SAĞLIK
Kadın sağlığı ve iyi yaşam Güven Hastanesi’nde buluştu 07 Mart 2026 Cumartesi - 15:34:44 Güven Hastanesi’nde düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinde kadın sağlığı ve iyi yaşam üzerine uzmanlar tarafından seminer verildi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nde 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen ‘Kadının En İyi Hali’ etkinliğinin kapsamında düzenlenen 2 günlük seminer, kadın sağlığını ve iyi yaşamı bütüncül bir bakış açısıyla ele aldı. 2 gün boyunca katılımcılar bir yandan uzmanların gerçekleştirdiği seminerlere katılırken diğer yandan etkinlik alanında kurulan deneyim alanlarını keşfetme fırsatı buldu. Etkinlik kapsamında oluşturulan deneyim alanlarında katılımcılar; bütünleştirilmiş vücut analizi, cilt analizi, saç analizi, profesyonel cilt bakımı ve yüz jimnastiği uygulamalarını deneyimledi. Uzmanlar eşliğinde gerçekleştirilen analizlerle katılımcılar kendi sağlık ve bakım ihtiyaçlarına dair kişisel değerlendirmeler aldı. "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır" Güven Çayyolu Tıp Merkezi’nden Dermatoloji Bölümünden Uzm. Dr. Sera Kayhan ise konuşmasında cilt yenilemede kullanılan ileri teknolojilere ve ameliyatsız gençleşme yöntemlerine değinerek, "Cilt sağlığı yalnızca estetik bir konu değil, genel sağlığın da önemli bir parçasıdır. Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde cilt kalitesini artırmak ve yaşlanma etkilerini azaltmak mümkün. Ancak en önemli nokta doğru değerlendirme ve kişiye özel planlamadır" diye konuştu. "Farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu" Güven Hastanesi Medikal Estetik Hekimi ve Fonksiyonel Tıp Hekimi Mert Yiğitbaşı ise 8 Mart kadınlar günü için güzel bir deneyim alanı oluşturduklarını belirterek, "Hem kadınların sağlığı açısından hem de güzellik işlemleri açısından danışanlarımızın ve misafirlerimizin deneyimleyebileceği cilt analizleri, saç analizi, cilt bakımları ve farklı uygulamaların dahil olduğu güzel bir etkinlik alanı oluşturuldu. Bu da hem sağlık hem doğal hem de kalıcı bir şekilde iyi yaşlanma işlemleri için danışanlarımıza güzel hizmetler verdiğimizi düşünüyoruz. Herkesin 8 Mart kadınlar günü kutlu olsun" ifadelerini kullandı. "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır" Uzm. Dyt. Melis Bengisu Demirci ise sağlıklı beslenmenin yaşam kalitesi üzerindeki etkilerine dikkati çekerek, "Sağlıklı yaşamın temelinde dengeli ve sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları yer alır. Bedenimizi doğru beslemek yalnızca kilo kontrolü için değil, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve genel sağlığın korunması için de büyük önem taşır" dedi. Ayrıca Demirci, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Etkinliğin seminerler bölümünde ise kadın sağlığı, estetik, dermatoloji ve yaşam deneyimlerine uzanan geniş bir perspektifte uzman isimler katılımcılarla buluştu.
07 Mart 2026 Cumartesi - 12:46 Koklear İmplant ile bebekler de yaşlılar da duyabiliyor Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, işitme kaybının erken teşhis ve doğru tedaviyle büyük ölçüde çözülebildiğini söyledi. Özüer, koklear implantın hem doğuştan işitme kaybı yaşayan bebeklerde hem de ileri yaşta ortaya çıkan işitme kayıplarında başarıyla uygulanabildiğini belirtti. Prof. Dr. Özüer anne babalara seslenerek "Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce belirlemek mümkün." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ziya Özüer, yaptığı açıklamada her bin bebekten 1-3’ünün işitme kaybıyla dünyaya geldiğine dikkat çekti. Özüer, Türkiye’de 2008 yılından bu yana tüm yeni doğanlara işitme taraması yapıldığını, doğumdan hemen sonra yapılan taramalar sayesinde işitme kaybının erken dönemde belirlenebildiğini söyledi. Tarama sonucu işitme kaybı tespit edilen bebeklerin öncelikle işitme cihazı ile desteklendiğini belirten Özüer, cihazdan yeterli fayda sağlanamayan ileri derecede işitme kayıplarında ise koklear implant ameliyatının devreye girdiğini ifade etti. İç kulaktaki hücreleri Bypas ederek siniri uyarıyor Koklear implantın çalışma prensibi konusunda bilgi veren Prof. Dr. Özüer, şöyle konuştu: "Koklear implant, ses enerjisini alıp bir işlemciden geçirerek elektrik enerjisine dönüştüren bir yöntemdir. İç kulakta işitmeden sorumlu tüylü hücreler hasarlı olduğunda bu hücreleri baypas ederek doğrudan işitme sinirini uyarır. Böylece ses sinyalleri doğrudan beyne iletilir. Bu yöntem sayesinde ileri derecede işitme kaybı olan çocuklar yaşıtları gibi konuşabilir, okula gidebilir ve sosyal hayata katılabilir, topluma kazandırılır. Her ne kadar ülke genelinde tarama yapılsa da bazı durumlarda işitme kaybı daha geç fark edilebiliyor. O nedenle aileler uyanık olmalı. Erken teşhis çocukların dil gelişimi ve eğitim hayatı açısından büyük önem taşıyor. Bebek yüksek sese tepki vermiyorsa, ismi söylendiğinde dönüp bakmıyorsa ya da iki yaşına geldiği halde konuşmuyorsa mutlaka bir uzmana başvurulmalı. Günümüzde işitme kaybını bir yaşından önce tespit etmek mümkün." Yetişkin ve yaşlılarda da uygulanıyor Öte yandan, koklear implantın sadece çocuklara yönelik bir uygulama olmadığını belirten Prof. Dr. Özüer, erişkin ve ileri yaş hastalarda da ameliyatın başarıyla yapıldığını söyledi. Özüer, "Ani işitme kaybı, otoskleroz, Meniere hastalığı ya da kronik orta kulak iltihabı gibi nedenlerle gelişen ileri derecede işitme kayıplarında da koklear implant uygulanabiliyor. İşitme cihazından fayda görmeyen yetişkin ve yaşlı hastalarımız da bu yöntemle yeniden duyabiliyor. Gelişen teknoloji sayesinde artık hem bebekler hem de ileri yaştaki bireyler işitme kaybı nedeniyle sosyal hayattan kopmak zorunda kalmıyor" dedi.
NEÜ’de "Modern Dünyada Duruş Sahibi Olmak" konuşuldu
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:11 NEÜ’de "Modern Dünyada Duruş Sahibi Olmak" konuşuldu Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren Bir Duruş Öğrenci Topluluğu tarafından düzenlenen "Modern Dünyada Duruş Sahibi Olmak" başlıklı konferans, Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir’in katılımıyla gerçekleştirildi. NEÜ Tıp Fakültesi Asım Duman Konferans Salonu’nda tertip edilen etkinliğe; NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, NEÜ Tıp Fakültesi Başkoordinatörü ve Bir Duruş Öğrenci Topluluğu Danışmanı Prof. Dr. Hasan Hüseyin Kozak, akademisyenler, öğrenciler ve davetliler katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Bir Duruş Öğrenci Topluluğu Başkanı Sudenaz Çoşkun, topluluğun kuruluş amacına değinerek, "Eylemlerin ancak bir duruşla kalıcı olabileceğine inanıyoruz. Her duruşun düşünceyle başladığını, düşüncelerin ise kavramlarla şekillendiğini düşünüyoruz. Bu nedenle Kavram Konuşmaları etkinliğinin ilkini bugün gerçekleştiriyoruz" şeklinde konuştu. Açılış konuşmasının ardından "Modern Dünyada Duruş Sahibi Olmak" konulu konferansı vermek üzere sahneye Dumlupınar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Aydemir davet edildi. Aydemir, insanın irade sahibi bir varlık oluşu, sorumluluk bilinci, seküler düşünce anlayışı ve modern dünyada ahlaki duruşun anlamı üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. İnsanın yalnızca biyolojik ve maddi bir varlık olarak ele alınmasının, ahlak, hukuk ve sorumluluk kavramlarını anlamsızlaştırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Aydemir, insanın iradesinin ve tercih yetisinin yok sayılmasının, modern dünyada ciddi bir değer krizine yol açtığını söyledi. Aydemir, insanın davranışlarını anlamlı kılan unsurun irade ve niyet olduğunu aktararak, "İyilik ve kötülük, doğru ve yanlış ancak irade sahibi bir varlık için anlamlıdır" dedi. Bilim, irade ve sorumluluk vurgusu Bilimsel yaklaşım ile hayatın anlamı arasındaki ilişkiye de değinen Prof. Dr. Aydemir, bilginin varlığı kadar onu ortaya koyan iradenin de göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Doğadaki düzenin, bilginin, sistemin sahipsiz olamayacağını kaydeden Aydemir, modern bireyin giderek daha bencil ve sorumluluktan kaçan bir yapıya sürüklendiğine dikkat çekerek, insanın hem kendisine hem çevresine hem de hayata karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi. Program, Prof. Dr. Halis Aydemir’e hediye takdimi gerçekleştirilmesinin ardından hatıra fotoğrafı çekilmesiyle sona erdi.
Mobil sağlık timleri, köy köy gezerek sağlık dağıtıyor
22 Ocak 2026 Perşembe - 11:09 Mobil sağlık timleri, köy köy gezerek sağlık dağıtıyor Niğde İl Sağlık Müdürlüğünce oluşturulan mobil sağlık timleri, kent merkezine uzak köy ve beldelerde yaşayan vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sunuyor. Sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan vatandaşların ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan çalışma kapsamında çok sayıda alanda tarama, muayene ve danışmanlık hizmeti veriliyor. Mobil sağlık ekipleri, Sigara Bırakma Polikliniği çalışmaları çerçevesinde yerinde danışmanlık hizmeti sunarken, ağız ve diş sağlığı alanında görevli diş hekimleri koruyucu hizmetler ve mobil diş üniteleriyle vatandaşlara ulaşıyor. Kanserle mücadele kapsamında KETEM tarafından kanser taramaları gerçekleştirilirken, anne ve gebe sağlığı hizmetleri doğrultusunda riskli gebelere yönelik muayene ve bilgilendirme faaliyetleri sahada yürütülüyor. Sağlık timlerinde ayrıca 2-6 yaş grubu çocukların büyüme ve gelişimlerini değerlendiren çocuk gelişimi uzmanları, sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele kapsamında danışmanlık veren diyetisyenler ve aşılara yönelik bilgilendirme yapan ilgili birim çalışanları görev alıyor. Evde sağlık hizmeti alan hasta ve yaşlıların da sağlık durumları uzman hekimler tarafından yerinde değerlendiriliyor. İl Sağlık Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Doğan Bahadır İnan, yapılan çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada, Niğde genelinde bir sağlık timi oluşturduklarını belirterek, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve sağlıklı Türkiye yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefledik. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ettik. Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştirdik ve ebelerimizle gebelerimizin muayenelerini yaptık. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış olduk. Bu çalışmayı Niğde’de tüm belde, kasaba ve köylerimizde yapmayı planlıyoruz. Vatandaşlarımızın ilgisi yoğun oldu, memnuniyetleri bizi de mutlu etti" dedi. Birçok alanda tarama ve danışmanlık hizmeti Halk Sağlığı Başkanı Dr. Öğretim Üyesi Muhammet Bayraktar ise mobil sağlık timlerinin içeriğine dikkat çekerek, sigara bırakma danışmanlığı, çocuk gelişimi, obeziteyle mücadele, kanser erken teşhis taramaları ve evde sağlık hizmetlerinin sahada eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti. Bayraktar, "Soğuk kış şartlarına rağmen vatandaşlarımız çalışmalarımıza büyük ilgi gösterdi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün yıllık planlaması doğrultusunda bu hizmetler yıl boyunca devam edecek" diye konuştu. Muayeneye gelen vatandaşlar ise kent merkezine uzak bölgelerde yaşadıkları için zaman zaman sağlık hizmetlerine ulaşmakta zorlandıklarını belirterek, mobil sağlık ekiplerinin sunduğu hizmetlerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yerinde sunulan sağlık hizmetlerinin kendileri için büyük kolaylık sağladığını ifade eden vatandaşlar, uygulamanın devam etmesini istediklerini söyledi.
Mersin’de kadınlara nefes ve hareket eğitimi
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:55 Mersin’de kadınlara nefes ve hareket eğitimi Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Kadınlara Özel Nefes ve Hareket Eğitimi’ ile kadınlar, doğru nefes teknikleri ve hareket egzersizleri sayesinde hem bedensel hem de zihinsel olarak rahatlayarak güne daha enerjik başlıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde yer alan Trafik Park Kadın ve Çocuk Atölyesinde devam eden ‘Kadınlara Özel Nefes ve Hareket Eğitimi’ ile kadınlar; doğru nefes alma tekniklerini, doğru nefes almanın beden ve zihin sağlığı üzerindeki olumlu etkilerini ve hayat enerjisinin bedene yayılmasını keşfeden bir yolculuğa çıkıyor. ‘Matını al gel, nefese ve ana odaklanıyoruz’ mottosuyla süren egzersizlere katılan onlarca kadın, çalışmalarla birlikte güne enerjik başlama fırsatı buluyor. Kadınlar her hafta Trafik Park Kadın ve Çocuk Atölyesinde bir araya gelerek sağlıklı, verimli ve kaliteli nefes almanın yollarını keşfediyor. Yapılan çalışmalarda bedensel ve zihinsel faydaların yanı sıra, sosyalleşme imkanları da kadınları memnun ediyor. "Kadınlar burada zihinsel ve duygusal yüklerini boşaltabiliyor" Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Trafik Park Kadın ve Çocuk Atölyesi’nin Birim Sorumlusu Yasemin Tekin, nefes alma teknikleri kapsamında yapılan bu çalışmaların, kadınlara mental imkan da çok iyi geldiğini söyledi. Kadınların memnuniyetini de vurgulayan Tekin, "Kadınlar gün içerisinde hem zihinsel, hem de duygusal olarak birçok yük taşıyorlar ve bu egzersizlerle yüklerini boşaltabiliyorlar. Normalde bu tür faaliyetler oldukça pahalı ama burada hizmetimizi ücretsiz veriyoruz. Kadınlar aynı zamanda sosyalleşme fırsatı da buluyorlar. Gün içerisinde rahatlıyor, nefeslerini açıyor, arkadaş oluyor ve sorunlarını paylaşabiliyorlar. Bu şekilde güzel bir döngü devam ediyor" dedi. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığının, kadınlara yönelik bu tür faaliyetlerinin devam edeceğine de değinen Tekin, "Kadınlara spor, sosyal ve psikoloji gibi alanlarda da desteklerimiz devam ediyor. Bütün kadınların yanındayız. Hiçbir kadın kendini yalnız hissetmesin" sözlerini kaydetti. "Nefes egzersizleri, enerji ve dengeyi hissetmemizi sağlıyor" Kadınlarla egzersiz çalışmalarını gönüllü olarak yürüten yoga ve nefes eğitmeni Deniz Sarıalioğlu, egzersizlerin nefesin hayatla olan bağını hatırlattığını ve doğru nefes almanın insanın enerjisini yükseltmesine yardımcı olduğunu vurguladı. Doğru nefes almanın bedensel etkilerine de değinen Sarıalioğlu, "Nefesin enerjiyi artırdığı, sinir sistemini dengeye aldığı, kendi özümüzle yaşamamızda vesile olduğu bir gerçek. Bu uygulamalar tıbbi anlamda da destekleniyor. Kadınlara bunu hatırlatmayı, enerjilerinin kendilerine iyi gelmesini, dengede olmayı hissetmelerini istedim" diye konuştu. Anda kalmanın önemini çalışmalarla pekiştirdiklerini sözlerine ekleyen Sarıalioğlu, "Büyükşehir Belediyemiz bu çalışmalar için alan açtı. Kendim ve katılanlar adına çok teşekkür ediyorum. Umarım daha çok kişiye ulaşabiliriz" ifadelerini kullandı.
Türk sağlık sistemindeki hukuksal reformlar Amerika’ya örnek olacak
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:36 Türk sağlık sistemindeki hukuksal reformlar Amerika’ya örnek olacak Tıbbi Histoloji ve Embriyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bahar Uslu, ABD’de ’Üreme Tıbbi Yüksek Direktörü’ oldu. Prof. Dr. Uslu, Türkiye’nin sağlık sistemindeki hukuksal reformların Amerika’da uygulanması için çalışma yapacak. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Uzmanı Adanalı Prof. Dr. Bahar Uslu, kadın-doğum, tüp bebek ve kısırlık çalışmalarında 40 yıldır uygulanmakta olan tedavi yöntemlerindeki eksik ve sakıncalı yönleri bularak, daha pratik ve doğru sonuçlar alınmasını sağlayan yeni bir yöntem geliştirdi. Türk doktorun geliştirdiği yöntem, dışarıdan destekli hamilelik, tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmalar kapsamında ‘Uslu Yöntemi’ olarak tıp literatürüne geçti. Türkiye’nin tüp bebek uzman eğitiminde diğer ülkelere göre önde olması ve gerekli hukuksal reformlar üzerine makale yazıp çalışma yapan Prof. Dr. Bahar Uslu, şimdi ABD’de ’Üreme Tıbbi Yüksek Direktörü’ oldu. Prof. Dr. Uslu, Türkiye’nin sağlık sistemindeki hukuksal reformların Amerika’da uygulanması için çalışma yapacak. Konuyla ilgili İHA muhabirine konuşan Prof. Dr. Bahar Uslu, "Modern tıp denilen dünya tıbbındaki eksiklikleri Amerika’ya gittikten sonra fark ettim. Ben tabii bir tüp bebek uzmanıyım. Embriyoloji uzmanlığının düzenlemeleri olmadığını, hukuki düzenlemelerin eksik olduğunu, etik değerlerin göz ardı edildiğini fark ettim ve dünyadaki ilk embriyo hakları yayınlarını yapan kişiyim. Amerika’da geçtiğimiz aylarda Alabama Yüksek Mahkemesi iki tüp bebek kliniğini kapattı. Çünkü çocukları olmayan bir ailenin hırsızlık girişimiyle embriyoları darbetmesi sonucunda mahkeme ne karar vereceğini şaşırdı. Embriyonun bir doku parçası mı ya da ne olarak değerlendirilmesine karar verememiş ve benim yayınlarıma ulaşmışlar. Dolayısıyla mahkemeler beni bilirkişi olarak tayin ettiler. Benim yayınlarımı okumuşlar, onlar hakkında görüşlerimi ilettim. İnsan potansiyeli taşıdığı için bu kaybın insan öldürmekten farksız olduğunu onlara anlattım" ifadelerini kullandı. "Takip edilen Amerika, Türkiye’yi örnek almış olacak" Donald Trump yönetimindeki sağlık sisteminin embriyo ve tüp bebek konusuna daha fazla önem gösterdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Uslu, "Amerika hükümeti yeni seçimlerde biraz da bu konuya çokta kıymet veriyor, eksikliklerini de fark ettiler. Büyük ihtimalle bana verilen bu yardım etmem gereken durumun bununla ilgisi olduğunu düşünüyorum ve bu unvanı alan ilk Türk hekim olmak ayrıca bana büyük gurur veriyor. Bu görevimde embriyoyu korumakla, hasta haklarını korumakla, kurumu korumakla yetkilendirildim. Bunun kanunlarını hazırlayacağım, regülasyonlarını hazırlayacağım ve takip edilen Amerika, Türkiye’yi örnek almış olacak" dedi. Prof. Dr. Bahar Uslu, Türkiye’deki tıp kanununun yıllar önce çıktığını ve bu kanundaki düzenlemelerin ABD’de çıkartılacak kanuna da örnek teşkil edeceğini belirtti.
Çocuklarda egzamanın en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntı
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:31 Çocuklarda egzamanın en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntı Egzama nedenleri, belirtileri tanı ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Çocuk Alerjisi Uzmanı Dr. Gülnar Aliyeva, "Atopik dermatitin en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle geceleri artar, uyku düzenini bozar ve çocuklarda huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluğa neden olabilir" dedi. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Alerjisi Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülnar Aliyeva, çocuklarda sık görülen atopik dermatit hakkında önemli uyarılarda bulundu. Aliyeva, hastalığın belirtilerinden risk faktörlerine, tanı sürecinden tedavi yöntemlerine kadar birçok konuda ailelerin bilinçli olması gerektiğini vurguladı. "Aile öyküsü önemlidir" Bu hastalıkta cildin koruyucu yapısının zayıfladığını belirten Aliyeva, "Bu hastalıkta cildin koruyucu yapısı zayıflamıştır ve cilt dış etkenlere karşı daha hassas hale gelir. Cilt üzerinde bulunan faydalı mikroorganizmaların dengesi bozulabilir ve bağışıklık sistemi normalden farklı tepkiler verebilir. Hastalık için en önemli risk faktörü, ailede egzama, astım ya da alerjik nezle gibi alerjik hastalıkların bulunmasıdır. Bunun yanı sıra hava kirliliği, sigara dumanı, iklim şartları, yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları ve stres hem hastalığın gelişiminde hem de alevlenmelerinde rol oynar. Sabun, deterjan ve parfüm gibi cildi tahriş eden ürünler, ev tozu, polenler, hayvan tüyleri, bazı mikroorganizmalar ve stres atopik dermatit belirtilerini artırabilen başlıca tetikleyicilerdir. Atopik dermatit, ilerleyen yıllarda besin alerjisi, alerjik rinit ve astım gibi diğer alerjik hastalıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir" ifadelerini kullandı. "Kaşıntı sadece cildi değil, uykuyu da etkiliyor" Atopik dermatitin en rahatsız edici belirtisinin kaşıntı olduğunu belirten Aliyeva, "Atopik dermatitin en önemli ve en rahatsız edici belirtisi şiddetli kaşıntıdır. Kaşıntı özellikle geceleri artar, uyku düzenini bozar ve çocuklarda huzursuzluk, dikkat dağınıklığı ve kronik yorgunluğa neden olabilir. Bebeklik döneminde hastalık genellikle yanaklarda kızarıklık, kuruluk ve pullanma şeklinde başlar; zamanla saçlı deri, kulak arkası, boyun ve gövdeye yayılabilir. Kol ve bacakların dış yüzleri bu dönemde sık tutulur. Çocukluk çağında ağız çevresi, göz çevresi ile dirsek ve diz arkaları gibi cilt kıvrımlarında daha sık görülür. Ergenlik döneminde ise bu bölgelere ek olarak eller ve göz kapaklarında da tutulum olabilir. Hastalık dalgalı seyir gösterir; belirtiler zaman zaman hafifler, zaman zaman alevlenir" dedi. "Alerji testi tek başına tanı için yeterli değildir" Tanıda öykü ve muayenenin belirleyici olduğunu söyleyen Aliyeva, "Atopik dermatit tanısı genelde hastanın öyküsü ve dermatolojik muayene ile konur. Küçük çocuklarda, uygun tedaviye rağmen düzelmeyen ya da orta ve ağır şiddette seyreden atopik dermatit varlığında besin alerjileri açısından değerlendirme yapılabilir. Bu yaş grubunda en sık sorumlu olan besinler inek sütü, yumurta, buğday ve kuruyemişlerdir. Yaş ilerledikçe ev tozu akarları, hayvan tüyleri ve polen gibi solunum yoluyla alınan alerjenlerin önemi artar. Yapılan alerji testleri mutlaka hastanın şikâyetleri ve klinik çalışmalarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Doktor önerisi olmadan besinlerin diyetten çıkarılması doğru değildir. Atopik dermatit, bazı diğer cilt hastalıklarıyla benzer çalışmalarıyla gösterebileceği için uzun süren, şiddetli veya tedaviye yanıt vermeyen durumlarda ayırıcı tanı yapılması önemlidir" şeklinde konuştu. "Doğru cilt bakımı tedavinin temel taşıdır" Tedavide cilt bakımının önemine dikkat çeken Aliyeva, "Atopik dermatit tedavisinin temelini tetikleyici faktörlerin kontrol altına alınması ve doğru cilt bakımı oluşturur. Cildin düzenli olarak nemlendirilmesi, uygun banyo alışkanlıklarının kazandırılması ve cildi tahriş edebilecek ürünlerden kaçınılması tedavinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Alevlenme dönemlerinde doktorun önerdiği tedavilerle belirtiler kontrol altına alınır. Bunun yanında enfeksiyonlardan korunma, stresin azaltılması ve hasta ile ailenin bilgilendirilmesi tedavinin başarısını artırır. Doğru ve düzenli takip ile atopik dermatit büyük ölçüde kontrol altına alınabilir ve hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileştirilebilir" ifadelerini kullandı.
Çermik Devlet Hastanesi Anne Dostu Hastane ünvanı aldı
22 Ocak 2026 Perşembe - 10:18 Çermik Devlet Hastanesi Anne Dostu Hastane ünvanı aldı Diyarbakır’ın Çermik İlçe Devlet Hastanesi, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen, Anne Dostu Hastane kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda, Anne Dostu Hastane ünvanını almaya hak kazandı. Çermik Devlet Hastanesi bu başarıyla 2026 yılında Türkiye genelinde bu ünvanı alan ilk sağlık tesisi oldu. Program çerçevesinde gerçekleştirilen değerlendirmelerde anne adaylarının gebelik, doğum ve doğum sonrası süreçlerde güvenli, mahremiyete dayalı ve kanıta dayalı sağlık hizmetlerine erişimi, normal doğumun desteklenmesi, anne ve bebek sağlığını önceleyen uygulamalar ile hasta güvenliği kriterleri kapsamlı şekilde ele alındı. Yapılan incelemeler sonucunda Çermik Devlet Hastanesinin tüm standartları başarıyla karşıladığı tespit edildi. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, ’’Anne Dostu Hastane ünvanı, anne ve bebek sağlığını önceleyen nitelikli ve güvenli sağlık hizmetlerinin bir göstergesidir. Çermik Devlet Hastanemizin 2026 yılında bu ünvanı Türkiye’de ilk alan sağlık tesisi olması memnuniyet vericidir. Sürece katkı sunan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Anne ve bebek sağlığını esas alan uygulamaları il genelinde sürdürmeye devam edeceğiz’’ dedi. Hastane yönetimi de elde edilen ünvanın ekip çalışmasının bir sonucu olduğunu vurgulayarak, anne ve bebek sağlığına yönelik hizmetlerin aynı titizlikle sürdürüleceğini bildirdi.
Hekimler, meme kanserine dikkat çekmek için yola çıktı
22 Ocak 2026 Perşembe - 09:56 Hekimler, meme kanserine dikkat çekmek için yola çıktı ’Meme Kanserinde Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri Projesi’nin ikinci eğitimi Diyarbakır’da gerçekleşti. Meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekmek ve toplumsal bilinci artırmak amacıyla Roche İlaç Türkiye’nin katkılarıyla hayata geçirilen ‘Meme Kanseri Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri Projesi’nin ikinci halk eğitimi, Türk Cerrahi Derneği, Europa Donna Türkiye ve Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 16 Ocak’ta Diyarbakır’da düzenlendi. Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde düzenlenen programda, meme kanseri hakkında temel bilgiler, erken tanı yöntemleri, risk azaltma stratejileri ve bölgesel tarama programlarına katılımın artırılmasına yönelik çözüm önerileri ele alındı. Etkinliğe Türk Cerrahi Derneği Başkanı, Başkent Üniversitesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Serdar Karaca, Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Diyarbakır Gazi Yaşargil Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nurettin Ay, Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Bahri Çakabay, Genel Cerrahi Anabilim Dalı Prof. Dr. Sadullah Girgin ve Europa Donna Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Derya Subaşı Sezgin katıldı. "Eğitimlerle meme kanseri tanısının daha erken evrede konulmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz" Açılış konuşmasını yapan Türk Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güldeniz Karadeniz Çakmak, meme kanserinin dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türlerinin başında geldiğini söyledi. Çakmak, Türk Cerrahi Derneği’nin, Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde ileri evre meme kanserin önüne geçebilmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla oluşturdukları "Meme Kanserinde Erken Tanı Farkındalık Eğitimleri" projesinin ikinci durağı olarak Şanlıurfa’dan sonra Diyarbakır’da olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Meme kanserinde erken tanının, kadınların hem yaşam sürelerinin hem de hayat kalitelerinin artması adına büyük bir öneme sahip olduğunu aktaran Çakmak, "Bunun için elimizdeki en önemli güç, mamografik tarama programları. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nca mamografik tarama programları ücretsiz olarak 40 yaşın üzerindeki kadınlarda yapılıyor. Ancak kadınların bu tarama programlarına düzenli olarak katılması çok değerli. Bu proje, özellikle lokal ileri ya da ileri evre meme kanseri vakalarının daha sık görüldüğü bölgelerde, derneğimiz tarafından kadınların tarama programlarına katılımını artırmak amacıyla hayata geçirildi" dedi. Diyarbakır’da çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleştirilen interaktif toplantıda, kadınların mamografiye erişimde ve taramaya katılımda karşılaştıkları engellerin ele alındığını belirten Çakmak, erken tanı konusunda katılımcıların bilgilendirildiğini ifade etti. Kadınların meme kanserine ilişkin sorularının açık ve anlaşılır biçimde yanıtlandığını vurgulayan Çakmak, bu sayede ülkenin her bölgesinde meme kanseri tanısının daha erken evrede konulmasına katkı sağlamayı hedeflediklerini söyledi. Toplantının son derece yol gösterici geçtiğini dile getiren Çakmak, 200’ün üzerinde katılımcının yer aldığı etkinlikte yöneltilen soruların, bölgesel düzeyde erken tanının güçlendirilmesine yönelik atılabilecek adımlar açısından önemli bir rehber sunduğunu kaydetti. Bu toplantılardan elde edilen geri bildirimler doğrultusunda hazırlanacak raporların, bölgedeki erken tanı ve tarama programlarına katılımın artırılmasına yönelik atılacak adımlar açısından daha etkili bir yol haritası sunacağını belirten Çakmak, elde edilen verilerin Bakanlık ile paylaşılacağını ifade etti. Şanlıurfa ile başlattıkları saha çalışmalarının ikinci durağının Diyarbakır olduğunu aktaran Çakmak, farkındalık toplantılarının Gaziantep, Kahramanmaraş ve Van’da devam edeceğini söyledi. Bu illerden alınacak geri bildirimler doğrultusunda, farkındalık düzeyindeki eksikliklerin ve kadınların mamografik taramalara katılım nedenlerinin analiz edilerek rapor haline getirileceğini ve Sağlık Bakanlığı’na sunulacağını kaydetti. "Meme kanserinde doğru bilgiye erişim, kendi kendine meme muayenesi ve düzenli mamografi çok önemli" Şimdiye kadar ziyaret edilen iki ilden elde edilen izlenimlere de değinen Çakmak, kadınların özellikle sosyal medyada karşılaştıkları yanlış bilgilerin taramalara katılımı olumsuz etkilediğini belirterek, bu yanlış bilgilendirmelerin giderilmesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekti. "Bilgi güçtür, ama doğru bilgi özellikle meme kanserinde kadınların yaşamasını sağlıyor" diyen Çakmak, konuşmasını şöyle tamamladı: ’’Bu nedenle basında gerçek, doğru ve kanıta dayalı bilgilere yer verilmesi konusunda bazı önlemlerin alınması gerektiği sonucuna vardık. Bir diğer önemli nokta ise mamografiye erişimde yaşanan ulaşım ve erişim zorluklarıydı. Kadınların yaşadıkları yerlere bağlı olarak tarama merkezlerine ulaşmakta sorun yaşadıklarını tespit ettik. Bu noktada Sağlık Bakanlığımızın gezici mamografi üniteleri bulunuyor. Bunların yeniden devreye alınmasının mümkün olabileceğini düşünüyoruz ve bu önerimizi Bakanlığımıza ileteceğiz. Bunun dışında, mamografi sırasında hissedilen ağrı da kadınların mamografiden korkmasında önemli bir faktör. Bu konudaki soru işaretlerini de toplantılarımızda ortadan kaldırdık. Esas amacımız; kadınların kendi kendine meme muayenesini rutin olarak yapmayı öğrenmesi, taramanın ne kadar değerli ve önemli olduğunu bilmesi ve her yıl düzenli olarak mamografi çektirmesi. Bunun yanı sıra, burada edindikleri doğru bilgileri çevrelerindeki kadınlarla paylaşarak her birinin birer meme kanseri konusunda doğru bilgi elçisi olmasını ve bir mum yakarak birçok kadını aydınlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz." Toplantı sonrasında katılımcılara kendi kendine muayene yöntemleri de uygulamalı olarak anlatıldı.
Saç dökülmesine yeni umut
22 Ocak 2026 Perşembe - 09:53 Saç dökülmesine yeni umut Saç dökülmesiyle mücadelede yeni bir dönemin kapılarını aralayan URAW Kozmetik; geliştirdiği yeni nesil ürünle dikkat çekiyor. URAW Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Servet Şerifoğlu, Tayvan’da yürütülen klinik çalışmalar ve kullanıcı geri dönüşleriyle ilgili umut verici sonuçları kamuoyuyla paylaştı. Servet Şerifoğlu, bin 500’ün üzerinde kişiyle yapılan testlerde kullanıcıların büyük kısmından olumlu geri dönüş alındığını belirterek, ürünün saç bakımında güçlü bir alternatif olarak öne çıktığını ifade etti. Yapılan çalışmalar sonucunda saç yoğunluğunda belirgin artışlar gözlemlendiğini söyleyen Şerifoğlu, elde edilen sonuçların kendileri açısından son derece memnuniyet verici olduğunu dile getirdi. "Kısa sürede fark edilen bir etki söz konusu" Ürünün Ar-Ge sürecinin Tayvan merkezli yürütüldüğünü belirten Şerifoğlu, çalışmaların titizlikle ve uzun bir hazırlık sürecinin ardından tamamlandığını vurguladı. Şerifoğlu, kullanıcı deneyimlerine ilişkin şu bilgileri paylaştı; "Ürünü kullanan kişiler, ilk haftalardan itibaren saç diplerinde hareketlenme hissettiklerini ifade ediyor. Üçüncü ve dördüncü haftadan sonra saç köklerinde tüylenme, ikinci aydan itibaren ise gözle görülür bir dolgunluk ve yoğunluk artışı fark ediliyor." Kadınlarda daha hızlı sonuç Saç dökülmesinin kadınlar ve erkekler için farklı dinamikler taşıdığına dikkat çeken Servet Şerifoğlu; özellikle kadın kullanıcıların üründen daha kısa sürede geri dönüş aldığını söyledi. Şerifoğlu; "Kadınlarda ortalama 45 gün içerisinde gözle görülür bir değişim fark edilebiliyor. Erkeklerde ise düzenli kullanımda yaklaşık üç ay içerisinde olumlu sonuçlar alınabiliyor" dedi. Ürüne yönelik ilginin beklentilerinin üzerinde olduğunu belirten Şerifoğlu, kullanıcı geri dönüşlerinin düzenli olarak takip edildiğini ve memnuniyet oranının yüksek olduğunu kaydetti. Şerifoğlu; "40-50’nci günden sonra ‘saçlarım çıkmaya başladı’ diyen kullanıcı sayısı oldukça fazla. Bu geri dönüşler bizi daha da motive ediyor" ifadelerini kullandı. URAW Kozmetik’in müşteri memnuniyetini ön planda tuttuğunu vurgulayan Servet Şerifoğlu, ürünü kullanan ve üç ay içerisinde beklenen sonucu alamayan kullanıcılara para iade garantisi sunduklarını açıkladı. Şerifoğlu, markanın hedefinin ürünü Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere uluslararası pazarlarda da daha geniş kitlelerle buluşturmak olduğunu söyledi. 18 yaş üzerindeki bireylerin ürünü kullanabileceğini ifade eden Şerifoğlu; kronik rahatsızlığı veya hormonal sorunları bulunan kişilerin ise kullanım öncesinde doktora danışmalarını önerdi.