SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi 12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10 Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23 Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06 Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Kadın araştırmacılar kalp hastalığı tespitinde öncü oldu
15 Haziran 2025 Pazar - 10:37 Kadın araştırmacılar kalp hastalığı tespitinde öncü oldu Yaşar Üniversitesi’nde çoğunluğu kadın araştırmacılardan oluşan ekip, kalp ritim bozukluklarından biri olan ve dünya genelinde milyonlarca kişiyi etkileyen Atriyal Fibrilasyon hastalığının erken teşhisi için düşük güçlü, giyilebilir cihazlara entegre edilebilen yenilikçi bir sistem geliştirdi. Yaşar Üniversitesi’nin öncülük ettiği yapay zeka temelli sağlık teknolojisi projesi, Uluslararası Akdeniz için Birlik (Union for the Mediterranean - UfM) tarafından düzenlenen "Yapay Zekada Kadınlar" (Women in AI Awards) yarışmasında "En Çığır Açan Yenilik" kategorisinde finalist seçildi. Yapay zeka, biyomedikal mühendisliği ve gömülü sistemleri bir araya getiren bu yenilikçi proje, sağlık alanında teknolojinin insan yaşamına nasıl dokunabileceğinin en güncel örneklerinden biri olmayı başardı. Bu girişim, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) bölgesinde yapay zeka alanında çalışan kadınların görünürlüğünü artırmayı ve kadın liderliğinde geliştirilen çığır açıcı yenilikleri öne çıkarmayı amaçlıyor. Taşınabilir cihazlara entegre edilebiliyor Projede, sinyale özgü dalgacık tasarımıyla birlikte yapay zeka destekli algoritmalar kullanılarak, Atriyal Fibrilasyon hastalığının güvenilir ve gerçek zamanlı olarak tespit edilmesi sağlandı. Elde edilen bu başarı, projenin sahada, özellikle kırsal bölgelerde ya da altyapısı sınırlı sağlık merkezlerinde kullanılabilmesini mümkün kılıyor. Ayrıca geliştirilen sistem, taşınabilir cihazlara entegre edilebilmesi amacıyla enerji verimli bir şekilde FPGA çipi donanımına da aktarıldı. Bu sayede internet bağlantısı ya da yüksek işlem gücüne ihtiyaç duymadan bağımsız çalışabilen bir cihaz prototipi ortaya çıktı. TÜBİTAK ve Yaşar Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri birimi tarafından desteklenen projeye ile ilgili patent ve faydalı model başvuruları yapıldı. Yaşar Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Yapay Zeka Mühendisliği Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nalan Özkurt liderlik ederken; ekipte aynı bölümde doktora eğitimini tamamlayan Dr. Çağla Sarvan Cibil, yüksek lisans eğitimini tamamlayan Öykü Eravcı, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Evrim Şimşek ile Tıp Fakültesi öğrencileri Özlem Memiş ve Nurbanu Dedebağı yer aldı. Teknolojik ve toplumsal katkı Geliştirilen sistemin sadece bilimsel başarı değil, aynı zamanda toplumsal etki oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Özkurt, "Kadın araştırmacıların öncülüğünde, herkesin erişebileceği, hayat kurtaran bir teknoloji geliştirmek bizim için büyük bir gurur. Bu başarı hem sağlıkta fırsat eşitliğine hem de kadınların bilim ve teknolojideki görünürlüğüne katkı sağlıyor" dedi.
Hayat kalitesini düşüren fibromiyalji, yönetilebilecek bir hastalık
15 Haziran 2025 Pazar - 09:04 Hayat kalitesini düşüren fibromiyalji, yönetilebilecek bir hastalık Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyalji rahatsızlığının sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da kişiyi etkileyebileceğini söyledi. Fibromiyalji, vücudun birçok yerinde uzun süre devam eden yaygın ağrı ve hassasiyet ile kendini gösteren kronik bir hastalıktır. Bu hastalık, kaslarda, eklemlerde ya da kemiklerde yapısal bir hasar olmadan, kişinin sürekli ağrı hissetmesine yol açar. Fibromiyalji, sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal olarak da kişiyi etkileyebilir. "Fibromiyalji, toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman teşhis konulması geciken, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalıktır" diyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyaljinin belirtileri ve tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı. Medicana Bursa Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Büşra Yeşil, fibromiyaljinin en belirgin özelliğinin yaygın kas ve iskelet sistemi ağrısı olduğunu belirterek, "Hastalar genellikle ‘her yerim ağrıyor’ diyerek başvurur. Özellikle boyun, sırt, omuz ve kalça bölgesinde yoğunlaşan bu ağrılar, günlük yaşamı zorlaştırır. Yorgunluk, sabah dinlenmemiş uyanma, uyku sorunları ve zihinsel bulanıklık gibi şikayetler de tabloya eşlik eder" ifadelerini kullandı. Hastalığın kadınlarda daha yaygın görüldüğüne dikkat çeken Dr. Büşra Yeşil, "Fibromiyalji genellikle 30-50 yaş arası kadınlarda daha sık teşhis edilir. Ancak bu, erkeklerde veya gençlerde görülmeyeceği anlamına gelmez" dedi. Dr. Büşra Yeşil, fibromiyalji teşhisinin laboratuvar testleriyle değil, detaylı hasta hikayesi ve fizik muayene ile konduğunu belirterek, şunları söyledi: "Fibromiyalji, diğer hastalıkları dışlayarak tanı konulan bir hastalıktır. Yani elimizde onu direkt gösteren bir kan testi ya da röntgen yok. Ancak doğru hekim değerlendirmesiyle teşhis mümkündür." Tedavi sürecinin bireye özel planlanması gerektiğini vurgulayan Dr. Yeşil, şu önerilerde bulundu: "İlaç tedavisi ile ağrı ve uyku sorunları kontrol altına alınabilir. Egzersiz, fibromiyalji tedavisinde temel yaklaşımlardan biridir. Yüzme, yürüyüş ve germe hareketleri çok faydalıdır. Stresin azaltılması, uyku düzeninin sağlanması ve sağlıklı beslenme de tedavinin vazgeçilmez parçalarıdır. Fibromiyalji kronik bir hastalıktır. Ancak yaşam kalitesinin doğru yöntemlerle ciddi oranda artırılabilir. Fibromiyalji ile yaşamak mümkündür. Hastalarımızla iş birliği içinde, hem fiziksel hem de ruhsal açıdan iyilik halini artırmak için çalışıyoruz. Bilinçli hasta, doğru tanı ve kişiye özel tedavi planıyla bu süreci yönetmek mümkün."
Bakan Memişoğlu, Kuzey Makedonya’daki yangında yaralanan ve Türkiye’de tedavi gören hastaları ziyaret etti
14 Haziran 2025 Cumartesi - 18:39 Bakan Memişoğlu, Kuzey Makedonya’daki yangında yaralanan ve Türkiye’de tedavi gören hastaları ziyaret etti Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kuzey Makedonya’nın Koçani kentinde gece kulübünde çıkan yangının ardından Türkiye’ye getirilen ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedavileri süren yaralıları ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, "Türkiye, sağlık alanında sınır tanımayan bir iyilik hareketi başlatmıştır. Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur. Yaralıya, mazluma, ihtiyaç sahibine kapılarını açan bir güven limanıdır" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kuzey Makedonya’nın Koçani kentinde gece kulübünde çıkan yangının ardından Türkiye’ye getirilen ve Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi Yanık Merkezi’nde tedavileri süren yaralıları ziyaret etti. Bakan Memişoğlu ziyareti sonrasında hastane içerisinde bulunan merkezde kan verdi. "Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur" Hastanede açıklamalarda bulunan Bakan Memişoğlu, "Bugün burada, sadece bir sağlık hizmeti sunumunun ötesinde, insanlık adına güçlü bir dayanışmanın simgesi olarak bir araya geldik. 3 ay önce Kuzey Makedonya’da yaşanan zorlu yangın felaketinde yaralanan dostlarımız, sınırları aşan bir çaba ile ülkemize getirildi ve Çam ve Sakura Şehir Hastanemizde en iyi şekilde tedavi altına alındı. Şunu büyük bir gururla ifade etmek istiyorum; Türkiye, artık yalnızca kendi vatandaşına değil, dünyanın neresinde olursa olsun yardıma ihtiyacı olan herkese umut olan bir ülkedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, sağlık alanında sınır tanımayan bir iyilik hareketi başlatmıştır. Türkiye artık yalnızca bir sağlık hizmeti sağlayıcısı değil, uluslararası bir sağlık dostudur. Yaralıya, mazluma, ihtiyaç sahibine kapılarını açan bir güven limanıdır. Ancak burada bir gerçeğinde altını çizmek istiyorum. Yanık, yalnızca bir cilt yaralanması değildir. Yanık, insanın tüm metabolizmasını, bağışıklık sistemini, ruhunu derinden etkileyen karmaşık bir süreçtir. 2002 yılında sadece 3 yanık merkezi ve 35 yatak kapasitesine sahipken, bugün 62 yanık merkezi ve 721 yatak kapasitesine ulaştık. Bu şu demektir, 23 yılda merkez sayımızı 20 kat, yatak kapasitemizi ise yaklaşık 21 kat artırdık. Bu basit bir büyüme değil, sağlıkta güçlü bir altyapı ve küresel bir vizyonun eseridir. Biz, yanık tedavisini sadece bir tesis açmak değil sürdürülebilir bir sağlık sistemi kurmak olarak görüyoruz" şeklinde konuştu. "Bugün kan verin, yarın hayat kurtarın" Bakan Memişoğlu konuşmasının devamında, "Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanemizde hizmet veren yanık merkezimiz Avrupa’nın en büyük yanık merkezidir. Burada kök hücre tedavisinden hiperbarik oksijen uygulamalarına, yapay deriden ileri yoğun bakım imkanlarına kadar yanık tedavisinde en ileri teknolojiyi uyguluyoruz. Ama bir şeyi asla unutmamalıyız, yanık önlenebilir bir durumdur. Evlerde, iş yerlerinde, mutfaklarda alacağımız küçük tedbirlerle çok büyük acıların önüne geçebiliriz. Sağlık hizmetini yaygınlaştırmak kadar toplumda farkındalık oluşturmak da bizim sorumluluğumuzdur. Bugün ayrıca çok anlamlı bir gün. 14 Haziran Dünya Gönüllü Kan Bağışçıları Günü. Kan insanın insana verebileceği en kıymetli, en saf hediyedir. Tek bir ünite kan bir annenin, bir babanın, bir çocuğun hayata tutunması demektir. Bugün burada ben de kan bağışında bulunarak, bu iyilik zincirine bir halka ekleyeceğim Çünkü biliyorum ki kan, sadece gönüllerde verilir. Ben buradan tüm vatandaşlarımıza sesleniyorum; Bir gün bizim de ihtiyacımız olabilir. Bugün kan verin, yarın hayat kurtarın" ifadelerini kullandı.
DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı Bursa’da başlıyor
14 Haziran 2025 Cumartesi - 17:10 DSÖ Sağlıklı Şehirler Ağı Toplantısı Bursa’da başlıyor Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı 2025 yılı toplantısı, 17-19 Haziran tarihleri arasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek. Dünya genelinde 1900’ü aşkın şehir ve belediyeyi bünyesinde barındıran Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı, her yıl farklı bir şehirde düzenlenen Yıllık İş Toplantısı ve Teknik Konferans ile şehir sağlığı alanındaki iyi uygulamaların paylaşılmasına, stratejik iş birliklerinin kurulmasına ve şehirlerin dirençlilik kapasitesinin artırılmasına katkı sağlıyor. DSÖ tarafından yapılan değerlendirme sonucunda, 2025 yılı toplantısına ev sahipliği yapacak şehir olarak Bursa seçildi. Böylece Türkiye’de ilk kez bu kapsamda bir etkinlik, uluslararası düzeyde Bursa’da düzenlenmiş olacak. Bu yıl "Dirençli Sağlıklı Şehirler: Herkes İçin Sürdürülebilir Kentsel Gelecekler" temasıyla düzenlenecek toplantıya, DSÖ Avrupa Bölgesi ve ötesinden yaklaşık 500 yerli ve yabancı katılımcı katılacak. Konferans; Refah, Gezegen, Katılım, İnsanlar, Mekan ve Barış başlıkları altında düzenlenecek oturumlarla, hem bilimsel hem de politik düzeyde önemli tartışmalara ev sahipliği yapacak. Konferans, Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı’nın 2019-2025 dönemini kapsayan VII. Aşaması’nın son toplantısı olma özelliğini de taşıyor. Program kapsamında önceki yıllardaki başarılar değerlendirilecek, karşılaşılan zorluklar görüşülecek ve VIII. Aşama’ya geçiş için stratejiler belirlenecek. Bozbey: "Sağlıklı bir kent, huzurlu bir yaşam demektir" Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, etkinliğin Bursa’da yapılmasının son derece önemli bir gelişme olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi: "Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa’daki en önemli sağlık ve şehircilik buluşmasına ev sahipliği yapmak, Bursamız için büyük bir onur ve sorumluluktur. Sağlıklı bir kent demek, sadece fiziksel ortamın değil; sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamın da insan odaklı tasarlanması demektir. Herkesin eşit ve güvenli biçimde yaşadığı bir kenti inşa etmek bizim için bir hedeften öte, temel bir sorumluluktur. Bu konferans, Bursa’nın sağlıklı ve dirençli şehir vizyonuna olan bağlılığını tüm dünyaya gösterecek." Etkinlik, DSÖ Sağlıklı Şehirler Sekretaryası’nın koordinasyonunda yüz yüze gerçekleştirilecek.
Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir
14 Haziran 2025 Cumartesi - 14:43 Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Keçeci, "Kemik tümörleri, nadir görülen ancak hem çocukluk çağında hem de erişkinlik döneminde karşılaşabildiğimiz bir tümör grubudur. Bu tür vakalarda en sık rastlanan belirti geçmeyen ağrı" dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Keçeci, kemik tümörleri konusunda toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli açıklamalarda bulundu. Kemik tümörlerinin nadir görüldüğünü ancak hem çocukluk çağında hem de erişkinlik döneminde karşılaşabildikleri bir tümör grubu olduğunu aktardı. Bu tür vakalarda en sık rastlanan belirtinin geçmeyen ağrı olduğuna dikkat çekerek, "Özellikle gece ağrısıyla seyreden ve uzun süredir devam eden şikayetleriniz varsa, bu sıradan bir spor yaralanması olmayabilir. Ağrınız süreklilik gösteriyorsa mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmanız gerekir" diye konuştu. "Önce röntgen, sonra gerekirse MR" Tümör şüphesiyle başvuran hastalarda ilk adımın genellikle basit bir röntgen olduğunu belirten Keçeci, "Direkt grafi dediğimiz röntgenle kemiklerde anormal bir oluşum olup olmadığını değerlendiriyoruz. Eğer şüpheli bir lezyon tespit edersek, MR görüntülemesi ile detaylı incelemeye geçiyoruz" şeklinde konuştu. Kemik tümörlerinin nadir görülse de iki ana gruba ayrıldığını belirten Doç. Dr. Burçin Keçeci, şu şekilde devam etti: "Bazı tümörler iyi huyludur; yani sadece bulundukları bölgede sınırlı kalırlar. Ancak bazıları kötü huyludur ve vücuda yayılma riski taşır. Bu tür tümörler yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle tümörün tipi ve yayılım durumu mutlaka netleştirilmelidir." "Geçmeyen ağrılar göz ardı edilmemeli" Son olarak topluma çağrıda bulunan Doç. Dr. Keçeci, şu uyarılarda bulundu: "Vücudunuzda nedeni açıklanamayan ve geçmeyen bir ağrı varsa ya da herhangi bir şişlik fark ettiyseniz, bunu önemseyin. Özellikle ağrılar geceleri de sizi uyandırıyorsa bu alarm verici olabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Lütfen geç kalmadan bir ortopedi uzmanına danışın."
Sınav kaygısı başarıyı gölgeliyor
14 Haziran 2025 Cumartesi - 14:01 Sınav kaygısı başarıyı gölgeliyor Sağlık Bakanlığı tarafından üniversite sınavı sürecinde öğrencilerin yaşadığı sınav kaygısı üzerine açıklama yapıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından, sınav hazırlığının öğrencilere ektisi üzerine açıklama yayımlandı. Sınav hazırlığının, öğrenciler için yoğun bir bilgi edinme sürecinin yanında önemli bir ‘duygusal yük’ olduğu belirtilen açılamada, süreçte ortaya çıkan sınav kaygısının kontrol edilemediğinde; öğrencinin bilgi düzeyinden bağımsız olarak, akademik performansı olumsuz etkilenebileceğini açıkladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Kaygının bastırılması değil, fark edilerek kontrol altına alınması önemlidir. Derin nefes alma, gevşeme egzersizleri, içsel telkinler ve dikkat odağını soruya yöneltme gibi yöntemler, kaygının yönetilmesinde etkilidir. Ayrıca sınav sürecinde öğretmen ve ailelerin tutumu, öğrencinin psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Destekleyici bir çevre, öğrencinin yalnızca başarıya değil, sağlıklı bir sınav sürecine de odaklanmasını sağlar." Sınava yönelik endişenin, çoğu zaman sadece bilgi eksikliğinden değil; sınavın anlamı, beklentiler ve kişinin kendisiyle ilgili düşüncelerinden de kaynaklanabileceği de vurgulanırken, kaygının kontrol edilebilir bir düzeyde dikkat ve motivasyonu artırabildiğini fakat kontrol edilemediğinde fiziksel ve ruhsal problemlere neden olabildiği de ifade edildi. Açıklama şu şekilde devam etti: "Mide bulantısı, kalp çarpıntısı, nefes darlığı gibi fiziksel belirtiler hisseden; dikkati dağılan, özgüveni azalan öğrencilerin performansında düşüşler yaşanabildiği gibi; özellikle sınavın sonucu üzerinde fazla yoğunlaşmak, felaket senaryoları kurmak ya da kendi yetersizliğine inanmak da kaygıyı artıran etmenler arasında yer almaktadır. Unutulmamalıdır ki; sınav sürecinde başarılı olabilmek için yalnızca akademik bilgi yeterli değildir. Öğrencinin zihinsel ve duygusal olarak dengede kalması da en az bilgi kadar önem taşımaktadır. Bu nedenle sınav öncesi dönemde düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli su tüketimi ve ekran süresinin sınırlandırılması gibi temel yaşam alışkanlıklarının korunması gerekmektedir. Ayrıca, çalışmanın plansız ve kontrolsüz şekilde değil; hedeflere bölünerek yapılması, öğrencinin sınav sürecine hâkimiyetini artırırken, kaygı düzeyini de azaltmaktadır." Duygularla baş edebilme becerilerinin gelişmesi bu süreçte ayrı bir önem taşıdığı da dile getirilen açıklamada, "Kaygının bastırılması değil, fark edilerek kontrol altına alınması gereklidir. Derin nefes alma, gevşeme egzersizleri, içsel telkinler ve dikkat odağını soruya yöneltme gibi yöntemler, kaygının yönetilmesinde etkilidir. Bu süreçte öğrencilere, sınavın "kişiliklerini ya da yaşam değerlerini belirleyen" bir unsur olmadığının; yalnızca mevcut bilgilerinin değerlendirildiği bir araç olduğunun sık sık hatırlatılması önemlidir" ifadelerine yer verildi. Sınav sürecinde öğretmen ve ailelerin tutumunun önemine de değinerek, "Öğrencinin psikolojik dayanıklılığı üzerinde belirleyici rol oynamaktadır. Anlayışlı, güven veren ve yargılamayan bir yaklaşım, öğrencinin kendine olan inancını pekiştirir. Destekleyici bir çevre, öğrencinin yalnızca başarıya değil, sağlıklı bir sınav sürecine de odaklanmasını sağlar. Bu dönemde ruh sağlığını koruyan yaklaşımlar, öğrencilerin sadece sınavı değil, yaşamı da sağlıklı biçimde yönetmesini mümkün kılmaktadır" ifadeleri kullanıldı.
Mersin’de yaşlılara doğru solunumun önemi anlatıldı
14 Haziran 2025 Cumartesi - 13:52 Mersin’de yaşlılara doğru solunumun önemi anlatıldı Mersin Büyükşehir Belediyesi ile Türkiye Fizyoterapistler Derneği Mersin İl Temsilciliği iş birliğinde, yaş almış bireylerin sağlıklı yaşamlarını desteklemek amacıyla, ’Solunum Egzersizleri Atölyesi’ gerçekleştirildi. "Her Şey Nefesle" sloganıyla hayata geçirilen atölyede, alanında uzman fizyoterapistler katılımcılara solunumun ve doğru nefes almanın önemini anlattı. Atölye çalışmasında solunum sıkıntılarının nasıl fark edilebileceği ve sık görülen solunum hastalıkları hakkında bilgilendirme yapıldı. Ayrıca Emekli Evi üyeleri, fizyoterapistlerin rehberliğinde doğru nefes alma üzerine egzersizler yaptı. "Akciğer, ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı olmak adına çok önemli" Türkiye Fizyoterapistler Derneği Mersin İl Temsilcisi Fizyoterapist Fatma Öksüz, Emekli Evi üyeleriyle hem teorik hem de uygulamalı bilgiler paylaştıklarını anlatarak, "Bugün, ‘nefes alırken hangi problemleri yaşıyoruz, bu problemleri nasıl tespit edebiliriz, tespit ettiğimizde ne yapmamız gerekiyor, solunum problemlerinde kimlere başvurmalıyız?’ konularından ve bizi kurtaracak bir takım egzersizlerden bahsettik. Bunu beraberce de uyguladık. Çok keyifli bir atölye oldu" dedi. Yaş ilerlemesiyle birlikte kişide duruş bozukluğunun yaşandığını ve vücudun öne doğru gittiğini vurgulayan Öksüz, bu durumun nefes alışın gerilemesine neden olduğunu belirterek, "Akciğer, bizim için ilerleyen yaşlarda daha sağlıklı olmak adına çok önemli. Onun için belli bir yaşın üzerinde bireylerle solunum çalışmak, bizim için çok kıymetli" diye konuştu. Emekli Evi üyeleri, nefes egzersizlerinden memnun kaldı Atölye çalışmasından çok memnun kaldığını kaydeden emekli öğretmen Hayriye Örki, "Nefesin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anlamış olduk. Çok eksiklerimiz varmış, onları gördük" ifadelerine yer verdi. Emekli Evi üyelerinden Asuman Yazıcı, "Burada çok güzel şeyler öğreniyoruz. Bugünkü nefes etkinliğinden de çok memnun kaldık. Sağlığımız için doğru nefes almayı öğrendik" ifadelerini kullandı.
Nadir görülen sindirim sistemi hastalığı tedavi edildi: "Erik, kiraz ve zeytini çekirdeği ile tüketmeyin"
14 Haziran 2025 Cumartesi - 13:17 Nadir görülen sindirim sistemi hastalığı tedavi edildi: "Erik, kiraz ve zeytini çekirdeği ile tüketmeyin" Sinop’ta nadir görülen bir sindirim sistemi hastalığı, başarılı bir cerrahi müdahale ile tedavi edildi. Hastalığın, sindirilemeyen meyve çekirdeği nedeniyle oluştuğu tespit edilirken, uzmanlardan önemli bir uyarı geldi: "Erik, kiraz ve zeytini çekirdeğiyle tüketmeyin." Karın ağrısı şikâyetiyle Sinop Atatürk Devlet Hastanesi’ne başvuran hastada yapılan tetkikler sonucunda Meckel divertiküliti tespit edildi. Konuya ilişkin açıklama yapan Sinop Atatürk Devlet Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Sercan Dolu, "Yapılan değerlendirme sonucunda, divertikül ağız kısmının eriğin sindirilemeyen çekirdeği ile tıkanması neticesinde bu durumun geliştiği anlaşılmıştır. Hastamız, laparoskopik yöntemle yapılan wedge rezeksiyon (divertikülün çıkarılması) ameliyatı sonrası sağlığına kavuşarak şifa ile taburcu edilmiştir" dedi. "Bağırsak sağlığınız için, çekirdekli meyveleri (erik, kiraz, zeytin vb.) çekirdeğiyle birlikte tüketmeyiniz" Dr. Dolu, benzer sağlık sorunlarının önüne geçebilmek adına vatandaşlara "Bağırsak sağlığınız için, çekirdekli meyveleri (erik, kiraz, zeytin vb.) çekirdeğiyle birlikte tüketmeyiniz. Sindirimi zor ve posa bırakan gıdaları aşırı miktarda tüketmekten kaçınınız. Uzun süren karın ağrısı, mide bulantısı veya sindirim sorunlarınız varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurunuz" uyarılarında bulundu.
Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir
14 Haziran 2025 Cumartesi - 13:16 Geçmeyen ağrılar ciddi bir sorunun habercisi olabilir İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Burçin Keçeci, kemik tümörleri konusunda toplumda farkındalık oluşturmak adına önemli açıklamalarda bulundu. "Kemik tümörleri, nadir görülen ancak hem çocukluk çağında hem de erişkinlik döneminde karşılaşabildiğimiz bir tümör grubudur," diyen Doç. Dr. Keçeci, bu tür vakalarda en sık rastlanan belirtinin geçmeyen ağrı olduğuna dikkat çekti. "Özellikle gece ağrısıyla seyreden ve uzun süredir devam eden şikayetleriniz varsa, bu sıradan bir spor yaralanması olmayabilir. Ağrınız süreklilik gösteriyorsa mutlaka bir ortopedi uzmanına başvurmanız gerekir." Önce röntgen, sonra gerekirse MR Tümör şüphesiyle başvuran hastalarda ilk adımın genellikle basit bir röntgen olduğunu belirten Keçeci, "Direkt grafi dediğimiz röntgenle kemiklerde anormal bir oluşum olup olmadığını değerlendiriyoruz. Eğer şüpheli bir lezyon tespit edersek, MR görüntülemesi ile detaylı incelemeye geçiyoruz" şeklinde konuştu. ’İyi huylu mu, kötü huylu mu’ ayrımı hayati önemde Kemik tümörlerinin nadir görülse de iki ana gruba ayrıldığını belirten Doç. Dr. Burçin Keçeci, şu şekilde devam etti: "Bazı tümörler iyi huyludur; yani sadece bulundukları bölgede sınırlı kalırlar. Ancak bazıları kötü huyludur ve vücuda yayılma riski taşır. Bu tür tümörler yaşamı tehdit edebilir. Bu nedenle tümörün tipi ve yayılım durumu mutlaka netleştirilmelidir." Geçmeyen ağrılar göz ardı edilmemeli Son olarak topluma çağrıda bulunan Doç. Dr. Keçeci, şu uyarılarda bulundu: "Vücudunuzda nedeni açıklanamayan ve geçmeyen bir ağrı varsa ya da herhangi bir şişlik fark ettiyseniz, bunu önemseyin. Özellikle ağrılar geceleri de sizi uyandırıyorsa bu alarm verici olabilir. Erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiler. Lütfen geç kalmadan bir ortopedi uzmanına danışın."
Zayıflamak için canınızdan olmayın
14 Haziran 2025 Cumartesi - 12:46 Zayıflamak için canınızdan olmayın ’Zayıflama çayı’ adı altında satılan ve kilo vermek isteyenlerin rağbet ettiği ürünler, kontrolsüz kullanımlarda ölüme kadar götürebiliyor. İlaç ve gıda takviyelerinin fazla kullanımının insanların sağlığına zarar verebileceğini belirten Aktar Hamit Sipahi, "internet ortamında satılan çok kirli zayıflama ilaçları var" dedi. Yaz ayrılarının gelmesi ile birlikte vatandaşları zayıflama heyecanı sardı. Yaz mevsimine zayıf ve fit girmek isteyenler satılan zayıflama çaylarını da kullanmayı tercih ediyor. Sağlık Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan izin alınmadan merdiven altı üretilen hızlı kilo verme vaadli ilaçlar, kullananların geri dönüşü olmayan sağlık sorunları yaşamalarına, hatta yaşamlarını yitirmelerine sebep oluyor. Özellikle son dönemde sık sık haber bültenlerine konu olan zayıflama çayları ile ilgili olarak uyarılarda bulunan Düzceli Aktar Hamit Sipahi, hem zayıflama çaylarının hem de karışımlarına dikkat çekti. Hamit Sipahi, yaptığı açıklamalarda şunları söyledi: "Sağlıksız ve bilinçsiz kullanımında, doktora danışılmadan alınan hele de internet ortamında satılan ürünlerin ne derece güvenli olduğu malum. İnsanları doktorlarından almış oldukları fikir doğrultusunda vücut değerleri kullanıma elverişliyse bitkisel gıda takviyeleri kullanılabilir. Metabolizmayı hızlandıracak bazı bitki tohumları var. Onlar kullanılabilir, herhangi bir problem yaşanmaz ama bilmediği, kesin olarak üretiminden emin olunmadığı hijyenik ve steril ortamda üretilmeyip bakanlık onayı olmayan internet ortamında satılan çok kirli ürünler var. Bunları maalesef insanları alıp kullanıyor. Sonrasında da şikayetlerle hastanelere gidiyorlar. İnsanların sağlığı ile oynamamak lazım." "İnsanlar evlerinde daha masrafsız ve sağlıklı çaylar yapabilir" Hamit Sipahi, verdiği röportajda, insanların fazla masrafa girmeden sağlıklı zayıflayabilecekleri çay yapmalarının mümkün olduğunu da belirterek, "Evlerinde insanlar kendi karışımlarını da yapabilirler. Metabolizmayı hızlandırmak için kete tohumu kullanabilirler. Yine bağırsaklardaki şişkinliği almaya yardımcı olur. Çia tohumu şu an çok popüler. Yulaf ezmesi midede şişkinliği önlüyor ve tokluk hissi veriyor. Tok tuttuğu için rejim yapanlar bu bitkilerden faydalanıyorlar. Bunların da herhangi bir yan etkisi ve yok, gıda olarak tüketilebilen bitkiler" diye konuştu. "Doktor tavsiyesi önemli" Hamit Sipahi, ayrıca röportajında "Bitkiler kimyasallara göre daha masum ama fazlası zarar verir. O nedenle tıbbi yardım almadan, doktor tavsiyesine uymadan insanların kafalarına göre kullanmamaları iyi olur. İnsanlar zayıflamak için 9’lu bitki çayı dediğimiz 9 bitkinin karışımı ile yapılan çay var. Hem ödem atmada hem de zayıflama da yardımcı olur. Yıllardır insanlara veriyoruz. Şimdi ya kadar hiçbir sorun yaşanmadı. İçinde funda yaprağı, biberiye, yeşilçay, barut ağacı, tarçın, cimea gibi bitkilerin karışımıdır. Günde kupa bardakla 2 barda tüketilirse vücuttaki ödemi atmaya ve yağ yakmaya yardımcı olur" dedi. İnternet ortamından alınan sağlık ilaçlarının büyük kısmının sağlık bakanlığı ve Tarım Orman Bakanlığı onayının olmaması tüketicilerin ürün alırken bu onaylara bakmadan ve reklama göre ürün almaları ise ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getiriyor.
Kadın hastalıklarına V-Notes tekniğiyle ameliyat
14 Haziran 2025 Cumartesi - 12:38 Kadın hastalıklarına V-Notes tekniğiyle ameliyat Kahramanmaraş’ta hizmet veren HG Hospital’da gerçekleştirilen kadın hastalıkları operasyonunda, dünyada sayılı merkezde uygulanan V-Notes (doğal deliklerden yapılan cerrahi) tekniğiyle rahim ve yumurtalıklar karnı kesmeden alındı. HG Hospital’a başvuran 51 yaşındaki hasta, yaklaşık 17 yıldır devam eden yoğun vajinal kanama şikâyetiyle yaşam kalitesinin ciddi şekilde düştüğünü, sosyal hayatının kalmadığını belirtti. Yapılan tetkiklerde rahim kanseri başlangıcı tespit edilen hasta, Jinekolojik Onkoloji Konseyi’nde değerlendirilerek V-Notes tekniğiyle ameliyata alındı. Bu yöntemle hastanın karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan rahmi ve yumurtalıkları alındı. Ameliyat sonrası aynı gün ayağa kalkabilen hasta, ağrısız şekilde günlük yaşantısına döndü. HG Hospital’da kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak görev yapan Operatör Doktor Merva Tekelek Susaçan, jinekolojik onkoloji ekibinin başkanı Doç. Dr. Behzat Can ile birlikte hastalarını takip ettiklerini ve operasyonlarını gerçekleştirdiklerini söyledi. ’Hiçbir kesi olmadan rahim ve yumurtalıklar alındı’ Uygulanan yöntemin detaylarını anlatan Dr. Susaçan, "Hastamızın karnında ya da görebileceği herhangi bir yerde hiçbir kesi ya da iz olmadan rahmini ve yumurtalıklarını aldık. Ameliyatın hemen birkaç saat sonrasında ayağa kalktı. Ağrısı olmadı, günlük hayatına aynı gün dönebildi. Hatta karnına baktığında ameliyat olduğuna inanamıyor" dedi. ’Kadınlar bu şikayetleri ihmal etmesin’ Kadınlarda sık görülen bu tür rahatsızlıkların çoğu zaman ihmal edildiğine dikkat çeken Susaçan, "Ama kadınlarımız bilsin ki kendi şehirlerinde, HG Hospital’da bu yüksek teknolojiyle güvenli bir şekilde tedavi olabiliyorlar. Farklı şehirlere gitmelerine gerek yok. Sağlığınızı ertelemeyin. Siz kıymetlisiniz ve bu sorunların konforlu çözümleri var" diye konuştu. Hasta Nimet Süt ise, "Hocamla tanıştım. Çok iyi, çok iyi. Herkese de tavsiye ederim. Yani ameliyatım ağrısız, sızısız, yara bere hiçbir şey yok. 17 senedir çektim ben bunu. Hiçbir sosyal aktivitem yoktu. Artık yani kan almaktan, sürekli kan gitmesinden sosyal aktivitem olmuyordu yani. Şimdi çok iyiyim" diyerek tüm ekibe teşekkür etti.