SAĞLIK
18 Mayıs 2026 Pazartesi - 15:36 SANKO Üniversitesinde "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" konulu etkinlik düzenlendi SANKO Üniversitesinde, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı ile Engelliler Haftası kapsamında düzenlenen "Sporun Engel Tanımayan Dünyası: Engelli Sporlarında Fizyoterapist" etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlikte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün spora, azme ve başarıya verdiği önemi yansıtan sözlerinden ilhamla; engelli sporcuların toplumsal yaşamdaki yeri, başarı hikâyeleri ve fizyoterapinin engelli sporlarındaki kritik rolü ele alındı. SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi (SBF) Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nevin Ergun, engelli sporlarında fizyoterapistin rolüne ilişkin gerçekleştirdiği sunumda "Fizyoterapi, engelli sporlarının vazgeçilmezidir" dedi. Paralimpik oyunlarda fizyoterapistin önemine de dikkat çeken Prof. Dr. Ergun, "Engelli sporlarında sınıflandırma süreçleri, performansın geliştirilmesi, yaralanmaların önlenmesi, rehabilitasyon uygulamaları ve sporcu sağlığının korunmasında fizyoterapinin kritik bir rolü bulunmaktadır" diye konuştu. Milli yüzücü Sevilay Öztürk ise öğrencilerle bir araya gelerek spor yaşamındaki deneyimlerini paylaştı. Azmi ve başarı hikayesiyle katılımcılara ilham veren Öztürk, engelli bireylerin spor aracılığıyla toplumsal hayatta daha görünür, aktif ve güçlü bir şekilde yer alabildiğini vurguladı. Gençlik ruhu, sporun birleştirici gücü ve engelsiz yaşam anlayışını ön plana çıkaran etkinlikte farkındalık oluşturulması amaçlandı. Programa SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Türkan Pasinlioğlu, Engelsiz Yaşam Merkezi Müdürü Yılmaz Kayalı ile akademisyenler, fizyoterapistler ve öğrenciler katıldı.
Medical Point’te ’Kaizen’ etkinliği
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:54 Medical Point’te ’Kaizen’ etkinliği İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi bünyesinde, Kaizen ve Kalite İyileştirme ve Geliştirme Müdürlüğü koordinasyonuyla gerçekleştirilen özel bir ’Kaizen’ etkinliği düzenlendi. Etkinliğe hastane yöneticilerinin yanı sıra Sürdürülebilirlik Komitesi üyeleri de aktif katılım sağladı. Japon kökenli "Kaizen" yaklaşımı, sürekli iyileştirme felsefesine dayalı bir yönetim anlayışını temel alırken; bu etkinlikte yalın düşünce ve süreçlerde sadeleşme vurgusu ön plandaydı. Konuk olarak katılan Kaizen Enstitü Türkiye Genel Müdürü Dr. Muhsin Güneşlik, süreç iyileştirme uygulamalarına dair bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaşarak, küçük ama sürekli yapılan değişikliklerin sağlık hizmetlerinde nasıl büyük etkiler oluşturabileceğini somut örneklerle anlattı. Etkinliğe ilişkin değerlendirmelerde bulunan Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Veysi Kubba, şunları kaydetti: "Sağlıkta sürdürülebilir başarı, sürekli iyileştirme anlayışını kurum kültürüne yerleştirmekten geçiyor. Kaizen yaklaşımıyla hem süreçlerimizi sadeleştiriyor hem de hasta ve çalışan memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz. Bu anlayışın tüm kurum genelinde yaygınlaşmasını desteklemeye devam edeceğiz." İEÜ Medical Point Hastanesi, Kaizen ve Kalite İyileştirme ve Geliştirme Müdürlüğü koordinasyonunda, sürdürülebilir gelişimi destekleyen bu tür uygulamaları önümüzdeki dönemde de artırarak sürdürmeyi amaçlıyor.
Vatandaşlar, ’Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde doğada buluştu
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:53 Vatandaşlar, ’Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde doğada buluştu Mersin’de vatandaşlar ’Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde doğada buluştu. Toplum sağlığını önceleyen etkinliklerle vatandaşları aktif ve sağlıklı bir yaşama teşvik etmeyi sürdürdüğü belirtilen Mersin Büyükşehir Belediyesinin, her yıl dünya genelinde farkındalıkla kutlanan ’10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü’ kapsamında doğada keyifli bir etkinlik gerçekleştirildiği bildirildi.Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde Kuyuluk Tabiat Parkı’nda düzenlenen etkinlikte, uzmanlar eşliğinde ilk olarak fiziksel aktiviteler yapan katılımcılar, daha sonra müzik eşliğinde eğlendi. Ormanda doğa yürüyüşüne de çıkan katılımcılar, hem fiziksel, hem de ruhsal anlamda yenilenme ve tazelenme imkanı buldu. "Koruyucu hekimliğe önem veriyoruz" Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Hülya Atila, Mezitli Kadın Sağlığı Danışma Merkezi, Tarsus Atatürk Parkı Sağlıklı Yaşam Merkezi, Tarsus, Erdemli ve Mezitli emekli evi üyelerinin katıldığı güzel bir organizasyon gerçekleştirdiklerini söyledi. Sağlık İçin Hareket Et Günü’nün fiziksel hareketliliğe ve fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek için gerçekleştirilen bir gün olduğunu belirten Atila, "Sağlık için beslenmemize önem vermek, fiziksel aktivitelerimizi gerçekleştirmek, koruyucu hekimliğe önem vermenin bir parçası. Biz, koruyucu hekimliğe önem veriyoruz ve hastalıkların oluşmasını önlemek için de birçok aktivite düzenliyoruz. Hangi yaşta olursa olsun insanları buna özendirmek ve toplumu bilinçlendirmek için doğal bir ortamda, ormanlık alanda temiz havada günümüzü kutluyoruz" dedi.
Çocuk sağlığının geleceği masaya yatırıldı
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:49 Çocuk sağlığının geleceği masaya yatırıldı Çocuk sağlığının ve hastalıklarının geleceği, hekimlerin problemleri ve çözüm yolları, bu yıl 60.’sı düzenlenen Türk Pediatri Kongresi’nde masaya yatırıldı. ‘Pediatri’nin Değişen ve Zorlaşan Yüzü’ temasıyla düzenlenen ve 2 binden fazla çocuk doktorunun katıldığı kongrenin farklı oturumlarında 300’ün üzerinde konuşmacı görev aldı. Türk Pediatri Kurumu Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur, dünyanın her yerinde çocuklarla ilgili sorunlar yaşandığını belirterek, çocuklarda entelektüel gelişimin sağlanması, bağışıklık sisteminin gelişmesi ve tüm organların sağlıklı gelişimi açısından ilk 5 yaştaki beslenmenin çok mühim olduğunu söyledi. Kasapçopur, "Çocukları işlenmiş gıdalardan, sosyal medyadan, aşırı ilaç kullanımından korumak zorundayız. Çocukların ağrısız, acısız, özgürce hareket edebildiği, hayallerinin peşinden koşabildiği bir dünya oluşturmak zorundayız. Tek amacımız hastaları iyileştirmek ve çocukları güvenli bir geleceğe taşımak" diye konuştu. Yapay zeka konusuna da değinen Kasapçopur, hekimliğin insanın yapacağı bir meslek olduğunu belirterek, "Tanı koyma süreci ve diğer süreçler hepsi insanın yaşama geçireceği süreçler. Yapay zeka, insanın yerini tutacak, insanın yaptığı tanı koyma sürecini yapacak diğer süreçleri yapacak bir etkinliğe sahip değil. Ancak yapay zeka neler yapılabileceğine yönlendirebilir. Yapay zeka hiç bir zaman hekim olmayacak" dedi. Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ömer Faruk Başer de obeziteye dikkat çekerek, obezite oranının yıllarca Avrupa’ya göre daha düşük olmasına rağmen son yıllarda yükselişe geçtiğini açıkladı. Başer, "Türkiye’de obezite diye tanımladığımız sorunun oranı yüzde 10-15 arasında. Bu da ABD’deki çocuklarla aynı düzeyde. 5 binden fazla çocuk üzerinde yaptığımız araştırma, batı tipi beslenmenin Avrupa ve ABD’dekilere oranla ülkemizde obezite oranlarını yükselişe geçirdiğini ortaya koyuyor" diye konuştu. Kongre Başkanı Prof. Dr. Nur Canpolat, değişen dünyanın çocuk hastalıklarına yansımasının konuşulacağını belirterek, "Dijital yaşamın çocuklarda sebep olduğu sorunları da ele alıyoruz. Hareketsiz yaşamın getirdiği duruş bozuklukları, obezite, fiziksel ve ruhsal problemlerini de masaya yatırıyoruz. İklim krizinin çocuk sağlığı üzerindeki etkisi de yine gündemimizde yer alıyor" dedi. Canpolat da, yapay zeka konusunda, "Yapay zeka insanın yerine geçemez. İyi, akıllı bir asistan yardımcı olabilir. Hekimin yerini asla alamaz. Bizim yapay zekadan ne kadar doğru, verimli yararlanabiliriz bunu anlamamız gerekir" dedi. Hava kirliliğinin artmasının çocukların astım hastalığı ve daha fazla gribal enfeksiyonlarla karşılaşması gibi sorunları bulunduğuna da dikkat çekilen kongrede, çocuklarda ilk başta gribal enfeksiyon gibi algılanan ateşli hastalıkların genetik kaynaklı yinelenen ateşli hastalıklar arasında olabileceği ve bunun da ciddi sonuçları doğurabileceğini ifade edildi. Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Çokuğraş, "Çocuk sağlığı denildiğinde çocukla ilgili her türlü olay bu konu kapsamında olabilir. Şiddet, çocuk işçiler, taciz ve akran zorbalığı. Bu tür olaylara kurum olarak müdahale ederek süreçleri iyi yönde geliştirmek için elimizden geleni yapıyoruz" dedi. Prof. Dr. Kenan Barut, artan şiddet eğilimlerinin çocuklara yansımasının akran zorbalığı olarak görüldüğünü belirtirken bu konuda hekimlere, ailelere ve devlete önemli görevler düştüğünü söyledi. Prof. Dr. Barut, "Sosyal medyanın kullanılmaya başlamasıyla birlikte ekranlarda çok fazla gördüğümüz şiddet tutumlarının çocuklara bir yansıması var. Bizlere çok iş düşüyor. Çocuklarımıza eğitim vermek. Doğruyu, güzeli yansıtmak. Doğruyu güzeli onlara ne kadar yansıtabilirsek, topluma yansıması da o kadar iyi olur" dedi. Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, pestisitin sağlık üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çektiği konuşmasında, "Pestisit hemen kaybolmuyor, 20-30 yıl dünya üzerinde kalıyor. Bunu topraktan, toprağa değen sudan, gıdalardan alabiliyoruz. Bu da çocuklarda zeka ve dikkat eksikliği hatta otizim gibi sonuçlar doğurabiliyor" dedi. "Sağlık Bakanlığı Türk Pediatri Kurumu ile işbirliği yapıyor" Prof. Dr. Kenan Barut, çocuk hekim sayısının azalmasıyla ilgili problemin çözümü için Sağlık Bakanlığı’yla işbirliği yaptıklarını belirterek, "Doğuda bazı tıp fakültelerinin pediatri bölümleri kapanmanın eşiğinde. Bakanlık bizden dünyadaki modelleri incelememizi istedi. ABD ve Avrupa’yı araştırdık. Gördüğümüz kadarıyla homojenizasyonu sağlama durumundayız. İleride bu sorunlar giderildiğinde bu problemin de çözüleceğine inanıyorum" diye konuştu.
Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi ek hizmet binasının temeli atıldı
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:59 Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi ek hizmet binasının temeli atıldı Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde inşa edilecek olan Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi Ek Hizmet Binası’nın temel atma töreni gerçekleştirildi. Törende konuşan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Emrah Ceviz, duygusal bir anı yaşadığını belirtti. 45 yıl önce doğduğu hastanenin ek bina temel atma törenine katılmanın kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu ifade eden Ceviz, 2026’nın ikinci yarısında hizmete açılacak hastanenin teknik özellikleri hakkında bilgi verdi. Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Uzm. Dr. Emrah Ceviz: "45 yıl önce doğduğum hastaneye Rabbim nasip etti. Şimdi ek bina açılışı için burada bulunuyoruz. 55 servis 20’si yoğun bakım yatağı tamamı nitelikli yataklardan oluşan 75 yatağıyla 36 poliklinik odasıyla 31 diyaliz ünitesiyle 243 kapalı açık engelli otoparkıyla Tavşan halkımızın hizmetine sunacağımız hastanemiz için çalışmalar son sürat devam ediyor. Bugün temel atma törenini yaptığımız hastanemiz inşallah 2026 yılının ikinci arasında itibariyle halkımızın hizmetine açılacaktır." Törende konuşan Kütahya Valisi Musa Işın, son 20 yılda Türkiye’nin sağlıkta gerçekleştirdiği büyük dönüşüme dikkat çekerek şunları söyledi: "Bir zamanlar sabahın erken saatlerinde hastane kapılarında kuyruklarda bekleyen vatandaşlarımız, artık beş yıldızlı otel konforunda hizmet veren hastanelerde ücretsiz sağlık hizmeti alabiliyor. 85 milyon vatandaşımıza ücretsiz sağlık hizmeti sunan dünyada başka bir ülke yok. Bu başarı, milletine kıymet veren bir anlayışın ve güçlü bir devletin ürünüdür." AK Parti Kütahya Milletvekili Mehmet Demir, törende yaptığı konuşmada sağlıkta devrim yapıldığını belirterek, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlıkta bir devrim yaptık. Şehir hastanelerinden aile hekimlerine, acil hizmetlerden evde bakıma kadar her alanda insanımızın hayatına dokunduk" dedi. Vali Musa Işın, sağlık altyapısının güçlenmesiyle birlikte artık Kütahya’dan dış illere hasta sevkinin ciddi oranda azaldığını, ileri düzey ameliyatların Kütahya’da başarıyla gerçekleştirildiğini de vurguladı. Vali Işın ayrıca, Tavşanlı’nın sadece bir ilçe değil, bölgesel ölçekte bir merkez olduğunu ve daha fazla yatırımı hak ettiğini belirtti. Törene; Kütahya Valisi Musa Işın, Milletvekilleri Adil Biçer ve Mehmet Demir, Dumlupınar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Kızıltoprak, KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin, Tavşanlı Kaymakamı Hayrettin Baskın, Tavşanlı Belediye Başkanı Ali Kemal Derin, AK Parti İl Başkanı Ceyda Çetin Erenler, Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Uzman Doktor Emrah Ceviz, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, basın mensupları, protokol üyeleri, kamu kurum temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Konuşmaların ardından temel atma butonuna basılarak inşa süreci resmen başlatıldı.
"Aşırı düşünme ile başa çıkmak mümkün"
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:53 "Aşırı düşünme ile başa çıkmak mümkün" Aşırı düşünmenin, çağın en yaygın psikolojik sorunlarından biri olduğunu ve zihinsel sağlığı ciddi şekilde etkilediğini belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, "Kişilerin, bir durumu ya da olayı gereğinden fazla analiz etmesi, düşüncelerini sürekli zihninde tekrar etmesi, aşırı düşünmenin başlıca belirtilerindendir. Aşırı düşünmenin zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için bireylerin, profesyonel yardım almayı ve sağlıklı başa çıkma yöntemlerini kullanmayı düşünmeleri önerilir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zekeriya Bahçe, aşırı düşünme (overthinking) hakkında bilgilendirmede bulundu. Son yıllarda zihinsel sağlık konularının giderek daha fazla dikkat çektiğini belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Özellikle aşırı düşünme (overthinking), birçoğumuzun yaşamını etkileyen, ancak çoğu zaman göz ardı edilen bir durum haline geldi. Kişilerin, bir durumu ya da olayı gereğinden fazla analiz etmesi, düşüncelerini sürekli zihninde tekrar etmesi, aşırı düşünmenin başlıca belirtilerindendir" açıklamasında bulundu. Aşırı düşünmenin, genellikle kaygı, stres ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklarla ilişkilendirildiğini söyleyen Uzm. Dr. Bahçe, "Bireyler, geçmişte yaşadıkları olumsuz deneyimler veya geleceğe dair belirsizlikler hakkında fazlaca endişelenebilirler. Bu durum, zihinsel yorgunluğa ve fiziksel rahatsızlıklara yol açabilir. Baş ağrısı, mide bulantıları ve uyku problemleri gibi somatik belirtiler, aşırı düşünmenin bedensel etkilerinden yalnızca birkaçıdır. Kişiler genellikle, çözüm bulmak için düşüncelerinin kontrolünü kaybeder ve daha fazla kaygıya yol açan bir döngüye girerler" şeklinde konuştu. "Psikolojik bozukluklarla ilişkili olabilir" Aşırı düşünmenin kökenlerinin genellikle psikolojik bozukluklarla ilişkili olduğunu belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Anksiyete, depresyon ve obsesif-kompulsif bozukluklar gibi durumlar, kişinin zihnindeki düşüncelerin kontrolünü zorlaştırabilir. Ayrıca, mükemmeliyetçilik ve kontrol ihtiyacı gibi kişilik özellikleri, aşırı düşünmeye yol açan diğer önemli faktörler arasında yer alır. Genetik ve nörolojik faktörler de, bireyin aşırı düşünmeye yatkın olmasında etkili olabilir" dedi. "Sosyal ilişkilerde de sorunlara yol açabilir" Aşırı düşünmenin sadece bireysel sağlığı etkilemekle kalmadığını, aynı zamanda sosyal ilişkilerde de sorunlara yol açabileceğini ifade eden Uzm. Dr. Bahçe, "İnsanlar, sürekli analiz yaparak ve küçük detaylar üzerinde takılarak, ilişkilerinde güvensizlik ve yanlış anlamalar yaşayabilirler. Bu da, sosyal hayatı ve iş yaşamını olumsuz etkileyebilir. Kişinin zihinsel sağlığı bozulduğunda, genel verimliliği de düşer; odaklanma güçlüğü, iş veya okul performansının azalmasına neden olabilir" diye konuştu. "Aşırı düşünme ile başa çıkma yolları" Günümüzde, aşırı düşünme ile başa çıkma stratejileri üzerine birçok yöntem geliştirildiğini belirten Uzm. Dr. Bahçe, şu bilgileri paylaştı: "Mindfulness yani farkındalık teknikleri, aşırı düşünme ile mücadelede en etkili araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Kişilerin, anı yaşamalarını ve düşüncelerini yargılamadan gözlemlemelerini sağlayan mindfulness uygulamaları, zihni sakinleştirir ve düşünce döngülerini kontrol altına alır. Derin nefes alma egzersizleri, meditasyon ve yoga gibi uygulamalar da benzer şekilde zihinsel rahatlama sağlayabilir. Bir diğer etkili strateji ise ’düşünceyi erteleme’ yöntemidir. Bu teknik, belirli bir zaman diliminde endişe ve kaygıların üzerine yoğunlaşmayı ve geri kalan zaman diliminde bu düşüncelerden uzak durmayı hedefler. Ayrıca, bireylerin dikkat dağıtıcı aktivitelerle meşgul olmaları da aşırı düşünmenin önüne geçebilir. Yürüyüş yapmak, yeni hobiler edinmek veya üretici aktivitelerle ilgilenmek, zihnin meşgul olmasını sağlar ve düşünceleri yönlendirmek açısından faydalı olabilir." "Profesyonel yardım alınabilir" Profesyonel yardım almanın da aşırı düşünme ile başa çıkmada önemli bir adım olduğunu belirten Uzm. Dr. Bahçe, "Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) gibi psikoterapi yöntemleri, bireylerin olumsuz düşünce kalıplarını tanıyıp bunları daha sağlıklı düşüncelerle değiştirmelerine yardımcı olabilir. Uzman bir terapistin rehberliğinde uygulanan terapi, bireyin aşırı düşünme durumunu kontrol altına almasına yardımcı olabilir" dedi. "Çağımızın en yaygın psikolojik sorunlarından biridir" Aşırı düşünmenin çağımızın en yaygın psikolojik sorunlarından biri olduğunu ve zihinsel sağlığı ciddi şekilde etkileyebileceğinin altını çizen Uzm. Dr. Bahçe, "Ancak farkındalık, bilişsel terapi ve sosyal destek gibi stratejilerle bu durumla başa çıkmak mümkündür. Aşırı düşünmenin zihinsel ve fiziksel sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak için bireylerin, profesyonel yardım almayı ve sağlıklı başa çıkma yöntemlerini kullanmayı düşünmeleri önerilir" ifadelerini kullandı.
İnsülin direnci çağın vebası olarak kabul ediliyor
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:19 İnsülin direnci çağın vebası olarak kabul ediliyor Denizli Özel Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Acımış, vücudun yağ depolaması artıran insülin direnci hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Uzman Dr. Mehmet Acımış, "40 yaş üstünde her 3 kişiden birinde insülin direnci vardır. İnsülin direnciniz varsa, kalp krizi, prostat, pankreas, kalın bağırsak, karaciğer kanserlere yol açabilir" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Acımış, insülin dirençli hastalar hakkında önemli bilgiler verdi. Yenilen gıdalardaki şekerin hücre içerisine geçişi, enerji olarak kullanılması ve kan şekerimizin düzenlenmesi, pankreastan salgılanan insülin hormonu aracılığıyla gerçekleştiğini belirtti. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Acımış, ailesinde şeker hastası olan, fiziksel aktivitesi kısıtlı olanlar, bel çevresinde yağlanma, obezite, aşırı karbonhidrat tüketen, ileri yaş, uykusuzluk, stres, kortizom gibi ilaç kullanan riskli kişilerde kan şekerin normal seviyelerde tutulabilmesi için yüksek miktarda insüline ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi. Laboratuvar sonuçlarına göre tanı konulduğunu belirten Uzman Dr. Acımış, "İnsülin duyarsızlığı olan kişilerde şekerin hücre içerisine girişi zorlaşmakta, kanda şeker yükselmekte, önceleri gizli şeker, zamanla da erişkin tip şeker hastalığı gelişmektedir. Tanısı laboratuvar sonuçlarına göre konulur. Açlık kan şekeriyle, açlık insülünizi çarpıp 405’e böldüğünüzde çıkan sonuç 2,5’ün üzerinde ise insülin direnci varlığınız ortaya konulur. İnsülin direnci kan şekerinizi ne miktarda insülinle dengelediğiniz konusudur" dedi. "40 Yaş üstünde her 3 kişiden birinde insülin direnci vardır" İnsülin direncinin sadece şeker hastalığı değil aynı zamanda kalp krizi, bazı kanserlere ve bir dizi hastalıkların gelişimini de tetiklediğini belirten Uzman Dr. Acımış, "40 yaş üstünde her 3 kişiden birinde insülin direnci vardır. İnsülin direnci sadece şeker hastalığı değil, aynı zamanda bir dizi hastalığın gelişimini de tetiklemektedir. İnsülin direnciniz varsa, yüksek tansiyon, kan yağı yüksekliği, kalp krizi gibi kalp damar hastalığı, felç, bunama gibi beyin damar hastalığı, rahim, meme, prostat, pankreas, kalın bağırsak, karaciğer kanserleri, obezite, karaciğerde yağlanma, safra kesesinde taş ve gut gibi önemli hastalıkların gelişimine zemin teşkil edebilir" diye konuştu. İnsülin direncini önlemek için sağlıklı yaşam tarzını benimsemek gerekiyor İnsülin direncinin fark edilmesi halinde önlenebilir bir hastalık olduğunu ve bunun için ise sağlıklı beslenmek gerektiğini dile getiren Uzman Dr. Acımış, "Bu hastalar kolay kilo alıp zor kilo veren bel çevresi geniş olur. Sabahları yorgun kalkan, aşırı yemek yiyen, tatlı krizine giren, yemek sonrası uyku, odaklanma sorunu yaşarlar. Şeker düşüklüğü eşlik ediyorsa terleme, sinirlilik, çarpıntısı olur. Kadın hastalarda tüylenme, adet düzensizliği, gebe kalamama gibi sıkıntılardan başvurabilirler. İnsülin direnci fark edilmesi halinde önlenebilir bir hastalıktır. Yaşam tarzı değişikliği, kilo verdirilmesi, fiziksel aktivitelerin artırılması, beslenmenin düzeltilmesi ve tıbbi tedavi ile yönetilebilir bir hastalıktır. Fark edilmezse beklenilen yaşamda kısalma ve yaşam standardınızı düşürme potansiyeli sahiptir. İnsülin direnci Çağın vebası olarak kabul edilmektedir." ifadelerini kullandı. İnsülin direnci ile ilgili risk analizi yaptırmak için bilgiler veren Uzman Dr. Acımış, "Bel çevreniz kadın ise 88, erkek ise 102 santimin üzerinde ise tansiyonunuz 135’e 85 milimetre civarının üzerinde ise kan şekeriniz 100 miligram üstünde ise trigliserid 150 miligram üzerinde ise iyi cins kolesterol kadınlarda 50 beylerde 40 miligramın altında ise insülin direnci ile ilgili risk analizi yaptırtmanız gerekiyor" dedi.
Uzmanlar: "Akılcı ilaç kullanımı ülke ekonomisine katkıdır"
10 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:11 Uzmanlar: "Akılcı ilaç kullanımı ülke ekonomisine katkıdır" Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Araştırma Görevlisi Aylin Aydın, lise öğrencilerine akılcı ilaç kullanımı ile ilgili hassas ve pratik bilgiler verdi. Özellikle antibiyotik kullanımında uyulacak kuralları sıkça dile getirdi. Atatürk Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi ve Cansağlığı Vakfı, akıllı ilaç kullanımına dikkat çekmek ve bu anlamda farkındalık oluşturmak için Erzurum İbrahim Hakkı Fen Lisesi öğrencilerine yönelik bir program düzenledi. Programda konuşan Atatürk Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Araştırma Görevlisi Aylin Aydın, dünyada akıllı ilaç kullanımı ile ilgili olarak yapılan ilk tespitlerde; klinik ihtiyaçlara göre uygun biçimde, kişisel ihtiyaçları karşılayacak, uygun dozda, yeterli zaman diliminde, topluma en düşük maliyetle kolayca almaları için uyulması gereken kurallar olarak ortaya çıktığını ifade ederek, "Burada en başta sağlık hizmeti kalitesini arttırmak geliyor. Tedavi maliyetlerini azaltmak ve ilaç tüketimini engellemekte var. İlaç kullanımında özensiz davranılmaması gerek" diye konuştu. "Antibiyotik kullanımı önemli" Antibiyotik kullanımına dikkat çeken Araştırma Görevlisi Aylin Aydın, "Mutlaka gününde, saatinde ve doktorun verdiği günlük dozda kullanmanız gerekiyor. Siz özensiz davranırsanız, ilacı sabah aldınız, akşam dozuna atlarsanız, sonrasında tekrardan sabah aldınız, yine akşam da düzensiz bir şekilde dozları almaya devam ederseniz, bu antibiyotik tedavisinin size hiçbir yararı olmaz. Antibiyotik tedavisinde temel uygun dozda, uygun zaman aralığında ilacı tedavi bitene kadar sürdürmektir. Antibiyotik kutuları ağrı kesici tabletler gibi değildir. Antibiyotik kutuları bir tedavi prosedürüdür. Orada tabletler bitene kadar siz ilacı içmek yükümlülüğündesiniz" şeklinde konuştu. "İlaç kullanımında doktor ve eczacı önemli" İlaç kullanımı ile alakalı öğrencileri bilgilendiren Araştırma Görevlisi Aylin Aydın, sözlerini şöyle sürdürdü "İlaçta çiğneme, bölme ve kırma. Bunlar uygulama yoluna giriyor bir nevi. Bazı ilaç türleri var. Kırılmaması gerekiyor. Bazı ilaç türleri var çiğnenmemesi gerekiyor. Bazıları da var bölüp içmeniz gerekiyor. Bunu da yine doktorunuzun size önerdiği şekilde yapmanız gerekiyor. Ama doktor ya da eczacınıza danışmadan kesinlikle bir ilacı bölüp çiğneyip ya da kırarak içmemeniz gerekiyor. Bunu danışarak yapmanız gerekiyor. Yine uygulama süresi, uygulama dozu ve doz aralıklarında hata yaparsanız akılcı olmayan ilaç kullanımına girmiş oluyorsunuz. Ve süresi geçmiş ilaçların kullanılması, ilaçlar evde kullanılmadığı sürece depo ediliyor. İstifleniyor evlerde. Özellikle buzdolabının kapağında. Ki bu çok yanlış bir hareket. Çoğu ilacı özellikle şurupları ailelerimiz buzdolabının kapağında saklıyorlar. İlaçlar eczaneden aldığınızda buzdolabından mı size veriliyor? Yok. Siz ilaçlarınızı belli ilaçlar dışında insülin kalemleri vesaire onları söylemiyorum. Ama genel olarak tablet ve şuruplar oda sıcaklığında saklanması gereken ilaçlar. Bunu nereden bileceğiz diye sorarsanız ilaçların kutusunda, kutunun üzerinde saklama şartları yazar. Doktor tavsiyesi dışında doktor, eczacı tavsiyesi dışında kullanılmaması gereken ilaçlar" "Bitkisel ürünler destekleyici tedavidir" Bilinçsiz gıda takviyesi ve bitkisel ürünlerin kullanımında da sıkça yapılan yanlışların olduğuna dikkat çeken Eczacılık Fakültesi Araştırma Görevlisi Aylin Aydın, " Burası çok önemli. Bilinçsiz gıda takviyesi ve bitkisel Bunlar neler? Vitaminler, magnezyum preparatları ve günümüzde çok görüyoruz. Sosyal medyada başka platformlarda magnezyum al, D vitamini al, C vitamini al çok faydalı deniliyor. Magnezyumda faydalı, demirde, C vitamine de. Burada dikkat etmeniz gereken doktor muayenesi olmadan, kan tahlillerinize bakmadan gıda ya da besin takviyesi alamazsınız. Belki C vitamini sizde çok yüksek. D vitamini çok yüksek. Bitkisel ürünler de yine komşudan duyduğunuz, aktardan duydunuz. Bu besin diyabete iyi geliyormuş. Bu besin kolesterolü çok iyi geliyormuş. Bu besin tansiyonuma çok iyi geliyormuş. Böyle şeyler yok arkadaşlar. İlaç farklı bir şey, takviye edici ek destek farklı bir şey. İlaç tamamen hastalığa yönelik. Bitkisel ürünler destekleyici tedavi olarak geçer. Tamamlayıcı tedavi kesinlikle değildir. Yine doktorunuza ve eczacınıza danışmadan kesinlikle kullanmayın. "Dünyada ilaç ve askeri harcama zirvede" Viral kaynaklı hastalıklara antibiyotiğin hiçbir tedavisi olmadığını ifade eden Aydın, "Diyelim ki viral bir enfeksiyonunuz var. Grip oldunuz. Çok halsiz hissediyorsunuz. Ne yapacaksınız? Ya ben doktora gideyim de bir antibiyotik yazdırayım kendime. Tamamen yanlış. Viral kaynaklıysa siz onu ya antiviral ilaç alarak tedavi etmeniz gerekiyor ya da C vitamini takviyesi yaparak onu tedavi etmeniz gerekiyor. Bazen başınız ağırabilirç İlk önce bir su için, camı açın, bir hava alın. Çalışma potansiyeli çok yüksek gençlersiniz. Test çözerken başınız çok eğik duruyor. Belki o yüzden bile başınız ağrıyabilir. İlk önce bir kalkın. Camları açın. Bir ensenize soğuk su vurun. Ardından su için bolca, on dakika mola verin. Bakın gerçekten başınızın ağrısı gidecek. Anneler telefonlara çok takar ya. Çok telefona da bakmayın. Başınızın ağrımasının en büyük sebebi de o. Telefona bakınca ağrımasının sebebi de telefondaki ışınlar direkt gözünüze denk geliyor Ve göz bunu algılamak için göz de bir organ. Nasıl kalp gibi kalp nasıl ki? Kan pompalıyor. Gözde sizin sürekli görmeniz için orada bir işlev de. Vücudunuzdaki bakteriler kullandığınız ilaca karşı direnç geliştirme potansiyeline sahip. Çok direnç geliştirme potansiyeline sahip. O yüzden antibiyotik tedavisi aldığınızda sizden ricam mutlaka kutu bitene kadar tedavinizi bitirmeniz. Yine gereksiz tedavi maliyeti, işten geri kalma ve kazanç kaybı gibi ekonomik zararlar. Gençler dünya ekonomisini eline almış iki büyük etken var. Birincisi ilaç diğeri askeriye. Askeri malzemeler. Diğeri de ilaç. Dünyanın ekonomisi bunlar üzerinden dönüyor. En büyük ekonomiler bunlar üzerinden dönüyor. Ve siz ne kadar fazla ilaç alırsanız, ne kadar fazla sormadan, doktora, eczacıya danışmadan bu işlemleri yaparsanız inanılmaz derecede ülke ekonomisine zarar veriyorsunuz. Antibiyotikler en çok satılan ilaç grupları arasında. İnanılmaz derecede tüketiliyor. Gerek var mı? Bence yok. Antibiyotik ve ağrı kesiciler sizin yaş grubunuza hitap ettiği için çok dikkatli kullanmanız gerekiyor. Antibiyotik direnci gelişirse biz bunun önünü alamayız. Yeni bir molekül oluşturmamız lazım. Yeni bir molekül sentezlememiz lazım. O yüzden antibiyotikleri kutunuz bitene kadar düzenli bir şekilde kullanın" dedi. "Öğrenciler bizim birer gönüllü elçimiz" Atatürk Üniversitesi Bilim İletişimi Ofisi Koordinatörü Yusuf Bayraktar, "Akılcı ilaç kullanımı konusunda bir etkinlik düzenliyoruz. Can Sağlığı Vakfı’yla ortak olarak yapıyoruz bu etkinliği. Lise öğrencilerine akılcı ilaç kullanımının önemini anlatmak istiyoruz. Buradaki muhataplarımız her ne kadar öğrenciler olsa da aslında buradaki öğrenciler bizim için birer bilim elçileri. Biz onları bilim elçileri olarak bir tanıtıyoruz. Neden bilim elçileri diyoruz? Çünkü öğrencilere anlattığımız bilgileri, bilimsel bilgileri ailelerine ulaştırma hedefliyoruz aslında bugünkü etkinliğimizde. Dolayısıyla bununla ilgili dokümanlar hazırladık. Hazırladığımız dökümanlarda akılcı ilaç kullanımının önemini anlattık. Rektörümüz Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da velilere hitaben, akılcı ilaç kullanımının önemin bir mektup hazırladı onları öğrencilerimiz aracılığıyla elçilerimiz aracılığıyla ailelerine ulaştırmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Atatürk Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü öğrencisi Emine Kılıç şöyle konuştu "Aynı zamanda Can Sağlığı Vakfının il temsilcisiyim. Buradaki amacımız ilacın akıllı kullanımıyla alakalı. Lise zamanlarında öğrencilerin en yaptığı şey ki düzensiz ve bilinçsiz ilaç kullanımı. Burada eczacılık fakültesinden gelen hocamızla beraber o onun anlattığı değerli bilgilerden yola çıkarak ilacın aslında nasıl düzenli kullanılması gerektiğini, antibiyotik dirençliliğini anlatacağız öğrencilere. Bu yüzden burada toplanmış bulunmaktayız"