Son Dakika
|
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Şehit Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın görüntüsü ortaya çıktı!
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek PFDK’ya sevk edildi
Trump'tan İran'a: "Nükleer silaha sahip olmalarına izin vermeyeceğim"
F-16 uçağının düştüğü bölgede çalışmalar sabahın ilk ışıklarıyla devam ediyor
Balıkesir’de F-16 uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Bursa’da film gibi cinayet davasında karar!
MHP lideri Bahçeli: ''MEB'in ramazan genelgesini sonuna kadar destekliyorum''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik telefonu
Hollanda Kraliyet Havayolları Amsterdam-Tel Aviv uçuşlarını geçici olarak askıya aldı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hem savaşa hem de barışa hazırız"
ABD’li Özel Temsilci Barrack, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile görüştü
Uludağ’daki uluslararası kayak organizasyonlarının lansmanı Bursa’da yapıldı
Bakan Güler, şehit aileleri ve gazilerle iftarda bir araya geldi
TİKA’dan Astana’da 500 kişilik iftar programı
SAĞLIK
Bolu’da kendini odaya kilitleyen şizofreni hastası kadını polis ikna etti: Tedaviyi kabul etti
26 Şubat 2026 Perşembe - 00:53:04
Bolu’da’da sinir krizi geçirip kendini odasına kilitleyen 25 yaşındaki şizofreni hastası kadın, polis ekiplerinin çabaları sonucu ikna edilerek hastanede tedavi olmayı kabul etti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 19:04
Hemşirelere yönelik hizmet içi eğitim programı tamamlandı
Erzincan Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hemşirelere yönelik planlanan hizmet içi eğitim programı tamamlandı. Sağlık hizmet sunumunda kalite standartlarının korunması, hasta güvenliğinin güçlendirilmesi ve bakım süreçlerinde güncel yaklaşımların benimsenmesi amacıyla düzenlenen program kapsamında, hemşirelerin mesleki sorumluluk alanları ile bakım hizmetlerine ilişkin temel ilke ve uygulamalar kapsamlı şekilde ele alındı. Eğitim programına katılan Başhekim Ufuk Kuyrukluyıldız, hizmet içi eğitimlerin kurumsal gelişim açısından önemine dikkati çekerek, sağlık hizmetlerinde kalite ve sürdürülebilirliğin ancak sürekli eğitim anlayışıyla mümkün olabileceğini ifade etti. Program sonunda eğitimi gerçekleştiren hemşirelere teşekkür belgeleri Başhekim Kuyrukluyıldız tarafından takdim edildi. Yetkililer, gerçekleştirilen hizmet içi eğitim programının mesleki bilgi düzeyinin artırılması ve kurumsal farkındalığın güçlendirilmesi açısından önemli katkı sağladığını belirterek, eğitim faaliyetlerinin planlı ve düzenli şekilde sürdürüleceğini kaydetti.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 15:56
Bodrum’un su isale hatları yenileme çalışmaları devam ediyor
Bodrum’da sık sık patlayan su isale hatlarında yapılacak yenileme çalışmaları devam ediyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü (MUSKİ) tarafından sürdürülen çalışmaları MUSKİ Genel Müdür Yardımcısı Nuri Kali ve MUSKİ teknik ekibi yerinde inceledi. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın hassasiyetleri doğrultusunda Bodrum’un içme ve kullanma suyu ihtiyacını kesintisiz ve sağlıklı şekilde karşılamak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda Genel Müdür Yardımcımız Nuri Kali ve teknik ekiplerimiz Bodrum genelinde devam eden içme suyu altyapı çalışmalarını yerinde inceledi. Güney ve Kuzey isale hatlarının değişimi kapsamında Gümbet, Yahşi, Akçaalan, Geriş ve Torba mahallelerindeki duktil hat imalatlarını; İslamhaneleri Mahallesi’nde tamamlanan çalışmalar sonrası asfalt kaplamalarını kontrol edilirken, Pirenburnu kuyularının bağlantıları ve Turgutreis Reverse Osmoz Tesisi kapsamında Bahçelievler Mahallesi’nde süren imalatları denetlendi. Çalışmaların uygunluğu, dolgu ve sıkıştırma işlemleri ile iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini titizlikle kontrol edilirken projelerin en kısa sürede tamamlanması adına istişarelerde bulunuldu" denildi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:42
Tunceli’de "Menopoz Okulu" hizmete başladı
Tunceli’de kadınlara ücretsiz tarama, eğitim ve danışmanlık hizmeti sunulan "Menopoz Okulu" hizmete başladı. Tunceli’de menopoz dönemindeki kadınların bu süreci daha sağlıklı, bilinçli ve konforlu geçirmelerini sağlamak amacıyla "Menopoz Okulu" hizmete başladı. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen program kapsamında vatandaşlar kurum araçlarıyla ikametgahlarından alınarak merkeze ulaştırılıyor, burada gerekli sağlık taramaları yapıldıktan sonra dört oturumdan oluşan eğitim programına katılıyor. Ovacık ilçesinden davet edilen kadınların da taramaları tamamlanarak eğitim süreci başlatıldı. Program; SHM Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, Diyetisyen Ezgi Böler, Psikolog Ebru Murat ve Fizyoterapist Sami Yıldırım eşliğinde yürütülüyor. Eğitimlerde menopozun fizyolojisi, sık görülen semptomlar, kemik sağlığı, kardiyovasküler riskler, beslenme, fiziksel aktivite, ruh sağlığı ve gerektiğinde tedavi seçenekleri ele alınıyor. Menopozun yalnızca hormonal değişimlerden ibaret olmadığını belirten SHM Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, "Menopoz, kadın yaşamının doğal ve fizyolojik bir dönemidir. Ancak bu süreç yalnızca hormonal değişimlerden ibaret değildir; fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutlarıyla bütüncül bir yaklaşım gerektirir. Bu noktada Sağlıklı Hayat Merkezi olarak her zaman yanınızdayız" şeklinde konuştu. Tunceli İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran ise yaptığı değerlendirmede, "Koruyucu sağlık hizmetlerimizi güçlendirmek ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak amacıyla Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde birçok alanda ücretsiz danışmanlık ve eğitim hizmeti sunuyoruz. Tüm vatandaşlarımızı düzenli taramalarını yaptırmak ve sağlıklı yaşam danışmanlığı almak üzere Sağlıklı Hayat Merkezlerimize davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Haziran 2025 Perşembe- 15:07
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
2
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:55
86 milyonluk Türkiye’de yapılan muayene sayısı 1.5 milyar oldu
3
24 Şubat 2026 Salı- 10:35
Uzmanından ’’İftar yemeğini ikiye bölün’’ önerisi
4
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:46
Kadın doğum ve çocuk klinikleri 2 Mart’ta Samsun Şehir Hastanesi’nde
5
25 Şubat 2026 Çarşamba- 12:52
Kafasındaki nadir tümör alındı, hayata tekrar gülümsedi
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:20
Akciğer damarındaki pıhtıların tanısında radyasyonsuz çözüm
DENİZLİ (İHA) – Özel Denizli Tekden Hastanesinde bir dönem başarılı çalışmalara imza atan Radyoloji Uzmanı Dr. Nevzat Karabulut ve ekibinin, akciğer damarındaki pıhtıların tanısına dadyasyonsuz çözüm sağlayan bilimsel çalışması uluslararası literatürde yankı uyandırdı. Bir dönem Denizli Tekden Hastanesinde de çalışan ve çalışmalarına ABD’de devam Dr. Nevzat Karabulut ve ekibinin yaptığı, British Journal of Radiology dergisinde yayımlanan "Diagnostic performance of contrast-enhanced and unenhanced combined pulmonary artery MRI and magnetic resonance venography techniques in the diagnosis of venous thromboembolism" başlıklı araştırmada manyetik rezonans (MR) yöntemi kullanılarak hem akciğer damarlarının hem de pıhtının kaynağı olan bacak toplardamarlarının aynı anda, tek bir incelemede değerlendirilebileceği gösterildi. Toplam 44 hastanın incelendiği çalışmada elde edilen sonuçlar oldukça dikkat çekti. Kontrastlı MR yöntemi, hastaların tamamında akciğer embolisini doğru şekilde tespit ederken; kontrastsız MR yöntemi de yüksek doğruluk oranına ulaştı ve önemli ölçüde güvenilir sonuçlar verdi. Bu bulgular, radyasyon içermeyen MR yönteminin pıhtı hastalığını saptamada güçlü bir alternatif olduğunu ortaya koydu. Özellikle Radyasyon riskinin daha önemli olduğugenç hastalarda ve gebelerde MR’ın güvenli ve etkili bir seçenek olabileceği vurgulandı. 2025 Yılında Önemli Bir Uluslararası Atıf Dr. Karabulut’un bu çalışması, 2025 yılında yayımlanan kapsamlı bir meta-analizde önemli bir uluslararası dergide atıf aldı. Toplam 2 bin 611 hastanın yer aldığı bu meta-analizde Dr. Karabulut ve ekibinin yaptığı MR çalışması da bulundu. Meta-analiz sonuçlarına göre, geleneksel V/Q sintigrafisi (nükleer tıp yöntemi) ile yapılan incelemelerde tanı konulamayan vakaların oranı yaklaşık yüzde 34,7 olarak bulundu. Yani her üç hastadan birinde sonuç net olmayabiliyordu. Buna karşılık MR temelli yöntemlerde tanı konulamayan oran yalnızca %3,31 olarak rapor edildi. Bu oran, MR tekniklerinin çok daha net ve yorumlanabilir sonuçlar verdiğini ortaya koydu. Araştırmacılar, çalışmalar arasında raporlama farklılıkları olabileceğine dikkat çekmekle birlikte, MR yöntemlerinde "tanı konulamama" oranının belirgin şekilde düşük olduğunu özellikle vurguladı. Bu durum, MR’ın pıhtı hastalığının değerlendirilmesinde güçlü ve güvenilir bir alternatif olduğunu destekleyen önemli bir bulgu olarak değerlendirildi. Ayrıca, halen Porto Riko’da yapılmakta olan Amerikan Toraks Görüntüleme Derneğinin STR 2026 toplantısında da Karabulut ve ekibinin çalışmalarının MR’nin akciğer hastalıklarının tanısında kullanımına öncülük yaptığı vurgulandı. Dr. Nevzat Karabulut’un kıdemli yazarı olduğu bu çalışma, pıhtı hastalığının radyasyon olmadan teşhis edilmesine yönelik önemli kilometre taşlarından biri olarak kabul edildi. Araştırmanın uluslararası dergilerde atıf alması, Türk bilim insanlarının dünya tıbbına yaptığı katkının güçlü bir örneği olarak öne çıktı. Bilimsel Etki ve Uluslararası Tanınırlık Uluslararası literatürde yankı uyandıran çalışma hakkında bilgi veren Dr. Nevzat Karabulut, "Akciğer embolisi, genellikle bacak damarlarındaki pıhtının dolaşımla akciğer damarını tıkaması sonucu oluşan ve zamanında fark edilmediğinde hayati tehlike oluşturabilen acil bir tıbbi durumdur. Bugün bu hastalıkları teşhis etmek için en sık Radyasyon içeren ilaçlı bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografisi kullanılıyor. Ancak Radyasyon ve kullanılan kontrastlı madde özellikle hamileler, genç hastalar ve kontrast maddeye alerjisi olan kişiler için risk oluşturabilir. Bu nedenle doktorlar radyasyon içermeyen ve daha güvenli alternatif yöntemler üzerinde çalışmaktadır. Ekibimle birlikte yapılan bilimsel çalışmanın büyük uluslararası araştırmalarda kaynak olarak gösterilmesi, o çalışmanın ne kadar değerli ve etkili olduğunu gösterir. Bu durum, yapılan araştırmanın sadece yayımlandığı dönemde değil, uzun vadede de bilim dünyasına katkı sağladığını ortaya koyar" dedi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:19
İnönü Üniversitesi’nde koklear implant ameliyatları yeniden başladı
Malatya’da ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı yaşayan hastalar için koklear implant ameliyatları yeniden yapılmaya başlandı. Pandemi ve 6 Şubat depremleri nedeniyle ara verilen koklear implant ameliyatları, İnönü Üniversitesi bünyesindeki Turgut Özal Tıp Merkezi’nde yeniden başladı. Uzman Odyolog Aysel Koç ile Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi İsmail Demir, yönteme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İşitsel rehabilitasyon sürecinin önemine dikkat çeken Öğretim Görevlisi Uzman Odyolog Aysel Koç, işitmenin sosyal ve bilişsel gelişimde belirleyici rol oynadığını belirtti. İşitme kaybının hem akademik hem de sosyal gelişimi olumsuz etkilediğini ifade eden Koç, "Koklear implantasyon gerçekten bir önemli ancak bu süreci güçlendiren, ailelerin gerçekçi beklentileri, kişinin motivasyonu ve düzenli işitsel rehabilitasyondur. Evde uygun dinleme ortamları oluşturulmalı, dinleme egzersizleri yapılmalı ve profesyonel destek alınmalıdır. Bu şartlar sağlandığında konuşma gelişimi mümkün olabilir" dedi. Koklear implant ameliyatının her hastaya uygulanamadığını kaydeden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi İsmail Demir ise ileri ve çok ileri işitme kaybı olan hastalara öncelikle işitme cihazı önerildiğini söyledi. İşitme cihazından fayda görmeyen hastalarda koklear implantın devreye alındığını kaydeden Demir, "Öncelikle işitme değerlendirmesi yapılıyor, ardından radyolojik görüntülemelerle iç kulağın anatomik uygunluğu inceleniyor. İşitme sinirinin çalışıyor olması ve konuşma gelişiminin belirli düzeyde bulunması gerekiyor" ifadelerini kullandı. İmplantın doğrudan işitme sinirini uyararak işitme sağladığını belirten İsmail Demir, devlet desteği kapsamında belirli kriterleri karşılayan hastalara uygulamanın ücretsiz yapılabildiğini ifade etti. Demir, ameliyatın 1 yaşından itibaren her yaş grubuna uygulanabildiğini, ilk ameliyatların doğuştan işitme kaybı bulunan iki çocuk hastaya yapıldığını ve ameliyat sonrası ölçümlerde herhangi bir sorun yaşanmadığını kaydetti. Sürecin yalnızca cerrahiyle sınırlı olmadığını da aktaran Demir, ameliyat sonrası takip ve eğitimin de büyük önem taşıdığını, özellikle erken yaşta uygulanan hastalarda işitme, konuşma ve iletişim gelişiminin yaşıtlarıyla aynı seviyeye ulaşabildiğini söyledi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:08
Nazilli’de Aile Hekimlerine Ruh Sağlığı Eğitimi verildi
Aydın’ın Nazilli ilçesinde ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Eğitim Programı’ kapsamında, aile hekimlerine yönelik ruh sağlığı eğitimi düzenlendi. Nazilli Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Alper Mert ile Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Tuğçe Söyleyici Mert tarafından verilen eğitimlere Nazilli, Bozdoğan, Yenipazar, Kuyucak, Karacasu ve Buharkent ilçelerinde görev yapan aile hekimleri katıldı. Eğitimlerde ruh sağlığı alanında tanı süreçleri, güncel tedavi yaklaşımları ve sahada karşılaşılan vakalara yönelik uygulamalar ele alındı. Programın devamında Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından aile hekimlerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan hizmetler hakkında bilgi verildi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:56
Akçakoca’da menopoz okulu açıldı
DÜZCE (İHA) – Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan sağlıklı menopoz okulu eğitimi yapıldı. Menopoz süreciyle ilgili doğru bilgilendirme yapılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan sağlıklı menopoz okulu eğitim programı kapsamında, Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından eğitimlere başlandı. Program çerçevesinde düzenlenen eğitimlerde, menopoz döneminde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ruh sağlığının korunması ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri gibi birçok konuda katılımcılara kapsamlı bilgiler veriliyor. Eğitimlerde ayrıca, menopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinin önemi, kemik sağlığının korunması, kalp-damar hastalıkları riskinin azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler paylaşılıyor. Alanında uzman sağlık personeli tarafından verilen eğitimlerle, kadınların bu süreci bilinçli, sağlıklı ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Sağlıklı Menopoz Okulu eğitimlerinin belirlenen program dahilinde devam edeceğini belirterek, menopoz dönemindeki tüm kadınları bu eğitimlerden faydalanmaya davet etti.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:40
4 yaşında felç geçirdi, 52 yıl sonra kolunu yeniden hareket ettirdi
Osmaniye’de, 4 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle sol omzunu 52 yıl boyunca hareket ettiremeyen 57 yaşındaki Nihal İyi, geçirdiği iki başarılı ameliyatın ardından kolunu yeniden oynatmanın sevincini yaşadı. Muğla’dan akraba ziyareti için Osmaniye’ye gelen Nihal İyi, yıllardır süren rahatsızlığına çare aramayı bırakmıştı. Tesadüfen yaşadığı bir diyalog ise hayatının dönüm noktası oldu. Eşarbını yere oturarak bağladığını gören akrabası, durumun nedenini sordu. Nihal İyi’nin yaşadıklarını anlatması üzerine kendisine Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel tavsiye edildi. Uzun yıllar umudunu yitirdiğini belirten Nihal İyi, "52 yıl geçmişti. Artık olmaz diye düşünüyordum. Ama doktor bey ‘Ben bunu yaparım’ deyince içimde yeniden bir umut doğdu" dedi. Kolumu 52 senedir hareket ettiremiyordum hiç umudum yoktu ama Kemal bey bana umut verdi diyen Nihal İyi, "Ben bu durumu 3,5-4 yaşından beri yaşıyorum. Yüksek ateşten dolayı çocuk felci geçirdim. Babam rahmetli, 10 yaşıma kadar beni götürmediği yer kalmadı. Ama gittiğimiz hiçbir yer sonuç vermedi. Doktor, babama kolumu dondurmayı teklif etti. Babam da kabul etmedi. Ondan sonra hayatım böyle devam etmeye başladı. Süreç bu şekilde ilerledi. Bir yere de varamadık. Ben buraya tesadüfen gezmeye geldim. Geçen sene annemi ziyarete Muğla’dan 10 günlüğüne gelmiştim. Teyzemin kızı, kuzenim, eşarbı yere oturarak bağladığımı görünce nedenini sordu. Ben de durumu anlattım. Böylece Kemal Bey’le tanışmama vesile oldu. Ama yine de ümidim yoktu. Çünkü aradan 52 sene geçmişti. Olmaz diye düşünüyordum. Kemal Bey "Ben bunu yaparım" deyince ister istemez içime bir umut doğdu." Diye konuştu. -"Kolumu ilk hareket ettirdiğimde ağladım" Kolumla daha önce yapamadığım hareketleri yaptığımda doktoruma gelip anlatıyorum diyen İyi, "İlk omuz nakil ameliyatı olduğumda, kolumu ilk kaldırdığım an o heyecanla ağlayarak doktorumun yanına gelmiştim. "Doktor bey, kolumu kaldırabiliyorum" demiştim. O sevinci, o anı hiç unutamam. Kolumdan iki defa ameliyat oldum. Fizik tedavisine gidiyorum. Bu süreç devam etmektedir. Yapabildiğim her yeni hareketi büyük bir sevinçle doktoruma göstermeye geliyorum. " ifadelerini kullandı. Hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel, "Nihal Hanım bize ilk başvurduğunda, polio sekeli nedeniyle sol kolunu oynatamadığını ve bu sürecin oldukça uzun zamandır devam ettiğini öğrendik. Bize geldiğinde 52 yıldır kolunu oynatmıyordu. Kendisiyle detaylı bir şekilde konuştuk. Ameliyatlarla bazı kazanımlar elde edebileceğimizi anlattık. O da sürece son derece pozitif yaklaştı. Bu sürecin sonunda, bir omuzdan bir de dirsekten olmak üzere farklı tendon transfer ameliyatları yaptık. Kendisi çok azimli bir hastaydı. Fizik tedavi sürecinde de bizi gerçekten çok iyi ve pozitif şekilde destekledi. Ameliyatlardan gördüğü faydayı en üst düzeye çıkardı. İlk kez omzunu hareket ettirdiğinde buraya ağlayarak gelmesi ve 52 yıl sonra omzunda bir hareketi görmüş olması bizim için çok anlamlıydı. Belki birçok kişi bunu yeterli görmeyebilir. Ama 52-53 yıldır kolunu oynatamayan bir insanın yerine kendimizi koyduğumuzda; elini ağzına götürebilmek, başına götürebilmek, eşarbını kendi başına bağlayabilmek ve o mutluluğu hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor. Yeni hastalar için, onlara katkı sağlayabilmek adına bizi ileri derecede motive ediyor."
22 Şubat 2026 Pazar - 13:17
Manisa’da hasta nakil filosuna hayırsever desteği
Manisa Büyükşehir Belediyesi, acil müdahale gerektirmeyen hastalar için sunduğu ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmetini hayırseverlerin desteğiyle büyütüyor. Yeni hibe edilen araçlarla ambulans sayısını 3’e çıkaran Büyükşehir, 2026 yılında 17 ilçede daha hızlı ve kapsamlı hizmet sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sağlık alanındaki yatırımlarını sürdürüyor. Özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşların evlerinden hastaneye, hastaneden tekrar evlerine güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayan hasta nakil ambulansı hizmeti, filoya katılan yeni araçlarla daha geniş kitlelere ulaşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, 17 ilçede vatandaşların hayatını kolaylaştıran örnek bir hizmet modeli ortaya konuldu. "Büyük bir kolaylık sağlandı" Hizmetten yararlanan hasta yakını Dilber Yücel, sağlanan desteğin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, "Eskiden hastamızı sandalyesiyle indirip bindirmekte çok zorlanıyorduk, dışarıdan yardım bekliyorduk. Şimdi ekipler gelip odasından alıyor, hastaneye götürüp tekrar eve bırakıyor. Bu hizmetten çok memnunuz; Allah razı olsun. Besim Başkanımıza çok teşekkür ederiz." dedi. "Tek ambulansla 1280 nakil yapıldı" Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü Ahmet Müştak Aydın ise 2025 yılında tek bir ambulansla 1.280 nakil gerçekleştirdiklerini belirterek, hayırsever vatandaşların bağışlarıyla araç sayısının 3’e yükseldiğini ifade etti. Aydın, "Başkanımız Besim Dutlulu’nun vizyonu doğrultusunda 2026 yılında genişleyen filomuzla hizmet kapasitemizi ve kalitemizi daha da artıracağız. Vatandaşlarımız 444 99 45 Çözüm Merkezi ya da manisa.bel.tr adresi üzerinden başvuruda bulunabilir. 17 ilçemizde aktif olarak hizmet veriyoruz." diye konuştu. Aydın, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz hasta nakil hizmetinin, özellikle yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı hastalar için önemli bir destek olmaya devam edeceğinin altını çizdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 12:03
Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır
Ramazan ayında ağız bakımı hakkında merak edilenleri açıklayan Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, "Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, bu dönemde ağız hijyenine ekstra özen gösterilmesinin püf noktalarını sıraladı. Santral Klinik Diş Hekimi Öztürk, "Oruç sırasında tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna sebep olur. Bu durumla birlikte, ağız kokusunda değişiklik, diş çürükleri ve diş eti problemleri fark edilebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu risk ortadan kalkabilir" diye konuştu. Öztürk, Ramazan ayında ağız ve diş sağlığı için altın kuralları şu şekilde sıraladı; "Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalı. İftardan sonra ağız hijyeni tekrar sağlanmalı. Şekerli ve yapışkan gıdalar tüketildikten sonra ağız çalkalanmalı. Gün içinde ağız kuruluğu için iftar-sahur arasında bol su içilmeli. Dil temizliği ihmal edilmemeli. Ağız gargaraları ve şekersiz sakızlar iftar sonrası ağız sağlığı için destek olabilir. Ancak en etkili yöntem düzenli ve doğru fırçalamadır." Ramazan’da diş tedavilerinin de ertelenmesine gerek olmadığını belirten Öztürk, "Birçok kişinin Ramazan ayı sebebiyle diş hekimi kontrollerini ertelemektedir. Ancak, iftar sonrası gereken müdahaleler yapılabilir. Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 11:53
Sağlık camiası iftarda buluştu
Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 17 ilçeyi kapsayan iftar programlarının ilki Yunusemre ilçesindeki Merkezefendi Devlet Hastanesinde başladı. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı dolayısıyla il genelindeki 17 ilçeyi kapsayacak şekilde planlanan geleneksel iftar programlarının ilki, Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Sağlık yöneticileri ile personelin aynı sofrada buluştuğu programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü, Ramazan ayının manevi atmosferini tüm teşkilatla birlikte yaşamak amacıyla kapsamlı bir iftar programı başlattı. İl genelindeki 17 ilçede düzenlenecek organizasyonların ilk durağı Merkezefendi Devlet Hastanesi oldu. Protokol ve personel aynı sofrada Hastane bahçesinde düzenlenen iftar programına Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Sağlık Müdürlüğü başkan ve başkan yardımcıları, hastane yöneticileri ile doktorundan hemşiresine, idari personelden destek hizmetlerine kadar çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Ezanın okunmasıyla birlikte oruçlar açılırken, sağlık çalışanları Ramazan bereketini aynı sofrada paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. "Birlikteliğimiz en büyük gücümüz" Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, sağlık teşkilatının her kademesinde görev yapan personelin büyük bir özveriyle çalıştığını belirterek, "Ramazan ayının huzurunu ve bereketini, gece gündüz demeden fedakârca görev yapan mesai arkadaşlarımızla paylaşmaktan onur duyuyoruz. 17 ilçemizin tamamında gerçekleştireceğimiz geleneksel iftar programlarımızın ilkini Merkezefendi Devlet Hastanemizde düzenledik. Bu birlik ve beraberlik, hizmet aşkımızı ve çalışma azmimizi daha da güçlendiriyor." ifadelerini kullandı. İftar programının Ramazan ayı boyunca diğer ilçelerde de devam edeceği bildirildi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:56
170 kilodan 95’e düşen genç: "Abur cuburdan kesinlikle uzak durun"
Eskişehir’de geçirdiği tüp mide operasyonu ve uyguladığı sıkı diyet sonrasında 170 kilodan 95 kiloya düşen 23 yaşındaki Umut Kaya Kamacı, abur cubur yediğine pişman olduğunu ve çocuklara da paketli gıdalardan uzak durmaları gerektiği konuda tavsiyelerde bulundu.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:46
Kalp krizi yaş dinlemiyor
Genç yaşta kalp ve damar hastalıklarından dolayı hastanelere başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durumun genç yaşlara düşmesindeki en önemli sebebin, son yıllarda değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suat Büket, "Hastaların bir kısmı göğüs ağrısı ve kalp krizi geçirdikten sonra geliyor. Bir kısmının ailesinde koroner hastalık öyküsü var ya da lipit metabolizması bozukluğu, yani kan lipitlerinin yüksekliği bulunuyor. Bir kısmı ise asemptomatik olarak, yani hiçbir şikayeti olmadan geliyor. Bu sıklık eskiden yüzde 5’in altındaydı. Şu anda giderek artıyor ve yüzde 10-15’e doğru çıkmaya başladı. Özellikle çok genç yaşta olan hastalar da var. Sıklık giderek artıyor" diyerek uyardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, yılda 17,9 milyon kişinin ölümüne neden olarak tüm ölümlerin yüzde 32’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşlarca yapılan diğer araştırmalara göre de kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı olduğu belirtilirken, son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu artışta hem tanı yöntemlerindeki gelişmelerin hem de yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Suat Büket, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu ifade etti. "Genç hastalarda belirgin artış var" Prof. Dr. Suat Büket, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıkların ilk sırada yer aldığını, bunu kanser ve diğer onkolojik hastalıkların izlediğini belirterek, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu aktardı. Prof. Dr. Suat Büket, "Genç hastaların bir kısmı göğüs ağrısı veya kalp krizi sonrası sağlık kuruluşlarına başvururken; bir kısmında ailesel koroner arter hastalığı öyküsü ya da lipit metabolizması bozukluğu (kan yağlarının yüksekliği) bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, hiçbir şikâyeti olmayan (asemptomatik) genç bireylerde de hastalığın tespit edilme oranının artması. Bu oranın geçmişte yüzde 5’in altında olduğu, günümüzde ise yüzde 10-15 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor" dedi. "En yaygın neden: Ateroskleroz" Prof. Dr. Suat Büket, damar sertliğinin (ateroskleroz) yalnızca kalp damarlarını değil; beyin, böbrek, bağırsak ve periferik damarları da etkileyebildiğini ifade ederek, "Ancak hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda en sık tutulum koroner damarlarda görülüyor. Aterosklerozun doğumdan itibaren başlayabildiği, ancak uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği ifade ediliyor. Hastalık çoğu zaman asemptomatik dönemde gelişiyor; ilerleyen aşamalarda göğüs ağrısı, eforla gelen yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor ve ileri evrede komplikasyonlar görülebiliyor" açıklamasını yaptı. "Yaşam tarzı riskleri artırıyor" Gençlerde kardiyovasküler hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan faktörlerden birinin de değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Suat Büket, "Fast food ve rafine gıda tüketiminin artması, hareketsiz yaşam tarzı, bilgisayar başında uzun süre geçirilmesi, sigara kullanımı, obezite, ailesel yatkınlık, lipit metabolizması bozuklukları gibi faktörler kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Özellikle toksik maddelerin beslenme yoluyla vücuda alınmasının da kalp damar sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket, işlenmiş ve koruyucu içeren gıdalar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren besinler ile bazı kimyasal kalıntıların damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktardı. "Erken teşhis cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor" Erken teşhisin ve düzenli kontrollerin cerrahi gereksinimi azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Suat Büket, "Uygun hastalarda ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor veya kontrol altına alınabiliyor. Gerekli durumlarda ise invaziv kardiyolojik yöntemler ve minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde daha küçük kesilerle müdahale edilerek iyileşme süreci hızlandırılabiliyor" dedi. Öte yandan, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin bir kardiyoloji uzmanına başvurarak düzenli kontrol yaptırmalarında fayda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket genel risk durumuna göre yılda bir kez yapılacak kontrolün çoğu birey için yeterli olabileceğini dile getirdi. "Kalbiniz için alışkanlıklarınızı değiştirin" Gençlerin kalp ve damar hastalıklarından korunmak için dikkat etmesi gereken basit yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Suat Büket, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Suat Büket, "En önemli nokta; sağlıklı beslenmek, kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek ve özellikle doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır" ifadelerine yer verdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:45
Sahura kalkmanın faydaları
Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:40
Mezbaha kanıyla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar
Son yıllarda birçok hastalığın tedavisinde şifasına başvurulan sülükler, kadınlar tarafından uzman gözetiminde yüz ve cilt bakımında tercih edilmeye başlanırken, Rusya başta olmak üzere birçok ülkede sülüklü cilt kremlerinin kullanımı giderek artıyor. Bursa’da sülük üretimi ve satışı yapan işletmenin sahibi Mustafa Çakmak, sülükle tedavinin sadece Türkiye değil dünya genelinde yayıldığını belirterek, özellikle Rusya başta olmak üzere ABD ve Almanya gibi birçok ülkede sülükle ilgili araştırmalar yapıldığını anlattı. Sülüklerin genellikle göl, sazlık gibi yerlerden toplandığını dile getiren Çakmak, bu canlıların dişi ve erkeğinin olmadığını, hepsinin birbiriyle çiftleşebildiğini aktardı. Kıl gibi neredeyse görünmeyecek ölçüde küçük olan yavruları belli bir boyuta ulaşması beslediklerini belirten Çakmak, şunlar söyledi: "Yavruları mezbahalardan aldığımız kanla besliyoruz. Bir ay arayla besliyoruz. 2-3 kez beslemeyle istenilen boyuta, yani tedavi için kullanılmaya uygun büyüklüğe ulaşıyor. Sülükler vücutta en sıcak yeri emmek isterler. O yüzden ilk ele aldığınızda parmak arasına yönelirler. Sülük, cilt hastalıklarında, varis, kangren, boyun ve bel fıtığı, göz hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde uzman eşliğinde kullanılıyor. Birçok doktor tedavilerine sülüğü de ekledi. İyi sonuçlar aldıklarını duyuyoruz." Kadınlar cilt güzelliğini sülükte arıyor Son yıllarda yüz ve cilt bakımında kadınların sülükleri tercih etmeye başladığını vurgulayan Çakmak, "Sivilce tedavisinde sülük kullanılıyor. Yüz güzelliğinde yine uzman desteğiyle sülükle ilerleyenler var. Bu konuda Rusya’da sülüklerden cilt bakım kremleri yapıldı. Türkiye’de de yapılmaya ve kullanılmaya başlandı." dedi. Sülüklerin sadece pis kanı emmediğine dikkati çeken Çakmak, "Tek şifası pis kanı emmesi değil sadece pis kanı emmez, temiz kanı da emiyorlar. Sülüğün verdiği şifa kanı emmesiyle ilgili değil salgı ve enzimleriyle ilgili. Salgı ve enzimlerinde şifası sülüğün. Bu enzimleri kullanarak kremler yapılıyor." diye konuştu. Varisli hastalar başlarını döndürüyor Çakmak, sülüklerin varisli hastaları çok sevdiğini belirterek, "Varis görünce adeta başları dönüyor. Varisli hastadan çok hızlı kan emiyorlar. Kısa sürede sülük 2-3 katı büyüklüğe ulaşabiliyor." ifadesini kullandı. Bir hastada kullanılan sülüğü tekrar geldiğe yere doğaya bıraktıklarını dile getiren Çakmak, "Tekrar doğal ortamına salınması önemli. Zaten bilinçsiz toplayıcılıktan ve duyduğumuz kadarıyla kaçakçılıktan sayıları azaldı. Doğada, kendi ortamlarında üreyip çoğalmaları önemli" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder