Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Çin Devlet Başkanı Xi, ABD Başkanı Trump’ı resmi törenle karşıladı
ABD Başkan Yardımcısı Vance: "(İran’la görüşmeler) İlerleme kaydettiğimizi düşünüyorum"
Bankamatikte unutulan parayı görüp polise teslim etti
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:45
Edirne’de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı
Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6’sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:54
"Yaz içecekleri ömrü kısaltıyor"
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:38
Kronik ağrılarda yeni nesil yaklaşım
10 Haziran 2025 Salı - 13:28
Sünnet için yaz tatili en uygun zamanlardan biri
Yaz aylarında sünnetin daha çok tercih edildiğini belirten Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Aliye Kandırıcı, "Sünnet sayesinde idrar yolu enfeksiyonları ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme olasılığı düşer. Bazı çalışmalara göre sünnet kanser riskini ve bazı diğer hastalıkları azaltabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların (HIV, HPV) riskini azaltabilir. Sünnetin aslında kesin yapılması önerilen bir mevsim yoktur ancak genellikle çocukları okula giden aileler yaz aylarını tercih etmektedir. Yaz aylarında doktorun önerilerine dikkat edildiği sürece sünnetin hiçbir sakıncası yoktur" dedi. Medical Park İzmir Hastanesi’nden Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Aliye Kandırıcı, sünnet hakkında açıklamalarda bulundu. Sünnet operasyonunun nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Op. Dr. Kandırıcı, "Sünnet, penisin uç kısmını kaplayan deri tabakasının (prepisyum) cerrahi bir işlemle alınmasıdır. Hem tıbbi hem de dini sebeplerle yapılabilen sünnetin tarihi M.Ö. 4000’lere eski Mısır’a kadar dayanır. İşlem hijyen ve sağlık açısından önemli faydalar sağlamaktadır" diye konuştu. Sünnetin, her yaş grubundaki erkeklere uygulanabileceğini söyleyen Op. Dr. Kandırıcı, "Aileler genellikle çocuklarının hijyen ve sağlık açısından avantaj sağlaması için bu kararı vermektedir. Sünnet, her ne kadar basit bir işlem olarak görülse de, sağlıklı bir sünnet işlemi uzman bir çocuk cerrahı tarafından yapılmalıdır" dedi. "Zamanlama ailenin kararına bağlıdır" Sünnet için en uygun yaşın, ailenin tercihine ve çocuğun sağlığına bağlı olarak değiştiğini dile getiren Op. Dr. Kandırıcı, "Her yaş grubunun avantajları ve dezavantajları vardır. Çocuk sağlıklı olduğu zaman, psikolojik ve bakım süreçleri göz önünde bulundurularak karar verilmektedir. Ancak bazı durumlarda sünnet tıbbi bir gereklilik olarak da karşımıza çıkabilir. Penisle ilgili bir operasyon sırasında, örneğin ‘hipospadias’ gibi olgularda sünnet derisine ihtiyaç duyulabilir. Bu yüzden yenidoğan bebekte saptanan hipospadias durumunda bebek sünnet ettirilmemelidir. Tedavi sırasında sünnet de gerçekleştirilmiş olacaktır" şeklinde konuştu. "Yenidoğan sünneti sık tercih ediliyor" Yenidoğan sünnetinin daha fazla tercih edildiğini kaydeden Op. Dr. Kandırıcı, "İlk 6 ayda yapılan sünnet, iyileşme sürecinin hızlı olması ve çocuğun psikolojik olarak etkilenmemesi nedeniyle daha çok tercih edilmektedir. 2-6 yaş arası çocuğun psikolojik olarak olumsuz etkilenme riski olduğu düşünülmektedir. Bu yaş aralığında çocuk kendi bedenini tanıma sürecindedir ve sünnet işlemi hassasiyet yaratabilir. Bu yüzden çok önerilmez. Ancak idrar yolu enfeksiyonu ya da sünnet derisinin enfeksiyonuna (balanit) bağlı sünnet derisinde daralma (balanitis kserotika obliterans) gibi sağlık gerekçeleri ile genel anestezi altında yapılmalıdır. 2-6 yaş aralığından sonra, özellikle okul çağında, çocuğun sürece anlam verebilmesi için anlayabileceği şekilde korkutmadan anlatılması önemlidir" ifadelerini kullandı. Sünnetin faydaları Sünnetin tıbbi açıdan birçok faydası olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Kandırıcı, şöyle devam etti: "İdrar yolu enfeksiyonları ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme olasılığı düşer. Sünnet derisinin (prepisyumun) alınması, penisin temizliğini kolaylaştırır. Bazı çalışmalara göre sünnet, kanser riskini ve bazı diğer hastalıkları azaltabilir. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların (HIV, HPV) riskini azaltabilir. Prepusyumun altında enfeksiyon gelişmesi sonucu oluşan iltihaplanma yani balanit riski azalabilir. Parafimoz denilen sünnetsiz kişilerde görülen prepusyumun, penisin baş kısmını sıkması ve kan dolaşımını engellemesi durumunun riski de azalabilir." Uygulanabilen yöntemler Sünnette yapılan yöntemlerden bahseden Op. Dr. Kandırıcı, şu bilgileri paylaştı: "Klasik cerrahi yöntem: Geleneksel olarak en çok kullanılan yöntemdir. Doktor, cerrahi makas veya bisturi yardımıyla sünnet derisini çıkarır. Bu yöntemde dikişler kullanılabilir ve iyileşme süreci 7-10 gün sürer. Lazerle sünnet: Modern ve teknolojik bir yöntemdir. Lazer, sünnet derisini keserken aynı anda kanamayı durdurur. Kanama riski daha düşüktür ve iyileşme süresi genellikle daha kısadır. Plastibell yöntemi: Özellikle yenidoğanlar ve küçük çocuklarda tercih edilir. Penis başına plastik bir halka yerleştirilir ve sünnet derisi bu halkanın üzerinden kesilir. Halka, işlemden birkaç gün sonra kendiliğinden düşer." "Çocukları okula giden aileler yazı tercih ediyor" Sünnetin yaz mevsiminde daha sık tercih edildiğini belirten Op. Dr. Kandırıcı, "Sünnetin aslında kesin yapılması önerilen bir mevsim yoktur ancak genellikle çocukları okula giden aileler yaz aylarını tercih etmektedir. Yaz aylarında doktorun önerilerine dikkat edildiği sürece sünnetin hiçbir sakıncası yoktur. Sünnet acı veren bir işlem değildir ve genellikle lokal anestezi altında yapıldığı için ağrı hissedilmez. Sonrasında da ağrı kesici ilaçlarla ağrı kontrol altına alınır. Sünnet sonrası iyileşme süreci bebeklerde 5-7 gün, çocuklarda ise 7-10 gün arasında değişir" dedi. Yenidoğan sünneti Son olarak yenidoğan sünneti hakkında bilgi veren Op. Dr. Kandırıcı, "Yenidoğan sünneti, erkek bebeklerde doğumdan sonraki ilk birkaç hafta içinde gerçekleştirilen bir cerrahi işlem olarak tanımlanır. Tarihi kökenleri oldukça eskiye dayanan sünnet, hem dini ve kültürel nedenlerle hem de sağlık açısından belirli avantajlar sunması sebebiyle günümüzde de yaygın olarak uygulanmaktadır. Yenidoğan sünneti, genellikle ailelerin dini veya kültürel inançlarına bağlı olarak tercih edilse de, bazı durumlarda tıbbi gerekliliklerden dolayı da yapılır. Örneğin, fimozis adı verilen sünnet derisinin dar olması durumu ya da tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları gibi durumlarda doktorlar sünneti önerebilir. Bu işlem, hem hijyen açısından kolaylık sağlaması hem de ilerleyen yaşlarda olası sağlık sorunlarını önlemede etkili olması nedeniyle birçok aile tarafından tercih edilir. Ancak yenidoğan sünneti hakkında doğru bilgiye sahip olmak ve karar verirken uzman hekimlerle iletişimde olmak önemlidir" diye konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 12:42
Türk bilim adamlarından kansere umut olan çalışma
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nin öncülüğünde yürütülen bilimsel çalışmada, mide kanseri tedavisinde etkili olabilecek yeni bir molekül keşfedildi. Kanser hücrelerini yüzde 60’a kadar küçültebilen bu molekül, yerli bilim insanları tarafından başarıyla üretilerek, laboratuvar testlerinden başarıyla geçti. Mide kanseri, Türkiye’de en sık görülen kanser türlerinden biri olarak öne çıkıyor ve ölüm oranlarına göre 4. sırada yer alıyor. Genellikle ileri evrede teşhis edilen bu hastalık, geç tanı nedeniyle tedavi süreçlerinde ciddi zorluklar oluşturuyor. Bu nedenle erken ve etkili tedaviye yönelik yerli çalışmalar büyük önem taşıyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi bünyesinde 2018 yılında kurulan Kanser Araştırma Grubu, bu alandaki altyapıyı güçlendirerek projeyi hayata geçirdi. 4 üniversitenin iş birliğiyle yürütülen araştırmada, mide kanserinin tedavisine yönelik önemli bir adım atıldı. 2019 yılında ise temelleri atılan proje, yaklaşık 25 kişilik araştırma ekibiyle yürütüldü. Araştırmada, bilgisayar ortamında geliştirilen özel yazılımlar kullanılarak 500’e yakın molekül tarandı. Bu taramalar sonucunda mide kanseri üzerinde yüksek etkinlik gösteren bir molekül öne çıktı. Birçok aşamadan geçen çalışmada, mide kanseri hücrelerini yüzde 60 oranında küçültebilen yeni bir molekül keşfedilerek, potansiyel bir ilaç adayı ortaya çıktı. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Anorganik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Koray Sayın, bu çalışmanın üniversitede ilk olduğunu belirterek, mide kanserinin tedavisine yönelik bir çalışma olduğunu ifade etti. "Etkili olduğunu gördük" Koray Sayın, mide kanserine yönelik bir çalışma olduğunu belirterek, "Bu çalışma mide kanserinde tedaviye yönelik bir araştırmamızdır. Mide kanseri tedavisinde etkin olarak bulduğumuz bazı enzimler var. Bu enzimleri tedavi noktasında etkili olduğunu tespit ettik. Bir tane etkin molekül bulduk. Potansiyel olarak kanseri yüzde 60’a kadar küçülttüğünü gözlemledik. Bu çalışmada bir bilgisayarın içerisinde kendi kullandığımız programlarla bunları analiz ettik. Ettiğimiz analiz sonucunda ise hangi molekülerin etkin olduğunu belirledik. Daha sonra bu etkin bulduğumuz moleküleri üretim aşamasına geçtik. Üretim aşamasını yaptık ve onları kanıtladık. Daha sonra laboratuvar ortamında hücre kültürü çalışmalarıyla tamamladık. Bu çalışmalar, mide kanseri hastalarına yönelik etkili olacak. Hedefimiz mide kanserinin tedavisine yönelik çalışmadır" dedi. "Potansiyel bir ilaç adayı" Etkin olan molekül üzerinden çalışma yaptıklarını söyleyen Sayın, "Mide kanserinin ülkemizde ölüm oranları açısından 4. sırada yer almaktadır. Geç evrelerde fark edilmektedir. Onları doğrudan geç evrede de fark edilmiş olsa dahi onların tedavisine yönelik bir araştırmadır. Bu çalışma 2019 yılında biz temellerini attık. 4 üniversite ortaklığı ile bu projenin temellerini attık. Projede yaklaşık 25 kişiye yakın ekiple çalışmayı yürüttük. Bu çalışma, bilgisayar ve laboratuvar analizleri ile gerçekleştirilmiştir. En sonda hayvan çalışmalarıyla proje tamamlanmıştır. Yaklaşık 500’e yakın molekül taranmış olup bunların arasında etkin bulduğumuz bir tane molekülün üzerine yapılmış bir çalışmadır. Bizim yaptığımız hayvan model çalışması üniversitemizde ilk olan bir çalışmadır. İlk kez bu projeyle temeller oluşmuştur. 2018 yılında üniversitemizde kurulan Kanser araştırma grubuyla birlikte alt yapımız geliştirilmiştir. Alt yapının neticesinde ilk kez bu üniversitede bu çalışma gözlemlenmiştir. Bizim yaptığımız bu çalışma etken molekülünün araştırılması çalışmasıdır. Potansiyel bir ilaç adayı olarak değerlendirilebiliriz ve bu çalışma etken molekül araştırma çalışmasıdır. Bunları rahat bir şekilde üretip sentezleyebiliyoruz" diye konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 12:13
Sağlık Bakan Yardımcısı Kırbıyık: "Artık küresel sağlık sisteminin de önemli bir parçasıyız"
Sağlık Bakan Yardımcısı Hüseyin Kürşat Kırbıyık, "Artık sadece bulunduğumuz illerde değil, bulunduğumuz ülkede değil, küresel sağlık sisteminin de önemli bir parçasıyız" dedi. ‘Sağlık Hizmetlerinde Tanıtım ve Bilgilendirme Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik Çalıştayı’ Sağlık Bakanlığında düzenlendi. Güncel yönetmelikte yer alan uluslararası sağlık turizmine ilişkin maddelerin kapsamı ve uluslararası sağlık turizmi hizmeti sunan sağlık tesisleri ile aracı kuruluşların yapabileceği tanıtım ve bilgilendirme faaliyetlerinin çerçevesi, düzenlenen çalıştay kapsamında yeniden çizilecek. Çalıştayın açılışında konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Kırbıyık, sağlık hizmetlerinin tanıtım ve bilgilendirme yönetmeliğinde neler yapılabilir, nasıl daha iyi olunur gibi konuları tartışacaklarını söyleyerek, "Sağlık, doğrudan insan hayatını etkileyen, hayatın merkezinde yer alan, son derece önemli bir alan. Bu alanda dünyadaki birçok sektörde olduğu gibi son derece hızlı gelişen, ilerleyen, yeniliklere çok açık olan bir sektör" diye konuştu. "Artık sadece bulunduğumuz ülkede değil, küresel sağlık sisteminin de önemli bir parçasıyız" Hasta beklenti ve taleplerinin de değişiklikler olduğunu aktaran Kırbıyık, "Dünyanın küresel bir alana dönüşmesi, özellikle ulaşım alandaki, iletişim alandaki gelişmeler neticesinde, artık genellikten çıkıp küresel aktör olma noktasında sağlam ilerlemeler sürekli bir yenilik gerektiriyor. Bu çerçevede de sağlık hizmetlerinin tanıtımı ve bilgilendirilmesi de büyük önem taşıyor. Artık sadece bulunduğumuz illerde değil, bulunduğumuz ülkede değil, küresel sağlık sisteminin de önemli bir parçasıyız. Türkiye malumlarınız olduğu üzere Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda sağlıkta son derece önemli ilerlemeler sağladı. Bugün de artık bunu yeni evreleriyle birlikte, sadece sağlık hizmetini sunan değil, bilgisini teknolojisini üreten, geliştiren yeni bir modelle sağlık sistemi ilerletmek ve geliştirmek istiyoruz. Bu çerçevede sağlık hizmetlerinin tanıtımı ve bilgilendirmesinin doğru yapılması, vatandaşlarımızın, hastalarımızın doğru bilgilendirmesi büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "Tanıtımın ve bilgilendirmenin doğru, adil ve denetlenebilir, şeffaf şekilde yapılmasına büyük önem veriyoruz" Kırbıyık, yaşanılan dönemde tanıtım ve bilgilendirmenin vazgeçilmez unsur olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Tüm alanlarda olduğu gibi sağlıkta da muhakkak tanıtım ve bilgilendirmenin önemli bir yeri var ve olmak zorunda. Ancak öte yandan bunun doğru kanallarda, doğru şekilde vatandaşlarımızı, hastalarımızı doğru şekilde bilgilendirerek ve tanıtarak yapılması da meselenin diğer tarafı. Bu anlamda sağlık bakanlığı olarak tanıtımın ve bilgilendirmenin doğru, adil ve denetlenebilir, şeffaf şekilde yapılmasına büyük önem veriyoruz. Sahadaki tüm denetim faaliyetlerimizi de bunu özellikle takip ediyoruz ve kontrol ediyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyetle bu kontrol çalışmalarımıza devam edeceğiz. Tabii bu düzenleyici metinlerin zaman zaman gözden geçirilmesi de büyük önem taşıyor. Sektör oldukça dinamik ve ilerlemeye açık bir sektör sağlık bakanlığı. Dolayısıyla bugün itibariyle bu yönetmelikte neler değiştirilmesi gerekiyorsa, gerekli derinliğe sağlık bakanlığı bu konuyla ilgili bilgilendirmesi sizlere olacak. Ortak akılla yapılacak olan düzenlemenin sağlık alanında her birimizin ortak gayesi olan vatandaşlarımıza etkin, verimli ve en hızlı hizmeti verme noktasında önemli katkılar sağlayacağını düşünüyorum." Uluslararası Sağlık Hizmetleri Anonim Şirketi (USHAŞ) Genel Müdürü Behlül Ünver ise "Küresel sağlık hizmetlerinde yaşanan dönüşümün, dijital iletişim kanallarının artışı ve sağlık turizmine olan ilginin her geçen gün büyümesi, mevcut yönetmeliklerin güncellenmesini zaruri hale getirmiştir" dedi. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Hasan Basri Velioğlu da, yoğun tempoda mevzuatla alakalı çalışmalar yaptıklarını dile getirerek, çalıştayın vatandaşların bilinçli bir tercih yapabilmesi adına büyük önem taşıdığını aktardı.
10 Haziran 2025 Salı - 12:01
‘İş yerinde saatlerce hareketsiz kalmayın’
Diyabet hastalığı hakkında uyarılarda bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda koma, diyabetin başlıca belirtileridir" dedi. Günümüzde hareketsizlik, yüksek kalorili besinlerin tüketimi, şekerli ve früktoz içeren sıvı gıdaların fazla alınması nedeniyle obezite ve buna paralel olarak da diyabetin görülme oranı hızla arttı. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, diyabet hastalığının tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de milyonlarca kişiyi etkilediğini söyledi. "Susuzluk görülebilir" Diyabetin belirtilerine değinen Uzm. Dr. Tutal, "Susuzluk, çok su içme ve sık idrara çıkma, kilo kaybı, tekrarlayan enfeksiyonlar, el ve ayaklarda uyuşma ve daha ciddi vakalarda koma, diyabetin başlıca belirtileridir. Şeker hastalığı ömür boyu süren kronik bir hastalıktır. Tedavi ile kan şekeri normal sınırlarına çekilebilir. Kan şekerinin normal sınırlarda olması kişiyi, şekerin olumsuz sonuçlarından korur. Şeker düşürücü ilaçlar zamanında ve düzenli kullanılmalıdır" diye konuştu. "Kroner arter ve inme riskini 2-4 kat artırıyor" Diyabetin koroner arter hastalığını ve inme riskini 2-4 kat arttırdığını da belirten Uzm. Dr. Tutal, "Diyabet zamanla kalp, damarlar, göz, böbrek ve sinirlerde yapısal değişikliklere yol açabilir. Kronik böbrek yetersizliğinin de en önemli sebeplerindendir" dedi. "Fazla kilo şeker hastalığına davetiye çıkartıyor" Fazla kiloların şeker hastalığına davetiye çıkardığını ifade eden Uzm. Dr. Tutal, "İş yerinde uzun saatler hareketsiz kalmayın. Özellikle ofis ortamında saatlerce oturarak çalışmak diyabet riskini artırır. Fiziksel açıdan aktif olmaya dikkat edin, düzenli şekilde haftanın en az 5 günü, en az 30 dakika yürüyüş yapmaya özen gösterin. Az yağlı, düşük kalorili, lifli gıdalar tercih edin. Meyve sebze, tam tahıllı besinleri sık tüketin" şeklinde konuştu. "Diyabette tedavi yolları" Diyabette tedavi yöntemlerinin, hastalığın türüne göre farklılık gösterebileceğini dile getiren Uzm. Dr. Tutal, şu bilgileri paylaştı: "Tip 1 diyabette insülin tedavisi ile birlikte tıbbi beslenme tedavisi titizlikle uygulanmalıdır. Hastanın diyeti doktor tarafından önerilen insülin dozu ve planına göre diyetisyen tarafından planlanır. Besinlerin içerdiği karbonhidrat miktarına göre insülin dozunun ayarlanabildiği karbonhidrat sayımı uygulaması ile birlikte Tip 1 diyabetli bireylerin hayatı oldukça kolaylaştırılabilmektedir. Tip 2 diyabetli bireylerde ise tedavi beslenme düzeninin sağlanmasının yanı sıra genellikle hücrelerin insülin hormonuna duyarlılığını artırmaya veya doğrudan insülin hormonu salınımını artırmaya yönelik oral antidiyabetik ilaçların kullanılmasını içerir. Diyabet hastalığında dikkat edilmesi gerekenler ve önerilen tedavi ilkelerine uyulmadığı durumlarda kan şekerinin yüksek seviyelerde seyretmesi, başta nöropati (sinir harabiyeti), nefropati (böbreklerde hasar oluşumu) ve retinopati (göz retinasında hasar oluşumu) olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açar. Bu yüzden eğer siz de diyabet hastalığına sahip bir bireyseniz, düzenli olarak kontrollerinizi yaptırmayı ihmal etmeyiniz."
10 Haziran 2025 Salı - 12:00
Uzmanlardan ‘Hemoroid’ uyarısı!
Halk arasında basur olarak bilinen hemoroidal hastalığa karşı uyarılarda bulunan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cem Gezen, "Hemoroid tüm bireylerde olan bir dokumuz ama hemoroidal hastalık olduğunda problem çıkıyor. Normal popülasyonda yüzde 25’lere varan oranda görebiliyoruz. Teknolojiyle daha içli dışlı olmamızla, büyük abdest yaparken tuvalette uzun zaman geçirmemizin bunu artırdığı zaten biliniyor. ‘Aman tuvalette gazete, dergi okumayın’ derdik şimdi telefonlarla yer değiştirdi, tuvalette kalma süremiz 5-6 dakikayı geçmemeli" dedi.
10 Haziran 2025 Salı - 11:50
Tunceli’de e-rapor uygulamasına geçildi
Ülke genelinde olduğu gibi Tunceli’de de e-rapor uygulamasına geçildi. Sağlık Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda, Türkiye genelinde olduğu gibi Tunceli’de de eşzamanlı olarak e-rapor uygulamasına geçildi. Uygulama, özellikle 80 yaş ve üzeri bireyler ile yatağa bağımlı hastalar için sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırmayı amaçlıyor. Yeni sistemle birlikte, hastalık tanısı konmuş 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı bireylerin ilaç, mama, tıbbi cihaz, alt bezi gibi sağlık raporları, rapor süresinin bitimine bir ay kala, hasta veya yakınının başvurusu olmaksızın sistem tarafından otomatik olarak değerlendirmeye alınacak. Değerlendirme işlemleri, sağlık ekipleri tarafından yerinde ev ziyaretiyle yapılabileceği gibi, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) aracılığıyla da gerçekleştirilebilecek. Uygulamanın temel hedefleri arasında hastaların sağlık tesislerine gelmesini gerektirmeyen durumlarda bakım yükünü azaltmak, hizmetlerin düzenli ve sürdürülebilir şekilde sunulmasını sağlamak, takip süreçlerini kesintisiz yürütmek ve zaman tasarrufu elde etmek yer alıyor. e-rapor sistemi, yaşlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin sağlık hizmetlerine daha zahmetsiz ve hızlı şekilde ulaşmasını sağlarken, sağlık hizmet sunumunda da önemli bir kolaylık ve dönüşüm sağlayacak. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü, Evde Sağlık Hizmetleri ekiplerince 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı hastaların sağlık hizmetlerinden en verimli şekilde faydalanabilmesi amacıyla sistem etkin biçimde uygulanmaya devam ediliyor.
10 Haziran 2025 Salı - 11:35
Çine’de 3 ayda yaklaşık bir yıllık doğum gerçekleşti
Mart ayının son haftası hizmete başlayan Çine Devlet Hastanesi Aydın’daki hastanelerin yoğunluğunu azalttığı gibi ilçedeki doğum oranlarının da artmasına vesile oldu. Daha önce pek çok anne adayının doğum için Aydın il merkezindeki Kadın Doğum Hastanesi’ni veya özel hastaneleri tercih ettiği ilçede son 3 ayda gerçekleşen doğumun, son bir yılın rakamlarına aştığı öğrenildi. Mart ayının son haftasında resmi olarak hizmete giren 20 bin metrekare kapalı alana sahip, ihtiyaç halinde 105 yatağa kadar çıkarılabilen 75 yataklı, 28 poliklinik, 11 palyatif bakım ve 8 yoğun bakım yatak kapasiteli Çine Devlet Hastanesi sadece Çine’ye değil çevre ilçelerdeki vatandaşlara da hizmet veriyor. 2 yıl gibi kısa bir sürede inşa edilip hizmete giren Çine Devlet Hastanesi yenilenen cihazları ve adeta 5 yıldızlı otel konforuyla verdiği hizmet ile ilçeden ile hasta sevkini de önemli ölçüde düşürdü. "Bu hastanede anne olmak ayrıcalık" Doğumunu Çine Devlet Hastanesi’nde yapmayı tercih eden annelerden Cansu Demircan, "Doğum hem anne hem de çocuğu için çok önemli bir olay. Yeni açılan Çine Devlet Hastanesi’nin fiziki şartlarındaki konforun yanında son teknolojiye sahip cihazlarla donatıldığını duymuştum. Kontrollerimiz için hastaneye geldiğimizde doğumu da burada yapmaya karar verdim. Doğum süreci, deneyimli kadın doğum uzmanları ve ebeler eşliğinde gerçekleşiyor. Gerçekten kendimi burada çok özel hissettim. Adeta VİP hizmet veriliyor. Anne adayları tek kişilik özel odalarda kalıyor. Bu nedenle herkes gibi ben de çocuğumu burada dünyaya getirmek istedim. Başta hastane başhekimi olmak üzere, temizlik görevlisinden hasta bakıcısına, ebesinden doktoruna kadar herkese teşekkür ediyorum" dedi. İki yıl gibi kısa sürede inşa edilen Çine Devlet Hastanesi’nin tüm birimleriyle aktif şekilde hizmet sunduğunu belirten Başhekim Hüseyin Zafer Alkaya, "Bugün yalnızca Çine değil, çevre ilçelerden de muayene ve ameliyat için hastanemiz tercih edilmektedir. Hedefimiz; hastalarımızın başka merkezlere gitme ihtiyacını en aza indirerek, tüm sağlık hizmetlerini yerinde ve yüksek kalitede sunabilmektir. Böyle nitelikli bir sağlık yatırımını ilçemize kazandıran Sağlık Bakanlığımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Çine Devlet Hastanesi, sunduğu güvenli, konforlu ve kaliteli sağlık hizmetleriyle hem bölge halkının hem de çevre ilçelerden gelen hastaların doğum ve genel sağlık alanındaki ilk tercihi olmaya devam ediyor" diye konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 11:31
Van’daki Kalp Merkezinde bininci açık kalp ameliyatı başarıyla yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Kalp Merkezi’nde, bininci açık kalp ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki yaklaşık 3 milyon kişiye sağlık hizmeti sunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kalp sağlığı alanındaki yatırımlarının meyvesini almaya devam ediyor. Kısa sürede bölgenin en önemli sağlık üslerinden biri haline gelen Kalp Merkezi’nde, 4 yıl içerisinde bininci açık kalp ameliyatı başarıyla tamamlandı. Bölge halkı için büyük bir kazanım olan merkez sayesinde, hastalar Ankara, İstanbul gibi büyükşehirlere gitmek zorunda kalmadan memleketlerinde tedavi olabiliyor. Uzman hekimler ve deneyimli sağlık personeliyle hizmet veren merkez, çevre illerden gelen çok sayıda hastaya da umut oluyor. Haftalık ortalama 20’ye yakın açık kalp ameliyatının gerçekleştirildiği merkezde yüzde 98-99 oranında başarı sağlanıyor. Bininci ameliyatın ardından uzman ekip, kalp sağlığı alanında bölgenin referans merkezi olma hedefini sürdürüyor. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kalp merkezlerinin hastaların kalp ve damar hastalıklarıyla ilgili tanı ve tedavi süreçlerinin kesintisiz bir şekilde yürütüldüğü sağlık birimleri olduğunu belirtti. Hastane bünyesindeki merkezlerinin de 7 gün 24 saat prensibiyle, hem acil hastalarda hem de elektif vakalarda tüm işlemlerin eksiksiz bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade eden Başhekimi Sarıkaya, "Açık kalp ameliyatları, tıbbi literatürde yönetimi en zor olan ameliyatlar arasında yer almakta; hem ameliyat süreci hem de sonrası takipleri oldukça hassasiyet gerektirmektedir. Bu tür ameliyatlar A grubu ameliyatlar sınıfında yer alır. Bu nedenle, merkezimizde bu ameliyatları başarıyla gerçekleştiren tüm ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "Bininci ameliyatımı gerçekleştirdim" Kalp Damar Cerrahisi Op. Dr. Murat Sezgin ise göreve geldiği dönemde Hastane Başhekimi ile birlikte 3 ay içinde Kalp Merkezini kurduklarını hatırlatarak, "Şu anda merkezimiz bölgenin tek kalp merkezi konumunda. Bölgede ortaya çıkan acil kalp ameliyatlarının yüzde 80-90’ını merkezimizde tedavi edebiliyoruz. Haftalık ortalama 20’ye yakın açık kalp ameliyatı gerçekleştiriyoruz ve bu sayı yıllık bazda 200’ün üzerine çıkabiliyor. Ben Murat Sezgin olarak, bu hafta içinde bininci ameliyatımı gerçekleştirdim. Hastamız şu anda serviste ve herhangi bir sağlık sorunu bulunmuyor" diye konuştu. "Ameliyatlarımız yüzde 98-99 oranında başarıyla sonuçlanıyor" Türkiye genelinde yapılabilen tüm açık kalp ameliyatlarını merkezde başarıyla uygulayabildiklerine dikkat çeken Sezgin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gerçekleştirdiğimiz ameliyatlarda mortalite oranımız yüzde 1 ile 3 arasındadır. Bu da demek oluyor ki, hiçbir hasta ayırt etmeksizin yaptığımız tüm ameliyatların yüzde 98-99’unu başarıyla sonuçlandırarak hastalarımızı evlerine sağlıklı bir şekilde gönderebiliyoruz. Bu oran, bölge şartlarını göz önünde bulundurulduğunda oldukça yüksek ve başarılı bir değerdir. Hastalarımızın tedavi sonrası süreçte diyetlerine dikkat etmeleri, düzenli yürüyüş yapmaları ve tedavi planlarına uymaları büyük önem taşımaktadır. Biz tüm hastalarımıza her zaman ulaşabilecek bir sistemle çalışıyoruz. Bu prensiplerle hastalarımızın kalp sağlığı açısından daha iyi sonuçlar alacağımıza inanıyoruz." Hastanede bininci açık kalp ameliyatı olan Alpaslan Öztürkçü isimli hasta da "Şu anda kendimi çok iyi hissediyorum. Sağ olsun, doktorlarımız ve tüm ekip çok ilgili ve donanımlıydı. Ayrıca bu merkezde gerçekleştirilen bininci ameliyatın hastası olmak benim için büyük bir gurur ve şans. Gerçekten de hastanemiz, kalp merkezi olarak çok güçlü ve başarılı bir konumda" şeklinde konuştu.
10 Haziran 2025 Salı - 10:44
Kütahya Şehir Hastanesi’nde el hijyeni teşekkürü
Kütahya Şehir Hastanesi’nde, 2025 yılı 1. dönem el hijyeni teşekkürü, Beyin Cerrahisi ve Göğüs Cerrahisi kliniklerine verildi. Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından yürütülen "Sağlık Hizmeti İlişkili Enfeksiyonları Önleme Programı" kapsamında yapılan değerlendirmelerde, beş endikasyon kuralı çerçevesinde gerçekleştirilen haberli el hijyeni gözlemlerinde en yüksek skoru bu iki klinik elde etti. Sağlık hizmetlerinde hijyenin önemine dikkat çeken uygulama sonucunda, Beyin Cerrahisi ve Göğüs Cerrahisi Kliniği çalışanları gösterdikleri özenli ve özverili çalışmalardan dolayı Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Teşekkür Belgesi ile onurlandırıldı. Yetkililer, bu tür uygulamaların sağlık hizmeti kalitesini artırmada önemli rol oynadığını belirterek tüm klinik personelini el hijyeni konusunda duyarlı olmaya davet etti.
10 Haziran 2025 Salı - 09:23
Denizli Devlet Hastanesinin yerine yeni hastane yapılacak
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Denizli Devlet Hastanesinin yerine yeni bir hastane yapılacağının müjdesini verdi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Kurban Bayramı arifesinde yapımı devam eden Denizli Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesinin inşaatında incelemelerde bulundu. İncelemeler sonrası Bakan Memişoğlu ve protokol üyeleri Denizli Devlet Hastanesine geçti. Denizli Devlet Hastanesinde personel ile bir araya geldi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, hastane girişinde depreme dayanıksız olduğu gerekçesiyle yıkılması planlanan binanın yerine yeni bir sağlık kuruluşu yapılacağını müjdeledi. AK Parti İl Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun müjdesini sosyal medyadan paylaştığı video ile duyurdu. Başkan Subaşıoğlu, açıklamasında; "Yılsonunda Denizli Devlet Hastanesi yerleşkesini Karahasanlı’daki Acil Durum Hastanesi’ne taşıyoruz. Peki burası ne olacak? Denizli’nin merak ettiği bu sorunun cevabını Sağlık Bakanımız verdi. Bakanımız Memişoğlu, ‘Bunu bilin diye söylüyorum. Bu hastaneyi biliyorsunuz yeniliyoruz. Şehir hastanesi yapıyoruz ama buraya bir hastane daha yapacağız. Hiç merak etmeyin’ müjdesini verdi" ifadelerini kullandı.
10 Haziran 2025 Salı - 09:14
Gıda zehirlenmeleri sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte artıyor
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre her yıl 600 milyon kişi besin zehirlenmelerinden etkileniyor. Diyetisyen Ceren Demir, yaz aylarında sıcaklığın artması ile birlikte besin zehirlenmesi vakalarının artığını söyledi. Besinler aracılığı ile insan organizmasına taşınan bakteri, virüs, parazit, toksin ve kimyasal maddeler besin zehirlenmelerine neden olabiliyor. Artan sıcaklıkların etkisiyle birlikte yaz aylarında görülen besin zehirlenmesi vakaları ciddi oranda artıyor. Diyetisyen Ceren Demir, besin zehirlenmelerine sebep olan dört bakteri çeşidi olduğunu söyledi. Bunlardan ilki, en çok görülen bakteri çeşidinin "stafilokok". Bu bakterinin et, süt, süt ürünlerinde ve iyi yıkanmamış malzemelerden yapılan salatalarda ortaya çıktığını ifade eden Demir, bakterili besin alındıktan iki veya üç saat sonra zehirlenme belirtilerin başladığını ve vücutta kusma reaksiyonunun görüldüğünü söyledi. Bakteriler ölümcül zehirlenmelere neden olabiliyor Et, süt ve salatanın neden olduğu besin zehirlenmelerinde en çok görülen bir diğer bakteri türünün "shigella" olduğunu söyleyen Diyetisyen Demir, bu bakterinin neden olduğu zehirlenmelerde belirtilerin ortaya çıkma süresinin bir veya iki gün olduğunu belirtti. Diyetisyen Ceren Demir, "Bu bakteri bulantı, kusma, ateş, kramplar, karın ağrıları ve dışkıda kan şeklindeki belirtiler ile görülür" dedi. En ciddi ve ölümcül besin zehirlenmesine neden olan bakterilerden biri de "clostridium botilinum". Bu bakteri konservelerde, ette, sebze ve meyvede bulunabiliyor. Diyetisyen Ceren Demir, "Bu bakteri felç yapabilir, solunumu engelleyebilir ve ölümle sonuçlanabilir" dedi. Et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler Öncelikle fiyatı düşük diye nasıl ve nerden geldiği belli olmayan aynı zamanda da nasıl muhafaza edildiği bilinmeyen, denetlenmemiş ve de açık bir şekilde tezgahlarda satılan ürünlerin satın alınmaması gerektiğini söyleyen Diyetisyen Ceren Demir, et tüketecek kişilerin etleri standartlara uygun şekilde işletilen şarküterilerden alması gerektiğini belirtti. Güvenilir markaların paketli ürünlerinin de alınabileceğini söyleyen Demir, "Paketli ürün alırken de paketin hasar görmediğinden emin olun. Mutlaka etiket okuma alışkanlığı edinin. Üzerinde yazılı olan üretim ve son tüketim tarihlerini kontrol edin. Hayvanlardan geçebilecek hastalıklar nedeniyle sütü çiğ tüketmeyin" ifadesini kullandı. Besinleri koruma önerileri Besinlerin bozulmasını önlemek için en pratik yöntemin buzdolabında veya dondurucuda saklamak olduğunu söyleyen Diyetisyen Ceren Demir, pişmiş besinlerin hemen tüketilmeyecek ise iki saat içinde buzdolabına konulması gerektiğini söyledi. Buzdolabında olan ve tüketilmesi için çıkarılacak yemeğin, yetmiş derece üzerinde ısıtılması gerektiğini söyleyen Demir, aynı yemeğin tekrar tekrar ısıtılmaması gerektiğini kaydetti. Demir, "Dondurucudan çıkardığınız besinleri çözüldükten sonra tekrar buzluğa koymayın. Pişmiş yiyeceklerle çiğ yiyeceklerin birbirine temasından kaçının. Kişisel hijyeninize dikkat edin. Besin hazırlığını yapan bireylerin ellerini mutlaka sabunla en az iki dakika yıkamaları besin zehirlenmelerini önlemek açısından önemlidir. Ayrıca elinde kesikler veya açık yaralar bulunan kişilerin besin hazırlığı yapmamaları, zorunlu durumlarda ise bu yaraların hiçbir şartta besinlerle temas etmeyecek şekilde sararak mutlaka eldiven kullanmaları gerekmektedir" açıklamasını yaptı. Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmeli Özellikle kişilerin çiğ et, yumurta veya kümes hayvanları gibi besinleri hazırladıktan sonra ellerini mutlaka iyice yıkaması gerektiğini söyleyen Demir, bu tür riskli besinler ile pişirilmeden tüketilecek sebze ve meyveleri hazırlarken ayrı doğrama tahtası ve bıçakların kullanılması gerektiğini belirtti. Demir sözlerine şöyle devam etti: "Sebze ve meyveler iyice yıkandıktan sonra tüketilmelidir. Besinlerinizin iyi piştiğinden emin olun. Yeterli süre ve sıcaklıkta pişmeyen yiyecekler zararlı bakterilerin sindirim sistemine taşınmasına yol açabilir. İshal ve kusma durumunda mutlaka dinlenmeli ve temiz su, ayran, maden suyu, şekersiz çay ile sıvı alımınızı artırmalısınız. İshaliniz varsa; pirinç lapası, yoğurt, muz, şeftali, haşlanmış patates tüketmelisiniz."
09 Haziran 2025 Pazartesi - 20:26
Başkan Zeyrek’in annesi tedavi altına alındı
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in ölüm haberinin ardından, aynı hastanede kardiyoloji servisinde yatan annesi Gülten Zeyrek’in fenalaştığı ve tedavi altına alındığı öğrenildi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in 6 Haziran’da evinde elektrik akımına kapılarak ağır yaralanması üzerine fenalaşan annesi Gülten Zeyrek de oğluyla aynı hastanede tedavi altına alınmıştı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Kardiyoloji servisinde tedavi altına alınan Gülten Zeyrek’in, oğlu Ferdi Zeyrek’in ölüm haberini aldıktan sonra fenalaştığı ve doktorların müdahalede bulunduğu bildirildi. Gülten Zeyrek’in tedavisinin sürdüğü öğrenildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder