ASAYİŞ - 03 Ocak 2026 Cumartesi 17:24

Motosiklet otomobile saplandı

A
A
A
Motosiklet otomobile saplandı

Samsun’da meydana gelen trafik kazasında motosiklet otomobile saplandı.


Kaza, İlkadım ilçesi Cumhuriyet Caddesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, ara yoldan caddeye dönen 55 AOE 488 plakalı Fiat Egea marka otomobil ile 55 ALU 866 plakalı Mondial 125 UAG model motosiklet çarpıştı. Kaza maddi hasarla atlatıldı.


Kazanın ardından ilginç bir görüntü oluştu. Motosiklet, otomobilin ön çamurluğu ile kapısı arasına saplandı. Kaza sonrası ortaya çıkan görüntüyü çevredeki vatandaşlar dikkatle izledi.



Motosiklet otomobile saplandı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Yolunu şaşıran kuğu, Ankara’da bir evin bahçesine düştü Ankara’nın Elmadağ ilçesinde evin bahçesine düşen kuğu, bir gün boyunca ev sahibinin misafiri oldu. Olay, dün Elmadağ ilçesi Hasanoğlan Mahallesi’nde meydana geldi. Bahçe sahibinin arkadaşı Uğur Özbek’in iddialarına göre göç esnasında bir kuğu, sebebi bilinmeyen nedenlerden dolayı evin bahçesine düştü. Yerde hareketsiz şekilde yatan kuğuyu eve geldiğinde fark eden bahçe sahibinin arkadaşı Uğur Özbek, kuğuya zarar vermeden kümese koyduğunu, yemini, suyunu ve barınma ihtiyacını karşıladıktan sonra yetkililere haber verdiğini belirtti. Kuğuyu götürmek için gelen yetkililer, yaptığı incelemelerde kuğunun herhangi bir sağlık sorununun bulunmadığını ve kuğunun neden düştüğünü yapılacak incelemeler sonucunda netlik kazanacağını belirtti. "Ankara’da kimsenin başına gelmeyecek bir olay ama bizim başımıza geldi" Dün bahçeye geldiğinde kuğuyu fark eden bahçe sahibinin arkadaşı Uğur Özbek, kuğuya zarar vermeden bir gün boyunca misafir ettiklerini belirterek, "Dün bahçeye kuşları beslemek için geldiğimizde bir tane kuş gördük. İlk başta kaz sandık ama sonrasında kuğu olduğunu anladık. Ondan sonra biraz besledik. Sonrasında Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nü aradık. Bugün de aldılar götürdüler. Hayvan doğaya emanet edildi. Arpa, buğday ve mısır ile besledik. Bu hayvanlar çok uzak yoldan geldiği için düşüyor zaten. Ankara’da kimsenin başına gelmeyecek bir olay ama bizim başımıza geldi. Bu hayvan şanslı bir yere düştü ve biz de doğaya teslim ettik"
Çanakkale Çanakkale Savaşları’nın Gazi Kalesi Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli ödülü EMYA 2026’ya aday Çanakkale Savaşları’nın yaşandığı Tarihi Gelibolu Yarımadası’nda bir asır sonra restorasyon çalışmalarıyla ayağa kaldırılan, Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin 3 Kasım 1914’te ilk bombaladığı yer olan ilk şehitlerin verildiği Seddülbahir Kalesi Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterildi. IV. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından yaptırılan Seddülbahir Kalesi, 17. yüzyıl kalesidir. Tarihin en kanlı savaşları arasında yer alan ve Mehmetçiğin kahramanlığı sayesinde ’Çanakkale Geçilmez’ destanının yazıldığı Çanakkale Savaşları’nda, Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, boğazın güvenliğinde çok önemli rol oynadı. 109 yıl önce ’yedi düvel’e karşı Mehmetçik ile beraber karşı koyan kale, isabet eden top atışlarıyla gazi oldu. Çanakkale Boğazı’nı geçmek isteyen itilaf devletlerinin gemilerinden atılan top mermileri ile büyük hasar alan Tarihi Gelibolu Yarımadası’ndaki Seddülbahir Kalesi, aradan geçen bir asırlık zaman diliminde doğa şartları nedeniyle zarar gördü. Harap haldeki kaleyi ayağa kaldırıp, açık hava müzesi haline getirmek için Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı’nca 2015 yılında başlatılan restorasyon ve çevre düzenlemesi çalışmaları tamamlandı. 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 108’inci yıldönümünde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ziyarete açıldı. Seddülbahir Kalesi Müzesinde, ziyaretçiler kalenin 17. yüzyıldan bugüne kadarki tarihi hakkında bilgilendiriliyor. Ziyaretçiler, Çanakkale Savaşları’nın ilk şehitlerinin yer aldığı kabristanı ziyaret edip, 1915 Çanakkale Savaşları’nın bu kalede yaşanan kısımlarını, o dönemin savaş malzemelerini, belgelerini inceleyebiliyor. Seddülbahir Kalesi’nin restorasyon ve kazı çalışmaları sırasında çıkan Osmanlı asker künyeleri, Fransız cep saati, Osmanlı el bombası, Krupp topu namlu temizleme harbisi, Fransız ve Senegal asker palaları, Osmanlı mavzer süngüleri, Osmanlı süngü kını, Osmanlı palaska barutluğu, Osmanlı, Fransız ve Avustralya Asker Üniforması kol düğmeleri, mermiler ve Fransız mühimmat sandığı ile savaşın izleri yaşatılıyor. Seddülbahir Kalesinin Avrupa’nın en prestijli müzecilik programlarından biri olan European Museum of the Year Award (EMYA) 2026’ya aday gösterilmesini değerlendiren Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Çanakkale Tarihi Alan’da bulunan Seddülbahir Kalesi, Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülüne aday oldu. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy’un da duyurduğu gibi, Haziran ayında İspanya’da yapılacak olan yarışmanın sonucunda Seddülbahir Kalesi’nin Avrupa’da yılın en iyi müzesi ödülünü alacağını düşünüyoruz. Tarihi Alan Başkanlığı olarak çok heyecanlıyız, çok da iddialıyız. Çünkü Tarihi Alan Başkanlığı olarak Çanakkale’deki bütün tarihi mekanları özgürlüğünü koruyarak ama modern bir bakışla ziyarete açık hale getiriyoruz ve bütün tarihi mekanlara müze konseptinde işlev veriyoruz. Bugüne kadar da çok başarılı işler ortaya çıktı" dedi. Seddülbahir Kalesi’nin tarihi bir derinliğe sahip olduğunu belirten Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, "Tabii ki Seddülbahir Kalesi’nin tarihi derinliği var. Seddülbahir Kalesi, yüzyıllar boyunca Çanakkale Boğazı’nın girişinde, Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş tarihi bir mekandır. Aynı zamanda Seddülbahir Kalesi, Çanakkale savaşları sırasında gazi olmuş, o büyük savaşa tanıtlık etmiş, o büyük zaferi görmüş gazi bir mekandır. Tarihi Alan Başkanlığı olarak restorasyonundan sonra 2023 yılında Sayın Cumhurbaşkanımızın da teşrifleriyle hizmete açmış olduğumuz Seddülbahir Kalesi çok kısa bir zaman içerisinde gerçekten çok ziyaret edilen ve o manevi atmosferi aktarabilen bir müze haline geldi. İçi çok özgün bir şekilde teşhir ve tanzim edildi. Bu da ilgili otoriterler tarafından değerlendirilerek Avrupa’da yılın en iyi müzesine EMYA ödülüne aday gösterildi. Umuyorum ki hem Çanakkale’nin hem de Türkiye’nin yüzünü ağartacak bir ödülle, Avrupa’nın en iyi müzesi ödülüyle döneriz Türkiye’ye. Biz de Tarihi Alan Başkanlığı olarak büyük bir mutluluk duyarız. Bütün çalışmalarımızda Kültür ve Turizm Bakanlığımızın, Sayın Cumhurbaşkanımızın her zaman desteğini görüyoruz. Çanakkale Tarihi Alan’ı dünyanın en iyi korunmuş, en büyük açık hava müzesi haline getirmek istiyoruz" diye konuştu. Seddülbahir Kalesi yapımında bir kadın dokunuşu olduğunu ve bunun da kalenin özelliğini arttırdığını kaydeden İsmail Kaşdemir sözlerine şöyle devam etti: "Seddülbahir Kalesi aynı zamanda bir savunma yapısı olarak bir hanımefendi, bir kadın tarafından yaptırılmıştır. Bu da Türk tarihinde çok önemli bir noktadır. 4. Mehmet’in annesi Hatice Turhan Sultan tarafından inşa ettirilmiş bu kale, yıllarca hem Çanakkale Boğazı’na muhafızlık etmiş, hem de Mehmetçiğin ayak izlerine sahip olmuş, hem de tarihi hatıraları duvarlarında barındıran tarihi bir mekandır. Dolayısıyla Seddülbahir Kalesi’nin aynı zamanda bir kadın tarafından yaptırılmış olması da kalenin özelliğini arttırmaktadır." Seddülbahir Kalesi Çanakkale’nin Eceabat ilçesine bağlı Seddülbahir Köyü’nde yer alan, 1. derece arkeolojik-askeri-harp tarihi-kentsel sit alanında bulunan Seddülbahir Kalesi, Gelibolu Yarımadası’nın en güney ucunda bulunmaktadır. Kale, Tarihi Alan içinde yer almakta olup Boğaz’a girişte Ertuğrul (Cape Helles) ve Morto Koyları arasında kalan burun üzerindedir. Seddü’l-bahr yani ’denizin seddi’ anlamına gelen yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda konumlanmış kalenin Venedik saldırılarına karşı 17’nci yüzyılda, Osmanlı tarihinde banisi (yaptıranı) kadın olan ilk askeri yapı olma özelliği taşıması bakımından önemli olup, Hatice Turhan Sultan (IV.Mehmed’in annesi) tarafından 17. Yüzyılda inşasına başlanmıştır. Kale, topografik durumu nedeniyle asimetrik düzensiz bir plan özelliğine sahiptir. Kalenin dört köşesinde birer, kuzey batı köşesinde de bir olmak üzere 5 burcu vardır. Bu burçlar birbirlerine sur duvarlarıyla bağlanmıştır. Kalede güney doğudan kuzey batıya 3 kademeli sur ile hisar peçe oluşur.
İstanbul Japonya’daki raylı sistem Türkiye’de Japon Konutları’nda Raylı sistem olarak bilinen sismik izolatörlü yapıları projelerinden kullandıklarını belirten Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, "Biz, projelerimizde sismik izolatör kullanıyoruz. Teknik olarak bina ve zemin arasında yer alan izolatör zeminde yaşanan depremin ve etkilerinin yukarıda bulunan yaşam alanlarında çok az hissedilmesini sağlıyor. Böylece can ve mal güvenliği korunmuş oluyor ayrıca psikolojik olarak da bireylerin rahat yaşamasına katkı sağlıyor" dedi. Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri olan ‘Pasifik Ateş Çemberi’ üzerinde yer alan Japonya’da meydana gelen depremler ve akabinde yetkililerce tsunami uyarıları verildiği bilgilerini sıklıkla alıyoruz. En son geçtiğimiz ay Japonya’da 7,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi ve bu depremin ardından can kaybının yaşanmadığı ve yaralı sayısının ise yalnızca 50 olduğu açıklandı. Japonya’da depreme dayanıklı binalar ve deprem izolasyon sistemi ise yeniden merak konusu oldu. Yüksek inşaat mühendisi ve makine mühendisi olan Japon Konutları CEO’su Okan Hocaoğlu, Japonya’da geliştirilen bu uygulamaları, yerinde incelemelerini ve bu teknolojileri Türkiye’de inşa etmekte oldukları Japon Konutları projesine nasıl uyguladıklarını anlattı. Japonya’daki raylı sistem Türkiye’deki konut projesinde Raylı sistem olarak bilinen sismik izolatörlü yapılar Türkiye’de 100 yatak ve üzeri kapasitesi bulunan kamu hastanelerinde kullanılmaya uzun yıllar önce başlandı. Türkiye’de bu teknolojinin kullanıldığı ilk konut projelerinden biri ise Japon Konutları. Hocaoğlu ve ekibinin Japonya’da yerinde yaptığı incelemeler doğrultusunda hem Japonların konuya yönelik bakış açıları hem de geliştirdikleri teknolojiler örnek alınarak Türkiye’de yapılan konut projesinin ikinci etabına başlandı. İstanbul Sancaktepe’de yapımı devam eden konutların sismik izolatörlü ikinci etabı yoğun ilgi gördü. "Projelerimiz kontrollü hasar değil sıfır hasar prensibiyle geliştiriliyor" Hocaoğlu, depremde hasarsızlık ilkesi ile hareket ettiklerini belirterek, "Sıfır hasar statik anlamda kolon, kiriş, duvar, döşeme dahil hiç bir aksamın hasar almayacak şekilde tasarlanması prensibidir. Japonların bir sözü var: "Binalar insanları korumak için var" bina depremden öncede sonrada vatandaşa güven vermeli" şeklinde konuştu. Deprem izolasyonu Hocaoğlu sözlerine şöyle devam etti: "Türkiye’de raylı sistem olarak bilinen deprem izolasyonunun farklı yöntemleri var. Biz projelerimizde sismik izolatör kullanıyoruz. Teknik olarak bina ve zemin arasında yer alan izolatör zeminde yaşanan depremin ve etkilerinin yukarıda bulunan yaşam alanlarında çok az hissedilmesini sağlıyor. Deprem kuvvetinin altta sönümlenmesiyle insanların yaşadıkları alanda rahat bir şekilde depremi atlatmalarını sağlıyor. Böylece can ve mal güvenliği korunmuş oluyor ayrıca psikolojik olarak da bireylerin rahat yaşamasına katkı sağlıyor. "Güvenlik, konfor, huzur hedefliyoruz" Üretmekte olduğumuz Japon Konutları projelerini öncelikle sağlam zemin üzerine kurguluyoruz. Sismik izolatör kullanarak depremde sıfır hasar hedefliyoruz. Binalarımızda C40 ve üzeri beton kullanıyoruz. Tüm mühendislik ve mimari tasarımlarımızı hasarsızlık prensibi ile geliştiriyoruz. Japonya’da yaşanan bu depremde de önceki depremlerde de çok az hasarla süreç atlatıldı, bu da Japonların konuya bakış açısı ve geliştirdikleri izolatörlü, güvenli binalar sayesinde mümkün oldu."