SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri" 01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39 Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00 Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Kemik erimesinin tedavisinde uluslararası iş birliği
17 Mart 2026 Salı - 10:00 Kemik erimesinin tedavisinde uluslararası iş birliği İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde (İEÜ) görevli 5 bilim insanı, halk arasında kemik erimesi olarak bilinen ve genellikle 50 yaş üstü kadınlarda görülen osteoporoz hastalığının tedavisine yönelik ilaç geliştirmek amacıyla çalışmalara başladı. Kalça, omurga ve el bileği kırıklarına, şiddetli ağrılara ve boy kısalmasına neden olan osteoporoza karşı umut aşılayan, TÜBİTAK’ın 3 milyon liralık fon sağladığı proje, 24 ayda tamamlanacak. 50 bin ilaç molekülü incelenecek Uluslararası ikili iş birliği çerçevesinde Malta Üniversitesi’nden araştırmacıların da destek olacağı proje kapsamında, öncelikle osteoporoz ile ilişkili genler üzerinde araştırmalar ve biyokimyasal analizler yapılacak. Ardından da piyasada farklı hastalıklar için kullanılan ilaçlardan, osteoporozun tedavisinde de yararlanıp yararlanılamayacağını tespit etmek amacıyla 50 bin ilaç molekülü incelenecek. Bu test için yapay zeka destekli özel bir modelleme sistemi kullanılacak. Zebra balığı üzerinde denenecek Son olarak da tedaviye aday olarak geliştirilen ilaç, osteoporoz oluşturulmuş zebra balığı modeliyle denenecek. Laboratuvar ortamında balığın kemik yapısı değiştirildikten sonra uygulanacak bu ilaçla kemikte herhangi bir düzelme olup olmadığı anlaşılacak. Dünya genelinde milyonlarca hastanın yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen proje; İEÜ Genetik ve Biyomühendislik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zeynep Fırtına yürütücülüğünde, yine aynı bölümden Doç. Dr. Cihangir Yandım, Tıp Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Metiner Tosun ve Doç. Dr. Elif Barış ile Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kaya Oğuz tarafından tamamlanacak. 200 milyon kişiyi etkiliyor Çalışmaya ilişkin bilgiler veren Prof. Dr. Fırtına, kemik erimesinin dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kişiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Osteoporozun tedavisi için şu anda yan etkisi olmayan etkili bir ilacın bulunmadığını belirten Prof. Dr. Fırtına, "Osteoporoz, çoğu zaman sadece kemik yoğunluğundaki azalma olarak algılanıyor; oysa hastaların günlük yaşamında çok daha derin etkiler oluşturan bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu hastalık, kişinin en basit hareketlerini bile çekinerek yapmasına neden olabiliyor. Yürümek, eğilmek, eşya taşımak ya da tek başına dışarıya çıkmak gibi sıradan görülen davranışlar, zamanla ciddi bir kaygı kaynağına dönüşebiliyor. Kırık riskiyle yaşamak, hastalarda yalnızca fiziksel değil, duygusal ve sosyal açıdan da önemli bir yük oluşturuyor" diye konuştu. Bilgi üretimi, somut faydaya dönüşecek Proje kapsamında çok geniş bir ilaç havuzunu tarayacaklarını da ifade eden Prof. Dr. Fırtına, "Çalışmamızın en önemli yönlerinden biri; farklı hastalıklar için kullanılan geleneksel ilaçların, osteoporoz tedavisinde de değerlendirilme potansiyelini araştıracak olmamız. Yapay zeka destekli modelleme sistemi sayesinde çok sayıda ilaç molekülünü inceleyerek, süreci hem hızlandırmayı hem de daha güçlü adaylara ulaşmayı amaçlıyoruz. Ardından elde edeceğimiz verileri, deneysel modellerle destekleyerek bilimsel açıdan sağlam bir sonuç ortaya koymak istiyoruz. Amacımız, dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen bu hastalık karşısında, yaşam kalitesini artırabilecek yenilikçi bir yaklaşım ortaya koymak ve bilimsel bilgi üretimini somut faydaya dönüştürmek" ifadelerini kullandı.
Geleceğin Doktorlarından "Doğru Duruş" seferberliği
17 Mart 2026 Salı - 09:54 Geleceğin Doktorlarından "Doğru Duruş" seferberliği Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri, sağlıklı bir yaşamın anahtarı olan "doğru postür (duruş)" konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme standı açtı. Etkinlikte, yanlış duruş alışkanlıklarının ağrısız ve zinde bir yaşamın önündeki en büyük engel olduğu vurgulandı. Günümüzde masa başı çalışma ve teknoloji kullanımının artmasıyla birlikte yaygınlaşan duruş bozukluklarına dikkat çekmek amacıyla MSKÜ Tıp Fakültesi’nde anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Aydoğmuş koordinatörlüğünde bir araya gelen Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencileri, "Doğru Duruş, Ağrısız ve Zinde Yaşam" temalı farkındalık standı kurdu. Etkinlik kapsamında stant ziyaretçilerine postürün (duruş) tanımı yapılarak, vücut mekaniğinin korunmasının genel sağlık üzerindeki etkileri anlatıldı. Genç hekim adayları; çalışma, uyuma ve oturma gibi günlük aktiviteler sırasında omurga sağlığının nasıl korunması gerektiğine dair pratik bilgiler paylaştı. Sadece duruş düzeltmenin yeterli olmadığını belirten öğrenciler, doğru postür alışkanlığının kalıcı hale gelmesi için destekleyici unsurlara da dikkat çekti. Bilgilendirmelerde; Omurga üzerindeki baskıyı azaltan pozisyonlar, Sırt ve karın kaslarını güçlendirerek duruşu destekleyen hareketler, Kemik ve kas sağlığını koruyan beslenme alışkanlıkları konuları detaylandırıldı. Koordinatör Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Aydoğmuş eşliğinde gerçekleştirilen etkinlikte, teorik bilgilerin yanı sıra uygulamalı duruş teknikleri de gösterildi. Fakülte binasında kurulan stant, hem öğrenciler hem de akademik personel tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Katılımcılar, günlük hayatta farkında olmadan yaptıkları duruş hataları hakkında bilgi sahibi olurken, ağrısız bir yaşam için basit ama etkili değişimlerin önemini kavradı.
Şekerli içecekler gençlerde kaygı riskini artırabilir
17 Mart 2026 Salı - 09:29 Şekerli içecekler gençlerde kaygı riskini artırabilir Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nden Klinik Psikolog Aybige Üstüner, şekerli içeceklerin gençlerin ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle ergenlik döneminde beslenme alışkanlıklarının psikolojik iyi oluş üzerinde önemli rol oynayabileceğini belirtti. Üstüner, İngiltere’de birden fazla üniversite ve araştırma kurumunun yer aldığı uluslararası ortak yazarlı araştırmanın, 2000 ile 2025 yılları arasında yayımlanan çalışmaları taradığını belirtti. Araştırmada, şekerli içecek tüketimi ile ergenlerde kaygı bozukluğu arasındaki ilişkinin değerlendirildiğini aktaran Üstüner, yüksek şekerli içecek tüketiminin kaygı bozukluğu olasılığında artışla ilişkili bulunduğunu ifade etti. "Yüzde 34 daha fazla olduğu bildirilmiş" Üstüner, çalışmada şekerli gazlı içecekler, enerji içecekleri, tatlandırılmış sular ile şekerli çay ve kahve gibi ürünlerin ele alındığını belirterek, "Araştırma, ergenlik dönemindeki beslenme alışkanlıklarının ruh sağlığıyla ilişkisini değerlendiren önemli bir bilimsel çerçeve sunuyor. İncelenen dokuz çalışmanın yedisinde şekerli içecek tüketimi ile kaygı arasında anlamlı ve pozitif yönlü ilişki saptanmış. Meta-analiz sonucunda ise yüksek düzeyde şekerli içecek tüketen gençlerde kaygı bozukluğu görülme olasılığının yüzde 34 daha fazla olduğu bildirilmiş" dedi. Ergenlik döneminde beslenme alışkanlıkları kritik Ergenlik döneminin hem fiziksel hem de psikolojik gelişim açısından hassas bir süreç olduğunu vurgulayan Üstüner, bu dönemde edinilen yaşam tarzı alışkanlıklarının uzun vadede ruh sağlığını etkileyebileceğini ifade etti. Üstüner, "Ergenlik döneminde beyin gelişimi devam ederken, yoğun şeker içeren ve besin değeri düşük içeceklerin sık tüketilmesi yalnızca fiziksel sağlık açısından değil, ruh sağlığı açısından da risk oluşturabiliyor. Bu nedenle gençlerin beslenme düzeninde dengeli ve sağlıklı seçimler yapılması büyük önem taşıyor." değerlendirmesinde bulundu. Şekerli içecekler ruh halini etkileyebilir Yüksek şeker tüketiminin kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini belirten Üstüner, bunun ruh hali üzerinde dolaylı etkiler oluşturabileceğini söyledi. Üstüner, "Şekerli içecekler kısa süreli enerji artışı sağlayabilir ancak ardından kan şekerinin hızla düşmesi yorgunluk, huzursuzluk ve gerginlik hissini artırabilir. Bu dalgalanmalar özellikle hassas yaş gruplarında kaygı belirtilerini tetikleyebilir." dedi. Aileler ve okulların rolü önemli Gençlerin beslenme alışkanlıklarının şekillenmesinde aile ve okul ortamının büyük rol oynadığını ifade eden Üstüner, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının erken yaşta kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Üstüner, "Gençlerin günlük yaşamında su tüketimini artırmak, doğal ve besin değeri yüksek içecekleri tercih etmek ve enerji içecekleri gibi yüksek şeker içeren ürünleri sınırlamak hem fiziksel hem de psikolojik sağlık açısından koruyucu bir yaklaşım olabilir." dedi.
Alzheimer hastalarının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor
17 Mart 2026 Salı - 09:28 Alzheimer hastalarının üçte ikisini kadınlar oluşturuyor Nörolog Doç. Dr. Mustafa Seçkin, Alzheimer hastalığına yeni gelişen testler ve tedaviler sayesinde çok erken evrede müdahale etmenin mümkün olduğunu söyledi. Doç. Dr. Seçkin, "Tüm hastalıklarda olduğu gibi Alzheimer hastalığında da en büyük silahımız erken tanıdır. Erken tanı için henüz hiçbir unutkanlık şikayeti başlamadan nörolojik kontrollerin yapılmasını öneriyoruz. Yeni testler, henüz ağır unutkanlığı olmayan kişilerde bile hastalığı tanıyabileceğimizi gösterdi. Alzheimer, ilk semptomlar başlamadan 10 ila 20 yıl önce beynimizde patolojik olarak etkisini göstermeye başlıyor" dedi. Türkiye’de 600 binin üzerinde kişiyi etkileyen Alzheimer hastalığı, özellikle menopoz dönemindeki östrojen kaybı ve hormonal değişimler nedeniyle en çok kadınlarda görülüyor. Uzmanlar, hastalığın ilerlemesini durdurmak için erken tarama testlerinin ve menopoz sürecindeki doğru tedavilerin büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Tüm dünyada milyonlarca bireyi etkileyen Alzheimer vakalarının yaklaşık üçte ikisini kadınlar oluşturuyor. Kadın beyninde özellikle menopoz sürecinde meydana gelen östrojen reseptörleri ile ilgili değişiklikler, Alzheimer hastalarındakine benzer metabolizma bozukluklarına yol açabiliyor. Bu risk nedeniyle menopoz aşamasında nörolojik kontrollerin daha sık yapılması ve çeşitli önlemlerin alınması hastalığın önlenmesinde kritik bir rol oynuyor. Hormonal değişimler kadın sağlığıyla doğrudan ilişkili sistemlerin yanı sıra kas-iskelet ve nörolojik sistemleri de derinden etkiliyor. Her yönüyle ele alındı Kadın Sağlığı ve Alzheimer Hastalığı, Acıbadem Kent Hastanesi’nde düzenlenen "Kadın yaşam döngüsünde bilişsel sağlık ve koruyucu yaklaşımlar" başlıklı etkinlikte her yönüyle ele alındı. Etkinlikte Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil "Alzheimer riski açısından menopozu anlamak", Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin "Alzheimer hastası olarak kadın", Ege Üniversitesi Geriatri Kliniği, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Sevnaz Şahin "Geriatri bakış açısı ile kadın: Yaşlılığın kadınsallaşması", SBÜ İzmir Tıp Fakültesi Aile Hekimliği ABD, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Nil Tekin "Alzheimer bakım vereni olarak kadın" başlıklı sunumlarıyla konferans salonunu dolduran çoğu kadın dinleyene değerli bilgiler aktardı, merak edilen soruları yanıtladı. Etkinlik kapsamında tiyatro ve sinema oyuncusu Zerrin Sümer, sanatçı Suzan Kardeş ve yapımcı Mine Güler, Alzheimer hastalığını yaşamak ve oynamak üzerine özel bir söyleşi gerçekleştirdi. Östrojen eksikliği beyin fonksiyonlarını olumsuz etkiliyor Acıbadem Kent Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. İsmail Mete İtil menopozun ve buna bağlı östrojen azalmasının kadınların beyin fonksiyonları üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Aynı genlere sahip kadın ve erkekler karşılaştırıldığında, kadınlarda beyin küçülmesinin ve ’beyin sisi’ olarak adlandırılan dikkat eksikliği gibi durumların daha fazla görüldüğünü belirten Prof. Dr. İtil, şunları söyledi: "Östrojen beyinde birçok fonksiyona sahip ve bilişsel bellek merkezlerinde oldukça etkin bir rol oynuyor. Östrojen eksikliği beynin glikoz alımını da azaltarak beyin fonksiyonlarını olumsuz etkileyebiliyor. Diyabet ve tiroid gibi sistemik hastalıkların kontrol altına alınmasını ve spor yapılmasını tavsiye ediyoruz. Beyin sağlığındaki kötüleşmeyi önlemek amacıyla önceden hormon tedavisine başlanmasını destekleyen kesin bir çalışma henüz bulunmuyor. Dolayısıyla her kadına menopoz öncesi ve sonrasında rutin olarak hormon tedavisi verilemez. Ancak Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) menopoz ilaçlarındaki kara kutu uyarılarını kaldırdı. Tedaviye ilk 10 yıl içinde başlandığında, özellikle şiddetli ateş basması, kuruluk, cinsel isteksizlik ve ruhsal değişimler gibi semptomları olan hastalarda son derece faydalı etkiler elde edildiği görülüyor." Menopoz süreci uyarısı Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Mustafa Seçkin de menopoz sürecinin kadın doğum ve ilişkili diğer disiplinlerle bir arada yürütülmesi gerektiğini söyledi. Seçkin, "Nörolojinin bunun içerisinde olması ve gerektiğinde kas-iskelet zafiyetine neden olabilecek hastalıkların tedavisi için diğer branşların da sürece dahil edilmesi, bu sürecin daha iyi yönetilmesine yardımcı olacaktır" dedi. Belirtilerden 20 yıl önce başlıyor Yeni gelişen testler ve tedaviler sayesinde hastalığa çok erken evrede müdahale etmenin mümkün olduğunu aktaran Doç. Dr. Seçkin, "Tüm hastalıklarda olduğu gibi Alzheimer hastalığında da en büyük silahımız erken tanıdır. Erken tanı için henüz hiçbir unutkanlık şikayeti başlamadan nörolojik kontrollerin yapılmasını öneriyoruz. Yeni testler, henüz ağır unutkanlığı olmayan kişilerde bile hastalığı tanıyabileceğimizi gösterdi. Alzheimer, ilk semptomlar başlamadan 10 ila 20 yıl önce beynimizde patolojik olarak etkisini göstermeye başlıyor" ifadelerini kullandı. Kanser taraması gibi erken teşhis dönemi Erken müdahale ile hastalığın ilerleme hızının yavaşlatılabileceğini vurgulayan Seçkin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Alzheimer hastalığı ile ilgili tanı ve tedavi süreçleri; meme veya prostat kanseri gibi çok erken evre tarama yöntemleriyle yapılma yoluna girdi. Semptomu olmayan bireylerin bile bu tarama sürecine girerek risklerini belirlemesi tavsiye ediliyor. Risk gruplarının tespit edilip taramaya yönlendirilmesiyle, hastalara çok daha erken tedavi başlama şansımız var. Alzheimer taraması; ayrıntılı nörolojik muayene, nörogörüntüleme, PET gibi ileri tetkikler, beyin omurilik sıvısı incelemesi ve yeni geliştirilen serum biyobelirteçleri ile yapılmaktadır. Hastalığı görece daha basit kan tetkikleriyle tespit edebilecek noktaya doğru gidiyoruz. Aile öyküsü olan risk altındaki bireylerde genetik testlerin yapılması, en önemli erken tespit yöntemlerinden biridir. Altın standart kabul edilen belden sıvı alma işlemi, halen yüzde 90’ın üzerinde doğruluk payı veriyor. Bunun yanında beyindeki amiloid ve tau proteini birikimini PET yöntemiyle veya kan testleriyle tetkik edebiliyoruz. Tüm bu imkanlardan yararlanarak artık Alzheimer hastalığını çok daha erken tespit etmek mümkündür."
Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’nde içme suyu iletim hattı yenilendi
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:33 Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’nde içme suyu iletim hattı yenilendi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde iki içme suyu deposu arasında bulunan 800 metre uzunluğundaki iletim hattını yenileyerek mahallede daha sağlıklı ve kesintisiz içme suyu iletimini sağladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın, il genelinde vatandaşların kesintisiz içme suyuna ulaşabilmesi amacıyla eskimiş ve sık arıza veren su iletim hatlarının yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda, Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu iletim hattını yeniledi. Aynı zamanda bölgeye ek su kaynağı sağlanabilmesi için 25 ton kapasiteli yeni içme suyu deposu da yapılacak. Eski hattın yenilenmesiyle altyapı güçlendirildi Kavaklıdere ilçesi Çamlıyurt Mahallesi’nde uzun yıllardır kullanılan çelik içme suyu hattı, zamanla eskidiği ve kullanım ömrünü tamamladığı için sık sık arızalanıyor, özellikle yaz aylarında vatandaşların suya erişimini güçleştiriyordu. Bu kapsamda hat üzerinde başlatılan yenileme çalışması tamamlandı ve eskimiş hat devre dışı bırakılarak yerine daha dayanıklı ve uzun ömürlü modern bir iletim hattı kuruldu. Böylece mahallenin içme suyu altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Ayrıca mahallede, evsel, endüstriyel atıksuların arıtılması için gerekli tüm ekipmanları tek bir yapı üzerinde toplayacak ve tam otomatik olarak çalışacak modern bir paket arıtma tesisi kurulacak. Kısa süre içinde 25 tonluk paslanmaz yapıya sahip yeni bir içme suyu deposu da bölgeye getirilecek. Böylece muhtemel kesintilerde vatandaşların mağduriyet yaşaması önlenecek ve mahalleye ilave su sağlanmış olacak. Mahallede yürütülen çalışmalarla ilgili memnuniyetini dile getiren Çamlıyurt Mahallesi Muhtar Azası Hüseyin Cesur, "Biz yazın su bulamıyorduk. Duş almada falan suyumuz yoktu. Sağolsunlar. Emeği geçen herkese, Genel Müdürüm sağolsun. Şu anda işte ek depomuz gelecek bir tane de. İşte çalışmalarımızı yapıyoruz bu şekilde. Ahmet Aras başkanımıza buradan çok çok teşekkür ederiz bu hizmetlerinden dolayı. Daha önce gittik, tamam dedi. Ne isterseniz yapacağım bu Çamlıyurt’ta dedi. Onun için ona da çok teşekkür ediyoruz" dedi. MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, İl genelinde eskimiş hatların değişimine devam ettiklerini, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Muğla’nın her noktasında kesintilere neden olan, sık sık arızalanan ve özellikle kayıp-kaçak oranlarını artıran eski hatların yenilenmesi yönündeki talimatları doğrultusunda çalışmaların aralıksız devam ettiğini açıkladı. Şengül, Kavaklıdere Çamlıyurt Mahallesi’ndeki içme suyu hattını modern ve dayanıklı bir iletim hattıyla yenilediklerin belirterek, bölgeye mobil bir arıtma tesisi kurmayı planladıklarını söyledi.
Türkiye-Afrika iş birliği SATKOF ve USTKON ile güçleniyor
16 Mart 2026 Pazartesi - 15:07 Türkiye-Afrika iş birliği SATKOF ve USTKON ile güçleniyor Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) ve Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) tarafından yürütülen Afrika yapılanması kapsamında SATKOF Nijerya Temsilcisi Hemşire Nelson Daodu, Türkiye’de ağırlandı. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, yaklaşık 4 yıldır sürdürülen Afrika yapılanmasının önemli bir sonucu olarak sağlık alanındaki tecrübesi ile öne çıkan Hemşire Nelson Daodu’nun SATKOF Nijerya Temsilcisi olarak görevini sürdürdüğünü belirtti. SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde gerçekleşen görüşmede Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, girişimcilik ve uluslararası iş birlikleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ziyarette Daodu’nun eşi Abimbola Elizabeth Oluwafemi’nin de sağlık alanındaki eğitimi ve girişimcilik çalışmalarıyla dikkat çektiği ifade edildi. Türkiye’de aldığı eğitimlerin ardından kurucusu olduğu Bimbleez markası ile Türkiye ve Afrika arasında kültürel ürünler, tasarım ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiği ve iki ülke arasındaki ticari ve kültürel bağların gelişmesine katkı sunduğu kaydedildi. Ziyaret kapsamında ailenin çocukları Çınar Daodu’nun da SATKOF ve USTKON Genel Merkezi’nde ağırlandığı belirtilirken, bu buluşmanın kurumların uluslararası iş birliklerini aynı zamanda bir dostluk ve gönül köprüsüne dönüştüren vizyonunu ortaya koyduğu ifade edildi. SATKOF ve USTKON olarak hedeflerinin Türkiye ile Afrika arasında sağlık turizmi, ticaret, yatırım ve sosyal projeler alanında kalıcı ve sürdürülebilir iş birlikleri geliştirmek olduğu bildirildi. SATKOF ve USTKON Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, nazik ziyaretleri için Nelson Daodu ve ailesine teşekkür ederek Afrika yapılanmasına sağlayacakları katkılar için başarılar diledi.
Mersin’de Ramazan’a özel sağlık bilgilendirmesi
16 Mart 2026 Pazartesi - 14:15 Mersin’de Ramazan’a özel sağlık bilgilendirmesi Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Ramazan ayı kapsamında vatandaşların sağlık bilincini artırmak amacıyla Ulu Cami yerleşkesinde sağlık stantları kurarak bilgilendirme etkinliği gerçekleştirdi. Ramazan ayının manevi atmosferinde düzenlenen etkinlikte, İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde görev yapan sağlık personelleri vatandaşlarla bir araya gelerek çeşitli konularda bilgilendirmede bulundu. Kurulan stantlarda diyetisyen ve psikologlar tarafından sahurdan iftara sağlıklı beslenme alışkanlıkları ile ruh sağlığının korunmasına yönelik danışmanlık hizmeti verildi. Etkinlikte ayrıca Sigara Bırakma Polikliniği ekipleri tütün bağımlılığıyla mücadele konusunda bilgilendirme yaparken, 112 Acil Sağlık Hizmetleri ve Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) personeli yürüttükleri çalışmalar ve acil durum hizmetleri hakkında vatandaşlara bilgi aktardı. Evde Sağlık Hizmetleri birimi de hastaneye gidemeyen, bakıma muhtaç ve yaşlı vatandaşlara sunulan yerinde sağlık hizmetleri ile başvuru süreçleri hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Organ Bağışı Birimi ise ’Yaşatmak senin elinde’ sloganıyla organ bağışının önemine dikkat çekerek farkındalık oluşturdu. Etkinlik alanında kurulan mobil sağlık noktalarında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri yapılarak genel sağlık durumları hakkında bilgilendirme ve yönlendirmelerde bulunuldu. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, sağlıklı yaşam kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmak amacıyla saha çalışmalarının devam edeceğini belirtti.
Manisa’da sivrisinek alarmı
16 Mart 2026 Pazartesi - 14:04 Manisa’da sivrisinek alarmı Manisa Büyükşehir Belediyesi, yaz ayları yaklaşırken sivrisinek ve zararlı haşerelere karşı kent genelinde vektörle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırdı. Yağışların ardından oluşan durgun sulara odaklanan ekipler, 17 ilçede ilaçlama ve denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yaz aylarını daha sağlıklı ve konforlu geçirmesi için vektörle mücadele çalışmalarına hız verdi. Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, özellikle son yağışların ardından oluşan durgun su birikintileri başta olmak üzere açık alanlar, dere yatakları, çöp konteynerleri, gübrelikler ve sulak bölgelerde düzenli ilaçlama çalışmaları gerçekleştiriyor. "Konforlu ve sağlıklı yaz mevsimi için çalışıyoruz" Çalışmaları yakından takip eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, kent genelinde vektörle mücadelenin kesintisiz sürdüğünü belirterek, "Manisa’mızda vektörlerle mücadelemiz 7/24 devam ediyor. 17 ilçemizin tamamında larva üreme alanlarını dronlar ve uzman ekiplerimizle tek tek ilaçlıyoruz. Hedefimiz, hemşehrilerimizin yaz aylarını daha konforlu ve sağlıklı geçirmesini sağlamak. Bu mücadelenin başarısı için vatandaşlarımızın desteği de büyük önem taşıyor" dedi. "Mücadelemiz devam ediyor" Vektörlerle Mücadele Şube Müdürü Uğur Dilik ise son yağışların ardından oluşan sulak alanlarda hızlı bir şekilde uygulamalara başladıklarını belirterek, "Normal sezonda rezidüel uygulamalar, çöp ve gübrelik alan uygulamaları, rögar kapaklarında hamam böceğine yönelik çalışmalar ve kemirgenlere karşı mücadelemiz devam ediyor" diye konuştu. Durağan sulara dikkat Vatandaşların da bu süreçte bilinçli davranmasının önemli olduğunu vurgulayan Dilik, bahçelerde bulunan su kapları, bidonlar, variller ve saksı altlarında biriken suların sivrisineklerin üreme alanı haline gelebileceğini belirterek bu alanların düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Sahada karşılaşılan durumlara dikkat çekti Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı saha personeli Ali Işılak ise sahada en çok karşılaşılan durumlara dikkat çekerek, sokak hayvanları için bırakılan su kaplarında biriken sular, sığınak ve kazan dairelerinde oluşan durgun sular, lastikler ve bahçelerdeki süs havuzlarının sivrisinek larvaları için uygun ortam oluşturduğunu ifade etti. Işılak, bu alanların düzenli olarak temizlenmesi ve suyun durgun kalmaması gerektiğini belirterek, vatandaşların duyarlı olmasının mücadeleye büyük katkı sağlayacağını dile getirdi.
Manisa’da sivrisinek alarmı
16 Mart 2026 Pazartesi - 13:55 Manisa’da sivrisinek alarmı Manisa Büyükşehir Belediyesi, yaz ayları yaklaşırken sivrisinek ve zararlı haşerelere karşı kent genelinde vektörle mücadele çalışmalarını yoğunlaştırdı. Yağışların ardından oluşan durgun sulara odaklanan ekipler, 17 ilçede ilaçlama ve denetim çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Manisa Büyükşehir Belediyesi, vatandaşların yaz aylarını daha sağlıklı ve konforlu geçirmesi için vektörle mücadele çalışmalarına hız verdi. Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı Vektörlerle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, özellikle son yağışların ardından oluşan durgun su birikintileri başta olmak üzere açık alanlar, dere yatakları, çöp konteynerleri, gübrelikler ve sulak bölgelerde düzenli ilaçlama çalışmaları gerçekleştiriyor. "Konforlu ve sağlıklı yaz mevsimi için çalışıyoruz" Çalışmaları yakından takip eden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, kent genelinde vektörle mücadelenin kesintisiz sürdüğünü belirterek, "Manisa’mızda vektörlerle mücadelemiz 7/24 devam ediyor. 17 ilçemizin tamamında larva üreme alanlarını dronlar ve uzman ekiplerimizle tek tek ilaçlıyoruz. Hedefimiz, hemşehrilerimizin yaz aylarını daha konforlu ve sağlıklı geçirmesini sağlamak. Bu mücadelenin başarısı için vatandaşlarımızın desteği de büyük önem taşıyor" dedi. "Mücadelemiz devam ediyor" Vektörlerle Mücadele Şube Müdürü Uğur Dilik ise son yağışların ardından oluşan sulak alanlarda hızlı bir şekilde uygulamalara başladıklarını belirterek, "Normal sezonda rezidüel uygulamalar, çöp ve gübrelik alan uygulamaları, rögar kapaklarında hamam böceğine yönelik çalışmalar ve kemirgenlere karşı mücadelemiz devam ediyor" diye konuştu. Durağan sulara dikkat Vatandaşların da bu süreçte bilinçli davranmasının önemli olduğunu vurgulayan Dilik, bahçelerde bulunan su kapları, bidonlar, variller ve saksı altlarında biriken suların sivrisineklerin üreme alanı haline gelebileceğini belirterek bu alanların düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Sahada karşılaşılan durumlara dikkat çekti Veteriner İşleri Dairesi Başkanlığı saha personeli Ali Işılak ise sahada en çok karşılaşılan durumlara dikkat çekerek, sokak hayvanları için bırakılan su kaplarında biriken sular, sığınak ve kazan dairelerinde oluşan durgun sular, lastikler ve bahçelerdeki süs havuzlarının sivrisinek larvaları için uygun ortam oluşturduğunu ifade etti. Işılak, bu alanların düzenli olarak temizlenmesi ve suyun durgun kalmaması gerektiğini belirterek, vatandaşların duyarlı olmasının mücadeleye büyük katkı sağlayacağını dile getirdi.