Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "(İran’la görüşmeler) İlerleme kaydettiğimizi düşünüyorum"
Bankamatikte unutulan parayı görüp polise teslim etti
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:45
Edirne’de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı
Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6’sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
5
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
11 Haziran 2025 Çarşamba - 20:12
Siirt’te 5. kattan düşen 1.5 yaşındaki çocuğun sağlık durumu iyi
Siirt’te 5. kattan park halindeki aracın üzerine düşen 1.5 yaşındaki çocuğun sağlık dumunun iyi olduğu bildirildi. Siirt’te 5. kattan park halindeki aracın üzerine düşen 1.5 yaşındaki R.A.D.’nin sağlık dumunun iyi olduğu bildirildi. Olay anında işte olduğunu söyleyen baba Naim Dolas, "Olayın nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum. Yan tarafta bulunan inşaatta çalışıyorum. Elektrik işlerini yapıyordum. 8. kattaydım saat 16.00 gibi haber geldi. Kızınız düşmüş hastaneye geçin diye. Nasıl aşağıya indiğimi bilmiyorum. Aradım ambulansı şu an korkulacak bir şey yok dediler. Ambulans’taki hemşirelere sordum çocuğumun iyi olduğunu ve korkulacak birşey olmadığını söylediler. Gerekli tetkikleri yapıldıktan sonra durumunun iyi olduğunu söylediler" dedi.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 19:52
Siirt’te 5. kattan düşen Rabia‘nın sağlık durumu iyi
Siirt’te, Kooperatif Mahallesi’nde dengesini kaybederek 5’inci kattan park halindeki aracın üzerine düşen 1.5 yaşındaki Rabia Asel Dolas’ın sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Olay anında işte olduğunu söyleyen baba Naim Dolas, "Bende olayın nasıl olduğunu tam olarak bilmiyorum. Ben zaten yan tarafta bulunan inşaatta çalışıyorum. Elektrik işlerini yapıyordum. 8. kattaydım, saat 4 gibi haber geldi. Kızınız düşmüş hastaneye geçin diye. Hızla nasıl aşağıya indiğimi bilmiyorum. Aradım ambulansı şu an korkulacak bir şey yok dediler. Ambulanstaki hemşirelere sordum çocuğumun iyi olduğunu ve korkulacak bir şey olmadığını söylediler. Gerekli tetkikleri yapıldıktan sonra durumunun iyi olduğunu söylediler" dedi.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 17:09
"Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Diyarbakır’da anıldı
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Prof. Dr. Gazi Yaşargil‘in vefatı nedeniyle anma programı düzenlendi. Programa Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Başhekim Doç. DR. Mehmet Özel ve sağlık çalışanları katıldı. Programda konuşan Asiltürk, bugün burada tarifsiz bir hüznün ve derin bir minnetin gölgesinde toplandıklarını ifade etti. Tıp dünyasının kutup yıldızı, insanlığa adanmış bir ömrün sahibi, beyin cerrahisinin yaşayan efsanesi, Diyarbakır’ın gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i ebediyete uğurlamanın derin acısını yaşadıklarını belirten Asiltürk, onun sadece bir hekim değil, insan beyninin sınırlarında dolaşan, imkânsızı mümkün kılan, bir milleti olduğu kadar insanlığı da onurlandıran bir bilim çınarı olduğunu söyledi. Asiltürk, geliştirdiği teknikler, mikrocerrahiye kazandırdığı yenilikler ve yetiştirdiği yüzlerce hekimle tıp tarihine adını altın harflerle yazdırdığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanındaki ameliyathanelerde onun adını taşıyan yöntemlerle insanlar hayata tutunurken, bizler onun mirasını yaşatmaya devam ediyoruz. İşte bu hastane Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi sadece bir sağlık kurumu değil, onun ilminin, emeğinin ve vizyonunun yaşayan bir abidesidir. Bugün ismini taşıyan bu hastanede, onun bilimsel mirasına sahip çıkmak ve onu yeni kuşaklara tanıtmak bizlerin en büyük sorumluluğudur" dedi. Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in adı, bu hastanede yalnızca bir tabela değil; burada yürütülen her bilimsel çalışma, her tedavi, her umut dolu iyileşme onun ışığında sürdürülmekte olduğunu kaydeden Asiltürk, "Acımız büyük. Ancak gururumuz daha da büyük. Diyarbakır böyle bir değeri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır. Kendisini bilim yolculuğuna adayan bu büyük insanı, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ailesine, sevenlerine, tüm sağlık camiasına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, ilmi baki olsun" ifadelerini kullandı.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 17:07
"Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil vefatının ardından Diyarbakır’da anıldı
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Prof. Dr. Gazi Yaşargil‘in vefatı nedeniyle anma programı düzenlendi. Programa Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Başhekim Doç. Dr. Mehmet Özel ve sağlık çalışanları katıldı. Programda konuşan Asiltürk, bugün burada tarifsiz bir hüznün ve derin bir minnetin gölgesinde toplandıklarını ifade etti. Tıp dünyasının kutup yıldızı, insanlığa adanmış bir ömrün sahibi, beyin cerrahisinin yaşayan efsanesi, Diyarbakır’ın gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i ebediyete uğurlamanın derin acısını yaşadıklarını belirten Asiltürk, onun sadece bir hekim değil, insan beyninin sınırlarında dolaşan, imkânsızı mümkün kılan, bir milleti olduğu kadar insanlığı da onurlandıran bir bilim çınarı olduğunu söyledi. Asiltürk, geliştirdiği teknikler, mikrocerrahiye kazandırdığı yenilikler ve yetiştirdiği yüzlerce hekimle tıp tarihine adını altın harflerle yazdırdığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanındaki ameliyathanelerde onun adını taşıyan yöntemlerle insanlar hayata tutunurken, bizler onun mirasını yaşatmaya devam ediyoruz. İşte bu hastane Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi sadece bir sağlık kurumu değil, onun ilminin, emeğinin ve vizyonunun yaşayan bir abidesidir. Bugün ismini taşıyan bu hastanede, onun bilimsel mirasına sahip çıkmak ve onu yeni kuşaklara tanıtmak bizlerin en büyük sorumluluğudur" dedi. Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in adı, bu hastanede yalnızca bir tabela değil; burada yürütülen her bilimsel çalışma, her tedavi, her umut dolu iyileşme onun ışığında sürdürülmekte olduğunu kaydeden Asiltürk, "Acımız büyük. Ancak gururumuz daha da büyük. Diyarbakır böyle bir değeri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır. Kendisini bilim yolculuğuna adayan bu büyük insanı, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ailesine, sevenlerine, tüm sağlık camiasına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, ilmi baki olsun" ifadelerini kullandı.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:21
Çocuklarda yazın sık görülen tehdit: Gastroenterit
Kahramanmaraş’ta Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Rıza Namlı, yaz aylarında çocuklarda sıkça rastlanan gastroenterit vakalarına karşı aileleri uyardı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Uzman Dr. Ali Rıza Namlı bulantı, kusma ve ishalle kendini gösteren hastalığın, özellikle bebeklerde ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabileceğini belirtti. Dr. Namlı, mide ve bağırsak iltihabı şeklinde gelişen gastroenteritin halk arasında mide gribi olarak bilindiğini ifade etti. Namlı, "Hastalığın en yaygın nedeni rota ve norovirüslerdir. Bu virüsler genellikle kontamine su ve gıdalar yoluyla ya da enfekte kişilerle temasla bulaşır. Bağışıklığı düşük çocuklarda ise hastalık çok daha ağır seyredebilir. Eğer çocuk ağızdan sıvı alamıyor, idrarı azalmışsa veya ateşi düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Çünkü sıvı kaybı tedavi edilmediğinde çocuklar için ölümcül sonuçlar doğurabilir" dedi. "Beslenme tedavinin ayrılmaz parçası" Hastalık sürecinde çocukların az ve sık beslenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Namlı, "Yoğurt çorbası, haşlanmış patates, pirinç ve muz gibi hafif yiyecekler tercih edilmeli. Şekerli, yağlı ve baharatlı gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Gastroenterit vakalarının önemli bir kısmı hijyen eksikliğinden kaynaklanabilir. Tuvalet sonrası ellerin mutlaka sabunla yıkanması gerekiyor. Ayrıca çocukların ortak oyuncak ve eşyaları kullanmadan önce dezenfekte edilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:18
Esenyurt’ta haşerelere karşı kapsamlı mücadele
Esenyurt Belediyesi Park ve Bahçeler ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, kenelere ve diğer zararlı haşerelere karşı ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Esenyurt Belediyesi, yaz aylarının gelmesiyle birlikte ilçe genelinde ilaçlama çalışmalarını hızlandırdı. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, bitki sağlığını korumak ve haşere popülasyonunu azaltmak için ilçe genelinde seferberlik başlattı. Akçaburgaz Mahallesi Mesire Alanı’ndan başlatılan çalışmalarda yeşil alanlarda, park ve bahçelerde bitki hastalıkları ile zararlı organizmalara karşı bitki koruma ilaçlamaları yapılırken, Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri ise özellikle haşere, kene ve sineklere karşı yoğun bir mücadele yürütüyor. "Daha yaşanabilir bir Esenyurt için çalışıyoruz" Ziraat Mühendisi Serkan Deniz, ilaçlama çalışmalarını Esenyurt’un her yanına yaydıklarını ifade ederek, "Esenyurt Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü olarak yürüttüğümüz ilaçlama çalışmalarımız, bitki hastalıkları ve zararlılara karşı mücadele amacıyla yapılmaktadır. Buradaki temel amacımız; bitki sağlığını korumak, hastalık ve zararlı organizmaları en aza indirgemektir. Bu çalışmalarımız her yıl Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayının sonuna kadar aralıksız devam etmektedir. Esenyurt’un daha sağlıklı ve yeşil bir çevreye kavuşması için bu hizmetlerimiz aralıksız sürecek. Önümüzdeki dönemlerde de bu çalışmalarımızı geliştirerek devam ettirmek istiyoruz. Daha yaşanılabilir bir Esenyurt için çalışmalarımız aralıksız olarak devam ediyor" dedi. "İlaçlamalarımız Ağustos sonuna kadar kesintisiz sürecek" Esenyurt Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü İlaçlama Uzmanı Salih Acet ise Esenyurtlu vatandaşların yazı daha sağlıklı ve rahat geçirebilmeleri için var güçleriyle çalıştıklarını ifade ederek şunları kaydetti: "İlaçlama ekibi olarak haşere ve sineklere karşı yılın 12 ayı boyunca aralıksız çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle sokak ilaçlamalarımız yaz aylarında daha yoğun şekilde devam ediyor. Bu kapsamda Haziran ayında başlayan sinek ilaçlamalarımız Ağustos sonuna kadar kesintisiz olarak sürüyor. Bugün Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi Mesire Alanı’ndayız. Burada özellikle kenelere ve diğer zararlı haşerelere karşı ilaçlama çalışmalarımızı yürütüyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızın bu alanları güvenle kullanabilmesini sağlamak. Esenyurt’un daha sağlıklı ve yaşanabilir bir ilçe olması için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli davranmasını rica ediyoruz."
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:17
Asya uzun boynuzlu kenesi Türkiye faunasına girdi
Türkiye’de ilk kez tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi, erkek bireye ihtiyaç duymadan çoğalabilmesi nedeniyle hızla yayılma riski taşıyor. Türkiye’de ilk kez, Uzak Doğu kökenli ve istilacı bir tür olan "Haemaphysalis longicornis" (Asya uzun boynuzlu kenesi) tespit edildi. Çin, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerde yaygın olarak görülen bu kene türü, İstanbul’da bir köpekte kene enfestasyonu şikâyeti üzerine yapılan bilimsel incelemeler sonucunda belirlendi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin’in verdiği bilgilere göre, köpekten toplanan 100’den fazla kene örneğinin büyük kısmı Türkiye’de yaygın olarak bulunan "Ixodes ricinus" ve "Rhipicephalus sanguineus" türüne ait çıktı. Ancak yapılan detaylı morfolojik ve moleküler analizler sonucunda 9 dişi ve 11 nimfin (yetişkin forma benzeyen), Türkiye’de daha önce varlığı bilinmeyen "Haemaphysalis longicornis" türüne ait olduğu ortaya kondu. "Uzakdoğu menşeili kene erkek olmadan üreyebiliyor" Asya uzun boynuzlu kenesinin Amerika Birleşik Devletleri’nde 2017 yılında ilk kez tespit edildiğini ve 2024 yılına kadar 20’den fazla eyalete yayıldığını hatırlatan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, "Yeni tespit edilen kene türü ‘Haemaphysalis longicornis’ adında bir kene türü. Menşei uzak doğu, yani doğal olarak Uzak Doğuda yaşayan bir kene türüdür. Özellikle Çin, Japonya, Avustralya gibi bölgelerde yaşayan bir kene türüdür. Ülkemize de bir şekilde gelmiş ve varlığını tespit etmiş olduk. İnvazif dediğimiz bir kene türüdür. Yani yeni bir bölgeye gittiğinde ulaştığında o bölgede hızlı bir şekilde çoğalabilen bir kene türü. 2017 Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada bu kenenin ilk defa Amerika’ya girdiği tespit ediliyor. 2024 yılına kadar bu kenenin 20’den fazla eyalete yayıldığı tespit ediliyor. Kene popülasyonunda erkeği olmadan partenogenetik yolla çoğalabiliyor. O yüzden yayılma potansiyeli yüksek bir kenedir. Asya uzun boynuzlu kenesi diye geçiyor. İsmi palpleri üzerinde boynuz benzeri bir çıkıntının olmasından kaynaklanıyor. Haberlerde insan üzerinden çıktı diye geçti ama ona açıklık getirmek istiyorum. Yeni keneyi biz insan üzerinden toplamadık. İstanbul’da bir vatandaşımızın köpeği üzerinde bulması üzerine, vatandaşımızdan mümkünse keneleri bize göndermesini ve inceleyebileceğimizi söyledik. Arkadaşımız bize keneyi gönderdiğinde üzerinden 100’den fazla kene çıktı. Bu keneleri incelediğimizde daha önce ülkemizde varlığı bilinen, "Ixodes ricinus" ve "Rhipicephalus sanguineus" türlerine ait keneler olduğunu gördük. Yaptığımız çalışmada bir miktar kenenin, 9 dişi, 11 tane nimfin (yetişkin forma benzeyen) ülkemiz fanusuna ait olmayan, ülkemizde daha önce varlığı bilinmeyen bir keneye ait olduğunu da tespit ettik. Hemen dünya literatürünü taradık. Afrika’dan bize kuş göçleriyle çok kene gelebiliyor. Önce Afrika türlerine baktık. Daha sonra özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bu istilasında duyunca bir onları da karşılaştıralım dedik. Daha sonra örneğimizi morfolojik olarak ‘Haemaphysalis longicornis’ yani Türkçe tabiriyle Asya uzun boynuzlu kenesi olduğunu tespit ettik. Biz bu teşhisi genetik olarak da doğrulamak istedik. Genetik tiplemeye de gittik. Örneğimizin özellikle Çin’de yayılış gösteren bir popülasyonla oldukça yakın akraba olduğunu tespit ettik. Böylece literatüre girmiş oldu. Hemen çalışmayı uluslararası bir dergide yayınladık. Böylece bilim dünyasına tanıtılmış oldu. Ülkemizde de tanıtılmış oldu" dedi.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:53
13 yıllık evli kadın, eksozom ve akupunktur tedavileriyle gebelik haberi aldı
Diyarbakır’da yaşayan 13 yıllık evli kadın, 6 tüp bebek denemesi ve 2 başarısız aşılama tedaisinin ardından aldığı eksozom ve akupunktur tedavileriyle gebelik haberi aldı. 35 yaşındaki Leyla Onur, 13 yıllık evliliğinde çocuk sahibi olamayınca farklı sağlık merkezlerinde tedaviler almaya başladı. Leyla Onur, 6 tüp bebek ve 2 aşılama denemesi başarısız sonuçlanınca Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başvurdu. Çoksüer, yaptığı tetkiklerde yumurta tembelliği ve rahim duvarında incelme teşhisi koydu. Hasta, aldığı tedavilerle gebe kalıp bebeğin kalp atışını duydu. Çoksüer, hastada yumurta tembelliği ve rahim duvarında incelik olduğunu söyleyerek, " Duvarı güçlendirmek için eksozom tedavisi yaptık. Daha sonra akupunktur yaptık. Birçok tedavi uyguladık ve başarılı sonuç olarak kalp atışını duyduk. Doğru hekim, doğru tedavi ve sabır başarımızın altın anahtarıdır. Çiftimizin gözü aydın, hayırlı, uğurlu olsun. Tüm süreçleri takip edeceğiz" dedi.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:50
Şehri haşereler bastı, Efeler Belediyesi mücadele başlattı
Aydın Efeler’de hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmeye başlaması ile şehirde yaşam kabusa dönmeye başladı. Adeta haşerelerin bastığı Efeler’de 40 dereceye yaklaşan sıcakta vatandaş kapı ve pencere açamaz hale gelince artan şikayetler üzerine belediye ekipleri mücadele çalışması başlattığını duyurdu. Haşere ile mücadelenin sinek ve böcekler çoğalıp çevreyi sarmadan larva döneminde yapılması gerektiğini belirten vatandaşlar, Efeler Belediyesi’nin mücadelede geç ve yetersiz kalmasından dert yandı. Halk sağlığını tehdit eden kent zararlılarına karşı mücadele ettiklerini belirten Efeler Belediye Başkanlığı özellikle çocukların, yaşlıların ve kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların yaşam kalitesini doğrudan etkileyen haşere kaynaklı hastalıkların önüne geçmek için ilaçlama çalışması yaptığını belirtti. Yapılan açıklamada Mesudiye Mahallesi Çankaya Caddesi’nde ve Kemer Mahallesi’nde yer alan rögar kapaklarında hamam böceği ilaçlaması yapıldığı belirtildi. Efeler Belediyesi ilaçlamanın düzenli yapıldığını iddia ederken, vatandaşlar çalışmaları yetersiz bulduklarını ifade ettiler.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 15:37
Kesilecek sandığı parmağı yapılan operasyonla kurtarıldı
Kütahya’da, sol elinin dördüncü ve beşinci parmaklarında "tam kat kesi" olarak tabir edilen derin bir yaralanmayla Kütahya Şehir Hastanesi Acil Servisi’ne başvuran 80 yaşındaki Faruk Selvi’nin parmakları, yapılan başarılı bir operasyonla kurtarıldı. Hastaneye başvuran hastanın yapılan ilk muayenesinde damar, sinir ve tendon yapılarında ciddi hasar tespit edildi. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği tarafından acilen değerlendirilen hasta, parmaklarını kaybetme riskine karşı vakit kaybetmeden ameliyata alındı. Operasyonu gerçekleştiren Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Süleyman Kaan Öner, "Yapmış olduğumuz cerrahi operasyon sonrası hastamızın şu an parmak dolaşımları gayet iyi. Erken dönemde herhangi bir komplikasyon yaşamadık. Hastamızın da artık taburculuğunu planlıyoruz. İlerleyen dönemde yapılacak olan fizik tedaviyle birlikte fonksiyonlarının tamamını geri kazanmasını bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 13:44
Güneşe karşı çocuklarda ’mekanik koruma’
Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Filiz Tubaş, çocukları güneşten korumak için 30 faktörün üzerinde koruyucuların tercih edilmesi gerektiğini söyleyerek, "Çocuklarda güneş kremi dışında mekanik koruma da çok önemli" dedi. 6 ay altı bebeklerde uzun kollu mayolar ve şapka tercih edilerek mekanik koruma sağlanabileceğini söyleyen Acıbadem Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı ve Sosyal Pediatrist Doç. Dr. Filiz Tubaş, "Güneş maruziyeti aslında en küçük bebeklerden itibaren çok dikkat etmemiz gereken problemlerdendir. Aileler bazen bulutlu havalarda güneş kremi sürmesek mi gibi bir yanlışa düşebiliyorlar. Aslında bütün havalarda, bulutlu da olsa mutlaka bebekleri ve çocukları güneşten koruyucu önlemleri almak lazım ama özellikle yazın gelmesi ile beraber önümüzde de uzun bir tatilin olması, çocukları güneşten korumak için dikkat edilmesi gereken zamanlardan. Ne yapılabilir dersek; koruma faktörü 30 faktörün üzerinde olan koruyucu güneş kremleri kullanabiliriz. 6 ay altı bebeklerde mekanik koruma daha uygundur. Mekanik koruma derken, uzun kollu mayolar, geniş bir şapka ve 1 yaştan büyük çocuklar için de takabiliyorsa gözlükle gözleri güneşten korumaktır. Özellikle çok sıcak günlerde sıcak çarpmaları ve sıvı alımına da dikkat edilmesi gerekiyor. Bebekleri pusetlerin, arabaların içinde ya da sıcak ortamlarda tutmamak ya da sıcak çarpmasın diye klimanın altına koymamak gerekiyor" dedi. "Her 2 saatte bir tekrarlayın" Doç. Dr. Tubaş, belirli saatlerde çocukların güneşe maruz bırakılmaması gerektiğini söyleyerek, "Güneş ışınlarının dik olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında bebeklerin ve çocukların güneşe çıkmaması gerekmektedir. 6 ay altı bebeklerde yüzde çinko oksitli güneş kremlerini daha çok tercih ediyoruz ama daha büyük çocuklarda güneş ürünlerini cildin diğer bölgelerine de sürerek koruma sağlıyoruz. Dikkat edilmesi gereken noktalardan biri de güneş kremini sürdüm hemen çıkalım gibi yapılmamalıdır. Güneşe çıkmadan en az 15-30 dakika önce sürmek lazım. Hemen kıyafet giydirmek ve havluyla kurulamak da koruyucuların çıkmasını sağlıyor. O yüzden hem bebeklere hem de çocuklara güneşe çıkmadan önce güneş koruyucu sürmek ve hemen akabinde giydirmemek, silmemek gerekiyor. Havuza girdi ya da terledi diyelim, her 2 saatte bir de güneş kremini tekrarlamak gerekiyor. Yine suya ya da terlemeye dayanıklı ürünleri sürmekte fayda var. Küçük bebekleri dalgalı sularda yüzdürmemek gerekiyor. Havuzlar aslında hijyen açısından küçük bebekler için çok uygun olmayabilir çünkü su yutabilirler. Bunlar da çok önemli" ifadelerini kullandı.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 13:09
Aşırı terlemeye karşı ETS cerrahisi tedavisi
Aşırı terleme sorununun sosyal ilişkileri olumsuz etkilediğini, özellikle gençlerde özgüven kaybına yol açtığını belirten Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayten Güner Akbıyık çözüm için başvurulan Endoskopik Torasik Sempatektomi yani ETS cerrahisinde başarı oranının çok yüksek olduğunu söyledi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Ayten Güner Akbıyık, ortam ısısı ya da fiziksel eforla ilişkili olmadan, özellikle eller, koltuk altları ve yüz gibi bölgelerde görülen aşırı terleme problemi, tıbbi adıyla "bölgesel hiperhidrozis"in, bireylerin hem günlük yaşam kalitesini hem de sosyal ilişkilerini ciddi şekilde olumsuz etkilediğini dile getirdi. Aşırı terlemenin özellikle genç bireylerde özgüven kaybına neden olduğuna dikkat çeken Dr. Akbıyık, bu durumun genellikle "Ellerimi saklama gereği hissediyorum" veya "Karşımdakine tokalaşmaya utanıyorum" gibi ifadelerle tarif edildiğini aktardı. Bölgesel hiperhidrozisin, altında yatan başka hastalıklar olmaksızın görülebildiğini vurgulayan Dr. Akbıyık, "Bu tür terleme, genellikle menopoz, hipertiroidizm, diyabet, enfeksiyon, tansiyon düşüklüğü, kalp yetmezliği ya da böbrek üstü bezi hastalıklarından bağımsızdır. Ancak tanı konulmadan önce bu nedenlerin dışlanması gerekir" diyerek öncelikle bazı kan tetkiklerinin yapılmasının şart olduğunu ifade etti. "Terleme 6 aydan daha uzun süredir varsa" Tanı sürecinde fizik muayenenin ve hastadan alınan ayrıntılı tıbbi öykünün büyük önem taşıdığını belirten Dr. Akbıyık, "Eğer terleme altı aydan daha uzun süredir devam ediyorsa, iki taraflı yani simetrik ise ve yalnızca uyanıkken görülüp uyku sırasında kayboluyorsa, bölgesel hiperhidrozis tanısı konulabilir" dedi. Bu hastalığın tedavisinde öncelikle medikal yöntemlerin denendiğini anlatan Dr. Akbıyık, "Terleme önleyici kremler, botoks uygulamaları ve iyontoforez gibi tedaviler geçici çözümler sunar. Bu nedenle bu yöntemler tekrarlanmak zorundadır ve kalıcı bir sonuç vermez" şeklinde konuştu. Aşırı terlemenin yaşamı zorlaştırdığı hastalarda kalıcı çözüm olarak cerrahi müdahaleye başvurulduğunu belirten Dr. Akbıyık bu noktada Endoskopik Torasik Sempatektomi yani ETS cerrahisinin gündeme geldiğini söyledi. "Ameliyat başarısı yüzde 95’in üzerinde" Sempatektomi ameliyatının halk arasında "el terlemesi ameliyatı" olarak bilindiğini ifade eden Dr. Akbıyık, bu işlemin kapalı yöntemle ve yüksek başarı oranıyla uygulandığını vurguladı. Göğüs boşluğuna koltuk altından yapılan yaklaşık 1 santimetrelik kesiyle ulaşıldığını söyleyen Dr. Akbıyık, sempatik sinirin klipslenerek, yakılarak veya cerrahi olarak kesilerek iletiminin durdurulduğunu anlattı. "Bu yöntemle terlemeye neden olan sinir uyarımı ortadan kaldırılır ve etkisi ameliyat biter bitmez başlar. Üstelik bu etki kalıcıdır" diyen Dr. Akbıyık, ameliyatın başarısının yüzde 95’in üzerinde olduğunu ve hastaların genellikle aynı gün ya da ertesi gün taburcu edilebildiğini dile getirdi. "Hayat kalitesini yükseltiyor" Sempatektomi ameliyatının genellikle güvenli olduğunu ve kalıcı çözüm sunduğunu aktaran Dr. Akbıyık, nadiren de olsa görülebilecek bazı yan etkiler konusunda hastaların bilgilendirilmesinin önemine dikkat çekti. En sık karşılaşılan ancak zamanla kendiliğinden düzelme eğiliminde olan durumun kompansatuar terleme olduğunu kaydeden Dr. Akbıyık, bu terleme türünün ameliyatla kurutulan bölgelerin dışında kalan vücut alanlarında, örneğin sırt, karın veya bacaklarda ortaya çıkabileceğini ifade etti. Bu terleme tipinin genellikle 6 ay ile 1 yıl içinde azalarak kaybolacağını, ancak her ihtimalin hasta tarafından bilinmesi ve takip edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Cerrahi müdahalenin uygun hasta grubunda uzun vadeli ve etkili bir çözüm sunduğuna işaret eden Dr. Akbıyık "Aşırı el, koltuk altı ya da yüz terlemesi sosyal hayatı zora sokuyorsa ve medikal yöntemler etkisiz kalıyorsa, cerrahi sempatektomi hayat kalitesini ciddi şekilde yükseltir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder