SAĞLIK - 02 Haziran 2026 Salı 12:15

Pandemi sonrası gözden kaçan hastalık: Uzun süreli kovid

A
A
A
Pandemi sonrası gözden kaçan hastalık: Uzun süreli kovid

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, kovid-19 geçiren her 6 kişiden yaklaşık birinde görülen "uzun süreli kovid" tablosunun gözden kaçabildiğini belirterek, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon kişinin bu durumdan etkilenmiş olabileceğini söyledi.


Uzun süreli kovidin mevcut tahminlerin çok daha fazla insanı etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Özkaya, uzun süren halsizlik, yorgunluk, eklem ağrıları, gün içerisinde ani duygu durum değişiklikleri ve sık hastalanma gibi şikayetlerin özellikle pandemi sonrasında arttığına dikkat çekti. Geçen hafta yayımlanan bir araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Özkaya, "COVID-19 ile enfekte olan her 6 kişiden yaklaşık biri uzun süreli COVID geliştiriyor ve bu kişilerin neredeyse yüzde 90’ı kronik sağlık sorunları yaşamaya devam ediyor. Araştırmacılar, enfeksiyon sonrasında ortaya çıkan ve önceden var olan rahatsızlıklarla açıklanamayan semptomları inceleyerek uzun süreli COVID vakalarını belirledi" dedi.



"Yaklaşık 3 milyon kişi etkilenmiş olabilir"**


Türkiye’de 17 milyondan fazla kişinin kovid 19 enfeksiyonu geçirdiğinin düşünüldüğünü belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu rakamlar göz önüne alındığında yaklaşık 3 milyon insanımızın uzun süreli COVID şikayetleriyle yaşamını sürdürdüğünü tahmin ediyoruz. Pandemi sona ermiş olsa da COVID-19 halen görülmeye devam ediyor ve buna bağlı uzun süreli kovid yükü de artıyor" diye konuştu.


Çalışmada uzun süreli COVID tanısı alan hastaların yaklaşık yüzde 90’ında sürekli klinik takip ve tedavi gerektiren en az bir kronik hastalık geliştiğinin ortaya konulduğunu ifade eden Özkaya, hastalarda solunum, sindirim sistemi ve sistemik belirtilerin yaygın olarak görüldüğünü kaydetti.



Tiroid ve metabolik sorunlar dikkat çekiyor


Araştırmanın, uzun süreli COVID’in belirtilerinin bölgelere göre farklılık gösterebildiğini de ortaya koyduğunu belirten Özkaya, bazı bölgelerde tiroid hastalıklarının daha sık görülürken, bazı bölgelerde ise prediyabet ve hiperglisemi gibi metabolik bozuklukların ön plana çıktığını söyledi. Uzun süreli COVID vakalarının tanı konulmasında güçlük yaşandığını vurgulayan Özkaya, "Bu hastalar daha iyi gözetim ve kişiye özel tedaviler gerektiriyor. Ancak ’Long COVID’ için özel bir tanı kodunun bulunmaması nedeniyle birçok hasta farklı branşlara başvurmasına rağmen gözden kaçabiliyor" şeklinde konuştu.



"Doktorlar uzun süreli kovid ihtimalini göz önünde bulundurmalı"


Kardiyologların otonom sinir sistemi bozuklukları, endokrinologların metabolik hastalıklar, nörologların açıklanamayan bilişsel sorunlar, göğüs hastalıkları uzmanlarının nefes darlığı ve derin nefes alma isteği, psikiyatristlerin duygu durum bozuklukları, aile hekimlerinin ise sık hastalanma şikayetleriyle gelen hastalarda uzun süreli kovid ihtimalini değerlendirmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, "Bu hastalar, COVID-19 enfeksiyonu ile ilişkilendirilemeyen ancak aslında uzun süreli COVID tablosunun bir parçası olan vakalar olabilir" ifadelerini kullandı.


Uzun süreli kovid 19’un giderek daha önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayan Özkaya şunları söyledi: "Bu durum daha iyi gözetim, koordineli bakım ve yeni tedavi yaklaşımlarını gerekli kılıyor. Ayrıca farklı kişilerin farklı semptomlar yaşadığı unutulmamalı, tedavi süreçleri kişiye özel planlanmalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın "Kontrolsüz teknoloji ve ekran çocuklarda problemlere yol açıyor" Uzmanlar, kontrolsüz teknolojik ürün kullanan çocuklarda bağımlılıktan, davranış bozukluğuna kadar birçok olumsuzluğun yaşanabileceğini belirterek çocukların bilgisayar, telefon ve diğer teknolojik ürünlerle uzun süre vakit geçirmesine müsaade edilmemesini önerdi. Dijital cihazlarla çok vakit geçiren çocukların derslere uyum sağlamakta sıkıntı yaşadığını belirten uzmanlar, çocukların daha mutlu vakit geçireceği düşünülerek kontrolsüz teknolojik ürün kullanmasına müsaade edilmesinin daha sonra problemlere neden olduğunu belirtti. Yapılan araştırmalara göre, çocukların ekran karşısında geçirdikleri sürenin giderek arttığı bu durumun çocukları hem ruhsal hem de bedensel açıdan olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Teknolojiden yararlanmak isterken, çocuğun sadece dijital bir dünyada yaşaması çocuk için tehlike arz eder. Çocukların yaşına uygun olmayan internet ortamlarında vakit geçirmesi, sosyal, psikolojik ve bedensel faaliyetlerinde zayıflıklar olması, öğün atlaması, birçok konuya karşı isteksizlik yaşaması bağımlılığın belirtilerinden olabilir" diyerek günümüz sorunlarından birinin de internet bağımlılığı olduğunu söyledi. "Eğitim hayatını da olumsuz etkiliyor" İnternet ya da ekran bağımlılığı olarak adlandırılan dijital bağımlılığın çocuğun eğitim hayatını da olumsuz etkilediğini kaydeden uzmanlar, "Telefon, tablet, televizyon ve bilgisayar ekranları karşısında çok fazla zaman geçirilmesiyle oluşan bedensel, psikolojik, duygusal ve sosyal sıkıntıların baş göstermesi ve giderek artması bağımlılık olarak adlandırılabilir. Ekran/internet bağımlılığı olan çocuklar bu platformlarda geçirecekleri zamanı kontrol edemez, normalde yaptığı faaliyetlerden ve kurduğu ilişkilerden keyif alamaz. Buna bağlı olarak, eğitim hayatında düşüşler görülebilir, bunun yanında aşırı kilo kaybı veya obezite durumu ortaya çıkabilir. Aile ve arkadaşlık ilişkileri zayıflar bedensel ve sıkıntılar yaşar. Bu nedenle çocukların ekran karşısında geçirdikleri zamanın ailesi tarafından çok iyi kontrol edilmesi gerekir. Bunun yanında aileler de çocuklarına örnek olmalı ekrana düşkün çocukların da içinde yer alacağı etkinlikler yapılmalıdır. Bunun yanında çocukların internette nerede vakit geçirdiği, hangi sitelere girdiği, hangi oyunları oynadığı da önemlidir. Yaşına uygunluğunu, süresini, içeriğini ebeveynlerin daimi olarak kontrol etmesi gerekir" diyerek çağın hastalığı haline gelen internet bağımlılığına karşı anne babaları uyardı.
Samsun Cildiye uzmanı uyardı: "Yaz aylarında cilt sağlığını korumak mümkün" Yaz aylarında cildin yalnızca güneş ışınlarına değil, aynı zamanda sıcak hava, artan nem oranı ve deniz-havuz suyuna da maruz kaldığına dikkat çeken Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, "Yaz ayları cildimizin en çok güneşe maruz kaldığı ve çevresel faktörlerden en fazla etkilendiği dönemlerden biridir. Güneş ışınlarının etkisi, sıcaklık ve nem oranlarının artması, havuz veya deniz suyu ile sürekli temas cildimize ekstra bir yük bindirir. Bu nedenle yaz aylarında cilt bakım rutinini yeniden gözden geçirmek ve cildi korumaya yönelik önlemler almak büyük önem taşır" dedi. Yaz aylarında artan sıcaklık, yoğun güneş ışınları, nem oranındaki yükseliş ve deniz-havuz kullanımı cilt sağlığını doğrudan etkileyebiliyor. Uzmanlar, bu dönemde kullanılan cilt bakım ürünlerinden yaptırılan estetik ve dermokozmetik işlemlere kadar birçok konuda daha dikkatli olunması gerektiğini belirtiyor. Liv Hospital Samsun Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz aylarının cildin çevresel faktörlerden en fazla etkilendiği dönemlerden biri olduğunu belirterek önemli uyarılarda bulundu. "Güneş, sıcaklık ve nem cilt üzerindeki yükü artırıyor" Yaz aylarında cildin yalnızca güneş ışınlarına değil, aynı zamanda sıcak hava, artan nem oranı ve deniz-havuz suyuna da maruz kaldığını dile getiren Uzm. Dr. Tatar, "Yaz ayları cildimizin en çok güneşe maruz kaldığı ve çevresel faktörlerden en fazla etkilendiği dönemlerden biridir. Güneş ışınlarının etkisi, sıcaklık ve nem oranlarının artması, havuz veya deniz suyu ile sürekli temas cildimize ekstra bir yük bindirir. Bu nedenle yaz aylarında cilt bakım rutinin yeniden gözden geçirmek ve cildi korumaya yönelik önlemler almak büyük önem taşır" diye konuştu. "Güneş koruyucu kullanımı ihmal edilmemeli" Yaz döneminde cilt bakımında daha hafif ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, güneş koruyucu kullanımının ise günlük rutinin vazgeçilmez bir parçası olması gerektiğini söyledi. Uzm. Dr. Tatar, "Yazın cilt bakım rutininizde hafif nemlendirici ve koruyucu ürünler ön plana çıkmalıdır. Güneş koruyucu kremler bu dönemde cilt bakımının vazgeçilmezidir. Günlük kullanımda yüksek koruma faktörlü ürünler tercih edilmelidir. Bunun yanında su bazlı nemlendiriciler ve antioksidan içerikli serumlar cildin nem ihtiyacını karşılamaya ve çevresel zararlara karşı korunmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Yaz aylarında bazı işlemler güvenle uygulanabiliyor" Yaz aylarında dermokozmetik işlemlerin tamamen bırakılması gerektiği yönündeki düşüncenin doğru olmadığını söyleyen Uzm. Dr. Tatar, "Bazı uygulamalar uygun şartlarda güvenle yapılabilir. Cildi yenilemek, mat görünümü azaltmak, cilt tonunu eşitlemek, lekelenme sorunlarını hafifletmek veya yaşlanma belirtileriyle mücadele etmek amacıyla yaz aylarında da uygulanabilecek çeşitli dermokozmetik işlemler bulunmaktadır. Ancak işlem öncesinde cilt yapısı ve çevresel şartlar mutlaka değerlendirilmelidir. Özellikle güneşin etkisi altında olan cildinizin hassasiyetini göz önünde bulundurmalısınız. İşlem sonrası cildinizi güneşten korumak ve iyileşme sürecine dikkat etmek en az işlem kadar önemlidir" ifadelerini kullandı. "Mezoterapi cildin nem ve ışıltı desteğine katkı sağlıyor" Yaz aylarında tercih edilen uygulamalardan birinin mezoterapi olduğundan bahseden Uzm. Dr. Tatar, "Mezoterapi, cilt altına vitamin, mineral ve aminoasit gibi maddelerin enjekte edilmesiyle cildin canlanmasını sağlar. Özellikle yüz, boyun ve dekolte bölgelerinde uygulanabilir. Yaz aylarında yıpranmış cildi kış dönemine hazırlamanın ve tatil sonrası azalan cilt parlaklığını yeniden kazandırmanın etkili yollarından biridir. Cilt altına verilen bu besleyici maddeler, cildin nem dengesinin korunmasına ve parlaklığının artırılmasına katkı sağlar. İşlem yapıldığı gün deniz ve havuz gibi aktiviteler önerilmemektedir. Sonrasında ise güneşten korunma şartıyla günlük yaşama devam edilebilir" şeklinde konuştu. "BBL tedavileri yazın da tercih edilebilir" Broad Band Light (BBL) uygulamalarının cilt yenileme ve ton eşitleme amacıyla kullanılabildiğini belirten Uzm. Dr. Tatar, "BBL tedavileri cilt yenileme, lekelenme sorunlarının azaltılması ve cilt tonunun eşitlenmesi amacıyla uygulanmaktadır. İşlem sırasında ağrı oldukça azdır ve günlük yaşama hızlı dönüş sağlanabilir. Özellikle bronzlaşmamış ciltlerde yaz-kış uygulanabilen bu yöntem sonrasında güneşten korunmaya dikkat edilmelidir" açıklamasında bulundu. "Botoks ve dolgu uygulanabilir" Botoks ve dolgu uygulamalarının yaz aylarında da sık tercih edildiğini ifade eden Uzm. Dr. Tatar, şu bilgileri paylaştı: "Botoks uygulamaları yalnızca mimik hareketlerine bağlı oluşan kırışıklıkların tedavisinde değil, aşırı terleme şikâyetlerinin azaltılmasında da kullanılabilmektedir. Dolgu uygulamaları ise cilde hacim kazandırarak daha genç bir görünüm elde edilmesine yardımcı olur. Bu işlemler güneş ışığına bağlı leke riskini artırmaz. Ancak uygulama sonrası bölgenin güneşten korunması önemlidir. Lazer epilasyon istenmeyen tüylerden kurtulmanın en etkili yöntemlerinden biridir. Yaz aylarında düşük enerji modlarıyla uygulanabilir. Ancak işlem sonrasında cilt güneşe karşı daha hassas hale gelir. Bu yüzden birkaç hafta boyunca güneşten kaçınılmalı ve cilt mutlaka güneş koruyucu ürünlerle korunmalıdır. Hangi işlem uygulanırsa uygulansın, işlem sonrası güneşten korunma kurallarına uyulması gerekir. Yaz aylarında planlanan dermokozmetik uygulamalar mutlaka uzman değerlendirmesi sonrasında yapılmalıdır."
Samsun Adliyede görülen dava sonrası ortalık karıştı: 8 kadın gözaltına alındı Samsun Adliyesi’nde görülen kasten yaralama davasının ardından taraflar arasında çıkan kavga paniğe neden oldu. Olayda sinir krizi geçirerek intihara kalkıştığı belirtilen bir kadın hastaneye kaldırılırken, 8 kadın ise gözaltına alındı. Edinilen bilgiye göre, Samsun Adliyesi 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bir tutuklu sanığın da bulunduğu kasten yaralama davasının görülmesinin ardından taraflar arasında gerginlik yaşandı. Duruşmanın yapıldığı adliyenin 4. katındaki mahkeme koridorunda, tutuklu yakını olduğu öğrenilen Y.E.A. adlı kadın sinir krizi geçirdi. İddiaya göre genç kadın bir süre sonra intihara kalkıştı. Olay yerine müdahale eden adliye polisi, kadını sakinleştirerek güvenli alana çıkardı ve sağlık ekiplerinden yardım istedi. İlk çağrılan ambulansın müdahalesini kabul etmediği öğrenilen kadın, bir süre sonra yeniden fenalaştı. Adliye önünde baygınlık geçiren Y.E.A. için tekrar ambulans çağrıldı. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından kadın hastaneye kaldırıldı. Bu sırada davanın tarafı olan kadınlar arasında adliye önünde kavga çıktı. Kısa sürede büyüme eğilimi gösteren kavgaya adliye polisi müdahale ederek olayın daha fazla yayılmasını önledi. Yaşanan arbede sırasında polis ekiplerine de mukavemette bulunulduğu öğrenildi. Olayların ardından yaşları 18’in altında olan 2 kişi ile birlikte toplam 8 kadın gözaltına alınarak Gazi Polis Merkezi’ne teslim edildi. Gözaltına alınan kadınlardan 2’si hakkında ayrıca polise mukavemet suçundan da yasal işlem başlatıldığı öğrenildi. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor.