Son Dakika
|
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Antalya’da düzensiz göçmen botu faciası: 14 ölü
Buldan’da 5.1’lik depremin ardından bazı işletmelerde hasar meydana geldi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasının görülmesine başlandı
Türkiye'nin gönderdiği F-16'lar KKTC'de
Teknik Direktör Engin Fırat hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank, İran yaptırımları davasında uzlaşmaya vardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü
Trump’tan Avustralya’ya İran Milli Kadın Futbol Takımı oyuncularına iltica hakkı vermesi çağrısı
AB başkanları bölge liderleriyle İran'ı görüştü
Azerbaycan, İran’ın Türkiye’ye yönelik füze saldırısını kınadı
Halk plajında İHA alarmı!
Okan Buruk: "Hedefimiz ilk maçta kazanarak avantaj elde etmek"
SAĞLIK
Manisa Şehir Hastanesi’nde bir ilk daha
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:22:03
Manisa Şehir Hastanesi’nde Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi ilk kez uygulanarak başarıyla tamamlandı. Manisa Şehir Hastanesi’nde çocuk sağlığı alanında önemli bir uygulama daha hayata geçirildi. Çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi hastanede ilk kez uygulanmaya başlandı. Çocuk Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından gerçekleştirilen işlem, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve kronik öksürük şikayetleri bulunan 11 yaşındaki Münire Gaffari isimli hastaya tanı amacıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan işlem sonrası hasta kısa süreli gözlem altında tutuldu ve bir gün yatışının ardından taburcu edildi. Fleksible bronkoskopi işleminin özellikle tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kronik öksürük, hemoptizi (kanlı balgam) ve kontrolü zor astım öyküsü bulunan çocuklarda tanı ve tedavi sürecinde önemli bilgiler sağlayan ileri bir yöntem olduğu belirtildi. Uygulama sayesinde solunum yollarının ayrıntılı şekilde görüntülenebildiği, bu sayede altta yatan hastalığın belirlenmesine ve uygun tedavi planının oluşturulmasına önemli katkı sağlandığı ifade edildi. Manisa Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte çocuk hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesinin hedeflendiği kaydedildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 15:15
Soğuk hava geleneğe engel olmadı
Yaşlılar ve gençler arasında bağ oluşturup Anadolu irfanını yaşatmak hedefiyle kurulan Tekneliküp Kültür ve Dayanışma Derneği’nin iftar yemeğinde 7’den 70’e bin 500 kişi aynı sofrada buluştu. Bursa’nın Orhangazi ilçesinin en büyük mahallesi olan Arapzade mahallesinde kurulan ve adını mahallenin semti olan Tekneliküp’ten alan Tekneliküp Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği geleneksel iftar yemeğini bu yılda sürdürdü. Mahalle kültürün yaşatılması hedefiyle sokakta düzenlenen iftar yemeği soğuk havaya rağmen bu yılda yoğun ilgi gördü. Bin 500 kişiyi bir araya getiren iftar sofrasında, Ramazan ayı münasebeti ile dernek merkezinde hatim eden kadınlar da 8 Mart kadınlar günü sebebi ile çiçek hediye edildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 14:45
Saruhanlı’da yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı
Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde 14 bin 413 metrekare alanda yapılacak yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, yıllardır yürüttükleri girişimlerin sonuç verdiğini belirterek hastanenin 450 günde tamamlanacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yapılacak olan yeni devlet hastanesinin yapım çalışmalarına başlandı. 14 bin 413 metrekare alan üzerine inşa edilecek olan hastanenin temel kazı çalışmalarının başladığı bildirildi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Cengiz Topel Mahallesi’nde İlçe Jandarma Komutanlığı binasının yanındaki arsada başlayan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Başkan Cıllı, burada yaptığı açıklamada yeni hastanenin ilçenin sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, inşaatın 450 takvim günü içerisinde tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Üç katlı olarak inşa edilecek olan devlet hastanesinde 2 ameliyathane, 1 doğumhane, yoğun bakım üniteleri ve 18 poliklinik bulunacağını kaydeden Cıllı, ilçenin uzun süredir yeni bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mevcut hastanenin 1997 yılında Saruhanlı Kaymakamlığı, belediye ve vatandaşların katkılarıyla Hastane Yaptırma Derneği çatısı altında hizmete açıldığını hatırlatan Cıllı, artan nüfus ve fiziki şartlar nedeniyle artık ihtiyaca cevap veremediğini dile getirdi. AK Parti İlçe Başkanlığı döneminden bu yana yeni hastane konusunu yakından takip ettiklerini ifade eden Cıllı, "Nihayet yıllardır sürdürdüğümüz çabalar sonuç verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle Saruhanlımızda yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Saruhanlımız için belirlediğimiz beş büyük hayalimizden biri daha gerçeğe dönüşüyor. İlçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun." dedi. Cıllı ayrıca, hastanenin ilçeye kazandırılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile AK Parti Manisa milletvekillerine teşekkür etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
Küçük çocuk, hemşirenin saniyeler içinde yaptığı Heimlich manevrası sayesinde yeniden nefes almaya başladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mart 2026 Cuma- 13:47
400 yataklı hastane yapımı için zemin etüt çalışmaları başladı
2
08 Mart 2026 Pazar- 17:06
Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
3
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
4
08 Mart 2026 Pazar- 14:59
Tatvan’da rahatsızlanan hasta paletli ambulansla kurtarıldı
5
08 Mart 2026 Pazar- 10:59
Çocuğunuzun kalp hastası olmasını istemiyorsanız bu 5 öneriye dikkat edin
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:13
Prof. Dr. Pekdemir: "Gençlerde ani ölümlerin yüzde 90’ı genetik nedenlerden kaynaklanıyor"
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, genç yaşta meydana gelen ani ölümlerin ve kalp krizlerinin büyük çoğunluğunun genetik nedenlere bağlı olduğunu söyledi. Son dönemlerde genç yaştaki bireylerde kalp krizi sonucu hayatını kaybetme vakalarındaki artışı değerlendiren İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Pekdemir, "Özellikle 15-20 yaş altı grupta meydana gelen ani ölümler çoğu zaman yanlış şekilde kalp krizi olarak değerlendiriliyor. Bu yaş grubunda ani ölümlerin yüzde 90’ı genetik nedenlere bağlıdır" dedi. Koroner arter hastalığının dünya genelinde ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Hasan Pekdemir, "Koroner arter hastalığı kalp damarlarının yaşlanmasına ve kireçlenmesine bağlı gelişiyor. Ancak gençlerdeki ani ölümlerin büyük kısmı genetik faktörlerden kaynaklanıyor. Gençlerde görülen ani ölümlerin nedenleri arasında koroner arter anomalileri, doğuştan kalp kası hastalıkları, hipertrofik kardiyomiyopati, uzun QT sendromu, Brugada sendromu, geçirilmiş viral enfeksiyonlar ve bazı ilaç ya da uyuşturucu kullanımları bulunuyor" ifadelerini kullandı. Yirmili yaş altındaki ani ölümlerin, erişkin yaşta görülen kalp damar tıkanıklığıyla ilişkili olmadığını ve genetik nedenlerle ortaya çıkan bu rahatsızlıkların önceden tespit edilebileceğini kaydeden Prof. Dr. Pekdemir, "Ailelerinde 40-45 yaş altında ani ölüm öyküsü olan gençler, ağır spor ve atletik faaliyetlere başlamadan önce mutlaka kardiyolojik taramadan geçmeli. Basit EKG, fizik muayene ve ekokardiyografi ile risk önceden tespit edilebilir. Böylece genetik bir hastalık varsa önlemler alınabilir ve gerekli tedavi erkenden başlanabilir" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 10:02
Dyt. Hilal Şahin Güneşsu, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını açıkladı
Diyetsen Hilal Şahin Güneşsu, bağışıklık sistemini güçlendirmenin yollarını açıkladı. Güneşsu, vücuda besin alımının, doğumla başlayıp ölümle son bulan ve insan vücudunun gelişimi ile hastalıkların tedavisinde rol oynayan fizyolojik bir süreç olduğunu söyledi. Diyetsen Hilal Şahin Güneşsu, "Uygulanan çeşitli diyetler arasında; Akdeniz tipi diyet, Batı tipi diyet, vejetaryen diyet, Japon diyet, çok düşük kalorili diyet sayılabilir. Bu tarz diyetler, bağırsak florası üzerindeki etkileri ile bağışıklık sistemini de etkileyebilmektedir. Akdeniz tipi diyet olumlu yönde etki ederken, Batı tipi diyet ise olumsuz yönde etki ekmektedir" dedi. Güneşsu, "Vitaminlerden; A vitamini, C vitamini, B grubu vitaminler, E vitamini, D vitamini yine bağışıklık güçlendirici özellikte olup, minerallerden olan çinko, selenyum, demir ve bakır da yine bağışıklığı güçlendirmeye yardımcıdır. Omega 3 ve omega 6, probiyotikler flavonoidler, beta glukarn, ginseng, zerdeçal gibi takviyelerden yararlanmak da yine olumlu etkiler sağlayacaktır. Anlaşılacağı gibi, beslenme ile bağışıklık sistemi etkileşim içerisinde olup, besin öğelerinin uygun dozlarda ve doğru zamanlarda alınması bağışıklığı doğrudan olumlu yönde etkileyecektir" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:49
"Soğuk hava, kas ve eklem ağrılarını tetikliyor"
Soğuk havaların kas ve eklem ağrılarını artırabildiğine dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Tuğba Baysak Tunçay, "Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır" dedi. Soğuk havalarda artan kas ve eklem ağrıları yaşam kalitesini düşürebiliyor. VM Medical Park Pendik Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Tuğba Baysak Tunçay, kış aylarında kas ağrılarının neden arttığını ve alınması gereken önlemleri anlattı. Sıcaklıkların düşmesiyle birlikte kasların daha gergin ve sert hale geldiğini belirten Uzm. Dr. Tunçay, "Soğuk havalarda vücut ısısını korumak için yüzeye yakın kan damarları daralır. Bu durum kaslara giden kan akışını azaltır ve kaslarda sertlik ile ağrıya yol açabilir. Soğuk kasların daha fazla kasılmasına neden olur. Esnekliği ve hareket kabiliyetini kısıtlayarak, özellikle boyun, omuz, bel ve bacak bölgelerinde ağrılar daha sık görülebilir. Artrit ve fibromiyalji gibi kronik rahatsızlığı olan bireylerde ise soğuk hava ağrıları daha da şiddetlendirebilir" şeklinde konuştu. "Risk altında olan bireyler" Soğuk havaların herkesi etkileyebileceğini ancak bazı gruplarda riskin daha yüksek olduğunu belirten Uzm. Dr. Tunçay, yaşlı bireylerde dolaşım ve kas kütlesinin azalmasının soğuğa karşı hassasiyeti artırdığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Uzun süre hareketsiz kalan ofis çalışanları sırt ve kalça bölgelerinde gerginlik yaşayabilir. Spor yapan bireylerde ise yeterli ısınma yapılmadan gerçekleştirilen egzersizler sakatlanmalara yol açabilir. Raynaud sendromu ve otoimmün hastalığı olan kişilerde de soğuk havayla birlikte şikâyetler artabilir." "Isınmadan egzersiz yapmayın" Soğuk havada gergin kasların zorlanmaya daha yatkın olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, "Kaslar yeterince ısınmadan yapılan ani hareketler burkulma ve kas yırtılmalarına neden olabilir. Günlük hayatta hızlı yürüyüş veya ağır yük kaldırmak bile risk oluşturabilir" dedi. "Esneme ve kas güçlendirme egzersizleri önemli" Kas ağrılarından korunmada esneme ve güçlendirme egzersizlerinin büyük rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Tunçay, "Dinamik esneme hareketleri kasları aktiviteye hazırlar. Hızlı yürüyüş gibi akıcı ve tekrarlayan hareketler kaslara kan, ısı ve oksijen taşıyarak sakatlanma riskini azaltır. Kış aylarında bu egzersizlerin kapalı alanlarda yapılması daha faydalıdır" ifadelerini kullandı. "Günlük önlemlerle kas ağrıları azaltılabilir" Kas ağrılarını önleyebilecek günlük rutinlerden bahseden Uzm. Dr. Tunçay, "Soğuk havalarda kas ağrılarını önlemek için ortam ısısına uygun giyinmek ve soğuk hava akımlarından korunmak önemlidir. Hafif günlük hareketler, esneme ve yürüyüşler kan dolaşımını artırarak kas gerginliğini azaltır. Sıcak banyo ve ısıtma pedleri de rahatlama sağlayabilir" açıklamasında bulundu. Ne zaman uzman hekime danışılmalı? Kas ağrılarının birkaç günden uzun sürmesi, hareket kabiliyetini kısıtlaması veya giderek artması durumunda doktora başvurulması gerektiğine değinen Uzm. Dr. Tunçay, "Altta yatan bir sorun olup olmadığı değerlendirilmelidir. Özellikle tekrarlayan yaralanmaları veya kronik rahatsızlıkları olan bireyler kış aylarında düzenli kontrollerini ihmal etmemelidir" dedi. "Beslenme ve yaşam tarzı önemli rol oynuyor" Kas sağlığının korunmasında beslenme ve yaşam tarzının da etkili olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Tunçay, "Yeterli su tüketiminin kas kramplarını önlemeye yardımcı olur. D vitamini eksikliği ise kas ağrılarına yol açabilir. Takviye kullanımı için mutlaka doktora danışılması gerekir. Ayrıca fast food gibi işlenmiş gıdalar vücutta iltihaplanmayı artırarak kas rahatsızlıklarını tetikleyebilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:46
İki hafta Gölyaka’da sağlık taraması yapacak
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak için ilçe ilçe, köy köy gezen ekipler ücretsiz sağlık taraması yapılıyor. Düzce Sağlık Müdürlüğü tarafından kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla; Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ekiplerimizce Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi önünde konuşlandırılan sağlık tırında tarama gerçekleştiriliyor. İlçede yaşayan 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadın ve erkekler de bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz olarak yaptırabilecek. Kanserin, erken teşhis edildiğinde önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlatarak ekipler Mobil Kanser Tarama tırının 2 hafta boyunca Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi bahçesinde bulanacak olan Mobil Kanser Tarama tırına tüm vatandaşlar bekliyor.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:40
Uzmanından uyarı: "Üveit tedavi edilmezse körlüğe yol açar"
Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, üveitin uzun süreli takip ve tedavi gerektirdiğine dikkat çekerek, "Uygun şartlarda tedavi edilmemesi durumunda körlük ile sonuçlanabilir" uyarısında bulundu. Üveit, göz içi iltihaplanması olarak tanımlanır ve ciddi bir göz hastalığıdır. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, açıklamalarda bulundu. "Vakaların yarısında altta yatan sebep bilinmiyor" Üveitin gözün damarsal tabakasında ortaya çıkan iltihap olduğunu belirten Sızmaz, "Damarsal tabaka gözün katmanları içinde en ortada olan tabakadır ve çok yoğun damarlanmaya sahiptir. Üveitin bu kadar önemli olmasının nedeni vakaların yarısında altta yatan sebebin bilinmemesinden kaynaklanır. Üveit tanısı zor konulan, tekrarlayıcı ve uzun süreli takip ve tedavi gerektiren bir hastalıktır" ifadelerini kullandı. "Üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" Üveitin gözün ön, orta ya da arka kısmını tutabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Sızmaz, "Üveit enfeksiyon nedeniyle olabilir ya da enfeksiyondan bağımsız olarak da ortaya çıkabilir. Altta yatan sebep ya da hastalık etkeni tespit edildiğinde öncelik bu etken hastalığa verilerek üveit tedavi edilebilir. En sık üveit etkenleri enfeksiyonlara bağlı olarak tüberküloz, frengi, uçuk virüsü ve çiğ et tüketimi ile bulaşabilen bir parazit olan toksoplazma enfeksiyona bağlı olmaksızın ortaya çıkabilen Behçet hastalığı, omurga iltihabi, romatizmal hastalıklar, sarkoidoz, sistemik damar iltihapları sayılabilir. Örneğin o güne kadar bilinmeyen ancak üveit atağı ardından Behçet hastalığı tanınmış hastaların sayısı hiç de az değildir" dedi. "Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" Üveitin bazen tek bazen ise iki gözü de etkileyebildiğini belirten Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Hastalar, üveitin tutulum bölgesi ve klinik şiddetine göre değişmekle beraber gözlerde kızarıklık, görme azlığı, bulanık görme, uçuşmalar, ışık hassasiyeti ve ağrıdan şikayetçi olurlar. Hastalık genellikle ataklarla seyreder. Tedavinin yetersiz olması durumunda gözde kalıcı hasar bırakabilir" ifadelerini kullandı. "Üveit dikkatle izlenmelidir" Üveit tedavisinde öncelikle etkene yönelik tedavinin başlanması gerektiğine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Medikal ilaç tedavileri, damla, enjeksiyon veya sistemik tedavi uygulanabilir. Üveit tedavisinde amaç atağı hızla baskılamak ve hastalığın tekrarlama ihtimalini ortadan kaldırmak, tekrar durumunda da atağın şiddetini hafifletmektir. Üveit dikkatle izlenmelidir ve multidisipliner bir yaklaşım gerektirir" dedi.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:37
Giresun’dan sağlıkta dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası tanımlandı. İlk kez tanımlanan vaka dünya literatürüne girerken, Gastroenteroloji Anabilim Dalı tarafından yapılan çalışmalar sonucu hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Dülger, "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla katbekat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesi tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek, dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyveler ciddi risk barındırıyor
Sağlık deposu olarak bilinen ıspanak, biber ve çilek gibi sebze ve meyvelerin, maruz kaldıkları pestisitler nedeniyle ciddi sağlık riskleri barındırdığını belirten Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Uzmanı Sena Nur Doğan, pestisitlerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, bu riskleri azaltmak için alınabilecek önlemleri paylaştı. Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak antioksidan, lif, vitaminler ve fitokimyasallar açısından zengin meyve ve sebzeler gelirken, bu besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğine vurgu yapan Medicana International Ankara Hastanesi Feel Well Beslenme ve Yaşam Tasarımı Bölümü’nden Diyetisyen Sena Nur Doğan, bu risklerin başında gelen pestisit tehlikesine dikkat çekti. Doğan, uluslararası hazırlanan raporlarda Türkiye’de tespit edilen kirli besinlerin başında ıspanak, lahana, elma, patates, biber, üzüm, şeftali, armut, çilek, kiraz ve yaban mersini olduğunu belirtti. "Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir" Ispanak, biber ve çilek gibi besinlerin üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle beklenmedik sağlık riskleri taşıyabileceğini belirten Doğan, "Kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok kronik hastalığa karşı koruyucu kabul edilen bu besinlerin, son yıllarda yapılan analizlerde üretim sürecinde maruz kaldıkları kimyasallar nedeniyle sağlığımızı tehdit eden riskler haline geldiği kanıtlanmış durumda. Bunun önemli bir sebebi bu sebze ve meyvelerin özellikle yapraklı, pürüzlü, gözenekli ya da kabuğu ince olması gibi yapısal özellikleri. Bazı örneklerde tek bir gıdada 20’den fazla farklı pestisit türü tespit edilmiştir. Tüm bu veriler, meyve ve sebzelerden uzak durulması gerektiği anlamına gelmez. Pestisit maruziyetini azaltmak için ürünleri akan su altında iyice yıkamak, kabuğu soyulabilen gıdalarda kabukları ayırmak, dış yaprakları temizlemek ve mümkünse bu listedeki ürünlerin organik alternatiflerini tercih etmek önemlidir. Organik besinler üretim sürecinde sentetik pestisitler, kimyasal gübreler ve hormonlar kullanılmadan, belirli kurallar ve denetimler altında yetiştirilen gıdaları ifade eder. Doğal ya da köy ürünü olarak tanımlanan her besin organik değildir, ürün ambalajlarında organik sertifikası yer alan ürünleri tercih edilebilir" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:32
Giresun’dan çölyak hastalığı ile ilgili dünya çapında bilimsel başarı
Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı (ABD), çölyak ve inflamatuar bağırsak hastalıklarına yönelik bilim dünyasında ses getiren bir çalışmaya imza attı. Dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakası Giresun’da tanımlandı. Gastroenteroloji ABD tarafından yapılan çalışmalar sonrasında hazırlanan "İnflamatuar Bağırsak Hastalıklarında Beslenme" kitapçığının Giresun İl Sağlık Müdürlüğü’nün katkıları ile Türkiye genelinde hastaneler ve ilgili kurumlar aracılığıyla hastalara ulaştırılması planlanıyor. Hastane personeline tanıtımı yapılan kitapçığın, başta çölyak, ülseratif kolit ve Crohn hastaları olmak üzere, beslenme konusunda doğru ve sade bilgiye ulaşmayı hedefleyen bir hasta kılavuzu olduğu belirtildi. Görsellerle desteklenen kitapçıkta, hastaların anlayabileceği bir dil tercih edildiği belirtildi. Çölyak Karadeniz’de Türkiye ortalamasının üzerinde Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji ABD Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde inflamatuar bağırsak hastalıklarının Türkiye ortalamasının oldukça üzerinde görüldüğüne dikkat çekti. Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger "Ülseratif kolit ve Crohn hastalığı bölgemizde, Anadolu’nun diğer kesimlerine kıyasla kat be kat fazla. Çölyak hastalığının Karadeniz Bölgesi’nde sık görülmesinin tarihsel beslenme alışkanlıklarıyla ilişkili bir tespittir. Yüz yıl öncesine kadar bölgemizde mısır ağırlıklı beslenme hakimdi. Daha sonra buğday ekmeğine geçişle birlikte çölyak hastalığında belirgin bir artış yaşandı. Bu durum, bölgemiz için adeta bir ‘mısırdan buğdaya geçiş fenomeni’dir. Hastalarımızın en çok ihtiyaç duyduğu konuların başında beslenme geliyor. Bu ihtiyacı bilimsel ve pratik bir rehberle karşılamak istedik" dedi. Giresun’da tanımlanan ilk vaka literatüre geçti Prof. Dr. Dülger, çölyak hastalığına ilişkin yürüttükleri bilimsel çalışmaların ise uluslararası alanda yankı uyandırdığını belirterek dünyada ilk kez çölyak hastalığına bağlı Arnold-Chiari malformasyonu vakasını tanımladıklarını açıkladı. Dülger, "Çölyak hastalığına bağlı olarak beyin sapındaki kemik dokunun erimesi ve beynin omurilik kanalına doğru yer değiştirmesiyle ortaya çıkan Arnold-Chiari malformasyonunu dünyada ilk kez Giresun’da saptadık. Bu vaka, Uluslararası Beyin Cerrahisi Dergisi’nde bu ay yayımlandı ve dünya literatürüne ‘ilk’ olarak girdi" diye konuştu. Erken tanı ile ciddi sağlık sorunları önlenebilir Çölyak hastalığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Prof. Dr. Dülger, erken tanının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek "Tedavisi tamamen diyetle mümkündür. Ancak erken tanı şarttır. Çölyak, boy kısalığı, nedeni bilinmeyen kansızlık, D vitamini eksikliği ve erken yaşta kemik erimesine yol açabilir. Çocukluk çağında yapılacak taramalarla, çocukların boyu 10-12 santimetreye kadar daha fazla uzayabilir" şeklinde konuştu. Anadolu’nun buğdayın anavatanı olduğuna da işaret eden Dülger, "Çölyak hastalığı bir anlamda Anadolu’nun hastalığıdır. Bu alanda ne kadar çok bilimsel çalışma yapılırsa o kadar faydalıdır. Türkiye’de, hatta dünya çapında ses getirecek bir Çölyak Enstitüsü’nün kurulması en büyük temennimizdir" ifadelerini kullandı. (AB-ÖS-Y)
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:31
Uzmanından uyarı: "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı"
Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar Bayındır, artan grip vakalarına ilişkin, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" dedi. Güven Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Yaşar, grip hastalığında alışılmışın dışında bir tabloyla karşı karşıya kalındığını belirtti. Influenza A vakalarındaki belirgin artışa dikkat çeken Bayındır, bu yıl özellikle H3N2 (influenza A olarak bilinen mevsimsel grip virüsünün daha ağır seyreden türü) suşunun öne çıktığını, halk arasında domuz gribi olarak bilinen H1N1’e kıyasla daha sık görüldüğünü, daha bulaşıcı olduğunu ve daha ağır klinik tabloya yol açtığını ifade etti. Yaşar, erken tanının önemine dikkat çekerken, hastalarda ani belirginleşen yüksek ateş ve halsizliğin en önemli bulgular olduğunu açıkladı. "Hastayı yatağa düşüren bir tabloyla karşılaşıyoruz" Influenza A’nın bu yıl daha ağır seyrettiğini vurgulayan Bayındır, "Bu sezon özellikle H3N2 suşu (Influenza A) ön planda. H1N1’e kıyasla daha bulaşıcı ve daha ağır enfeksiyonlara yol açabiliyor. Hastalarda ani başlayan yüksek ateş, şiddetli kas ve eklem ağrıları ve belirgin halsizlikle seyreden, günlük yaşamı durdurabilen klinik bir tablo görüyoruz. Önceki yıllarda burun akıntısı, boğaz ağrısı gibi üst solunum yolu belirtileri daha baskınken, bu sezon yüksek ateşin eşlik ettiği yoğun bitkinlik ve kas ağrıları ön planda. Hastalar çoğu zaman günlerce yataktan kalkamayacak hale geliyor. Bu gruplarda zatürre başta olmak üzere komplikasyon riski ve hastaneye yatış oranları belirgin şekilde artıyor" diye konuştu. "Erken tanı ve uygun tedavi, ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor" Grip belirtilerinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Bayındır, "Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, nefes darlığı gibi bulgular varsa ’geçer’ demeden hekime başvurulmalı. Erken tanı ve uygun tedavi, hastalığın süresini kısaltırken ciddi komplikasyonların da önüne geçiyor. Grip aşısı, Influenza A’ya karşı en etkili korunma yöntemidir. Aşı, hastalığa yakalanma riskini azaltır, yakalanılsa bile daha hafif geçirilmesini sağlar. Özellikle risk gruplarında aşılama hayati önem taşır" ifadelerini kullandı.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:22
Dr. Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisi hakkında bilgi verdi. Dr. Kaplan, Kalp ve damar hastalıkları, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ölüm nedenleri arasında yer alırken, tedavi yöntemlerinde yaşanan teknolojik gelişmeler hastalara daha konforlu ve güvenli seçenekler sunuyor. Bu yöntemlerden biri olan ilaçlı koroner balonlar, uygun hastalarda stent kullanılmadan damar tıkanıklıklarının tedavi edilmesine imkan sağlıyor" dedi. "Stent olmadan damar açmak mümkün" Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, ilaçlı koroner balon tedavisinin son yıllarda önemli bir alternatif haline geldiğini belirterek, "Geleneksel yöntemlerde daralan veya tıkanan kalp damarları genellikle stent ile açılıyordu. Ancak her hasta için stent en ideal çözüm olmayabiliyor. İlaçlı koroner balonlar, damarı açarken aynı zamanda damar duvarına özel bir ilacı kısa sürede ve etkili şekilde vererek yeniden daralma riskini azaltıyor. İlaçlı koroner balonlar, klasik balon anjiyoplastiye ek olarak damar duvarına ilaç salınımı yapan özel bir teknolojiye sahip. Bu sayede damar içinde kalıcı bir metal yapı bırakılmadan tedavi gerçekleştirilebiliyor. Özellikle daha önce stent takılmış ve tekrar daralma gelişmiş hastalarda, küçük çaplı damarlarda veya stent yerleştirilmesinin riskli olduğu durumlarda önemli avantajlar sağlıyor" ifadelerini kullandı. Medical Point Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Damar içinde yabancı bir cisim bırakılmaması, uzun dönem komplikasyon risklerini azaltabiliyor. Ayrıca bazı hastalarda daha kısa süreli kan sulandırıcı tedavi yeterli olabiliyor. Bu da özellikle kanama riski yüksek hastalar için önemli bir avantaj. Hastanın damar yapısı, darlığın yeri ve özellikleri, ek hastalıkları gibi birçok faktör tedavi seçimini etkiliyor. Bu nedenle doğru yöntemin belirlenmesi için ayrıntılı kardiyolojik değerlendirme büyük önem taşıyor" diye konuştu.
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:20
Sason’da kar nedeni ile mahsur kalan hasta kurtarıldı
Batman’ın Sason ilçesinde kar yağışı nedeniyle yolu kapanan Kınalı köyü Giresur mezrasında mahsur kalan hasta vatandaş, İl Özel İdaresi ekiplerinin dondurucu soğukta gerçekleştirdiği özverili çalışma neticesinde hastaneye yetiştirildi. Sason ilçesinde etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, ulaşımda aksamalara neden olurken, Kınalı köyüne bağlı Giresur mezrasında yaşayan bir vatandaşın aniden rahatsızlanması üzerine ekipler seferber oldu. Yolun karla kapalı olması nedeniyle sağlık ekiplerinin bölgeye ulaşamaması üzerine durum Batman İl Özel İdaresi Kar Müdahale ekiplerine bildirildi. İhbarı alır almaz harekete geçen İl Özel İdaresi ekipleri, zorlu hava ve arazi şartlarına rağmen iş makineleriyle yolu açmak için yoğun bir çalışma başlattı. Kış şartlarının en sert yüzünü gösterdiği bölgede, ekiplerin hummalı çalışması sonucu kapalı yol kısa sürede trafiğe açıldı. Yolun açılmasıyla birlikte bekletilen ambulans, güvenli bir şekilde Giresur mezrasına giriş yaptı. İlk müdahalesi olay yerinde yapılan hasta, sağlık ekiplerince en yakın hastaneye sevk edilerek tedavi altına alındı. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Batman İl Özel İdaresi’nden yapılan açıklamada, kış mevsimi boyunca vatandaşların mağdur olmaması için ekiplerin 7 gün 24 saat teyakkuzda olduğu vurgulanarak şu ifadelere yer verildi: "Kış şartlarının en zorlu olduğu bu dönemde, vatandaşlarımızın can güvenliği ve sağlığı bizler için önceliktir. İlimiz genelinde karla mücadele, yol açma ve acil durum müdahalelerimiz, ihtiyaç duyulan her noktada aralıksız olarak devam edecektir."
21 Ocak 2026 Çarşamba - 09:14
Parmağı zımbaya sıkışan genç için itfaiye ekipleri harekete geçti
Diyarbakır’da parmağı zımbaya sıkışan gencin yardımına itfaiye personeli yetişti. Kayapınar ilçesi Diclekent Bulvarı’nda bulunan bir işletmede çalışan personelin parmağı zımbaya sıkıştı. İhbar üzerine olay yerine intikal eden itfaiye ekipleri, vatandaşın parmağını bulunduğu yerden çıkarılması için özel kesme işlemi gerçekleştirdi. Şahsın ağrısının artması üzerine sağlık ekipleri iş yerine sevk edildi. Ardından çalışan, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Travma Ünitesi’ne yönlendirildi. Hastanede yapılan tıbbi değerlendirme sonrası parmak uyuşturularak zımbadan kontrollü şekilde çıkarıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder