Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Süper Lig’e veda eden son takım Antalyaspor oldu
Trump: "İran için zaman daralıyor"
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
4
17 Mayıs 2026 Pazar- 09:53
Eşyalarla kurulan tehlikeli bağın perde arkası
5
17 Mayıs 2026 Pazar- 10:15
Göz hastalıklarında doğru bilinen yanlışlar
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 08:28
Bayburt’ta obezite ile mücadele başladı
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen ‘Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat’ programı kapsamında Bayburt’ta ‘İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa’ etkinliği yapıldı. Etkinlikte, boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, beden kütle indeksi hesaplandı. ’Türkiye Obezite ile Mücadele ve Fiziksel Aktivite Eylem Planı’ doğrultusunda bireylere doğrudan ulaşmak ve toplumda obezite ile mücadele konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kentin işlek yerlerinde stant açıldı. Açılan stantta vatandaşlara sağlıklı yaşam konusunda bilgiler verilerek, broşürler dağıtıldı. Bilgilendirmelerin ardından boy uzunluğu ve vücut ağırlığı ölçümleri yapılarak, vatandaşların beden kütle indeksi hesaplandı. Normal değerlerin altında ve üstünde çıkan vatandaşlar, diyetisyenlere ve obezite taramalarını yaptırmaları için kayıtlı oldukları aile hekimlerine başvurmaları için yönlendirildi.
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 08:08
Menteşe Devlet Hastanesinde sağlık sektörünün meleklerine pastalı kutlama
12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında Menteşe Devlet Hastanesinde kutlama etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı birlikte mesai yaptığı hemşirelerin günlerini tek tek kutlarken, pasta kesildi. ‘12-18 Mayıs Hemşireler Haftası’ kapsamında Menteşe Devlet Hastanesinde düzenlenen etkinlikte, Başhekim Op. Dr. Şadi Ballı ve idari personel, sağlık hizmetlerinin vazgeçilmez bir parçası olan hemşireler ile bir araya gelerek bu özel haftayı kutladılar. Başhekim Ballı, "Hayatın en zor anlarında hastalarımıza umut olan, şefkatleriyle iyileşme süreçlerine katkıda bulunan ve büyük bir özveriyle görev yapan başta kurumumuzun hemşireleri olmak üzere tüm hemşirelerimizin Hemşireler Haftasını en içten dileklerimizle kutluyor, sağlık sistemimize kattıkları değer, insan sevgileri ve emekleri için şükranlarımızı sunuyorum" dedi.
14 Mayıs 2025 Çarşamba - 07:57
Muğla EAH’ta ‘Hemşireler Günü’ etkinliği
12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde etkinlik düzenlendi. Etkinlikte geleneksel kalite ve emeklilikleri gelen hemşirelere de teşekkür belgeleri verildi. Programda konuşan başhekim yardımcısı Uz. Dr. Eda Özlek, "Sağlık hizmeti sunumunun vazgeçilmez birer parçası olarak pandemide, doğal afetlerde her zaman omuz omuza çalışmaktan gurur ve onur duyduğumuz, bireyin, ailenin ve toplumun sağlığını koruyan, geliştiren, hastaların tedavi, takip ve bakım uygulamalarında anahtar rol oynayan, azimle, sabırla ve fedakârca görevini yerine getiren tüm hemşirelerimizin gününü kutluyorum. Hemşirelik, birey, aile ve toplumun sağlığını koruyan, geliştiren, bozulan sağlığı yeniden kazandıran ve rehabilitasyonunu sağlayan profesyonel bir meslektir. Hemşireler bu mesleklerini bakım verme, yönetim, eğitim, araştırma ve danışmanlık gibi rolleri ile gerçekleştirmektedirler. Hemşirelerin vermiş oldukları bu hizmet ülkelerin sağlık standartlarını belirlemede altın bir rol oynamaktadır" dedi. Muğla EAH’ta düzenlenen etkinlikte ilgili tüm birim sorumlularına, göstermiş oldukları çözüm odaklı pozitif yaklaşım ve iş birliği çalışmaları kapsamında; Kalite Yönetim Birimi tarafından hazırlanan 4. Geleneksel Kalite Teşekkür belgesi töreni Başhekimlik Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Yatağan Ek Hizmet binasında görev yapan sağlık çalışanları da Hemşirelik Haftası kutlama programı kapsamında ziyaret edildi. Emekliliği hak eden hemşirelere Başhekim yardımcısı Uz. Dr. Hurşide Uslu ve yönetim ekibi tarafından teşekkür belgeleri verildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 19:11
Sivas’ta 8 kişiye KKKA tanısı konuldu, 1 kişi hayatını kaybetti
Sivas’ta nisan ayından itibaren 8 kişiye Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) tanısı konuldu. Tedavi altına alınan bir kişi hayatını kaybetti. Türkiye genelinde hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte özellikle Sivas, Tokat, Amasya, Erzincan, Gümüşhane, Giresun ve Yozgat gibi illerde yoğunlaşan kene vakaları, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı riskini de beraberinde getiriyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nazif Elaldı, bölgede Hyalomma marginatum türü kenelerin yaygın olduğunu ve KKKA virüsünü bulaştırdığını söyledi. Kenelerin KKKA’nın yanı sıra Lyme hastalığı, Riketsiya enfeksiyonları, Anaplazmoz, Q ateşi ve Erlihiyoz gibi 200’den fazla hastalığı insanlara bulaştırabildiğini ifade eden Prof. Dr. Elaldı, Sivas Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde bu yıl Nisan ayından itibaren 8 erişkin hastaya KKKA tanısı konulduğunu belirtti. Tedavi gören hastalardan birisi ise hayatını kaybetti. Kene vakalarına ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Nazif Elaldı, "Kenelerden korunmak için ilk olarak kenelerin bulunduğu kırsal alanlara gitmemek en iyi çözüm olmakla birlikte, bu her zaman mümkün değildir. Eğer gidilecekse de gitmeden önce kenelerin kolaylıkla fark edilip görülebileceği açık renkli elbiseler giyilmelidir. Doğada bulunulduğu zamanlarda sık sık elbise yüzeyleri kene açısından kontrol edilmeli ve kenelerin çıplak deriye ulaşmasını engellemek için pantolon paçaları çorabın içine sokulmalıdır. Günümüzde insanlara kene yapışmasını etkili bir şekilde önleyecek bir kimyasal madde bulunmamaktadır. Kenelerden korunmanın en etkili yöntemi, riskli alanlardan dönüldüğünde evde ayna karşısında vücutta kene olup-olmadığının kontrol edilmesidir. Özellikle kenelerin yapışmak için tercih ettiği kasıklar ve koltukaltları kontrol edilmelidir. Kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden, çıplak el ile dokunmamak şartıyla, vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet ve eldiven gibi) çıkarılmalıdır. Çıkartılan kene aç olacağından bir başka canlıya yapışmasını önlemek için doğaya bırakılmamalıdır" dedi. KKKA’nın belirtileri ve erken teşhisin kritik rolü Erken teşhis ve tedavinin hayat kurtardığını ifade eden Prof. Dr. Elaldı, "KKKA, kene tutunmasından 1 ila 3 gün sonra halsizlik, yorgunluk, iştahsızlık, baş ağrısı, kas-eklem ağrıları, ateş, üşüme ve titremeyle kendini gösteriyor. Bazı hastalarda bulantı, kusma, ishal ve yüzde 10-15 oranında burun, ağız içi, mide-bağırsak sistemi veya organ içi kanamalar da görülebiliyor. Doğru ve hızlı tanı, hastanın hayatını kurtarmanın yanı sıra hastalığın başkalarına bulaşmasını engeller. Sivas Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu konuda uzman kadrosu ve ileri tanı yöntemleriyle fark oluşturuyor. Türkiye’de tanı, Sağlık Bakanlığı KKKA Bilimsel Komitesi’nin olgu tanımı ve virolojik-serolojik testlerle konuluyor. Hastanemiz, bu testlerin uygulandığı önde gelen merkezlerden biri" dedi.
13 Mayıs 2025 Salı - 17:47
Kocaeli Üniversitesi’nde "Hemşirelik Haftası" etkinlikleri başladı
Kocaeli Üniversitesi, Hemşirelik Haftası’nda farkındalığı geliştirmek ve topluma mesleğin değerini yeniden hatırlatmak için birçok etkinlik planladı. İlk olarak Atatürk Anıtı’na çelenk bırakan hemşireler, kurdukları koroyla hastane çalışanları ve öğrenciler için konser verecek, deneyimlerini birbirleriyle paylaşacak Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Hastanesi, her yıl 12-18 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Dünya Hemşirelik Haftası dolayısıyla etkinlik takvimi hazırladı. ‘Doğumdan Şifaya Uzanan Yolculukta Ebeler ve Hemşireler’ temasıyla planlanan etkinlikler akademik ve sosyal içeriklerle zenginleştirildi. Etkinliklerle; hemşirelik ve ebelik mesleğinin önemine dikkat çekilmek, sağlık çalışanlarının bilimsel gelişimine katkı sağlamak ve motivasyonunu artırmak amaçlandı. "Mesleğimizin değerini toplumla paylaşmak istiyoruz" Hemşirelik Haftası’nın açılışı İzmit Atatürk Anıtı’na çelenk sunularak başladı. KOÜ Hastanesi Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Gonca İlter’in organizasyon liderliğindeki programa çok sayıda hemşire, ebe, KOÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın söylenmesinin ardından müdür İlter, hemşirelik mesleğinin geçmişten bugüne kazandığı evrensel değere dikkat çekti. İlter, "Bizler, doğumundan ölümüne kadar insan yaşamının her aşamasında varız. Bu anlamlı haftada, mesleğimizin değerini bir kez daha toplumla paylaşmak istiyoruz" dedi. Mesleki deneyimler ve gelişimi konuşulacak Etkinlikler 15 Mayıs Perşembe günü saat 13.30’da KOÜ Uygulama ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenecek olan bilimsel programla sürecek. Protokol konuşmalarıyla resmi açılış yapılacak etkinlikte; uzman hemşire Kadriye Öztürk moderatörlüğünde; hemşire Hilmi Altunbaş ile uzman ebe Emel Yazlı Savcı konuşmacı olarak konferans verecek. Her iki sağlık çalışanı, mesleki deneyimlerini ve mesleğin gelişimi üzerine değerlendirmelerini paylaşacak. Konferansta; pandemi sonrası artan iş yükü, sağlıkta dönüşüm süreci, hemşirelikte uzmanlaşma ve ebelik hizmetlerinin güçlendirilmesi gibi konulara da değinilecek. Sağlık çalışanları ve hemşireler için konserler verilecek Bilimsel programın ardından saat 15.30’da hemşirelerden oluşan koro mini konser verecek. Müzik aracılığıyla stresin azaltılması ve ekip içi moralin artırılması hedeflenen konsere hastane çalışanları katılacak. Hemşirelik haftası etkinlikleri, 20 Mayıs Salı günü saat 12.00’de düzenlenecek hemşireler korosunun Türk Halk Müziği Konseri ile sona erecek. KOÜ Hastanesi Konferans Salonu’nda verilecek konser, sağlık çalışanlarına ve öğrencilere açık olacak. Hemşirelik haftasına özel programın sanatla bütünleşmesi ve sağlık çalışanlarının emeklerinin kutlanması amaçlanıyor. "Hemşireliğin insani ve vicdani yönünü korumalıyız" Etkinlik takvimiyle ilgili bilgi veren Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Gonca İlter, hemşirelik ve ebelik mesleklerinin insan yaşamındaki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. İlter, "Bu hafta, hem meslektaşlarımızı emeklerini görünür kılmak hem de mesleğimizin değerini topluma anlatmak için önemli bir fırsat. Bilimsel yönüyle gelişen hemşirelik mesleğinin aynı zamanda insani ve vicdani yönünü de korumak zorundayız. Bu etkinlikler sayesinde, çalışanlarımız arasındaki bağları güçlendiriyor, mesleki dayanışmayı büyütüyoruz" sözlerini kaydetti.
13 Mayıs 2025 Salı - 15:15
Öğrencilere Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve el hijyeni eğitimi
Manisa’nın Kula ilçesinde, öğrenciler kene yoluyla bulaşan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı ve el hijyeninin önemi konusunda bilgilendirildi. Kula İlçe Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Hastalıklar Birimi’nde görevli Hemşire Hanife Can tarafından Gökçeören İlkokulu ve Ortaokulu’nda gerçekleştirilen eğitimde, öğrencilerin sağlık konularında bilinçlenmesi hedeflendi. Hemşire Can, yaptığı sunumda özellikle bahar ve yaz aylarında görülme sıklığı artan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hakkında detaylı bilgiler verirken, hastalıktan korunma yollarını da video destekli anlatımla aktardı. Eğitimde, KKKA’nın belirtileri, kenelerle temastan nasıl korunulması gerektiği ve olası bir kene ısırığında neler yapılması gerektiği konularına dikkat çekildi. Eğitim kapsamında ayrıca, günlük yaşamda hastalıklardan korunmanın temel adımı olan el hijyeninin önemi vurgulandı. Öğrencilere doğru el yıkama teknikleri uygulamalı olarak gösterildi ve sağlıklı birey olmanın yolları anlatıldı. Kula İlçe Sağlık Müdürlüğünce benzer bilinçlendirme faaliyetlerinin ilçedeki diğer okullarda da sürdürüleceği belirtildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 13:50
Kalp sağlığında yeni nesil görüntüleme yöntemi: Koroner BT Anjiyografi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, kalp ve damar hastalıklarında erken tanının önemine dikkat çekerek, "Koroner BT Anjiyografi sayesinde kalp krizi riski erkenden belirlenebiliyor" dedi. Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Kalp ve damar hastalıkları, Türkiye’de ve dünyada en yaygın ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak gelişen teknoloji, bu hastalıkların erken teşhisini mümkün kılıyor. Bu alanda çığır açan yöntemlerden biri ise Koroner BT Anjiyografi, yani halk arasında bilinen adıyla Koroner Tomografi" dedi. Koroner Tomografi Radyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Davut Ünsal Çapkan, "Koroner BT Anjiyografi, kalbi besleyen damarların (koroner arterlerin) üç boyutlu ve detaylı görüntülerini sağlayan ileri düzey bir bilgisayarlı tomografi yöntemidir. Damardan verilen kontrast madde (boya) ile kalp atımlarıyla senkronize şekilde görüntüleme yapılır. Bu sayede damar tıkanıklıkları invaziv (girişimsel) bir işleme gerek kalmadan yüksek hassasiyetle saptanabilir" şeklinde konuştu. Yöntemin avantajları Yöntemin avantajları hakkında bilgiler veren Dr. Çapkan, "Non-invazivdir: Bıçak altına yatmadan damar yapısı analiz edilebilir. Hızlı ve güvenlidir: Çekim süresi 10-15 saniye arasında değişir. Yüksek doğruluk oranına sahiptir: Kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde etkilidir. Gereksiz klasik anjiyografilerin önüne geçer: Hasta konforunu artırır, sağlık sistemine ekonomik katkı sağlar. Açıklanamayan göğüs ağrılarında önemli bir tanı aracıdır" ifadelerini kullandı. Kimler için uygundur Dr. Çapkan, "Kalp hastalığı riski taşıyan ancak kesin tanı konulamayan hastalar. Ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunan bireyler. Göğüs ağrısı yaşayan, ancak EKG ve efor testleri normal çıkan kişiler. Daha önce stent takılmış, damar açıklığı değerlendirilmesi gereken hastalar" ifadelerine yer verdi. Radyasyon riski var mı Dr. Çapkan, "Modern cihazlarla yapılan Koroner BT Anjiyografi, düşük dozda radyasyon içerir. Hasta için en uygun yöntemin belirlenmesi amacıyla, işlem öncesinde radyoloji uzmanı tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılır" dedi. "Hayat kurtarıcı bir yöntem" Dr. Davut Ünsal Çapkan, "Artık kalp damarlarındaki tıkanıklığı belirlemek için her zaman klasik anjiyografiye ihtiyaç duymuyoruz. Koroner BT Anjiyografi, özellikle risk grubundaki hastalarda erken müdahale imkânı sunarak hayat kurtarıcı olabiliyor. Bu yöntem sayesinde birçok hastayı erken dönemde tedaviye yönlendirebiliyoruz" şeklinde konuştu. Gelecekte daha yaygın olacak Koroner Tomografi’nin önümüzdeki yıllarda kalp sağlığı taramalarında daha sık kullanılacağını belirten Dr. Çapkan, şunları söyledi: "Yapay zekâ destekli analizlerin de bu alana entegre edilmesiyle birlikte, tanı doğruluğunun daha da artacağını öngörüyoruz. Koroner BT Anjiyografi, kalp damar hastalıklarının erken teşhisinde devrim niteliğinde bir yöntem. Özellikle risk grubundaki bireylerin bu yöntemi kardiyoloji uzmanı danışmanlığında değerlendirmesi, muhtemel kalp krizlerinin önlenmesinde hayati önem taşıyor."
13 Mayıs 2025 Salı - 13:49
Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Hemşirelik Haftasında çifte bayram
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Hemşirelik Fakültesi tarafından, 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası nedeniyle Uluslararası Hemşireler Konseyi tarafından 2025 yılı için belirlenen "Hemşirelerimiz Geleceğimiz: Hemşireliğe Önem Vermek Ekonomileri Güçlendirir" temasıyla, Hemşireler Haftası Programı ve Akreditasyon Takdim Töreni düzenlendi. NEÜ Tıp Fakültesi Asım Duman Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programa NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, Hemşirelik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Hemşirelik Eğitimi Akreditasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emine Ümit Seviğ, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güler, NEÜ Diş Hekimliği Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Hasan Küçükkendirci, NEÜ Kalite ve Akreditasyon Koordinatörü Prof. Dr. Ahmet Türkan ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı. "Hemşireler, sağlık bakımının vazgeçilmez meslek üyeleridir" Programın açılış konuşmasında hemşirelik mesleğinin öneminden, sorunlarından ve geleceğinden bahseden NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, "Dünya Hemşireler Günü, hemşirelerin topluma yaptıkları katkıları onurlandırmak üzere her yıl dünya genelinde Florence Nightingale’in doğum günü olan 12 Mayıs tarihinde kutlanmaktadır. Hemşireler, doğumdan ölüme kadar yaşamın bütün dönemlerinde, hayatın en değerli ve trajik anlarına tanıklık eden, sağlık bakımının vazgeçilmez meslek üyeleridir. İnsan sevgisi, bakım ve emek üzerine temellenen hemşirelik mesleğinin potansiyel gücünün sağlıkla ilgili tüm kararlara daha etkili yansıması ve sesinin daha güçlü duyulması oldukça önemlidir" dedi. NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bahadır Feyzioğlu da, fedakarlığın ve disiplinin timsali olan hemşirelerin Hemşirelik Haftası’nı kutladı. 12 Mayıs Hemşireler Günü’nü kutlayarak konuşmasına başlayan Hemşirelik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği Hemşirelik Eğitimi Akreditasyon Kurulu Üyesi Prof. Dr. Emine Ümit Seviğ de, "2 yıl önce başarılı çalışmalarınızın neticesi olarak elde ettiğiniz akreditasyon mutluluğunu sizinle yaşama fırsatı bulmuştum. Ara değerlendirme sonrasında elde ettiğiniz artı 3 yıllık akreditasyonunuza da şahitlik etmekten sonra derece memnunum. Necmettin Erbakan Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi, eğitime başladığı yıldan itibaren çağdaş ve kaliteli eğitimin öncülüğünü yaptığını 2 yıl süreyle akredite edilmesinin ardından ekip olarak kararlı çalışmalarla, iyileştirilmesi gereken alanları kısa sürede tamamlamasıyla gösterdi. Sizler akreditasyon gerekliliklerini yerine getirerek eğitimde mükemmelleşmenin kurumsallaşması konusunda çok önemli bir adım attınız" diye konuştu. Konuşmaların ardından program; akreditasyon belge takdimi, 2024 yılında unvan alan öğretim üyelerine biniş giydirme, başarılı akademisyenlere ve öğrencilere belge takdimi ile son buldu.
13 Mayıs 2025 Salı - 13:17
HBB filosuna 2 gezici sağlık aracı katıldı
Hatay Büyükşehir Belediyesi araç filosuna katılan 2 gezici sağlık aracı ilgili birime teslim edildi. Hatay Büyükşehir Belediyesi (HBB), ulusal ve uluslararası kuruluşlarla yaptığı işbirlikleri ile hizmetlerini ve araç filosunu genişletmeye devam ediyor. Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı tarafından geliştirilen proje kapsamında 2 adet Gezici Sağlık Aracı’nın Almanya ASB kurumundan Hatay Büyükşehir Belediyesine devredilmesi hususunda protokol imzalandı. HBB Genel Sekreteri Hayrettin Güngör ve Almanya ASB Kurumu tarafından imzalanan protokol törenine Genel Sekreter Yardımcıları Mehmet Öktem ve Uğur Kandemir, Dış İlişkiler Dairesi Başkanı Mehmet Mursaloğlu, İnsan Kaynakları Dairesi Başkanı Bahattin Toptaş, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Nejdet Yeşildal, Alman ASB Kurumu Hatay Proje Koordinatörü Melis Hayriye Rocksien ve Danışman Olaf Rocksien yetkilileri katıldı. Törenin ardından Alman heyeti tarafından hibe edilen iki adet Gezici Sağlık Aracı Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi yetkililerine teslim edildi.
13 Mayıs 2025 Salı - 12:46
Erzurum’da vatandaşlara "zehirli mantar" uyarısı
Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, bahar mevsimi ile birlikte vatandaşları doğada topladıkları mantarlarla ilgili uyararak, "Doğadan toplanan mantarların bilinçsizce tüketilmesi son derece tehlikelidir" dedi. Erzurum’un Oltu ilçesinde, doğadan toplanan mantarların tüketimi sonrası zehirlenme vakalarında artış yaşanması üzerine açıklama yapan Oltu Devlet Hastanesi Başhekimi ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Başhekim Dr. İşleyen, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında doğada kendiliğinden yetişen yabani mantarların tüketilmesinin halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı. "Bazı mantarlar masum görünse de içerdikleri toksinler nedeniyle ölümcül olabilmektedir" diyen İşleyen, bu konuda vatandaşların daha bilinçli davranmaları gerektiğini belirtti. Mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgi veren İşleyen, mantarların içeriğinde bulunan bazı toksik maddelerin başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere hayati organlara ciddi zararlar verebileceğine dikkat çekti. Özellikle amatoksin maddesi içeren türlerin karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini ve bu durumun çoğu zaman ölümle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ayrıca bazı mantar türlerinin merkezi sinir sistemini etkileyerek bilinç değişiklikleri, halüsinasyonlar ve nöbetlere neden olabileceğini belirten İşleyen, vatandaşlara doğadan mantar toplamak yerine güvenilir ve denetimli kaynaklardan temin etmeleri çağrısında bulundu. Dr. İşleyen, muhtemel mantar zehirlenmelerinde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatarak, bu tür vakaların ciddiye alınması gerektiğini vurguladı.
13 Mayıs 2025 Salı - 12:40
Erzurum’da vatandaşlara "zehirli mantar" uyarısı
Uzmanlar, bahar mevsimi ile birlikte vatandaşları doğada topladıkları mantarlar ile ilgili uyardılar, "Doğadan toplanan mantarların bilinçsizce tüketilmesi son derece tehlikelidir" dediler. Erzurum’un Oltu ilçesinde, doğadan toplanan mantarların tüketimi sonrası zehirlenme vakalarında artış yaşanması üzerine Oltu Devlet Hastanesi harekete geçti. Başhekim ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Ömer Faruk İşleyen, kamuoyuna önemli bir uyarıda bulunarak vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Başhekim Dr. İşleyen, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında doğada kendiliğinden yetişen yabani mantarların tüketilmesinin halk sağlığı açısından büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı. "Bazı mantarlar masum görünse de içerdikleri toksinler nedeniyle ölümcül olabilmektedir" diyen Dr. İşleyen, bu konuda vatandaşların daha bilinçli davranmaları gerektiğini belirtti. Mantar zehirlenmeleriyle ilgili bilgi veren Dr. İşleyen, mantarların içeriğinde bulunan bazı toksik maddelerin başta karaciğer ve böbrekler olmak üzere hayati organlara ciddi zararlar verebileceğine dikkat çekti. Özellikle amatoksin maddesi içeren türlerin karaciğer yetmezliğine yol açabileceğini ve bu durumun çoğu zaman ölümle sonuçlanabileceğini ifade etti. Ayrıca bazı mantar türlerinin merkezi sinir sistemini etkileyerek bilinç değişiklikleri, halüsinasyonlar ve nöbetlere neden olabileceğini belirten Dr. İşleyen, vatandaşlara doğadan mantar toplamak yerine güvenilir ve denetimli kaynaklardan temin etmeleri çağrısında bulundu. Uzmanlar, muhtemel mantar zehirlenmelerinde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini hatırlatarak, bu tür vakaların ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. (DMA-NK)
13 Mayıs 2025 Salı - 12:39
‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı büyük ilgi gördü
Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı çerçevesinde öğrencilerle bilgilendirici sunumlar yapıldı. Küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık okuryazarlığını artırmayı ve temel sağlık kavramlarını eğlenceli bir ortamda öğretmeyi amaçlayan program, minik öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılandı. Etkinliğe İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı ve İl Milli Eğitim Müdürü Serdal Şimşek de katılarak öğrencilerle birebir ilgilendi. Program çerçevesinde sağlık profesyonelleri çocuklara hijyen, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve ağız-diş sağlığı gibi konularda bilgilendirici ve eğlenceli sunumlar yaptı. Öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi Çocuklar, sağlık personeliyle ilk temaslarını hastane ya da acil servislerde değil, okullarında güvenli ve neşeli bir atmosferde gerçekleştirdi. Etkinlik sonunda öğrencilere çeşitli hediyeler takdim edildi. Program sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlayan önemli bir adım olarak değerlendirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder