SAĞLIK
Diyetisyenden uyarı: "Eti yeşilliklerle birlikte tüketin" 26 Mayıs 2026 Salı - 11:39:04 Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Diyetisyen Tuba Yıldırım, kırmızı eti uygun pişirme yöntemleri ile pişirmek ve yeşilliklerle birlikte tüketmenin sağlığı korumaya yardımcı olacağını söyledi. Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Liv Samsun Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Diyetisyen Tuba Yıldırım, kırmızı eti uygun pişirme yöntemleri ile pişirmek ve yeşilliklerle birlikte tüketmenin sağlığı korumaya yardımcı olacağını söyledi. Diyetisyen Yıldırım, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme önerileri hakkında tavsiye vererek et tüketiminde dikkat edilmesi gerekenler konusunda uyarılarda bulundu. Bayramların iyi duyguların çoğaldığı, küçük büyük tüm aile bireylerinin bir araya geldiği, geniş ve güzel sofraların kurulduğu güzel zamanlar olduğunu dile getiren Diyetisyen Tuba Yıldırım, "Kalplerimizin temizlik ve arınma günüdür aslında bayramlar. Kıymetini bilmek lazım. Bu süreçte sağlığın da yeterli ve dengeli beslenmeden geçtiğini de unutmamakta fayda vardır. Kurban Bayramı’nda sofraların baş tacı kırmızı eti veteriner kontrolünden geçmiş kurbanlıklardan temin etmek, uygun pişirme yöntemleri ile pişirip, yeterli porsiyonda tüketip; etin sindirimini kolaylaştıracak limonlu yeşilliklerle sofralarınızı süslemek sağlığınızı korumada size fayda sağlayacaktır" diye konuştu. "Et, sebzelerle birlikte pişirilmeli" Doğru et pişirme yönteminden bahseden Dyt. Yıldırım, "Eti pişirme yöntemi olarak haşlama ve ızgara gibi sağlıklı yöntemler tercih edilmeli, çok yüksek ısıl işlem ve kızartma yöntemi gibi çeşitli kanserojen maddelerin oluşumuna neden olabilecek pişirme yöntemlerinden uzak durulmalıdır. Etin tek başına değil de sebzelerle birlikte pişirilmesi, ızgara sebzeler veya salatalar ile birlikte tüketilmesi, hem besin çeşitliliğinin sağlanması açısından hem de sindirimi diğer besinlere göre zor olan etin kolay sindirilebilmesi açısından sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Etlerin çiğ veya az pişmiş tüketilmesi, önemli sağlık sorunlarına yol açabilir" şeklinde konuştu. "Etler küçük parçalara ayrılmalı" Etin nasıl saklanması gerektiğine de değinen Dyt. Tuba Yıldırım, "Etler büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında eksi 2 derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise eksi 18 derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı beslenme önerileri" Sağlıklı ve hafif beslenme şekillerine dikkat çeken Dyt. Yıldırım, "Gününüz sevdiklerinizle hafif bir kahvaltı ile başlasın. Aşırı miktarda yemekten kaçının, az ve sık yemek yemeye özen gösterin. Gün içerisinde 2-3 saatten daha uzun süre aç kalmayın. Sıvı alımına dikkat edin ve günde yaklaşık 2-3 litre su için. Çok hızlı yemek yemeyin, yediklerinizi çok iyi çiğneyin. Yemek pişirme yöntemi olarak kızartmalar yerine, ızgaraları veya haşlamaları tercih edin. Kırmızı ette bulunan demirin vücut tarafından daha aktif kullanılmasını sağlamak için yanına mutlaka limonlu bir salata veya bir sebze yemeği eşlik ettirin" açıklamasında bulundu. Kurban Bayramı’nın geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılması gerektiğini de sözlerine ekleyen Dyt. Yıldırım şunları söyledi: "Ağır hamur tatlıları, şeker, aşırı yağlı, çok tuzlu, kalori açısından yoğun yiyecekler yerine, sebze ve meyve tüketimine ağırlık verin. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolünde dikkatli olmalıdır. Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitenin artırılması için günlük yürüyüşler yapabilir. Sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum."
26 Mayıs 2026 Salı - 11:38 Dermatoloji Uzmanı Dr. Kurt’tan deri kanseri uyarısı Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Bekir Kurt, deri kanserlerinde erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, benlerde meydana gelen değişimlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Dr. Bekir Kurt, "Cilt Kanseri Farkındalık Ayı" dolayısıyla yaptığı açıklamada, deri kanserlerinin erken teşhis edildiğinde tedavi edilebildiğini ifade etti. En sık görülen deri kanseri türlerinin bazal hücreli karsinom ve skuamöz hücreli karsinom olduğunu kaydeden Kurt, bu hastalıkların dermatologlar tarafından erken dönemde tespit edilerek cerrahi ya da farklı yöntemlerle tedavi edilebildiğini belirtti. Melanomun ise daha ciddi seyredebildiğine dikkati çeken Kurt, açık tenli, kızıl saçlı, renkli gözlü, güneşte kolay yanan kişiler ile ailesinde deri kanseri öyküsü bulunanların risk grubunda yer aldığını söyledi. Benlerdeki değişimlerin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Kurt, "Asimetrik, sınırlarının düzensiz, renginde değişim, ani boyut artışı ve iyice kabarması var olan benlerimizde bu değişiklikleri gözlemlediğimiz zaman bir dermatoloji muayenesi öneriyoruz. Bununla ilgili dikkat edeceğimiz husus özellikle bir kaos olması, var olan standart benlerimizin ani değişimi, renk çürümesi olması, sınırlarının düzensiz olması ve çap farklılığı. Asimetrik hale gelmesi özellikle bizi endişelendirebilir" dedi. Bazal hücreli karsinomun genellikle parlak görünüm ve iyileşmeyen yaralarla ortaya çıktığını ifade eden Kurt, skuamöz hücreli karsinomun ise kalın kabuklu yaralar şeklinde görülebildiğini aktardı. "Güneş kremine bir kez sürmek yeterli olmaz" Güneşin zararlı etkilerine karşı korunmanın önemine değinen Kurt, özellikle saat 10.00 ile 16.00 arasında güneşe çıkılmaması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: "Çıkmak durumunda isek şapka ve güneş koruyucu ile kendimizi korumalıyız. Güneş koruyucu kullanımında ise güneş kremine bir kez sürmek genellikle yeterli olmaz. 2 Saatte bir yenilenme önerilir ve ardından terlediğimiz zaman ya da suya girip çıktığımız zaman ya da deniz kenarındayken su ile etkisini kaybedebilmektedir. O yüzden 2 saatte bir güneş koruyucumuzu yeniliyoruz. Solaryum kesinlikle deri açısından önerilmeyen bir uygulamadır. Bronzlaşmanın popülaritesi önceye göre azalmakla birlikte deri için sağlıklı bir uygulama değildir. İyileşmeyen yaralar, bereler, bağışıklığı düşük özellikle organ nakili hastalarımız, çok ileri yaşlı hastalar ya da bağışıklığını düşürecek ilaç kullanımı olan hastalarımızın iyileşmeyen yaraları özellikle güneş gören bölgelerde mutlaka dermatoloji kontrolü öneriyoruz." "Dermatoloji muayene olmadan benler yakılmamalı" Benlerin dermatoloji muayenesi olmadan yakılması ya da aldırılmasının risk oluşturabileceğini vurgulayan Kurt, "Benleri lazerle sildirmek, yakmak, koparmak ya da iple boğmak çeşitli metotları hastalarımız tarafından sorulur. Özellikle biz derideki tüm lezyonları tanırız ve uygun metodu söyleriz. Bizim doğuştan gelen benlerimiz ya da sonradan çıkan benlerimiz kesinlikle yakılması, dermatoloji muayenesi olmadan önerilmeyen bir uygulamadır. Çünkü özellikle üzerinden gelişebilecek kötü huylu dönüşüm potansiyelini o yakma işlemiyle gölgelemiş oluruz" dedi. Güneş koruyucu seçiminde en az 30 faktör ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Bekir Kurt, ürünlerin hem UVA hem de UVB filtresi içermesine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar ve gebelerde mineral filtreli güneş koruyucuların önerildiğini ifade eden Kurt, diğer erişkinlerde ise kimyasal filtreli ürünlerin kullanılabileceğini kaydetti. Güneş koruyucuların yalnızca yaz aylarında değil, yıl boyunca kullanılması gerektiğini vurgulayan Kurt, "Ultraviyolenin yoğun olduğu günlerde mutlaka güneş koruyucu kullanılmalı. Güneş gözlüğü, geniş şapkalar ve ultraviyole korumalı kıyafetler de korunmada önemli" diye konuştu. Güneşin yalnızca deri kanserine değil, leke oluşumu, kılcal damar artışı ve cilt kırışıklıklarına da neden olabileceğini belirten Kurt, düzenli dermatoloji muayenesinin deri sağlığı açısından önem taşıdığını ifade etti.
26 Mayıs 2026 Salı - 11:25 Uzmanlardan kurban kesimi uyarısı Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, Kurban Bayramı öncesinde vatandaşları kurban kesimi sırasında yaşanabilecek yaralanmalar ve alınması gereken sağlık önlemleri konusunda uyardı. Bayram dönemlerinde acil servis başvurularında özellikle el, kol ve bacak kesileri ile tendon yaralanmalarında ciddi artış yaşandığını belirten Dr. Aldabbas, bilinçli ve kontrollü hareket edilmesinin hayati önem taşıdığını ifade etti. Dr. Kutada Aldabbas, kurban kesiminin mutlaka deneyimli kişiler tarafından yapılması gerektiğini vurgulayarak "Bayram sürecinde en sık karşılaştığımız durumlar, bıçak kesileri, tendon yaralanmaları, kırıklar ve hayvan kontrolü sırasında oluşan travmalardır. Özellikle profesyonel olmayan kişiler tarafından yapılan kesim işlemleri ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Bu nedenle vatandaşlarımızın dikkatli olması ve gerekli güvenlik önlemlerini alması büyük önem taşıyor" dedi. "Koruyucu ekipman kullanımı ihmal edilmemeli" Kesim sırasında uygun ekipman kullanımının önemine değinen Dr. Aldabbas, kaymaz tabanlı ayakkabı, kalın eldiven ve kontrollü kesim alanlarının yaralanma riskini önemli ölçüde azalttığını söyledi. Kesim alanında çocukların bulunmaması gerektiğini de belirten Abbas, yoğun ve panik ortamlarının kazaları artırabileceğine dikkat çekti. İlk müdahale doğru yapılmalı Muhtemel kesilerde yanlış müdahalelerin enfeksiyon riskini artırabileceğini ifade eden Hayat Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Kutada Aldabbas, "Kesilen bölge temiz bir bez ile baskı uygulanarak kontrol altına alınmalı, bölge temiz su ile yıkanmalı, erin kesilerde zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı ve kopma, tendon hasarı veya yoğun kanama durumlarında profesyonel tıbbi destek ihmal edilmemeli" şeklinde konuştu. Kurban Bayramı öncesinde tetanoz aşısının güncel olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini belirten Dr. Aldabbas, özellikle açık yara oluşan durumlarda enfeksiyon riskine karşı dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.
26 Mayıs 2026 Salı - 11:04 "Kistli organları çöpe atmayın, kedi ve köpeğe yedirmeyin" uyarısı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlara ait hastalıklı organ ve sakatatların "kist hidatik" hastalığına yol açmaması için çöpe atılmaması, kedi ve köpeklere verilmemesi konusunda vatandaşları uyardı. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı Veteriner Hizmetleri Şube Müdürlüğü yetkililerinin, bayramda halk sağlığını tehdit edebilecek durumlara ve olumsuz görüntülere karşı vatandaşları uyardığı belirtildi. Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanların organ ve sakatatlarının gelişigüzel çevreye atılmasının "kist hidatik" olarak bilinen bulaşıcı hastalığın yayılmasına neden olabileceğine işaret edilen açıklamada, kurban kesimi sırasında fark edilen kistli akciğer ve karaciğer gibi organların kedi ve köpeklere kesinlikle verilmemesi gerektiği vurgulandı. Açıklamada, kistli organların hayvanlar tarafından tüketilmesiyle parazitin yayılacağına ve bu durumun insan sağlığı açısından ciddi riskler oluşturacağına dikkat çekildi. Hastalıklı organların açıkta bırakılmaması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, bu tür organların poşetlenerek çöp bidonlarına atılmasının da doğru olmadığı, sakatatların mümkünse imha edilmesi ya da koku sızdırmayacak şekilde açılan derin bir çukura gömülerek üzerinin kireçle kapatılması gerektiği kaydedildi.
"Sigara ömrünüzden  20 yıl çalıyor"
19 Nisan 2025 Cumartesi - 12:48 "Sigara ömrünüzden 20 yıl çalıyor" Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp ve damar hastalıklarının gençler arasında yaygınlaşmaya başladığı uyarısında bulundu. En önemli risk faktörlerinden biri olarak sigarayı işaret eden Prof. Dr. Duygu, "Sigara, insan ömründen 20 yıl çalıyor" dedi. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, Kalp Sağlığı Haftası’nda önemli açıklamalarda bulundu. Kuzey Kıbrıs’ta en fazla kalp ve damar hastalıklarına bağlı hastalıkların görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, son yıllarda tüketimi gençler arasında yaygınlaşan enerji içeceklerinin de bu riskleri ciddi şekilde artırdığını vurguladı. Kalp damar hastalıklarının birden fazla faktöre bağlı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara, düzensiz beslenme, düzensiz uyku, obezite, aşırı alkol tüketimi ve aşırı stresin kalp ve damar sağlığı için önemli risk faktörleri arasında olduğunu belirtti. Prof. Dr. Duygu, bunun yanında yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin de kalp ve damar sağlığını bozan risk faktörleri arasında olduğunu ifade etti. Yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenlerin değiştirilemez etkenler grubunda olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara tüketimine bağlı kalp rahatsızlıkları, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol tüketimine bağlı rahatsızlıklar, oturgan yaşam, şişmanlık, kan yağları, kan basıncı ve kan şekeri yüksekliğinin ise düzeltilebilir risk faktörleri olarak sıraladı. "Pasif içicilik de önemli sorun" Kalp damar hastalıklarında en önemli risk faktörlerinin başında sigara tüketiminin geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Hamza Duygu, sigara tüketiminin kalp damar tıkanıklığı ile birlikte birçok hastalığa da neden olduğunu belirtti. Prof. Dr. Duygu, "Sigara tüketimi maalesef ömrümüzden yirmi yıl çalıyor. Kalp Damar hastalıkları başta olmak üzere birçok hastalığa da davetiye çıkarıyor. Aktif içicilik gibi pasif içicilik de çok önemli bir sorun. Kişiler mutlaka sigara içilen ortamdan uzak durmalı" dedi. Düzenli olarak sigara içen kişilerin yüzde 50’sinin sigara tüketiminden kaynaklı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini ifade eden Prof. Dr. Hamza Duygu, bu ölümlerin yaklaşık yarısının orta yaş grubunda görüldüğünü belirterek, içilen sigara miktarının kalp damar hastalıkları, kanser ve solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan ilişkili olduğu uyarısında bulundu. "Kalp hastalıkları gençler arasında yayılıyor" KKTC’de en sık görülen hastalığın kalp damar hastalıkları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu hastalıkların sadece ileri yaşlarda değil, gençlerde de sık görülebildiğini de vurguladı. Gençlerde kalp krizi riskini artıran başlıca etkenlerin; zararlı madde kullanımı, sağlıksız beslenme ve düzensiz uyku olduğunu belirten Prof. Dr. Duygu, gençler arasında son yıllarda yaygınlaşan enerji içeceği ve keyif verici madde kullanımının kalp sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığını söyledi. Bu tür maddelerin özellikle gençlerde kalp ritim bozukluklarına ve kalp krizine yol açabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Duygu, kalp damar hastalıklarına yatkınlığı olan bireylerin daha da dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Prof. Dr. Duygu, "Son yıllarda yirmili veya otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklığına günlük pratikte daha sık rastlıyoruz. Bunun en önemli nedenin ise sigara alışkanlığı olduğunu görüyoruz" dedi. "Sağlıklı kalbin temellerini çocuklukta atın" Sağlıklı bir yaşamın, çocukluk yaşlarında edinilen alışkanlıklarla şekillenmeye başladığını söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, bu yaşlardan itibaren sağlıklı diyet alışkanlığının yerleştirilmesi ile toplumun kalp damar hastalığı riskinin azaltılabilineceğini belirtti. Şeker hastalığının yaygınlığındaki korkutucu artıştan sorumlu obezite ve hareket azlığı ile mücadelenin de kalp sağlığı için belirleyici olduğunu ifade eden Prof. Dr. Duygu, "Bu konuda verilmesi gereken mücadele topluma eğitim yoluyla bilinç kazandırmak suretiyle gerçekleşebilir. Okullarda fiziksel aktivite derslerinin yanında beslenme ile ilgili eğitimler de verilmesi gerekir. Okullarda öğrencilere günde bir saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalıdır. Erişkinlerin ise beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir" dedi. "Geciktirilebilir veya azaltılabilir risk faktörlerini dikkate alın, kalbinizi koruyun" Kalp sağlığını korumada düzenli ve dengeli beslenmenin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, sağlıklı beslenme alışkanlıkları sayesinde kalp damar hastalıklarına yol açan birçok risk faktörünün de önlenebileceğini ifade etti. Sağlıklı beslenme ile kalp damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden aşırı kilo, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelişiminin geciktirilebilir veya azaltılabilir olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hamza Duygu, "Toplumda batı tipi diyet ve fast food alışkanlıkları giderek yaygınlaşıyor. Bu durumla ancak sağlıklı yaşamı hedefleyerek mücadele edilebilir" dedi. Aşırı kalori ve tuz tüketiminin önlenmesi, hayvansal yağların azaltılarak bitkisel yağların taze sebze, liften zengin yiyecekler ve balığın daha çok tüketildiği bir yeme düzeninin benimsenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Duygu, zeytinyağı ve balık tüketiminin daha fazla olduğu bölgelerde kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin daha az görüldüğünü belirtti. Prof. Dr. Duygu, "Toplam tüketilen enerjinin en fazla yüzde 30’unun hayvansal yağlardan karşılanması gerekiyor" dedi.
Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi başladı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 12:09 Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi başladı Türkiye’de gıda güvenliğini sağlamak, tüketicilerin sağlığını korumak amacıyla yürütülen Ulusal Kalıntı İzleme Programı eğitimi Adana’da başladı. Zirai Üretim İşletmesi Tarımsal Yayım ve Hizmetiçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde eğitim programının açılışı gerçekleşti. 53 ilden Ulusal Kalıntı İzleme Programı’na (UKİP) ait iş ve işlemleri yürüten 57 veteriner hekim, gıda mühendisi, ziraat ve su ürünleri mühendisinin katıldığı eğitimin 2 gün devam edeceği belirtildi. UKİP kapsamında alınan numunelerin, Gıda Güvenliği Bilgi Sistemi’ne (GGBS) kaydedildiği, analiz sonuçlarıyla bu sistem üzerinden takip edildiği ifade edildi. Eğitimde numune alımında görevli personellere mevzuat bilgisi, numune alma yöntemleri ve GGBS’nin kullanımı gibi konularda bilgiler verileceği kaydedildi.UKİP izleme planı kapsamında alınan izleme numunelerinin sonuçlarının, Bakanlığın Kodeks Dairesi tarafından incelendiği ayrıca Numune Alma Planı ve İl Numune Alma planlarına altlık oluşturduğu aktarıldı. Programa katılan İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Nuri Kökçüoğlu, gıda güvenliğinin bakanlığın en çok üzerinde durduğu bir konu olduğunu belirterek, "Canlı Hayvanlar ve Hayvansal Ürünlerde Belirli Maddeler ile Bunların Kalıntılarının İzlenmesi İçin Alınacak Önlemlere Dair Yönetmelik, 17 Aralık 2011 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin amacı, gıda güvenilirliğini sağlayarak tüketici sağlığını korumaktır. Hangi gıda maddesi olursa olsun bunun bir şekilde toplum tarafından tüketildiğini ve sağlıklı olması gerektiğini bilerek işimize odaklanmalıyız" şeklinde konuştu.
Çekerek’te vatandaşlara sağlık taraması yapıldı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:56 Çekerek’te vatandaşlara sağlık taraması yapıldı Yozgat’ın Çekerek ilçesinde vatandaşlara ücretsiz sağlık taraması yapıldı. Japon Büyükelçiliği Yerel Projelere Hibe Programı doğrultusunda Çekerek ilçesine kazandırılan gezici sağlık tarama aracı, ilçe merkezinde hizmet verdi. Çekerek ilçesinde yaşayan vatandaşların sağlık hizmetlerinden faydalanabilmesi için mobil sağlık tarama aracında çeşitli ölçümler yapıldı. İlçe sakinlerinin kan şekeri, ateş ve tansiyon ölçümü gibi değerlerine bakıldı. Sigaranın zararları, sağlıklı beslenme tüyoları hakkında meslek yüksekokulu öğrencileri ve öğretim elemanları bilgilendirme yaptı. Mobil araçta ölçümler yaptıran Hüseyin Şengüz, "Buraya geldim. Kanımı, tansiyonumu, kan şekerimi ölçtürdüm. Devletimizden Allah razı olsun böyle bir gezici sağlık ekibi gönderdiği için. Teşekkür ediyorum" cümlelerini kullandı. "Vatandaşın sağlık taramalarını gerçekleştiriyoruz" Çekerek Fuat Oktay Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Tekin Güler, "Bugün burada Japonya büyükelçiliğinden hibe olarak alınan gezici sağlık tarama aracıyla sağlık haftası kapsamında, yüksekokulumuz ilk ve acil yardım programının öğretim elemanları ve öğrencilerimizle beraber sağlık taraması yapıyoruz. Hem vatandaşın ihtiyacı olan tansiyon, şeker ölçümü gibi basit sağlık taramalarını hem de çeşitli hastalıklara ilişkin sunumlar yaparak bilinçlendirme gerçekleştiriyoruz. Etkinlik paydaşlarımız Çekerek Belediyesi, Çekerek Kaymakamlığı ve Bozok Üniversitesi ortaklığı şeklinde. 10.00-15.00 saatleri arasında hizmet veriyoruz. Bundan sonraki süreçte haftalık olarak hem Çekerek merkezde hem de buranın köylerinde bu hizmetimizi sürdüreceğiz. Aracımız 4 yıldır aktif şekilde görev alıyor. Genel olarak haftada 1 kez olmak üzere yapılıyor" dedi.
Uzmanından uyarı: Orta kulak iltihabı tekrarlıyorsa emzik bırakılmalı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:34 Uzmanından uyarı: Orta kulak iltihabı tekrarlıyorsa emzik bırakılmalı Emzik kullanımının etkilerinden bahseden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, "Emzik kullanımının zararlı taraflarından biri, enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların geçişini kolaylaştırarak hastalıklarda artışa neden olmasıdır. Orta kulak iltihabı (otitis media), pamukçuk, solunum ve gastrointestinal sistem hastalıklarında da artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden tekrarlayan orta kulak iltihabı olan hastalarda emzik kullanımının bırakılması önerilmektedir" dedi. Birçok toplum ve kültürde yaygın kullanılan emzik, bebekliğin sembolü olarak görülüyor. Uzmanlar uzun süreli kullanımının çeşitli zararları olduğuna dikkat çekiyor. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, emzik kullanımının hem ebeveynler hem de bebek açısından etkilerini anlattı. Emziğin, emme, yutma ve soluk alma koordinasyonunun gelişmesine katkı sağladığını ifade eden Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımı çene kaslarının güçlenmesini sağlayarak; özellikle prematüre bebeklerde nörolojik olgunlaşma ve bilişsel gelişim üzerine olumlu etki göstermektedir. Emzik kullanımı stresli durumlarda bebeğin sakinleşmesini sağlar ve ağrının hafiflemesine yardımcı olur. Emzik kullanımının bir diğer faydası Ani Bebek Ölümü Sendromu (ABÖS) riskini azaltması ve koruyucu etki sağlamasıdır" diye konuştu. "1 aydan 1 yaşa kadar emzik kullanımı öneriliyor" Amerikan Pediatri Akademisi’nin (APA) 1 ay ile 1 yaş arası çocuklarda emzik kullanımını önerdiğini ifade eden Uzm. Dr. Torun, "2016’da APA tarafından yayınlanan rehberde de ABÖS riskini azaltmak için bebeklere yatarken emzik verilmesi, bebek uyuduktan sonra emzik ağzından düşerse tekrar yerleştirilmemesi ve boğulma riski nedeniyle emziğin bebeğin boynuna asılmaması önerilmektedir. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde prematüre bebeklerde rutin emzik kullanımıyla hastanede kalış süresinin azaldığı ve erken taburculuğun sağlandığı tespit edilmiştir" şeklinde konuştu. "Hastalıklarda artışa neden oluyor" Emzik kullanımının faydalarının yanı sıra bazı zararlarının da olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımının zararlı taraflarından biri, enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmaların geçişini kolaylaştırarak, hastalıklarda artışa neden olmasıdır. Orta kulak iltihabı (otitis media), pamukçuk, solunum ve gastrointestinal sistem hastalıklarında da artışa neden olabilmektedir. Bu yüzden tekrarlayan orta kulak iltihabı olan hastalarda emzik kullanımının bırakılması önerilmektedir. Uzun süre emzik kullanımının dişler üzerine olumsuz etkileri olabilir. Maloklüzyon, çapraşıklık gibi diş gelişim problemleri ve diş çürüğü gelişimini artırabilmektedir" dedi. "İlk 3-4 hafta emzik verilmemeli" DSÖ ve UNICEF tarafından yayınlanan başarılı emzirme listesinde; "Emzirilen bebeklere biberon, yalancı meme veya emzik türü herhangi bir şey verilmemelidir" maddesiyle emzik kullanılmaması önerilirken, Uzm. Dr. Torun, "Emzik kullanımının emzirmeyi bırakmaya yol açıp açmadığı hala belirlenememiştir. Fakat emziğe erken başlamak bebeğin doğru olmayan emme tekniği geliştirmesine neden olabilir. Bebek suni meme ucuna alışıp, doğal meme ucunu reddedebilir. Bu yüzden başarılı emzirme için erken bebeklik döneminde emzirme düzene girene kadar en az 3-4 hafta emzik verilmemesi önerilmektedir" dedi. "12 ile 18’nci aylarda bırakılmalı" Uzm. Dr. Nimet Karataş Torun konuşmasına şu sözlerle son verdi: "Eğer ebeveynler emzik kullanmaya karar vermişse seçilecek olan emzik sağlam ve esnek olmalı, toksik madde içermemelidir. Meme ucu ile başlık kolay ayrılmamalıdır. Yapıldığı maddeye göre en geç 1-2 ayda bir değiştirilmelidir. Her gün mutlaka temizlenmelidir. Emmeye heveslendirmek için emziğin ucu şekerli gıdalara batırılmamalıdır. Zararlı etkilerin en aza indirilmesi için 12-18’nci aylarda bırakılması sağlanmalıdır. Sonuç olarak emzik kullanımının olumlu ve olumsuz bazı etkileri bulunmaktadır. Bu yüzden ebeveynlerin bu riskler ve yararlar hakkında bilgilendirilmesi emzik kullanımı konusunda karar vermelerini destekler."
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, üroloji alanında bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:27 Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, üroloji alanında bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 18 Nisan’da üroloji alanında önemli bir bilimsel etkinliğe ev sahipliği yaptı. ’Vakalar Eşliğinde Üroteknolojik Gelişmeler’ başlıklı toplantıda, hem teorik bilgiler hem de canlı cerrahi uygulamalarla güncel teknolojiler değerlendirildi. Toplantı konferans sonrası ameliyathaneye taşındı. Bodrum Acıbadem Hastanesi’nden Doç. Dr. Serdar Yalçın, HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) ameliyatını canlı olarak gerçekleştirerek, iyi huylu prostat büyümesine yönelik modern cerrahi teknikleri uygulamalı olarak aktardı. Ardından, Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Murat Can Kiremit, aspiratörlü erişim kılıfı kullanarak RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) yöntemiyle böbrek taşı operasyonunu başarıyla tamamladı. Her iki ameliyat sırasında katılımcı uzmanlarla güncel kılavuzlar, pratik ipuçları ve teknolojik yenilikler üzerine etkileşimli değerlendirmeler yapıldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen akademisyenler ve genç üroloji uzmanlarının katıldığı etkinlik, teorik bilgi ile pratiği birleştirerek katılımcılara yüksek verim sağladı. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bu tür organizasyonlarla yalnızca bölgesel sağlık hizmetlerine değil, ulusal düzeyde bilimsel gelişime de katkı sağlamayı hedefliyor.
Sağlık Müdürü Erşan’dan Kocasinan’da detaylı hizmet değerlendirmesi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:14 Sağlık Müdürü Erşan’dan Kocasinan’da detaylı hizmet değerlendirmesi Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan; beraberindeki heyetle birlikte Kocasinan ilçesindeki sağlık hizmetlerini yerinde değerlendirdi. Saha ziyaretlerinde ilçedeki sağlık tesisleri tek tek gezilerek; tıbbi cihaz altyapısı, hasta yoğunluğu, bebek ve gebe izlem oranları, kanser taramaları ve diğer sağlık göstergeleri detaylı şekilde incelendi. Ayrıca tesislerin fiziki durumu, personel yapısı ve hizmet süreçlerinin işleyişi de yerinde gözlemlendi. Saha ziyaretlerinin ardından hazırlanan değerlendirme raporu, Dr. Mehmet Erşan başkanlığında yapılan toplantıda kapsamlı bir şekilde ele alındı. Toplantının sonunda konuşan İl Sağlık Müdürü Erşan; "Yerinde gerçekleştirdiğimiz bu incelemeler, sağlık tesislerimizin sunulan hizmetlerin değerlendirilmesi ve iyileştirmemiz gereken alanlarının tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Elde ettiğimiz bilgiler ışığında ilçemizdeki mevcut durumu objektif şekilde analiz ederek, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yapılabilecek çalışmalar hakkında istişarelerde bulunuyoruz. Bugün de Kocasinan ilçemizde bu değerlendirmeyi gerçekleştirerek, güçlü yönlerimizi ve geliştirilmesi gereken alanları yerinde tespit ettik. Kocasinan İlçe Sağlık Müdürü Dr. Özlem Ulutabanca ve ekibine özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. İncelemeye, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Burhan Akın, Destek Hizmetleri Başkanı Mesut Akdeniz, Başkan Yardımcıları Uzm. Dr. Sadi Tacettinoğlu, Uzm. Dr. Seçkin Özsaydı, Levent Kaşikan, İl Kalite Koordinatörü Metin Atik ve ilgili birim sorumluları da katıldı.
İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:13 İlaçlı balon teknolojisi ile stentsiz çözüm mümkün Kalp damar hastalıkları tüm dünyada ve ülkemizde hala en sık görülen ölüm nedenlerinin başında geliyor. Ancak kardiyoloji alanındaki gelişmeler, özellikle stent ve balon teknolojisinde yaşanan yenilikler, hastalar için umut verici bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Cihan Altın, ilaçlı balon teknolojisinin önemine dikkat çekti. Doç. Dr. Altın, geleneksel stent uygulamalarında yerleştirilen stentin damar içindeki metal yükü arttırdığı için zamanla olumsuz reaksiyonlara yol açabildiğine dikkat çekerek, "İlaçlı balon tedavisinde içeride bir metal yük bırakmıyorsunuz. Böylece damar normal yapısında kalıyor, vücutta yabancı bir cisim bulunmuyor. Bu, hastalar için büyük bir avantaj. Hastalarımızın çoğu stentlerinin takibi sırasında kaygılar taşıyor. Stentlerin tıkandığı zaman damarın açılmasında zorluklar yaşanabiliyor. İlaçlı balonda ise bu tür bir endişeye gerek kalmıyor" dedi. Doç. Dr. Altın, "Yeni geliştirilen ilaçlı balonlar özellikle uygun damar yapısına sahip hastalarda stent kullanılmadan damar açıklığı sağlanabiliyor. Seçilmiş lezyonlarda bu teknoloji stentle elde edilen başarıya stent kullanmadan da ulaşabiliyoruz" ifadelerini kullandı. Normal anjiyoyla açılamayacak kadar çok kireçli damarlar için yeni yöntemler Eskiden çok sert ve kireçli damarların açılamadığını belirten Doç. Dr. Altın, günümüzde bu gibi zor vakalarda dahi etkili çözümler olduğunu vurguladı. Altın, "Artık damara zarar vermeyen bir matkabı andıran özel sistemlerle veya hatta böbrek taşlarını kırmakta kullandığımız şok dalgaları ile bu çok kireçli damarların açılabilmesi mümkün olmaktadır. Bu da tedavi seçeneklerini ciddi anlamda genişletiyor" dedi.
Muğla’da hekimler bilgilendirildi
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:09 Muğla’da hekimler bilgilendirildi Sağlık Bakanlığı’nın öncelikli hedefleri arasında yer alan ’anne ve bebek sağlığını korumak’ çalışmaları kapsamında tıbben gerekli olmayan sezaryen oranlarının azaltılması, normal doğumun teşvik edilmesi ve ülke genelinde nüfus artış hızının sürdürülebilir bir seviyede tutulması amacıyla "Normal Doğum Eylem Planı" hazırlandı. Eylem planı kapsamında Muğla İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, il genelinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanlarına yönelik bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Toplantıya İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Burak Mülayim başkanlık etti. Toplantıda, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Güngördük tarafından "Tıbbi Hatalı Uygulamalardan Korunma" konusunda kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Prof. Dr. Güngördük, normal doğumun önemi, sezaryen gereklilikleri ve uygulama esasları hakkında katılımcılara detaylı bilgiler verdi. Toplantıda ayrıca, doğum hizmetlerinde kaliteyi artırmak, hekimlerin hukuki süreçler karşısında daha bilinçli hareket etmelerini sağlamak ve normal doğumu teşvik etmek amacıyla yürütülen çalışmalar ele alındı. Hekimlerin görüş ve önerileriyle katkı sunduğu toplantı, karşılıklı bilgi alışverişiyle sona erdi. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü, anne ve bebek sağlığını iyileştirmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini vurguladı.
Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı
19 Nisan 2025 Cumartesi - 11:03 Kalp Sağlığı haftasında bilinçlendirme çalışmaları başladı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Çağdaş Kaynak, Nisan ayı Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla bir açıklama yaparak, kalp ve damar hastalıklarının Türkiye’de ve dünyada en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer aldığını hatırlattı. Başhekim Dr. Kaynak, Kalp Sağlığı Haftası ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Kalp sağlığının sadece bireysel değil, toplumsal sağlığın da temelini oluşturduğuna dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Kaynak, ’’Bu hafta, halkımızı kalp sağlığı konusunda bilinçlendirmek ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalıkların önüne geçilebileceğini vurgulamak için önemli bir fırsattır. Modern yaşamın getirdiği stres, düzensiz beslenme, hareketsizlik ve sigara kullanımı kalp hastalıklarının en büyük risk faktörlerindendir. Kalp hastalıklarının önlenmesinde sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, ideal kilo kontrolü ve sigaradan uzak durmak hayati öneme sahiptir. Özellikle genç yaşta kazanılan sağlıklı alışkanlıklar, ileri yaşlarda kalp sağlığının korunmasında büyük rol oynamaktadır’’ dedi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak Kalp Sağlığı Haftası boyunca çeşitli bilgilendirme seminerleri, ücretsiz tansiyon ve kan şekeri ölçümleri ile toplum sağlığına katkı sunmayı amaçladıklarını ifade eden Başhekim Kaynak, tüm vatandaşları bu etkinliklere davet etti. Açıklamasının sonunda, "Kalbimize kulak verelim, sağlığımızı ihmal etmeyelim," diyen Dr. Kaynak, sağlıklı bir yaşam için farkındalığın artırılması gerektiğini vurguladı.