Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:21
Mevsimsel alerjiler artışta
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:18
‘Pulmoner Rehabilitasyon Haftası’nda hastalara bilgilendirme eğitimi
8-14 Mart Pulmoner Rehabilitasyon Haftası kapsamında, Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi başhekimlik toplantı salonunda Pulmoner Rehabilitasyon tanısı ile takip edilen hastalara yönelik eğitim programı düzenlendi. Göğüs Hastalıkları uzmanı ve Pulmoner Rehabilitasyon birimi sorumlusu Dr. Öğretim Üyesi Sabri Serhan Olcay öncülüğünde Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı ile MSKÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi Rehabilitasyon Bölümü ve Kadiyopulmoner Rehabilitasyon Anabilim Dalı öğretim üyeleri tarafından gerçekleştirilen eğitimde; pulmoner rehabilitasyonun önemi, hastalığın yönetimi, egzersizin solunum sağlığı üzerindeki etkileri ve hastaların günlük yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Programa Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan da katılım sağladı. Eğitim sonunda hastaların görüş ve önerileri dinlenerek pulmoner rehabilitasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Muğla’da Pulmoner Rehabilitasyon hizmeti sunan tek merkez olan Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, bu hizmete erişimin hastalar açısından sağladığı faydalar da program kapsamında bilgilendirildi. Düzenlenen eğitimle, kronik solunum hastalığı bulunan bireylerin tedavi süreçlerine aktif katılımının artırılması ve yaşam kalitelerinin desteklenmesi amacıyla gerçekleştirildi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:04
Adanalı sağlıkçılara "Yılın Hekimi" ve "Yılın Sağlık Çalışanı" ödülü
Adana’da sağlık alanında yürütülen çalışmalar, 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında İstanbul’da düzenlenen programda ödülle taçlandırıldı. Adana’dan iki sağlık çalışanı "Yılın Hekimi" ve "Yılın Sağlık Çalışanı" ödülüne layık görüldü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun katılımlarıyla gerçekleştirilen "14 Mart Tıp Bayramı Programı"nda, Adana sağlık teşkilatının çalışmaları dikkat çekti. Programa Adana İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halil Nacar de katılarak kenti temsil etti. Deri bankası projesine "Yılın Hekimi" ödülü Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde kurulan ve Türkiye’de kamu hastaneleri arasındaki ilk ve tek deri bankası ile doku laboratuvarı olma özelliğini taşıyan merkezin yönetim süreçlerini yürüten Yanık Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Koray Daş, bilimsel çalışmaları ve sağlık alanına sunduğu katkılar dolayısıyla "Yılın Hekimi" ödülünü aldı. Yenidoğan yoğun bakım hemşiresine ödül Aynı hastanede görev yapan hemşire Hacı Şahin ise özellikle Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde gösterdiği çalışmaları nedeniyle "Yılın Sağlık Çalışanı" ödülüne layık görüldü. "Bu başarı kolektif bir emeğin ürünü" Törende konuşan Adana İl Sağlık Müdürü Halil Nacar, alınan ödüllerin Adana sağlık teşkilatının ortak başarısı olduğunu belirterek, "Bugün burada aldığımız ödüller Adana’nın sağlık alanındaki kapasitesini ve profesyonel birikimini en üst düzeyde temsil etmektedir. Prof. Dr. Koray Daş ve Hemşire Hacı Şahin arkadaşlarımızın başarıları, tüm mesai arkadaşlarımız için gurur vericidir. Hedefimiz ileri teknolojiyi nitelikli insan kaynağıyla birleştirerek vatandaşlarımıza en iyi sağlık hizmetini sunmaya devam etmektir" dedi. Ödüllerin Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından takdim edildiği program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
16 Mart 2026 Pazartesi - 10:02
Hastalar deneyimlerini paylaştı, doktorlar 45 yaş sonrası kolonoskopiyi önerdi
1-31 Mart Kolon Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Memorial Sağlık Grubu, kolon kanseri konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla 13 Mart Cuma günü İstanbul, Ankara, Antalya, Muğla, Diyarbakır ve Kayseri’deki tüm hastanelerinde "Kolon Kanseri İçin Mavi Gün" etkinliklerini düzenledi. Erken tanının öneminin vurgulandığı ve tüm Türkiye’de ilk kez düzenlenen "Kolon Kanseri Farkındalığı için Mavi Gün" etkinliğine hastalar, hekimler, sağlık çalışanları, sanat, spor ve medyanın tanınmış isimleri katıldı.
16 Mart 2026 Pazartesi - 09:33
Ağrı’da rahatsızlanan hasta arazi tipi ambulansla hastaneye kaldırıldı
Ağrı merkeze bağlı Orta Yokuş köyünde bulantı ve kusma şikayeti yaşayan 66 yaşındaki Ahmet Turan, arazi tipi ambulansla hastaneye götürüldü. Ağrı’da merkeze bağlı Orta Yokuş köyünde yaşayan 66 yaşındaki Ahmet Turan, bulantı ve kusma şikayeti üzerine sağlık ekiplerinden yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekipleri, arazi tipi ambulansla köye ulaşarak hastaya ilk müdahaleyi olay yerinde yaptı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Ahmet Turan, ambulansla Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.
16 Mart 2026 Pazartesi - 09:04
Trafik kazasında hayatını kaybeden vatandaşın organları umut oldu
Kastamonu’da trafik kazası sonucu ağır yaralanarak tedavi altına alınan ve beyin ölümü gerçekleşen bir vatandaşın organları, ailesinin aldığı bağış kararıyla nakil bekleyen hastalara nakledildi. Edinilen bilgiye göre, Kastamonu’da trafik kazası sonucu ağır yaralanan R.K., Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi altına alındı. Hastanın yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen 14 Mart tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın yakınlarının organ bağışına onay vermesiyle organ nakli süreci başlatıldı. Ankara Bölge Koordinasyon Merkezi ile Kastamonu Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü koordinesinde, Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden gelen uzman ekip tarafından organ alım operasyonu gerçekleştirildi. Yapılan operasyonun ardından alınan kalp, uygun alıcıya nakledilmek üzere uçak ambulansla gönderilirken, karaciğer ve böbrek ise kara ambulansı ile ilgili nakil merkezlerine sevk edildi. Yetkililer, organ bağışının bir bağışçı sayesinde birden fazla hastaya yaşam umudu olabildiğine dikkat çekerek, bu anlamlı süreçte emeği geçen sağlık çalışanlarına ve koordinasyon ekiplerine teşekkür etti. Ayrıca zor bir zamanda organ bağışı kararı alan merhumun ailesine duyarlılıkları nedeniyle şükran sunulurken, hayatını kaybeden vatandaşa Allah’tan rahmet, ailesi ve yakınlarına başsağlığı dilendi.
15 Mart 2026 Pazar - 17:49
ADÜ Hastanesi’nde hastalara böbrek sağlığı anlatıldı
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi’nde Dünya Böbrek Günü kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi bünyesinde kurulan bilgilendirme standında, böbrek sağlığının korunması ve kronik böbrek hastalıklarının erken teşhisine yönelik vatandaşlara bilgi verildi. Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yavuz Yeniçerioğlu ve diyaliz hemşirelerinin katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, kurulan stantta hastalar ve hasta yakınlarıyla bir araya gelen sağlık çalışanları böbrek hastalıklarının erken tanısının önemine dikkat çekerek sağlıklı yaşam alışkanlıkları hakkında bilgilendirme yaptı. Vatandaşlara böbrek sağlığını korumaya yönelik öneriler aktarılırken düzenli sağlık kontrollerinin önemine de vurgu yapıldı. Dünya Böbrek Günü kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, kronik böbrek hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedavi sürecinde büyük önem taşıdığı belirtilirken, toplumda böbrek sağlığı konusunda bilinç oluşturulmasının hedeflendiği ifade edildi.
15 Mart 2026 Pazar - 14:08
Sakarya’da glütensiz ürünler tek noktada toplandı
Sakarya Büyükşehir Belediyesi tarafından Demokrasi Meydanı’nda hayata geçirilen Çölyak Ürün Satış Noktası, çölyak hastaları ve glüten hassasiyeti bulunan vatandaşlara hizmet vermeye başladı. Açılan merkezde, glütensiz ürünlere ulaşmakta zorlanan vatandaşlar için 120 farklı ürün çeşidi bir arada sunuluyor. Adapazarı ilçesinde bulunan Demokrasi Meydanı’nın bulvar tarafında kurulan satış noktasında, tamamı glütensiz ve katkısız ürünler raflardaki yerini aldı. Temel gıda ihtiyaçlarına yönelik un çeşitleri, makarna ve ekmek gibi ürünlerin yanı sıra; kek, kurabiye, hurma özü, keçiboynuzu özü ve Hindistan cevizi özü gibi yan ürünler de satışa sunuluyor. Özellikle mutfaklarda sıkça ihtiyaç duyulan un çeşitlerinde geniş bir alternatif sağlanan merkezde; mısır, pirinç ve nohut ununun yanı sıra kinoa, fındık ve badem unu gibi ürünler de bulunuyor. Piyasa şartlarına göre daha uygun fiyatlarla satışa sunulan ürünler, glüten hassasiyeti olan bireylerin ihtiyaçlarını tek noktadan karşılamasına imkan tanıyor. Erişim kolaylığı ve ürün çeşitliliği sebebiyle kısa sürede ilgi gören satış noktası, sadece temel gıdalarla sınırlı kalmayıp özel diyet ihtiyaçlarına hitap eden içerikleriyle de hizmet veriyor.
15 Mart 2026 Pazar - 12:17
Uzmanından sınav kaygısıyla ilgili önemli uyarılar
Uzman Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav kaygısının belirli bir düzeyde normal olduğunu ancak yoğunlaştığında öğrencilerin başarısını olumsuz etkileyebileceğini belirterek, doğru destek ve yöntemlerle bu kaygının yönetilebileceğini söyledi. Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav öncesi belirli düzeyde kaygının performansı artırabileceğini ancak yoğun ve kontrol edilemeyen kaygının öğrencilerin hem akademik başarısını hem de psikolojik sağlığını olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. Kaygının insan yaşamının doğal bir parçası olduğunu ancak özellikle sınav dönemlerinde yoğunlaşan kaygının kontrol edilememesi durumunda bir kaygı bozukluğuna dönüşebileceğini belirten Arı, "Sınav öncesi hissedilen belirli düzeyde kaygı performansı artırabilir. Ancak bu duygu yoğun, sürekli ve kontrol edilemez hale gelirse hem akademik başarıyı hem de psikolojik sağlığı olumsuz etkiler" dedi. Sınav kaygısı nedir? Öğrencinin performansını gerçek potansiyelinin altında göstermesine neden olan yoğun endişe hali olduğunu belirten Arı, özellikle ergenlik dönemindeki öğrencilerde bu durumun daha sık görüldüğünü ifade etti. Psikolog Arı, "Sürekli, ’Ya başaramazsam’, ’Ya rezil olursam’ gibi düşünceler öğrencinin zihnini meşgul eder. Bu durum dikkat ve konsantrasyonu düşürür, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır" diye konuştu. Ne zaman sorun haline gelir? Sınav kaygısının bazı durumlarda profesyonel destek gerektirebileceğini söyleyen Arı, şu belirtilere dikkat çekti: "Günler hatta haftalar önce başlayan yoğun endişe, uykusuzluk, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi fiziksel belirtiler, ders çalışmayı sürekli erteleme ya da tamamen kaçınma, sınav anında zihnin boşalması. Sınav kaygısı kısa süreli ve durumsal olabilir ancak bu kaygı hayatın diğer alanlarına da yayılıyorsa ve kişi sürekli bir başarısızlık beklentisi içindeyse, burada kaygı bozukluğundan söz edebiliriz." Ailelere önemli uyarı Klinik uygulamalarda en sık karşılaşılan kaygı sorunlarının yaygın kaygı bozukluğu, panik atak, sosyal kaygı ve obsesif kompulsif belirtiler olduğunu belirten Uzm. Klinik Psikolog Gonca Malkoç Arı, sınav dönemlerinin bu rahatsızlıkları tetikleyebildiğini ifade etti. Aile tutumlarının sınav kaygısı üzerinde belirleyici olduğuna dikkat çeken Arı, "Sürekli başarı odaklı ve kıyaslayıcı bir yaklaşım çocuğun kaygısını artırır. Destekleyici, anlayışlı ve süreç odaklı bir yaklaşım ise kaygıyı azaltır" ifadelerini kullanarak kaygı bozukluklarının tedavi edilebilir olduğunu vurguladı.
15 Mart 2026 Pazar - 11:35
Menteşe Devlet Hastanesi’nde ‘14 Mart Tıp Bayramı’ ve ‘İftar Sofrası’ buluşması
Menteşe Devlet Hastanesi’nde düzenlenen 2. Geleneksel İftar Programı’nda sağlık çalışanları aynı sofrada buluştu. Programda birlik ve beraberlik vurgusu yapılırken, 14 Mart Tıp Bayramı da eş zamanlı olarak kutlandı. Ramazan ayının birlik, beraberlik ve paylaşma ruhunu yaşatmak amacıyla Menteşe Devlet Hastanesi personeli iftar programında bir araya geldi. Bu yıl ikincisi düzenlenen geleneksel iftar buluşmasında hastane çalışanları aynı sofrayı paylaşarak Ramazan ayının manevi atmosferini birlikte yaşadı. Düzenlenen programda kurum içi dayanışma ve birlik duygusunun güçlenmesine vurgu yapılırken, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına da dikkat çekildi. Programda konuşan Hastane Başhekimi Op. Dr. Şadi Ballı, Ramazan ayının manevi iklimini mesai arkadaşlarıyla paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ballı, "Ramazan’ın bereketini ve manevi iklimini mesai arkadaşlarımızla aynı sofrada paylaşmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. Tüm çalışanlarımızla bir araya gelmek kurumumuzdaki dayanışma ve birlik ruhunu daha da güçlendiriyor. Bu anlamlı buluşma ekip olmanın değerini bir kez daha hissetmemize vesile oldu. Rabbim hep birlikte bayrama da kavuşmayı nasip etsin" dedi.
15 Mart 2026 Pazar - 10:44
Uzmanlar uyardı: "Önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir"
Uzm. Klinik Psikolog Tülinay Şeçkin, öfke duygusu ile ilgili yaptığı değerlendirmede, önemli olanın öfkelenmemek değil, bu duyguyu sağlıklı bir şekilde ifade edebilmek olduğunu söyledi. Diyarbakır Memorial Hastanesi Uzm. Klinik Psikolog Tülinay Seçkin, öfkenin aslında fizyolojik olarak vücuttaki adrenalin artışıyla ortaya çıkan bir duygu olduğunu aktardı. Uzm. Klinik Psikolog Seçkin, "Biz genelde öfkeyi çok korkunç, kaçınılması gereken bir duygu olarak tanımlıyoruz. Ama aslında öfke diğer duygular gibi sağlıklı bir duygu. Sadece onu ifade etme biçimi yıkıcı ve sağlıksız yapıyor. Çünkü öfkede fizyolojik olarak dediğim gibi adrenalin düzeyinde bir artış oluyor ve beynin amigdala bölgesinde bir uyarı meydana geliyor. Bu da aslında bir savunma duygusu olarak öfkeyi ortaya çıkarıyor. Öfkenin ifade edilme biçiminin sağlıksız olduğunu söyledik. Neden sağlıksız? Çünkü o an buzdağının görünen bir kısmı var. Görünen kısmı öfkeyi yıkıcı yapıyor. Ama biz genelde görünmeyen kısmıyla ilgilenmiyoruz. Görünmeyen kısmı nedir? Öfkenin altında bastırılmış duygular olabilir. Kişi öfkeyi bu şekilde ifade etmeyi öğrenmiş olabilir. Yetersizlik duygusu olabilir veya otorite ve güç duygusu ön planda olabilir. Liderlik duygusu olabilir. Bunların hepsi ya da çok fazla duyguları bastırmak bunu da çok görüyoruz öfkeye sebep olabiliyor. Kültürel olarak da erkeklerde daha fazla görülüyor. Bu da biraz testosteronla alakalı aslında. Onlarda daha yoğun olduğu için testosterondaki dalgalanmalar bu öfkeye daha çok sebep olabiliyor. Tabii kültürel etkenler de var. Erkeğin gücünün baskın olması ve bu şekilde yetiştirilmesi de öfkeyi daha yüksek dozda yaşamalarına sebep olabiliyor" dedi. ’’Hiçbir şey bir nefes beklemeyecek kadar acil değil’’ Öfkeyle nasıl başa çıkılabileceğini anlatan Seçkin, şu ifadeleri kullandı: ’’Öncelikle öfke anında şunu fark etmek gerekiyor, şu an benim öfkelenmem bu sorunu kökünden çözecek mi, ortadan kaldıracak mı? Bunu fark etmeden önce şunu demek gerekiyor, hiçbir şey bir nefes bekleyemeyecek kadar acil değil. Derin bir nefes alıyoruz, 4 saniyede burundan. Burada 4-7-8 tekniği etkilidir. 4 saniye burundan alıp 7 saniye nefesi tutuyoruz. 8 saniyede yavaş yavaş ağızdan veriyoruz. Bu biraz daha sinir sistemini uyardığı için o sürede öfkenin yavaşlamasına ve azalmasına sebep olacaktır. Ondan sonrasında tekrardan az önce söylediğim soruyu soruyoruz. Öfkelenmem bu sorunu çözecek mi? Genelde cevap hayırdır. Ama orada farkındalık önemli. Yani fark ettiğiniz zaman öfkeyi ve altta yatan duyguyu ben neye öfkelendim, aslında altta yatan duygu ne, ne öfkeye sebep oldu bunu fark ettiğiniz zaman öfkeyi yönetme konusunda kişi kendisine kolaylık sağlamış oluyor." ’’Öfke sağlıklı bir duygu ama onu ifade biçimi yıkıcı yapıyor’’ Ramazan ayında kişilerin sigara eksikliğinden dolayı daha gergin olabileceğini dile getiren Seçkin, sözlerine şöyle devam etti: ’’Özellikle sigara bir bağımlılık kategorisinde değerlendirdiğimiz bir durum. Bağımlılıktan kaynaklı olarak uzun süre sigaraya bir eksiklik söz konusu oluyor. Yani o maruziyetten bir anda bırakma ve yoksunluk birlikte devreye girebiliyor. O yüzden de öfkede artış olabiliyor. Tabii uzun süreli açlıklar da vücuttaki değişimler nedeniyle hem sinir sistemini etkilediği için fiziksel değişimler ister istemez öfkeyi artırabiliyor. Burada önemli olan öfkeyi azaltabilmek için neler yapmak. Öfkelenmemek diye bir şey yok. Öfke kaçınılmaz ama ben öfkeyi nasıl kontrol altına alabilirim ona bakmamız gerekiyor. Dediğim gibi öfke sağlıklı bir duygu ama onu ifade etme biçimi yıkıcı yapıyor. O yüzden nefes egzersizleri, özellikle akşamları oruç açıldıktan sonra kısa süreli yürüyüşler, evde yapılabilecek nefes egzersizleri, kişiyi medite edecek ve rahatlatabilecek egzersizler olabilir. Burada önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi yönetebilmektir çözüm. Öfke aslında sağlıklı bir duygu. Önemli olan öfkelenmemek değil, öfkeyi sağlıklı bir şekilde ifade edebilmektir."
15 Mart 2026 Pazar - 10:19
Sağlıklı pişirme yöntemleri besin değerlerini koruyor
Uzmanlar, Ramazan’da sağlıklı pişirme yöntemlerine özen göstermenin hem besin değerlerini korumak hem de sağlığı korumak açısından oldukça önemli olduğunu dile getirdi. Erzurum Şehir Hastanesi, Ramazan Ayı’nda sağlıklı beslenme ile ilgili paylaşımlarına devam ediyor. Yapılan son paylaşımda diyetisyen Rümeysa Yayan Çakır, "Özellikle iftar ve sahurda ağır yemekler tercih etmek, sindirim problemleri ve yorgunluğa yol açabilir. Bunun yerine, sağlıklı pişirme yöntemlerine yönelmek hem sindirimi kolaylaştırır hem de daha hafif ve dengeli bir öğün sağlar. Örneğin, yemeklerinizi fırınlayarak ya da ızgarada pişirerek daha az yağ kullanabilirsiniz. Haşlama ve buharda pişirme yöntemleri de besinlerin vitamin ve mineral kaybını engeller. Kızartma gibi yağda pişirme yöntemlerinden kaçının, çünkü bu yöntemler ekstra yağ ve kalori ekler. Ayrıca, yemeklerinizi doğal baharatlarla tatlandırmak, tuz kullanımını minimuma indirir ve kan basıncınızı dengede tutar. Yani, Ramazan’da hem sağlıklı hem de lezzetli pişirme yöntemleriyle beslenmek, hem vücudunuzun dengesini sağlar hem de enerjinizi artırır" dedi.
15 Mart 2026 Pazar - 09:54
Bayramda tatlı tüketimine dikkat
Ramazan Bayramı’na az bir sürek kala uzmanlar da bir ay boyunca oruç tutulduktan sonra günlük beslenme rutinine nasıl dönüleceği konusunda uyardı. En çok tatlı tüketilen zamanlardan biri olan bayramlarda tatlı tüketimi konusunda dikkat edilmesi gerekenleri ise Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzm. Dyt. Veysel Ciğerli şöyle anlattı; Bayramda tatlı ve çikolata tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerekiyor. Bayramlarda beslenme düzeninde bazı değişiklikler yaşanabiliyor. Bu değişikliklerin sadece sindirim sistemi değil, vücudun tamamında telafisi güç sorunlara yol açabilir. Bayram ziyaretleri sebebiyle öğün saatlerimizde değişiklikler yaşanabilir. Şayet beslenme düzenimizdeki değişikliklere mukabil tedbir alınmazsa bazı sağlık problemleri yaşanabilir. Bu problemlerin başlıcaları ise sindirim güçlüğü, kabızlık, mide rahatsızlıkları, tansiyon yükselmesi, kalp çarpıntısı gibi sağlık sorunlarıdır." Tatlı tüketiminin bayram süresi ve sonrasını sağlıklı geçirme açısından kritik önemde olduğunu kaydeden Beslenme ve Diyet Uzmanı Veysel Ciğerli, şu tavsiyelerde bulundu; "Bayram ziyaretlerinde ikram edilen şekerleme ve tatlıların tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalıdır. Bayram boyunca şerbetli tatlı ve çikolata tüketimi artmaktadır. Bu besinlerin glisemik indeksleri ve kalorileri yüksek olduğundan kan şekerinin de hızla yükselmesine yol açarlar. Fazla miktarda çikolata ve tatlı tüketimi mide yanması, bağırsak sistem bozukluklarına sebep olarak pek çok sağlık problemine yol açabilir. Tatlı tercihleri mümkün olduğunca sütlü tatlılardan yana kullanılabilir. Sütlü tatlı olarak dondurma, doğru ve serinletici bir tercih olacaktır."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder