SAĞLIK
Değişken hava şartları kronik hastalığı olanları tehdit ediyor 21 Mayıs 2026 Perşembe - 11:33:06 İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, mevsim geçişlerinde yaşanan hava değişimlerinin astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde atak riskini yükseltebildiğini söyleyerek, "Kronik hastalığı olan kişilerin bu dönemlerde ilaçlarını düzenli kullanmaları ve ani sıcaklık değişimlerine karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor" dedi. Bağışıklık sistemi, mevsim geçişlerinde yaşanan ani hava değişimlerinden genellikle olumsuz etkileniyor. Bunun sonucunda ise üst solunum yolu enfeksiyonlarından alerjiye, bağırsak sorunlarından migrene kadar birçok probleme kapı aralanıyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, özellikle kronik hastalığı olanların bahar aylarında daha yüksek risk altında olduklarını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. Mevsim geçişlerinde risk artıyor Uzm. Dr. Zeydan, mevsim geçişlerinde en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında üst solunum yolu enfeksiyonları, grip, nezle, sinüzit ve boğaz enfeksiyonlarının yer aldığını belirterek, "Ani sıcaklık değişimleri nedeniyle özellikle sabah ve akşam saatlerinde ince giyinmek, vücudun savunma sistemini zayıflatabiliyor. Bunun yanı sıra alerjik bünyeye sahip kişilerde polen artışı ve hava değişiklikleri nedeniyle alerjik rinit, göz sulanması, hapşırık ve nefes darlığı gibi şikayetlerde artış görülüyor. Astım ve KOAH gibi kronik solunum yolu hastalığı bulunan bireylerde ise atak riski yükseliyor. Kronik hastalığı olan kişilerin bu dönemlerde ilaçlarını düzenli kullanmaları ve ani sıcaklık değişimlerine karşı daha dikkatli olmaları gerekiyor. Bahar aylarındaki dengesiz hava şartları yalnızca bağışıklık sistemini değil, dolaşım sistemini de etkileyebiliyor. Hava basıncındaki değişiklikler ve sıcaklık dalgalanmaları, tansiyon hastalarının kan basınçlarında ani yükselme veya düşmelere yol açabiliyor. Özellikle ileri yaş grubunda bulunan kişilerde kalp ve damar hastalıkları açısından risk artabiliyor. Bunun yanında migren hastalarında baş ağrısı ataklarının sıklaştığı, romatizmal rahatsızlığı olan kişilerde ise eklem ağrılarının arttığı gözlemleniyor" diye konuştu. Depresyona yol açabiliyor Hava değişimlerinin ruh sağlığı üzerinde de etkisini gösterdiğini belirten Zeydan, "Düzensiz iklim şartları bazı kişilerde mutsuzluk, isteksizlik ve enerji düşüklüğüne neden olabiliyor. Özellikle uyku düzeninin bozulmasıyla birlikte dikkat dağınıklığı, konsantrasyon kaybı ve tahammülsüzlük gibi şikayetler ortaya çıkabiliyor. Bazı bireylerde ise kaygı düzeyinde belirgin bir artış görülürken, depresif ruh hali bile gelişebiliyor" dedi. Uzm. Dr. Meriç Zeydan, şu uyarılarda bulundu: "Hava durumunu günlük takip edin ve ani sıcaklık değişimlerine karşı hazırlıklı olun. Sabah ve akşam saatlerinde sıcaklık farkı arttığı için katmanlı giyinmeyi tercih edin. Bağışıklık sistemini desteklemek için sebze, meyve ve protein açısından dengeli beslenin. Gün içerisinde yeterli miktarda su tüketerek vücudun sıvı dengesini koruyun. Uyku düzenine dikkat edin, her gün yeterli ve kaliteli uyumaya özen gösterin. Düzenli yürüyüş ve hafif egzersizlerle hem metabolizmayı hem de ruh sağlığınızı destekleyin. Kapalı ve kalabalık ortamlarda hijyen kurallarına dikkat edin, ellerinizi sık sık yıkayın. Astım, alerji, tansiyon veya kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlığınız varsa ilaçlarınızı düzenli kullanın, kontrollerinizi aksatmayın. Güneş ışığından mümkün olduğunca faydalanarak açık havada vakit geçirmeye çalışın. Uzun süren halsizlik, yüksek ateş, nefes darlığı veya şiddetli baş ağrısı gibi belirtilerde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun."
21 Mayıs 2026 Perşembe - 11:12 Sarıgöl Devlet Hastanesi personeli piknikte moral depoladı Sarıgöl Devlet Hastanesi tarafından ilk kez düzenlenen motivasyon pikniğinde sağlık çalışanları ve aileleri doğayla iç içe keyifli bir gün geçirdi. Geleneksel hale getirilmesi planlanan etkinlikte birlik ve beraberlik mesajları verildi. Sarıgöl Devlet Hastanesi tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen motivasyon pikniğinde hastane personeli ve aileleri bir araya geldi. Yoğun çalışma temposundan uzaklaşan sağlık çalışanları, doğa içerisinde keyifli bir gün geçirdi. Sarıgöl Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Fahrettin Bozdağ ile Hastane Müdürü Mustafa Hayta’nın organizasyonuyla gerçekleştirilen etkinlik, Sarıgöl-Alaşehir Afşar Barajı piknik alanında yapıldı. Hastane personeli ve ailelerinin yoğun katılım gösterdiği etkinlikte birlik, beraberlik ve dayanışma mesajları verildi. Etkinlikle ilgili açıklama yapan Hastane Müdürü Mustafa Hayta, organizasyonun geleneksel hale getirileceğini belirterek, "Bu yıl ilk kez böyle bir etkinlik düzenledik. Personelimizin aileleriyle birlikte güzel vakit geçirmesi bizleri mutlu etti. Motivasyon etkinliğimizi her yıl sürdürmeyi planlıyoruz. Katılım sağlayan tüm personelimize ve bizleri katılımlarıyla onurlandıran Sarıgöl Kaymakamımıza teşekkür ediyorum." dedi. Piknik boyunca çeşitli etkinliklerle eğlenen sağlık çalışanları, yoğun iş temposunun stresini atma fırsatı buldu.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:46 Ege’de "MS Hasta Okulu" kapılarını farkındalık için açtı Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF)’de MS Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen programda, uzman isimler MS tanısı alan bireyler ve yakınlarıyla buluşarak tedavi süreçleri ve yaşam kalitesini artıracak stratejileri paylaştı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı tarafından geleneksel olarak düzenlenen "MS Hasta Okulu", bu yıl da geniş bir katılımla gerçekleştirildi. Mayıs ayı MS Farkındalık Ayı etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen program, Multipl Skleroz (MS) tanısı alan bireyleri ve ailelerini uzman akademik kadro ile bir araya getirdi. Hastalığın her yönüyle ele alındığı etkinlikte, MS ile yaşamın zorlukları ve bu zorluklarla başa çıkma yöntemleri detaylandırıldı. MS yönetiminde sadece tıbbi tedavinin değil, psikolojik destek ve fiziksel aktivitenin de kritik rol oynadığı belirtilen okulda, multidisipliner bir panel gerçekleştirildi. Nöroloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Ayşe Nur Yüceyar, Prof. Dr. Özgül Ekmekçi ve Doç. Dr. Bedriye Karaman güncel bilimsel gelişmeleri aktarırken; MS hemşireleri Yüksek Hemşire Yeşim Yolcu ve Hemşire Zerrin Çavuşoğlu da MS te sağlıklı yaşam prensipleri ve atak tedavi yönetiminin önemine değindi. Psikiyatri Anabilim Dalından Doç. Dr. Özlem Kuman Tuncel ruhsal dayanıklılık ve stres yönetimi, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Doç. Dr. Mehmet Özkeskin ise egzersiz ve fiziksel aktivitenin yaşam kalitesine katkıları üzerine sunumlar gerçekleştirdi. Hastalıkla yolculukta doğru bilginin önemi Toplantıda, özellikle 20-40 yaş arası genç ve üretken nüfusu etkileyen MS’in, uzun soluklu bir yaşam yolculuğu olduğu vurgulandı. Uzmanlar, hastaların internet ortamındaki bilgi kirliliğinden korunarak, hekimleriyle sıkı bir iş birliği içerisinde doğru bilgiye ulaşmalarının tedavi başarısını doğrudan etkilediğine dikkat çekti. Etkinlik boyunca tanı sürecinden güncel tedavi seçeneklerine, sağlıklı yaşam prensiplerinden stres yönetimine kadar geniş bir yelpazede bilgilendirici sunumlar yapıldı. Günümüzde MS alanında yeni tedavi seçeneklerinin hızla geliştiği, bu nedenle hastaların düzenli takip ve yakın izlem altında olmasının hayati önem taşıdığı ifade edildi. Katılımcılar, program sonunda merak ettikleri soruları uzmanlara sorma ve benzer deneyimleri yaşayan diğer bireylerle bir araya gelerek dayanışma kurma fırsatı buldu. Ege Üniversitesi MS ekibi, toplumda MS farkındalığını artırmaya yönelik eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının önümüzdeki yıllarda da artarak devam edeceğini belirtti.
21 Mayıs 2026 Perşembe - 10:41 Polen alerjisine dikkat: "Başvurular arttı, çoğu zaman griple karışıyor" Özellikle bahar aylarında birçok insanı etkileyen polenlere karşı uyaran Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, "Özellikle bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı ama bu dönemde polenler daha fazla şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı" dedi. Polenler bitkilerin üreme döneminde havaya yayılan tanecikler olarak ifade edilirken çoğunlukla ilkbaharda insanları etkiliyor. Uzmanlar, yaz sonu ve sonbaharda ise genellikle yabani otların polen üretmeye başladığını söylerken polen alerjisine karşı önemli uyarılarda bulundu. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, polenlerin kaşıntı, peş peşe hapşırık, burun akıntısı, öksürük, gözlerde kızarıklık ve kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkardığını belirtirken tanı ve tedavi süreçlerine yönelik bilgi verdi. Uzm. Dr. Aysun Aynacı, son dönemlerdeki başvurulara ilişkin de konuştu. "Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda daha ağır seyreder" ‘Polen bitkilerin üremek için oluşturduğu toz tanecikleri’ diyerek sözlerine başlayan Uzmanı Dr. Aysun Aynacı, "Özellikle çayır, çimen, yabani ot ve ağaçlardan kaynaklanır. Bahar, yaz aylarında şikayetler ortaya çıkartır. Rüzgarla havaya karışır, yatkınlığı olan kişilerde semptomlara sebep olur. Burun akıntısı, kaşıntısı, hapşırma, göz sulanması, gözlerde kaşıntı, kızarma, yanma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, yanma ve bazı durumlarda alt solunum yollarını etkileyerek nefes darlığı, hırıltı, hışıltı, öksürük, astım krizine kadar yol açabilen ciddi semptomlara sebep olabilir. Astımlı hastaların polen zamanında alerjik şikayetleri daha fazla olur, astım ataklarına neden olabilir. Çocuklar, yaşlılar, kronik hastalığı olanlarda şikayetler daha ağır seyreder. Çoğu zaman grip gibi şeylerle karışıyor. Ateş olmadığı sürece, mevsim boyunca devam ederse ve her yıl tekrarlarsa bu polen alerjisiyle uyumlu. Böyle bir durumda alerji uzmanına başvurmalarını öneriyoruz" dedi. "Mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor" Tedaviye ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Aynacı, "Tedavi noktasında burun spreyleri, göz damlaları, alerji hapları astımlı hastalarda özellikle cihazlarla kullanılabilen astım ilaçları semptomlarını gidermede oldukça etkili. Ayrıca polene yönelik tedaviler uygulanabiliyor, tamamen kişiye özel planlanıyor. Alerji aşısı dediğimiz bazı tedavi yöntemleriyle kontrol altına alınabiliyor. Kuru, rüzgarlı havalarda, sabah saatlerinde mümkün olduğunca çayır, çimenden uzak durmaları gerekiyor, mecburen çıkılacaksa koruyucu önlemler; şapka, gözlük, uzun kollu kıyafetler kullanılarak eve geldiklerinde de mutlaka kıyafetlerini değiştirerek, duş alarak, polenleri uzaklaştırmaları gerekiyor. Ev içerisinde de sabahları kuru ve rüzgarlı havalarda havalandırma amaçlı pencerelerinin açılmaması faydalı" şeklinde konuştu. "Polen alerjisi önemli değil’ denerek alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor" Sosyal medyadan alerjilere karşı önerilere yönelik konuşan Aynacı, "İçeriğini bilemediğimiz ürünler alerjisini gidermek yerine daha büyük alerjik reaksiyonlara yol açabilir. Çok tehlikeli buluyorum, tıp ehli olmayan kişilerin çeşitli, ilaç adı altında önerdikleri şeylerin faydadan daha çok zarar getireceğine alerjik reaksiyonlara tehlikeli boyutta zemin hazırlayabileceğini düşünüyorum. Kimi zaman alerjilerinin farkında değiller, genellikle semptomlarını çok önemsemiyorlar, gelir geçer olarak düşünüyorlar. ‘Normal bir polen alerjisi önemli değil’ şeklinde davranıyorlar ama bu ilerleyen süreçlerde her geçen yıl daha da ağırlaşıp sonrasında alt solunum yollarını da tutan bir sorun haline gelebiliyor. Polen alerjileri yaz döneminde de devam ediyor hatta bazı polenler var, ağustos gibi ortaya çıkıyor; yabani ot polenleri. Ağustos, eylül, ekim, kasım aylarında hastanın özellikle şikayet ortaya çıkarmasına sebep oluyor. İlkbaharda olmadığı için hastalar tarafından çok polenmiş gibi hissedilmiyor ve ne olduğunu anlamadan bize geliyor. Yabani otların bazıları özellikle sonbaharda etki gösteriyor ve bunlar da polen alerjisi" ifadelerini kullandı. "Şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı" ‘Her zaman sağlıklı beslenmeyi öneriyoruz’ diyen Aynacı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Katkı maddeli besinler, çok fazla fast food tüketmek hiçbir zaman istediğimiz şeyler değil. Hem alerjiye yatkınlığı artırıyor hem de alerjik reaksiyonlara sebep oluyor. Kapalı alanlarda kalınca ev tozunun etkisi çok fazla artıyor. Yaz kış çok fark etmiyor. Bahar aylarında özellikle polen alerjisi çok miktarda geliyor, bu aralar çayır, çimen polenleri çok görüyoruz ama kendi adıma servi ağacının polenini de çok görmeye başlıyorum. Bazıları farkında, ‘Alerjim var’ diyerek geliyor. Çeşitli testler yapıyoruz, bazıları kan testi, bazıları koldan yapılan testler. Bunları yapıp hastanın alerjisini doğruluyoruz. Neye karşı alerjisi olduğunu buluyoruz sonrasında tedavisini düzenliyoruz. Hastanın şikayetleri geçtikçe alt solunum yollarına inmeyip astım gelişmesini bir nebze önlüyor. Alerji aşıları, immünoterapi dediğimiz yöntemle polene, ev tozuna ya da evcil hayvana karşı hastanın alerjisini ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Poliklinikte özellikle şu dönemde polen alerjileri çok daha fazla, 2 ay öncesinde ev tozu alerjileri daha fazlaydı. Bu dönemde polenler daha fazla gelmeye başladı çünkü şikayetleri daha çok arttı o yüzden de başvurular arttı. Hastalar şikayetleri olmayınca genelde zaten başvurmuyorlar" şeklinde konuştu.
Çocuğunuzun aşırı terlemesini hafife almayın
04 Mayıs 2025 Pazar - 09:25 Çocuğunuzun aşırı terlemesini hafife almayın Gün içinde sürekli koşup oynayan ve son derece sağlıklı görünen çocuklarda da kalp hastalıkları görülebiliyor. Halk arasında "Çocuktur kalp hastası olamaz" şeklindeki yanlış inanışına aksine, pek çok çocuk doğuştan gelen kalp hastalıkları sebebiyle çeşitli risklerle karşı karşıya kalabiliyor. Çocuklarda aşırı terleme, efor sırasında nefes nefese kalma gibi belirtiler de kalp sorunlarına işaret olabiliyor. Çocukluk yaş grubunda her iki çocuktan birinde ’üfürüm’ duyulabilmekte olduğunu belirterek, çocuk kalp hastalıkları konusunda uyarıda bulunan Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Bölümü Uzm. Dr. Seyyit Bahaettin Öncü, "Kalp kapakçıklarının açılıp kapanması yapılan rutin muayeneler sırasında kendini normal kalp sesi olarak belli ediyor. Ancak bazı durumlarda muayenelerde rutin kalp seslerinin dışında da sesler olabiliyor. Bu seslerin dışında kalpte duyulan anormal seslere üfürüm deniliyor. Çocukluk yaş grubunda yaklaşık olarak her iki çocuktan birinde üfürüm duyulabilmektedir. Üfürümlerin büyük kısmı masum üfürüm denilen herhangi bir kalp rahatsızlığı olmayan sağlıklı çocuklarda duyulan kalp sesleridir. Çocuğun muayene esnasında ateşi olması, enfeksiyonu olması, kansızlığı olması, tiroit bozukluğu olması veya aşırı zayıf olması masum üfürüme sebep olabilir. Masum üfürüm duyulan çocukların ailelerinin tedirgin olmasına gerek yoktur, çocuklarının kalbi sağlıklıdır" dedi. "Üfürümler 6 dereceye ayrılıyor" Kalpte duyulan üfürümlerin şiddetine göre 6 dereceye ayrıldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Öncü, "Birinci derece en hafif, altıncı derece ise en şiddetli olanıdır. Üç ve üzeri dereceler anormaldir, bu durumda mutlaka bir anormallik vardır ve araştırılması gerekir. Üfürümün kaçıncı derece olduğunu deneyimli bir çocuk hekimi çocuğunuzun kalbini dinlediğinde anlar ve sizi bilgilendirir. Gerek görmesi durumunda da sizi çocuk kalp doktoruna yönlendirecektir. En sık olarak kalbin karıncıkları veya kulakçıkları arasında olan, halk arasında delik diye tabir edilen açıklıklar neticesinde duyulur. İkinci sıklıkta şah damarı veya kalpten akciğere kanı taşıyan damarlardaki daralmalar sonucunda duyulur. Anormal üfürümü duyan hekim sizi çocuk kardiyoloji uzmanına yönlendirecektir" şeklinde konuştu. Kardiyolojik tetkiklerle teşhis edilir Üfürüm hastalığının teşhisi hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Seyyit Bahaettin Öncü, "Uzman hekim sizi EKG, EKO gibi ileri araştırmalar ile değerlendirerek üfürümün sebebini tespit edecektir ve yapılması gerekenler hakkında sizi bilgilendirecektir. Çocuğunuzda tüm vücutta yaygın olarak morarma olması durumunda vakit kaybetmeden uzman hekime başvurmalıdır. Bunun dışında çabuk yorulma, hızlı nefes alıp-verme, efor yaparken nefes nefese kalma, aşırı terleme, şiddetli göğüs ağrısı, çok fazla çarpıntı hissediyor olması, kilo alamıyor olması veya sık akciğer enfeksiyonu geçirmesi gibi durumların biri ve ya birkaçının olması durumunda uzman hekime en kısa zamanda muayene olmalıdır" diye konuştu.
Pirinçteki sessiz tehlike: Arsenik birikimi
04 Mayıs 2025 Pazar - 08:10 Pirinçteki sessiz tehlike: Arsenik birikimi Pirinç, dünya genelinde en çok tüketilen besinlerden biri. Ancak uzmanlar, bu temel gıdanın, arsenik gibi toksik maddeleri bünyesinde biriktirme riski taşıdığına dikkat çekiyor. Tarımda kullanılan su ve toprak kaynaklı arsenik, doğrudan insan sağlığını tehdit ediyor. "Topraktaki doğal arsenik yetmiyormuş gibi, insan faaliyetleriyle daha da artıyor" İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Aysun Sağlam, pirinçteki arsenik birikimi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Arseniğin doğada doğal yollarla toprakta, yeraltı ve yerüstü sularında bulunduğunu belirten Sağlam, "Volkanik faaliyetler, kaya erozyonu, orman yangınları gibi doğal olaylarla doğaya karışan arsenik, madencilik, fosil yakıt kullanımı, endüstriyel atıklar ve kentsel atıklar gibi insan faaliyetleriyle çok daha yüksek oranlara ulaşıyor" dedi. "Pirincin yapısı gereği arsenik emilimi daha fazla" Dr. Sağlam, pirincin sulak alanlarda yetişen bir bitki olması nedeniyle arsenik emiliminin yüksek olduğunu belirterek, "Pirinç bitkisi, kökleriyle toprakta ve suda çözünmüş arseniği emer ve bunu doğrudan tanelerine taşır. Bu yüzden pirinç, diğer tahıllara kıyasla daha fazla arsenik biriktirme eğilimindedir" diye konuştu. Uzak Doğu ülkelerinde arsenikle kirlenen topraklarda pirinç üretimiyle ilgili çok sayıda bilimsel çalışma yapıldığını hatırlatan Sağlam, Türkiye’de bu konudaki araştırmaların oldukça sınırlı olduğuna da dikkat çekti. "İklim krizi durumu daha da kötüleştiriyor" İklim değişikliğiyle birlikte pirinçteki arsenik seviyesinin daha da artabileceğine işaret eden Dr. Sağlam, ABD’deki Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmalara değinerek, "Sıcaklıkların 2 derece artması ve atmosferdeki karbondioksit seviyesinin yükselmesi, arsenik gibi zararlı maddelerin pirince geçişini hızlandırıyor. Bu da gelecekte çok daha büyük bir sağlık sorunuyla karşı karşıya kalabileceğimiz anlamına geliyor" dedi. "Aşırı tüketim kanser riskini artırıyor" Arsenik maruziyetinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Sağlam, "Kısa vadede mide ağrısı, kusma, düşük tansiyon ve deri lezyonları gibi semptomlar görülürken; uzun vadede akciğer, karaciğer, mesane ve böbrek kanseri gibi ölümcül hastalıklara neden olabilir. Ayrıca kalp hastalıkları, diyabet, bağışıklık sistemi bozuklukları ve nörogelişimsel sorunlarla da bağlantılıdır" dedi. "Tüketici tek başına korunamaz, çözüm üretimde" Tüketicilerin bireysel olarak alabileceği önlemlerin sınırlı olduğuna dikkat çeken Sağlam, "Bilinçli tüketici aşırı pirinç tüketiminden kaçınarak bir miktar korunabilir. Ancak esas çözüm üretim aşamasında alınacak tedbirlerde. Arsenik emilimi düşük pirinç türlerinin geliştirilmesi, su ve toprak yönetiminin iyileştirilmesi ve endüstriyel arsenik salınımının önlenmesi gibi adımlar çok daha etkili olacaktır" diyerek sözlerini tamamladı.
Çocukların hastane korkusunu aşmak için kolları sıvadılar
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 18:44 Çocukların hastane korkusunu aşmak için kolları sıvadılar Düzce’de çocukların hastane korkusuna aşabilmeleri için Düzce Üniversitesi öğrencileri kolları sıvalayarak çocuk Hastanesi’nde boya çalışması gerçekleştirdi. Düzce Üniversitesi meraklıları yine dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirdi. Çocukların hastane korkusunu aşmaları için Düzce Atatürk devlet hastanesi Çocuk acil ve Çocuk polikliniklerinde boya çalışması gerçekleştirdi. Çocukların sevdiği çizgi film karakterleri ile donatılan hastanede ki çalışmaları Düzce Valisi Selçuk Aslan da inceledi. Düzce il sağlık müdürü Yasin Yılmaz ile birlikte boya çalışmalarına katılan vali Aslan, " Dümerang topluluğu öncülüğünde Üniversite öğrencilerimiz ve kamu görevlilerimiz eşliğinde bir çalışma yapılıyor. Gönüllü olarak çocuk servisleri ve çocuk polikliniklerinde çocuklarımıza hastaneyi daha sempatik gösterecek şekilde onların beğeni ile takip ettiği çizgi film karakterlerini duvarda resim edildiğini gördük. Resim çalışmasına katılan gönüllü Düzce Üniversitesi öğrencileri ile bir araya geldik. Burada okuyup mezun olduktan sonra kamu görevinde çalışan arkadaşlarımız var. Kendilerinin böyle bir sosyal sorumluluk içerisinde olması bizi gerçekten mutlu etti. Çocukların hayalini kurduğu çizgi film karakterlerinin hastaneye geldiklerinde duvarlarda resmi edildiğini görünce mutlu olacaklarını düşünüyorum. Bu çalışma ile birlikte çocukların hastaneye sempati kazanacağını düşünüyoruz. Bugün hafta sonu olmasına rağmen havanın sıcak olmasına rağmen farklı aktiviteler yapma düşünceleri olmasına rağmen buraya gelip hastanede resim çalışması yapmalarından dolayı kendilerine canı gönülden teşekkür ediyorum" dedi.
Çok amaçlı sağlık merkezleri tamamlandı
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 14:24 Çok amaçlı sağlık merkezleri tamamlandı Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim, il genelinde yapımı tamamlanan ve inşaatı devam eden sağlık tesisleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. Dr. Ali Burak Mülayim, birinci basamak sağlık hizmetlerinin kalitesini arttırmak ve vatandaşların sağlık tesislerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla Muğla genelinde önemli yatırımların hayata geçirildiğini belirtti. Yapılan açıklamada, Menteşe ilçesinde yapımı tamamlanan içerisinde Menteşe İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi, 8 Aile Hekimi Biriminin bulunduğu, Aile Sağlığı Merkezi, Halk Sağlığı Laboratuvarı, Verem Savaş Dispanseri, 112 Başhekimliği ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun bulunduğu toplam 4 Bin 736 m2 kapalı alana sahip hizmet binasının geçici kabulünün yapıldı. Yine Milas ilçesinde içerisinde Milas İlçe Sağlık Müdürlüğü, Sağlıklı Hayat Merkezi; 9 Aile Hekimliği Biriminin hizmet vereceği Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun bulunduğu toplam 4 bin 752 m2 kapalı alana sahip yeni hizmet binasının geçici kabulü yapıldı. Menteşe ve Milas ilçelerinde yapımı tamamlanan her iki hizmet binasının da iskan sürecinin devam ettiği, yapı iskanının alınmasına müteakip yeni hizmet binalarında vatandaşlarımıza hizmet verilmeye başlanacağı ifade edildi. Ayrıca Menteşe ilçesi Bayır mahallesinde toplam 570 m2 kapalı alana sahip 6 Aile Hekimliği Birimli Bayır Aile Sağlığı Merkezi hizmet binasının yapımının devam ettiği açıklandı. Hizmet binasının toplam 570 m2 kapalı alana sahip olduğu ve inşaatın yüzde 70’inin tamamlandığı, projenin kısa süre içerisinde bitirilerek Bayır Aile Sağlığı Merkezinin hizmete açılmasının planlandığı belirtildi. İl Sağlık Müdürü Mülayim açıklamasında, "Sağlık Bakanlığımızın insan merkezli yaklaşımıyla, Muğla ilimizin sağlık altyapısını güçlendirmeye yönelik kararlı adımların atıldığını, Sağlık Bakanlığının yeni yatırımlarıyla vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu birinci basamak sağlık hizmetlerine daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşacaklarını" ifade etti.
Manisa’da 23 yeni hekim ve 184 sağlık personeli göreve başlıyor
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 13:02 Manisa’da 23 yeni hekim ve 184 sağlık personeli göreve başlıyor AK Parti Manisa Milletvekili ve TBMM AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, 122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası sonucunda, 12 uzman tabip ve 11 pratisyen tabip olmak üzere toplam 23 hekimin Manisa’daki sağlık kuruluşlarına atandığını belirterek, 2025 yılı KPSS ve 4-D Sürekli İşçi münhal kadroları kapsamında ise 184 yeni sağlık personelinin görevlendirileceğini söyledi. AK Parti’li Yenişehirlioğlu, Manisa’nın sağlık kadrosuna yapılan yeni hekim ve personel atamalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Yenişehirlioğlu, "122. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü (DHY) Kurası kapsamında; 12 uzman tabip ve 11 pratisyen tabip olmak üzere toplam 23 hekim, Manisa’daki sağlık kuruluşlarında görevlendirildi. Bu atamalarla birlikte Manisa’da vatandaşlara daha etkin ve erişilebilir sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Yeni hekimler, uzmanlık alanları ve birinci basamak sağlık hizmetlerinde şehrimizin sağlık altyapısına önemli katkılar sağlayacak. Ayrıca, 2025 yılı KPSS ve 4-D Sürekli İşçi münhal kadroları kapsamında; 130 sağlık personeli ve 54 sürekli işçi, toplam 184 yeni görevli Manisa’daki sağlık kurumlarında görevlendirilecek. Hemşire, ebe, fizyoterapist, tekniker, teknisyen ve diğer branşlardaki bu güçlü kadro sayesinde sağlık hizmetlerinin hızı ve kalitesi daha da artacak. Manisa’mızın sağlık ordusunu güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu atamalar, vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve nitelikli şekilde erişimini sağlayacaktır. Bu önemli kazanımlar için başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu olmak üzere emeği geçen tüm yetkililere şükranlarımı sunuyorum. Göreve başlayacak tüm sağlık neferlerimize başarılar diliyorum" dedi. Yenişehirlioğlu, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda sağlık hizmetlerinde nitelikli insan kaynağının artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Team Novo Nordisk, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na 10. kez katıldı
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:26 Team Novo Nordisk, Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na 10. kez katıldı Tamamı Tip 1 diyabetle yaşayan profesyonel sporculardan oluşan Team Novo Nordisk, bu yıl 60.’sı düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’na 10. kez katıldı. Yarış öncesinde, Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği desteğiyle Tip 1 diyabet ile yaşayan üç genç sporcu, takım üyeleriyle tanışma fırsatı buldu. 2021 yılında, diyabetle yaşayan bireylere ilham vermek, eğitmek ve cesaretlendirmek amacıyla kurulan, tamamı Tip 1 diyabetli sporculardan oluşan Team Novo Nordisk, 27 Nisan – 4 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşen 60. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda 10. kez yarıştı. Profesyonel sporculardan oluşan ABD merkezli takım, dünyanın en prestijli yarışlarından biri olan Türkiye Turu’nda sadece sportif başarı için değil, diyabetle yaşamın mümkün olduğunu göstermek için de pedal çevirdi. Team Novo Nordisk, hem atletik performanslarıyla hem de taşıdıkları mesajla dikkat çekti Takım bu yıl, turun başlangıcında anlamlı bir buluşma gerçekleştirdi. Team Novo Nordisk, Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği’nin desteğiyle ikisi bisikletçi biri atlet olmak üzere diyabetle yaşayan üç çocuk ile bir araya geldi. Yarış alanında takım sporcularıyla tanışarak sohbet eden genç sporcular, Team Novo Nordisk sporcularının ilham ve cesaret verici hikâyelerini kendilerinden dinleme fırsatı buldu. Takımın genç yeteneklerinden Matyáš Kopecky, buluşmayla ilgili şunları söyledi: "Bugün burada tanıştığımız çocuklar bana diyabetle hayatın ne kadar güçlü bir şekilde yaşanabileceğini bir kez daha hatırlattı. Ben bu takımı ilk duyduğumda büyük bir heyecanla başvurmuştum. Onların da kendilerine böyle bir hedef koymaları beni çok mutlu eder. Diyabet hayallerin önünde bir engel değil, sadece nasıl yaşayacağımızı bize daha iyi öğretiyor." Ortak mücadele, profesyonel ilham Yapılan açıklamaya göre; bu buluşma, sadece kısa bir tanışma anı olmanın ötesinde, Tip 1 diyabetle yaşayan çocukların sporla kurdukları bağı güçlendiren anlamlı bir deneyim sundu. Profesyonel bisikletçilerle yapılan sohbetler, takımın antrenman rutinlerinden diyabet yönetiminde kullandıkları teknolojilere kadar pek çok konuda çocuklara bilgi edinme fırsatı sağladı. Katılımcı genç sporcular, bisiklet sporunun yüksek performans gerektiren dünyasında diyabetin nasıl yönetilebileceğini yerinde gözlemledi. Bu karşılaşma, çocukların diyabetle yaşam konusunda daha bilinçli ve motive bir bakış açısı kazanmalarına katkı sundu. Muğla Tip 1 Diyabetliler Derneği Başkanı Neşe Şahin ise şu açıklamaları yaptı: "Çocuklarımızın kendileriyle benzer zorlukları yaşamış ve buna rağmen başarılara imza atan profesyonel sporcularla tanışmaları onlar için tarifsiz bir motivasyon kaynağı oldu. Diyabetle hayatın mümkün olduğunu sözle anlatmak kadar, yaşayan örneklerle göstermek de çok kıymetli. Bu buluşma, onların sporla ve gelecekle olan bağını daha da güçlendirdi." Türkiye’de mevcut durum ve mücadele Diyabet, vücudun insülin üretememesi veya etkili kullanamaması nedeniyle ortaya çıkan ciddi ve kronik bir hastalık. Tüm vakaların yüzde 90’ından fazlası Tip 2 diyabetten oluşsa da, Tip 1 diyabet özellikle genç yaşlarda teşhis ediliyor ve ömür boyu yönetilmesi gerekiyor. Türkiye’de yaklaşık 9.6 milyon kişi diyabetle yaşıyor. Bu, yetişkin nüfusun yüzde 16,5’ine denk geliyor. Ancak her iki kişiden biri diyabet hastası olduğunu bilmiyor. 2024 yılında Türkiye’de diyabete bağlı harcamalar 13.6 milyar Euro’yken, harcamaların büyük kısmı, geç teşhis ve komplikasyonlara bağlı sağlık giderlerinden oluşuyor. Erken teşhis ve bireye özel tedavi yaklaşımları, diyabetle ilişkili sağlık ve sosyal yüklerin azaltılmasında kritik rol oynuyor. Sporla farkındalık oluşturmak Takımın farkındalık çalışmaları yarış alanının çok ötesine uzanıyor. Takım sporcuları ve elçileri, her yıl dünyanın dört bir yanındaki hastaneler, okullar ve toplum merkezlerinde diyabetle yaşam hikâyelerini paylaşarak binlerce kişiyle birebir temas kuruyor. Sadece 2024 yılında 120’den fazla fiziksel ve çevrimiçi etkinliğe katılan takım, diyabetle yaşam hakkında umut ve bilinç oluşturmaya devam etti. Takımın, hem diyabet topluluğu hem de profesyonel bisiklet camiası içinde en yüksek sosyal medya etkileşim oranlarına sahip ekiplerden biri olduğu belirtildi. 8 milyonu aşkın takipçiye ulaşan takım, dijital kanallar aracılığıyla diyabetle yaşayan bireyleri ilham vermek, eğitmek ve güçlendirmek amacıyla içerikler üretiyor. Takımın bu çabasını yansıtan mesajı ise "Diyabet bizi tanımlamaz, bize güç verir."
Kalp çarpıntısına dondurma ve kapama çözümü
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:51 Kalp çarpıntısına dondurma ve kapama çözümü İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü, kalp ritim bozukluğu (atriyal fibrilasyon) nedeniyle yaşam kalitesi ciddi şekilde düşen 76 yaşındaki Ayşe Orman’a uyguladığı özel yöntemle dikkat çekti. Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Doğduş tarafından aynı seansta yapılan "dondurma (kriyoablasyon)" ve "sol kulakçık kapama (sol atrial apendiks kapama)" işlemleri, hastanın hem ritim bozukluğundan hem de kan sulandırıcı ilaçlara bağlı gelişen mide kanamasından kurtulmasını sağladı. "Aynı seansta iki farklı işlemi birleştirdiğimiz bu yöntemle hastamızın hem inme riskini hem de ritim bozukluğu şikayetini ortadan kaldırdık. Bu uygulama, nadiren yapılan ama hastalar için büyük avantaj sağlayan bir yöntemdir," diyen Doç. Dr. Mustafa Doğduş, işlemin detaylarını şu sözlerle paylaştı: "Hastamız Ayşe Hanım’da uzun süredir devam eden atriyal fibrilasyon vardı. Kan sulandırıcı kullanımı mide kanamasına yol açtığı için ilaç tedavisi sürdürülemiyordu. Bu durum beyne pıhtı atma riskini artırıyordu. Biz de iki aşamalı bir işlem planladık. İlk olarak, beyine pıhtı atma riskini azaltmak için kalbin sol kulakçığında yer alan sol atrial apendiks bölgesini kapattık. Ardından, çarpıntıyı ortadan kaldırmak amacıyla kriyoablasyon (dondurma) yöntemiyle ritim bozukluğuna neden olan odakları etkisiz hale getirdik. Hasta işlem sonrası oldukça iyi durumda." Ayşe Orman ise işlem sonrası duygularını şu sözlerle ifade etti: "Çok uzun zamandır çarpıntılarım vardı, sol tarafıma yatamıyordum. Kan sulandırıcı ilaç içtiğimde mide kanaması yaşadım. Mustafa Hocam bana iki işlem yaptı, biri kalbimin kulakçığını kapattı, diğeri de çarpıntımı dondurdu. Şimdi çok rahatım. Hayat kalitem geri geldi. Mustafa Hocam’a çok teşekkür ederim."
Protein tozu uğruna sağlığınızı kaybetmeyin
03 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:09 Protein tozu uğruna sağlığınızı kaybetmeyin Gençler arasında yaygınlaşan protein tozu kullanımı, ciddi sağlık riskleri barındırıyor. Prof. Dr. Vedat Göral, bilinçsiz ve aşırı kullanımın karaciğer yetmezliğinden böbrek hasarına, kalp problemlerinden ölüme kadar birçok olumsuz sonuca yol açabileceğini vurguladı. Son yıllarda gençler arasında protein tozu kullanımı hızla artarken, bu popüler alışkanlık beraberinde birçok sağlık riskini de getiriyor. Vücut geliştirme ve kas yapma amacıyla tercih edilen protein tozları, görünüşte masum gibi görünse de içerdiği bazı maddeler ve yanlış kullanım durumları ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nden Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, protein tozlarının sağlıksız kullanımı ve içerdiği zararlı bileşiklerin, karaciğer yetmezliği, böbrek sorunları, kalp hastalıkları gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabileceğine dikkat çekti. Özellikle gençlerin, bu tür takviyeleri bilinçsizce ve aşırı miktarda kullanmasının, vücut üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlar oluşturabileceğini söyledi. Masum değiller Protein tozlarının masum olmadığını dile getiren Prof. Dr. Göral, "Gençler arasında hem ülkemizde hem de yurt dışında, özellikle Avrupa ve Amerika’da protein tozu kullanımının giderek arttığını görmekteyiz. Gençler genellikle kas kütlesini artırmak ve vücutlarını şekillendirmek amacıyla protein tozlarına yöneliyorlar. Ancak protein tozları, görsel olarak daha fit bir görünümsağlasa da aslında masum değiller. Protein tozları, süt, yumurta, soya ve peynir altı suyu dediğimiz wheyproteinlerinden oluşmakta. Fakat bunlara ek olarak, toksikmaddeler ve bazı anabolik steroidler de katılabiliyor. Bu maddeler, vücutta kas kitlesini artırırken karaciğer fonksiyonunu bozar, karaciğer yetmezliği, siroz ve hatta karaciğer nakline kadar gidebilen ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" dedi. Karaciğer ve böbrekleri etkiliyor Bu tür takviyelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Göral, "Her gençte aynı etkiler görülmese de özellikle alkolle birlikte kullanılan protein tozlarının riski arttırdığını biliyoruz. Ayrıca, altında karaciğer hastalığı veya karaciğer yağlanması gibi sorunlar olan kişiler için protein tozları son derece tehlikeli olabilir. Bu tür ürünler sadece karaciğer üzerinde değil, böbrek fonksiyonlarını da bozabilir. Bunun yanı sıra, kalpte de kas kütlesini artırarak kalp yetmezliğine yol açabilir. Hatta bazı gençlerde, bu tür takviyeler nedeniyle ölümler dahi gerçekleşmiştir" diye konuştu. Doğal gıdalara yönelin Prof. Dr. Göral, protein tozlarının aşırı ve sürekli kullanımının büyük tehlikeler doğurabileceğine dikkat çekti. Prof. Dr. Göral, "Protein tozları zaman zaman ve uygun dozlarda alınabilir. Ancak bu konuda mutlaka bir hekime danışmak gerekir. AVM’lerdeki satıcılardan alınan ürünler, çoğu zaman sağlık açısından ciddi tehlikeler barındırabiliyor. Bu tür ürünlerin aşırı kullanımı, karaciğer yetmezliği, kalp rahatsızlıkları ve böbrek sorunlarına yol açabilir. Gençler için önerim, doğal gıdalardan beslenmeleri. Organik ürünler vücudumuza zarar vermez çünkü vücudumuz organik ürünlere göre dizayn edilmiştir. Günde 3-4 yumurta, yoğurt, peynir, balık ve et tüketmeleri vücut için çok daha sağlıklı olacaktır" ifadelerini kullandı. Dengenizi bozabilir Prof. Dr. Göral, gençlere sağlıklı yaşam ve beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu: "Her zaman doğallıktan şaşmamak lazım. Protein tozları vücudumuzda toksik etkilere yol açabilir ve dengesini bozabilir. Gençler, organik besinlerle vücutlarını güçlendirebilir ve uzun vadede sağlıklarını koruyabilirler."