SAĞLIK
Kadınlar bilinçlenerek güçlendi 29 Nisan 2026 Çarşamba - 16:07:51 Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından kadınların yaşam kalitesini artırmak ve koruyucu sağlık bilincini yaygınlaştırmak amacıyla hayata geçirilen "Kadın Sağlığı Eğitimi" programı tamamlandı. 10 hafta süren eğitimlerin ardından katılımcılar sertifikalarını aldı. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen programa katılan 19 katılımcı, eğitimi başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Altınova TEK Atölye’de düzenlenen sertifika programında katılımcılara sertifikaları, Sosyal Yardımlar Şube Müdürü Zeliha Tümer ile Kadın ve Aile Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli Sosyal Hizmet Uzmanı Simge Nur Öksüz tarafından takdim edildi. Kadınlara kapsamlı eğitimler verildi Program kapsamında katılımcılara; beden farkındalığı, ruhsal ve fiziksel sağlık, ruhsal iyilik hali, üreme sağlığı, iletişim becerileri ve kadın hakları gibi birçok başlıkta eğitimler verildi. Eğitim sürecinde, kadınların deneyimlerini rahatlıkla paylaşabilecekleri güvenli bir ortam oluşturularak bilgiye çekinmeden erişmeleri sağlandı. Bu sayede katılımcıların sağlık bilinci artırılırken onlara sosyalleşme fırsatı da sunuldu. Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın "Sağlıklı kadın, güçlü aile; güçlü aile, güçlü toplum" vizyonuyla hayata geçirilen eğitim programları önümüzdeki dönemde de devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:47 Denizli’de parkinson hastaları için yeni dönem Denizli Büyükşehir Belediyesi, parkinson hastalarının yaşam standartlarını yükseltmek ve toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla önemli bir iş birliğine imza attı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Spor ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen lansmanla tanıtılan "Parkinson Egzersiz Destek Programı", bilimsel metotlarla hazırlanan özel bir rehabilitasyon sürecini kapsıyor. "ParkinSon değil başlangıç" temasıyla hayata geçirilen proje, DBB Gençlik ve Spor Hizmetleri ile Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlıkları koordinasyonunda, uzman nörologlar, fizyoterapistler ve spor eğitmenleri eşliğinde yürütülecek. "Sporun iyileştirici gücünü hastalarımızla buluşturuyoruz" Programın açılışında konuşan Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Ayşe Sarıkaya, projenin fiziksel kazanımlarına dikkat çekerek, "Sporun iyileştirici gücünü parkinson hastalarımızla buluşturuyoruz. Amacımız, hastalarımızın fiziksel hareketliliğini artırırken denge ve koordinasyon becerilerini en üst seviyeye çıkarmaktır" dedi. "Sosyal bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şenay Polatır ise projenin sosyal belediyecilik boyutuna vurgu yaparak, "Dezavantajlı grupların hayatını kolaylaştırmak bizim önceliğimizdir. Bu programla sadece bir egzersiz protokolü değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal hayata tutunabilecekleri bir dayanışma ağı oluşturuyoruz" ifadelerine yer verdi. "Klinik denetim ve bilimsel yaklaşım şart" Tıbbi perspektiften programın önemini anlatan Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Göksemin Demir, multidisipliner yaklaşımın altını çizdi. Prof. Dr. Demir, "Parkinson ile mücadelede ilaç tedavisi kadar uzman denetimindeki egzersizler de hayatidir. Nörolojik mekanizmayı destekleyen bu özel hareketler, hastalığın etkilerini minimize ederek yaşam standardını bilimsel olarak yükseltecektir" dedi. Kamu-özel sektör iş birliğine dikkat çeken Prof. Dr. Demir, Denizli Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu önemli iş birliği için teşekkürlerini iletti. Lansmanda egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi Konuşmaların ardından program kapsamında uygulanacak olan yoga ve pilates branşlarından kesitlerin sunulduğu bir egzersiz demonstrasyonu gerçekleştirildi. Uzman eğitmenler eşliğinde yapılan egzersizler, katılımcılara hareket kabiliyetlerini yeniden kazanma, denge kontrolünü sağlama ve kas güçlerini artırma noktasında somut bir motivasyon sağladı. Lansman ile start verilen program, parkinson hastalarının düzenli olarak katılacağı eğitim seansları ve takip süreçleriyle Denizli’de toplum sağlığına katkı sunmaya devam edecek.
29 Nisan 2026 Çarşamba - 15:13 Şırnak’ta sağlık alanındaki öncelikler Sağlık Bakanı Memişoğlu’na aktarıldı AK Parti Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile gerçekleştirdiği görüşmede kentteki sağlık yatırımları ve öncelikli ihtiyaçları değerlendirdiklerini açıkladı. Şırnak Milletvekili Arslan Tatar, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek kentin sağlık alanındaki ihtiyaçları ile devam eden yatırımları görüştü. Tatar, görüşmede 500 yataklı Şırnak Devlet Hastanesinin Eğitim ve Araştırma Hastanesine dönüştürülmesine yönelik çalışmaların ele alındığını belirtti. Tatar ayrıca Silopi Kadın Doğum Hastanesinin mayıs ayı sonunda hasta kabulüne başlayacağını ifade etti. Tatar ayrıca yoğun bakım kapasitesinin artırılması, tıbbi cihaz eksiklerinin giderilmesi ve İdil Devlet Hastanesinin statüsünün yükseltilmesine ilişkin taleplerini de Sağlık Bakanı Memişoğlu’na ilettiklerini söyledi. Milletvekili Tatar, amaçlarının vatandaşların sağlık hizmetlerine il dışına gitmeden hızlı ve etkin şekilde ulaşabilmesi olduğunu ifade etti. Tatar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’na desteklerinden dolayı teşekkür etti. Beytüşşebap Devlet Hastanesinin bu yıl hizmete açılacağı, Cizre’de Kadın Doğum Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesinin yıl içerisinde hizmet vereceği kaydedildi. İdil Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin de yıl içinde vatandaşların hizmetine sunulacağı belirtildi.
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
25 Mart 2026 Çarşamba - 12:16 Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi İzmir’de lise öğrencisi Melek Öztürk, annesini kanserden kaybetmesinin ardından hastalıklarda erken ve doğru teşhis koyabilen yapay zeka destekli bir sistem geliştirdi. "ONCOMathRIX" adı verilen sistemin açık kaynak verilerle yüzde 97 başarı oranına ulaştığı ve projenin patent alma aşamasında olduğu belirtildi. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi 10. sınıf öğrencisi Melek Öztürk’ün (16) hayatı, annesi Zehra Öztürk’ün amansız bir hastalığa yakalanmasıyla tamamen değişti. Genç kızın annesine ilk olarak pankreas kanseri, ardından ise böbrek üstü bezi kanseri teşhisi konuldu. Bu zorlu süreçte annesinin tedavisinde yaşanan aksaklıklar ve tıbbi süreçlerdeki zorluklar, Öztürk’ün dikkatini sağlık alanına yöneltti. Tedavi aşamalarında bir hastanın ve hasta yakınlarının yaşadığı yıkıma bizzat şahit olan genç öğrenci, annesini kaybetmesinin ardından büyük bir acı yaşadı. Yaşadığı bu derin kayıp, onda başka hastaların ve ailelerin benzer acılar çekmesini önlemek adına güçlü bir motivasyon oluşturdu. Matematik ve biyolojiye olan ilgisini bu motivasyonla birleştiren Öztürk, okulunda TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulübünde çalışmalar yapmak için harekete geçti. Matematik öğretmeni Erhan Erdoğan’ın desteğiyle araştırmalar yapan genç kız, pes etmeden çalışarak dijital patoloji alanındaki büyük iş yükünü fark etti. Bu doğrultuda Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç ile iletişime geçerek fikrini anlattı. Başlangıçta genç bir öğrencinin hevesi olarak değerlendirilen bu fikir, literatürdeki eksiklikleri tespit eden yapısı sayesinde kısa sürede ciddi bir bilimsel çalışmaya dönüştü. Ortaya çıkan ve "ONCOMathRIX" adı verilen bu proje, böbrek hücresi karsinomu tanısında patoloji uzmanlarının iş yükünü hafifletmek amacıyla matematik tabanlı bir farmakolojik karar destek sistemi olarak hayata geçirildi. Biyolojik verileri topolojik ve diferansiyel analiz yöntemleriyle işleyen ONCOMathRIX sistemi, hücre yapısındaki değişimleri yüksek hassasiyetle modelleyerek, ilaç etkileşimlerini ve tedavi süreçlerini dijital bir tabanda analiz etme imkanı sunuyor. Kanser hastalarına umut olacak Annesinin tedavi sürecinde yaşadığı zorlukların kendisine ilham olduğunu anlatan Melek Öztürk, "Bu süreçte hastanın ve hasta yakınlarının ne kadar yıkıldığını, ne kadar zor dönemlerden geçtiğini bizzat yaşadım. Annemi kaybettikten sonra bu konuyla ilgili bir adım atmam gerektiğine olan inancım arttı ve projemi bu motivasyonla hayata geçirdim." ifadelerini kullandı. Sistemin histopatolojik görüntülerdeki gürültüyü azaltarak bunları ısı haritalarına dönüştürdüğünü ve böbrek kanserinde evreleme yaparak kişiselleştirilmiş tedavi örnekleri sunduğunu belirten Öztürk, "Mevcut 537 açık kaynak veri setiyle yüzde 97 başarı oranına ulaştık. Şu an projemizin marka tescili ve patenti mevcut olup fikri ve sınai mülkiyet hakkı başvurularımızı da revize ettik. Sadece benim değil, birçok kanser hastasının yaşadığı bu zorluklara umut olabilmek ve bilime fayda sağlamak adına çalışıyorum. Aynı zamanda konuyla ilgili bir makalenin de yayım süreçlerini yürütüyorum." şeklinde konuştu. Görüntü işleme teknolojilerinde büyük potansiyel Proje hakkında değerlendirmelerde bulunan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kubilay Doğan Kılıç, birimlerinde ürettikleri verileri bilim dünyasına kazandırarak tutarlılığı artırmaya çalıştıklarını kaydetti. Kişiselleştirilmiş tıp ve akıllı sistemlerin alanın geleceği olduğunu vurgulayan Kılıç, "Melek de yapay zekanın devreye girmesiyle hızla popülerleşen görüntü işleme sistemleri üzerine çalışarak bilimsel literatürdeki eksikliklerden birini tespit edip bunun üzerine ilerledi. Başlangıçta projeyi genç bir arkadaşımızın hevesi olarak düşündük fakat ciddi bir bilimsel bakış açısıyla geldiğini görünce kendisine ufak destekler vererek yol gösterici olduk. Ancak çalışmayı, düşünceyi ve fikri tamamen kendisi geliştirdi." dedi. Görüntü işleme sistemlerinin birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çeken Kılıç, "Amacımız sistemin diğer dallarda kullanılamaması değil, kullanıldığı alanlarda olabildiğince tutarlı sonuçlar almasını sağlamaktır. Biz bu yönü çok güçlü yapmaya çalışıyoruz. Eğer bu projeyi tam tutarlı ve kliniğe yansıyabilecek bir hale getirirsek, görselle tanı yapılan diğer bütün alanlarda da kullanılmaması için hiçbir sebep görmüyorum. Melek’in patent ve fikri mülkiyet konusundaki başvuruları başladı ve süreç devam ediyor. Aynı zamanda işin ticari olmayan akademik kısımlarını bilim dünyasıyla paylaşmak adına bir makale çalışmasına da başlandı." açıklamasında bulundu. "Türkiye’de bir ilke imza attı" Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Müdürü Zeynep Aslan, öğrencisi Melek Öztürk’ün geliştirdiği projeyle tıp dünyasında Türkiye’de bir ilke imza atarak imkansızı başardığını belirtti. Tüm çabalarının bu başarıyı daha ileriye taşımak olduğunu vurgulayan Aslan, TÜBİTAK ve TEKNOFEST’in desteklediği projeye farklı kurum ve kişilerden de katkı beklediklerini ifade etti. Sıdıka Rodop Anadolu Lisesi Matematik Öğretmeni Erhan Erdoğan ise TEKNOFEST ve TÜBİTAK projelerine hazırlanan "Matrix" adlı matematik kulüplerinin, öğrencileri Melek Öztürk’ün öncülüğünde büyük bir başarıya imza attığını dile getirdi. Öğrencisinin topolojiden tıbba ve onkolojiye kadar birçok farklı alanda pes etmeden gösterdiği azme dikkat çeken Erdoğan, bu kararlılığın kendilerini son derece gururlandırdığını kaydetti.
Prof. Dr. Gözel: "Yalnızca kolesterol yüksekliği başlı başına bir problemdir"
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:52 Prof. Dr. Gözel: "Yalnızca kolesterol yüksekliği başlı başına bir problemdir" Kolesterol yüksekliğinin başlı başına bir problem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Gözel, "Tedavi edilmeyen kolesterol yüksekliği damar sertliği ve damar kireçlenmesine yol açar. Atardamarlarda biriken yağlı maddeleri zaman içinde damardan koparak kalp damarlarını tıkayıp kalp krizine, beyin damarlarını tıkayıp felce neden olabilir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Gözel, kolesterol yüksekliği konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Gözel, "Halk arasında kolesterol yüksekliği olarak bilinen hiperlipideminin ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Yalnızca kolesterol yüksekliği başlı başına bir problemdir. Ancak diyabet, hipertansiyon ve iskemik kalp hastalığı bulunan kişilerde bu durum çok daha kritik bir önem taşır. Tedavi edilmeyen kolesterol yüksekliği damar sertliği ve damar kireçlenmesine yol açar. Atardamarlarda biriken yağlı maddeleri zaman içinde damardan koparak kalp damarlarını tıkayıp kalp krizine, beyin damarlarını tıkayıp felce neden olabilir. Kolesterol yüksekliğinin mutlaka tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlarla karşılaşılabilinir. Hastalık tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Genetik faktörleri değiştirmek elimizde değil; ancak ilaç tedavisi, yaşam tarzı değişikliği ve egzersizle kolesterolü kontrol altına almak mümkündür" diye konuştu.
Eskişehir’de sağlık tesisleri güneş enerjisiyle güçleniyor
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:34 Eskişehir’de sağlık tesisleri güneş enerjisiyle güçleniyor Eskişehir’de sağlık altyapısı güçlendirilirken, çevre dostu ve sürdürülebilir yaklaşım ön plana çıkarılıyor. İl Sağlık Müdürlüğü, yeni yapılacak sağlık tesislerinde doğa dostu tasarımı örnek alıyor. Bu yaklaşımın referansı olarak 2018 yılında tamamlanıp hizmete giren Eskişehir Şehir Hastanesi, modern sağlık hizmetleriyle kentte örnek teşkil ediyor. Yeni projeler, Şehir Hastanesi’nin yüksek standartlarını ve güçlü altyapısını korurken enerji verimliliği ve çevreci sistemleri de entegre ediyor. Güneş enerjisiyle sürdürülebilir sağlık hizmeti Yakın zamanda yapımına başlanacak Şairfuzuli, Şahintepesi ve projesi tamamlanan Çifteler’deki sağlık tesislerinde, binaların çatısına kurulacak güneş panelleri, elektrik ihtiyacının en az yüzde 10’unu karşılayacak. SHM (Sağlıklı Hayat Merkezi) ve ASHİ (Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu) , hastanelerin ek hizmet bina ve birimleri, modern sağlık hizmetlerini doğa dostu ve enerji verimli bir anlayışla sunacak şekilde tasarlanıyor. İl genelinde kapsamlı yatırımlar Şairfuzuli ve Şahintepe’de yapımı süren projelerin yanı sıra, Projesi tamamlanan Çifteler Diyaliz ek binası, hazırlıkları süren Zümrütevler ve Mihalıççık’ta yeni sağlık tesislerinin inşa edilmesi planlanıyor. Odunpazarı Şahintepe, Şair Fuzili gibi yeni yapılacak hizmet birimlerinden oluşan kompleks, birinci basamak, koruyucu ve acil sağlık hizmetlerini tek çatı altında sunacak. Mihalıççık’ta ve Zümrütevlerde yapılacak yeni ilçe hastanesi de ilçeye modern ve sürdürülebilir sağlık hizmeti kazandıracak. Enerji verimli ve çevre dostu tesisler İl Sağlık Müdürlüğü, güneş enerji sistemleriyle donatılan sağlık tesisleri sayesinde enerji maliyetlerini düşürürken, çevreye duyarlı ve sürdürülebilir hizmet sunmayı hedefliyor. Hastane ek binalarımız, SHM’ler koruyucu sağlık hizmetlerini güçlendiriyor, ASHİ’ler acil sağlık hizmetlerinin etkinliğini artırıyor. Böylece Eskişehir’de sağlık hizmetleri hem modern, hem de doğa dostu bir anlayışla kesintisiz şekilde vatandaşlara ulaşıyor.
Uzuv kaybı yerine koruyucu cerrahi: Kemik tümörlerinde yeni dönem
25 Mart 2026 Çarşamba - 11:19 Uzuv kaybı yerine koruyucu cerrahi: Kemik tümörlerinde yeni dönem KTÜ Farabi Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Muhammet Salih Ayas, kemik tümörlerinin tedavisinde erken teşhis ve doğru cerrahi planlama sayesinde günümüzde birçok hastada uzuv kaybının önlenebildiğini söyledi. Kemik tümörü cerrahisinde önemli bir dönüşüm yaşandığını belirten Ayas, bu gelişmenin hem cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler hem de tanı yöntemlerindeki hassasiyet artışıyla mümkün hale geldiğini ifade etti. Kemik tümörlerinin tedavisinde "ekstremite koruyucu cerrahi" yöntemlerinin giderek daha fazla tercih edildiğini vurgulayan Doç. Dr. Ayas, "Günümüzde hedef sadece tümörü vücuttan uzaklaştırmak değil aynı zamanda hastanın hareket kabiliyetini, günlük yaşam fonksiyonlarını ve genel yaşam kalitesini en üst düzeyde korumaktır" dedi. Bu yaklaşımın, hastaların sosyal hayata daha hızlı ve sağlıklı şekilde dönmesine önemli katkı sağladığını belirtti. Tedavi sürecinin tümörün biyolojik yapısına, yerleşimine ve yayılım durumuna göre şekillendiğini kaydeden Doç. Dr. Ayas, iyi huylu tümörlerde genellikle daha sınırlı ve koruyucu cerrahi müdahalelerin yeterli olabildiğini söyledi. Kötü huylu tümörlerde ise tümörün yalnızca görünen kısmının değil, çevresindeki potansiyel riskli dokularla birlikte çıkarılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın, hastalığın tekrar etme riskini azaltarak uzun dönem tedavi başarısını artırdığını dile getirdi. Cerrahi tedavinin, hastalığın türü, hastalığın evresi ve hastaya özgü klinik özelliklere göre kemoterapi ve radyoterapi ile desteklenebildiğini aktaran Doç. Dr. Muhammet Salih Ayas, tanı sürecinde ileri görüntüleme teknikleri ve biyopsi uygulamalarının büyük bir titizlikle yürütüldüğünü belirtti. Doğru tanının, tedavi planlamasının en kritik aşamalarından biri olduğuna dikkat çekti. "Hasta-hekim iş birliği sürecin başarısında kritik rol oynuyor" Ameliyat sonrası oluşan kemik ve doku kayıplarının modern rekonstrüksiyon yöntemleriyle başarıyla giderilebildiğini ifade eden Ayas, "Biyolojik teknikler, hastaya özel geliştirilen protezler ve kemik transferleri sayesinde hem anatomik bütünlüğü yeniden sağlıyor hem de hastalarımızın fonksiyonlarını en iyi şekilde korumayı hedefliyoruz" diye konuştu. Ortopedi ve travmatoloji başta olmak üzere radyoloji, patoloji ve onkoloji birimlerinin koordineli şekilde çalıştığını vurgulayan Ayas, multidisipliner yaklaşımın tedavi başarısını artıran en önemli unsurlardan biri olduğunu belirtti. Her hastanın durumunun ayrı ayrı değerlendirildiğini ve kişiye özel tedavi planlarının oluşturulduğunu ifade etti. Kemik tümörlerinin hem fiziksel hem de psikolojik açıdan zorlu bir süreç olabileceğine dikkat çeken Ayas, "Erken teşhis, doğru ve bilimsel tedavi yaklaşımı ile sabırlı bir rehabilitasyon süreci sayesinde hastalarımızın yeniden sağlıklı ve aktif bir yaşama kavuşması mümkündür" dedi. Hasta-hekim iş birliğinin sürecin başarısında kritik rol oynadığını sözlerine ekledi.
Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:42 Bursa organ bağışında Türkiye’nin ’umut başkenti’ oldu Bursa Bölgesi, 2025 yılında da organ bağış oranlarıyla Türkiye birincisi olurken, nakil bekleyen binlerce hasta için ’umudun başkenti’ oldu. Organ Bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova illerini kapsayan Bursa bölgesi, 2025 yılında 12,4 pmp (Milyon nüfus başına düşen kadavra sayısı) oranı ile yine Türkiye birincisi olmayı başardı. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar ile son 15 yılın 12’sinde zirveyi kimseye bırakmayan Bursa Bölgesi, 2025 yılının organ bağışı verilerinin açıklanmasıyla liderliği yine kimseye kaptırmadı. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, organ bağışının arttırılmasının Bursa Bölgesi’nin her zaman ana hedefleri arasında yer aldığını belirtti. Bursa bölgesi olarak bu hedef doğrultusunda yıllardır organ bağış oranlarını arttırmak için çeşitli kampanya çalışmaları yürütüldüğüne dikkat çeken Uzm. Dr. Çetin, "Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Bilecik ve Yalova illerindeki duyarlı halkın desteğiyle elde edilen bu şampiyonluk, Türkiye’nin organ nakli tarihindeki en güçlü dayanışma örneği olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 5,5 milyonluk bir nüfusa hizmet veren bölgede yıllardır sürdürülen kurumlar arası etkin iş birliği, güçlü ve dinamik bir ekip çalışmasıyla istikrarlı bir başarı sergilendi" dedi. Türkiye ortalamasının çok üzerinde Bursa’nın organ bağışında Türkiye ortalamasının iki katından fazla olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Çetin, "Dünya genelinde organ bağışı başarısı "pmp" (milyon nüfus başına düşen donör sayısı) ile ölçülürken; 2025 verilerine göre Türkiye ortalaması 5,6 pmp düzeyinde kaldı. Bursa Bölgesi ise 12.4 pmp oranıyla hem Türkiye liderliğini sürdürdü hem de dünya standartlarına yaklaşan bir duyarlılık sergiledi" diye konuştu. 15 yılda 4 bin şifa, binlerce umut Bursa Bölgesi’nde yürütülen kararlı çalışmalar sayesinde son 15 yılda yaklaşık 4 bin hastanın böbrek ve karaciğer nakliyle yeniden hayata tutunduğunu belirten Uzm. Dr. Çetin, "Yapılan nakillerin yüzde 49’unun beyin ölümlü donörlerden gerçekleşmesi, bölgedeki farkındalığın ne kadar yüksek olduğunu kanıtlıyor. Ülke genelinde nakillerin yüzde 85’inin hala canlı vericilerden yapıldığı gerçeği göz önüne alındığında, Bursa’nın "kadavradan bağış" bilincindeki liderliği önem taşıyor" şeklinde konuştu. Sağlıklı Türkiye yüzyılı Bursa Bölgesi’nde halen 2 bin 519 kişi böbrek, 355 kişi karaciğer ve 167 kişi kornea nakli için beklediğini hatırlatan Uzm. Dr. Çetin, "Organ bağışı, Sağlık Bakanlığı’nın ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunun en güzel örneğidir. Bu anlamda organ bağışı konusunda hassasiyet gösteren tüm Bursa bölgesi vatandaşlarına şükranlarımı bir kez daha sunuyorum. Organ nakli ekiplerinde yer alan ameliyathane personelinden hemşirelerimize, yoğun bakım hekimlerimizden organ nakil koordinatörlerimize kadar canla başla çalışan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum. Bu şampiyon kadro 2026 yılında da şifa bekleyen vatandaşlarımıza "umut" olmaya devam edecektir" dedi.
Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu
25 Mart 2026 Çarşamba - 10:01 Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında doğdu, Diyarbakır’da sağlığına kavuştu Mardin’in Kızıltepe ilçesinde nadir görülen bir doğumsal anomali ile dünyaya gelen bebek, Diyarbakır’da gerçekleştirilen başarılı tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu. Tüm bağırsakları ve midesi karın dışında (gastroşizis) doğan bebek, doğumun hemen ardından acil müdahale kapsamında ambulansla Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine sevk edildi. Hastaneye ulaştırılan bebek, zaman kaybedilmeden gece saatlerinde ameliyata alındı. Çocuk Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Suat Çal tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından bebek, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesinde tedavi altına alındı. Yaklaşık bir ay süren titiz tedavi sürecinin ardından bebeğin genel sağlık durumunun iyiye gitmesi üzerine taburcu işlemleri gerçekleştirildi. Op. Dr. Çal, gastroşizisin doğumda karın duvarının tam gelişmemesi sonucu bağırsakların karın dışında bulunmasıyla ortaya çıkan ciddi bir tablo olduğunu belirterek, "Bu tür vakalarda en önemli unsur hızlı sevk ve erken cerrahi müdahaledir. Doğumdan hemen sonra yapılan doğru müdahale ve yoğun bakım süreci sayesinde bebeğimiz sağlığına kavuştu. Multidisipliner ekip çalışması bu başarıda büyük rol oynadı" dedi. Diyarbakır İl Sağlık Müdürümüz Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise vaka sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "İlimizde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve koordineli şekilde yürütülmesi sayesinde bu zorlu vaka da başarıyla sonuçlanmıştır. Sevk sürecinden ameliyata, yoğun bakım takibinden taburculuğa kadar emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın en ileri düzeyde sağlık hizmetine erişimi için çalışmalarımız kararlılıkla devam etmektedir" ifadelerini kullandı. Zorlu bir süreci başarıyla atlatan bebeğin sağlığına kavuşması, hem ailesine hem de sağlık çalışanlarına büyük mutluluk yaşattı. Yetkililer, bu tür vakalarda erken müdahale ve ekip koordinasyonunun hayati önem taşıdığını bir kez daha vurguladı.
Aile öyküsü, glokom riskini katlıyor
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:55 Aile öyküsü, glokom riskini katlıyor Medicana Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Bilgin, glokomun çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlediğini ve fark edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabildiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Glokomun, görme sinirinin ilerleyici hasarı ile karakterize kronik bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sinan Bilgin, hastalığın genellikle göz içi basıncı yüksekliği ile ilişkili olduğunu ancak normal basınçta da gelişebildiğini söyledi. Glokomun tıpta "gözün sessiz hırsızı" olarak adlandırıldığını belirten Medicana International İzmir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Sinan Bilgin, "Glokom genellikle ağrı yapmaz, erken dönemde görmeyi etkilemez ve merkezi görme uzun süre korunur. Görme kaybı periferden başlar ve hasta bunu fark etmeden ilerler. Çoğu zaman hastalar, hastalık ciddi seviyeye gelene kadar bir problem olduğunu anlamaz" dedi. Bu nedenle glokomun, dünya genelinde geri dönüşsüz körlüğün en önemli nedenlerinden biri olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, glokomun görme sinirine verdiği hasarın kalıcı olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Sinan Bilgin, göz içi basıncındaki artış ve bazı dolaşım bozukluklarının, optik sinir liflerinde hasara yol açabildiğini belirterek, "Bu süreçte sinir hücreleri kaybedilir ve görme alanı giderek daralır. Glokomda oluşan hasar ne yazık ki geri döndürülemez. Bu yüzden tedavide amacımız kaybı geri getirmek değil, hastalığın ilerlemesini durdurmak veya yavaşlatmaktır" dedi. ‘Belirti vermemesi en büyük risk’ Glokomun en tehlikeli yönlerinden birinin belirti vermemesi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Sinan Bilgin, hastaların genellikle ileri evrede başvurduğunu belirterek, "Periferik görme kaybı günlük yaşamda kolay fark edilmez. Beyin eksik alanları tamamlar, diğer göz de durumu telafi eder. Hastalar genellikle görme alanının ciddi oranda daraldığı, yani tünel görmenin başladığı dönemde durumu fark eder. Bu aşamada ise hasarın önemli bir kısmı kalıcıdır" ifadelerini kullandı. Glokom gelişiminde bazı risk faktörlerinin öne çıktığını belirten Doç. Dr. Sinan Bilgin, sözlerine şöyle devam etti: "Yüksek göz içi basıncı, 40 yaş üzeri olmak ve ailede glokom öyküsü bulunması en güçlü risk faktörleridir. Aile öyküsü olan bireylerde risk birkaç kat artar. Bunun yanında diyabet, hipertansiyon, migren, yüksek miyopi ve uzun süreli steroid kullanımı da riski artırabilir." ‘Erken tanı ile görme kaybı önlenebilir’ Glokomun erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabildiğini vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, "Glokom erken dönemde tespit edildiğinde, uygun tedavi ile hastalığın ilerlemesini büyük ölçüde durdurmak mümkündür. Tedavide göz damlaları, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemlerle göz içi basıncını güvenli seviyeye düşürmeyi hedefliyoruz" dedi. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Sinan Bilgin, sözlerini şu uyarıyla tamamladı: "Glokom sinsi ilerleyen ve geri dönüşü olmayan hasar bırakan bir hastalıktır. Ancak erken tanı ve doğru tedavi ile körlük büyük oranda önlenebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyet olmasa bile düzenli göz muayenesi yaptırmak hayati önem taşır."
Uzm. Dr. Meltem Gülşan’dan çocuklarda görülen kabızlıkla ilgili uyarı
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:51 Uzm. Dr. Meltem Gülşan’dan çocuklarda görülen kabızlıkla ilgili uyarı Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Meltem Gülşan, çocuklarda görülen kabızlık ile ilgili uyarılarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Meltem Gülşan, çocuklarda kabızlığın sanılandan çok daha yaygın olduğunu belirterek aileleri uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Meltem Gülşan, "Çocukluk çağında sıkça karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan kabızlık, hem çocukların yaşam kalitesini düşürüyor hem de aileler için endişe kaynağı haline geliyor. Erken fark edilip doğru şekilde yönetildiğinde kabızlık büyük ölçüde önlenebiliyor. Kabızlık, genellikle haftada üçten az dışkılama, sert ve zor çıkarılan dışkı ya da tuvalet sırasında ağrı yaşanması gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Özellikle okul öncesi ve okul çağındaki çocuklarda daha sık görülen bu durumun altında çoğu zaman yanlış beslenme alışkanlıkları yatıyor" dedi. "Beslenme alışkanlıkları kritik rol oynuyor" Uzm. Dr. Meltem Gülşan, lif açısından yetersiz beslenme, az su tüketimi ve hareketsiz yaşam tarzının kabızlığın en önemli nedenleri arasında yer aldığını vurguladı. Fast food ve işlenmiş gıdaların fazla tüketilmesinin de bağırsak hareketlerini olumsuz etkilediğini ifade eden Gülşan, çocukların günlük beslenmesinde sebze, meyve ve tam tahıllı gıdaların mutlaka yer alması gerektiğini belirtti. Psikolojik etkenler de göz ardı edilmemeli Uzm. Dr. Meltem Gülşan, "Kabızlık sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik nedenlere de bağlı olabiliyor. Tuvalet eğitimi sürecinde yaşanan baskı, okulda tuvalet kullanmaktan çekinme veya stres gibi faktörler çocukların dışkılama alışkanlıklarını etkileyebiliyor. Bu durum zamanla kronik kabızlığa dönüşebiliyor" şeklinde konuştu. Erken müdahale önemli Medical Point Gaziantep Hastanesi’nden Uzm. Dr. Meltem Gülşan, kabızlığın uzun süre devam etmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirterek, erken dönemde alınan önlemlerin ileride oluşabilecek daha ciddi bağırsak problemlerinin önüne geçebileceğini ifade etti. Ailelere öneriler Uzm. Dr. Meltem Gülşa, ailelerin bilinçli davranması gerektiğini de söyleyerek, "Çocukların bol su içmesi teşvik edilmeli. Lifli gıdalar günlük beslenmeye dahil edilmeli. Düzenli tuvalet alışkanlığı kazandırılmalı. Fiziksel aktivite artırılmalı. Tuvalet eğitimi sırasında baskıcı tutumdan kaçınılmalı. Çocuklarda kabızlık, doğru yaklaşımla kolaylıkla kontrol altına alınabilecek bir sorun olarak görülüyor" diye konuştu.
Tıp Fakültesi öğrencileri antibiyotik kullanımı hakkında bilgilendirdi
25 Mart 2026 Çarşamba - 09:40 Tıp Fakültesi öğrencileri antibiyotik kullanımı hakkında bilgilendirdi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, toplum sağlığını tehdit eden ’akılcı ilaç kullanımı’ ve ’atık ilaç yönetimi’ konularında farkındalık oluşturmak için kurulan stantta vatandaşları bilgilendirdi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Tıp Fakültesi öğrencileri, örnek bir sosyal sorumluluk projesine imza attı. Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Yiğittürk koordinatörlüğünde yürütülen ’Tarihi Geçmiş İlaçlardan Arınma ve Antibiyotiklerin Doğru Kullanımı’ başlıklı proje kapsamında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bilgilendirme standı kuruldu. Hastane girişinde kurulan stantta tıp fakültesi öğrencileri; hasta ve hasta yakınlarını antibiyotiklerin bilinçsiz kullanımı ve bunun sonucunda ortaya çıkan "antibiyotik direnci" tehlikesi hakkında sözlü olarak bilgilendirdi. Antibiyotik direncinin küresel bir sağlık krizi olduğuna dikkat çeken geleceğin doktorları, ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Etkinliğin bir diğer önemli odak noktası ise evlerde biriken tarihi geçmiş ilaçların yönetimi oldu. Öğrenciler, son kullanma tarihi geçmiş ilaçların kullanımının ciddi sağlık riskleri barındırdığını vurgularken, bu ilaçların imha süreçlerine dair şu uyarılarda bulundu. İlaçların çöpe atılması veya lavaboya dökülmesi su kaynaklarını ve toprağı zehirler. Atık ilaçlar, çevre ekosistemi üzerinde geri dönülemez tahribatlara yol açar. İlaçların uygun yöntemlerle, tıbbi atık standartlarında imha edilmesi gerekmektedir ifadesine yer verildi. Farkındalık standını Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Doç. Dr. Kıvanç Karaman da ziyaret etti. Çalışmalar hakkında Doç. Dr. Gürkan Yiğittürk ve öğrencilerden detaylı bilgi alan başhekim yardımcıları, projenin toplumsal bilinç oluşturma noktasındaki önemine değinerek ekibi tebrik etti.