Son Dakika
|
Trump: "İran bugün çok ağır darbe alacak"
Dubai Uluslararası Havalimanına İHA saldırısı
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Azerbaycan, İran'daki tüm diplomatik personelini geri çekiyor
İran, Kuveyt'te ABD üssünü hedef aldı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ile telefonda görüştü
Savaş sonrası İranlılar ülkelerine dönüyor
FETÖ firarisi Şadan Sakınan’ın ifadesi ortaya çıktı!
İran, Bahreyn'de otel ve 2 konutu hedef aldı
Bakan Gürlek'ten 'Umut Hakkı' açıklaması!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Devletleri Teşkilatı heyetini kabul etti
Cumhurbaşkanı Erdoğan Birleşik Krallık Başbakanı Starmer ile telefonla görüştü
Beşiktaş’ta gece kulübü kundaklandı: Mekan sahibi öldürüldü
Hande Yener hakkında ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması
ABD’ye ait askeri helikopter Japonya’da beyzbol sahasına acil iniş yaptı
Antalya’da balıkçı teknesi battı: 3 kişi denize atlayarak kurtuldu
İsrail ordusu: "80'den fazla savaş uçağı gece boyu İran'a 230 bomba attı"
SAĞLIK
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu
07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34:44
Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 13:05
Bayburt’ta aile hekimlerine ruh sağlığı eğitimi verildi
Bayburt’ta aile hekimlerine yönelik düzenlenen eğitimde, ruh sağlığı alanında tanıdan tedaviye güncel yaklaşımlar ele alındı. Sağlık Bakanlığının ‘Koruyan Sağlık’ ve ‘Geliştiren Sağlık’ yaklaşımı kapsamında aile hekimlerine ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar Ruh Sağlığı’ eğitimi verildi. Mesleki gelişimi desteklemek ve klinik entegrasyon süreçlerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen eğitim, hastanede görev yapan Psikiyatri Uzmanı Dr. Fatma İlhan, Psikiyatri Uzmanı Büşra Köroğlu ile Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Hastalıkları Uzmanı Dr. Muhammed Furkan Erbay tarafından gerçekleştirildi. Eğitim programında, ruh sağlığı alanında güncel tanı ve tedavi yaklaşımlarına ilişkin bilgi paylaşımında bulunuldu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:56
Bayburt’ta bağımlılıkla mücadele çalışmaları değerlendirildi
Bağımlılıkla Mücadele İl Koordinasyon Kurulu’nun 2026 yılı ilk toplantısında, bağımlılıkla mücadele kapsamında il genelinde yürütülen çalışmalar ele alındı. Vali Yardımcısı Yunus Coşkun başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, bağımlılıkla mücadelede kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun önemi vurgulandı. Toplantıda, İl Sağlık Müdürlüğü ile Yeşilay tarafından sunum yapıldı ardından ilgili kurum müdürleri tarafından kurumların gerçekleştirdiği faaliyetler hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:46
Koklear İmplant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor
Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde belirlenebildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri Bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan, koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
06 Mart 2026 Cuma- 12:17
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
3
06 Mart 2026 Cuma- 16:05
Bu hastanenin çalışanlarının yüzde 63’ü kadın
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
5
06 Mart 2026 Cuma- 16:01
Medicana Hastanesi’nden menopoz farkındalığı etkinliği
23 Ocak 2026 Cuma - 12:11
Pazaryeri Devlet Hastanesi’nde sağlıkta güçlü hizmet vurgusu
Pazaryeri İlçe Devlet Hastanesi’nde Hastane Başhekimi Dr. Abbas Karakurt, kesintisiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Pazaryeri ilçesinde görev yapan basın mensupları, Pazaryeri Devlet Hastanesi’ni ziyaret ederek yürütülen sağlık hizmetlerini yerinde inceledi. Ziyaret kapsamında gazeteciler, hastanenin mevcut çalışmaları, sunulan sağlık hizmetleri ve devam eden iyileştirme faaliyetleri hakkında detaylı bilgi aldı. Hastane Başhekimi Dr. Abbas Karakurt, basın mensuplarını karşılayarak Pazaryeri Devlet Hastanesi’nin ilçe halkına kesintisiz, kaliteli ve güvenilir sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Dr. Karakurt, özellikle son dönemde yapılan düzenlemeler, hasta memnuniyetini artırmaya yönelik uygulamalar ve sağlık hizmetlerinin etkinliğini yükselten çalışmalar hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu. Ziyarette; poliklinik hizmetlerinden acil servise, laboratuvar olanaklarından hasta bakım süreçlerine kadar birçok alanda yapılan iyileştirmeler yerinde gözlemlendi. Hastanenin fiziki koşullarının güçlendirilmesi, sağlık personelinin özverili çalışmaları ve modern hizmet anlayışı dikkat çekti.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:47
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nde sağlık kadrosuna uyum eğitimi
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nde göreve yeni başlayan sağlık personeline yönelik genel oryantasyon eğitimleri, hastane yönetiminin katılımıyla başarıyla tamamlandı. Hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında düzenlenen programda, hastaneye yeni atanan hemşireler, sağlık teknikerleri ve diğer çalışan hizmetler sınıfı mensubu personelin kuruma uyum sürecini hızlandırmak ve kurum kültürünü benimsemelerini sağlamak amaçlandı. Eğitimlerde genel hastane tanıtımı ve eğitim faaliyetlerinin işleyişi başta olmak üzere; renkli kodlar, hasta güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği, çalışan ve hasta hakları birimi işleyişi, enfeksiyon kontrol önlemleri, güvenli kan transfüzyonu uygulamaları ele alındı. Ayrıca afet durumları yönetimi, yangın söndürücülerin kullanımı ile temel ve ileri yaşam desteği konularında da bilgilendirmeler yapıldı. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Hizmet içi eğitim faaliyetleri kapsamında hastanemize yeni atanan hemşire, sağlık teknikeri ve diğer çalışan hizmetler sınıfı mensubu tüm personellerimize uyum süreçlerini hızlandırmak ve kurum kültürünü yansıtmak amacıyla, hastane yönetimimizin katılımlarıyla genel hastane tanıtımı, eğitim faaliyetleri işleyişi, renkli kodlar, hasta güvenliği, iş sağlığı ve güvenliği konuları, çalışan ve hasta hakları birimi işleyişi, enfeksiyon kontrol önlemleri, güvenli kan transfüzyonu uygulamaları, afet durumları yönetimi ve yangın söndürücülerinin kullanımı, temel ve ileri yaşam desteği konularında bilgilendirmeler yapıldı. Yeni atanan personellerimizi tebrik eder, eğitmenlerimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz" ifadeleri yer aldı.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:46
Yüksek enerjili ve işlenmiş gıdalar beynin ödül sistemini tetikleyerek hedonik açlığa yol açıyor
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi uzmanlarından Funda Kasapoğlu, yüksek enerjili ve işlenmiş gıdaların beyindeki ödül sistemini tetikleyerek 'hedonik açlığa' yol açtığını belirtti. Kasapoğlu, "Beyin otomatik olarak karar veriyor ve yeme isteği doyduktan sonra da devam ediyor" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:10
Bursa’ya 17 yeni 112 acil ambulansı
Bursa’da acil sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve müdahale kapasitesini en üst seviyeye çıkarmak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 17 yeni ambulans, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü filosuna dâhil edildi. Şehrin sağlık altyapısını modernize etme hedefi doğrultusunda gerçekleştirilen bu teslimatla birlikte, acil durumlarda vatandaşlara sunulan hizmetin etkinliği bir üst seviyeye taşınmış oldu. Bursa 112 filosuna katılmaları için Ankara’dan Bursa’ya getirilen ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü’nde gerçekleşen törenle hizmete girdi. Törene Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Doç. Dr. Hüseyin Aygün, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri, Bursa 112 Başhekimliği yöneticileri ve sağlık çalışanları katıldı. Ambulans sayısı 158’e yükseldi Törende konuşan İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, "Acil sağlık hizmetlerinin, ihtiyacı olan hastalara, 7 gün 24 saat kesintisiz bir şekilde ulaşmak, ilk müdahaleyi yapmak ve en uygun hastaneye nakletmek üzerine kurulu olduğunu belirtti. Bu sürecin insan gücü, araç ve ekipmanla yürütüldüğünü dile getiren Çetin, "Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla Bakanlığımızdan ilimize 17 adet ambulans gönderildi. İki tanesi 4X4 olmak üzere toplam 17 tam donanımlı ambulans ile filomuzu güçlendirdik ve ambulans sayımız 158’e çıktı." şeklinde konuştu. "Vakaya ulaşma süresinde başarılıyız" Bursa’da 100 noktada bulunan Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile il geneline acil sağlık hizmeti sunduklarını dile getiren Çetin, "Kentsel alanda vakaya erişme vaktimiz ortalama 7 dakikadır. Kırsal alanda ise 15 dakikadır. Bakanlık kriterlerine göre kentsel alanda vakaya erişme süresi 10 dakikanın altında olması gerekir. Kırsal alanlarda ise 30 dakikanın altında olması gerekir. Biz bunu çoktan başarmış durumdayız. Ekiplerimizle gurur duyuyoruz." dedi. "Çeşitlilik kaliteyi arttırıyor" İl Sağlık Müdürlüğü envanterinde bulunan obez ambulansı, 4 sedyeli ambulans, kar paletli ambulans ve yenidoğan ambulansı çeşitleriyle verilen hizmetin kalitesinin ve hızının arttığına dikkat çeken Çetin, "Bugün 1.466 personel ile verdiğimiz hizmetin kalitesini arttırmak için bize destek olan bakanlığımıza çok müteşekkiriz. Bakanlığımızın desteği ile Bursalı hemşerilerimize kaliteli hizmet vermek için çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:01
Kadınlarda tıraşsız saç ekimi mümkün: DHI tekniği öne çıkıyor
Estetik ve Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hayati Akbaş, son yıllarda gelişen DHI (Direct hair implantation) tekniği sayesinde kadınlarda hiç tıraş etmeden saç ekiminin mümkün hale geldiğini söyledi. Akbaş, Türkiye’nin saç ekimi alanında dünyada önemli bir merkez konumunda olduğunu vurguladı. Saç ekiminin Türkiye’de en sık yapılan estetik uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Prof. Dr. Akbaş, dünyanın dört bir yanından hastaların Türk doktorları ve hastaneleri tercih ettiğini ifade etti. Kadınlardan en sık gelen sorunun "Saç ekimi kadınlarda olur mu" olduğunu dile getiren Akbaş, bu noktada DHI tekniğinin önemli bir avantaj sağladığını kaydetti. "Tıraşsız saç ekimi kadınlar için büyük kolaylık" Kadınlar için saçın kesilmesinin ciddi bir handikap olduğunu söyleyen Akbaş, "DHI tekniğinin gelişmesiyle saçlarını kestirmeden, ekime ihtiyaç duyan kadınlarda rahatlıkla saç ekimi yapabiliyoruz. Bu da kadınların sosyal hayatlarından kopmamalarını sağlıyor" dedi. Saç dökülmesi, şakak açılması ve saç seyrekliğinin kadınlarda ciddi bir özgüven kaybına yol açtığını belirten Akbaş, "Saçın arka kısmındaki donör alan yeterliyse, uygun kadın hastalarda saç ekimi sorunsuz şekilde yapılabiliyor. Tıraş olmadığı için hastalar işlemden kısa süre sonra günlük yaşamlarına dönebiliyor" ifadelerini kullandı. "Doğallık ön planda, iyileşme süresi kısa" DHI tekniğinin hızlı bir işlem olduğuna dikkat çeken Akbaş, "Bu yöntemde doğallık ön plandadır. Mevcut saçlara zarar verilmez, iyileşme süresi oldukça kısadır ve hastalar kısa sürede sosyal hayatlarına geri dönebilir" diye konuştu. "Türkiye saç ekiminde dünya markası" Saç ekimindeki teknolojik gelişmelere de değinen Prof. Dr. Akbaş, "35 yıl önce ilk saç ekimlerini yaptığımızda kadınlarda saç ekimi neredeyse hiç düşünülmüyordu. O dönemde genel anesteziyle, 8 saatte yalnızca 270 greft ekilebiliyordu. Bugün ise gelişen tekniklerle 3 bin ila 6 bin greft arasında saç transferi rahatlıkla yapılabiliyor. Türkiye bu alanda dünyanın en iyileri arasında. Saç ekimi denildiğinde dünyada ilk akla gelen ülkelerden biri Türkiye" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:01
Kepez’den bir yılda 6 bin 577 kişiye ücretsiz kanser taraması
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nin mobil sağlık tırı, 2025 yılında mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak gerçekleştirdiği kanser taramalarıyla 6 bin 577 kişiye HPV, mamografi(MG) ve kolorektal(KL) tarama hizmeti ulaştırdı. Antalya Kepez Belediyesi , ‘Kanserde erken tanı hayat kurtarır’ anlayışıyla sosyal belediyecilik hizmetlerini sağlık alanında da vatandaşların ayağına taşıyor. Bu kapsamda Belediye Sağlık Merkezi’ne bağlı mobil sağlık tırı, 2025 yılı boyunca il genelinde yürütülen kanser taramalarıyla binlerce vatandaşa ulaştı. Sağlık merkezleri önü, mahalleler, ilçeler ve kamu kurumlarında gerçekleştirilen çalışmalar sayesinde HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramalarında önemli başarı elde edildi. Kepez ilçe sınırları ve komşu ilçeleri kapsayan taramalara toplam 6 bin 577 kişi katıldı. Bin 953 kişiye HPV taraması, 2 bin 969 kişiye mamografi ve bin 655 kişiye kolorektal kanser taraması yapıldı. Farkındalık çalışmaları Yıl boyunca en fazla yapılan tarama mamografi oldu. Kadınlara yönelik farkındalık çalışmalarının etkisiyle mamografi taramaları toplam taramaların neredeyse yarısını oluşturdu. HPV taramaları özellikle merkez ilçeler ve kadın nüfusun yoğun olduğu bölgelerde öne çıkarken, kolorektal taramalar kırsal ilçelerde ve ileri yaş grubunda yüksek katılım gördü. Antalya’nın her ilçesine ulaştırılan mobil kanser taramalarına en çok katılım Elmalı ilçesinden oldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği taramaları Muratpaşa ve Korkuteli ilçeleri takip etti. Ayrıca Akseki, Gündoğmuş ve Kumluca gibi ilçelerde nüfusa oranla yüksek katılım dikkat çekti. Kanserle mücadelede farkındalığı artırmak Sosyal belediyecilik anlayışıyla hizmet çalışmalarını yürüttüklerini belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Kanserde erken tanı hayat kurtarır. Mobil sağlık tırımızla 2025 yılı boyunca mahalle mahalle, ilçe ilçe dolaşarak HPV, mamografi ve kolorektal kanser taramaları yaptık. Toplamda 6 bin 577 vatandaşımız taramalara katılarak kendi sağlığı için önemli bir adım attı. Amacımız, her vatandaşımıza erken teşhis imkanını sunmak ve kanserle mücadelede farkındalığı artırmaktır" dedi.
23 Ocak 2026 Cuma - 11:00
’Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ’çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da eylül sonu, ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ’Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ’bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu.
23 Ocak 2026 Cuma - 10:57
‘Hemen iyi olsun’ derken influenzaya karşı yenik düşmeyin
Kış aylarında çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarına dikkat çeken uzmanlar özellikle grip, nezle ve beta enfeksiyonlarına karşı sarı seruma karşı uyarıda bulunurken, önleyici tedbirler ve tedavi yöntemleri hakkında tavsiyelerde bulunuyor. Kış aylarında özellikle çocuklarda artan enfeksiyon hastalıklarıyla çocuk acil servisleri ve polikliniklere en sık başvuru nedenlerinden oluyor. Aileler, ise önlem amaçlı antibiyotik ve sarı seruma yöneldiğini anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, çocukların ilk olarak el temizliğine dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Aslında, eve gelince ellerinin yıkanması gerekiyor; ama çocuklarımıza bu alışkanlığı okulda da vermemiz gerekiyor. Sık sık ellerini yıkanmalarını, yine açık havaya gitmelerini, hasta olan arkadaşı varsa birazcık daha dikkat etmelerini, hasta bir çocuk varsa evde yine eğitim verip, mesela hapşırıyorsa ellerine değil de kollarını kullanarak hapşırmasını ve mümkünse de hasta çocukların bir müddet izole edilmesini öneriyoruz" dedi. "Bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" İnfluenza ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs olduğuna dikkat çeken Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Şimdi poliklinik ve başvurumuz arttı ateşi var, nezle, grip gibi şikayetlerle. Bu ne oluyor, çocuk bir ortamda hasta olduğu zaman, arkadaşını ikisini etkiliyor, ikisi dördüne etkiliyor. Bu sefer tekrardan toplamaya başladığı zaman, diğer çocuktan aynı çocuğa enfeksiyon tekrardan geliyor. Ve aile diyor ki, ‘çocukluğumuz bir türlü iyileşmiyor’ aslında bir türlü iyileşmiyor değil, bir çok virüs var, farklı farklı virüsle enfekte oluyor. Bu aşamada da elimizde ilaçlarımız, enfeksiyonlar konusuna sınırlı. Sadece şu anda gündemde olduğu için, influenza gibi bir enfeksiyonu korumak için her sene yapılan rutin aşımız var. Bunu da Eylül’ün sonu, Ekim gibi yapılmasını öneriyoruz. Çünkü influenza gerçekten ağır seyredebilen, komplikasyonları yüksek olan bir virüs. Sadece tabii el yıkamaya gelen önlemleri almak önemli, ama bu aşamada korunabileceğimiz bir aşımız varken de her sene bunun yapılmasını öneriyoruz" şeklinde konuştu. "Çok ciddi alerjik reaksiyonları var" Sarı serumun zararlarına değinen Doç. Dr. Özge Metin Akcan, "Sarı serum, kesinlikle çocuklarda önermiyoruz. Ayrıca, çok ciddi alerjik reaksiyonları var. Bunları çocuklara, hatta kişiye de yapılmasını önermiyoruz. Bunlar çok geçici çözümler. Çocuğun istirahati, dinlenmesi, uykusunu alması, bunlar aslında daha önemli. Halk arasında ya da bizim dediğimiz şu vardır: ‘Bir viral enfeksiyon iyileşirse, iyileşmesi 1 hafta sürer’ siz bir şey verseniz de, yani sonuç yine aynı olur. Antibiyotikler ne yapıyor, herkes diyor, ‘bir antibiyotik vereyim, rahatlatayım, iyileşsin’ gözüyle bakıyor. Antibiyotikler aslında vücudumuzdaki bakteri öldürürken, iyi huylu bakteri de öldürüyor. Bu yüzden de bizim iç çevremizi bozuyor ve aslında bundan sonraki aşamada antibiyotik ihtiyacımız olduğunda, daha dirençli mikroplarla karşılaşabiliyoruz. O yüzden de gereksiz antibiyotik kullanmak, kesinlikle vücuda zarar" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımının zamanında yapılmasına değinen Akcan, "Kış aylarında da artan BETA enfeksiyonlarını görüyoruz ve enfeksiyonların kesinlikle antibiyotik tedavi edilmesi gerekiyor. Bunun için de kişi hastalandığı zaman, bir boğaz kültürü gibi bir tetkiki almamız gerekiyor. Çünkü tedavi edilmezse, kalbi bulup, akut romatizma ateşlediğimiz kap romatizmasına neden olabiliyor. Bunun dışında enfeksiyonlar bir şekli başlayıp, arkasından kulak enfeksiyonu dönüyor. Bu durumlarda da antibiyotik kullanmamız gerekiyor" diye konuştu. (İY-
23 Ocak 2026 Cuma - 10:56
Karda mahsur kalan 85 yaşındaki vatandaş UMKE ekibinin paletli aracıyla alındı
Siirt’te kar nedeni ile mahsur kalan diyaliz hastası 85 yaşındaki vatandaş, UMKE ekibi tarafından paletli araçla alındı. Şehirde dün akşam saatlerinden itibaren etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle ulaşımda yer yer aksamalar yaşandı. Kent merkezinde diyaliz tedavisi alması gereken 85 yaşındaki bir vatandaş, UMKE ekipleri tarafından kar paletli araçla güvenli şekilde bulunduğu yerden alınarak diyaliz merkezine ulaştırıldı. Vatandaşların sağlık hizmetlerine kesintisiz erişimi için ekiplerin 7 gün 24 saat görev başında olduğu bildirildi. (ZG-YRT
23 Ocak 2026 Cuma - 10:43
’Estetikte yanlış uygulamalar kalıcı doku kaybına yol açabiliyor’
Uygun şartlarda yapılmayan estetik işlemlerinin sağlık sorunlarına yol açabileceğine değinen Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Nuh Evin, "Bu artık sadece estetik konusu değil. Uygun şartlarda yapılmayan işlemler, kalıcı doku kaybına, enfeksiyonlara ve hayati risklere kadar gidebiliyor. En büyük sorun, işlemlerin ‘kolay’ ve ‘zararsız’ gibi sunulmasıdır" dedi. Türkiye’de estetik ve plastik cerrahiye olan ilgi her geçen gün artarken, uzmanlar ’güzellik’ vaadiyle yapılan kontrolsüz uygulamaların ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği konusunda uyarıyor. Medical Park Ordu Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Nuh Evin, özellikle sosyal medya üzerinden yayılan yanlış bilgiler nedeniyle komplikasyonlu hasta başvurularında belirgin bir artış yaşandığını belirtti. Doç. Dr. Evin, estetik işlemlerin yalnızca kozmetik bir tercih olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, uygun şartlarda yapılmayan müdahalelerin kalıcı doku kayıplarından hayati risklere kadar uzanabilen ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekti. Doç. Dr. Evin, "Bu artık sadece estetik konusu değil. En büyük sorun, işlemlerin ‘kolay’ ve ‘zararsız’ gibi sunulmasıdır" ifadelerine yer verdi. "En büyük risk ’basit işlem’ diye sunulan uygulamalarda" Doç. Dr. Nuh Evin’e göre en ciddi hasarlar, küçük dokunuş gibi pazarlanan ve kontrolsüz ortamlarda yapılan işlemlerde ortaya çıkıyor. Doç. Dr. Evin, uygun olmayan şartlarda gerçekleştirilen estetik müdahalelerin yol açabileceği unsurları şöyle sıraladı: "Damar tıkanıklığı ve doku kaybı, enfeksiyon ve kalıcı izler, asimetri, deformasyon ve kalıcı hasar, uzun süreli ağrı ve his kaybı, acil cerrahi müdahale gerektiren komplikasyonlar." Plastik cerrahinin yalnızca görünümü değiştirmeyi değil, aynı zamanda yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen bir sağlık alanı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Evin, estetikte ’tek tip yüz’ anlayışının geride kaldığını ifade etti. Doç. Dr. Evin, "Bugün en iyi sonuç dışarıdan fark edilmeyen, kişiye yakışan ve tıbbi olarak güvenli olandır. Hastaya uygun planlama, doğru teknik ve uzman ekip olmadan mükemmel bir sonuç mümkün değildir" diye konuştu. Estetik işlem öncesi mutlaka bunları sorun Doç. Dr. Nuh Evin, estetik müdahale yaptırmayı düşünen kişilerin işlem öncesinde mutlaka sorulması ve yanıtının alınması gereken soruları şu şekilde sıraladı: "İşlemi yapacak kişi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi uzmanı mı? İşlem hastane şartlarında mı gerçekleştirilecek? Kullanılan malzemeler onaylı ve kayıtlı mı? Olması muhtemel komplikasyonlara karşı acil müdahale planı var mı? İşlemin riskleri ve süreci uygun şekilde anlatıldı mı?" "Güzellik aceleye gelmez, sağlık asla riske atılmaz" Estetik uygulamalarda en önemli kriterin hızlı sonuç değil, güvenli süreç olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Evin, sosyal medyada sunulan gerçek dışı vaatlere karşı da uyarıda bulundu. Doç. Dr. Evin, "Kısa sürede büyük değişim vaat eden içerikler gerçeği yansıtmayabilir. Estetikte en doğru karar; doğru hekim, doğru ortam ve doğru planlamayla alınır" şeklinde konuştu.
23 Ocak 2026 Cuma - 10:41
Sürekli grip oluyorsanız nedeni bu vitamin eksikliği olabilir
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar, kış aylarında güneş ışınlarının azalmasıyla vücudun doğal D vitamini üretiminin düştüğüne dikkat çekerek sık sık grip olan ve solunum yolu enfeksiyonu geçiren bireyleri uyardı. Vardar, "D vitamini, bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasında kritik bir role sahiptir; enfeksiyonlara karşı savunmayı destekler ve iltihabi yanıtı düzenler. Bu nedenle özellikle kış aylarında D vitamini eksikliği daha sık görülür ve solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık artabilir" ifadelerini kullandı. İngiliz bilim insanları, şiddetli D vitamini eksikliği bulunan bireylerin, yeterli D vitamini düzeyine sahip kişilere kıyasla solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle hastaneye yatırılma riskinin yüzde 33 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Araştırmada ayrıca, 1 ila 4 yaşındaki çocuklar ile koyu tenli bireyler başta olmak üzere eksiklik riski taşıyan grupların, yıl boyunca günlük D vitamini takviyesi kullanmasının önemine dikkat çekildi. Araştırmayı değerlendiren Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar, önceki çalışmaların D vitamini eksikliğini COVID-19 ve diğer solunum yolu enfeksiyonları riskindeki artışla ilişkilendirdiğini belirterek D vitamininin tek başına bir "virüs öldürücü" olmadığının altını çizdi. Kış aylarında güneş ışınlarının azalmasıyla vücudun doğal D vitamini üretiminin belirgin bir şekilde düştüğünü aktaran Dr. Ali Vardar, "D vitamini, bağışıklık sisteminin dengeli çalışmasında kritik rol oynar; enfeksiyonlara karşı savunmayı destekler ve iltihabi yanıtı düzenler. Bu nedenle özellikle kış döneminde D vitamini eksikliği daha sık görülür ve solunum yolu enfeksiyonlarına yatkınlık artabilir" İfadelerini kullandı. Düşük dozda ve düzenli kullanılmalı Uzm. Dr. Ali Vardar, "D vitamini grip ya da solunum yolu virüslerini öldürmez; ancak bağışıklık sisteminin enfeksiyona nasıl yanıt vereceğini belirleyen temel bir düzenleyicidir" dedi. Bağışıklık hücrelerinin etkili çalışabilmesi için yeterli D vitaminine ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Vardar, eksikliğin enfeksiyonlara karşı savunmayı zayıflattığını ifade etti. D vitamini takviyesinin kullanım şeklinin önemine dikkat çeken Dr. Vardar, "Etkili sonuçlar büyük ve seyrek dozlarla değil; düşük dozda ve düzenli kullanımda görülür. D vitamini düzeyi düşük olan bireylerde, kış aylarında günlük ve makul dozda alınan takviyelerin, diğer koruyucu önlemlerle uygulandığında akut solunum yolu enfeksiyonu riskini azaltmaya yardımcı olduğu görülmektedir" dedi. Dr. Vardar, D vitamininin mutlaka kanda ölçülerek ve hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurgulayarak, kan düzeyinin 30-70 ng/mL aralığında tutulmasının hedeflendiğini belirtti. Bu aralığın üzerine çıkılması durumunda ise aşırı kullanımın D vitamini zehirlenmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. D vitamini seviyemi nasıl artırabilirim? Sonbahar ve kış aylarında D vitamininin günlük 10 mikrogram dozunda alınmasını gerektiğini altını çizen Dr. Vardar, d vitamini açısından zengin gıdaları da şu şekilde sıraladı: "Yağlı balıklar: Somon, sardalya, ringa ve uskumru Kırmızı et Karaciğer (hamilelerin tüketmemesi önerilir) Yumurta sarısı Zenginleştirilmiş gıdalar: Bazı margarinler ve kahvaltılık gevrekler"
23 Ocak 2026 Cuma - 10:40
Kanseri yenen 60 yaşındaki kadından erken teşhis uyarısı
Malatya’da yaşayan 60 yaşındaki Sevgi Duran, yaklaşık 8 yıl önce yakalandığı meme kanserini erken teşhis ve tedavi sayesinde yenerek sağlığına kavuştu. Duran, vatandaşlara düzenli kontrollerini yaptırmaları çağrısında bulundu. Malatya’da yaşayan Sevgi Duran, 8 yıl önce göğsünde fark ettiği şekil bozukluğu üzerine sağlık ocağına başvurdu. Buradan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) yönlendirilen Duran, yapılan mamografi ve tetkikler sonucunda meme kanseri tanısı aldı. "Eşimin, kızımın ve torunumun desteğiyle bu süreci atlattım" Kısa süre içerisinde ameliyat olan ve zorlu bir süreç geçiren Duran, "Bir ay içerisinde ameliyat oldum, göğsüm alındı. Ardından ışın tedavisi ve kemoterapi aldım. Zor bir süreçti ama eşimin, kızımın ve torunumun desteğiyle bu süreci atlattım. Şu an 7,5-8 yılı dolduruyorum ve gayet iyiyim" dedi. "Erken teşhis hayat kurtarır" Erken teşhisin önemine dikkat çeken Duran, "Herkesin kendi kontrollerini yapması, sağlık ocaklarını ve KETEM’leri kullanarak düzenli taramalarını yaptırması çok önemli. Erken teşhis hayat kurtarır" ifadelerini kullandı Battalgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü KETEM Birim Sorumlusu doktor İzem Deniz Karakuş ise merkezde meme kanseri, kolon kanseri ve rahim ağzı kanseri taramalarının yapıldığını söyledi. Rahim ağzı kanserinin kadınlarda sık görülen ve taramalarla önlenebilen bir hastalık olduğunu belirten Karakuş, "Rahim ağzı kanserinin en önemli nedeni HPV enfeksiyonudur. Bazı yüksek riskli HPV tiplerinin uzun süre vücutta kalması yıllar içinde kansere yol açabilmektedir" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Ulusal Rahim Ağzı Kanseri Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arasındaki kadınlara HPV DNA testinin KETEM’lerde ücretsiz olarak yapıldığını belirten Karakuş, "Kanser çoğu zaman erken evrede belirti vermez. Düzenli taramalar sayesinde hücresel değişiklikler erkenden tespit edilerek hastalık oluşmadan önlenebilir" dedi Karakuş, KETEM’lerin temel amacının toplumda kanser farkındalığını artırmak ve vatandaşların eşit, ücretsiz ve güvenilir sağlık hizmetlerinden faydalanmasını sağlamak olduğunu kaydederek, "Tüm kadınları kendi sağlıkları için rahim ağzı kanseri taramalarını yaptırmaya davet ediyoruz. Unutulmamalıdır ki erken tanı hayat kurtarır" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder