SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58 Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40 KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Körlüğe sebep olan sinsi hastalıkta erken teşhis önemli
13 Mart 2026 Cuma - 11:00 Körlüğe sebep olan sinsi hastalıkta erken teşhis önemli Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka, halk arasında karasu ya da göz tansiyonu diye bahsedilen glokom hastalığının son derece sinsi bir başlangıç gösterdiğini belirterek, erken teşhis ve tedavi için göz kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Okka, Doç. Dr. Enver Mirza ve birim üyeleri tarafından 08-14 Mart Dünya Glokom Haftası dolayısıyla Konya Meram Dr. İsmail Işık Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezinde glokom farkındalık ve bilgilendirme toplantısı ile sağlık taraması gerçekleştirildi. Bilgilendirme toplantısında konuşan Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka, glokomun dünya körlük nedenleri arasında en ön sırada olmasına rağmen tedavisi mümkün bir hastalık olduğunu belirterek, "Glokomda erken teşhis, düzenli olarak göz muayenesi, gerekli testlerin yapılması, ilaçların düzgün ve zamanında kullanması çok önemlidir, çünkü kaybolan görme asla geri gelmez var olan görmeyi korumalıyız" dedi. Programda, huzurevi sakinlerinin tansiyon, göz içi basınç ölçüm ve muayeneleri yapıldı. "Glokom son derece sinsi bir başlangıç gösterir" NEÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı ve Glokom Birimi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Okka yaptığı açıklamada, glokomun son derece sinsi bir başlangıç gösterdiğini belirterek, "Glokom dediğimiz halk arasında karasu ya da göz tansiyonu diye bahsedilen hastalık son derece sinsi bir başlangıç gösterir. Göz sinirinin yüzde 50’sinin harap olmasından sonra görme alanı belirtisi verebilen, belirti verdiği andan itibaren de geri dönüşümsüz olarak kaybolan sinirlerin geri gelmediği ve ilerleyici bir optik nöropati nedeniyle körlüğe sebep olan olabilen bir hastalık. Belirti vermediğinden dolayı insanların da farkında olması son derece zor oluyor. Bu nedenle var olan görme de ancak koruma ile sağlanabilecek, tedavi ile sağlanabilecek. Bütün dünyada her yıl mart ayının ikinci haftası Dünya Glokom Haftası olarak kutlanıyor. Bu yıl da bu hafta Dünya Glokom Haftası. Bugün Dünya Glokom Haftasında glokomla ilgili bütün insanlara farkındalık amacıyla konferanslar verilmesi, sağlık taramaları yapılması, broşürler verilmesi amaçlanmış. Biz de Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı olarak, Glokom Birimi olarak Konya’mızda böyle bir faaliyet yapalım, bilinçlendirelim dedik. Dr. İsmail Işık Huzurevimizi tercih ettik, yöneticilerine teşekkür ediyorum. Şimdi tansiyonlarını, göz içi basınçlarını ölçüp muayenelerini yapıyoruz. Yine ihtiyaç duyan hastalarımıza da kliniğimizde tedaviler hususunda yardımcı olacağız" diye konuştu.
MUSKİ’den Menteşe Gevenes Mahallesine yeni içme suyu deposu
13 Mart 2026 Cuma - 10:54 MUSKİ’den Menteşe Gevenes Mahallesine yeni içme suyu deposu MUSKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde yürüttüğü içme suyu depoları yenileme çalışmaları kapsamında Menteşe ilçesi Gevenes Mahallesi’nde ekonomik ömrünü tamamlayan içme suyu deposunun yerine 50 tonluk yeni nesil modern sistemli depo kurulumuna başladı. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın Muğla’nın her noktasına sağlıklı ve kesintisiz içme suyu ulaştırma hedefi doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Menteşe ilçesi Gevenes Mahallesi’nde içme suyu deposu yenileme çalışmalarına başladı. Çalışmalar kapsamında, ekonomik ömrünü tamamlayan ve kapasitesi yetersiz kalan depo yerine, bölgede yaklaşık 250 haneye daha sağlıklı ve kesintisiz su sağlayacak, toplamda 50 ton kapasiteye sahip modern sistemli iki adet yeni depo kuruluyor. Kapasite 10 kat artırılıyor Menteşe ilçesi Gevenes Mahallesi’ndeki eski 5 tonluk deponun kullanım ömrünü doldurması ve kapasiteyi artırmak amacıyla bölgeye 2 adet 25 tonluk modern yeni içme suyu deposu getirildi ve montaj işlemleri gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 10 iş günü içinde bağlantıların tamamlanmasının ardından devreye alınması planlanan depolar sayesinde, yaklaşık 250 haneye daha sağlıklı ve kesintisiz su ulaştırılması hedefleniyor. Özellikle yaz aylarında artan kullanım nedeniyle mevcut deponun yetersiz kalması, bölgede zaman zaman basınç sorunları ve su kesintilerine yol açıyordu. Yapılan çalışmalarla, kapasitesi 5 ton olan eski depo 10 kat artırılarak 50 tona çıkarılıyor ve bölgedeki su temini ile basınç sorunlarının önüne geçilmesi planlanıyor. Muğla Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü Bölge İşletme Şefi İmkan Kavcar, "Mevcut depoların yetersiz olmasından kaynaklı kapasiteyi artırmak amaçlı iki adet 25 tonluk içme suyu deposu iletimi sağlanmış olup yerine montajı yapılmıştır. Yaklaşık 250 haneye de su temini sağlanacaktır. Yaz aylarında kullanımdan dolayı basınç sorunları su kesintileri yaşanmaktaydı. Bunun önüne geçmiş olacağız" dedi. Mahallelerindeki depo ihtiyaçlarını yetkililere ilettiklerini ve bu konuda çalışmaların hızla yürütülmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Gevenes Mahallesi Muhtarı Sezgin Altıntaş, "Biz de MUSKİ Genel Müdürlüğümüzle talebimizi ilettik. Başta Ahmet Aras Başkanım olmak üzere MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül sağ olsun ilgilendiler hemen anında cevap verdiler. Depolarımız geldi. Mahallem adına kendilerine hepsine ayrı ayrı çok çok teşekkür ediyorum" dedi.
Kalıcı görme kaybına sebep olan glokomda erken teşhis hayati önem taşıyor
13 Mart 2026 Cuma - 10:43 Kalıcı görme kaybına sebep olan glokomda erken teşhis hayati önem taşıyor Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Tülay Şimşek, kalıcı görme kaybına sebep olan glokom (göz tansiyonu) hastalığında tedavi için erken teşhisin önemli olduğunu belirtti. Dünya Glokom Haftası, halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinen glokom hastalığına dikkat çekmek ve erken teşhisin önemini vurgulamak amacıyla dünya çapında her yıl düzenleniyor. Bu kapsamda, ESOGÜ Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Prof. Dr. Tülay Şimşek, farkındalık oluşturmaya yönelik bilgilendirmede bulundu. Ailesinde glokom olanlar, 40 yaşın üzeri vatandaşlar, sigara içenler, şeker hastaları ve uzun süre kortizon tedavisi alan kişilerin periyodik göz muayenesi olmasını öneren Prof. Dr. Şimşek, "Glokom, göz içi basıncının artmasına bağlı olarak genellikle optik sinir başında harabiyet ve görme kaybı ile karakterizedir. Hastalarımız hiçbir şey hissetmedikleri için glokom ’görmenin sessiz hırsızı’ olarak nitelendiriyoruz. Geri döndürülemez olan görme kaybını önlemek için tanıyı baştan koymamız gerekiyor. Glokomun belli bir nedeni yok, multifaktöriyel bir geçiş söz konusu. Genellikle gözün ön ve arka odaları mevcuttur. Bu ön odadaki sıvının dışa akışındaki direnç nedeniyle göz içi basıncı artmaktadır veya ön odanın dar olmasıyla göz içi sıvısının dışa akmasında problem olmaktadır" şeklinde konuştu. "Önemli olan rutin göz muayenesi" Erken teşhis ile tedavinin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Şimşek, şöyle devam etti: "Eğer biz erken tanı koyarsak göz içi basıncını uygun bir tedaviyle gerek tıbbi tedavi gerek cerrahi tedaviyle normal seviyelere düşürerek hastalarımızın görmelerini yıllar boyu koruyabiliriz. Önemli olan rutin göz muayenesi. Her yıl mutlaka tam göz muayenesini yaptırmamız gerekiyor. Tedaviye, tanı koyduktan sonra genellikle damlalarla başlıyoruz. Eğer damlalar etki etmezse cerrahi tedavi veya lazer tedavisiyle göz içi basıncını normal seviyelere çekiyoruz. Burada önemli olan hastalarımızın tedaviye uyumu ve düzenli kontrollere gelmeleri. Dünya Glokom Haftası’nda tüm hastalarımızın hem kendileri hem de aileleri için bir göz muayenesi olmalarını bekliyoruz."
Burhaniye’de Ramazan’da Sağlık etkinliği düzenlendi
13 Mart 2026 Cuma - 10:40 Burhaniye’de Ramazan’da Sağlık etkinliği düzenlendi Burhaniye ilçesinde, Ahmet Akın Kültür Merkezinde düzenlenen iftar programları devam ederken, İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri de Ramazanda Sağlık etkinliği düzenledi. Sağlık ekipleri, KETEM kanser taramaları, Gebe Okulu, Menopoz Okulu, Sigara Bırakma Danışmanlığı, Organ Bağışı farkındalığı ve Ramazan’da sağlıklı beslenme konularında bilgilendirme yaptı. Burhaniye’de İlçe Sağlık Müdürlüğü, toplu iftar yemeğini fırsata çevirdi. İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Betül Erten Akbay öncülüğündeki sağlık ekibi Ahmet Akın Kültür Merkezinde iftara gelen vatandaşlara bilgilendirme yaptı. KETEM kanser taramaları, Gebe Okulu ve Menopoz Okulu, Sigara Bırakma Danışmanlığı, Organ Bağışı farkındalığı ve Ramazan’da sağlıklı beslenme konularında bilgiler verildi. Broşürlerinde dağıtıldığı etkinlikte diyetisyen Ramazanda sağlıklı beslenme ve su tüketimi anlatırken, isteyenler tartıldı. Etkinliğin ilgi gördüğünü kaydeden İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Betül Erten Akbey, "Biz bu bilgilendirmeleri kurumumuzda da yapıyoruz. Daha fazla bilgi almak isteyenleri kurumumuza bekliyoruz. İyi bir etkinlik oldu. İlgi de iyiydi" dedi. Öte yandan, iftara katılan Belediye Başkan Vekili Tarık Erdil de, "Ahmet Akın Kültür Merkezimizde düzenlenen iftar programı kapsamında, İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından "Ramazan’da Sağlık" etkinliği gerçekleştirildi. Eşim Ayla ile birlikte ziyaret ettiğimiz stantta, Uzm. Dr. Betül Akbey ve çalışma arkadaşlarına yaptıkları kıymetli bilgilendirmeler için kendilerine teşekkür ederek, iyi çalışmalar diledik. Yoğun ilgi gösterilen etkinlikte, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi bir kez daha vurgulanırken, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturulması hedeflendi" diye konuştu.
Obezite cerrahisi ile sağlıklı bir yaşam mümkün
13 Mart 2026 Cuma - 10:38 Obezite cerrahisi ile sağlıklı bir yaşam mümkün Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, obezite cerrahisinin doğru hasta seçimi ve uzman ekip tarafından yapıldığında hem kilo kontrolü hem de obeziteye bağlı hastalıkların tedavisinde önemli faydalar sağladığını söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, "Obezite, diyabet, yüksek tansiyon, kalp-damar hastalıkları, uyku apnesi ve eklem rahatsızlıkları gibi birçok hastalığın gelişmesine neden olabilmektedir. Özellikle vücut kitle indeksi yüksek olan ve diyet ile egzersizle yeterli kilo veremeyen hastalarda bariatrik cerrahi önemli bir tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır" dedi. "Ameliyat sonrası süreç de büyük önem taşıyor" Obezite cerrahisinin tek başına bir yöntem olmadığını belirten Aksoy, ameliyat sonrası sürecin de en az operasyon kadar önemli olduğuna dikkat çekti. Dr. Aksoy, "Ameliyat sonrasında hastaların sağlıklı beslenme alışkanlıklarını benimsemesi, düzenli kontrollerini aksatmaması ve aktif bir yaşam tarzı sürdürmesi gerekir. Bu süreç doğru yönetildiğinde hastalar hem sağlıklı kilo kaybı yaşar hem de yaşam kalitelerinde belirgin bir artış görülür" dedi. Bariatrik cerrahi sonrası birçok hastada diyabet ve hipertansiyon gibi obeziteye bağlı hastalıklarda iyileşme görülebildiğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy, obezite ile mücadelede erken önlem alınmasının ve gerekli durumlarda uzman görüşüne başvurulmasının önem taşıdığını ifade etti.
Baş-boyun kanserlerinde erken teşhis uyarısı
13 Mart 2026 Cuma - 10:15 Baş-boyun kanserlerinde erken teşhis uyarısı Baş-boyun kanserlerinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını belirten İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz (KBB) Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, üç haftayı geçen şişlik yara veya ses kısıklığı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden kulak burun boğaz uzmanına başvurulması gerektiğini söyledi. İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kulak Burun Boğaz (KBB) Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Turgut Özal Tıp Merkezi’nin yaklaşık 30 yıldır Türkiye’nin birçok ilinden ve yurt dışından gelen hastalara hizmet verdiğini belirterek, sağlık turizmi kapsamında farklı ülkelerden gelen hastaların da merkezde tedavi gördüğünü söyledi. Prof. Dr. Ahmet Kızılay merkezin Türkiye’nin önemli baş-boyun kanseri tedavi merkezlerinden biri olduğunu da kaydetti. "Her gün en az bir kanser ameliyatı gerçekleştiriyoruz" Kulak Burun Boğaz kliniğinin hastanenin önemli birimlerinden biri olduğunu ifade eden Kızılay, baş-boyun kanserleri alanında Türkiye’nin önde gelen merkezlerinden biri olduklarını kaydetti. Kızılay, "Kulak Burun Boğaz kliniğimiz uzun yıllardır Türkiye’nin en önemli baş-boyun kanserleri merkezlerinden biri olarak çalışıyor. 2020 yılında hizmete açılan Onkoloji Hastanesi ile birlikte kanser tedavisinde çok önemli bir altyapıya sahibiz. Şu anda baş-boyun kanserleriyle ilgilenen 5 öğretim üyemiz var ve neredeyse her gün en az bir kanser ameliyatı gerçekleştiriyoruz" dedi. "Erken teşhis tedavide en önemli anahtar" Baş-boyun kanserlerinde erken teşhisin tedavide büyük önem taşıdığını belirten Kızılay, "Baş-boyun bölgesinde üç haftayı geçen bir şişlik, yara, kanamalı bir alan ya da düzelmeyen herhangi bir belirti varsa mutlaka kulak burun boğaz uzmanına başvurulmalı ve gerekirse biyopsi yapılmalıdır. Erken teşhis tedavide en önemli anahtar" ifadelerini kullandı. "Sigara Baş-Boyun kanserinin başlıca nedeni" Sigaranın baş-boyun kanserlerinde en önemli risk faktörü olduğuna dikkat çeken Kızılay, "Kulak burun boğaz ve baş-boyun bölgesinde kanserin en önemli nedeni sigaradır. Sigara içenler belirtiler konusunda çok daha dikkatli olmalı. Ses kısıklığı, ağız veya boğazda yara, takılma hissi gibi belirtiler varsa üç hafta beklemeden hemen doktora başvurmalıdırlar. En güzeli ise sigarayı tamamen bırakmaktır" diye konuştu.
Ramazan’da acil hasta başvurularında düşüş
13 Mart 2026 Cuma - 10:10 Ramazan’da acil hasta başvurularında düşüş Ramazan ayı öncesine göre acil servislerde çok aşırı bir yoğunluk yaşanmadığı belirtildi. Özellikle iftar saatlerine yakın saatlerde başvurularda artış olup olmadığına bakıldığında gün içinde beklenen düzeyde bir yoğunluk yaşanmadığı tespit edildi. 1-18 Şubat tarihleri arasında Trabzon’daki tüm acil servislere yaklaşık 67 bin başvuru olurken 18 Şubat -8 Mart tarihleri arasında bu sayının 63 bine düştüğü belirlendi. Verilere göre acil servis başvurularında yaklaşık yüzde 6 oranında azalma yaşandı. Acil servislerde saat 18.00 ile 22.00 arasında yapılan incelemelerde tanılara göre en sık görülen ilk 10 hastalık arasında mevsimsel etkilerin öne çıktığı görüldü. Mart ayı itibarıyla özellikle alt solunum yolu hastalıklarının daha fazla görüldüğü, bunun da mevsimsel gribin son dönemlerine bağlı solunum yolu enfeksiyonlarının yansıması olduğu ifade edildi. Oruca bağlı olması beklenen sağlık şikâyetlerinde önceki yıllara kıyasla belirgin bir artış ya da istatistiksel bir değişiklik olmadığı kaydedildi. Elde edilen veriler, Ramazan ayı ile önceki aylar arasında acil servis başvuruları açısından anlamlı bir fark bulunmadığını ortaya koydu. Trabzon İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Topsakal, Ramazan ayında Acil Servislerde Ramazan öncesine yüzde 6 oranında bir azalma yaşandığına dikkat çekerek "Şubat-Mart ayı ve öncesinde acillerin toplam poliklinik sayılarına baktırdığımızda normalde toplam muayene sayılarında çok aşırı bir değişiklik yok. Özellikle iftar saatlerine yakın saatlerde bir artış var mı diye baktığımızda, gün içinde çok beklediğimiz bir artışın olmaması yönündeydi. 1-18 Şubat tarihleri arasında Trabzon’da bütün acillere yaklaşık 67 bin başvuru var. 18 Şubat-8 Mart tarihleri arasında ise bu sayı 63 bin. Yani yaklaşık yüzde 6 oranında acil başvurularında bir azalma görülüyor. Acillerde saat 18.00 ile 22.00 arasında tanıya göre ilk on hastalığı çıkardığımızda, daha çok mevsime bağlı olarak alt solunum yolu hastalıklarının Mart ayı içerisinde daha fazla ortaya çıktığını görüyoruz. Yani mevsimsel gribin son dönemleri olan solunum yolu enfeksiyonlarının bize yansımaları görülmüş. Özellikle oruca bağlı olması beklenen şikayetlerde ise önceki yıllara göre aşırı bir artış ya da bilimsel, sayısal bir değişiklik bulunmuyor. Elimizdeki istatistikler, bir önceki aylarla Ramazan ayı arasında anlamlı bir değişiklik olmadığını göstermektedir. Demek ki insanımız bu konuda bilinçli. Orucunu gerekli şekilde tutuyor hem orucundan sonra da iftarını biraz daha anlamlı yapıyor diye düşünüyorum. Çünkü şikâyetleri artıran resmi bir verimiz yok" diye konuştu.
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özdemir: "İlaç tedavisi kadar egzersiz de önemli"
13 Mart 2026 Cuma - 09:44 Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özdemir: "İlaç tedavisi kadar egzersiz de önemli" Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdanur Özdemir, Pulmoner Rehabilitasyon Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada kronik solunum yolu hastalıklarında sadece ilaç tedavisinin yeterli olmadığını belirterek, "İlaç tedavisi kadar egzersiz de önemli" dedi. Sağlık Bakanlığı, kronik solunum yolu hastalıklarının yönetiminde büyük önem taşıyan pulmoner rehabilitasyon konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla 9-15 Mart 2025 tarihlerini "Pulmoner Rehabilitasyon Haftası" olarak ilan etti. Kronik solunum yolu hastalıklarının hava akımı kısıtlanması ve nefes darlığı gibi belirtilerle hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü ifade eden uzmanlar, bu tür rahatsızlıkların doğası gereği ilaçlar düzenli kullanılsa dahi nefes darlığının kalıcı olabildiğine dikkat çekiyor. Konuya ilişkin konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Serdanur Özdemir, pulmoner rehabilitasyon süreçlerindeki temel hedeflerinin, hastalara doğru nefes tekniklerini öğreterek mevcut darlığı minimize etmek ve hastanın günlük konforunu artırmak olduğunu belirtti. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Özdemir, "Her yıl 8-14 Mart haftası, Pulmoner Rehabilitasyon Haftası olarak ülke genelinde hasta farkındalığını artırmak amacıyla çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Kronik solunum hastalıkları; genellikle hava akımı kısıtlanması, yetersiz hava yolu temizliği ve nefes darlığı ile seyreden, hastanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen hastalıklar grubundan oluşur. Bölgemizde ağırlıklı olarak KOAH olmak üzere; astım, bronşektazi, pediatrik hasta grubunda kistik fibrozis, halk arasında ‘akciğer sertleşmesi’ olarak bilinen interstisyel akciğer hastalıkları ve hatta obeziteye bağlı gelişen durumlar gibi çeşitli hastalıklarda akciğer hava akımı kısıtlanması ve nefes darlığı gelişmektedir" diye konuştu. "Nefes darlığı kalıcı olabilmektedir" Pulmoner rehabilitasyonun amacının hastalara solunum yolu temizliği ve nefes egzersizlerini öğretmek, kişiye özel planlanacak egzersizlerle egzersiz kapasitelerini artırmak olduğunu dile getiren Özdemir, "Bu sayede hastaların hem semptomlarını azaltmak hem de hastalık kontrolü hakkındaki öz farkındalıklarını artırmak hedeflenir. Böylelikle alevlenmeleri ve hastane yatışlarını azaltmak; kronik nefes darlığı ile günlük hayattan uzaklaşmanın yol açtığı depresyon ve kaygı süreçlerini hafifletebilmek amaçlanmaktadır. Pulmoner rehabilitasyonda hastalar, yatırılarak veya günübirlik gruplar halinde üniteye alınarak çalıştırılmaktadır. Hastalar ilaç tedavilerini tam olarak kullansalar bile, bu hastalıklar kronik olduğu için nefes darlığı kalıcı olabilmektedir. Burada temel amaç, söz konusu nefes darlığını minimize etmek ve hastanın yaşam kalitesini artırmaktır" şeklinde konuştu. "Egzersiz sırasında yoruldum deyip hemen bırakılmamalı" Egzersiz yaparken sürekliliğin önemine vurgu yapan Özdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: "Tüm bunları yaparken önceliğimiz; doktorun verdiği reçeteli ilaçları düzenli kullanmak, tütün ve tütün ürünlerinden uzak durmaktır. Herkes pulmoner rehabilitasyon ünitelerine erişemeyebildiği için ‘tele-pulmoner rehabilitasyon’ dediğimiz uzaktan uygulamaların zaman içerisinde artmasını hedefliyoruz. Hastalar için ev önerilerinde bulunacak olursak; öncelikle düşme riskini minimize edecekleri düz bir zemin seçilmelidir. Egzersiz sırasında yoruldum deyip hemen bırakılmamalı; artan sürelerde ve şiddetlerde egzersiz günlük hayatın bir parçası haline getirilmelidir. Hastalar günlük hayata ne kadar katılırlarsa depresyon ve anksiyete süreçleri de o kadar azalacağı için pulmoner rehabilitasyon amacına ulaşmış olacaktır."