Son Dakika
|
Önder Özen, Beşiktaş Futbol Direktörü oldu
Malatya’da deprem sonrası 74 kişi hastanelere başvurdu
Karabük’te korkutan yangın : 2 ev ve samanlık kül oldu
Deprem anı iş yerinin kamerasına yansıdı
Malatya’da 5.6 büyüklüğünde deprem
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
Beşiktaş’ta ikinci Sergen Yalçın dönemi sona erdi
Hantavirüs salgının yaşandığı yolcu gemisi Hollanda'da
Tepebaşı’nda para trafiği ortaya çıktı
Yüzlerce metrelik yamaçtan yuvarlandı, hurdaya dönen araçtan sağ çıktı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
The Quiet Elegance of Taipei Confucius Temple
Trump: "Cumhurbaşkanı Erdoğan'la çok iyi bir görüşme gerçekleştirdim"
Ünlü sanatçı Haluk Levent hastaneye kaldırıldı
İran basını: "ABD Pakistanlı arabulucular üzerinden İran’a yeni bir teklif iletti"
TFF Başkanı Hacıosmanoğlu, UEFA Yönetim Kurulu Toplantısı’na katıldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Başbakanı Kamil İdris’i kabul etti
Trabzonspor, Ernest Muçi’nin bonservisini aldı
İstanbul’da yağmur ve maç trafiği
SAĞLIK
Kastamonu’da sağlık hizmetlerinde dikkat çeken yükseliş: Sevkler azaldı, kapasite arttı
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 19:36:33
Kastamonu’da sağlık alanında son bir yılda gerçekleştirilen yatırımlar, yeni sağlık tesisleri, personel artışları ve hizmet kapasitesindeki gelişmeler düzenlenen toplantıyla kamuoyuna açıklandı. İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz, kentte 2 ilçe sağlık müdürlüğü, 18 toplum sağlığı merkezi, 54 aile sağlığı merkezi, halk sağlığı laboratuvarı, sağlıklı hayat merkezi ve yabancı uyruklu polikliniği bulunduğunu belirtti. Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Yavuzyılmaz başkanlığında yapılan toplantıda, 2025-2026 döneminde özellikle birinci basamak sağlık hizmetleri, hastane kapasitesi, kanser taramaları ve acil sağlık hizmetlerinde önemli ilerlemeler sağlandığı bildirildi. Aile hekimliği sisteminde yapılan düzenlemelerle birim sayısının 127’den 131’e çıkarıldığını ifade eden Yavuzyılmaz, bir aile hekimine düşen nüfusun 2 bin 820’den 2 bin 745’e gerilediğini söyledi. Kuzeykent ve Salı Pazarı bölgelerinde yeni aile sağlığı merkezlerinin hizmete açıldığını, İnebolu Özlüce’de de mevcut yapının dönüştürülerek yeni bir merkez oluşturulduğunu kaydetti. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, diş hekimi ve çocuk gelişimcisi gibi uzmanların ücretsiz hizmet verdiğini vurgulayan Yavuzyılmaz, vatandaşların bu hizmetlerden daha fazla yararlanmasını istediklerini ifade etti. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde son bir yılda yaklaşık 3 milyon 300 bin muayene yapıldığını aktaran Yavuzyılmaz, bu rakamın ilin nüfusu dikkate alındığında sağlık hizmetlerine yoğun başvuru olduğunu gösterdiğini belirtti. Kanser taramalarında ortalama yüzde 28 artış sağlandığını söyleyen Yavuzyılmaz, erken teşhisin önemine dikkat çekti. HPV tarama numunelerinin artık Kastamonu’da değerlendirilmeye başlandığını belirten Yavuzyılmaz, yaklaşık 2 milyon liralık yatırımla laboratuvar altyapısının güçlendirildiğini ve Çankırı ile Karabük’ten gelen numunelerin de ilde işlendiğini ifade etti. Cide ve Taşköprü’ye yeni mamografi cihazları kazandırıldığını aktaran Yavuzyılmaz, tütün bağımlılığıyla mücadele kapsamında poliklinik sayısının 16’ya çıkarıldığını kaydetti. Hastanelerde yatak kapasitesinin artırıldığını belirten Yavuzyılmaz, Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 545 yatağa, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesinin ise 305 yatağa çıkarıldığını, il genelinde toplam yatak kapasitesinin 1215’e ulaştığını söyledi. Yoğun bakım kapasitesindeki artışın sevk oranlarına olumlu yansıdığını ifade eden Yavuzyılmaz, il dışına sevklerde yüzde 37, yoğun bakım gerekçeli sevklerde ise yüzde 43 azalma sağlandığını belirtti. 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde istasyon sayısının 43’e, ambulans sayısının ise 70’e yükseltildiğini söyleyen Yavuzyılmaz, son bir yılda 8 yeni ambulansın hizmete alındığını açıkladı. Ayrıca sağlık personeli sayısının 432 kişi arttığını, son kurada 18 uzman hekimin daha göreve başlayacağını ifade etti. Kadıdağı bölgesindeki binanın 30 yataklı AMATEM olarak hizmet vereceğini açıklayan Yavuzyılmaz, eski devlet hastanesi alanında yapılacak yeni sağlık tesisinin ihale sürecinin tamamlandığını bildirdi. Eğitim ve Araştırma Hastanesine 128 kesitli tomografi cihazı kazandırıldığını belirten Yavuzyavuzyılmaz, PET-CT cihazı için de ihale sürecinin başlatıldığını söyledi. Toplantıda ayrıca il genelinde muayene sayısının yaklaşık 6 milyona ulaştığı, ameliyat sayısının 33 bin 800 olduğu ve diyaliz hizmetlerinde kapasitenin artırıldığı ifade edildi. Yavuzyılmaz, sağlık yatırımlarının vatandaşların hizmete daha hızlı ve kaliteli erişimini sağlamak amacıyla sürdüğünü vurguladı.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:34
Nilüfer’de çifte açılış
Nilüfer Belediyesi, Ertuğrul Mahallesi’nde aile sağlığı merkezi ve muhtarlık binasını hizmete açtı. Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, "Mahalle sakinlerimiz hem sağlık hem de muhtarlık hizmetlerine aynı noktadan, çok daha rahat ulaşabilecek" dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Ertuğrul Eğitim Aile Sağlığı Merkezi ve Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı açılışı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Törene Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, CHP İl Başkan Yardımcısı İlhan Çetin, Nilüfer İlçe Başkanı Özgür Şahin, Bursa Muhtarlar Derneği Başkanı Erol Yılmazer, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, mahalle muhtarları, belediye meclis üyeleri, belediye başkan yardımcıları ve sağlık çalışanları katıldı. Konuşmasına, 19 Mayıs Dünya Aile Hekimleri Birliği’ni kutlayarak başlayan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, merkezin 2 bin 75 metrekarelik alanda hizmet verdiğini ifade ederek, "5 doktor odası, gebe izlem ve aşı odası, acil müdahale odası, laboratuvar ve 112 acil servis birimi burada bir arada. 30 araçlık otoparkı ile erişimi de kolaylaştırıyor. Tabelasında ‘eğitim’ yazıyor. Çünkü burası aynı zamanda Bursa Uludağ Üniversitesi’nin bir eğitim merkezi. Yarının aile hekimleri, sağlıkçıları burada yetişecek" dedi. Sağlık ve muhtarlık hizmetleri bir arada Aynı alanda Ertuğrul Mahallesi Muhtarlığı ve Mahalle İletişim Merkezi’nin de yer aldığını açıklayan Başkan Şadi Özdemir, "Böylece mahalle sakinlerimiz hem sağlık hem de muhtarlık hizmetlerine aynı noktadan, çok daha rahat ulaşabilecek" diye konuştu. Başkan Şadi Özdemir, Aile Sağlığı Merkezi’nin üst katında belediyenin dikiş, el örgüsü ve resim gibi kadınlara yönelik sanat ve beceri atölyeleri yer alacağını da sözlerine ekledi. "İyi bir hekim yetiştirmek asm’de başlar" Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun da toplumla iç içe hareket ettiklerini anlattı. Coşkun, "Buradaki ekip hem hizmet üretiyor hem eğitim veriyor hem de araştırma yapıyor. Bu gerçek bir modeldir. İyi bir hekim yetiştirmek sadece laboratuvarda veya hastanede olmaz, bunun temeli aile sağlığı merkezlerinde başlar" dedi. Bursa Uludağ Üniversitesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Başkanı, Eğitim Aile Sağlığı Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Yeşim Uncu, merkezin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti. Uncu, eğitim merkezinin kamunun, üniversitenin ve toplumun ortak katkısıyla hayata geçirildiğini vurgulayarak, "Burada sunulan sağlık hizmeti klasik bir hizmet değil; araştırma, eğitim ve hizmetin bir arada yürütüldüğü, bilimsel ve güncel yaklaşımın sergilendiği bir modeldir" diye konuştu. Nilüfer İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. İsmail Kaba, birinci basamak sağlık hizmetleri konusunda çok güçlü bir altyapıya sahip olduklarını belirtirken, Ertuğrul Mahalle Muhtarı Naciye Akyemiş de emeği geçenlere teşekkür etti. Konuşmaların ardından açılış kurdeleleri kesildi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:28
Bahar aylarında astım şikayetleri artabiliyor
Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi belirtilerle ortaya çıkan astımın, sigara dumanı, polen, hava kirliliği ve stres gibi birçok faktörle tetiklenebildiğini belirterek, düzenli tedavi ve doğru yaşam alışkanlıklarıyla hastalığın kontrol altına alınabileceğini söyledi. Astımın, hava yollarının daralmasıyla oluşan alevlenmelerle seyreden kronik bir hastalık olduğunu belirten Nev Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Uzm. Dr. Seher Göktaş, hastalığın genellikle alerjik nedenlerle ortaya çıktığını ancak alerjik olmayan astım türlerinin de bulunduğunu söyledi. Astımın en sık belirtilerinin nefes darlığı, öksürük, hırıltılı nefes alma ve göğüste sıkışma hissi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, "Bazen hastalık sadece öksürük ile ortaya çıkabilir. Kriz şeklinde seyredebilir. Öksürük genellikle kurudur yani balgamsızdır. Şikayetler gün içinde olabildiği gibi özellikle gece artar. Sabaha karşı olan öksürük veya nefes darlığı tipiktir. Bu belirtiler tekrarlayıcıdır" dedi. "Sigara ve alerjenler riski artırıyor" Astımda risk faktörlerine değinen Uzm. Dr. Göktaş, anne karnında bebeğin yetersiz beslenmesi ve düşük doğum ağırlığının risk oluşturduğunu belirtti. Anne ve babanın sigara içmesinin, özellikle gebelik döneminde annenin sigara kullanmasının astım gelişiminde önemli rol oynadığını vurgulayan Göktaş, ailede astım öyküsü bulunmasının da riski artırdığını söyledi. Bazı meslek gruplarında astımın daha sık görülebildiğini ifade eden Uzm. Dr. Seher Göktaş, fırıncılık, marangozluk, mobilyacılık, dökümcülük, kaynakçılık, plastik ve kimya sanayi, ilaç endüstrisi, demiryolu işçiliği, çay ve tütün üretimi, itfaiyecilik, kuru temizleme, temizlik ve tekstil işçiliği gibi alanlarda çalışan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini dile getirdi. "Polen, parfüm ve sigara dumanı astımı tetikleyebiliyor" Astımı tetikleyen en önemli faktörlerin başında alerjen maddelere maruz kalmanın geldiğini belirten Uzm. Dr. Göktaş, "Polen, ev tozu, evcil hayvanlar, küf mantarı, gribal enfeksiyonlar, stres, sigara dumanı, egzersiz, temizlik malzemeleri ve parfüm gibi yoğun kokular astımı tetikleyebilir. Ayrıca astım hastalarında reflü sıklığı da yüksektir" ifadelerinde bulundu. Mevsim geçişlerinin de astım hastaları için risk oluşturduğunu belirten Göktaş, özellikle bahar aylarında polen ve çimenlerin hastalığı alevlendirebildiğini söyledi. Hava kirliliği, soğuk hava ve mevsimsel gribal enfeksiyonların da astım şikayetlerini artırabileceğini kaydetti. "Astım krizinde erken müdahale önemli" Astım krizinin ani gelişen öksürük nöbetleri, nefes darlığı ve hırıltı ile kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, daha önce astım tanısı alan hastaların öncelikle nefes açıcı ilaçlarını kullanmaları gerektiğini söyledi. Göktaş, "Düzelme olmazsa şiddetine göre Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne veya acil servise başvurulmalıdır" dedi. "Astım tamamen geçmez ancak kontrol altına alınabilir" Astım tanısının; hasta öyküsü, fizik muayene, akciğer grafisi, kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi ve alerji testleri ile konulduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktaş, hastalığın diyabet ve hipertansiyon gibi kronik bir hastalık olduğunu ancak ilaçlarla kontrol altına alınabildiğini söyledi. Astım ilaçlarının bağımlılık yaptığı yönündeki yanlış inanışlara da değinen Göktaş, "Bu ilaçlar ağızdan kullanılan ilaçlara göre daha güvenlidir. Direkt akciğerlere etki eder. Dolaşıma katılımı çok azdır. Bağımlılık yapmaz. Hasta ihtiyacı olduğu için kullanılır" diye konuştu. "Ev ortamı ve günlük yaşam aüzenlenmeli" Astım hastalarının yaşam alanlarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, evde kedi, köpek ve kuş gibi evcil hayvanların beslenmesinin önerilmediğini söyledi. Halı, kitap ve toz tutabilecek eşyaların azaltılması gerektiğini ifade eden Göktaş, evin düzenli havalandırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca parfümlü ve yoğun kokulu temizlik malzemelerinden uzak durulması gerektiğini vurguladı. Spor yapan astım hastalarının egzersiz öncesinde doktor önerisiyle nefes açıcı sprey kullanabileceğini belirten Göktaş, gerektiğinde egzersiz sonrasında da bu ilaçların kullanılabileceğini ifade etti. "Astım hastanın ömrünü azaltmaz" Astım hastalarının ilaçlarını düzenli kullanmasının büyük önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Seher Göktaş, fiziksel yaşam alanlarının kişiye göre düzenlenmesi gerektiğini söyledi. Hastalığın şiddetine göre tedavi planının değişebileceğini kaydeden Göktaş, bazı hastaların sürekli ilaç kullanması gerektiğini ifade etti. İlaçların bırakılmasının ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, "Ara verdiklerinde bazen hafif astımı olan hastalar bile acile astım kriziyle gelebilmektedir. Bu durum ölümcül sonuçlar doğurabilir. Astım kontrol altına alınabilecek bir hastalıktır, hastanın ömrünü azaltmaz. Genel olarak ilerlemez ancak hasta kendine dikkat etmez ve sigara içerse ilerleyebilir" dedi.
20 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:24
Muğla EAH’ta ‘Çölyak Günü’ farkındalık standı
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi ana hizmet binası giriş alanında, Çölyak Farkındalık Günü kapsamında Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Burak Özşeker öncülüğünde bilgilendirme standı kuruldu. Çölyak hastalığına yönelik toplumsal farkındalığın artırılması amacıyla düzenlenen stantta İl Sağlık Müdürlüğü, İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri görev aldı. Standı Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Çölyak Derneği temsilcileri de ziyaret ederek yürütülen farkındalık çalışmalarına destek verdi. Prof. Dr. Burak Özşeker, Çölyak Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada; çölyak hastalığının buğday, arpa ve çavdarda bulunan gluten proteinine karşı gelişen otoimmün bir hastalık olduğunu belirtti. Gluten tüketimi sonucunda ince bağırsakta hasar oluşabileceğini ve buna bağlı olarak besin emiliminde bozulmalar görülebileceğini ifade etti. Hastalığın; karın ağrısı, şişkinlik, ishal, kilo kaybı, kansızlık, halsizlik ve çocuklarda büyüme-gelişme geriliği gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini, bazı bireylerde ise uzun süre belirti vermeden seyredebildiğini vurgulayan Özşeker, çölyak hastalığında en etkili tedavinin ömür boyu sürdürülen sıkı glutensiz diyet olduğunu kaydetti. Erken tanı, doğru beslenme alışkanlıkları ve toplumsal farkındalığın önemine dikkat çekilen etkinlikte, çölyak hastalarının yaşam kalitesinin artırılmasında bilinçlendirme çalışmalarının büyük önem taşıdığı ifade edildi. Çölyak Farkındalık Günü vesilesiyle, glutensiz yaşam konusunda duyarlılığın artırılması ve çölyak hastalarına destek olunmasının önemine dikkat çekildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 12:02
"Böbrek taşını tedavi etmek her zaman yeterli olmayabilir"
2
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 08:52
20 yıllık tütün bağımlılığını 3 ayda yendi: Hemşire Sevda dumansız hayata ’merhaba’ dedi
3
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:14
Bacağını kaybeden 15 yaşındaki çocuk, hayırseverler sayesinde özgürlüğüne kavuştu
4
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 12:10
Uzmanından uyarı: "Göz yorgunluğu, çift görme, bulanık görme gibi şikayetlerin altında yatan neden beyincik sarkması olabilir"
5
20 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:57
Prof. Dr. Koruk, "Mide ağrısı, şişkinlik ve hazımsızlığı hafife almayın"
04 Mayıs 2025 Pazar - 10:24
Uzmanı uyardı: "Ağız gargarası seçerken üç kez düşünün"
Diş Hekimi ve Ağız, Diş, Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, özellikle alkol ve asit bazlı ağız gargaralarının tat alma duyusunun kaybından diş minesinde erozyona, ağız mukozasında ülser oluşumuna kadar birçok risk içerdiğini belirterek, "Ağız gargarası seçerken üç kez düşünün" dedi. Diş Hekimi ve Ağız, Diş, Çene Cerrahı Dr. Birkan Taha Özkan, kullanımı yaygınlaşan ağız gargaralarına karşı uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Özkan, özellikle pH değeri düşük (asidik) ve alkol içeren ürünlerin dişlerde hassasiyet, çürük artışı, diş yüzeyinde renklenme ve mine incelmesine yol açtığını söyledi. Alkol, klorheksidin ve yoğun antiseptik içeren ağız gargaralarının dil yüzeyindeki tat tomurcuklarını zamanla silikleştirdiğini belirten Prof. Dr. Özkan, "Özellikle asidik içerikli ve alkol bazlı gargaraların uzun süreli kullanımı, diş minesinde erozyon, dilde tat alma duyu kaybı, diş eti hastalıkları ve ağız mukozasında hasar gibi sorunlara yol açabiliyor" dedi. "Tat alma duyunuzu yitirebilirsiniz" Yoğun alkol, klorheksidin ve antiseptik içeren ağız gargaralarının dil üzerindeki tat tomurcuklarına zarar verdiğini belirten Özkan, "Tat alma duyunuzu yitirebilirsiniz. Yoğun alkol, klorheksidin ve antiseptik içeren ağız gargaraları, dil üzerindeki minik tat tomurcuklarının (papillaların) silikleşmesine ve yok olmasına neden oluyor. Bu da zamanla dil yüzeyinde pürüzsüzleşme, tatlı, tuzlu, acı gibi tatları algılayamama ve ağız içinde ve yanakta kronik yanma hissi oluşturuyor. Tat alma duygusunu kaybetmek, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Dil üzerindeki papillaların hasarı bir noktadan sonra geri dönüşümsüz olabilir. 2024 yılında yapılan bilimsel çalışmalar, düzenli ağız gargarası kullanan bireylerde yüzde 18 oranında tat kaybı ve dil yanması vakalarının görüldüğünü göstermiştir" diye konuştu. "Diş beyazlatmak isterken zarar veriliyor" Özellikle alkol oranı yüksek (yüzde 20 üzeri) ya da asidik yapıdaki ağız gargaralarının ağız mukozası ve dişeti epitelinde ciddi hasarlara yol açtığını belirten Prof. Dr. Özkan, "Bu durum yanak içlerinde ve diş etlerinde şiddetli yanma, kuruluk, soyulma, ilerleyen süreçte açık yaralara (ülserlere) yol açar. Her gargara kullanımında aslında ağzınızın koruyucu tabakasını yakıyor olabilirsiniz. Yanak mukozasındaki bu mikro hasarlar zamanla daha büyük sistemik enfeksiyonlara da kapı aralar. pH değeri düşük gargaralar, diş minesinde asit erozyonuna yol açıyor. Sonuç olarak, diş hassasiyeti, diş çürük oluşumunda artış, diş minesinin incelmesi, diş renginde koyulaşma veya diş yüzeyinde sararma. Dişlerinizi beyazlatmak isterken, yanlış gargara kullanımıyla dişleri aşındırıyor ve diş çürüklerine davetiye çıkarıyorsunuz. 2024 yılında yapılan bilimsel çalışmaya göre, düzenli gargara kullanan bireylerde yüzde 32 oranında diş erozyonu tespit edilmiştir" ifadelerini kullandı. "Çene kemiği bile zarar görebilir" Çene kemiğinin de ciddi zarar görebileceğini dile getiren Prof. Dr. Özkan, "Özellikle klorheksidin bazlı gargaralar, dişlerin üzerinde koyu kahverengi, siyahımsı lekeler oluşturur. Bu renklenmeler diş taşı gibi kalıcı hale gelebilir hatta diş yüzeyindeki lekeler profesyonel temizlikle dahi tam olarak giderilemeyebilir. Metal sülfür ve maillard reaksiyonu sonucu diş ve diş dolgusu kenarlarında kalıcı renk değişimi görülür. Yüzde 2’lik klorheksidin kullanımı, yüzde 9,8 oranında mukozal ülserasyon ve beyaz plak oluşumuna yol açabilir. Sağlıklı dişlerinizin görünümünü bozarak estetik kaygıya sebep olabilirsiniz. Bu hasar bazen telafisi çok zor bir noktaya ulaşır. Bu nedenle uzun süreli kullanımdan ziyade belirli kısa süreli kullanımı renklenmenin de önüne geçebilir. Çene kemiğinize bile zarar verebilir, Uzun süreli antiseptik ağız gargarası kullanımı, ağız florasındaki faydalı bakterileri yok ederek, diş eti hastalıklarının hatta periodontitse (ileri diş eti hastalığına) ilerlemesine, diş eti çekilmesine, diş kayıplarına ve çene kemiğinde erimeye zemin hazırlar" şeklinde konuştu. "Kalp damar hastalıklarını tetikleyebilir" Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, ağız gargaralarının masum bir hijyen ürünü gibi görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Sadece ağzınız değil, tüm vücudunuz tehlikede. Klorheksidin gibi güçlü antiseptikler, ağız mikrobiyotasını bozarak ağızdan mideye ve kalbe kadar olan nitrat-nitrit-oksit dengesini etkiler. Bu durum uzun vadede hipertansiyon, kalp damar hastalıkları ve bağışıklık sistemi zayıflamasına yol açabilir. Masum bir gargara kullanımı, zamanla sistemik kalp damar problemlerine bile neden olabilir. Ağız sağlığı, vücut sağlığının kapısıdır. Ağız gargarası seçerken üç kez düşünün. pH’ı nötr veya hafif alkali olan ürünleri tercih edin. Alkol içermeyen formülleri seçin. Uzun süreli kullanımda mutlaka diş hekiminize danışın. Ağızda tat kaybı, yanma, dişlerde lekelenme gibi belirtiler görürseniz gargara kullanımını derhal bırakmalısınız. Ağız gargarası masum bir hijyen ürünü değildir. Yanlış ve uzun süreli kullanım; ağız, diş, diş eti, çene kemiği ve hatta tüm vücudunuzun sağlığını tehdit edebilir. Tat alma duyunuzu kaybettirebilir, çene kemiğinizi eritmeye başlayabilir ve kalp damar rahatsızlıklarına yol açabilir. Uzun süreli, yoğun asidik ve alkol içerikli gargara kullanımına karşı dikkatli olun. Mutlaka diş hekiminize danışarak kullanın" dedi.
04 Mayıs 2025 Pazar - 09:25
Çocuğunuzun aşırı terlemesini hafife almayın
Gün içinde sürekli koşup oynayan ve son derece sağlıklı görünen çocuklarda da kalp hastalıkları görülebiliyor. Halk arasında "Çocuktur kalp hastası olamaz" şeklindeki yanlış inanışına aksine, pek çok çocuk doğuştan gelen kalp hastalıkları sebebiyle çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Çocuklarda aşırı terleme, efor sırasında nefes nefese kalma gibi belirtiler de kalp sorunlarına işaret olabiliyor. Çocukluk yaş grubunda her iki çocuktan birinde ’üfürüm’ duyulabilmekte olduğunu belirterek, çocuk kalp hastalıkları konusunda uyarıda bulunan Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Bölümü Uzm. Dr. Seyyit Bahaettin Öncü, "Kalp kapakçıklarının açılıp kapanması yapılan rutin muayeneler sırasında kendini normal kalp sesi olarak belli ediyor. Ancak bazı durumlarda muayenelerde rutin kalp seslerinin dışında da sesler olabiliyor. Bu seslerin dışında kalpte duyulan anormal seslere üfürüm deniliyor. Çocukluk yaş grubunda yaklaşık olarak her iki çocuktan birinde üfürüm duyulabilmektedir. Üfürümlerin büyük kısmı masum üfürüm denilen herhangi bir kalp rahatsızlığı olmayan sağlıklı çocuklarda duyulan kalp sesleridir. Çocuğun muayene esnasında ateşi olması, enfeksiyonu olması, kansızlığı olması, tiroit bozukluğu olması veya aşırı zayıf olması masum üfürüme sebep olabilir. Masum üfürüm duyulan çocukların ailelerinin tedirgin olmasına gerek yoktur, çocuklarının kalbi sağlıklıdır" dedi. "Üfürümler 6 dereceye ayrılıyor" Kalpte duyulan üfürümlerin şiddetine göre 6 dereceye ayrıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Öncü, "Birinci derece en hafif, altıncı derece ise en şiddetli olanıdır. Üç ve üzeri dereceler anormaldir, bu durumda mutlaka bir anormallik vardır ve araştırılması gerekir. Üfürümün kaçıncı derece olduğunu deneyimli bir çocuk hekimi çocuğunuzun kalbini dinlediğinde anlar ve sizi bilgilendirir. Gerek görmesi durumunda da sizi çocuk kalp doktoruna yönlendirecektir. En sık olarak kalbin karıncıkları veya kulakçıkları arasında olan, halk arasında delik diye tabir edilen açıklıklar neticesinde duyulur. İkinci sıklıkta şah damarı veya kalpten akciğere kanı taşıyan damarlardaki daralmalar sonucunda duyulur. Anormal üfürümü duyan hekim sizi çocuk kardiyoloji uzmanına yönlendirecektir" şeklinde konuştu. Kardiyolojik tetkiklerle teşhis edilir Üfürüm hastalığının teşhisi hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Seyyit Bahaettin Öncü, "Uzman hekim sizi EKG, EKO gibi ileri araştırmalar ile değerlendirerek üfürümün sebebini tespit edecektir ve yapılması gerekenler hakkında sizi bilgilendirecektir. Çocuğunuzda tüm vücutta yaygın olarak morarma olması durumunda vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmalıdır. Bunun dışında çabuk yorulma, hızlı nefes alıp-verme, efor yaparken nefes nefese kalma, aşırı terleme, şiddetli göğüs ağrısı, çok fazla çarpıntı hissediyor olması, kilo alamıyor olması veya sık akciğer enfeksiyonu geçirmesi gibi durumların biri ve ya birkaçının olması durumunda uzman hekime en kısa zamanda muayene olmalıdır" diye konuştu.
04 Mayıs 2025 Pazar - 08:10
Pirinçteki sessiz tehlike: Arsenik birikimi
Pirinç, dünya genelinde en çok tüketilen besinlerden biri. Ancak uzmanlar, bu temel gıdanın, arsenik gibi toksik maddeleri bünyesinde biriktirme riski taşıdığına dikkat çekiyor. Tarımda kullanılan su ve toprak kaynaklı arsenik, doğrudan insan sağlığını tehdit ediyor. "Topraktaki doğal arsenik yetmiyormuş gibi, insan faaliyetleriyle daha da artıyor" İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aysun Sağlam, pirinçteki arsenik birikimi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Arseniğin doğada doğal yollarla toprakta, yeraltı ve yerüstü sularında bulunduğunu belirten Sağlam, "Volkanik faaliyetler, kaya erozyonu, orman yangınları gibi doğal olaylarla doğaya karışan arsenik, madencilik, fosil yakıt kullanımı, endüstriyel atıklar ve kentsel atıklar gibi insan faaliyetleriyle çok daha yüksek oranlara ulaşıyor" dedi. "Pirincin yapısı gereği arsenik emilimi daha fazla" Dr. Sağlam, pirincin sulak alanlarda yetişen bir bitki olması nedeniyle arsenik emiliminin yüksek olduğunu belirterek, "Pirinç bitkisi, kökleriyle toprakta ve suda çözünmüş arseniği emer ve bunu doğrudan tanelerine taşır. Bu yüzden pirinç, diğer tahıllara kıyasla daha fazla arsenik biriktirme eğilimindedir" diye konuştu. Uzak Doğu ülkelerinde arsenikle kirlenen topraklarda pirinç üretimiyle ilgili çok sayıda bilimsel çalışma yapıldığını hatırlatan Sağlam, Türkiye’de bu konudaki araştırmaların oldukça sınırlı olduğuna da dikkat çekti. "İklim krizi durumu daha da kötüleştiriyor" İklim değişikliğiyle birlikte pirinçteki arsenik seviyesinin daha da artabileceğine işaret eden Dr. Sağlam, ABD’deki Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmalara değinerek, "Sıcaklıkların 2 derece artması ve atmosferdeki karbondioksit seviyesinin yükselmesi, arsenik gibi zararlı maddelerin pirince geçişini hızlandırıyor. Bu da gelecekte çok daha büyük bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalabileceğimiz anlamına geliyor" dedi. "Aşırı tüketim kanser riskini artırıyor" Arsenik maruziyetinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Sağlam, "Kısa vadede mide ağrısı, kusma, düşük tansiyon ve deri lezyonları gibi semptomlar görülürken; uzun vadede akciğer, karaciğer, mesane ve böbrek kanseri gibi ölümcül hastalıklara neden olabilir. Ayrıca kalp hastalıkları, diyabet, bağışıklık sistemi bozuklukları ve nörogelişimsel sorunlarla da bağlantılıdır" dedi. "Tüketici tek başına korunamaz, çözüm üretimde" Tüketicilerin bireysel olarak alabileceği önlemlerin sınırlı olduğuna dikkat çeken Sağlam, "Bilinçli tüketici aşırı pirinç tüketiminden kaçınarak bir miktar korunabilir. Ancak esas çözüm üretim aşamasında alınacak tedbirlerde. Arsenik emilimi düşük pirinç türlerinin geliştirilmesi, su ve toprak yönetiminin iyileştirilmesi ve endüstriyel arsenik salınımının önlenmesi gibi adımlar çok daha etkili olacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 18:44
Çocukların hastane korkusunu aşmak için kolları sıvadılar
Düzce’de çocukların hastane korkusuna aşabilmeleri için Düzce Üniversitesi öğrencileri kolları sıvalayarak çocuk Hastanesi’nde boya çalışması gerçekleştirdi. Düzce Üniversitesi meraklıları yine dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirdi. Çocukların hastane korkusunu aşmaları için Düzce Atatürk devlet hastanesi Çocuk acil ve Çocuk polikliniklerinde boya çalışması gerçekleştirdi. Çocukların sevdiği çizgi film karakterleri ile donatılan hastanede ki çalışmaları Düzce Valisi Selçuk Aslan da inceledi. Düzce il sağlık müdürü Yasin Yılmaz ile birlikte boya çalışmalarına katılan vali Aslan, " Dümerang topluluğu öncülüğünde Üniversite öğrencilerimiz ve kamu görevlilerimiz eşliğinde bir çalışma yapılıyor. Gönüllü olarak çocuk servisleri ve çocuk polikliniklerinde çocuklarımıza hastaneyi daha sempatik gösterecek şekilde onların beğeni ile takip ettiği çizgi film karakterlerini duvarda resim edildiğini gördük. Resim çalışmasına katılan gönüllü Düzce Üniversitesi öğrencileri ile bir araya geldik. Burada okuyup mezun olduktan sonra kamu görevinde çalışan arkadaşlarımız var. Kendilerinin böyle bir sosyal sorumluluk içerisinde olması bizi gerçekten mutlu etti. Çocukların hayalini kurduğu çizgi film karakterlerinin hastaneye geldiklerinde duvarlarda resmi edildiğini görünce mutlu olacaklarını düşünüyorum. Bu çalışma ile birlikte çocukların hastaneye sempati kazanacağını düşünüyoruz. Bugün hafta sonu olmasına rağmen havanın sıcak olmasına rağmen farklı aktiviteler yapma düşünceleri olmasına rağmen buraya gelip hastanede resim çalışması yapmalarından dolayı kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:24
Çok amaçlı sağlık merkezleri tamamlandı
Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim, il genelinde yapımı tamamlanan ve inşaatı devam eden sağlık tesisleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Dr. Ali Burak Mülayim, birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesini arttırmak ve vatandaşların sağlık tesislerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla Muğla genelinde önemli yatırımların hayata geçirildiğini belirtti. Yapılan açıklamada, Menteşe ilçesinde yapımı tamamlanan içerisinde Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi, 8 Aile Hekimi Biriminin bulunduğu, Aile Sağlığı Merkezi, Halk Sağlığı Laboratuvarı, Verem Savaş Dispanseri, 112 Başhekimliği ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun bulunduğu toplam 4 Bin 736 m2 kapalı alana sahip hizmet binasının geçici kabulünün yapıldı. Yine Milas ilçesinde içerisinde Milas İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi; 9 Aile Hekimliği Biriminin hizmet vereceği Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun bulunduğu toplam 4 bin 752 m2 kapalı alana sahip yeni hizmet binasının geçici kabulü yapıldı. Menteşe ve Milas ilçelerinde yapımı tamamlanan her iki hizmet binasının da iskan sürecinin devam ettiği, yapı iskanının alınmasına müteakip yeni hizmet binalarında vatandaşlarımıza hizmet verilmeye başlanacağı ifade edildi. Ayrıca Menteşe ilçesi Bayır mahallesinde toplam 570 m2 kapalı alana sahip 6 Aile Hekimliği Birimli Bayır Aile Sağlığı Merkezi hizmet binasının yapımının devam ettiği açıklandı. Hizmet binasının toplam 570 m2 kapalı alana sahip olduğu ve inşaatın yüzde 70’inin tamamlandığı, projenin kısa süre içerisinde bitirilerek Bayır Aile Sağlığı Merkezinin hizmete açılmasının planlandığı belirtildi. İl Sağlık Müdürü Mülayim açıklamasında, "Sağlık Bakanlığımızın insan merkezli yaklaşımıyla, Muğla ilimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik kararlı adımların atıldığını, Sağlık Bakanlığının yeni yatırımlarıyla vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu birinci basamak sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşacaklarını" ifade etti.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:51
Kars’a 31 hekim ataması yapıldı
Kars’a 31 hekimin ataması yapıldı. Ataması yapılan hekimler il merkezi ve ilçelerde vatandaşlara hizmet verecek. Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen 122. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü (DHY) kurası sonucunda, Kars’a ve ilçelerine 21 Uzman Hekim, 10 Pratisyen Hekim olmak üzere toplam 31 Hekim ataması yapılırken, kentte ihtiyaç duyulan doktor eksiliği de giderilmiş oldu. Kars’ın doktor ihtiyacını Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na taşıyan milletvekili Adem Çalkın, yapılan atamaların ardından Bakan Memişoğlu’na teşekkür etti. Kars’a atanan doktorların önümüzdeki günlerde kentte gelerek görevlerine başlayacağı öğrenildi.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:02
Manisa’da 23 yeni hekim ve 184 sağlık personeli göreve başlıyor
AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası sonucunda, 12 uzman tabip ve 11 pratisyen tabip olmak üzere toplam 23 hekimin Manisa’daki sağlık kuruluşlarına atandığını belirterek, 2025 yılı KPSS ve 4-D Sürekli İşçi münhal kadroları kapsamında ise 184 yeni sağlık personelinin görevlendirileceğini söyledi. AK Parti’li Yenişehirlioğlu, Manisa’nın sağlık kadrosuna yapılan yeni hekim ve personel atamalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yenişehirlioğlu, "122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) Kurası kapsamında; 12 uzman tabip ve 11 pratisyen tabip olmak üzere toplam 23 hekim, Manisa’daki sağlık kuruluşlarında görevlendirildi. Bu atamalarla birlikte Manisa’da vatandaşlara daha etkin ve erişilebilir sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Yeni hekimler, uzmanlık alanları ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde şehrimizin sağlık altyapısına önemli katkılar sağlayacak. Ayrıca, 2025 yılı KPSS ve 4-D Sürekli İşçi münhal kadroları kapsamında; 130 sağlık personeli ve 54 sürekli işçi, toplam 184 yeni görevli Manisa’daki sağlık kurumlarında görevlendirilecek. Hemşire, ebe, fizyoterapist, tekniker, teknisyen ve diğer branşlardaki bu güçlü kadro sayesinde sağlık hizmetlerinin hızı ve kalitesi daha da artacak. Manisa’mızın sağlık ordusunu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu atamalar, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve nitelikli şekilde erişimini sağlayacaktır. Bu önemli kazanımlar için başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu olmak üzere emeği geçen tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Göreve başlayacak tüm sağlık neferlerimize başarılar diliyorum" dedi. Yenişehirlioğlu, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlık hizmetlerinde nitelikli insan kaynağının artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:27
Muğla’da beyin ölümü gerçekleşen hastanın karaciğeri İzmir’e nakledildi
Muğla’da özel bir hastanede beyin ölümü gerçekleşen 56 yaşındaki Tolga Özgür’ün karaciğeri, kardeşinin onayıyla organ bağışında bulunulmasının ardından İzmir’e nakledildi. Hayatını kaybeden Özgür’ün karaciğeri, İzmir Acıbadem Kent Hastanesi’nden gelen uzman ekip tarafından başarılı bir operasyonla alındı. Karaciğer, nakil için uygun bir hastaya ulaştırılmak üzere ivedilikle İzmir’e götürüldü. Hastane yetkililerinden edinilen bilgiye göre, Tolga Özgür’ün yaklaşık bir haftadır hastanelerinde tedavi gördüğü, 2 Mayıs günü saat 15.46 sularında beyin ölümünün gerçekleştiği ve tüm yasal prosedürlerin ardından organ bağışı sürecinin başlatıldığı belirtildi. Organ nakli ekibi, nakil sürecinin büyük bir titizlikle yürütüldüğünü ifade ederken, Tolga Özgür’ün karaciğerinin bir hastaya hayat verecek olmasının son derece anlamlı bir bağış olduğunu vurguladı.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:26
Team Novo Nordisk, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na 10. kez katıldı
Tamamı Tip 1 diyabetle yaşayan profesyonel sporculardan oluşan Team Novo Nordisk, bu yıl 60.’sı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na 10. kez katıldı. Yarış öncesinde, Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği desteğiyle Tip 1 diyabet ile yaşayan üç genç sporcu, takım üyeleriyle tanışma fırsatı buldu. 2021 yılında, diyabetle yaşayan bireylere ilham vermek, eğitmek ve cesaretlendirmek amacıyla kurulan, tamamı Tip 1 diyabetli sporculardan oluşan Team Novo Nordisk, 27 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen 60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda 10. kez yarıştı. Profesyonel sporculardan oluşan ABD merkezli takım, dünyanın en prestijli yarışlarından biri olan Türkiye Turu’nda sadece sportif başarı için değil, diyabetle yaşamın mümkün olduğunu göstermek için de pedal çevirdi. Team Novo Nordisk, hem atletik performanslarıyla hem de taşıdıkları mesajla dikkat çekti Takım bu yıl, turun başlangıcında anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Team Novo Nordisk, Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği’nin desteğiyle ikisi bisikletçi biri atlet olmak üzere diyabetle yaşayan üç çocuk ile bir araya geldi. Yarış alanında takım sporcularıyla tanışarak sohbet eden genç sporcular, Team Novo Nordisk sporcularının ilham ve cesaret verici hikâyelerini kendilerinden dinleme fırsatı buldu. Takımın genç yeteneklerinden Matyáš Kopecky, buluşmayla ilgili şunları söyledi: "Bugün burada tanıştığımız çocuklar bana diyabetle hayatın ne kadar güçlü bir şekilde yaşanabileceğini bir kez daha hatırlattı. Ben bu takımı ilk duyduğumda büyük bir heyecanla başvurmuştum. Onların da kendilerine böyle bir hedef koymaları beni çok mutlu eder. Diyabet hayallerin önünde bir engel değil, sadece nasıl yaşayacağımızı bize daha iyi öğretiyor." Ortak mücadele, profesyonel ilham Yapılan açıklamaya göre; bu buluşma, sadece kısa bir tanışma anı olmanın ötesinde, Tip 1 diyabetle yaşayan çocukların sporla kurdukları bağı güçlendiren anlamlı bir deneyim sundu. Profesyonel bisikletçilerle yapılan sohbetler, takımın antrenman rutinlerinden diyabet yönetiminde kullandıkları teknolojilere kadar pek çok konuda çocuklara bilgi edinme fırsatı sağladı. Katılımcı genç sporcular, bisiklet sporunun yüksek performans gerektiren dünyasında diyabetin nasıl yönetilebileceğini yerinde gözlemledi. Bu karşılaşma, çocukların diyabetle yaşam konusunda daha bilinçli ve motive bir bakış açısı kazanmalarına katkı sundu. Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği Başkanı Neşe Şahin ise şu açıklamaları yaptı: "Çocuklarımızın kendileriyle benzer zorlukları yaşamış ve buna rağmen başarılara imza atan profesyonel sporcularla tanışmaları onlar için tarifsiz bir motivasyon kaynağı oldu. Diyabetle hayatın mümkün olduğunu sözle anlatmak kadar, yaşayan örneklerle göstermek de çok kıymetli. Bu buluşma, onların sporla ve gelecekle olan bağını daha da güçlendirdi." Türkiye’de mevcut durum ve mücadele Diyabet, vücudun insülin üretememesi veya etkili kullanamaması nedeniyle ortaya çıkan ciddi ve kronik bir hastalık. Tüm vakaların yüzde 90’ından fazlası Tip 2 diyabetten oluşsa da, Tip 1 diyabet özellikle genç yaşlarda teşhis ediliyor ve ömür boyu yönetilmesi gerekiyor. Türkiye’de yaklaşık 9.6 milyon kişi diyabetle yaşıyor. Bu, yetişkin nüfusun yüzde 16,5’ine denk geliyor. Ancak her iki kişiden biri diyabet hastası olduğunu bilmiyor. 2024 yılında Türkiye’de diyabete bağlı harcamalar 13.6 milyar Euro’yken, harcamaların büyük kısmı, geç teşhis ve komplikasyonlara bağlı sağlık giderlerinden oluşuyor. Erken teşhis ve bireye özel tedavi yaklaşımları, diyabetle ilişkili sağlık ve sosyal yüklerin azaltılmasında kritik rol oynuyor. Sporla farkındalık oluşturmak Takımın farkındalık çalışmaları yarış alanının çok ötesine uzanıyor. Takım sporcuları ve elçileri, her yıl dünyanın dört bir yanındaki hastaneler, okullar ve toplum merkezlerinde diyabetle yaşam hikâyelerini paylaşarak binlerce kişiyle birebir temas kuruyor. Sadece 2024 yılında 120’den fazla fiziksel ve çevrimiçi etkinliğe katılan takım, diyabetle yaşam hakkında umut ve bilinç oluşturmaya devam etti. Takımın, hem diyabet topluluğu hem de profesyonel bisiklet camiası içinde en yüksek sosyal medya etkileşim oranlarına sahip ekiplerden biri olduğu belirtildi. 8 milyonu aşkın takipçiye ulaşan takım, dijital kanallar aracılığıyla diyabetle yaşayan bireyleri ilham vermek, eğitmek ve güçlendirmek amacıyla içerikler üretiyor. Takımın bu çabasını yansıtan mesajı ise "Diyabet bizi tanımlamaz, bize güç verir."
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:08
Kütahya’ya 31 hekim kadrosu tahsis edildi
AK Parti Kütahya Milletvekili Adil Biçer, Sağlık Bakanlığı’nın 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası kapsamında Kütahya’ya toplam 31 hekim kadrosu tahsis edildiğini açıkladı. Buna göre, Kütahya’ya 14 uzman hekim ve 17 pratisyen hekim atanacak. Biçer, açıklamasında iki önemli gelişmeye dikkat çekti: Domaniç ilçesi ilk kez bir Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanına kavuşurken, Emet ilçesi de ilk kez bir Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı ile hizmet alacak. Tahsis edilen kadroların, sağlık hizmetlerinde kırsalda uzman hekim sayısını artırma, erişimi güçlendirme ve vatandaşlara yerinde hizmet sunma vizyonunun bir parçası olduğunu belirten Biçer, "Kütahyamızın her köşesine şifa eli değsin diye çalışmaya, sağlık hizmetlerinde adalet ve eşitliği büyütmeye devam edeceğiz" dedi. Biçer, 8 Mayıs’ta yapılacak kura sonrası göreve başlayacak hekimlere şimdiden başarılar dileyerek, tahsis edilen kadroların Kütahya ve ilçeleri için hayırlı olmasını temenni etti.
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:51
Kalp çarpıntısına dondurma ve kapama çözümü
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü, kalp ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon) nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde düşen 76 yaşındaki Ayşe Orman’a uyguladığı özel yöntemle dikkat çekti. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğduş tarafından aynı seansta yapılan "dondurma (kriyoablasyon)" ve "sol kulakçık kapama (sol atrial apendiks kapama)" işlemleri, hastanın hem ritim bozukluğundan hem de kan sulandırıcı ilaçlara bağlı gelişen mide kanamasından kurtulmasını sağladı. "Aynı seansta iki farklı işlemi birleştirdiğimiz bu yöntemle hastamızın hem inme riskini hem de ritim bozukluğu şikayetini ortadan kaldırdık. Bu uygulama, nadiren yapılan ama hastalar için büyük avantaj sağlayan bir yöntemdir," diyen Doç. Dr. Mustafa Doğduş, işlemin detaylarını şu sözlerle paylaştı: "Hastamız Ayşe Hanım’da uzun süredir devam eden atriyal fibrilasyon vardı. Kan sulandırıcı kullanımı mide kanamasına yol açtığı için ilaç tedavisi sürdürülemiyordu. Bu durum beyne pıhtı atma riskini artırıyordu. Biz de iki aşamalı bir işlem planladık. İlk olarak, beyine pıhtı atma riskini azaltmak için kalbin sol kulakçığında yer alan sol atrial apendiks bölgesini kapattık. Ardından, çarpıntıyı ortadan kaldırmak amacıyla kriyoablasyon (dondurma) yöntemiyle ritim bozukluğuna neden olan odakları etkisiz hale getirdik. Hasta işlem sonrası oldukça iyi durumda." Ayşe Orman ise işlem sonrası duygularını şu sözlerle ifade etti: "Çok uzun zamandır çarpıntılarım vardı, sol tarafıma yatamıyordum. Kan sulandırıcı ilaç içtiğimde mide kanaması yaşadım. Mustafa Hocam bana iki işlem yaptı, biri kalbimin kulakçığını kapattı, diğeri de çarpıntımı dondurdu. Şimdi çok rahatım. Hayat kalitem geri geldi. Mustafa Hocam’a çok teşekkür ederim."
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:39
Düzce’nin sağlık ordusu güçleniyor
Düzce’nin sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yapılan çalışmalar hız kesmeden devam ediyor. Düzce’ye 18 yeni doktor geliyor. Düzce’nin sağlık altyapısına yapılan yatırımların yanı sıra doktor ihtiyacını karşılamak amacıyla da önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Sağlık Bakanlığının 122. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü kurası çerçevesinde Düzce’ye 18 yeni hekim ataması gerçekleştirilecek. Ataması yapılacak hekimlerden 13’ü uzman doktor, 5’i ise pratisyen doktor olacak. Yeni atamalarla birlikte, Düzce Atatürk Devlet Hastanesi, Akçakoca, Çilimli, Gümüşova, Kaynaşlı İlçe Devlet Hastaneleri ve Düzce İl Sağlık Müdürlüğü gibi sağlık birimlerinde çeşitli branşlarda doktorlar görev yapacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder