SAĞLIK - 18 Nisan 2025 Cuma 13:01

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

A
A
A

Kök Hücre Uzmanı Prof. Dr. Erdal Karaöz, Türkiye’de kanser hücrelerini hedef alıp yok edebilen özel hücrelerin üretileceği bir laboratuvarın kuruluş aşamasında olduğunu müjdeledi.

Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Direktörü ve İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Karaöz, Samsun’da düzenlenen bilgilendirme toplantısında Orta Karadeniz bölgesindeki hekimlere kök hücre tabanlı hücresel tedaviler ve gen tedavileri konusundaki son gelişmeleri aktardı.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Prof. Dr. Karaöz, son yıllarda kök hücrelerin öneminin giderek arttığını belirterek, tıbbın mevcut şartlarda bazı hastalıkları yüzde 100 tedavi edemediğini ifade etti. Bu hastalıkların büyük bir kısmını nörodejeneratif hastalıklar olarak tanımlayan Karaöz, "Bu hastalıkların ortak karakteristiği ilgili oldukları organlardaki hücrelerin bir nedenden dolayı ölmesi ve bu ölen hücrelerin işlevini görmemesi sonucunda klinik sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Örneğin Parkinson hastalığında dopamin üreten hücrelerin ölmesi neticesinde bu hastalığın klinik belirtilerini hastalar göstermeye başlamaktadır. Ya da tip 1 diyabet diye adlandırdığımız hastalıkta da pankreasta insülin üreten hücreler ölmektedir. İşte ne yazık ki hiçbir cerrahi bir yöntem hiçbir ilaç bu ölen hücrelerin yerine yenilerini koyamamaktadır" dedi.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Bu nedenle, son 30 yılda dünya genelinde ve Türkiye’de bu alanda önemli araştırmalar ve çalışmalar yapıldığını dile getiren Prof. Dr. Karaöz, özellikle son 10 yılda Türkiye’de Sağlık Bakanlığı’nın kontrolü altında onay alınarak hücresel tedaviler alanında hastalara yardımcı olunduğunu belirtti.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Bu noktada dikkat edilmesi gereken bazı hususların ortaya çıktığını ifade eden Karaöz, "En önemli sorunlardan bir tanesi üretilen hücrelerin uygun standartlarda, uluslararası standartlarda bizim GMP yani iyi üretim şartlarında üretilen laboratuvarlarda üretiliyor olması gerekiyor. Dolayısıyla bu üretilen hücrelerin hemen siz hastanızda uygulayamazsanız Sağlık Bakanlığı’ndan onay almanız gerekiyor. Daha sonra uygulamanız gerekiyor. Bir de tabi çok daha önemlisi ki bu alan ne yazık ki her geçen gün gözlemliyoruz istismara açık bir alan olmaya başladı. Çünkü hastalara boş vaatler verip bu tedavileri uygulamak uygun değil. Bu tedaviyi aldıktan sonra iyileşme potansiyeli olan hastalara bu uygulamaların yapılması gerekiyor" diye konuştu.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Kök hücrelerle ilgili sıkça sorulan "Kanser yapar mı?" sorusuna da açıklık getiren Prof. Dr. Karaöz, "Hayır yapmaz. Gerek bizim şu ana kadar ki klinik deneyimlerimiz gerekse dünyadaki klinik deneyimler bize bunu söylüyor. Bizim kullandığımız kök hücrelerden bahsediyoruz. Biz buna erişkin kök hücresi diyoruz. Biz klinikte yeni doğmuş bebeklerin göbek kordonundan dokusundan elde ettiğimiz kök hücreleri kullanmaktayız. Dolayısıyla bu hücreler bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar göstermiştir ki asla herhangi bir ciddi yan etkiye sebebiyet vermemekte ve kanser gibi bir takım olaylara sebebiyet vermemektedir" şeklinde konuştu.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Prof. Dr. Karaöz, gündeme yavaş yavaş girmeye başlayan bir diğer önemli konunun ise hücresel immünoterapi olduğunu söyledi. Kanser tedavisinde radyoterapi, kemoterapi ve akıllı ilaçlar gibi seçenekler olmasına rağmen hala tedavi edilemeyen vakaların bulunduğunu belirten Karaöz, özellikle hematolojik malignanslar yani kan kökenli kanserlerin bazı tipleri için CAR T-cell olarak adlandırılan yeni bir teknolojinin ortaya çıktığını ve Amerika’da doğan bu teknolojinin yavaş yavaş tüm dünyaya yayıldığını aktardı.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Karaöz, Türkiye olarak kendi hastanelerinde de bu güçlü hücreleri üretebilecek bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladıklarını müjdeleyerek, "Biz de Türkiye olarak bizim hastanemizde bu çok güçlü olan hücreleri yani hastaya enjekte ettiğiniz zaman kanser hücrelerini yakalayıp öldürebilme potansiyeline sahip olan bu hücreleri üretebilme kapasitesine sahip bir laboratuvarın kuruluş aşamasına başladık. Ümit ediyorum ki 6 ay ila 1 yıl içerisinde bu laboratuvarda üretilen CAR T-cell hücreleri inşallah Türk insanlarının da faydasına sunulacak. Bu konuda da buradaki hekim arkadaşları bilgilendireceğiz" ifadelerini kullandı.

Kanser tedavisinde çığır açan hücreler Türkiye’de üretilecek

Kurulacak laboratuvardan söz eden Karaöz, "Liv Hospital Vadi İstanbul Şubesi’nde, çok büyük ve kompleks bir laboratuvar olacak. Bu laboratuvar çok özel bir laboratuvar. Bu laboratuvarda üretilecek olan hücrelere, sizin kanser hücrelerinizi tanıtıyor olacağız ve bu savaşçı hücreleri tekrar size enfüze edecek hematologlar ve sizin kanser hücrenizi yakalayıp öldürecek. Yani spesifik hedefe yönelik bir tedavi diye de adlandırabiliriz. Bu çok yeni bir teknoloji. Dünyada inanılmaz bir teknoloji ivme kazandı. Dediğim gibi Amerika’da doğdu. Avrupa’da yavaş yavaş yaygınlaşmaya başladı. İnşallah biz de Türkiye’de bu alanda faaliyet gösteren ilk merkezlerden biri olacağız. Gelecekte bu teknoloji ile solit organ tümörleriyle, otomin hastalıkların tedavisi söz konusu olabilecek" sözlerine yer verdi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Mezitli’de esnafla belediye el ele ekonomi için buluştu Mersin Mezitli Belediyesi ile esnaf temsilcileri bir araya gelerek üretim, istihdam ve yerel ekonomiyi güçlendirmeye yönelik iş birliği projelerini değerlendirdi. Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ve beraberindeki meslek odaları başkanlarını makamında ağırladı. Gerçekleşen ziyarette, kentin ekonomik yapısını güçlendirecek, üretim kapasitesini artıracak ve istihdam imkanlarını geliştirecek projeler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. "Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Tuncer, yerel yönetim ile esnaf ve sanatkarların iş birliğinin önemine dikkat çekerek, "Kentimizin kalkınmasında esnafımızın emeği ve katkısı son derece kıymetlidir. Üretimi destekleyen, istihdamı artıran ve yerel ekonomiyi güçlendiren bir anlayışla tüm paydaşlarımızla birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Dayanışmayı büyüten, ortak aklı esas alan bir yaklaşımla Mezitli’mizi daha ileriye taşıyacağız" dedi. Mersin Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Veysel Sarı ise yerel yönetimle kurulan güçlü diyalogun önemine vurgu yaparak, "Mezitli Belediyesinin esnaf dostu yaklaşımı bizler için oldukça değerli. Başkanımızın üretim ve istihdam odaklı çalışmalarını destekliyor, iş birliği içerisinde hayata geçirilecek projelerin kent ekonomisine önemli katkılar sunacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı. Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ve iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik mesajlarla sona erdi.
Trabzon Ormancılar kıyasıya yarıştı Türkiye genelinde düzenlenen ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge seçmeleri gerçekleştirildi. Orman Genel Müdürlüğü tarafından 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde başlatılan ormancılık yarışmaları kapsamında, Trabzon bölge elemeleri Turup Millet Ormanı’nda gerçekleştirildi. Araklı ilçesinde düzenlenen organizasyonda Trabzon, Artvin, Erzurum, Giresun, Sinop ve Amasya’dan gelen ekipler; orman oryantiringi, genç meşcerelerde gelecek vaat eden ağaçların belirlenmesi, ölçüm ve kayıt çalışmaları, hedefe atış ile yangınlara müdahale parkurlarında performanslarını ortaya koydu. Etkinliğin, katılımcıların mesleki yetkinliklerini geliştirmesinin yanı sıra kurumlar arasındaki iş birliğini de artırması hedefleniyor. Türkiye ormancılık yarışmaları ile ilgili bilgiler veren Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, "Türkiye Ormancılık Yarışmalarında final öncesi son bölgesel yarışma ayağı yapılıyor. Trabzon’da Artvin, Erzurum, Giresun, Amasya, Sinop ve Trabzon bölgeler olarak yarışıyoruz. Bugün ikinci gün. İlk günü heyecanlı ve güzel geçti. Yarışma etaplarımıza baktığımız zaman yaptığımız işlerinde minyatürlerini burada yaptırmaya çalışıyoruz. Yangın etabımız vardı. Arazözlerle birlikle yangın söndürmeyi canlandırdık. Daha sonra ormancılarımızın yarıştığı bir etabımız vardı. Ölçüm ve saha işlerimiz vardı. Bugün ise ormanların bakımını baktığımız silvi kültür atış ve teknik bilgi gerektiren oryantirik dediğimiz ormanda yön bulma yarışması oldu. Burada amaç hem bölgeler arasında kaynaşmayı sağlamak hem de ekiplerin beraber hareket etme becerisini geliştirmek. Bir yarışma ancak şölen ve eğlence havasında yaptığımız işlerin tekrarını yapıyoruz. Herkesin daha konsantre olması amaçlanıyor. Ormancılar bu etkinliklerle yaptıklarını eksiklikleri görebiliyorlar" ifadelerini kullandı.
Malatya ’Süper gıda’ arı sütü Malatya’da mercek atında Malatya Turgut Özal Üniversitesi, İnönü Üniversitesi ve Fırat Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen çok yönlü araştırma, arı sütünün kalitesini belirleyen sırları gün yüzüne çıkardı. Doğanşehir (Buğday Deresi) ve Battalgazi’de (Uluköy) eş zamanlı olarak gerçekleştirilen çalışma, hem üreticiye yol haritası çiziyor hem de "kaliteli arı sütü" peşindeki tüketiciyi uyarıyor. "Gençlik iksiri" olarak adlandırılan arı sütü, artık bilimsel bir reçeteye sahip. Malatya Turgut Özal, İnönü ve Fırat Üniversitelerinden bilim insanlarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, arı sütünün içeriğinin sadece bölgeye göre değil, arıcının verdiği ek besine göre de nasıl değiştiğini kanıtladı. Yürütücülüğünü Malatya Turgut Özal Üniversitesi’nden Doç. Dr. Semiramis Karlıdağ’ın yaptığı bir bilimsel araştırma, arı sütünün biyokimyasal ve aromatik bileşimi üzerinde çevresel faktörlerin ve besleme yöntemlerinin kritik etkilerini ortaya koydu. Karlıdağ ve çalışma arkadaşları tarafından gerçekleştirilen araştırma, bölgedeki arıcılık faaliyetleri için önemli bilimsel veriler sunuyor. Araştırma kapsamında Malatya’nın iki farklı bölgesi olan Doğanşehir ve Battalgazi Uluköy’de, farklı karbonhidrat kaynaklarıyla (glikoz, sükroz ve ticari arı yemi) beslenen bal arısı kolonilerinden elde edilen arı sütleri detaylı şekilde incelendi. Yapılan analizler sonucunda, hem coğrafi konumun hem de beslenme yönteminin arı sütünün kalitesini belirleyen biyokimyasal ve uçucu bileşik profilini doğrudan etkilediği belirlendi. Araştırma kapsamında arı sütlerinde 50’den fazla uçucu organik bileşik tespit edildi ve bu bileşiklerin aroma, kalite ve potansiyel biyolojik etkiler açısından önemli rol oynadığı ortaya kondu. Bulgular, arı sütünün kimyasal profilinin üretim şartlarına bağlı olarak önemli ölçüde değişebildiğini göstererek kalite kontrol ve ürün standardizasyonu açısından önemli bir bilimsel temel sundu. Coğrafya fark oluşturuyor Ortaya çıkan en çarpıcı sonuçlardan biri, bölgedeki bitki çeşitliliğinin arı sütünün kalitesini doğrudan etkilemesi oldu. Tüm bu farklılıklar, arıların farklı beslenme yöntemlerine göre seçtikleri farklı botanik orijinlerden kaynaklandı. Doğanşehir’in zengin florası, arı sütünün en önemli kalite göstergesi olan 10-HDA (10-hidroksi-trans-2-dekenoik asit) maddesinin üretimini doğal olarak tetikliyor. Şeker tipi kaliteyi değiştiriyor En yüksek kalite Doğanşehir’de: Arı sütünün en önemli kalite göstergelerinden biri olan 10-HDA içeriği, Doğanşehir bölgesinde glikozla beslenen kolonilerde yüzde 2,77 ile en yüksek seviyeye ulaştı. Arı sütü üretiminde yaygın bir uygulama olan ek besleme, araştırmanın odak noktalarından biri idi. Bilimsel sonuçlar, sanılanın aksine her şekerin aynı etkiyi oluşturmadığını gösterdi. Glikoz ile beslenen arıların ürettiği arı sütünde, bağışıklık ve hücre yenileyici özelliğiyle bilinen 10-HDA oranının en yüksek seviyeye ulaştığı saptandı. Glikoz takviyesi, arı sütündeki koruyucu enzimlerin (invertaz ve katalaz), toplam protein, prolin ve 10-HDA miktarının da artmasını sağladı. Sükroz (çay şekeri) ile beslenen gruplarda enzim aktivitelerinin daha düşük kaldığı gözlemlendi. Bölgesel etkiler: Doğanşehir’in çevresel şartlarının 10-HDA üretimini teşvik ettiği, Uluköy’ün ise zengin polen ve nektar çeşitliliği sayesinde toplam amino asit üretimini desteklediği gözlemlendi. Antioksidan kapasitesi: Beslenme rejiminin arı sütünün fenolik bileşik profili ve antioksidan kapasitesi üzerinde önemli değişimlere yol açtığı tespit edildi. Araştırmacılar, elde edilen sonuçların arı sütü üretiminde besleme stratejilerinin optimize edilmesi, ürün kalitesinin artırılması ve coğrafi köken doğrulaması gibi alanlarda önemli katkı sağlayacağını vurguluyor. Çalışma, endüstriyel karbonhidrat kaynaklarının arı sütünün biyokimyasal yapısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koyarken, glikoz takviyesinin arı sütü kalitesini artırmak için etkili bir üretim stratejisi olabileceğini gösteriyor. Elde edilen veriler, Türkiye’de sınırlı miktarda üretilen arı sütünün daha yüksek katma değerle üretilmesi ve uluslararası pazarda rekabet gücünün artırılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Arıcılığa ve ekonomiye büyük katkı Türkiye, arıcılıkta dünya devlerinden biri olmasına rağmen arı sütü üretimi henüz istenen seviyede değil. Bu çalışma, arıcılara ürün kalitesini artırmak için bilimsel bir "besleme takvimi" sunuyor. Bilim insanları, doğru lokasyon ve doğru karbonhidrat kaynağı seçimiyle Türkiye’nin yıllık arı sütü rekoltesinin ve kalitesinin katlanabileceğini vurguluyor. Tüketiciye uyarı: Suistimallere dikkat Araştırma, arı sütünün kalitesindeki hassasiyeti de ortaya koydu. Bilim heyeti, bu değerli ürünün suistimal edilmeye açık olduğunu hatırlatarak şu uyarılarda bulundu: Analiz şart: Sadece rengine ve tadına bakarak arı sütünün kalitesi anlaşılamaz. Mutlaka laboratuvar onaylı 10-HDA oranlarına bakılmalı. Saklama şartları: Arı sütü biyokimyasal olarak çok hassastır. Araştırmada kullanılan tüm örnekler eksi 18 derecede korunmuştur; oda sıcaklığında bekletilen ürünlerde bu mucizevi bileşenler hızla kaybolur. Doğallık aldatmacası: Tamamen doğal ortamda, ek besleme yapılmadan üretilen kontrol gruplarında bazı değerlerin daha düşük çıkması, kontrollü bilimsel beslemenin "kaliteyi standardize etmek" için bir gereklilik olduğunu gösterdi. Ancak bu durum, merdiven altı şuruplarla yapılan üretimle karıştırılmamalıdır. Çalışmanın sonuçları, arı sütünün sadece bir gıda takviyesi değil, aynı zamanda apiterapide (arı ürünleriyle tedavi) kullanılacak tıbbi bir materyal olarak standartlaştırılması gerektiğini kanıtlıyor. Bölgesel farklılıkların (toprak yapısı, botanik orijin) arı sütünün "fenolik bileşiklerini" yani antioksidan gücünü ve enzim içeriklerini değiştirmesi, Malatya gibi illerin bu konuda özel bir marka haline gelebileceğinin sinyalini veriyor. Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Recep Bentli, üniversite olarak Malatya’da tarım ve hayvancılık alanında bilimsel çalışmalarla üretime katkı sağlamaya devam edeceklerini belirterek araştırmada emeği geçen akademisyenlere teşekkür etti.
Kocaeli Gölcük’te kadın el emeği satış mağazası için çalışmalar başladı Gölcük Belediyesi tarafından kadınların ekonomik hayata katılımını desteklemek ve el emeği ürünlerin satışına imkan sağlamak amacıyla hayata geçirilen "Kadın El Emeği Satış Mağazası" projesinde inşaat çalışmaları başladı. Gölcük Belediyesi, kadın istihdamını artırmaya yönelik projeleri kapsamında İpekyolu Bulvarı üzerinde yeni bir satış merkezi inşa ediyor. Kadınların kurslarda ve evlerinde ürettikleri ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabileceği modern mağazanın yapımına başlandı. Eski hobi bahçelerinin bulunduğu alanda 140 metrekarelik bina olarak tasarlanan mağaza; İpekhan Kafe’nin alt kısmında, yapımı planlanan Mola Evi’nin ise karşısında yer alacak. Belediye ekiplerinin hızla başladığı çalışmaların 2 ay içerisinde tamamlanarak merkezin hizmete açılması hedefleniyor. Başta belediye bünyesindeki GÖLMEK ile KOMEK kursiyerleri olmak üzere tüm üretken kadınlara açık olacak mağaza, hem aile ekonomisine katkı sağlayacak hem de ilçenin yerel ticaretine hareketlilik getirecek. Üretimin her aşamasında yer alan kadınların yanında olmaya devam edeceklerini belirten Gölcük Belediye Başkanı Ali Yıldırım Sezer, "Emeğiyle, alın teriyle ve azmiyle hayatın her alanında var olan kadınlarımız için üretmeye ve destek olmaya devam ediyoruz. Bu mağaza, kadınlarımızın el emeğine değer katacak önemli bir adım olacak. Tüm hemşehrilerimize ve özellikle emekçi kadınlarımıza şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
İzmir Ege’nin elektrik altyapısında yeni dönem İzmir ve Manisa’nın elektrik altyapısını yöneten Gdz Elektrik, artan talebi karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı riskleri yönetmek için kapsamlı bir yatırım süreci başlatıyor. Şirket, 5 yıllık plan kapsamında, dağıtım altyapısını güçlendirmeyi ve dijital izleme sistemleriyle altyapı yönetimini modernize etmeyihedefliyor. Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, "İzmir ve Manisa’da, artan enerji talebini karşılamak ve sistemi iklim etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmek için yatırımlarımızı hızlandırıyoruz" dedi. Türkiye’nin öncü gruplarından Aydem Enerji bünyesinde faaliyet gösteren Gdz Elektrik, altyapı yatırımları ve dijitalleşme adımlarıyla operasyonlarını geliştiriyor. Şirket, dağıtım ağını uçtan uca izleyebilen ve yönetebilen entegre sistemlerle hem fiziksel hem de teknolojik altyapısını güçlendiriyor. İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, sektörün dönüşümü ve şirketin yatırım planları konusunda değerlendirmelerde bulundu. Yeni dönemde stratejik odağın, müşteri memnuniyeti ile kesintisiz ve güvenli enerji arzı olduğunu belirten Bayramoğlu, altyapının güncel ihtiyaçlara göre güçlendirilmesi ve dijital sistemlerle daha etkin şekilde yönetilmesini planladıklarını ifade etti. Bayramoğlu, "Yatırımlarımızı güvenli ve kesintisiz enerji hedefiyle şekillendiriyoruz. Altyapıyı güçlendirirken,yerli ve yenilikçi teknolojileri önceliklendirip dağıtım sistemine müdahale hızını artırıyoruz" dedi. "En büyük önceliğimiz, müşterilerimizin elektriğe güvenli ve kesintisiz şekilde ulaşması. Hizmet kalitesini sürekli artırmak için yenilikçi projeleri devreye almayı sürdürüyoruz. 2026, yeni yatırım dönemimizin başlangıcı olması sebebiyle stratejik açıdan kritik önem taşıyor" diyen Bayramoğlu planlanan yatırımlara ilişkin detayları paylaştı. Ege’de elektrik altyapısına 64,2 milyar TL’lik yatırım 2025 yılında yaklaşık 18,3 TWh saat enerji dağıtımıyla Türkiye tüketiminin yüzde 8,1’ini karşılayan Gdz Elektrik, İzmir ve Manisa’da artan enerji talebini karşılamak ve iklim değişikliğinin ortaya çıkardığı risklere karşı alt yapıyı güçlendirmek için 2026-2030 döneminde kapsamlı bir yatırım programı yürütecek. Şirket, 5 yılda toplam 64,2milyar TL yatırım planlıyor. Gdz Elektrik bölgede yaklaşık 124 bin kilometre hat ağı ve 38 bin adet trafo üzerinden 6 milyon nüfusa hizmet sağlıyor. Planlanan yatırımların hedefi, altyapının dayanıklılığını artırmak, hizmet sürekliliğini güvence altına almak ve artan enerji talebini karşılamak. Çalışmalarla, şebeke dayanıklılığının artırılması, aşırı hava şartlarında kesintilerin engellenmesi ve yenilenebilir enerji kaynaklarının entegrasyonunun güçlendirilmesi sağlanacak. Program kapsamında ekonomik ömrünü tamamlayan şehir içi hava hatlarının yer altına alınması, yeni trafo merkezlerinin devreye alınması, güçlendirilmesi ve kapasite artışının sağlanması öne çıkıyor. Bu sayede hizmetin kaliteli ve kesintisiz karşılanması hedefleniyor. Kesintilerle mücadelede kalıcı dönüşüm planı Şirketin dönüşüm sürecinde öncelikli başlıklarından biri kesintilerin önlenmesi. Yürütülen yenileme ve dijital izleme çalışmalarıyla, yaşanabilecek arızalara müdahaleler hızlanırken, muhtemel arızaları önceden tespit eden bir yapıya dönüşüm de sağlanacak. Mevcut SCADA ve IoTuygulamaları geliştirilirken yapay zeka destekli yaklaşımlarla şebekeyi gerçek zamanlı olarak izleyen Gdz Elektrik, muhtemel arıza risklerini önceden belirlemeyi hedefliyor. Şebeke modernizasyonu ve dijital izleme sistemlerinin devreye alınmasıyla, bu hedefin kalıcı bir iyileşmeye dönüştürülmesi planlanıyor. Bu anlayışla, dağıtım sisteminin modernizasyonuna odaklandıklarını belirten Bayramoğlu, "Artık önemli olan sahayı sadece izlemek değil sahada olacakları öngörmek. Bölgedeki 863 trafo merkezi 5 bin 147 hattı izliyor, gerçek zamanlı veri takibi yapıyoruz" diye konuştu. Sayaçlar otomatik sistemlerle okunuyor Bayramoğlu, 2026 itibarıyla bölgedeki tüm kullanım noktalarında elektronik sayaç dönüşümünün tamamlandığını, 100 bin noktada ise tüketimin otomatik okuma sistemleri ile uzaktan izlenebildiğini söyledi. Sistemle birlikte bazı operasyonların uzaktan yürütülebildiğini ve saha ekiplerinin yükünün azaldığını ifade etti. GSM şebekesi dışında kalan kimi kırsal bölgelerde ise uydu üzerinden sayaç okuma sisteminin bir pilot uygulama ile devreye alındığını ve sistemin yaygınlaştırılması için yatırımların devam ettiğini belirten Bayramoğlu, uygulamanın Aydem Enerji dağıtım şirketleri bünyesinde Türkiye’de ilk olduğunu vurguladı. Bayramoğlu, "Milli Akıllı Sayaç Sistemi (MASS) entegrasyonuyla 2026 yılı içinde yaklaşık 400 bin tüketim noktası ilavesi ile otomatik sayaç okuma sistemlerinin yaygınlaştırılması çalışmaları devam edecek. Böylece 2030 yılı sonuna kadar yaklaşık 2 milyon tüketim noktası uzaktan izlenebilir hale gelecek. Bu da kullanım noktalarının yüzde 50‘den fazlasının sisteme dahil olması anlamına geliyor" dedi.
Balıkesir Edremit’te eğitimde güvenlik zirvesi Balıkesir’in Edremit Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında toplanan ilçe protokolü, okullardaki güvenlik önlemlerini masaya yatırdı. Toplantıda, öğrencilerin huzuru için emniyet, jandarma ve milli eğitim unsurlarının tam koordinasyon içinde çalışması kararlaştırıldı. Balıkesir’in Edremit ilçesinde, 2026 yılı eğitim-öğretim döneminin huzur ve güven ortamında sürdürülebilmesi amacıyla "Okullarda Güvenlik Tedbirleri" toplantısı düzenlendi. Edremit Anadolu Lisesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvede, okul içleri ve çevrelerinde alınacak ek önlemler karara bağlandı. İlçe Kaymakamı Ahmet Odabaş başkanlığında düzenlenen toplantıya; İlçe Emniyet Müdürü Burak Lehimer, İlçe Jandarma Komutanı Yarbay Serkan Özdemir, İlçe Millî Eğitim Müdürü Ramazan Esmen ile ilçede faaliyet gösteren resmi ve özel tüm okul ve kurum yöneticileri katıldı. Toplantıda, mevcut güvenlik tedbirleri titizlikle değerlendirilirken, öğrencilerin okul yolunda ve okul bahçesinde karşılaşabileceği risklerin minimize edilmesi hedeflendi. Özellikle okul çevrelerindeki şüpheli şahıslar, trafik güvenliği ve madde bağımlılığı ile mücadele konularında emniyet ve jandarma birimlerinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verildi. Kaymakam Odabaş, eğitim ortamlarında güvenliğin sadece kolluk kuvvetleriyle değil, okul idarecileri ve velilerin de dahil olduğu bir iş birliğiyle en üst seviyeye çıkarılacağını vurguladı. Öğrencilerin sadece akademik başarıya değil, kendilerini güvende hissettikleri bir ortamda eğitime odaklanmalarının önemine değinilen toplantıda, koordinasyonun sürekliliği noktasında görüş birliğine varıldı. Okul yöneticilerine, çevrelerindeki olumsuz durumlara karşı anında bildirim yapmaları ve teknolojik imkanların (kamera sistemleri vb.) etkin kullanılması talimatı verildi. Toplantı, okul müdürlerinin görüş ve önerilerinin dinlenmesinin ardından, daha güvenli bir Edremit için kararlılık mesajıyla sona erdi.