SAĞLIK
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu 07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34:44 Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:46 Koklear İmplant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde belirlenebildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri Bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan, koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:53 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek, "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve Covid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda, hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil, onun yanında RSV gibi, Covid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor. Çocuklarda hastaneye yatışlar yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek, "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz influenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenzada kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi aşı. Hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşısı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Temas virüsleri yayıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:41 Temas virüsleri yayıyor Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, virüslerin kış aylarında kopya şeklinde çoğalabildiklerini söyleyerek; "El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmanın en etkili yollarından biri" dedi. Sadece influenza değil RSV ve kovid gibi vakalarda da artış olduğunu söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Samet Özer, "Havaların soğuması ile beraber çocuklarda hatta erişkinlerde de hemofilus influenza dediğimiz virüs mikrobu çok ciddi artış gösterdi ve birbirine temasta çok hızlı yayılabilen bir virüs. Bu virüs genellikle soğuk havada yaşamayı ve burada replika olup çoğalmayı seven bir virüs. İnsanların genellikle birbirine teması ve solunum yoluyla bulaşan bir virüs. Şu anda sadece aslında influenza artışı değil onun yanında RSV gibi kovid gibi vakalarda da artış görüyoruz. Özellikle RSV dediğimiz virüs de çok şiddetli ve akciğer tutulumu yapabiliyor ve çocuklarda hastaneye yatışları yoğun bakım yatışlarına sebep olabiliyor. Bu açıdan temas noktasında çok dikkat edilmesi gerekir. El yıkama ve temas izolasyonu virüslerden korunmakta en etkili yollardan bir tanesi" dedi. Özer, aşılanmanın önemli olduğunu söyleyerek; "Okullarda hasta çocukların mümkün olduğunca devam etmemesini sağlamak gerekiyor. Bunun dışında da dediğim gibi el yıkama temas kısmına çok dikkat edilmesi gerekiyor. Hemofiluz İnfluenza virüsü soğuk havayı sevdiği için çok hızlı çoğalabiliyor soğuk havada. Muhtemelen havaların ısınmasıyla beraber bir miktar azaldığını göreceğiz. Burada en önemli şey semptomların başladığı anda hekime başvurmak çok değerli. Çünkü influenza da kullanabildiğimiz ilaçlar sadece ilk 48 saat içerisinde başlarsak ciddi bir etkinlik gösteriyor. Yine influenzadan korunmak için yapabileceğimiz şeylerden bir tanesi hala grip aşısı yapılabilir. Grip aşı sezon boyunca uygulanabilir. O yüzden tüm çocukların mutlaka aşılanmasını, yaşlı ve risk grubunda olan kişilerin, kronik hastalığı olan kişilerin, diyabeti, kalp hastalığı olan kişilerin mutlaka aşılanmasını tavsiye ediyorum" ifadelerini kullandı.
Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç
22 Ocak 2026 Perşembe - 13:19 Muğla UMKE’ye tam donanımlı lojistik araç Sağlık Bakanlığı tarafından Muğla’ya tahsis edilen UMKE Lojistik Aracı, afet ve acil durumlarda tıbbi ekipmanların olay bölgesine hızla ulaştırılmasını sağlayarak operasyonel kabiliyeti en üst seviyeye çıkaracak. Sağlık Bakanlığı, afetler ve olağandışı durumlarda Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) müdahale hızını ve etkinliğini artırmak amacıyla Muğla’ya 1 adet tam donanımlı UMKE Lojistik Aracı tahsis etti. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün talebi doğrultusunda kente kazandırılan araç, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinin kalitesini bir üst basamağa taşıyacak. Yeni tahsis edilen araç; afet ve acil durumlarda ihtiyaç duyulan kritik tıbbi malzemelerin, teknik ekipmanların ve lojistik destek unsurlarının olay yerine güvenli ve zamanında ulaştırılmasında kilit rol oynayacak. Bu sayede UMKE ekiplerinin sahadaki organizasyon yeteneği güçlenirken, medikal kurtarma hizmetlerinin hiçbir aksama yaşanmadan, kesintisiz bir şekilde sunulması hedefleniyor. Muğla’nın zorlu coğrafi yapısı, yüksek turizm potansiyeli ve mevsimsel nüfus artışından kaynaklanan ihtiyaçlar, bu yatırımı daha da önemli kılıyor. İl genelindeki afet hazırlık kapasitesini güçlendiren bu lojistik takviye ile Hızlı Müdahale, Koordinasyon, Hizmet Kalitesi oluşturuluyor. Konuyla ilgili yapılan değerlendirmede, yeni lojistik aracın UMKE ekiplerinin operasyonel gücüne büyük katkı sağlayacağı vurgulandı. Özellikle doğal afetlerde ve büyük çaplı kazalarda, sahadaki sağlık neferlerinin ihtiyaç duyduğu her türlü materyalin bu araç vasıtasıyla hızla mobilize edilmesi, hayat kurtarma sürecinde zaman kazandıracak.
Siirt’te ’Sigarayı Bırak Kazan Kampanyası’nda ödüller sahiplerini buldu
22 Ocak 2026 Perşembe - 12:37 Siirt’te ’Sigarayı Bırak Kazan Kampanyası’nda ödüller sahiplerini buldu Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya öncülüğünde başlatılan ve İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen "Bırak Kazan Kampanyası" kapsamında sigarayı bırakan vatandaşlara ödülleri takdim edildi. Bağımlılıkla mücadele konusunda farkındalık oluşturmak ve vatandaşları sağlıklı bir yaşama teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen kampanya kapsamında, sigarayı bırakan katılımcılar arasından yapılan kura sonucunda belirlenen isimler ödüllendirildi. Kampanyaya katılarak ödül almaya hak kazanan vatandaşları makamında kabul eden Vali Dr. Kemal Kızılkaya, sigarayı bırakan 4 vatandaşa sembolik olarak ödüllerini takdim ederek, kendilerini tebrik etti. Ödülün asıl değerinin altın değil sağlık olduğuna dikkat çeken Vali Kızılkaya, bağımlılıkla mücadele kapsamında bir farkındalık ortaya koymayı hedeflediklerini söyledi. Vali Kızılkaya, kampanyaya 210 vatandaşın başvuruda bulunduğunu belirterek, "Bu çalışma ile birçok sigara bağımlısının sağlıklı bir yaşama adım atmasını sağladık. Kampanyaya katılan ve sigarayı bırakan 4 vatandaşımızı sembolik olarak ödüllendirdik. Aslında bu kampanyaya katılan herkes kazanmıştır. Her türlü bağımlılıkla mücadele etmek hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi. Sigarayı bırakan ve ödül kazanan vatandaşlardan Sabri Abaca, çocukları için sigarayı bırakma kararı aldığını ifade ederken, bir diğer ödül sahibi Leyla Bağrıyanık ise kampanya sayesinde sigarayı bıraktığını ifade ederek emeği geçen herkese teşekkür etti.
Kış aylarında göz kuruluğu şikayetleri artıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:55 Kış aylarında göz kuruluğu şikayetleri artıyor Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması gerektiğini söyledi. Kış aylarının bir getirisi olan soğuk hava, rüzgar ve ısıtıcıların kullanıldığı kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesi kimi zaman göz sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda göz yüzeyinin nem dengesi bozuluyor, bunun sonucunda da göz kuruluğu şikayetleri oraya çıkıyor. Göz kuruluğu en sık gözlerde yanma, batma, kızarıklık, kum kaçmış hissi ve zaman zaman bulanık görme gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Medline Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Koçluk, bu sorunun günlük yaşam konforunu düşürmesine rağmen çoğu zaman ihmal edildiğini belirterek alınabilecek önlemleri anlattı. Soğuk ve rüzgar olumsuz etkiliyor Prof. Dr. Koçluk, soğuk havanın etkisiyle gözyaşının daha hızlı buharlaştığını belirterek, "Rüzgar, göz yüzeyindeki koruyucu gözyaşı tabakasını zayıflatarak kuruluğu artırır. Kış aylarında kapalı ortamlarda kullanılan kalorifer, klima ve sobalar ise havadaki nem oranını düşürerek göz yüzeyinin kurumasına neden olur. Bununla birlikte bilgisayar, tablet ve telefon gibi dijital ekranlara uzun süre bakmak, göz kırpma sayısını azaltarak göz kuruluğunu daha da belirgin hale getirir. Özellikle masa başında çalışanlar, öğrenciler ve uzun süre ekran kullanan kişiler kış aylarında bu sorunu daha sık yaşayabilir" dedi. Enfeksiyon riskine yol açıyor Koçluk, göz kuruluğunun sadece rahatsız edici bir his oluşturmayıp tedavi edilmediğinde göz yüzeyinde hassasiyet artışına, enfeksiyon riskinin yükselmesine ve görme kalitesinde geçici düşüşlere yol açabildiğini belirterek, "Kontakt lens kullanan kişilerde bu durum daha belirgin hissedilebilir. Ayrıca ileri yaş, bazı kronik hastalıklar ve düzenli kullanılan bazı ilaçlar da göz kuruluğu riskini artıran faktörler arasında yer alır. Göz kuruluğu, yalnızca gözlerde hissedilen fiziksel rahatsızlıklarla sınırlı kalmayıp günlük yaşam kalitesini de olumsuz etkiler. Uzun süreli okuma, araç kullanma, ekran başında çalışma gibi dikkat gerektiren aktiviteler sırasında göz yorgunluğu ve odaklanma güçlüğü ortaya çıkabilir. Bu durum hem iş verimliliğini hem de sosyal yaşamı etkileyerek kişinin yaşam konforunu düşürür. Özellikle kış aylarında artan şikayetler, göz sağlığının düzenli olarak değerlendirilmesi gerekliliğini daha da önemli hale getirir" dedi. Erken tanı önem kazanıyor Göz kuruluğunda erken tanı ve şikayetlerin kontrol altına alınması ve ilerleyici sorunların önlenmesi açısından büyük önem taşıdığını ifade eden Koçluk, "Kış aylarında artan yakınmaların göz ardı edilmemesi ve düzenli göz kontrollerinin aksatılmaması, göz sağlığının gelecekte de korunmasına katkı sağlar. Kuruluk hissi, yanma ya da batma gibi yakınmalar uzun süre devam ediyorsa, altta yatan farklı bir göz hastalığının olup olmadığının değerlendirilmesi önemlidir" diye konuştu. Prof. Dr. Koçluk, kış aylarında göz kuruluğuna karşı şu önerilerde bulundu: "Rüzgarlı ve soğuk havalarda dışarı çıkarken koruyucu gözlük kullanın. Kapalı ortamlarda ortamı nemlendirici cihazlardan faydalanın. Bilgisayar ve telefon kullanımında düzenli aralar verin, bilinçli şekilde göz kırpmaya özen gösterin. Gözlerinizi ovalamaktan kaçının. Bol su tüketerek vücudun genel nem dengesini koruyun. Göz kuruluğu şikayetleri devam ederse, göz doktorunun önerdiği suni gözyaşı damlalarını kullanın. Şikayetler uzun sürüyorsa bir göz hastalıkları uzmanına başvurun."
Bahçede düştü, hayatı değişti
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:20 Bahçede düştü, hayatı değişti Dünya genelinde kadınlarda yaygın olarak görülen ve Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonunun neden olduğu rahim ağzı kanseri; düzenli hekim kontrolü ve 2006’dan beri uygulanan HPV aşısıyla önlenebiliyor. 68 yaşında rahim ağzı kanseri teşhisi alan ve son üç yıldır kansere karşı mücadele veren Canan Birgi de, aşının ve düzenli kontrolün önemi hakkında kadınları uyardı. Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseriyle ilgili bir bilgim yoktu. Bir gün düştüm ve kanamam oldu. Onun üzerine teşhis aldım. Tümör 6 santimetre olduktan sonra öğrendim. O nedenle tüm kadınlara önerim düzenli kontrollerini yaptırmaları" diye konuştu. Serviks kanseri ya da rahim ağzı kanseri, HPV virüsünün neden olduğu bir kanser tipi olarak bugün dünya genelinde milyonlarca kadını tehdit ediyor. 2006’dan beri uygulanan HPV aşısı ve düzenli pap smear testiyle kansere neden olan HPV virüsü, kansere neden olmadan önlenebiliyor. Aşısı sayesinde dünyadan yok edilebilecek kanser türü olarak bilinen serviks kanserine karşı, toplumda bilincin gelişmesi ise çok önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu nedenle her yıl ocak ayında rahim ağzı kanserine karşı farkındalık çalışmaları yapılarak toplumda bilincin artırılması hedefleniyor. Hikayesiyle kadınlara mesaj veren emekli bankacı Canan Birgi (70), 68 yaşında aldığı rahim ağzı kanseri teşhisine ilişkin konuştu. Medicana International İzmir Hastanesi’nde immünoterapi alarak hastalıkla mücadele eden Canan Birgi, bir kaza sonucu düşmesi neticesinde kanser olduğunu öğrendiğini aktardı. Muğla Milas’tan tedavi için İzmir’e gelen Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri teşhisi 27 Aralık 2022’de konuldu. 3 yıldır tedavi görüyorum. Önceleri çok kötüydüm ama şimdi iyiyim. Benim rahatsızlığım uzun süre belli olmadı. Tümör 6 cm olmuş. Düşünceye kadar hiçbir belirti vermedi. Bahçede düşünce kanamam oldu. Bir arkadaşım kadın doğum doktoru ona başvurdum. "Canan, İzmir’e mi Muğla’ya mı gideceksin, bir an önce gitmen lazım" dedi. İzmir’de de kardeşim var, bu yüzden tedavi için İzmir’e geldim. Tedaviye başlandı ve şimdi çok iyiyim" ifadelerini kullandı. Utanılacak bir şey değil Rahim ağzı kanserine ilişkin teşhis alana kadar bir bilgisinin olmadığını, kanserin nedenlerini sonradan araştırınca öğrendiğini aktaran Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri olduğumu öğrendiğimde çok üzüldüm. "Neden ben?" dedim. Ama artık alıştım, iyiyim ve kimseden de saklamadım. Utanılacak bir şey değil. Düşünce öğrendim ama sonradan kendime dönüp baktığımda sürekli yorulduğumu, halsiz olduğumu hatırlıyorum. Yani tümör 6 santimetre olmuş. Öncesinde kendimi sağlıklı sanıyordum. Tedaviden tedaviye İzmir’e geliyoruz. Şu an immünoterapi yapılıyor. Tedavi sürecinde ilk olarak Medicana’ya geldim. Kemoterapi verdiler, ışın tedavisi yaptılar" diye konuştu. Rahim ağzı kanserine karşı kadınlara da mesaj veren Canan Birgi, "Kadınlara önerim; her sene kontrollerini yaptırsınlar. "Bende olmaz" demesinler. Oluyor yani Bana teşhis konulduğunda 68 yaşındaydım" sözlerini kaydetti. Kanserin tek sebebi: HPV Medicana International İzmir Hastanesi Medical Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülcan Bulut, hem hastası Canan Birgi’nin durumunu değerlendirdi hem de hastalığa ilişkin detayları paylaştı. Rahim ağzı kanserinin temel sebebinin HPV virüsü olduğunun altını çizen Doç. Dr. Gülcan Bulut, "HPV’nin birçok tipi (suşu) vardır. Bu suşların bazıları kansere yol açarken bazıları ise yalnızca genital siğillere neden olur. Genital siğiller onkolojinin değil, daha çok jinekolojinin ilgi alanındadır. Onkolojiyi ilgilendiren ise HPV’nin kanserle ilişkili olan 16, 18 gibi yüksek riskli özel suşlarıdır. Bu suşlar rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir" sözlerini kaydetti. HPV aşısında 9 farklı HPV suşu olduğunu aktaran Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Aşı HPV’nin yayılmasını ve kansere sebep olmasını engeller. HPV’nin cinsel yolla bulaştığı kabul edilir. Başka doğrudan temas yolları da bildirilmiştir ancak genel bulaş şekli cinsel temastır. Bu nedenle, cinsel aktivite başlamadan önce, ergenlik dönemindeki çocukların aşılanması önerilir. Böylece kişi çocukluk döneminden itibaren HPV’ye karşı bağışıklık kazanmış olur. Tıpkı Hepatit B aşısında olduğu gibi, HPV’ye yakalanmadan önce aşılanmak koruyuculuk sağlar. HPV bulaşmamış bireylerde aşı ile bağışıklık kazanıldığında ilerleyen dönemlerde HPV’nin kansere neden olması engellenir. Serviks kanserinin gelişim sürecinde önce HPV bulaşı olur, ardından bulaştığı bölgede kronik inflamasyon ve dönüşüm reaksiyonları gelişir. Bu süreçte "Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN)" adı verilen öncül lezyonlar oluşabilir. Jinekologlar bu lezyonları smear (Pap smear) testleri ile takip eder. Amaç, henüz kanser gelişmeden öncül lezyonları tespit etmektir. Aşıyla bağışıklık kazanıldığında ise bu lezyonların oluşması engellenmiş olur" ifadelerini kullandı. Koruyucu tedbirler hastalığın ortaya çıkmaması için önemli İmmünoterapi alan hasta Canan Birgi’nin operasyon sınırını geçmiş bir hasta olduğuna ve bu nedenle ameliyatla tümörünün alınamadığına vurgu yapan Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Bu noktada hastaların ‘Ameliyat yapılamıyorsa tedavi edilemiyor’ şeklinde bir kaygısı olabiliyor; oysa operasyon sınırı geçilmiş olsa bile kombine kemo-radyoterapi uygulanarak tedavi sağlanabilir. Canan Hanım da kemo-radyoterapi aldı. Daha sonraki dönemde mediastende bir lenf bezi patolojisi gelişti ve yapılan incelemelerde hastalığın nüks ettiği tespit edildi. Ancak güzel tarafı, Canan Hanım’ın immünoterapiye çok iyi yanıt vermesiydi. Hem immünoterapiye hem de radyoterapiye iyi yanıt verdiği için hâlâ tam yanıtla izlenebiliyor. Metastatik evrede olmasına rağmen tedavi edilebilir durumda. Ancak en önemli nokta, hastalığın hiç ortaya çıkmamasıdır. Koruyucu tedbirler bu nedenle büyük önem taşır. Ne yazık ki özellikle belli bir yaş üzerindeki birçok kişi hâlâ aşılanmadığı için önümüzdeki yıllarda serviks kanseri vakaları görülmeye devam edecektir" açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Gülcan Bulut, sözlerini şöyle tamamladı: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyadan ilk olarak silinecek olan kanser tipi serviks kanseri olarak tanımlanmaktadır. Böyle olunca da HPV aşısının ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak gerekir. Serviks kanseri aşıyla önlenebilen en önemli kanser türüdür."
Gördes Devlet Hastanesi Başhekimliğine Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan atandı
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:15 Gördes Devlet Hastanesi Başhekimliğine Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan atandı Gördes Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine atanan Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan, görevine başladı. Gördes Devlet Hastanesi Başhekimlik görevinden Akhisar İlçe Sağlık Merkezi Aile Hekimliğine atanan Dr. Akın Aslan’dan boşalan göreve, Akhisar Kirazoğlu Devlet Hastanesi’nde görev yapan Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan getirildi. Göreve başladığı günden itibaren hastane içi işleyiş ve sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunları yerinde tespit ettiklerini belirten Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan, çözüm odaklı yaklaşımları ve projeleriyle dikkat çekiyor. Erdoğan, ilerleyen süreçte hastaneye ek bina kazandırarak kapasite artışı hedeflediklerini belirterek, "Şu an 25 yatak kapasitesiyle hizmet veren hastanemizi 50 yatak kapasitesine çıkararak C grubu hastane statüsüne yükseltmek istiyoruz" dedi. Gerekli tıbbi cihazların temin edilmesiyle birçok branşta hizmet verileceğini ifade eden Erdoğan, "Amacımız ilçe dışına yapılan sevkleri en aza indirmek ve Gördes halkına daha nitelikli sağlık hizmeti sunmak" diye konuştu. Uzm. Dr. Bahadır Erdoğan ayrıca haftanın iki günü Nöroloji Polikliniğinde hasta kabul edeceğini belirterek, Gördes Devlet Hastanesi’nde 9 uzman hekim, 6 pratisyen hekim, 2 diş hekimi, 35 hemşire, 11 ebe olmak üzere toplam 133 personelle sağlık hizmeti sunulduğunu ifade etti. 1993 yılında Ankara’da doğan Bahadır Erdoğan, ilk ve orta öğrenimini Ankara’da tamamladı. 2009 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanan Erdoğan, 2015 yılında mezun oldu. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda 4 yıl görev yapan Erdoğan, 2021 yılında Akhisar Kirazoğlu Devlet Hastanesi’ne atandı. Burada 5 yıl görev yapan Erdoğan, 2026 yılı Ocak ayında Gördes Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine başladı. Evli ve bir çocuk babası olan Erdoğan, iyi derecede İngilizce biliyor.