SAĞLIK
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 12:58 Etin kalitesini bozup proteinini düşürmeyin Kurban Bayramı’nda kurbanlıkların kesiminin ardından hemen dolaplara alınan etlerin kalitesinin düştüğünü belirten uzmanlar, etlerin 5-6 saat bekletilmesinin son derece önemli olduğunu kaydetti. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi 2. Başkanı Önder Yıldız, kurban kesiminin ardından etin nasıl saklanması gerektiğine ilişkin bilgiler verdi. Vatandaşların kesim sonrası en büyük hatasının etleri hemen dolaplara kaldırmak olduğunu söyleyen Yıldız, "Kesimden sonrası bizim için son derece önemli. Kesimden sonra etlerin uygun ortamlarda 5-6 saat süreyle güneş almayan yerde küçük parçalara ayırılmış şekilde bekletilmesi gerekir. Bu, etin olgunlaşmasını sağlayacak, bakterilerin üremesini engelleyecek. Hem de insanlarımızın sağlıklı bir şekilde et tüketimini sağlayacaktır" dedi. Etlerin hemen dolaba atılmasının birçok kayıplara neden olduğuna değinen Yıldız, "Halkımızın yaptığı en büyük hata şu; kesimden sonra etlerin hemen buzdolabı ya da derin donduruculara konularak muhafaza edileceğini düşünüp uygulaması. Bu uygulama etin kalitesini bozuyor. Ölüm sertleşmesi ve orada oluşabilecek olumsuz bakterilerin yok edilmesi noktasında etlerin küçük parçalara ayrılarak güneş almayan yerlerde 5-6 saat muhafaza edilerek olgunlaşmasını sağlaması gerekir. Bu ortamların oluşturulmasının ardından paketlenerek ya buzdolabına ya da derin donduruculara konulabilir. Eğer ki böyle yapılmazsa buradaki risk başta etin kalitesini düşürür, bozulur. Olgunlaşma bakterileri orada görev yapmadığı için lezzetinde, kokusunda ve sertliğinde bazı sıkıntılar oluyor. Tüketiminde de hem damak tadı olarak hem kalite olarak hem de protein ile besleyici değerler yönünden kayıplara neden oluyor. Bunlara dikkat etmemiz son derece önemli" diye konuştu.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:51 Baş diyetisyenden kurban eti uyarısı: "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir" Diyetisyen Filiz Beycan, Kurban Bayramı boyunca aşırı ve dengesiz beslenmenin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, kurban etinin en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baş Diyetisyeni Filiz Beycan, Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme konusunda vatandaşlara uyarılarda bulundu. Bayram boyunca kontrolsüz et tüketiminin sindirim sistemi problemleri başta olmak üzere kolesterol, trigliserid ve tansiyon yükselmesine neden olabileceğini ifade eden Beycan, özellikle kurban etinin kesilir kesilmez tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Bayram sabahında hafif bir kahvaltı yapılmasının önemli olduğunu belirten Beycan, "Kurban etini en az 12-24 saat dinlendirmemiz gerekir. Etin içerisindeki ölüm sertliği dediğimiz bir sertlik oluşur ve bu da sindirim sistemimizde problemlere yol açabilir. Yediğimizde eğer hazımsızlık, şişkinlik oluşmasını istemiyorsak etimizi mutlaka dinlendirmeliyiz. Onun için ilk önce kahvaltıda peynir, yumurta tarzı protein kaynaklarından oluşan, yanına zeytin, yeşillikler eklenmiş bir dilim tam buğday ekmeği tarzında bir kahvaltı yapabiliriz" dedi. "Gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor" Et pişirme yöntemlerine de değinen Beycan, "Daha çok haşlama, ızgara veya fırında pişirme yöntemlerini tercih etmemiz gerekiyor. İçerisine ekstra tereyağı veya kuyruk yağı gibi yağlar kullanmamak lazım ki sağlığımız olumsuz etkilenmesin. Bir diğer önemli hususumuz sebze yemeklerini mutlaka tüketmemiz lazım. Hem etin sindirimini artırabilmek hem de içerisindeki demir emilimini artırabilmek için yanına sebze veya salata ilavesi yapmamız gerekiyor. Mutlaka yanında su tüketimi çok önemli. Böbreklerimize proteinden bir yük binecektir. Bu yükün hafifletilmesi için de gün içerisinde mutlaka 2,5 litre kadar su tüketmemiz gerekiyor. Aynı zamanda kahve ve çayın fazla tüketilmesi de vücuttaki sıvı ihtiyacını artıracağı için su tüketimi bu yönden de önemli" şeklinde konuştu. "Etin yanında asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edilebilir" Vatandaşların en sık yaptığı hatalardan birinin eti kesilir kesilmez tüketmek olduğunu söyleyen Beycan, "Eti kesilir kesilmez pişirmememiz gerekiyor ki sindirim sisteminde problemlere, hazımsızlığa, şişkinliğe, kabızlığa yol açmasın. Bir diğer husus yine etin yanında mutlaka sebze ve salatanın tüketilmesi gerekiyor. Bu da bizim sindirim sistemimizi daha rahatlatacaktır. Çok kızartmalı, yağlı değil de haşlama tarzı olabilir. İçerisinde baharatları çok fazla kullanmamak gerekir ki sindirim sistemimiz daha rahat çalışsın. Bunlara dikkat edebiliriz. Yine dediğimiz gibi su tüketimi çok önemli. Etin yanında mutlaka asitli içecekler değil de ayran, su tarzı içecekler tercih edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Kolesterol hastaları haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketebilir" Kronik rahatsızlığı bulunan vatandaşların beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Beycan, "Eğer hastamız diyabet hastasıysa tatlı tüketmesini, hamur işi tüketmesini hiç istemiyoruz. Ancak ikramlık olarak meyve tüketebilir veya kuru yemiş, kuru meyve gibi hafif ikramlıklar tercih edilebilir. Bunun yanında eğer kalp damar hastalığı mevcutsa, kolesterol yükseklikleri varsa et miktarları çok önemli. Haftada iki defa 90-120 gramı aşmayacak şekilde et tüketmesi gerekiyor. Yine pişirirken yağlı değil de yağsız etleri tercih etmesini istiyoruz. Bunun yanında tansiyon hastalarımız için pişirirken içerisine ekstra tuz ilavesi yapmamalarını istiyoruz ki tansiyon yükselmesi meydana gelmesin. Sindirim ve mide problemleri olanlarda da daha çok haşlama öneriyoruz. Kızartılmış etler sindirim sisteminde problemlere yol açabilir" açıklamasında bulundu. "Eti tekrar dondurmuyoruz, aksi halde zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" Etin saklama koşullarına ilişkin de bilgi veren Beycan, etlerin küçük porsiyonlara ayrılması gerektiğini ifade ederek, "3-4 gün içerisinde tüketeceksek buzdolabında 0-4 derecede, bir hafta içerisinde tüketeceksek daha çok eksi 2 derecede saklayabiliriz. Ama uzun vadede, yaklaşık 6 ay kadar bir süre saklamayı planlıyorsak eksi 18 derecede dondurarak muhafaza etmemiz gerekiyor. Pişireceğimiz zaman da oda sıcaklığında, kaynar su altında veya kalorifer yanında çözdürme işlemi yapmamalıyız. Buzdolabı içerisinde uzun sürede çözdürme yapmamız gerekiyor ki bakterilerin oluşmasını önleyelim. Ve çözdürdüğümüz eti tekrar dondurmuyoruz. Eğer dondurursak zehirlenme etkisi ortaya çıkabilir" şeklinde konuştu. Bayram boyunca aşırı et tüketiminin halsizlik, baş ağrısı, tansiyon yükselmesi ve gut gibi sağlık problemlerine yol açabileceğini belirten Beycan, dengeli porsiyonlarla birlikte sebze tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
27 Mayıs 2026 Çarşamba - 10:45 Diyetisyen Gamze Söylemez: "Etin en az 24 saat dinlendirip yumuşamasını bekleyin" Kurban etinin, hayvan kesildikten hemen sonra pişirilmemesi gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Gamze Söylemez, etin en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini söyledi. Kesilen etin daha sert olduğunu ve bu nedenle sindirimi zorlayacağını ifade eden Diyetisyen Gamze Söylemez; "Dinlendirişmiş eti yavaş ve kısık ateşte kendi suyu ile pişirin, bu esnada iç yağ ve kuyruk yağı da koymayın. Etler büyük parçalar şeklinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetine konularak veya yağlı kağıda sarılarak buzdolabının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler eksi 18 derece derin dondurucuda 3 ay süreyle saklanabilir. Etler kıyma haline getirilirse, buzdolabında iki günden fazla saklamamalıdır. Parça et ise 2-3 gün saklanabilir" dedi. "Etin yanında pirinç pilavı, patates, börek olmasın" Sindirimi zor olan kırmızı etin, hazımsızlık ve şişkinlik olmaması için akşam yemeklerinde değil, öğle yemeklerinde yenilmesini tavsiye eden Söylemez, sözlerine şöyle devam etti; "Kurban etini yine kırmızı et gibi geç saatte tüketmeyin. Bayram diye et yemeyi abartmayın. Günde 100-150 gramdan (örneğin yaklaşık 3-4 köfte) daha fazla et yemeyin. Ayrıca etin yanında pirinç pilavı, patates, börek gibi glisemik indeksi yüksek besinleri de tüketmemeye özen gösterin. Zira bayramda hazımsızlık ve kabızlık yakınmaları sık görülebileceğinden etin yanında sebze yemekleri ya da salata yiyin." "Kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olanlar dikkat " Eti mangalda yapmanın ya da kavurma olarak tüketmenin, Kurban Bayramı’nın önemli ritüellerinden biri olarak görüldüğünü ifade eden Diyetisyen Gamze Söylemez, "Kavurmayı ne kahvaltıda ne de geç saatteki akşam yemeklerinde yemeyin. İlla eti mangalda pişirecekseniz yakmayın. Mangalda yanmış et mide, pankreas ve kalın bağırsak kanseri için risk oluşturabilir. Düzenli beslenin 2-3 saatte bir bir şeyler atışırın. Sıvı alımına dikkat edin ve günde 2-3 litre su tüketin. Çay, kahve gibi kafeinli içeceklerden uzak durun. Yemekleri çok iyi çiğneyerek tüketin Bayramda bilinçsizce et/çikolata/tatlı tüketimi mide yanması gaz şişkinlik hazımsızlık ve bağırsak sistemi bozukluklarına yol açabilir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için; kalp-damar hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyonu olan kişiler, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli ve porsiyon kontrolünde dikkatli olmalıdır. Sağlıklı yaşamın en temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitenin artırılması anlamında günlük yürüyüşler yapabilir, bayram süresi boyunca kilo kontrolünüze destek olabilirsiniz" diye konuştu.
Gediz’de sağlıklı hayat akademisi başladı
12 Nisan 2025 Cumartesi - 13:46 Gediz’de sağlıklı hayat akademisi başladı Kütahya’nın Gediz ilçesinde, İlçe Sağlık Müdürlüğü bünyesindeki Sağlıklı Hayat Merkezi (SHM) tarafından hayata geçirilen "Sağlıklı Hayat Akademisi" yoğun bir katılımla başladı. Akademi, toplum sağlığı konusunda farkındalık oluşturmayı, sağlıklı yaşam kültürünü yaygınlaştırmayı ve sağlık okuryazarlığı düzeyini artırmayı hedefliyor. Bu amaçla vatandaşlara ücretsiz eğitimler sunulacak. Akademinin açılış dersi, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu tarafından uzaktan bağlantı aracılığıyla gerçekleştirildi. Türkiye genelindeki tüm Sağlıklı Hayat Merkezlerine eş zamanlı olarak hitap eden Bakan Memişoğlu, konuşmasında SAHA eğitimlerinin ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinin önemine vurgu yaptı. Bakan Memişoğlu, "Koruyan Sağlık Modelimiz kapsamında hayata geçireceğimiz SAHA eğitimleri, toplam 13 oturumdan oluşacak ve her derste farklı konu başlıklarına temas edilecek. Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde görevli hekim, diş hekimi, hemşire, ebe, diyetisyen, fizyoterapist ve psikologlar tarafından verilecek. 81 ilimizde yürüteceğimiz Sağlıklı Hayat Akademisi Projemizin ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. ’Koruyucu Sağlık Önceliğimiz’ ilkesiyle, büyük sağlık ailemizin özverisiyle Sağlıklı Türkiye Yüzyılı hedeflerimize emin adımlarla yürümeye devam edeceğiz," ifadelerini kullandı. Akademi kapsamında verilecek eğitimler, geniş bir yelpazede sağlık konularını kapsıyor. Katılımcılar, koruyucu sağlık hizmetleri ve aile hekimliği, koruyucu ağız ve diş sağlığı eğitimleri, akılcı ilaç kullanımları, sağlıklı yaşam ve kronik hastalıklar, sağlıklı beslenme ve fazla kilo ile mücadele, fiziksel aktivite ve doğru egzersiz, kanser taramaları ve erken teşhis, sağlıklı kadın ve sağlıklı nesil, ruh sağlığı ve mutlu bireyler, bağımlılıkla mücadele, yaşlı sağlığı gibi konularda detaylı bilgi sahibi olacaklar. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Ömer Orçun Erdoğan’ın koordinasyonunda yürütülen eğitimleri, kurum bünyesinde görevli aile hekimleri, SHM hekimleri, diş hekimi, psikolog, diyetisyen, fizyoterapist, hemşire ve ebeler veriyor. Yoğun katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getiren Dr. Erdoğan, eğitimlerin tamamen ücretsiz olarak devam edeceğini belirterek tüm Gediz halkını Sağlıklı Hayat Merkezi’ne davet etti.
Kardiyoloji dünyası Van’da buluştu
12 Nisan 2025 Cumartesi - 13:25 Kardiyoloji dünyası Van’da buluştu Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Kardiyoloji Anabilim Dalı iş birliğiyle gerçekleştirilen canlı vaka yayını, kardiyoloji camiası tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi. Türkiye’nin önemli kardiyoloji etkinliklerinden biri olan Girişimsel Kardiyovasküler Akademi 2025, bu yıl Van’da düzenlendi. Kardiyovasküler Akademi Derneği’nin öncülüğünde yapılan sempozyum, Van YYÜ ve Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nin ortak çabasıyla hayata geçirildi. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin kateter laboratuvarlarında gerçekleştirilen 12 canlı vaka oturumunda; sol ana koroner müdahaleleri, bifurkasyon ve kompleks PFO/ASD vakaları, tam tıkalı damar (CTO) işlemleri, karotis, EVAR, TAVI, apendiks kapama, septal ablasyon ve mitral balon valvüloplasti gibi işlemler başarıyla uygulandı. Programda konuşan Van İl Sağlık Müdürü Operatör Dr. Muhammed Tosun, gerçekleştirilen programda uzman hekimlerin birlikte çalıştığını belirtti. Tosun, "Akademik ortamlarda bulunmaktan ve sağlık alanında bilgi almaktan keyif alıyorum. Bu toplantının kent için önemli olduğunu düşünüyorum. Hocalarımızdan ricamız, bu tür toplantıların kentimizde artmasını sağlamalarıdır. Bizler de bu konuda elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız" dedi. "Bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu" Hastanede gerçekleştirilen canlı vaka işlemlerinin Türkiye’deki tüm kardiyologlar tarafından izlenebildiğini belirten Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya ise "Bu bizim için son derece önemli bir adım. Gerçekleştirilen vakaların tamamı oldukça zorlu vakalar olup, geçmişte bu tür işlemler bu bölgede yapılmazken, son dönemde hem ilimizde ciddi bir şekilde yapılmaya başlanmış hem de tecrübe aktarımı noktasında önemli bir aşama kaydedilmiştir. Tüm ekip arkadaşlarımı bu başarılarından dolayı kutluyorum. Peki, bu canlı vakalar nelerdir? Ameliyatsız aort kapak değişimi, kalp deliklerinin kapatılması, daha önce tek seçenek olarak ameliyatla tedavi edilen ciddi ana koroner lezyonları ve çatallanma olarak adlandırılan bifurkasyon stentlemeler, sol atriyal apendiks kapama dediğimiz pıhtı atan deliklerin kapatılması, aort damarda var olan anevrizmaların kapatılması gibi son derece zor ve karmaşık vakalar burada canlı yayında gerçekleştirilerek tecrübe aktarımına imkan sağlamaktadır. Bu tür bir toplantının ilimizde yapılması ve bu tecrübe aktarımının gerçekleştirilmesi bizim için büyük bir gurur kaynağıdır" diye konuştu. "Başka bir şehre gitmeye gerek yok" Van YYÜ ile Van Eğitim ve Araştırma Hastanelerinin işbirliğiyle ameliyatsız kritik vakaların başarıyla gerçekleştirildiğini vurgulayan Kardiyovasküler Akademi Derneği Başkanı Dr. Ömer Kozan de "Bugün kalp damar hastalıklarında yapılan girişimsel tedavilerle ilgili gerçekleştirdiğimiz bu toplantı, ameliyatsız olarak kalp kapağı takmak ve doğuştan kalpteki delikleri kapatmak gibi pek çok önemli işlemi başarıyla gerçekleştirdiğimiz bir aşamayı göstermektedir. Yıllar önce, doğu illerimizden insanlar bu tür işlemleri yapabilmek için batıya gitmek zorunda kalırlardı; tarlasını, öküzünü satıp çözüm ararlardı. Ancak bugün, devletimizin katkıları ve hekimlerimizin özverili çalışmaları sayesinde, ülkemizin en ücra köşelerinde bile bu işlemler başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu sayede, bölgedeki vatandaşlarımıza gönül rahatlığıyla şunu söyleyebilirim: Artık her türlü kalp problemi için çözüm bulabilecekleri mükemmel merkezlerimiz var" şeklinde konuştu.
Uzmanı uyardı: Böbrek taşı sessiz ilerleyebilir
12 Nisan 2025 Cumartesi - 11:45 Uzmanı uyardı: Böbrek taşı sessiz ilerleyebilir Hiçbir belirti vermeyen böbrek taşlarının zamanla böbrek kaybına yol açabileceğini belirten HG Hospital Üroloji Uzmanı Dr. Mustafa Eren, "Şikâyetiniz olmasa bile hekiminizin önerisini dikkate alın" uyarısında bulundu. Böbrek ve üreter taşlarının genellikle şiddetli ağrılara neden olabileceğine dikkat çeken HG Hospital Üroloji Uzmanı Dr. Mustafa Eren, bu konuyla ilgili detaylı bilgiler verdi. Hastalığın bazı durumlarda belirti vermeden sessizce ilerleyebileceğine de değinen Dr. Eren, bu tür durumların en tehlikelisi olduğunu belirterek, düzenli kontrol ve uzman hekim önerilerine uyulmasının hayati önem taşıdığını söyledi. Dr. Eren, "Genellikle bu hastalarla ilgili taşın sağ veya solda olmasına göre ağrı şikayetiyle veya idrarda kanama şikayetiyle bizlere müracaat etmekte yapılan kan ve idrar tahlili, ultrason ve tomografi gibi tetkiklerden sonra hastaya yapılması gereken tedaviler, bunlar endoskopik olabilir, dışarıdan kırma yöntemiyle olabilir veya açık cerrahi olabilir. Sonrasında belki bazı hastalarda tedaviyle, medikal tedaviyle düşürme tedavisi yapılabilir. Burada taşın yeri, boyutu, hastanın ek hastalığı var mı yok mu, bazen enfeksiyon varsa acil müdahale de gerekebilir. Durumuna göre tedavi hekim tarafından seçilmektedir. Taşın düşüp düşmemesi genellikle hastanın sorduğu sorulardan en çok bize karşımıza çıkan şey, taş düşer mi şeklinde. Şimdi taşın boyutu ve yeri önemli, düşüp düşmemesi konusunda. Burada hastaların hekimine güvenmesi ve bu çerçevede onun önerileceği tedavi uygulaması gerekir. Bazen düşebilecek ama ağır enfeksiyon yapmış, perinöfrit gibi tablolara sebep olmuş durumlarda acil müdahale de gerekmekte. Böyle bir şikayetiniz, böyle bir sıkıntınız varsa şu anda hastanemiz olarak bütün teknik cihazlar anlamında, donanımlar anlamında her türlü cihazlarımız mevcut. Bu konularda her türlü hastaya tedavi uygulamaktayız. Böyle bir rahatsızlığınızda müracaat ederseniz gereken tedaviler yapılır" dedi. "Sıkıntıyı böbreğini kaybettiği zaman anlıyorlar" Taş ağrısının çok şiddetli olduğunun altını çizen Dr. Eren, "Özellikle böbrekten çıktıktan sonra bulantı, kusma, şiddetli ağrı bazı hastalarda enfeksiyona bağlı ateş semptomları olur. Durumuna göre bazen kanama şikayetleri olur ama her zaman ağrı yapacak diye bir kural da yok. Eğer böbrek içinde büyük bir taşı varsa hastanın o zaman bu hastalarda semptom vermeyebilir. Fark etmeden böbrek fonksiyonlarını bozabilir ki bu aslında böyle sinsi grup en bizim için sıkıntılı grup. Çünkü hasta şikayet olmadığı için bazen tedavi de reddetmekte. Çünkü bizim tomografide ve ultrasonda gördüğümüz şeyi onlar bilmediği için, anlamadığı için tedavi kabul etmemekte. Yani benim şikayetim yok şeklinde. Ama sonrasındaki sıkıntıyı böbreğini kaybettiği zaman anlıyor. O yüzden gittiğiniz hekime mutlaka verdiği önerilere mutlaka uyun. Çünkü bizler bunların eğitimini yıllarca aldık ve tedaviyi de ona göre önermekteyiz. Yani sizin şikayetinizin olup olmaması veya semptomların sizin beklediğiniz düzeyde olup olmaması tedavinin şeklini değiştirmiyor. Burada bizim tedavimizin şeklini değiştiren taşın yeri ve boyutudur" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da girişimci kardeşlerden sağlıklı yaşam trendi
12 Nisan 2025 Cumartesi - 11:17 Diyarbakır’da girişimci kardeşlerden sağlıklı yaşam trendi Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşayan Fatoş ve Gamze Karacan kardeşler, doğal şifa kaynağı olarak bilinen tuz lambaları satarak hem yerel ekonomiye hem de sağlıklı yaşam trendine katkı sağlıyor. Karacan kardeşlerin sattığı tuz lambaları, özellikle astım, bronşit, nefes darlığı, uyku problemleri, baş ağrısı ve migren gibi rahatsızlıklara iyi geldiği belirtiliyor. Negatif iyon yayarak havayı temizleyen bu lambalar, aynı zamanda gece lambası olarak da kullanılabiliyor. Bu lambalar sayesinde rahat uyku ve dinç uyanış imkanı oluştuğu belirtildi. Lambaların ayrıca hava temizleme özelliği, stres ve yorgunluğa karşı etkili olduğu da biliniyor. Fatoş ve Gamze Karacan, Diyarbakır’da başlattıkları bu girişimle hem doğal ürünlere olan ilgiyi artırmayı hem de sağlık sorunlarına çözüm sunmayı hedefliyor. Tuz lambaları, dekoratif özelliğiyle de ev ve ofis ortamlarında sıkça tercih ediliyor. İşletme sahibi Gamze Karacan, Diyarbakır’ın Sur ilçesinde kız kardeşiyle beraber doğal taş evi işlettiklerini ve iki kadın girişimci olarak Diyarbakır’a tuz lambalarını getirdiklerini ifade etti. Karacan, "Tuz lambalarının faydaları astım, bronşit, nefes darlığı, uyku problemleri, baş ağrısı ve migren gibi hastalıklara iyi gelir. Bilimsel araştırmalar da vardır. Işıklıdır geceleri daha rahat uyku uyursunuz sabahları daha dinç uyanırsınız" şeklinde konuştu.
Acıbadem Hastanesi Kadın Doğum Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Karayalçın: "Laparoskopik miyom ameliyatları iyileşme sürecini kısaltıyor"
12 Nisan 2025 Cumartesi - 10:59 Acıbadem Hastanesi Kadın Doğum Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Karayalçın: "Laparoskopik miyom ameliyatları iyileşme sürecini kısaltıyor" Acıbadem Ankara Hastanesi’nden Kadın Doğum Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Rana Karayalçın, miyom hastalığında laparoskopik cerrahi işlemin önemine dikkati çekerek, "Miyom tedavisinde laparoskopik cerrahiyi tercih ediyoruz. Çünkü laparoskopik cerrahide hem hastanedeki kalış süresi kısalıyor, hem de enfeksiyon ve kanama oranı düşüyor" dedi. Acıbadem Ankara Hastanesi Kadın Doğum Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Rana Karayalçın, kadınlarda sıkça görülen miyom hastalığı ve tedavisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Karayalçın, adet kanamalarının artmasına ve kansızlığa neden olan miyom tedavisinin ise halk arasında ‘kapalı’ olarak bilinen laparoskopik cerrahi ile yapıldığına dikkat çekti. Cerrahi işlemin ardından ise hastanın ağrı oranının azaldığını ve yaklaşık 1 gün içerisinde normal hayata dönebileceğini kaydeden Karayalçın, estetik açıdan da hastaların herhangi bir sorun yaşamadığını aktardı. "Her beş kadından bir tanesinde miyom var" Karayalçın, miyom hastalığının oldukça sık görülen bir hastalık olduğunu belirterek, "Yaklaşık olarak her beş kadından bir tanesinde miyom var. Miyomların neden oluştuğunu bilmiyoruz. Ancak kadınlık hormonları olarak bilinen östrojen ve progesterona duyarlılar. Bu nedenle gebelikte büyüyorlar, menopoz döneminde de küçülüyorlar. Bazı kişiler genetik olarak miyoma yatkınlık gösteriyor. Bu nedenle annesinde, teyzesinde ve kız kardeşinde miyom olanlarda miyom görülme sıklığı daha fazla" açıklamasında bulundu. "Miyomlar nedeniyle hastalar hamile kalmakta sorun yaşayabiliyor" Miyomların sebep olduğu rahatsızlıklara değinen Karayalçın, "Öncelikle kanamaya sebep olabiliyorlar. Miyomun sayısı, büyüklüğü ve yeri çok önemli. Eğer rahim iç dokusuna doğru büyümüşse genellikle adet kanamalarının fazla olması, adet kanamalarının aralarında da kanamalar olması, bol pıhtılı kanama, kansızlık gibi şikayetlere yol açabiliyor. Yine miyomlar nedeniyle hastalar hamile kalmakta sorun yaşayabiliyor. Eğer miyomla beraber gebe kalırsa gebelikte düşük, erken doğum ve doğum sonrası kanamalar daha sık görülüyor. O nedenle özellikle düzensiz âdet kanamaları olan kadınların mutlaka jinekolog muayene olması gereklidir. " ifadelerine yer verdi. Hastanın tanısının ultrasonografi ile koyulduğu bilgisini de paylaşan Karayalçın, Jinekolojik muayenenin önemine dikkati çekti. Karayalçın, "Miyomların yeri, büyüklüğü ve sayısını ameliyat öncesi tespit etmek bizim için çok faydalı oluyor" dedi. "Miyom tedavisinde laparoskopik cerrahiyi tercih ediyoruz" Miyom hastalığının tedavisi hakkında da bilgi veren Karayalçın, şu ifadelere yer verdi: "Miyom tedavisinde laparoskopik cerrahiyi tercih ediyoruz. Çünkü laparoskopik cerrahide hem taburculuk süresi kısalıyor, enfeksiyon ve kanama oranı düşüyor. O nedenle miyomların tedavisinde laparoskopik cerrahi tercih ediyoruz. Eğer rahimi almamızı gerektiren durum varsa yine bunda da laparoskopik cerrahi yapıyoruz. Çünkü yara izi çok küçük oluyor. Dediğim gibi kanama az, enfeksiyon az, hastanede kalma süresi az. Ve hastaların normal hayatlarına dönmeleri çok hızlı oluyor. Miyomlarda medikal tedaviyi ancak miyom çok büyükse, ameliyat öncesi miyomu küçültmek amacıyla kullanıyoruz. Çünkü bu ilaçlar kişileri menopoza sokuyorlar. Ve o dönemde miyom küçülüyor ama bu ilacı kullanmayı bıraktığınızda büyüyor. O nedenle miyomların tedavisini cerrahi olarak yapıyoruz." "Kasık ağrısı, karında bası hissi, sık idrara çıkma gibi şikayetleri olanlar kadın doğum doktoruna başvurmalı" Hastalara genellikle yılda bir kez jinekolojik muayene yaptırmalarını öneren Karayalçın, "Düzensiz kanama, kasık ağrısı, karında bası hissi, sık idrara çıkma, şikayetleri olan hastaların erkenden kadın doğum doktoruna başvurup, tedavilerini olmalarını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Laparoskopik cerrahi işlemiyle yapılan ameliyatımdan birkaç saat sonra yürümeye başladım" Miyom hastalığını geçiren ve laparoskopik cerrahi işlemi ile tedavi olan Selin Altun Toprak, hastalık sürecini aktararak, "Kasık ağrısı ve sık idrarı çıkma şikayetleriyle başvurmuştum. Orada birkaç doktora görünmeme rağmen tam tanı konulamadı. Ben de hocama başvurdum. Burada ilk muayenemde tanım konuldu. Sonrası ameliyat dışında başka bir seçeneğimin de olmadığını miyomumun yerinden ve boyutundan dolayı alınması gerektiği söylendi. Bir hafta sonra ameliyat oldum. Ameliyat sürecim de çok rahat geçti. Ben biraz böyle çevreden duyduklarımdan panik halde annemle gelmiştim. Ama o geceyi de rahat geçirdim. Ameliyat sonrasını da rahat geçirdim. Yürümemde, oturup kalkmamda, herhangi bir günlük işimi yaparken sıkıntı yaşayacağımı düşünmüştüm ama ameliyattan birkaç saat sonra yürümeye başladım. Günlük aktivitelerime döndüm. Yine de bir ameliyat geçirdiğim için dikkat ediyordum. Ama oldukça kolay ve rahat bir süreç geçirdim" diye konuştu. Ameliyattan sonra normal hayatına çok çabuk döndüğünün altını çizen Toprak, laparoskopik cerrahi işlemin ardından hastaneden yürüyerek çıktığını dile getirdi. "Hamileliğimin başında da miyomlar yüzünden kanamalarım oldu" Bir diğer hasta olan Gizem Yayla ise çok uzun seneler önce karın ağrısıyla kasıkta ağrı aşırı kanama uzun süren kanamalar ve şişkinlik ağrılarımdan dolayı hastaneye başvurduğunu kaydetti. Yayla, "Miyomum olduğunu öğrendikten sonra özellikle her sene kontrollerimize geliyordum. Bundan yaklaşık 11 sene önce hamileliğimde miyomlarla ilgili bir sıkıntı yaşadım. Hamileliğimin başında da miyonlar yüzünden kanamalarım oldu. O yüzden hamilelikte daha sıkı kontroller yaşadım. Akabinde doğumum sağlıklı gerçekleşti ama doğumun üzerine de bütün tıbbi medikal tedavileri denedik. Ancak kanamalarım nedeniyle sürekli demir tedavisi almak zorunda kaldım. Bu yüzden de ameliyat yoluna gittik" ifadelerine yer verdi. "Laparoskopik ameliyat sayesinde ameliyatımın akşamında ayağa kalktım ertesi günü ise hastaneden çıktım" Yayla, ameliyatının özellikle kapalı laparoskopik cerrahi ile yapılmasını istediğinin altını çizerek, "Çünkü laparoskopik ameliyatlarda iyileşme sürecinin daha hızlı olduğunu biliyorum. Laparoskopik ameliyatı olmasının faydası şu; benim ameliyattan sonraki 7. Günüm. Ameliyat günü ayaktaydım, ertesi gün de hastaneden çıktım. Normal hayatıma bir hafta içerisinde döndüm" açıklamasında bulundu. Yayla, ameliyattın ardından herhangi bir ameliyat izinin bulunmadığını da sözlerine ekledi.
Dicle Üniversitesi Hastanesi doktorunun, ameliyat ettiği hastadan kuyumcunun IBAN’ına para atmasını istediği iddiası
12 Nisan 2025 Cumartesi - 10:12 Dicle Üniversitesi Hastanesi doktorunun, ameliyat ettiği hastadan kuyumcunun IBAN’ına para atmasını istediği iddiası Diyarbakır’da, Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde genel cerrahi doktoru, ameliyat ettiği hastadan talep ettiği 90 bin lirayı bir kuyumcuya ait IBAN’a atılıp, not olarak altın alındığı yazılması istendiği iddia edildi. Başarısız geçen ameliyatın ardından tedavisi yarım kalan hasta, savcılığa suç duyurusunda bulundu. Aşırı kilo kaybı sonrası vücudunda oluşan sarkıkları gidermek için Dicle Üniversitesi Hastanesine başvuran 33 yaşındaki Berivan Önder, 27 Mart’ta genel cerrah Prof. Dr. Burak Veli Ülger tarafından belirtilen şikayetlerin giderilmesi için ameliyata alındı. Önder, 5 gün sonra korsesini çıkardığında silikonların yanlış yere yerleştirildiğini, vücudunda ciddi sağlık sorunların baş gösterdiğini ve bunları hocasına ilettiğinde ilgilenmediğini ileri sürdü. Önder, ameliyat öncesinde ise hocası ve medikalci T.V’nin kendisinden istedikleri 90 bin lirayı kuyumcuya ait bir hesaba attığını öne sürdü. Önder, yaşananlar üzerine emniyet ve savcılığa giderek şikayette bulundu. Berivan Önder, İHA muhabirine, hızlı bir kilo kaybı yaşadığını, kilo kaybı sonucunda sarkmalar oluştuğunu söyledi. Bu sarkmaları giderebilmek için hastaneye gelip operasyon geçirdiğini belirten Önder, Dicle Üniversitesine Hastanesi’nde Mart 2025’te Genel Cerrah Burak Veli Ülger’in operasyon yaptığını ifade etti. Operasyonun başarısız geçtiğini aktaran Önder, "Kendisi de başarısız geçtiğini kabul etti. Lakin beni ortada bıraktı. Operasyon sonrası korsemi çıkardıktan sonra görüntünün hiçbir şekilde olmadığını, simetriğin yamuk yaptığını, silikonları göğüs kafesimin üst kısmına yerleştirdiğini gördüm. Sonraki süreçte gelip doktorla bizzat görüşme sağladım. Doktor bunu kabul etti ama hiçbir şekilde yardımcı olacağını söylemedi" dedi. Daha sonra hukuksal işlemlere başladığını kaydeden Önder, "Gerek Sağlık Bakanlığı, gerek CİMER, bugün de vali beyin kalemiyle görüşme sağladım, mağduriyetimi dile getirdim. Savcılık, emniyet gereken her yerde hukuksal işlemlerimi başlattım. Şu an benim tekrar bir operasyon geçirmem gerekiyor. Dikişlerim daha taze. Şu anda maddi manevi kaybım olduğu için şu an operasyonumu gerçekleştiremiyorum" diye konuştu. "Açıklama kısmına ‘altın alımı diye yazacaksınız’ dedi" "Dicle Üniversitesi Hastanesi’nde Burak Veli Ülger benden 90 bin TL talep etti" diyen Önder, konuşmasına şöyle devam etti.: "IBAN yoluyla atacağımı söyledi. IBAN’da bir kuyumcu adına. 90 bin TL’yi o kuyumcuya attım. Bu süre zarfında da şunu da belirtti. Açıklama kısmına ‘altın alımı diye yazacaksınız’ dedi. Normalde hastanenin kendi veznesi adı altına ödeme yapılması gerekiyor. Ama doktor bunu yapmadı. El altından gizli kapalı parayı aldı. Hastane yönetimine şikayette bulundum. Başhekimle görüşme sağladım. Kendileri de soruşturmayı başlattıklarını dediler. Süreci bekleyeceklerini söylediler." "Beni yarım can ettiler, kasap gibi kestiler" Önder, böyle bir skandalı yaşadığını, hiçbir insanın kendisi gibi bu skandalı yaşamalarını istemediğini dile getirerek, "Beni yarım can ettiler. Kasap gibi kestiler, başkalarını bu şekilde mağdur etmelerini istemiyorum. Tedavim, her şeyim şu an yarım kaldı. Şu anda hayati tehlikem bile söz konusu. Medikalci adı altında geçiyor. İsmi T.V., doktorla işbirliği içerisinde. Doktora malzeme getiriyor. Dışarıdaki malzemeyi de ek olarak talep ediyor. Bu bahsettiğim şahıs ameliyathanenin içine kadar giriyor doktorla beraber. Ameliyatın içerisinde de aile yakınlarıma mesaj atıyor. ‘Doktor bey yapamıyor, operasyon başarısız, doktor silikonu takamıyor doktor bey. Ne yapalım’ diye yakınlarıma söylüyor. O yazışmalar da elimde mevcut. Bu parayı doktorla birlikte istediler. Bende 90 bini o IBAN’a attım" diye konuştu. Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ata Akıl, iddialara ilişkin, "Bu konuda hassas davranıyoruz. Bu şikayetle direkt soruşturma başlattık. İddiaların doğruluğunu bilemeyiz. Ama kendi açımızdan idari soruşturmayı başlatmış durumdayız" ifadelerinde bulundu.
Anne sütü ve emzirme danışmanlığı eğitimi gerçekleştirildi
12 Nisan 2025 Cumartesi - 10:12 Anne sütü ve emzirme danışmanlığı eğitimi gerçekleştirildi Niğde İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından Anne Sütü ve Emzirme Danışmanlığı Eğitimi düzenlendi. 9-10-11 Nisan tarihlerinde Eğitim ve Araştırma Hastanesi çalışanlarına yönelik düzenlenen ve 3 gün süren eğitimde bebek beslenmesi, emzirme teknikleri ve danışmanlık yaklaşımları detaylı bir şekilde ele alındı. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, verilen eğitim programıyla birlikte katılımcıların konuya ilişkin bilgi ve becerilerinin artırılmasının hedeflendiğini belirtti. İnan yaptığı açıklamada bebek ve çocuklarda sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çekerek; "Çocukların sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalar daha bebekler dünyaya gelmeden başlamakta ve doğumla birlikte artarak devam etmektedir. Bu süreçte emzirme, bebekler için en uygun ve doğal beslenme yöntemidir. Sağlıklı beslenmenin temel taşı olan anne sütü ile emzirmenin korunması, desteklenmesi ve yaygınlaştırılması, atılacak ilk adımdır" ifadelerini kullandı. Dr. İnan açıklamasında; beslenme yetersizliklerinin bebek ve çocuk ölümlerinde enfeksiyonlarla birlikte önemli bir yer tuttuğunu vurgulayarak, doğumdan itibaren beslenme düzeninin doğru şekilde oluşturulmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Bebeklerin ilk altı ayında yalnızca anne sütü ile beslenmelerinin büyük önem taşıdığına dikkat çeken İnan, anne sütünün içerdiği tüm besin öğeleriyle bebeğin sağlıklı gelişimi için vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Eğitim sonunda düzenlenen kapanış toplantısına Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Beyza Mat katıldı. Programı başarıyla tamamlayan sağlık çalışanlarına katılım belgeleri takdim edildi.
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Tek amacımız var öncelikli olarak, o da insanlara hizmet etmek"
11 Nisan 2025 Cuma - 18:00 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Tek amacımız var öncelikli olarak, o da insanlara hizmet etmek" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hepimizin en önemli amacı insanlara hizmet etmek. Bunun yönetsel tarafı farklı olabilir, finansal tarafı farklı olabilir, kuralları farklı olabilir ama tek amacımız var öncelikli olarak, o da insanlara hizmet etmek" dedi. Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneğinin (OHSAD) her yıl "Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları" adıyla düzenlediği kurultayın bu yıl 14’üncüsü yapılıyor. 9-13 Nisan 2025 tarihleri arasında, "Sağlıkta Ortak Gelecek" teması çerçevesinde gerçekleştirilen 14. OHSAD Kurultayı’nda, sağlık alanındaki paydaşlar bir araya gelerek sağlıktaki son gelişmeleri ve geleceği konuşuyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 14. OHSAD Kurultayı’nda katılımcılara hitap etti. Bakan Memişoğlu, "Sektörün öncelikli amacı, hepimizin en önemli amacı ve ana amacı, insanlara hizmet etmek. Bunun yönetsel tarafı farklı olabilir, finansal tarafı farklı olabilir, kuralları farklı olabilir ama tek amacımız var öncelikli olarak, o da insanlara hizmet etmek. Paydaşlarımızın her birinin insanlara fayda üretme şekli farklı olabilir. Mesela kiminiz koruyucu sağlık açısından, kiminiz tedavi etmek açısından, kiminiz üretimle hizmet verirsiniz ama sonuçta hepimizin ortak amacı insanımıza iyi sağlık hizmeti sunmaktır" dedi. Dünyada, Türkiye’deki sağlık sisteminin çok iyi olduğunun konuşulduğunu belirten Memişoğlu, "Bu esasında beşeri sermayenin Türkiye’deki zenginliğinin ve kalitesinin şansıdır. Biz ne yaparsak yapalım binalar da yapsak, en son teknolojiyi de getirsek hekimlerimizin, sağlık çalışanlarımızın kalitesi, yöneticilerimizin, iş insanlarımızın başarısı ve kalitesi bu başarıyı getirmiştir. Sağlık çalışanları da öyle, sizler de öylesiniz. Bizim bunu daha iyi nasıl yapabileceğimizi tartışmamız gerekiyor, sizleri nasıl daha çok destekleyebiliriz konusunu tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de özellikle son zamanlarda soruların çoğunluğu ‘Sen ne yaptın, siz ne yaptınız?’ sorusudur. Ama doğrusu ‘Ben ne yaptım, biz ne yaptık?’ sorularının sorulmasıdır. Önce ‘Ben ne yaptım, biz ne yaptık?’ diye sorarsanız esasında bu konuda çözümü de kolaylaştırmış olursunuz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan bahsederek, "Türkiye, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle, iradesiyle, liderliğiyle gerçekten sağlıkta büyük başarıya imza attı. Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın birçok taslağı ve dosyası 1970’li yıllardan beri TBMM’de tartışıldı, raporlandı ancak ortaya yönetsel bir irade koyulamadı. Yönetsel irade koyulamamasının en büyük sebebi paradigma değişikliğinin yapılmamasıydı. Çünkü paradigma değiştirmeniz gerekiyordu, çünkü hekim odaklı sağlık sisteminden insan odaklı sağlık sistemine dönüşmeniz gerekiyordu. Ulaşılabilir sağlık sistemi kurmanız gerekiyordu. Ve kapsayıcı, eşit, adaletli ödeme sistemleri geliştirmeniz gerekiyordu. En önemlisi de belki de çoğumuzun da çok da önemsemediği standartlar oluşturup bu standartlar üzerinde yönetsel ve sistemi büyütme anlamında hareket etmeniz gerekiyordu. Kalite standartları, hastane standartlarının oluşturulması. Hepsi kurala bağlandı. Bu kural üzerinden de büyümeye devam edildi. Burada en önemli unsurlardan bir tanesi neydi; devletin girişimcisine, özel sektöre güveni ve onun önünü açması. Eğer özel sektörü lokomotif olarak kullanmasak sağlıkta dönüşümün ne kalitesini yakalayabilirdik ne de bugün dünyadaki başarısını yakalayabilirdik" şeklinde konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, konuşmasında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ile Hazine ve Maliye Bakanı’na Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) konusunda verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ederek, "Sayın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanım, Sayın Hazine ve Maliye Bakanım, iki Bakanıma da Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) konusunda verdikleri desteklerden dolayı teşekkür ediyorum. Oturup bu konuyu hep beraber realize edecek iradeyi gösteriyorlar. Bu konuda da hep beraber çalışıyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, sağlığın sadece hizmetle sınırlı kalmaması gerektiğini üretim modeliyle desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Sağlık hizmetini çok iyi sürdürüyoruz ama sağlıkla ilgili üretim konusunda yol almamız gerekiyor. ‘Üreten Sağlık’ modelimizle, bilgili ve çalışkan insanlarla bilim üreterek, üretilen bilgiyi ürün haline getirerek ülkemize ekonomik gelir kazandırmanın ekosistemini kuracağız. Sadece sağlık turizmiyle değil sağlığın bilimini, teknolojisini üreterek de ekonomik gelir elde edilmesini sağlayacağız" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, yaptıkları çalışmalar hakkında şu bilgi verdi: "Sağlık Bakanlığı olarak biz hastane hizmetlerinin standartlarını oluştururuz, bu standartlara göre hizmet verilmesini planlarız ve kontrol ederiz. Üniversite hastanesi, vakıf üniversitesi, özel üniversite, kamu hastanesi, artık bu konuda tek standardize hastane hizmetleri olmak zorunda. Herkes aynı standartla hizmet etmek durumunda. Onun için bu konuda çalışıyoruz. Bizim sağlık Bakanlığı olarak önceliğimiz şu anda biz kanıta dayalı tıp uygulamalarını doğru yapıp yapmadığınızın kontrol edilmesiyle bunun karşılığında hastanın ne durumda olduğunun ölçülmesidir bizim hedefimiz. Önceliğimiz budur. Onun için bu yönde çalışıyoruz." Sağlık Bakanı Memişoğlu, COVID-19 pandemisinin Türkiye’de hep beraber çok iyi yönetildiğini, dünyaya çok iyi örnek olunduğunu, dünyada herkesin Türkiye’deki sağlık sisteminin başarısını gördüğünü söyledi. Sağlık Bakanı Memişoğlu bu konuda sözlerini şöyle sürdürdü: "Sağlıkta güven endeksi denilen bir endeks var. Siz bedeninizi, canınızı güvenmediğiniz hiç kimseye emanet edemezsiniz. Onun için güven çok değerlidir, önemlidir. Güven endeksini kaybetmek en büyük riskimizdir. Güven endeksimiz bugün risk altındadır. Özel sektörümüz risk altındadır. Dünyanın en kaliteli sağlık hizmetini veren, gerçekten büyük bir sermaye riskiyle bu işe giren, hakkıyla bu işi yapanlara haksızlık yapıyor demektir eğer güven endeksini düşürüyorsa özel sektörün. Bunun vebali hepimizindir. Önce aramızdaki bu güven endeksini düşürenlerle mücadelemiz sonuna kadar devam edecektir. Bununla ilgili hiçbir toleransımız olmayacak." Sağlık turizmi konusunda da çalıştıklarına değinen Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Sağlık meslek mensupları yönetmeliğini çıkardık. Artık bizim kontrolümüz haricinde hiçbir sağlık hizmetinin verilmesini istemiyoruz. Bu merkezlerin sağlık hizmeti sunucusu olarak kontrol ve standardize edilmesi gerektiği için bunlarla ilgili çalışmaları yaptık" diye konuştu. Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsünü yeniden yapılandırdıklarını anlatan Sağlık Bakanı Memişoğlu, bunun hem ödeme sistemlerinde hem de cezalandırma, denetleme konusundaki farklılıkları değiştirecek yapı olduğunu söyledi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, kaliteyi önemsediklerini, bunun için gece gündüz çalışarak iyi şeyler yapmaya çalıştıklarını bildirerek, "Biz iyi bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sizlerle istişare ediyoruz konuşuyoruz. Bazılarınız memnun olmayabilir. Bu konuda bizim her zaman istişareye açık olduğumuzu, niyetimizin salih olduğunu bilmenizi istiyorum. Sistemi düzenlerken herkesin fikrini alacağız, hep açık olacağız her zaman ifade ettiğim gibi" dedi. Birinci basamakta tedavi olacak bir hastanın üçüncü basamakta tedavi edilmesinin yanlış olduğunu ifade eden Sağlık Bakanı Memişoğlu, "Türkiye sağlıkta gerçekten etrafındaki ülkelere rol model olacak bir ülke. Biz çok şeyi başardık, çok iyi yerlerdeyiz ve daha iyi olmak için uğraşıyoruz" diye konuştu. Sağlık Bakanı Memişoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Esasında biz hastalık kültürüyle çalışıyoruz, bizim sağlık kültürüyle çalışmamız gerekiyor. İnsanlara önce sağlıklı kalmayı öğretmemiz, bunu teşvik etmemiz lazım, sonra hastalanan insanlara gerekli yerde, doğru yerde, doğru zamanda etkin tedaviyi yaptırmamız lazım."
Kırklareli’nde "Sağlıklı Hayat İçin Saha’dayız" projesinde ilk ders gerçekleştirildi
11 Nisan 2025 Cuma - 17:27 Kırklareli’nde "Sağlıklı Hayat İçin Saha’dayız" projesinde ilk ders gerçekleştirildi Kırklareli’nde Sağlık Bakanlığınca "Sağlıklı Hayat İçin Saha’dayız" sloganıyla yürütülen projenin ilk dersi yapıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan Sağlıklı Hayat Akademisi (SAHA) Projesi kapsamında, bireylerin sağlık okuryazarlığını artırmak, sağlık hizmetlerinden etkin yararlanmasını sağlamak ve yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla ülke genelinde eş zamanlı olarak ilk eğitim dersi gerçekleşti. İlk ders, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun çevrim içi açılış konuşması ile başladı. Kırklareli Merkez Sağlıklı Hayat Merkezi koordinasyonunda yürütülen eğitim programına Kırklareli Vali Yardımcısı Elif Canan Tuncer, İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Çiğdem Cerit, Halk Sağlığı Başkanı Dr. Aylin Can ve ekibi, 18 kursiyerin katılımı katıldı. Eğitim ile vatandaşların sağlık konularında bilinç düzeylerinin artırılması, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması, kronik hastalıklardan korunma, kanser taramaları, bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık sağlanması ve aile hekimliği sisteminin güçlendirilmesi hedeflenmekte. Eğitim süresince katılımcılara yaşam tarzı değişiklikleri konusunda danışmanlık hizmeti sunulacak, gerekli durumlarda destek mekanizmaları devreye alınarak sağlık hizmetlerine erişimde kaçırılan fırsatların telafisi sağlanacaktır.