SAĞLIK - 26 Mayıs 2025 Pazartesi 09:18

Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor

A
A
A
Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor

Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, doğanın canlanmasıyla birlikte Van’da polen yoğunluğunda ciddi artış yaşandığını belirterek, özellikle alerjik bünyeye sahip vatandaşların dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.


Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, özellikle kavak ağaçlarından yayılan polenler Van’da alerjik rahatsızlığı bulunan vatandaşların sağlığını tehdit ediyor. Kavak ağacı popülasyonunun fazla olması nedeniyle kent merkezine adeta polen yağıyor. Genellikle sabah saatlerinde ve rüzgârlı havalarda yayılan polenler, yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.


Uzmanlar, polenlerin yoğunlaştığı bu dönemde özellikle saman nezlesi, göz nezlesi ve astımı olan hastaların maske ve gözlük gibi önlemler almasını öneriyor. Dışarı çıkmak zorunda kalanların eve döndüklerinde duş almaları ve dışarıda giyilen kıyafetleri değiştirmeleri tavsiye ediliyor.



"En çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir"


Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Siahmet Atlı, polen sezonunun başlamasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip hastalarda çeşitli şikayetlerin ortaya çıktığını belirtti. Bu şikayetlerin hafiften ağıra değişebildiğini ve günlük yaşamı olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Dr. Atlı, "Polen alerjisi olan hastalarımızda alerjen kaynağını sadece çiçeklerle sınırlı görmemek gerekir. Van’ın coğrafi yapısı nedeniyle, merkez ve ilçelerde yoğun olarak yetişen kavak ağaçlarıyla birlikte çimen ve yabani otlardan salınan polenler de alerjik reaksiyonlara neden olmaktadır. Bu mevsimde en çok etkilenen organlar solunum yolları, cilt ve gözlerdir. Hastalarımız; kaşıntı, öksürük, hırıltılı solunum, gözde kızarıklık ve kaşıntı, burun tıkanıklığı gibi şikayetlerle başvurabiliyor" dedi.



"Evlerin havalandırılması günün geç saatlerine bırakılmalı"


Özellikle astım hastalarının bu dönemde çok daha dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Atlı, "Polen yoğunluğu, astımı mevsimsel olarak kötüleştirebilir. Bu da solunum yetmezliğine, artan acil servis ve poliklinik başvurularına yol açmaktadır. Bu durum, günlük pratiğimizde poliklinik yoğunluğunu da artırıyor. Astım, ürtiker ve saman nezlesi hastalarımızın tedavilerini aksatmadan sürdürmeleri son derece önemlidir. Maske ve koruyucu gözlük kullanımı, dış ortamda giyilen kıyafetlerin eve girer girmez değiştirilip yıkanması, mümkünse duş alınması önerilmektedir. Sabah saatlerinde polen yoğunluğu daha fazla olduğundan, evlerin havalandırılması günün daha geç saatlerine bırakılmalıdır" diye konuştu.


Göz, burun, solunum yolları ve cildin temel olarak etkilendiğini ifade eden Atlı, tedavi sürecinin şikayetlerin yoğunlaştığı organa göre şekillendirildiğini belirtti. Atlı, özellikle geçmeyen kaşıntı, göz yaşarması, öksürük, hırıltılı solunum, boğazda yanma ve nefes darlığı gibi şikayetleri olan vatandaşların mutlaka polikliniklerine başvurmaları gerektiğini söyledi.



Van’da polen yoğunluğu alerjik hastaları tehdit ediyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bayburt Kızından Kıbrıs Gazisi babasına veda: "Babamla gurur duyuyorum" Bayburtlu Kıbrıs Gazisi ve emekli öğretmen Ömer Doğan, Manas köyünde düzenlenen resmi törenle son yolculuğuna uğurlandı. Doğan’ın acılı kızı Demet Temur, babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu belirterek, "Babamla gurur duyuyorum" dedi. 74 yaşında hayatını kaybeden Doğan için öğle namazına müteakip köyde cenaze töreni düzenlendi. Cenaze namazının ardından Doğan’ın naaşı, resmi tören eşliğinde defnedilmek üzere köy mezarlığına götürüldü. Doğan’ın kızı Demet Temur, babasının savaş yıllarına ilişkin hatırlarını çok fazla anlatmayı sevmediğini belirterek, "Çok ketumdu, anlatmayı sevmezdi ama biz anlatsın diye babamı sıkıştırırdık. Savaş döneminde yaşadığı bazı olaylardan, komutanlarından, izne gelirken memleketine ve ailesine kavuşmak için verdiği mücadeleden bahsederdi. Çok ayrıntı vermezdi" dedi. Babasının dürüstlüğüyle kendilerine örnek olduğunu ifade eden Temur, "Yiğit bir adamdı benim babam. Çok dürüsttü. Doğruya doğru, yanlışa yanlış derdi. Kimse için başını eğmedi. Bize de öyle öğretti. Babamla gurur duyuyorum. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun" diye konuştu. Cenaze törenine katılan Şehit ve Gazi Aileleri Derneği Başkanı Gazi Selami Köksal ise Doğan’ı son yolculuğuna uğurladıklarını belirterek, "Kıbrıs Gazisi Ömer ağabeyimiz aynı zamanda eğitim camiamıza yıllarca hizmet etmiş bir büyüğümüzdü. Allah mekânını cennet eylesin, yakınlarına sabırlar versin" ifadelerini kullandı. Törene il protokolü, Doğan’ın ailesi ile yakınları, gaziler, STK temsilcileri, siyasi parti başkanları ve vatandaşlar katıldı. Okunan duaların ardından Gazi Doğan, köy mezarlığında toprağa verildi.
Bursa Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa’nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihi yönleriyle konuşuluyor. Osmanlı’nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihi gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi. "Seramik sanatı, geçmişle gelecek arasında kültür köprüsüdür" Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, "Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır" dedi. "Değerlerimizi yaşatmayı sorumluluk olarak görüyoruz" Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü’nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, "Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz" diye konuştu. "Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi" Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, "Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum" dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti. Program, açılış konuşmalarının ardından Erhan Öztepe başkanlığında gerçekleştirilen birinci oturumla devam etti. Serkan Gedük, Ayşe Tuba Ökse Fikri Kulakoğlu ve Ali Ozan’ın konuşmacı olduğu oturumla başlayan sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.