SAĞLIK
Ula’nın içme suyu hatları yenileniyor 05 Mart 2026 Perşembe - 18:38:16 Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü tarafından Ula ilçesinde şahıs arazileri içinden geçen içme suyu hatları hem mülkiyet dışına taşınıyor, hem de su isale hatları yenileniyor. İçme suyu isale ve şebeke hatlarının mülkiyet dışına taşınmasını, yenilenmesinin yanında alt depodan üst depoya iletimi sağlayan tüp terfi istasyonu yapıldığı açıklandı. MUSKİ Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Ula ilçemizin merkez mahallelerinde içme suyu altyapısını daha modern, güçlü ve verimli bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu kapsamda, Köprübaşı Mahallesi Kökcüler Sokak’ta mülkiyetlerin içerisinden geçtiği için müdahalesi zor olan içme suyu şebeke ve terfi hatlarını mülkiyet dışına, yol güzergâhlarına taşıyarak yeniledik. Aynı zamanda hatların çaplarını büyüterek yenileme çalışması gerçekleştirdik. Karadere kaynaklarından gelen suyu daha etkin kullanabilmek amacıyla alt depodan üst depoya iletim sağlayan modern bir tüp terfi istasyonu da inşa ettik. Çalışmalar kapsamında içme suyu deposu çevresinde çevre düzenlemeleri de yaparak alanı daha düzenli ve kullanışlı hale getirdik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın öncülüğünde gerçekleştirdiğimiz bu yatırımlarla su kayıplarını önlüyor, Ula’da yaşayan vatandaşlarımıza daha sağlıklı, kaliteli ve kesintisiz içme suyu ulaştırmaya devam ediyoruz" denildi.
05 Mart 2026 Perşembe - 15:10 Erzurum Şehir Hastanesi’nde yeni dönem, başhekim değişti Doğu Anadolu’nun önemli sağlık üslerinden biri olan Erzurum Şehir Hastanesi başhekimlik görevinde bayrak değişimi yaşandı. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde üst düzey görevlerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hastanenin yeni başhekimi olarak göreve başladı. Erzurum’un Hınıs ilçesinde doğan Fakirullahoğlu, ilk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra tıp eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde bitirdi. Mezuniyetinin ardından Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü’nün çeşitli birimlerinde yöneticilik yaparak sağlık yönetimi alanında tecrübe kazandı. Meslek hayatı boyunca sağlık sisteminin pek çok farklı kademesinde sorumluluk üstlenen Fakirullahoğlu’nun kariyeri dikkat çeken başarılarla dolu: 2015-2016 yılları arasında Erzurum Halk Sağlığı Müdürü olarak şehre hizmet verdi. Genel Cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2021 yılında uzman doktor ünvanını aldı. Uzmanlık sonrası Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı olarak bir süre görev yaptı. Son olarak kendi memleketinde, daha önce genel cerrahi uzmanı olarak görev yaptığı kuruma Başhekim olarak atanan Dr. Öğr. Üyesi Mesud Fakirullahoğlu, hem akademik birikimi hem de sahadaki yönetim tecrübesiyle Erzurum ve çevre illere hizmet veren hastanenin sağlık kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyor. Mesut Fakirullahoğlu atandığı Erzurum Şehir Hastanesi Başhekimlik görevini bu gün itibarı ile Doç. Dr. İbrahim Hakkı Tör’den devraldı..
05 Mart 2026 Perşembe - 14:36 Dr. Cinik Diş Kliniği Antalya’da diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor Türkiye’de sağlık turizminde adından söz ettirirken özellikle diş tedavilerinin yurt dışından gelen hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında yer aldığı belirtiliyor. Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sunmayı hedefliyor. Turizm ve sağlık hizmetlerinin bir araya geldiği diş tatili konseptinin son yıllarda uluslararası hastalar arasında giderek daha fazla ilgi çektiği belirtilirken hastalar, diş tedavilerini yaptırırken aynı zamanda tatil yapma imkanı buluyor. Antalya’nın turizm altyapısı ve ulaşım kolaylığının bu alandaki talebin artmasına katkı sağladığı belirtilirken uzmanlar, diş tatili modelinin özellikle Avrupa ülkelerinde yaşayan hastalar için önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Diş tatili turizmine ilgi artıyor Son yıllarda Türkiye gerçekleştirilen başarılı çalışmalarla sağlık turizmi alanında adından söz ettirirken diş tedavilerinin ise bu alanın en hızlı büyüyen noktalardan biri olarak öne çıktığı ifade ediliyor. Türkiye, diş tatili turizminde Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen hastalar için dikkat çekerken ulaşım kolaylığı, deneyimli diş hekimleri ve gelişmiş klinik altyapısı Türkiye’nin tercih edilmesinde rol oynuyor. İmplant tedavisi, estetik gülüş tasarımı, zirkonyum kaplama ve diş beyazlatma gibi işlemler için Türkiye’ye gelen hasta sayısının önemli bir oranda olduğu aktarıldı. Hem tatil hem tedavi Uzmanlar, Türkiye’de diş hekimliği alanında kullanılan teknolojilerin ve tedavi yöntemlerinin uluslararası standartlarda olduğunu, planlı tedavi süreçleri ve ulaşılabilir fiyatların da Türkiye’yi tercih edilen ülkeler arasında öne çıkardığını söyledi. Antalya ise her yıl milyonlarca turisti ağırlarken son yıllarda şehrin sağlık turizmi alanında da öne çıktığı, uluslararası havalimanı, otel kapasitesi ve turizm deneyiminin bu gelişimi desteklediği belirtiliyor. Diş tatili modeli çerçevesinde hastaların tedavi süreci genellikle ön görüşme ile başlarken hastaların, tedavi öncesinde röntgen veya ağız fotoğraflarını paylaşarak ilk değerlendirmeyi online olarak alabildiği ifade ediliyor. Ardından tedavi planı ve ziyaret programı hazırlanırken Antalya’ya gelen hastalar önce muayeneden geçiyor, sonrasında planlanan tedavi süreci başlıyor. Uzmanlar, bu modelin özellikle yoğun çalışma temposuna sahip kişiler için avantaj sağladığını belirtti. Antalya sağlık turizminde öne çıkıyor Uzmanlar, Antalya’nın sağlık turizmi alanında önümüzdeki yıllardaki payının daha da büyüyeceğini, diş tatili konseptinin ise bu büyümenin önemli bir parçası olarak görüldüğünü söyledi. Diş tatili çerçevesinde Antalya’ya gelen hastalar için ulaşım, konaklama ve tedavi programının uyumlu şekilde organize edilmesi, hastaların konforlu bir deneyim yaşaması sağlanıyor. Klinikler genellikle uluslararası hasta koordinatörleri ile çalışırken farklı ülkelerden gelen hastalar kendi dillerinde destek alabiliyor. Estetik gülüş ilgi topluyor, Türkiye diş tatili turizminde öne çıkıyor Diş estetiği uygulamaları son yıllarda dünya genelinde popüler hale gelirken özellikle gülüş tasarımı, implant tedavileri ve kaplama uygulamalarının ilgi gördüğü belirtiliyor. Antalya’da sunulan diş tedavileri de bu talebi karşılamaya yönelik hizmetler sunuyor. Modern teknolojiler ve dijital planlama yöntemleri sayesinde tedavi süreçleri daha hızlı ve konforlu hale geliyor. Uzmanlar, sağlıklı ve estetik bir gülüşün bireylerin özgüvenini doğrudan etkilediğini bu nedenle diş tedavilerinin sadece sağlık açısından değil, yaşam kalitesi açısından da önem taşıdığını aktarıyor. Öte yandan sağlık hizmeti ile tatil deneyimini birleştiren bu yaklaşım, uluslararası hastalar için cazip bir alternatif sunarken Dr. Cinik Diş Kliniği de Antalya’da hizmet vermeye başlayarak diş tatili turizmine katkı sağlamayı hedefliyor.
05 Mart 2026 Perşembe - 14:06 Eskişehir’de düzey III Tüberküloz Laboratuvarı açılıyor Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez oluyor. Eskişehir’de tüberküloz tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir eşik aşılıyor. Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı bünyesinde hizmet veren Tüberküloz Laboratuvarı, gerçekleştirilen kapsamlı altyapı ve teknik kapasite çalışmaları sonucunda Düzey III standartlarında hizmet verecek seviyeye ulaştı. Bu gelişmeyle birlikte Eskişehir Halk Sağlığı Laboratuvarı, Türkiye’de halk sağlığı laboratuvarları bünyesinde Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı’na sahip 6’ncı merkez olacak. Böylece daha önce ileri inceleme için farklı illere gönderilen birçok tetkik artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreleri kısalacak Tüberküloz Laboratuvarı, ’Tüberküloz Laboratuvarlarının Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Tebliğ kapsamında bugüne kadar Düzey II Tıbbi Laboratuvarı olarak hizmet veriyordu. Bu süreçte klinik örnekler klasik katı besiyeri tabanlı yöntemlerle inceleniyor, ön tanı sonuçlarının ardından Mikobakterium tür tayini ve 1. İlaç Direnç Düzeyi (antibiyogram) çalışmaları için örnekler Ulusal Tüberküloz Referans Laboratuvarı’na sevk ediliyordu. Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü ve Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucunda laboratuvar Tüberküloz Düzey III standartlarına uygun hale getirildi. Katı besiyeri tabanlı kültür çalışmalarına ek olarak; PCR tabanlı moleküler tanı yöntemleri, sıvı otomatize besiyeri ile kültür sistemleri, hızlı direnç testleri, seçenek ilaç direnç düzeyi (antibiyogram) ve mikobakterium tür tayini artık Eskişehir’de gerçekleştirilebilecek. Tanı süreçlerinin hızlanmasıyla birlikte tedavi planlamasına daha erken başlanabilecek ve hasta mağduriyetlerinin önüne geçilebilecek. "Tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşanmaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Eskişehir İl Sağlık Müdürümüz Doç. Dr. Yaşar Bildirici, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "İlimizde Tüberküloz Düzey III laboratuvar şartlarının oluşturulmasıyla birlikte daha önce sevk edilerek sonuçlandırılan ileri tetkikleri artık kendi laboratuvarımızda çalışabileceğiz. Bu gelişme tanı süreçlerini ciddi şekilde hızlandıracak ve tedavi planlamasına daha erken başlanmasını sağlayacaktır. Vatandaşlarımızın tanı ve tedavi süreçlerinde zaman kaybı yaşamaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Eskişehir’imize ve sağlık camiamıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Bölgesel hizmet kapasitesi Hayata geçirilen bu önemli altyapı ile birlikte laboratuvar, yalnızca Eskişehir’e değil çevre illere de hizmet verebilecek bölgesel bir kapasiteye ulaşacak. Düzey III kapasiteye ulaşan Tüberküloz Laboratuvarı ile birlikte Eskişehir, bölgesinde referans olabilecek güçlü bir halk sağlığı laboratuvar altyapısına kavuşacak. Yerinde ve hızlı tanı imkânı sayesinde hem hastaların tedavi süreçleri daha etkin yönetilecek hem de bulaşıcı hastalıkların kontrolünde daha güçlü bir izleme ve müdahale süreci yürütülecek. Eskişehir Halk Sağlığı Düzey III Tüberküloz Laboratuvarı, 24 Mart 2026 tarihinde düzenlenecek törenle resmi olarak hizmete açılacak.
Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi
27 Ocak 2026 Salı - 10:28 Sağlık çalışanlarından yeşilçam nostaljisi Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanlarından oluşan Türk Sanat Müziği Korosu, Yeşilçam şarkılarıyla Sabancı Kültür Sarayı’nda nostalji dolu bir konsere imza attı. Gecede konuşan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil; insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" mesajını verdi. Medicana International İzmir Hastanesi sağlık çalışanları tarafından kurulan Türk Sanat Müziği (TSM) Korosu, "Bir Masal Akşamında Yeşilçam Şarkıları" konseriyle izleyicilere unutulmaz bir gece yaşattı. Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar yönetimindeki koro, Sabancı Kültür Sarayı Hasan Tahsin Salonu’nda Yeşilçam’ın unutulmaz eserlerini seslendirdi. Konsere; SGK İzmir İl Müdürü Mehmet Baydili, SGK İzmir İl Müdür Yardımcısı Mustafa İmdat, Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, Genel Müdür Yardımcıları Fulya Erdemil ve Remzi Öksüz, Medicana Bursa Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Serdar Ener, Medicana Çeşme Tı Merkezi İdari Müdürü Kibar Üstüner, Medicana Sağlık Grubu Anlaşmalı Kurumlar Direktörü Zümrüt Altunay ile Yatırımlardan Sorumlu İcra Kurulu Üyesi Dr. Ulvi Ünal katıldı. Hafızalara kazınan şarkılar seslendirildi Buruk Acı’dan Al Yazmalım’a, Arım Balım Peteğim’den Bir Garip Yolcuyum’a kadar birçok zamansız şarkı; Medicana International İzmir Hastanesi’nin sağlık çalışanları tarafından seslendirildi. Konserde, konser repertuarındaki şarkıların yer aldığı Yeşilçam filmlerinden kesitler de izletilerek misafirlere nostalji dolu anlar yaşatıldı. Koroda, Medicana International İzmir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Fatih Ayık ‘Fesuphanallah’, Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Arzum Kale ‘Aşkım Bahardır’, İç Hastanlıkları Uzmanı Uzm. Dr. Murtaza Çit ‘Bir Garip Yolcuyum’ ve işyeri hekimi Dr. Veysel Karan Koçdemir de ‘Fikrimin İnce Gülü’ performansıyla hafızalara kazındı. Sağlık vizyonu sanata da yansıdı Yeşilçam rüzgarının estiği gecenin açılış konuşmasını yapan Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, "Yeşilçam şarkıları, sadece birer melodiden ibaret değildir. Bir dönemin duygusunu, masumiyetini ve samimiyetini taşır. Bir şarkı başladığında bazen bir aşk sahnesi gelir gözümüzün önüne, bazen hüzünlü bir veda, bazen de umut dolu bir son Medicana olarak biz, yalnızca tedavi eden değil, insanın ruhuna, duygusuna ve yaşam kalitesine dokunan bir sağlık anlayışını benimsiyoruz. Hastalarımıza olduğu kadar çalışma arkadaşlarımıza da iyi gelmeyi, sağlığı bütüncül bir bakışla ele almayı önemsiyoruz. Bu akşamki konser de, tam olarak bu vizyonun sanata yansımasıdır" sözlerini kaydetti. Konserin sonunda Medicana International İzmir Hastanesi Genel Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Remzi Karşı, koro şefi Türk Sanat Müziği Sanatçısı Dilek Şafak Çakar’a çiçek takdim ederek, teşekkürlerini sundu. Konserin sonunda dinleyenler, "Bir Şarkısın Sen" adlı esere telefonlarının ışıklarıyla birlikte eşlik etti.
Muğla Valiliği’nde ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı
27 Ocak 2026 Salı - 10:24 Muğla Valiliği’nde ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı Muğla’da 2026 yılının ‘Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından başlatılan ‘Arınma Projesi’ kapsamında, Muğla Valiliği hizmet binasında ‘Sigara Bırakma Polikliniği’ açıldı. Poliklinik ve ‘Gençlik Yılı’ hakkında açıklamalarda bulunan Vali Akbıyık, 2026 yılının ‘Muğla Gençlik Yılı’ olarak ilan edilmesinin ardından birçok proje ve etkinliğin hayata geçirildiğini belirtti. Sigarayı bırakma polikliniği açıldı Arınma Projesi kapsamında ilk olarak İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Muğla Valiliği bünyesinde Sigara Bırakma Polikliniği’nin hizmet vermeye başladığını ifade eden Muğla Valisi İdris Akbıyık, "Bugün Muğla Valiliğinde tütün mamulleri ve sigarayla mücadele ekibimiz İl Sağlık Müdürlüğümüzün ilgili birimi geldiler ve polikliniğimizi açtık. Muğla 2026’da hareketli geçecek. Bildiğiniz gibi 2026’yı ‘Gençlik Yılı’ ilan ettik. Gençliğin enerjisi Muğla’nın gücü diyoruz. Bu çerçevede de bizim göz bebeğimiz gençlerimizi, Cumhuriyetimize emanet edeceğimiz gençlerimizi madden ve manen en iyi şekilde yetiştirmek, onları korumak, kollamak bizim boynumuzun borcu" dedi. "İnsanlık ciddi bağımlılık tehdidi altında" Gençlik yılı kapsamında ‘Arınma’ projesi geliştirdiklerin açıklayan Vali Akbıyık, "Kötülüklerden hep beraber arınacağız. Nedir bunlar? Birincisi bağımlılık. Teknoloji bağımlılığı, madde bağımlılığı, uyuşturucu, alkol, sigara. Bu çerçevede de bu arınma projesi çerçevesinde ilk olarak valilik olarak il sağlık müdürlüğümüzün tütün mamulleriyle mücadele ve sigarayı bırakma ekibi kendimizden başlamak üzere burada ilgili polikliniğimizi açtık, çalışmalara başladılar. Hakikaten insanlık bugün ciddi bir bağımlılık tehdidi altında, riski altında. Biraz önce dediğim gibi madde, uyuşturucu, alkol, sigara bunların teknoloji bağımlılığı en önemlileri. Biz de bunların hepsiyle devlet olarak tüm STK’larımızla, yerel yönetimlerinizle birlikte mücadele ediyoruz. Ve bu mücadeleyi de öncelikle kendimizden başlamamız gerekiyor. Bu çerçevede biz de Muğla Valiliği olarak kendimizden başladık ve birimimizi kurduk. Çalışmalar devam edecek" dedi. 400 bin kişiye eğitim verildi Muğla Sağlık İl Müdürlüğünün geçen yıl sigarayı bırakma ekibi tarafından 400 bin vatandaşı, lise öğrencilerini, üniversite öğrencilerini, doktorlar, aile hekimleri, kamu kurum kuruluşlarına eğitim verdiğini belirten Muğla Valisi Akbıyık, "Yine 4 bin civarı da sigara kullanan vatandaşımız muayeneden geçirildi. Sigarayı bırakma konusunda çalışmalar devam ediyor. Ben emeği geçen başta sağlık müdürümüz olmak üzere tüm görev alan doktorlarımıza, görevlilerimize teşekkür ediyorum. Ayrıca bir de sigarayı bırakanları tebrik ediyoruz. Bırakacak olanlara da şimdiden teşekkür ediyoruz. 2026 tembellik yılı olmasın, bağımlılık yılı olmasın, arınma yılı olsun, gençliğin yılı olsun, hareketli bir yıl olsun" dedi.
Yalnızlık çağımızın görünmez salgını
27 Ocak 2026 Salı - 10:23 Yalnızlık çağımızın görünmez salgını Acıbadem Eskişehir Hastanesi Uzman Psikolog Beste Çokaygil, kendini yalnız hissetmenin her zaman "yalnızlık" anlamına gelmediğini belirterek, "Yalnızlık, sadece fiziksel bir izolasyon durumu değildir. Daha çok anlaşılmama, değer görmeme ve aidiyet eksikliği ile ilgilidir. Bir mesaj almak, bir paylaşımı beğenmek veya yüzlerce arkadaş listesinde bulunmak, gerçek bir bağın yerini tutamaz" uyarısında bulundu. "Kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getiriyor" Yalnızlığın günümüzde sadece bir duygudan ibaret olmadığını, çağımızın görünmez salgını haline geldiğini belirten Çokaygil, "Hızla akan yaşam temposu, yüzeysel ilişkiler ve sürekli karşılaştırmalar, yalnızlığımızı derinleştiriyor. Sosyal medyada gördüğümüz mükemmel hayatlar, kendi hayatımızı eksik ve yetersiz hissetmemize yol açabiliyor. İnsanlar, gerçek duygularını paylaşmak yerine maskeler takıyor; bu da samimi ve güvenli ilişkilerin azalmasına sebep oluyor. Bu durum uzun süre devam ettiğinde kaygı, depresyon ve özgüven sorunlarını da beraberinde getirebiliyor" dedi. "Modern şehir yaşamı ve bireyselleşme yalnızlığı besliyor" Modern şehir yaşamı ve bireyselleşmenin de yalnızlığı beslediğine dikkat çeken Beste Çokaygil, "Komşuluk ilişkilerimiz zayıfladı, aile bağlarının önemi şehir hayatının karmaşasında kayboldu. İnsanlar artık kendi iç dünyalarıyla daha fazla baş başa kalıyor ve bu durum, hem psikolojik hem de fiziksel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturabiliyor" diye konuştu. "Yalnızlık bedensel sağlığı da etkiliyor" Yalnızlığın yalnızca ruhsal değil, fiziksel sağlık üzerinde de etkili olduğuna değinen Çokaygil, "Uzun süreli yalnızlık hissi, stres hormonlarının artmasına neden olabilir. Bu durum bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzenini bozabilir ve kronik yorgunluk hissine yol açabilir. Yani yalnızlık sadece bir duygu değil, tüm vücudu etkileyebilen bir durumdur" ifadelerini kullandı. "Dijital iletişim gerçek temasın yerini tutmuyor" Dijital iletişimin artmasının yüz yüze temasın yerini alamadığını belirten Çokaygil, "Ekran üzerinden kurulan iletişim hızlıdır ama duygusal derinlik açısından sınırlıdır. İnsan beyni göz teması, ses tonu ve beden dili gibi unsurlarla bağ kurar. Bunlar eksik olduğunda kişi kalabalıklar içinde bile kendini yalnız hissedebilir" şeklinde konuştu. "Yalnız hissetmek yalnız olmak anlamına gelmiyor" Yalnız hissetmenin yalnız olmak anlamına gelmediğini belirten Beste Çokaygil, "Kendimize zaman ayırmak, duygularımızı fark etmek ve anlamlı bağlantılar kurmak, yalnızlığı dönüştürmenin ilk adımıdır. Duygularınızı gözlemlemek ve kabul etmek, yalnızlığın olumsuz etkilerini azaltır. Arkadaşlarınızı sayıdan çok derinliğine göre değerlendirin. İçten bir sohbet, paylaşılan bir deneyim, yüzeysel mesajlaşmalardan çok daha iyidir. Bunun yanı sıra gönüllü katıldığınız aktiviteler, hobiler ve sosyal gruplar, aidiyet hissini artırır" diye kaydetti. "Kendinizle kurduğunuz bağı güçlendirin" Yalnızlığın modern yaşamın kaçınılmaz yan etkisi olduğunu söyleyen Çokaygil, "Farkında olarak, kendimizle ve başkalarıyla kurduğumuz bu bağları güçlendirerek, bu duyguyu yapıcı ve dönüştürücü bir deneyime çevirebiliriz" diye anlattı.
Baş ağrılarının sessiz tetikleyicileri: Diş sıkma ve kötü duruş
27 Ocak 2026 Salı - 10:16 Baş ağrılarının sessiz tetikleyicileri: Diş sıkma ve kötü duruş Ekran başında geçirilen uzun süreler ve artan stres baş ağrılarının en sık nedenleri arasında yer alırken, Medicana Sağlık Grubu Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş, çoğu zaman gözden kaçan diş sıkma ve kötü duruşun da önemli "sessiz tetikleyiciler" olduğunu vurgulayarak günlük yaşama kolayca entegre edilebilecek öneriler paylaştı. Uzun süren baş ağrılarında nörolojik bir bulguya rastlanmadığı durumlarda, sorunun kaynağının boyun ve çene çevresindeki kas iskelet sistemi problemleri olabileceğini belirten Medicana International Ankara Hastanesi Dr. Fizyoterapist Sercan Ateş "sessiz tetikleyici" olarak tanımladığı bu kas problemlerinin doğru alışkanlıklar, fizyoterapi ve manuel terapi uygulamalarıyla kontrol altına alınabileceğini söyledi. Omurganın en üst bölümünde yer alan ve kafatasını taşıyan Atlas ve Aksis omurlarının, baş ağrısı mekanizmasında kritik bir role sahip olduğunu ifade eden Fizyoterapist Sercan Ateş şunları kaydetti: "Bu iki omur hem biyomekanik bir köprü hem de nörolojik bir kontrol merkezi görevi görür. Çene ve boyun arasındaki nöromüsküler bağlantılar nedeniyle diş sıkma, Atlas ve Aksis çevresindeki kas ve eklemlerde gerilimi artırır. Bu bölgedeki fasyal gerginlikler dizilimi bozarak baş ağrılarına yol açabilir. Tekrarlayan, bilgisayar kullanımı sonrası ortaya çıkan, stres ve çene sıkma ile artan, uzun süreli masa başı çalışmayla tetiklenen ve gerilim tipi baş ağrısını andıran tabloların büyük çoğunluğu kas iskelet sistemi kaynaklıdır. Özellikle gün ilerledikçe artan, duruş düzeltildiğinde hafifleyen, telefon veya laptop kullanımından sonra başlayan ve boyun hareket kısıtlılığıyla birlikte görülen ağrılar kötü postürle ilişkili olabilir." Ekran kullanımında dirsek desteği atlanmamalı Doğru postürün sürekliliğinin önemine değinen Fizyoterapist Sercan Ateş, günlük hayatta uygulanabilecek basit ama etkili önerilerini şöyle sıraladı: "Uzun süre aynı pozisyonda kalınmamalı, saat başı kısa hareket molaları verilmelidir. Ekran göz hizasında olmalı, masa ve sandalye yüksekliği uygun ayarlanmalı, dirsek desteği atlanmamalıdır. Gün içinde farkında olmadan yapılan diş sıkma, omuzları yukarıda tutma ve nefesi tutma gibi alışkanlıklar fark edilerek gevşetilmelidir. Uyku sırasında çok yüksek veya çok alçak yastıklardan kaçınılmalı, özellikle yan yatışta boynu nötral pozisyonda destekleyen yastıklar tercih edilmelidir. Bol bol su tüketilmeli ve stres düzeyi dengelenmelidir." Sadece dik durmak yetmez Manuel terapilerle Atlas ve Aksis’in çene eklemiyle olan biyomekanik dengesinin sağlandığını belirten Fizyoterapist Sercan Ateş diş sıkma ve postür bozukluğu kaynaklı baş ağrılarına ilişkin fizyoterapi destek programlarına dair de şunları söyledi: "Derin boyun kaslarının güçlendirilmesiyle ağrıların tekrarlanması önlenebilir. Postür düzeltme programları standart bir şablonla değil, bireyin duruş analizi, ağrı paterni, günlük alışkanlıkları ve fonksiyonel ihtiyaçları doğrultusunda planlanır. Program farkındalık egzersizleri ile başlayarak postüral dayanıklılık ve fonksiyonel entegrasyon çalışmalarına kadar kademeli olarak ilerler. Böylece kişi yalnızca ‘dik durmayı’ değil, doğru postürü günlük yaşamda sürdürebilmeyi öğrenir."
Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşların sağlıklı yaşama adım atmasına destek oluyor
27 Ocak 2026 Salı - 10:07 Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşların sağlıklı yaşama adım atmasına destek oluyor Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşlara obezite danışmanlığı, kanser taramaları ve sağlıklı yaşam eğitimleri sunarak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik ediyor ve hastalıklardan korunmayı hedefliyor. Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi, vatandaşların sağlıklı yaşam hedeflerine ulaşmalarında önemli rol oynuyor. Merkez, geniş bir hizmet yelpazesi sunarak, toplumu hastalıklardan koruma ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını teşvik etme amacı taşıyor. Obezite ve obezite ile ilişkili hastalıklar, hayat kalitesini düşüren ve aynı zamanda insan hayatının kısalmasına yol açan çok nedenli kronik bir hastalıktır. Sağlıklı Hayat Merkezi, çocuklar ve ebeveynler için de detaylı beslenme danışmanlığı sunarak, obezite sorununu önlemeye yönelik önemli bir hizmet sunuyor. Merkez, toplumu sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirirken, bireylerin sağlığını artırmayı hedefliyor. Obezite ile mücadeleye de odaklanan Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde Diyetisyen Keziban Karadağ, artan obezite oranları ve kilo problemleri ile ilgili bireysel danışmanlık hizmetleri sunduklarını söyledi. Karadağ, "Artan paketli gıda tüketimi, azalan hareketlilik ve bozulmuş uyku düzeni obeziteyi artırıyor. Merkezimizde kişiye özel beslenme danışmanlığı yaparak, fazla kilolu bireylerin kilo vermelerine ve zayıf bireylerin ideal kilolarına ulaşmalarına yardımcı oluyoruz" dedi. Diyetisyen Keziban Karadağ; "Amacımız ülkemizde de görülme sıklığı giderek artan ve çocuklarımızı ve gençlerimizi etkileyen bu hastalıkla etkin şekilde mücadele etmek, toplumun obezite ile mücadele konusunda bilgi düzeyini artırarak bireylerin sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivite alışkanlığı kazanmalarını teşvik etmek ve böylece ülkemizde obezite ve obezite ile ilişkili hastalıkların (kalp-damar hastalıkları, diyabet, hipertansiyon, kas-iskelet sistemi hastalıkları vb.) görülme sıklığını azaltmak. Bu amaç doğrultusunda polikliniğe müracaat eden bireylere hekim tarafından yapılmış tahlil sonuçları değerlendirilip besin tüketim kaydı alınarak kişiye özel beslenme planı yapılmaktadır. Kronik bir hastalığı ya da anemi durumu varsa değerlendirilerek uygun olacak şekilde beslenme listesi düzenlenir. Çocukluk çağı, adölesan, yetişkinlerin, gebe ve emzirenlere uygun olacak beslenme planı düzenlenir. Beslenme planı düzenlenen bireyler belirli aralıklarla takip edilerek vücut analizleri yapılır. Gerektiği durumlarda beslenme planında değişiklikler yapılır. Kurum bünyesindeki gebe sınıfına müracaat eden bireylere de bireysel ya da toplu olarak bilgilendirme yapılıp eğitim verilir. 2025 yılında 2 binin üzerinde bireye beslenme danışmanlığı verildi. 2026 yılında bu sayıyı daha da artırarak daha fazla bireye ulaşmak hedefleniyor." diye konuştu.
Şeker hastası 83 yaşındaki yaşlı adam ampütasyondan son anda kurtuldu
27 Ocak 2026 Salı - 10:00 Şeker hastası 83 yaşındaki yaşlı adam ampütasyondan son anda kurtuldu Diyabetik ayak enfeksiyonu şikâyetiyle İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne başvuran 83 yaşındaki Artvinli Mustafa Kafa, 90 gün süren yoğun tedavinin ardından sağlığına kavuştu. Kafa, "Başka hastanelerde ayağımın kesilebileceğini söylediler. Ancak burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar" ifadelerini kullandı. Diyabet hastası 83 yaşındaki Mustafa Kafa, hastalığına bağlı diyabetik ayak enfeksiyonu nedeniyle Artvin’de çeşitli hastanelere başvurdu. Kafa’ya diyabetik ayak ampütasyonu önerilmesine rağmen, farklı bir tedavi umuduyla İzmir Büyükşehir Belediyesi Eşrefpaşa Hastanesi’ne geldi. Enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahi birimlerinin ortak çalışmasıyla 90 gün boyunca tedavi edilen Kafa, sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Kafa, "Ayağım perişan durumdaydı. Başka hastanelerde kesileceğini söylediler. Burada ‘bu ayağı kurtarırız’ dediler ve başardılar. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Şu an iyiyim, ayağıma çocuk bakar gibi bakmamı söylediler, biz de buna uyacağız" ifadelerini kullandı. Kafa, kendisiyle ilgilenen hekim ve hemşirelerle birlikte Artvin’de fındık toplayacağının sözünü verdi. "Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık" Mustafa Kafa’nın tedavisini yürüten Eşrefpaşa Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Altan Gökgöz, "Hastamız pek çok merkeze başvurmuş ancak yara bakımı konusunda etkili bir tedavi alamamış. Ayağında nekroz yani ölü dokular çok fazlaydı. Dış merkezlerde ampütasyon olabileceği söylenmiş, ancak biz hastamızın da uyumu sayesinde iyileştirdik. Bazen ‘uzvu keselim’ denilerek çözüm basitmiş gibi düşünülebiliyor; oysa asıl zor ve doğru olan, uzvu korumaktır. Tedaviyi multidisipliner şekilde yürüttük; enfeksiyon, dahiliye, ortopedi ve plastik cerrahinin ortak çalışmasıyla başarılı sonuç aldık. Bakımını yaparsa, ilaçlarını düzenli alırsa ve kontrollerine gelirse, bu hastalık bir daha tekrarlamayacaktır. Yüzümüzü güldüren bir sonuç aldık ve çok mutluyuz" dedi. Eşrefpaşa Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Başak Bayram da Kafa’yı ziyaret ederek tedavisi hakkında görüştü.
Kar altında şap seferberliği
27 Ocak 2026 Salı - 09:03 Kar altında şap seferberliği Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Trabzon’un zorlu ve karlı coğrafyasında, adeta komando timlerini andıran bir mücadeleyle karla kaplı dağ yollarını aşarak hayvanları Şap hastalığına (SAT1 Serotipi) karşı koruma altına alıyor. Türkiye’de 1965 yılından bu yana ilk kez yoğun olarak görülen Şap hastalığına karşı Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin mücadelesi aralıksız sürüyor. Karadeniz’in sert kış koşullarının etkili olduğu Trabzon’un yüksek kesimlerinde görev yapan ekipler, karla kaplı dağ yollarını aşarak hayvanları aşılayarak hastalığa karşı korumaya çalışıyor. Trabzon’da yer yer diz boyunu aşan kar, buz tutmuş yollar ve ulaşımı güçleştiren hava koşullarına rağmen veteriner hekimler ve teknik personel adeta komando timlerini aratmayan bir azimle sahada görev yapıyor. Ekipler, kimi zaman araçların ilerleyemediği noktalarda kilometrelerce yürüyerek, karların içinden geçip ahırlara ulaşıyor. Şap hastalığının yayılımını önlemek amacıyla aşılama, kontrol ve bilgilendirme çalışmalarını sürdüren ekipler, hayvan sağlığının yanı sıra bölge hayvancılığının da korunmasını hedefliyor. Soğuk hava, tipi ve dik yamaçlara rağmen çalışmalarını aksatmayan görevliler, hastalığın kontrol altına alınması için gece gündüz demeden görev yapıyor. Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinesinde yürütülen mücadelede, özellikle kırsal ve yüksek rakımlı mahallelerdeki hayvan varlığı tek tek kontrol edilirken, üreticilere de alınması gereken tedbirler anlatılıyor. İsa Kaplan: "Şap hastalığıyla ilgili Trabzon’da sorun yaşamak istemiyoruz" Şap hastalığına (SAT1 Serotipi) karşı yürütülen çalışmalarla ilgili bilgiler veren Trabzon İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, zorlu kış şartlarına rağmen sahadaki çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü söyledi. Kaplan, "Bizim yol ve kış şartlarımız gerçekten çok zor. Arkadaşlarım özverili bir şekilde şu anda tüm mahallelerde şap aşısı ile ilgili çalışma yapıyor. 2025 yılında şap hastalığı SAT-1 1965 yılından sonra ilk defa yeniden kendini gösterdi. Doğu Karadeniz’in avantajı daha kapalı bir bölge ve hayvan hareketleri daha az olması sebebiyle ilimizde çok fazla bir sıkıntı yaşamadık. Bizlerde hastalık çıkışı oldu ama yoğun bir şekilde Sonbahar sezonunda aşılamamızı yapmıştık. Şimdi de ilkbahar sezonunun başlangıcını 2 Ocak’tan itibaren başlattık. İnşallah hızlı bir şekilde tamamlayıp şap hastalığıyla ilgili Trabzon’da sorun yaşamak istemiyoruz. Vatandaşlarımızın mutlaka gebe hayvanları bile olsa şap aşısının zararı yok mutlaka yaptırsınlar. Hayvanlarımızı koruma altına alalım" dedi. "Arkadaşlarımız yılmadan üşenmeden bu işlerini gerçekleştiriyor" Trabzon’da 120 bin büyükbaş hayvanın olduğunu kaydeden Kaplan, "İşletme numaralarımız hangi köyde nerede kimin kaç hayvanı olduğunu biliyoruz. Arkadaşlarımız tecrübeli köy köy evi ev kimde hayvan olduğunu bilir. Bize hiç müracaat edilmeden sırasıyla köylere program yapıyoruz. İlçe müdürlüklerimizdeki veteriner hekim ve sağlık teknisyeni arkadaşlarımızda şap aşılarını yapıyor. Tüm ülkemizde olduğu gibi bu bir rutindir. Bizler en uç sinir noktalarına kadar bile hareket eden bir bakanlığız. Bütün ilimize hakimiz. İlimizdeki bütün varlıkları da biliriz. Trabzon belki kilometrekare olarak küçük bir il ama karayolu ağı olarak en büyük illerden biri. Bu yol ağının büyük olması zorlaştırıyor. Bizde toplu hayvan sayısı yok küçük aile işletmeleri oluyor. Yani 3-5 hayvan bakıyorlar. Anadolu’nun diğer yerlerinde büyük işletmeler vardır. Günlük bir hekim bine yakın hayvan aşılarken bizimkiler ancak gün boyunca 25-30 hayvan aşılayabiliyor. Çünkü işletmeler birbirine uzak, her işletmede hayvan sayısı az, doğa ve yol şartları içerisinde aşı yapılıyor. İç Anadolu’da günde bin hayvan yapıldığını, bizde de 30 hayvan yapıldığı düşünürsek yaklaşık 30 katı bir zorluk yaşıyoruz. Arkadaşlarımız yılmadan üşenmeden bu işlerini gerçekleştiriyor. Her sezonda şap oranımızı, aşılama başarımızı çok şükür tutturuyoruz" ifadelerini kullandı.
Bitlis Devlet Hastanesi’nde bir ilk: Kapalı yöntem omurga ameliyatı yapıldı
27 Ocak 2026 Salı - 08:41 Bitlis Devlet Hastanesi’nde bir ilk: Kapalı yöntem omurga ameliyatı yapıldı Bitlis Devlet Hastanesi’nde sağlık alanında önemli bir başarıya imza atılarak, ilk defa kapalı yöntemle omurga ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Bitlis Devlet Hastanesi, Doğu Anadolu Bölgesi’nde önemli bir sağlık başarısına imza attı. Yıllardır bel ağrısı ve yürüme güçlüğü yaşayan 66 yaşındaki Yahya Subaşı, bölgede ilk kez bir devlet hastanesinde uygulanan kapalı yöntem omurga ameliyatıyla kısa sürede sağlığına kavuştu. Yaklaşık 5 yıldır bel ağrısı şikâyeti bulunan Subaşı’nın Bitlis Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerinde L5 omurgasında kırık tespit edildi. Bunun üzerine hasta, açık cerrahiye göre daha az kanama, daha az kas hasarı ve hızlı iyileşme imkânı sunan perkütan spinal enstrümantasyon tekniğiyle ameliyata alındı. Operasyon, Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir devlet hastanesinde bu yöntemle gerçekleştirilen ilk ameliyat olma özelliğini taşıyor. Üç cerrah tarafından anlık röntgen görüntüleri eşliğinde yapılan operasyonda, hastanın omurgasına başarıyla 6 vida yerleştirildi. Ameliyat sonrası kısa sürede toparlanan Yahya Subaşı, sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Ameliyatı gerçekleştiren Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Furkan Sapancı, Bitlis Devlet Hastanesi’nde önemli bir ilki hayata geçirdiklerini belirterek, "Doğu Anadolu Bölgesi’nde ikinci basamak bir hastanede ilk defa kapalı yöntemle bu ameliyatı gerçekleştirdik. Daha az kanama, hızlı iyileşme ve ameliyat sonrası ağrıların çok daha az olması nedeniyle bu yöntemi tercih ettik. Bu tür ileri düzey ameliyatların Bitlis’te yapılabiliyor olması hem bölge hem de vatandaşlarımız için büyük bir kazanımdır" dedi. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Muhammet Enes Gürses ise bu tür ameliyatların genellikle özel hastanelerde yüksek maliyetlerle yapıldığına dikkat çekerek, "Bitlis’te daha önce gerçekleştirilmeyen bir cerrahiye imza attık. Özel hastanelerde maliyetli olarak yapılan bu ameliyat, artık hastanemizde tam kapalı yöntemle yapılabiliyor. Bu yöntemin en büyük avantajları; az kas hasarı, az kanama ve daha kısa ameliyat süresidir" ifadelerini kullandı. Operasyonda görev alan Op. Dr. Elif Gökalp de, kapalı yöntemle yapılan ameliyatların hastalar açısından büyük avantaj sağladığını vurgulayarak, "Bu tarz ameliyatlar sonrası hastaların ağrıları çok daha az oluyor. Daha önce kapalı yöntemle endoskopik bel fıtığı ameliyatları da yaptık. Uygun hastalarda kapalı bel fıtığı ve kapalı vida ameliyatlarını bölgemizde yapmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Ameliyat sonrası sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirten hasta Yahya Subaşı ise "Yaklaşık 4-5 yıldır bel ağrısı çekiyordum ve yürümekte zorlanıyordum. Ameliyat sonrası ağrım kalmadı, rahatça yürüyebiliyorum. Ameliyat olduğumu bile anlamadım, kendimi çok iyi hissediyorum" şeklinde konuştu. Bitlis Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen bu operasyon, bölgedeki sağlık hizmetlerinin ulaştığı seviyeyi ortaya koyarken, vatandaşların ileri düzey cerrahi işlemler için başka illere gitme zorunluluğunu da büyük ölçüde azaltacak.
Medilines Hospital 6. yaşını yeni yönetimiyle kutluyor
26 Ocak 2026 Pazartesi - 18:17 Medilines Hospital 6. yaşını yeni yönetimiyle kutluyor Elazığ’da 2020 yılından bu yana hizmet veren Medilines Hospital’da yönetim değişikliği yaşandı. Ocak ayı itibarıyla hastanenin tüm hukuki ve yönetimsel devir süreçleri tamamlanarak, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini iş insanı Celal Çoban devraldı. Elazığ Medilines Hospital, iş insanı Celal Çoban’ın yönetim kurulu başkanlığıyla 6. yaşına girmenin sevincini yaşıyor. Yapılan açıklamada, 2026 Ocak ayı itibarıyla Celal Çoban’ın hastanenin yönetim kademesinde tam yetkiyle göreve başlandığı bildirildi. Hastanenin kuruluşundan bugüne kadar geçen 6 yıllık süreçte Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden gelen toplamda 1 milyonu aşkın hastaya sağlık hizmeti sunduğu kaydedildi. Hastanenin güncel olarak 230 kişilik bir personel kadrosuyla faaliyetlerine devam ettiği açıklandı. "Tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlendim" Yeni yönetimle birlikte belirlenen 2026 vizyonu kapsamında sağlık teknolojilerine yatırım yapılması, dijital altyapının güçlendirilmesi ve hekim kadrosu ile bilimsel odaklı hizmet anlayışının sürdürülmesini hedeflediklerini ifade eden Celal Çoban, "Elazığ’da 2020 yılından bu yana faaliyet gösteren bölgemizin saygın ve öncü sağlık kuruluşlarından Medilines Hospital, bugün 6. kuruluş yılını kutlamanın haklı gururunu yaşamaktadır. İlk günkü aşk ve heyecanla insan sağlığını merkeze alan anlayışımızdan ödün vermeden sizlere hizmet etmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Bugüne kadar 1 milyonu aşkın vatandaşımıza şifa sunduk. Türkiye’nin 81 ilinden ve 33 farklı ülkeden hastamıza sağlık hizmeti vererek, Elazığ’ı sağlık alanında önemli bir merkez haline getirdik. 2026 yılı Ocak ayı itibarıyla hastanemizde yönetimsel ve hukuki devir süreci tamamen tamamlanmış, bu kapsamda yeni yönetim olarak görevi resmen devralmış bulunmaktayız. Bu tarihten önce hastanemizin yönetiminde fiilen yer almadığımı özellikle belirtmek isterim. 2026 Ocak ayından itibaren, tam yetki ve sorumlulukla bu görevi üstlenmiş bulunuyorum. Yeni dönemde ’Sağlıkta Doğru Çizginiz’ sloganımızla yolumuza devam ederken, bu süreci yalnızca bir yönetim değişikliği değil, aynı zamanda bir vizyon yenilenmesi olarak görüyoruz. 2026 vizyonumuz, bilimsel tıp, güçlü hekim kadrosu ve insan odaklı hizmet anlayışını merkeze alan, bölgesel gücünü ulusal ve uluslararası alana taşıyan bir sağlık kurumu olmaktır. Bu doğrultuda, hasta güvenliği ve memnuniyetini en üst seviyeye çıkaran, doktorlarımızın mesleki bağımsızlığını ve bilimsel üretimini destekleyen, sağlık teknolojilerine ve dijital altyapıya yatırım yapan, sürekli eğitimle insan kaynağını güçlendiren, Elazığ’a, bölgemize ve ülkemize değer katan örnek bir sağlık kurumu olmayı hedefliyoruz. Medilines Hospital’ı sadece tedavi eden değil, güven veren, tercih edilen ve referans gösterilen bir marka haline getirmek temel vizyonumuzdur. Bugün 230 kişilik kadromuzla, hem sağlık hizmeti sunuyor hem de Elazığ ekonomisine önemli bir istihdam katkısı sağlıyoruz. Mevcut kazanımları koruyarak, üzerine daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı inşa etmeyi hedefliyoruz" diye konuştu. "Sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" Çoban, "Elazığ Karakoçan doğumluyum. Yaklaşık 30 yıldır Almanya’da lojistik sektöründe faaliyet göstermekteyim ve bu çalışmalarım halen devam etmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’de mermer sektöründe faaliyet gösteren bir şirketimiz, 41 şubeden oluşan bir restoran zincirimiz ve gayrimenkul alanında yürüttüğümüz yatırımlarımız bulunmaktadır. Farklı sektörlerde edindiğim ulusal ve uluslararası yönetim tecrübesini, güçlü bir ekip anlayışıyla Elazığ Medilines Hospital’ın geleceğine taşımayı temel sorumluluğum olarak görüyorum. Evli ve üç çocuk babası biri olarak sağlık hizmetlerini yalnızca bir iş alanı değil, toplumsal bir sorumluluk olarak ele alıyorum" şeklinde konuştu.