak dünyaya gelen prematüre bebek Halil İbrahim Yanar, doğumunun 8’inci gününde beyin kanaması geçirdi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine alınan bebek, yenidoğan ve beyin cerrahisi uzmanlarının takibinde tedavi edildi. Burada gerekli cerrahi müdahaleler yapılan Halil İbrahim’in, 76’ncı günde ileri düzey beyin cerrahisi operasyonu için Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine sevkine karar verildi. Halil İbrahim tedavisi için ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 09:14
Beyin kanaması geçiren prematüre bebek uçak ambulansla Ankara’ya nakledildi
Ağrı’nın Patnos ilçesinde 28 haftalık ve 1350 gram olarak doğan prematüre bebek, beyin kanaması sonrası tedavi için Ankara’ya sevk edildi. Ağrı’nın Patnos ilçesinde 28 haftalık ve 1350 gram olarak dünyaya gelen prematüre bebek Halil İbrahim Yanar, doğumunun 8. gününde beyin kanaması geçirdi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine alınan bebek, yeni doğan ve beyin cerrahisi uzmanlarının takibinde tedavi edildi. Tedavi sürecinde gerekli cerrahi müdahaleler yapılan Halil İbrahim’in, 76. gününde ileri düzey beyin cerrahisi operasyonu ihtiyaçları ortaya çıktı. Bunun üzerine Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine sevki gerçekleştirildi.
15 Haziran 2025 Pazar - 19:10
Ahmet Tatar’ın organları beş hastaya umut oldu
Niğde’de 8 Haziran’da geçirdiği motosiklet kazasında ağır yaralanan ve 6 günlük yaşam mücadelesini kaybeden Ahmet Tatar’ın bağışlanan organları 5 hasta için umut oldu. Yoğun bakım servisinde altı gün süren yaşam mücadelesinin ardından dün beyin ölümü gerçekleşen Ahmet Tatar’ın ailesi, organ bağışı yapma kararı alarak örnek bir davranış sergiledi. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen donör organizasyonuyla, merhumun kalbi, karaciğeri, böbrekleri ve korneaları alınarak hava ambulansı ile farklı illerde nakil bekleyen hastalara gönderildi. Organ nakli süreciyle ilgili açıklama yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor, "6 gün önce trafik kazası nedeniyle hastanemize getirilen Ahmet Tatar’ın yoğun bakım sürecinde beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi bu zorlu süreçte büyük bir özveriyle organ bağışında bulunma kararı aldı. Tatar’ın organları beş hastaya umut olacak. Allah’ın izniyle bu organlarla hayat bulan hastalar şifalarına kavuşacak. Aileye sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. Ahmet Tatar’ın babası Hasan Tatar ise yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Oğlumuzu kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Ancak onun organlarını başka hastalara umut olacak. İnşallah nakil olan hastalar sağlığına kavuşur. Bir oğlum gitti ama 5 genç sağlığına kavuşur inşallah. Bu süreçte yanımızda olan, destek veren herkese teşekkür ediyorum" dedi. Ahmet Tatar’ın cenazesinin, yarın Hacıabdullah Mahallesi’nde düzenlenecek törenin ardından toprağa verileceği öğrenildi.
15 Haziran 2025 Pazar - 14:42
Sağlık-Sen Genel Başkanı Doğan: "Aile hekimi de aile sağlığı hemşiresi ve ebesi de halk sağlığının temel taşıdır"
Aile hekimliğinde yaşanan maaş kesintileri ile ilgili sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, "Aile hekimi de aile sağlığı hemşiresi ve ebesi de halk sağlığının temel taşıdır. Bu taşı yerinden oynatırsanız, tüm yapı çöker" dedi. Sağlık-Sen Genel Başkanı Mahmut Faruk Doğan, aile hekimliğinde yaşanan maaş kesintileri ile ilgili sosyal medya hesabı üzerinden açıklamada bulundu. Başkan Doğan şu ifadeleri kullandı: "Hastası kuruma uğramadı diye maaştan kesinti yapmak da ne demek? Vatandaş kuruma gelmedi diye aile hekimi, aile sağlığı hemşiresi ve ebesi mi cezalandırılır? Bu uygulama açıkça şunu söylüyor: ‘Çalışsan da çalışmasan da, seni cezalandırırım.’ Bu yaklaşım, sağlık hizmetinin doğasına terstir. Bu, emeğe saygısızlıktır, sahadaki mücadeleyi hiçe saymaktır. Aynı nüfus, aynı emek, aynı özveri. Ama bu ay aile sağlığı hemşiresinin hesabına yatan maaş 10 bin lira daha eksik. Aile hekiminin hesabına yatan maaş 18 bin lira daha eksik. Neden? Çünkü vatandaş gelmedi, aşıyı yapan, gebeyi izleyen, kroniği takip eden aile sağlığı hemşiresi, ebesi. Her ay yaptığı işlemleri yapan aile hekimi. Ama vatandaş gelmediği için maaşlarını kestiler, bu ne vicdana, ne hukuka, ne de insanlığa sığar. Hizmeti yaptılar, maaşları kesildi. Geçtiğimiz aylarda aynı nüfusla 61 bin lira maaş ödenirken, bu ay 51 bin 948 lira yatırıldı. Bu sadece bir kesinti değil, bir saygısızlıktır, vatandaşın gelmemesi, aile hekiminin, aile sağlığı ebesinin ya da hemşiresinin suçu değildir. Aile hekimine gitme diye bir zorunluluk yokken, bunun bedelini sahada görev yapan ebeden, hemşireden, hekimden kesmek adaletsizliktir." Kesintilere tepki gösteren Başkan Doğan, "Altı ay hekime uğramayan hasta gerekçesiyle yapılan tüm kesinti uygulamaları derhal kaldırılmalıdır. Bu madde sağlık hizmetinin doğasına aykırıdır ve temelden iptal edilmelidir. Aile sağlığı çalışanlarının maaş ve gelir güvencesi sabit ve adil şekilde yeniden düzenlenmelidir. Unutmayın, aile hekimi de aile sağlığı hemşiresi ve ebesi de halk sağlığının temel taşıdır. Bu taşı yerinden oynatırsanız, tüm yapı çöker" ifadelerine yer verdi. "Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız" Sağlık-Sen olarak çağrıda bulunduklarını vurgulayan Doğan, "Bu uygulama geri çekilmezse, saha motivasyonu ve hizmet kalitesi ciddi zarar görecektir. Bu haksızlık karşısında sessiz kalmayacak, tüm örgütsel ve hukuki haklarımızı sonuna kadar kullanacağız. Bu sadece maaş değil, mesleki onur ve halk sağlığı mücadelesidir. Hekimi, hemşireyi, ebeyi cezalandırmakla sistem düzelmez. Hasta gelmedi diye maaş kesilmez. Sağlık-Sen olarak, aile hekimlerinin, aile sağlığı hemşiresi ve ebesinin yanındayız. Bu adaletsizliğin iptali, gelirin teminat altına alınması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
15 Haziran 2025 Pazar - 14:38
Uzman çavuştan hayat kurtaran hamle: Nefes borusuna dondurma külahı kaçan çocuğu Heimlich manevrasıyla kurtardı
Ordu’nun Ünye ilçesinde nefes borusuna dondurma külahı kaçan ve nefes alamayan 11 yaşındaki çocuğu çevreden geçen uzman çavuş, Heimlich manevrası ile boğulmaktan kurtardı. Olay ilçenin Çınarlık Mahallesi Kandil Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, memleketi Ünye’ye izne gelen ve Suriye’de görev yapan Uzman Çavuş Murat Kol, sokakta bir çocuğun nefes alamadığını gördü. Çocuğun yanına yaklaşan Uzman Çavuş Murat Kol, Heimlich manevrasıyla çocuğa müdahale ederek boğazına kaçan dondurma külahının çıkmasını sağladı. Olay anı ise çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde çevredekilerin yardım etmeye çalışması ve Uzman Çavuş Murat Kol’un su almaya giderek çocuğa müdahale ettiği görüldü. Çocuğun yüzünün morardığını ve nefes alamadığını fark ederek müdahale yaptığını söyleyen Uzman Çavuş Murat Kol, "Dışarıda ufak bir işim vardı. O sırada bütün işlerimi bitirip evime geçtiğim sırada tam olduğumuz yerde bir kardeşimizin yüzünün morardığını fark ettim. Nefes alamadığını anladım. Aracımı park ettikten sonra kardeşimize baktığımızda nefes alamıyordu. Yüzü de bayağı morarmıştı. Boğazında bir şey olduğunu anladım. Ben de o sırada Heimlich manevrası yapmaya çalıştım. 7-8 defa Heimlich manevrası yaptıktan sonra nefes almakta zorlandığını gördüm. Tekrardan yine Heimlich manevrası yapmaya çalıştım. Boğazına dondurma külahı kaçmış. Onu çıkarmayı başardıktan sonra kardeşimize durumunu sordum. Çocuk kendisi bana boğazına bir şeyler battığını söyledi. Ardından elimle boğazındaki o parçaları almaya çalıştım. Ardından kardeşimizi yola çıkardım ve çevrede bulunan bakkaldan bir şişe su alarak elini yüzünü yıkadım. Kendisini hastaneye götürmek istedim. Çocuk kendisini iyi hissettiğini ve eve gitmek istediğini söyledi. İçim rahat etmedi onu aracıma alarak evine götürdüm. Bu yaptığım olaydan dolayı bir insanlık görevimi yaptığımdan dolayı gerçekten çok mutluyum. Önemli olan kardeşimizin hayatı ve sağlığıdır" dedi. Çocuğun sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
15 Haziran 2025 Pazar - 14:33
Uzman çavuştan hayat kurtaran hamle: Nefes borusuna dondurma külahı kaçan çocuğu Heimlich manevrasıyla kurtardı
Ordu’nun Ünye ilçesinde nefes borusuna dondurma külahı kaçan ve nefes alamayan 11 yaşındaki çocuğu çevreden geçen uzman çavuş Heimlich manevrası ile boğulmaktan kurtardı. Olay ilçenin Çınarlık Mahallesi Kandil Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, memleketi Ünye’ye izne gelen ve Suriye’de görev yapan Uzman Çavuş Murat Kol, sokak üzerinde bir çocuğun nefes alamadığını gördü. Çocuğun yanına yaklaşan Uzman Çavuş Murat Kol, Heimlich manevrasıyla çocuğa müdahale ederek boğazına kaçan dondurma külahının çıkmasını sağladı. Olay anı ise çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerasına yansıdı. Görüntülerde çevredekilerin yardım etmeye çalışması ve Uzman Çavuş Murat Kol’un su almaya giderek çocuğa müdahale ettiği görüldü. Çocuğun yüzünün morardığını ve nefes alamadığını fark ederek müdahale yaptığını söyleyen Uzman Çavuş Murat Kol, "Dışarıda ufak bir işim vardı. O sırada bütün işlerimi bitirip evime geçtiğim sırada tam olduğumuz yerde bir kardeşimizin yüzünün morardığını fark ettim. Nefes alamadığını anladım. Aracımı park ettikten sonra kardeşimize baktığımızda nefes alamıyordu. Yüzü de bayağı morarmıştı. Boğazında bir şey olduğunu anladım. Bende o sırada heimlich manevrası yapmaya çalıştım. 7-8 defa heimlich manevrası yaptıktan sonra nefes almakta zorlandığını gördüm. Tekrardan yine heimlich manevrası yapmaya çalıştım. Boğazına dondurma külahı kaçmış. Onu çıkarmayı başardıktan sonra kardeşimize durumunu sordum. Çocuk kendisi bana boğazına bir şeyler battığını söyledi. Ardından elimle boğazındaki o parçaları almaya çalıştım. Ardından kardeşimizi yola çıkardım ve çevrede bulunan bakkaldan bir şişe su alarak elini yüzünü yıkadım. Kendisini hastaneye götürmek istedim. Çocuk kendisini iyi hissettiğini ve eve gitmek istediğini söyledi. İçim rahat etmedi onu aracıma alarak evine götürdüm. Bu yaptığım olaydan dolayı bir insanlık görevimi yaptığımdan dolayı gerçekten çok mutluyum. Önemli olan kardeşimizin hayatı ve sağlığıdır" dedi. Çocuğun sağlığın durumunun iyi olduğu öğrenildi.
15 Haziran 2025 Pazar - 14:07
Prof. Dr. Özkan: "Diş eksikliği bağırsakları çökertiyor. IBS riski yüzde 103 artıyor"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş, Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, ağız sağlığının yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Risk yüzde 103 artıyor" dedi. Özkan yaptığı açıklamada ağız sağlığı ihmali, İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) dahil birçok sindirim sorununa zemin hazırladığını söyledi. Özkan, sindirim sistemi bozukluklarının tek sebebinin stres ya da beslenme olmadığnıı yeni bilimsel bulgular, diş eksikliğinin bağırsak sağlığı üzerinde doğrudan etkisi olduğunu ortaya koydunu ifade ederek, "Ağız sağlığı yalnızca estetik değil, aynı zamanda sistemik sağlık için de kritik öneme sahiptir. Diş kayıpları ve yetersiz çiğneme, IBS gibi kronik bağırsak hastalıklarına bile yol açabiliyor. Roma III kriterlerine göre değerlendirilerek Ekim 2024’te yayımlanan çok merkezli çalışmada, 1-2 diş kaybı yaşayan bireylerde IBS görülme oranının yüzde 35, 3-5 diş kaybı olanlarda ise yüzde 33’e yakın olduğu tespit edildi. Araştırma, özellikle kabızlık ağırlıklı IBS formunun, eksik diş sayısıyla paralel olarak arttığını ortaya koydu" diye konuştu. "Sindirim ağızda başlar. Diş eksikliği bağırsağı bozar." Ağız sağlığının sistemik hastalıklarla ilişkisine dikkat çeken Özkan, şu uyarılarda bulundu: "Halk arasında yaygın bir yanlış anlaşılma var: ‘Sindirim midede başlar’ denir. Oysa sindirim süreci ağızda başlar. Dişlerle yapılan mekanik sindirim ve tükürükteki enzimlerle başlayan kimyasal sindirim yetersiz kalırsa, mide ve bağırsaklara binen yük artar. Yetersiz çiğneme, bağırsak hareketlerini bozar ve zamanla IBS gibi ciddi tabloya dönüşebilir." "Protez kullananlar Dikkat: IBS Riski yüzde 103 daha fazla" Araştırma sonuçlarına göre diş protezi kullanan bireylerde IBS görülme oranının, tüm dişleri olanlara kıyasla yüzde 103 daha yüksek olduğunu anlatan Özkan, "Protez dişler, doğal dişlere göre daha düşük çiğneme kapasitesine sahiptir. Yiyecekler yeterince öğütülemediğinde, bağırsakta uzun süre kalan lifli gıdalar kabızlık eğilimini artırır. Özellikle tam protez kullanan bireylerde bu risk belirgin şekilde artmaktadır. İrritabl Bağırsak Sendromu (IBS) yıllardır stres ve psikolojik faktörlere bağlanıyordu. Ancak son bulgular, ağız sağlığının sistemik etkisini yeniden gündeme taşıdı. Ağız sağlığının ihmal edilmesi, yalnızca diş ve diş eti hastalıklarını değil, sindirim sisteminin tamamını tehdit ediyor. Diş eksikliği yalnızca çiğneme sorunu değil; bağırsak düzeninizi ve yaşam kalitenizi etkileyen sistemik bir problemdir. Özellikle birden fazla diş eksikliği olan hastalar, IBS ve reflü gibi sorunları yaşıyorsa, tedavi planında ağız sağlığına da mutlaka yer verilmelidir" dedi. Özkan, Diş eksikliğinin görülmeyen diğer etkilerini ise şöyle sıraladı: "Reflü, yetersiz çiğneme, mideyi aşırı asit üretmeye zorlar. Besin amilim bozuklukları. kötü çiğnenmiş gıdalar bağırsakta emilmeden atılır. Obezite veya hızlı kilo kaybı. Dişsiz bireyler genellikle yumuşak ve karbonhidrat ağırlıklı gıdalara yönelir. Psikolojik sorunlar. Diş eksikliği özgüveni azaltır, anksiyete ve depresyonu artırabilir." Prof. Dr. Özkan, diş kaybı yaşayan bireylerin geçici protezler yerine sabit protezler veya implant tedavileriyle etkin çiğneme fonksiyonunu yeniden kazanması gerektiğini belirterek, "Diş eksikliğini sadece estetik görünüm olarak değil, sistemik etkileriyle ele almalıyız. İmplant ve implant üstü sabit protezler veya implant üst kaplamalar ile doğru çiğneme sağlanır, bağırsak sağlığı korunur, bireyin yaşam kalitesi ve süresi artar"dedi.
15 Haziran 2025 Pazar - 13:47
Sağlık Bakanlığı’ndan anne ve bebek sağlığına dijital destek
Sağlık Bakanlığı’nın anne ve bebek sağlığı için dijital destek sağlama amacı ile çıkardığı "Annelik Yolculuğu", tüm dijital uygulama mağazalarında yayınlandı. Sağlık Bakanlığı’nın, "Türkiye Sağlık Yüzyılı" hedefi doğrultusunda geliştirdiği, kadın ve çocuk sağlığını merkeze alan "Annelik Yolculuğu", tüm uygulama mağazalarında kullanıma sunuldu. Gebelikten doğuma, emzirmeden 0-2 yaş bebek gelişimine kadar olan tüm süreçlere rehberlik eden mobil uygulama; sağlık hizmetlerine dijital ortamda, etkin ve güvenli biçimde erişime imkan sağlıyor. Hafta hafta gebelik takibi Cep telefonlarına ücretsiz olarak indirilebilen uygulamada; bebeğin anne karnındaki gelişim süreci ayrıntılı olarak anlatılıyor. Beslenme, egzersiz ve yaşam önerileri ile sağlıklı gebelik ve doğuma hazırlık için de özel içerikler sunuluyor. "Annelik Yolculuğu’nda, rahat bir doğum için destekleyici yöntemler yer alırken doğum sonrası için emzirme ve lohusalık desteği de veriliyor. Uygulama ailelere rehberlik edecek Uygulamada sadece; gebelik ve doğum değil, bebek bakımı için de öneriler var. "0-2 Yaş Bebek Gelişimi" bölümünde; erken çocukluk dönemine ilişkin bakım, beslenme, gelişimsel takip ve aile rehberliği sunulurken; "Test ve Aşı Hatırlatıcıları" bölümü, bebeklerin muayene, tarama ve bağışıklama süreçlerinin zamanında gerçekleştirilmesini sağlıyor. Bebeklerin ilk anıları uygulamaya kaydedilebilecek "Güvenilir Bilgi Paylaşımı" bölümüyle sağlık profesyonelleri tarafından onaylanmış içeriklerle bilgi kirliliğinin önüne geçilmesi hedefleniyor. Uygulamada ayrıca, "Anı Günlüğü ve İsim Önerileri" bölümleri de bulunuyor. Tüm uygulama mağazalarından ücretsiz indirilebiliyor "Annelik Yolculuğu" uygulaması, tüm uygulama mağazalarından cep telefonlarına ücretsiz olarak indirilebiliyor. "Annelik Yolculuğu" Mobil Uygulaması İOS ve Android QR Kod Linki için; https://we.tl/t-0g86fIl6ia
15 Haziran 2025 Pazar - 12:22
KKKA aşısında sona doğru: İnsan üzerinde çalışmalar başlayacak
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde üretilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ile ilgili aşıda, yakın zamanda insan üzerinde faz çalışmalarına başlanacağı bildirildi. Koronavirüs aşısı olan Turkovac’ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, yapılacak birkaç deneyin ardından her şeyin yolunda gitmesi halinde bu yılın sonunda insan faz çalışmalarına başlanabileceğini söyledi. Havaların ısınmasıyla birlikte ortaya çıkan kene ısırma vakaları insanları tedirgin etmeye devam ediyor. Yakın günlerde ülkenin çeşitli yerlerinde kene vakası gündeme gelirken, Kayseri’de de 2 kişi KKKA nedeniyle hayatını kaybetti. Öte yandan ERÜ bünyesinde çalışmalarına devam eden ve Turkovac’ı geliştiren Prof. Dr. Aykut Özdarendeli başkanlığındaki Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. Türkiye’nin ikinci enstitüsünde 15 kişilik ekiple çalışmalara devam edildiğini aktaran Erciyes Üniversitesi Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, "2015’te Türkiye’de ilk Aşı Merkezi olarak kurulduk ve geçen sene de Aşı Araştırmaları ve Geliştirme Enstitüsü olduk. Hacettepe’den sonra ikinci enstitüyüz bu konuda Türkiye’de. Burada yaklaşık 4 tane post ağımız var, 4 tane doktora öğrencimiz var, bunun yanında master öğrencilerimiz var. 15 kişilik bir aşı grubu olarak çalışmalarımıza devam ediyoruz. Aşı enstitüsü olmak gerçekten önemli; sadece aşı konusunda geliştirme ve üretimin yanında aynı zamanda yetişmiş insan gücü noktasında faal bir noktaya geldiğimiz zaman hem yetişmiş insan gücü açısından hem de önemli aşıları belirli noktaya getirip geliştirme açısından önemli bir kurum olduğumuzu ve daha da ilerleyeceğimizi düşünüyorum" dedi. Yıl sonunda insan faz çalışması başlayabilir Uzun süredir Kırım Kongo aşısı çalışmalarının devam ettiğini ve her şeyin yolunda gitmesi durumunda yıl sonuna doğru insan faz çalışmalarına başlamayı düşündüklerini ifade eden Prof. Dr. Özdarendeli, İHA muhabirine yaptığı açıklamada; "Uzun süredir çalışıyoruz bu konuya, TÜBİTAK Projesi ile 2015 yılında başlamıştık. O zaman belirli bir noktaya gelmişti ama araya 2019’un sonunda covid pandemisi ortaya çıkınca yaklaşık 4 yıl kadar ara vermek zorunda kaldık. Şimdi 1 yıldan beri tekrar Kırım Kongo ile ilgili aşı çalışmaları devam ediyor. Şuanda zaten Sağlık Bakanlığı’nın desteklediği 2023 yılında çıkan bir projemiz var, Kırım Kongo’ya karşı rekombinant aşı. Gayet güzel sonuçlar alındı. Şuanda insan faz çalışmalarına geçmek için son birkaç deney yapıyoruz, özellikle zararsızlık ve toksikoloji deneyleri var. Onları da en kısa zamanda bitireceğimizi düşünüyorum. Tabi neticede bir araştırma yapıyoruz, her şeyin yolunda gitmesi halinde bu yılın sonunda faz çalışmasının başlayabileceğini düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Bölgede yaşayan insanları rahatlatacağız" Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının görüldüğü bölgelerde milyonlarca insanın yaşadığını ve bu aşıyı yaparak o bölgedeki insanları rahatlatacaklarını kaydeden Özdarendeli, "Bu grip aşısından farklı bir aşı. Kenelerin özellikle aktif olduğu dönemlerde mevsimsel bir aşıdan ziyade 2 doz bir aşı ve sonrasında belki birkaç yıl sonra ilave bir dozla insanları koruyabileceğimizi düşünüyorum. Her sene bu aylarda maalesef ciddi vakalar var ve maalesef vatandaşlarımızı kaybediyoruz. Ülke olarak da aşı konusunda covid-19 pandemisinde kendimizi gösterdik. Kırım Kongo bizim üzerinde çok çalıştığımız bir aşı ve bu bizim ülkemiz için ciddi bir sağlık problemi. Her sene bu konuyla ilgili bir takım açıklamalar yapıyoruz ama artık konuşma değil yapma zamanı. Ülkemize bu aşıyı yapmak bizim borcumuz. Kırım Kongo’nun görüldüğü 3-4 milyon insanın yaşadığı belirli bölgeler var. Umuyorum o insanlara en güzel şekilde aşıyı yapıp, inşallah o bölgedeki insanları rahatlatacağız diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "En kısa zamanda bu aşıyı ülkemize armağan edeceğiz" Kırım Kongo aşısında çalışan ilk grup olduklarını ve en kısa sürede aşıyı armağan edeceklerinin altını çizen Prof. Dr. Özdarendeli; "Bu konuda çalışan gruplar var ama Kırım Kongo konusunda çalışan ilk grubuz. Belirli bir noktaya kadar geldi, birkaç testin de yapılması gerekiyor. Artık vakit kaybetmememiz gerekiyor. Bir irade koyup gerçekten buraya kadar gelmiş olan bu çalışmayı artık insan faz çalışmalarına biran önce ulaştırarak aşıyı en kısa zamanda ülkemizin hizmetine sunmamız gerekiyor. TÜBİTAK projesi ile başladık, şimdi Sağlık Bakanlığı TÜSEB’in desteğiyle gidiyor. Bu desteklerin ben süreceğini ve en kısa zamanda bu aşıyı ülkemize armağan edeceğimizi düşünüyorum" dedi. "Herhangi acil durumda, farklı bir aşı için hazırız" ERÜ Aşı Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü olarak çeşitli platformlarda aşı altyapılarının bulunduğunu ve herhangi acil bir durumda farklı aşı için çalışmalara devam ettiklerini de sözlerine ekleyen Prof. Dr. Aykut Özdarendeli, "Cumhurbaşkanlığı Strateji Daire Başkanlığı tarafından desteklenen bir altyapı projesi var, belirli bir noktaya geldi. Şartlara göre hangi noktalarda, nasıl stratejik aşılarla ilgili çalışabiliriz, araştırabiliriz bunlar yapılacak. Aynı zamanda enstitü olduğumuz için aşı araştırma ve geliştirme konusunda insan kaynağına ihtiyacımız var, bunları yetiştirmeyi düşünüyoruz. Ülkemizde aşıyla ilgili çalışan gruplar var, onlarla işbirliği halinde devam ediyoruz. Covid aşısını bitirdik, çok güzel sonuçlar aldık ve ülkemiz uzun yıllar sonra kendi aşısını üretebildi. Artık bu donanıma ülke olarak sahibiz. Şuanda bizim en büyük odak noktamız Kırım Kongo’ya karşı aşı geliştirmek. Ama yeni virüsler çıkıyor, yeni hastalıklar çıkıyor. Burada çok farklı aşıların platformlarının yapıldığını ve temelinin atıldığını söyleyebilirim. İnaktif aşıdan rekombinant aşılara kadar. Herhangi bir acil durum noktasında bizler farklı aşı platformlarını kullanarak hazır bir şekilde çalışmalarımıza devam ediyoruz" diye konuştu.
15 Haziran 2025 Pazar - 12:08
Sauna kullanımının 7 altın kuralı
Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın sauna kullanımının yararları ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Memorial Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, sauna kullanımının yararları ve bu konuda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Binlerce yıldır bir gelenek olan ve çoğunlukla rahatlamak ve dinç kalmak amacıyla kullanılan bir aktivite olan sauna banyosu giderek daha popüler hale geldiğini kaydeden Aydın, "Yapılan araştırmalar, sauna banyosunun keyif amaçlı kullanımının ötesinde birçok hastalıktan koruyucu ve sağlık sorunlarını tedavi edici olduğunu gösteriyor. Sauna sıcaklığında geçirilecek 15 dakikalık süre, günün yorgunluğundan kurtularak vücudun tazelenmesini sağlıyor. Saunanın ideal ortam şartlarında doğru kullanımı, özellikle kas kemik rahatsızlıklarında iyileşmeyi hızlandırarak ilaç kullanımına olan ihtiyacı azaltıyor" dedi. "Pek çok hastalıkta etkili oluyor" Prof. Dr. Ahmet Turan Aydın, saunanın terleme yoluyla vücuttan toksik maddelerin atılmasını ve ciltteki gözeneklerin temizlenmesini sağladığına işaret ederek, "Saunadaki sıcak ve kuru hava ile aniden karşılaşmanın doğrudan etkisi kalp ve dolaşım sistemine olmaktadır. Sauna ortamında cildin kan dolaşımında yüzde 5-10, kalp kan atımında yüzde 60-70 oranında artma olmaktadır. Bunun yanı sıra kaslar gevşeyerek rahatlar, yorgunluk ve stres ortadan kalkar. Yapılan araştırmalar sauna banyosunun; yüksek tansiyon ve kardiyovasküler, nörobilişsel, akciğer hastalıkları gibi damar dışı durumlar ve zihinsel sağlık bozukluklarında faydalı olduğunu göstermektedir. Ayrıca sauna cilt hastalıkları, artrit, baş ağrısı ve grip gibi rahatsızlıkları da hafifletmektedir" dedi. "Kas ve eklem hastalıklarında fayda sağlıyor" Saunanın sağladığı stres azaltma özelliğinin yanı sıra, vücuttaki antikor üretimi de artarak bağışıklık sistemini güçlendirdiğini kaydeden Aydın, "Astım, kronik bronşit, cilt hastalıkları, hormonal bozukluklar, uykusuzluk ve depresyonun tedavisinde de yararlı olan sauna banyosu sayesinde, özellikle romatizmal hastalıklarda eklem ağrısı ve hareket kısıtlığı, yüzde 40-70 oranında azalmaktadır. Doğru uygulanan sauna banyosu, kas ve eklem hastalıklarında sıcak tedavisi olarak kullanılmaktadır. Kas ağrıları, krampları ve eklem kireçlenmeleri olan hastalarda, yumuşak doku ve eklemlerde yaptığı yumuşatma etkisi ile yararlıdır. Yapılan araştırmalarda düzenli sauna kullanımının eklem ağrısını azalttığı, hareketi artırdığı ve hastanın daha az ilaç kullanmaya başladığını ortaya koymuştur" diye konuştu. Sauna kullanımında dikkat edilmesi gereken 7 kural Saunadan maksimum düzeyde faydalanabilmek için belirli ortamsal şartların sağlandığından emin olunması gerektiğinin altını çizen Aydın, dikkat edilmesi gereken kuralları ise şöyle sıraladı: "Saunanın nem ve havalanmasının optimum olabilmesi için ideal büyüklüğü 3 metrekare olmalıdır. İyi bir saunada yüz seviyesinde 80-100C ve ayaklar seviyesinde 30C ısı sağlanmalıdır. Nem en az (yüzde 10-20) olmalı ve hava sirkülasyonu da (3-8 kez /saatte) sık sağlanmalıdır. Saunada kalış süresi kişiden kişiye göre değişebilir. Ancak ideal kalış süresi 10-20 dakikadır. Yaşlılar, hamileler ve çocuklar düşük ısıda (70C) ve daha kısa sürelerde kalmalıdır. Saunada sıcak periyot, soğuk su banyosu ve dinlenme araları (en az 30 dakika) ile birlikte iki saatlik süre yeterlidir. Sauna haftada en az iki kez tekrarlanabilir." "Alkollü olarak saunaya girmek tehlikeli" Aydın, son olarak şunları kaydetti: "Sauna erişkinler için uygundur. 65 yaşın üzerinde dikkatli olunmalıdır. Ancak 2 yaşından sonra yaklaşık 70 derece ısıda ve ebeveynlerinin refakatinde haftada bir kez olmak ve 10 dakikayı geçmemek kaydıyla çocuklar da saunaya girebilir. Hipertansiyon, kalp hastalığı, obezite ve damar hastalığı olanlar saunadan kaçınmalıdır. Alkollü olarak girmek çok tehlikelidir, ani tansiyon düşmelerine neden olur. Hamilelerin kaçınmaları konusunda toplumda bir yargı olmasına rağmen döllenme ve hamilelik üzerinde olumsuz etkileri olmamaktadır."
15 Haziran 2025 Pazar - 12:00
Alman doktorların ‘yaşayamaz’ dediği hastayı Türk hekimler hayata döndürdü
Almanya’da "ilaçla bir süre daha yaşarsın" denilerek geri çevrilen 65 yaşındaki siroz hastası Ali Baba Tanrıverdi, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde gerçekleştirilen karaciğer nakli ile hayata tutundu. Kısa süre önce Almanya’da siroz teşhisi konulan ve hastalığın ilerlediği gerekçesiyle ameliyat edilmesi reddedilen Ali Baba Tanrıverdi, bir yakınının tavsiyesiyle Türkiye’ye dönerek Malatya’daki İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’ne başvurdu. Tanrıverdi’nin kardeşi Ali Tanrıverdi, Malatyalı arkadaşları Özgür Karakoç’un yönlendirmesiyle ilk uçakla Malatya’ya gitme kararı aldı. Yola çıkmadan önce hastaneye gönderilen tıbbi raporları inceleyen İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ve ekibi, hastaya acil karaciğer nakli gerektiğini belirledi. Yaklaşık iki hafta içinde uygun donör bulundu ve Prof. Dr. Sezai Yılmaz liderliğindeki ekip tarafından başarılı bir karaciğer nakli gerçekleştirildi. Avrupa’da "ameliyat edilemez" denilen Tanrıverdi, Türk hekimlerin müdahalesiyle yeniden sağlığına kavuştu. Taburcu günü Prof. Dr. Sezai Yılmaz’ı odasında ziyaret eden Ali Baba Tanrıverdi, "Avrupalı hekimler insanı ölüme terk ediyor. Türk doktorlar bu anlamda çok daha vicdanlı ve becerikli" ifadelerini kullandı. Tanrıverdi ayrıca tedavi sürecinde kendisine destek olan Doç. Dr. Barış Sarıcı, Özgür Karakoç, Volkan Arıkan ve Vahap Eserdi’ye teşekkür etti.
15 Haziran 2025 Pazar - 10:37
Muratpaşa’da Akdeniz Anemisi Talasemi Önleme Konferansı gerçekleşti
Antalya Muratpaşa Belediyesi’nin düzenlendiği Akdeniz Anemisi Talasemi Önleme Konferansı’nda Akdeniz Kan Hastalıkları Vakfı (AKHAV) Başkanı Prof. Dr. Duran Canatan hastalığın önüne geçmek için evlilik öncesi yapılacak tarama testlerinin önemine vurgu yaptı. Belediye kültür salonunda düzenlenen konferansta, halk arasında "Akdeniz Anemisi" olarak bilinen talaseminin önlenebilir bir genetik hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Canatan, özellikle evlilik öncesi taşıyıcılık tarama testlerinin yaygınlaştırılmasının hastalığın önüne geçilmesinde kritik rol oynadığını vurguladı. Katılımcılara hastalığın genetik geçişi, belirtileri ve tedavi süreci hakkında kapsamlı bilgiler sunan Canatan, "Hastalığın erken tanısı, doğru yönlendirme ve zamanında tedavi hastalığın önlenebilmesi açısından ciddi ölçüde önem taşımaktadır. Asıl amacımız ise hasta bireyler doğmasını önlemektir. Bunu da evlilik öncesi yapılacak taşıyıcı tarama testlerini yaygınlaştırarak başarabiliriz" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder