Son Dakika
|
Trump: "İran bugün çok ağır darbe alacak"
Dubai Uluslararası Havalimanına İHA saldırısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Krallık Başbakanı Starmer ile telefonla görüştü
Beşiktaş’ta gece kulübü kundaklandı: Mekan sahibi öldürüldü
Hande Yener hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması
ABD’ye ait askeri helikopter Japonya’da beyzbol sahasına acil iniş yaptı
Antalya’da balıkçı teknesi battı: 3 kişi denize atlayarak kurtuldu
İsrail ordusu: "80'den fazla savaş uçağı gece boyu İran'a 230 bomba attı"
Antalya’da 4 katlı binada yangın paniği!
SAĞLIK
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34:44
Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 13:05
Bayburt’ta aile hekimlerine ruh sağlığı eğitimi verildi
Bayburt’ta aile hekimlerine yönelik düzenlenen eğitimde, ruh sağlığı alanında tanıdan tedaviye güncel yaklaşımlar ele alındı. Sağlık Bakanlığının ‘Koruyan Sağlık’ ve ‘Geliştiren Sağlık’ yaklaşımı kapsamında aile hekimlerine ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Ruh Sağlığı’ eğitimi verildi. Mesleki gelişimi desteklemek ve klinik entegrasyon süreçlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen eğitim, hastanede görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Fatma İlhan, Psikiyatri Uzmanı Büşra Köroğlu ile Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Furkan Erbay tarafından gerçekleştirildi. Eğitim programında, ruh sağlığı alanında güncel tanı ve tedavi yaklaşımlarına ilişkin bilgi paylaşımında bulunuldu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:56
Bayburt’ta bağımlılıkla mücadele çalışmaları değerlendirildi
Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu’nun 2026 yılı ilk toplantısında, bağımlılıkla mücadele kapsamında il genelinde yürütülen çalışmalar ele alındı. Vali Yardımcısı Yunus Coşkun başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun önemi vurgulandı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay tarafından sunum yapıldı ardından ilgili kurum müdürleri tarafından kurumların gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:46
Koklear İmplant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor
Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde belirlenebildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri Bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan, koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
06 Mart 2026 Cuma- 12:17
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
3
06 Mart 2026 Cuma- 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
5
06 Mart 2026 Cuma- 16:01
Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliği
23 Ocak 2026 Cuma - 15:42
Uzmanından sirozdan korunma önerileri
Siroz hastalığından korunma yollarına değinen Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Özgür Ecemiş, "Sirozu önlemek için alkol tüketimini bırakmak, sigara kullanmamak, yağlı ve hayvansal kaynaklı besinlerden uzak durmak, aşırı kilo almamak, Hepatit aşısı olmak, mevcut Hepatit hastalığı varsa tedaviyi aksatmamak ve sık sık kontrole gitmek gerekmektedir. Hepatit B ve C nedeniyle oluşan sirozun ilerlemesi tedavi yoluyla önlenebilir ancak alkol sebebiyle oluşan siroz için ise aynı durum geçerli değildir" dedi. Siroz hastalığına Hepatit ve alkol kullanımının neden olduğunu belirten Liv Hospital Gastroenteroloji Uzm. Dr. Özgür Ecemiş, özellikle Hepatit B ya da C’nin neden olduğu sirozun ilerlemesinin tedaviyle önlenebildiğini, ancak alkol nedeniyle oluşan sirozun ise tedavisinin zor olduğunu söyledi. "Halsizlik ve yorgunluk görülebilir" Ölümcül siroz hastalığının belirtileri ve tedavisi hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Ecemiş, "Karaciğer yetmezliğiyle sonuçlanabilen siroz hastalığının başlıca nedenleri; Hepatit B ve C ye bağlı kronik karaciğer hastalıkları ve alkoldür. Hastalığın ilk evrelerinde görülen semptomlar halsizlik ve yorgunluk; daha sonraki evrelerde ise karında ve bacaklarda şişlik, gözlerde sarılık, ağızdan kan gelmesi, şuur bulanıklığıdır. Kimi zaman hasta, hastaneye koma halinde götürülebilmektedir" diye konuştu. "Hepatit B ve C nedeniyle oluşan sirozun ilerlemesi tedavi yoluyla önlenebilir" Sirozu önlemenin yollarından bahseden Uzm. Dr. Ecemiş, "Sirozu önlemek için Hepatit B ya da C olan ve alkol kullanan kişilerin yakından takip edilmesi ve tedavilerinin düzenlenmesi gerekiyor. Hepatit B ve C nedeniyle oluşan sirozun ilerlemesi tedavi yoluyla önlenebilir ancak alkol sebebiyle oluşan siroz için ise aynı durum geçerli değildir" şeklinde konuştu. "Ultrason ile tanı konulabilir" Siroz hastalarının kendilerine çok iyi bakması gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Ecemiş, "Siroz hastalığının fiziki muayene belirtileri ciltte gelişen örümcek ağı şeklindeki lezyonlar, karın duvarında varislerin çıkması ve karında su (asit) bulunmasıdır. Fiziki muayene dışında özellikle ultrason ve gerektiği takdirde biyopsi alınması da diğer tanı yöntemleri arasında yer alıyor. Sirozu önlemek için alkol tüketimini bırakmak, sigara kullanmamak, yağlı ve hayvansal kaynaklı besinlerden uzak durmak, aşırı kilo almamak, Hepatit aşısı olmak, mevcut Hepatit hastalığı varsa; tedaviyi aksatmamak ve sık sık kontrole gitmek gerekmektedir" ifadelerini kullandı.
23 Ocak 2026 Cuma - 15:09
Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı"
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden Perinatoloji Uzmanı Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğurabilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğabilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenza tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle eylül ve nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımızı da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 15:00
Uzmanından uyarı: "Gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı"
Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Perinatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Coşkun Ümit, "Özellikle gebelerimiz influenza hastalığında doktor tavsiyesi dışında asla ilaç kullanmamalı" dedi. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğinden Uzm. Dr. Coşkun Ümit, influenza gribine yakalanan gebelere tedavi konusunda uyarılarda bulundu. Ümit, "Gebelik fizyolojik değişiklikleri itibari ile influenza virüsünün daha tehlikeli olduğu daha etkin olduğu gebelerimizi ve fetüslerimizin hayatını tehdit edebileceği bir süreç" ifadelerini kullandı. Gebelikte bu sürecin ağır olmasının sebeplerine değinen Ümit, "Fetüsün baskısı nedeniyle diyafram dediğimiz karın zarının üste doğru çıkması ve bunun da akciğer kapasitesini azaltması. Diğer bir neden ise gebelikte bağışıklık sisteminde gerçekleşen değişiklikler ve son olarak da kardiyak output dediğimiz kalbin kan pompalama basıncının artması ve dolayısıyla oksijen tüketiminin artması. Normalde ufak tefek semptomlarla belirtilerle atlattığımız bir grip virüsü bir soğuk algınlığı gebelerimizde oldukça ağır seyredebilmek de dolayısıyla normalde ayaktan atlata bildiğimiz influenza yani grip hastalığı gebelerde oldukça ağır seyretmekte" şeklinde konuştu. İnfluenza virüsünün gebelerdeki tehlikesine vurgu yapan Ümit sözlerine şöyle devam etti: "Anne karnındaki fetüs ilk haftalarda karşılaşırsa bir kere yarık damak dudak gibi nöral tip tefek kuyruk sokumunu açıklığı gibi ateşle beraber olabilecek konjenital anomaliler fetüs etkilemekte. Yine bebekle ilgili erken doğum tehlikesi, düşük doğum ağırlığı, gelişme geriliği ve hatta fetüsün anne karnında kaybına kadar giden istemediğimiz ciddi belirtiler, ciddi sonuçlar doğura bilmekte. Peki annelerimiz de neler olabilir onlarda da çok ciddi bilinç bulanıklığı, öksürük, düşmeyen ateş, titreme, terleme ve hatta bazen yoğun bakım ihtiyacı bile doğa bilmekte. Dolayısıyla influenzayı gebelikte kesinlikle ve kesinlikle küçümsemeyeceğiz ve gerekli önlemleri alacağız." Hamile bireylerin kendini nasıl koruması gerektiği hakkında bilgi veren Ümit, şu ifadeleri kullandı: "İnfluenzada tabii ki hepimizin bildiği bu soğuk algınlığı belirtileri dediğimiz öksürük, ateş, boğaz ağrısı, boğazda yanma, burun tıkanıklığı, burun akıntısı, terleme, düşmeyen ateş. Bir kere hastaneye başvurmamız gereken halsizlik, kırgınlık, yaygın kas ağrısı. Bunlar influenzanın hepimizin çok iyi bildiği belirtileri. Tabii ki gebelikte kullandığımız ilaçlar son derece önemli her ilacı kullanamıyoruz çünkü bazı ilaçlar bebeğe olumsuz etkiler oluşturabiliyor. Dolayısıyla doktor reçetesi olmadan, doktor tavsiyesi olmadan kulaktan dolma bilgilerle asla ilaç kullanmayalım. Sadece sağlık kuruluşlarında doktorlarımızın reçete ettiği ilaçları kullanalım. Aşıyı zaten vurguladım, mutlaka özellikle Eylül ve Nisan ayları arasında hangi haftada olursak olalım, gebeliğin hangi haftasında, hangi periyodunda olursak olalım grip aşımızı muhakkak yaptıralım. Grip aşısı bebeğe herhangi bir zarar kesinlikle vermiyor. İlk üç ay, ikinci üç ay ve üçüncü üç ay güvenle yapılabilir. Annemizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeğimizi de koruyor. Çünkü bu antikorlar yani bu bağışıklık maddeleri bağışıklık etkenleri plasenta yoluyla bebeğe de geçmekte. Bu bizim için büyük bir avantaj, dahası bu etkiler emzirme sürecinde de gene bu olumlu etkiler, bu antikorlar anne sütü yoluyla bebeğe geçip ilk altı ayda bebeğin korunmasını sağlamakta. Bu neden önemli çünkü ilk altı ay bebeğin en savunmasız, en hassas ve dış etkenlere en açık olduğu dönem. Dolayısıyla aşımız sadece gebelerimizi korumakla kalmıyor, aynı zamanda bebeklerimizi, yeni doğanlarımız da koruyor." Ümit, acil bir durum olmadıkça kendilerini izole etmeleri gerektiğini söyleyerek, "Bunların da gene gebelikte güvenilirlikleri ispatlanmış, çeşitli antiviral ajanlar bunları da gene güvenle gebelikte kullanabiliyoruz ve mutlaka maske takılması gerektiğini, grip belirtileri olan birinin mutlaka karantina gibi dediğimiz mümkünse dışarıya çıkmaması, acil bir durum olmadıkça kendini koruması, kendini dışarıdan izole etmesi son derece önemli" dedi. (ECE-
23 Ocak 2026 Cuma - 14:40
Van’da hastanın göğüs kafesi açılmadan akciğerin yarısı çıkarıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez uygulanan "Uniportal VATS" yöntemiyle hastanın göğüs kafesinde büyük bir kesi açılmadan sol üst akciğer lobu kapalı yöntemle çıkarıldı. Van’ın İpekyolu ilçesinde yaşayan Nazime Alioğlu (63), göğüs ağrısı şikâyetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne başvurdu. Yapılan tetkiklerde hastanın sol akciğerinin üst lobunda kitle tespit edilmesi üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Hastanede gerçekleştirilen operasyonda, sadece tek bir küçük kesiden ilerletilen kamera ve ileri teknolojik cerrahi ekipmanlar kullanıldı. Bu yöntemle hastanın sol üst akciğer lobu (lobektomi) tamamen kapalı olarak başarıyla alındı. Uniportal VATS tekniğinin, klasik açık ameliyatlara kıyasla daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme gibi avantajlar sunduğu belirtildi. Operasyon sonrası hastanın genel durumunun iyi olduğu ve taburculuğunun planlandığı kaydedildi. Konuya ilişkin konuşan Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Beniz İrem Ersoy Şığva, hastanın göğüs ağrısı şikâyetiyle polikliniğe başvurduğunu belirtti. Op. Dr. Şığva, "Yapılan tetkiklerde hastanın sol akciğerinin üst lobunda kitle tespit edildi. Bunun üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Bölgede nadir yapılan ve hastanemizde ilk kez uygulanan tek kesiden kapalı ameliyat (Uniportal VATS) yöntemiyle hastanın sol akciğer üst lobu başarıyla çıkarıldı" dedi. Ameliyatın kapalı yöntemle gerçekleştirilmesi sayesinde hastanın ameliyat sonrası konforunun arttığını dile getiren Şığva, "Hastanın ağrısı daha az oldu ve hastanede yatış süresi kısaldı. Genel durumu iyi olan hastamızın yarın taburcu edilmesi planlanıyor" ifadelerini kullandı. Uniportal VATS yönteminin dünyada yaygın olarak kullanılan cerrahi tekniklerden biri olduğunu belirten Şığva, "Normalde kapalı akciğer ameliyatları iki ya da üç farklı kesiden yapılırken, teknolojinin gelişmesiyle birlikte hastanemizde bu operasyon tek bir kesiden başarıyla gerçekleştirildi" diye konuştu. Göğüs ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran ve yapılan başarılı ameliyatın ardından annesinin sağlığına kavuştuğunu ifade eden Haşim Alioğlu isimli hasta yakını ise operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Beniz İrem Ersoy Şığva ve Op. Dr. İlknur Aydar’a teşekkür etti.
23 Ocak 2026 Cuma - 14:31
Evde tansiyon ölçümünde dikkat edilmesi gerekenler
Özel Denizli Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Akan İlhan, evde tansiyon ölçümünün nasıl yapılması gerektiğini ve 40 yaş üzeri bireyleri düzenli olarak ölçüm yapmaları konusunda uyardı. Özel Denizli Tekden Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Şeyma Akan İlhan, evde tansiyon ölçümünün doğru şekilde yapılmasının erken tanı ve tedavi açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Tansiyon ölçümünden önce mutlaka 5-10 dakika dinlenilmiş olması gerektiğini ifade eden Dr. İlhan, son 30 dakika içinde çay, kahve ve sigara tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Ölçüm sırasında kişinin oturur pozisyonda, sırtı yaslanmış halde olması gerektiğini vurgulayan Dr. İlhan, kolun kalp hizasında tutulmasının ve bacak bacak üstüne atılmaması konusunda uyarılarda bulundu ve bu hususların dikkat edilmediğinde yanlış sonuç alınılacağını söyledi. Tansiyon aletinin manşonunun kola ne çok sıkı ne de çok gevşek bağlanması gerektiğini belirten İlhan, ölçüm esnasında konuşulmaması gerektiğinin de altını çizdi. Ailesinde tansiyon hastalığı bulunan bireyler ile özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerin evde belirli aralıklarla tansiyon ölçümü yapmasının erken tanı açısından önemli olduğunu ifade eden Dr. İlhan, tansiyonun uzun süre belirti vermeden yüksek seyredebildiğini söyledi. Yüksek tansiyonun göz, kalp, beyin ve böbrek sağlığını olumsuz etkileyebileceğini dile getiren İlhan, erken tanı ve düzenli takibin hayati öneme sahip olduğunu belirtti. Ayrıca uzun süredir aynı tansiyon ilacını kullanan hastaların da ölçümü ihmal etmemesi gerektiğini vurgulayan Dr. İlhan, "İlaç kullanan bireyler, herhangi bir şikayetleri olmasa bile belirli aralıklarla tansiyonlarını ölçmeli ve anormal bir değerle karşılaştıklarında mutlaka hekime başvurmalıdır" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 13:13
Verem geçmişte kalmadı: Uzmanlardan "hala aramızda" uyarısı
Bir dönem geçmişte kaldığı düşünülen verem, artan vaka sayılarıyla birlikte günümüzde yeniden gündemde. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin,"Verem hastalığı denince çoğumuzun aklına sanatoryumlar ve geçmişte kalmış hastalıklar gelmektedir, oysa gerçek şu ki verem ne tarihe karıştı ne de etkisini yitirdi" ifadelerini kullandı. Dünya genelinde çarpıcı rakamlar Verem vakalarında dünya genelindeki tabloya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Nurten Elkin, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çekti. Elkin, "Dünya Sağlık Örgütü’nün en güncel verileri çarpıcı: 2023 yılında dünyada 10,8 milyon kişi vereme yakalandı, 1,25 milyon kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Yani verem, COVID-19 sonrası dönemde yeniden en ölümcül bulaşıcı hastalıklar arasında ilk sıraya yerleşti. Bu rakamlar bize şunu söylüyor: Verem hâlâ aramızda ve sandığımızdan çok daha yakın" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin veremle mücadelede önemli mesafeler katettiğini de vurgulayan Elkin, buna rağmen riskin sürdüğünü belirtti. Elkin, "Türkiye veremle mücadelede başarılı ülkelerden biri. Güçlü aşı programı, ücretsiz tanı ve tedavi imkanları sayesinde vaka sayıları geçmişe kıyasla ciddi biçimde azaldı. Ancak bu başarı, rehaveti beraberinde getirmemeli. Güncel verilere göre ülkemizde verem insidansı yaklaşık 11,2/100.000. Bu, her yıl binlerce kişinin bu hastalıkla tanıştığı anlamına geliyor" dedi. Verem bireysel değil, toplumsal bir hastalık Veremin yalnızca bireysel bir hastalık olarak görülmemesi gerektiğini de ayrıca ifade eden Elkin, "Veremi yalnızca "hasta olan kişinin sorunu" olarak görmek en büyük hata. Çünkü verem hava yoluyla bulaşıyor. Tedavi edilmeyen bir hasta, aylarca çevresindekilere hastalığı farkında olmadan bulaştırabiliyor. Bu nedenle verem, sadece bir enfeksiyon hastalığı değil; doğrudan bir halk sağlığı sorunudur. Bir kişide geciken tanı, toplumda onlarca yeni vakaya zemin hazırlayabilir" değerlendirmesinde bulundu. Tedaviyi yarım bırakmak büyük tehlike Verem tedavisinin uzun süreli olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Nurten Elkin, hastaların sık yaptığı hatalara da dikkat çekti. Elkin, "Verem tedavisi uzun sürelidir. Genellikle en az 6 ay düzenli ilaç kullanımı gerekir. Hastaların en sık yaptığı hata ise şudur: ‘Şikâyetlerim geçti, iyileştim’ düşüncesiyle ilaçları erken bırakmak. Oysa belirtilerin kaybolması, mikrobun tamamen yok olduğu anlamına gelmez. Tedavi yarım bırakıldığında hastalık geri döner, kişi tekrar bulaştırıcı hale gelir ve en önemlisi, mikrop ilaçlara direnç kazanır" dedi. Dirençli verem tedaviyi zorlaştırıyor Açıklamasında dirençli veremin ortaya çıkış nedenlerine de değinen Elkin, "Dirençli tüberküloz, kullanılan verem ilaçlarının artık etkili olmadığı durumdur. Bu tablo çoğu zaman düzensiz ya da yarım bırakılan tedaviler sonucunda ortaya çıkar. Dirençli veremde tedavi süresi aylar değil, yıllar sürebilir, kullanılan ilaçlar daha fazla yan etkiye sahiptir, tedavi hem hasta hem sağlık sistemi için çok daha zorludur. Kısacası, ilaçları zamanında ve eksiksiz kullanmamak, sadece bireyi değil, toplumun tamamını riske atan bir sonuç doğurur" ifadelerini kullandı. Aşı ve erken tanı hayat kurtarıyor BCG aşısının önemine de değinen Elkin, "BCG aşısı özellikle bebekleri ve çocukları veremin en ağır ve ölümcül formlarından korur. Menenjit ve yaygın verem gibi hayati risk taşıyan tabloların önüne geçer. Bu nedenle aşı programları, veremle mücadelenin temel taşlarından biridir. Aşının sağladığı koruma, toplum sağlığı açısından vazgeçilmezdir" dedi. Erken tanının önemine de özellikle vurgu yapan Elkin, "Uzun süren öksürük, gece terlemesi, kilo kaybı, halsizlik. Bu belirtiler "geçer" diye ertelenmemeli. Çünkü verem erken yakalandığında tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı tedavi süresini kısaltır, bulaşmayı önler, ilaç direnci gelişme riskini azaltır, ölüm oranlarını belirgin biçimde düşürür ve geç kalındığında ise bedeli hem birey hem toplum için ağır olur" şeklinde konuştu. "Veremle mücadele bitmedi" Tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına ve hatta ölüme yol açabilen bir hastalık olan verem hastalığı konusunda; İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Elkin, "Veremle mücadele bitmedi. Aşıya güvenmek, belirtileri ciddiye almak ve zamanında sağlık kuruluşlarına başvurmak, hem bireysel hem de toplumsal korunmanın en etkili yoludur" ifadelerini kullandı.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:59
Ayancık Devlet Hastanesi’ne yeni uzman takviyesi
Ayancık Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosu güçlenmeye devam ederken bu kapsamda Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Hasine Gözde Dalkılıç hastaneye atanarak görevine başladı. Gerçekleştirilen yeni atamayla birlikte Ayancık ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşların göz hastalıklarıyla ilgili sağlık hizmetlerine erişiminin daha hızlı ve nitelikli hale gelmesi amaçlanıyor. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, Op. Dr. Dalkılıç’a görevinde başarılar dilenirken, atamanın bölge halkı için hayırlı olması temenni edildi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:53
Batman’da ameliyat edilen hastanın bel kemikleri çıkarılıp tekrar takıldı
Doğuştan meningomyelosel hastalığıyla dünyaya gelen 11 yaşındaki Bünyamin Çiçek, omurilikte sinirlere baskı yapan kitle nedeniyle felç riskiyle karşı karşıya kaldı. Bünyamin, Batman’da ilk defa yapılan ve bel kemikleri çıkarılıp tekrar takılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Yüksek riskli ameliyat, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Hüseyin Ömer Semiz tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyatla ilgili bilgi veren Op. Dr. Semiz, "Bu tür vakalarda en küçük bir sinir hasarı bile kalıcı felce yol açabilir. Amacımız sadece mevcut sorunu çözmek değil, çocuğun geleceğini de korumaktı. Şükürler olsun ki hastamızda hiçbir nörolojik kayıp gelişmedi" dedi. Batman’da ilk kez uygulanan laminoplasti tekniğiyle omurgaya vida veya platin yerleştirilmeden operasyonun tamamlandığını belirten Op. Dr. Semiz, "Bu yöntemle omurganın doğal yapısını koruduk. Böylece çocuğumuzun ilerleyen yıllardaki büyüme ve gelişimi de güvence altına alınmış oldu’’ ifadelerini kullandı. Ameliyat sonrası konuşan aile ise, "Çok zor bir süreçti. Felç olma ihtimali bizi çok korkutuyordu. Doktorumuza ve sağlık ekibine güvenimiz boşa çıkmadı. Oğlumuzun sağlığına kavuşması bizim için önemli’’ diyerek doktor ve ekibine teşekkür etti. Başarılı operasyonun ardından Bünyamin Çiçek’in genel durumunun iyi olduğu ve takiplerinin sürdüğü bildirildi. Kamu hastanesinde gerçekleştirilen bu ileri düzey cerrahi operasyon, benzer riskler taşıyan çocuk hastalar için umut oldu.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:50
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden 2025 yılında 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastaya sağlık hizmeti
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, 2025 yılında 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastaya sağlık hizmeti sundu. Hastane, sunduğu nitelikli ve güvenilir sağlık hizmetleriyle yabancı hastaların tercih ettiği merkezler arasında yer aldı. Doğal, kültürel ve tarihi zenginlikleriyle Türkiye’nin önemli turizm merkezlerinden biri olan Alanya, sağlık alanında da öne çıkıyor. Sağlık Bakanlığı bünyesinde, üniversite iş birliğiyle hizmet veren Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, yabancı hastalara sunduğu kapsamlı sağlık hizmetleriyle dikkat çekiyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "2025 yılı içerisinde 112 ülkeden 21 bin 102 yabancı hastamızın sağlık hizmeti almasını sağladık. Hastanemizi en fazla 4 bin 449 kişiyle Rusya Federasyonu vatandaşları tercih etti. Rusya’yı sırasıyla Ukrayna, Almanya, İran ve Kazakistan takip etti" dedi. Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, yabancı hastaların en çok başvurduğu birimlerin ise İç Hastalıkları, Kardiyoloji, Enfeksiyon Hastalıkları, Genel Cerrahi Klinikleri olduğunu açıkladı. Ayrıca 2025 yılında 297 yabancı hastanın ameliyatının başarılı bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti. "En iyi sağlık hizmetini vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almaya hak kazanan hastaneler arasında yer aldıklarını vurgulayan Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "Dört farklı dili konuşabilen tercümanlarımızla yabancı hastalarımıza kaliteli, güvenilir ve anlaşılır sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Hastanenin Anamur, Akseki, Gündoğmuş ve Gazipaşa ilçelerini kapsayan geniş bir bölgeye hizmet verdiğini de belirten Prof. Dr. Karakuş Yılmaz, "420 yatak kapasiteli hastanemizde, günlük binin üzerinde Türk vatandaşı hastamıza da poliklinik hizmeti sunuyor, hem yerli hem de yabancı hastalarımıza en iyi sağlık hizmetini vermek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:32
Batman’da ameliyat edilen hastanın bel kemikleri çıkarılıp tekrar takıldı
Doğuştan meningomyelosel hastalığıyla dünyaya gelen 11 yaşındaki Bünyamin Çiçek, omurilikte sinirlere baskı yapan kitle lezyonu nedeniyle felç riskiyle karşı karşıya kaldı. Bünyamin, Batman’da ilk defa yapılan ameliyat ile sağlığına kavuştu. Yüksek riskli ameliyat, beyin ve sinir cerrahisi uzmanı Op. Dr. Hüseyin Ömer Semiz tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyatla ilgili bilgi veren Op. Dr. Semiz, "Bu tür vakalarda en küçük bir sinir hasarı bile kalıcı felce yol açabilir. Amacımız sadece mevcut sorunu çözmek değil, çocuğun geleceğini de korumaktı. Şükürler olsun ki hastamızda hiçbir nörolojik kayıp gelişmedi" dedi. Batman’da ilk kez uygulanan laminoplasti tekniğiyle omurgaya vida veya platin yerleştirilmeden operasyonun tamamlandığını belirten Op. Dr. Semiz, "Bu yöntemle omurganın doğal yapısını koruduk. Böylece çocuğumuzun ilerleyen yıllardaki büyüme ve gelişimi de güvence altına alınmış oldu’’ ifadelerini kullandı. Ameliyat sonrası konuşan aile ise "Çok zor bir süreçti. Felç olma ihtimali bizi çok korkutuyordu. Doktorumuza ve sağlık ekibine güvenimiz boşa çıkmadı. Oğlumuzun sağlığına kavuşması bizim için önemli’’ diyerek doktor ve ekibine teşekkür etti. Başarılı operasyonun ardından Bünyamin Çiçek’in genel durumunun iyi olduğu ve takiplerinin sürdüğü bildirildi. Kamu hastanesinde gerçekleştirilen bu ileri düzey cerrahi, benzer risk taşıyan çocuk hastalar için umut oldu.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:25
Suçiçeğine dikkat : "İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz"
Ateş, halsizlik ve döküntülerle kendini gösteren, bulaşıcı bir hastalık olan suçiçeğine ilişkin konuşan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Aysu Özge Yönetci Pekuz, "Genellikle iyi seyirli ancak oldukça bulaşıcı. Özellikle adölesan dönemde geçirildiğinde de karaciğer yetmezliğine kadar yol açabildiği ölümcül tablolar olabiliyor. Geçmişe nazaran şu zamanlarda daha fazla görüyoruz. Bu yıl suçiçeği vakası çok fazla arttı. Son 1 aydır poliklinikte suçiçeğini görmediğim bir gün yok. İlk defa böyle bir sıklık görüyoruz. Bu bizim alarm etmeli, dikkatli olmalıyız" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 12:12
Başkan Subaşı, "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz"
Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı yaptığı açıklamada, "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz. Seçim döneminde söz vermiş olduğumuz bir hizmeti daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz’’ dedi. Başkan Subaşı, Bilecik Belediyesi tarafından Haziran 2025 tarihi itibariyle hizmete sunulan Bilkart Ulaşım Sistemi hakkında kamuoyunu bilgilendirici açıklamalarda bulundu. Bilecik Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Ulaşım Hizmetleri Birimi’ni ziyaret eden Başkan Subaşı, ilgili birim çalışanlarından sistemin işleyişi hakkında bilgi aldı.Dolmuş hatları, güzergah bilgileri ve sistemdeki veriler hakkında bilgiler alan Başkan Subaşı, "Bilkart Sistemi ile şehir içi ulaşımda modern, güvenli ve temassız ödeme dönemini başlatarak, seçim sürecinde verdiğimiz sözlerden birini daha hayata geçirmenin mutluluğunu sizlerle paylaşıyoruz’’ dedi. "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz’’ Açıklamasında "Her açıdan çağa ayak uydurmak istiyoruz" diyen Başkan Subaşı, "İlimizde daha önce halk dolmuşlarında akıllı ulaşım sistemi yoktu. Bu yüzden 65 yaş üstü vatandaşlarımız, engelli bireylerimiz ya da öğrencilerimiz zorluklar yaşıyordu. Bizler çağa ayak uydurmak istiyoruz. Artık sistem için oluşturulan kartlarla ulaşımda rahatlık ve kolaylığı yakalamamız gerekiyordu" ifadelerini kullandı. "Her araçta bulunan kameralarla güvenli ve sağlıklı ulaşım imkanı sağlıyoruz" Her araçta bulunan kameralarla güvenli ve sağlıklı ulaşımın elde edildiğini hatırlatan Başkan Subaşı, "Araçlarımızın nerede olduğu, ne zaman durağa geleceği, hızı ve benzeri birçok konuda vatandaşlarımız uygulama sayesinde bilgi sahibi olabiliyor. Aynı zamanda Ulaşım Hizmetleri Birimindeki arkadaşlarımız da her bir aracı takip edebiliyor. Sistem kapsamında şu ana kadar ilimizde 20 bini aşkın dört ayrı kalemde kartı vatandaşımızla buluşturduk. Bir Haziran’da başlayan sistem kapsamında yıl sonuna kadar 2 milyona yakın biniş gerçekleşmiş olduğunu arkadaşlarımızın verdiği bilgiyle öğrendik. Bu binişlerin yüzde 7.5’ini kapsayan yaklaşık 252 bin adet binişi ücretsiz olarak belediyemizin destekleriyle halkımızla buluşturduk" dedi. Başkan Subaşı, telefonlara yüklenebilen ‘Bilecik Ulaşım’ uygulamasıyla vatandaşlarımızın araçları takip, geliş ve geçiş zamanları gibi birçok konuyu yakından takip edebileceği bilgisini de verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder