SAĞLIK
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41:16 Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Uzmanından önemli uyarı: Keneyle ilgili doğru bilinen bu yanlışlar virüs riskini arttırıyor
27 Mayıs 2025 Salı - 18:32 Uzmanından önemli uyarı: Keneyle ilgili doğru bilinen bu yanlışlar virüs riskini arttırıyor Havaların ısınmasıyla kene riskine karşı uyarılarda bulunan Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, "Halk arasında yaygın olan keneye alkol, yağ, gaz yağı dökmek veya yakmak gibi uygulamalar kesinlikle önerilmemektedir. Bu yöntemler kenenin kusmasına neden olabilir ve virüs bulaşma riskini artırır" dedi. Türkiye’de hava sıcaklıklarının artması ile birlikte kene sebepli ölümler yaşanmaya başladı. Keneden korunma konusunda vatandaşları uyaran uzmanlar, keneden korunma ve kene ısırması sonrası yapılması gerekenlerle ilgili önemli bilgiler verdi. Hitit Üniversiyesi Erol Olçok Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli uzmanlar, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarında artış görüldüğünü kaydetti. Hitit Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve aynı zamanda Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurcan Baykam ile Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş, doğru bilinen yanlışların keneden bulaşan virüs riskini arttırdığına dikkat çekti. "Özellikle grip ve benzeri enfeksiyonların ilk belirtileriyle benzerlik gösterdiği için tanı süreci zorlaşabilir" Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün vücutta griple benzer belirtiler gösrdiğini belirten Prof. Dr. Nurcan Baykam, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi virüsünün neden olduğu hastalık, özellikle hayvancılıkla uğraşan kişilerde ortaya çıkmaktadır. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu hastalığın en yaygın bulaş yolu, kene tutunmasıdır. Bu nedenle hastalıktan korunmanın en önemli yolu, kene ile teması en aza indirmektir. Hastalık, başlangıç aşamasında birçok enfeksiyonla karışabilir. Özellikle grip ve benzeri enfeksiyonların ilk belirtileriyle benzerlik gösterdiği için tanı süreci zorlaşabilir. Bu noktada halkın bilinçli olması büyük önem taşımaktadır. Korunma yöntemleri konusunda da farkındalığın artırılması gerekmektedir. Hem hastanemizin deneyimli ekibi hem de alanında uzman öğretim üyeleri ve hocalarımızla bu süreci yakından takip ediyoruz" dedi. "keneye alkol, yağ, gaz yağı dökmek veya yakmak gibi uygulamalar kesinlikle önerilmemektedir" Keneyi çıkarırken dikkat edilmesi gerekenler noktasında uyarılarda bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Aysel Kocagül Çelikbaş ise, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, ülkemizde görülen endemik hastalıklardan biridir. Bu hastalık insanlara, hayvanların kanları, dokuları veya salgılarıyla doğrudan temas yoluyla bulaşabileceği gibi hayvanlar üzerinde bulunan kenelerin insanları ısırması ya da insanların bu keneleri toplayıp ezmesi, patlatması sonucu da bulaşabilir. Ayrıca, hasta bireylerin takibi sırasında, onların kan ve vücut sıvılarıyla temas edilmesi de bulaşma yoludur. Halkın alması gereken önlemler ve sağlık çalışanlarının alması gereken önlemler önemlidir. Şu anda hastalığın en sık görüldüğü dönemdeyiz. Mayıs ayı başından itibaren vakalar görülmeye başlandı. Keneler bölgemizde yaygındır ve doğa gezilerinin arttığı bu mevsimde dikkatli olunmalıdır. Doğaya çıkan bireyler açık renkli kıyafetler giymeli, bu sayede keneler daha kolay fark edilebilir. Vücuda kene tutunmasını önlemek için kapalı kıyafetler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalıdır. Kenenin vücutta kalma süresi uzadıkça virüs bulaşma riski artar, bu nedenle erken fark edilip hızla uzaklaştırılması çok önemlidir. Kene tutunduğunu fark eden vatandaşlarımızın hemen hastaneye başvurması gerekmemektedir. Öncelikle, kene doğru şekilde çıkarılmalıdır. Ancak bunu yaparken çıplak elle temas edilmemeli, keneyi ezmemeli ve patlatmamalıyız. Halk arasında yaygın olan keneye alkol, yağ, gaz yağı dökmek veya yakmak gibi uygulamalar kesinlikle önerilmemektedir. Bu yöntemler kenenin kusmasına neden olabilir ve virüs bulaşma riskini artırır. Doğru çıkarma yönteminde kene temas etmeden, bir bez parçası, kağıt peçete veya naylon ile kene tutulmalı, vücutta koparmadan çıkarılmalıdır. Kene, alkol içeren bir kavanoza konulmalı ve kapağı kapatıldıktan sonra çöpe atılmalıdır. Kene temasından sonra kişiler 10 gün boyunca baş ağrısı, kas ağrısı, ateş, bulantı, kusma ve ishal gibi belirtiler açısından kendilerini takip etmelidir. Bu tür semptomlar geliştiğinde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Osmaniye’de 5 bin 880 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı
27 Mayıs 2025 Salı - 17:17 Osmaniye’de 5 bin 880 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı Osmaniye İl Sağlık Müdürlüğü, 10-26 Mayıs tarihleri arasında "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" temasıyla halk sağlığı kampanyası düzenledi. İl genelinde ve ilçelerde yürütülen kampanyada 5 bin 880 kişinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve İlçe Sağlık Müdürlükleri bünyesindeki sağlık ekipleri, parklar, alışveriş merkezleri, halk pazarları, camiler, kamu ve özel kurumlar ile üniversite kampüsünde kurulan stantlarda vatandaşlara boy ve kilo ölçüm hizmeti sunuyor. Kampanya kapsamında bugüne kadar toplam 5 bin 880 kişiye boy ve kilo ölçümü yapıldığı bildirildi. Yapılan ölçümlerle bireylerin beden kitle indeksi (BKİ) hesaplanarak, kişisel sağlık önerilerinde bulunuldu. Aşırı kilo tespit edilen vatandaşlar ise ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek, detaylı destek almaları sağlandı. Fazla kilolu olduğu belirlenen bireyler, Sağlıklı Hayat Merkezleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri ve Toplum Sağlığı Merkezleri’ne yönlendirilerek, burada tamamen ücretsiz olarak sunulan beslenme ve fiziksel aktivite danışmanlığı hizmetlerinden yararlandırılıyor. Kampanyanın vatandaşların ideal kilolarını öğrenmeleri, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmaları ve düzenli fiziksel aktiviteye yönelmeleri amacıyla yürütüldüğü belirtildi. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, ’Tartıya Değil, Sağlığa Ağırlık Verin’ sloganıyla tüm Osmaniye halkını kampanyadan faydalanmaya davet etti.
Ücretsiz kanser tarama kitleri dağıtıldı
27 Mayıs 2025 Salı - 17:06 Ücretsiz kanser tarama kitleri dağıtıldı Körfez Belediyesi, vatandaşları bilinçlendirmeye yönelik etkinliklerini sürdürüyor. Bu bağlamda son olarak, 60+ Aktif Yaşlanma Kulübü’nde hayat kurtaran bilgiler içeren ’Erken Kanser Teşhisi ve Tedavi Yöntemleri’ni anlatan bir seminer düzenlendi. Seminer, Kocaeli Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) Sorumlu Hekimi Dr. Nihan Kurnaz’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Dr. Kurnaz; kanser türleri, erken teşhisin önemi, güncel tedavi yöntemleri ve korunma yolları hakkında kapsamlı bilgiler paylaştı. Aynı zamanda katılımcıların yönelttiği soruları cevaplayarak, merak edilen konulara açıklık getirdi. Körfez’in çınarlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, seminer boyunca interaktif bir ortam sağlandı. Katılımcılar, hem bilgi edinme hem de sorularını doğrudan uzmanına yöneltme fırsatı buldu. Etkinlik sonunda katılımcılara ücretsiz olarak kanser tarama kitleri dağıtıldı. Bu önemli katkı, erken teşhisin yaygınlaşmasına yönelik somut bir adım olarak değerlendirildi. Kulüp üyeleri, sağlık alanında farkındalık oluşturmayı amaçlayan bu tür organizasyonlar dolayısıyla Körfez Belediye Başkanı Şener Söğüt’e teşekkür etti. Körfez Belediyesi, 60+ Aktif Yaşlanma Merkezi çatısı altında her ay farklı konularda düzenlediği etkinliklerle vatandaşların bilinçlenmesine katkı sunmayı hedefliyor.
Esnafın toplantıya katılmaması valiyi kızdırdı
27 Mayıs 2025 Salı - 16:15 Esnafın toplantıya katılmaması valiyi kızdırdı Şanlıurfa’da pilot bölge olarak seçilen Haşimiye Meydanı ve çevresinde bulunan gıda üretim ve satış yapan işyerlerinin sahiplerine yönelik düzenlenen eğitim çalışması programına esnafın ilgi göstermemesi valiyi kızdırdı. Programda konuşan Vali Hasan Şıldak, 409 davetli esnaftan sadece 100 civarında katılım olmasına sinirlenerek, programın bayramdan sonra tekrarlanacağını, katılım göstermeyenlere ise yaptırım uygulanabileceğini söyledi. Şanlıurfa Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından pilot bölge seçilen Balıklıgöl yerleşkesi, Haşimiye Meydanı ve çevresindeki esnafa yönelik sağlık ve hijyen programı düzenlendi. Programa davet edilen 409 esnaftan sadece 100 civarında katılım oldu. Kürsüye çıkan Vali Hasan Şıldak, programa gelmeyen esnafa sinirlendi. Gelmemenin müeyyideleri olacak Burada çocuk oynatmadıklarını, iş yaptıklarını söyleyen Vali Hasan Şıldak, "Burada esnafımızı tam kadro görelim isterdi. 409 davet yapılmış, katılım 100 civarında. Bu olmadı. O yüzden bu çalışmayı olmamış kabul edeceğiz, sıfırdan yeniden yapacağız. Gelmek zorunlu, bu şehir hepimizin, bu süreç başlayacak. Gelmemenin de birtakım müeyyideleri olacak. Çocuk oynatmıyoruz burada, ciddi bir iş yapıyoruz. Yani meslek odası başkanlarım davet ettikleri üyelerini getiremiyorlarsa oturup düşünsünler. Ben biraz kitabın ortasından konuşacağım. Dolayısıyla bir sonraki toplantının saatini öğlenden sonraya çekeriz ama 409 esnafımızı da burada görmek isteriz. Herkes sorumluluğunu yapacak, her şey devletten beklenmez. Bazı şeyler de esnafın üzerine farzdır, vaciptir. Buradan şuna değineceğim, bu denetimleri ve eğitimleri neden önemsiyoruz, çünkü şikayet var "dedi. "Gelen her yabancı insan o bölgeye bir daha adım atmak istemiyor" Şanlıurfa’yı Mardin ile Gaziantep ile kıyaslamak ve kıyaslatmak istemediğini söyleyen Vali Hasan Şıldak, "Belki biz Urfalılar olarak kendimiz alışmışız ama gelen her yabancı insan o bölgeye bir daha adım atmak istemiyor. O bölge bizim en büyük değerimiz. Kültür değerimiz, tarihimiz, mirasımız, inancımız orada. O bölgenin gelişmesi ve Şanlıurfa’yı en iyi şekilde temsil etmesi için ben il valisi olarak yerimde duramam bir şeyler yapmam lazım. Belediyemiz de bu görüşte. Bu irade oluşmuşsa esnafımızın da işyeri sahiplerimizin de bu iradeye katılması lazım, desteklemesi lazım. Biz tamamen onların desteğine, onların faydasına, onları geliştirecek bir sürecin başlangıcını yapıyoruz. Yoksa bana ne falanca fırındaki durumdan, falanca kasaptan diyebilirim. Öyle değil, bizim görevimiz aynı zamanda bu, şehirlerin gelişimini sağlamak en başta gelen görevim. O yüzden bunu tatlı tatlı yapacağız, yapmak zorundayız. Urfa’yı ben Mardin’le Antep’le kıyaslamak istemiyorum, kıyaslatmak da istemiyorum. Şehrimize sahip çıkacağız" diye konuştu.
Ula’da içme suyu depoları yenilendi
27 Mayıs 2025 Salı - 16:02 Ula’da içme suyu depoları yenilendi Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından Ula’nın Yeşilçam, Ataköy ve Esentepe mahallelerinde eskiyen su depoları modern betonarme yapılarla yenilendi. Kayıp-kaçakların önüne geçilen projede, toplam 450 m kapasiteli içme suyu deposu hizmete alındı. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) tarafından Ula ilçesine bağlı Yeşilçam, Ataköy ve Esentepe mahallelerinde başlatılan içme suyu deposu yenileme çalışmaları tamamlandı. 7 milyon 600 bin TL’lik yatırımla 18 adet modüler betonarme içme suyu deposu hizmete alındı. Eskiyen, kaçaklara neden olan yapılar yerine modern ve sızdırmaz betonarme yapılarla mahalleler artık kesintisiz suya kavuştu. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla MUSKİ tarafından 18 Kasım 2024 tarihinde imzalanan sözleşme ile başlatılan içme suyu deposu yapım işi kapsamında; Yeşilçam ve Ataköy Mahallelerinde her biri 150 metreküp kapasiteli iki içme suyu deposunun yapımına başlandı. Yatırım kapsamı genişletilerek Esentepe Mahallesi de projeye dahil edildi. Böylece toplam 450 metreküplük yeni su deposu kapasitesi Ula’ya kazandırıldı. Muhtarlar Memnun: "Kaçaklar azaldı, su basıncı arttı" Esentepe Mahalle Muhtarı Nimet Sarı, 90’lı yıllardan kalma köy hizmetlerine ait bir yapının kullanıldığını belirterek, "Eski depomuz artık hizmet veremiyordu. Basınç yetersizliğinden dolayı akşamları su sıkıntısı yaşıyorduk. Şimdi ise 100 ton olan kapasitemiz 150 tona çıkarıldı. Sağlıklı ve temiz suya kavuşmamızda emeği geçen başta Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras olmak üzere, MUSKİ Genel Müdürlüğü ve tüm çalışanlara mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi. Yeşilçam Mahalle Muhtarı Ayhan Çırpancı ise 1988 yılında inşa edilen taş duvarlı deponun yerine modern bir yapının kazandırıldığını belirterek, "Kayıp-kaçak çoktu, bazı yüksek kesimlere su çıkmıyordu. Şimdi hem kapasite arttı hem de su basıncı sorunu çözüldü. MUSKİ’nin ilgisinden çok memnunuz. Ne zaman arasak hızlı geri dönüş alıyoruz." ifadelerini kullandı. Ataköy Mahalle Muhtarı Cafer Özcan da benzer bir tabloyu paylaştı. Özcan, "30 yıl önce yapılmış depomuz artık yetersizdi. Yaz aylarında artan nüfusa hizmet veremiyordu. Yeni depomuz hem kapasite hem de kalite olarak mahallemizin ihtiyacını karşılıyor" dedi.
Bilkent Şehir Hastanesinden ’bir vatandaşın evli olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmediği’ iddialarına ilişkin yalanlama
27 Mayıs 2025 Salı - 15:44 Bilkent Şehir Hastanesinden ’bir vatandaşın evli olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmediği’ iddialarına ilişkin yalanlama Bilkent Şehir Hastanesi tarafından yapılan açıklamada, Kadın Doğum Polikliniğine başvuran bir vatandaşın evli olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmediği iddiaları yalanlandı. Bilkent Şehir Hastanesi Kadın Doğum Polikliniği’ne başvuran bir hastanın evli olmadığı gerekçesiyle tedavi edilmediğine yönelik çıkan haberlere ilişkin Bilkent Şehir Hastanesi tarafından açıklama yapıldı. Açıklamada, 24 yaşındaki kadın hasta tarafından 23 Mart’ta yapılan ilk başvuruda 25 yaş altında olduğunun göz önünde bulundurulmadığı ve randevu aldığı Jinekoloji Polikliniği’nden girişi yapılarak hekime yönlendirildiği belirtilerek, "Hekimimiz tarafından şikayetleri dinlenen ve tedavisi planlanan hastamız, hastanemizin aynı bölümüne sonuç değerlendirmesi için başvurduğunda; 25 yaşın altında olması sebebiyle yine aynı binada olan ’Gençlik Merkezi Polikliniği’ne yönlendirilmiş ve tedavisi bu merkezde planlanmıştır" ifadelerine yer verildi. Hastadan hiçbir aşamada evlilik cüzdanının istenmediği ve hastanelerde böyle bir uygulamanın kesinlikle olmadığının altı çizilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Hastanemizdeki Gençlik Merkezi Polikliniğimiz; 15-25 yaş aralığındaki, çocuk sahibi ve evli olmayan hastalarımıza hizmet vermektedir. Merkezlerimizin amacı; gençlerimizin hassasiyetlerini göz önünde bulundurarak kendilerini rahat hissedecekleri bir ortamda sağlık hizmeti almalarını sağlamak; bunun yanı sıra kadın sağlığı konusundaki danışmanlık hizmetlerinden de yararlanabilmeleridir. Öte yandan, hastanemizde Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü; İnfertilite Polikliniği, Tüp Bebek Polikliniği, Gebe Polikliniği, Aile Planlaması Polikliniği, Menopoz Polikliniği gibi bölümlere ayrılmakta; her bölümün muayene ve tetkik prosedürü değişmektedir. Bu uygulama hastanemize özgü olmayıp dünya ülkelerinde de uygulanmaktadır."
Dünyada 3. vaka: Moyamoya hastası ve her iki şah damarı tıkalı olan hastaya açık kalp ameliyatı
27 Mayıs 2025 Salı - 15:43 Dünyada 3. vaka: Moyamoya hastası ve her iki şah damarı tıkalı olan hastaya açık kalp ameliyatı Samsun’da, nadir görülen kalıtsal moyamoya hastalığı ve her iki şah damarı tıkalı olan bir hastaya, çalışan kalpte pompa destekli üç damar koroner bypass ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Literatüre göre bu özellikteki vaka, dünyada bildirilen 3. vaka, Türkiye’de ise yapılan ilk operasyon olma özelliğini taşıyor. Samsun’da yaşayan evli ve bir çocuk babası 52 yaşındaki Murat Şanlıer, beyne kan sağlayan kan damarlarının tıkanıklığı olarak adlandırılan ’moyamoya hastalığı’ ve her iki şah damarı tıkanıklığı ile Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyata alındı. Hastaya çalışan kalpte pompa destekli üç damar koroner bypass ameliyatı başarıyla yapıldı. Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde gerçekleştirilen ve tıp literatürüne örnek olacak nitelikteki operasyon, Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren ve Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş tarafından başarıyla tamamlandı. Moyamoya hastalığına sahip ve her iki internal karotis arterinde tam tıkanıklık bulunan hastaya, çalışan kalpte pompa destekli üç damar koroner bypass cerrahisi uygulandı. Anestezi süreci ise Anestezi Uzmanı Dr. Şenay Canikli Adıgüzel tarafından yönetildi. Nörolojik kayıp yaşanmadı Yüksek felç riski taşıyan bu özel hasta, ameliyat sonrası sağlığına kavuşurken, nörolojik olarak da herhangi bir inme (felç) gelişmeden iyileşti. Söz konusu hastaya, üç yıl önce Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Kliniği’nde Doç. Dr. Vaner Köksal tarafından indirekt beyin damar bypass operasyonu da gerçekleştirilmişti. "Kalp akciğer makinesinde çalışan kalpte bypass tekniğiyle 3 damarına bypass yaptık" Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Emrah Ereren, "Hastanın 2 şah damarı tıkalıydı. 2 yıl önce yapılan ameliyat ile beyin damarlarına bir bypass uygulanmış ve bu kan akışını bir miktar arttırmıştı. Bu tarz bir hasta bizim literatür incelememize göre dünyada üçüncü, Türkiye’de ilk hasta. Ameliyattan sonra en korktuğumuz şey bir felç durumu geçirmesiydi. Bunlara engel olmak için biz kalp akciğer makinesinde çalışan kalpte bypass tekniğiyle 3 damarına bypass yaptık. Kalbi hiç durdurmadık. Tansiyonu 100’ün üzerinde tutmak için elimizden geleni yaptık. Ameliyat sonrasında şu anada herhangi bir sekelimiz yok. Çok rahat hareket edebiliyor" dedi. "Bu hastalık 300 binde bir görülen bir hastalık" Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Vaner Köksal, "Yaklaşık 2 buçuk yıl önce beynin beslenemeyen kısmı için indirekt bypass ameliyat metodunu uygulayarak, beynin beslenmeyen kısmın beslenmesi için ameliyat gerçekleştirmiştim. Takip sürecinde beynin o kısmında yeni damarlar oluştuğunu fark etmiştim. Aynı hastada kalp kaybı ile ilgili problemler yaşayınca bir kalp ameliyatı gerektiği zaman, normalde beyin damarları tıkalı bir hastaya kalp ameliyatı gerçekleştirmek çok riskli oluyor. Bu riskleri daha önce geçirmiş olduğu ameliyat azaltmış oldu. Bu hastalık 300 binde bir görülen bir hastalık. Nadir olduğu için çözümler çok önemli. Türkiye’de ilk kez böyle bir çözüm uygulanmış oldu" diye konuştu. "Yolunda gitmeyen herhangi bir sıkıntı olmadı" Anestezi Uzmanı Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ise "Moyamoya hastasında normalde beyinde kan dolaşımında sıkıntı olduğu için açık kalp cerrahi gerçekleştirebilmek için girilen kalp akciğer makinesi normalde beyin kan akımıyla ilgili sıkıntılar oluşturabilecek bir durum. Ortalama ameliyat 5 saat kadar sürdü. Bunun bir kısmı pompa dediğimiz kalp akciğer makinesinde gerçekleştirdik. Yolunda gitmeyen herhangi bir sıkıntı olmadı" şeklinde konuştu.
’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ Projesi Manisa’da başladı
27 Mayıs 2025 Salı - 15:23 ’Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ Projesi Manisa’da başladı Sağlık Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan ‘Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek’ Okul Sağlığı Hizmetleri İş Birliği Protokolü kapsamında yürütülen programın Manisa tanıtımı Ahmet Tütüncüoğlu İlkokulu’nda gerçekleştirildi. Manisa’daki tanıtım programına Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız, Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel, Manisa İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Uğurelli, Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren ile ilgili kurum müdürleri ve protokol üyeleri katıldı. Program kapsamında öğrencilere yönelik teorik sağlık eğitimleri, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’nde görevli eğitimciler tarafından verildi. Etkinlikte çocuklar tarafından çeşitli gösteriler sergilenirken, okul bahçesinde kurulan stantlarda sağlık personelleri tarafından öğrencilere ağız ve diş sağlığı, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, kişisel hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, ilk yardım ve afet bilinci gibi konularda bilgilendirmeler yapıldı. Ambulans ve UMKE araçlarının tanıtıldığı etkinlikte, 112 Acil Sağlık Hizmetleri hakkında da öğrencilere bilgi verildi. Çocukların küçük yaşlardan itibaren sağlık okuryazarlığı kazanmalarını amaçlayan program kapsamında öğrenciler, öğrendikleri bilgileri çevreleriyle paylaşmaları adına "Sağlık Elçisi" ilan edildi. Vali Yardımcısı Mustafa Yıldız ve beraberindeki protokol üyeleri stantları ziyaret ederek, öğrencilere belgelerini takdim etti. Programda konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, "Çocuklar geleceğimizin teminatıdır. Hedefimiz, Türkiye Yüzyılı’nda sağlıklı nesiller yetiştirmektir." ifadelerini kullandı.
Gırtlak kanseri hasta zamanında müdahale ile sağlığına kavuştu
27 Mayıs 2025 Salı - 15:21 Gırtlak kanseri hasta zamanında müdahale ile sağlığına kavuştu Kayseri’de yaşayan ve gırtlak kanseri tanısı konulan 62 yaşındaki İbrahim Çolak, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan zamanında müdahale ile sağlığına kavuştu. Kayseri’de yaşayan ve yıllardır sigara içen İbrahim Çolak, yaşadığı ses kısıklığından dolayı defalarca kez şehirdeki farklı hastanelere başvurdu. Yapılan tetkikler sonucu Çolak’a gırtlak kanseri tanısı konuldu. Tedavi olmak için hastane arayışına giren Çolak, Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Aydın Acar’a başvurdu. Acar ve ekibi tarafından yapılan operasyon ile Çolak sağlığına kavuştu. Prof. Dr. Acar, yapılan başarılı operasyonun ardından Çolak’ın sağlığına kavuştuğunu belirterek, "Biz bu hastamızda gırtlak kanseri erken evre olduğu için gırtlağın bir kısmını lazerle çıkartmayı planladık. Erken evre gırtlak kanserlerinde hem sesi korumak hem de boyunda bir delik oluşturmamak, aynı zamanda hastayı sağlığına kavuşturarak evine gönderebilmek için lazer kullanıyoruz" şeklinde konuştu. Gırtlak kanserlerinin başlıca sebepleri arasında sigara olduğunun altını çizen Prof. Dr. Aydın Acar, haftayı geçen ses kısıklıkları, boyunda şişmeler ve vücutta değişiklikler hissedildiği an derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemine vurgu yaptı. Hastalık sürecini anlatan İbrahim Çolak ise, "Ses kısıklığından dolayı hastaneye başvurdum. Kayseri’de birçok hastaneye gittim. Orada muayene ettiler, parça aldılar. Sonuçta kanser olduğum ortaya çıktı. Yeğenim vardı, o araştırmış Aydın hocayı bulmuş. Hoca da ’İnşallah iyileştiririz’ deyince ben de Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne yattım. İnançlı bir insanım, ölümden korkmuyorum. Llakin içimde iyi olacağıma dair bir umut vardı. Gerekli tahlil, tetkikler tekrar bu hastanede de yapıldı, ameliyata karar verildi. Prof. Dr. Aydın Acar ve ekibi tarafından ameliyata alındım. Lazerle ameliyat yapmışlar. Çok şükür ameliyatım başarılı geçti. Kanserin erken evre olması ve Aydın hoca ve ekibinin tecrübesiyle Rabbime hamdolsun sağlığıma kavuştum. Buradan tüm insanlara sesleniyorum; Allah için sigara içmesinler. Sigara eninde sonunda ama er ama geç bir gün mutlaka kanser olarak vücudumuzun bir yerinden çıkıyor’’ dedi.