SAĞLIK
Kurban Bayramı’nda beslenmeye dikkat 25 Mayıs 2026 Pazartesi - 16:17:57 SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Elemanı Arş. Gör. Yeşim Köylüoğlu, Kurban Bayramı süresince değişen beslenme alışkanlıklarının sağlık üzerinde önemli etkiler oluşturabileceğine dikkat çekerek bayramda dengeli beslenme uyarısında bulundu. Bayram boyunca beslenme düzenindeki değişikliklerin başta kalp-damar, hipertansiyon, diyabet ve böbrek hastaları olmak üzere tüm bireyleri etkileyebileceğini söyleyen Arş. Gör. Köylüoğlu, en sık karşılaşılan sağlık sorunlarının ise hazımsızlık, mide rahatsızlıkları, kabızlık, yüksek tansiyon ve kan şekeri dengesizlikleri olduğunu belirtti. Yeni kesilmiş kurban etinin saklama şartları ve pişirme yöntemleri hakkında da önemli bilgiler paylaşan Arş. Gör. Köylüoğlu, "Yeni kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmesi özellikle mide rahatsızlıklarına neden olabilmektedir. Bu nedenle kurban etlerinin buzdolabında en az 24 saat dinlendirilerek tüketilmesini öneriyoruz. Aynı zamanda etlerin doğru şartlarda muhafaza edilmesi ve uygun yöntemlerle çözdürülmesi, besin zehirlenmelerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Etler buzlukta yaklaşık 1-2 hafta, derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilmektedir. Ancak çözdürme işleminin mutlaka buzdolabında yapılması gerekmektedir. Oda sıcaklığında çözdürülen ya da çözüldükten sonra tekrar dondurulan etler sağlık açısından ciddi risk oluşturabilmektedir. Doymuş yağ açısından zengin olan kırmızı etin kızartma ve kavurma yerine haşlama, fırında pişirme veya ızgara yöntemleriyle hazırlanması daha sağlıklı olacaktır. Ayrıca etlerin ateşe çok yakın şekilde ve uzun süre pişirilmesi bazı kanserojen oluşmasına ve vitamin kayıplarına neden olabileceğinden pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi gerekmektedir" dedi. Bayram sofralarında porsiyon kontrolünün sağlanmasının önemine de vurgu yapan Arş. Gör. Köylüoğlu, aşırı kırmızı et tüketiminin doymuş yağ ve kolesterol alımını artırdığını, et yemeklerinin yanında sebze, salata ve yoğurt gibi besinlere yer verilmesinin öğünlerin dengelenmesine, posa alımının artmasına ve tokluk hissinin sağlanmasına katkı sunduğunu belirtti. Dengeli beslenme ve hareket önemli Tatlı tüketiminde de ölçülü olunması gerektiğinin altını çizen Arş. Gör. Köylüoğlu, özellikle diyabet hastalarının şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları veya meyveyi tercih etmelerinin daha sağlıklı bir seçenek olacağını ifade etti. Arş. Gör. Köylüoğlu, gün içerisinde aşırı çay ve kahve tüketimi yerine vücudun ihtiyaç duyduğu yeterli miktarda suyun alınmasının önemli olduğunu söyledi. Arş. Gör. Köylüoğlu, "Bayram sürecinde fiziksel aktivitenin ihmal edilmemesi gerekiyor. Özellikle yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler hem sindirimin düzenlenmesine hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:57 Bayram sofralarında yaşanan aşırı ısrar sağlığı etkileyebiliyor Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, bayram ziyaretlerinde tüketilenlere karşı uyararak, "Özellikle ‘azıcık tadına bakmak’ düşüncesiyle tüketilen yiyecekler biriktiğinde günlük enerji ihtiyacının çok üzerine çıkılabiliyor. Bu durum bayram sonrasında kilo artışı, ödem ve sindirim problemleri olarak geri dönebiliyor" dedi. Bayram sofralarında yaşanan "ısrar kültürü", kimi sağlık zaman sorunlara yol açabiliyor. Bu gibi durumlarda sağlıklı beslenmenin yolu yalnızca ne yendiğinden değil, sosyal baskıyı yönetebilmekten de geçiyor. Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, "Az ama dengeli tüketim" yaklaşımının bayramda sağlığı korumada büyük önem taşıdığını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu. "Hayır" demeyi bilmek gerekiyor Klinik Diyetisyen Özbay, misafire ikramda bulunmanın önemli bir gelenek olduğunu ancak "bir tabak daha ye", "tatlıdan da almalısın" gibi iyi niyetli ısrarların kimi zaman sağlık açısından risk oluşturduğunu belirterek, "Kişi tok olsa bile sosyal baskı nedeniyle yemeye devam edebiliyor. Bu durum ise sindirim problemlerinden kan şekeri dalgalanmalarına, ödemden tansiyon yükselmesine kadar birçok sağlık sorununa yol açabiliyor. Bayram ziyaretlerinde gün boyunca sık aralıklarla yemek tüketmek kan şekeri üzerinde ani dalgalanmalara neden olabiliyor. Özellikle diyabet hastaları, hipertansiyon hastaları ve yaşlı bireyler bu durumdan daha fazla etkileniyor. Aşırı tuzlu, yağlı ve şekerli besinlerin kontrolsüz tüketimi tansiyon yükselmelerine ve halsizlik şikayetlerine yol açabiliyor" diye konuştu. Sürekli atıştırmak günlük enerji alımını artırıyor Kısa süre içinde farklı evlerde ikramların tüketildiği bayram ziyaretlerinde yenilen şerbetli tatlılar, şekerli içecekler, çikolatalar veya hamur işlerinin gün sonunda fark edilenden çok daha fazla kalori alımına neden olabildiğini belirten Özbay, "Bayram boyunca çay, kahve ve gazlı içecek tüketimi belirgin bir şekilde fazlalaşıyor. Ancak bu içeceklerin suyun yerini tutmadığını unutmamak gerekiyor. Yeterli miktarda su tüketilmemesi ise halsizlik, baş ağrısı, ciltte kuruluk ve yorgunluk hissini arttırıyor. Gün içerisinde düzenli su içmek hem sindirimin desteklenmesine hem de tokluk hissinin korunmasına katkı sunuyor. İkramlıkların yanında şekerli içecekler yerine suyun tercih edilmesi ise en doğru tercih oluyor. Bayram döneminde çocukların beslenme düzeni de sık sık değişebiliyor. Şeker, çikolata, gazlı içecek ve işlenmiş gıda tüketiminin artması çocuklarda mide problemleri, iştahsızlık ve enerji düşüşlerine yol açabiliyor. Bunun önüne geçebilmek için çocukların tamamen kısıtlanması yerine porsiyon kontrolü sağlanması daha doğru bir yaklaşım oluyor. Ayrıca, bayram boyunca çocukların ana öğün düzeninin korunması ve fiziksel aktivitelerinin desteklenmesi de önem taşıyor" şeklinde konuştu.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:15 Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor.
25 Mayıs 2026 Pazartesi - 13:10 Siirt’te böbrek taşı hastasına ’nokta atışı’ müdahale Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, 51 yaşındaki hastasının böbreğini tamamen kaplayan onlarca taşı, kapalı yöntemle başarıyla temizledi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne şiddetli sağ yan ağrısı şikayetiyle başvuran 51 yaşındaki erkek hastanın yapılan tetkiklerinde, sağ böbreğinin tamamını dolduran, tıp dilinde "staghorn" olarak adlandırılan onlarca böbrek taşı tespit edildi. Hastanın durumunu değerlendiren Ürolog Op. Dr. Samir Jafarguliyev, hastaya "perkütan nefrolitotomi" yani kapalı böbrek taşı ameliyatı uygulanmasına karar verdi. Gerekli bilgilendirmelerin ardından operasyon hazırlıkları tamamlandı. Sırt bölgesinden açılan sadece 1 santimetrelik küçük bir kesiden girilerek gerçekleştirilen operasyonla ilgili bilgi veren Op. Dr. Jafarguliyev, "Hastamızın böbreğindeki onlarca taşı, kapalı yöntemle tamamen temizledik. Böbreği ’stone-free’ yani tam anlamıyla taşsız bir duruma getirdik" dedi. Operasyonun başarılı geçtiğini belirten Op. Dr. Jafarguliyev, "Ameliyat sonrası ikinci gün hastamızı taburcu ettik. Herhangi bir komplikasyon gelişmedi ve hastamızın genel durumu gayet iyi" ifadelerini kullandı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan bu modern cerrahi yöntem, hastaların hastanede kalış süresini kısaltırken, iyileşme sürecini de oldukça konforlu hale getiriyor. (ÜD-AKK-Y)
Çekerek’te vatandaşlara sağlık taraması yapıldı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:56 Çekerek’te vatandaşlara sağlık taraması yapıldı Yozgat’ın Çekerek ilçesinde vatandaşlara ücretsiz sağlık taraması yapıldı. Japon Büyükelçiliği Yerel Projelere Hibe Programı doğrultusunda Çekerek ilçesine kazandırılan gezici sağlık tarama aracı, ilçe merkezinde hizmet verdi. Çekerek ilçesinde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi için mobil sağlık tarama aracında çeşitli ölçümler yapıldı. İlçe sakinlerinin kan şekeri, ateş ve tansiyon ölçümü gibi değerlerine bakıldı. Sigaranın zararları, sağlıklı beslenme tüyoları hakkında meslek yüksekokulu öğrencileri ve öğretim elemanları bilgilendirme yaptı. Mobil araçta ölçümler yaptıran Hüseyin Şengüz, "Buraya geldim. Kanımı, tansiyonumu, kan şekerimi ölçtürdüm. Devletimizden Allah razı olsun böyle bir gezici sağlık ekibi gönderdiği için. Teşekkür ediyorum" cümlelerini kullandı. "Vatandaşın sağlık taramalarını gerçekleştiriyoruz" Çekerek Fuat Oktay Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Tekin Güler, "Bugün burada Japonya büyükelçiliğinden hibe olarak alınan gezici sağlık tarama aracıyla sağlık haftası kapsamında, yüksekokulumuz ilk ve acil yardım programının öğretim elemanları ve öğrencilerimizle beraber sağlık taraması yapıyoruz. Hem vatandaşın ihtiyacı olan tansiyon, şeker ölçümü gibi basit sağlık taramalarını hem de çeşitli hastalıklara ilişkin sunumlar yaparak bilinçlendirme gerçekleştiriyoruz. Etkinlik paydaşlarımız Çekerek Belediyesi, Çekerek Kaymakamlığı ve Bozok Üniversitesi ortaklığı şeklinde. 10.00-15.00 saatleri arasında hizmet veriyoruz. Bundan sonraki süreçte haftalık olarak hem Çekerek merkezde hem de buranın köylerinde bu hizmetimizi sürdüreceğiz. Aracımız 4 yıldır aktif şekilde görev alıyor. Genel olarak haftada 1 kez olmak üzere yapılıyor" dedi.
Uzmanından uyarı: Orta kulak iltihabı tekrarlıyorsa emzik bırakılmalı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:34 Uzmanından uyarı: Orta kulak iltihabı tekrarlıyorsa emzik bırakılmalı Emzik kullanımının etkilerinden bahseden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, "Emzik kullanımının zararlı taraflarından biri, enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların geçişini kolaylaştırarak hastalıklarda artışa neden olmasıdır. Orta kulak iltihabı (otitis media), pamukçuk, solunum ve gastrointestinal sistem hastalıklarında da artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden tekrarlayan orta kulak iltihabı olan hastalarda emzik kullanımının bırakılması önerilmektedir" dedi. Birçok toplum ve kültürde yaygın kullanılan emzik, bebekliğin sembolü olarak görülüyor. Uzmanlar uzun süreli kullanımının çeşitli zararları olduğuna dikkat çekiyor. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, emzik kullanımının hem ebeveynler hem de bebek açısından etkilerini anlattı. Emziğin, emme, yutma ve soluk alma koordinasyonunun gelişmesine katkı sağladığını ifade eden Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımı çene kaslarının güçlenmesini sağlayarak; özellikle prematüre bebeklerde nörolojik olgunlaşma ve bilişsel gelişim üzerine olumlu etki göstermektedir. Emzik kullanımı stresli durumlarda bebeğin sakinleşmesini sağlar ve ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Emzik kullanımının bir diğer faydası Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) riskini azaltması ve koruyucu etki sağlamasıdır" diye konuştu. "1 aydan 1 yaşa kadar emzik kullanımı öneriliyor" Amerikan Pediatri Akademisi’nin (APA) 1 ay ile 1 yaş arası çocuklarda emzik kullanımını önerdiğini ifade eden Uzm. Dr. Torun, "2016’da APA tarafından yayınlanan rehberde de ABÖS riskini azaltmak için bebeklere yatarken emzik verilmesi, bebek uyuduktan sonra emzik ağzından düşerse tekrar yerleştirilmemesi ve boğulma riski nedeniyle emziğin bebeğin boynuna asılmaması önerilmektedir. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde prematüre bebeklerde rutin emzik kullanımıyla hastanede kalış süresinin azaldığı ve erken taburculuğun sağlandığı tespit edilmiştir" şeklinde konuştu. "Hastalıklarda artışa neden oluyor" Emzik kullanımının faydalarının yanı sıra bazı zararlarının da olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımının zararlı taraflarından biri, enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların geçişini kolaylaştırarak, hastalıklarda artışa neden olmasıdır. Orta kulak iltihabı (otitis media), pamukçuk, solunum ve gastrointestinal sistem hastalıklarında da artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden tekrarlayan orta kulak iltihabı olan hastalarda emzik kullanımının bırakılması önerilmektedir. Uzun süre emzik kullanımının dişler üzerine olumsuz etkileri olabilir. Maloklüzyon, çapraşıklık gibi diş gelişim problemleri ve diş çürüğü gelişimini artırabilmektedir" dedi. "İlk 3-4 hafta emzik verilmemeli" DSÖ ve UNICEF tarafından yayınlanan başarılı emzirme listesinde; "Emzirilen bebeklere biberon, yalancı meme veya emzik türü herhangi bir şey verilmemelidir" maddesiyle emzik kullanılmaması önerilirken, Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımının emzirmeyi bırakmaya yol açıp açmadığı hala belirlenememiştir. Fakat emziğe erken başlamak bebeğin doğru olmayan emme tekniği geliştirmesine neden olabilir. Bebek suni meme ucuna alışıp, doğal meme ucunu reddedebilir. Bu yüzden başarılı emzirme için erken bebeklik döneminde emzirme düzene girene kadar en az 3-4 hafta emzik verilmemesi önerilmektedir" dedi. "12 ile 18’nci aylarda bırakılmalı" Uzm. Dr. Nimet Karataş Torun konuşmasına şu sözlerle son verdi: "Eğer ebeveynler emzik kullanmaya karar vermişse seçilecek olan emzik sağlam ve esnek olmalı, toksik madde içermemelidir. Meme ucu ile başlık kolay ayrılmamalıdır. Yapıldığı maddeye göre en geç 1-2 ayda bir değiştirilmelidir. Her gün mutlaka temizlenmelidir. Emmeye heveslendirmek için emziğin ucu şekerli gıdalara batırılmamalıdır. Zararlı etkilerin en aza indirilmesi için 12-18’nci aylarda bırakılması sağlanmalıdır. Sonuç olarak emzik kullanımının olumlu ve olumsuz bazı etkileri bulunmaktadır. Bu yüzden ebeveynlerin bu riskler ve yararlar hakkında bilgilendirilmesi emzik kullanımı konusunda karar vermelerini destekler."
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, üroloji alanında bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:27 Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, üroloji alanında bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 18 Nisan’da üroloji alanında önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı. ’Vakalar Eşliğinde Üroteknolojik Gelişmeler’ başlıklı toplantıda, hem teorik bilgiler hem de canlı cerrahi uygulamalarla güncel teknolojiler değerlendirildi. Toplantı konferans sonrası ameliyathaneye taşındı. Bodrum Acıbadem Hastanesi’nden Doç. Dr. Serdar Yalçın, HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) ameliyatını canlı olarak gerçekleştirerek, iyi huylu prostat büyümesine yönelik modern cerrahi teknikleri uygulamalı olarak aktardı. Ardından, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Can Kiremit, aspiratörlü erişim kılıfı kullanarak RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) yöntemiyle böbrek taşı operasyonunu başarıyla tamamladı. Her iki ameliyat sırasında katılımcı uzmanlarla güncel kılavuzlar, pratik ipuçları ve teknolojik yenilikler üzerine etkileşimli değerlendirmeler yapıldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen akademisyenler ve genç üroloji uzmanlarının katıldığı etkinlik, teorik bilgi ile pratiği birleştirerek katılımcılara yüksek verim sağladı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu tür organizasyonlarla yalnızca bölgesel sağlık hizmetlerine değil, ulusal düzeyde bilimsel gelişime de katkı sağlamayı hedefliyor.
Sağlık Müdürü Erşan’dan Kocasinan’da detaylı hizmet değerlendirmesi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:14 Sağlık Müdürü Erşan’dan Kocasinan’da detaylı hizmet değerlendirmesi Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; beraberindeki heyetle birlikte Kocasinan ilçesindeki sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi. Saha ziyaretlerinde ilçedeki sağlık tesisleri tek tek gezilerek; tıbbi cihaz altyapısı, hasta yoğunluğu, bebek ve gebe izlem oranları, kanser taramaları ve diğer sağlık göstergeleri detaylı şekilde incelendi. Ayrıca tesislerin fiziki durumu, personel yapısı ve hizmet süreçlerinin işleyişi de yerinde gözlemlendi. Saha ziyaretlerinin ardından hazırlanan değerlendirme raporu, Dr. Mehmet Erşan başkanlığında yapılan toplantıda kapsamlı bir şekilde ele alındı. Toplantının sonunda konuşan İl Sağlık Müdürü Erşan; "Yerinde gerçekleştirdiğimiz bu incelemeler, sağlık tesislerimizin sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi ve iyileştirmemiz gereken alanlarının tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Elde ettiğimiz bilgiler ışığında ilçemizdeki mevcut durumu objektif şekilde analiz ederek, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar hakkında istişarelerde bulunuyoruz. Bugün de Kocasinan ilçemizde bu değerlendirmeyi gerçekleştirerek, güçlü yönlerimizi ve geliştirilmesi gereken alanları yerinde tespit ettik. Kocasinan İlçe Sağlık Müdürü Dr. Özlem Ulutabanca ve ekibine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. İncelemeye, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Burhan Akın, Destek Hizmetleri Başkanı Mesut Akdeniz, Başkan Yardımcıları Uzm. Dr. Sadi Tacettinoğlu, Uzm. Dr. Seçkin Özsaydı, Levent Kaşikan, İl Kalite Koordinatörü Metin Atik ve ilgili birim sorumluları da katıldı.
İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:13 İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün Kalp damar hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak kardiyoloji alanındaki gelişmeler, özellikle stent ve balon teknolojisinde yaşanan yenilikler, hastalar için umut verici bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Cihan Altın, ilaçlı balon teknolojisinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Altın, geleneksel stent uygulamalarında yerleştirilen stentin damar içindeki metal yükü arttırdığı için zamanla olumsuz reaksiyonlara yol açabildiğine dikkat çekerek, "İlaçlı balon tedavisinde içeride bir metal yük bırakmıyorsunuz. Böylece damar normal yapısında kalıyor, vücutta yabancı bir cisim bulunmuyor. Bu, hastalar için büyük bir avantaj. Hastalarımızın çoğu stentlerinin takibi sırasında kaygılar taşıyor. Stentlerin tıkandığı zaman damarın açılmasında zorluklar yaşanabiliyor. İlaçlı balonda ise bu tür bir endişeye gerek kalmıyor" dedi. Doç. Dr. Altın, "Yeni geliştirilen ilaçlı balonlar özellikle uygun damar yapısına sahip hastalarda stent kullanılmadan damar açıklığı sağlanabiliyor. Seçilmiş lezyonlarda bu teknoloji stentle elde edilen başarıya stent kullanmadan da ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Normal anjiyoyla açılamayacak kadar çok kireçli damarlar için yeni yöntemler Eskiden çok sert ve kireçli damarların açılamadığını belirten Doç. Dr. Altın, günümüzde bu gibi zor vakalarda dahi etkili çözümler olduğunu vurguladı. Altın, "Artık damara zarar vermeyen bir matkabı andıran özel sistemlerle veya hatta böbrek taşlarını kırmakta kullandığımız şok dalgaları ile bu çok kireçli damarların açılabilmesi mümkün olmaktadır. Bu da tedavi seçeneklerini ciddi anlamda genişletiyor" dedi.
Muğla’da hekimler bilgilendirildi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:09 Muğla’da hekimler bilgilendirildi Sağlık Bakanlığı’nın öncelikli hedefleri arasında yer alan ’anne ve bebek sağlığını korumak’ çalışmaları kapsamında tıbben gerekli olmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve ülke genelinde nüfus artış hızının sürdürülebilir bir seviyede tutulması amacıyla "Normal Doğum Eylem Planı" hazırlandı. Eylem planı kapsamında Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, il genelinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıya İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim başkanlık etti. Toplantıda, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Güngördük tarafından "Tıbbi Hatalı Uygulamalardan Korunma" konusunda kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Prof. Dr. Güngördük, normal doğumun önemi, sezaryen gereklilikleri ve uygulama esasları hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verdi. Toplantıda ayrıca, doğum hizmetlerinde kaliteyi artırmak, hekimlerin hukuki süreçler karşısında daha bilinçli hareket etmelerini sağlamak ve normal doğumu teşvik etmek amacıyla yürütülen çalışmalar ele alındı. Hekimlerin görüş ve önerileriyle katkı sunduğu toplantı, karşılıklı bilgi alışverişiyle sona erdi. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü, anne ve bebek sağlığını iyileştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:03 Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, Nisan ayı Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bir açıklama yaparak, kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer aldığını hatırlattı. Başhekim Dr. Kaynak, Kalp Sağlığı Haftası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kalp sağlığının sadece bireysel değil, toplumsal sağlığın da temelini oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kaynak, ’’Bu hafta, halkımızı kalp sağlığı konusunda bilinçlendirmek ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalıkların önüne geçilebileceğini vurgulamak için önemli bir fırsattır. Modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve sigara kullanımı kalp hastalıklarının en büyük risk faktörlerindendir. Kalp hastalıklarının önlenmesinde sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kilo kontrolü ve sigaradan uzak durmak hayati öneme sahiptir. Özellikle genç yaşta kazanılan sağlıklı alışkanlıklar, ileri yaşlarda kalp sağlığının korunmasında büyük rol oynamaktadır’’ dedi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Kalp Sağlığı Haftası boyunca çeşitli bilgilendirme seminerleri, ücretsiz tansiyon ve kan şekeri ölçümleri ile toplum sağlığına katkı sunmayı amaçladıklarını ifade eden Başhekim Kaynak, tüm vatandaşları bu etkinliklere davet etti. Açıklamasının sonunda, "Kalbimize kulak verelim, sağlığımızı ihmal etmeyelim," diyen Dr. Kaynak, sağlıklı bir yaşam için farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.
Profesör nisan ayının sağlık üzerine 3 tehlikesini açıkladı: Ani ısı değişikliği, barometrik basınç ve hasta bina sendromu
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:49 Profesör nisan ayının sağlık üzerine 3 tehlikesini açıkladı: Ani ısı değişikliği, barometrik basınç ve hasta bina sendromu Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Nisan ayı günlük iklim, hava ve ısı değişikliklerinin en hızlı ve ani değiştiği günlerin yaşandığı bir aydır. Ani sıcaklık farkına maruz kalan kişilerde başta göğüs ve sırt ağrıları olmak üzere, soğuk algınlığı belirtileri oluyor. Grip ve zatürreye bağlı hastaneye yatış oranları çok yüksek. Her 3 hastadan neredeyse 1’i yatarak tedavi alması gerektiğini görüyoruz" dedi. Nisan ayında yaşanan soğuk hava ve ani sıcaklık değişikliklerinin hastaneye yatış oranlarını artırdığını ifade eden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, açıklamalarda bulundu. Türkiye’de Nisan ayının günlük iklim, hava ve ısı değişikliklerinin en hızlı ve ani değiştiği günlerin yaşandığı bir ay olduğunu ifade edene Özkaya, "İlkbahar ayı artık sadece Nisan ayından oluşmakta ve bugünlerde ani hava değişiklikleri ve mevsimlerin birbirine karışması insan vücudunda istenmeyen olumsuz etkilere sebep olmaktadır. 2002 yılında doktora başvuru sayısı 208 milyon iken, 2020 yılında 600 milyon ve 2023 yılında bu sayı nüfus artış oranının çok üstünde olarak 5 katına yani 973 milyon kişiye ulaşmıştır. Hastaneye ve doktora başvurudaki bu hızlı artışın nedeni son 20 yılda ani gelişen iklim ve ısı değişiklikleri olduğunu biliyoruz. Başta ilkbahar ve sonbahar gibi geçiş aylarının artık kısalıp, ani günlük değişimlerin yaşanması ve bu mevsimler arası hızlı geçişlerin fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara neden olduğunu biliyoruz. Kapalı ortam hava sıcaklığıyla dış çevre sıcaklığı arasındaki farkların, insanlar üzerinde olumsuz etkileri var. Bu durum, öncelikle kıyafet seçimini etkiliyor. Ani sıcaklık farkına maruz kalan kişilerde başta göğüs ve sırt ağrıları olmak üzere, soğuk algınlığı belirtileri oluyor. Uzayan öksürük, halsizlik, eklem ağrıları ve yorgunluk, enerji düşüklüğü gibi belirtilere sebep oluyor. Grip ve zatürreye bağlı hastaneye yatış oranlarının çok yüksek. Her 3 hastadan neredeyse 1’i yatarak tedavi alması gerektiğini görüyoruz. Fiziksel şikayetlerin süresinin uzaması halinde anlık duygu durum bozukluğuna yol açabilir. Huzursuzluk, sinir, endişe, sosyal cinnet ve şiddet davranışlarının ortaya çıkmasına etken olabilir" diye konuştu. Barometrik basınç Barometrik basınç denilen fiziksel bir etkilenmenin son günlerde tüm dünyada tartışıldığını belirten Özkaya, "Barometrik basınç; hava değişimleri ve fırtınalar, sıcaklık dalgalanmaları, yağmur veya kar ve rüzgardaki değişiklikler gibi diğer değişikliklerle birlikte gelir. Bu atmosfer basıncıdır, atmosferin ağırlığıdır ve barometrik basınç değişiklikleri vücudumuzu birkaç şekilde etkiler. Bazı insanlar, migren gibi baş ağrıları, eklem ağrıları, kronik yorgunluk, kontrol dışına çıkan tansiyon ve kan şekeri değişimleri gibi etkilerinin olduğunu biliyoruz. Bazı insanlar vücutlarındaki atmosferik basınç değişikliklerini gerçekten hissedebilirler. Yüksek ve düşük barometrik basınç belirtileri kafanızda, kan basıncınızda ve kan şekeri ölçümlerinizde ve eklemlerinizde ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu "Hasta bina sendromu yaşayanlar doktorlara başvuruyor" Merkezi sistem klimaları olduğu yerlerde bir hastalık tanımlandığını belirten Özkaya, "Hasta bina sendromu’ denilen sendrom var. Bu özellikle neredeyse çalışan hemen herkesin hastalığı diyebileceğimiz bir hastalıktır. Hasta bina sendromundan özellikle ofis ortamında çalışanların birtakım şikayetleri oluyor. Özellikle dediğimiz gibi ofis ortamında, merkezi klimayla havalandıran havalandıran ortamlarda, bu özellikle küflerin yerleşmesine bağlı, ortama salınmasıyla kişiler baş ağrısı, göz, burun ve boğazda tahriş, geçmeyen bir öksürük, sürekli bir gıcık, öksürük, baş dönmesi, kaşıntı, kuru cilt, yorgunluk, halsizlik, konsantrasyon olamama, kişilik değişimlerine kadar değişen paranoya, depresyon gibi gibi kişilik değişimlerine sebep oluyor. Hastaların; ’hiç düzelmiyorum, hiç iyileşemiyorum, hiç eklem ağrılarım geçmiyor, hiç öksürüğüm iyileşmiyor’ dedikleri kronik grip ya da nezle benzeri sendromlarına neden oluyor. Bu sendrom grubuna ’hasta bina sendromu’ diyoruz ve neredeyse günümüzde ofis ortamında çalışanları büyük bir çoğunluğu bu şikayetlerle doktora başvuruyor. Bunun özellikle merkezi havalandırmadan kaynaklandığını söyleyebiliriz. Ofis ortamında da buna dikkat edilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Özkaya, vatandaşların bu ani sıcaklık ve iklim değişikliklerine uyum sağlamalarının önemli olduğunun altını çizerek, şunları söyledi: "Günlük giysilerinde çok kalın veya çok ince kıyafetler tercih etmek yerine katmanlı giyinebilirler. Çok sıcak ve çok soğuk içecekleri tüketmemeli, yağmur, rüzgar gibi ani hava olaylarına maruz kalmamaya özen göstermeliler. Vatandaşlarımız kendilerini huzursuz eden, stres ve öfke oluşturan veya enerjilerini azaltacak sosyal ortamlarda da fazla zaman geçirmemeli."
Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:42 Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi Samsun Gazi Devlet Hastanesi personeli, işitme engelli vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek adına işaret dili eğitim aldı. İşitme engelli vatandaşlarla hastanede doğrudan iletişim kurabilmek adına düzenlenen eğitimlere güvenlik görevlisi, hemşire, doktor gibi çok çeşitli görevler ve birimlerden hastane personeli katıldı. Samsun İşitme Engelliler Okulu eğitmenlerinden Yeminli Türk İşaret Dili Tercümanı Murat Tekin tarafından 2 hafta süreyle verilen eğitimlerin bir başlangıç olduğu ve kapsamının genişletileceği belirtildi. Hastane personeli aldığı eğitimleri işitme engelli bir hastanın, hastane birimleriyle işaret diliyle iletişim kurmasını konu alan bir tiyatro ile de gösterdi. Hastane personeli işaret dili ile İstiklal Marşı okudu. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay, "İşaret dili bütün toplumlar için aslında önemli. Herkes için önemli ama sağlık için ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Bilerek, birinci elden bir şikayet dinlemek bir doktor için bir hemşire için bunun ne kadar önemli olduğunu ben bizzat yaşayarak biliyorum. Her yetmiş kişiden bir tanesinin işitme engelli olduğunu düşünürsek ve bunların bu toplumun içinde yaşadığını göz önüne alırsak işaret dilinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz" dedi. Samsun İşitme Engelliler Okulu Müdürü Veysel Uğur, "Samsun İşitme Engeller Okulu olarak Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nden gelen işaret dili eğitimi ile ilgili başvuruyu anında değerlendirmek istedik. Burada gönüllü sağlık çalışanlarına iki hafta sürecince çok verimli bir eğitim verildi. Onlara bu duyarlılıklarından, hassasiyetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Toplumda işitme engelli vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazla. Onlara anında ve doğru müdahale etmek adına bu yoğun mesaileri arasında, bu eğitime zaman ayırdıkları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah devamı gelecek. Biz de elimizden geleni yapacağız" diye konuştu. Acil Tıp Uzmanı Dr. Berika Kavaz Kuru, "Biliyorsunuz bugün işaret dili eğitimimiz tamamlandı. Küçük bir tiyatral gösteri ile beraber de becerilerimizi iki haftada bile olsa farkındalığımızı sizlere yansıtmaya çalıştık. Hepimiz bir anda sağır ve dilsiz olabiliriz. Konuşulanları duyamayabiliriz veya biz konuşamayabiliriz. En çok da belki bunun farkındalığı içerisine girmiş olduk. Kendi ailelerimize, yakınlarımıza bunu aksettirmiş olduk. Sağlıkta bu eğitimleri alan kişilerin artmasını ümit ediyorum. Çünkü gelen insanları anlayabilmek, onların agresyonunu azaltabilmek, bunlar çok önemli deneyimler olacaktır" şeklinde konuştu.
Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 10:41 Samsun’da hastane personeline işaret dili eğitimi Samsun Gazi Devlet Hastanesi personelleri, işitme engelli vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek adına işaret dili eğitim aldı. İşitme engelli vatandaşlarla hastanede doğrudan iletişim kurabilmek adına düzenlenen eğitimlere güvenlik görevlisi, hemşire, doktor gibi çok çeşitli görevler ve birimlerden hastane personelleri katıldı. Samsun İşitme Engelliler Okulu eğitmenlerinden Yeminli Türk İşaret Dili Tercümanı Murat Tekin tarafından 2 hafta süreyle verilen eğitimlerin bir başlangıç olduğu ve kapsamının genişletileceği belirtildi. Hastane personeli aldığı eğitimleri işitme engelli bir hastanın, hastane birimleriyle işaret diliyle iletişim kurmasını konu alan bir tiyatro ile de gösterdi. Hastane personeli işaret dili ile İstiklal Marşı okudu. Hastane Başhekimi Doç. Dr. Mahmut Ulubay, "İşaret dili bütün toplumlar için aslında önemli. Herkes için önemli ama sağlık için ayrı bir önemi olduğunu düşünüyorum. Bilerek, birinci elden bir şikayet dinlemek bir doktor için bir hemşire için bunun ne kadar önemli olduğunu ben bizzat yaşayarak biliyorum. Her yetmiş kişiden bir tanesinin işitme engelli olduğunu düşünürsek ve bunların bu toplumun içinde yaşadığını göz önüne alırsak işaret dilinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz" dedi. Samsun İşitme Engelliler Okulu Müdürü Veysel Uğur, "Samsun İşitme Engeller Okulu olarak Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nden gelen işaret dili eğitimi ile ilgili başvuruyu anında değerlendirmek istedik. Burada gönüllü sağlık çalışanlarına iki hafta sürecince çok verimli bir eğitim verildi. Onlara bu duyarlılıklarından, hassasiyetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Toplumda işitme engelli vatandaşlarımızın sayısı oldukça fazla. Onlara anında ve doğru müdahale etmek adına bu yoğun mesaileri arasında, bu eğitime zaman ayırdıkları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum. İnşallah devamı gelecek. Biz de elimizden geleni yapacağız" diye konuştu. Acil Tıp Uzmanı Dr. Berika Kavaz Kuru, "Biliyorsunuz bugün işaret dili eğitimimiz tamamlandı. Küçük bir tiyatral gösteri ile beraber de becerilerimizi iki haftada bile olsa farkındalığımızı sizlere yansıtmaya çalıştık. Hepimiz bir anda sağır ve dilsiz olabiliriz. Konuşulanları duyamayabiliriz veya biz konuşamayabiliriz. En çok da belki bunun farkındalığı içerisine girmiş olduk. Kendi ailelerimize, yakınlarımıza bunu aksettirmiş olduk. Sağlıkta bu eğitimleri alan kişilerin artmasını ümit ediyorum. Çünkü gelen insanları anlayabilmek, onların agresyonunu azaltabilmek, bunlar çok önemli deneyimler olacaktır" şeklinde konuştu.