Son Dakika
|
Kan donduran torun dehşetine rekor ceza
İzmir’de taksi şoförü cinayetinin iddianamesi kabul edildi
Avcılar kıyılarında tedirgin eden görüntü
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''
Romanya'da enerji santralinde patlama
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Beşiktaş’ın kupada rakibi Alanyaspor
Trump: "Ablukayı sonlandırırsak, İran’la asla anlaşma yapılamaz"
Pakistan Başbakanı Şerif’ten ABD Başkanı Trump’a ateşkes teşekkürü
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
İran-ABD ateşkesi TSİ 03.00’te sona erecek
İletişim Başkanı Duran’dan Özgür Özel’e tepki
MHP Lideri Bahçeli’den Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’a tebrik mesajı
SAĞLIK
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:36:14
Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde önce kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklara yönelik çalışmaların genişletileceğini belirterek, "Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanserleri ve kanser dışı hastalıkları da yönleneceğiz. Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede, Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Üniversitenin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde, özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor. "Cumhurbaşkanımız projeyi benden daha iyi hatırladı" Görüşme sonrası İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi anlattığını, son görüşmede ise Erdoğan’ın projeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını söyledi. Özkan, "İlk göreve geldiğimiz yıl, hemen akabinde Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. Ben de bir tıp doktoru olarak, ilk rektör olduğum anda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Özellikle insanın en büyük illetlerinden bir tanesi olan kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de tekrar neler yaptığımızı anlattım. O zaman ne konuştuğumuzu yeniden dile getirdim. Çok ilginç bir şekilde o konuşmamızı ve projeleri benden daha iyi hatırladı. Bu da beni açıkçası çok şaşırttı" diye konuştu. "Tam destek aldık" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını belirten Özkan, "Bir ülkenin en üst yöneticisi olarak, ülkeye çok ciddi bir hizmet getireceği için belki de çok yakından ilgilendi. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu konuşmamızda neler yaptığımızı ve bu merkezin daha neler yapabileceğini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi elbette çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor" Merkezin en büyük hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojiyi uygulamak olduğunu ifade eden Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Bence bu süreç sadece kanserle sınırlı kalmayacak. CAR-T ve hücresel tedaviler, yalnızca CAR-T olarak değil, tüm hücresel tedaviler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemde birçok tedavinin yerini alacak. Bu anlamda Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin, dünyada 8’inci merkez olarak, üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda güçlü bir ülke olduğunu ancak aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, "Türkiye çok iyi sağlık hizmeti veren bir ülke. Ancak o hizmeti sunmanın yanında, o teknolojiyi geliştiren bir ülke de olması gerekiyor. Biz de bu sorumlulukla bu işe başladık. Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız, daha sonra diğer kanserlere ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz" diye konuştu. "Hem milli ve yerli olacak hem daha güvenli hizmet sunulacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik öneminin de gündeme geldiğini kaydeden Özkan, "Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çok haklıydı. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Söz konusu tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Özkan, yerli üretimin stratejik ve ekonomik önemine işaret ederek, "Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu anlamda hem oraya gidip paramızı aktarmamamız gerekiyor hem de bunun milli ve yerli olması gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman, bu hizmeti halkımıza kendimizin sunabilmesi çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da ayrıca güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Birkaç yıl sonra hücresel tedaviler birçok alanda ilk basamak tedavi olacak" Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, "Bugün birçok hastalıkta belli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence ". Bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe çok iyi niyetlerle başladık. Birçok hasta da bunu umutla bekliyor" dedi. "Ruhsatı alır almaz tedaviye başlayacağız" Merkezin ruhsat sürecine ilişkin de bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini söyledi. Özkan, "Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için de hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta da bu ruhsatı bekliyor. Umuyorum en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine göndeririz" diye konuştu. Yeni hastane binası ve yoğun bakım vurgusu Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkez olduğunu vurguladı. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada, birçok organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim adıma büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Biliyorsunuz bir bloğumuz yandı. Allah’a şükür Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimiz 6 ay içinde yeniden açılacak. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum. Çünkü yoğun bakımlarım dolu" diye konuştu. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını vurgulayan Özkan, "Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla çok yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de bu sürecin hızlanması açısından son derece önemli. Onlarla da sürekli temas halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine açmayı çok arzu ediyorum" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:40
Bilim dünyası Parkinson’da geleceğin tedavilerini konuştu
Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği tarafından düzenlenen ve 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, parkinsonizm izleminde nörogörüntülemenin geleceği, hareket bozukluklarına güncel genetik yaklaşım, hiperkinetik hareket bozukluklarında tanıdan tedaviye güncelleme ve hareket bozukluklarında yenilikçi ve rasyonel yaklaşımlar ile atipik parkinsonizmlerin yönetiminde güncel ve gelecek uygulamalar görüşüldü. Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, "Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği olarak aslında iki aşamalı aktivitelerimiz var. Bunlardan biri nöroloji uzmanlık alanına yönelik ve nörolojinin de özellikle hareket bozuklukları, Parkinson hastalığı alt grubuna yönelik aktivitelerimiz, bir diğeri de toplumda öncelikle Parkinson hastalığı hakkında farkındalığı arttıracak aktivitelerimiz. Bu yıl tesadüfen bu iki gruba da etkinliklerimiz bir hafta arayla gerçekleşti. İlk aktivite 11 Nisan’da Ankara Büyükşehir Belediyesi ile paydaş olarak yaptığımız topluma yönelik ‘Parkinson Hastalığı Farkındalık Etkinliği’ idi. ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım’ mottosu ile hastalıkla ilgili yanlış bilinenleri, yanlış olduğu sanılan doğruları uzman kişilerin ağzından aktarmaya çalıştık. Derneğimizin üyesi Öğretim Üyeleri tarafından da Türkiye’nin farklı illerinde, kurumlarda toplumsal aktiviteler yapıldı. Bilimsel aktivitemizi ise 16- 19 Nisan tarihleri arasında Bodrum Muğla’da gerçekleştirdik. Bu toplantıda Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı alanında uzmanlaşmış akademisyen nörologlar, Fizyoterapi Uzmanları, Ses Konuşma Terapistleri yer aldılar ve yaptıkları çalışmaları günlük pratiklerindeki deneyimleri sahada çalışan, genel nörolojiyle uğraşan uzmanlar ile bilgi ve deneyim kazanmak isteyen araştırma görevlilerine aktardılar. Böylelikle hastalarımızın üçüncü basamak özelleşmiş polikliniklere ulaşmadan da doğru tanı, doğru tedavi ve doğru yönetime ulaşabilmesi için gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Kongremizde genel güncel bilgilerin yanı sıra bizi ileride bekleyen yeni gelişecek, tanı yöntemleri ve tedaviye eklenecek yenilikler, özellikle gen tedavileri, kök hücre tedavileri, derin beyin uyarıları yerine ameliyat gerektirmeyen kafatası dışından uygulanabilen sinir sistemi işlevini düzenleyici tedaviler gibi konular da ele alındı" dedi. Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen Sempozyumda 14 Panel, 1 Olgu Sunumları Gecesi, 4 Uydu Sempozyumu, 2 Sözel Bildiri oturumu gerçekleştirildi. Sempozyumda biri uluslararası olmak üzere 11 sözel, 12 tartışmalı poster ve 65 e-poster sunuldu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:35
Kalça ağrısına kapalı cerrahiyle konforlu çözüm
Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, kalça eklemi hastalıklarının tanı ve tedavisinde güncel bir yöntem olan kalça artroskopisine ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Minimal invaziv cerrahi teknikle uygulanan yöntem, hastalara hem güvenli hem de konforlu bir tedavi süreci sunuyor. Kalça artroskopisinin ileri teknolojiye dayalı kapalı bir cerrahi yöntem olduğunu belirten Op. Dr. Tercan, "Kalça eklemi içerisini yüksek çözünürlükle görüntüleyebilen özel kamera sistemleri sayesinde hem tanı koyabiliyor hem de gerekli cerrahi müdahaleleri aynı seansta gerçekleştirebiliyoruz. Bu yaklaşım, hastalarımız için daha güvenli ve konforlu bir süreç sağlıyor" dedi. Yöntemin özellikle belirli hasta gruplarında başarılı sonuçlar verdiğine dikkat çeken Op. Dr. F. Volkan Tercan, femoroasetabular sıkışma sendromu (FAI), kalça labrum yırtıkları, kıkırdak hasarları, eklem içinde serbest cisimler ile hareket kısıtlılığı ve kronik kalça ağrıları gibi durumlarda kalça artroskopisinin etkili bir seçenek olarak öne çıktığını ifade etti. Açıklamasında minimal invaziv cerrahinin sağladığı avantajlara da değinen Hayat Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "Kalça artroskopisi sayesinde daha küçük kesilerle işlem yapıyoruz. Bu da daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha hızlı iyileşme anlamına geliyor. Hastalarımızın büyük bir kısmını aynı gün veya ertesi gün taburcu edebiliyoruz" diye konuştu. Ameliyat sonrası sürecin en az operasyon kadar önemli olduğunu vurgulayan Op. Dr. F. Volkan Tercan, planlı bir fizik tedavi ve rehabilitasyon sürecinin hastaların hareket kabiliyetini yeniden kazanmasında kritik rol oynadığını belirtti. Kalça artroskopisinin her hasta için uygun olmadığının altını çizen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. F. Volkan Tercan, "İleri düzey kireçlenmesi olmayan, erken ve orta evre kalça problemleri yaşayan hastalarda bu yöntem oldukça başarılı sonuçlar vermektedir. Doğru hasta seçimi, tedavi başarısını doğrudan etkiler" ifadelerini kullandı. Uzun süreli kalça ağrılarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü de hatırlatan Op. Dr. F. Volkan Tercan, doğru hasta grubunda uygulanan kalça artroskopisinin ağrıyı azaltarak bireylerin aktif yaşamlarına daha hızlı dönmelerine katkı sağladığını sözlerine ekledi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:25
Kırklareli’nde bir ilk: Kornea nakli başarıyla gerçekleştirildi
Kırklareli’nde ve Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde bir ilke imza atılarak ilk kez kornea nakli ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Sağ gözünde görme kaybı yaşayan 72 yaşındaki bir hasta, Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniğine başvurdu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda hastanın gözündeki rahatsızlığın tedaviye yanıt vermemesi üzerine kornea nakli yapılmasına karar verildi. Kırklareli Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Akif Erol ve Dr. Öğr. Üyesi Yıldırım Kocapınar tarafından gerçekleştirilen operasyonda, il dışından temin edilen kornea ile hastaya nakil işlemi uygulandı. Yaklaşık 2 saat süren operasyon, alanında uzman ekibin titiz çalışmasıyla sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Ameliyat sonrası genel durumu iyi olan hasta, kısa süre içerisinde taburcu edildi. Kırklareli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, ilimizde ve hastane bünyesinde ilk kez gerçekleştirilen bu operasyonun önemli bir başarı olduğu vurgulanırken, emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür edildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Nisan 2026 Salı- 16:20
Aile hekimliğinde yönetmelik ve maaş kesintisi tepkisi
2
21 Nisan 2026 Salı- 11:32
Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı
3
21 Nisan 2026 Salı- 16:53
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
4
21 Nisan 2026 Salı- 14:16
Eskişehir’de süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
5
21 Nisan 2026 Salı- 14:01
Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara: "Covid aşıları kalp krizini tetiklemez"
19 Nisan 2026 Pazar - 09:10
Türkiye’nin kök hücre nakli başarısı: Yabancı hastalar da tercih etmeye başladı
Türkiye’de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, "Türkiye sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet veriyor. Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var" dedi. Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’nın Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Kemik iliği nakli ve hücresel tedaviler alanında Türkiye’nin en önemli bilimsel organizasyonlarından biri olan kongrede; bu yıl 300’ü aşkın erişkin ve pediatrik hematoloğun yanı sıra, hematoloji alanında çalışan temel bilimci hekimler ve araştırmacıların katılımıyla tamamlandı. Türk Hematoloji Derneği Saymanı ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Oral Nevruz, Türkiye’de kök hücre naklinin gelişim süreci ve güncel durumu hakkında değerlendirmelerde bulundu. "İlk nakil 1984’te gerçekleştirildi" Prof. Dr. Nevruz, Türkiye’de ilk kök hücre naklinin 1984 yılında GATA’da yapıldığını belirterek, "Bir yıl sonra yine GATA’da lösemili bir hastaya allojenik kök hücre nakli gerçekleştiriliyor. Daha sonrasında hızlı ülkemizde birçok merkezde farklı şekillerde kök hücre nakli yapılıyor" dedi. 1994 ve 1999 yıllarında Türkiye’de ilk kök hücre veri bankalarının oluşturulduğunu aktaran Nevruz, bu bankaların uluslararası sistemlerle entegre çalıştığını kaydetti. 94 hastanede 115 nakil ünitesi aktif Güncel verileri paylaşan Nevruz, 2025 yılı itibarıyla Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış 94 hastanede, pediatrik ve erişkin olmak üzere toplam 115 ünitede kemik iliği nakli yapıldığını söyledi. Nevruz, "2025 yılında yaklaşık bin 800 allojenik, 3 bin 500 civarında da otolog kök hücre nakli gerçekleştirdik" bilgisini verdi. "Yabancı hastalar Türkiye’yi tercih ediyor" Türkiye’nin sadece kendi vatandaşlarına değil, yurt dışından gelen hastalara da hizmet verdiğini vurgulayan Nevruz, "Orta Asya, Orta Doğu ve Balkanlar’dan ciddi bir yabancı hasta potansiyelimiz var. 2025 yılında yaklaşık 115 yabancı hastaya kök hücre tedavisi uygulandı" dedi. Başarı oranlarının uluslararası standartlarda olduğunu belirten Nevruz, "Uzun yıllara dayanan tecrübemiz ve artan merkez sayımız, tercih edilmemizin en önemli göstergesi" değerlendirmesinde bulundu. Kök hücre naklinin zorlu bir tedavi yöntemi olduğuna dikkati çeken Nevruz, "Hiçbir zaman hastalarımıza yüzde 100 başarı vaat etmiyoruz. Ancak başarılı olunan vakalarda hastalığı tamamen ortadan kaldırabilen bir tedavi yöntemidir" ifadelerini kullandı. Bağış çağrısı Kök hücre bağışının hayati önem taşıdığını ifade eden Nevruz, sağlıklı 18-35 yaş arası bireylere çağrıda bulunarak şunları kaydetti: "Gerçekten bir hastanın hayatına dokunmak istiyorsanız kan ve kök hücre bağışı çok önemli. Ancak bağışçı olacak kişilerin kararlarını iyi düşünerek vermeleri gerekiyor. Sonradan vazgeçilmesi hasta açısından olumsuz sonuçlar doğurabiliyor".
19 Nisan 2026 Pazar - 09:07
Ada Su’nun 2 yıl süren fizik tedaviyle ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı
Hatay’da 4 yaşındaki Serebral palsi hastası Ada Su Yiğit’in 2 yıl süren fizik tedavi programı sonucunda kendi başına oturması, ayakta durmaya başlaması ve ilk adımlarını atması yürekleri ısıttı. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB) özel gereksinimli bireylerin yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalarını il genelinde aralıksız sürdürüyor. HBB Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde uzmanlar tarafından yürütülen tedavi programı Ada Su Yiğit’e umut oldu. Serebral palsi tanısı bulunan Ada Su Yiğit’in fizik tedavi çalışmalarına Büyükşehir fizyoterapistleri tarafından 2024 yılı Ekim ayında başlandı. 2 yaşındayken başlanılan tedavi sürecinin ardından başlangıçta bağımsız şekilde oturamayan ve ayakta duramayan Ada Su, merkezde verilen düzenli ve yoğun destek sayesinde önemli bir gelişim gösterdi. 2 yıl boyunca yürütülen fizik tedavi programı sonucunda 4 yaşına gelen Ada Su Yiğit, kendi başına oturmaya, ayakta durmaya ve ilk adımlarını atmaya başladı. Tedavi sürecinin şu aşamada iyi ilerlediğini ve Ada Su’yun uygulanan programa uyum gösterdiğini belirten Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkilileri, en önemli hedefin, hastanın tek başına yürümesi olduğunu ifade ederken, süreci yöneten ekibin bu hedefin gerçekleşeceğine dair inancının tam olduğunu vurguladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:51
Cizre’de hayvan sağlığı için yoğun mesai
Şırnak’ın Cizre ilçesinde hayvancılığın geliştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla yürütülen küpeleme ve aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, ilçe merkezi ve bağlı köylerde geniş kapsamlı bir saha çalışması başlattı. Hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması adına yürütülen çalışmalarda, ekipler en ücra yerleşim birimlerine kadar giderek aşılama hizmeti sunuyor. Saha çalışmaları kapsamında yeni doğan buzağı ve küçükbaş hayvanların küpeleme işlemleri yapılarak kayıt altına alınması sağlanırken, eş zamanlı olarak mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşı uygulamaları gerçekleştiriliyor. Teknik personel, küpeleme sayesinde hayvan hareketlerinin takibinin kolaylaştığını ve hastalıkların yayılmasının önüne geçildiğini vurguladı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmaların planlanan program dahilinde titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, "Teknik personellerimizce yürütülen küpeleme ve aşılama saha çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Amacımız, ilçemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktır" ifadelerine yer verildi. Üreticiler ise kapılarına kadar gelen bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, ekiplere teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:23
Bayburt’ta vatandaşlara kalp sağlığı bilgilendirmesi yapıldı
12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt Devlet Hastanesi poliklinik girişinde kurulan stantta vatandaşlara kalp sağlığının korunması, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve düzenli kontrolün önemi anlatıldı. Stantta, hastane personeline, hasta yakınlarına ve hastalara bilgilendirme yapıldı. Görevli sağlık personeli, kalp ve damar hastalıklarına karşı alınabilecek önlemler ile erken tanının önemine ilişkin bilgi verdi. Hafta kapsamında gerçekleştirilen çalışma ile kalp sağlığı konusunda farkındalığın artırılmasına yönelik bilgilendirme faaliyetinde bulunularak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemi ile düzenli kontrolün erken tanı ve tedavideki rolüne dikkat çekildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:15
"Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir"
Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:11
Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Eroğlu: "Çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor"
Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve doğal alanların tahribatı gibi sorunların gelecekte de Covid-19 gibi salgın hastalıkların yaşanacağını bilimsel olarak ifade ettiğini söyledi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Bölgenin oda başkanlarının katıldığı toplantıda, veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak 7 bölgede, bölge toplantıları yapıyoruz. Yöredeki odalarımız katılıyor. İlk üçünü yaptık, dördüncüsü bugün Şanlıurfa’da düzenleniyor. Daha sonra Kastamonu, Rize ve Muş’ta bitecek. Toplantılar vesilesi ile sahadaki arkadaşlarımız, oda başkanlarımızın mesleğimizin sorunları, bölgedeki hayvancılık, veteriner hekimlerin sorumlulukları, görevleri hakkında çalışmalar yapacağız. Ben öncelikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir daha böyle acı olayların yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Veteriner hekimler hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı hem de çevre sağlığı konusunda çalışmalar yapan meslek grubudur. Bizim ülkemizde hayvancılığımızla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Veteriner hekimler hayvancılığın aktörü olan hayvancılıkla ilgili konularda temel meslek grubu, özellikle hastalıklara karşı koruyucu çalışmalar ve hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda çalışmalar yürütüyoruz. Biliyorsunuz Covid-19 gibi bütün dünyayı etkileyen bir salgın yaşandı. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, doğal alanların tahribatı gibi durumlara baktığımızda çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor. İşte bunlara karşı veteriner hekimler önemli görevler yapıyorlar. Bu konular üzerinde yaptığımız çalışmaları devletin çeşitli makamlarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na sunuyoruz. Sahipsiz hayvanlar konusu var, zaman zaman çok acı olaylar yaşanıyor. Bütün bunları bu toplantılarda görüşüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:50
Elektronik sigarada süre doldu: "Kanser riski netleşti"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, elektronik sigaralara ilişkin yapılan bilimsel çalışmaların sonuçlarının netleşmeye başladığını belirterek, "100’den fazla çalışma analiz edildi ve sonuç açıktır; elektronik sigara kansere neden olur" dedi. Elektronik sigaraların 2000’li yılların başında geleneksel sigaraya göre daha temiz, daha az kokulu ve daha güvenli bir alternatif olarak pazarlandığını hatırlatan Prof. Dr. Özkaya, milyonlarca kişi tarafından hızla benimsendiğini söyledi. Kullanıcıların yıllardır "Zararı var mı, sigaraya göre daha mı zararsız" sorusunu yönelttiğini ifade eden Özkaya, "Biz her zaman bu tür ürünlerin zararlarının en az 20-30 yıllık kullanım sonrası ortaya çıkacağını söyledik. Bu süre doldu ve bilimsel veriler gelmeye başladı" diye konuştu. "Kanser riskini artırıyor" 100’den fazla bilimsel çalışmanın incelendiği kapsamlı analizlere dikkat çeken Özkaya, elektronik sigaraların özellikle temas ettiği akciğer ve ağız bölgelerinde kanser riskini artırabileceğine dair güçlü bulgular bulunduğunu belirtti. Uzun vadeli sonuçların henüz tam olarak ortaya çıkmadığını ancak erken uyarı işaretlerinin ciddi olduğunu vurguladı. Araştırmalarda insan, hayvan ve laboratuvar verilerinin birlikte değerlendirildiğini aktaran Özkaya, elektronik sigaraların içerdiği kimyasalların hücre düzeyinde zarara yol açtığının ortaya konulduğunu ifade etti. Hücre düzeyinde ciddi hasar Elektronik sigaraların DNA hasarı, oksidatif stres ve kronik iltihaplanma gibi kanser gelişiminde kritik rol oynayan üç temel mekanizmayı tetiklediğini belirten Özkaya, "Bu üç faktörün doğrudan kanser oluşumuna neden olduğunu biliyoruz" şeklinde konuştu. "Çifte kullanım riski 4 kat artırıyor" 2024 yılında yayımlanan bir çalışmaya da değinen Özkaya, hem geleneksel sigara hem de elektronik sigara kullanan bireylerde akciğer kanseri riskinin, sadece sigara içenlere göre dört kat daha fazla olduğunun bildirildiğini kaydetti. Gençler için uyarı Elektronik sigara kullanımının özellikle gençler arasında yaygınlaştığını ifade eden Özkaya, lise çağındaki bireyler ve 40 yaş altındaki kişilerde kullanım oranlarının arttığına dikkat çekti. Elektronik sigara ile başlayan gençlerin ilerleyen süreçte normal sigaraya geçiş yapma ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtti. Özkaya, erken bilimsel bulguların göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Bugün gerekli önlemler alınmazsa, gelecekte çok daha büyük bir halk sağlığı sorunu ile karşı karşıya kalabiliriz" ifadelerini kullandı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:43
Sinop’ta uzman hekimlerden aile hekimlerine eğitim desteği
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü tarafından aile hekimlerine yönelik düzenlenen hizmet içi eğitim programı tamamlandı. Sinop İl Sağlık Müdürlüğü, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi amacıyla aile hekimlerine yönelik hizmet içi eğitim programını 13-16 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdi. Alanında uzman hekimlerin sunumlarıyla düzenlenen eğitimlerde, güncel tıbbi bilgiler ve uygulamalar katılımcılarla paylaşıldı. Program kapsamında, 13 Nisan’da Uzm. Dr. Davut Karakurt, 14 Nisan’da Uzm. Dr. Yusuf Türedi tarafından kardiyovasküler hastalıklar üzerine eğitim verildi. 15-16 Nisan tarihlerinde ise Uzm. Dr. Ahmet Faruk Tosyalıoğlu tarafından kronik hastalıklar ve tarama yöntemleri ele alındı. Eğitim programında, erken teşhisin önemi, hastalıkların önlenmesine yönelik yaklaşımlar ve birinci basamakta etkin hasta takibi konuları üzerinde duruldu. Yetkililer, halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi adına düzenlenen eğitimlerin devam edeceğini belirterek, bilgi ve tecrübelerini paylaşan uzman hekimlere ve programa katılım sağlayan aile hekimlerine teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 12:13
18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi
Türk Hematoloji Derneği’nin kuruluşunun 59. yılında düzenlenen 18. Kemik İliği Transplantasyonu ve Hücresel Tedaviler Kongresi (18. KİTHT) 16-18 Nisan 2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:53
Trabzon Şehir Hastanesi inşaatında sona doğru
Trabzon Şehir Hastanesi şantiyesinde Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Karayolları ve yüklenici firma yetkililerinin katıldığı bir toplantı yapıldı. Toplantı sonrasında konuşan AK Parti Trabzon Milletvekili Adil Karaismailoğlu, toplantıda Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı, TİSKİ, Karayolları, DSİ, AKSA ve yüklenici firma yetkilileri hazır bulunduğunu söyledi. Her kurumun yetki ve sorumluluk alanı ile alakalı detaylı sunumlar yaptığı koordinasyon toplantısının son derece verimli geçtiğini kaydeden Karaismailoğlu "Trabzon Şehir Hastanesinin açılması için artık gün sayıyoruz diyebiliriz. Bugün de kamuda yetkili arkadaşlarımızla ve yapımdan sorumlu firma yöneticileri ile kapsamlı bir toplantı yaptık. Tüm kurumlarımız kendi sorumlulukları bulunan alanlarda dikkatli ve süratli bir çalışma yürütüyor. Bu modern hastaneyi Trabzonumuzun ve bölgenin hizmetine sunmak için sabırsızlanıyoruz. Gün be gün ilerlemesini takip ettiğimiz bu proje tamamlandığında ülkemizin en değerli sağlık kampüslerinden biri olacak" dedi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 11:26
Van’da 2 günlük bebek için ambulans uçak havalandı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dünyaya gelen ve kalp rahatsızlığı teşhis edilen 2 günlük A.C. isimli bebek, ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde dünyaya gelen A.C. isimli bebeğe yapılan tetkikler sonucunda Atriyoventriküler Septal Defekt (AVSD) teşhisi konuldu. Bebeğin ileri tetkik ve tedavisi için İstanbul Mehmet Akif Ersoy Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmesine karar verildi. Sağlık Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde, Van Ferit Melen Havalimanı’na ambulans uçak yönlendirildi. Hastaneden ambulansla alınan 2 günlük bebek, havalimanında bekleyen ambulans uçakla İstanbul’a sevk edildi.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 09:50
Nöroloji uzmanından uyarı: "Sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor"
Son dönemde artan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet suçları, çocukların maruz kaldığı dijital içeriklerin etkisini yeniden gündeme taşıdı. Konuya dair aileleri uyaran ve çocuklarda bu durumun görülme nedenini açıklayan Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, "Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. İnsan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır" dedi. Son dönemde dünya genelinde yaşanan okul saldırıları ve genç yaşta işlenen şiddet olayları, çocukların psikolojik gelişimi üzerindeki riskleri yeniden tartışmaya açtı. Özellikle dijital oyunlarda yer alan ödül sistemleri ve sürekli tekrar eden uyarıcıların, çocuk ve gençlerin beyin gelişimi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceği ifade ediliyor. Uzmanlara göre, yoğun dijital maruziyet; odaklanma, muhakeme, empati ve dürtü kontrolü gibi bilişsel süreçleri olumsuz etkileyebiliyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, bu tablonun yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir kırılma olduğuna dikkat çekerek, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının birleşmesinin önemli risklerden biri olduğunu vurguladı. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapıya sahip bireylerde, sanal ortamda tekrar eden öldürme ve şiddet içeriklerinin zamanla gerçek hayata yansıyabileceğini belirten uzmanlar, alkol ve uyuşturucu kullanımının da tabloyu daha ağır hale getirdiğini ifade etti. "Manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" Kahramanmaraş’taki okul saldırısının arkasında birçok fizyolojik, psikolojik ve sosyolojik sebep olabileceğini belirten Dr. Yavuz, "Bunların detaylı şekilde araştırılması gerekir. Hatta akla hiç gelmeyecek farklı nedenler de söz konusu olabilir. En önemli sebeplerden biri, bilgisayar oyun bağımlılığı ile kişilik bozukluklarının bir araya gelmesidir. Özellikle antisosyal kişilik bozukluğu ve psikopatik yapı birleştiğinde, sanal ortamdaki öldürme eylemleri zamanla gerçek hayata yansıyabiliyor. Bu tabloya bir de alkol ya da uyuşturucu kullanımı eklendiğinde durum çok daha ağır hale geliyor. Son dönemlerde toplumda gözlemlediğimiz anlam kaybı da önemli bir sorun. Gençler, çoğu zaman bir hedefleri ve manevi değerleri olmadan, sınır konulmadan yetişiyor. Oysa insan, beynin dopamin döngüsüne bağlı bir ödül sistemiyle hareket eder. Bu sistem oldukça ilginçtir çünkü tolerans geliştirir. Kişi ne kadar ödül alırsa alsın bir süre sonra tatmin olmaz ve hep daha fazlasını ister. Bu nedenle bireyin öncelikle kendi sınırlarını bilmesi gerekir. Özellikle çocuklara ve gençlere sınır koymak, gerektiğinde ’hayır’ diyebilmek büyük önem taşır. Aynı zamanda onlara hayatın anlamını öğretmek, hedef belirlemelerini sağlamak ve manevi açıdan güçlü bireyler olarak yetiştirmek gerekir" dedi. "Yalnızlaşma toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor" Günümüzde "ev genci sendromu" olarak adlandırılan durumun yaygınlaştığını vurgulayan Dr. Yavuz, "Çocuklar ve gençler, sosyal iletişimden uzaklaşarak zamanlarını evde, sanal ortamda yalnız başına geçirmeyi tercih ediyor. Bu durum zamanla bireyin insan ilişkilerinden kopmasına ve yalnızlaşmasına neden oluyor. Sonuç olarak toplumda ciddi kırılmalar ortaya çıkabiliyor. Özellikle aksiyon içerikli bilgisayar oyunlarında ödül sistemi sürekli olarak aktive olur. Kişi her seviye geçtiğinde dopamin salgılanır ve kendini mutlu hisseder. Ancak bir süre sonra, özellikle psikopatik altyapıya sahip bireylerde, bu sistem yeterince çalışmamaya başlayabilir. Yani kişi artık tatmin olmamaya başlar. Bu noktada sanal şiddet, gerçek hayattaki şiddete dönüşebilir. Bu durum, bilgisayar oyunu oynayan herkesi kapsamaz ve aileleri gereksiz yere endişelendirmemelidir. Ancak özellikle antisosyal kişilik özelliklerine sahip bireylerde risk daha yüksektir. Bunun dışında da aşırı oyun oynama, beynin fizyolojik ve psikolojik dengesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu. "Hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" Sürekli aksiyon oyunlarına maruz kalmanın, beynin hızlı düşünmeye alışmasına neden olduğunu bildiren Dr. Yavuz, "Bu da zamanla yüzeysel düşünme, derin analiz yapamama ve dikkat sorunlarına yol açabilir. Bunun sonucunda akademik başarıda düşüş gözlemlenebilir. Yani mesele yalnızca dopamin değil, aynı zamanda öğrenme kapasitesiyle de ilgilidir. Ayrıca bu süreçte endorfin bağımlılığı da gelişebilir. Endorfin, haz hormonu olmasının yanı sıra güçlü bir ağrı kesicidir. Dopaminle birlikte salgılanır ve zamanla bağımlılık oluşturabilir. Kişi giderek daha yüksek dozda uyarana ihtiyaç duyar. Bir noktadan sonra ise oyunlar artık haz vermemeye başlar. Eğer bireyin altyapısında psikopatik ya da sosyopatik eğilimler varsa, bu durum gerçek hayattaki şiddet davranışlarına dönüşebilir. Üstelik bu şiddet sadece başkalarına yönelik olmayabilir; kişi kendine de zarar verebilir. Nitekim bunun örneklerini toplumda görmekteyiz. Sonuç olarak, haz sınırını aşmış, tatminsizlik yaşayan ve hayatın anlamından uzaklaşmış bireyler hem kendilerine hem de çevrelerine zarar verebilir hale gelebilir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına sınır koyması, onlara hedef göstermesi ve manevi değerlerle yetiştirmesi büyük önem taşır. Hayata anlam yükleyen bireyler, yaşamla daha güçlü bağ kurar. Aksi halde, hayatın anlamını kavrayamayan bir çocuk, yelkensiz bir gemi gibi savrulmaya mahkum olabilir" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder