Son Dakika
|
Silivri'de fabrika yangını
İstanbul’da polisevinde yangın paniği
Tuzla’da işçi konteynerlerinde yangın: 7 yaralı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''İlahilerden rahatsız olunmamalı''
Şehit Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat’ın görüntüsü ortaya çıktı!
Galatasaray Başkanı Dursun Özbek PFDK’ya sevk edildi
Trump'tan İran'a: "Nükleer silaha sahip olmalarına izin vermeyeceğim"
F-16 uçağının düştüğü bölgede çalışmalar sabahın ilk ışıklarıyla devam ediyor
Balıkesir’de F-16 uçağı düştü: Pilot şehit oldu
Bursa’da film gibi cinayet davasında karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
Trendyol Süper Lig’de 24. hafta heyecanı
Silivri'de fabrika yangını
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik telefonu
Hollanda Kraliyet Havayolları Amsterdam-Tel Aviv uçuşlarını geçici olarak askıya aldı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Hem savaşa hem de barışa hazırız"
ABD’li Özel Temsilci Barrack, Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani ile görüştü
Uludağ’daki uluslararası kayak organizasyonlarının lansmanı Bursa’da yapıldı
SAĞLIK
İşte Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Rehberi
26 Şubat 2026 Perşembe - 11:00:34
Uzmanlar sağlıklı ve huzurlu bir Ramazan geçirme ile ilgili önerilerde bulundu. Sahura mutlaka kalkılması gerektiğini ifade eden uzmanlar, "Orucubuz 1-2 adet hurma ve su ile açın, suyu tek seferde çok fazla ve hızlı içmeyin, şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edin, yemeklerinizi yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin" dediler. Erzurum Sağlık Müdürü tarafından sosyal medya hesabında yapılan paylaşımda "Ramazan Ayında Sağlıklı Beslenme Rehberi" başlığıyla uzman görüşlerine yer verildi. Paylaşımda, "Sağlıklı tercihlerle huzurlu bir Ramazan olsun" denilerek sahur ve iftarla ilgili beslenme, sıvı ve tatlı tüketimi, fiziksel aktivite gibi bir çok başlıkta tavsiyeler yapıldı. Günü dengeli başlatın Uzmanlar oruç tutanların mutlaka sahura kalkması gerektiğini ifade ederek, "Sahur yapmadan oruç tutmak gün içinde halsizlik ve kan şekeri düşüşüne neden olabilir. Sahurda yumurta, yoğurt, peynir, kefir, tam tahıllı ekmekler, çiğ sebze- meyve gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapın ya da çorba, zeytinyağlı yemekler, yoğurt ve salatadan oluşan bir öğün tercih edin. Aşırı tuzlu, yağlı ağır yemeklerden, hamur işlerinden ve işlenmiş ürünlerden (sucuk, salam vb.) kaçının" dediler. Sıvı tüketimi Sıvı gereksinmesinin karşılanmasında suyun ilk tercih olması gerektiği ifade edilen paylaşımda şöyle devam edildi, "Suyu tek seferde çok fazla ve hızlı içmeyin, iftardan sahura kadar aralıklarla ve yudumlayarak tüketmeye özen gösterin. Asitli içecekler, hazır meyve suları gibi şeker oranı yüksek içecekler yerine süt, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, şekersiz hoşaf veya kompostolar tercih edin" İftar kontrollü ve dengeli Orucu 1-2 adet hurma ve su ile açmayı tavsiye eden uzmanlar, şöyle devam ettiler"Çorba ve salatayla başlangıç yapıp, 10-15 dakika ara verin. Ani ve aşırı yemek tüketimi mide problemleri ve kan şekeri dalgalanmalarına yol açabilir, bu nedenle ara vermek önemlidir. Ana öğünde; ızgara / haşlama fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanmış yemekler, sebze yemekleri, kurubaklagiller, yoğurt, salata, tam tahıllı ekmekler tercih edin. Porsiyon kontrolüne dikkat ederek pide, bulgur pilavı, basmati pirinç tüketilebilir" Tatlı tüketimi Şerbetli tatlılar yerine sütlü veya meyveli tatlılar tercih edilmesini vurgulayan uzmanlar, " Tatlıyı iftardan hemen sonra değil, 1-2 saat sonra tüketin ve haftada 1-2 kez ile sınırlandırın. Diğer günlerde süt/yoğurt, meyve, kuru meyve, kabuklu yemişlerle yapacağınız bir ara öğün tercih edin" dediler. İşte diğer önemli noktalar Uzmanların oruçla ilgili diğer önerileri ise şöyle devam etti, "Yemeklerinizi yavaş yavaş ve iyice çiğneyerek tüketin. Hazımsızlık, reflü gibi sorunları yaşamamak adına öğünlerden hemen sonra yatar pozisyona geçmeyin. Beslenme düzeninin değişmesinden dolayı oluşabilecek kabızlığı önlemek için su içmeye ve lif oranı yüksek yiyecekler (kuru baklagiller, sebzeler, tam tahıllar) tüketmeye dikkat edin. Ramazan ayında amaç; kilo almak ya da vermek değil, metabolik dengeyi korumak olmalıdır. Kronik hastalığı olan bireyler (diyabet, hipertansiyon vb.) mutlaka hekim ve diyetisyen kontrolünde oruç tutmalıdır" Fiziksel aktivite Uzmanlar oruçta fiziksel aktivitenin de önemli olduğunu dile getirerek, "Gün içinde ağır egzersizden kaçının. İftardan 1-2 saat sonra yapacağınız hafif tempolu yürüyüşler sindirimi ve kilo kontrolünü destekler" dediler.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:42
Pasinler ilçesine gebe okulu
Erzurum’un Pasinler ilçesinde anne ve babalara hizmet eden gebe okulu, ebeveynliğe ilk adımı atacak çiftleri bekliyor. Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü tarafından yapılan paylaşımda, "Sevgili anne ve baba adayları. Her şeyin başı eğitim. Peki, siz anne ve babalık için eğitim aldınız mı? Anne ve babalığa ilk adımı bizlerle atın. Gebe okulu; doğum öncesi, doğuma hazırlık, doğum ve doğum sonrası döneme ilişkin eğitim ve danışmanlık hizmeti sunan, anne ve baba adaylarının güvenilir ve doğru bilgiye ulaşabildiği sağlık organizasyonudur. Bu eğitimler, Pasinler Devlet Hastanesinde hizmet veren Gebe Okulumuzda da gerçekleştirilmektedir. Gelin, ebeveynliğe ilk adımı birlikte atalım" dedi.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:41
Sahur atlanmadığı ve hafif beslenildiği takdirde Ramazan ayı kilo vermek için bir fırsat
Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer, Ramazan ayında doğru planlanan bir beslenme düzeniyle hem sağlıklı bir oruç süreci geçirilebileceğini hem de kilo kontrolünün sağlanabileceğini belirterek, "Yanlış yapılan iftar ve atlanan sahur, sağlık sorunlarına neden olabilir" uyarısında bulundu. Ramazan ayında en sık yapılan hatalardan birinin, bütün gün aç kalan mideye aniden ağır ve yüksek karbonhidratlı yemeklerle yüklenmek olduğunu ifade eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer, bunun kan şekerinde ani yükselme ve düşmelere yol açtığını söyledi. Kilo vermek isteyenler için Ramazan ayının dengeli beslenildiğinde bir fırsat olduğuna değindi. Sahurun atlanmaması gerektiğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Sayer, protein ağırlıklı beslenilmenin önemine vurgu yaptı. "Sahuru atlamak ciddi kalori açığı oluşturur" Oruç açarken acele edilmemesi gerektiğini vurgulayan Sayer, şu önerilerde bulundu: "İlk olarak su ve bir adet hurmayla oruç açılabilir. Ardından hafif bir çorba ve salata tercih edilmelidir. Bu sayede gün boyu boş kalan mide ve bağırsak sistemi daha yumuşak bir geçiş yapar. Ayrıca lif tüketimi Ramazan’da sık görülen kabızlık sorununa da destek olur. Ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika beklemek sindirimi kolaylaştırır ve kan şekerinin daha dengeli yükselmesini sağlar. Sahuru atlamak aslında bir ana öğünü tamamen devre dışı bırakmaktır. Uzun süre ihtiyacımızdan düşük kaloride beslenirsek metabolizma buna adapte olur ve yavaşlar. Bu durum kilo vermeyi zorlaştırabilir, hatta kilo alımına eğilim oluşturabilir. Ayrıca yetersiz protein alımı kas kaybına yol açabilir." "Pide ve tatlı tüketiminde porsiyon kontrolü şart" Sahurda tüketilen besinlerin en az sahur yapmak kadar önemli olduğunu vurgulayan Sayer, "Yumurta, peynir, ayran ve yoğurt gibi protein kaynakları sahurda mutlaka yer almalı. Buna lif grubu ve sağlıklı yağlar da eklendiğinde gün boyunca daha uzun süre tok kalınabilir. Ayrıca bu denge, stres hormonu olarak bilinen kortizolün daha kontrollü seyretmesine yardımcı olur. Yanlış iftar, sahurun atlanması ve aşırı karbonhidrat tüketimi kilo artışına neden olabilir. Ancak doğru kalori dengesi sağlandığında ve protein yeterli miktarda alındığında Ramazan ayı kilo vermek için destekleyici bir dönem olabilir" ifadelerini kullandı. Sayer, Ramazan’da kişiye özel planlanan beslenme programlarının daha sağlıklı sonuçlar vereceğini belirterek, bilinçli ve dengeli bir yaklaşımın önemine dikkat çekti.
26 Şubat 2026 Perşembe - 10:26
Dr. Kademli, kışın çocuklarda enfeksiyonlara karşı alınacak önlemler hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli, özellikle okul çağındaki çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarının daha sık görüldüğünü belirterek, kış aylarında bağışıklık sisteminin korunmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öznur Kademli, "Bağışıklık sistemi henüz tam gelişmemiş olan bebekler ve okul öncesi çocuklar enfeksiyonlara karşı daha hassastır. Bu nedenle koruyucu önlemler ihmal edilmemelidir. Çocuklarda kışın en sık görülen hastalıklar arasında grip, nezle, bronşit ve orta kulak enfeksiyonları yer alıyor. Özellikle Influenza (grip), ani başlayan yüksek ateş, halsizlik ve kas ağrılarıyla kendini gösteriyor. Bunun yanı sıra Respiratuvar Sinsityal Virüs Enfeksiyonu (RSV) küçük yaş grubundaki çocuklarda ciddi solunum sıkıntılarına yol açabiliyor" dedi. Aileler nelere dikkat etmeli Enfeksiyonlardan korunmak için neler yapılması gerektiğini anlatan Dr. Kademli, "El Hijyeni Alışkanlığı Kazandırın, çocuklara doğru el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı. Eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı; okuldan geldikten sonra ve yemeklerden önce mutlaka temizlik sağlanmalı. Bağışıklık sistemini güçlü tutmanın yolu düzenli uyku ve dengeli beslenmeden geçiyor. Sebze, meyve, protein ağırlıklı beslenme ve yeterli sıvı tüketimi büyük önem taşıyor. Kapalı Ortamları Havalandırın: Sınıf ve ev ortamlarının sık sık havalandırılması virüslerin yayılımını azaltıyor. Grip aşısı başta olmak üzere rutin aşı takviminin düzenli takip edilmesi gerektiğini belirten Kademli, özellikle risk grubundaki çocukların aşılarının geciktirilmemesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Ateş, yoğun öksürük ve halsizlik şikayeti olan çocukların okula gönderilmemesi gerektiğini belirten Kademli, bunun hem çocuğun iyileşmesi hem de salgının yayılmaması açısından önemli olduğunu söyledi. "Basit önlemlerle büyük koruma mümkün" Dr. Öznur Kademli, "Mevsime uygun giyinme, düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi kış enfeksiyonlarına karşı en güçlü savunmadır" diyerek aileleri bilinçli olmalar konusunda uyardı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
19 Haziran 2025 Perşembe- 15:07
İstanbul Koşuyolu Hastanesi tarihinde bir ilk: Aynı gün akciğer ve karaciğer nakli yapıldı
2
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:55
86 milyonluk Türkiye’de yapılan muayene sayısı 1.5 milyar oldu
3
24 Şubat 2026 Salı- 10:35
Uzmanından ’’İftar yemeğini ikiye bölün’’ önerisi
4
25 Şubat 2026 Çarşamba- 13:44
Akşehir Devlet Hastanesi’nde bir ilk: V-NOTES izsiz rahim ameliyatı
5
25 Şubat 2026 Çarşamba- 10:46
Kadın doğum ve çocuk klinikleri 2 Mart’ta Samsun Şehir Hastanesi’nde
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:19
İnönü Üniversitesi’nde koklear implant ameliyatları yeniden başladı
Malatya’da ileri ve çok ileri derecede işitme kaybı yaşayan hastalar için koklear implant ameliyatları yeniden yapılmaya başlandı. Pandemi ve 6 Şubat depremleri nedeniyle ara verilen koklear implant ameliyatları, İnönü Üniversitesi bünyesindeki Turgut Özal Tıp Merkezi’nde yeniden başladı. Uzman Odyolog Aysel Koç ile Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi İsmail Demir, yönteme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İşitsel rehabilitasyon sürecinin önemine dikkat çeken Öğretim Görevlisi Uzman Odyolog Aysel Koç, işitmenin sosyal ve bilişsel gelişimde belirleyici rol oynadığını belirtti. İşitme kaybının hem akademik hem de sosyal gelişimi olumsuz etkilediğini ifade eden Koç, "Koklear implantasyon gerçekten bir önemli ancak bu süreci güçlendiren, ailelerin gerçekçi beklentileri, kişinin motivasyonu ve düzenli işitsel rehabilitasyondur. Evde uygun dinleme ortamları oluşturulmalı, dinleme egzersizleri yapılmalı ve profesyonel destek alınmalıdır. Bu şartlar sağlandığında konuşma gelişimi mümkün olabilir" dedi. Koklear implant ameliyatının her hastaya uygulanamadığını kaydeden Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi İsmail Demir ise ileri ve çok ileri işitme kaybı olan hastalara öncelikle işitme cihazı önerildiğini söyledi. İşitme cihazından fayda görmeyen hastalarda koklear implantın devreye alındığını kaydeden Demir, "Öncelikle işitme değerlendirmesi yapılıyor, ardından radyolojik görüntülemelerle iç kulağın anatomik uygunluğu inceleniyor. İşitme sinirinin çalışıyor olması ve konuşma gelişiminin belirli düzeyde bulunması gerekiyor" ifadelerini kullandı. İmplantın doğrudan işitme sinirini uyararak işitme sağladığını belirten İsmail Demir, devlet desteği kapsamında belirli kriterleri karşılayan hastalara uygulamanın ücretsiz yapılabildiğini ifade etti. Demir, ameliyatın 1 yaşından itibaren her yaş grubuna uygulanabildiğini, ilk ameliyatların doğuştan işitme kaybı bulunan iki çocuk hastaya yapıldığını ve ameliyat sonrası ölçümlerde herhangi bir sorun yaşanmadığını kaydetti. Sürecin yalnızca cerrahiyle sınırlı olmadığını da aktaran Demir, ameliyat sonrası takip ve eğitimin de büyük önem taşıdığını, özellikle erken yaşta uygulanan hastalarda işitme, konuşma ve iletişim gelişiminin yaşıtlarıyla aynı seviyeye ulaşabildiğini söyledi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 10:08
Nazilli’de Aile Hekimlerine Ruh Sağlığı Eğitimi verildi
Aydın’ın Nazilli ilçesinde ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Eğitim Programı’ kapsamında, aile hekimlerine yönelik ruh sağlığı eğitimi düzenlendi. Nazilli Devlet Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Alper Mert ile Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Dr. Tuğçe Söyleyici Mert tarafından verilen eğitimlere Nazilli, Bozdoğan, Yenipazar, Kuyucak, Karacasu ve Buharkent ilçelerinde görev yapan aile hekimleri katıldı. Eğitimlerde ruh sağlığı alanında tanı süreçleri, güncel tedavi yaklaşımları ve sahada karşılaşılan vakalara yönelik uygulamalar ele alındı. Programın devamında Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından aile hekimlerine, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan hizmetler hakkında bilgi verildi.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:56
Akçakoca’da menopoz okulu açıldı
DÜZCE (İHA) – Düzce’nin Akçakoca ilçesinde, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan sağlıklı menopoz okulu eğitimi yapıldı. Menopoz süreciyle ilgili doğru bilgilendirme yapılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi amacıyla, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan sağlıklı menopoz okulu eğitim programı kapsamında, Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından eğitimlere başlandı. Program çerçevesinde düzenlenen eğitimlerde, menopoz döneminde yaşanan fiziksel ve psikolojik değişimler, bu sürecin sağlıklı bir şekilde yönetilmesi, dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, ruh sağlığının korunması ve kronik hastalıklardan korunma yöntemleri gibi birçok konuda katılımcılara kapsamlı bilgiler veriliyor. Eğitimlerde ayrıca, menopoz döneminde düzenli sağlık kontrollerinin önemi, kemik sağlığının korunması, kalp-damar hastalıkları riskinin azaltılması ve yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik öneriler paylaşılıyor. Alanında uzman sağlık personeli tarafından verilen eğitimlerle, kadınların bu süreci bilinçli, sağlıklı ve aktif bir şekilde geçirmeleri hedefleniyor. Akçakoca İlçe Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, Sağlıklı Menopoz Okulu eğitimlerinin belirlenen program dahilinde devam edeceğini belirterek, menopoz dönemindeki tüm kadınları bu eğitimlerden faydalanmaya davet etti.
23 Şubat 2026 Pazartesi - 09:40
4 yaşında felç geçirdi, 52 yıl sonra kolunu yeniden hareket ettirdi
Osmaniye’de, 4 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle sol omzunu 52 yıl boyunca hareket ettiremeyen 57 yaşındaki Nihal İyi, geçirdiği iki başarılı ameliyatın ardından kolunu yeniden oynatmanın sevincini yaşadı. Muğla’dan akraba ziyareti için Osmaniye’ye gelen Nihal İyi, yıllardır süren rahatsızlığına çare aramayı bırakmıştı. Tesadüfen yaşadığı bir diyalog ise hayatının dönüm noktası oldu. Eşarbını yere oturarak bağladığını gören akrabası, durumun nedenini sordu. Nihal İyi’nin yaşadıklarını anlatması üzerine kendisine Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel tavsiye edildi. Uzun yıllar umudunu yitirdiğini belirten Nihal İyi, "52 yıl geçmişti. Artık olmaz diye düşünüyordum. Ama doktor bey ‘Ben bunu yaparım’ deyince içimde yeniden bir umut doğdu" dedi. Kolumu 52 senedir hareket ettiremiyordum hiç umudum yoktu ama Kemal bey bana umut verdi diyen Nihal İyi, "Ben bu durumu 3,5-4 yaşından beri yaşıyorum. Yüksek ateşten dolayı çocuk felci geçirdim. Babam rahmetli, 10 yaşıma kadar beni götürmediği yer kalmadı. Ama gittiğimiz hiçbir yer sonuç vermedi. Doktor, babama kolumu dondurmayı teklif etti. Babam da kabul etmedi. Ondan sonra hayatım böyle devam etmeye başladı. Süreç bu şekilde ilerledi. Bir yere de varamadık. Ben buraya tesadüfen gezmeye geldim. Geçen sene annemi ziyarete Muğla’dan 10 günlüğüne gelmiştim. Teyzemin kızı, kuzenim, eşarbı yere oturarak bağladığımı görünce nedenini sordu. Ben de durumu anlattım. Böylece Kemal Bey’le tanışmama vesile oldu. Ama yine de ümidim yoktu. Çünkü aradan 52 sene geçmişti. Olmaz diye düşünüyordum. Kemal Bey "Ben bunu yaparım" deyince ister istemez içime bir umut doğdu." Diye konuştu. -"Kolumu ilk hareket ettirdiğimde ağladım" Kolumla daha önce yapamadığım hareketleri yaptığımda doktoruma gelip anlatıyorum diyen İyi, "İlk omuz nakil ameliyatı olduğumda, kolumu ilk kaldırdığım an o heyecanla ağlayarak doktorumun yanına gelmiştim. "Doktor bey, kolumu kaldırabiliyorum" demiştim. O sevinci, o anı hiç unutamam. Kolumdan iki defa ameliyat oldum. Fizik tedavisine gidiyorum. Bu süreç devam etmektedir. Yapabildiğim her yeni hareketi büyük bir sevinçle doktoruma göstermeye geliyorum. " ifadelerini kullandı. Hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor diyen Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doktor Kemal Gökhan Günel, "Nihal Hanım bize ilk başvurduğunda, polio sekeli nedeniyle sol kolunu oynatamadığını ve bu sürecin oldukça uzun zamandır devam ettiğini öğrendik. Bize geldiğinde 52 yıldır kolunu oynatmıyordu. Kendisiyle detaylı bir şekilde konuştuk. Ameliyatlarla bazı kazanımlar elde edebileceğimizi anlattık. O da sürece son derece pozitif yaklaştı. Bu sürecin sonunda, bir omuzdan bir de dirsekten olmak üzere farklı tendon transfer ameliyatları yaptık. Kendisi çok azimli bir hastaydı. Fizik tedavi sürecinde de bizi gerçekten çok iyi ve pozitif şekilde destekledi. Ameliyatlardan gördüğü faydayı en üst düzeye çıkardı. İlk kez omzunu hareket ettirdiğinde buraya ağlayarak gelmesi ve 52 yıl sonra omzunda bir hareketi görmüş olması bizim için çok anlamlıydı. Belki birçok kişi bunu yeterli görmeyebilir. Ama 52-53 yıldır kolunu oynatamayan bir insanın yerine kendimizi koyduğumuzda; elini ağzına götürebilmek, başına götürebilmek, eşarbını kendi başına bağlayabilmek ve o mutluluğu hastamızın gözlerinde görmek, inanın bizi çok motive ediyor. Yeni hastalar için, onlara katkı sağlayabilmek adına bizi ileri derecede motive ediyor."
22 Şubat 2026 Pazar - 13:17
Manisa’da hasta nakil filosuna hayırsever desteği
Manisa Büyükşehir Belediyesi, acil müdahale gerektirmeyen hastalar için sunduğu ücretsiz hasta nakil ambulansı hizmetini hayırseverlerin desteğiyle büyütüyor. Yeni hibe edilen araçlarla ambulans sayısını 3’e çıkaran Büyükşehir, 2026 yılında 17 ilçede daha hızlı ve kapsamlı hizmet sunmayı hedefliyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda sağlık alanındaki yatırımlarını sürdürüyor. Özellikle hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşların evlerinden hastaneye, hastaneden tekrar evlerine güvenli şekilde ulaştırılmasını sağlayan hasta nakil ambulansı hizmeti, filoya katılan yeni araçlarla daha geniş kitlelere ulaşıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’nun öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, 17 ilçede vatandaşların hayatını kolaylaştıran örnek bir hizmet modeli ortaya konuldu. "Büyük bir kolaylık sağlandı" Hizmetten yararlanan hasta yakını Dilber Yücel, sağlanan desteğin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, "Eskiden hastamızı sandalyesiyle indirip bindirmekte çok zorlanıyorduk, dışarıdan yardım bekliyorduk. Şimdi ekipler gelip odasından alıyor, hastaneye götürüp tekrar eve bırakıyor. Bu hizmetten çok memnunuz; Allah razı olsun. Besim Başkanımıza çok teşekkür ederiz." dedi. "Tek ambulansla 1280 nakil yapıldı" Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü Ahmet Müştak Aydın ise 2025 yılında tek bir ambulansla 1.280 nakil gerçekleştirdiklerini belirterek, hayırsever vatandaşların bağışlarıyla araç sayısının 3’e yükseldiğini ifade etti. Aydın, "Başkanımız Besim Dutlulu’nun vizyonu doğrultusunda 2026 yılında genişleyen filomuzla hizmet kapasitemizi ve kalitemizi daha da artıracağız. Vatandaşlarımız 444 99 45 Çözüm Merkezi ya da manisa.bel.tr adresi üzerinden başvuruda bulunabilir. 17 ilçemizde aktif olarak hizmet veriyoruz." diye konuştu. Aydın, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin ücretsiz hasta nakil hizmetinin, özellikle yaşlı, engelli ve yatağa bağımlı hastalar için önemli bir destek olmaya devam edeceğinin altını çizdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 12:03
Ramazan ayı, ağız bakımında alışkanlıkları güçlendirme fırsatıdır
Ramazan ayında ağız bakımı hakkında merak edilenleri açıklayan Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, "Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi. Ramazan ayı boyunca değişen beslenme düzeni ve uzun süreli açlık, ağız ve diş sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Diş Hekimi Cevher Elif Öztürk, bu dönemde ağız hijyenine ekstra özen gösterilmesinin püf noktalarını sıraladı. Santral Klinik Diş Hekimi Öztürk, "Oruç sırasında tükürük salgısının azalması ağız kuruluğuna sebep olur. Bu durumla birlikte, ağız kokusunda değişiklik, diş çürükleri ve diş eti problemleri fark edilebilir. Ancak doğru bakım alışkanlıklarıyla bu risk ortadan kalkabilir" diye konuştu. Öztürk, Ramazan ayında ağız ve diş sağlığı için altın kuralları şu şekilde sıraladı; "Sahurdan sonra mutlaka dişler fırçalanmalı ve diş ipi kullanılmalı. İftardan sonra ağız hijyeni tekrar sağlanmalı. Şekerli ve yapışkan gıdalar tüketildikten sonra ağız çalkalanmalı. Gün içinde ağız kuruluğu için iftar-sahur arasında bol su içilmeli. Dil temizliği ihmal edilmemeli. Ağız gargaraları ve şekersiz sakızlar iftar sonrası ağız sağlığı için destek olabilir. Ancak en etkili yöntem düzenli ve doğru fırçalamadır." Ramazan’da diş tedavilerinin de ertelenmesine gerek olmadığını belirten Öztürk, "Birçok kişinin Ramazan ayı sebebiyle diş hekimi kontrollerini ertelemektedir. Ancak, iftar sonrası gereken müdahaleler yapılabilir. Ramazan ayının ağız bakımını ihmal etme dönemi değil, sağlıklı alışkanlıkları güçlendirme fırsatı olarak değerlendirilmesi gerekir" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 11:53
Sağlık camiası iftarda buluştu
Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 17 ilçeyi kapsayan iftar programlarının ilki Yunusemre ilçesindeki Merkezefendi Devlet Hastanesinde başladı. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Ramazan ayı dolayısıyla il genelindeki 17 ilçeyi kapsayacak şekilde planlanan geleneksel iftar programlarının ilki, Merkezefendi Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Sağlık yöneticileri ile personelin aynı sofrada buluştuğu programda birlik ve beraberlik mesajları verildi. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü, Ramazan ayının manevi atmosferini tüm teşkilatla birlikte yaşamak amacıyla kapsamlı bir iftar programı başlattı. İl genelindeki 17 ilçede düzenlenecek organizasyonların ilk durağı Merkezefendi Devlet Hastanesi oldu. Protokol ve personel aynı sofrada Hastane bahçesinde düzenlenen iftar programına Manisa İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Sağlık Müdürlüğü başkan ve başkan yardımcıları, hastane yöneticileri ile doktorundan hemşiresine, idari personelden destek hizmetlerine kadar çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Ezanın okunmasıyla birlikte oruçlar açılırken, sağlık çalışanları Ramazan bereketini aynı sofrada paylaşmanın mutluluğunu yaşadı. "Birlikteliğimiz en büyük gücümüz" Programda konuşan İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren, sağlık teşkilatının her kademesinde görev yapan personelin büyük bir özveriyle çalıştığını belirterek, "Ramazan ayının huzurunu ve bereketini, gece gündüz demeden fedakârca görev yapan mesai arkadaşlarımızla paylaşmaktan onur duyuyoruz. 17 ilçemizin tamamında gerçekleştireceğimiz geleneksel iftar programlarımızın ilkini Merkezefendi Devlet Hastanemizde düzenledik. Bu birlik ve beraberlik, hizmet aşkımızı ve çalışma azmimizi daha da güçlendiriyor." ifadelerini kullandı. İftar programının Ramazan ayı boyunca diğer ilçelerde de devam edeceği bildirildi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:56
170 kilodan 95’e düşen genç: "Abur cuburdan kesinlikle uzak durun"
Eskişehir’de geçirdiği tüp mide operasyonu ve uyguladığı sıkı diyet sonrasında 170 kilodan 95 kiloya düşen 23 yaşındaki Umut Kaya Kamacı, abur cubur yediğine pişman olduğunu ve çocuklara da paketli gıdalardan uzak durmaları gerektiği konuda tavsiyelerde bulundu.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:46
Kalp krizi yaş dinlemiyor
Genç yaşta kalp ve damar hastalıklarından dolayı hastanelere başvuranların sayısı her geçen gün artıyor. Bu durumun genç yaşlara düşmesindeki en önemli sebebin, son yıllarda değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna dikkat çeken Medicana Sağlık Grubu Kalp ve Damar Cerrahisi Bölümü’nden Prof. Dr. Suat Büket, "Hastaların bir kısmı göğüs ağrısı ve kalp krizi geçirdikten sonra geliyor. Bir kısmının ailesinde koroner hastalık öyküsü var ya da lipit metabolizması bozukluğu, yani kan lipitlerinin yüksekliği bulunuyor. Bir kısmı ise asemptomatik olarak, yani hiçbir şikayeti olmadan geliyor. Bu sıklık eskiden yüzde 5’in altındaydı. Şu anda giderek artıyor ve yüzde 10-15’e doğru çıkmaya başladı. Özellikle çok genç yaşta olan hastalar da var. Sıklık giderek artıyor" diyerek uyardı. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, yılda 17,9 milyon kişinin ölümüne neden olarak tüm ölümlerin yüzde 32’sini oluşturuyor. Türkiye’de ise Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sı kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. Öte yandan, bağımsız kuruluşlarca yapılan diğer araştırmalara göre de kalp krizi geçiren hastaların yaklaşık yüzde 20’sinin 40 yaş altı olduğu belirtilirken, son yıllarda genç yaş grubunda kalp hastalıklarında belirgin bir artış yaşandığına dikkat çekiyor. Bu artışta hem tanı yöntemlerindeki gelişmelerin hem de yaşam tarzı değişikliklerinin etkili olduğunu vurgulayan Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Suat Büket, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu ifade etti. "Genç hastalarda belirgin artış var" Prof. Dr. Suat Büket, ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıkların ilk sırada yer aldığını, bunu kanser ve diğer onkolojik hastalıkların izlediğini belirterek, genç yaş grubunda kalp ve damar hastalıklarında gözle görülür bir artış olduğunu aktardı. Prof. Dr. Suat Büket, "Genç hastaların bir kısmı göğüs ağrısı veya kalp krizi sonrası sağlık kuruluşlarına başvururken; bir kısmında ailesel koroner arter hastalığı öyküsü ya da lipit metabolizması bozukluğu (kan yağlarının yüksekliği) bulunuyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, hiçbir şikâyeti olmayan (asemptomatik) genç bireylerde de hastalığın tespit edilme oranının artması. Bu oranın geçmişte yüzde 5’in altında olduğu, günümüzde ise yüzde 10-15 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor" dedi. "En yaygın neden: Ateroskleroz" Prof. Dr. Suat Büket, damar sertliğinin (ateroskleroz) yalnızca kalp damarlarını değil; beyin, böbrek, bağırsak ve periferik damarları da etkileyebildiğini ifade ederek, "Ancak hem gençlerde hem de ileri yaş grubunda en sık tutulum koroner damarlarda görülüyor. Aterosklerozun doğumdan itibaren başlayabildiği, ancak uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiği ifade ediliyor. Hastalık çoğu zaman asemptomatik dönemde gelişiyor; ilerleyen aşamalarda göğüs ağrısı, eforla gelen yorgunluk gibi belirtiler ortaya çıkıyor ve ileri evrede komplikasyonlar görülebiliyor" açıklamasını yaptı. "Yaşam tarzı riskleri artırıyor" Gençlerde kardiyovasküler hastalıkların yaygınlaşmasında önemli rol oynayan faktörlerden birinin de değişen yaşam alışkanlıkları olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Suat Büket, "Fast food ve rafine gıda tüketiminin artması, hareketsiz yaşam tarzı, bilgisayar başında uzun süre geçirilmesi, sigara kullanımı, obezite, ailesel yatkınlık, lipit metabolizması bozuklukları gibi faktörler kalp ve damar sağlığını olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı. Özellikle toksik maddelerin beslenme yoluyla vücuda alınmasının da kalp damar sağlığı üzerinde olumsuz etkisi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket, işlenmiş ve koruyucu içeren gıdalar, yüksek tuz ve doymuş yağ içeren besinler ile bazı kimyasal kalıntıların damar sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceğini aktardı. "Erken teşhis cerrahi ihtiyacını azaltabiliyor" Erken teşhisin ve düzenli kontrollerin cerrahi gereksinimi azaltabileceğini belirten Prof. Dr. Suat Büket, "Uygun hastalarda ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabiliyor veya kontrol altına alınabiliyor. Gerekli durumlarda ise invaziv kardiyolojik yöntemler ve minimal invaziv cerrahi teknikler sayesinde daha küçük kesilerle müdahale edilerek iyileşme süreci hızlandırılabiliyor" dedi. Öte yandan, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan gençlerin bir kardiyoloji uzmanına başvurarak düzenli kontrol yaptırmalarında fayda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Suat Büket genel risk durumuna göre yılda bir kez yapılacak kontrolün çoğu birey için yeterli olabileceğini dile getirdi. "Kalbiniz için alışkanlıklarınızı değiştirin" Gençlerin kalp ve damar hastalıklarından korunmak için dikkat etmesi gereken basit yaşam tarzı değişiklikleri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Suat Büket, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşların sorunu olmadığına vurgu yaptı. Prof. Dr. Suat Büket, "En önemli nokta; sağlıklı beslenmek, kilo almamak, düzenli egzersiz yapmak, sigara içmemek ve özellikle doğal olmayan, işlenmiş gıdalardan uzak durmaktır" ifadelerine yer verdi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:45
Sahura kalkmanın faydaları
Ramazan Ayında daha enerjik, sağlıklı, fit ve güçlü bağışıklık için doğru beslenme adımlarının büyük önem taşıdığını belirten Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, dengeli beslenme yöntemleri hakkında ipuçları verdi. Yaş, cinsiyet ve günlük fiziksel aktivite oranına göre, kişilerin günlük alması gereken enerji, karbonhidrat, yağ ve protein oranları, her gün olduğu gibi Ramazan Ayında da değişmiyor. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Veysel Ciğerli, "Ramazan ayında yeterli ve dengeli beslenmek için et, yumurta, kuru baklagiller, sebze-meyveler, süt ve süt ürünleri ile ekmek-tahıl grubu besinlerden yeterli miktarda tüketilmesi gerekiyor" dedi. Bu yıl yaklaşık 13 saatlik oruç tutulduğunu belirten Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Oruç tutma süresi, metabolizmanın yavaşlamasına neden olur. Bunun sonucunda, iftarda fazla yemek, aşırı kalori almaya dolayısıyla da vücutta yağ depolanmasına yol açar. Bu durumda da kilo almak kaçınılmaz olur. Ramazan ayında, şüphesiz en sevilen öğün iftardır. Fakat en önemli öğün sahurdur. Oruç tutanların mutlaka imsak vaktinden önce sahur yapması, sağlığın korunması için önemlidir. Sahur yapmadan tutulan oruç, bitkinlik, sinirlilik, baş dönmesi ve aşırı susama gibi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. Sahurda protein ağırlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, şu önerilerde bulundu; "Protein içeriği yüksek besinlerin tok tutucu özelliği vardır. Yumurta, süt,peynir, ceviz, az tuzlu zeytin ile birlikte hafif bir öğün tercih edilmeli veya çorba ile sebze yemekleri tüketilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyveler sık tüketilmelidir. Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek, daha uzun süre tok kalmayı sağlayacaktır. Sahurda, en az 4 bardak su tüketilmelidir. Sahurda aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulmalıdır." Ramazanın, yemek kültürü açısından en bilinen özelliğinin sofralardaki çeşitlik olduğunu söyleyen Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, iftar için önerilerini şöyle aktardı; "Uzun süre açlık durumundan dolayı, iftar saatinde kan şekeri çok düşük seviyede olduğundan aşırı yemek tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan hatalardan biri; hızlı ve aşırı yemek tüketmektir. İftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 15 dakika sonra az yağlı et yemeği veya sebze yemeği ile devam edilmesi uygundur. Beyaz ekmek, pirinç pilavı glisemik indeksi yüksek olan besinler yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek, kepekli makarna gibi posa yönünden zengin besinler tercih edilmelidir. Bu besinlerin yanında mutlaka protein ve kalsiyumdan zengin olan yoğurt veya ayran tüketilmelidir." İftar ve sahur arasındaki sürede beslenmeye önem vermenin, oruç tutulan saatlerde daha rahat olmayı sağladığını ifade eden Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli, "Bu sebeple aşırı yağlı ve tuzlu besinler kesinlikle tüketilmemelidir. Bu besinler gün içinde daha çok susamaya ve su tüketilemedi için ödem ve yüksek tansiyon gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Karbonhidrat açısından zengin hamur tatlıları, kurabiyeler, yağlı hamur işleri ve kızartmalar boş enerji alınmasına ve kısa sürede acıkmaya neden olur" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:40
Mezbaha kanıyla besleniyor, birçok hastalığa şifa oluyorlar
Son yıllarda birçok hastalığın tedavisinde şifasına başvurulan sülükler, kadınlar tarafından uzman gözetiminde yüz ve cilt bakımında tercih edilmeye başlanırken, Rusya başta olmak üzere birçok ülkede sülüklü cilt kremlerinin kullanımı giderek artıyor. Bursa’da sülük üretimi ve satışı yapan işletmenin sahibi Mustafa Çakmak, sülükle tedavinin sadece Türkiye değil dünya genelinde yayıldığını belirterek, özellikle Rusya başta olmak üzere ABD ve Almanya gibi birçok ülkede sülükle ilgili araştırmalar yapıldığını anlattı. Sülüklerin genellikle göl, sazlık gibi yerlerden toplandığını dile getiren Çakmak, bu canlıların dişi ve erkeğinin olmadığını, hepsinin birbiriyle çiftleşebildiğini aktardı. Kıl gibi neredeyse görünmeyecek ölçüde küçük olan yavruları belli bir boyuta ulaşması beslediklerini belirten Çakmak, şunlar söyledi: "Yavruları mezbahalardan aldığımız kanla besliyoruz. Bir ay arayla besliyoruz. 2-3 kez beslemeyle istenilen boyuta, yani tedavi için kullanılmaya uygun büyüklüğe ulaşıyor. Sülükler vücutta en sıcak yeri emmek isterler. O yüzden ilk ele aldığınızda parmak arasına yönelirler. Sülük, cilt hastalıklarında, varis, kangren, boyun ve bel fıtığı, göz hastalıkları gibi birçok rahatsızlığın tedavisinde uzman eşliğinde kullanılıyor. Birçok doktor tedavilerine sülüğü de ekledi. İyi sonuçlar aldıklarını duyuyoruz." Kadınlar cilt güzelliğini sülükte arıyor Son yıllarda yüz ve cilt bakımında kadınların sülükleri tercih etmeye başladığını vurgulayan Çakmak, "Sivilce tedavisinde sülük kullanılıyor. Yüz güzelliğinde yine uzman desteğiyle sülükle ilerleyenler var. Bu konuda Rusya’da sülüklerden cilt bakım kremleri yapıldı. Türkiye’de de yapılmaya ve kullanılmaya başlandı." dedi. Sülüklerin sadece pis kanı emmediğine dikkati çeken Çakmak, "Tek şifası pis kanı emmesi değil sadece pis kanı emmez, temiz kanı da emiyorlar. Sülüğün verdiği şifa kanı emmesiyle ilgili değil salgı ve enzimleriyle ilgili. Salgı ve enzimlerinde şifası sülüğün. Bu enzimleri kullanarak kremler yapılıyor." diye konuştu. Varisli hastalar başlarını döndürüyor Çakmak, sülüklerin varisli hastaları çok sevdiğini belirterek, "Varis görünce adeta başları dönüyor. Varisli hastadan çok hızlı kan emiyorlar. Kısa sürede sülük 2-3 katı büyüklüğe ulaşabiliyor." ifadesini kullandı. Bir hastada kullanılan sülüğü tekrar geldiğe yere doğaya bıraktıklarını dile getiren Çakmak, "Tekrar doğal ortamına salınması önemli. Zaten bilinçsiz toplayıcılıktan ve duyduğumuz kadarıyla kaçakçılıktan sayıları azaldı. Doğada, kendi ortamlarında üreyip çoğalmaları önemli" dedi.
22 Şubat 2026 Pazar - 10:15
Dikili Devlet Hastanesi 1 Mart itibarıyla hizmete açılıyor
İzmir Dikili’de 75 yataklı modern Dikili Devlet Hastanesi, diyaliz merkezi ve uzman kadrosuyla 1 Mart itibarıyla bölge halkına hizmet verecek. İzmir’in Dikili ilçesinde yapımı tamamlanan Dikili Devlet Hastanesi, modern tıbbi cihazları ve uzman sağlık kadrosuyla 1 Mart 2026 itibarıyla hizmete açılıyor. 75 yatak kapasitesine sahip olan hastane, bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini güçlendirmeyi hedefliyor. Hastane bünyesinde kurulan diyaliz merkezi, kronik böbrek hastaları için önemli bir tedavi kolaylığı sağlayacak. Tomografi cihazı ile teşhis süreçlerinin hızlanması ve başka hastanelere sevklerin azalması planlanıyor. Ayrıca yoğun bakım, fizik tedavi ve palyatif bakım üniteleri, Dikili ve çevresindeki vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sunacak. Ameliyathaneler, ortopedi ve diğer branşlar için son teknoloji cihazlarla donatıldı. Hastanenin açılmasıyla birlikte yeni branş hekim atamaları yapılacak ve hizmet kalitesi artırılacak. Yetkililer, Dikilili hemşehrilerin en kaliteli sağlık hizmetine ulaşmasını sağlamayı amaçladıklarını belirtti. Yetkililer ayrıca, hastanenin diyaliz ünitesi, yoğun bakım ve ameliyathanelerinin modern cihazlarla donatıldığına dikkat çekti. Ortopedi branşındaki uzman kadro ile ilçeye yeni bir sağlık merkezi kazandırıldığı ifade edildi. Hizmete girmesiyle birlikte Dikili ve çevresindeki vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimi güçlenecek ve ilçede medikal altyapı anlamında önemli bir eksiklik giderilmiş olacak. Hastane, modern cihazları, uzman kadrosu ve kapsamlı servisleriyle bölge halkına uzun vadeli ve güvenilir sağlık hizmeti sunmayı hedefliyor. Açılış sonrası yetkililer, hizmetin 7/24 devam edeceğini ve vatandaşların ihtiyaç duydukları branşlarda kolaylıkla erişim sağlayacağını duyurdu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder