Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
Tayland’da hemzemin geçit faciası: 8 ölü
Mola verdikleri dinlenme tesisinde acı son: Yeğeninin cesediyle karşılaştı
Kağıthane’de kadın doktor avukat sevgilisinin evinin terasından düştü
Alkollü sürücünün çarptığı kadın ağır yaralandı
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:54
Erzurum’da sağlıklı yaşam için büyük kampanya
Erzurum’da vatandaşların bilinçli ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesini teşvik etmek amacıyla "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası başlatıldı. Kampanya 10 Mayıs 2025 tarihinde başladı ve 10 Temmuz’a kadar sürecek. Hedef, 90 bin Erzurumlunun sağlıklı kilo aralığına ulaşmasını sağlamak. Kampanya kapsamında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak beden kitle indeksleri hesaplanıyor. Sağlık açısından risk taşıyan bireyler, başvurabilecekleri sağlık merkezleri hakkında bilgilendirilerek destekleniyor. Kampanyanın ilk haftasında 7.500 kişiye ulaşıldığı belirtildi. Sağlıklı yaşam için farkındalık artırmayı amaçlayan Kampanya’nın, 20 Mayıs 2025 itibarıyla "Sigarayı Bırak, Hayatını Değiştir Kampanyası ile kapsamı genişletildi. Kurulan stantlarında vatandaşlara nefeste karbon monoksit seviyesi ölçümü yapılarak sigara bağımlılığı konusunda bilgilendirme sağlanıyor. Nikotin Bağımlılık Testi ile bireylerin bağımlılık seviyeleri belirlenirken, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı ve sigara bırakma polikliniklerine yönlendirme çalışmaları yürütülüyor.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:52
Uzm. Dr. Fatma Arkaz: "Tüp bebekte kaygıyı yönetmek, başarı şansını artırıyor"
Tüp bebek tedavisi sürecinde yaşanan stresin, anne-baba olma şansını etkilediği bilimsel olarak ortaya kondu. Uzman Dr. Fatma Arkaz, psikolojik desteğin tedavi başarısını ve çiftlerin ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirtti. Tüp bebek tedavisi olarak bilinen IVF (İn vitro fertilizasyon), çocuk sahibi olmak isteyen çiftler için hem fiziksel hem de ruhsal açıdan zorlu bir süreci ifade ediyor. Bu süreçte yaşanan kaygı ve stres, doğrudan tedavi başarısını etkileyebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzman Dr. Fatma Arkaz, tüp bebek tedavisi gören çiftlerde psikolojik desteğin kritik bir rol oynadığını ifade etti. Kaygı düzeyinin yüksek olması ise tedavi sürecine olumsuz etkiliyor Araştırmalara göre, tüp bebek tedavisi gören bireylerin yaklaşık yüzde 30-60’ı süreç boyunca klinik düzeyde anksiyete veya depresyon belirtileri gösterebiliyor. Kaygı düzeyinin yüksek olması ise tedavi sürecine ve sonuçlarına olumsuz etki edebiliyor. Bu nedenle çiftlerin ruh sağlığına yatırım yapması, tedavi başarısının yanı sıra ebeveynliğe hazırlık, ilişkilerin korunması ve yaşam tatmini açısından da önem taşıyor. "Stresle baş etmek başarıyı artırıyor" Uz. Dr. Arkaz, birçok çift bu stresli döneme zamanla uyum sağlayabiliyor. Partnerler arasında geliştirilen sağlıklı iletişim biçimleri ve duygusal yakınlık, tedavi sürecine olumlu katkı sağladığına dikkat çekti. Tüp bebek tedavisinde kullanılan bazı ilaçların da ruhsal durum üzerinde etkileri olabileceğini hatırlatan Arkaz, tedavide başarısızlık yaşanmasının bireylerde yas süreci başlattığını, bunun da hem bireysel ruh sağlığını hem de evlilik ilişkilerini etkileyebileceğini söyledi. Psikolojik desteğin faydaları Tüp bebek sürecinde alınan psikolojik desteğin önemine dikkat çeken Arkaz, "Bu süreçte çiftlere duygularını güvenle ifade edebilecekleri bir paylaşım alanı sunuluyor. Psikolojik destek, stres ve duygusal dalgalanmalarla başa çıkmayı kolaylaştıracak yöntemler kazandırıyor. Aynı zamanda karar verme süreçlerinde rehberlik ediyor, olumsuz düşüncelerle başa çıkmayı ve olumlu bakış açısı geliştirmeyi öğretiyor. Çiftlerin bu zorlu yolculukta kontrol ve güven hissini yeniden kazanmalarına da yardımcı oluyor" dedi. Uzmanlardan çiftlere öneriler Tüp bebek tedavisine başlayacak çiftlere önerilerde bulunan Arkaz, "Partnerler arasında açık ve dürüst bir iletişim kurulması büyük önem taşıyor. Ayrıca arkadaş ve aile desteği de sürecin sağlıklı yönetilmesinde çok kıymetli. Stres kaynaklarını belirlemek, eşlerin farklı başa çıkma yollarını anlaması ve beden-zihin bütünlüğünü destekleyici aktiviteler –örneğin egzersiz, meditasyon, nefes çalışmaları ya da yazı yazmak– bu süreçte ciddi fayda sağlıyor. Bunun yanı sıra sağlıklı ve dengeli beslenmek, büyük yaşam değişikliklerinden kaçınmak ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemek de tedavi sürecinin hem daha konforlu hem de daha verimli geçmesini sağlıyor" diye konuştu. Ruh sağlığının tüp bebek tedavisinde ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Arkaz, "Bu süreçte ruh sağlığına yapılan her yatırım yalnızca tedavi başarısını artırmakla kalmaz, aynı zamanda sağlıklı bir ebeveynliğe giden yolu da güçlendirir" ifadelerini kullandı.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:40
Çölyak Hastalığının tek tedavisi glütensiz beslenme
Özel Denizli Cerrahi Hastanesi İç Hastalıkları Dahiliye Uzmanı Op. Dr. Dündar Güngör, çölyak hastalığının tek tedavisi glütenden kaçınmak olduğunu belirterek, "Yumurta, et, balık, tavuk gibi gıdalar tüketilirse çölyak hastalığını büyük bir oranda tedavi edilmiş oluyor ve bağırsak sağlığına kavuşmaya başlıyor. Aynı zamanda glütenden her zaman uzak durulması gerekiyor" dedi. Özel Denizli Cerrahi Hastanesi İç Hastalıkları Dahiliye Uzmanı Op. Dr. Dündar Güngör, glüten entropatisi diye bilinen çölyak hastalığı hakkında bilgiler verdi. Bağırsakların glütene karşı aşırı hassasiyetin sonucu ortaya çıkan bir hastalık olduğunu genellikle hastaların, gaz şişkinliği, ishal, zaman zaman kabızlık gibi şikayetlerle geldiğini belirtti. Op. Dr. Güngör, "Hastalarımız tedavi için gelip şikayetlerini anlatırken, belli gıdalardan sonra rahatsızlıkların olduğunu ifade edince ilk etapta çölyak hastalığı düşünüyoruz. Belirtilerinde tabi bununla birlikte halsizlik, yorgunluk, hafızayla ilgili sorunlar bile ortaya çıkabiliyor. Çünkü vitamin eminimi, proteinlerin eminimi gibi bozukluklarla birlikte de gidiyor" dedi. "Glüten hassasiyeti olan kişilerde, illaki çölyak hastalığı gelişecek diye bir durum olmayabilir" Çölyak hastalığının belirtisi olan hastaları glütenden uzak durması gerektiğini belirten İç Hastalıkları Dahiliye Uzmanı Op. Dr. Dündar Güngör, "Çölyak hastalığının başlangıcında, geçirgen bağırsak sendromu dediğimiz durum ortaya çıkıyor. Geçirgen bağırsak durumunda, bağırsaktan geçmemesi gereken toksik bir takım gıdaların ve büyük molekül parçacıkların geçmesi ortaya çıkıyor. Ardından ise glüten hassasiyeti ortaya çıkıyor. Glüten hassasiyeti olan kişilerde, illaki çölyak hastalığı gelişecek diye bir durum olmayabilir. Hasta çölyak hastalığı olmadan önce de glütene karşı aşırı hassasiyeti olabiliyor. Bu tür durumlarda da aynı çölyak hastalığında aldığımız tedbirleri alarak yol alıyoruz. Çölyak hastası olanları glütenden uzak durmasını öneriyoruz. Tahıllarda çok fazla glüten bulunuyor. Mesela en çok bizim ülkemizde tüketilen normal beyaz ekmek dediğimiz ekmek de glüten oldukça fazla miktarda var. Çünkü glüten olmadığı zaman, ekmek kabarmıyor, lezzeti o kadar iyi olmayabiliyor. Glüten de çölyak hastalığına sebep oluyor" diye konuştu. "Yumurta, et, balık, tavuk gibi gıdalar tüketilirse çölyak hastalığını büyük bir oranda tedavi edilmiş oluyor ve bağırsak sağlığına kavuşmaya başlıyor" Çölyak hastalığını tedavisi olduğunu ama tedavi sürecinde hastaya bir takım görevlerin düştüğünü ifade eden Op. Dr. Dündar Güngör, "Hastaya düşen glütenli gıdaların beslenmesinden uzak durmasıdır. Sebze ve meyveyle beslenmelerini öneriyoruz. Veya yumurta, işlenmemiş et, balık, tavuk tüketebilirler. Aynı zamanda tahıllarda mısır ve mısır unu gibi şeylerde glüten bulunmuyor. Hastalarımız bu tür gıdaları tükettiklerinde zaten çölyak hastalığını büyük bir oranda tedavi etmiş oluyoruz ve bağırsak sağlığına kavuşmaya başlıyor. Ancak sonrasında tekrar glütenli bir şey yenildiğinde hastalarımız tekrar aynı şikayetlerle geri gelebilir" dedi. "Glütenden her zaman uzak durulması gerekiyor" Glütenden her zaman uzak durmakta fayda olduğunu kaydeden Op. Dr. Dündar Güngör, "Glütenden her zaman uzak durmakta fayda var. Glüten özellikle tiroid, otonom tiroid ve haşimato tiroid gibi hastalıklara da sebep oluyor. Glütenin protein yapısı, tiroid hücreleriyle benzerlik gösteriyor. Vücut tiroid hücrelerinde glütene karşı hassas. Tiroid hücrelerinde glüten sanarak saldırmaya geçip haşimato tiroide sebep olabiliyor. Vücudunuz bunu adapta olmadığı için saldırıya geçiyor. Sonrasında da kendi hücrelerine de saldırarak çölyak hastalığı, haşimato tiroid gibi rahatsızlıklara sebep oluyor" ifadelerini kullandı.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:33
Aydın’da yaşanan doktor ve randevu sorunu Meclis’e taşındı
Cumhuriyet Halk Partisi Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, Aydın’da hastanelerde yaşanan hekim ve randevu krizi sorununu TBMM’de gündeme getirdi. CHP’li Bülbül, pek çok klinikte hastaların randevu bulamadığını Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde ise parasız sağlık hizmeti almanın imkansız hale geldiğini belirterek Aydın’da sağlık alanında yaşanan bu sorunun bir an önce çözülmesini beklediklerini söyledi. CHP Aydın Milletvekili ve TBMM Adalet Komisyonu CHP Grup Sözcüsü Süleyman Bülbül, Aydın’da hastanelerde yaşanan randevu krizinin Aydın’da yaşayan vatandaşları özel hastanelere mecbur bıraktığını ileri sürerek "Aydın’ın hastanelerinde randevu krizi bitmek bilmiyor. Vatandaşın Anayasa’dan kaynaklanan en temel hakkı olan sağlık hakkı engelleniyor. Kardiyoloji, göğüs hastalıkları, göz hastalıkları, cildiye ve daha sayamadığım pek çok klinikte hastalar, aylarca randevu arıyor, tedavi olamıyor. Randevu bulanların da randevuları iptal ediliyor. Yatarak tedavi olması gereken hastalar yatak bulamıyor" diyerek Aydın’da yaşanan bu sorunun çözülmesini beklediklerini kaydetti.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:32
Çocukluk çağındaki kanser vakalarının yüzde 35’ini lösemi oluşturuyor
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Sosyal Pediatri Bilim Dalında görevli Doç. Dr. Elif Ünver Korğalı, 25-31 Mayıs Uluslararası Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Türkiye’de her yıl yaklaşık bin 500 çocukta lösemi vakasının görüldüğünü söyleyen Korğalı, "Çocukluk çağındaki kanser vakalarının yüzde 35’ini lösemiler oluşturur ve birinci sıradadır. Günümüzde artmış tıbbi tedavi olanakları ile lösemide tedavi oranı yüzde 95’lere kadar ulaşmıştır" dedi. "Sağlıklı nesiller için birlikte adım atabiliriz" Löseminin ilk olarak yüksek ateş, halsizlik, kilo kaybı, burun kanaması, diş eti kanaması, vücutta morlukların belirmesi, iştahsızlık, boyunda, koltuk altında, kasıklarda lenf bezi şişmeleri, karaciğer ve dalak büyümesi ile kendini gösterdiğini belirten Korğalı, "Bu belirtiler olduğunda bir hekime başvurularak tam kan sayımı ve muayene yapılması gereklidir. Hastalık sinsi başlar ve tedavi edilmediği takdirde ilerleyici seyreder. Ailelere de görev düşmekte olup bilinçlendirme faaliyetlerimizin kesintisiz olarak sürdürülmesi, koruyucu önlemlerimizin arttırılması gerekmektedir. Çocuklarımızı kanserden korumak için yaşadığımız çevrede basit önlemler alabiliriz. Mesela, tükettiğimiz gıdalara dikkat ederek sağlıklı nesiller için birlikte adım atabiliriz. Sağlıklı beslenebilir, sebze ve meyvelerimizi mevsiminde tüketebiliriz. Çevremizde kanser yapıcı olan bazı alanlarda, kirli hava, sigara dumanı, baz istasyonu ve yüksek elektrik gerilim hatlarının bulunduğu yerlerden mümkün olduğunca uzak durabiliriz. Bunun yanında çocuklarımızı spora teşvik edip, bilgisayar ve televizyon başında geçirdikleri zamanı azaltabiliriz. Cep telefonlarının henüz kanıtlanmış bir risk faktörü olduğu söylenemez ancak uzun vadeli etkileri hakkında henüz yeterli fikir sahibi değiliz. Bu açıdan çocuklarda cep telefonu kullanımını minimuma indirmekte fayda görüyorum. Tedbiren özellikle 0-5 yaş grubu çocukların yanı başında cep telefonu kullanmamak uygun olur. Bu öneriler hem çocuklar hem de daha anne karnında oldukları gebelik dönemindeki anne adaylarımız için geçerlidir. Ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kanser riskinin diğer bireylere oranla daha yüksek olduğunu hatırlatıp, lösemi ile mücadelede vatandaşları duyarlı olmaya davet ediyorum" ifadelerine yer verdi.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:22
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde ‘Karaciğer Kongresi’ düzenlendi
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde düzenlenen ’Karaciğer Kongresi’nde kanser tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. Karaciğer kanserinde erken tanı, medikal onkoloji, girişimsel tedaviler ve artan organ bağışlarıyla hastalar için umut, her geçen gün büyüyor. Ankara’da düzenlenen ve karaciğer cerrahisinin önde gelen isimlerini buluşturan kongrede, karaciğer kanseri tedavisindeki son gelişmeler masaya yatırıldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen uzman hekimler, organ naklindeki başarı oranlarının artmasına ve multidisipliner tedavi yöntemlerine dikkat çekti. Organ bağışlarındaki artışın, binlerce hastaya umut olduğunu belirten uzmanlar, nakil oranlarının son yıllarda ciddi şekilde yükseldiğini belirtti. Gastroenteroloji Cerrahisi Derneği Başkanı ve Bilkent Şehir Hastanesi Organ Nakli Mesul Müdürü Prof. Dr. Erdal Birol Bostancı, toplantının ücretsiz gerçekleştiğini vurgulayarak, "Karaciğer kanserlerinde multidisipliner bir toplantı düzenledik. Türkiye’nin önde gelen hocalarını davet ettik. Bilimin ücretsiz sunulması taraftarıyız ve bunu sağladık" dedi. İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Sezai Yılmaz ise medikal onkolojideki gelişmelere dikkat çekti. Yeni nesil ilaçlarla karaciğer tümörlerinin küçültülebildiğini ve bazı vakalarda tamamen yok edilebildiğini belirtti. Bilkent Şehir Hastanesi Nükleer Tıp Kliniği Direktörü Prof. Dr. Elif Özdemir de cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için radyoembolizasyon tedavisinin önemine değindi. Özdemir, "Girişimsel radyoloji ve nükleer tıbbın birlikte uyguladığı bu yöntemle, hastanın karaciğerine lokal radyasyon veriyoruz. Bu, cerrahiye uygun olmayan hastalar için etkili bir alternatif" diye konuştu.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 10:13
Filistinli çocuk Türk doktorlar sayesinde hayata tutundu
Doğuştan safra kanalları olmadan dünyaya gelen 2,5 yaşındaki Filistinli Jad Ahmed Said Deek, ülkesinde tedavi imkanı bulamayınca çareyi Türkiye’de aradı. İ.A.Ü. VM Medical Park Florya Hastanesi’nde annesinden nakledilen karaciğerle sağlığına kavuşan küçük çocuk, yeniden yaşama tutundu.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:18
Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, doğanın canlanmasıyla birlikte Van’da polen yoğunluğunda ciddi artış yaşandığını belirterek, özellikle alerjik bünyeye sahip vatandaşların dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu. Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, özellikle kavak ağaçlarından yayılan polenler Van’da alerjik rahatsızlığı bulunan vatandaşların sağlığını tehdit ediyor. Kavak ağacı popülasyonunun fazla olması nedeniyle kent merkezine adeta polen yağıyor. Genellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı havalarda yayılan polenler, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Uzmanlar, polenlerin yoğunlaştığı bu dönemde özellikle saman nezlesi, göz nezlesi ve astımı olan hastaların maske ve gözlük gibi önlemler almasını öneriyor. Dışarı çıkmak zorunda kalanların eve döndüklerinde duş almaları ve dışarıda giyilen kıyafetleri değiştirmeleri tavsiye ediliyor. "En çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir" Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, polen sezonunun başlamasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip hastalarda çeşitli şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti. Bu şikayetlerin hafiften ağıra değişebildiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Dr. Atlı, "Polen alerjisi olan hastalarımızda alerjen kaynağını sadece çiçeklerle sınırlı görmemek gerekir. Van’ın coğrafi yapısı nedeniyle, merkez ve ilçelerde yoğun olarak yetişen kavak ağaçlarıyla birlikte çimen ve yabani otlardan salınan polenler de alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bu mevsimde en çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir. Hastalarımız; kaşıntı, öksürük, hırıltılı solunum, gözde kızarıklık ve kaşıntı, burun tıkanıklığı gibi şikayetlerle başvurabiliyor" dedi. "Evlerin havalandırılması günün geç saatlerine bırakılmalı" Özellikle astım hastalarının bu dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Atlı, "Polen yoğunluğu, astımı mevsimsel olarak kötüleştirebilir. Bu da solunum yetmezliğine, artan acil servis ve poliklinik başvurularına yol açmaktadır. Bu durum, günlük pratiğimizde poliklinik yoğunluğunu da artırıyor. Astım, ürtiker ve saman nezlesi hastalarımızın tedavilerini aksatmadan sürdürmeleri son derece önemlidir. Maske ve koruyucu gözlük kullanımı, dış ortamda giyilen kıyafetlerin eve girer girmez değiştirilip yıkanması, mümkünse duş alınması önerilmektedir. Sabah saatlerinde polen yoğunluğu daha fazla olduğundan, evlerin havalandırılması günün daha geç saatlerine bırakılmalıdır" diye konuştu. Göz, burun, solunum yolları ve cildin temel olarak etkilendiğini ifade eden Atlı, tedavi sürecinin şikayetlerin yoğunlaştığı organa göre şekillendirildiğini belirtti. Atlı, özellikle geçmeyen kaşıntı, göz yaşarması, öksürük, hırıltılı solunum, boğazda yanma ve nefes darlığı gibi şikayetleri olan vatandaşların mutlaka polikliniklerine başvurmaları gerektiğini söyledi.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:13
"Erkek sağlığının sırrı sofrada: Beslenmeyle cinsel gücü artırın"
"Erkek cinsel sağlığı üzerinde yaşam tarzı ve özellikle beslenme belirleyici rol oynuyor" diyen Üroloji ve Androloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Gürkan Yenice, dengeli bir diyetin testosteron düzeyinden damar yapısına kadar birçok fizyolojik mekanizmayı doğrudan etkilediğini belirtti. Cinsel sağlık, genel sağlığın bir yansımasıdır. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Üroloji ve Androloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Gürkan Yenice, erkeklerde sağlıklı bir cinsel yaşamın ancak düzenli uyku, egzersiz, stres yönetimi ve dengeli beslenmeyle mümkün olabileceğine dikkat çekti. Özellikle bel çevresindeki yağlanmanın testosteronu baskılayarak cinsel performansı olumsuz etkilediğini belirten Doç. Dr. Yenice, bazı doğal besinlerin nitrik oksit üretimini destekleyerek bu süreci olumlu yönde etkileyebileceğini söyledi. Sağlıklı vücut, sağlıklı cinsellik demektir Düzenli bir yaşam tarzının cinsel fonksiyonlar üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yenice, "Genel sağlığımız ne kadar iyiyse cinsel sağlığımız da o kadar iyi olur. Uyku düzeni, fiziksel aktivite ve stres kontrolü bu konuda çok önemli. Ancak özellikle beslenme, cinsel sağlığın en temel taşlarından biridir" dedi. Beslenme alışkanlıklarının hormonal denge üzerindeki etkisine dikkat çeken Doç. Dr. Yenice, "Bel çevresindeki yağ dokusu, erkeklik hormonu olan testosteronun östrojene dönüşmesine neden olur. Bu da cinsel sağlık ve performans açısından olumsuz sonuçlar doğurur" diye konuştu. Hangi besinler faydalı? Nitrik oksit üretimini destekleyen besinlerin erkek cinsel sağlığına katkı sunduğunu belirten Doç. Dr. Yenice, "Fındık, badem, ceviz, fıstık, keçiboynuzu gibi kuruyemişler; havuç, turp, pancar gibi kök sebzeler; marul, ıspanak, roka gibi yeşil sebzeler; çilek ve karpuz gibi meyveler ile somon ve diğer omega 3 içeren deniz ürünleri tüketilebilir" dedi. Piyasada satılan macun ve benzeri ürünler hakkında da uyarıda bulunan Doç. Dr. Yenice, "Aktarlarda satılan bazı ürünlerde kimyasal maddeler bulunabilir. Bu da kalp ve damar sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Bu tür ürünler mutlaka doktor kontrolünde kullanılmalı" ifadelerini kullandı. Bilgi için uzman desteği şart Beslenmenin bireysel farklılıklar gösterdiğini ve herkesin kendi sağlık yapısına göre plan yapması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Yenice, "Sağlıklı bir cinsel yaşam için bir üroloji ya da androloji uzmanına danışmak büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 09:02
ESKİ’den Kızılay’a kan bağışı
ESKİ Genel Müdürlüğü Personeli, Kızılay’a kan bağışında bulundu. Kanın sadece acil değil, sürekli bir ihtiyaç olduğunu belirten ESKİ Genel Müdürü Remzi Ertek, kan bağışının önemine dikkat çekerek; ‘Kan bağışı hayat kurtarır ve hepimize bir gün lazım olabilir’ dedi. Kan bağışlamanın hem sosyal sorumluluk hem de hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Genel Müdür Ertek, "Türk Kızılay’ının başlattığı projelere katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Kaynağı sadece insan olan ve başka bir yolla temini mümkün olamayan kan ihtiyacını karşılamanın yolu, gönüllü bağışlardan geçmektedir. Bu açıdan ESKİ ailesi olarak, bu tür programları vesile bilip, hayırlı işlere imza atmaya çalışıyoruz. Bir tek hayatın dahi kurtulmasına vesile olabilirsek ne mutlu bizlere. Bu farkındalığın oluşmasına katkı sunan Kızılay başta olmak üzere personellerimize teşekkür ediyorum. Sağlıklı olan herkesi kan bağışlamasına davet ediyorum." dedi.
26 Mayıs 2025 Pazartesi - 07:48
Bilim insanları Erzincan’da eklem ağrıları ve çözüm önerilerini konuştu
Erzincan’da fizik tedavi uzmanları, beyin cerrahi uzmanları ve acil tıp uzmanlarının katılımlarıyla kas iskelet sistemine ait hastalıkların teşhisinde uygulama ve çözüm önerileri değerlendirildi. Erzincan’da uzman bilim insanlarının bir araya geldiği EMAR okuma eğitimine; ortopedi ve travmatoloji, beyin ve sinir cerrahisi, fizik tedavi ve rehabilitasyon ve acil tıp alanında hekimler katıldı. Toplantıda değerlendirme ve bilgilendirme konuşmasını yapan Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. A. Mecit Kantarcı; "Burada hem günlük pratikte hem de halk sağlığı düzeyinde önemli bir yük oluşturan kas ve iskelet sitemi hastalıkları konusunda yapılan güncel, bilimsel çalışmaları paylaşmak, tartışmak ve daha nitelikli bir sağlık hizmetine zemin hazırlamak için bir aradayız. Eklem ağrılarının nedenini doğru belirlemek, tedavi planını oluşturmak ve hastalığın gidişatını izlemek için görüntüleme yöntemleri vazgeçilmez araçlardır. Bu yöntemlerin endikasyona uygun, kanıta dayalı, maliyet etkin ve hasta güvenliği gözetilerek kullanılması, hem doğru tanıyı hem de tedavi başarısını artıracaktır. Bir tıp fakültesi olarak bizler için bu toplantılar, sadece bilgi paylaşımı değil, aynı zamanda eğitim, araştırma ve hizmet üçgeninde ilerlemeyi tetikleyen birer akademik ivmedir. Öğrencilerimizin ve uzmanlık eğitimi alan genç meslektaşlarımızın yalnızca bilgili değil aynı zamanda bilimsel gelişmeleri okuyabilen ve yorumlayabilen hekimler olarak yetişmesi için bu tür disiplinli etkinliklerin yanında olmaya devam edeceğiz" dedi. Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nizamettin Koçkara’da, "Bugün burada kas iskelet sistemine ait hastalıkların teşhisinde çok işimize yarayan ve radyologlardan çok yardım gördüğümüz manyetik realans (EMAR) olarak bilinen manyetik realans değerlendirme ile ilgili çok önemli bir toplantımızı gerçekleştiriyoruz. Bu toplantıya Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ki hareket sistemi sorunları ile ilgilenen fizik tedavi uzmanları, beyin cerrahi uzmanları ve acil tıp uzmanları ile birlikte il dışından gelen aynı alanlarda ki hekim ve asistanlar ile gerçekleştiriyoruz. Bu konuda bizimle bilgisini paylaşan Ankara’dan davetli olan Radyoloji Uzmanı Dr. Mevlüt Yörükbulut önemli bir bilgi paylaşımı gerçekleştiriyor. Toplantımız Sağlık Bakanlığımızın onayladığı, etik ve yasal olan bu toplantımız bizler için çok önemli çünkü Anadolu’da bir dünya üniversitesi şiarıyla eğitim hayatını devam ettiren üniversitemizin Erzincan’da böyle bir toplantı organizasyonunda bizlerin görev alması Erzincan adına oldukça önemli olduğunu düşünüyorum. Tıbbi eğitimde çok önemli, sürekli ve teknolojik gelişmeler ile birlikte her zaman yeniliğe açık ve öğrenmenin devam ettiği bir uygulama alanıdır. Bizlerde bu konulardaki bilgilerimizi güncel tutmak, güncel bilgilerle hastalarımıza tedavi vermek için çalışıyoruz. Bu konulardaki toplantıları çok önemli olduğunu düşünüyorum. Eğitimler sürekli devam ediyor. Bu eğitim sürekliliği içerisinde biz eğitimcilerinde bu sürekli eğitim içerisindeki bilgiyi yaygınlaştırma ve bilgiye ulaşma kolaylığı sağlamak arasındaki çabalar olması gerektiğini düşünüyoruz. Bizlere destek olan bütün idareci ve yöneticilere misafirlerimize ve Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. A. Mecit Kantarcı’ya teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Konuşmaların ardından Radyolog Dr. Mehmet Yörükbulut katılımcılara slayt eşliğinde sunumunu gerçekleştirdi.
25 Mayıs 2025 Pazar - 19:33
Ağrı’da "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında fidan dikimi etkinliği düzenlendi
Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü, mayıs ayının "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" olması dolayısıyla cilt kanserine dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla fidan dikimi etkinliği düzenledi. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer öncülüğünde başlatılan fidan dikimi programı, il merkezi ve ilçelerdeki çeşitli sağlık kuruluşlarının bahçelerinde gerçekleştiriliyor. Program kapsamında Diyadin Devlet Hastanesi, Tutak Devlet Hastanesi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) Hastanesi, Patnos Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM), Patnos İlçe Sağlık Merkezi, Patnos Sağlıklı Hayat Merkezi ve Doğubayazıt ADSM bahçelerine fidanlar dikildi. Etkinlikte konuşan Doç. Dr. Esra Beşer, cilt kanserinin erken teşhisinin önemine dikkat çekerek, "Cilt kanseri, özellikle güneş ışınlarına uzun süre maruz kalan bireylerde yaygın görülen bir hastalıktır. Bu farkındalık etkinliğiyle hem doğaya katkı sağlamak hem de vatandaşlarımızı bilinçlendirmek istiyoruz" dedi. Fidan dikiminin sembolik bir anlam taşıdığını ifade eden Beşer, "Fidanlar nasıl ki doğru koşullarda büyüyüp yeşeriyorsa, cilt sağlığımızı da koruyarak benzer şekilde kendimize özen göstermeliyiz. Bu vesileyle vatandaşlarımızı düzenli cilt kontrolleri yaptırmaya davet ediyoruz" şeklinde konuştu. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinliklerin ay boyunca tüm ilçelerdeki devlet hastanelerinde devam edeceği belirtildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder