Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "(İran’la görüşmeler) İlerleme kaydettiğimizi düşünüyorum"
Bankamatikte unutulan parayı görüp polise teslim etti
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:45
Edirne’de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı
Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6’sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:38
Kronik ağrılarda yeni nesil yaklaşım
11 Haziran 2025 Çarşamba - 09:18
Adıyaman’a 12 Yeni Aile Sağlığı merkezi müjdesi
Adıyaman’da sağlık alanında önemli bir yatırım hayata geçiriliyor. Kent genelinde 12 yeni Aile Sağlığı Merkezi (ASM) yapılacağını açıklayan Adıyaman Milletvekili Doç. Dr. İshak Şan, Sağlık Bakanlığı nezdinde yürütülen girişimlerin olumlu sonuçlandığını söyledi. Projenin Adıyaman’ın sağlık altyapısını güçlendirmek adına büyük önem taşıdığını vurgulayan Milletvekili Şan, "Adıyaman’ımız için güzel bir gelişmeyi paylaşmak istiyorum. Sağlık Bakanlığımızın destekleriyle ilimizde 12 yeni Aile Sağlığı Merkezi inşa edilecek. Bu merkezler, vatandaşlarımızın birinci basamak sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay ulaşmalarını sağlayacak. Özellikle deprem sonrası sağlık altyapısında yaşanan sıkıntıları gidermek adına bu yatırımlar büyük önem taşıyor" dedi. Şan, Aile Sağlığı Merkezlerinin inşa edileceği yerlerin nüfus yoğunluğu ve mevcut ihtiyaçlar doğrultusunda belirlendiğini, projelerin kısa süre içerisinde başlatılacağını belirtti. Ayrıca bu yatırımların, sağlık çalışanlarına daha iyi çalışma ortamı sunacağını da sözlerine ekledi.
11 Haziran 2025 Çarşamba - 09:12
Uzmanından uyarı: "Kenelerle bulaşan Lyme, Tularemi ve birçok başka tehlikeli hastalık var"
Liv Hospital Ankara Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Duran Tok, Türkiye’de keşfedilen yeni bir kene türünün insan sağlığını ciddi bir şekilde etkilediğini ifade ederek, "Kenelerden insanlara bulaşan hastalıklar denildiğinde en çok akla Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gelse de; tularemi Lyme hastalığı, Q ateşi, Kene kaynaklı ensefalit, benekli ateş, erlihyoz, Babezyoz hastalıklarına da neden olabilir‘‘ dedi. Prof. Dr. Tok, Türkiye’de tespit edilen ve 56’ncı tür olarak nitelendirilen ‘Haemaphysalis longicornis‘ adlı kene türüne ilişkin yazılı açıklamalarda bulundu. Tok, Bu türün Asya uzun boynuzlu kenesi olarak bilinen bir kene türü olduğunu ve çok sayıda hastalık yaşıyabilme özelliğiyle bilim insanlarının harekete geçtiğini kaydederek, "Uzak Doğu kökenli bu istilacı türün, Doğu ve Orta Asya’nın bazı bölgelerinde başlıca Japonya Çin Kore Avustralya Yeni Zelanda’da bölgelerinde görülmekte olduğu, sadece hayvan sağlığını değil, insanları da ciddi şekilde tehdit ettiği biliniyor. Asya uzun boynuzlu kenesi, memelileri ve kuşları enfekte edebilmekte, ayrıca özellikle kuşlar vasıtasıyla göç ettiği yerlere taşınabilmektedir. Kenelerden insanlara bulaşan hastalıklar denildiğinde en çok akla Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) gelse de; tularemi Lyme hastalığı, Q ateşi, Kene kaynaklı ensefalit, benekli ateş, erlihyoz, Babezyoz hastalıklarına da neden olabilir ‘‘ şeklinde konuştu. "İstilacı kene türleri artıyor, doğanın dengesi değişiyor" İklim değişikliği sonucu oluşan küresel ısınmanın bazı kene türlerinin istilacı bir tür olarak yaşamasını kolaylaştırdığını işaret eden Prof. Dr. Duran Tok, ‘‘Örneğin, kuşların küresel ısınma ile daha kuzeye göç etmeleri orijinal hayat şartlarını adeta desteklemektedir. Ülkemizde bahar ve yaz aylarında gözlemlenen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi halen önemini korumaktadır. Havaların ısınmasıyla artan kene vakaları bu yıl da can almaya devam etmektedir. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığı, virüs ile enfekte kenelerin insana tutunmasından genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün sonra ortaya çıkan ateş, halsizlik, kas ağrısı, iştahsızlık, vücutta kanma, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ile seyreden ve ölümlere dahi neden olabilen bir enfeksiyon hastalığıdır‘‘ dedi. "Vücuda yapışan keneyi öldürmeye kalkmayın" Vakaların yurdun birçok yerinde görüldüğünü, çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzey kesimlerinde ayrıca Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaştığının altını çizen Tok, ‘‘Kırım Kongo Kanamalı Ateşi‘nden korunmak için kırsal alan ve piknik alanları gibi kene yönünden daha riskli alanlara giderken, mümkün olduğunca vücudu örten kıyafetler seçilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kene savarlar kullanılmalıdır. Kene yönünden riskli bölgelerden dönüldüğünde özellikle duş alımı esnasında vücut kontrol edilmelidir. Eğer vücutta kene varsa ve kişi keneyi çıkarma konusunda tecrübeliyse keneye zarar vermeden vücuttan çıkarılmalı veya en yakın sağlık kuruluşuna müracaat edilmelidir. Vücuda yapışan kene öldürülmemeli, üzerine sigara basmak dahil olmak üzere keneye zarar verilmemelidir‘‘ ifadelerine yer verdi. "Kırım-Kongo’nun net bir tedavisi yok, erken müdahale hayat kurtarır’’ Prof. Dr. Duran Tok, sözlerine şöyle devam etti: "‘Kene tutunan kişiler, kendileri gereği uygun bir biçimde çıkarsalar dahi bir sağlık kuruluşuna başvurmalı ve belli tetkikler yapılmalıdır. Ayrıca kendilerini 9-10 gün süreyle ateş, halsizlik, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, bulantı, kusma vücutta kanama veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya birkaçının ortaya çıkması durumunda da derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Kırım kongo kanamalı ateşinin halen net bir tedavisi yoktur ancak aşı çalışmaları devam etmektedir."
10 Haziran 2025 Salı - 17:21
54 yaşındaki hasta için helikopter ambulans havalandı
Van’ın Bahçesaray ilçesinde solunum sıkıntısı çeken hasta için helikopter ambulans havalandı. Bahçesaray Devlet Hastanesi’nde solunum sıkıntısı nedeniyle tedavi gören 54 yaşındaki hastanın durumu değerlendirilerek ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı nedeniyle SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevkine karar verildi. Sağlık Bakanlığı’na bağlı helikopter ambulansla Van’a nakledilen hasta, burada tedavi altına alındı.
10 Haziran 2025 Salı - 16:35
Fethiye’de tüp bebek tedavilerine başlandı
Muğla’nın Fethiye ilçesinde Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde görev yapan Prof.Dr. Ali Seven, anlaşmalı olduğu kurumla birlikte tüp bebek tedavilerine başladı. Fethiye’nin öncü sağlık kuruluşlarından biri olan Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde görev yapan, kadın hastalıkları ve doğum alanında uzmanlığıyla tanınan, uluslararası alanda tüp bebek tedavisi yapmış, Sağlık Bakanlığı onaylı sertifikaya sahip Prof. Dr. Ali Seven anlaşmalı olduğu Antalya IVF Tüp Bebek Merkezi’nde tüp bebek tedavilerine başladı. Tüp bebek, çocuk sahibi olmakta güçlük yaşayan birçok çift için umut verici bir tedavi yöntemi sunuyor. Prof. Dr. Ali Seven, modern tanı ve tedavi protokolleriyle bu hizmeti sunarak, bölgedeki pek çok aileye yeni bir yaşam şansı tanıyor. Prof. Dr. Seven açıklamasında, "Tüp bebek tedavisi yalnızca tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda duygusal bir yolculuktur. Biz bu yolculukta çiftlerin yanındayız. Teknolojik imkanlar, deneyim ve etik değerler ışığında en uygun çözümü birlikte arıyoruz. Her embriyo, umutla başlar. Her çiftin kendi hikayesi, kendi zorlukları ve umutları var. Amacımız, kişiye özel, bilimsel ve etik temellere dayanan bir yaklaşımla en doğru tedavi sürecini planlamak" ifadelerini kullandı.
10 Haziran 2025 Salı - 16:09
Ürettiği balın lezzetine kandı, deli bal hastanelik etti
Sağımını henüz yeni gerçekleştirdiği deli baldan tadan arıcı ölümden döndü. Olay, Rize merkeze bağlı Karasu köyünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre arıcılık yapan Miktat Kulaksız, deli bal diye bilinen komar balının sağımını gerçekleştirdi. Kovanından çıkan balın tadına bakmak isteyen Kulaksız ilk önce bir çorba kaşığı yedi. Balı tatlı bulan Kulaksız ikinci kaşağı da alınca başı dönmeye başladı. Balın kendini tuttuğunu anlayan Kulaksız’ın yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’nden yardım istedi. İhbar üzerine olay yerine giden sağlık ekipleri Kulaksız’ın tansiyonunun ve nabzının düştüğünü tespit ederek ilk müdahaleyi gerçekleştirdi. Kulaksız burada yapılan müdahalenin ardından hastaneye kaldırıldı. 10 saatlik gözetimin ardından sağlığına kavuşan Kulaksız, kendisine müdahale eden doktor ve 112 Acil Sağlık ekiplerine teşekkür etti. "Ölüme kadar varan sonuçlar doğurabilir" Hastaya ilk müdahaleyi yapan Paramedik Oğuzhan Toprak, deli bal sağımının zamanı olduğunu ve bu nedenle arıcıların dikkatli davranması gerektiğini ifade ederek "Nöbetimizde bal tutması tanısıyla bir çağrı düştü. Bizde hızlı bir şekilde olay yerine gittiğimizde hastanın baldan zehirlendiğini, deli bal yediğini saptadık. Buna bağlı olarak kalp fonksiyonları yavaşlamıştı. Nabzı 35’li seviyelerde, tansiyonu 70’e 40 seviyelerindeydi. Buna bağlı hemen tanı koyup ilaç tedavisine geçtik. İlaç uyguladıktan sonra hasta kendine geldi biraz. Bu dönemde deli bal sağımı hastaları etkiliyor. Nabızları düşürüyor, baş dönmesi, tansiyon düşüklüğü ve alerjiye kadar gidebiliyor. Bu acil bir durumdur müdahale edilmezse ölüme kadar varan sonuçlar doğurabilir. O yüzden hastalarım dikkatli olması gerekiyor" dedi. "Baş dönmesi ve göz kararması yaşadım" Deli balı yedikten sonra yaşadıklarını anlatan arıcı Miktat Kulaksız, "Komar balı yani deli bal üretiminden sonra sağıma geçtik. Sağım yaparken bal çok tatlıydı bir kaşık iki kaşık derken balın tuttuğunu hissettik. Baş dönmesi ve göz kararması yaşadım. Akabinde 112’ yi aradık. 5-6 dakika içerisinde 112 geldi, hastaneye gittik. 10 saat hastanede kaldık. Orada serumlar ve ilaçlar uygulandı, bir 10 saat sonra düzeldim ve sağlığıma kavuştum. 112 ekibine ve devletime teşekkür ediyorum Allah razı olsun" ifadelerine kullandı.
10 Haziran 2025 Salı - 15:47
Balıkesir’de ilk, karaciğer sol lobu ameliyatı başarı ile yapıldı
Balıkesir Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği, ileri düzey cerrahi uygulamalarda gösterdiği başarılarına bir yenisini daha ekledi. Genel cerrahinin en zorlu alanlarından biri olan pankreas kanseri ameliyat ileri düzey ameliyat teknikleri uygulandı. Balıkesir Üniversitesi Hastanesi, her geçen gün artan tecrübesiyle Balıkesir ve çevresindeki hastalara yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Genel cerrahinin en zorlu alanlarından biri olan pankreas kanseri ameliyatları, Üniversitesi Hastanesinde, multidisipliner ekip çalışmasıyla düzenli olarak başarıyla gerçekleştirilmeye devam ediyor. Yüksek donanım ve uzmanlık gerektiren pankreas kanseri ameliyatı, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Başbuğ ve Dr. Öğr. Üyesi Azad Gazi Şahin tarafından başarıyla tamamlanarak, ameliyat sonrası süreci sorunsuz geçen hasta sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Karaciğer Kanserinde Kliniğin İlkleri Arasında Yer Alan "Sol Hepatektomi" Operasyonu Pankreas kanseri ameliyatının ardından, karaciğer kanseri nedeniyle gerçekleştirilen "sol hepatektomi" (karaciğerin sol lobunun alınması) operasyonu da kliniğin önemli cerrahi başarılarından biri olup, aynı zamanda kliniğin ilkleri arasında yer aldı. İlk kez gerçekleştirilen bu zorlu operasyon komplikasyonsuz bir şekilde tamamlandı. Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Başbuğ, operasyonlar hakkında bilgi verirken, Genel Cerrahi Anabilim Dalı akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Azad Gazi Şahin ile birlikte gerçekleştirdikleri bu önemli ameliyatların hastanemizin ve kliniğimizin cerrahi kapasitesini ve başarısını açıkça ortaya koyduğunu, bu başarılı cerrahi müdahalelerin sadece tıp fakültemizin ve hastanemizin bilimsel ve klinik yetkinliğini güçlendirmekle kalmayıp aynı zamanda ülkemizde ileri düzey cerrahi uygulamalar alanında öncü bir örnek teşkil ettiğini ve hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmak amacıyla multidisipliner ve disiplinlerarası yaklaşımla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Genel Cerrahi Anabilim Dalı hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Murat Başbuğ, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanlığı süresince Balıkesir Üniversitesini Genel Cerrahi alanında daha ileri götürmek anlayışı içerisinde yeniden yapılandırarak anabilim dalının kendi alanında deneyimli akademisyenleriyle birlikte birçok yeniliğe imza attığını, ileri düzey kapalı (Laparasokopik) ve açık ameliyatlarla Balıkesir il dışına sevkleri azaltmakla birlikte il dışından ve yurtdışından hastaların BAÜN Hastanesini tercih ettiğini ve Anabilim Dalı olarak bunu sağladıkları için büyük bir mutluluk ve gurur duyduklarını belirtti. Yeni tedavi yöntemlerini Balıkesir halkına sunmaya devam edeceklerini söyleyen Prof. Dr. Murat Başbuğ, kendilerine destek veren üniversite ve hastane yönetimine ve operasyon sürecine katkı sağlayan başta Genel Cerrahi Kliniği olmak üzere, Yoğun Bakım Ünitesi, ameliyathane hemşireleri, teknikerler ve tüm sağlık çalışanlarına de teşekkür etti. Hastalıkları ile ilgili bilgi veren Emine Topçu ve Narin Uslu, "Hastaneye geldiğimizde çok endişeliydik ancak operasyon öncesi ve sonrası süreçte doktorlarımızın ilgisi ve profesyonelliği sayesinde kendimizi güvende hissettik. Allah razı olsun hocalarımızdan, çok teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
10 Haziran 2025 Salı - 15:03
Türk Kızılayı 157 yaşında
Türkiye’de iyilik hareketi olmaya devam eden Türk Kızılayı, 157’nci yıl dönümünü kutluyor. Türk Kızılayı, 157 yıldır Türkiye’de iyilik hareketi olmaya devam ediyor. Özellikle Kurban ve Ramazan dönemlerinde her yıl bağışçı sayısını ve bağış miktarını artıran Kızılay, ‘Hepimizin Kızılay’ı’ anlayışıyla 157’nci yılını kutluyor. Yaklaşık 400 bin gönüllüsüyle Türkiye’nin en büyük gönüllü hareketlerinden biri olan Türk Kızılay’ın tüm mensupları ihtiyaç sahiplerine yardım eli uzatmak için çalışıyor. Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, gönüllülerin katkısının paha biçilemez olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kızılay bundan tam 157 yıl önce 11 Haziran 1868’de bir grup gönüllü tarafından kurulmuştur. 157 yıldır gönüllülük bilinciyle güçlenen büyük bir ailedir. Bu aile, iyiliği yaşam biçimi haline getirmiş insanların fedakârlıklarıyla büyüyor. Gönüllülerimizin özverili çalışmaları sayesinde Kızılay, bugün yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da önde gelen insani yardım kuruluşlarından biri haline gelmiştir. Gönüllülerimize ve destekçilerimize yürekten teşekkür ediyoruz. Onların sayesinde bu iyilik hareketi her geçen gün daha da büyümektedir. Bu büyük iyilik çınarına bugüne kadar su veren, can veren tüm iyi insanları rahmet ve şükranla anıyoruz. Onlardan devraldığımız iyilik bayrağını daha da yükseklere çekmek için var gücümüzle çalışacağımıza söz veriyoruz." Artan bağışlar için bağışçılara teşekkür Kızılay Genel Başkanı Yılmaz, özellikle Kurban ve Ramazan dönemlerinde bağışçı sayısındaki artışın duyulan güvenin göstergesi olduğunu belirterek, "Bu artışı sağlayan, ‘Hepimizin Kızılay’ı’ diyerek desteğini esirgemeyen tüm bağışçılarımıza ve fedakar gönüllülerimize içten teşekkür ediyoruz. Onların özverisi ve cömertliği sayesinde yardım faaliyetlerimizin kapsamını genişletiyor, daha fazla ihtiyaç sahibine ulaşıyoruz. Bu güçlü dayanışma kültürünü birlikte yaşatmaya devam edeceğiz" diye konuştu. 81 ilde Kızılay aşevleri kuruluyor Türk Kızılay, kuruluşunun 157’nci yılında her gün 40 binden fazla ihtiyaç sahibine hizmet sunan aşevlerini, öncelikli projeleri arasına alarak 81 ile yaymayı hedefliyor. Kızılay aşevleri, ekonomik açıdan destek sağlamanın ötesinde, evlerinde yemek pişiremeyen yaşlı ve engelli bireyleri de kapsayarak sıcak yemek hizmeti sunuyor. Türkiye Afet Müdahale Planı’na (TAMP) göre afetlerde beslenme hizmetlerinden sorumlu olan Türk Kızılay, bu projenin genişletilmesiyle afet müdahale kapasitesini güçlendirerek, kriz anlarında daha etkin ve hızlı hizmet sunmayı hedefliyor. Kızılay butik ile sosyal yardımlar yaygınlaşıyor Kızılay’ın bir diğer öncelikli projesi olan Kızılay Butik mağazaları da ülke genelinde yaygınlaştırılarak daha çok ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyor. Bu mağazalarda bağışlanan giysi ve ihtiyaç malzemeleri sosyal yardımlar kapsamında ihtiyaç sahiplerine ücretsiz olarak sunuluyor. Bu uygulama hem bağışçıların desteklerini artırıyor hem de yardım alan kişilerin ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlıyor. Türkiye genelinde 200’den fazla olan Kızılay Butik mağazalarında ihtiyaç sahipleri kendi bedenlerine uygun kıyafetleri seçerek alabiliyor. Üniversiteler, cezaevleri ve hastaneler başta olmak üzere her gün binlerce kişiye ulaşan bu projenin, yaygınlaşarak devam edeceği bekleniyor.
10 Haziran 2025 Salı - 14:55
Ayak ayak üstüne üstüne atıp tansiyonunuzu ölçmeyin
Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, tansiyon ölçümüyle alakalı önemli uyarılarda bulunarak, "Tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atmak yada konuşmak tansiyonu 5-10 milimetre civa bile oynatabilir" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi’nden Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, tansiyon ve hipertansiyon hastalarına tuz ve dijital tansiyon ölçümüyle ilgili önemli bilgiler verdi. Türkiye’de tuz tüketiminin fazla olduğuna dikkat çeken Seyfeli, "Türkiye’de tuz tüketimi çok yüksek. Biz günlük 5 gram tuz tüketimini öneriyoruz. Bu da yaklaşık 1 çay kaşığına gelmektedir. Maalesef toplumumuzda bunun 3-4 katı tuz tüketiyoruz. Yaklaşık 18 grama yakın. Tansiyon hastaların sofrada hiç tuz bulundurmaması gerekiyor. Biz günlük gıdalarımızda yeteri kadar tuz alıyoruz. Ekstra tuz ilave etmemize gerek yok" dedi. "Tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atmak yada konuşmak tansiyonu 5-10 milimetre civa bile oynatabilir" Hastaların tansiyon ölçümüyle ilgili konuşan Ergün Seyfeli, "Hepimizin evinde dijital tansiyon aletleri var ve kendi tansiyonumuzu ölçebiliyoruz. Tansiyon ölçerken sağlıkla bilgisi olmayan hastalar bir takım hatalara düşebilirler. Kişinin yeme, çay, sigara gibi aktivitelerden hemen sonra tansiyon ölçmemesi gerekiyor. En az 15-20 dakika beklemek lazım. Hastanın dinlenmiş olması gerekiyor. Tansiyonu ölçeceğimiz kolun mutlaka sıkı elbiselerden arındırılması gerekiyor ve çıplak ten üzerinde manşonun bağlanması gerekiyor. Özellikle dirsekten ölçüm yapan tansiyon aletlerini öneriyoruz. Bilekten ölçüm yapan tansiyon aletlerini kullanmazsak daha iyi olur. Dirsekten olanları da dirsek çizgisinden 2-3 santim üzerinde manşonu bağlamamız gerekiyor. Hastanın sırtının ve kolunun desteklenmesi ve kolun kalp seviyesine getirilmesi gerekiyor. Yine tansiyonu ölçerken ayakların yere basması lazım. Bunlar çok dikkat edilmeyen hususlar. Tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atmak yada konuşmak tansiyonu 5-10 milimetre civa bile oynatabilir. Dolayısıyla tansiyon ölçerken bu tür fiziki durumlara dikkat etmek gerekiyor. 5 yılı geçmiş dijital tansiyon aletlerini de yeni aletlerle de kontrol edip iyi ölçüp ölçmediğini değerlendirmek gerekiyor" şeklinde konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 14:25
Öğrencileri hastanelik eden, döner çıkmadı
Samsun’da okul kantininden aldıkları tavuk döneri yedikten sonra rahatsızlanan 4 öğrencinin sağlık problemlerinin döner kaynaklı olmadığı belirlendi. Laboratuvar analizleri, döner numunelerinde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığını ortaya koydu. Olay, Canik ilçesindeki Hasköy Ortaokulu’nda meydana geldi. Sabah saatlerinde kantinden aldıkları tavuk döneri tükettikten sonra karın ağrısı ve mide bulantısı şikayetleri yaşayan 4 öğrenci, ambulansla Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekipleri, öğrencilerin yediği tavuk dönerden numune aldı. Numuneler Samsun Gıda Kontrol Laboratuvarı’nda incelendi. Yapılan analizler sonucunda dönerde sağlık açısından herhangi bir risk bulunmadığı tespit edildi.
10 Haziran 2025 Salı - 14:17
Türk bilim insanlarından devrim niteliğinde yenilik
Her yıl 8 Haziran’da, insanları beyin tümörlerinin önlenmesi konusunda bilinçlendirmek, eğitmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanan ‘Dünya Beyin Tümörü Günü’nde, Türk bilim insanları devrim niteliğinde bir yeniliğe imza attı. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevcihan Duru ve Prof. Dr. Tolga Turan Dündar öncülüğündeki bilim insanları, beyin ameliyatlarında yapay zeka destekli nöronavigasyon sistemiyle tümörün temizlenme anını yüzde 98 doğrulukla gerçek zamanlı olarak ekrana yansıtan bir sistem geliştirdi. Bu sistem, doktorlara büyük kolaylık sağlarken, hastaların ikinci bir ameliyat geçirme ihtimalini ortadan kaldırarak sağlık sistemine de önemli katkı sunacak. Dünyada geçmişten bugüne beyin tümörü ameliyatları, hem cerrahlar hem de hastalar için büyük bir hassasiyet ve önem gerektiriyor. Günümüz mevcut yöntemlerine bakıldığında, çoğunlukla cerrahlar, ameliyat öncesi çekilen MR görüntülerine ve çeşitli cihazlarla ameliyatlarını gerçekleştiriyordu. Ancak bu sistemler, tümörün çıkarılması sırasında oluşan boşluğu canlı olarak gösteremediği için cerrahların işini zorlaştırıyordu. Bu durum, tümörün tam temizlenip temizlenmediği konusunda belirsizlik oluşturabileceği gibi hastaların yeniden ameliyat olmasına da yol açabiliyordu. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nevcihan Duru, öncülüğünde bir grup akademisyen, kolları sıvayarak, tümörün temizlenme anını gerçek zamanlı ameliyat sırasında ekrana yansıtan ve bir nevi cerraha yol haritası çizen yapay zeka destekli nöronavigasyon sistemini geliştirdi. Geliştirilen sistem, cerrahlara ameliyatlarda büyük bir kolaylık sağlarken hastaların da ikinci bir ameliyat riskini ortadan kaldırma görevini yerine getirmiş olacak. Prof. Dr. Duru, yaklaşık iki yıldır süren titiz çalışmanın sonunda ortaya çıkan projenin çıkış noktasını şu sözlerle anlattı: ’’Bir kongrede beyin cerrahlarıyla bir araya gelmiştik. Burada, Prof. Dr. Tolga Turan Dündar ve Prof. Dr. İhsan Doğan hocalarımız yapay zeka ile çözülebileceğini düşündükleri birçok problemden bahsettiler. Bunlardan en önemlilerinden biri, beyin ameliyatları sırasında kullandıkları eski MR görüntüleriydi. Tümörü temizlerken oradaki boşluğu gerçek zamanlı olarak ekranda göremediklerini söylediler. Bu, onlar için çok önemliydi, çünkü navigasyon cihazlarında hala tümör varmış gibi görünüyor, ne kadarının temizlendiğini bilmiyorlardı. Sadece tecrübelerine dayanarak anlıyorlardı. Derinlerde olabilen ameliyatlarda bu boşluğu tam görmeleri mümkün değildi. Bir hocamız ’Keşke ameliyatı yaparken o sırada MR çekilmiş gibi ekranda bu görüntüyü görebilsek’ demişti. Bu bizim için bir ilham kaynağı oldu.’’ "Yüzde 98 doğru tahmin ediyor" Mevcut sistemlerin zorluklarından yola çıkarak günümüz teknolojiyle çözüm arayışına giren Prof. Dr. Nevcihan Duru, aslında ameliyat esnasında intraoperatif MR cihazları ile hastanın MR’a sokulabileceğini belirtti. Prof. Dr. Duru, "Ameliyat esnasında hastanın MR’a sokulabilmesi hem bazı risk hem de çok pahalı sistemler olduğu için çok sık tercih edilemiyor. Bazı ameliyatlarda ise, tümörün tamamen temizlenip temizlenmediğini anlamak için hastayı ameliyathaneden çıkarıp başka bir ortamda MR çekmeye götürüyorlar. Bu durum, hijyenik olmayan bir ortam oluşturuyor ve ameliyat süreleri uzuyor. Bizim geliştirdiğimiz cihazla birlikte, ameliyat esnasında ultrason cihazıyla beyindeki ultrason görüntülerini alarak, tümörün çıktığı bölgeyi, yani rezeksiyon boşluğunu tahmin edebilen bir sistem geliştirildi. Yapay zeka modelleri, özellikle de yapay sinir ağları kullanarak, bu bölgeyi tahmin edip gerçek zamanlı olarak, sanki tümör çıkmış gibi sentetik MR görüntüsünü ekrana yansıtabiliyoruz. Doktorlar için bu çok değerli, çünkü tümörün tam çıkarılması hayati önem taşıyor. Eğer tümör tam çıkarılmazsa, hasta servise taşındıktan bir süre sonra çekilen MR’da tümörün kaldığı görülebiliyor ve bu da radyoterapi veya yeni bir ameliyat anlamına geliyor. Bizim sistemimiz ise bu boşluğu yaklaşık yüzde 98 doğrulukla tahmin edebiliyor’’ diye konuştu. "Amacımız hastanın eksiksiz iyileşmesi" Ameliyat sürelerinin kısalmasına da değinen Prof. Dr. Duru, önceliklerinin hastanın sağlığı olduğunu vurgulayarak, "Aslında biz burada süreye değil, daha çok bunun hayati tarafına ve doğruluğuna bakıyoruz. Ancak hastayı ameliyathaneden çıkarıp MR çekmek saatler bazında ek süre eklerken, bizim sistemimizle gerçek görüntüyü yansıtabildiğimiz için saatler bazında bir süre kısaltması denilebilir. Ama dediğim gibi, burada aslında süre kısaltmadan daha çok hastanın tümörünün tamamen çıkarılması ve ikinci bir ameliyata gerek duymamasını sağlamak’’ şeklinde konuştu. Hem iyileşmeyi hızlandırıyor, hem de maliyeti düşürüyor TÜBİTAK projesi olarak geliştirilen çalışmanın onay süreçlerinin devam ettiğini dile getiren Duru, yapay zeka destekli nöronavigasyon sisteminin sadece cerrahlar ve hastalar acısından olumlu etkilerinin olmadığını aynı zamanda sağlık sistemine de büyük katkı sağlayacağına dikkat çekti. Duru, sistemin faydalarını ise, "Bu sistem sayesinde tümöre en doğru yoldan girilmesi, hastaların ameliyat sonrası konuşma, kol veya bacak fonksiyonlarında herhangi bir sıkıntı yaşamamasını sağlıyor. Beyin ameliyatları sonrasında ne yazık ki bazı hastalarımızda ağız kayması, unutkanlık ya da konuşma güçlüğü gibi istenmeyen durumlar oluşabiliyor. Tümörün tam olarak temizlenmesi, hasta için en yararlı durumdur. Eğer tümör temizlenmezse, bu durum tümörün tekrarlamasına veya ani ataklara, uzuvlarda fonksiyon kaybına yol açabiliyor. Bizim bu projemizle, tümörün tamamen temizlenmesi en istenen şey ve biz bu projemizle hastanın sağlığı lehine bir şeyler yapmış oluyoruz. Aynı zaman cerrahlarımıza, yol gösteren, kararlarını destekleyen bir sistem sunuyoruz" şeklinde açıkladı. Sistemin ekonomik boyutuna da dikkat çeken Prof. Dr. Duru, "Şöyle düşünün; ameliyat bitti, tümör tam temizlenmedi ve bir süre sonra çekilen MR’da tümörün kaldığı anlaşıldı. Bu durumda hastanın tekrar ameliyat olması gerekir. Bunun hem devlete hem hastaya hem de sigorta sistemine getireceği ek maliyeti hayal edin. Yeni sistemimiz, bu tür ek maliyetlerin önüne geçerek sağlık ekonomisine de önemli katkılar sağlıyor’’ diye konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 13:40
Dr. Özsaraç’tan kozmetik uygulamalar hankında bilgiler
Medical Point Gaziantep Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kıvılcım Özsaraç, yaz aylarında güvenle uygulanabilecek estetik ve kozmetik işlemler hakkında bilgiler vererek, "Güneşin cilde etkilerinin arttığı bu dönemde, bazı işlemler ertelenmeli; bazıları ise tam da bu mevsim için biçilmiş kaftan" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Kıvılcım Özsaraç, yaz aylarında güvenle uygulanabilecek estetik ve kozmetik işlemler hakkında bilgiler verdi. Yaz aylarında güneş ışınlarının yoğunluğu, bazı estetik işlemler için risk oluşturabileceğini ve tüm uygulamaların yasak olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Uzm. Dr. Kıvılcım Özsaraç, yazın rahatlıkla yapılabilecek işlemleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları özetleyerek, "Botoks ve hyaluronik asit dolgular, invaziv olmayan ve yazın da güvenle uygulanabilen işlemler arasında yer alıyor. Güneşe maruz kalmak işlemin etkisini azaltmaz; ancak uygulama sonrası 24 saat boyunca aşırı sıcak, sauna ve doğrudan güneşten kaçınılması öneriliyor" dedi. Hydrafacial Yönetiminin tatil sonrası cilt yenilemek isteyenler için ideal bir yöntem olduğunu aktaran Özsaraç, "Hydrafacial, cildi derinlemesine temizleyip nemlendirerek yazın yorulan cildi canlandırır. Kimyasal soyucu içermediği için güneşli günlerde de güvenle yapılabilir. Özellikle tatil sonrası cilt yenilemek isteyenler için ideal bir yöntemdir" ifadelerini kullandı. Özsaraç, saç dökülmesi, cilt lekeleri ve cilt yenileme için hyaluronik asit içeren mezoterapi uygulamalarının etkili bir çözüm olduğunu belirterek, "Vitamin, mineral ve hyaluronik asit içeren mezoterapi uygulamaları; saç dökülmesi, cilt lekeleri ve cilt yenileme için etkili bir çözümdür. PRP (Platelet Rich Plasma) ile birlikte uygulandığında etkisi artar. Yazın uygulanmasında sakınca yoktur, ancak güneş koruyucu kullanımı mutlaka gereklidir" ifadelerine yer verdi. Hafif Peeling Uygulamaları ve BBL Lazer hakkında da bilgiler veren Dr. Özsaraç, "Yaz aylarında güçlü kimyasal peelingler önerilmese de, laktik asit gibi daha nazik içeriklerle yapılan yüzeysel peelingler uzman kontrolünde güvenle uygulanabilir. Burada en önemli nokta; yüksek faktörlü güneş koruyucu kullanımı ve cildin güneşten korunmasıdır. Son yılların popüler uygulamalarından biri olan BBL lazer, "gençlik aşısı lazeri" olarak bilinir ve cilt tonu eşitsizlikleri, güneş lekeleri, ince kırışıklıklar gibi birçok sorunda etkilidir. IPL teknolojisinin daha gelişmiş bir versiyonudur. ‘cildin bronzlaşmamış olması, işlem sonrası doğrudan güneşe maruz kalmamak, Yüksek korumalı güneş kremi kullanmak, işlem öncesi ve sonrası cilt bakımını ihmal etmeme’ faktörleri ise yazın uygulanabilirliği yönünden sıralayabiliriz diğer yandan yazın BBL lazer yaptıracak kişilerin mutlaka uzman kontrolünde hareket etmesi ve işlem sonrası en az 1 hafta doğrudan güneşten kaçınması gerekiyor" şeklinde konuştu. Yaz aylarında işlem yaptırmak isteyenlere uyarı ve tavsiyelerde bulunan Dr. Özsaraç, "Yaz aylarında cilt daha hassas hale gelir. Bu nedenle işlem seçimi kadar, öncesinde ve sonrasında yapılacak bakım da son derece önemlidir. Özellikle lazer ve ışık temelli işlemlerde güneşten korunmak kritik öneme sahiptir. Güneş koruyucu kremler 2-3 saatte bir yenilenmeli; bronz tene lazer işlemleri yapılmamalıdır, aksi takdirde kalıcı cilt lekeleri oluşabilir. Yaz döneminde botoks, dolgu, mezoterapi gibi minimal invaziv uygulamalar güvenle yapılabilir. Ancak fraksiyonel lazer ve derin kimyasal peelingler için sonbahar ve kış aylarını beklemek gerekir" diye konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 13:38
Yalova Eğitim ve Araştırma’da gerçeğini aratmayan tatbikat
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi personeline yönelik Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) tatbikatı düzenlendi. Tatbikat çerçevesinde hazırlanan senaryo gereği, Altınova ilçesinde bulunan Tersaneler bölgesindeki bir tersanede kimyasal kaza gerçekleşti. Kazada yaralanan iki kişi ambulansla Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne getirildi. Daha sonra hastanede KBRN yönetmeliklerine uygun olarak hastaya müdahale gerçekleştirildi. Konuyla ilgili Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Tatbikat çerçevesinde oluşabilecek KBRN olaylarına karşı hazırlıklı olunması amacıyla personellerin müdahale becerileri pekiştirilmiştir. Personellerin aktif katılımıyla gerçekleştirilen bu program, acil durumlarda etkin ve koordineli müdahale yetkinliğini artırmayı hedeflenmiştir. Bu tür eğitimler, sağlık çalışanlarının kriz anlarında bilinçli ve etkili müdahalelerde bulunabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır, Bugünün tatbikatı, yarının hazırlığı" denildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder