GÜNDEM - 21 Mart 2026 Cumartesi 12:24

117 yıllık gelenek, bu senede devam etti

A
A
A
117 yıllık gelenek, bu senede devam etti

Sakarya’nın Hendek ilçesi Dikmen Mahallesi’nde 117 yıldır sürdürülen toplu bayramlaşma ve keşkek ikramı geleneği, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Sabahın erken saatlerinde yakılan ateşlerde pişirilen 32 kazan keşkek, bayram namazının ardından yaklaşık 10 bin kişiye dağıtıldı.


Hendek’in yüksek kesimlerinde bulunan Dikmen Mahallesi’nde kuşaktan kuşağa aktarılan asırlık gelenek bu yıl da sürdürüldü. Hava sıcaklıklarının düşmesine ve yağışlı havaya rağmen mahalle meydanında toplanan vatandaşlar, bayramlaşmanın ardından keşkek ikramına katıldı. Mahalle sakinlerinin imece usulüyle hazırladığı organizasyonda yaşlılar ve alana gelemeyenler için de evlere servis yapıldı.


"Bayrağı babamdan devraldım"


Yaklaşık 28 yıldır kazan başında olduğunu belirten keşkek ustası Cevat Akdağ, "Yaklaşık 30 ila 32 kazan keşkek yapıyoruz, 10 bin kişiye yetecek şekilde hazırlıyoruz. 28 senedir babamın yanında öğrenerek bu işi sürdürüyorum. Bayrağı bana teslim etti, ben de ileride çocuklarıma bırakacağım. Bu kadar insanı bir araya getirmek kolay değil, bu yüzden çok değerli bir gelenek" dedi.


"Bir kazanla başladı, bugün onlarca kazana ulaştı"


Organizasyonun geçmişine değinen Sıttık Polcucu ise, "Dedelerimizden kalan bir gelenek. Biz şu an dördüncü kuşağı temsil ediyoruz. Herkesin katkısıyla imece usulüyle yapılıyor. İlk zamanlarda bir kazanla başlayan keşkek ikramı bugün 30’dan fazla kazana ulaştı. Hava şartlarına rağmen katılım oldukça yoğun. Ayrıca yaşlılar ve gelemeyenler için keşkekleri evlerine ulaştırıyoruz" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Başkan Seçer: "Kadınların daha güçlü ve güvenli yaşadığı bir kent için çalışıyoruz" Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Denizkızı Turizm A.Ş.’nin sermaye artışıyla ilgili tartışmalara yanıt vererek, belediye iştiraklerinin zarar etmediğini, aksine büyüyerek kar ettiğini söyledi. Seçer, "Sermaye artışı şirket batmış anlamına gelmez. Büyüyen şirketler de sermaye artırır" dedi. Mersin Büyükşehir Belediye Meclisinin 2026 Yılı Mayıs Ayı Olağan Toplantısı 1. Birleşimi, Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer başkanlığında Kongre ve Sergi Sarayı Çok Amaçlı Salonda gerçekleştirildi. Toplantıda birimlerden gelen 35 ve komisyonlara havale edilen 25 madde olmak üzere toplam 60 madde görüşüldü. "İştiraklerimiz kar ettiği için sermaye artırımına gidiyoruz" Toplantıda, Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Denizkızı Turizm A.Ş.’nin sermayesinin 150 milyon TL’ye çıkarılmasına ilişkin Nisan Ayı Meclis Toplantısında yaşanan tartışmalar da gündeme geldi. Konuyla ilgili açıklama yapan Başkan Seçer, Büyükşehir Belediyesine ait kafe ve plajların belediye iştirakleri aracılığıyla işletildiğini belirterek, bu işletmelerin önemli gelir elde ettiğini söyledi. Göreve geldiklerinde belediye iştiraklerinin kötü durumda olduğunu savunan Seçer, geçen süreçte yapılan yatırımlar ve işletme modeliyle şirketlerin güçlendiğini ifade ederek, "Şu anda 24 kafe ve plajımız hizmet veriyor. Bunlar 2025 yılında toplam 23 milyon TL kar elde etti" diye konuştu. Kafelerin üçüncü şahıslara kiralanmaması yönünde karar aldıklarını da kaydeden Seçer, iştirak şirketinin Büyükşehir Belediyesine kira ödediğini vurgulayarak, "Ben bunu methedilmesi, teşekkür edilmesi gereken bir çalışma olarak değerlendiriyorum" ifadelerini kullandı. Sermaye artışıyla ilgili eleştirilere de yanıt veren Seçer, sermaye artırımının şirketin zarar ettiği anlamına gelmediğini belirterek şunları söyledi: "Şirket batmış da sermaye artıyor diye bir şey yok. Sermaye artış nedenleri vardır. Çok daha büyük cirolara, karlara eriştik, varlıklarımız arttı. Bu sermaye artık yetersiz kalıyor diye şirketler sermaye artırır. Büyüyen şirketler de sermaye artırır." Seçer’den kadınlar ve engelli bireyler için mesaj Konuşmasında ’Anneler Günü’nü de kutlayan Seçer, kadınların toplumdaki emeğine dikkat çekti. Kadınların daha eşit, güçlü ve güvenli bir yaşam sürdüğü bir kent oluşturmak için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Seçer, 10-16 Mayıs Engelliler Haftası dolayısıyla da engelli bireyler ve ailelerine yönelik destek mesajı verdi. Seçer, "Eşit, erişilebilir ve engelsiz bir yaşam için mücadele eden tüm engelli yurttaşlarımızı sevgiyle selamlıyorum. Engelsiz yaşam için çalışmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Garaj Mersin ve Kampüs Mersin açılıyor Büyükşehir Belediyesi Kariyer Merkezi koordinasyonunda hayata geçirilen Garaj Mersin ve Kampüs Mersin projelerinin açılışını da duyuran Seçer, projeyle üniversite, sanayi ve kent iş birliğinin güçlendirileceğini ifade etti. Seçer, gençleri, girişimcileri, iş dünyasını ve sivil toplum kuruluşlarını aynı çatı altında buluşturacak projenin açılışının 13 Mayıs Çarşamba günü gerçekleştirileceğini belirterek vatandaşları açılışa davet etti. Yalınayak Mahallesi için ortak çözüm çağrısı Meclis toplantısında Toroslar ilçesi Yalınayak Mahallesi’ndeki imar planı değişikliğiyle ilgili madde de görüşüldü. Mersin 2. İdare Mahkemesi kararı doğrultusunda hazırlanan düzenleme oy birliğiyle kabul edildi. Bölgedeki çevre ve halk sağlığı sorunlarına dikkat çeken Seçer, sorunun çözümü için tüm kurumların ortak hareket etmesi gerektiğini ifade ederek, "Mahkeme kararını uygulamak zorundayız. Bu konuyu oturup konuşarak çözmek lazım" dedi. Toplantı, gündem maddelerinin oylanmasının ardından sona erdi.
İstanbul Casusluk davasında savunma yapan İmamoğlu: "Savcılık ne anlar casusluktan" Siyasal casusluk suçundan yargılandığı davada savunma yapan tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu "Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Ekrem İmamoğlu’nun ismi casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz?" dedi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu savunma yaptı. "Çok gururluyum" İmamoğlu savunmasında, "Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri’de verilmektedir" dedi. "Absürtlükte sınır tanımayan bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım" İmamoğlu, savunmasının devamında şunları söyledi: "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul’da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu’nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu’ndan, Necati Özkan’dan, Merdan Yanardağ’dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar." "Buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum" "Siyaset biliminde hem Türkiye’de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan’ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ’ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye?" diyen İmamoğlu, "Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan’ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ’ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylüyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp’tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" diye konuştu. "Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi diyorlar, hangi devlet sırrı?" İmamoğlu savunmasında, "Ekrem İmamoğlu’na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran’dan 23 Haziran’a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor ’böyle bir şey olur mu?’ diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi’ diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok" şeklinde konuştu. "Yahu savcılık ne anlar casusluktan?" İmamoğlu, "Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu’nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır" şeklinde savunma yaptı. Mahkeme başkanının "İddianamede Hüseyin Gün’ün internet ortamına sızdırılmış verilerden analiz yaptırdığı, Necati Özkan aracılığıyla size bu verilerle ilgili tavsiyelerde bulunduğu iddia ediliyor. Böyle bir şey oldu mu, sizin bundan haberiniz var mıydı?" şeklindeki sorusuna İmamoğlu, "Benim Necati Bey’le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün’ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Ekrem İmamoğlu’nun avukatının savunmasının ardından duruşma yarına ertelendi.
Aksaray TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Akar: "Parasını verdiğimiz halde alamadıklarımızı şu anda ihraç eder hale geldik" TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktanın tüm dünyanın hayranlıkla izlediği bir nokta oluğunu belirterek, "Daha düne kadar piyade tüfeğinin patenti dahi yabancılara aitken, şu anda Allah’a çok şükür gemilerimizi, uçaklarımızı, İHA’larımızı, SİHA’larımızı, Kızılelma’larımızı, TİHA’larımızı yapacak hale geldik. Bunları, zamanında biz parasını verdiğimiz halde alamadıklarımızı şu anda ihraç eder hale geldik" dedi. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) tarafından organize edilen İhtisas Akademisi programı çerçevesinde Aksaray’a gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, üniversitede öğrencilerle buluştu. Akar, programın ardından gazetecilerin Kaan savaş uçağı ve hipersonik Yıldırımhan füzesi ile ilgili sorularını cevapladı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki atılımları ve geçmişten bugüne savunma sanayi çalışmalarını anlatan Akar, bugün gelinen noktada tüm dünyanın hayranlıkla Türkiye’yi izlediğini söyledi. "Parasını verdiğimiz halde alamadıklarımızı şu anda ihraç eder hale geldik" Bugün gelinen noktanın başlangıcına bakılması gerektiğine vurgu yapan Akar, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde teşvikleriyle, destekleriyle, engelleri ortadan kardırmasıyla, üniversitelerimiz, kamu şirketlerimiz, özel teşebbüs ve vakıf şirketlerimiz el ele vermek suretiyle, omuz omuza çalışmak suretiyle mühendislerimiz, işçilerimiz büyük bir gayretle bizim bugüne kadarki yaptığımız çalışmaları, geldiğimiz noktayı, bizim sıkıntılarımızı giderdiler ve cin şişeden çıktı. Bugün gerçekten geldiğimiz nokta, tüm dünyanın hayranlıkla izlediği bir nokta. Daha düne kadar piyade tüfeğinin patenti dahi yabancılara aitken, şu anda Allah’a çok şükür gemilerimizi, uçaklarımızı, İHA’larımızı, SİHA’larımızı, Kızılelma’larımızı, TİHA’larımızı yapacak hale geldik. Bunları, zamanında biz parasını verdiğimiz halde alamadıklarımızı şu anda ihraç eder hale geldik. Dostlarımızın, müttefiklerimizin de kendi ihtiyaçlarını karşılamaları bakımından onlara da yardım eder hale geldik. Dolayısıyla bu süreç devam ediyor. Bundan sonra inşallah çok daha büyükleri de gerçekleşecek. Bir tarafta bizim milli muhabere uçağımız Kaan yapılmaya devam ederken, diğer tarafta Yıldırımhan gibi füze konusunda da çalışmalarımızı büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürdük, sürdüreceğiz. Dolayısıyla Türkiye gerçekten Türkiye Yüzyılı’na yaraşır şekilde terörsüz büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ve ihya etme çalışmalarını yaptı, yapıyor. Allah’ın izni ile 86 milyon tek yumruk, tek yürek olarak bunları başardık, başaracağız. Bu sadece ülkemiz için değil, tüm dostlarımızın, kardeşlerimizin, müttefiklerimiz için de kullanacağımız araçlar gereçler. Şu ana kadar yapılan çalışmalarla Mehmetçiğin ihtiyaçlarının yüzde 80’ini yerli ve milli olarak karşılar hale geldik. İnşallah bundan sonra da çalışmalarımızı sürdürerek kimseye muhtaç olmadan, değil namerde, merde dahi muhtaç olmadan ülkemizin savunmasını, birliğini, beraberliğini, güvenliğinin sağlanması için yapılması gereken ne varsa yaptık, yapıyoruz. Başlangıçtan beri söylediğimiz gibi Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi kimsenin toprağında bizim gözümüz yok. Bizim amacımız, emelimiz, ülkemizin, milletimizin savunması, güvenliği ve burada 86 milyon vatandaşımızın rahat ve huzur içinde yaşaması. Bu noktaya gelinmesinde emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün mühendislerimize, bütün çalışan işçilerimize, bütün müteşebbislerimize, tüm görev alan arkadaşlarımıza saygılarımı ve şükranlarımı sunuyorum. Bütün milletimiz bunlara şükran borçlu. Sağ olsunlar var olsunlar" dedi.
İstanbul Boris Dillies: "İstanbul gibi tüm kültürlerin ve tarihin barındığı bir merkezde bulunmak, çok onur verici" Brüksel Başkent Bölge Başbakanı Boris Dillies, Galatasaray Lisesi’ne gerçekleştirdiği ziyaret sonrası yaptığı açıklamada, "İstanbul gibi tüm kültürlerin ve tarihin barındığı bir merkezde bulunmak, çok onur verici" dedi. Ekonomik misyon kapsamında Belçika Kraliçesi Mathilde ile birlikte Türkiye’ye gelen Brüksel Başkent Bölge Başbakanı Boris Dillies ve beraberindeki heyet, Galatasaray Lisesi’ni ziyaret etti. Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret salonunda gerçekleştirilen organizasyonda konuşan Boris Dillies ve Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, katılımcılara Fransızca bir konuşma gerçekleştirdi. Daha sonra basın mensuplarına da açıklama yapan Başbakan Boris Dillies, ziyaret sebebiyle mutlu olduğunu dile getirerek, "Burada olmaktan dolayı inanılmaz bir mutluluk duyuyorum. Burada olmak için benim için gurur. Özellikle bu kadar tarihi taşıyan bir binada olmak gurur verici. İstanbul gibi tüm kültürlerin ve tarihin barındığı bir merkezde bulunmak, çok onur verici. Ayrıca Galatasaray’ın simgelediği çalışkanlık, saygı ve büyüklüğü biliyorum. Burada olmak benim için onur verici" diye konuştu. Futbola çok vakit ayıramamasına rağmen Galatasaray’ın durumundan haberdar olduğunu söyleyen Dillies, "Gerçeği söylemek gerekirse çok yakından takip edemedim ama Brüksel’de çok fazla Galatasaraylı ve çok fanatik var. Onlar sayesinde tabii ki takip etme şansı yakaladım. Ben sadece Brüksel bölgesi başbakanıyım. Bana verilen görevler zaten yeterince zor. Öncelikle kendi görevlerimi yerine getirmekle meşgulüm" şeklinde konuştu. "Belçika ile bugüne kadar zaten iyi olan ilişkilerimizin daha iyi olacağını düşünüyorum" Başbakan Boris Dillies’in de Galatasaray taraftarı olduğunu dile getiren Başkan Dursun Özbek ise, "Misafirlerimize hoş geldin diyorum. Yuvamıza geldiler. Galatasaray bu mektepte kuruldu. Kendisiyle konuştum. O da bir Galatasaray taraftarı. Formamızı hediye ettim. Kendisi de Galatasaray’ı desteklediğini teyit etti. Bir Galatasaray taraftarı daha kazandık diyebilirim. İnşallah Galatasaray Spor Kulübü olarak da Belçika ile bugüne kadar zaten iyi olan ilişkilerimizin daha iyi olacağını düşünüyorum. Şampiyon olduğumuz için son derece mutluyum. Son derece güzel bir sezon geçirdik. Zor bir sezondu fakat güzel bitti. Taraftarlarımızı ve camiamızı mutlu ettiğim için mutluyum. Oyuncular, teknik ekip ve taraftarlarımızla birlikte Galatasaray’a güzel bir hizmet verdiğimizi düşünüyorum. Bütün Galatasaraylıları da gerçekleşecek kutlamaya davet ediyorum" açıklamalarında bulundu.